Foxconn Yönetim Kurulu Başkanı Liu Young-way Pazar günü yaptığı açıklamada, Japon elektronik üreticisi Sharp Corp.’taki %34 hissesiyle ilgili bir değer kaybından söz ederek, “İlk çeyrekte oldukça büyük bir kayıp yaşamamıza rağmen geçen yıl oldukça iyi bir performans sergiledik.” dedi.
Liu, şirketin Taipei’deki yıllık çalışan partisinin oturum aralarında gazetecilere verdiği demeçte, “Bu yılın görünümüne gelince, geçen yıla göre biraz daha iyi olabileceğini düşünüyorum.” dedi.
Foxconn Kasım ayında 2024 için “nispeten muhafazakar ve tarafsız” bir görünüme sahip olduğunu söyledi.
Yapay zeka (AI) sunucularına olan talebin “elbette” iyi olacağını, ancak jeopolitik sorunlar göz önüne alındığında küresel ekonomik belirsizliğin tüketici ürünleri talebini etkileyeceğini ekledi.
Perşembe günü Apple, iPhone satışlarında bir düşüş öngördü ve Çin işinin darbe alması nedeniyle genel gelirin Wall Street beklentilerinin 6 milyar dolar altında olmasını hedefledi.
Sonuçlar, bazı analistlerin; şirketin imza ürününün, tüketicilerin Çin yapımı bir çiple çalışan telefonlar satın aldığı kilit Asya pazarında zemin kaybettiği yönündeki endişelerini doğruladı.
Liu, güçlü talebe rağmen sunuculara yönelik çip üretim kapasitesinin sınırlı olduğunu söyledi ve “Talebi karşılamak söz konusu olduğunda belki de yeni fabrikaların açılması gerekebilir.” diye ekledi.
Resmi adı Hon Hai Precision Industry Co Ltd olan Foxconn, gelecek ay dördüncü çeyrek kazançlarını açıklayacak ve bu yılın görünümünü de güncelleyecek. Pazartesi günü Ocak ayı satış verilerini yayınlayacak.
Foxconn’un hisseleri bu yıl şu ana kadar yüzde 2,4 oranında değer kaybederken, daha geniş pazardaki yüzde 0,7’lik bir kazanç elde etti.
Günümüzde pek çok alanda olduğu gibi NFT pazarında da siber güvenlik risklerinin artışı öne çıkıyor. Siber sigorta şirketleri, NFT varlıklarının sigortalanması için altyapı ve hukuki süreçleri şekillendirme yolunda ilerliyor. Bununla birlikte, sahte ürünler ve dolandırıcılık gibi faaliyetler için çeşitli sigorta poliçeleri geliştiriliyor. NFT pazarının 2024 yılında da yüzde 50 büyüyeceğini ve sigorta sektöründeki payının da artmaya devam edeceğini öngörülüyor.
Dünyada kullanım alanı gittikçe artan NFT pazarının 2023 yıl sonu itibariyle 200 milyar dolar seviyesine ulaşması bekleniyor. Sanat, spor ve diğer alanlarda kullanımı genişleyerek devam eden NFT alanında pazarın çeşitliliği artarken, beraberinde riskleri de getiriyor. Özellikle hırsızlık ve sahtecilik gibi tehlikeler, siber güvenlik endişelerini artırarak sigorta talebinde yükselişe neden oluyor.
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, siber sigorta şirketlerinin NFT varlıklarının sigortalanması için altyapı ve hukuki süreçleri şekillendirme yolunda ilerlediklerini belirtirken, sahte ürünler ve dolandırıcılık gibi faaliyetler için çeşitli sigorta poliçeleri geliştirildiğini ifade etti. Murat Çiftçi, “NFT pazarının sanat eserlerinin dijitalleşmesiyle şekilleneceği ve önümüzdeki sene sektördeki düzenlemelerin ve gelişmelerin odak noktası olacağını öngörüyoruz. Yasal düzenlemelerin, NFT’lerin yasal statüsünü belirleme, ticaret düzenlemeleri, siber güvenlik risklerinin azaltılması gibi konularda katkı sağlayarak sektörün daha sağlam büyümesine destek olmasını bekliyoruz” dedi.
2024 yılında pazar yüzde 50 büyüyecek
2023 yılında NFT pazarında yaşanan büyümenin 2024 yılında da devam edeceğini belirten Murat Çiftçi, şunları söyledi: “2024 yılında NFT’lerin farklı sektörlerde kullanımlarının artmasını ve NFT’lerdeki değer belirsizliğine dair endişelerin azalmasını bekliyoruz. Özellikle sanat, oyun ve spor sektörlerinde NFT kullanımının yaygınlaştığını göreceğiz. Sanatta NFT’ler, dijital sanat eserlerinin sahipliğini ve ticaretini daha kolay ve güvenli hale getirme potansiyeline sahip. Oyunda NFT’ler, oyun içi varlıkların sahipliğini ve ticaretini daha verimli hale getirebilir. Sporda ise NFT’leri spor müsabakalarının biletleri, videoları ve koleksiyon ürünleri gibi farklı şekillerde görüyoruz. NFT’lerin değerlemesi konusunda standartların oluşturulması ve NFT’lerin yasal çerçevesinin belirginleşmesi gibi gelişmelerin yaşanmasını beklyoruz. NFT pazarının 2024 yılında yüzde 50’nin üzerinde bir büyüme kaydedeceğini tahmin ediyoruz.”
ABD’de NFT ile ilgili yasa tasarısı yolda
NFT’lerdeki sahiplik ve değer belirsizliği gibi zorlukların, dijital sanat eserlerinin sigortalanması sürecini karmaşıklaştırdığını belirten Murat Çiftçi, “Ancak, bu zorluklar aşılabilirse, NFT’ler, dijital sanat eserlerinin sigortası için yeni fırsatlar sunabilir. NFT’ler, henüz yasal olarak tam olarak tanımlanmış bir kavram değildir. Bu nedenle, NFT’lere ilişkin yasal düzenlemeler, farklı ülkelerde farklı şekillerde yapılmaktadır. Türkiye’de de NFT’ler, fikri ve sınai haklar kanunu (FSEK) kapsamında değerlendirilmektedir. FSEK’e göre; NFT’ler, bir eserin dijital bir kopyası olarak kabul edilmekte ve NFT sahibine, eserin dijital kopyası üzerinde münhasır olmayan bir kullanım hakkı vermektedir. Dünya genelinde NFT’lere ilişkin yasal düzenlemeler konusunda çalışmalar devam ediyor. ABD’de de, NFT’leri “dijital varlıklar” olarak tanımlayan ve NFT’lerle ilgili işlemleri düzenleyen bir yasa tasarısı hazırlanıyor. Avrupa Birliği’nde ise NFT’lerin “dijital varlıklar” olarak tanımlanmasını ve NFT’lerle ilgili işlemleri düzenleyen bir düzenleme üzerinde çalışılıyor” diye konuştu.
