Yapay zeka çipi girişimi Groq yatırım aldı

0

Yapay zeka çipi girişimi Groq, Nvidia’ya rakip olmak için 640 milyon dolar yatırım aldı. Geleneksel işlemcilerden daha hızlı üretken yapay zeka modellerini çalıştırmak için çipler geliştiren bir girişim olan Groq, Blackrock liderliğindeki yeni bir finansman turunda 640 milyon dolar topladığını söyledi. Neuberger Berman, Type One Ventures, Cisco, KDDI ve Samsung Catalyst Fund da katıldı.

Yapay zeka çipi girişimi Groq

Groq’un toplam topladığı miktarı 1 milyar doların üzerine çıkaran ve şirketi 2.8 milyar dolar değerinde kılan dilim, başlangıçta biraz daha düşük (2.5 milyar dolar) bir değerlemeyle 300 milyon dolar toplamayı planladığı bildirilen Groq için büyük bir kazanç. Groq’un önceki değerlemesini (yaklaşık 1 milyar dolar) iki katından fazla artırıyo. Şirket, Tiger Global Management ve D1 Capital Partners liderliğindeki bir turda 300 milyon dolar toplamıştı.

Meta’nın baş yapay zeka bilimcisi Yann LeCun, Groq’a teknik danışman olarak hizmet verecek ve Intel’in dökümhane işinin eski başkanı ve HP’nin eski CIO’su Stuart Pann, Groq’un duyurduğu üzere, girişime baş operasyon görevlisi olarak katılacak. LeCun’un atanması, Meta’nın kendi AI çiplerine yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında biraz beklenmedik bir durum. Ancak şüphesiz Groq’a acımasız bir alanda güçlü bir müttefik sağlıyor.

2016’da gizlilikten çıkan Groq, LPU (dil işleme birimi) çıkarım motoru adını verdiği bir şey yaratıyor. Şirket, LPU’larının OpenAI’nin ChatGPT ve GPT-4o’suna benzer mimariye sahip mevcut üretken AI modellerini 10 kat daha hızlı ve onda bir enerjiyle çalıştırabileceğini iddia ediyor.

Groq CEO’su Jonathan Ross’un şöhret iddiası,  Google’ın modelleri eğitmek ve çalıştırmak için kullanılan özel AI hızlandırıcı çipi olan tensör işleme birimini (TPU) icat etmeye yardımcı olması. Ross, yaklaşık on yıl önce Groq’u kurmak için Google’ın ana şirketi Alphabet’in X moonshot laboratuvarında girişimci ve eski mühendis olan Douglas Wightman ile birlikte çalıştı.

Groq, Meta’nın Llama 3.1 ailesi, Google’ın Gemma, OpenAI’nin Whisper ve Mistral’in Mixtral gibi “açık” modeller sunan ve müşterilerin bulut örneklerinde yongalarını kullanmalarına olanak tanıyan bir API sunan GroqCloud adlı LPU destekli bir geliştirici platformu sağlıyor. Temmuz itibarıyla GroqCloud’un 356.000’den fazla geliştiricisi vardı. Groq, turdan elde edilen gelirin bir kısmının kapasiteyi ölçeklendirmek ve yeni modeller ve özellikler eklemek için kullanılacağını söylüyor.

Dalgaların gücüyle elektrik üretimi başlıyor

Kıyı sularının enerjisini elektrik enerjisine dönüştürme teknolojileri hızla gelişirken, İsrail merkezli Eco Wave Power şirketi bu alanda önemli bir adım atıyor. Şirket, kıyı sularının yükselip alçalmasıyla çalışan bir sistem kullanarak, ilk megavat ölçekli dalga enerjisi tesisini inşa etmeye hazırlanıyor. Bu gelişme, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve sürdürülebilir enerji üretimi hedeflerine ulaşılmasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Nasıl çalışıyor?

Eco Wave Power’ın sistemi, dalgakıranlara veya kıyı altyapısına bağlı platformlar üzerinden çalışıyor. Dalgaların hareketiyle yükselip alçalan bu platformlar, hidrolik pistonları harekete geçirerek sıvıyı bir akümülatöre taşıyor. Sıkıştırılan bu sıvı daha sonra serbest bırakılarak bir jeneratörü çalıştırıyor ve elektrik enerjisi üretiyor. Sistemin en önemli avantajlarından biri, fırtına gibi olumsuz hava koşullarında şamandıraların kaldırılarak olası hasarların önlenebilmesi. Ayrıca, kurulumu ve bakımı kolay olması ve kapsamlı denizaltı kablolama ihtiyacı olmaması da dikkat çekiyor.

Eco Wave Power, Türkiye’de OREN Ordu Enerji ile yaptığı anlaşma kapsamında Ordu’da 77 MW’lık dünyanın en büyük dalga elektrik santralini kurmayı planlıyor. Ancak bu projenin mevcut durumu henüz netlik kazanmış değil.

İlk Megavatlık tesis Portekiz’de

Şirketin ilk megavat ölçekli projesi ise Portekiz’in kuzeyindeki Porto şehrinde hayata geçirilecek. Bu tesis sadece elektrik üretimi için değil, aynı zamanda dalga enerjisi üzerine eğitim ve araştırma yapılacak bir merkez olarak da hizmet verecek.

Eco Wave Power CEO’su Inna Bravermann, bu projenin dünyada dalgaların gücünden önemli ölçüde enerji üretimi sağlayan ilk dalga enerjisi projesi olacağına inanıyor. Şirket, Porto’daki tesisini önümüzdeki iki yıl içinde tamamlamayıve daha sonra kapasitesini 20 megavata kadar artırmayı hedefliyor.

Yenilenebilir enerjide yeni bir dönem

Dalga enerjisi, güneş ve rüzgar enerjisi gibi diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına kıyasla daha az incelenen bir alan. Ancak Eco Wave Power gibi şirketlerin çalışmalarıyla bu alanda önemli ilerlemeler kaydediliyor. Dalga enerjisi, özellikle kıyı şeridi uzun olan ülkeler için sürdürülebilir ve temiz bir enerji kaynağı olarak büyük potansiyel taşıyor.

Huawei’den devrim yaratan üçe katlanabilir telefon!

0

Huawei, katlanabilir akıllı telefon pazarında çığır açan bir yenilikle karşımıza çıkıyor. Şirket, uzun süredir üzerinde çalıştığı üçe katlanabilir telefonuyla teknoloji dünyasında dikkatleri üzerine çekmeyi sürdürüyor. Bu yeni cihaz, katlanabilir teknoloji konusunda Huawei’nin yıllar süren çabasının bir sonucu olarak, sektördeki dengeleri değiştirme potansiyeline sahip.

Huawei’nin bu yenilikçi telefon tasarımı, iki menteşeye sahip ve dışa doğru katlanabilen esnek ekranıyla öne çıkıyor. Şirket, katlanabilir ekran teknolojisi üzerine birçok patent almış ve bu alanda öncülük etmeye devam ediyor. Son zamanlarda ortaya çıkan bir patent, ekranın dayanıklılık testlerinden başarıyla geçtiğini ve yalnızca 28 mikrometrelik bir kıvrım derinliği geliştirdiğini gösterdi. Bu test, ekranın defalarca katlanmasının ardından oluşan kırışıklıkları ve ekranın bütünlüğünü koruma çabalarını değerlendiriyor.

Huawei’den devrim yaratan  üç katlanabilir telefonunun, tabletlerin ve kitap tarzı katlanabilir cihazların yerini alabilecek bir potansiyele sahip olduğu belirtiliyor. Cihaz, HarmonyOS NEXT işletim sistemi ve yeni nesil Kirin 9 işlemciyledesteklenecek. Bu özelliklerle birlikte, PC seviyesindeki birçok uygulamayı çalıştırabileceği ve Huawei’nin ürün ekosistemini daha da güçlendireceği öngörülüyor. Kullanıcılar, bu telefonla tabletlerin sunduğu geniş ekran deneyimini katlanabilir bir formda yaşayabilecekler.

