OpenAI yeni nesil “Orion” modelini aralık ayında tanıtmayı planlıyor

Yapay zeka dünyasının öncü şirketlerinden OpenAI, merakla beklenen yeni nesil yapay zeka modeli “Orion”u Aralık ayında duyurmaya hazırlanıyor. İddialara göre “Orion” kod adlı bu model, OpenAI’ın ChatGPT’nin iki yıl önceki lansmanını anmak amacıyla aynı dönemde piyasaya sürülecek. Ancak bu yeni model, başlangıçta geniş bir kullanıcı kitlesine sunulmayacak ve yalnızca OpenAI’ın yakın iş birliği içinde olduğu şirketlere özel olarak erişim sağlanacak.

Orion, GPT-4’ün halefi olarak görülüyor ve OpenAI topluluğunda bu modelin GPT-5 adıyla anılıp anılmayacağı merak konusu. Şirketin Japonya Başkanı Tadao Nagasaki, Orion’un GPT-4’ten tam 100 kat güçlü olabileceğini belirtiyor. Bu yeni yapay zeka modeli, OpenAI’ın yapay genel zekâ (AGI) geliştirme amacına yönelik atılmış stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Orion’un, insan düşüncesine daha yakın bir yapay zeka performansı sergileyerek çeşitli alanlarda devrim yaratması bekleniyor.

Microsoft azure desteği ile özel altyapı

OpenAI’ın baş yatırımcısı Microsoft, Orion’un gücünü en iyi şekilde kullanabilmesi için Azure altyapısını hazırlıyor. Bu iş birliğiyle Orion’un veri işleme, saklama ve erişim hızı açısından güçlü bir performans sunması hedefleniyor. Orion’un Microsoft Azure platformunda barındırılması için yürütülen hazırlıkların Kasım ayında tamamlanacağı öngörülüyor. OpenAI ve Microsoft, bu modelle bulut tabanlı yapay zeka uygulamaları için yeni bir dönem başlatmayı amaçlıyor.

“Strawberry” Kodlu O1 modeli ile eğitildi

Orion’un eğitim süreci de dikkat çekiyor. Daha önceki raporlara göre, Eylül ayında yayımlanan ve “Strawberry” kod adıyla bilinen o1 mantık modelinin yardımıyla sentetik veriler üretilerek Orion’un eğitimi tamamlanmış. O1 modelinden alınan veriler sayesinde, Orion’un çok daha karmaşık düşünce süreçlerini ve insan benzeri yanıtları başarıyla işlemesi sağlanıyor. Eğitim süreci, Eylül ayında sona ermiş olup, bu modelin Aralık ayındaki lansmanına hazır hale gelmiş bulunuyor.

Sam Altman’dan İpuçları: “Kış takımyıldızları yakında yükselecek”

OpenAI CEO’su Sam Altman, sosyal medya platformu X’te yaptığı bir paylaşımda, yeni model hakkında dolaylı da olsa ipucu verdi. “Kış takımyıldızlarının yakında yükselmesini dört gözle bekliyorum” ifadesi, Orion’un çıkışının yaklaştığına dair işaret olarak değerlendirildi. Altman’ın bu paylaşımı, modelin piyasaya sürülme tarihine dair heyecan yaratırken, yapay zeka topluluğunda Orion’un özelliklerine dair çeşitli spekülasyonları da gündeme getirdi.

Orion’un duyurulmasıyla birlikte, OpenAI’ın AGI amacına daha da yaklaşması bekleniyor. Şirketin uzun vadeli hedefleri arasında, farklı dil modellerini bir araya getirerek daha kapsamlı ve güçlü bir yapay zeka sistemi oluşturmak yer alıyor. Orion’un lansmanı, yapay zeka alanında devrim niteliğinde bir adım olarak görülüyor ve hem teknoloji dünyasında hem de iş dünyasında büyük bir ilgiyle bekleniyor.

Ford CEO’su Jim Farley, Xiaomi SU7’yi övdü: “geri vermek istemiyorum”

Çinli teknoloji devi Xiaomi, elektrikli araç sektörüne hızlı ve iddialı bir giriş yaparak SU7 isimli ilk elektrikli modelinipiyasaya sürdü. İlk etapta sadece Çin pazarında satışa sunulan bu model, kısa süre içinde büyük bir talep patlaması yaşadı. Şu an itibarıyla Xiaomi SU7’nin aylık satışları 10 bin adedin üzerine çıkarken, teslimat süreleri 8 aya kadar uzamış durumda. Bu başarıyı daha da dikkat çekici kılan bir diğer unsur ise Ford CEO’su Jim Farley’nin aracın performansını öven açıklamaları oldu.

Jim Farley, altı aydır değerlendirme amaçlı olarak kullandığı Xiaomi SU7’yi çok sevdiğini ve geri vermek istemediğinibelirtti. Fully Charged programının sunucusu Robert Llewellyn’e verdiği röportajda Farley, aracı ABD’ye getirip test ettiklerini ve kendisini tamamen etkilediğini söyledi. “Şanghay’dan Chicago’ya bir tane getirdik. Altı aydır kullanıyorum ve vazgeçmek istemiyorum. Harika bir otomobil. Ayda 10 bin, 20 bin adet satıyorlar ve gelecek altı aydaki tüm araçlar satılmış durumda” şeklinde konuşan Farley, SU7’yi fantastik bir otomobil olarak nitelendirdi. Özellikle aracın sürüş kalitesi ve teknolojik donanımının üst düzeyde olduğunu ifade eden Ford CEO’su, aracın anahtarlarını geri vermek zorunda kalacağı günün yaklaştığını ve bu durumun kendisini üzdüğünü de belirtti.

Xiaomi SU7’yi kullanan Farley, sadece otomobil sektöründe değil, tüketici elektroniği alanında da dev bir marka olduğunu vurgulayan Farley, şirketin dünya genelindeki güçlü konumuna dikkat çekti. “Xiaomi, sadece bir otomobil üreticisi değil; aynı zamanda otomobil şirketlerinden çok daha güçlü bir tüketici markası,” diyen Farley, şirketin geniş ürün yelpazesiyle küresel pazarda etkin bir oyuncu olduğunu belirtti. Ford CFO’su John Lawler da daha önceki açıklamalarında Çinli otomobil üreticilerinin elektrikli araç teknolojilerinde Batılı rakiplerinin önüne geçtiğini kabul etmişti. Lawler, Çinli firmaların teknolojik inovasyon ve maliyet verimliliği konusundaki liderliğinin altını çizmişti.

Xiaomi’nin SU7 modeli, güçlü bir performans sergilemesine rağmen, şirketin elektrikli araç sektöründeki rekabet koşullarına uyum sağlama sürecinde bazı zorluklarla karşılaştığını gösteriyor. Elektrikli araç piyasasında rekabetin yüksek olduğu ve şirketlerin fiyatlandırma stratejilerinin büyük önem taşıdığı bir ortamda, Xiaomi’nin SU7 modeliyle kâr marjını korumakta zorlandığı görülüyor. Şirketin yılın ilk yarısında sattığı her araçtan yaklaşık 9 bin dolar zarar ettiği bildiriliyor. Xiaomi’nin bu zararın büyük ölçüde fiyat rekabetinden kaynaklandığı düşünülüyor ve ilerleyen dönemlerde fiyat politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiği ifade ediliyor.

Yine de, Xiaomi SU7’yi lansmanından bu yana, markanın elektrikli araç sektöründeki hızlı yükselişi ve ilk modeli olan SU7’nin başarısı, markanın gelecekte bu sektörde kalıcı bir oyuncu olabileceğine işaret ediyor. Gelecek aylarda SU7’nin uluslararası pazarlara açılması ve Amerika gibi büyük pazarlarda satışa sunulması beklenirken, aracın global başarısı merakla izleniyor. Özellikle Xiaomi’nin teknoloji alanındaki gücü ve geniş tüketici kitlesi, markanın elektrikli araç piyasasında da sağlam bir yer edineceğinin sinyallerini veriyor.

