Nvidia, kuantum bilgisayarlarda hatayı sıfıra indirecek!

0

Quantum Machines ve Nvidia, kuantum bilgisayarlar için hata düzeltme konusundaki engelleri aşmaya yönelik önemli bir adım attı. Yaklaşık bir buçuk yıl önce duyurulan ortaklıkları, Nvidia’nın güçlü DGX Quantum platformu ve Quantum Machines’in gelişmiş kuantum kontrol donanımını bir araya getirmişti. Son olarak bu iş birliği, Rigetti kuantum çipindeki kübitleri kalibre etmek için Nvidia’nın hazır bir pekiştirmeli öğrenme modelini kullanarak başarılı sonuçlar elde etti.

Nvidia, kuantum bilgisayarlarda hatayı sıfıra indiriyor

Quantum Machines’in kurucusu ve CTO’su Yonatan Cohen, şirketin uzun zamandır kuantum işlemcileri kontrol etmek için klasik bilgi işlem motorlarını kullanmayı hedeflediğini belirtti. Ancak, küçük ve sınırlı klasik bilgisayarlar yerine Nvidia’nın DGX platformunun yüksek işlem gücü, çok daha kapsamlı bir kontrol sağladı. Bu projede hedef, esas olarak kübitlerin rotasyonunu kontrol eden “π darbeleri”nin sürekli olarak kalibre edilmesi oldu. Bu süreç, kuantum bilgisayarların yüksek doğrulukta çalışmasını sağlarken hata düzeltmeye giden yolda önemli bir adım olarak görülüyor.

Kalibrasyon, başlangıçta bir defalık bir işlem gibi görünse de aslında kuantum bilgisayarların performansı sürekli olarak değişim gösterir. Cohen, bu değişkenliği azaltarak sürekli yüksek doğrulukta işlem yapılmasının, kuantum hata düzeltme için gerekli olduğunu vurguladı. Pekiştirmeli öğrenme, bu gibi yoğun hesaplama gerektiren sürekli kalibrasyon problemlerini çözmek için son derece etkili bir yöntem olarak kullanıldı.

Nvidia’nın kuantum bilgi işlem ürün müdürü Sam Stanwyck, kuantum bilgisayarların ölçeklenmesiyle birlikte ortaya çıkan yoğun hesaplama problemlerinin bu tür bir süper bilgi işlem gücünü gerektirdiğini belirtti. Stanwyck, DGX Quantum platformunun düşük gecikme süresi ile bu tür hesaplamaları gerçekleştirmek için gereken altyapıyı sunduğunu ifade etti. Hatta, kalibrasyondaki küçük bir iyileştirmenin bile hata düzeltmede büyük gelişmelere yol açabileceğini belirtti. Quantum Machines Ürün Müdürü Ramon Szmuk da kalibrasyondaki %10’luk bir iyileştirmenin bile doğrusal olmayan bir şekilde kübitlerin hata düzeltme performansını arttırabileceğine dikkat çekti.

Bu proje henüz başlangıç aşamasında ve nispeten basit kuantum devrelerinde çalışıyor. Ancak ekip, bu yöntemin çok daha derin devrelere ve geniş ölçekli sistemlere uyarlanabileceğini öngörüyor. Nvidia ve Quantum Machines, bu araçları daha fazla araştırmacının kullanımına sunmayı planlıyor. Gelecek yıl piyasaya sürülecek Nvidia’nın Blackwell çipleri ise bu projeye daha da güçlü bir bilgi işlem platformu sağlayacak.

Mozilla Thunderbird, Android’e geliyor!

0

Mozilla Vakfı’nın uzun yıllardır masaüstü platformlarda popüler olan e-posta istemcisi Thunderbird, artık Android kullanıcıları için de erişilebilir durumda. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Mozilla Thunderbird, Android için görücüye çıktı

Firefox tarayıcısıyla tanınan Mozilla, 20 yıldır güvenilir bir e-posta uygulaması olarak hizmet veren Thunderbird’ü geçtiğimiz aylarda Android için beta testine açmıştı. Beta sürecini başarıyla tamamlayan uygulama, şimdi Play Store ve Github üzerinden tüm kullanıcıların indirimine sunuldu.

Mozilla Thunderbird, Android için görücüye çıktı.

Linux, Windows ve macOS gibi masaüstü işletim sistemlerinde e-posta, haber grubu, RSS ve sohbet özellikleriyle beğeni kazanan Thunderbird, şimdi Android platformuna da açık kaynak kodlu ve güvenli yapısıyla taşındı.

Uygulama, reklamsız bir deneyim sunarken Mozilla Vakfı, kullanıcıların destek amacıyla bağış yapmasını teşvik ediyor. IMAP ve POP3 protokollerine tam destek sağlayan Thunderbird, böylece Yahoo, Gmail, iCloud ve Outlook gibi popüler e-posta hizmetlerini kullanma imkanı tanıyor. Mozilla Thunderbird’ün Android sürümü, e-posta yönetimi konusunda güçlü bir seçenek olarak dikkat çekiyor. Birçok Android kullanıcısı, bu sürümü kullanmak için oldukça heyecanlı görünüyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz ne kadar sıklıkta Mozilla yazılımlarını kullanıyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

TSMC, yeni döküm makinesi için 350 milyon dolar ödüyor!

0

Hollandalı ASML’nin geliştirdiği yeni nesil döküm makinesi ASML Twinscan EXE:5000 EUV, TSMC tarafından 350 milyon dolar gibi devasa bir maliyetle satın alınacak. Bu makine, sektörde öncü yonga üreticisi TSMC’nin 1.4nm gibi çok daha ileri üretim süreçlerine geçişini mümkün kılacak. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

TSMC, yeni döküm makinesi için tam 350 milyon dolar ödeyecek

Yıl sonunda TSMC’ye teslim edilmesi beklenen bu döküm makinesi, özellikle yapay zekâ uygulamaları ve gelişen bilişim teknolojileri için gereken yüksek performanslı yongaların üretiminde büyük bir adım olarak görülüyor. 13.5nm dalga boyu ve 8nm çözünürlük sunan ASML Twinscan EXE:5000, yonga tasarımlarında 1.7 kat daha küçük ve 2.9 kat daha fazla transistör barındırabilen bileşenler üretmeye olanak tanıyor. Bu da, daha güçlü ve enerji verimli işlemciler anlamına geliyor.