Siber sigorta ile NFT daha güvenli hale getirilebilir
Murat Çiftçi, “NFT’lerin yaygınlaşması, yeni risklerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Siber saldırılara karşı NFT’lerin savunmasız olmaları, riskleri artırabilir. Bu durum, sigorta şirketlerinin NFT sigortası ürünlerini oluştururken bu riskleri dikkate almasını gerektiriyor. NFT’lerin ve blok zinciri teknolojisinin ilerlemesiyle, sanat eserleri sigortasında yeni teknolojilerin kullanımı daha yaygın hale gelecektir. Örneğin, blok zinciri teknolojisi, eserlerin sahipliğini ve değerini güvenli bir şekilde doğrulamak için kullanılabilir; bu da sigorta süreçlerini daha etkin hale getirecektir. Sonuç olarak, sanat sigortası sektöründe ilerleyen dönemlerde NFT sigortası, yeni risklerin ve teknolojik yeniliklerin öne çıkacağı bir alan olabilir. Bu gelişmeler, sanat eserlerinin daha güvenli bir şekilde korunmasına ve sanat koleksiyoncularının rahatça işlem yapmasına olanak sağlayabilir” dedi.
Birleşik Krallık’ın muhtemelen en lüks işyeri Buckingham Sarayı’nın siber güvenlik kadrosuna iki kişi alınacak! Kraliyet Ailesi, siber riski azaltmak ve siber saldırılara karşı dayanıklılık oluşturmak için çalışan bir siber güvenlik yöneticisi ve bir bilgi güvenliği, gizlilik ve kayıt yöneticisi için ilan verdi.
Her iki işin konumu Privy Purse ve Sayman Ofisinde olacak ve kraliyet mağazalarındaki çalışan indirimleri de dahil olmak üzere çok çeşitli avantajlar sunuluyor. Verilen siber güvenlik yöneticisi iş ilanında “Sistemlerimizi geliştirirken becerilerinizi de artıracaksınız” yazıyor. “Monarşi’nin arkasındaki profesyonel kadronun bir parçası olacaksınız. Buckingham Sarayı ortamında çalışmayı olağanüstü kılan da budur.”
Buckingham Sarayı iş ilanında haftada 37,5 saat çalışma karşılığı 75.000 sterlin ödeneceği yazıyor. Sarayın siber risk yönetimi stratejisini geliştirecek ve siber güvenlik altyapısı oluşturulacak. Aynı zamanda altyapı mimarisini yöneten ekiple de iş birliği içinde güvenlik tasarımı gerçekleştirilecek.
Göreve seçilenler, Ulusal Siber Güvenlik Merkezi (NCSC) ile birlikte çalışarak, daha geniş dijital hizmetler ekibinin becerilerini geliştirmek ve tüm çalışanları en iyi güvenlik uygulamaları açısından tetikte tutmak için de çalışacak.
Kraliyet ailesi, “siber güvenlik rolünde önemli deneyime sahip, bilgi güvenliği çerçeveleri konusunda bilgi sahibi ve bir siber işlevi yönetme ve tercihen Birleşik Krallık HMG bünyesinde kurumsal düzeyde bir güvenlik stratejisi yürütme konusunda kanıtlanmış bir yeteneğe sahip” güçlü bir performans geçmişi arıyor.
Daha önce saldırıya uğramıştı
Kraliyet Hanesi elbette oldukça yüksek profilli bir hedef ve herhangi bir ihlal utanç verici olduğu kadar tehlikeli de olabiliyor.
Geçtiğimiz Ekim ayında Kraliyet Ailesi’nin web sitesi, bir DDoS saldırısı nedeniyle bir buçuk saatliğine kapandı. Saray, hiçbir sistemin tehlikeye atılmadığını veya herhangi bir verinin ihlal edilmediğini söyledi. Sorumluluğu Rusya yanlısı hacktivist grup KillNet üstlenmişti.
Girişimcilik ve profesyonel ağ kurma konusunda öncü kuruluşlar Co-Founder Academy, Empathos Academy ve IT Governance Türkiye, Co-Founder.Work 4. Levent lokasyonunda Synergia desteğiyle gerçekleştirilecek olan Networking Day etkinliğine ev sahipliği yapmaktan gurur duyar. 15 Şubat tarihinde, 18:30-21:30 saatleri arasında düzenlenecek olan bu özel etkinlik, iş dünyasındaki profesyonelleri ve girişimcileri bir araya getiriyor.
Networking Day, katılımcıların yeni iş bağlantıları kurmaları, fikir alışverişinde bulunmaları ve potansiyel iş fırsatlarını değerlendirmeleri için benzersiz bir platform sunuyor. Farklı sektörlerden gelen profesyonellerle tanışma ve ağlarını genişletme fırsatı bulacak olan katılımcılar, iş dünyasının dinamikleri hakkında değerli bilgiler edinecekler.
Bu etkinlik, yenilikçi fikirlerin paylaşıldığı, iş birliklerinin doğduğu ve sektördeki son gelişmelerin takip edilebildiği bir ortam sağlayarak, katılımcılarına iş dünyasında bir adım öne geçme fırsatı sunuyor. Yapılacak röportajlar ve çekimler ile etkinliğin unutulmaz anları kayıt altına alınacak, katılımcıların tecrübelerini daha geniş bir kitle ile paylaşmalarına olanak tanınacak.
Etkinliğin amacı, katılımcılara sadece kartvizit değişimiyle sınırlı kalmayan, gerçek ve anlamlı iş ilişkileri kurma imkanı sağlamaktır. Networking Day, iş dünyasında sürdürülebilir başarı için gerekli olan yenilikçi düşünceyi ve iş birliğini teşvik ederken, katılımcıların kariyerlerinde yeni ufuklar açmasına yardımcı olacak.
Katılım için formu doldurmanız ve bizimle bu benzersiz deneyimi paylaşmanız yeterli. Etkinlik hakkında daha fazla bilgi için sosyal medya hesaplarımızı takip edin ve bu özel günü kaçırmayın. Siz de iş dünyasındaki gelişmeleri yakından takip etmek, sektördeki yenilikleri öğrenmek ve yeni iş bağlantıları kurmak istiyorsanız, Networking Day’e katılarak ağınızı genişletin ve iş fırsatlarınızı artırın.
Havaş’ın üst yönetiminde görev değişikliği oldu. TAV Havalimanları’nın işlettiği Medine Havalimanı’nda Finans ve Muhasebe Direktörü olarak görevini sürdüren Şafak Özbay, 1 Şubat 2024 tarihi itibarıyla Havaş Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı.
Havaş Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı Şafak Özbay
İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nde 2007 yılında yüksek lisansını tamamlayan Şafak Özbay, sektöre 2008 yılında adım attı. TAV Havalimanları’nda Finansal Raporlama Kıdemli Uzmanı olarak göreve başlayan Özbay, 2013’ten itibaren çeşitli yönetici pozisyonlarında görev aldı. 2018’den bu yana Medine Havalimanı (TIBAH) Finans ve Muhasebe Direktörlüğü görevini başarıyla yürüten Özbay, 1 Şubat 2024 itibarıyla Havaş’ta mali işlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine atandı.
