BT liderlerinin yalnızca yüzde 12’si ekiplerinin aldıkları yapay zeka ile ilgili talepleri destekleyebildiğini söylüyor. Veri ambarları ve veri entegrasyonu, benimsemenin önündeki en büyük engeller olmaya devam ediyor.
IDC, şirketlerin 2023’te jeneratif AI çözümlerine 16 milyar dolar yatırım yaptığını ve Salesforce’un CRM için AI Trendleri araştırmasına göre 2027’de 140 milyar dolar yatırım yapacaklarını tahmin ediyor.
Kuruluşlar yapay zeka stratejisini geliştiriyor
Müşteriler yapay zekayı değerlendirirken güven ilk iştir. Tüketiciler AI’yı günlük hayatlarının bir parçası haline getiriyor ancak teknolojiye güven ve şeffaflık temeli gerektiren karışık duygularla yaklaşıyorlar. Genel nüfusun yüzde yetmiş dördü AI’nın etik olmayan kullanımından endişe duyuyor ve yüzde 63’ü önyargılarından endişe duyuyor.
İşletmeler veri temellerini değerlendirir. Yapay zekanın potansiyelini karşılaması için harika verilere ihtiyacı vardır. Teknolojinin yükselişi şirketleri verilerinin kalitesini, zamanlamasını ve güvenliğini değerlendirmeye yöneltiyor. Teknik karar vericilerin yüzde seksen altısı, yapay zekanın çıktılarının yalnızca veri girdileri kadar iyi olduğu konusunda hemfikir.
Yapay zeka kullanım örnekleri kuruluş genelinde şekilleniyor. İster içerik ve iletişim üretiyor ister süreçleri optimize ediyor olsun, yatırımlar arttıkça ekipler iş akışlarına yapay zekayı dahil etmenin en iyi yollarını keşfediyor. Satış, servis, pazarlama veya ticaret ekiplerinin en az %92’si en azından yapay zeka yatırımlarını düşünüyor.
İş yeri becerileri ve politikaları yapay zeka çağı için evrim geçiriyor. Çalışanlar AI’nın kariyerleri üzerindeki dönüştürücü etkisini kabul ediyor, ancak işverenleri onları başarıya ulaştırmada büyük ölçüde geride kalıyor. Masa başı çalışanlarının yüzde elli altısı, üretken yapay zekanın rollerini dönüştüreceğine inanıyor. Ancak yalnızca yüzde 21’i şirketlerinin kullanımıyla ilgili net politikalar sağladığını söylüyor.
Güvenilir kurumsal düzeyde çözümler. Tüketiciye yönelik üretken AI sohbet robotları, tarif oluşturma veya seyahat güzergahları planlama gibi basit görevlerde harikadır. Ancak, kurumsal AI kullanım örnekleri, yapılacak işin daha derin bir şekilde anlaşılmasını gerektirir. Güven, AI destekli otomasyon için bir engeldir — kullanıcıların %56’sı üretken AI’dan güvenilir çıktı almayı zor bulmaktadır.
İlgili ve etkili AI çıktıları için bir veri temeli. Yapay zekayı araştırmasının durumu, teknik karar vericilerin yüzde 86’sının AI’nın çıktılarının yalnızca veri girdileri kadar iyi olduğuna inandığını buldu. Müşteriler zaten CRM platformlarında büyük miktarda güvenilir veri tutuyor ve uygun bağlantılar ve entegrasyon çözümleriyle şirketler, kuruluşlarının etrafındaki silolarda sıkışmış yapılandırılmış ve yapılandırılmamış verilerinin kilidini açabilir ve bunlar üzerinde işlem yapabilir.
Intel’in en büyük iki anakart ortağı olan ASUS ve MSI, 13. ve 14. Nesil Raptor Lake Core ailesi işlemcileri için yeni mikro kodu Ağustos ayı içerisinde teslim etmeyi planladıklarını duyurdular
Güncellenmiş işlemci mikro kodu, normal saat hızlarında Intel’in masaüstü mikroişlemcilerinin çökmesini (x86 devinin “kararsızlık” olarak nitelendirdiği bir durum), aşırı ısınarak kalıcı hasara neden olmasını veya tamamen bozulmasını önlemek için tasarlandı.
Mevcut tabloya göre, orijinal mikro kod çiplere fazla voltaj uyguluyordu. Voltajı artırmak, daha yüksek saat hızlarına ulaşmayı mümkün kılabilir, ancak fazla voltaj tehlikeli olabilir ve silikona zarar verebilir.
Mikro kod güncellemeleri Intel tarafından geliştirilse de, bunların bireysel anakart satıcıları tarafından geliştirilen BIOS’lar aracılığıyla dağıtılması gerekiyor. ASUS ve MSI gibi DIY markalarının yanı sıra OEM’ler de bu satıcılar arasında yer alıyor. Mikro kod yamaları söz konusu olduğunda, Intel (ve rakibi AMD) kullanıcıların bu yamayı ne zaman alacağı veya tüm kullanıcıların alıp almayacağı konusunda garanti veremiyor; çünkü bu, bireysel anakart üreticilerinin yeni BIOS sürümlerini yayınlamasına bağlı.
Bu durum hem Intel hem de Raptor Lake işlemcisi sahipleri için olumsuz bir tablo sunuyor; çünkü mikro kodun yayılmasının uzun sürmesi, daha fazla çipin arızalanmasına yol açabilir ve bu da potansiyel toplu davalara zemin hazırlar.
Ancak en azından ASUS ve MSI, anakartlarını güncellemek için hızla çalışıyor gibi görünüyor ve her ikisi de gelecek haftadan itibaren yeni mikro kodu içeren BIOS’ları dağıtmaya başlayacaklarını belirtti. Intel, mikro kodun kendisinin ay ortasına kadar tamamlanmayacağını söyledi.
MSI‘ın taahhüdü daha da ileri gidiyor ve şirket, 600 ve 700 serisi Intel anakartlarının tamamının ay sonuna kadar yeni mikro kodu alacağını iddia ediyor. Elbette, en son ve en üst düzey anakartlar olan Z790 çipsetli modeller ilk sırada yer alacak, ardından daha düşük seviyeli ve eski modeller gelecek.
ASUS ve MSI, şu ana kadar yeni mikro kodu nasıl dağıtmayı planladıklarını kamuoyuna duyuran ilk ve tek anakart satıcıları oldu.
Amazon’un yapay zeka şirketi Anthropic‘e yaptığı milyarlarca dolarlık yatırım, İngiltere‘de rekabet otoritelerinin dikkatini çekti. Rekabet ve Piyasalar Otoritesi (CMA), bu ortaklığın İngiltere pazarındaki rekabeti olumsuz etkileyip etkilemeyeceğini araştırmak üzere resmi bir soruşturma başlattı.
CMA, Amazon-Anthropic anlaşmasının rekabet ortamını bozabileceği endişesiyle “1. Aşama” olarak adlandırılan bir ön inceleme süreci başlattı. Bu süreçte toplanan bulgular, otoriteyi resmi bir soruşturma başlatmaya itti. CMA, şimdi anlaşmanın rekabete zarar verip vermediğini ve eğer veriyorsa ne gibi önlemler alınması gerektiğini belirlemek için 40 iş gününe kadar sürecek bir “2. Aşama” soruşturması yapacak.
Amazon ve Anthropic’ten açıklamalar:
Amazon, CMA’nın kararına hayal kırıklığı olduğunu belirtirken, Anthropic ile yapılan işbirliğinin herhangi bir rekabet endişesi yaratmadığını savundu. Şirket, bu yatırımın teknoloji sektöründe seçenek ve rekabeti artırdığını vurguladı.