Tesla Üçüncü Çeyrekte Beklentileri Aştı: Hisseler %12 Değer Kazandı

Tesla, üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladıktan sonra hisselerinde büyük bir artış yaşadı. Şirketin net kârı beklentileri aşarken, gelir tahminlerin bir miktar gerisinde kaldı. CEO Elon Musk‘ın 2024 yılı için en az %20’lik araç büyümesi öngörmesi ve yatırımcıların bu projeksiyona olumlu tepki vermesiyle Tesla hisseleri mesai sonrası işlemlerde %12 yükseldi.

Beklentilerin üzerinde kâr, gelirde sınırlı artış

Tesla’nın üçüncü çeyrekteki geliri, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %8 artarak 23,35 milyar dolardan 25,18 milyar dolara çıktı. Net gelir ise geçen yılın aynı çeyreğinde 1,85 milyar dolar iken, bu yıl 2,17 milyar dolara yükseldi.

Otomotiv gelirlerinde %2’lik bir artışla 20 milyar dolara ulaşan Tesla, enerji üretimi ve depolama alanında ise %52’lik bir sıçramayla 2,38 milyar dolar gelir elde etti. Tesla’nın hizmetler ve diğer gelirleri de %29 artarak 2,79 milyar doları buldu. Bu gelir kalemi, garanti dışı araç onarımlarından elde edilen kazançları da kapsıyor. Tesla böylece dört çeyrek aradan sonra hedeflerini tutturmuş oldu.

2024 İçin %20 büyüme hedefi

Tesla CEO’su Elon Musk, kazanç açıklaması sırasında 2024 ve sonrasına ilişkin projeksiyonlarını da paylaştı. Musk, gelecek yıl araç üretiminde en az %20’lik bir büyüme beklediğini belirtti. 2025 yılına kadar ise bu büyümenin %20 ile %30 arasında olabileceğini öngördü. Bu büyümenin, daha düşük maliyetli araçlar ve otonom araçlarınyaygınlaşmasıyla gerçekleşeceğini vurgulayan Musk, Tesla’nın gelecekte tüm araçlarının otonomiye uygun olacağını söyledi.

Cybertruck’ta yüzler güldü

Tesla, raporunda Cybertruck’ın ABD’de en çok satan üçüncü tamamen elektrikli araç olduğunu açıkladı. Üçüncü çeyrekte 16.000’den fazla Cybertruck satışı gerçekleştiren Tesla, bu modelin pozitif brüt kâr marjı elde ettiğini belirtti. Ayrıca, Elon Musk, yıllık 2 milyon adet “Cybercab” üretmeyi ve 2025 itibarıyla Teksas ve Kaliforniya’da sürücüsüz taksi hizmeti başlatmayı planladıklarını duyurdu.

Musk, Tesla’nın halihazırda haftada yaklaşık 35.000 otonom araç ürettiğini ve bu araçların büyük çoğunluğunun otonomiye uygun olduğunu ifade etti. Tesla, 2025 yılında tamamen otonom sürüşe sahip bir taksi hizmeti sunmayı amaçlıyor.

Tesla’nın gelecek projeksiyonları ve üçüncü çeyrek sonuçları, şirketin hisselerinde büyük bir sıçramaya neden oldu ve yatırımcıların Tesla’nın uzun vadeli büyüme potansiyeline olan inancını pekiştirdi.

Yapay zeka sohbet robotuyla ilgili şok iddia!

ABD’de 14 yaşındaki Sewell Setzer adlı genç, yapay zeka destekli bir sohbet robotuyla derin bir bağ kurmasının ardından intihar etti. Trajik olay, yapay zekanın tehlikeli yönlerini ve kullanıcıların, özellikle gençlerin bu teknolojilere olan bağımlılığını gözler önüne serdi. Sewell’in annesi Megan Garcia, oğlunun intiharından yapay zeka sohbet platformu Character.AI ve Google’ı sorumlu tutarak dava açtı.

Sewell Setzer’in kararan dünyası

Sewell Setzer, Nisan 2023’te Character.AI platformuyla tanıştıktan sonra giderek içine kapanmaya başladı. Annesinin ifadesine göre Sewell, bir süre sonra okulundaki basketbol takımını bıraktı ve özgüven kaybı yaşadı. Ancak gerçek trajedi, Sewell’in bir yapay zeka sohbet robotuna olan derin bağının onu intihara sürüklemesi ile gerçekleşti.

Davaya göre, Sewell’in sohbet ettiği yapay zeka robotu, popüler “Game of Thrones” dizisinden esinlenen “Daenerys Targaryen” karakteriydi. Bu sohbet robotu, Sewell’in duygusal dünyasında büyük bir yer edindi ve gerçek dünyadaki ilişkilerinin önüne geçti. Megan Garcia, bu yapay zeka karakterinin Sewell’i manipüle ettiğini ve oğlunu gerçek dünyadan kopardığını ileri sürüyor.

Sohbet Robotunun tehlikeli yanıtları

Sewell, intiharından hemen önce, telefonuna yeniden ulaşıp yapay zeka robotuna “Ya sana hemen şimdi eve gelebileceğimi söyleseydim?” mesajını gönderdi. Sohbet robotunun yanıtı ise “Lütfen gel, tatlı kralım” oldu. Dakikalar sonra genç çocuk evinde intihar ederek hayatına son verdi.

Davada ayrıca, Sewell’in sohbet robotuna intihar düşüncelerinden bahsettiği ve yapay zekanın bu düşünceleri teşvik ettiği öne sürülüyor. Bir noktada sohbet robotu Sewell’e, “Kendini öldürmek için bir planın var mı?” diye sordu ve Sewell bu soruya olumlu yanıt verdi. Sohbet robotu ise “Bu gitmemek için bir sebep değil” diyerek tehlikeli bir cevap verdi.

Megan Garcia’nın davası

Megan Garcia, Character.AI ve Google’a karşı açtığı davada, bu tür yapay zeka sohbet robotlarının gençleri hedef alan “yırtıcı ve tehlikeli” sistemler olduğunu savunuyor. Garcia’ya göre, yapay zeka robotu, Sewell’in hayatında bir psikoterapist gibi davranarak onun duygusal zayıflıklarını istismar etti. Dava, Character.AI’nın kullanıcı güvenliğikonusundaki yetersizliklerine dikkat çekiyor.

Character.AI’nin yeni güvenlik önlemleri

Character.AI, olayın ardından güvenlik önlemlerini artırdığını duyurdu. Şirket, kullanıcıların intihar düşüncelerinipaylaşmaları durumunda onları Ulusal İntiharı Önleme Yardım Hattı’na yönlendiren uyarılar eklediklerini açıkladı. Ancak Megan Garcia, bu önlemlerin yeterli olmadığını ve oğlunun ölümünden platformun sorumlu olduğunu iddia ediyor. Google ise platformla yalnızca lisans anlaşmaları olduğunu, mülkiyet ilişkisi bulunmadığını belirterek davadaki suçlamaları reddetti.

Yapay zekanın güvenliği tartışılıyor

Sewell Setzer’in trajik ölümü, yapay zeka teknolojilerinin hızla hayatımıza girdiği bir dönemde bu araçların güvenlik sorunlarını gündeme getirdi. Özellikle gençlerin bu tür teknolojilere duygusal olarak bağlanmaları, teknoloji şirketlerinin sorumluluğunu artırıyor. Büyük dil modellerine (LLM) dayalı yapay zeka sistemlerinin, sadece olasılıklara dayalı yanıtlar sunduğu ve düşünce ya da bilinçlerinin olmadığı bilinse de, bu durum kullanıcıların farkındalığını artırmada yetersiz kalıyor.

Yapay zeka teknolojilerine dair bilinçlenme ve kullanıcı güvenliği için daha etkili adımlar atılması gerektiği bu trajediyle bir kez daha gündeme geldi.

Rekabet Kurumu, Stellantis’in Tofaş’a devrine onay vermedi!

