TikTok, veri taşınabilirliği API’sini başlatıyor!

Avrupa Birliği (AB), geçtiğimiz Eylül ayında altı teknoloji şirketine “bekçi” statüsü atadı ve TikTok uygulamasının ana şirketi ByteDance, Alphabet, Amazon, Apple, Meta ve Microsoft’un yanı sıra düzenleyici ateş hattına yerleştirildi. 

TikTok / ByteDance, aslında görevli olmaktan ziyade rakip olduğunu öne sürerek kendisine bekçi statüsü verme kararına itiraz etmeye devam ederken, şimdilik 6 Mart’tan sonra yürürlüğe girecek çeşitli DMA yükümlülüklerine uymak zorunda.

Veri aktarımları

Veri taşınabilirliği ve birlikte çalışabilirlik, DMA düzenlemelerinin önemli bir bölümünü oluşturuyor ve teknoloji şirketleri hazırlık aşamasında birkaç yıldır bu cephedeki çabalarını artırıyor. 

TikTok, kendi açısından zaten kullanıcıların gönderilerinin bir kopyasını indirmesine ve verilerinin bir kopyasını diğer platformlarda kullanmak amacıyla talep etmesine izin veriyordu; ancak bu, verilerin sürekli değiştiği ve yenilendiği gerçeğini hesaba katmayan statik bir süreçti.

Böylece veri taşınabilirliği API’sı, bu sınırlamayı gidermeye yönelik bir yol kat ederek üçüncü taraf geliştiricilerin; eğer kullanıcı buna izin verirse, verilerin TikTok’tan kendi uygulamalarına gitmesi için kanallar oluşturmasına olanak tanıyor. Bu, yinelenen veya tek seferlik aktarımlar için yapılandırılabilir ve eski sosyal ağların ünlü olduğu geleneksel “duvarlarla çevrili bahçe” yaklaşımına karşı çıkmak üzere tasarlanmıştır.

Geliştiriciler, API aracılığıyla TikTok gönderileri ve profil verileri, etkinlik ve doğrudan mesajlar (DM’ler) dahil olmak üzere “mevcut tüm verilere” veya bireysel kategorilere erişim talebinde bulunabilir.

Veri taşınabilirliği API’sı başvuru sahiplerinin kullanımına dünya çapında sunulmaktadır ancak geliştiricinin, onaylanmadan önce “iyi tanımlanmış bir kullanım durumu” sunabilmesi gerekiyor. Üstelik API yalnızca Avrupa Ekonomik Alanı’ndaki (AEA) kullanıcılar için geçerli, dolayısıyla geliştiricinin pazar segmentlerini bölgesel olarak ayırt edebilmesi gerekiyor.

Üstelik TikTok, ana “verilerinizi indirin” aracını da yenilediğini, böylece kullanıcıların artık hangi veri kategorilerini indirmek istediklerini seçebileceklerini söyledi. Bu güncelleme ilk olarak AEA’da yayınlanacak, ancak gelecekte tüm dünyada kullanıma sunulacak.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı açıkladı: İşte 15 yeni Turcorn adayı!

0

Türkiye, teknoloji girişimciliği sahnesinde önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, ülkenin inovasyon ve girişimcilik ekosistemini küresel rekabetçilik arenasına taşımayı hedefleyen Turcorn 100 Programı kapsamında, potansiyelini yüksek değerlemelerle dünya çapında kanıtlamaya aday 15 yeni teknoloji girişimini kamuoyuna tanıttı.

15 yeni Turcorn adayı belirlendi!

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın liderliğinde gerçekleştirilen Turcorn Adayları Tanıtım Toplantısı, Türkiye’nin teknoloji tabanlı büyüme ve inovasyon odaklı kalkınma vizyonunun altını çizdi. Turcorn olarak adlandırılan bu yüksek potansiyelli girişimler, ulusal ekonominin dönüşümünde kritik bir rol üstlenmeye hazırlanıyor.

Bu program, Türkiye’nin teknoloji ve girişimcilik ekosistemini güçlendirmeyi, yerli girişimlerin küresel pazarlarda rekabet edebilirliğini artırmayı ve ülkenin “unicorn” olarak bilinen milyar dolarlık şirketler çıkarma kapasitesini göstermeyi amaçlıyor.

Bakan Kacır’ın vurguladığı gibi, Türkiye şimdiye kadar 7 turcorn çıkarmayı başardı ve 2030 hedefi, 100 bin teknogirişimci yetiştirmek ve dünya sahnesinde daha fazla Türk teknoloji girişiminin başarıya ulaşmasını sağlamak.

Bu hedef doğrultusunda, Bakanlık tarafından tanıtılan 15 yeni Turcorn adayı, yapay zekadan dijital hizmetlere, siber güvenlikten sağlık teknolojilerine ve finansal teknolojilere kadar geniş bir yelpazede hizmet veren girişimleri içeriyor.

Bu adaylar arasında ACE Games, Albert Sağlık Hizmetleri, Apps Medya Teknolojileri (Appsamurai), ICT Buluş Bilişim (Bulutistan), Colendi Yapay Zeka ve Büyük Veri Teknoloji Hizmetleri gibi inovatif şirketler bulunuyor.

Turcorn 100 Programı, seçilen adaylara sadece finansal destekle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda yurt içi ve yurt dışı pazarlara açılma, hızlandırma programlarına katılma ve dünya markası program paydaşlarıyla iş birliği yapma gibi imkanlar da sunuyor.

Bu destekler, girişimlerin hızlı bir şekilde ölçeklenmesine, global pazarlarda rekabetçi bir konuma ulaşmasına ve “Turcorn” olma yolunda ilerlemesine yardımcı olacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, konuşmasında şunları söyledi:

“Sizlere katkı sunmayı, imkânlarımızı sizler için, sizin başarınız için seferber etmeyi sürdüreceğiz. Ar-Ge teşviklerimizden, teknopark uygulamalarımıza, TÜBİTAK desteklerinden KOSGEB programlarına ve girişim sermayesi fonlarına pek çok uygulama ve düzenleme ile Türkiye’nin teknoloji girişimlerini büyütmek için çalışıyoruz. Teknolojik dönüşüm rüzgarının tarihte hiç olmadığı kadar kuvvetli estiği bir dönemdeyiz. Bireysel yaşamımız, üretim ve hizmet sektörleri, kamu yönetimi ve toplumsal düzen teknolojik devrimle hızla dönüşüyor.

22 yılda adeta sıfırdan bir girişimcilik ekosistemi kurduk. Teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, teknoparklarımızda Ar-Ge ve inovasyon yapan girişimlerin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. TÜBİTAK Bigg programıyla 2 bin 293 teknoloji girişiminin kurulmasını sağladık.

2018’den bu yana düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerle milyonlarca genci teknoloji geliştirme yolculuğuna kazandık. Adeta girişim fabrikasına dönüşen TEKNOFEST’lerden artık her yıl binlerce teknoloji girişimi doğuyor. Türkiye’ye özgü ‘garaj modeli’ budur.

Başka ülkelerin girişim ekosistemlerinin dinamikleriyle kıyaslandığında daha fazla fırsat eşitliği sunan, daha demokratik bir modeli Türk girişimcilik ekosisteminde hep birlikte inşa ediyoruz. Toplumun tüm kesimlerinden yetenekleri keşfettiğimiz, onlara girişimcilik yolculuğuna başlama fırsatı sunduğumuz bu model; başarılı oldukça dünyaya örnek olacak.

Daha fazla teknoloji girişimi çıkarmak, binlerce genç girişimcinin hayallerini projelere, projelerini girişimlere dönüştürmesini sağlamak öncelikli amaçlarımızdan biri. Bu istikamette, Ulusal Girişimcilik Stratejimizde 2030 için 100 bin teknogirişim hedefini koyduk. Her yıl binlerce yeni teknoloji girişiminin Türkiye’den doğmasını sağlayacak ve 100 bin teknogirişim ile dev bir girişimcilik ekosistemi inşa edeceğiz.