Huawei’den devrim yaratan, cihazın yüksek fiyatlı ve sınırlı sayıda üretileceği de gelen bilgiler arasında yer alıyor. Bu durum, telefonun geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmeden, daha çok şirketin teknolojik gücünü sergilemek amacıyla piyasaya sürüleceği anlamına geliyor. Ayrıca, cihazın yapay zeka alanındaki en son yenilikleri sunacağı ve seri üretiminin bu yılın son çeyreğinde başlayacağı iddia ediliyor.

X San Francisco ofisini kapatıyor

Elon Musk’ın sahibi olduğu sosyal medya şirketi X, reklam etkileşimlerinde yaşanan ciddi düşüş ve artan operasyonel zorluklar nedeniyle San Francisco’daki ofisini kapatma kararı aldı. Şirketin CEO’su Linda Yaccarino, bu adımın uzun vadede şirketin yararına olacağını vurguladı.

Son dönemde X’in reklam etkileşimlerinin %78 oranında düştüğü bildirilmişti. Bu gelişmenin ardından şirketin San Francisco’daki ofisinin önümüzdeki birkaç hafta içinde kapatılacağı duyuruldu. Yaccarino, çalışanlara gönderdiği e-postada, San Francisco ofisinde görev yapan personelin şirketin diğer ofislerine yönlendirileceğini açıkladı. Çalışanlar, mevcut San Jose ofisi ile Musk’ın yapay zeka girişimi xAI ile ortak kullanılan Palo Alto ofislerine taşınacak.

Şirketin operasyonlarını Texas’a taşımayı planladığı daha önce açıklanmıştı ve yeni merkezin Austin olacağı belirtilmişti. Elon Musk, bu taşınma kararının, Kaliforniya’da yürürlüğe giren yeni yasalar ve San Francisco’daki güvenlik sorunları nedeniyle alındığını ifade etti. Musk, bu sorunların şirketin operasyonel süreçlerini olumsuz etkilediğini belirtti.

San Francisco’nun Mid-Market bölgesi, 2011 yılında Twitter’ın buraya taşınmasıyla teknoloji şirketlerinin ilgisini çekmişti. Ancak pandemi süreci ve ofis boşluk oranlarının artması, bölgedeki canlılığı olumsuz etkiledi. X’in San Francisco’daki ofisinin üzerine yerleştirdiği devasa X tabelası kısa süre önce kaldırılmıştı. Ayrıca, X’in kira ödemelerinde sorun yaşadığı ve çeşitli tedarikçilere borçlandığı iddiaları da gündemde.

Şirketin San Francisco ofisini kapatıp çalışanları diğer ofislere yönlendirmesinin arkasında, maliyetleri düşürme ve operasyonel verimliliği artırma çabalarının yattığı düşünülüyor.

4o mini

NASA, ISS’de mahsur kalan astronotları nasıl kurtaracak?

Eğer NASA, Felaket Kapsülü olarak anılan Starliner’ın mürettebatlı bir geri dönüş için uygun olmadığına karar verirse, bir kurtarma planı devreye sokulabilir.

Dün gerçekleştirilen brifingde NASA’nın Ticari Mürettebat Programı yöneticisi Steve Stich, Uluslararası Uzay İstasyonu Programı yöneticisi Dana Weigel ve Uzay Operasyonları Misyon Direktörlüğü’nden Ken Bowersox; mühendislerin ve yöneticilerin Starliner’ın tek parça halinde geri dönmesini sağlamanın güvenli olup olmadığına karar verememesi durumunda kullanabilecekleri alternatif planları açıkladı.

Starliner şu anda istasyona bağlı durumda ve podun iticilerindeki sorunlar ile helyum sızıntıları nedeniyle istasyondan ayrılmasına izin verilmiyor. Bu durum, iki mürettebat üyesi Butch Wilmore ve Suni Williams’ı ciddi bir tehlike altına sokabilir. Starliner, Haziran ayında iki mürettebatıyla birlikte yörüngeye fırlatılmış ve istasyona planlanan bir haftalık bir görev için bağlanmıştı ancak güvenlik endişeleri nedeniyle geri dönmek yerine o zamandan beri orada mahsur kaldı.

Eğer Starliner mürettebatlı bir geri dönüş için uygun bulunmazsa plan, SpaceX Crew Dragon kapsülünü planlandığı gibi ISS’ye göndermek; ancak sadece iki astronot ve gerekli ekipmanla sınırlı tutmak. Boeing’den Wilmore ve Williams, Crew-9 ekibine katılarak 2025 Şubat’ında SpaceX kapsülüyle Dünya’ya dönecekler.

NASA Mikropları

Starliner ise insansız bir geri dönüş yapacak. NASA ekibi, kapsülde yüklü yazılımın otomatik geri dönüş için mükemmel bir şekilde uygun olduğunu, ancak bazı parametrelerin mürettebat eksikliğine göre değiştirilmesi gerektiğini açıkladı. Buna ek olarak, değiştirilen prosedürlerin doğrulanması için yerde bazı simülasyonlar ve eğitimler yapılması gerekecek.

Sorunun özü, NASA ekibinin, donanımla ilgili daha önce gözlemlenen anormalliklere (itici sorunlar ve helyum sızıntıları) dair kesin bir açıklama olmadan insanları Starliner ile geri döndürme konusunda bir fikir birliğine varamaması.

Brifing sırasında Stich, tartışmaların “hararetli” olduğunu belirtti ve sorunlar hakkında “Bazı ekip üyeleri bu seviyedeki riski kabul edilemez buluyor.” dedi.

NASA, Jet Propulsion Laboratory, Glenn Research Center ve Goddard Space Flight Center’dan ek tahrik uzmanlarını çağırarak kesin bir öneri sunmaları için çalışmalara başladı.

Stich, Crew-9 ekibinden kimlerin çıkarılacağına dair bir açıklama yapmadı; nihayetinde birincil plan hala mürettebatı Starliner ile geri getirmek.

İnsansız bir dönüşün Starliner’ın operasyonel bir mürettebat taşıma aracı olarak sertifikalandırılması anlamında ne anlama geleceği konusunda da kesin bir cevap verilmedi.

Ancak NASA ekibi, Starliner pilotlarını bir Crew Dragon uzay aracıyla geri döndürmenin uzak bir olasılıktan aktif ve acil bir şekilde değerlendirilmekte olan bir seçeneğe dönüştüğü izlenimini verdi.

3 Milyar kişinin verisi sızdırılmış olabilir!

Nisan ayında gerçekleşen büyük bir hack saldırısıdünya nüfusunun üçte birinden fazlasını etkileyebilecek bir veri ihlaline neden olmuş olabilir. Neredeyse üç milyar kişinin kişisel bilgileri, kimlik koruma ve veri güvenliği alanında büyük bir krize yol açabilecek şekilde ifşa edildi.

Bu büyük ihlalin ardındaki şirket, National Public Data adlı geçmiş kontrol şirketi olarak faaliyet gösteren Jerico Pictures Inc. olarak belirtiliyor. Bloomberg Law tarafından bildirilen ve Kaliforniya’dan Christopher Hofmanntarafından açılan bir dava, 8 Nisan 2024‘te USDoD adlı bir hacker grubunun karanlık webdeki Breach Forums adlı siteye “National Public Data” olarak adlandırılan bir veritabanını yüklediğini iddia ediyor. Bu 277 GB boyutundaki veritabanının, yaklaşık 2,9 milyar kişiye ait hassas bilgileri içerdiği söyleniyor.