Havaş hakkında
Merkezi İstanbul’da bulunan Türkiye’nin güvenilir yer hizmetleri markası Havaş; Türkiye’de 30 havalimanında, Letonya’da Riga ve Hırvatistan’da Zagreb Havalimanı’nda hizmet sunuyor. Şirket; iştirakleri ile birlikte yılda 560 binden fazla uçuşa hizmet sağlıyor ve yaklaşık 1.3 milyon ton kargo ile 100 milyondan fazla bagaj taşıyarak yılda 160 milyonun üzerinde yolcuya hizmet sunuyor. Airport Service Association (ASA) ile IATA Ground Handling Council (IGHC) üyesi olan ve ISAGO sertifikası bulunan Havaş, İstanbul, Antalya, Ankara ve İzmir havalimanlarında antrepo hizmeti veriyor. Şirket; yer hizmetleri, kargo ve antrepo hizmetlerinin yanı sıra havalimanı ve şehir merkezi arasında yolcu taşımacılığı da gerçekleştiriyor.
Hibrit ameliyathaneler hem hasta hem doktor için daha az travma, daha küçük kesi, daha kısa süreli operasyon, daha az kan kaybı, daha az komplikasyon, daha az yatış, daha az maliyet gibi çok önemli avantajlar anlamına geliyor. Beyin, omurilik ve omurga cerrahisinde hibrit ameliyathaneler pek çok hastalık grubu ve travma cerrahisi için kullanılıyor. Anevrizma (baloncuk), Arteriovenöz malformasyon (AVM) gibi beyin veya omurilikteki damar hastalıklarının nörovasküler cerrahisi, beyin tümörü veya fonksiyonel stereotaktik cerrahi ve spinal implantasyon cerrahisi bunlardan bazıları.
O-ARM CT (0-Kollu Tomografi)
Yeni nesil görüntüleme sistemi olan mobil tomografi cihazı ile ameliyat sırasında bilgisayarlı tomografi çekilebiliyor. Bu teknoloji ile hem beyin hem de omurga-omurilik cerrahisinde 2 veya 3 boyutlu olarak ameliyat anında görüntüleme yapılabiliyor. Üstelik 360 derece açıyla üç boyutlu olarak 13 saniye gibi kısa bir sürede. Sistemin robotik pozisyonlama özelliği de var. Bu sayede cihaz ameliyathanede çok hızlı bir şekilde hasta masasına yanaştırılıp tomografi çekilebiliyor. Tek seferde görüntü aldığı için diğer standart tomografi cihazlarına göre üçte bir oranında daha az radyasyon ile aynı görüntü kalitesinde imajlar ameliyat boyunca izlenebiliyor.
En çok kullanıldığı alanlar
• Yaşlılığa bağlı omurga şekil bozukluklarında
• Omurilik kanalındaki basılarda
• Omurga tümörlerinde
• Çocukluk çağı ve gençlik dönemi omurga eğriliklerinde
• Omurganın bazı gelişimsel hastalıklarında
• Travmaya bağlı kırılma ve çıkmalarda vidalama (platin yerleştirme)
3-boyutlu tomografi görüntüsü alabilen O-Arm teknolojisiyle gerçekleştirilen omurgaya vidalama ameliyatlarında başarı oranı artarken, hata payı da sıfırlanıyor. Ayrıca O- Arm CT cihazı ile uyumlu çalışan ve tüm hedefleri ileri derecede hassasiyetle gösterebilen nöronavigasyon sistem aynı anda kullanılarak ameliyat başarı şansı daha da artırılabiliyor. 1-2 mm hassasiyetle omurilik ve sinir köklerindeki yaralanma riski neredeyse yok edilerek, daha güvenli bir ameliyat gerçekleştiriliyor. O- Arm CT sistemi sayesinde, ameliyatın son aşamasında steril şartlarda tomografi çekilerek hastanın tekrar ameliyat edilmesini gerektiren istenmeyen durumlar en aza indirilmiş oluyor. Hasta kısa sürede ayağa kalkıyor ve hızlıca taburcu oluyor.
O-Arm cihazı ile gerçekleştirilen omurga vidalama ameliyatlarını avantajlarını
• Her aşamada cerraha kritik bilgi verir, ameliyatın tekrarlanma riski azaltılmış olur.
• Hasta daha az radyasyon alır.
• Daha küçük ameliyat kesisiyle, hastaya hızlı iyileşme imkanı sağlar ve kanama azalır.
• Sistem kompleks ameliyatların taşıdığı büyük riskleri en aza indirir.
• Enfeksiyon riskinin azalmasını sağlar. Vidaya bağlı felç riski en düşük orana iner.
Nöro-Navigasyon Sistemi
Beyin içinde veya omurilik cerrahisinde gidilecek bir hedef için GPS teknolojisine benzeyen bir sistemle koordinatları hesaplıyor ve cerrahın 3-boyutlu taranmış imajları görmesini sağlıyor. “Nöronavigasyon” ile beyin cerrahisinde hedeflenen lezyona büyük bir doğruluk derecesiyle (1 mm’den düşük hassasiyetle) yaklaşılıyor. Bu da sağlıklı dokuda oluşabilecek zararı en aza indiriyor. Ameliyat öncesinde hastanın MR ve/veya CT’si çekiliyor ve navigasyon cihazına aktarılıyor. Böylece ameliyatta gerçek zamanlı navigasyonla hastanın beynindeki ve omurgasındaki çeşitli risk bölgeleri görülerek planlama yapılıyor.
Küçük ve derin yerleşimli tümör ve benzeri tüm durumlarda sadece küçük bir giriş deliği yardımıyla stereotaksik biyopsi yapılabiliyor. Yani ince bir iğne ile direkt o bölgeye milimetrik olarak ulaşılıp doku örneği alınıyor. Ve tabii alınan bu doku örneğinin patolojik incelemesi sonucunda hastanın hangi tedavi yöntemi ile tedavi edileceği belirleniyor.
Avantajları
• Hassas anatomi üzerinde kusursuz ilerleyerek kritik yapılardan uzak durur.
• Ameliyat daha minimal invazif sınırlarda yapılır (Küçük ameliyat kesisiyle ameliyat süresi kısalıyor).
• Hastanın sağlıklı anatomisini bozmayarak daha güvenli ameliyat imkanı sağlar.
Yeni Nesil Floresan Filtreli Mikroskop
Yeni nesil mikroskoplarla, özel ışık filtreleri kullanılarak, örneğin floresan ile boyanmış tümör dokusu normal sinir dokusundan kolaylıkla ayırt edilebiliyor. Dolayısıyla, nöronavigasyonla birleşen özel ameliyat mikroskobu sayesinde daha küçük bir kesi ile tümörün en az hatayla maksimum düzeyde çıkarılması sağlanıyor. Bu sistem tümör ameliyatları dışında, beyin damar hastalıklarının ameliyatlarında da kullanılıyor.
Örneğin, ameliyat sırasında hastaya damardan verilen özel madde sayesinde mikroskobun filtresi ayarlanarak, beynin damarları görülebiliyor, yani beyin damar anjiyografisi yapılabiliyor. Bu sayede ameliyat bitmeden beynin damarsal ağı izlenmiş oluyor. Bu da beyin damar bozukluklarının daha güvenli bir şekilde cerrahi yöntemle tedavi edilme şansını yükseltiyor.