Bu hedefin bir tamamlayıcı unsuru da Türkiye’den milyar dolar değeri aşan teknoloji girişimleri çıkarmaktır. Girişimcilik literatüründe ‘unicorn’ olarak adlandırılan milyar dolar değeri aşan teknoloji girişimleri, bir girişim ekosisteminin rekabet gücünün göstergesi olarak da kabul ediliyor.

2019’da yayımladığımız 2023 Sanayi ve Teknoloji Girişimciliği stratejimizde, Türkiye’den unicorn’lar çıkaracağımızı, yani ülkemizi Turcornlarla tanıştıracağımızı ifade etmiştik. Bugüne dek aldıkları yatırımlarda elde ettikleri değerleme milyar doları aşan 7 Turcorn’umuz oldu.

Oyun, yazılım, e-ticaret ve fintek girişimleri. 7 Turcorn’umuzun 6’sının bugünlere gelmesinde Bakanlık destek ve uygulamalarımızın katkısının bulunuyor olması, doğru yolda olduğumuzun göstergesi. Hedefimiz; 2030’a dek 100 Turcorn’un bu ülkeden doğması, bu ülkede büyümesi, dünyaya açılması. Bunu başarabilecek bir potansiyelimiz olduğunu biliyoruz.

Kurduğumuz ekosistem ve altyapı sayesinde pandemiden bu yana teknoloji girişimciliği Türkiye’de de altın çağını yaşıyor. Önceki 10 yılda yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yapılan Türk teknoloji girişimlerine, sadece son 3 yılda 4 milyar dolara yakın yatırım yapılmış olması yakaladığımız ivmeyi gösteriyor.

Girişimcilik ekosistemimiz geçtiğimiz yıl yatırım sayısı bakımından Avrupa’da beşinciliği, Orta Doğu ve Doğu Avrupa bölgesinde birinciliği elde etti. İstanbul ise girişimcilik otoriteleri tarafından en güçlü erken aşama ekosistem olarak kabul ediliyor. Bu ivmeyi kaybetmeyecek, daha da yükselteceğiz.

Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları, Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Tech-InvesTR programı gibi fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişimcilerimiz için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz.

Gerçekleştirdiğimiz mevzuat düzenlemeleriyle Ar-Ge teşviklerimizden üst düzeyde yararlanan Ar-Ge merkezleri ve teknopark firmalarının yararlandıkları teşvikleri girişim yatırımlarına yönlenmesini sağladık. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST bünyesinde ilk kez geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz girişim yarışmaları ile proje takımlarının ortaya çıkardığı iş fikri ve ürünlerin girişime dönüşmesini destekledik.

Teknoloji Girişimciliği Konseyini kurduk ve inovasyon dostu regülasyon yaklaşımıyla, kamu politikalarının ve mevzuat düzenlemelerinin girişimlerimizi destekleyici bir perspektifle hazırlanmasına yönelik adımlar attık. TÜBİTAK Bigg Programını bir yatırım programına dönüştürdük.

: Ulusal Teknoloji Girişimciliği Stratejimizin ana uygulamalarından biri olan Turcorn 100 Programı’mızla da erken aşamayı başarıyla geçmiş, hızlı büyüme potansiyeli taşıyan teknoloji girişimlerinin, daha hızlı ölçeklenmesine ve küresel pazarlara açılmasına rehberlik ediyoruz.

Program ile küresel hedefleri olan ölçeklenme aşamasındaki Turcorn adaylarının ihtiyaçlarına nitelikli cevap veren destekler sağlayarak teknoloji girişimciliği ekosistemimize yeni Turcornlar kazandırmayı amaçlıyoruz.

Programın sağladığı terzi usulü destekler kadar önemli bir bileşeni de ülkemiz girişim ekosisteminden yeni başarı hikâyeleri çıkması adına, Türkiye’nin teknoloji odaklı kalkınma yolculuğunda elini taşın altına koymaktan çekinmeyen 17 program paydaşının katkıları. Girişimlerimiz, program paydaşlarımızın sunduğu güçlü destek ağının yanında bilgi birikimi, deneyim erişim imkânı elde ederek küresel pazarlarda daha güçlü var olacaklar.

21 Aralık 2022’de kamuoyuna duyurduğumuz ilk program sonrasında bugüne kadar 72 teknoloji girişimimiz turcorn adayı olmak için başvurdu. Girişimcilik ekosistemimizin paydaşlarının katılımıyla oluşturduğumuz jüri marifetiyle gelen başvuruları gelir büyüklüğü, yenilik, teknolojik derinlik gibi kriterleri dikkate alarak inceledik. Firmalarımızın beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate aldık.

Bugün itibarıyla da Turcorn 100 Programı’na seçilen ilk 15 teknoloji girişimini kamuoyu ile paylaşıyoruz. Yapay zekâdan dijital hizmet teknolojilerine, siber güvenlikten sağlık teknolojilerine, yeşil dönüşümden finansal teknolojilere farklı sektörlerde 15 Turcorn adayımızı özel desteklerle daha ileri seviyelere hep birlikte taşıyacağız.

Teknopazar Destek Programı ile Turcorn adayı işletmelerimizin uluslararası arenada müşteri ve yatırımcılarla yeni iş birlikleri geliştirmelerini destekleyecek, Uluslararası platformlarda daha güçlü var olmalarını sağlayacağız. KOSGEB eliyle yürüteceğimiz Küresel Rekabetçilik Programı ile Turcorn adaylarına 50 milyon lira finansman desteği sunacağız.

İnanmak, başarmanın yarısıdır. İnancın olmadığı bir yerde başarı ancak tesadüf eseridir. Bugün Turcorn 100 Programı’nın ilk üyeleri olacak girişimlerimizin başarılarını inancın ve azmin bir zaferi olarak gördüğümü özellikle belirtmek isterim. Tabi bu sadece bir başlangıç. Yeni Turcorn adayları için önümüzdeki dönemde başvuru almaya devam edeceğiz.

Ekosistemimizin teknoloji tabanlı girişimlerine açık çağrıda bulunuyorum. Bakanlık ve paydaşlarımızla birlikte sizlere katkı sunmayı, imkânlarımızı sizler için, sizin başarınız için seferber etmeyi sürdüreceğiz. Sizler Türkiye için, Türkiye Yüzyılı için çalıştıkça hiç endişeniz olmasın, bizler de size ve sizin gibi işletmelere sahip çıkacağız. Sizlerin gayreti, birikimi, kabiliyeti ve ortaya koyacağınız rekabetçi ürün ve hizmetlerle inşallah hedeflerimize daha emin adımlarla yürüyeceğiz.

Tayvanda akıllı yol kenarı park sorgulama sistemini başlatıyor

Yeni Taipei Şehri, 1 Mart Cuma günü itibariyle Banqiao, Yonghe, Zhonghe ve Xindian bölgelerinde hayata geçireceği akıllı park hizmeti ile sürücülere önemli bir kolaylık sağlamayı hedefliyor. Bu yeni sistem, şehrin en işlek dört bölgesinde, toplamda 122 karayolu boyunca yerleştirilen 3.471 jeomanyetik sensörü kullanarak yol kenarı park yerlerini tespit edecek.

yol kenarı park Uygulaması, sensörlerin topladığı verileri kamuya açık bir çevrimiçi veri tabanına entegre ederek, sürücülere açık park alanlarının konumlarını anında bildirecek. Bu hizmet, Ulaştırma Bakanlığı tarafından işletilen ana web sitesi üzerinden erişilebilecek olup, aynı zamanda Parking There ve Parking Lot adlı iki akıllı telefon uygulamasıyla da entegre bir şekilde çalışacak.

Sürücüler, park ücretlerini çeşitli mobil ödeme yöntemleriyle ödeyebilecekler. Otomatik ödemeler, kullanıcının uygulama profilinin akıllı telefonunun telekomünikasyon sağlayıcısına bağlanmasıyla kolayca gerçekleştirilebilecek. Ayrıca, kullanıcılar ödeme makbuzlarındaki QR kodunu kullanarak online ödeme yapabilecekleri gibi, park alanlarındaki kameralar aracılığıyla plakaları tespit edilerek faturalandırma da yapılabilecek.