Sızdırılan bu veriler arasında Sosyal Güvenlik numaraları, ev adresleri, tam yasal isimler ve hatta soyağacı gibi oldukça kişisel ve doğrudan kişilerle ilişkilendirilebilecek bilgiler yer alıyor. Dahası, National Public Data‘nın bu verileri topladığı kaynaklar kamuya açık olmayan kaynaklar olarak nitelendiriliyor ve bu verilerin anonim olmadığı da belirtiliyor.

Eğer bu ihlal doğrulanırsa, bu, bugüne kadar yaşanan en büyük veri ihlallerinden biri olarak tarihe geçebilir. 2013 yılında yaşanan Yahoo! ihlaline rakip olacak bu durum, dünya genelinde üç milyar kişiyi etkileyebilir.

Davacı ve talepleri

Dava açan Christopher Hofmann, kimlik koruma hizmetinin kendisini veri ihlali konusunda uyarmasının ardından bu durumdan haberdar olduğunu belirtiyor. Hofmann, mahkemeden National Public Data‘nın etkilenen kullanıcılardan topladığı tüm verileri silmesini, şirketin güvenlik önlemlerini artırmasını ve ihlalin tekrarlanmasını önlemek için gerekli adımların atılmasını talep ediyor.

Ne yapabilirsiniz?

Bu tür büyük ölçekli veri ihlalleri, bireysel olarak alınabilecek önlemleri sınırlı hale getiriyor. İhlal edilen veriler, aktif olarak kullandığınız bir hizmetten çalınmadığı için, şifre değiştirmek veya hesap kapatmak gibi geleneksel güvenlik önlemleri yeterli olmayabilir.

Ancak, kredi izleme hizmetlerine kaydolmak bu gibi durumlar için iyi bir seçenek olabilir. National Public Data, etkilenen kullanıcıları uyarma konusunda bir girişimde bulunmadığından, kişisel verilerinizin bu ihlale dahil olup olmadığını öğrenmek için profesyonel hizmetlerden yararlanmanız önerilir. Bu hizmetler, çalınan verileri çevrimiçi olarak arayabilir ve size ileriye dönük atmanız gereken adımlar konusunda rehberlik edebilir.

Bunları yapın, akıllı cihazınız sizi takip etmesin!

Akıllı telefonlar, saatler, tabletler ve akıllı hoparlörler günümüzün vazgeçilmez parçaları haline geldi. Ancak, bu cihazların gizlilik konusunda endişe yaratabileceği biliniyor. Özellikle, cihazlarımızın bizi dinlediğiizlediği ve takip ettiği iddiaları sıkça gündeme geliyor. Örneğin, bir akşam yemeği için pizza veya Meksika mutfağı hakkında konuştuğunuzda, aniden restoran bilgileri karşınıza çıkabilir. Yeni bir araba almayı planladığınızda ise finansman bilgileri ve bayiler önerilebilir.

Bu cihazlar, sesli komutlarınızı algılamak ve size yardımcı olmak üzere tasarlanmış olsa da, gizlilik kaygıları nedeniyle bazı kullanıcılar bu özellikleri devre dışı bırakmak isteyebilir. İşte akıllı cihazlarınızın sizi dinlemesini, izlemesini ve takip etmesini nasıl engelleyebileceğiniz konusunda bazı ipuçları:

Akıllı telefonlar ve tabletler

Takip Sisteminizi Kapatın: Cihazınızın her hareketinizi takip etmesini istemiyorsanız, GPS ve konum takip sisteminikapatabilirsiniz. Ayarlar menüsüne gidin, gizlilik bölümüne erişin ve konum izlemeyi kapatın. İhtiyacınız olduğunda tekrar açabilirsiniz.

Mikrofonunuzu Kapatın: Sesli komutların algılanmasını istemiyorsanız, mikrofonunuzu kapatabilirsiniz. Ayarlar, gizlilik ve mikrofon bölümüne gidin ve mikrofonu kapalı konuma getirin. Sesli komutlara ihtiyaç duyduğunuzda mikrofonu tekrar açmanız gerekecek.

Kameranızı Kapatın: Kameranın aktif olmasını istemiyorsanız, ayarlar menüsünden gizlilik ve kamera bölümüne giderek kamerayı kapatabilirsiniz. Video görüşmeleri gibi durumlarda tekrar açmanız gerekecektir.

Evdeki cihazlar

Amazon Alexa: Alexa’nın sizi dinlemesini istemiyorsanız, çevrimiçi hesabınıza girerek ayarlar sayfasına gidin ve ev cihazları geçmişini yönetmeye veya verilerinizi yönetmeye erişin.

Google Home: Google Home cihazınızın sesli komutları dinlemesini kapatmak için, çevrimiçi hesap sayfanıza gidin, veri ve gizlilik bölümüne geçin, ardından ses ve ses etkinliğini dahil et seçeneğini kapatın.

Apple HomePod: HomePod’un sesli komutları dinlemesini engellemek için, hesap sayfanıza gidin ve Siri seçeneklerinikontrol edin.

Akıllı cihazlarımızın bizi dinlemesi, veri toplaması ve izlenmesi sıklıkla kabul edilen bir durum olabilir. Ancak, gizliliğinizi korumak ve cihazlarınızın izleme işlevlerini kontrol altında tutmak sizin elinizde.

YouTube’dan iki yeni özellik!

YouTube, video alanındaki liderliğini sürdürürken, yeni özellikler ile kullanıcı deneyimini geliştirmeye devam ediyor. Şirket, “Community Notes” (Topluluk Notları) adlı yeni bir özelliği şu anda sınırlı bir kullanıcı kitlesi üzerinde test ediyor. Bu özellik, videolara bilgi notları ekleyerek içerikteki hataları veya yanlışları düzeltmeye olanak tanıyor.

Kullanıcılar, belirsiz veya hatalı olduğunu düşündükleri videolarla ilgili notlar gönderebilecek ve bu notlar, çeşitli bakış açılarına sahip kullanıcılar tarafından değerlendirildikten sonra videonun altında yayınlanabilecek. Özelliğin gelecekte tüm kullanıcılara açılması bekleniyor.

YouTube’dan yeni özellikler “ses aracı” ile ilgili. YouTube, içerik üreticilerine telif hakkıyla korunan müzikleri yalnızca kaldırabilen yeni bir ses aracı sundu. Bu araç, diğer sesleri bozmadan telif hakkıyla korunan müzikleri sessize alabiliyor veya tamamen kaldırabiliyor.

Şirket, bu yeni özellik hakkında şu açıklamayı yaptı: “Yalnızca hak talebinde bulunulan şarkının sesini kapatır. Diyalog veya ses efekti gibi diğer sesler kapatılmaz.” Ancak, bu düzenlemenin bazı durumlarda uzun sürebileceği ve şarkının kolayca kaldırılamayabileceği belirtildi.

YouTube, ayrıca müzik şirketleri için yeni bir adım atarak, yapay zeka temelli içeriklerin kaldırılmasını sağlayacak bir yol sunacağını duyurdu. Bu önlem, sanatçıların kendine has seslerini taklit eden yapay zeka içeriklerini hedef alacak.

Ayrıca, içerik üreticilerinin 2025 yılından itibaren yapay zeka tarafından üretilen içerikleri etiketlemeleri gerekecek. Platform, yapay zeka tarafından oluşturulan içeriklerin doğru şekilde etiketlenmemesi durumunda içerik kaldırma ve para kazanma kapatma yaptırımları uygulayacak.

Bu yeni gelişmeler, YouTube’un hem içerik doğruluğunu artırmayı hem de telif hakkı konularında daha fazla kontrol sağlamayı hedeflediğini gösteriyor.