Ancak, bu üstün teknolojiye geçişin maliyeti son derece yüksek ve yonga tasarımcıları için artan maliyetler, kaçınılmaz olarak son kullanıcılara yansıyacak. Özellikle 2nm altındaki süreçlerdeki döküm işlemlerinin, yonga üretim maliyetlerinde yaklaşık iki katlık bir artışa neden olacağı öngörülüyor.

TSMC, 2027 yılına kadar 1.4nm üretim sürecini kullanmayı planlıyor ve bu süreçlerde üretilen yongalar, özellikle yapay zekâ ve diğer ileri düzey teknolojilerde çok daha güçlü bir altyapı sağlayacak. TSMC’nin ABD’deki tesislerinin bu gelişmelerle beklentilerin ötesine geçmesi bekleniyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

ChatGPT-5 bu sene çıkmayacak! Peki neden?

OpenAI CEO’su Sam Altman, Reddit’te gerçekleştirdiği bir soru-cevap etkinliğinde, merakla beklenen ChatGPT’nin yeni sürümü GPT-5’in bu yıl içinde gelmeyeceğini duyurdu. Altman, GPT-5’in çıkışının 2025’in başlarına ertelendiğini belirtirken, şirketin mevcut ChatGPT modellerini iyileştirmeye ve güncellemeler sunmaya öncelik vereceğini ifade etti. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

ChatGPT-5 bu sene gelmiyor

Yeni modellerin çok daha karmaşık hale geldiğini vurgulayan Altman, OpenAI’nin aynı anda birçok yeniliği uygulama konusunda hesaplama gücü gibi teknik engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti.

ChatGPT-5 bu sene gelmiyor.
ChatGPT-5 bu sene gelmiyor.

Altman, özellikle O1 ve ardıllarına öncelik verdiklerini ve birçok harika fikri hayata geçirmek için hesaplama gücünü en verimli şekilde tahsis etme konusunda zorlandıklarını dile getirdi. Ayrıca, gelişmiş Ses Modu gibi özellikler için henüz net bir tarih olmadığını da ekledi. OpenAI CEO’su, bu yıl içerisinde mevcut modellere yönelik etkileyici güncellemeler sunacaklarını ancak şu an üzerinde çalıştıkları projelerin GPT-5 adı altında yayınlanmaya hazır olmadığını vurguladı.

GPT-5’in piyasaya sürülmesi, OpenAI için büyük bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. GPT-4’ten GPT-5’e geçişin, önceki sürümler arasındaki gelişmelerden çok daha büyük bir sıçrama yaratması bekleniyor. GPT-5’in, kullanıcıya bir makine ile değil de gerçek bir insanla sohbet ediyormuş hissi verecek ölçüde gelişmiş bir yapay zeka deneyimi sunacağı tahmin ediliyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

WhatsApp, yeni bir özelliğe kavuşuyor! Artık sohbetlerinizi düzenleyebileceksiniz!

Bu özellikle kullanıcılar, sohbetlerini özel kategoriler halinde düzenleyebilecek. Örneğin, aile veya iş arkadaşlarıyla yapılan sohbetleri belirli listelere ekleyerek, WhatsApp uygulamasında kolayca erişilebilir hale getirmek mümkün olacak.

Yeni özellik sayesinde, kullanıcılar mesajlaşma ekranının üst kısmında yer alan “+” simgesine dokunarak yeni bir liste oluşturabiliyor. Listeye bir ad verdikten sonra, eklemek istedikleri sohbetleri seçerek kişisel bir kategori oluşturabiliyorlar.

Hem grup sohbetleri hem de birebir konuşmalar listelere eklenebiliyor, böylece kullanıcılar tüm sohbetlerini ihtiyaçlarına göre gruplandırabiliyor. Ayrıca, birden fazla listeye sahip olan kullanıcılar, sohbet ekranının üstündeki filtre çubuğunda yatay olarak kaydırma yaparak tüm listelerine hızlıca erişebiliyor.

WhatsApp’ın önceki filtreleme özellikleriyle uyumluluk

Yeni “Listeler” özelliği, WhatsApp’ın daha önce getirdiği “Hepsi,” “Okunmamış” ve “Gruplar” gibi filtrelerle uyumlu şekilde çalışıyor.

Bu sayede, kullanıcılar hangi kategoriyi kullanacaklarına kolayca karar verebiliyor. Yeni özellik, yoğun mesaj trafiği olan kullanıcıların önemli konuşmalara hızlıca ulaşmalarını sağlayarak uygulama deneyimini iyileştiriyor.

Güncelleme yayınlanmaya başladı

Yeni liste özelliği bugün itibariyle Android cihazlarda kullanılmaya başlandı. Ancak WhatsApp, özelliğin tüm kullanıcılara önümüzdeki haftalarda sunulacağını belirtti. Özelliği henüz göremeyen kullanıcılar, birkaç hafta içerisinde güncellemeye erişebilecek.

WhatsApp’ın bu güncellemesi, kullanıcı deneyimini geliştirirken, kişisel ve profesyonel sohbetlerin daha düzenli ve kolay erişilebilir olmasını sağlıyor.

Kullanıcı deneyimine katkı sağlıyor

WhatsApp’ın “Listeler” özelliği, özellikle yoğun sohbet trafiğine sahip kullanıcılar için büyük bir kolaylık sağlıyor.

Kullanıcılar, aile, arkadaşlar, iş grupları gibi farklı kategorilerle sohbetlerini ayırarak hızlı bir şekilde iletişime geçebiliyor. Bu düzenleme, gereksiz mesaj karmaşasını azaltırken önemli sohbetlerin gözden kaçmasını da engelliyor. Listeler özelliğinin, kullanıcıların mesajlaşma alışkanlıklarını daha düzenli hale getirmesi ve dijital iletişimde zaman kazandırması bekleniyor.

WhatsApp, bu yeni özellikle kullanıcıların iletişimini daha kişisel ve işlevsel hale getirmeyi hedefliyor. Önümüzdeki günlerde herkesin erişimine sunulacak olan bu özellik, WhatsApp’ın kullanıcı deneyimini bir adım öteye taşıyor ve uygulamanın tercih edilme nedenlerinden biri haline geliyor.

Popüler torrent istemcisindeki güvenlik açığı 14 yıl sonra keşfedildi!