Intraoperatif Nöromonitörizasyon
Beyin tümörü ve omurga ameliyatlarına bağlı olarak sinirlerde gelişebilecek hasarı (felç riskini) en aza indirmek için, ameliyat sırasında hastanın saçlı derisine, kaslar üzerine yerleştirilen elektrotlar sayesinde elektrik uyarıları verilerek beyin, omurilik, sinir kökleri ve refleks yolların monitörde sürekli izlenmesini sağlayan sistemdir. Ameliyat boyunca nöroloji uzmanı tarafından takip edilen değerlerde bir değişiklik olduğunda sistem cerrahı uyarır. Böylece hastada geri dönüşümsüz bir hasar (felç gibi) gelişmesi önlenerek yaşam kalitesinin düşmesi engellenmiş olur. Hasta kısa sürede ev ve iş hayatına geri dönebilir.
StartGate, dünyanın en büyük oyun geliştirme etkinliği Global Gam Jam’in (GGJ) bu yılki adreslerinden biri oldu. StartGate Global Game Jam’24 kapsamında bir araya gelen 16 takım, 48 saat boyunca yaratıcılıklarının sınırlarını zorladı. “Beni Güldür” GGJ global temasında ve StartGate’in, JCI iş birliğinde organize ettiği “Nitelikli Eğitim” temalı alt yarışma kategorisinde oyunlar üretildi. StartGate’in tüm iştirakleri ile her zaman gençlerin ve oyun ekosistemi paydaşlarının yanında olduğuna bir kez daha vurgu yapan StartGate CEO’su Mustafa Cihat Durmuş, “StartGate; iştirakleri, mentorleri, iş koçları, yatırım yaptığı stüdyoları ve değerli sponsorlarının iş birliğinde eğlenceli, öğretici, yaratıcı, fark ettirici ve cesaret ettiren bir 48 saate ev sahipliği yaptı” dedi.
StartGate’in de ev sahipliği yaptığı dünyanın en büyük oyun geliştirme etkinliği Global Game Jam (GGJ), bu yıl küresel çapta 22-28 Ocak 2024 tarihleri arasında düzenlendi. Oyun ekosistemine katkı sunabilecek yeteneklerin görünür olmasını sağlayan ve katılımcılarının küresel bir topluluğun üyesi olmasına aracı olan GGJ; bu yıl 102 ülkede, 796 merkezde 35 bine yakın oyun geliştiriciyi aynı anda yaratıcılığa davet etti.
14 etkinlik merkezi ile GGJ’24’ün bir parçası olan Türkiye, cesur girişimcilerin bu küresel organizasyonun bir parçası olmasına aracılık etti. İstanbul, Ankara, Balıkesir, İzmir ve Konya’dan 800’den fazla katılımcı tüm yaratıcılıklarını kullanarak 200’den fazla oyun geliştirdi.
Avrupa’nın En Büyük Dijital Oyun ve Oyun Geliştirme Merkezi StartGate; GGJ’24’ün İstanbul’daki adreslerinden biri oldu. 26-28 Ocak’ta Maslak’taki StartGate Campus’te düzenlenen ‘StartGate Global Game Jam’24’e 150’den fazla başvuru oldu. Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve farklı yaş kategorilerinden 80 davetlinin katıldığı StartGate merkezli GGJ’de 16 takım; GGJ’nin belirlediği “Beni Güldür” ana temasında yaratıcılıklarının sınırlarını zorladı. StartGate ayrıca, JCI (Genç Liderler ve Girişimciler Derneği) ile beraber Birleşmiş Milletler 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’ndan biri olan “Nitelikli Eğitim” temasıyla bir rekabet alanı daha oluşturdu. “Nitelikli Eğitim” temalı jam’de öne çıkan ve takdir edilen oyunlar, GGJ tarafından da takdir edildi.
StartGate’in; iştirakleri AcademyGate, IdeaGate, TalentUpGate ve yatırım yaptığı stüdyolar, partnerleri, mentorları, iş koçları ve sponsorlarının katkısıyla farklı etkinlikler, atölyeler ve her türlü ihtiyaç ve donanım ile desteklediği 48 saatin sonunda ortaya çıkan oyunlardan yedisi GGJ StartGate’24 jürisi tarafından “takdir ödülü”ne layık görüldü.
StartGate 7/24 yaşayan bir ekosistem
StartGate’in tüm iştirakleri ile her zaman gençlerin ve oyun ekosistemi paydaşlarının yanında olduğuna bir kez daha vurgu yapan StartGate CEO’su Mustafa Cihat Durmuş, “GGJ dünyanın en büyük oyun geliştirme etkinliği ve bu etkinliğin bir parçası olmaktan mutluluk duyduk. Global Game Jam’in, bir topluluğun parçası olma ve yetenekleri görünür kılma misyonuna paralel bir anlayışa sahip olan StartGate; iştirakleri, mentorleri, iş koçları, yatırım yaptığı stüdyoları ve değerli sponsorlarının iş birliğinde eğlenceli, öğretici, yaratıcı, fark ettirici ve cesaret ettiren bir 48 saate ev sahipliği yaptı. GGJ, felsefesi itibarıyla kaybedenin olmadığı bir organizasyon. Biz de GGJ kapsamında gerçekleştirdiğimiz etkinlikler, alt tema ve eğitimlerle bu felsefeyi daha da derinleştirdik ve herkesin birbirinden öğrendiği bir ortam hazırladık. Sürdürülebilir bağlar oluşturduk. StartGate; kampüsü, iştirak şirketleri, ulusal ve uluslararası iş birlikçileri ve 7/24 yaşayan bir girişimcilik merkezinden öte bir ekosistem. Bu tür organizasyonların bir parçası olmak, bu ekosistemi büyütmek adına attığımız bir adım” dedi.
Teknoloji devi Apple, dünya genelinde heyecan yaratan bir gelişmeyi duyurarak, CEO Tim Cook liderliğinde kendi üretken yapay zekasını (AI) kullanıcılara sunma hazırlıklarını sürdürüyor. Şirket, geleceği şekillendirecek teknolojilere odaklanmaya devam edeceğini belirten Cook’un ifadeleriyle, yapay zeka alanındaki çalışmaların detaylarını merakla bekleyen kullanıcılarına sunma aşamasına geldi.
ABD merkezli teknoloji devi, yapay zeka alanındaki yatırımlarını büyüterek, kullanıcılara özel içerik oluşturma yeteneklerine sahip bir yapay zeka modelini 2024 yılında piyasaya sunmayı planlıyor. Tim Cook, düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, şirketin bu alandaki projelere büyük bir zaman ve çaba harcadığını vurgulayarak, detayları önümüzdeki aylarda paylaşacaklarını belirtti.
Cook, yapay zeka konusundaki detaylara dair daha spesifik bilgiler vermekten kaçındı, ancak muhtemelen bu heyecan verici duyurunun, Eylül 2024’te tanıtılacak olan mobil işletim sistemi iOS 18‘in yeni bir sürümüyle birleşeceği tahmin ediliyor. Sızan bilgiler arasında yer alan bilgilere göre, iOS 18 güncellemesi, iPhone tarihindeki en kapsamlı güncelleme olacak.
Bu büyük adım, Apple’ın teknoloji dünyasındaki liderliğini pekiştirmesine yönelik önemli bir çaba olarak nitelendirilebilir. Şirketin yapay zeka yetenekleri, kullanıcılara daha kişiselleştirilmiş ve etkileşimli deneyimler sunma potansiyeli taşıyor. Bu hamle aynı zamanda, rekabetin giderek arttığı yapay zeka sektöründe Apple’ın kendine özgü bir konum edinme çabasını yansıtıyor.