Android kullanıcıları dikkat! kritik güvenlik açığı ve yeni trojan tehlikesi

2024 Ağustos Android güvenlik yaması, kullanıcıların güvenliğini sağlamak amacıyla çok sayıda önemli açığı kapatıyor. Samsung, geçen hafta bu konuda bir uyarıda bulunarak, güncellemenin hemen yapılmasının büyük önem taşıdığını belirtti.

Bu güncelleme, başta Pixel cihazları için özel olduğu düşünülen CVE-2024-32896 açığını kapatıyor. Ancak bu açık, daha sonra tüm Android cihazlarını etkilediği ortaya çıktı. Yamanın, toplamda 46 farklı güvenlik açığını gidermesi bekleniyor. Bu açıklar arasında özellikle CVE-2024-36971 dikkat çekiyor. Bu sıfır gün açığı, kernel seviyesinde bir güvenlik zafiyeti içeriyor ve telefonların ele geçirilmesine neden olabilecek potansiyel bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle, kullanıcıların güncellemeyi derhal yapmaları öneriliyor.

Güvenlik alanında dikkat çeken bir diğer gelişme ise Türkiye’deki kullanıcıları hedef alan yeni bir Android trojan’ı olan BlankBot. Intel 471 Malware Intelligence araştırmacıları tarafından 24 Haziran 2024 tarihinde tespit edilen bu zararlı yazılım, ekran kaydı, keylogging (klavye girdilerinin kayıt altına alınması) ve uzaktan kontrol özelliklerine sahip. BlankBot, kullanıcıların banka bilgilerini çalmak amacıyla tasarlanmış ve şu anda geliştirme aşamasında bulunuyor.

Google, bu zararlının Google Play Store‘da şu anda barındıran bir uygulama bulunmadığını belirterek, kullanıcıların bu tür tehditlere karşı dikkatli olmalarını önerdi.

Bilişim 500 Araştırması’nın sonuçları açıklandı

0

Türkiye bilişim sektörünün yıllık performansını mercek altına alan ve 25 yıldır düzenlenen Bilişim 500 Araştırması’nın 2023 yılı sonuçları açıklandı. Araştırma, sektörün büyüme hızını, trendlerini ve geleceğine dair önemli ipuçları sunuyor. 716 milyar TL’lik rekor gelire ulaşan ilk 500 bilişim şirketi, %93’lük büyüme oranıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Yüzde 93’lük Büyümeyle Rekor Gelir: Sektör Rüzgarı Arkasına Aldı

2023 yılı, Türkiye bilişim sektörü için büyük bir başarı yılı oldu. İlk 500 bilişim şirketinin toplam geliri, bir önceki yıla göre %93 artarak 716 milyar TL’ye (yaklaşık 30 milyar dolar) ulaştı.

Bu büyüme, dolar bazında da %30’un üzerinde gerçekleşti. Bu rekor gelir, sektörün ekonomik dalgalanmalara rağmen dirençli olduğunu ve büyüme potansiyelini koruduğunu gösteriyor.

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, yapay zeka yatırımlarındaki olağanüstü artış oldu. İlk 500 bilişim firmasının yapay zeka gelirleri, 2022 yılına göre %185 gibi etkileyici bir büyüme kaydetti. Bankacılıktan sağlığa, perakendeden eğitime kadar birçok sektörde yapay zeka çözümlerine olan talep hızla artıyor.

Bilişim 500 listesinde bu yıl 74 yeni şirket yer aldı. Sıralamaya giren 140 şirket ise %100’ün üzerinde büyüme göstererek dikkat çekti. En yüksek büyüme oranı %1.468 ile Prime Teknoloji’ye ait olurken, en yüksek büyüme gösteren ilk 5 şirketin ortalama büyümesi %680 olarak gerçekleşti.

Araştırma sonuçları BT donanımı gelirlerinin daralmaya devam ederken, yazılım ve hizmet gelirlerinin büyüme ivmesini sürdürdüğünü ortaya koydu. Bu trend, küresel bilişim sektörüyle paralellik gösteriyor.

Bulut bilişim, siber güvenlik, veri analitiği gibi alanlardaki yazılım ve hizmetlere olan talep, sektörün büyümesini tetikliyor. Türkiye merkezli teknoloji üretici kategorisindeki gelirler de %125 artışla 309 milyar TL’ye ulaşarak, yazılımın sektörün itici gücü olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Türkiye bilişim sektörü, sadece iç pazarda değil, küresel pazarlarda da başarılarını artırıyor. Yazılım ihracatı gelirleri %107 artarak 7 milyar TL’yi aşarken, hizmet ihracatı gelirleri de %60’ın üzerinde büyüdü. Bu rakamlar, Türk bilişim şirketlerinin rekabetçi fiyatlarla kaliteli ürün ve hizmetler sunarak küresel pazarda daha fazla yer edinmeye başladığını gösteriyor.

Bilişim 500 Ödül Töreni’nde konuşan sektör temsilcileri ve yetkililer, Türkiye bilişim sektörünün geleceği konusunda oldukça iyimser olduklarını dile getirdiler. 2025 yılına kadar 100 bin ek istihdam ve 10 milyar dolarlık ihracat potansiyeli olduğu vurgulandı. Ancak, bu potansiyelin tam olarak gerçekleşmesi için sektörün bazı temel alanlara odaklanması gerekiyor.

  • İnovasyon: Sürekli olarak yeni teknolojiler geliştirmek ve mevcut teknolojileri iyileştirmek, rekabetçi kalabilmek için olmazsa olmaz.
  • Ar-Ge Yatırımları: Geleceğin teknolojilerini geliştirmek için Ar-Ge yatırımlarını artırmak ve bu alanda yetenekli insanları istihdam etmek gerekiyor.
  • Nitelikli İnsan Kaynağı: Sektörün büyümesiyle birlikte nitelikli insan kaynağına olan ihtiyaç da artıyor. Üniversiteler ve özel sektör işbirliğiyle bu ihtiyacın karşılanması gerekiyor.

Sektörün Liderleri Ödüllerini Aldı

Bilişim 500 Araştırması kapsamında düzenlenen ödül töreninde, farklı kategorilerde başarı gösteren şirketlere ödülleri takdim edildi. Turkcell, genel sıralamada zirvedeki yerini korurken, Türk Telekom ve Vodafone onu takip etti. Ayrıca, 35 Yıl Emek Ödülleri ve BThaber Özel Ödülleri de sahiplerini buldu.

Bilişim 500 Araştırması, Türkiye bilişim sektörünün dinamik, büyüyen ve gelecek vadeden bir sektör olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Yapay zeka, yazılım ve hizmetler gibi alanlardaki hızlı büyüme, sektörün geleceği için umut vadediyor.

İnovasyon, Ar-Ge ve nitelikli insan kaynağına odaklanarak, Türkiye bilişim sektörü küresel pazarda daha da güçlü bir konuma gelebilir. Sektörün önümüzdeki yıllarda da büyümeye ve Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlamaya devam etmesi bekleniyor.

Dell büyük çaplı işten çıkarmalar yapıyor!

Pazartesi günü çalışanlara gönderilen “Küresel Satış Modernizasyonu Güncellemesi” başlıklı bir iç yazıda Dell, satış ekiplerini merkezileştirme ve “yapay zeka dünyasına” hazırlık amacıyla dahili operasyonları modernize etme planlarını açıkladı.

Yazıda, satış bölümlerinin birleştirileceği ve yeni bir AI Select Sales ekibinin oluşturulacağı belirtildi. Bu hamlenin bir parçası olarak, açıklanmayan sayıda çalışan işten çıkarıldı.