Anthropic de benzer şekilde, şirketin bağımsızlığını koruduğunu ve CMA ile işbirliği yapmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Amazon-Anthropic anlaşması, yalnızca CMA’nın inceleme altında tuttuğu tek anlaşma değil. Aynı zamanda, Microsoft ve OpenAI arasındaki milyarlarca dolarlık ortaklık da İngiltere’de düzenleyici mercilerin dikkatini çekiyor.
ABD‘de ise Federal Ticaret Komisyonu (FTC), büyük teknoloji şirketlerinin ve yapay zeka firmalarının son yatırımları ve ortaklıkları hakkında bilgi talep etti. Bu durum, hızla gelişen yapay zeka sektöründeki önemli yatırımların düzenleyici merciler tarafından yakından takip edildiğini gösteriyor.
Özetle, Amazon’un Anthropic’e yaptığı yatırım, yapay zeka sektöründeki rekabet ve inovasyonun yanı sıra, bu alandaki düzenlemelerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. İngiltere ve ABD gibi ülkelerdeki düzenleyici mercilerin bu tür anlaşmaları yakından takip etmeleri, sektörün geleceği açısından kritik bir önem taşıyor.
ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC), iflas eden kripto para borsası FTX’in müşterilerine 12,7 milyar dolar ödemesine karar verildiğini açıkladı. New York Güney Bölge Mahkemesi, FTX’in müşterilerine ve dolandırıcılık mağdurlarına toplamda 12,7 milyar dolar parasal yardım yapılmasını öngören bir karar aldı.
CFTC’den yapılan açıklamada, FTX’in Emtia Borsası Yasası (CEA) ve CFTC düzenlemelerini ihlal ettiği belirtildi. Ayrıca, FTX ve bağlı şirketi Alameda Research’ün, müşterilerine önemli yanlış beyanlarda bulunduğu ifade edildi.
FTX, Kasım 2022’de iflas etmiş, CEO’su Sam Bankman-Fried ise görevden ayrılmıştı. Bankman-Fried, Aralık 2022’de ABD’nin suç duyurusunun ardından Bahamalar’da gözaltına alınmış ve 21 Aralık 2022’de ABD’ye teslim edilerek 250 milyon dolar kefaletle serbest bırakılmıştı. Ancak, kefaleti tanıkları etkilemeye çalıştığı gerekçesiyle iptal edilmiş ve Bankman-Fried Brooklyn’deki cezaevine gönderilmişti.
Bankman-Fried, Mart ayında dolandırıcılık ve kara para aklama suçlamasıyla yargılanmış ve 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte, şarj istasyonlarının sayısı hızla artıyor. Ancak, bu istasyonların bakım ve çalışabilir durumda tutulması büyük önem taşıyor. ABD’de yapılan yeni bir araştırma, şarj istasyonlarındaki sorunları ve bakım eksikliklerini gün yüzüne çıkardı.
ChargerHelp adlı şirket, dört yıl boyunca takip ettiği 20 bin şarj cihazının verilerini inceledi. Araştırma, bu istasyonların kendi bildirdikleri çalışma süresi ile gerçek çalışma süreleri arasında büyük bir fark olduğunu ortaya koydu. Şirket, şarj cihazlarının gerçek çalışma süresinin, sağlayıcılar tarafından bildirilen %84,6’dan daha düşük, %73,7 seviyesinde olduğunu hesapladı.
Çalışmada, şarj cihazlarının çeşitli nedenlerle bozulabileceği belirtiliyor. Bu nedenler arasında kırık kablolar, bozuk ekranlar, çalışmayan ödeme sistemleri, kablo geri çekme sistemindeki sorunlar ve genel hasarlar yer alıyor. Ayrıca, analiz edilen istasyonların %26’sının yazılımda belirtilen çalışma durumuyla eşleşmediği görüldü. Bu durum, bazı şarj ağlarının çevrimiçi olan istasyon sayısını abarttığını ve bu durumun elektrikli araç sahiplerinin şarj altyapısına olan güvenini zedelediğini gösteriyor.
Araştırma, ayrıca “hayalet” ve “zombi” istasyonlarına da dikkat çekiyor. “Hayalet” istasyonlar, uygulamada var olduğu halde gerçek dünyada bulunmayan istasyonları ifade ederken, “zombi” istasyonlar ise gerçek dünyada mevcut olup uygulamada görünmeyen istasyonları tanımlıyor. ChargerHelp, bu sorunların çözümünde yazılımların uyumluluğununve ağ veri paylaşımının önemli rol oynayabileceğini belirtiyor.
YouTube, içerik üreticilerine video fikirleri, başlıklar ve küçük resimler konusunda yardımcı olmak amacıyla Google Gemini entegrasyonunu test etmeye başladı. “Brainstorm with Gemini” adı verilen bu yeni özellik, YouTube’un Creator Insider kanalında yayınladığı bir video ile duyuruldu. YouTube, bu yapay zeka destekli aracı, üreticilerinin üretim sürecinde önemli bir asistan olarak konumlandırmayı hedefliyor.
Google Gemini ile beyin fırtınası
sözcüsü, Google Gemini entegrasyonunun şu an için küçük ve sınırlı bir deneyin parçası olarak seçilen bazı içerik üreticilerine sunulduğunu belirtti. Bu özellik, daha geniş çapta kullanıma sunulmadan önce, içerik üreticilerinden gelen geri bildirimler doğrultusunda geliştirilecek. “Brainstorm with Gemini” özelliği, içerik üreticilerine ilham verici video fikirleri sunarak, onları diğer sosyal medya platformlarına karşı avantajlı hale getirebilir.
YouTube Studio’da seçenekler
Bu özellik sayesinde, deneyin bir parçası olan içerik üreticileri, YouTube Studio’da video fikirlerini arama çubuğuna girdiklerinde, iki seçenekle karşılaşacaklar: İlham aracı ve “Brainstorm with Gemini” özelliği. YouTube, hangi aracın içerik üreticileri için daha faydalı olacağını görmek amacıyla bu iki seçeneği test ediyor.
Rekabet ve gelecek
TikTok ve Instagram gibi platformlar, dijital benliklerini yaratma imkanı sunmak için yapay zekayıkullanırken, YouTube, bu teknolojiyi içerik üreticilerinin içerik oluşturma sürecine yardımcı olmak için kullanıyor. “Brainstorm with Gemini” özelliği, YouTube’un içerik üreticilerine sunduğu yenilikçi araçlar arasında önemli bir yer edinmeye aday.
Apple, Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA) kapsamında iOS geliştiricilerine Apple App Store’ içeriklerini mobil platformda daha özgür bir şekilde dağıtma ve tanıtma imkanı tanıyan yeni düzenlemeleri duyurdu. Şirket, DMA’nın getirdiği kurallara uyum sağlamak amacıyla, uygulama içi bağlantılar için daha az kısıtlama ve yeni bir ücret yapısı getiriyor.
Avrupa Komisyonu, Apple’ın DMA kurallarını atlatmak için “önemsiz ücretler” kullanıldığı yönündeki şikayetler üzerine şirketi incelemeye almıştı. Şu anda, Apple, DMA kurallarına uymadığı şüphesiyle soruşturma altında. Şirket, bu süreçte geliştiricilerden gelen geri bildirimleri dikkate alarak uyumluluk planında değişiklikler yaptı.
Apple, iOS uygulamalarında geliştiricilere kullanıcıları satın alma işlemleri için harici web sitelerine yönlendirmeimkanı sağlayacak bağlantılar ekleyebilme seçeneği sunuyor. Bu değişiklikler, AB’de uygulama dağıtan geliştiricilere daha fazla özgürlük tanıyacak. Şirket, ayrıca, geliştiricilerin bağlantı çıkışları için AB tarafından araştırılan Çekirdek Teknoloji Ücretini (CTF) ödemeyi taahhüt etmelerine gerek kalmayacağını duyurdu.
Apple App Store’, geliştiricilere harici teklifler hakkında daha fazla esneklik sunacak ve kullanıcıları bu teklifler hakkında bilgilendirmek için belirli dil şablonları kullanma zorunluluğunu kaldıracak. Bağlantı çıkışları için birden fazla URL kullanılmasına izin verilecek ancak kullanıcıları izlemek için URL parametreleri kullanılmasına izin verilmeyecek. Ayrıca, Apple, kullanıcıların harici bir kanal satın alacaklarını bildiren bildirimleri devre dışı bırakma seçeneği sunacak, ancak bu bildirimler varsayılan olarak gösterilmeye devam edecek.
Yeni ücret yapısı
Apple, bağlantı çıkışları için iki yeni ücret uygulamaya koyuyor. İlk olarak, “İlk Edinim Ücreti” adını verdiği ücret, iOS uygulamalarının App Store üzerinden ilk kez indirilen uygulamalar için %5 komisyon alacak. Bu ücret, sadece yeni kullanıcılar için geçerli olacak ve mevcut kullanıcıları kapsamayacak.
İkinci olarak, “Mağaza Hizmetleri Ücreti” adı verilen yeni ücret, Apple’ın uygulama kullanıcılarına sunduğu çeşitli hizmetleri yansıtacak. Bu ücret, %10 standart komisyon veya %5 indirimli komisyon (App Store küçük işletme programına kayıtlı geliştiriciler için) şeklinde olacak. Uygulama güncellemeleri ve yeniden yüklemeler dahil olmak üzere, bağlantı kurma hakkına sahip uygulamalar için dijital mal ve hizmet satışlarından %10 komisyon alınacak, ancak mevcut kullanıcılar için bu ücret %5’e düşürülecek.
Apple, bu revizyonların hem yeni hem de mevcut şartlardaki geliştiriciler için daha düşük ücretler anlamına geleceğinibelirtiyor ve bu değişikliklerin, özellikle mevcut kullanıcılar açısından daha avantajlı olacağını vurguluyor.
OpenAI, en son yapay zeka modeli GPT-4o için kapsamlı bir güncelleme yayınladı ve bu güncelleme hem fiyatlandırmahem de yeni özellikler açısından önemli değişiklikler içeriyor. Şirket, GPT-4o‘yu yalnızca birkaç hafta önce tanıtmış olsa da, bu hızlı gelişen alanda birkaç yeni güncellemeyi şimdiden duyurdu.
Güncellemenin en dikkat çeken yeniliklerinden biri, geliştiricilerin GPT-4o API’si aracılığıyla Yapılandırılmış Çıktılarelde edebilecek olması. Bu özellik, kullanıcıların sağladığı JSON Şemalarını temel alarak verileri daha tutarlı ve birlikte çalışabilir hale getiriyor. OpenAI, bu özelliğin, yapılandırılmamış girdilerden yapılandırılmış veriler üretmenin yapay zeka için temel kullanım alanlarından biri olduğunu belirtiyor. Bu yeni sistem, geliştiricilerin büyük dil modellerinin (LLM) gerekli formatlarda çıktı verememe sorununu çözmeye yönelik önemli bir adım olarak görülüyor.
OpenAI, Yapılandırılmış Çıktılar‘ın mevcut güvenlik politikalarına uyacak şekilde geliştirildiğini ve güvenli olmayan taleplerin reddedilmeye devam edeceğini vurguladı. Microsoft‘un Azure ekibi de bu yeni özelliğin geliştiricilerin üretkenliğini artırmaya odaklandığını belirtti.
Bu yeni yapılandırılmış çıktı sistemi, GPT-4o‘nun yanı sıra ‘gpt-4-0613’ ve ‘gpt-3.5-turbo-0613’ sürümleri de dahil olmak üzere ilgili modellerde de desteklenecek.
Fiyatlandırmada ciddi indirimler
OpenAI, GPT-4o için bir fiyat indirimi de duyurdu. Bu indirim, özellikle Google‘ın büyük modellerine karşı rekabet etmek amacıyla yapıldı. Güncellenmiş versiyonun fiyatı, 1 milyon girdi tokenı başına 2,50 $ ve 1 milyon çıktı tokenıbaşına 10,00 $ olarak belirlendi. Bu fiyatlandırma, önceki sürüme kıyasla girdi maliyetlerinde yaklaşık yarı yarıya ve çıktı maliyetlerinde ise üçte bir oranında indirim anlamına geliyor. Ayrıca bu yeni fiyat, Google‘ın Gemini 1.5 Promodelinin altında kalıyor.
Google, bu yılın başlarında Gemini 1.5 Flash modelini tanıttığında, fiyatlandırmayı milyon giriş tokenı başına 0,35 $ ve milyon çıkış tokenı başına 1,05 $ olarak belirlemişti. OpenAI, GPT-4o Mini modelini tanıttığında ise bu fiyatlandırma, Google’ın modelinden bile daha uygun hale geldi. Google, geçen hafta fiyatlarını düşürerek milyon giriş tokenı başına 0,075 $ ve milyon çıkış tokenı başına 0,3 $ seviyesine çekti.
Bu fiyat indirimleri, yapay zeka alanındaki rekabetin ne kadar hızlı değiştiğini ve OpenAI’nin bu yarışta nasıl konumlandığını gösteriyor. GPT-4o‘nun bu yeni güncellemeleri, yapay zeka geliştiricileri için önemli fırsatlar sunarken, daha geniş bir erişim imkanı da sağlıyor.
Afrika, devlete bağlı siber suçlular için önemli bir savaş alanı haline geldi. Bölgede faaliyet gösteren firmalar, Avrupave ABD‘deki kuruluşlara ulaşmadan önce sofistike saldırıların hedefi oluyor. Güney Afrika merkezli güvenlik firması Performanta‘nın CEO’su ve kurucu ortağı Guy Golan, Afrika‘nın siber suçlar için bir “yuva” haline geldiğini ve bölgedeki firmaların saldırıları test etmek için ideal hedefler sunduğunu belirtti.
Golan‘a göre, Afrika pazarı uzun süre teknoloji dünyası tarafından ihmal edildi. Ancak son yıllarda yaşanan bazı olaylar, Afrika‘nın siber suçlular için önemli bir “test sahası” olduğunu gösterdi. Golan, Güney Afrika’daki SOC (Security Operations Center) ekiplerinin, dünya genelindeki tehdit kampanyalarını diğer ülkelere göre çok daha önce tespit ettiğini ifade ediyor. Örneğin, 2017’deki WannaCry saldırısının ilk işaretlerini, Güney Afrika SOC, dünya çapında fark edilmeden 11 saat önce yakalamıştı. Benzer şekilde, NotPetya kötü amaçlı yazılım kampanyası da Batı Yarımküre‘de başlamadan 22 gün önce Güney Afrika’da tespit edildi.
Bu tür erken tespitler, Afrika‘nın tehdit istihbarat araçları tarafından yeterince dikkate alınmamasından kaynaklanıyor. Afrika‘da gerçekleşen siber saldırılar hakkında yeterli veri toplanmıyor, çünkü bölge birçokları için küçük bir pazar olarak görülüyor.
Check Point Research tarafından yayınlanan veriler de bu durumu destekliyor. 2024‘ün ikinci çeyreğinde Afrika, kurum başına haftalık 2.960 saldırı ile dünya genelinde en yüksek saldırı hacmini yaşadı. Bu, bir önceki yılın aynı dönemine göre %37’lik bir artışa işaret ediyor.
Golan, Afrika‘nın siber suçlular için “tarafsız bir bölge” olarak kullanıldığını belirtiyor. Bölge, Çin, Rusya, Kuzey Kore gibi ulus-devlet tehdit aktörlerinin en son tekniklerini Batı teknolojileri üzerinde test edebilecekleri bir ortam sunuyor. Özellikle Güney Afrika‘daki bankacılık ve sigorta şirketleri, sofistike savunma mekanizmalarına sahip olmaları nedeniyle bu tür saldırılar için ideal hedefler arasında yer alıyor.
