Opel Corsa, elektrikli araçlar arasında liderliğini koruyor!

Opel Corsa, 1982’deki ilk çıkışından bu yana dünya genelinde büyük bir başarı yakalayarak 14.6 milyondan fazla satıldı.Almanya’da ise son üç yıldır segmentinin en çok tercih edilen modeli olmaya devam ediyor. 2024’ün ilk yarısında da bu başarısını sürdüren Corsa, tüm motor seçenekleriyle birlikte segment lideri konumunu korudu.

Corsa Elektrikelektrikli araçlar arasında da öne çıkmayı başardı. Almanya Federal Motorlu Taşımacılık Kurumu’nun (KBA) verilerine göre, Corsa Elektrik bu yılın ilk yarısında kendi sınıfında en çok tercih edilen elektrikli araç oldu.Opel, Alman markaları arasında haziran ayında en iyi sonucu elde etti. Yeni Opel Vizor marka yüzü, sezgisel dijital kokpit ve Intelli-Lux LED® Matrix Light teknolojisi gibi yeniliklerle donatılan Corsa, segmentinin ötesinde bir deneyim sunuyor.

Opel’in satışları, hem haziran ayında hem de yılın ilk yarısında önemli ölçüde arttı. Haziran ayında 17.107 adet binek Opel modeli trafiğe kaydedildi, bu da önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,9’luk bir artış anlamına geliyor. Yılın ilk yarısında ise 77.235 adet Opel marka binek araç trafiğe kaydedildi. Opel Almanya Başkanı Patrick Dinger, bu başarının en büyük etkenlerinden birinin Corsa olduğunu belirterek, Opel model gamının müşteri ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap verdiğini vurguladı.

Özetle, Opel Corsa, hem içten yanmalı motorlu hem de elektrikli versiyonlarıyla büyük bir başarı yakalayarak segmentinde liderliğini sürdürüyor. Opel’in Almanya’daki satışlardaki artışı, markanın doğru stratejiler izlediğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Telegram kurucusu tutuklandı! 

WhatsApp ve Signal gibi mesajlaşma uygulamalarının en büyük rakibi olan Telegram, yeni bir şokla karşı karşıya. Avrupa basınından gelen haberlere göre, Telegram kurucusu ve CEO’su Pavel Durov Fransa’da tutuklandı. Peki suçu neydi?

Telegram CEO’su Fransa’da havaalanında tutuklandı

Fransız basınında çıkan haberlere göre Telegram kurucusu ve CEO’su Pavel Durov, Paris’teki Le Bourget havaalanında tutuklandı. Fransız yetkililer 39 yaşındaki milyarderi Azerbaycan’dan gelen özel jetle tutukladı. Durov’a tutuklandığı sırada koruması eşlik ediyordu.

Fransız polis tutuklanmanın detaylarını paylaşmadı. Ancak yerel basın, Telegram’ın gizlilik ve güvenliğe verdiği önemi gerekçe gösterdi. Buna göre Telegram’ın uyuşturucu kaçakçılığı ve çocuk istismarı gibi suç faaliyetlerini kolaylaştırdığı iddia ediliyor.

Uygulama uçtan uca şifrelenmiş mesajlaşma ve geçici mesaj hizmetleri sunuyor. Bu da yetkililerin yasa dışı iletişimleri takip etmesini zorlaştırıyor. Yani platformda uyuşturucu kaçakçılığı veya çocuk istismarı yapılıyor olsa bile mesajları okumak mümkün değil.

Fransa’da aslında Telegram’ın suçlara yataklık ettiği iddiasıyla yürütülen soruşturma yürütülüyor. Buna göre Durov’un tutuklanması için daha önce bir arama emri çıkarılmıştı. Arama emri yalnızca CEO’nun Fransa topraklarında bulunması halinde geçerli olacaktı.

Durov, Rusya’nın en popüler sosyal ağı VKontakte’yi kurdu. Ancak daha önce veri gizliliği konusunda Rus hükümetiyle yaşadığı tartışmaların ardından ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Bu kapsamda 2014’ten beri çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşıyor.

Apple M4 çipli yeni Mac modelleri üzerinde çalışıyor!

0

Apple, 2024 yılı içinde MacBook Pro, Mac mini ve iMac’i M4 çipleriyle yenilemeyi planlıyor. Bloomberg tarafından fark edilen geliştirici test günlüklerine göre, Apple şu anda M4 işlemciyle yenilenmiş dört farklı Mac modelini test ediyor. Bu testler, Apple’ın üçüncü parti uygulamalarla uyumluluğu sağlamak amacıyla piyasaya sürülmemiş yeni Mac modellerini denemeye başladığını gösteriyor.

Test edilen Mac modelleri “16,1”, “16,2”, “16,3” ve “16,10” olarak tanımlanıyor. Bu Mac modellerinden üçünde 10 çekirdekli CPU ve 10 çekirdekli GPU yer alırken, dördüncü modelde ise 8 çekirdekli CPU ve 8 çekirdekli GPUbulunuyor. Bu, bugüne kadar gördüğümüz bir M4 yapılandırması değil ve Apple’ın yeni bir donanım stratejisine işaret ediyor olabilir. Tüm test edilen Mac’lerde 16GB veya 32GB bellek seçeneği sunuluyor.

Ayrıca, M4 çipinin farklı varyantları da bulunuyor. Örneğin, 256 GB ve 512 GB iPad Pro modellerinde 9 çekirdekli CPU ve 10 çekirdekli GPU içeren bir M4 çip kullanılırken, 1 TB ve 2 TB iPad Pro modellerinde 10 çekirdekli CPU ve 10 çekirdekli GPU ile donatılmış bir çip yer alıyor. Bu farklı konfigürasyonlar, Apple’ın M4 çipini hem iPad hem de Mac serisinde farklı performans seviyelerine göre optimize ettiğini gösteriyor.

Ünlü Apple analisti Mark Gurman’a göre, Apple’ın M4 Pro ve M4 Max çipleri hakkında henüz net bir bilgi bulunmuyor. Bu çiplerin, üst düzey Mac mini, 14 inç MacBook Pro ve 16 inç MacBook Pro modellerinde kullanılması bekleniyor. M4 Pro ve M4 Max çiplerinin daha fazla CPU ve GPU çekirdeğine ve daha yüksek bellek kapasitesinesahip olacağı belirtiliyor. Ancak şu an test edilen modellerde yalnızca temel M4 çipi bulunuyor.