Üst düzey yöneticiler Bill Scannell ve John Byrne, “Kendimizi inceltiyoruz. Yönetim katmanlarını sadeleştiriyoruz ve yatırım yaptığımız yerleri yeniden önceliklendiriyoruz.” dedi.

“Bunu hafife almıyoruz çünkü bu değişikliklerin insanları ve ekiplerimizi etkilediğini biliyoruz. Hedefe ulaşmak buna değecek. Bu, büyük kazanmakla ilgili!”

BI’ya konuşan bir Dell temsilcisi, satış ekiplerinin yeniden organize edildiğini ve şirketi daha ince hale getirmek için bir dizi eylemin sürdüğünü söyledi. Satış bölümünden beş çalışan BI’a ya işten çıkarıldıklarını ve birden fazla iş arkadaşlarının da işten çıkarıldığını bildiklerini söyledi. Etkilenenler genellikle 20 yılı aşkın deneyime sahip yöneticiler ve kıdemli yöneticilerdi.

BI’a anonim olarak konuşan bir çalışan, “Çoğunlukla yöneticiler, direktörler ve VP’ler etkilendi. Ayrıca pazarlama ve operasyonlar da hedef alındı. Organizasyonları birleştirdiler ve yöneticiler için oranı da yükselttiler. Artık her yöneticinin en az 15 çalışanı var.” dedi.

Bir başka satış çalışanı, “Uzun süredir burada olan birkaç yönetici işten çıkarıldı. Bu durum, işe ne kadar emek harcadığınızın önemli olmadığını gösteriyor. Bu durum şirketin alt satırını iyileştirdiği sürece işten çıkarılıyorsunuz.” dedi.

BI’a konuşan bir Dell çalışanı, şirketin “çok fazla orta yönetim” rolüne sahip olduğu ve bu nedenle bazı direktörlerin ve kıdemli direktörlerin işten çıkarılacağını belirtti. Bu kişi, yaz aylarında daha fazla işten çıkarma beklendiğini ve bunun “tarihteki en büyük kesinti” olacağını da sözlerine ekledi.

Bir Dell çalışanı, işten çıkarmaların satış, operasyonlar, insan kaynakları ve AI organizasyonu hariç neredeyse her diğer organizasyonu” etkileyeceğini söyledi. Şirket, yeniden yapılandırma ile ilgili herhangi bir sayı açıklamayacağını belirtti.

Dell, Şubat 2023’ten bu yana birkaç tur işten çıkarma gerçekleştirdi ve toplam iş gücünü 130.000’den yaklaşık 120.000’e indirdi. Bir Dell satış çalışanı, süreçten dolayı tükenmiş ve hayal kırıklığına uğradığını ifade etti. Çalışan, “Her altı ayda bir işten çıkarmalarımız oluyor. İlerlemek için hiçbir fırsat yok. Dokuz aydır Dell dışında yeni bir iş arıyorum.” dedi.

Samsung, Android 15 güncellemesini sonsuza kadar erteledi!

Samsung kullanıcılarını hayal kırıklığına uğratan bu bilgi, tanınmış sızıntı kaynakları IceUniverse ve Chun Bhai tarafından paylaşıldı. Chun Bhai, güncellemenin yakın zamanda piyasaya sürülmesinin planlanmadığını ve süresiz olarak ertelendiğini belirtti.

Görünüşe göre Samsung, yeni bir dizi görsel değişiklik ve özellikler içeren bu güncellemeyi çalışır duruma getirmekte zorluk yaşıyor. Bu özellikler arasında yeniden tasarlanmış bir kamera arayüzü, çeşitli yeni temalar ve Apple’ın Dinamik Ada’sından ilham alan bir özellik bulunuyor.

Bu haber, Samsung’un Galaxy S24 serisi için One UI 6.1.1’in kamuya açık sürümüne odaklanmaya karar vermesiyle Android 15 beta sürümünü Temmuz ayının sonunda ertelediği önceki bir gecikmenin ardından geliyor.

Gecikmenin nedeni henüz net değil. 9to5Google, güncellemeyle ilgili bazı hatalardan ve sorunlardan bahsedildiğini ancak ana sorunun One UI 6.1.1’in gecikmeli yayılması olduğunu belirtiyor. Şu anda, Android 15 güncellemesinin Ağustos ayında bile hazır olması pek olası görünmüyor.

Samsung için iyi haber, bu gecikmelerde yalnız olmadığı. Google da Android 15’in piyasaya sürülmesini erteledi ve Pixel 9 serisinin Android 14 ile piyasaya sürüleceği söylentileri var. En son Ağustos yaması da Android 14’e dayandığından; Android 15’i en erken Eylül ayında görmemiz muhtemel, bu da Samsung için daha geç bir tarih anlamına gelebilir.

Şu anda bu gecikmenin ne kadar süreceği veya ne zaman beklenmesi gerektiğine dair somut bir bilgi yok. Güncellemelerin Android 15 yerine Android 14’e dayanarak gönderilmeye başladığını görmek, güncellemenin yakın zamanda geleceğine dair ilk işaret olabilir.

Amazon, AI görüntü oluşturma aracında büyük değişiklikler yaptı!

Amazon tarafından Titan Image Generator v2 olarak adlandırılan bu yeni model, kullanıcılara sunduğu bir dizi yenilikçi özellik ile dikkat çekiyor.

AWS baş geliştirici avukatı Channy Yun, bir blog yazısında kullanıcıların referans görüntüler kullanarak oluşturdukları görselleri “yönlendirebileceklerini”, mevcut görselleri düzenleyebileceklerini, arka planları kaldırabileceklerini ve görüntülerin farklı varyasyonlarını oluşturabileceklerini belirtti.

Yun’a göre, Titan Image Generator v2, birden fazla ön plan nesnesini algılayıp segmentlere ayırabilme yeteneğine sahip. Ayrıca kullanıcılar, bir renk paleti temel alınarak renk koşullu görseller oluşturabilir ve “image conditioning” (görüntü şekillendirme) özelliği ile yaratımlarını istedikleri şekilde şekillendirebilirler.

Model, opsiyonel olarak bir referans görsel alarak o görseldeki kenarlar, nesne sınırları ve yapısal unsurlar gibi belirli görsel özelliklere odaklanabilir. Ayrıca model, bir ürün ya da şirket logosu gibi referans görseller kullanılarak ince ayar yapabilir, böylece üretilen görsellerin tutarlı bir estetik sağlaması mümkün olur.

AWS, Titan Image Generator modellerini eğitmek için hangi verileri kullandığını açıklamak konusunda genel olarak belirsiz kalmayı sürdürüyor. Şirket daha önce, modelin eğitimi için kullanılan verilerin özel ve lisanslı verilerin bir kombinasyonu olduğunu belirtmişti. Bu tür bilgilerin çoğu satıcı tarafından açıklanmaması, rekabet avantajı ve fikri mülkiyet davalarıyla ilgili potansiyel risklerden kaynaklanıyor.

AWS, şeffaflık yerine, Titan Image Generator v2 gibi bir Titan modelinin potansiyel olarak telif hakkıyla korunan bir eğitim örneğini aynen kopyalaması durumunda müşterileri koruyan bir tazminat politikası sunuyor.

Şirketin yakın dönemdeki ikinci çeyrek kazanç çağrısında, Amazon CEO’su Andy Jassy, AWS’in Titan modelleri gibi üretken yapay zeka teknolojilerine dair hala oldukça iyimser olduğunu belirtti. Jassy, “Üretken yapay zeka alanı hızla büyüyecek ve bu büyük ölçüde bulutta inşa edilecek.” dedi.

Şirketlere özel veri ve yapay zeka çözümleri!