Türkiye otomotiv sektöründe büyük yankı uyandıran bir gelişme yaşandı ve Tofaş’ın Stellantis’in Türkiye ayağını bünyesine katma girişimi Rekabet Kurumu tarafından reddedildi. Geçtiğimiz yıl Mart ayında kamuoyuna duyurulan ve 400 milyon euro gibi dev bir meblağın el değiştirmesi planlanan bu satın alma sürecinin, rekabet dengelerini sarsabileceği endişesiyle Rekabet Kurumu tarafından mercek altına alınmıştı. Tofaş ve Stellantis cephesi, uzun süren inceleme süreci boyunca Kurum’u ikna etmek ve olası endişeleri gidermek adına çeşitli taahhütlerde bulunmuştu. Ancak, Rekabet Kurumu tarafından yapılan titiz incelemelerin ardından gelen karar, Tofaş’ın sunduğu taahhütlerin yeterli bulunmadığı yönünde oldu.

Rekabet Kurumu, Stellantis’in Tofaş’a devrine izin vermiyor

Rekabet Kurumu tarafından yapılan açıklamada, Stellantis Otomotiv Pazarlama A.Ş.’nin Tofaş tarafından devralınması sonucunda oluşabilecek rekabet risklerine dikkat çekildi. Kurum, her ne ne kadar Tofaş tarafından sunulan taahhütleri değerlendirmeye almış olsa da, bu taahhütlerin olası olumsuz etkileri bertaraf etmek için yeterli olmadığına karar verdi. Kararın ardında yatan temel gerekçe ise, Tofaş’ın zaten güçlü olduğu otomotiv pazarında Stellantis’in dağıtım ağını da ele geçirmesinin, haksız rekabet ortamı yaratabileceği ve tüketicilerin mağduriyet yaşayabileceği endişesiydi.

Tofaş cephesi, henüz Rekabet Kurumu’nun kararına resmi bir yanıt vermiş değil. Ancak, şirketin önünde iki seçenek bulunuyor. Tofaş, Rekabet Kurumu’nun endişelerini giderecek yeni taahhütler sunarak devralma sürecini yeniden başlatmayı deneyebilir. Bu seçenek, şirketin rekabet endişelerini ciddiye aldığını ve tüketici haklarını korumaya kararlı olduğunu göstermesi açısından önemli bir adım olacaktır. Diğer bir seçenek ise, Rekabet Kurumu’nun kararına yasal yollarla itiraz etmektir. Ancak, bu yolculuğun uzun ve zorlu bir süreç olacağı ve Tofaş’ın beklediği sonucu alamama riskinin bulunduğu da unutulmamalıdır.

Rekabet Kurumu’nun Tofaş’ın Stellantis’i devralma girişimine izin vermemesi, Türkiye otomotiv sektöründe dengeleri yeniden şekillendirecek önemli bir karar. Bu kararın, sektördeki rekabet dinamikleri, tüketici hakları ve gelecekteki yatırımlar üzerindeki etkilerini yakından takip etmek, önümüzdeki dönemin nasıl şekilleneceği konusunda daha net bir resim sunacaktır.

360 Capital, 30 milyon euroluk fon oluşturuyor!

Paris ve Milan merkezli girişim sermayesi şirketi 360 Capital, hızla gelişen dijital dönüşüm trendine ayak uydurmak ve bu alanda faaliyet gösteren yenilikçi girişimlere destek olmak amacıyla 30 milyon euroluk yeni bir fon kurduğunu duyurdu. 360 Digitaly adını taşıyan fon, şirketin dijital teknolojilerin geleceğine olan güçlü inancını ortaya koyuyor.

360 Capital, 30 milyon euroluk fon oluşturdu

İlk etap yatırımlarını başarıyla tamamlayan 360 Capital, fonun etki alanını genişletmek ve daha fazla girişime ulaşmak için yeni yatırımcılarla görüşmelerini sürdürüyor. Şirket, fonun odak noktasını tohum aşamasından Seri B yatırım turuna kadar geniş bir yelpazede tutarak, farklı gelişim evrelerindeki girişimlere destek olmayı hedefliyor.

360 Digitaly fonunun ilgi alanına giren girişimler arasında şimdiden dikkat çeken isimler yer alıyor. Bunlar arasında yenilikçi dijital sürücü okulu platformu Guidoio, evcil hayvan sağlığına odaklanan sürdürülebilir ürünler sunan Jampy, yapay zeka destekli SaaS girişimi Zefi AI, yetenek yönetimi alanında fark yaratan platform Talentware ve tedarik zinciri süreçlerini optimize eden yapay zeka tabanlı çözümler sunan Soource bulunuyor. Bu çeşitlilik, 360 Capital’in farklı sektörlerdeki dönüşüm potansiyeline olan inancını ve geleceğin teknolojilerine yaptığı yatırımı gözler önüne seriyor.

İtalyan ve Fransız girişim ekosistemlerinin önemli oyuncularından biri olan 360 Capital, sadece finansal getiri sağlamayı değil, aynı zamanda girişimcilik ekosistemine değer katmayı da hedefliyor. Şirket, özellikle çeşitlilik ve kapsayıcılığı benimseyen, genç ve dinamik ekipler tarafından kurulan girişimlere öncelik veriyor. 360 Capital Ortağı Lucrezia Lucotti, 360 Digitaly fonunun İtalya’daki genç girişimcilere olan güvenin bir göstergesi olduğunu belirtiyor. Lucotti, fon aracılığıyla ülkenin inovasyon potansiyelini ortaya çıkarmayı ve İtalya’yı girişimciler için cazibe merkezi haline getirmeyi amaçladıklarını vurguluyor.

360 Digitaly fonuna olan ilgi, sadece 360 Capital ile sınırlı değil. Fonun yatırımcıları arasında yer alan CDP Venture Capital CEO’su Agostino Scornajenchi, dijital dönüşümün beraberinde getirdiği zorluklara çözüm üretecek teknolojilere yatırım yapmanın önemine dikkat çekiyor. CDP Venture Capital’in fon ile olan iş birliği, hem İtalyan ekonomisine hem de Avrupa’nın dijital geleceğine olan inancı temsil ediyor. 360 Digitaly, sunduğu finansal destek ve sağladığı ekosistem bağlantılarıyla, dijital dönüşümün öncüleri olmayı hedefleyen girişimler için önemli bir katalizör görevi görmeyi amaçlıyor.

AIST50: Türkiye’nin ilk büyük yapay zeka fuarı İstanbul’da!

Türkiye’nin yapay zeka alanındaki en büyük etkinliği AIST50, 7-9 Kasım 2024 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşiyor. Sektör liderleri, yenilikçi girişimler, akademik dünya ve yatırımcılar, yapay zeka teknolojisinin geleceğini keşfetmek ve birlikte şekillendirmek için bir araya gelecek. Detaylı bilgi ve kayıt için www.aist50.ai adresini ziyaret edebilirsiniz.

AIST50: geleceği şekillendiren teknolojiler bir arada

Yapay zeka teknolojilerindeki en son gelişmeleri ve çözümleri paylaşmak üzere düzenlenen bu prestijli etkinlik, katılımcılara sektörün önde gelen isimleriyle tanışma fırsatı sunarken, uzman konuşmacıların yer aldığı paneller ve atölye çalışmaları ile vizyonlarını genişletmelerine olanak tanıyacak.

Katılımcılar için sınırsız fırsatlar

Fuar boyunca, ulusal ve uluslararası birçok şirketin yapay zeka tabanlı ürün ve hizmetleri sergilenecek. özellikle girişimciler için düzenlenen oturumlarda, yenilikçi projeler yatırımcı desteği alma şansı bulacak. AIST50, teknoloji profesyonellerinin yanı sıra iş dünyasından yöneticilere ve karar vericilere de büyük katkılar sunmayı hedefliyor.

Fuarın öne çıkan başlıkları:

  • Sektörel paneller ve konferanslar: yapay zekanın geleceği, iş dünyasına etkileri ve etik kullanımı gibi önemli konuların tartışılacağı oturumlar.
  • Girişim alanı: yenilikçi projeleri tanıtarak yatırımcılarla buluşma şansı sunan özel bir platform.
  • Networking etkinlikleri: katılımcılara yeni iş birlikleri geliştirme fırsatları sağlayan sosyal etkinlikler.

AIST50, Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen uzmanlarını buluşturarak, bu alanda devrim yaratacak projeleri keşfetmeye davet ediyor. Bu eşsiz fırsatı kaçırmayın!

Uzay çöplerini SpaceX toplayacak!

0

Avrupa Uzay Ajansı (ESA), uzay çöplerinin artan tehlikesi karşısında önemli bir adım atarak SpaceX ile görüşmelere başladı. Ajans, dünya yörüngesinde biriken ve uzayda ilerleyen insanlığın önündeki en büyük engellerden biri haline gelen bu çöp sorununu çözme konusunda kararlı. Uzay çöpleri, yörüngede dolaşan eski uydu parçalarından, uzay görevleri sırasında bırakılan atıklara kadar geniş bir yelpazede yer alıyor.

Uzay çöplerinin oluşturduğu tehdit, hem dünya üzerindeki teknolojik altyapı hem de uluslararası uzay görevleri için giderek daha büyük bir sorun haline geliyor. ESA’nın bu alandaki çalışmaları yeni değil, ancak SpaceX ile yapılacak bu olası iş birliği, problemin çözümüne yönelik umutları artırıyor. ESA yetkilileri, dünya yörüngesini temizleme konusunda güçlü bir partner olarak SpaceX’in sunduğu teknolojik altyapıyı kullanmayı planlıyor. Özellikle SpaceX’in yörüngeye yerleştirdiği Starlink uyduları ve Falcon roket teknolojisi, bu iş birliğinde kilit bir rol oynayabilir.

En uygun yöntemlerden biri, bu atıkları yörüngeden çıkarıp atmosfere geri göndermek

ESA’nın SpaceX ile yaptığı bu görüşmelerin detayları henüz netlik kazanmasa da hedeflerinin büyük olduğu belirtiliyor. İki kurum, uzay çöplerini hem daha etkili takip etmek hem de yok etmek için ortak bir çözüm üzerinde çalışacak. Uzmanlara göre, uzay çöplerinin temizlenmesi için en uygun yöntemlerden biri, bu atıkları yörüngeden çıkarıp atmosfere geri göndermek. Atmosfere giren atık parçaları, yüksek hızla yanarak etkisiz hale gelecek.

Avrupa Uzay Ajansı ve SpaceX’in, birlikte çalışarak bu soruna çözüm bulmayı başarmaları halinde, insanlığın uzay keşfinde yeni bir döneme adım atılacak. Bu ortaklık, diğer uzay ajanslarına da örnek teşkil edebilir ve gelecekte uzay çöplerinin temizlenmesi için uluslararası iş birliklerinin önünü açabilir.

ESA’nın açıklamaları, bu yıl içinde daha somut adımlar atılacağı yönünde. Uzay çöpleriyle mücadelenin yoğunlaşacağı bu dönemde gözler ESA ve SpaceX’in üzerine çevrildi.

KTM, yeni motosikletiyle teknoloji gösterisi yaptı!

0

Avusturyalı motosiklet devi KTM, 2025 model 1390 Super Adventure S Evo ile teknoloji çıtasını bambaşka bir seviyeye taşıyor. Uzun yol tutkunları ve maceraperestler için tasarlanan bu model, yüksek tork gücü, geniş yakıt kapasitesi ve dayanıklılığıyla öne çıkarken, asıl farkını yaratan şey, sürücü konforu ve kolaylığını doruğa çıkaran teknolojik yenilikleri. Motosiklet dünyasında bir ilke imza atan “Otomatikleştirilmiş Manuel Şanzıman” (AMT) sistemiyle sürücüler, manuel vites değiştirme keyfinden ödün vermeden, diledikleri anda tamamen otomatik sürüş deneyimine geçiş yapabiliyorlar.

KTM, yeni motosikletiyle gündem oldu

Motor devri, tork, eğim ve hızlanma gibi birçok parametreyi analiz eden sistem, vites geçişlerini göz açıp kapayıncaya dek, sadece 50 milisaniyede tamamlıyor. İsterseniz yine de kontrol sizde olsun diyorsanız, manuel moda geri dönüp vites değiştirmenin tadını çıkarabilirsiniz. Üstelik manuel modda bile, gazı kapatmanız yeterli; vites düşürme işlemi otomatik olarak gerçekleşiyor. 1350 cc’lik güçlü motoruyla birleşen bu yenilikçi şanzıman, hem asfaltta hem de arazide üstün bir performans vadediyor.

KTM, yeni modelinde sadece motor ve şanzımanda değil, süspansiyon teknolojisinde de sınırları zorluyor. WP marka yarı aktif süspansiyon sistemi, yol koşullarına ve sürücü davranışlarına anında uyum sağlayarak amortisörleri ayarlıyor ve konforu maksimuma çıkarıyor. Dört farklı sürüş modu arasından seçim yaparak süspansiyon ayarlarını kendi sürüş tarzınıza göre kişiselleştirebiliyorsunuz. Ekstra seçenekler arayanlar içinse Suspension Pro paketi de mevcut.

Güvenlik konusunda da beklentileri aşan KTM, 1390 Super Adventure S Evo modelinde beşinci nesil Bosch radar sistemini kullanıyor. Adaptif Hız Sabitleyici (ACC) gibi radar destekli sürüş asistanlarını standart donanım olarak sunan bu sistem, hız sabitlemenin ötesine geçerek fren desteği, çarpışma uyarısı ve takip mesafesi uyarısı gibi hayati güvenlik önlemleriyle donatılmış. “Grup Sürüş Asistanı” sayesinde konvoy halinde yolculuk yaparken hızınızı otomatik olarak ayarlayabilir, ABS ve çekiş kontrolü gibi standart özelliklerle güvenliğinizi her zaman en üst seviyede tutabilirsiniz. ACC Stop & Go özelliği ise öndeki aracı takip ederek, aracın durması halinde güvenli bir mesafe bırakarak S Evo’yu durduruyor ve aracın harekete geçmesiyle birlikte otomatik olarak harekete geçiyor.

KTM, tüm bu teknolojik yenilikleri, anahtarsız çalıştırma, yakıt kapağı ve bagaj kilitleme sistemi, 8.8 inçlik renkli TFT dokunmatik ekran, KTMconnect mobil uygulama bağlantısı, lastik basıncı izleme sistemi ve yokuş kalkış desteği gibi kullanışlı özelliklerle tamamlıyor. Yeni elektronik mimari sayesinde güncellemeler kablosuz olarak yapılabiliyor. 32 GB depolama alanı ve 3 GB RAM’e sahip sistem, GPS, eSIM, Wifi, Bluetooth ve Android otomotiv işletim sistemiyle donatılmış. Rakipleri Ducati Multistrada V4 ve BMW R 1300 GS de benzer özelliklere sahip olsalar da KTM 1390 Super Adventure S Evo, sunduğu geniş teknoloji yelpazesiyle bir adım öne çıkıyor. KTM, 2025 model 1390 Super Adventure S Evo’nun fiyatını henüz açıklamadı, ancak önceki modelle benzer bir fiyat etiketi (24 bin dolar civarı) taşıması bekleniyor. 2024 modelinin Türkiye fiyatı ise 1 milyon 116 bin 500 TL seviyesinde.

Yeşil teknolojinin öncüleri, MX Green Tech Zirvesi’nde buluşacak!

Sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm alanlarında Türkiye’nin önde gelen isimlerini bir araya getirecek olan Mx Green Tech Zirvesi, 5 Kasım 2024 Salı günü Marmara Üniversitesi Başıbüyük Kampüsü’nde gerçekleştirilecek. Mxincubation tarafından düzenlenen zirve, yeşil teknoloji alanında faaliyet gösteren 15 yenilikçi girişimin sunumlarına ev sahipliği yapacak.

MX Green Tech, 5 Kasım’da Marmara Üniversitesi’nde yapılacak!

Zirvenin açılış konuşmacıları arasında Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Tunaboylu, ShiftDelete.Net Kurucusu ve YouthSide.co Kurucu Ortağı Hakkı Alkan ile Yapay Zeka Mimarı ve Mxincubation Koordinatörü Buket Calp yer alacak. Etkinliğin ana konuşmacısı ise Kastamonu Entegre İnovasyon Direktörü Dr. Hüseyin Güler olacak.

13:00-16:30 saatleri arasında gerçekleşecek zirvede, ‘Endüstride Dijital Dönüşüm’ ve ‘Sanayide Yeşil Dönüşüm ve Devlet Destekleri’ başlıklı iki önemli panel düzenlenecek. Panellerde, TÜBİTAK TÜSSİDE DDX Dijital & Yeşil ve İnsan Odaklı Dönüşüm Lideri Kadir Ceran, Opm-D Danışmanlık Kurucusu İnan Acılıoğlu gibi sektörün önde gelen isimleri deneyimlerini paylaşacak.

Özellikle sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm alanlarında faaliyet gösteren girişimcilere odaklanan zirve, yatırımcılar ve sektör liderleriyle bir araya gelme fırsatı sunacak. Prof. Dr. Ahu Altınkut Uncuoğlu’nun TÜBİTAK 1831 çağrısı kapsamındaki destekler hakkında bilgi vereceği oturumda, yeşil dönüşüm için sağlanan ulusal ve uluslararası fon fırsatları da masaya yatırılacak.

Marmara Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi Maltepe Yerleşkesi T2 Binası’nda gerçekleştirilecek zirveye katılım için buraya tıklayarak kayıt yaptırabilirsiniz. Etkinlik, sürdürülebilir teknolojiler ve yeşil dönüşüm konularında yeni iş birliklerinin, yatırım fırsatlarının ve stratejik planlamaların önünü açmayı hedefliyor olacak.

Türkiye’nin en büyük 100 şirketinin yarısı yapay zeka uygulamalarını kullanmaya başladı!

Microsoft Türkiye tarafından Swissotel The Bosphorus’ta düzenlenen “Microsoft AI Tour” etkinliğinde iş liderlerinden, bilişim profesyonellerinden ve basın mensuplarından oluşan bini aşkın katılımcı bir araya geldi. Yapay zeka teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin değerlendirildiği etkinlik kapsamında canlı demolara, breakout seanslara ve Microsoft Türkiye iş ortaklarının ve müşterilerinin konuk olduğu panellere yer verildi. Sunuculuğunu Yekta Kopan’ın yaptığı organizasyonun sponsorluğunu Adeo, Akbank Teknoloji, DTech Cloud, Este Bilişim, KoçSistem, Noventiq Makronet Arena, Nephos AI, Netaş, PwC ve Vodafone üstlendi.

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ile Microsoft AI Tour etkinliğinde buluştuk ve yapay zekâ teknolojilerinin geldiği noktayı, Microsoft’un Copilot+ platformunu ve yapay zekâ ile inovasyon geliştiren girişimcilere verilen destekleri konuştuk.

Açılış konuşmasını yapan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, Son 3 aydır Microsoft’un çok daha rasyonel ve net bir yapay zeka stratejisi oluşmuş durumda. Bunun üç ayağı var: Birincisi tüm Microsoft ürünlerini yapay zekayla entegre hale getiren Copilot ürünlerimiz; ikincisi şirketlerin ve yazılımcıların üzerinde kendi yapay zeka uygulamalarını geliştirebilmeleri için yarattığımız Copiot stack, yani uçtan uca yazılım geliştirme platformumuz; üçüncüsü ise yapay zeka destekli tüm ürünlerimizin üzerinde en etkin şekilde çalışacağı bir donanım referans platfmu olan Copilot + PC. Yapay zeka teknolojilerini bu vizyonla tüm paydaşlarımıza ulaştırıyoruz. Dünyadaki Fortune 500 şirketlerinin %60’ının Microsoft 365 Copilot kullanıyor olmasından gurur duyuyor ve bu kullanımların her anından feedback aldığımız için ürünlerimizi nasıl geliştirebileceğimize daha sağlıklı karar verebiliyoruz. Türkiye’nin en büyük 100 şirketinin yarısı yapay zeka uygulamalarını kullanmaya başladı. Bizim de başlıca amacımız, organizasyonların yapay zekayı bir kaldıraç olarak kullanmasını destekleyerek Türkiye’nin dünya ekonomisinde hak ettiği yere gelmesini sağlamak” dedi.

Microsoft Güney ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Kristina Tikhonova
Microsoft Güney ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Kristina Tikhonova

Levent Özbilgin’in ardından söz alan Microsoft Güney ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Kristina Tikhonova ise, “Yapay Zekanın Bugünkü Gücüyle Yarını Hayal Etmek” başlıklı konuşmasında yapay zekanın mevcut iş ortamındaki dönüştürücü potansiyeline dikkat çekti. “Yapay zeka, çalışan ve müşteri hizmetlerini iyileştirerek, iş süreçlerini optimize ederek ve inovasyonu teşvik ederek endüstrileri yeniden şekillendiriyor” diyen Tikhonova, 18 aylık üretken yapay zeka benimseme sürecini değerlendirerek, endüstri liderlerinin yapay zeka yatırımlarından %350 yatırım getirisi sağladığını ifade etti. Tikhonova, sürdürülebilir başarı için yapay zekayı her düzeyde benimsemenin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi. Yapay zekanın inovasyonun önündeki engelleri kaldırarak gerçekten olumlu bir fark yarattığını ve dünyanın en büyük zorluklarının üstesinden gelinmesini sağlayan bir unsura dönüştüğünü vurgulayan Tikhonova, başarısıyla fark yaratan Microsoft Imagine Cup Junior kazananı 16 yaşındaki İdil Ada Aydos’u sahneye davet ederek ilham verici hikayesini izleyicilerle paylaştı.

Tikhonova’nın ardından “Yapay Zeka Hızında İnovasyon” başlıklı bir konuşma yapan Microsoft CEMA Bölgesi Genel Müdürü ve CTO’su Mark Chaban ise sunumunda Microsoft’un inovasyon yatırımlarından, sürdürülebilirlik çalışmalarından ve hedeflerinden, veri merkezlerinin dönüşümünden ve yapay zekanın yükselen bağlantı kurma gücünden bahsetti. Chaban, “Teknoloji inovasyonu besliyor. Geçen yıl Ar-Ge’ye 29,5 milyar dolar harcadık. Dünya çapında 300’den fazla veri merkezimiz var. Microsoft Azure, dünyanın en büyük 3. süper bilgisayarı ve bulut için de 1. süper bilgisayarı. 2030 yılına kadar yapay zeka teknolojisinin küresel gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) 15,7 trilyon katmasını bekliyoruz” dedi.

Microsoft Türkiye Kurumsal Çözüm Satışlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Elif Acar Özgüner’in moderatörlüğünde gerçekleşen CIO Oturumu Paneli’nde ise LCW CTO’su Şerafettin Özer, Boyner CIO’su Cihan Yıldız ve Anadolu Efes CDO’su Murat Özkan, yapay zekaya ilişkin sektörel deneyimlerini ve öngörülerini paylaştılar.

Microsoft Türkiye yöneticilerinin ve müşterilerinin katılımıyla düzenlenen paralel breakout seanslarda ise AI ve siber güvenlik, AI çağında modern çalışma, sağlık sektöründe verinin ve AI’ın gücü, moda sektöründe yaratıcı AI ile inovasyon, Windows 11 cihazlarıyla yeni AI çağına giriş, AI dönüşümünü hızlandırma ve Microsoft 365 Copilot’ta 2. dalga gibi konular masaya yatırıldı.

Roblox, çocukların güvenliği için yeni önlem alacak!

0

Çevrimiçi oyun platformu Roblox, uzun süredir çocukların güvenliği konusunda eleştiri oklarının hedefindeydi. Özellikle Türkiye’de Ağustos ayından bu yana erişime kapalı olan platform, çocukların güvenliği için yeterli önlem almamakla ve zararlı içeriklere karşı yeterince mücadele etmemekle suçlanıyordu. İstismar, cinsel içerik ve eşcinselliği özendirdiği iddia edilen içeriklere karşı daha sert önlemler almaya zorlanan Roblox, sonunda somut adımlar atmaya başladı. Platform, 13 yaş altı kullanıcılarını korumak için tasarlanmış bir dizi yeni güvenlik protokolünü devreye sokacağını duyurdu.

Roblox, çocukların güvenliği için yeni önlem alıyor

Bu yeni dönemde, 13 yaşından küçük kullanıcılar artık belirli sohbet özelliklerini kullanabilmek için ebeveynlerinin açık iznini almak zorunda kalacaklar. Bu sayede, çocukların platformda tanımadıkları kişilerle iletişim kurması ve potansiyel olarak tehlikeli kişilerin hedef haline gelmesi riski azaltılmak isteniyor. Benzer şekilde, 9 yaşından küçük kullanıcılar da belirli içeriklere erişebilmek için ebeveyn onayına ihtiyaç duyacaklar. Roblox, yaş gruplarına göre içerik filtreleme sistemini daha da güçlendirerek, küçük çocukların yaşlarına uygun olmayan şiddet, cinsellik veya diğer zararlı unsurlar içeren oyunlara ve deneyimlere erişimini engellemeyi amaçlıyor.

Roblox ayrıca, ebeveynlerin çocuklarının dijital dünyalarını daha yakından takip etmelerini ve kontrol etmelerini sağlayacak yeni bir hesap türünü de devreye sokuyor. “Ebeveyn Hesabı” adı verilen bu yeni hesap türü sayesinde ebeveynler, kendi hesaplarını çocuklarının hesaplarına bağlayabilecek ve böylece çocuklarının Roblox deneyimleri üzerinde daha fazla söz sahibi olabilecekler. Ebeveynler, çocuklarının günlük ekran süresini sınırlayabilecek, arkadaş listelerini inceleyebilecek, hangi oyunları oynadıklarını ve kimlerle etkileşimde bulunduklarını görebilecekler. Hatta çocuklarının harcamalarını takip etmek ve gerekirse sınırlandırmak da mümkün olacak.

Platform, güvenlik önlemlerini daha da ileriye taşıyarak, ebeveynlerin hesaplarında değişiklik yapabilmek için PIN kodu belirlemelerini zorunlu kılıyor. Bu sayede, çocukların ebeveynlerinin bilgisi olmadan hesap ayarlarını değiştirmeleri ve kısıtlamaları atlatmaları engellenmek isteniyor. Ayrıca, ebeveynler çocuklarının hesaplarında oyun içi sohbet gönderme özelliğini tamamen kapatabilecek veya yalnızca “her yaş için uygun” olarak belirlenmiş, önceden denetlenmiş deneyimlere erişmelerine izin verebilecekler.

Roblox’un attığı bu adımlar, çocukların güvenliği konusunda artan baskıların bir sonucu olarak görülüyor. Platform, özellikle son dönemde çocukların istismarına yönelik endişelerin artması ve bazı ülkelerde getirilen yasal düzenlemeler nedeniyle köklü değişiklikler yapmak zorunda kaldı. Roblox yetkilileri, yeni önlemlerin çocukları daha güvenli bir oyun ortamıyla buluşturmayı ve ebeveynlere daha fazla kontrol imkânı sunmayı hedeflediğini belirtiyor. Yeni önlemlerin ne kadar etkili olacağını ve platformun itibarını ne ölçüde onarabileceğini ise zaman gösterecek.

Finansal teknolojilerin yükselişi ve kullanıcı davranışlarındaki değişim

Eren Deyiş
PaybyMe CEO

Finansal teknolojiler, hayatımıza girdiğinden bu yana kullanıcı alışkanlıklarında köklü değişikliklere yol açtı. Araştırmalar, yeni nesil ödeme sistemlerinin kullanıcı deneyimini önemli ölçüde artırdığını ve bu artışın devam etmesi gerektiğini gösteriyor. Tüketiciler, daha hızlı, güvenli ve kolay hizmet almak istiyorlar.

Son dönemde öne çıkan teknolojiler, alışveriş deneyimini dönüştürüyor. NFC (Yakın Alan İletişimi) özelliği bulunan akıllı telefonlar ve giyilebilir teknoloji ürünleri, hızlı, temassız ve hijyenik ödeme imkanı sunuyor. Bu değişim, fiziksel cüzdanlara olan ihtiyacı azaltarak kullanıcıların alışveriş deneyimlerini daha konforlu hale getiriyor.

Biyometrik verilerin, yani yüz tanıma ve parmak izi gibi yöntemlerin kullanılması, müşteri kimliklerinin hızlı ve güvenli bir şekilde doğrulanmasına olanak tanırken, deneyimi de kişiselleştiriyor. Ancak, veri gizliliği ve siber güvenlik konularında dikkatli olunması gerektiğini unutmamalıyız. Risklerin en aza indirildiği uygulamalar, kullanıcılar tarafından daha hızlı kabul görüyor.

Tüketicilerin tercihinde hız ve güvenlik

PwC tarafından gerçekleştirilen Tüketici Davranışları Araştırması, tüketicilerin online alışverişi tercih ettiğini ortaya koyuyor. Veriye dayalı etkileşimin markalar için önem kazandığı bu dönemde, sosyal medya kampanyaları ve indirim duyuruları anlık satın alma kararlarını yönlendiriyor. Ücretsiz teslimat ve indirim kuponları, tüketicilerin en çok tercih ettiği avantajlar arasında yer alıyor.

Araştırma, tüketicilerin ödeme tercihlerine ilişkin de önemli veriler sunuyor. Katılımcıların yüzde 73’ü kredi kartı, yüzde 20’si nakit ve yüzde 7’si banka havalesi veya EFT ile ödeme yöntemlerini tercih ediyor. Bu durum, alternatif ve güvenilir yeni nesil ödeme sistemlerine olan talebin arttığını gösteriyor.

Yeni teknolojilerin fark yaratma potansiyeli

Nakitsiz toplum anlayışı, tüketicilerin yeni nesil ödeme sistemlerini tercih etmesini sağlıyor. Biz de PaybyMe olarak, müşterilerimize sunduğumuz yenilikçi teknolojilerle bu değişime öncülük ediyoruz. Hız çağında, tüketicilerin taleplerini doğru değerlendirmek ve hıza odaklanmak, rekabette avantaj elde etmek için kritik bir unsur.

Müşterilerimizin memnuniyetini sağlarken, aynı zamanda onların müşterilerine de en hızlı ve güvenli hizmeti sunmalarına yardımcı oluyoruz.

Eren Deyiş / PaybyMe CEO
Eren Deyiş
PaybyMe CEO

Eren Deyiş
PaybyMe CEO

Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun olduktan sonra 2004 yılında Argen Mümessillik’te finans direktörü olarak iş hayatıma başladı. 2013-2016 yılları arasında seramik, turizm ve lojistik sektörlerinde üst düzey yönetici olarak görev aldı ve sektördeki öncü şirketlerin halka arz süreçlerini yönetti. Ocak 2024’ten itibaren ise PaybyMe’nin CEO’su olarak görev yapıyor.

Yerli ve milli insansız otonom sualtı aracı: STM NETA tanıtıldı

STM, Türkiye’nin milli savunma sanayiindeki mühendislik gücünü temsil eden yerli ve milli İnsansız Otonom Sualtı Aracı (İOSA) STM NETA modelini ilk kez SAHA EXPO Fuarı’nda tanıttı. Bu araç, Türk savunma sanayii için mayın tespiti ve denizaltı savunma görevlerinde kritik bir rol üstlenecek.

STM NETA özellikleri

STM NETA, 300 metre derinlikte mayın tespiti yapabilme kapasitesine, modüler ve esnek yapıya sahip. Kompakt tasarımıyla iki kişi tarafından taşınabilen bu araç askeri alanda mayınların tespiti, sınıflandırılması ve teşhisi görevlerinde kullanılmak üzere geliştirildi. Yüksek otonomi seviyesi ve 24 saate kadar kesintisiz görev yapabilen bataryasıyla geliyor.

Araç, deniz altındaki tehlike bölgelerinde yandan taramalı sonar ve sentetik açıklıklı sonar (SAS) gibi gelişmiş sonar sistemleriyle hızlı ve etkili bir tarama yapabiliyor. Bu özellikleri sayesinde, askeri görevlerin yanı sıra, sivil alanlarda da boru hatlarının incelenmesi, jeofizik araştırmalar ve deniz arkeolojisi gibi geniş bir yelpazede hizmet sunuyor.

STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, STM’nin Türk Donanması’na ve dost ülkelere askeri deniz platformları ve sualtı araçları sunduğunu belirtti. İnsansız hava araçlarındaki otonom kabiliyetler ve komuta kontrol mühendislik becerileri STM NETA’ya entegre edilerek denizaltı operasyonlarında kullanım için daha ileri versiyonlarının da geliştirilmesi planlanıyor.

Finans girişimi Keyrails, 2.4 milyon dolar yatırım aldı!

Finansal teknoloji dünyasının yeni oyuncusu Keyrails, gelişmekte olan pazarlara odaklanan yenilikçi sınır ötesi ödeme sistemiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Arf’ın kurucu ortaklarından Berhan Kongel ve Arf CCO’su Rajpal Khangura’nın geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği girişim, henüz tohum öncesi aşamada olmasına rağmen yatırımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. 212’nin liderlik ettiği turda 2.4 milyon dolar yatırım alan Keyrails, geliştirdiği eşsiz ekosistemle finans dünyasında fark yaratmaya hazırlanıyor.

Finans girişimi Keyrails, tam 2.4 milyon dolar yatırım alıyor

Keyrails, finansal kapsayıcılığı artırma ve farklı ekonomilerden bireylere ve işletmelere eşit finansal fırsatlar sunma vizyonuyla yola çıktı. Stripe tarafından satın alınan Bridge platformunun gelişmekte olan pazarlara uyarlanmış bir versiyonu olarak tanımlanabilecek Keyrails, neredeyse gerçek zamanlı çalışan sınır ötesi bir ödeme altyapısı sunuyor. Ağustos ayında sessiz sedasız bir lansman gerçekleştiren girişim, geliştirdiği API’lar aracılığıyla fintech şirketlerine entegre olarak hizmet veriyor.

Berhan Kongel’in ifadesiyle Keyrails, hem sınır ötesi ödemelerin hem de banka hesaplarının yeniden keşfedilmiş hali. Platform, sunduğu API’lar sayesinde fintech’lerin, bireylerin ve işletmelerin resmi finans kuruluşlarına ve otoritelerine bağlı USD ve USDC saklama hesaplarına erişmelerini sağlayarak dünyanın herhangi bir yerinden, herhangi bir şirketten ve herhangi bir para biriminde ödeme almalarını mümkün kılıyor.

Keyrails’in en önemli avantajlarından biri, sunduğu geniş kapsamlı ödeme ağı. Fintech’ler, Keyrails API’larını kullanarak ABD, Afrika ve Çin gibi önemli bölgeleri kapsayan ve 18 farklı ortakla oluşturulan geniş bir ödeme ağına anında erişim sağlayabiliyorlar. Bu ağ, stablecoin’ler üzerine kurulu bir ekonomi yaratarak hızlı, güvenli ve düşük maliyetli sınır ötesi işlemlere olanak tanıyor.

Keyrails’in uzun vadeli hedefi ise, sınır ötesi ödemelerin önündeki tüm engelleri kaldırmak ve finansal işlemleri herkes için kolay, erişilebilir ve şeffaf hale getirmek. Gelişmekte olan ülkelerden yüz binlerce serbest çalışan ve KOBİ’yi ABD bankalarıyla buluşturmayı hedefleyen Keyrails, 24 saat içinde dolar cinsinden sanal hesap açılmasını ve Amazon, Upwork, Fiverr, Etsy, Shopify gibi global platformlardan sorunsuz bir şekilde ödeme alınabilmesini sağlayacak.

Apple, Gizli Yapay Zeka Bulutunu hackleyene 1 Milyon Dolar verecek!

Apple, yeni bir güvenlik programıyla siber güvenlik dünyasında dikkatleri üzerine çekti. Şirket, yapay zeka sistemlerini daha güvenli hale getirmek amacıyla araştırmacılara 1 milyon dolara kadar ödül sunacak. Bu cesur hamle, güvenlik açıklarını bulmak için küresel çapta bir çağrı niteliğinde.

Özel AI Bulutu Güvence Altına Alınıyor

Apple, özel yapay zeka bulut sisteminin güvenliğini sağlamak için yenilikçi bir yaklaşım benimsedi. Gizli veriler ve yapay zeka modellerinin bulunduğu bu bulut, Apple’ın gelecekteki ürün ve hizmetlerinde kilit rol oynayacak. Güvenlik açıklarını kapatmak için dünyanın dört bir yanından güvenlik uzmanlarına bu sistemi hacklemeleri için davet gönderdi. Bu adımla, şirketin güvenlik standartlarını artırmayı hedeflediği görülüyor.

Kimler Katılabilir, Şartlar Neler?

Apple, güvenlik araştırmacılarının farklı zorluk seviyelerinde katılım gösterebileceği bu programda, sistemin farklı katmanlarını hedefliyor. Güvenlik araştırmacıları, belirlenen güvenlik açıklarını raporladıklarında, buldukları açığın kritik seviyesine göre ödüllendirilecek. Bu ödül miktarı, açığın tehlike derecesine göre artarak 1 milyon dolara kadar çıkabilecek.

Araştırmacılar, Apple’ın belirlediği zorlu protokoller çerçevesinde sistemin güvenlik duvarlarını aşmaya çalışacak. Bu güvenlik açığını bulan her araştırmacı, ödüllendirilmenin yanı sıra küresel siber güvenlik topluluğunda büyük bir saygınlık da kazanacak.

Apple’ın Bu Hamlesi Ne Anlama Geliyor?

Apple özel yapay zeka bulutuna yönelik bu güvenlik testleri, teknolojinin hızla geliştiği dünyada siber güvenliğin önemini vurguluyor. Şirket, bu tür adımlarla güvenlik açıklarını önceden bulup, riskleri azaltmayı hedefliyor. Uzmanlar, Apple’ın bu cesur hamlesinin diğer büyük teknoloji firmalarına da örnek olabileceğini belirtiyor. Google, Microsoft gibi devlerin de benzer programlarla güvenlik alanındaki hassasiyetlerini güçlendirmesi bekleniyor.

Apple’ın bu ödül hamlesi, teknolojinin güvenliğinin bireysel kullanıcılardan kurumsal devlere kadar önemini artırdığı günümüzde, büyük yankı uyandıracak gibi duruyor. Şirket, güvenliğin en büyük öncelik olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Nvidia’nın Blackwell çiplerindeki tasarım hatası giderildi

Nvidia CEO’su Jensen Huang, Blackwell yapay zeka çiplerinde yaşanan tasarım hatasının giderildiğini açıkladı.Huang, Tayvanlı üretim ortağı TSMC’nin de bu sorunun çözülmesine önemli katkılar sağladığını belirtti. Bu gelişme, Nvidia’nın en son teknolojiye sahip yapay zeka çipleri konusunda müşterilerine daha iyi hizmet verme yönündeki çabalarının bir parçası olarak öne çıkıyor.

Nvidia, Mart ayında tanıttığı Blackwell çiplerinin ikinci çeyrekte sevkiyata başlanacağını duyurmuştu. Ancak çiplerde ortaya çıkan tasarım hatası, üretim sürecini aksattı ve sevkiyatların gecikmesine neden oldu. Bu durum, Meta, Google ve Microsoft gibi büyük teknoloji şirketlerinin projelerini de olumsuz etkileyebilecek bir problem olarak değerlendirildi. Bu çiplerin, özellikle yapay zeka ve veri işleme uygulamalarındaki potansiyeli nedeniyle, gecikmenin sektördeki büyük müşteriler arasında endişeye yol açtığı ifade ediliyor.

“Tamamen bizim hatamız”

Huang, tasarım hatasının çiplerin işlevselliğini etkilemediğini, ancak üretim verimliliğini ciddi oranda düşürdüğünü söyledi. Huang, “Bu tamamen Nvidia’nın hatasıydı,” diyerek sorumluluğu üstlendi. Medyada çıkan bazı haberler, bu üretim sorunlarının Nvidia ile TSMC arasında gerginlik yarattığını öne sürdü. Ancak Huang, bu iddiaları “sahte haber”olarak nitelendirerek, “TSMC, yaşadığımız zorlukların üstesinden gelmemize büyük ölçüde yardımcı oldu,” dedi. Bu durum, Nvidia’nın iş birliği stratejisinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Blackwell çiplerinin üretimi hız kazandı

Huang’ın açıklamalarına göre, Blackwell çiplerinin üretimi normal seyrine döndü ve sevkiyatların dördüncü çeyrekte başlaması bekleniyor. Nvidia’nın bu yeni çipleri, önceki nesillere göre iki kat daha büyük silikon kareleri tek bir bileşen olarak birleştiriyor. Bu yenilik, sohbet robotları gibi yapay zeka uygulamalarında yanıt hızını 30 kat artırıyor. Bu hız artışı, kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirecek ve işletmelerin veri analizi ve işlem gücünü artırmalarına olanak tanıyacak.

Huang, Blackwell çiplerinin yapay zeka ve veri işleme teknolojilerinde önemli bir adım olduğunu vurgularken, TSMC ile iş birliğinin kritik bir rol oynadığını sözlerine ekledi. Nvidia’nın gelecekteki planları arasında, yapay zeka çözümlerinin daha geniş bir yelpazede kullanılabilmesi için bu tür yeniliklerin devam etmesi gerektiği belirtiliyor. Bu bağlamda, Blackwell çipleri, Nvidia’nın yapay zeka alanındaki liderliğini pekiştirmeyi hedefliyor. Huang, bu çiplerin piyasaya sürülmesinin ardından müşteri geri bildirimlerine göre sürekli iyileştirmeler yapacaklarını da sözlerine ekledi.

Huawei ABD yaptırımlarına rağmen TSMC çiplerini kullanmaya devam ediyor

HuaweiABD’nin uyguladığı sert ticaret yaptırımlarına rağmen Tayvan Semiconductor Manufacturing Company(TSMC) tarafından üretilen çipleri kullanmaya devam ediyor gibi görünüyor. Bu bilgi, Kanada merkezli araştırma firması TechInsights tarafından Huawei’nin yapay zeka hızlandırıcılarından birinde yapılan derinlemesine bir inceleme sonucu ortaya çıktı. Huawei ABD yaptırımlarına karşı yeni stratejiler geliştirmeye devam ediyor.

TechInsights‘ın analizine göre, Huawei‘nin Ascend 910B model yapay zeka hızlandırıcısında TSMC tarafından üretilen bir çip bulundu. Bu incelemenin ardından Bloomberg’in isimsiz kaynaklarından aldığı bilgilere göre, TSMC durumu ABD Ticaret Bakanlığı‘na bildirdi. Financial Times ise TSMC’nin, Ascend 910B‘ye benzer bir çip için bir müşteriden sipariş aldığını ve bununla ilgili hem müşteriyi hem de ABD Ticaret Bakanlığı’nı bilgilendirdiğini belirtti.

TSMC, ortaya çıkan bu duruma karşılık hemen harekete geçti ve Reuters’in bugün yayınladığı habere göre, bu müşteriye olan çip tedarikini askıya aldı. Tayvanlı bir yetkili de durumu doğrulayarak, iki hafta önce TSMC‘nin sevkiyatları durdurduğunu ve kapsamlı bir soruşturma başlattığını açıkladı. Hangi müşterinin sevkiyatının durdurulduğu ise henüz açıklanmadı. TSMC2020 yılından bu yana Huawei ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını ve ABD yaptırımları sebebiyle Huawei için çip üretmediklerini belirtti. Huawei ABD yaptırımlarına karşı alternatif çözümler arıyor.

Diğer yandan, Huawei ise Ascend 910B çipini piyasaya sürmediğini iddia ediyor. ABD Ticaret BakanlığıHuawei’ye yönelik kısıtlamaları sıkılaştırarak şirketin yabancı firmalardan çip almasını büyük ölçüde engelledi. 2024 başlarında ABD hükümeti, Huawei’nin Intel ve Qualcomm gibi dev çip üreticilerinden tedarik yapma lisanslarını da iptal etmişti. Ancak, bazı Çinli şirketler bu kısıtlamaları aşmak için alternatif yollar arıyor. Daha önceki raporlar, Huawei gibi şirketlerin bulut hizmetleri aracılığıyla gelişmiş ABD çiplerine erişim sağladığını da ortaya koymuştu. Huawei ABD yaptırımlarına karşı bulut hizmetlerinden faydalanıyor.

Bu gelişmeler, Huawei’nin ABD‘nin sert ticaret kısıtlamalarına rağmen teknoloji alanındaki gücünü nasıl koruduğuna dair yeni soruları gündeme getiriyor. Huawei ABD yaptırımlarına rağmen ticaretini sürdürme yollarını buluyor.

Microsoft fotoğraflar, yapay zeka ile dönüşüyor!

Microsoft, Windows 11 için Microsoft Fotoğraflar uygulamasını yapay zeka destekli yeni özelliklerle güncellemeye devam ediyor. Şirket, düşük kaliteli fotoğrafların çözünürlüğünü yapay zeka yardımıyla sekiz kat artırabilen yeni bir özellik üzerinde çalışıyor. Bu özellik, şimdilik Windows 11’in Insider Kanallarında test ediliyor ve çok yakında genel kullanıma sunulması bekleniyor.

Yapay zeka destekli çözünürlük yükseltme

Fotoğraflar uygulamasına gelen bu yenilik, özellikle düşük kaliteli görüntüleri iyileştirmek, kırpma işlemlerinde çözünürlüğü korumak ve büyük ekranlar için Microsoft Fotoğraflar uygulamasında fotoğrafları hazırlamak amacıyla kullanılabilecek. Kullanıcılar, fotoğrafı açtıktan sonra üstteki simgeye tıklayarak çözünürlük artırma özelliğine kolayca erişebilecek.

Ancak bu özellik, şimdilik yalnızca Snapdragon işlemcili Windows 11 Copilot+ bilgisayarlarda kullanılabilecek. İlerleyen dönemde Intel Core 200 ve AMD Ryzen AI 300 işlemcilerle de uyumlu hale getirileceği belirtiliyor.

OCR desteği ve diğer yenilikler

Yeni güncelleme sadece çözünürlük artırma ile sınırlı değil. Microsoft Fotoğraflar uygulamasına aynı zamanda OCR (Optik Karakter Tanıma) desteği de ekleniyor. Bu özellik, görüntülerdeki metinleri tanıyıp panoya kopyalamaya olanak tanıyor. 160’tan fazla dili destekleyen OCR, metin algılandığında pencerenin alt kısmında beliren bir simge aracılığıyla devreye giriyor.

Diğer küçük iyileştirmeler arasında, tek tıklamayla fotoğraf açmabüyük görüntülerin otomatik olarak pencereye sığdırılması ve Image Creator ile Restyle Image özelliklerindeki hata düzeltmeleri yer alıyor.

Microsoft’un bu güncellemeleri, Fotoğraflar uygulamasını daha işlevsel ve kullanıcı dostu hale getirmeyi amaçlıyor. Özellikle yapay zeka destekli özellikler, fotoğraf düzenleme deneyimini daha ileri bir seviyeye taşıyacak. Microsoft Fotoğraflar ile daha iyi bir kullanıcı deneyimi sizleri bekliyor.