0

Popüler torrent istemcisi qBittorrent’te 14 yıldır varlığını sürdüren bir güvenlik açığı, nihayet 5.0.1 sürümüyle kapatıldı. 2010 yılından bu yana 3.2.1 ile 5.0.0 sürümlerini etkileyen bu açık, saldırganlara uzaktan kod çalıştırma imkanı tanıyordu. Açığın kaynağı, qBittorrent’in indirme yöneticisi DownloadManager bileşeninde SSL/TLS sertifikalarının doğrulanmamasıydı.

Popüler torrent istemcisindeki güvenlik açığı 14 yıl sonra ortaya çıktı

Güvenlik araştırmacısı Sharp Security’nin raporunda belirtildiği gibi, bu zafiyet, kullanıcıların güvenliğini tehlikeye atan ciddi bir güvenlik sorunu olarak değerlendirildi. Ancak, qBittorrent ekibi bu hatayı CVE kodu ile bildirmeden düzeltmişti.

Popüler torrent istemcisindeki güvenlik açığı 14 yıl sonra ortaya çıktı.
Popüler torrent istemcisindeki güvenlik açığı 14 yıl sonra ortaya çıktı.

BitTorrent protokolü üzerinden dosya indirmek ve paylaşmak için yaygın olarak kullanılan qBittorrent, açık kaynaklı, ücretsiz bir istemci olarak çok sayıda kullanıcıya hitap ediyor. Platformlar arası uyumluluğu, IP filtrelemesi, RSS desteği ve kullanıcı dostu arayüzü ile öne çıkan bu yazılım, uzun yıllardır güvenli olmayan SSL sertifika doğrulama sistemi nedeniyle risk altındaydı. Sorunun kökeninde, uygulamanın her türlü sertifikayı —sahte ya da yasa dışı bile olsa— kabul etmesi yatıyordu; bu durum ise ağ trafiğinin güvenilir olmayan üçüncü taraflarca izlenmesine ve değiştirilmesine olanak sağlıyordu.

SSL sertifikaları, sunucuların kimliklerini doğrulamak için kullanılır ve bu sayede kullanıcıların güvenli sunuculara bağlanmasını sağlar. Ancak qBittorrent, bu doğrulama adımını atladığında sahte sunucuların güvenilir gibi görünmesine yol açabiliyor ve kullanıcıların veri akışını manipüle edebiliyor. Son olarak, bu güvenlik açığının kapanmış olması, torrent kullanıcıları için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Endonezya, iPhone 16’nın ardından Google Pixel satışlarını da yasakladı!

0

Bu karar, birkaç gün önce iPhone 16’nın Endonezya genelindeki satışının engellenmesinin ardından geldi.

Ülkede, yerli üretim ve içerik koşullarını karşılamayan firmalar satış yapamıyor. Sanayi Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Google’ın yerli içerik sertifikasyonu alana kadar telefonlarının piyasaya sürülmesine izin verilmeyeceği belirtildi.

Yerli içerik zorunluluğu

Endonezya’nın yerli içerik politikası, ülkede satılacak akıllı telefonların %40’ının yerel bileşenlerden oluşmasını şart koşuyor. Bu gereksinim, ürünlerin yerel üretimi, yazılım geliştirme veya doğrudan yatırım yoluyla karşılanabiliyor. Samsung ve Xiaomi gibi markalar, ülkede fabrikalar kurarak bu gerekliliği karşılarken, Apple, Endonezya’da geliştirdiği yazılım akademileriyle yerli içerik şartını yerine getirmeyi tercih etti.

Sanayi Bakanlığı Sözcüsü Febri Hendri Antoni Arief, yerli içerik politikasının yatırımcılar arasında adaleti sağlamak ve Endonezya’nın sanayi yapısını güçlendirmek amacıyla oluşturulduğunu ifade etti. Arief, kuralların tüm yatırımcıların Endonezya’da katma değer yaratmalarını amaçladığını vurguladı.

iPhone 16 da yasaklı listede

Google’ın yanı sıra, Apple’ın yeni nesil iPhone 16 serisinin satışları da geçtiğimiz hafta aynı gerekçeyle yasaklanmıştı.

Apple, yerel içerik şartını karşılayabilmek adına 95 milyon dolarlık bir yatırım sözü verse de henüz bu gereksinimi yerine getirmedi. Apple’ın mevcut durumu çözmesi için geliştirici akademileri gibi mevcut girişimlerin ötesinde ek yatırımlar yapması gerekecek.

Ülkedeki bu politikalar, büyük tüketici pazarını iç ekonomik büyüme için bir kaldıraç olarak kullanma amacı taşıyor. Ülkenin yerli içerik düzeyi sertifikasyonu, teknoloji firmalarının satış yapabilmesi için bir zorunluluk haline gelmiş durumda ve bu koşulları karşılamayan markaların pazara erişimleri kısıtlanıyor.

Buna göre Google ve Apple, Endonezyada satışlarına devam etmek için ya üretim tesisleri kurmalı ya da yazılım geliştirme gibi ek projelerle yerel içerik gereksinimlerini karşılamalı.

Endonezya’nın akıllı telefon pazarındaki zorluklar ve fırsatlar

Endonezya, Güneydoğu Asya’nın en büyük akıllı telefon pazarı olmasına rağmen, Google ve Apple ülkedeki en popüler beş marka arasında yer almıyor.

Özellikle Samsung ve Xiaomi gibi markalar, yerel üretim tesisleri kurarak pazardaki konumlarını güçlendirmiş durumda. Endonezya hükümeti ise bu politika sayesinde teknoloji devlerinden yatırım çekmeyi ve yerel ekonomiyi büyütmeyi hedefliyor.

Bu düzenleme, ülkenin sanayi politikasının önemli bir parçası olarak öne çıkarken, teknoloji firmaları için ise Endonezya pazarına girebilmenin önünde önemli bir engel oluşturuyor.

Elektrikli uçak şirketi BETA Technologies, 318 milyon dolar yatırım aldı!

BETA Technologies, elektrikli uçak geliştirme alanında önemli bir adım atarak, QIA (Katar Yatırım Otoritesi) liderliğindeki Seri C yatırım turunda 318 milyon dolar finansman sağladı. Bu tura Fidelity Management & Research Company, TPG Rise Climate ve United Therapeutics gibi diğer önemli yatırımcılar da katıldı. 2022’deki önceki yatırım turunda 2.4 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaşan BETA, bu yeni yatırım ile birlikte toplam yatırım tutarını 1 milyar doların üzerine çıkardı. Ancak, bu turda ulaştığı değerlemeyi açıklamaktan kaçınarak, daha yüksek bir değere sahip olduğunu belirtti.