Veri ve yapay zeka alanında uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Ayhan Demirci’nin, yurtiçi ve yurtdışında önemli kurumlarda üstlendiği yöneticilik görevlerinden elde ettiği bilgi birikimiyle, Merit Grup’un yatırım ortaklığıyla kurulan Digital Brain Teknolojileri, kurumların yapay zeka ve dijital dönüşüm yolculuklarında onlara eşlik etmeyi; daha hızlı, verimli ve yenilikçi iş modellerine ulaşmalarını sağlamayı hedefliyor.

Digital Brain Teknolojileri, veri ve yapay zeka alanında geliştireceği ürün ve servisler, bu alandaki teknoloji devleriyle kurduğu uluslararası iş ortaklıkları ve AI mükemmellik merkezleriyle global bir marka olmayı amaçlıyor.

Digital Brain Teknolojileri CEO'su ve Kurucu Ortağı Ayhan Demirci
Digital Brain Teknolojileri CEO’su ve Kurucu Ortağı Ayhan Demirci

Digital Brain Teknolojileri CEO’su ve Kurucu Ortağı Ayhan Demirci, şirketin Türkiye’de faaliyete başlama sürecini değerlendirirken, “Yapay zeka alanında edindiğimiz büyük saha tecrübemizi müşterilerimizle buluşturarak, yapay zeka ile değer üretmelerine, farklaşmalarına destek olmak, Türkiye’yi veri ve yapay zeka yerel bulut servisleriyle tanıştırmak istiyoruz” dedi.

Ayhan Demirci, müşterilerinin veri ve yapay zeka dönüşüm programlarını, ‘insan ve kültür’, ‘veri ve teknoloji’, ‘yapay zeka iş senaryoları’ alanlarında açacakları başlıklar ve birlikte atacakları doğru adımlarla hızlandırmayı hedeflediklerini belirtti.

Ayhan Demirci, “Yapay zeka ve bulut bilişim alanında Türkiye’deki şirketlerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri de verinin ülkemizde kalması ve kritik altyapılar regülasyonları gereği, uluslararası büyük bulut sağlayıcılarıyla çalışmakta zorlanmalarıdır. Bu nedenle, Digital Brain Teknolojileri olarak, Saas tabanlı veri ve yapay zeka yerel bulut çözümleri sunarak, şirketlerin bu endişeleri aşmasına yardımcı olmayı ve onların sadece yapay zekayla iş süreçlerinde değer üretmeye odaklanmalarını sağlamayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

İş ortaklıkları ve yenilikçi çözümler

Şirketin iş ortakları arasında MEXT ve Confluent gibi önemli markalar yer alıyor. Ayhan Demirci, Dünyanın en büyük dijital dönüşüm merkezi MEXT ile yaptıkları yakın çalışmalar ve iş ortaklığı hakkında şunları söyledi, “MEXT ile Türkiye sanayisinin yapay zeka dönüşümü konusunda partnerlik yapmaktan gurur duyuyoruz. İş birliği kapsamında yapay zeka alanında birlikte yapacağımız çalışmalarla, ‘Dijital Türkiye’, ‘Yapay Zeka Türkiye’ yolculuğunda birlikte somut adımlar atacağız.”

Demirci ayrıca, MEXT‘in, AI – Yapay Zeka EDIH konsorsiyum (Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri – ADİM/ EDIH ağı) koordinatörlüğüne hak kazanmasının, bu çalışmaları daha da hızlandıracağını ve Türkiye’nin dijital ve yeşil dönüşümünde öncü olmasını sağlayacağını ekledi.

Küresel bilişim pazarının önde gelen şirketleri arasında yer alan Confluent ile yapılan iş birliği çerçevesinde,   Türkiye’de ilk defa ‘Enterprise Confluent Kafka’ servisinin bulut Saas tabanlı olarak devreye alınması sağlanacak. Bu gelişmiş yerel bulut servisi sayesinde müşteriler, gerçek zamanlı büyük veri akışlarını yönetebilecek ve geliştirilecekleri iş senaryolarıyla sektörlerinde fark yaratabilecekler.

Digital Brain, veri, yapay zeka, servis ve bulut hizmetlerini geniş bir endüstriyel skalada sunmayı planlıyor. Şirket, bankacılık, üretim, enerji, e-ticaret, dijital pazarlama, holding yönetimleri ve KOBİ’ler gibi farklı sektörlere odaklanarak, müşterilerine katma değer sağlayan çözümler sunmayı hedefliyor.

Confluent Kafka servisi

Digital Brain, Türkiye’de ilk kez sunulacak olan Confluent Kafka servisiyle, bulut tabanlı gerçek zamanlı bir veri ve analitik platformu sunuyor. Bu hizmet sayesinde şirketler, verilerini güvenli bir şekilde Türkiye’de tutarken, gerçek zamanlı analitik kullanım senaryolarını hızlı, güvenli ve güvenilir bir şekilde hayata geçirebilecekler. Açık kaynak kodlu Apache Kafka’ya göre Enterprise Confluent Kafka platformu üzerinde, veri akışlarını yönetmek ve iş süreçlerinde yapay zeka ile değer yaratmak,  hem daha kolay, hem de güvenli ve regülasyonlara uyumlu hale geliyor olacak. Bu özellikler, şirketlerin veri yönetimi ve analitiğinde en son teknolojileri kullanarak rekabet avantajı elde etmelerini sağlayacak.

Özelleştirilmiş AI hizmetleri

Digital Brain, Türkiye’nin büyük grupları ve şirketlerinde geliştirdiği değer yaratan uygulamalardan aldığı güçle  ‘LLM You’ ve ‘AI You’  yaklaşımlarıyla, müşterilerine özelleştirilmiş AI çözümleri sunuyor. LLM (Large Language Model) gibi ileri seviye dil işleme yeteneklerine sahip yapay zeka modelleri ile desteklenen bu servisler arasında; AI asistanlar, sürekli öğrenen ve şirket verileriyle özelleşen LLM’ler ve Generative BI çözümleri yer alıyor.

Şirket ayrıca, rol ve persona bazlı yapay zeka öğrenme patikaları ile müşterilerinin insan ve kültür tabanlı dönüşümlerine destek oluyor.  

Yapay zeka destekli programlar

Digital Brain, geniş saha tecrübesini içeren üç aşamalı AI’s DEEP (AI Design, Execution, and Empathy Program) programyla, AI dönüşüm yolculuklarında müşterilerilerinin yanında yer alarak rehberlik ediyor. Bu program kapsamında, AI dönüşüm yolculuğu hazırlık ve tasarımı, ilk saha uygulama adımları, rol ve persona bazlı yapay zeka empati ve öğrenme patikaları ile müşterilerin yapay zeka dönüşümleri hız kazanıyor.

Digital Brain yenilikçi GALADriel yapay zeka sürdürülebilirlik modeliyle, yapay zeka çözümlerinin üretime alım sonrası izleme, iyileştirme, MLOps, LLMOps hizmetleri, model doğruluğunu artırma, açıklanabilirlik ve etik servisleri sunuyor. Bu model, yapay zeka çözümlerinin sürdürülebilirliğini ve etkinliğini artırarak, Digital Brain müşterilerine uzun vadeli değer sağlıyor.

Bulut yerel veri ve yapay zeka servisleri

Digital Brain Teknolojileri, Türkiye’de ilk kez sunulacak SaaS tabanlı yerel bulut veri ve yapay zeka servisleri ile müşterilerinin modern veri ve yapay zeka teknolojilerine hızlı, güvenli ve daha az maliyetle sahip olmasını sağlıyor olacak. Veriler Türkiye’de yönetilirken, sadece yapay zeka ile değer üretmeye odaklanılacak, yapay zeka dönüşümleri hızlandırılarak şirketler sektörlerinde hızla farklılaşacak.