Bu akıllı park hizmeti, özellikle belirli saat dilimlerinde park etmenin sınırlı olduğu ve kısa süreli duraklamalara izin verilen bölgelerde bulunan sensörlerle entegre çalışacak. Bu alanlarda park eden sürücüler, hızlı bir şekilde cezalandırılmadan önce uyarılacak.

Yeni Taipei Belediye Başkanı, bu hizmetin şehirde araç kullanmayı daha kolay ve konforlu hale getireceğini, aynı zamanda trafik akışını iyileştirerek şehir genelinde daha düzenli bir ulaşım sağlayacağını ifade etti. Bu pilot program, şehri 21. yüzyılın gereksinimlerine uygun bir “akıllı şehir” olarak konumlandırma hedefine önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Sistem tanıtımını hızlandırmak ve kullanımı teşvik etmek adına, ağa bağlı alanlarda ilk beş dakikalık park ücretsiz olacak. Yeni Taipei, bu akıllı park hizmetini başarılı bir şekilde yaygınlaştırarak şehirdeki trafik ve park sorunlarına kalıcı ve yenilikçi bir çözüm sunmayı amaçlıyor.

USOM’dan ilk açıklama geldi! Sosyal medya platformlarına neden erişilemiyor?

Geçtiğimiz dakikalardan itibaren Türkiye ile birlikte birçok ülkede internete erişim konusunda güçlük yaşanıyor. Google, YouTube, Instagram, Facebook, Threads ve WhatsApp gibi sosyal medya platformları bir yana VALORANT ve Türk Telekom’un da çöktüğü belirtiliyor. Bu bağlamda kullanıcılar, “İnternet çöktü mü?”, “Türk Telekom çöktü mü?” ve “WhatsApp çöktü mü?” şeklinde aramalar yapmaya başladı.

Popüler platformlara neler oluyor? İnternet çöktü mü?

Geçtiğimiz dakikalardan itibaren kullanıcılar tarafından yapılan şikayetlere göre popüler web platformlarına erişilemiyor, erişilebilse bile bağlanma konusunda güçlük yaşanıyor. Üstelik bu bağlantı probleminin sadece Türkiye’de yaşanmadığı görülüyor. Öyle ki Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve Japonya gibi ülkelerden de şikayetler geliyor.

Popüler platformlara neler oluyor? İnternet çöktü mü?

Popüler platformların hizmet durumlarını gösteren Downdetector’e göre Instagram, Facebook, Türk Telekom, YouTube, VALORANT, Facebook Messenger, Discord, Google, Turkcell, WhatsApp, Google Play, TikTok, Gmail, X (Twitter) ve Reddit gibi dünyanın en popüler platformlarına erişim sağlanamıyor.

Tüm platformların neden aynı anda çöktüğü şimdilik bilinmiyor. Zira daha önce buna benzer bir durum ile çok az karşılaşıldı. Sorun dünya genelinde yaşandığı için şirketlerden veya resmi bir kurum tarafından açıklama yapılması bekleniyor. Bu açıklama gelene kadar bağlantı sorununun nedeni hakkında bir şey söylemek güç.

GÜNCELLEME: Sorun düzelmeye başladı

Aktarılan bilgilere göre erişim problemi yavaştan düzeliyor. Bu bağlamda kullanıcılar tarafından gelen şikayetlerin sayısı da azalıyor.

Popüler platformlara neler oluyor? İnternet çöktü mü?
Popüler platformlara neler oluyor? İnternet çöktü mü?
Popüler platformlara neler oluyor? İnternet çöktü mü?
Popüler platformlara neler oluyor? İnternet çöktü mü?

Açıklama geldi

Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, resmi X (Twitter) hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) tarafından yapılan incelemeler sonucunda hizmet kesintisinin global kaynaklı olduğunu tespit ettiklerini ifade etti.

Instagram ve Facebook çöktü!

Dünyanın en popüler sosyal medya platformlarından InstagramFacebook ve Threads‘e geçtiğimiz dakikalardan itibaren erişim sorunu yaşanıyor. Bunun üzerine kullanıcılar, Instagram ve diğer platformlar için “neden açılmıyor, çöktü mü?” şeklinde aramalar yapmaya başladı.

Instagram, Facebook ve Threads’e erişim sorunu yaşanıyor

Bazı Instagram, Facebook ve Threads kullanıcıları, ana sayfada akışın yenilenemediğini ve paylaşım yapılamadığına dair geri bildirimlerde bulunmaya başladı. Erişim probleminin dünya genelinde yaşandığı görülüyor.

Instagram, Facebook ve Threads'e erişim sorunu yaşanıyor

Kullanıcılar, bu sorunu fark ettikleri anda web sitelerin ve hizmetlerin durumu hakkında gerçek zamanlı bilgi sağlayan çevrim içi bir platform olan Downdetector‘a akın etmeye başladı. Burada Instagram için dünya genelinde erişim sorunları yaşandığını görebilmek mümkün.

Instagram’ın sahibi Meta’dan erişim sorunları ile ilgili bir açıklama gelmedi. Milyonlarca kullanıcının yaşadığı bu sorunun kısa süre içerisinde çözülmesi bekleniyor.

Xiaomi güncellemesi telefonları bozuyor!

Her yıl Android ve iOS dünyasının heyecanla beklediği yeni versiyonlarıyla dikkat çeken teknoloji devi Xiaomi, Xiaomi güncellemesi telefonları! MIUI güncellemesiyle beklenmedik bir sorunla karşı karşıya kaldı. Kullanıcıların cihazlarını etkileyen güncelleme nedeniyle şirket, artan şikayetlerin ardından güncellemeyi geçici olarak durdurdu.

Xiaomi, son MIUI güncellemesiyle ilgili gelen şikayetlere hızlı bir yanıt vererek güncellemeyi geçici olarak durdurdu. Kullanıcıların yaşadığı sorunlar arasında telefonların aniden yeniden başlatılması, takılma ve kullanılamaz hale gelme gibi ciddi sıkıntılar bulunuyor. Resmi açıklamada, güncellemenin neden olduğu “bootloop” sorununa dikkat çekilerek, etkilenen kullanıcılara en yakın destek kanalından yardım almaları öneriliyor.

Xiaomi güncellemesi

Güncellemenin getirdiği sorunun kaynağı, Sistem Kullanıcı Arayüzü Eklentisi adlı sistem uygulamasındaki bir güncelleme. İronik bir şekilde, bu güncelleme aslında HyperOS işletim sistemini kullanan cihazlar için tasarlanmıştı, ancak yanlışlıkla MIUI telefonlara gönderildi. Bu hata, cihazların sürekli olarak yeniden başlatılmasına ve kullanılamaz hale gelmesine yol açtı.

Xiaomi, sorunun “az sayıda” cihazı etkilediğini belirtse de, kesin rakamları paylaşmadı. Şirket, bu tür sorunlarla daha önce de karşılaşmış olmasına rağmen, kullanıcıları benzer durumları yaşamamak için otomatik güncellemeleri dikkatlice kontrol etmeye ve gerekirse devre dışı bırakmaya teşvik ediyor.

Kullanıcılar, benzer sorunlardan kaçınmak ve güvenli bir kullanım sağlamak adına otomatik güncellemeleri kontrol etmeli ve gerektiğinde manuel olarak güncelleme yapmalıdır. Xiaomi ise sorunu çözmek ve güncellemeyi tekrar dağıtmadan önce güvenlik önlemlerini güçlendirmek adına çalışmalarını sürdürüyor.

Teknoloji dünyasında sürekli güncellenen yazılımlarla birlikte kullanıcılar, yaşanan bu tür sorunlara karşı dikkatli olmalı ve şirketlerin sağladığı çözüm yollarını takip etmelidir. Xiaomi, bu olaydan ders çıkartarak kullanıcı deneyimini güçlendirmek adına çalışmalarına devam ediyor.

DeFacto’da üst düzey atama!

0

Global moda markası DeFacto, kurumsal fonksiyonlarını ve organizasyonlarını sürekli geliştirme vizyonu ile hareket ederek yönetim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Perakende sektöründeki 15 yıla yakın kariyeri boyunca birçok üst düzey yöneticilik görevini yürüten ve DeFacto’da 2 yılı aşkın süredir Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev alan Çağrı Emre Korkmaz, DeFacto Tedarik Zinciri ve Yurt Dışı Operasyon Faaliyetlerinden Sorumlu Genel Müdür oldu. 

Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olan Korkmaz, profesyonel iş hayatına 2011 yılında BSH Türkiye’de başladı. Korkmaz, sırasıyla Trendyol Grup’ta 7 yıl ve İsveçli moda markası NA-KD.com’da 5 yıl olmak üzere üst düzey pozisyonlarda görev yaptı.

DeFacto bünyesindeki kariyerine Kasım 2021’de Yönetim Kurulu Üyesi olarak başlayan Korkmaz, strateji ve dönüşüm, şirket kültürü, merkezi planlama, bilgi teknolojileri gibi mevcut sorumluluk alanlarının yanında tedarik zinciri ve yurt dışı operasyon faaliyetlerini yürüterek liderlik yetenekleri ve deneyimi ile şirketin başarısını sürdürülebilir kılma misyonunu üstlenecek.

Versuni Üst Yönetiminde Görev Değişikliği!

0

Philips, Saeco ve Gaggia gibi ikonik ev aletleri markalarının çatı şirketi olan Versuni, üst yönetim kadrosunda değişiklik yapma kararı aldı. Bu doğrultuda, Versuni Orta Doğu, Türkiye, Rusya ve Afrika Bölgesi  Pazarlama Direktörü Esin Karadede, 1 Mart 2024 tarihi itibariyle Versuni Türkiye Genel Müdürü pozisyonuna atandı.

2005 yılında Sabancı Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun olduktan sonra kariyerine hızlı tüketim sektöründe başlayan Esin Karadede, son 12 yıldır Philips Ev Aletlerinin Türkiye pazarında sağlam ve sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmasında önemli  rol oynadı. Çok sayıda stratejik projeye liderlik eden, Esin Karadede, geliştirdiği inovatif büyüme odaklı yaklaşımlarla başta Altın Lider ve CMO ödülleri olmak üzere birçok ulusal iş ödülünün de sahibi oldu.

2021 yılından bu yana Versuni’de Orta Doğu, Türkiye, Rusya ve Afrika Bölgesi Kıdemli Pazarlama Direktörü olarak çalışan Esin Karadede; 1 Mart tarihi itibariyle Versuni Türkiye Genel Müdürü olarak görevine devam edecek.  

Red Bull, dünyanın en hızlı çekim yapan drone’unu piyasaya sürdü!

Red Bull aracı, saatte 357 km’ye varan azami hızlarıyla tüm tur boyunca Formula 1 sürücüsü Max Verstappen’e ayak uydurmayı başardı; bu hız ve sürede ilk başarılı kameralı drone uçuşuna imza attı, aynı zamanda yüksek çözünürlüklü bir video yakaladı. 

Baştan sona, bir F1 arabasının dört saniyelik 0-300 km/h hızlanmasından iki kat daha hızlı hızlanabilen ve yaklaşık 413 km/h azami hıza sahip drone’u yaratmak yaklaşık bir yıl zaman aldı.

Silverstone Pisti’nde tam bir tur atmak için Verstappen’in yepyeni Oracle Red Bull Racing RB20’sini takip etmesini izleyin:

Eczacıbaşı Evital’de üst düzey atama!

Sağlığını tek noktadan kolayca yönetmek isteyenlere yenilikçi çözümler sunan Eczacıbaşı Evital’de önemli bir atama gerçekleşti. Bu kapsamda Evital artık Genel Müdür Berk Boyacıgil liderliğinde faaliyetlerini sürdürecek. Boyacıgil, bundan sonraki süreçte evital’in farklı dikeylerdeki büyüme stratejilerine öncülük edecek.

Lisans eğitimini 2014 yılında Saint Mary’s Üniversitesi Ticaret Bölümü’nde tamamlayan Berk Boyacıgil, iş yaşamına Kanada’da başladı. 2015-2017 yılları arasında Delta Hotels by Marriot’ta Banket Satış Müdürü, 2015-2019 arasında MaidMe’de Kurucu & CEO, 2019-2020 yıllarında ise Hipicon.com’da Genel Müdür olarak görev aldı. Ardından 2020-2021 yıllarında Lidyana’da CEO, 2021-2024 yılları arasında Modanisa’da sırasıyla Bölge Satış Direktörü & Ticari Mükemmellik Bölüm Başkanı ve son olarak Pazarlama ve Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev aldı. Berk Boyacıgil, şubat ayı itibarıyla Eczacıbaşı Evital Genel Müdürlük görevini üstlendi. 

Bifrost truva atı yazılımı Linux’ta VMware etki alanını taklit ediyor!

İlk olarak yirmi yıl önce tespit edilen Bifrost, dolaşımdaki en uzun süreli RAT tehditlerinden biridir. Kullanıcılara kötü niyetli e-posta ekleri veya yük bırakan siteler aracılığıyla bulaşır ve ardından ana bilgisayardan hassas bilgiler toplar. Palo Alto Networks’ün Unit 42 araştırmacıları, son zamanlarda Bitfrost’un faaliyetlerinde bir artış gözlemlediklerini ve bunun da yeni, daha gizli bir varyantı ortaya çıkaran bir araştırma yapmalarına yol açtığını bildirdi.

Unit 42 araştırmacıları tarafından en son Bitfrost örneklerinin analizi, kötü amaçlı yazılımın operasyonel ve kaçınma yeteneklerini geliştiren birkaç ilginç güncellemeyi ortaya çıkardı. İlk olarak, kötü amaçlı yazılımın bağlandığı komuta ve kontrol (C2) sunucusu, meşru bir VMware etki alanına benzeyen ve inceleme sırasında kolayca gözden kaçmasını sağlayan “download.vmfare” etki alanını kullanıyor.

Aldatıcı alan adı, Tayvan merkezli bir genel DNS çözümleyicisi üzerinden dolaşıma giriyor ve bu da izleme ve engellemeyi zorlaştırıyor. Kötü amaçlı yazılımın teknik tarafında, ikili dosyalar herhangi bir hata ayıklama bilgisi veya sembol tablosu olmadan soyulmuş biçimde derlenir ve bu da analizini zorlaştırmakta. Bitfrost, kurbanın ana bilgisayar adını, IP adresini ve işlem kimliklerini toplar, ardından iletimden önce RC4 şifrelemesini kullanarak güvenli hale getirir ve ardından yeni oluşturulan bir TCP soketi aracılığıyla C2’ye sızdırıyor.

Unit 42’nin raporunda vurgulanan bir diğer yeni bulgu ise Bitfrost’un ARM versiyonunun, yazıda analiz edilen x86 örnekleriyle aynı işlevselliğe sahip olması. Bu yapıların ortaya çıkması, saldırganların hedef kapsamlarını artık çeşitli ortamlarda giderek yaygınlaşan ARM tabanlı mimarilere genişletme niyetinde olduklarını gösteriyor.

Bifrost aslında sofistike bir tehdit ya da en yaygın dağıtılan kötü amaçlı yazılım parçalarından biri olmasa da, Unit 42 ekibi tarafından yapılan keşifler daha dikkatli olunmasını gerektiriyor. RAT’ın arkasındaki geliştiriciler açıkça onu daha geniş bir sistem mimarisi dizisini hedef alabilen daha gizli bir tehdit haline getirmeyi amaçlıyorlar.

Linux ve açık kaynaklı (veya kısmen açık kaynaklı) işletim sistemleri ve mimarilere yönelik artışlar dikkat çekici. Kısa süre önce yine GNU C Kütüphanesi’nde yerel yetki artırımı (LPE) güvenlik açığından yararlanan saldırganların Linux dağıtımlarında root erişimi elde edebildikleri saptanmıştı.

TOGG’a bankacılık uygulaması geliyor!

Akbank’ın inovasyon ve girişimcilik odaklı çalışmalarını koordine eden Akbank LAB’in yenilenen merkezi, Girişimcilik Haftası kapsamında Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce’nin ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısıyla açıldı.  

Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce ile Akbank LAB’in yeni dönem planlarını ve hayata geçirdiği inovasyon çözümlerini konuştuk.