Bu durum, ulus-devletlerin Batılı kuruluşların güvenlik duruşunu daha iyi anlamalarını ve gelecekteki saldırılar için savunma stratejilerini geliştirmelerini sağlıyor. Golan, özellikle Çin‘in geçmişte geniş bir yaklaşımla siber saldırılar düzenlerken, günümüzde daha hedefli ve sofistike yöntemler geliştirdiğini belirtiyor.
Afrika‘nın siber suçlular için bir test alanı haline gelmesi, bölgenin küresel siber güvenlik dinamiklerindeki önemini artırıyor. Bu durum, Afrika‘nın gelecekte daha fazla siber saldırının hedefi olabileceği endişesini de beraberinde getiriyor.
Elon Musk’ın sahibi olduğu X platformunun yapay zeka destekli sohbet robotu Grok, ABD’deki başkanlık seçimleri sürecinde yanlış bilgiler yayarak büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Robot, Joe Biden’ın adaylıktan çekilmesiyle ilgili gerçek dışı iddialarda bulunarak, seçim sonuçlarını etkileyebilecek potansiyele sahip bir dezenformasyon kampanyasına alet oldu.
Bu durum, yapay zeka teknolojisinin hızla gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan yeni bir sorunu gözler önüne serdi: Yapay zeka sistemleri, yanlış bilgilerin yayılmasına ne kadar kolaylıkla aracılık edebilir? Özellikle sosyal medya gibi geniş kitlelere ulaşan platformlarda, yapay zeka destekli botlar tarafından üretilen sahte haberlerin gerçekliği ayırt etmeyi zorlaştırdığı belirtiliyor.
Grok’un yanlış bilgileri ve sonuçları
Grok, Biden’ın adaylıktan çekilmesinin ardından, birçok eyalette seçim sonuçlarının değişmeyeceği yönünde yanlış bilgiler yaydı. Bu iddialar, sosyal medyada hızla yayılarak seçim atmosferini gerdi ve siyasi kutuplaşmayı derinleştirdi.
Durumun ciddiyetini kavrayan beş dışişleri bakanı, Musk’a bir mektup yazarak Grok’ta gerekli değişiklikler yapılması çağrısında bulundu. Bakanlar, yapay zeka sistemlerinin, kullanıcılara doğru bilgi sunmak yerine tarafsız kaynaklara yönlendirmeleri gerektiğini vurguladı.
Yapay zeka balonu ve yatırımcı endişeleri
Öte yandan, yapay zeka teknolojilerine yapılan büyük yatırımların ardından, bazı yatırımcılar arasında “yapay zeka balonu” endişeleri ortaya çıktı. Özellikle “Muhteşem Yedili” olarak adlandırılan büyük teknoloji şirketlerinin hisse senetlerinde yaşanan düşüşler, bu endişeleri güçlendirdi. Yatırımcılar, yapay zekanın potansiyelinin abartıldığını ve kısa vadede beklenen getirilerin gerçekleşmeyebileceğini düşünüyor.
Bu gelişmeler ışığında, Grok seçim Kaliforniya eyaletinde yapay zeka teknolojilerini düzenlemeye yönelik bir yasa tasarısıüzerinde çalışmalar sürüyor. Tasarı, yapay zeka sistemlerinin güvenlik testlerinden geçirilmesini ve olası zararlara karşı şirketlerin sorumlu tutulmasını öngörüyor. Ancak, sektör temsilcileri bu tasarının inovasyonu yavaşlatabileceğiendişesi taşıyor.
Yapay zeka teknolojisi, hayatımızın birçok alanında büyük değişimlere yol açmaya devam ediyor. Ancak, bu teknolojinin beraberinde getirdiği risklerin de göz ardı edilmemesi gerekiyor. Yanlış bilgilerin yayılması, siyasi kutuplaşma ve ekonomik istikrarsızlık gibi ciddi sorunlara yol açabileceği için, yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi ve kullanımı konusunda daha dikkatli ve şeffaf bir yaklaşım benimsenmesi gerekiyor.
Google DeepMind’ın son araştırması, yapay zekanın spor dünyasında çığır açabileceğini gösteriyor. Şirketin geliştirdiği yeni robot, masa tenisinde amatör oyuncuları yenebilecek seviyeye ulaştı.
“İnsan Seviyesinde Rekabetçi Robot Masa Tenisine Ulaşmak” başlıklı makalede, araştırmacılar yapay zekayı endüstriyel bir robotik kolla birleştirerek masa tenisi oynayabilen bir sistem geliştirdiklerini açıkladı. Robot, yüksek hızlı kararlar alarak backhand, forehand gibi çeşitli vuruşları yapabiliyor, topun spinini algılayabiliyor ve farklı hız ve yüksekliklerde gelen toplara uyum sağlayabiliyor.
Yapılan testlerde robot, yeni başlayan oyuncuları her zaman, orta seviye oyuncuların ise yarısından fazlasını yendi. Ancak ileri seviye oyuncular karşısında henüz başarılı olamadı. Bu sonuçlar, yapay zekanın masa tenisinde insan düzeyine ulaşmak için önemli bir adım attığını gösteriyor.
Robotların spor dünyasındaki yükselişi
İnsan Seviyesinde Rekabetçi Robot Masa Tenisine Ulaşmak” başlıklı makalede, belirtiliği gibi Masa tenisi, yapay zeka ve robotik teknolojilerin sergilenmesi için popüler bir spor haline geldi. Daha önce Japonya’nın Omron şirketi de benzer bir robotla dikkat çekmişti. Google DeepMind’ın bu başarısı, yapay zekanın sporun diğer alanlarında da kullanılabileceği beklentilerini artırdı.
Araştırmacılar, gerçek dünya görevlerinde insan seviyesinde performans elde etmenin robotik araştırma için önemli bir hedef olduğunu belirtiyor. Bu çalışmanın, bu hedefe ulaşmak için atılan önemli adımlardan biri olduğu düşünülüyor. Gelecekte, yapay zeka destekli robotların profesyonel sporcularla yarışabileceği bir dönem görebiliriz.
Türk Telekom, ulusal güvenliğin önemli bir unsuru olan siber güvenlik alanındaki yetkinliğini ve başarısını CREST Sertifikasıyla uluslararası çapta tescilledi. IDC (International Data Corporation) tarafından yayınlanan Türkiye Siber Güvenlik Pazar Analizi Raporu’na göre Siber Güvenlik Hizmetleri Kategorisi’nde 3 yıldır üst üste “Pazar Lideri” konumunu sürdüren Türk Telekom, uluslararası sertifikasyon kuruluşu CREST tarafından üç başlıkta akredite olan ilk kurum oldu. Kritik altyapılarda yerli ve milli ürün kullanma vizyonu ile yatırımlarına devam eden Türk Telekom, Türkiye’nin en büyük siber güvenlik merkezinde uluslararası standartlarda hizmet veriyor.
Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden, “Türk Telekom olarak, ulusal güvenliğin önemli bir unsuru olarak gördüğümüz siber güvenlik alanında küresel standartları karşılamaktan ve Türkiye’de bu alanda öncü olmaktan gurur duyuyoruz.
Siber güvenlik, veri merkezi ve bulut bilişim gibi çözümlerimizle işletmelerin dijitalleşmesine öncülük ederken, akıllı kent projeleri gibi yenilikçi teknolojileri hayatın içine alıyoruz. Uluslararası bir akreditasyon ve sertifikasyon kuruluşu CREST tarafından Türkiye’de üç başlıkta akredite edilen ilk kurum olarak, müşterilerimize en yüksek güvenlik seviyesinde hizmet sunmaya devam edeceğiz” dedi.
Türkiye’nin en büyük siber güvenlik merkezinde yerli ve milli çözümlerle küresel standartlarda güçlü bir siber savunma oluşturmak için çalışmalar yürüten Türk Telekom, bu alandaki başarısını uluslararası sertifikalarla kanıtladı. Kurumsal güvenlik hizmetlerini 2009’dan bu yana her gün geliştiren, kritik altyapılarda yerli ve milli ürün kullanma vizyonu ile yatırımlarını sürdüren Türk Telekom, küresel standartlara sahip sertifikalı uzman mühendisleriyle müşterilerine 7/24 ve 360 derece hizmet veriyor.
IDC (International Data Corporation) tarafından yayınlanan Türkiye Siber Güvenlik Pazar Analizi Raporu’na göre Siber Güvenlik Hizmetleri Kategorisi’nde 3 yıldır üst üste “Pazar Lideri” konumunu sürdüren Türk Telekom, uluslararası sertifikasyon kuruluşu CREST tarafından üç başlıkta akredite olan ilk kurum oldu.
Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden, “Türk Telekom olarak, ulusal güvenliğin önemli bir unsuru olarak gördüğümüz siber güvenlik alanında küresel standartları karşılamaktan ve Türkiye’de bu alanda öncü olmaktan gurur duyuyoruz. Yerli ekosistemi destekleyen çalışmalarımızı sürdürürken, ürün ve hizmetlerimizi her geçen gün artan siber ataklara karşı yeniliyoruz.
“Kritik altyapılarda yerli ve milli ürün kullanma” vizyonu ile en kritik ve maliyeti en yüksek ürünlerin yerlileştirilmesi noktasında yatırımlarımız da devam ediyor. Siber güvenlik, veri merkezi ve bulut bilişim gibi çözümlerimizle işletmelerin dijitalleşmesine öncülük ederken, akıllı kent projeleri gibi yenilikçi teknolojileri hayatın içine alıyoruz.
Uluslararası bir akreditasyon ve sertifikasyon kuruluşu CREST tarafından Türkiye’de üç başlıkta akredite edilen ilk kurum olarak, müşterilerimize en yüksek güvenlik seviyesinde hizmet sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Türk Telekom, CREST’ten müşterilerine kesintisiz test servisi sunduğu penetration test ve red team (Pen Test) hizmeti, siber olay müdahale ve danışmanlık hizmeti CSIR ve yeni nesil (NextGen) siber güvenlik merkezi ile akredite olarak sertifika aldı.
Bu kapsamda Türk Telekom, Blue Team hizmetleri ile Türkiye’de ilk kez uçtan uca servis veren kurum olurken, Türkiye’nin ilk Next Generation Security Operation (NextGen) özelliğine sahip siber güvenlik merkezi olduğunu ve bu servisi verebilen ilk ve tek operatör olduğunu belgeledi.
Bu iş birliği kapsamında, Microsoft’un Azure bulut hizmetleri, Palantir ürünleriyle entegre edilecek ve bu hizmetlerin yapay zeka destekli büyük dil modelleriyle güçlendirilmesi sağlanacak.
Palantir, hükümetlere ve şirketlere geniş çaplı veri toplama ve analiz yaparak gözetim konusunda yardımcı olan bir firma olarak biliniyor. Şirketin müşterileri arasında Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ve çeşitli polis departmanları gibi önemli kamu kuruluşları bulunuyor. Şirket aynı zamanda Ukrayna’daki savaş çabalarına da entegre olmuş durumda ve yazılımının bomba hedeflerini belirlemek için kullanılabileceğine dair iddialar var.
Şirketin kurucusu Peter Thiel, aynı zamanda CIA’in girişim sermayesi ortaklığından aldığı tohum fonlarıyla da dikkat çekiyor. Geniş bir müşteri tabanına sahip olmasına olan şirket, ilk kez 2023 yılında yıllık kar açıkladı. Şirketin CEO’su Alex Carp, yapay zeka alanındaki büyük ilginin şirketin ticari işlerini hızla büyüttüğünü belirtti.
Şirketin iş hacminin büyük bir kısmı İsrail de dahil olmak üzere çeşitli hükümetlerden geliyor; ancak yıllık dosyalamasında “Çin Komünist Partisi ile çalışmadığı ve çalışmayacağı” ifadesinin yer alması da oldukça dikkat çekici.
Microsoft gibi dünyanın her yerinde yaygın kullanım alanına sahip olan bir teknoloji devi ile yapılan bu iş birliği; Palantir’in ABD savunma ve istihbarat ajanslarına yönelik hizmetlerini daha da güçlendirirken Microsoft’un yapay zeka teknolojilerinin bu alandaki iş hacmini artırması bakımından çift yönlü bir kazanç sunuyor.
Bu haberlerin gündemi meşgul ettiği şu tabloda, Palantir’in hisse fiyatı 2024 yılında yüzde 75’in üzerinde artış gösterdi.
“Evren Boşlukları Sevmez” mottosuyla bu yıl 25’incisi gerçekleştirilen Bilişim 500 araştırmasının 2023 sonuçları, 7 Ağustos 2024 tarihinde Emek Sineması’nda düzenlenen törenle açıklandı. Araştırma, Türkiye bilişim sektörüne dair geniş bir veri yelpazesini içeriyor ve 2023 yılının en başarılı 500 bilişim şirketini belirliyor. İBB’nin 3 iştirak şirketinin, Bilişim 500 araştırmasının farklı kategorilerinde önemli başarılar elde ettiği listelerde, İSBAK AŞ, sektörel 2 kategoride birincilik ödülü aldı. İSBAK AŞ, 1 Milyar 156 milyon TL gelirle 62. sırada yer alırken, İSTTELKOM AŞ 729 milyon TL ile 91. ve BELBİM AŞ 624 milyon TL ile 105. sırada yer aldı.
Dijitalleşme odağında İstanbullulara Katma Değer Sağlayan Projeler Geliştiriyoruz
BELBİM ve İSTTELKOM Genel Müdürü Nihat Narin
Konuyla ilgili açıklamada bulunan BELBİM ve İSTTELKOM Genel Müdürü Nihat Narin, “5 yıl önce yenilenen yönetimle akıllı şehir vizyonunu benimseyerek İstanbul’u Avrupa’nın sayılı kentlerinden biri yapmak üzere yola çıktık. Dijitalleşme odağında İstanbullulara katma değer sağlayan projeler geliştirip sürdürülebilir bir İstanbul’un inşasına katkı sunmaktan dolayı gururluyuz. İştiraklerimizin Bilişim 500 Listesindeki başarılarından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu dönüşüm öyküsü ve yeni başarılarımızı arkamızdaki değişim rüzgarına ve sosyal belediyecilik bilinciyle çalışan ekiplerimize borçluyuz. Önümüzdeki dönemde de bütün çabamız, teknolojinin tüm imkanlarını kullanarak dünya çapında örnek teşkil edecek. Vatandaşımızın memnuniyetinin yine odağımızda olacağı projelere imza atmak önceliklerimiz arasında olacak.” dedi.
Teknolojiyi en etkin şekilde kullanmayı misyon edindik
Ödül almaktan mutluluk duyduklarını belirten İSBAK Genel Müdürü Ender Deniz ise, “Teknolojinin hızla evrildiği bu dönemde, kurumlar için hem büyük fırsatlar hem de önemli sorumluluklar ortaya çıkıyor. İSBAK olarak, bu dönüşümün öncüsü olmayı ve teknolojiyi en etkin şekilde kullanmayı kendimize misyon edindik. Yenilikçi çözümler üretme konusundaki kararlılığımız, AR-GE gücümüz ve ekip arkadaşlarımızın özverili çalışmaları, bizi bu başarıya ulaştırdı. Teknolojiye olan yatırımlarımızı artırarak, daha fazla projeyle sektöre değer katma yolunda emin adımlarla ilerleyecek, İstanbul’un ve ülkemizin dijital dönüşümünde önemli bir rol oynamaya devam edeceğiz. Aldığımız bu prestijli ödül, İSBAK’ın sürdürülebilir büyüme vizyonunu destekleyen bir ilham kaynağı ve gelecekteki projelerimizin yönünü belirlememizde bize yardımcı olacak.” diye konuştu.