Elektrikli uçak şirketi BETA Technologies, tam 318 milyon dolar yatırım alıyor

2017 yılında kurulan BETA Technologies, hava taşımacılığını daha güvenilir, çevre dostu ve maliyet etkin bir hale getirmeyi hedefleyerek elektrikli uçaklar geliştiriyor. Elde ettiği yatırım sayesinde, dikey kalkış ve iniş yapabilen eVTOL uçaklarının üretimini hızlandırmayı planlıyor. Şirket, kargo, lojistik, tıbbi ve yolcu taşımacılığı alanlarında hem ticari hem de askeri müşterilere hizmet veriyor. Geliştirdiği tamamen elektrikli uçak ve altyapı sistemleri, ALIA CTOL ile geleneksel pistleri kullanan ve ALIA VTOL ile dikey kalkış ve iniş yapabilen uçakları içeriyor.

Her iki model de BETA’nın yüksek performanslı elektrikli tahrik teknolojilerinden ve fly-by-wire uçuş kontrol sistemlerinden faydalanıyor ve sertifikalandırma sürecine hazırlanıyor. Uçakların yanı sıra çok modlu şarj sistemleri de geliştiren BETA, Amerika Birleşik Devletleri genelinde havalimanlarında bir şarj ağı kurma çalışmalarına devam ediyor. Doğu ve güney bölgelerinde altyapı kurulumunu tamamlayan şirket, bu ağı önce ülke çapında, ardından da küresel ölçekte genişletmeyi planlıyor.

BETA’nın Kurucusu ve CEO’su Kyle Clark, bu yatırımın elektrikli havacılığın ticarileştirilmesi sürecindeki ilerlemeleri ve önemli dönüm noktalarını doğruladığını ifade etti. Ayrıca, uzun yıllar boyunca uçaklarının güvenliği ve güvenilirliği konusunda ortaklarıyla birlikte çalışmalar yaptıklarını belirterek, şimdi müşterileri için ürünler üretmeye başladıklarını söyledi. Yatırımcıların ekibe ve vizyona olan güveni için minnettar olduklarını da ekledi. QIA’nın Amerika’daki baş yatırım sorumlusu Mohammed Al-Sowaidi ise, BETA’nın elektrikli havacılık pazarındaki liderliğini vurgulayarak, bu yatırımın enerji geçişini gerçekleştiren şirketlere yönelik yatırım çabalarıyla tam uyumlu olduğunu dile getirdi.

SpaceX, 6’ncı Starship uçuşuna hazırlanıyor!

NASA’nın Artemis programının bir parçası olarak İnsan İniş Sistemi’ni desteklemek üzere kullanılan bu teknoloji, SpaceX’in Starship ile gerçekleştireceği ticari ve uzay keşfi hedefleri için de kritik bir aşama olarak öne çıkıyor.

FAA onayı hazır, yol açık

SpaceX ile Federal Havacılık İdaresi (FAA) arasında geçmiş görevlerde yaşanan anlaşmazlıklar, beşinci uçuş öncesinde yoğun bir şekilde gündeme gelmişti.

Elon Musk’ın, FAA ile ilgili sert açıklamaları ve sosyal medya paylaşımları bu sürecin zorluklarına dikkat çekti. Ancak altıncı uçuş için şimdiden FAA onayı alınmış durumda. SpaceX’in uçuş güzergâhında herhangi bir değişiklik yapılmadığı sürece, bu onay sayesinde operasyon hız kesmeden devam edecek.

FAA, görevin beşinci uçuşla büyük ölçüde aynı olduğu için sadece küçük değişiklikleri onayladı; daha büyük farklılıklar olması durumunda ise detaylı bir inceleme yapılması gerekecek. Ancak SpaceX’in, FAA onay sürecine takılmadan hızlı bir şekilde altıncı uçuşa geçebilmesi şirketin çalışma temposunu artırıyor.

Yeni testler yapıldı, iyileştirmeler devam ediyor

SpaceX, Starbase’deki faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Şirketin altıncı uçuşa özel Super Heavy roketi, geçtiğimiz hafta orbital kalkış platformunda statik ateşleme testine tabi tutuldu. Bu test, bir önceki uçuşun ardından yaklaşık bir hafta gibi kısa bir sürede gerçekleşti. Ancak roket fırlatma rampasının, son uçuş sonrası onarım süreci diğer görevlere kıyasla daha kısa sürdü. SpaceX’in Starship platformunun halen gelişim aşamasında olması, bu sürecin daha kısa sürede tamamlanmasına imkan tanıyor.

Yeni Starship üst aşaması ise Teksas’ta Rio Grande Nehri yakınındaki eski Massey atış alanında test sürecine geçti. Bu süreçte, hem roket hem de üst aşamanın uçuş öncesinde birkaç testten daha geçmesi planlanıyor. Beşinci uçuşta yaşanan bazı teknik aksaklıklar, altıncı görev öncesi çözülmesi gereken zorlukları gözler önüne serdi.

Örneğin, iniş sırasında bazı uçuş parametreleri yüzünden neredeyse başarısızlıkla sonuçlanacak bir iniş gerçekleşmişti. Ayrıca roketin bir bölgesinde metal plakalar hasar görerek uçuş sırasında kritik valfleri açığa çıkardı. Bu tür sorunlar, SpaceX mühendisleri tarafından giderilmeye çalışılıyor.

SpaceX çalışanları, Elon Muskın liderliğinde altıncı görev için hızla çalışırken, risklerin azaltılması ve hızın dengelenmesi konusunda da titizlikle ilerliyor. Musk’ın, sosyal medya platformu X’te (eski adıyla Twitter) Diablo oyununu oynadığı sırada duyurduğu bilgiye göre, FAA onay süreci artık engel teşkil etmediğinden, şirket tamamen uçuşa odaklanmış durumda.

Ekip, altıncı uçuşun büyük ölçüde beşinci uçuşla benzer olmasını planlıyor. Yine de yörüngede bazı operasyonel değişiklikler yapılabileceği ifade ediliyor. Altıncı uçuşun Aralık ayında gerçekleşmesi beklenirken, testlerin başarılı bir şekilde tamamlanması durumunda bu tarihin daha da öne çekilebileceği konuşuluyor.