Yenilenen Akbank LAB’in Akbank’ın geleceğin çözümlerini sunma misyonunu güçlendireceğini vurgulayan Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce; “Amacımız Akbank’ı yenilikçi teknoloji ve finans girişimlerinin ilk tercihi ve en güvenilir çözüm ortağı yapmak. Dolayısıyla bu yenilemeyi Akbank kültürü ve gelişim stratejisinin bir sonucu olarak görüyoruz. Akbank LAB; 2024 yılında, finansal teknolojilerin geliştirilmesi, en yeni dijital çözümlerin araştırılması, geleceğin öncü teknolojileriyle deneyimlerin paylaşılması ve yenilikçi iş modellerinin geliştirilmesi gibi faaliyetlerini çok güçlü bir şekilde sürdürecek” dedi.

Venture Client modeli ürün geliştirme süreçlerini hızlandırıyor

Burcu Civelek Yüce; “Akbank LAB küresel trendler ve ihtiyaçlar odağında 2016’dan bu yana, açık inovasyon ve kurum içi girişimcilik üzerine odaklanarak faaliyetlerini yürütüyor. Her yıl 1.000’e yakın ekosistem oyuncusuyla iletişim halindeyiz ve sadece 2023’te 700’den fazla teknoloji girişimiyle görüşmeler gerçekleştirdik. Akbank LAB, ‘Venture Client’ modelini benimseyerek ürün geliştirme süreçlerini hızlandırıyor. Bugüne kadar farklı ülkelerden teknoloji girişimleriyle 40’a yakın inovasyon projesi gerçekleştirdik. Bu projelerden 16’sı başarıyla sonuçlandı ve ölçeklendirildi.  Şu anda 4 projemiz de bu kapsamda sırada bekliyor. Önümüzdeki dönemde açık inovasyon iş ortaklıklarımızı güçlendirerek ilklerin öncüsü olmaya devam edeceğiz. Hedefimiz, gelecek 3 yılda imza attığımız inovasyon projesi sayısını iki katına çıkarmak” dedi.

Akbank+ programı girişimcilik potansiyelini ortaya çıkarıyor

“Venture Builder” alanına taşınan Akbank+ programı ile banka içinden çıkan girişimlere yatırım yaptıklarını belirten Burcu Civelek Yüce; “Girişimlerle yapılan iş birlikleri, yürütülen projeler ve açık inovasyon programlarıyla kurum kültürümüzü desteklerken, kendi girişimlerini kurmak isteyen Akbanklıları cesaretlendirmek ve Türkiye’deki girişimcilik ekosistemine sunduğumuz katkıyı güçlendirmek amacıyla yatırımlar yapıyoruz. Bu kapsamda başlattığımız Akbank+ ilk yılında, toplamda 1 milyon dolar yatırımla iki farklı etki girişimini girişimcilik ekosistemine kazandırdı. Akbanklılara tam zamanlı olarak girişim fikirleri üzerinde çalışma imkanı sunan ve bu yönüyle alanında ilk olan programımızın ikinci döneminde, 15 Akbanklı, 5 farklı iş fikri üzerinde çalışıyor” dedi.

Akbank Ventures 100 milyon dolar sermayeyle yola çıkıyor

Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce, Akbank’ın uluslararası kurumsal girişim sermayesi kolu olan Akbank Ventures hakkında da bilgiler verdi. Akbank Ventures’ın 100 milyon dolarlık sermayesiyle yola çıktığını açıklayan Yüce; “Akbank Ventures ile özel girişim sermayesi, risk sermayesi fonları ve girişimlere doğrudan ve ortak yatırım fırsatlarını değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda Akbank Ventures BV, 2023 yılı içerisinde global ölçekte önde gelen bir özel sermaye fonuna ve fintek odaklı bir diğer özel sermaye fonuna taahhüt sağladı. Bu yatırımlar, Akbank’ın teknoloji ve girişimcilik alanındaki mevcut çalışmalarını destekleyen, stratejik önemi olan yatırımlar konumunda. Küresel yatırımlarla Akbank Ventures, Akbank’ın uluslararası kapsayıcılığını da artıracak” dedi.

Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce
Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce

Akbank LAB’in gelecek dönem hedeflerinden de bahseden Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce, blok zincir teknolojisi ve üretken yapay zeka alanları üzerinde özellikle yoğunlaşacaklarını paylaştı: “Blok zinciri uygulamalarında Türkiye’nin öncü bankalarından biri olarak, regülasyonlara uyumlu adımlar atıyor ve geleceğin finans endüstrisindeki dönüşümünü destekliyoruz. Akbank olarak, akıllı sözleşmeler ve tokenizasyon gibi blok zincirinin yapı taşlarına odaklanarak, finansal varlıkların dijitalleşmesini ve daha etkin yönetimini sağlayacak projeler üzerinde çalışıyoruz. Öte yandan üretken yapay zeka projelerine de büyük önem veriyoruz. İç süreçlerimizi hızlandırmaya yönelik çalışmalarımızın yanı sıra müşteri deneyimini zenginleştiren çözümler geliştiriyoruz. Yeni nesil teknolojiler alanında yürüttüğümüz çalışmalar ve desteklediğimiz güçlü ekosistemle, insan odaklı bir dönüşüme imza atmaya devam edeceğiz” dedi.

Yandex Reklam Ağı, yapay zekâ desteğiyle hedefe ulaştırıyor

Küresel bir IT şirketi olan Yandex’e bağlı olan Yandex Reklam Ağı, etkili pazarlama, ürün tanıtımı ve performans analizi için bir dizi araç sunuyor. Yapay zekâ destekli hedefleme konusundaki uzmanlığıysa, DeFacto’nun reklam başarısında kritik bir rol oynadı.  Türkiye’nin giyim ve aksesuar markaları arasında öne çıkan DeFacto, 2023’te Yandex Reklam Ağı’ya olan iş birliğini Türkiye ve Mısır’daki Ecomm+ kampanyalarını da kapsayacak şekilde genişletti ve esnek e-ticaret büyüme stratejisiyle geçen yıl büyük bir sıçrama gerçekleştirdi.

İstanbul’da 2005 yılında kurulan DeFacto, 500’den fazla mağazanın yanı sıra Almanya, Sırbıstan, Fas, Mısır ve Gürcistan’ı kapsayan 100’den fazla ülkedeki çevrimiçi varlığıyla Türkiye’nin en büyük moda şirketlerinden biri haline geldi. DeFacto BEBEK, DeFacto FIT, DeFacto MODEST, DeFacto PLUS gibi koleksiyon seçenekleri sunan DeFacto, uluslararası e-ticaret stratejisinin bir parçası olarak 2021 yılında Yandex Reklam Ağı’yla çalışmaya başladı. Bu iş birliği, başlangıçta Türkiye, Rusya, Beyaz Rusya, Kazakistan ve Mısır gibi ana pazarlarda Marka Arama kampanyalarına odaklandı. Amaç, hedefe yönelik pazarlama stratejileriyle hedef kitleyi genişleterek satışları artırmaktı. 2023’te ise DeFacto’nun Yandex Reklam Ağı’ya olan iş birliği Türkiye ve Mısır’daki Ecomm+ kampanyalarını da kapsayacak şekilde genişledi ve dikkate değer verimli sonuçlar alındı.

Makine Öğrenimi ile fark yarattı

Yandex Reklam Ağı’nın güçlü Ecomm+ dinamik banner reklam çözümü, potansiyel müşterilere ulaşmak için makine öğrenimini kullanıyor. Bu, hem ürünle ilgilenen ancak henüz satın alma yapmamış olanları hem de geçmiş çevrimiçi etkinliklerine dayanarak ilgilenebilecekleri kişileri hedefliyor. Hedef ülkelerde etkileyici kitle alanı, özel trafik kaynakları, e-ticaret verilerine dayalı makine öğrenimi algoritmaları, şeffaf sonuçlar ve sonuç başına ödeme gibi avantajlarıyla Yandex Reklam Ağı, sektörde yükselen bir büyüme garanti eden nadir çözümlerden birisi.