İBB Şirketlerinin Kategorilere Göre Sıralamaları şu şekilde;
Apple, halihazırda AB Komisyonu tarafından DMA’ya uyum sağlamadığı gerekçesiyle soruşturma altında.
DMA, pazar rekabetçiliğini artırmayı amaçlayan bir düzenleme olup ihlaller için yıllık küresel cironun %10’una kadar veya tekrar eden ihlallerde %20’ye kadar para cezası öngörmekte.
Haziran ayında AB, Apple’ın DMA iş şartlarının ücret yapısını doğrudan inceleyeceğini doğrulamıştı, çünkü şirketin “gizli ücretler” kullanarak AB kurallarını aşmaya çalıştığına dair şikayetler vardı. Apple, bu uyum planındaki değişiklikleri, geliştiricilerden aldığı geri bildirimler doğrultusunda gerçekleştirdiğini belirtiyor.
Öne çıkan değişiklerden biri ise, Apple’ın geliştiricilere harici teklifleri tanıtma ve bu teklifleri iletişim kurma yöntemlerinde daha fazla esneklik tanıması. Apple, geliştiricilerin tekliflerini yalnızca kendi web sitelerinde değil, başka uygulamalar ve uygulama pazarlarında da duyurabileceğini söyledi. Ayrıca, geliştiricilerin kullanıcıları bu tekliflere yönlendirmek için birden fazla URL kullanmasına izin verecek. Bununla birlikte Apple, kullanıcıları reklam hedeflemesi için izleme ve profil oluşturma amacıyla URL parametreleri kullanmamaları gerektiğini belirtti.
Apple ayrıca, harici bağlantılarla ilgili bildirimlerinden kullanıcıların çıkış yapmalarına olanak tanıyan bir seçenek ekliyor. Bu bildirimler, kullanıcıları App Store dışındaki bir kanalda işlem yapacakları konusunda bilgilendiriyor. Kullanıcılar bu bildirimleri devre dışı bırakmadıkları sürece bu bildirimler varsayılan olarak gösterilmeye devam edecek.
Harici bağlantılar için yeni ücret yapısı
Apple, geliştiricilere harici bağlantılarla iOS kullanıcılarını harici tekliflere yönlendirme özgürlüğü tanımanın yanı sıra, ücret yapısını da gözden geçiriyor. İki yeni ücret, kullanıcıların harici bağlantılar üzerinden tamamladıkları satın alımlara uygulanacak.
Apple, ilk yeni ücreti “İlk Satın Alma Ücreti” olarak adlandırıyor ve bu ücret, App Store’un geliştiricileri AB’deki müşterilerle buluşturma değerini yansıtıyor.
İkinci ücret ise “Mağaza Hizmetleri Ücreti” olarak adlandırılıyor ve bu ücret, geliştiricilere sunduğu uygulama dağıtımı, güvenlik, tanıtım araçları ve uygulama analitiği gibi sürekli hizmetlerin karşılığını yansıtıyor.
Bu yeni çift ücret yapısı, Apple’ın yeni AB iş şartlarında uyguladığı azaltılmış komisyonun yerini alıyor. Apple, İlk Satın Alma Ücreti’nin yalnızca bir uygulamayı App Store’dan ilk kez indiren yeni kullanıcılara uygulanacağını ve mevcut iOS uygulama kullanıcılarına uygulanmayacağını belirtiyor. Mağaza Hizmetleri Ücreti ise, uygulama güncellemeleri ve yeniden yüklemeler dahil olmak üzere, kurulum tarihinden itibaren 12 aylık bir sabit süre içinde yapılan dijital ürün ve hizmet satışlarına %10 komisyon halinde uygulanacak. Bu ücret, App Store küçük işletme programına kayıtlı geliştiriciler için %5’e düşürülecek.
Apple, bu revizyonların geliştiricilerin App Store üzerinden harici tekliflere bağlantı vermeleri için daha düşük oranlar ödemelerini sağlayacağını öne sürüyor, özellikle de mevcut kullanıcılar için.
Baku Crystal Hall, 27-28 Haziran 2024 tarihlerinde düzenlenen BakuID Yenilikçilik Zirvesi’ne ev sahipliği yaparak, yenilikçiliği şekillendirmek, paylaşmak ve öncülük etmek isteyen girişimcileri, yatırımcıları ve endüstri liderlerini bir araya getirdi. Bu etkinlik, yalnızca bir zirve olmanın ötesinde, geleceğin yenilikçilerini bir araya getiren ve onları destekleyen bir platform oldu.
Baku Crystal Hall, 27-28 Haziran 2024 tarihlerinde düzenlenen BakuID Yenilikçilik Zirvesi'ne ev sahipliği yaparak, yenilikçiliği şekillendirmek, paylaşmak ve öncülük etmek isteyen girişimcileri, yatırımcıları ve endüstri liderlerini bir araya getirdi. Techinside olarak yerinde… pic.twitter.com/c4bTxa38YF
Zirvenin en heyecan verici bölümlerinden biri olan pitch yarışması, girişimciler arasında büyük bir ilgiyle karşılandı. Katılımcılar, projelerini sunma fırsatı buldukları bu yarışmada, inovatif fikirleriyle jüriyi etkilemeye çalıştılar. Yarışmanın sonunda, en iyi projeler $1.000.000 değerindeki büyük ödülle taçlandırıldı. Bu ödül, girişimcilik ekosistemine yeni ve parlak fikirler kazandırmayı amaçlarken, genç girişimcilerin hayallerine ulaşmalarında önemli bir rol oynadı.
Katılımcılar ve Sponsorlar
BakuID Yenilikçilik Zirvesi, bu yıl 5000’in üzerinde katılımcıyı ağırladı. Etkinlik, geniş bir yelpazede sponsor ve ortaklarla desteklendi. 40’tan fazla sponsor ve ortak, etkinliğin başarısına katkıda bulundu. Ayrıca, 150’den fazla startup ve 300’den fazla uluslararası misafir, zirvede yer aldı. Bu katılımcılar, bilgi ve deneyimlerini paylaşarak, yenilikçi projelerin geliştirilmesine katkı sağladılar.
Konuşmacılar
Zirvede, alanında uzman pek çok konuşmacı yer aldı. SpinLab CEO’su ve Kurucusu Eric Weber, Halal Booking CEO’su Elnur Seyidli ve Women in Tech® Global’in Kurucusu ve CEO’su Ayumi Moore Aoki gibi isimler, ilham verici konuşmalar gerçekleştirdiler. Ayrıca, Google Mühendislik Lideri Fuad Malikov ve SOCAR Enerji Dönüşümü Başkan Yardımcısı Teymur Guliyev gibi önemli isimler de etkinlikte konuşmalarını yaptı. Konuşmalar, katılımcılara yeni perspektifler kazandırdı ve inovasyonun önemini vurguladı.
Yatırımcı Profilleri
Etkinlik, yatırımcılar için de büyük bir fırsat sundu. Nomadic Minds CEO’su Francesco Cracolici, SWG Genel Ortağı Dag Ainsoo ve Intuitio Ventures LLC Kurucusu ve Yönetici Ortağı Walied Albasheer gibi önemli yatırımcılar, yenilikçi projeleri değerlendirdiler. Bu yatırımcılar, gelecekteki işbirlikleri için girişimcilerle görüşmeler gerçekleştirdiler ve potansiyel işbirliklerinin temellerini attılar. Bu tür etkinlikler, girişimcilerin projelerini geniş kitlelere tanıtmaları ve yatırımcılarla buluşmaları için benzersiz fırsatlar sunmaktadır.