Apple‘ın yapay zeka hamlesi, teknoloji dünyasında heyecan yaratırken, iOS 18 güncellemesiyle birlikte kullanıcılara sunulacak olan yeni özelliklerle birlikte şirketin inovasyon yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olabilir. Detaylar, şirketin belirttiği gibi, bu yılın sonlarına doğru merakla bekleniyor. Kullanıcılar, Apple’ın geleceği şekillendiren bu teknolojik adımını takip etmek için sabırsızlıkla bekliyor.
Sosyal medya devi Meta, yapay zeka (YZ) hizmetlerine olan talebin artmasıyla birlikte donanım bağımsızlığını sağlamak amacıyla kendi özel çiplerini kullanmaya hazırlanıyor. Şirket, yeni çipin bu yıl veri merkezlerinde kullanılmasını planlıyor.
Facebook’un sahibi olan Meta, geçen yıl duyurduğu şirket içi silikon hattının ikinci nesli olan çipiyle, Nvidia çiplerine olan bağımlılığını azaltmayı ve YZ ürünlerini rekabetçi bir şekilde piyasaya sürmeyi hedefliyor. Bu adım aynı zamanda YZ iş yüklerini çalıştırmanın artan maliyetlerini kontrol etmeye yardımcı olacak.
Dünyanın en büyük sosyal medya şirketi, Facebook, Instagram ve WhatsApp gibi uygulamalarda ve Ray-Ban akıllı gözlükleri gibi donanım cihazlarında kullanılacak olan yeni çipi, bilgi işlem kapasitesini artırmaya yönelik bir çaba olarak değerlendiriyor. Meta, kendi çiplerini tasarlayarak veri merkezlerine entegre etmesiyle yıllık enerji maliyetlerinde önemli tasarruflar ve çip satın alma maliyetlerinde milyarlarca dolarlık avantajlar elde edebilir.
Meta’nın CEO’su Mark Zuckerberg, şirketin Nvidia’dan yaklaşık 350.000 amiral gemisi “H100” işlemcisini edinmeyi planladığını belirtirken, dış alımları da sürdüreceğini vurguladı. Meta’nın toplamda 600.000 H100’e eşdeğer hesaplama kapasitesine ulaşması bekleniyor.
Yeni çip, “Artemis” adıyla anılıyor ve yapay zeka modellerini eğitmek yerine çıkarıma odaklanarak yapay zekanın karar verme sürecine odaklanıyor. Bu çipler, Nvidia H100’lerle birlikte kullanılarak daha kapsamlı bir yapay zeka altyapısı oluşturacak.
Üretken yapay zeka alanında yaşanan yükselişle birlikte Nvidia GPU’larına olan talep artarken, şirketler kendi çiplerini geliştirme yönünde adımlar atmaya devam ediyor. Meta’nın bu hamlesi, şirketin gelecekteki yapay zeka projelerine daha fazla kontrol ve verimlilik sağlama amacını taşıyor.
Apple’ın gelecekteki inovasyon hamleleri hakkında yeni detaylar gün yüzüne çıktı. Uzun süredir konuşulan katlanabilir iPad konseptinin gerçeğe dönüşebileceği belirtiliyor. Söylentilere göre, 2026’da piyasaya sürülecek olan bu yeni model, iPad Mini‘nin yerini alabilir.
Günümüzde birçok üretici katlanabilir modellere odaklanırken, Apple’ın bu pazara farklı bir yaklaşım getirmesi bekleniyor. Söylentilere göre, ilk katlanabilir iPad modeli, 7 ila 8 inç arasında değişen bir ekran boyutuna sahip olacak. Ancak, henüz resmi bir açıklama yapılmadığı için kesin özellikler net değil.
Geçtiğimiz yıl yeni iPad modellerinin tanıtılmamasının ardından, Apple’ın OLED iPad Pro ve iPad Air 6 modellerini Mart veya Nisan 2026’da tanıtabileceği belirtiliyor. Ancak, iPad Mini’nin durumu hala belirsizliğini koruyor.
The Elec‘e göre, Apple’ın katlanabilir iPad’i için Samsung ve LG ile görüşmeler devam ediyor. Ancak, cihazın tasarım detayları, ultra ince cam, kapak pencereleri ve menteşe tasarımı konusunda henüz kesinleşmiş değil.
Çıkış tarihi ve rekabet:
Katlanabilir iPad’in resmi çıkış tarihi şu an için belirsiz. Ancak, kaynaklar, lansmanın 2026 ile 2027 arasında gerçekleşebileceğini öne sürüyor. Bu yeni modelin yanı sıra, 20 inç ekranlı ve Windows Space’e benzer bir hibrit iPad/MacBook konsepti üzerinde de çalışıldığına dair söylentiler bulunuyor.
Apple’ın, sadece iPad Mini ile rekabet etmek yerine ana akım sürümleri değiştirmeyi planlayıp planlamadığı belirsizliğini koruyor.
Bu gelişmeler, teknoloji tutkunlarını heyecanlandırırken, Apple’ın katlanabilir iPad’iyle pazarda nasıl bir etki yaratacağı ise merak konusu olarak bekleniyor.
Geçen hafta Apple Vision Pro gözlüğün bir değil iki farklı türde Lightning benzeri konnektöre sahip olduğunun açığa çıkması gibi birkaç gizli ipucunu zaten öğrenildi. Ancak artık iFixit, ağırlığına neyin katkıda bulunduğu ve hangi parçaların değiştirilmesinin çok pahalı olabileceği gibi soruların yanıtlarını sunan ilk sökme videosunda çok daha fazlasını gösteriyor.
Pil kablosu ve kayış kolları için Buff Lightning konektörlerinin bağlantısını kesmek oldukça kolay ve yalnızca bir SIM çıkarma aracı gerektiriyor. Bundan sonra, sökme işlemi Apple donanımı için oldukça standart: ısı tabancası, gözetleme, her yerde vidalar, braketler ve konektörler.
iFixit tarafından videoyu tamamlayan blog, EyeSight’ın ayrıntılı bir dökümünü içeriyor; burada bunun tek bir video akışı değil, “gözlerinizin bir grup videosu” olduğu belirtiliyor. Bu, bölünen ve merceksi bir katmandan geçen “çoklu yüz görüntüleri” görüntüleyen OLED paneliyle başlar; bu, görüntüyü tüm alana sığacak şekilde genişletmek için başka bir “benzer merceksi” katmandan geçer ve ardından ikincil bir mercekten geçer. Biraz farklı iki görüntü olarak gözlerinize 3D efekti verir.
Bunların hepsi bir araya geldiğinde, birçok incelemecinin şikayet ettiği; bulanık, loş görüntü, Vision Pro gözlüğün harici ekranında gözleri görmeyi gerçekten zorlaştırıyor.
iFixit CEO’su Kyle Wiens’in bir tweet’inde Vision Pro gözlük ve ekranının dış katmanlar olmadan nasıl göründüğünü görebilirsiniz; bu katmanların kaldırılması aynı zamanda dışarıya monte edilmiş kameraları ve sensörleri de açığa çıkarır.
Video oldukça hızlı bir şekilde girip çıkıyor. Ancak daha fazlası da gelecek; iFixit, kulaklığın bir video için fazla karmaşık olduğunu söylüyor ve “bu tavşan deliğinin ne kadar derine indiğini” gösterecek daha sonraki bir videonun sözünü veriyor.
Teknoloji devi Apple, son modeli olanApple Watch Series 9 ve Apple Watch Ultra 2‘de kullanılan kandaki oksijen izleme özelliğini, sağlık teknolojisi şirketi Masimo‘nun patentini ihlal ettiği gerekçesiyle geçtiğimiz aylarda kaldırmıştı. Bu gelişme, iki şirket arasında hukuki bir çatışmayı beraberinde getirdi. Masimo CEO’su Joe Kiani, önceki açıklamasında, iki tarafın dostane bir uzlaşma sağlamak için görüşmeler yapma niyetinde olduğunu dile getirmişti.
Ancak, Apple CEO’su Tim Cook‘un son açıklamaları, Masimo ile uzlaşma yolunun şu an için mümkün görünmediğini ortaya koydu. Cook, şirketin patent haklarını savunma konusundaki kararlılığını vurgulayarak, “Masimo ile uzlaşma şu aşamada mümkün görünmüyor. Temyize odaklanarak, bu konudaki hukuki süreci sonuna kadar götüreceğiz” dedi.
Cook ayrıca, tüketicilerin yeni bir Apple Watch modeline geçiş yapmak için kandaki oksijen izleme özelliğinden bağımsız olarak bir dizi başka neden bulabileceğine inandığını ifade etti. Bu durum, Apple’ın, rekabetin sert olduğu sağlık teknolojisi pazarında pozisyonunu güçlendirmeye odaklanmasını gösteriyor.
Apple’ın ABD genelinde satışa sunduğu yeni modelleri, kandaki oksijen izleme özelliğini devre dışı bırakmış bir şekilde gönderiliyor. Ancak, şirketin Masimo ile anlaşma sağlamaması halinde önemli bir tazminat ödemesi yapması bekleniyor. Apple’ın, patent ihlali davası sürecinde yaklaşık 100 milyon dolar harcadığı iddiaları da dikkat çekiyor.
Bu gelişmeler, teknoloji dünyasında geniş bir izleyici kitlesi tarafından yakından takip ediliyor. Apple ve Masimo arasındaki hukuki mücadele, patent hakları, inovasyon ve rekabet konularında önemli bir örnek teşkil ediyor ve sektördeki diğer şirketler üzerinde de etkiler yaratabilir.
OpenAI tarafından yürütülen bir çalışmanın bulgularına göre, GPT-4 isimli yapay zeka modeli, biyolojik silahlarla ilgili görevlerde katılımcılara normal internete göre sadece küçük bir avantaj sağlıyor. Şirketin “Preparedness ekibi” tarafından gerçekleştirilen bu araştırma, yapay zekanın biyolojik silah üretimindeki potansiyel rolünü değerlendirmek amacıyla yapıldı.
OpenAI’ın bulgularına göre, ChatGPT gibi güçlü yapay zeka modellerinin, biyolojik silah üretimine yönelik çalışmalarda insanlara sadece sınırlı bir avantaj sağladığı belirlendi. Bu sonuçlar, daha önceki endişeleri yatıştırmaya yönelik olarak ortaya çıkan bir çalışma olarak değerlendirilebilir.
Araştırma, 100 katılımcıdan oluşan bir grup içeriyordu; bu grupun yarıs ıChatGPT-4’ü kullanırken diğer yarısı normal internete erişimle görevlendirildi. Katılımcılara biyolojik silah yapımıyla ilgili beş araştırma görevi verildi. ChatGPTkullanan grup, belirli görevlerde daha yüksek doğruluk puanları elde etti, ancak bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlendi.
Araştırmacılar, GPT-4 kullanan katılımcıların daha ayrıntılı cevaplar verdiğini ve bazı görevlerde uzman gruplarla benzer başarı elde ettiğini tespit etti. Ancak, “bilgi tehlikesi endişeleri” nedeniyle belirli görevlerin detayları açıklanmadı.
OpenAI, aynı zamanda hazırlık ekibinin yapay zekanın siber güvenlik tehditleri ve inançları değiştirme potansiyeli üzerinde çalıştığını da belirtiyor. Bu çalışma, yapay zekanın kullanımının getirebileceği risklere ve tehlikelere karşı bir duyarlılık yaratma amacını taşıyor.
Ancak, çalışmanın yazarları, daha kapsamlı ve dış bir araştırmaya ihtiyaç olduğunu kabul ederek, GPT-4’ün genel olarak tüm katılımcılara toplam doğrulukta istatistiksel olarak anlamlı bir avantaj sağladığını belirtiyor. Bu durum, yapay zeka teknolojisinin güvenliği ve etik kullanımı konularında daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
Microsoft’un Edge tarayıcısını popüler hale getirmek için başvurduğu birçok yöntem var. Reklamlar bir yana, popüler e-posta istemcisi Outlook gibi Microsoft uygulamaları da e-posta mesajları içindeki linkleri bir anda Microsoft Edge tarayıcısında açmaya başlayabilir. Eğer Windows’ta varsayılan tarayıcı olarak Chrome kullanıyor ve Outlook’ta tıkladığınız linklerin de Chrome tarayıcısında açılmasını istiyorsanız, aşağıdaki adımları takip etmeniz yeterli.
Outlook uygulamasını açın. Dosya menüsünden Seçenekler bölümüne gelin.
Burada, Gelişmiş üzerine tıklayın ve sağ tarafta açılacak olan panoda Outlook’tan köprüleri şurada aç seçeneğinin Microsoft Edge olduğunu göreceksiniz. Bu ayarı Varsayılan Tarayıcı olarak ayarlayın.
Tamam düğmesine basın.
Outlook’u kapatıp açtıktan sonra e-posta mesajları içindeki linklere tıkladığınızda Chrome’da açıldığını göreceksiniz.
Google’ın Bard sohbet robotu, yapay zeka görüntü oluşturma özelliğini ekleyerek ChatGPT Plus’ın aylardır sahip olduğu bir özelliği yakalıyor.
Kullanıcılar Bard’dan Google’ın Imagen 2 metinden resme modelini kullanarak fotoğraf oluşturmasını isteyebilir. Artık Google’ın Gemini Pro geniş dil modeliyle desteklenen Bard, sürekli görüntü oluşturmaya sahip olacaktı. Daha güçlü Gemini Ultra modelinin ona güç vereceği varsayılmıştı. Ancak bu model geliştirme aşamasında.
Bard görüntü konusunda destek sağlıyor
Google, Bard’ı, GPT-4’ü çalıştıran ve DALL-E 3 entegrasyonu sayesinde kullanıcıların görüntü oluşturmasına olanak tanıyan OpenAI ChatGPT Plus’a layık bir rakip olarak konumlandırıyor. Her iki sohbet robotu da iyi performans gösteriyor. Ancak Bard’ın metinden resme özelliklerinin eksikliği, ChatGPT Plus’a biraz avantaj sağladı. Ücretli aboneliğe dayanan ChatGPT Plus’ın aksine, insanlar güncellenmiş Bard’ı Imagen 2 ile ücretsiz olarak kullanabiliyor. Yapay zeka görüntü üretimi, yakın zamanda Taylor Swift’in müstehcen sahte fotoğraflarının X’i sular altında bırakmasının ardından ateş altında kaldı. İnsanların bu görüntüleri oluşturmak için hangi platformları kullandığı henüz bilinmezken, teknoloji şirketleri görüntü oluşturma platformlarını kilitlemeye başladı.
Google, Bard’ın görsel yeteneğinin “sorumluluk göz önünde bulundurularak tasarlandığını” söyledi. Şirketin filigranlama özelliği, fotoğrafların piksellerine işlenecek ve görüntülerin yapay zeka tarafından oluşturulduğunun belirtilmesine yardımcı olacak. Google ayrıca tanınmış kişilerin görsellerinin üretilmesini önlemek ve şiddet içeren, saldırgan veya müstehcen içerikleri sınırlamak için teknik ve güvenlik önlemleri aldığını da belirtti.
Görsel üretimi Bard ile sınırlı kalmayacak. Google, ImageFX adlı Imagen 2 tarafından desteklenen yeni bir deneysel fotoğraf aracını yayınladı. ImageFX, kullanıcıların basit metin istemleriyle görseller oluşturmasına olanak tanıyor. Böylece insanlar üretken yapay zeka ile denemeler yapabiliyor ve geri bildirimler doğrudan Google mühendislerine iletiliyor. Bard’da olduğu gibi, ImageFX aracılığıyla oluşturulan tüm fotoğraflar SynthID tarafından işaretlenecek ve Google’ın yapay zeka ilkelerine ve teknik güvenlik önlemlerine uyacak. Google’ın geçen yıl kullanıma sunulan diğer yapay zeka oluşturma araçları MusicFX ve TextFX’e katılıyor ve Google Laboratuvarlarında test edilmeye hazır.
Bard bugün ayrıca birkaç genişletme daha alıyor. Görüntü oluşturma şimdilik yalnızca İngilizce olsa da chatbot 230’dan fazla ülkede 40’tan fazla dile yayıldı. Önceki sürüm yalnızca İngilizce olarak çalışıyordu ve 170 ülkede mevcuttu. Desteklediği dillerden bazıları Arapça, Bengalce, Tamilce ve Urduca.
Samsung’un merakla beklenen yeni amiral gemisi Galaxy S24, bazı kullanıcılar arasında karşılaşılan Android Auto sorunları ile gündemde. Özellikle SEAT, Skoda ve Volkswagen markalarına ait araçlarda yaşanan Android Auto ekran yansıtma sorunları, kullanıcıların dikkatini çekiyor. Samsung, bu sorunun kaynağını araştırdı ve yaşanan sıkıntıların Galaxy S24 serisinden veya Google’ın yazılımından kaynaklanmadığını belirtti. Peki, sorun nereden kaynaklanıyor?
Samsung’un yaptığı açıklamaya göre, SEAT, Skoda ve Volkswagen markalarına ait bazı araçlarda Android Auto ekranını bilgi-eğlence ünitesine yansıtmada sorunlar yaşanıyor. Bu sorunun çözümü için Samsung, özel bir destek sayfası oluşturdu ve kullanıcılara çeşitli çözüm önerileri sunuyor.
Öne çıkan çözüm önerileri:
Farklı USB Kablolarını Deneyin: Samsung, kullanıcılara farklı USB kablolarını kullanmayı denemelerini öneriyor. Sorunun bazen kablo bağlantısıyla ilgili olabileceği belirtiliyor.
Bilgi-Eğlence Ünitesini Kontrol Edin: Aracın bilgi-eğlence ünitesinde, Android Auto’nun başlamasını engelleyen herhangi bir ayarı kontrol etmek önemli. Bu, donanımsal bir uyumsuzluk veya yapılandırma sorununu tespit etmede yardımcı olabilir.
Android Auto Uygulamasını Güncelleyin: Samsung, kullanıcılara telefonlarındaki Android Auto uygulamasını en son sürüme güncellemelerini öneriyor. Yazılım güncellemeleri, sorunların çözülmesine yardımcı olabilir.
Ancak, bu çözüm önerileri sorunu çözmüyorsa, kullanıcılar Volkswagen, Skoda veya SEAT müşteri merkezi veya servis merkezi ile iletişime geçmeleri gerektiği konusunda uyarılıyor. Bu üreticilerin, etkilenen araçlar için özel yazılım güncellemeleri üzerinde çalıştıkları da belirtiliyor.
Kullanıcılar, bu önerileri deneyerek Android Auto sorunlarını çözebilecekleri gibi, üreticilerin sunduğu güncellemelerle de sorunlarını giderme şansına sahipler. Samsung’un aktif olarak sorunun çözümü için çaba sarf etmesi, kullanıcıların memnuniyetini sağlamak adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Sorunun en kısa sürede çözülmesi ve kullanıcıların kesintisiz bir Android Auto deneyimine sahip olmaları, beklentileri yükseltiyor.
Apple, dünyanın ‘Made in Cupertino’ GenAI’sini ne zaman göreceğini merak eden yatırımcılar için bilgi paylaştı. CEO Tim Cook’a göre, Apple’ın bu heyecan verici yapay zeka alanında ne üzerinde çalıştığını “bu yılın sonlarında” açıklamasını bekleyebiliriz.
Apple’ın CEO’su bir kazanç açıklamasında, Apple’ın Vision Pro VR /AR başlığını destekleyen teknolojiler gibi “çığır açan inovasyonların” yanı sıra yapay zekaya da devam eden yatırımını vurguladı Cook: “Harcamaya devam ediyoruz. Muazzam miktarda zaman ve çaba harcadık ve bu yılın sonlarında bu alanda devam eden çalışmalarımızın ayrıntılarını paylaşmaktan heyecan duyuyoruz” dedi.
Apple üretken yapay zeka için yıl sonunu hedef gösterdi
Cupertino’nun yapay zeka çabalarındaki perdeyi tam olarak ne zaman geri çekeceğine dair artık bir yönlendirme yoktu. Ancak yıllık geliştirici sohbeti WWDC, genellikle Haziran ayında gerçekleşiyor ve buradaki büyük açıklamalar için mutlaka izlenecek bir tarih olacak. Çağrıya katılan analistler: “Yapay Zeka ile ilgili yaklaşan olası duyuruları” merak ediyorlardı. 2024’ün ilk çeyreği sonuç görüşmesinin Soru-Cevap bölümünde Cook, Vision Pro’nun “kurumsal fırsatlar” konusundaki heyecanını bir kenara bırakarak beklenti ateşini biraz daha artırdı.
Cook: “Odak noktanız olduğunu tahmin ettiğim üretken yapay zeka açısından, daha önce de belirttiğim gibi şirket içinde devam eden pek çok işimiz var. Bizim MO’muz her zaman önce iş yapmak, sonra iş hakkında konuşmak ve önümüze çıkmamaktı. Ve bu yüzden bunu da buna tutacağız. Ancak inanılmaz derecede heyecan duyduğumuz ve bu yılın ilerleyen dönemlerinde konuşacağımız bazı şeylerimiz var” dedi.
Apple’ın üst düzey liderlik ekibine, diğer teknoloji firmaları tarafından yapılan bazı bahislerin ölçeği göz önüne alındığında, yapay zekaya yaptığı yatırımların düzeyi de soruldu. Finans şefi Luca Maestri bu soruya kısaca ve olumlu bir yanıt verdi. Ancak harcama düzeyine ilişkin herhangi bir rakam koymadan açıkladı. Maestri: “Her zaman bu işe asla gereğinden az yatırım yapmayacağımızı söyledik. Dolayısıyla ürün geliştirmemiz, yazılım geliştirme hizmetlerimizin geliştirilmesi boyunca gerekli olan tüm yatırımları yapıyoruz. Dolayısıyla işin her alanına, uygun düzeyde yatırım yapmaya devam edeceğiz ve yılın geri kalanında bizi neyin beklediği konusunda çok heyecanlıyız” dedi.
Mahkeme kayıtlarına göre, üç kişi, Kasım 2022′de aynı gün, iflasa mahkum kripto para borsasının iflas koruması için başvurduğu FTX’in 400 milyon dolarlık hacklemesini de içeren bir kimlik hırsızlığı komplosuyla suçlandı.
Kriptoyu FTX’in sanal cüzdanlarından çeken SIM kart takas grubunun elebaşı olduğu iddia edilen 26 yaşındaki Robert Powell’ın, Chicago federal mahkemesinde yapılan gözaltı duruşmasının ardından 10.000 dolarlık kefalet karşılığında serbest bırakılmasına karar verildi. Powell’ın avukatı Gal Pissetzky yorum yapmaktan kaçındı.
FTX saldırısı hakkında üç sanık gündemde
Illinois sakini ve diğer iki sanık, 24 yaşındaki Carter Rohn ve 23 yaşındaki Emily Hernandez, Mart ayından itibaren yürütülen bir program kapsamında elektronik dolandırıcılık yapmak için komplo kurmak ve ağırlaştırılmış kimlik hırsızlığı yapmak ve cihaza erişim sahtekarlığı yapmak için komplo kurmakla suçlanıyor. 2021′den geçen Nisan’a kadar ve 15′ten fazla eyaletteki cep telefonu perakende mağazalarına seyahat eden komplocuları içeriyordu.
Üçü de geçen hafta kendi eyaletlerinde tutuklandı. Washington DC’deki ABD Bölge Mahkemesinde hazırlanan iddianamede, üçlünün 50′den fazla mağdurun kişisel kimlik bilgilerini paylaştığı, kurbanların adına sahte kimlik belgeleri oluşturduğu, bu belgeleri taklit ettiği ve ardından kurbanlarının ”çevrimiçi, finansal ve sosyal” bilgilerine erişim sağladığı belirtiliyor.
İddianamede, bu planın telefon şirketlerini kandırarak cep telefonu abonelerinin Abone Kimlik Modülünü, komplo üyeleri tarafından kontrol edilen bir cep telefonuyla değiştirmeye dayandığı belirtildi. Bu da komplocuların kurbanların hesaplarındaki çok faktörlü kimlik doğrulama korumasını aşmalarına ve bu hesaplardaki paraya erişmelerine olanak tanıdı. Indianapolis’te yaşayan Rohn’un tutuklanmasının ardından kefaletsiz tutulmasına karar verildi. Tutukluluk duruşması daha sonra Washington’da yapılacak.
Fountain, Colorado’da yaşayan Hernandez, geçen hafta 10.000 dolarlık kefalet karşılığında serbest bırakıldı. Davayı yürüten Washington’daki ABD Başsavcılığı’nın sözcüsü yorum yapmayı reddetti. İddianame, FTX’i komplonun ana kurbanı olarak isim olarak tanımlamıyor. Ancak suçlama belgesinde açıklanan hack’in ayrıntıları, saldırı sırasında çökmekte olan FTX’ten yapılan hırsızlıkla ilgili kamuya açık olarak bilinen ayrıntılarla örtüşüyor.
Davayı bilen bir kaynak, iddianamede adı geçen mağdurun FTX olduğunu doğruladı. Eski FTX Şefi Sam Bankman-Fried, Kasım 2023′te müşterilerden 10 milyar dolar veya daha fazlasını çalmakla ilgili komplo ve elektronik dolandırıcılık suçlamalarından mahkum edildi.
Google Haritalar, büyük dil modellerinin (LLM) kullanımı yoluyla kullanıcıların harika yerler bulmasına yardımcı olmayı vaat ediyor. Bu özellik, restoran veya alışveriş önerilerine ilişkin sorguları yanıtlayacak. Örneğin, Yüksek Lisans Diplomasını kullanarak Haritalar’ın 250 milyondan fazla yer hakkındaki ayrıntılı bilgilerini ve 300 milyondan fazla katılımcıdan oluşan topluluğumuzun güvenilir içgörülerini analiz ederek nereye gidileceğine dair hızlı bir şekilde önerilerde bulunabilecek.
Google Haritalar yer keşfi iyileşecek
Google, özelliğin ilk olarak ABD’de kullanıma sunulacağını söylüyor ancak diğer ülkelerin de ne zaman kullanıma sunulacağına dair henüz bir bilgi yok. Şirket yıllardır amiral gemisi navigasyon ürününü sadece yol tarifi almak için bir yer olmaktan ziyade, yeni yerler keşfetmeye yönelik bir arama aracına daha çok benzeyen bir şeye dönüştürmek için çalışıyor. Bu nedenle Google için yapay zeka kaslarını esnetmesi doğal diyebiliriz. Bu geçişi hızlandırmak için uzmanlık üreten yapay zekayı kullanmak mantıklı bir sonraki adım gibi görünüyor.
Google’ın üretken yapay zeka arama özelliğinin kullanımıyla ilgili sağladığı örnekler oldukça Google’a özgü. Diyelim ki San Francisco’yu ziyaret ediyorsunuz ve benzersiz vintage buluntular için birkaç saatlik tasarruf planı yapmak istiyorsunuz. Haritalar’a “SF’de vintage havası olan yerler” gibi ne aradığınızı sormanız yeterli. Yapay zeka modellerimiz, size güvenilir öneriler sunmak için Haritalar’ın yakındaki işletmeler ve yerler hakkındaki zengin bilgilerinin yanı sıra Haritalar topluluğunun fotoğrafları, derecelendirmeleri ve incelemelerini de analiz edecek.
Google , üretken yapay zekanın dikkatli bir şekilde kullanılmasını sağlamak için şirketin Yerel Rehberler topluluğuyla işbirliği içinde çalışarak bu ilk entegrasyonla küçükten başladığını söylüyor. Bu, başlangıçta Google Haritalar’daki üretken yapay zeka özelliğine yalnızca bu katkıda bulunanların erişebileceği anlamına geliyor. Şirket daha sonraki bir tarihte bunu diğer kullanıcılara açacak. En az 2019’dan beri ortalıkta olan Yerel Rehberler, “yorum yazan, fotoğraf paylaşan, soruları yanıtlayan, yer ekleyen veya düzenleyen ve Google Haritalar’daki gerçekleri kontrol eden kaşiflerden oluşan küresel bir topluluk” olarak tanımlanıyor.
Bunun, örneğin normal Google Haritalar arama çubuğunda “vintage mağaza SF” aramasından ne kadar farklı olacağı belli değil.