Kampanya gelirlerinde artış

DeFacto, 2023’te Yandex Reklam Ağı’nın hem Arama Markası hem de Ecomm+ kampanyalarını kapsayan 13.92’lik ortalama reklam harcama getirisi (ROAS) sağladı. Kara Cuma ve kış tatili satışlarının öne çıktığı yılın son 3 ayında Defacto, özellikle Yandex Reklam Ağı Ecomm+ kampanyalarıyla dikkat çekici sonuçlar elde etti; gelirde yüzde 116 artış, eylem başına maliyette yüzde 49 düşüş ve dönemsel olarak ROAS’da yüzde 626 artış sağladı.

Yenilikçi reklam format uygulaması

Küresel bir IT şirketi olan Yandex’e bağlı olan Yandex Reklam Ağı, oyun, gayrimenkul gibi birçok farklı alana özel çözümleri bulunuyor. Yandex Reklam Ağı, etkili pazarlama, ürün tanıtımı ve performans analizi için bir dizi araç sunuyor. Yapay zekâ destekli hedefleme konusundaki uzmanlığıysa, DeFacto’nun reklam başarısında kritik bir rol oynadı.  E-ticaret reklamcılığında yeni teknolojilerin önemine dikkat çeken DeFacto’dan Sorumlu Yandex Reklamları Hesap Yöneticisi Elvira Bagautdinova, “Ekibimiz, Defacto ile birlikte iddialı hedefler belirledi ve bunları gerçekleştirdiğimizi söylemekten gurur duyuyorum. Yenilikçi reklam formatlarının uygulanması sayesinde başarıya ulaştık. Bunlar, hedef kitlenin ilgisini ve kampanyamızın etkisini artırdı. Standart çözümlerle sınırlı kalmadık, her zaman Yandex’in sunduğu en son teknolojilere dayanarak bir adım öne çıktık” dedi.

DeFacto ile ortaklıklarının herhangi bir iş birliğinden öteye geçtiğini dile getiren Bagautdinova, sözlerini şöyle sürdürdü: “Müşterimizle aramızdaki açık, üretken ve keyifli iletişim onların ihtiyaçlarını da anlamamızı ve pazar değişikliklerine hızlıca tepki vermemizi sağladı. Geçen yıl, zorluklarla ve başarılarla dolu bir yıldı ve DeFacto ile başarılı iş birliğimizin iyi tanımlanmış hedefler, yenilikçi çözümler ve güçlü bir ekip çalışmasıyla nasıl etkileyici sonuçlara ulaşılabileceğine dair parlak bir örnek oluşturduğuna inanıyorum.”

Yandex Hakkında

Yandex, makine öğrenimi ile desteklenen akıllı ürünler ve hizmetler geliştiren bir teknoloji şirketidir. Şirket, tüketicilere ve işletmelere çevrimiçi ve çevrimdışı dünyada daha iyi yol almalarında yardımcı olmayı amaçlamaktadır. 1997 yılından bu yana, dünya standartlarında yerelde ilgili aramalar ve navigasyon ürünleri sunmanın yanı sıra, mobilite, e-ticaret, çevrimiçi eğlence, bulut bilişim ve diğer pazarlara da yayılmıştır ve dünya genelinde milyonlarca tüketiciye hizmet etmektedir.

Almanya’daki en büyük siber suç pazarı polis tarafından çökertildi

Crimemarket olarak bilinen bu platform, ülkedeki en büyük siber suç pazarı ve yasadışı uyuşturucu, narkotik ve siber suç hizmetlerinin ticaretinin yapıldığı bir merkez olmasının yanı sıra, çeşitli suçların işlenmesine yönelik eğitimlere/rehberlere de ev sahipliği yapıyordu. Polis operasyonunda siber suç örgütünün kullandığı web sitelerine el konulurken aralarında operatörlerinden birinin de bulunduğu altı kişi tutuklandı.

Operasyonun uzun süreli bir kanıt toplama ve soruşturma süreci arkasından geldiği açıklanıyor. Yapılan duyuruda, “Almanya’nın dört bir yanındaki ve yurtdışındaki müfettişler, uyumlu bir kampanyayla Perşembe akşamı internette Almanca konuşulan en büyük suç ticareti platformuna karşı harekete geçti” denildi.

Operasyon kapsamında 29 Şubat 2024 akşamı ülke genelinde eş zamanlı olarak 102 arama emri uygulandı. Basın açıklamasında, siber suç operasyonu kapsamında öncelikle Kuzey Ren-Vestfalya’ya odaklanıldığı ve burada aralarında baş şüpheli olarak görülen 23 yaşındaki bir erkeğin de bulunduğu üç kişinin tutuklandığı belirtildi. Diğer eyaletlerde de üç kişi daha tutuklandı.

Açıklamada “Polis, özellikle cep telefonları, IT cihazları ve veri taşıyıcıları olmak üzere çok sayıda kanıt ele geçirdi. Kuzey Ren-Vestfalya’daki memurlar 21 vakada 1 kilogram esrar ve çeşitli yasadışı uyuşturucu – uyarıcı tabletler de dahil olmak üzere çok sayıda yasa dışı madde madde ele geçirdi. Toplamda yaklaşık 600.000 avro nakit para ve taşınabilir mal varlığına el konuldu” deniliyor ve ekleniyor: “Diğer federal eyaletlerde polis tarafından başlatılan operasyonlarda toplam üç kişi daha tutuklandı.”

Alman polisi ilgili siber suç operasyonunun sadece Crimemarket platformunun işletmecilerini değil aynı zamanda kullanıcılarını da hedef aldığını ve soruşturmanın devam ettiğini söylüyor. Kullanıcı raporlarına göre, siber suç piyasası bu hafta başında erişilebilirlik sorunları yaşamaya başlamıştı. Aralıklı kesintinin, platformun bir ödeme aklama hizmeti sağlayıcısı olarak kullandığı ChipMixer baskınından kaynaklandığı söylentileri ortaya çıkmıştı.

Polis açıklamasıyla birlikte, siteye erişim sorunlarının gerçekten de kolluk kuvvetlerinden kaynaklandığı ve teknik bir sorunla ilgili olmadığı anlaşıldı. İlginç bir şekilde, sitenin ana sayfası erişilebilir durumda, ancak alan adındaki başka herhangi bir sayfayı ziyaret etmeye çalıştığınızda el koyma bildirimi görüntüleniyor.

Almanya polisi geçtiğimiz aylarda da Avusturya polisi ile işbirliği içinde gerçekleştirilen bir operasyonda korsan IPTV ağına büyük bir darbe indirmişti.

Cruise, çarptığı kadından sonra yarı yarıya değer kaybetti!

Kadın başlangıçta başka bir şeritte çarpıp kaçan bir sürücü tarafından devrildi ve bu çarpma onu Cruise otonom aracının önüne attı. O da, kadına çarptı ve ardından onu tekerleklerin altına sürükledi.

Şirket çalışanlarına bir e-postada bildirildiğine göre, şirketin üçüncü bir tarafça tahmin edilen dahili hisse başına fiyatının geçen çeyrekte 24,27 $ iken artık 11,80 $. Cruise’un idari sorumlusu Craig Glidden, Reuters tarafından görülen e-postada “Bu tahminin daha önce gördüğümüzden çok daha düşük olduğunu ve her birimiz için gerçek hayatta etkileri olduğunu göz ardı edemeyiz.” dedi.

Cruise, 2021’de Microsoft, Walmart ve önde gelen yatırımcılardan 8 milyar dolar yatırım topladıktan sonra değeri 30 milyar dolar gibi muazzam bir değere ulaştı. Ancak zamanla otonom otomobillere yönelik heyecan bir miktar söndü ve Cruise’un Ekim ayındaki felaketi onun değerlemesini düşürdü. 

Şirket, kadının ağır şekilde yaralanmasına neden olan olayın ardından, ABD genelindeki tüm filolarını karaya çekti.

Kaliforniya Kamu Hizmetleri Komisyonu, Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi, Adalet Bakanlığı ve Menkul Kıymetler Borsası Komisyonu’ndan yetkililer kazayla ilgili soruşturma başlattı. 