Sponsorlar ve Ortaklar
BakuID, SOCAR, Pasha, ABB ve Startup Wise Guys gibi büyük sponsorlar ve ortaklarla işbirliği yaptı. Bu işbirlikleri, etkinliğin başarısına önemli katkılarda bulundu. Sponsorlar ve ortaklar, etkinliğin organizasyonunda ve katılımcılara sağlanan imkanlarda büyük rol oynadılar. Bu tür destekler, yenilikçi projelerin hayata geçmesi ve girişimcilerin desteklenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Etkinlik Hakkında Genel Bakış
BakuID Yenilikçilik Zirvesi, yalnızca bir etkinlik olmanın ötesinde, katılımcılarına büyük fırsatlar sundu. Girişimciler, yatırımcılar ve endüstri liderleri arasında değerli bağlantılar kuruldu ve yenilikçi fikirlerin ön plana çıkması sağlandı. Etkinlik, yenilikçiliğin ve girişimciliğin önemini bir kez daha vurguladı. Zirvede yapılan konuşmalar ve sunumlar, katılımcılara ilham verdi ve onları motive etti. Ayrıca, pitch yarışması gibi etkinlikler, genç girişimcilerin yeteneklerini sergilemeleri ve projelerini geliştirmeleri için büyük bir platform sağladı.
Gelecek İçin Yenilikçilik
BakuID Yenilikçilik Zirvesi, geleceğin yenilikçilerini bir araya getirmeye ve onları desteklemeye devam edecek. Bu tür etkinlikler, yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesi ve girişimcilerin desteklenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Etkinlik organizatörleri, gelecek yıllarda da aynı başarıyı sürdürmeyi ve daha fazla katılımcıya ulaşmayı hedeflemektedir.
BakuID Yenilikçilik Zirvesi 2024, yenilikçiliğin ve girişimciliğin ön planda olduğu bir etkinlik olarak, katılımcılarına benzersiz deneyimler sunmaya devam edecektir.
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Teknoloji dünyasında on yıl önce “son teknoloji” olarak kabul edilen bir bilgisayar, en az bir yıl boyunca sınıfının en iyisi olarak kalabiliyordu. Ancak, günümüzde neredeyse her hafta piyasaya sürülen yeni cihazlarla bu durum değişti. Haziran ayının ortasında, bu değişimin en önemli örneklerinden birine tanıklık ettik: İlk yapay zekâ destekli bilgisayarlar piyasaya çıktı.
Yapay Zekâ destekli bilgisayarların yükselişi
Yapay zekâ destekli bilgisayarlar, Üretken Yapay Zekâ modellerini ve Yapay Zekâ asistanı uygulamalarını cihaz üzerinde yerel olarak çalıştırabiliyor. Daha önce bulutta işlenmesi gereken birçok işlem, artık tamamen bağımsız bir şekilde kişisel dizüstü bilgisayarlar, masaüstü bilgisayarlar ve tabletlerde gerçekleştirilebiliyor. Bu, yapay zekâ destekli cihazların hızla diğer bilgisayarların yerini alacağı anlamına geliyor; böylece YZ desteği olmayan cihazlar eski model sayılacak.
Gartner’ın tahminlerine göre, 2024 yılında üretilen tüm bilgisayarların yüzde 22’si yapay zekâ destekli olacak. Gartner, başlangıçta yalnızca üst düzey cihazlarda mevcut olması beklenen bu teknolojinin, 2026’nın sonuna kadar üretilecek tüm bilgisayarlarda yer alacağını öngörüyor.
Bu yeni nesil bilgisayarların diğer bilgisayarlardan en büyük farkının, “Sinirsel İşlem Birimi” (NPU) olduğu biliniyor. NPU’lar, yapay zekâya özgü iş yüklerini üstlenerek, GPU ve CPU gibi diğer işlem birimlerinin asıl işlevlerine odaklanmalarını sağlıyor. Bu, YZ bilgisayarlarının birkaç yıl öncesine göre çok daha hızlı çalışması anlamına geliyor; hızlar bazen saniyede 40 trilyon işlem (TOPS) kapasitesine ulaşabiliyor.
İş yükleri azalıyor, güvenlik ve gizlilik artıyor
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin yanı sıra büyük kuruluşlar için de birçok fayda sunan bu cihazlar, maliyet tasarrufu ve daha yüksek güvenlik sağlıyor. İş yüklerinin istemci cihazlarda işlenmesi, daha pahalı bulut bilişim ihtiyacını azaltırken, verilerin buluta taşınıp geri getirilmesi yerine doğrudan cihazda tutulması, güvenlik ve gizliliği artırıyor. Bu avantajlar, KOBİ’lerin ve orta büyüklükteki firmaların ilgisini çekiyor. Techaisle tarafından yapılan bir araştırmaya göre, KOBİ’lerin yaklaşık üçte biri ve orta büyüklükteki firmaların neredeyse üçte ikisi yapay zekâ destekli bilgisayarlar satın almayı planlıyor.
YZ destekli bilgisayarlarla sınırsız üretkenlik imkanı
Dell Technologies olarak bizler, bu konuda büyük bir adım attık. Kurucumuz ve CEO’muz Michael Dell, bu konuda “Temelde her şirket bir zekâ üreticisidir. Geçmişte bir zekâ veya biyolojik zekâ üreticisiyseniz, gelecekte bunu dijital zekâyla güçlendirmek isteyeceksiniz” diyor. Çok haklı!
Mayıs ayında gerçekleştirilen Dell Technologies World etkinliğinde, endüstrideki en geniş yapay zekâ bilgisayar serisini duyurduk; bu seride Microsoft’un Copilot+ özellikli beş dizüstü bilgisayar yer alıyor. Yapay zekâ destekli bilgisayarlarımız, üretkenliği artırmak üzere akıllı arama, geliştirilmiş stüdyo efektleri ve 40’tan fazla dilde canlı çeviri özelliklerine sahip. İnternet bağlantısının olmaması durumunda bile bu özellikler çevrimdışı modunda aynı şekilde çalışmaya devam ediyor.
KOBİ’ler yapay zekâ destekli bilgisayarlara geçiş yapılmasını talep ediyor
Gelecekteki iş yükleri bu bilgisayarlarda yerel bulunan yapay zekâyı gerektireceğinden bu fırsattan yararlanmak önemli. Yapay zekâ destekli bilgisayarlar, iş yüklerini bulutta işlemek yerine donanım, yazılım ve hizmetlerle verimli bir şekilde çalışarak tüm kullanıcılara kesintisiz üretkenlik sunuyor.
Şirketler, bu fırsatı sadece analist çalışmalarından ve teknoloji kongrelerinden değil, kendi çalışanlarından da duyuyorlar. Techaisle araştırmasına göre, KOBİ’lerin yüzde 58’i çalışanlarının yapay zekâ destekli bilgisayarlara geçiş yapılmasını talep ediyor. Yaratıcı ve tasarım profesyonellerinden (yüzde 45) satış ve pazarlama çalışanlarına (yüzde 26) kadar, yapay zekâ destekli bir cihazın faydaları oldukça geniş bir yelpazedeki rolleri kapsıyor.
Cihaz üzerindeki yapay zekâ ile buluttaki yapay zekâ arasındaki hibrit işleme ortaklığı ise devam edecek. Yapay zekâ destekli bilgisayarların kullanımı arttıkça, iş yükü yerleşimi de hangi yapay zekânın daha mantıklı olduğunu belirlemeye çalışan kuruluşlarla birlikte evrilecek.