SpaceX’in hız odaklı yaklaşımı sayesinde, bir sonraki Starship görevinin beklenenden çok daha erken bir tarihte gerçekleşebileceği vurgulanıyor.

Apple ve Samsung, Intel’i satın almak için yarışa girdi!

0

Intel’in son dönemde yaşadığı mali ve operasyonel zorluklar, teknoloji devlerinin ilgisini çekmiş durumda. Moore’s Law is Dead tarafından ortaya atılan bir söylentiye göre, Apple ve Samsung, Intel’i satın almak için Qualcomm’un ardından potansiyel alıcılar listesine dahil oldu. Intel’in elinde bulunan x86 işlemci mimarisi, çok sayıda patent ve teknoloji, bu devlerin ilgisini çekerken, her bir şirketin satın alma sonrası stratejilerinin sektöre farklı etkilerde bulunabileceği belirtiliyor.

Apple ve Samsung, Intel’i satın almak için yarışıyor

Apple, kendi ARM tabanlı SoC geliştirme bölümüne sahip ve Intel’i satın alması, şirketin işlemci sektöründeki etkisini daha da artırarak x86 mimarisi ile Apple ürünlerinde farklı bir yol izleyebilmesine olanak sağlayabilir. Öte yandan Samsung, Intel’i bünyesine katarak küresel pazarda genişleme avantajı yakalayabilir ve Exynos serisi üzerinde önemli ilerlemeler kaydedebilir. Qualcomm ise ARM ile yaşadığı lisans anlaşmazlıkları nedeniyle Intel’in x86 mimarisiyle PC ve sunucu işlemcileri pazarında daha güçlü bir yer edinmeyi hedefliyor.

Apple ve Samsung, Intel'i satın almak için yarışıyor.
Apple ve Samsung, Intel’i satın almak için yarışıyor.

Intel’in sahip olduğu patentler, grafik birimi ve yapay zeka projelerine yönelik yatırımlar, bu satın alma yarışında büyük bir stratejik avantaj sunuyor. Ancak, satın alma söylentilerinin henüz doğrulanmamış olması ve bu tür bir anlaşmanın düzenleyici kurumlar tarafından nasıl karşılanacağı gibi belirsizlikler halen geçerliliğini koruyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Nvidia, Arm tabanlı PC piyasaya sürecek!

0

Nvidia, ARM tabanlı yeni AI PC işlemcisiyle PC pazarındaki rekabete güçlü bir giriş yapmaya hazırlanıyor. Bir süredir Qualcomm, Intel ve AMD gibi devlerle rekabet edeceği yönünde dedikoduların gündemde olduğu Nvidia, bağımsız CPU ve GPU çözümleriyle ARM tabanlı işlemci çalışmalarını hızlandırdı. Yeni sızan bilgilere göre, Nvidia’nın ARM tabanlı bu işlemcisinin 2025’in ikinci yarısında piyasaya sürülmesi planlanıyor; bu süreci, 2026’da ticari üretim takip edecek.

Nvidia, Arm tabanlı PC piyasaya sürmeye hazırlanıyor

Nvidia’nın MediaTek ile işbirliği yapacağına dair iddialar olsa da, şirketin rekabetçi ARM tabanlı PC yongalarında tamamen kendi geliştirdiği çözümlerle bağımsız hareket etmesi bekleniyor. Bu bağlamda yeni nesil çipin, TSMC’nin 3nm üretim sürecine dayanacağı ve Snapdragon X Elite gibi mevcut ARM çözümlerine yanıt niteliğinde olacağı öne sürülüyor.

Nvidia, Arm tabanlı PC piyasaya sürmeye hazırlanıyor.
Nvidia, Arm tabanlı PC piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

Nvidia’nın, Tegra işlemcilerden kazandığı tecrübe ve yapay zeka alanındaki öncü konumu sayesinde bu yeni işlemciler, PC çip pazarında kayda değer bir yenilik yaratabilir. Öyle ki, mevcut çözümler tüketicilerden yeterli ilgiyi görmediği için Nvidia’nın yeni ürünüyle pazarda benzersiz bir konuma ulaşması mümkün olabilir.

2025’in ikinci yarısında çıkması beklenen ARM tabanlı Nvidia çipinin, PC pazarında nasıl bir etki yaratacağı ve tüketici ilgisini çekip çekmeyeceği, bu hamlenin en çok merak edilen konuları arasında yer alıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Çin hükümeti, otomobil markalarına AB’ye yatırım yapmamalarını söyledi!

Avrupa Birliği’nin Çin’den gelen elektrikli araçlara yüzde 45,3’e varan yeni gümrük vergilerini uygulamaya başlamasıyla Çin, otomobil üreticilerine AB’ye yatırım yapmamaları yönünde çağrıda bulundu. Bu gelişme, Çinli üreticilerin AB’deki yatırım stratejilerini yeniden gözden geçirmelerine yol açabilir ve AB ile Çin arasında yeni bir ticari gerilime işaret ediyor. Çin, özellikle ek tarifeleri destekleyen AB ülkelerine yönelik büyük yatırımların durdurulmasını isterken, bu ek vergilerin Çin’in Avrupa pazarındaki ihracat oranlarını düşürebileceği tahmin ediliyor.

Çin hükümeti, otomobil markalarına AB’ye yatırım yapmamalarını tembih etti

Bu durumda, Türkiye’nin bu yeni yatırım stratejisinden nasıl etkileneceği merak konusu. Türkiye, Çin’den gelen elektrikli araçlara bazı gümrük vergileri uygulasa da bir AB üyesi olmadığı için Çin’in Avrupa Birliği’ne yönelik çağrısından doğrudan etkilenmesi beklenmiyor. Geçtiğimiz aylarda Çinli BYD’nin Türkiye’ye 1 milyar dolarlık yatırım yapacağını açıklamış olması, Türkiye’yi Çin’in yatırım planlarından çıkarma niyetinde olmadığını gösteriyor.

Çin, otomobil markalarına AB’ye yatırım yapmamalarını söyledi!
Çin, otomobil markalarına AB’ye yatırım yapmamalarını söyledi!

Bu yatırımın mevcut koşullardan olumsuz etkilenmesi pek olası görünmüyor. Ancak Çinli Chery ile süren yatırım görüşmelerinin henüz sonuçlanmamış olması, Çin’in yeni politikalarının bu süreçte etkili olup olmayacağı konusunda bazı soru işaretlerini artırıyor.

Türkiye’nin AB dışında olması, Çin ile olan yatırım ve iş birliği potansiyelini korumasına yardımcı oluyor. Bu da Çinli üreticiler için Türkiye’yi, Avrupa yerine daha çekici bir pazar olarak konumlandırabilir.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Volkswagen, kapsamlı bir tasarrufa gidecek!

Volkswagen Grubu, son yıllarda karşılaştığı zorlu ekonomik koşullarla birlikte ciddi bir kâr kaybıyla karşı karşıya. Şirket, 2024 yılının üçüncü çeyreğinde kâr marjında yüzde 41,7’lik tarihi bir düşüş yaşadı. Satışların geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,3 oranında azalmasıyla, Volkswagen’in bu dönemdeki kârı yalnızca 2,86 milyar euro olarak gerçekleşti; bu değer geçen yıl 4,89 milyar euro idi. Bu düşüş, maliyetlerin artması, yeniden yapılanma giderleri ve tedarik zincirindeki aksamalar gibi faktörlere bağlanıyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Volkswagen, kapsamlı bir tasarrufa gidiyor

CFO Arno Antlitz, Volkswagen’in yılın ilk dokuz ayında işletme marjının yalnızca yüzde 2’ye düştüğünü, bu nedenle maliyetleri azaltmak ve verimliliği artırmak için acil önlemler gerektiğini belirtti. Şirketin Avrupa’da fabrika kapatma yoluna gitmesi halinde ilk sırada Brüksel’deki Audi fabrikasının olabileceği söylense de, bu durumu önlemek amacıyla yeni bir maliyet tasarruf planı hazırlıyor. Bu plan kapsamında primlerin kaldırılması ve maaşlarda yüzde 10’luk bir kesinti yapılması gibi maddeler bulunuyor.

Volkswagen, kapsamlı bir tasarrufa gidiyor
Volkswagen, kapsamlı bir tasarrufa gidiyor.

Volkswagen’in bu sıkı tedbirleri, özellikle sabit maliyetleri azaltma ve operasyonel verimliliği artırma yönündeki çabalarını yansıtıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

LG’nin şeffaf TV modeli, en iyi icat ödülü aldı!

1

TIME dergisi, 2024 yılının en iyi icatlarından biri olarak LG’nin şeffaf ekran teknolojisine sahip televizyonu LG Signature OLED T modelini seçti. Ev Aletleri kategorisinde birinci olan bu yenilikçi model, 77 inçlik şeffaf OLED ekranı sayesinde hem görüntüleme hem de dekorasyon alanında farklı bir deneyim sunuyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

LG’nin şeffaf TV modeli, en iyi icat ödülü alıyor

Televizyon kullanılmadığında şeffaf bir cam panel gibi görünebilirken, kullanılmaya başlandığında yüksek kaliteli bir ekran olarak işlev görüyor. Ayrıca, Always-On-Display (Her Zaman Açık Ekran) moduyla sanat eserleri veya diğer dekoratif görseller sürekli gösterilebiliyor; bu özellik devre dışı bırakıldığında ise televizyon odanın dekoratif bir parçası olarak kalıyor.

LG'nin şeffaf TV modeli, en iyi icat ödülü alıyor.
LG’nin şeffaf TV modeli, en iyi icat ödülü alıyor.

LG Signature OLED T’nin Zero Connect Box teknolojisi, TV’yi kablolardan bağımsız hale getirerek düzenli ve modern bir ortam sağlıyor. Bu özellik sayesinde kullanıcılar televizyonun görüntü ve ses bağlantılarını kablosuz olarak yapabiliyor, böylece hem kablo karmaşası ortadan kalkıyor hem de televizyon minimalist bir estetik sunuyor.

LG’nin bu şeffaf televizyonu, sadece bir ekran olmaktan öte, modern yaşam alanlarında dekoratif bir unsura dönüşerek, teknolojiyi yaşam alanlarına estetik bir katkı olarak entegre ediyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

İngiltere, yapay zeka uzmanı göçmen kabul edecek!

Kasım ayında resmi olarak yayınlanması beklenen ve yapay zeka alanında potansiyel vadeden uzmanları oldukça sevindirecek olan bu öneriler, İngiltere’nin teknoloji sektörünü geliştirmeyi hedefleyen bir dizi tavsiye içeriyor.

Bilişim bölgeleri ve yapay zeka alanında göç kolaylıkları

“AI Fırsatlar Eylem Planı” olarak adlandırılan rapor, Temmuz ayında atanmış teknoloji danışmanı Matt Clifford tarafından, Bilim, İnovasyon ve Teknoloji Bakanı Peter Kyle’a sunuldu.

Financial Times’ın haberine göre, rapor, İngiltere’yi yapay zeka alanında uzman kişiler için daha cazip bir destinasyon haline getirmeyi amaçlıyor. Raporda, yurt dışından yetenekli kişilerin İngiltere’ye gelmesini zorlaştıran uzun bürokratik süreçlerin giderilmesi öneriliyor.

Eski Google CEO’su Eric Schmidt de kısa süre önce Başbakan Keir Starmer’a yaptığı bir çağrıda yüksek vasıflı göçmenlerin ülkeye çekilmesi gerektiğini belirterek bu alanda hükümeti desteklemişti.

Veri merkezleri için bilişim bölgeleri ve altyapı sorunları

Bir diğer öneri ise, veri merkezlerinin ve bu merkezlerin bağlı olduğu güç ve iletişim altyapılarının inşasını kolaylaştıracak “bilişim bölgeleri” oluşturulması.

Bu adımla, veri merkezlerine özel bir statü verilmesi ve İngiltere’nin altyapısının, özellikle enerji bağlantıları açısından veri merkezlerine öncelik tanıyacak şekilde düzenlenmesi hedefleniyor. Teknoloji Bakanı Peter Kyle, Eylül ayında veri merkezlerini ulusal kritik altyapı (CNI) olarak tanımlamış ve bu sektörün hükümet tarafından daha fazla destek göreceğini duyurmuştu.

Yapay zeka ve robotik

Ancak, İngiltere’de veri merkezlerinin artan enerji talepleri bazı sorunları da beraberinde getiriyor. West London gibi bölgelerde enerji kaynaklarının büyük kısmının veri merkezleri tarafından tüketilmesi nedeniyle konut projeleri ertelenmek zorunda kalıyor. Bu durumda, veri merkezlerine ayrılan özel bölgeler, yerel halk için önemli konuların geri plana itilmesine yol açabilir.

İngiltere’nin AI geleceği: Hükümetten yanıt bekleniyor

Birleşik Krallık Bilim, İnovasyon ve Teknoloji Departmanı’ndan (DSIT) bir sözcü, Clifford’un “AI Fırsatlar Eylem Planı”nın ülke ekonomisini güçlendirme, AI sektörü oluşturma ve küresel pazarda rekabet etme konularında iddialı bir vizyon sunduğunu belirtti. Hükümet, bu önerilere ilişkin yanıtını ise önümüzdeki günlerde açıklayacak.

Meta, Llama modelini açık kaynak yaparak maliyetlerini azaltacak!

Meta tarafından düzenlenen 2024 üçüncü çeyrek kazanç çağrısında konuşan Zuckerberg, açık kaynak yaklaşımının Meta’nın yapay zeka altyapısını geliştirme maliyetlerini azaltabileceğini vurguladı.

Zuckerberg, Llama’nın açık kaynak yapılmasıyla birçok araştırmacının ve bağımsız geliştiricinin bu model üzerinde çalışarak yenilikler sunduğunu belirtti. Meta, bu yenilikleri hem Llama modeline hem de Meta AI, AI Studio ve Business AI gibi kendi ürünlerine entegre edebiliyor.

Bu yaklaşımın sektörde daha önce Open Compute Project ile başarılı sonuçlar verdiğini ifade eden Zuckerberg, endüstrinin şirketin tasarımlarını standartlaştırmasının maliyet tasarrufu sağladığını dile getirdi.

AI, maliyetleri azaltacak ve ürün kalitesini artıracak

Zuckerberg, Llama modelinin endüstri genelinde benimsenmesinin donanım üreticilerini de bu modele uyum sağlamaya yönlendirdiğini belirterek, Nvidia ve AMD gibi çip üreticilerinin Llama’ya özel optimizasyonlar geliştirmesinin şirketin ürünlerine doğrudan katkı sağlayacağını söyledi. Böylece Meta, sektör standartlarına uyum sağlayarak maliyetleri düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda ürün kalitesini de artırıyor.

Meta CFO’su Susan Li, Llama’nın gelecekte şirketin içerik denetleme sürecini daha verimli hale getirmek için kullanılabileceğini açıkladı. İçerik denetimini büyük ölçüde dış kaynaklarla sürdüren şirket, Llama’nın katkısıyla bu süreci otomasyona taşıyabilir ve operasyonlarını optimize edebilir.

Dev yatırımlar ve büyüme beklentileri

Meta, 2024’te sunucu, veri merkezleri ve ağ altyapısına 9,2 milyar dolar harcadı. Yıl sonu toplam harcamalarının 38-40 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ancak Reality Labs birimi, sanal gerçeklik gözlükleri ve metaverse projeleriyle üçüncü çeyrekte 4,4 milyar dolar zarar açıkladı. Zuckerberg, yakın zamanda dijital ve fiziksel dünyayı birleştiren yeni nesil gözlükleri tanıtmayı hedeflediklerini ve bu gelişmenin heyecan verici olduğunu ifade etti.

Meta, müşteri hizmetleri alanında AI destekli çözümler geliştirme hedefini sürdürüyor. Şirket, küçük ve büyük işletmelerin birkaç tıklama ile küresel müşterilerine AI destekli müşteri hizmeti sunmasını sağlayacak.

Zuckerberg, Meta’nın bu projeyle e-ticaret sektöründe rekabeti artırarak, Q4’te beklenen 45-48 milyar dolarlık gelir hedefini daha da ileriye taşımayı umduğunu söyledi. Ancak, 2025 gelir beklentileri hakkında bilgi vermekten kaçınan Meta, bu konuyu bir sonraki çeyrekte açıklayacak.

Amazon çalışanları ofise dönme fikrine tepkili! Yüzlerce çalışan mektup gönderdi!

Reuters’ın haberine göre, Amazon geçtiğimiz Eylül ayında 2025 itibarıyla çalışanlarının haftada beş gün ofisten çalışmasını talep edeceğini duyurmuştu. Ancak bu karar, çalışanlar arasında ciddi bir tepkiyle karşılandı.

Matt Garman daha önce çalışanlarına, görüştüğü her on kişiden dokuzunun ofise dönüş politikasını desteklediğini söylemişti. Ancak bu istatistik, çalışanlar tarafından şüpheyle karşılandı.

Mektupta, çalışanlar, Garman’ın açıklamalarını “veriye dayanmayan” bir yaklaşım olarak nitelendirirken, bu politikanın çalışan deneyimi ile örtüşmediğini belirtti. Çalışanlar, kendilerinin de iş ortamında verimliliği artıran unsurlar ve çalışma düzenleri hakkında önemli görüşlere sahip olduklarını vurguluyor ve bu kararın geniş bir destek görmediğini ifade ediyor.

Ofise dönüş politikası nedeniyle yaşanan bu gerginliğe rağmen, AWS CEO’su Garman, ofiste çalışmaktan hoşlanmayan çalışanların başka bir yerde çalışma seçeneğine sahip olduğunu ifade etti. Bu açıklama, ofise dönüş konusunda esneklik bekleyen çalışanları daha da hayal kırıklığına uğrattı.

Amazon, çalışanları ofise geri getirme kararında ısrar ediyor. Ancak, çalışanların bu karara verdiği toplu tepki, büyük teknoloji şirketlerinde esnek çalışma modelinin giderek daha fazla tartışılmasına yol açıyor.

Z kuşağı

Pandemi sonrası yeniden şekillenen iş dünyasında, esnek çalışma politikalarının çalışan motivasyonu ve bağlılığı üzerindeki etkileri giderek daha önemli hale geliyor.

Amazon’un ofise dönüş politikası, teknoloji sektöründe esnek çalışma koşullarının geleceğine dair süregelen tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Çalışanlar, evden çalışmanın verimliliklerini artırdığını ve yaşam dengelerini iyileştirdiğini savunarak şirketin kararı gözden geçirmesini talep ediyor. Amazon’un bu geri bildirimleri dikkate alıp almayacağı ise merak konusu.

Yapay zeka güvenliğindeki tehlikeyi gören Noma, AI uygulamalarındaki açıklara özel araçlar geliştiriyor!

Yakın zamanda 350’den fazla IT yöneticisiyle yapılan bir ankete göre, yöneticilerin yarısından fazlası, yapay zeka uygulamalarının karmaşıklığının siber güvenlik zafiyetlerini artırdığını düşünüyor.

Ayrıca, yöneticilerin %40’tan fazlası güvenlik ekiplerinin yapay zeka uygulamalarını korumak için gerekli becerilere sahip olmadığını ifade ediyor. Bu ihtiyaç, AI sistemlerini siber saldırılardan koruma odaklı birçok girişimin ortaya çıkmasına yol açtı.

HiddenLayer ve Protect AI gibi girişimler, AI sistemlerini kötü niyetli saldırılardan koruma üzerine çalışırken, Cranium gibi şirketler ise uygulama seviyesinde yapay zeka sistemlerine görünürlük sağlıyor.

2023 yılında kurulan ve bugün gizlilikten çıkan Noma Security de bu güvenlik girişimlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Noma, veri bilimi ortamlarında güvenlik açıklarını tespit etme ve tehditleri belirleme konularında yenilikçi araçlar sunmayı hedefliyor.

Noma’nın kurucusu ve CEO’su Niv Braun’a göre, yapay zeka uygulamalarında veri güvenliği sağlamak için geliştirilmiş mevcut araçlar yeterli değil. Braun, “Mevcut araçlar geleneksel yazılım döngüsü için tasarlandı, ancak yapay zeka döngüsü kendine özgü teknolojilere dayanır ve farklı güvenlik açıkları içerir.” diyor.

Yapay zeka için özel güvenlik araçları

Noma’nın geliştirdiği platform, AI uygulamalarında kullanılan veri boru hatları ve kodları tarayarak yanlış yapılandırmaları tespit ediyor. Örneğin, model eğitim veri kümelerinde kişisel bilgileri içeren hassas verileri tarayarak güvenlik risklerini en aza indiriyor. Şirketlerin, yapay zeka uygulamalarının güvenlik durumunu tek bir kontrol paneli üzerinden yönetmelerini sağlayan bu platform, hem bulut tabanlı hem de kendine ait sunucularda çalışabiliyor.

Yapay zeka ile güvenlik

Braun, AI güvenliği alanında birçok tek işlevli güvenlik çözümünün piyasaya sürüldüğünü, ancak Noma’nın bütüncül bir yaklaşım benimsediğini belirtiyor. Şirketlerin yapay zeka uygulama güvenliğini anlamalarına ve yönetim kontrolleri sağlamalarına yardımcı olarak, riskleri azaltma ve iş alanlarında daha hızlı AI kullanımını teşvik etme amacında olduklarını ifade ediyor.

Güçlü yatırım ve büyüme planları

Noma, B2B yazılım, finansal hizmetler ve perakende sektörlerinde Fortune 500 şirketleri de dahil olmak üzere birçok müşteriye sahip.

Girişim, kısa süre önce Ballistic Ventures liderliğinde 25 milyon dolarlık Seri A yatırım turunu tamamladı. Bu yatırımla birlikte toplamda 32 milyon dolar fon toplayan Noma, geliştirme ve pazarlama ekiplerini büyütmeyi, 20 kişilik ekibini gelecek yıl iki katına çıkarmayı planlıyor.

Braun, bu sermayenin şirketin AI güvenliği alanındaki konumunu güçlendirmek için hızlandırıcı bir etki yaratacağını belirtiyor.

MealMe, B2B modeline geçerek 8 milyon dolarlık yatırım aldı!

2019’da ilk olarak bir tüketici uygulaması olarak piyasaya çıkan MealMe, başlangıçta kullanıcılara restoran ve market teslimatlarında en iyi fırsatları bulmalarını sağlıyordu; ardından doğrudan uygulama üzerinden sipariş vermeye yönelik özellikler geliştirdi.

Şimdi ise tamamen B2B modeline odaklanan şirket, diğer işletmelere kendi uygulama ve sitelerine sipariş teknolojisini entegre etme imkanı sunan bir API sağlıyor.

1,2 milyonun üzerinde mağaza envanteri

MealMe’nin API’si, ABD ve Kanada genelindeki 1,2 milyondan fazla market, restoran ve perakendeciden 1 milyar ürüne ilişkin envanter verisine erişim sağlıyor.

Şirket, aralarında Fantuan Delivery, Favor Delivery ve TripAdvisor’ın da bulunduğu 100’den fazla müşteriye hizmet veriyor. MealMe’nin kurucu ortağı Matthew Bouchner, başlangıçta kendi tüketici uygulamaları için bu API’yi geliştirdiklerini, ancak daha sonra B2B alanına geçerek sipariş altyapısı hizmeti sunma fikrini benimsediklerini ifade etti.

Bouchner, özellikle yerleşik ticaret (embedded commerce) alanındaki büyüme eğilimlerinin, şirketi bu değişikliğe yönlendirdiğini belirtti.

Yerleşik ticaretin geleceği

Bouchner’a göre, gelecekte tüm e-ticaret işlevleri, tüketicilerin zaten kullandığı platformlara yerleşik olarak entegre edilecek.

Bouchner, “Her şey gömülü olacak; arabadan, televizyondan veya sosyal medya uygulamalarınızdan sipariş verebileceksiniz ve bunun için bu tüketici platformlarını doğrudan mağazalara ve pazaryerlerine bağlayan bir altyapı katmanına ihtiyaç var.” diyerek MealMe’nin bu dönüşümde öncü bir rol oynamayı hedeflediğini vurguladı.

Yatırımla hedef büyüyor

Mercury Fund liderliğinde, mevcut yatırımcılar Gaingels ve Palm Drive Capital’in katılımıyla gerçekleşen yatırım turu sonrası MealMe, yeni sermayeyi pazarlama faaliyetlerini güçlendirmek ve geliştirici desteğini artırmak için kullanacak.

Şirket, yemek siparişleri ve teslimatlarının ötesine geçmeyi, e-ticaret ve yapay zeka alanlarında da genişlemeyi hedefliyor.