Otonom araç teknolojileri her geçen daha da artan bir hızla gelişiyor. Bunda, yapay zeka teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin ve edinilen tecrübelerin de kaçınılmaz bir katkısı var. Ancak edinilen her tecrübe olumlu olmuyor.

Otonom araçlar, Cruise örneğinde de olduğu gibi birçok kazaya karıştı. Bu kazalar, insanların güvenlik endişelerine kapılmasını ve düzenleyicilerin düğmeye basmalarını beraberinde getirdi. Yaşanan düşüşlerin, gelecek olan sıkı düzenlemelerle ne yönde seyredeceğini yakın gelecekte göreceğiz.

Katar, yeni girişimler için 100 milyon dolarlık fon yaratıyor!

Program, Katar Kalkınma Bankası (QDB) tarafından yönetilen 100 milyon dolarlık bir fon tarafından destekleniyor.

QDB yaptığı açıklamada, programın Katar’da varlık kurmak isteyen erken aşamadaki girişimler için 500.000 $’a kadar, Orta Doğu ülkesindeki faaliyetlerini genişletmek isteyen büyüme aşamasındaki şirketler için ise 5 milyon $’a kadar finansman sunacağını açıkladı. 

Ayrıca kalkınma bankası, finansal desteğin yanı sıra portföy girişimlerine pazarlara ve uzmanlığa erişim sağlayacağının altını çizdi. Web sitesinde belirtildiği gibi program, fintech, temiz teknoloji, tarım teknolojisi, B2B SaaS, sağlık teknolojisi, pazar yerleri, proptech, AI & ML ve robotik dahil olmak üzere 15’ten fazla sektördeki girişimleri hedefliyor.

QDB CEO’su Sayın Abdulrahman Hesham Al Sowaidi, “QDB, Katar’ı, stratejik önemi nedeniyle başta teknoloji sektörü olmak üzere çeşitli sektörlerdeki startuplar için önemli bir merkez olarak konumlandırma çabalarını yoğunlaştırıyor.” dedi. 

Al Sowaidi, “Bu çabalar aracılığıyla, girişimcilik ekosistemimizi desteklemek, yenilikçiliği teşvik etmek ve sürdürülebilir ve iş dostu bir ekonomiye katkıda bulunmak amacıyla tüm alanlarda teknolojinin benimsenmesini hızlandırmak için çeşitli alanlardaki yetenekleri çekmeyi ve elde tutmayı hedefliyoruz.” dedi.

Katar’ın başlangıç ​​programı, Abu Dabi’nin egemen varlık fonlarından biri olan ADQ tarafından desteklenen 300 milyon dolarlık bir erken aşama fonunu (Alpha Wave Incubation) yöneten ABD merkezli Alpha Wave Global gibi girişim firmaları tarafından kullanılan modellerle uyumlu. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) genelinde benzer girişim fonları, bölge dışından gelen girişimlerin, finansman ve ek iş karşılığında kendi bölgelerinde (ODKA ve Körfez İşbirliği Konseyi’ndeki operasyonların genişletilmesi için üs görevi gören) “ikinci” bir genel merkez veya ofis kurmasını şart koşuyor.

Çoğu risk sermayesi ekosistemi gibi, bu gereksinimlerin birçoğu; özellikle Körfez’deki egemen servet fonları olan sınırlı ortaklar tarafından, bu risk sermayesi şirketlerine dayatılıyor. Geçen hafta, Katar’ın egemen servet fonu uluslararası ve bölgesel risk sermayesi fonlarına adanmış 1 milyar dolarlık bir risk sermayesi fonu ortaya çıkardı.

Katar için fonu ve başlangıç programını başlatmak, komşuları Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile rekabet edecek şekilde teknoloji ekosistemini geliştirmek için hayati bir adımı simgeliyor.

Aciliyet açık, çünkü yükselen pazar veri takipçisi Magnitt’in verilerine göre, Katar geçen yıl MENA bölgesindeki anlaşmaların sadece %6’sını temsil etti ve girişim sermayesi yatırımları 2023’te sadece 43 milyon Katar riyaline (~11 milyon dolar) ulaştı. Buna karşılık, Suudi Arabistan bölgenin anlaşmalarının %52’sini oluştururken, Birleşik Arap Emirlikleri anlaşma hacmi açısından baskın konumda.

Bununla birlikte; daha fazla rekabet, bölgenin avantajına katkıda bulunuyor. Geçtiğimiz yıl, MENA bölgesi risk sermayesi faaliyetlerinde küresel ortalamanın %42’sine kıyasla %23’lük bir düşüş yaşadı. 

Bu çerçevede Katar’ın, egemen varlık fonu ve kalkınma bankası öncülüğünde risk sermayesine yönelik artan katılımı, geçen yıl yeni kurulan girişimleri destekleyen yatırımcıların %55’inin yerel olduğu daha geniş bir bölge için umut verici bir görünüm sunuyor.

Linux Vakfı Tazama lansmanı duyurusunu yaptı!

Linux Foundation Charities, Bill & Melinda Gates Vakfı’nın desteğiyle, gerçek zamanlı dolandırıcılığın önlenmesine yönelik çığır açan bir açık kaynaklı yazılım çözümü olan Tazama’nın lansmanını duyuyor. Bu lansman, dijital ödemelerde dolandırıcılık yönetimini geliştirmeye adanmış ilk açık kaynak platformunun tanıtılmasıyla dijital finansal hizmetlerin evriminde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor.

Linux Vakfı Tazama konusunda iddialı

Tazama, küresel olarak finansal izleme ve uyumluluğa nasıl yaklaşıldığı konusunda önemli bir değişimi temsil ediyor. Şimdiye kadar finans sektörü, özellikle gelişmekte olan ekonomilerde pek çok kişi için erişimi ve uyarlanabilirliği sınırlı olan özel ve genellikle maliyetli çözümlerle boğuşuyordu. Bu zorluk , 2022’de çevrimiçi dolandırıcılık nedeniyle yaklaşık 1 trilyon doların kaybedildiğini bildiren  Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı tarafından da vurgulanıyor. Tazama, dolandırıcılıkla mücadeleye yardımcı olabilecek gelişmiş finansal izleme araçlarına erişimi demokratikleştiren güçlü, ölçeklenebilir ve uygun maliyetli bir alternatif sunarak bu statükoya meydan okuyor.

Tazama, dolandırıcılık tespiti, AML Uyumluluğu ve dijital finansal işlemlerin uygun maliyetli izlenmesi dahil olmak üzere hükümetin, sivil toplumun, son kullanıcıların, endüstri kuruluşlarının ve finansal hizmetler sektörünün temel endişelerini ele almaktadır. Çözümün mimarisi, dünya çapındaki hükümetlerin öncelikleriyle uyumlu olarak veri egemenliğini, gizliliği ve şeffaflığı vurguluyor. Projenin işleyişini ve işlevini destekleyecek olan LF Charities’in ev sahipliği yaptığı Tazama, özellikle ulusal ödeme anahtarları gibi kritik altyapılarda açık kaynak çözümlerinin ölçeklenebilirliğini ve sağlamlığını sergiliyor.

BankservAfrica, IPSL, JoPACC ve BCEAO dahil olmak üzere birçok kuruluş Tazama ile sinerji araştırıyor. Sinerjiler arasında Tazama’nın çözüm etkinliğinin, ölçeklenebilirliğinin ve gerçek dünya senaryolarına uyarlanabilirliğinin değerlendirilmesi yer alıyor. Tazama’nın çeşitli sektörlerdeki Dijital Finansal Hizmet Sağlayıcılarının (DFSP’ler) çeşitli ihtiyaçlarını karşılamasını ve aşmasını sağlıyor.

Linux Vakfı İcra Direktörü Jim Zemlin, “Finansal teknolojideki inovasyon kritik önem taşıyor ve Tazama bu evrimin ön saflarında yer alıyor” dedi.

Ödeme Sistemleri Direktör Yardımcısı Kosta Peric: “Bu öncü açık kaynak platformu, dolandırıcılık tespiti ve uyumluluk gibi kritik zorlukların üstesinden gelmeye yardımcı oluyor ve başta düşük gelirli ülkelerde olmak üzere herkese hizmet veren yenilikçi, kapsayıcı finansal çözümlerin önünü açıyor” dedi.