Dell Technologies yeniliklerin öncüsü olmaya devam edecek
Yaklaşık 50 yıl önce ilk bilgisayarın piyasaya sürülmesinden bu yana muazzam bir teknolojik değişim yaşanmış olsa da, Michael Dell’e göre henüz başlangıç aşamasındayız. Kendisi, “Dünyadaki tüm zekâdan yararlanmanın, bilimsel ilerlemeyi hızlandırmanın, keşifleri artırmanın ve insanlığı yeni bir fırsat ve potansiyel dönemine taşımanın henüz başındayız,” diyor. Biz de Dell Technologies olarak, bu yenilikçi sürecin öncüsü olmayı ve müşterilerimizin bu yeni çağda başarıyı yakalamalarına yardımcı olmayı hedefliyoruz.
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Dell Technologies Türkiye’de iş strateji ve yönlendirmeden sorumlu olan Işıl Hasdemir, Temmuz 2020’de görevine başladı. Hasdemir; Türkiye’de satış, servis ve destek fonksiyonlarını birbirinden ayıran ve şirketin, kuruluşların dijital dönüşüm gündemlerini hızlandırmalarına yardımcı olma misyonunu başarıyla yürüten bir ekibe liderlik ediyor. Hasdemir’in liderliğindeki Dell Technologies, Türkiye’nin ICT sektöründeki güçlü konumunu korumaya devam ediyor. Türkiye’nin öne çıkan teknoloji liderlerinden biri olan Hasdemir, aynı zamanda Dell Technologies bünyesinde “teknolojiyi dünyanın daha iyi bir yer haline getirilmesi adına kullanma” misyonuyla çeşitli projelere imza atıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Elektrik ve Elektronik Mühendisliği lisans derecesine sahip olan Hasdemir, Dell Technologies’e katılmadan önce 2005’te Cisco Ülke Lideri ve ardından 2009’da Genel Müdür Yardımcısı olarak atanmış ve kariyerinin öncesinde ise NCR Türkiye’de çeşitli liderlik görevlerinde bulunmuştur.
Anduril, Lockheed Martin, RTX, Northrop Grumman, Boeing ve General Dynamics gibi ABD Savunma Bakanlığı ile milyarlarca dolarlık iş yapan, savunma üretimi üzerinde neredeyse tam bir hakimiyete sahip beş büyük savunma firmasına katılma yolunda.
Palmer Luckey tarafından kurulan savunma girişimi, bu köklü devlere ciddi bir rakip olmayı hedefliyor ve son zamanlarda kazandığı başarılar dikkat çekmeye başladı. Şirket, bu yılın başlarında küçük insansız savaş uçağı prototipleri geliştirme ve test etme programında Lockheed, Northrop ve Boeing’i geride bıraktı. Anduril, aynı zamanda savunma üretimine Silikon Vadisi hızını getirerek rakiplerinden daha hızlı hareket edebileceği iddiasında bulunuyor.
Bu son yatırım turu, Anduril’in Aralık 2022’deki 8.5 milyar dolarlık değerlemesinden sonra oldukça büyük bir sıçrama. Şirket, yatırımcılara gelirini geçen yıla göre ikiye katlayarak yaklaşık 500 milyon dolara ulaştığını bildirdi. Bu, şirketin mevcut değerlemesinin 28 kat gelir çarpanına sahip olduğu anlamına geliyor ki bu, birçok geç aşama girişim için yüksek bir oran. Karşılaştırıldığında, Lockheed Martin’in gelir çarpanı yaklaşık 1.9x ve Boeing’in ise 1.3x civarında. Ancak, bu düşük çarpanlar, milyarlarca dolar daha yüksek gelirlere dayanmaktadır; Lockheed Martin, 2023 yılında 67.6 milyar dolar, Boeing ise 78 milyar dolara yakın gelir elde etti.
Anduril’in yeni yatırım turu, Founders Fund ve Sands Capital tarafından ortaklaşa yönetildi. Founders Fund, Anduril’in 2017’deki tohum turu ve A Serisi yatırım turunu da yönetmişti. Bu turda ayrıca Fidelity Management and Research Company ve Baillie Gifford gibi önemli kurumsal yatırımcılar da yer aldı.
Şirket, yeni yatırımla “Arsenal” adını verdiği yazılım tanımlı yeni bir üretim platformunu ölçeklendirmeyi planlıyor. Bu platform, her yıl “on binlerce otonom askeri sistem” üretmek üzere 5 milyon metrekareden fazla üretim alanını artıracak ve 1.500’den fazla kişilik bir iş gücüne sahip olacak.
Anduril’in amacı, savunma üretimini “hiper ölçeklendirmek” ve savunma sistemlerini, şu anda yalnızca birkaç çok pahalı sistemin üretildiği bir ölçekte üretmek. Arsenal, bu amaca hizmet edecek şekilde tasarlanmış esnek ve tekrarlanabilir bir model olacak.
Yedi yıllık şirketin hükümet ve özel yatırımcılarla elde ettiği başarı, daha önce hükümet sözleşmelerinin uzun süreleri nedeniyle yatırım yapılamaz olarak görülen savunma teknolojisi sektörüne olan ilgiyi artırdı. Ancak, Anduril’in başarısının diğer şirketleri de aynı şekilde etkileyip etkilemeyeceği henüz belli değil.
Geçtiğimiz yıl en hızlı büyüyen fintek şirketi ödülü alan ve son bir yılda işlem hacmini yüzde 460, gelirlerini ise yüzde 340 oranında artırarak büyük bir başarıya imza atan Hayhay, 800.000’i aşan kullanıcısına finansal işlemlerini hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirme imkânı sunuyor. Hayhay; fatura ödemelerini, fatura taksitlendirme seçeneklerini, ihtiyaç kredilerini, para transferlerini ve dijital cüzdana dair diğer pek çok işlemi kullanıcılarına sağlıyor.
Finberg Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Elgin yaptığı değerlendirmede şöyle dedi: “Hayhay’ın kısa sürede gösterdiği etkileyici büyüme ve inovatif yaklaşım, yatırım yapma kararımızda belirleyici oldu. Hayhay, gelecekte de büyük başarılara imza atacaktır. Finberg’in bu yatırım ile Hayhay’ın stratejik hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayacağına ve bu ortaklığın uzun vadeli başarılar getireceğine inanıyorum.”
Bu yatırım ile birlikte güçlü ve sürdürülebilir bir fintek markası olmayı hedeflediklerini belirten Hayhay’ın Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Emre Torun, “Hayhay olarak, sermaye yatırımlarını çok kıymetli görmekle beraber, yatırımcının bilgi ve deneyimden alacağımız katkının çok daha öncelikli olduğunu düşünüyoruz. Bu yaklaşımımız doğrultusunda; Finberg gibi fintek sektörünün liderlerinden olan bir kuruluşun yatırımının inovatif vizyonumuzu daha da ileriye taşıyarak büyüme ve yenilikçilik hedeflerimize büyük katma değer sağlayacağına inancımız tam” dedi.
Hayhay Genel Müdürü Berk Çağlayan yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Finberg’ten aldığımız bu yatırım, Hayhay’ın sektördeki yükselişini pekiştirmesi ve daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için önemli bir adım. Ayrıca bu stratejik adım ile Ar-Ge çalışmalarımızı hızlandırarak, yeni ürün ve hizmetlerin devreye alınmasını sağlayacak ve finansal teknoloji alanında öncü olma hedefimizi sürdüreceğiz.”
Çağlayan, Hayhay ile sadece bireysel kullanıcılara değil, aynı zamanda KOBİ’ler ve büyük işletmelere de çeşitli finansal çözümler sunarak, Türkiye ekonomisine katkıda bulunmayı amaçladıklarını söyleyerek, bu doğrultuda yapılacak iş birliklerinin ve projelerin, sektördeki diğer oyunculara da ilham kaynağı olacağını ifade etti.