Digital Brain Teknolojileri, stratejik veri ve yapay zeka alanında, yerel bulut platform servislerinden yapay zeka ürün, servis ve teknolojileri geliştirmeye, insanı merkeze alan yapay zeka gelişim patikalarından, yapay zeka uygulamalarının üretimde değer üretmeye devam etmesine kadar Türkiye’nin AI dönüşümünü hızlandıracak uçtan uca çözümler sağlıyor.

Reddit, yapay zeka destekli bir arama özelliği tanıtacak!

Reddit kurucu ortağı ve CEO’su Steve Huffman, Salı günü gerçekleştirilen kazanç çağrısında yatırımcılara, şirketin içerikleri “özetlemek ve önermek” için yapay zeka destekli arama sonuç sayfalarını test etmeyi planladığını açıkladı.

Huffman, bu yeniliğin kullanıcıların içeriğe daha derinlemesine dalmasına ve yeni Reddit topluluklarını keşfetmesine yardımcı olacağını belirtti.

Bu özellik, Huffman’ın açıkladığına göre, şirketin birinci taraf ve üçüncü taraf teknolojilerinin bir kombinasyonunu kullanarak geliştirilecek. Şirket, bu deneyi yılın ilerleyen dönemlerinde başlatmayı planlıyor.

Şirketin son girişimlerini yakından takip edenler, şirketin radarında yapay zeka destekli bir arama özelliğinin olmasını bekliyor olabilirler. Reddit, Mayıs ayında OpenAI ile ortaklık kurduğunu duyurmuş ve bu sayede Reddit kullanıcıları ve moderatörleri için yapay zeka destekli özellikler geliştirmeyi hedeflemişti. Bu anlaşma aynı zamanda OpenAI’e sosyal ağın verilerini kullanma izni de veriyor. Şirket, bu yılın başlarında Google ile benzer bir anlaşma imzalamıştı.

Yapay zeka, bugünkü çağrıda da önemli bir konu başlığıydı. Huffman, Reddit’in yapay zeka destekli dil çeviri özelliğinin başarısından bahsederek, Fransa’nın Reddit’in “en hızlı büyüyen ülkelerinden” biri olduğunu belirtti. Şirket, çeviri özelliğini Almanca, İspanyolca ve Portekizce dillerine genişletmeye de başlıyor.

Bugün, Reddit’in halka açık bir şirket olarak çeyrek dönem kazançlarını ikinci kez bildirdiği gündü. İkinci çeyrek için şirket, haftalık aktif kullanıcı sayısının geçen yıla göre %57 artarak 342,3 milyona ulaştığını bildirdi. Gelirler ise Wall Street tahminlerini aşarak 253,8 milyon dolar yerine 281,2 milyon dolar oldu.

Sony, görüntü sensörleri ve oyunlarla karını artırdı

Sony, 2024’ün Nisan-Haziran çeyreğinde %10 oranında bir faaliyet kârı artışı sağladı ve bu başarısında görüntü sensörleri ile oyunlar önemli rol oynadı. Japon teknoloji ve eğlence şirketinin kârı, 279 milyar yen (yaklaşık 1,90 milyar $) olarak kaydedildi. Bu rakam, analistlerin tahmin ettiği 275 milyar yenin üzerine çıktı.

Döviz Kuru Etkisi ve Artan Satışlar: Sony’nin görüntü sensörleri işindeki kâr, yaklaşık üç katına çıkarak 36,6 milyar yene ulaştı. Bu artış, akıllı telefon üreticileri için önemli bir tedarikçi olmalarının yanı sıra, döviz kuru etkisiyle de desteklendi. Şirket, yıl genelindeki kâr tahminini %3 artırarak 1,3 trilyon yene yükseltti.

Sony karını artırması ile Finansal Piyasalar ve Ekonomik Endişeler: Son günlerde Japonya Merkez Bankası’nın faiz artırımı ve ABD’den gelen zayıf istihdam verileri, resesyon korkuları ile finansal piyasaları sarstı. Sony Başkanı Hiroki Totoki, kazanç brifinginde döviz kurlarındaki ani dalgalanmalar ve ABD’de ekonomik gerileme olasılığı hakkında endişelerini dile getirdi. Yendeki yükseliş, yatırımcıların Japon çok uluslu şirketlerinin görünümünü yeniden değerlendirmesine neden oldu.

PlayStation 5 Satışları: Sony, ilk çeyrekte 2,4 milyon PlayStation 5 (PS5) satarak geçen yıla göre daha az satış yaptı. Ancak, oyun işinden elde ettiği kârda bir artış gözlemlendi. Şirketin döviz kuru varsayımı, yıl için yaklaşık 145 yen/dolar iken, çarşamba günü 147 civarında işlem gördü; Temmuz başında ise 162 seviyelerindeydi.

Savunma Sanayii Başkanlığı’ndan “Millî Yetkinlik Hamlesi”

0

Ülkemize teknolojik üstünlük kazandıracak ürün ve sistemlerin geliştirilmesinde ihtiyaç duyulan insan kaynağı yetkinlik envanterlerinin geliştirilmesi, sektörde yaygınlaştırılması ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik platformların hayata geçirilmesini hedefleyen “Millî Yetkinlik Hamlesi” Projesi başlatıldı.

6 Ağustos 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) ile karara bağlanan Millî Yetkinlik Hamlesi ile; savunma sanayii ekosisteminin yeni dönem gelişimini salt rekabetten ziyade ekosistemin insan yetkinlikleriyle birbirlerini tamamlaması amaçlanıyor. Yeni dönemde yetenek yönetimi çalışmalarını; savunma sanayii ekosisteminde stratejik plandan beslenen, teknoloji yol haritası ile yönlendirilen, yetenek yönetimini inşa eden, performans yönetimini kurgulayan, yetkinlik geliştiren ve değişimi yöneten bir sistem kurmayı hedefliyor.

Savunma Sanayii Akademi tarafından yürütülecek

Millî Yetkinlik Hamlesi

Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Savunma Sanayii Akademi tarafından yürütülecek olan Millî Yetkinlik Hamlesi ile; yetenek ve yetkinlik değerlerinin merkezde konumlandırılması ve birçok unsurun tek bir çatı altında birleşerek tüm ekosisteme yayılmasının sağlanması hedefleniyor.

Millî Yetkinlik Hamlesi Projesi ile savunma sanayiinde bilgi, beceri, uzmanlık ve kritik deneyim transferlerinin yaygınlaştırılması; iş yapış kültürünün yeni teknolojiler ve davranış modelleriyle yapılandırılması; yetenek yönetimi konusunda davranış normlarımıza uygun çözümlerin geliştirilmesi; yeteneğin değer katan yetkinliklerle güçlendirilmesi; savunma sanayiinde iş tatmininin yükseltilmesi ve bağlılığın artırılması; gelecekte büyük teknolojik problemleri çözmeye aday gençlerimiz için büyük yetkinlik geliştirme fırsatları oluşturulması planlanıyor.

158.000 yetkin çalışan hedefleniyor

12. Kalkınma Planı’nda yer aldığı üzere, Millî Yetkinlik Hamlesi’nin hedefleri arasında ayrıca, savunma sanayii çalışan sayısının doğru yetkinliklerle 2028 yılında 158.000 hedefine çıkartılarak küresel güç haline getirilmesi ön görülüyor. İlaveten savunma sanayiinin ihtiyaç duyduğu teknik, fonksiyonel, çapraz fonksiyonel, davranışsal, mesleki, liderlik ve iş yapış kültürü ile ilgili yetkinlikleri geliştirmek, dönüştürmek, sektörde yaygınlaştırmak ve değişimi yönetmek de hedeflerin önemli bir diğer ayağını oluşturuyor. 