Tazama, merkez bankalarını, düzenleyicileri, mobil ödeme sağlayıcılarını, sistem entegratörlerini, kuruluşları ve bireyleri katılmaya ve katılmaya davet ediyor.

AWS nükleer destekli veri merkezi satın alıyor

0

AWS, 2.5 gigawatt’lık bir nükleer enerji santralinin yanına inşa edilen bir veri merkezi için 650 milyon dolar kaybetti. Ancak bu, gelecekte artan enerji taleplerine ayak uydurmak için halen yeterli olmayabilir. AWS’nin satın alınması, Pensilvanya’daki 2.5 gigawatt’lık bir nükleer enerji santralinin yanındaki veri merkezi kompleksini devralmasını sağlayacak.

AWS nükleer alanında atıyor

Amazon Web Services (AWS), ABD merkezli bir elektrik sağlayıcısıyla yapılan multi milyon dolarlık bir anlaşmanın parçası olarak nükleer enerjiyle çalışan bir veri merkezi kampüsü satın alma planlarını duyurdu. Bulut devi, Talen Energy ile yapılan 650 milyon dolarlık anlaşmanın bir parçası olarak Pensilvanya’daki 2.5 gigawatt’lık Susquehanna nükleer enerji santralinin yanında bulunan Cumulus veri merkezi kompleksini satın alacağını doğruladı. Talen, anlaşmanın AWS’nin hem veri merkezi tesisine hem de bitişikteki nükleer istasyonun güç altyapısına erişim sağlayacağını söyledi.

Şirket, Talen Energy’nin AWS’ye sahadan enerjiye doğrudan erişim sağlayacağını ve bulut sağlayıcının önümüzdeki yıllarda 960 megawatt’a kadar gücün emrinde olmasını beklediğini doğruladı. Duyuru, Amazon’un enerji kaynaklarını çeşitlendirmeyi ve karbon emisyonlarını azaltmayı amaçlayan bir dizi hamlenin sonuncusu.

Şubat ayında şirket, yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanmak için Oregon merkezli rüzgar santrali sağlayıcısı Avangrid ile bir anlaşma imzaladı. 40 rüzgar türbininin yer aldığı tesis, 90 megawatt’a kadar enerji sağlama kapasitesine sahip. Amazon, 2023 yılı boyunca yenilenebilir enerji yatırımlarını artırdı; şirket istatistikleri, Amazon’un dünya çapında temiz enerji kaynaklarının en büyük kurumsal alıcısı olduğunu ve 100’den fazla güneş ve rüzgar enerjisi projesine yatırım yaptığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji finansmanındaki bu artış, şirketin 2040 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma çabalarının temel bir parçasını oluşturuyor.

AWS, nükleer enerjinin veri merkezi operasyonlarını destekleme potansiyelini keşfetme konusunda da yalnız değil. 2022’de Microsoft , çalışır durumda bir nükleer füzyon tesisi inşa etme sözleşmesinin bir parçası olarak ABD merkezli Helion Energy ile bir enerji satın alma anlaşmasını açıkladı. Geçen yılın eylül ayındaki basında çıkan haberlerde, teknoloji devinin nükleer enerji stratejisine liderlik edecek bir ana program yöneticisini işe aldığı ileri sürülmüştü. Firma tarafından yapılan bir iş ilanı, “küresel büyüme için nükleer enerji altyapısının tüm yönlerine yönelik proje girişimlerine liderlik edecek” birini aradığını söyledi.

Lenovo, cihazlarının kullanım döngülerini uzatıyor!

Lenovo, müşterilerin yenilenmiş cihazları dağıtmalarını sağlayarak bilgisayar yaşam döngülerini uzatmalarına ve sürdürülebilirliği artırmalarına yardımcı olmayı amaçlayan yeni bir planın lansmanını duyurdu.

Lenovo Sertifikalı Yenilenmiş olarak adlandırılan girişim, bilgisayarların atılmak yerine “farklı bilgi işlem ihtiyaçları” için yeniden kullanılmasını sağlayarak bilgisayarların hızlı geri dönüşünü ve kısa yaşam döngülerini önleyecek. 

Şirketin şemasının bir parçası olarak, cihaz üreticisi ayrıca Lenovo Truscale Cihaz Hizmeti (DaaS) müşterilerinin, genel cihaz döngüselliğini iyileştirerek IT emisyonlarında azalmayı hedeflemelerinin de mümkün olacağını açıkladı.

Firma, Lenovo Truscale Daas’ın “sonuca dayalı bir tüketim” modeli olduğunu, bunun da işletmelerin hizmetleri verimli bir şekilde yönetmesine ve tek bir kaynaktan israfı azaltmasına yardımcı olabileceği anlamına geldiğini söyledi.

Lenovo Dijital İşyeri Çözümleri Sunan Geliştirme lideri Anupam Garg, “TruScale DaaS avantajlarını Lenovo Sertifikalı Yenilenmiş gibi seçenekleri içerecek şekilde genişletmekten ve BT döngüselliğini müşteriler için daha ulaşılabilir hale getirmeye yardımcı olmaktan heyecan duyuyoruz.” dedi.

Lenovo sürdürülebilirlik çabalarında yalnız değil

Lenovo’nun bu hamlesi, büyük üreticiler arasında cihaz sürdürülebilirliğine daha fazla odaklanıldığı bir dönemde geldi. 

Ocak ayında Logitech, mevcut video işbirliği cihazlarından beşinin, karbon ayak izini azaltmak amacıyla geri dönüştürülmüş plastiklerle yeniden tasarlandığını duyurdu.

Logitech’in baş işletme sorumlusu Prakash Arunkundrum, bu hamleyi firmanın iklim konusunda daha bilinçli müşteriler bulma çabasına bağladı.

Lenovo da benzer şekilde “BT yaşam döngüsünün her aşamasında döngüsel uygulamaları uygulamaya” kararlı. Firma, birçoğu giderek daha fazla çevre bilincine sahip olan kurumsal müşteriler için bunu önemli bir farklılaştırıcı unsur olarak özellikle vurguladı.

Nash Squared CEO’su Bev White, üreticilerin ve sağlayıcıların müşteri taleplerine doğrudan yanıt olarak sürdürülebilirlik seçeneklerini artırdıklarını söyledi. 

White, “Teknoloji liderlerinin daha sürdürülebilir bir gelecek için taahhüt etmeleri gereken teknolojiyi kullanmanın yenilikçi yollarını bulmaları gerekecek, zira mucize bir çözüm ufukta görünmüyor” dedi.

White, “Mevcut ekonomik durum yardımcı olmayabilir, ancak Net Sıfır’ı ‘kurumsal yönetim’ gündeminden çıkarıp sahadaki fiili çalışma uygulamalarına ve operasyonlara taşımamız gerekiyor.” diye ekledi.

Lenovo 360 Circle topluluğu aracılığıyla firma, kanal ortaklarına yakından dikkat ederek onların döngüsel ekonomi yol haritasına dahil edilmesini sağlayacak. 

Firmaya göre, Lenovo Sertifikalı Yenilenmiş PC’ler aynı zamanda kapsamlı veri temizleme işleminin yanı sıra Lenovo’nun kalite, güvenlik ve performans standartlarını karşılamak için uzman testlerinden de geçiyor.

Lenovo Küresel Sürdürülebilirlik Hizmetleri İcra Direktörü Claudia Contreras, “Çevresel sürdürülebilirlik, her sektördeki her büyüklükteki işletmenin önde gelen endişesidir.” dedi.  

Sertifikalı Yenilenmiş, e-atığı azaltmaya yardımcı olacak, cihazlara yeni bir hayat verecek ve döngüsel ekonomiye olumlu katkıda bulunacak.” diye ekledi. 

White, “Teknoloji ve telekomünikasyon gibi sektörlerde faaliyet gösteren kuruluşların, gezegeni etkileyen duman ve kimyasalları yaratanların yalnızca belirli sektörler olduğu yönündeki görüşlerini değiştirmeleri gerekiyor.” dedi.