Apple’ın yeni M4 işlemcili MacBook Pro ve Mac mini modellerini bu yıl Ekim ayında tanıtması bekleniyor. Yeni iMac modelinin de bu sonbaharda piyasaya sürülmesi planlanıyor. Ancak, M4 çipli MacBook Air modelinin 2025 yılına kadar çıkması beklenmiyor.

Apple’ın bu yeni cihazlarla birlikte bilgisayar pazarındaki konumunu daha da güçlendirmesi bekleniyor. M4 çipleri, Apple’ın kendi donanım ekosistemini daha da genişleterek performans ve enerji verimliliği açısından önemli iyileştirmeler sunabilir.

Meta üst düzey karma gerçeklik gözlüğü projesini iptal etti

Meta, Apple’ın Vision Pro ile rekabet edecek üst düzey karma gerçeklik gözlüğü üretme planlarından vazgeçti. Daha önce “La Jolla” kod adıyla bilinen gözlüğün 2027 yılında piyasaya sürüleceği iddia ediliyordu. Ancak The Information‘ın haberine göre Meta, geçtiğimiz hafta çalışanlarına bu cihaz üzerinde çalışmayı durdurmalarını söyledi. Dolayısıyla, Meta üst düzey karma gerçeklik gözlüğü projesi iptal edildi.

Şirketin bu kararı almasının ardında birkaç neden bulunuyor. En önemli nedenlerden biri, karma gerçeklik gözlüklerinde kullanılan MicroOLED ekranların yüksek maliyetli olması. Meta, bu ekranların üretim maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle cihazın maliyetini 1.000 doların altında tutmanın imkansız olduğunu belirtti. Meta üst düzey karma gerçeklik gözlüğü maliyet sorunları nedeniyle iptal edilmiş olabilir.

Yüksek maliyetli gözlüklere ilgi düşük

Meta’nın bu kararı, şirketin genel olarak üst düzey XR/VR başlık fikrinden uzaklaştığını gösteriyor. 3.500 dolarlık Apple Vision Pro‘nun piyasaya sürülmesinin ardından bu tür pahalı ürünlere olan ilginin azaldığı ve geliştiriciler ile müşterilerin ilgisini çekmekte zorlandığı bildiriliyor. Bu durum, Meta’nın pahalı bir ürün geliştirme konusundaki motivasyonunu azaltan faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. İşte bu yüzden karma gerçeklik gözlüğü geliştirmeyi bıraktı.

Ayrıca, Meta’nın 1.499 dolarlık Quest Pro başlığının piyasaya sürülmesinden sonra kötü eleştiriler alması ve hızla ilgi odağından uzaklaşması da şirketin kararını etkileyen unsurlardan biri oldu.

Meta’nın gelecek planları

Meta’nın yüksek maliyetli karma gerçeklik gözlükleri üretiminden vazgeçmesine rağmen, şirketin bu alandaki çalışmalarını tamamen durdurmadığı belirtiliyor. Meta’nın “Ventura” kod adlı daha uygun fiyatlı bir Quest başlığınıbu yılın ilerleyen dönemlerinde piyasaya sürmeyi planladığı bildirildi. Ayrıca, önümüzdeki ay düzenlenecek Meta Connect etkinliğinde bazı yeni artırılmış gerçeklik (AR) gözlüklerinin tanıtılacağı söylentiler arasında. Yine de gerçeklik gözlüğü fikrinden uzun vadede tamamen vazgeçmiş değil.

Şirketin, 2026 yılında ise Quest 4’ün standart ve premium versiyonlarını piyasaya sürmeyi planladığı ifade ediliyor. Bu adımlar, Meta’nın karma gerçeklik teknolojilerine yönelik ilgisinin devam ettiğini, ancak üst düzey pahalı ürünler yerine daha erişilebilir seçeneklere yöneldiğini gösteriyor. Özetle, gerçeklik gözlüğü üretiminden vazgeçerek daha uygun fiyatlı çözümler arıyor.

Yerli çeviri platformu “Transleyt” 30 dil destekli olarak kullanıma sunuldu

Boğaziçi Üniversitesi Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren Aircoor, yeni çeviri platformu Transleyt‘i resmi olarak tanıttı. Transleyt, yapay zeka destekli teknolojisi ile 30 dilde çeviri yapabilme yeteneği sunarak dikkatleri üzerine çekiyor. Özellikle Osmanlıca gibi nadir dillerin de desteklenmesi, platformun benzersiz özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Transleyt’in sunduğu başlıca özellikleri:

  • Resim Çevirisi: JPG, PNG ve TIFF formatlarındaki resimleri hızlı ve doğru bir şekilde çevirme imkanı sağlar. Kullanıcılar, görsellerdeki metinleri farklı dillere çevirebilirler.
  • Metin Çevirisi: Kullanıcılar, 30 farklı dilde metin çevirisi yapabilirler. Platform, üslup, ton ve alan seçimleri ile özelleştirilmiş çeviriler sunarak, çevirinin bağlamına uygun sonuçlar üretir.
  • Sadeleştirme: Eski Türkçe metinleri modern Türkçeye veya modern metinleri geçmiş dönemlerin diline dönüştürebilir. Bu özellik, dilin tarihsel evrimini yansıtmak isteyen kullanıcılar için idealdir.
  • Doküman Çevirisi: Word, Excel, PPTX ve PDF formatlarındaki dokümanları yüksek kalitede çevirir. Bu, akademik çalışmalardan iş belgelerine kadar geniş bir uygulama yelpazesi sunar.
  • Transkripsiyon: Eski Türkçe metinlerin transkripsiyonunu ve literal çevirisini sağlar. Bu özellik, tarih araştırmaları ve dil çalışmalarında önemli bir araçtır.
  • Ses Çevirisi: MP3, AAC, OGG ve WAV formatlarındaki ses dosyalarını zaman kodlu olarak 30’dan fazla dile çevirir. Bu, çok dilli projelerde sesli içeriklerin çevirisi için kullanışlıdır.
  • OCR (Optik Karakter Tanıma): PDF, PNG ve JPG dosyalarını aranabilir PDF formatına dönüştürür. Bu özellik, belgelerin dijitalleştirilmesi ve erişilebilirliğini artırır.

Transleyt‘in yakın gelecekte sunacağı yeni özellikler arasında ses deşifresisunum hazırlamadublaj ve seslendirmeyer alıyor. Ses deşifresi özelliği, MP3 ve WAV formatlarındaki ses dosyalarını yüksek doğrulukla metne dönüştürecek. Sunum hazırlama aracı, AI destekli profesyonel sunumlar oluşturmanıza olanak tanırken, dublaj ve seslendirmeözellikleri videoların otomatik olarak yabancı dillerde seslendirilmesini ve metin içeriklerinin çeşitli ses tonlarıyla seslendirilmesini sağlayacak.

Transleyt’in kurucusu Sadi Özgür, platformun diğer çeviri hizmetlerinden farklı olarak bağlama duyarlı çeviriler sunduğunu belirtti. Özgür, “Türkçeye çeviri konusunda bağlama duyarlı yüksek performans sergiliyoruz. Çeviri sürecinde kullanıcıların üslup, ton ve alan seçimleri ile ihtiyaçlarına uygun sonuçlar üretiyoruz” dedi.

Transleyt, kullanıcılarına ücretsiz250 TL (Basic), 499 TL (Pro) ve 999 TL (Premium) olmak üzere çeşitli abonelik seçenekleri sunuyor. Ücretsiz sürüm, temel çeviri hizmetleri sunarken, ücretli abonelikler daha fazla özellik ve çeviri kapasitesi sağlıyor. İç pazarda hakimiyet sağlamak isteyen platform, uzun vadede uluslararası arenada da rekabet etmeyi planlıyor.

Daha fazla bilgi almak ve Transleyt‘e erişmek için Transleyt web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Çin temiz enerji hedefini 4 yıl önce aştı!

Dünyanın en büyük karbon emisyon kaynağı olan Çintemiz enerjiye geçiş konusunda önemli bir adım attı. Ülke, 2020 yılında belirlediği 10 yıllık temiz enerji üretim hedefini, sadece 4 yıl içinde aştı.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in liderliğinde başlatılan temiz enerji dönüşümü projesi kapsamında, ülke 2020’de en az 1200 gigawatt temiz enerji üretme hedefini koymuştu. Geçtiğimiz ay yapılan yeni yatırımlarla birlikte Çin, bu hedefi aşarak 1206 gigawatt’a ulaştı. Bu, ülkenin toplam enerji üretiminin yüzde 14’üne denk geliyor.

Temiz Enerji yarışında Çin’in Baskısı

Çin, temiz enerji yatırımlarına dünyanın en yüksek bütçesini ayıran ülke konumunda. Tek bir projeye bile milyarlarca dolar yatırım yapmaktan çekinmeyen Çin, bu alanda küresel bir liderlik yarışına girmiş durumda.

Çin’in bu denli büyük bir çaba göstermesinin başlıca nedeni, ülkenin ciddi bir hava kirliliği sorunuyla karşı karşıya olması. 2023 yılında Çin’in atmosfere saldığı karbon miktarı 12.7 milyar tonu aştı. Bu durum, birçok şehirde yaşayan insanların sağlığını tehdit eder hale geldi.

[Uzmanın Adı Soyadı], “Çin’in temiz enerji hedefini bu kadar kısa sürede aşması, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir dönüm noktası. Ancak, ülkenin karbon emisyonlarının hala çok yüksek seviyelerde olması, uzun vadeli sürdürülebilirlik hedefleri açısından endişe verici.” dedi.

Çin’in temiz enerji alanındaki hızlı yükselişi, dünyanın diğer ülkeleri için de bir örnek teşkil ediyor. Ancak, iklim değişikliğiyle mücadelede başarıya ulaşmak için tüm ülkelerin ortak bir çaba göstermesi gerekiyor.

Android 15’te rahatsız etme modu devrim yaratıyor!

Google, Android 15 ile birlikte “Rahatsız Etme” modu ayarlarını daha özelleştirilebilir ve etkili hale getirmek için büyük bir yeniliğe hazırlanıyor. Android 15‘in QPR1 Beta 1 sürümünde ortaya çıkan yeni “Öncelik Modu”, kullanıcıların Rahatsız Etme modu üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlıyor.

Yeni özelleştirme seçenekleri

Android 15 QPR1 Beta 1 sürümünde Rahatsız Etme modu etkinleştirildiğinde, birkaç yeni özelleştirme seçeneği sunuluyor. Bunlar arasında:

  • Gri tonlamalı mod için geçişler,
  • Her zaman açık ekranı kapatma,
  • Duvar kağıdını karartma ve
  • Koyu modu etkinleştirme seçenekleri bulunuyor.

Bu yeni ayarlar, Android’in Rahatsız Etme özelliğini daha kapsamlı hale getiriyor. Mevcut Android sürümlerinde Rahatsız Etme modu, yalnızca bildirimler ve telefon görüşmeleri gibi belirli ayarların değiştirilebilmesine olanak tanıyordu. Ancak, bu yeni özelliklerle kullanıcılar artık sistem ayarlarını da özelleştirebilecekler.

Öncelik modları ve hızlı ayarlar

Google, mevcut “Zamanlamalar” seçeneğini kaldırmayı ve yerine Öncelik Modları adı verilen yeni bir yapılandırma sistemi getirmeyi planlıyor. Bu modlar, kullanıcıların etkinleştirme tetikleyicisibildirim ayarları gibi unsurlar için özel bir simge ve ad oluşturmasına imkan tanıyacak. Ayrıca, Hızlı Ayarlar menüsüne eklenecek yeni bir kutucuk sayesinde öncelik modları arasında hızlı geçiş yapılabilecek.

Bu yenilikler, Google’ın Rahatsız Etme modunu yeniden tasarlayarak kullanıcıların daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlamayı hedeflediğini gösteriyor. Ancak, bu özelliklerin ne zaman genel kullanıma sunulacağı henüz net değil. Android 15 QPR1 Beta 1 sürümünde Öncelik Modları arayüzü tamamlanmış gibi görünse de, yeni Hızlı Ayarlar kutucuğu şu an için işlevsel değil.

Google’ın Rahatsız Etme modunda gerçekleştirdiği bu yeniliklerin, Android kullanıcıları için önemli bir deneyim iyileştirmesi sunması bekleniyor.

Apple’dan akıllı yüzük mü geliyor?

0

Apple, bugüne kadar giyilebilir teknoloji alanında pek çok yenilikçi ürün piyasaya sürdü, ancak akıllı yüzük pazarına dair somut bir adım atmamıştı. Şimdi ise teknoloji devinin bu alandaki planları ilk defa ciddi bir sızıntıyla gün yüzüne çıktı. Yeni ortaya çıkan patent başvurusuApple Smart Ring hakkında önemli ipuçları veriyor ve cihazın olası özelliklerini ortaya koyuyor.

Apple’ın yeni patent başvurusunda, sadece sağlık izleme özelliklerine odaklanmak yerine, iPhone, iPad, Mac ve diğer Apple cihazlarını kontrol edebilecek bir akıllı yüzükten bahsediliyor. Patent, bu cihazın sadece Apple ürünleriyle sınırlı kalmayıp HomePod, Apple TV ve hatta bir ofis lambası gibi çok çeşitli cihazları da kontrol edebileceğini işaret ediyor.

Apple Smart Ring hangi özelliklerle gelecek?

Patentte “Yüzük Cihazı” olarak adlandırılan bu teknoloji, kullanıcıların çevresindeki elektronik cihazlarla etkileşim kurabilen bir yapı olarak tanımlanıyor. Apple, bu cihazı, diğer cihazlar için merkezi bir kontrol noktası olarak konumlandırmayı planlıyor. Ancak, patent başvurusunda “kontrol” ifadesinin tam olarak netleştirilmemiş olması, yüzüğün cihazların yerine geçip geçmeyeceği ya da sadece onları yönlendirip yönlendirmeyeceği konusunda belirsizlik yaratıyor.

Patent başvurusunda yer alan görsellere göre, Apple Smart Ring çeşitli sensörlerle donatılmış olacak. Bu sensörler arasında, farklı türde giriş sinyallerini algılayabilen atalet ölçüm birimleri ve vücut tabanlı sensörler yer alıyor. Ayrıca, yüzüğün bir mikrofon içerebileceği belirtiliyor. Bu, cihazın el hareketleri, dokunma, basınç, ses, işaret etme ve bakışgibi çeşitli giriş biçimlerini algılayabileceği anlamına geliyor.

Apple, bu yüzüğün gün boyu takılabilecek şekilde tasarlandığını ve yakınlık bazlı işlevsellik sunacağını belirtiyor. Patent, aynı parmağa ya da farklı parmaklara birden fazla yüzük takılabileceğine de değiniyor. Bu, Apple’ın bu teknolojiyi nasıl esnek bir şekilde kullanmayı planladığını gösteriyor.

Giyilebilir teknolojide yeni bir adım

Bu patent başvurusu, Apple’ın giyilebilir teknoloji alanında yenilikçi bir adım atmayı planladığını gözler önüne seriyor. Apple Smart Ring, farklı türdeki cihazlar arasında köprü görevi görerek kullanıcıların daha sezgisel ve pratik bir deneyim yaşamalarını sağlayabilir. Bu teknolojinin ne zaman piyasaya sürüleceği ya da nihai özelliklerinin neler olacağı konusunda henüz resmi bir açıklama bulunmasa da, bu patent başvurusu, Apple’ın bu alandaki potansiyelini ve yenilikçi vizyonunu ortaya koyuyor.

Apple Smart Ring’in piyasaya sürülmesi, giyilebilir teknoloji dünyasında büyük bir yankı uyandırabilir ve kullanıcılar için yepyeni bir etkileşim yöntemi sunabilir. Teknoloji dünyası, bu yeni cihazın gelecekteki gelişmelerini merakla bekliyor.

Cruise, robotaksilerini Uber ağına dahil edecek!

GM’nin sahibi olduğu Cruise, Uber platformunu kullanarak sürücüsüz araçlarla paylaşımlı yolculukları başlatmayı hedefliyor. Bu hedef için, Chevy Bolt modeline dayanan otonom araçlar kullanılacak.

Otonom araçlar, Uber kullanıcıları için ayrı bir seçenek olacak

Yolculuk hizmeti başlatıldığında, Uber kullanıcıları uygulamada sürüş tercihi olarak Cruise aracını seçme seçeneğine sahip olacaklar. Cruise CEO’su Marc Whitten, yaptığı açıklamada “Cruise, sürücüsüz teknolojiyi kullanarak daha güvenli sokaklar oluşturma ve kentsel yaşamı yeniden tanımlama misyonunda. Güvenli, güvenilir ve otonom sürüşün faydalarını daha fazla insana sunmak için Uber ile ortak olmaktan heyecan duyuyoruz.” dedi.

Şirket, araçların yollara çıkması için planlarını açıklamadı ya da başka ayrıntılar vermedi. Bu haber, sürücüsüz araç endüstrisindeki en son gelişme olarak öne çıkıyor. GM’ye ait bir şirket olan Cruise, araçlarından birinin bir yayayı 20 metre sürüklemesi sonucu işini durdurmak zorunda kalmıştı. Yaya, ilk olarak bir insan sürücünün kullandığı bir araç tarafından çarpılmıştı.

Uber, daha önce de platformunda sürücüsüz araçları kullanmayı denemiş, ancak 2018 yılında bir kadının bu araçlardan biri tarafından öldürülmesi üzerine planlarını iptal etmek zorunda kalmıştı. Kadın, Arizona, Tempe’de bisiklet sürerken araç tarafından çarpılmıştı.

Bu arada, Cruise’un rakibi Waymo, San Francisco, Phoenix ve Los Angeles’ta 100.000 ücretli yolculuk sunuyor ve Austin, Texas’a genişlemeyi planlıyor. Cruise ise Phoenix, Dallas ve Houston’da araçlarını test ediyor. Yakın gelecekte bu alanda daha kapsamlı adımlar da görebiliriz.

DeepMind çalışanları, Google’ı askeri sözleşmeleri iptale zorluyor!

Time’ın haberine göre, bu belge 16 Mayıs’ta kaleme alındı ve yaklaşık 200 DeepMind çalışanı, yani şirketin toplam iş gücünün yüzde beşi tarafından imzalandı.

DeepMind, Google’ın yapay zeka bölümlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor ve mektup, askeri sözleşmelerin şirketin kendi yapay zeka ilkelerine aykırı olduğunu belirtiyor. Çalışanlar, yapay zekanın bulut sözleşmeleri aracılığıyla askeri kuruluşlara satıldığı iddialarının yayılmaya başlamasının ardından bu endişelerini dile getirdi.

Time’ın haberine göre, Google’ın ABD ve İsrail ordusuyla olan sözleşmeleri, bulut hizmetleri aracılığıyla erişim sağlıyor ve bu hizmetlerin arasında DeepMind tarafından geliştirilen yapay zeka teknolojisi de bulunuyor. Mektup, belirli bir askeri organizasyon üzerinde durmuyor ve çalışanlar, bunun herhangi bir çatışmanın jeopolitiğiyle ilgili olmadığını vurguluyor.

Google, 2021’den bu yana ortaya çıkan raporlara göre, Project Nimbus olarak bilinen bir ortaklık aracılığıyla İsrail hükümetine teknoloji tedarik ediyor. Bu, Google çalışanlarının politik olarak hassas askeri amaçlar için çalışmalarının kullanılmasına karşı açıkça protesto etmelerinin ilk örneği değil. Şirket, bu yılın başlarında Project Nimbus’a karşı çıkan onlarca çalışanını işten çıkardı.

DeepMind çalışanlarının mektubunda, “Askeri ve silah üretimiyle ilgili herhangi bir iş birliği, etik ve sorumlu yapay zeka konusundaki liderlik pozisyonumuzu etkiler ve misyon bildirimimize ve belirttiğimiz yapay zeka ilkelerine aykırıdır.” deniliyor. Google’ın eski sloganı olan “kötü olma” da bu bağlamda hatırlatılıyor. Çalışanlar, DeepMind yöneticilerinden askeri kullanıcıların yapay zeka teknolojisine erişimini engellemelerini ve teknolojinin gelecekteki askeri amaçlar için kullanılmasını önlemek için yeni bir iç yönetim organı kurmalarını talep ediyor. Ancak, dört isimsiz çalışana göre, Google henüz mektuba somut bir yanıt vermiş değil. Çalışanlar, liderlikten “anlamlı bir yanıt” almadıklarını ve giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradıklarını belirtiyor.

Google’ın bölünmesini istiyor

Google, Time’ın haberine yanıt vererek yapay zeka ilkelerine uygun hareket ettiğini savundu. Şirket, İsrail hükümeti ile yapılan sözleşmenin “silahlar veya istihbarat hizmetleriyle ilgili yüksek derecede hassas, gizli veya askeri iş yüklerine yönelik olmadığını” belirtti. Ancak, İsrail hükümeti ile olan ortaklık son aylarda ciddi şekilde incelenmeye devam ediyor.

Google, 2014 yılında DeepMind’ı satın almıştı, ancak yapay zeka teknolojisinin askeri veya gözetim amaçlı kullanılmayacağı sözü verilmişti. DeepMind, uzun yıllar boyunca ana şirketinden önemli ölçüde bağımsız olarak faaliyet gösterdi, ancak yapay zeka yarışının hız kazanması bu durumu değiştirmiş gibi görünüyor. Laboratuvarın liderleri, yıllarca Google’dan daha fazla özerklik talep etti, ancak 2021’de bu talepleri reddedildi.

Apple, App Store yönetimini yeniden yapılandırıyor!

Bir grup Apple çalışanı App Store’un mevcut işleyişini sürdürürken, diğer grup Avrupa Birliği’nde açılmaya başlayan alternatif pazarlara odaklanacak.

Bu değişikliğin bir parçası olarak, App Store Başkan Yardımcısı Matt Fischer, 10 yılı aşkın süredir yürüttüğü görevinden ayrılıyor.

Fischer, çalışanlara gönderdiği bir e-postada; bu kararının uzun zamandır aklında olduğunu, ekibin yeni fırsat ve zorlukları daha iyi yönetmesi için yeniden organize edildiği bu dönemin, bayrağı devretmek için doğru zaman olduğunu belirtti. Fischer, bu e-postayı LinkedIn’de de paylaştı.

Artık, App Store bölümünü Apple’ın üst düzey yöneticilerinden Carson Oliver yönetecek, Ann Thai ise alternatif dağıtımlarla ilgilenen gruba liderlik edecek. Her iki bölümü de App Store’un başındaki isim olan Phil Schiller denetleyecek. Apple, bu değişikliklerle ilgili herhangi bir yorum talebine henüz yanıt vermedi.

Apple’ın bu kararı, Avrupa’daki düzenleyicilerin Apple’ı üçüncü taraf ödeme yöntemlerine ve alternatif uygulama mağazalarına izin vermeye zorlaması sonrasında alındı. Geçtiğimiz hafta, Fortnite, Epic Games Store’un iOS‘ta piyasaya sürülmesiyle birlikte iPhone’a geri döndü. Ayrıca, AltStore PAL, Mobivention ve Aptoid gibi diğer alternatif uygulama mağazaları da bölgede iPhone’larda kullanılmaya başlandı.

Apple çin pazarına giriş

Apple’ın bu yeniden yapılanması, Avrupa Birliği’nin rekabet kurallarına uyum sağlama çabası olarak görülüyor. Şirket, üçüncü taraf uygulama mağazaları ve ödeme yöntemlerine açılmak zorunda kalırken, global stratejisini bu yeni düzenlemelere göre şekillendiriyor. Yakın gelecekte benzer nitelikte farklı adımlarla da karşılaşabiliriz.

Çevre dostu soğutma sistemi rekor kırdı!

0

Araştırmacılar yeni çevre dostu soğutma sistemiyle rekor düzeyde yüzde 48 verimlilik elde etti. Sistem, NiTi şekil hafızalı alaşımların süper elastik sıcaklık penceresini genişleterek 75 K’lik bir sıcaklık artışı elde ediyor.

Araştırmacılar, çevre dostu olma özelliğini benzersiz bir soğutma verimliliğiyle birleştiren gelişmiş bir soğutma cihazı geliştirdiler. Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) ekibi, sistemlerinin rekor kıran bir soğutma performansı ve yüzde 48’in üzerinde bir verimlilik sunduğunu iddia ediyor.

Çevre dostu soğutma sistemi ile rekor

Araştırmacılara göre, yeni elastokalorik soğutma teknolojisi, geleneksel soğutma sistemleriyle ilgili çevresel sorunları ortadan kaldırarak ve bu çığır açan teknolojinin ticarileşmesini hızlandırarak ileriye dönük uygulanabilir bir yol sunuyor.

HKUST Makine ve Uzay Mühendisliği Bölümü’nden Sun Qingping yaptığı açıklamada: “Malzeme bilimi ve makine mühendisliğinin sürekli ilerlemesiyle birlikte , elastokalorik soğutmanın, küresel ısınmanın azaltılması ve karbonsuzlaştırma gibi acil bir görevi ele alarak, dünya çapındaki büyük soğutma pazarını besleyecek yeni nesil yeşil ve enerji tasarruflu soğutma ve ısıtma çözümleri sağlayabileceğinden eminiz” dedi.

Konvansiyonel buhar sıkıştırmalı soğutma teknolojilerinde küresel ısınma potansiyeli yüksek soğutucu akışkanlar kullanılmaktadır. Kalorik soğutma cihazları, belirli koşullara yanıt olarak sıcaklıklarını değiştiren yeni bir malzeme kategorisini temsil eder. Örneğin elastokalorik malzemeler, gerilim serbest bırakıldığında ısıyı emerek germe veya sıkıştırma gibi mekanik kuvvetlere tepki verir.

Bu malzemeler uçucu değildir, yani kolayca gaza dönüşmezler, yani küresel ısınma üzerinde önemli bir etkileri yoktur. Bu onları alternatif soğutma teknolojilerinde kullanım için oldukça umut verici hale getirir.

Araştırmacılara göre, sera gazı içermeyen, yüzde 100 geri dönüştürülebilir ve enerji tasarruflu şekil hafızalı alaşım (SMA) soğutucuların özellikleriyle, SMA’ların döngüsel faz geçişindeki gizli ısıya dayalı katı hal elastokalorik soğutma, çevre dostu bir alternatif sunuyor. Ancak, bu gelişen teknolojinin ticarileştirilmesi, soğutma cihazının düşük sıcaklıktaki bir kaynaktan yüksek sıcaklıktaki bir alıcıya ısı transfer etme yeteneğinin önemli bir performans göstergesi olan 20 ile 50 K arasındaki nispeten sınırlı sıcaklık artışı nedeniyle engellenmiştir. Araştırma ekibi, soğutma performansında daha önce kırılmış rekoru kıran nikel-titanyum (NiTi) şekil hafızalı alaşımlardan yapılmış çok malzemeli, kademeli elastokalorik bir soğutma cihazı geliştirerek bu engeli aştı.

Türkiye’de 412 milyon kart kullanımda!

0

Temmuz 2024 BKM verilerine göre Türkiye’de kartlı ödemeler alanında kayda değer bir büyüme yaşandı. Kartlı ödeme alışkanlıkları giderek daha dijitalleşirken, kredi kartı, banka kartı ve ön ödemeli kart kullanımındaki artışlar dikkat çekiyor. Özellikle kredi kartları başta olmak üzere farklı ödeme yöntemlerinin kullanımında gözle görülür bir değişim mevcut.

2024 Temmuz ayında Türkiye genelinde kredi kartı sayısı 124,9 milyon adede ulaşırken, banka kartı sayısı 191 milyon, ön ödemeli kart sayısı ise 96,7 milyon adet olarak kaydedildi. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre kredi kartı sayısında yüzde 14, banka kartlarında yüzde 5, ön ödemeli kartlarda ise yüzde 19’luk bir artış görüldü. Toplamda ise 412,6 milyon kart kullanımda. Bu da yüzde 11’lik bir artışı gösteriyor.

Kartlı ödemeler tarafında ise büyüme daha da dikkat çekici. Temmuz 2024’te kartlarla yapılan toplam ödeme tutarı 1,421.3 milyar TL seviyesine ulaştı. Bu ödeme tutarının 1,201.7 milyar TL’si kredi kartları ile gerçekleşirken, 192.7 milyar TL’sinde banka kartları, 26.9 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.

Kredi kartlarıyla yapılan ödemelerde yüzde 94, banka kartlarıyla yüzde 58, ön ödemeli kartlarla ise yüzde 124 oranında büyüme yaşandı. Genel anlamda kartlı ödemelerde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 89 oranında artış görüldü.

İşlem adetlerine bakıldığında kartlı ödeme işlemleri Temmuz 2024’te 1,61 milyar adede ulaştı. Bu işlemlerin 936 milyonu kredi kartlarıyla, 558 milyonu banka kartlarıyla, 114 milyonu ise ön ödemeli kartlarla gerçekleşti. Kredi kartlarıyla yapılan işlem adedi yüzde 19, banka kartlarıyla yüzde 8, ön ödemeli kartlarla ise %37 oranında artış gösterdi.

İnternetten yapılan kartlı ödemelerde de büyük bir artış yaşandı. Bir önceki yıla kıyasla yüzde 12 artan internetten kartlı ödeme adedi 222,8 milyon oldu. Toplam kartlı ödemelerin yüzde 14’ünü oluşturan bu işlemlerin tutarı ise yüzde 85 artarak 421,7 milyar TL’ye ulaştı. Artık internetten yapılan ödemelerin toplam kartlı ödemeler içindeki payı yüzde 29’a yükselmiş durumda.

Bir diğer dikkat çekici nokta ise temassız ödeme kullanımındaki artış. Mağaza içi ödemelerde temassız işlemler büyük bir paya sahip. Her 5 ödemeden 4’ü temassız olarak gerçekleşiyor ve bu tür ödemelerin sayısı yüzde 26 artışla 1,058 milyar adede yükselmiş durumda. Temassız ödemelerdeki toplam hacim ise yüzde 111 artışla 437,4 milyar TL’ye ulaştı.

Tüm bu veriler, Türkiye’de kartlı ödeme sistemlerinin hızlı bir dönüşüm geçirdiğini ve dijitalleşmenin ivme kazandığını gösteriyor. Özellikle kredi kartları hala en çok tercih edilen ödeme aracı olsa da banka kartları ve ön ödemeli kartların kullanımındaki büyüme, farklı ödeme yöntemlerinin de benimsenmeye başladığını ortaya koyuyor.

Skoda Elroq: sürdürülebilirlik odaklı iç mekanıyla göz kamaştırıyor

Skoda, elektrikli crossover modeli Elroq‘un iç mekan detaylarını paylaşarak otomobil severleri heyecanlandırdı. Şirket, sürdürülebilirlik konusunda attığı önemli adımlarla dikkat çeken Elroq‘un kabininde geri dönüştürülmüş malzemeler‘in yoğun bir şekilde kullanılacağını duyurdu.

Dört Farklı Tema, Birçok Seçenek Elroq, müşterilere LoftLodgeSuite ve Studio olmak üzere dört farklı iç mekan teması sunacak. Bu temaların tamamında geri dönüştürülmüş malzemeler ön plana çıkarken, özellikle Recytitan adlı yüzde 78 oranında geri dönüştürülmüş malzemenin koltuk, kapı paneli ve konsol gibi önemli bölgelerde kullanılacağı belirtildi. Ayrıca, Elroq, kullanılmış giysilerden üretilen kumaşlarla donatılacak ilk Skoda modeli olacak.

Skoda Elroq

Modern ve Sade Tasarım SkodaElroq‘un iç mekanında “Modern Solid” tasarım dilini benimsediğini açıkladı. Temiz, ferah ve sade çizgilerin ön planda olduğu bu tasarım dilinde, konsol üzerinde yer alan büyük bir multimedya ekranıdikkat çekiyor. Turuncu renkli dikişler ve emniyet kemerleri ise kabine spor ve dinamik bir hava katıyor.

Güçlü Performans, Uzun Menzil ElroqVolkswagen Grubu‘nun MEB platformu üzerine inşa edilecek. Farklı batarya ve motor seçenekleri sunacak olan modelin giriş seviyesi versiyonu 55 kWh batarya ve 125 kW‘lık elektrik motora sahip olacak. En üst donanım seviyesinde ise 82 kWh batarya ve 220 kW‘lık çift motor yer alacak. Elroq, WLTP ölçümüne göre tek şarjla 560 kilometreye kadar menzil sunacak.

Skoda Elroq, hem çevreye duyarlılığı hem de şık tasarımıyla dikkat çeken bir model olarak öne çıkıyor. Otomobilin Türkiye pazarına ne zaman sunulacağı henüz açıklanmadı.

Çin, Avrupa Birliği’nin elektrikli araç vergilerini adaletsiz buluyor

0

Pekin, Avrupa Birliği’nin (AB) Çinli elektrikli araçlara uyguladığı ek gümrük vergilerini şiddetle eleştirdi. Çin Ticaret Bakanlığı, Çin avrupa birliği’nin bu kararının haksız rekabeti teşvik ettiğini ve Çinli şirketlerin haklarını ihlal ettiğini belirterek, gerekli tüm tedbirleri alacaklarını açıkladı.

AB’nin kararı, Çin’in elektrikli araç sektörüne verdiği sübvansiyonların Avrupa’daki rekabeti bozduğu iddiası üzerine alınmıştı. Ancak Çin, bu iddiaları reddederek, Çin avrupa birliği’nin kararının önceden belirlenmiş olduğunu ve siyasi motivasyon taşıdığını savundu. Bu gelişme, dünya genelinde elektrikli araç pazarında yaşanan rekabetin şiddetlendiğini gösteriyor. Çin, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi konumunda ve bu alandaki hızlı büyümesiyle dikkat çekiyor. AB ise yerel üreticilerini korumak ve elektrikli araç geçişini hızlandırmak amacıyla çeşitli politikalar uyguluyor.

İki ekonomik dev arasındaki bu ticaret gerilimi, küresel otomotiv endüstrisi üzerinde önemli etkiler yaratabilir.Gümrük vergilerindeki artış, elektrikli araçların fiyatlarını yükselterek tüketici talebini azaltabilir ve tedarik zincirlerinde karmaşaya yol açabilir. Uzmanlar, bu durumun uzun vadede hem Çin hem de AB için olumsuz sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. avrupa birliği’nin ticaret savaşlarının tırmanması, küresel ekonomide belirsizliği artırabilir ve yatırımcı güvenini zedeleyebilir.

Peki bu durumun sonucu ne olacak? İki taraf arasında müzakerelerin yeniden başlaması ve uzlaşmaya varılması en olası senaryo olarak görülüyor. Ancak, korumacı politikaların yaygınlaşması ve küresel ticaret sisteminin daha da parçalanması riski de göz ardı edilemez. avrupa birliği’nin bu gelişmeler, elektrikli araç pazarının geleceğini yakından ilgilendiriyor. Ticaret savaşlarının gölgesinde şekillenen bu rekabet, tüketiciler için daha pahalı ve sınırlı seçenekler anlamına gelebilir.

Fas dünya kupası için dev bir stadyum inşa ediyor

0

Kazablanka’da inşa edilecek olan Grand Stade Hassan II, 115.000 kişilik kapasitesiyle dünyanın en büyük futbol stadyumlarından biri olacak. 2030 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmaya hazırlanan Fas, bu etkinlikle aynı zamanda Fas Dünya Kupası hedefine de ulaşıyor. Ülke, Portekiz ve İspanya ile birlikte düzenleyeceği turnuva için Kazablanka’da devasa bir stadyum inşa ediyor. Populous ve Oualalou + Choi mimarlık şirketlerinin ortak çalışmasıyla ortaya çıkan Grand Stade Hassan II, çadır şeklindeki benzersiz tasarımıyla dikkat çekiyor.

Fas’ın geleneksel festivali Moussem’den ilham alan stadyum, çadır benzeri çatısıyla hem seyircilere gölge sağlayacak hem de doğal havalandırmayı destekleyecek. Alüminyum kafes yapıdaki çatı, stadyuma modern ve estetik bir görünüm kazandırırken, peyzaj düzenlemesiyle de çevreyle bütünleşecek. 32 merdiven halkası ve yükseltilmiş platformlar üzerine yerleştirilmiş yeşil bitkilerle stadyum, hem görsel bir şölen sunacak hem de sürdürülebilir bir mimariye örnek olacak.

115.000 kişilik kapasitesiyle Kuzey Kore’deki Rungrado 1 Mayıs Stadyumu’nu geride bırakacak olan Grand Stade Hassan II, dünyanın en büyük futbol stadyumlarından biri olacak. Fas Dünya Kupası için büyük hazırlıklar yapıyor. Ancak Hindistan’daki Narendra Modi Stadyumu’nun rekorunu henüz kıramayacak.

İnşaatın başlaması için hazırlıklar devam ederken, stadyumun 2028 yılında tamamlanması hedefleniyor. Casablanca yakınlarındaki El Mansouria kasabasında 100 hektarlık bir alanda inşa edilecek olan stadyum, aynı zamanda iki yerel futbol kulübüne de ev sahipliği yapacak. Elbette, Fas Dünya Kupası stadyumu olarak da kullanılacak.

Fas’ın bu iddialı projesi, hem ülkenin spor turizmine olan katkısını artıracak hem de modern mimarinin en önemli örneklerinden biri olacak. Projenin amacı yalnızca bir stadyum inşa etmek değil, aynı zamanda Fas Dünya Kupası etkinliklerine uygun bir altyapı yaratmak.

Kara deliğe yıldız düşerse ne olur?

evrenin en gizemli fenomenlerinden biri olarak biliniyor. Bir yıldızın kara deliğe düşmesi ise bilim kurgu senaryolarına taş çıkartacak kadar ilgi çekici bir olay. Ancak, bilim insanları bu tür olayları gelişmiş süper bilgisayar modelleriyle simüle ederek, gerçek zamanlı gözlemler yapabiliyor.

Monash Üniversitesi‘nden Danel Price önderliğindeki bir araştırma ekibi, bir yıldızın kara deliğe düşme sürecini inceleyen çarpıcı bir simülasyon gerçekleştirdi. Sonuçlar, tarafından nasıl parçalandığını ve tüketildiğini detaylandırıyor. Bu olaylar, “gelgit bozulma olayı” (TDE, tidal disruption event) olarak adlandırılıyor ve kara deliklerin çevresindeki dinamikleri anlamamıza yardımcı oluyor.

Simülasyonlar, yıldızların kara deliklerin çekim kuvveti tarafından nasıl uzayıp inceldiğini ve sonunda bir “spagettileşme” süreciyle plazmaya dönüştüğünü gösterdi. geriye kalan materyal, kara deliğin etrafında bir yığılma diski oluşturuyor. Bu diskten yayılan güçlü elektromanyetik emisyonlar, astronomların bu tür olayları gözlemlemelerine imkan tanıyor. Yığılma diskine biriken materyal, kara delik tarafından yavaş yavaş tüketiliyor. Ekip, TDE sırasında oluşan yıldız enkazının saniyede 10.000-20.000 kilometre hızla hareket ettiğini, yani ışık hızının yaklaşık %7’si olduğunu belirledi.

Bununla birlikte, simülasyonlar olayların beklendiği kadar parlak olmadığını ve daha düşük sıcaklıkta ışık yaydığını ortaya koydu. Bu durumun nedeni, kara deliğin etrafını saran gaz ve toz bulutlarının enerjiyi yeniden işleyerek optik dalga boylarında yayması olarak açıklanıyor.

Price ve ekibinin araştırması, kara deliklerin yıldızları nasıl “yuttuğuna” dair yeni bir bakış açısı sunuyor. Vera Rubin Gözlemevi‘nin önümüzdeki on yıl içinde binlerce geçici olay gözlemesi bekleniyor ve bu tür simülasyonlar, bu olayları daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Gelgit bozulma olayları, genellikle büyük galaksilerin merkezlerindeki süper kütleli kara deliklerin çevresinde meydana geliyor. Yıldızlar, galaksiler içinde hareket ederken yerçekimsel etkilerle yörüngelerinden saparak nadiren kara deliklere doğru sürükleniyor. Her 100,000 yılda bir yıldızın böyle bir yolculuk yapması tahmin ediliyor.

BMW Avrupa’da elektrikli araç pazarında lider oldu!

BMW Temmuz ayında Avrupa’da elektrikli araç satışlarında önemli bir başarıya imza atarak Tesla‘yı geride bıraktı. Bu sonuç, elektrikli araç pazarında yaşanan rekabetin kızıştığını gösteriyor.

Jato Dynamics‘in verilerine göre, Avrupa’da elektrikli araç satışları genel olarak yıllık bazda %6 düşüş gösterse de, BMW satışlarını %35 artırarak 14.869 adede ulaştı. Tesla ise 14.561 adetlik satışla ikinci sırada yer aldı. Özellikle iX1 ve i4 modellerinin popülerliği, BMW’nin bu başarısında büyük rol oynadı.

Bu gelişme, Avrupa’da elektrikli araç pazarının hızla değiştiğini ve yeni oyuncuların ortaya çıktığını gösteriyor. Volvo gibi diğer üreticiler de satışlarını önemli ölçüde artırarak pazar paylarını genişletiyor. Volvo’nun yeni EX30 modeli, en çok satan ikinci elektrikli araç olarak dikkat çekti.

Pazarın genel durumu

Geçen ay Avrupa’da toplam 1,03 milyon araç tescil edildi. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre %2‘lik bir artış anlamına geliyor. Ancak, AlmanyaFransa ve Belçika gibi bazı büyük pazarlarda satışlar düşüş gösterdi. Diğer AB ülkelerindeki büyüme ise bu düşüşü dengeledi.

Elektrikli araçların pazar payı ise %14,6‘dan %13,5‘e geriledi. Bu durum, içten yanmalı motorlu araçların hala güçlü bir konumda olduğunu gösteriyor.

Tesla’nın durumu

Tesla, yılın başından bu yana Avrupa’da en çok elektrikli araç satan marka olmaya devam ediyor. Ancak, rakiplerinin yükselişi ve yeni modellerin piyasaya sürülmesi, şirketin pazar payını eritiyor. Temmuz ayında Tesla’nın satışları %16düşüşle 14.561 adede geriledi.

BMW’nin Avrupa’da elektrikli araç pazarında lider olması, sektördeki rekabetin ne kadar kızıştığını gösteriyor. Tüketiciler, giderek daha fazla seçenek arasından seçim yaparken, üreticiler de yeni teknolojiler ve modellerle pazara girmeye devam ediyor. Bu durum, uzun vadede elektrikli araçların daha da yaygınlaşmasına katkı sağlayacak.

Çinli IM Motors’tan yenilikçi paralel park teknolojisi şaşırtıyor

Çinli IM Motors‘un SAIC‘e ait elektrikli araç markası, prototip aracında sergilediği yenilikçi park sistemi ile otomotiv dünyasında çığır açıyor. Yayınlanan videoda, aracın yanlamasına hareket ederek paralel park etmesi, izleyenleri şaşkına çevirdi.

IM Motors‘un geliştirdiği dijital şasi teknolojisi, aracın hareketini üç eksende kontrol ederek paralel park işlemini büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Bu teknolojinin en dikkat çekici özelliği ise dört tekerlekten direksiyon sistemi. Arka tekerleklerin önemli ölçüde döndürülmesiyle elde edilen yengeç yürüyüş modu, aracın dar alanlarda manevra kabiliyetini önemli ölçüde artırıyor.

Videoda görülen aracın ön ve arka tekerleklerinin zıt yönlere dönmesi, hassas tork kontrolü sayesinde aracın yanlamasına hareket etmesini sağlıyor. Bu sayede, IM Motors, paralel park işlemini adeta bir dansa dönüştürüyor. Çinli IM Motors bu alanda büyük yenilikler sunuyor.

Geleceğin park sistemi

IM Motors‘un bu yenilikçi teknolojisi, otomotiv sektöründe yeni bir dönemin başlangıcını müjdeliyor. Uzmanlar, bu teknolojinin gelecekteki tüm araçlarda standart hale gelebileceğini ve hatta geleneksel park yöntemlerinin yerini alabileceğini öngörüyor. Bu açıdan Çinli IM Motors öncülük yapıyor.

SAIC Motor Corporation‘ın bir yan kuruluşu olan Çinli IM Motors, elektrikli araç teknolojilerindeki yenilikçi çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Şirket, sürdürülebilir mobilite çözümleri sunmayı hedefliyor.