Millî Yetkinlik Hamlesi Projesi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün açıklamasında şunları ifade etti:

“Savunma sanayiimizde geliştirdiğimiz her yüksek teknolojinin arkasında insanımız var. Mühendisinden teknisyenine, uzmanından işçisine tüm arkadaşlarımız büyük çaba sarf ediyor. Bizim de temelde inandığımız bir konu var “Yetenek bir şey ama yetkinlik her şeydir”. Doğru yetkinlikler yeteneği farklılaştırıyor, ayrıştırıyor, potansiyelini gösteriyor ve performansını yükseltiyor. Savunma Sanayiinde Millî Yetkinlik Hamlesi Projesi’nin temel çıkış noktası da yetenek olarak kabul ettiğimiz savunma sanayii çalışanları ve adayların yetkinlik gelişimi için doğru adımlar atmak oldu.

Savunma Sanayii Akademi’nin odağındaki millî yetkinliklerin hedef grupları olan lise ve üniversite öğrencileri, yeni mezunlar, genç profesyoneller, sektör uzmanları, ekip yöneticileri ve üst yöneticilerin gelişimi için farkındalık kazanımı, operasyonel yetkinlik gelişimi, liderlik yetkinlik gelişimi ve stratejik yetkinlik gelişimi olmak üzere dört farklı etki seviyesinde platformlar ve programlar oluşturulacak.

Söz konusu yedi hedef kitleye bu dört etki seviyesinde ulaşılırken, İnsan Kaynakları ve Yetkinlik Analizi, Yetkinlik Geliştirme ve Kazanımı, Yetkinlik Paylaşım Ağı ve Etkileşimi ile Yetkinlik Entegrasyonu ve Yetenek Yönetimi Platformları kurularak altında çok farklı yetkinlik kazanım programları hayata geçecek. Millî Yetkinlik Hamlesi Projemize onay veren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyor, projemizin sektörümüz insan kaynağı için hayırlara ve faydalara vesile olmasını temenni ediyorum.”

Google’ın arama motoru tekeli: Apple ve Microsoft’un alternatifleri

Google’ın arama motoru tekeli üzerindeki son antitröst davası, sektördeki önemli detayları ortaya çıkardı. Yargıç Amit Mehta tarafından verilen karar, Google’ın pazar hakimiyetini nasıl sürdürdüğünü ve Apple’ın Bing’e olan olumsuz bakışını gözler önüne serdi.

Pazartesi günü açıklanan davada, Yargıç MehtaGoogle’ın Safari’deki varsayılan arama motoru olma durumuhakkında önemli bulgulara yer verdi. Apple’ın hizmetlerden sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Eddy CueMicrosoft’un Bing’i Safari’ye entegre etmek için Apple’a “teklif edebileceği hiçbir fiyat olmadığını” belirtti. Cue, “Bize Bing’i ücretsiz vermeyi teklif ettiler. Bize tüm şirketi verebilirler,” ifadeleriyle Bing’in Apple için bir alternatif olmadığını vurguladı.

Bu durum, Google’ın piyasa gerçekliğinin tek seçenek olduğunu ve Apple’ın başka bir arama motoruna geçme riskini göze alamayacağını gösteriyor. Google, Apple’a her yıl milyarlarca dolar ödeyerek bu varsayılan statüsünü koruyor.

Google ve Apple’ın sözleşme detayları

Google’ın Apple ile yaptığı sözleşmenin detayları, net reklam gelirlerinin yüzdesi üzerinden belirlenmiş. 2022’de bu miktar 20 milyar dolara ulaştı. Bu ödeme, Google’ın 2020’de Apple’a yaptığı ve o tarihte Apple’ın işletme kârının %17,5’ine tekabül eden ödemenin neredeyse iki katıydı. Sözleşme, Apple’ın Safari’deki varsayılan arama motoru uygulamasını korumasını gerektiriyor.

Piyasadaki rekabetin durumu

Dava, Bing’in mobil cihazlarda Google’ın gerisinde kaldığını ortaya koydu. Ayrıca, Google’ın Android cihazlarda da varsayılan arama motoru olma durumunu koruması için cep telefonu operatörleri ve cihaz üreticileriyle sözleşmeler yaptığı belirtildi. Yargıç Mehta, “Google varsayılanlar için gerçek bir rekabet olmadığının farkında çünkü ortaklarının başka bir yere gitmeyi göze alamayacağını biliyor,” dedi.

TikTok ve diğer platformlar

TikTok’un bir arama motoru olup olmadığına dair de önemli bulgular vardı. Yargıç MehtaTikTok’un arama motoru olmadığını ve sosyal medya platformlarının genel arama motorları ile rekabet etmediğini belirtti. Google’ın 2021’de yaptığı bir araştırmaya göre, ‘Z Kuşağı’ katılımcılarının %63’ü TikTok’u bir arama motoru olarak kullanıyor. Ancak, bu durum TikTok’un Google’ın rekabet ettiği pazarda yer aldığı anlamına gelmiyor.

Yapay zeka teknolojisinin arama motorlarını nasıl etkileyebileceği konusunda da görüşler sunuldu. Yargıç Mehtayapay zekanın yakın zamanda arama motorlarının temel yapı taşlarını değiştiremeyeceğini belirtti. Google’ın arama başkan yardımcısı Pandu Nayakgeleneksel sıralama sisteminin önemini vurguladı.

Antitröst davası, Google’ın arama motoru pazarındaki tekelci gücünü ve Apple’ın Bing’e yönelik olumsuz tutumunu ortaya koydu. Googlearama motoru pazarındaki hakimiyetini korumak için büyük ödemeler yapmaya devam ederken, sektördeki rekabetin sınırlı olduğunu gösterdi. Bu durum, kullanıcılar ve piyasa için önemli bir etki yaratmaya devam ediyor.

Paylaşımlı yolculuğun önü açıldı!

Gelir İdaresi Başkanlığı, Martı TAG isimli paylaşımlı yolculuk platformunun vergiye tabi tutulmasına karar verdi. Paylaşımlı yolculuk yönetmeliği istemiyle bir süredir çalışmalar sürdüren Martı, sonunda beklediği cevabı Maliye Bakanlığı’ndan almış oldu.

Türkiye’nin yaklaşık yüzde 20 nüfusunu sınırları içerisinde bulunduran İstanbul, ulaşım surunu ile sürekli gündeme geliyor. Mevcut ulaşım araçlarının yeterli gelmediği şehirde, TAG hizmetini yürürlüğe sokan Martı, bir süredir çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalıyordu. Ancak özellikle yasal olmadığı gerekçesiyle zorbalıklara bile maruz kalan sürücüler için Maliye Bakanlığı’ndan karar çıktı.

Uzun bir süredir yetkili kurumlardan cevap bekleyen Martı kurucusu Oğuz Alper Öktem, bugün resmi kararı sosyal medya hesaplarında paylaştı.

Maliye Bakanlığı’nın aldığı karara göre Martı’nın elde ettiği gelir ticari gelir statüsünde olduğu için, paylaşımlı yolculuk kapsamındaki tüm gelirlerin vergiye tabi olacağı bildirildi. Her ne kadar paylaşımlı yolculuk yönetmeliği yürürlüğe girdi diyemesek de, Martı TAG’ın vergilendirilmesi, TAG’ın kullanımının önünü açtı diyebiliriz.

Martı TAG, ne kadar vergi ödeyecek?

Şimdilik TAG, elde ettiği gelirden belirlenen vergi miktarını ödeyecek. Bu sayede sürücüler İstanbul’daki çeşitli ulaşım aracı sürücüleri tarafından rahatsız edilemeyecek. Sizler Martı TAG ya da paylaşımlı yolculuk yönetmeliği hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz.