Honor telefonlara deprem uyarı özelliği geliyor

0

Honor, son duyurusuyla Çin’deki akıllı telefon kullanıcılarını deprem uyarı özelliğiyle güvence altına alıyor. Yeni özellik, kullanıcılara deprem anlarında anında bilgi sağlayarak güvenliklerini artırıyor. Honor’un deprem uyarı işlevi, depremin tahmini şiddetine bağlı olarak farklı seviyelerde uyarılar sunuyor.

Bu yeni özellik sayesinde, depremin tahmini şiddeti 2.0 veya daha düşükse, kullanıcılar bir bildirim alacaklar. Ancak tahmini şiddet 2.0 üzerinde ise, kullanıcılar farklı renklere sahip tam ekran bir açılır pencere ile karşılaşacaklar. Örneğin, kırmızı renk, 5 veya daha büyük bir büyüklüğe sahip güçlü depremleri temsil edecek. Turuncu renk, büyüklüğü 3 ila 5 arasında olan orta şiddetli depremleri gösterecekken, sarı renk ise 2 ila 3 büyüklüğündeki zayıf depremleri simgeleyecek. Açılır pencere rengi, kullanıcıların hızla depremin şiddetini değerlendirmesine ve gerekli tedbirleri almasına yardımcı olacacak.

Honor ayrıca, bir deprem kesme dalgası tespit edildiğinde, kullanıcılara acil durum sığınakları, acil durum kişileri ve kişisel acil durum bilgilerine hızlı erişim sağlayan bir kısayol sunacak. Bu özellik, kullanıcıların anında güvende olmalarını sağlamayı amaçlıyor.

Honor akıllı telefonlarında deprem uyarısı özelliğini etkinleştirmek için:

  1. Ayarlar > Güvenlik > Acil Durum Uyarı Bildirimi’ne gidin.
  2. Deprem Uyarısı seçeneğini açın.
  3. Cihaz, işlevi test etmek için bir alarm sesi çalacak.
  4. Alarm sesini duyduktan sonra Kabul Et seçeneğine tıklayarak işlemi tamamlayın.Bu

adımları takip ederek deprem uyarısı özelliğini kolayca etkinleştirebilirsiniz.deprem uyarı özelliği şu an Çin’deki akıllı telefonlarında kullanılabilir. halde diğer ülkelerde ise kullanıma ne zaman acılacağı belirsiz.

Honor telefonlarına deprem uyarı özelliği hakkında siz ne düşünüyorsunuz? yorular kısmında belirtebilirsiniz.

iPhone 14 kullanıcıları hızlı pil bozulmasından şikayetçi!

0

Apple’ın iPhone 14 serisini piyasaya sürmesinin üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen, iPhone 14 ve iPhone 14 Pro kullanıcıları cihazlarının pilinin hızla bozulması sorunundan şikayetçi olmaya başladı. Pil yıpranması genel olarak yaygın bir sorun olsa da, iPhone 14 kullanıcıları arasında bu durumun daha da belirgin hale geldiği görülüyor.

Bazı iPhone 14 sahipleri, sadece 10-11 aylık kullanımın ardından cihazlarının maksimum pil kapasitesinin %90’ların altına düştüğünü bildiriyor. Hatta bazı kullanıcılar için bu değer %87 gibi düşük seviyelere kadar inmiş durumda. Bu hızlı pil yıpranmasının nedenleri üzerine uzmanlar çeşitli spekülasyonlarda bulunuyor.

Uzmanlar, pil sağlığındaki keskin düşüşün arkasında yaz aylarında bazı bölgelerde yaşanan anormal yüksek sıcaklıkların veya kullanılan pillerin kalitesiz olabileceği ihtimalini değerlendiriyor. Ancak Apple henüz kullanıcıların şikayetleri konusunda herhangi bir açıklama yapmış değil.

Lityum iyon piller zaman içinde kimyasal olarak yaşlandıkça daha az enerji depolama kapasitesine sahip olurlar. Bu da cihazın daha hızlı bir şekilde şarjının tükenmesine yol açar. iPhone kullanıcılarına göre, pil kapasitesi %80’in altına düştüğünde pilin değiştirilmesi gerektiği hatırlatılıyor. Görünüşe göre, birçok iPhone 14 kullanıcısı yakın gelecekte bu tür bir bildirim alabilir.

Apple’ın konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmamış olması, kullanıcıların endişelerini artıran bir unsur olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, gelecekte benzer sorunların önlenmesi ve çözümü için Apple’ın cihaz tasarımı ve bileşen kalitesi konularına daha fazla odaklanması gerektiğini öneriyorlar.

iPhone 14 pil bozulması hakkında siz ne düşüyorsunuz? yorumlar kısmında belirtebilirsiniz.

Perseid meteor yağmuru 2023 Türkiye’den nasıl izlenecek? Hangi uygulamayı indirmelisiniz?

Son günlerde insanların en çok konuştuğu ve en ilgisini çeken konu 12 ve 13 Ağustos gecesi gerçekleşecek olan muhteşem Perseid Meteor Yağmuru. Uzmanlar meteor yağmurunun Türkiye’nin hemen her yerinde görülebileceğini açıkladı. Perseid meteor yağmuru 2023 nasıl izlenir?

Perseid meteor yağmurunu nasıl izlenebilir?

Uzmanlar bu gece saat 23:00’den itibaren Perseid meteor yağmurunun tüm Türkiye’den çıplak gözle izleyebileceğini açıkladı. Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus meteor yağmurunu net bir şekilde izleyebilmek için mümkün olduğunca karanlık ve hatta yüksek bir yerde bulunmaya dikkat edilmeli.

Meteor yağmurları yılda ancak 8 kez gerçekleşiyor ve Perseid bunların içinde en önemlilerinden biri. Saatte 80 ile 100 adet arasında meteor saniyede 59 km hızla atmosferimize girecek. Fakat bunun güvenlik açısından endişelenmemizi gerektiren bir yanı yok.

Çukurova Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi (UZAYMER) Müdürü Prof. Dr. Aysun Akyüz İhlas Haber Ajansı’na Perseid meteor yağmuru hakkında yaptığı açıklamada “Bizlerde yarın akşam 23.00 ve gece 02.00 arasında burada bu meteor yağmurunu izleyeceğiz. Ayrıca Jüpiter ve Satürn de görüş alanımızda olacak. Onları da teleskop yardımıyla görmeyi umuyoruz” dedi.

Perseid meteor yağmuru 2023 izlerken hangi uygulamalar kullanılabilir?

Perseid çıplak gözle izlenebilecek, bunun için herhangi bir uygulama indirmeye gerek yok fakat gözlem için uygun bir alana gittiğinizde indirebileceğiniz işlevsel bir uygulama gökyüzünde gerçekleşen çeşitli olayları doğru algılayabilmenizi ve gökyüzünü bir harita gibi okuyabilmenize yardımcı olur.

Bu konuda size SkyView gibi uygulamaların ücretsiz sürümlere bile oldukça yardımcı olacak. Google Play Store ve App Store üzerinden yüksek puanlı bir uygulama belirleyerek gökyüzündeki takımyıldızları, gerçekleşen hava olaylarını ve daha bir çok şeyi canlı bir şekilde okuyabilir ve gözlemleyebilirsiniz.

Rusya’nın Ay yolculuğu başladı!

Mürettebatsız uzay aracı, Rusya’nın Amur Oblastı’ndaki Vostochny Uzay Üssü’nden havalandı. Luna 25, Cuma günü yerel saatle sabah 8:10’da veya 19:10’da uçmaya başladı.

Reuters’e göre, Luna 25’in roket aşamalarından birinin oraya düşme şansı “milyonda bir” olduğu için bir Rus köyünün sakinleri Cuma sabahı geçici olarak tahliye edildi.

Uzay aracının bir Ay yörüngesine geçmeden ve nihayetinde Ay’ın yüzeyine inmeden önce Dünya’nın etrafında bir yörüngeye girmesi bekleniyor. Rusya’nın son ay iniş aracı Luna 24, 18 Ağustos 1976’da aya indi.

Reuters’e göre, Temmuz ortasında başlatılan Luna 25 ve Hindistan’ın Chandrayaan-3 misyonunun 23 Ağustos’ta Ay’ın güney kutbuna inmesi bekleniyor ve Reuters’e göre, hangi ülkenin ilk ineceğini görmek için adeta bir yarış ortamı var.

Luna 25’in görevi ne olacak?

Luna-Glob-Lander olarak da adlandırılan Luna 25, ayın kutupsal toprağının bileşimini ve çok ince Ay ekzosferinde veya Ay’ın yetersiz atmosferinde bulunan plazma ve tozu bir yıl boyunca inceleyecek.

NASA’ya göre, dört ayaklı iniş aracı, iniş roketleri, itici tanklar, güneş panelleri, bilgisayarlar ve Ay örneklerini toplamak için bir kepçe ile donatılmış robotik bir kolun yanı sıra örnekleri ve ekzosferi incelemek için bir dizi enstrüman içeriyor.

Başlangıçta, Roscosmos ve Avrupa Uzay Ajansı Luna 25’in yanı sıra Luna 26, Luna 27 ve ExoMars gezgininde ortak olmayı planladı.

Luna 24

Ancak bu ortaklık, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Nisan 2022’de sona erdi ve ESA Konseyi “Rusya ile işbirliği faaliyetlerini durdurmak” için harekete geçti.

NASA Yöneticisi Bill Nelson Salı günü düzenlediği basın toplantısında, ”Bazıları belki de diğer ülkelerden, yakın gelecekte güney kutbuna inecek birkaç uzay aracı göreceğiz.” dedi. “Ay’a yenilenen bir ilgi var ve tabii ki orada çünkü suyun potansiyeli var. Mars’a gidip güvenli bir şekilde geri dönebilmemiz için uzun süre derin bir uzay ortamında yaşamayı öğrenmek için geri dönüyoruz.”

Yaklaşan Luna 25 lansmanı hakkında soru sorulduğunda Nelson, NASA’nın 1975’ten bu yana Sovyet dönemine kadar uzanan Rus mevkidaşı ile işbirliğine sahip olduğunu belirtti.

X, reklamlardan para kazanmayı kolaylaştırıyor

0

Elon Musk’ın sahibi olduğu popüler sosyal medya platformu Twitter, gelir paylaşım sisteminde önemli bir adım atmış durumda. Platformun yeni adıyla “X” olarak anılan Twitter, içerik üreticilerinin gelir elde etmelerini sağlayan yeni bir ödeme modelini başlatmış bulunuyor.

Geçtiğimiz ay X, içerik üreticileri ile reklam geliri paylaşımını içeren bir gelir paylaşım sistemi duyurarak büyük ilgi çekmişti. Şirket, içerik üreticilerinin gönderilerine verilen yanıtlardan başlayarak reklam gelirlerinden pay alabileceklerini ifade etti. Bu adım, insanların Twitter üzerinden gelir elde etmelerine yardımcı olma hedeflerinin bir parçasını oluşturuyor. İçerik üreticiler ile reklam geliri paylaşımı altyapısı, Stripe ödeme sistemi üzerinden desteklendiği tüm ülkelerde geçerli olacak.

X (Twitter), son zamanlarda yapılan güncellemeler ile birlikte birçok kişiye resmi olarak ödeme göndermeye başlamış durumda. Artık Türkiye’deki içerik üreticileri de ödemelerini almaya başlayarak bu özellikten yararlanabiliyor. Daha önce 15 milyon gösterim gerekliliği olan ödeme sistemindeki asgari gösterim sayısı bugün itibarıyla 5 milyona düşürüldü. Minimum ödeme eşiği ise 50 dolardan 10 dolara çekildi.

Reklam geliri paylaşımına katılmak isteyen kullanıcıların X Premium (Twitter Blue) abonesi olmaları gerekmekte. Ayrıca, en az 500 takipçiye sahip olma şartı da bulunmaktadır. Türkiye’de de uygulanan bu özellik için ödemeler sadece “Stripe” servisi üzerinden gerçekleştiriliyor. Ancak, Türkiye’de resmi olarak bulunmayan Stripe servisinin yerine getirilmesi gereken bazı aracı şirketler ve yöntemler olduğuna dikkat edilmesi gerekiyor.

X’in CEO’su Linda Yaccarino, reklam geliri paylaşımı sistemi hakkında “İçerik üreticileri için kesinlikle oyunu değiştirecek bir yenilik.” açıklamasını yaparken, X’den gelen resmi açıklamada da, “X, içerik üreticileri için en iyi kazanç sağlama platformu olmayı hedefliyor ve bu yeni özellik, bu hedefe bir adım daha yaklaşmamızı sağlıyor.” ifadelerine yer verildi.

Sonuç olarak, X (Twitter) tarafından hayata geçirilen bu yeni gelir paylaşım sistemi, içerik üreticilerine daha fazla kazanç elde etme imkanı sunarak platformun daha aktif bir şekilde kullanılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu adım, dijital içerik üreticileri için önemli bir fırsat sunarken, Twitter’ın gelecekteki büyümesini de şekillendirebilir.

Twitter’ın (X) geliri paylaşım modeli hakkında siz ne düşüyorsunuz? yorumlar kısmında bilirtebilirsiniz.

ChatMini: Dünya’nın ilk ChatGPT destekli akıllı hoparlörü

0

Danimarkalı tüketici elektroniği üreticisi Vifa, teknoloji dünyasına yenilikçi ve ilgi çekici bir ürünle adım atıyor. Şirket, akıllı hoparlör yelpazesini genişleterek, son dönemlerin en dikkat çekici teknolojilerinden biri olan yapay zeka ile güçlendirilmiş bir hoparlörü piyasaya sunmaya hazırlanıyor. ChatMini adı verilen bu akıllı hoparlör, dünyanın ilk ChatGPT desteğine sahip akıllı hoparlörü olarak karşımıza çıkıyor.

ChatMini’nin en önemli özelliklerinden biri, içerisinde barındırdığı ChatGPT ve Baidu’nun sohbet robotu Wenxin Yiyan’ın gücünü bir araya getirmesi. Bu sayede cihaz, kullanıcılarla etkileşim kurarken daha akıllı ve gerçekçi yanıtlar sunabilecek. Kullanıcılar, ChatMini aracılığıyla cihaza daha karmaşık görevler verebilecekler. Örneğin, hoparlörden şiirler, makaleler veya metinler yazması istenebilecek. Aynı zamanda kullanıcılar, merak ettikleri sorulara anında yanıtlar alabilecekler.

ChatMini’nin sağladığı sohbet robotu desteği, sadece bilgi vermekle kalmayacak, aynı zamanda duygusal bir deneyim sunmayı amaçlayacak. Kullanıcının duygusal durumuna göre tavsiyelerde bulunabilme yeteneği, cihazı sadece bir teknolojik araç olmanın ötesine taşıyacak. Örneğin, kullanıcılar stresli bir günün ardından sakinleşmek veya moral bulmak için ChatMini ile sohbet edebilecekler.

Vifa’nın bu inovasyonu, akıllı hoparlörlerin geleneksel işlevlerinin ötesine geçtiğini gösteriyor. Artık hoparlörler, yalnızca müzik çalmak veya hava durumunu söylemek gibi sınırlı görevlerle sınırlı kalmıyor. ChatMini gibi ürünler, yapay zeka ve sohbet robotlarıyla gerçek bir insan-makine etkileşimi sunarak, kullanıcıların daha kişisel ve anlamlı bir deneyim yaşamalarına yardımcı oluyor.

Bu heyecan verici teknolojiye sahip olmanın maliyeti ABD icin oldukça makul. ChatMini’nin belirlenen fiyat etiketi 259 dolar olarak açıklandı. Ancak, şu an için cihazın diğer ülkelerde piyasaya sürülüp sürülmeyeceği henüz net değil.

Samsung çiplerden daha yüksek performans almayı hedefliyor!

Yeni nesil çipler için arka taraf güç dağıtım ağı (BSPDN), gelecekteki proses teknolojisinin iyi bilinen ve yaygın olarak tartışılan bir avantajı. Intel ve TSMC bir süredir BSPDN hakkında konuşurken, Samsung yakın zamanda arka taraf güç dağıtımı deneyleri hakkındaki ayrıntıları paylaştı. Görünüşe göre şirket bu yenilikten ciddi kazanımlar elde etmeyi hedefliyor.

Samsung Electronics, Haziran ayı sonlarında VLSI Sempozyumu’nda sunulan bir makalede, bir arka taraf güç dağıtım ağı uygulamasının, geleneksel ön taraf PDN’ye kıyasla açıklanmayan bir işlemci alanında %14,8’lik bir azalmaya neden olduğunu bildirdi. Bu arada, makale özellikle sırasıyla %10,6 ve %19’luk alan düşüşleri gözlemledikleri iki Kol devresini vurguladı. %10 ila %19 kalıp alanı azaltma, birinin %10 ila %19 daha fazla transistör paketlemesini ve performans kazanmasını veya belirli bir çipin maliyetlerini azaltmasını sağladığı için büyük bir avantaj.

Samsung’un makalesinde bahsettiği bir diğer şey de kablolama uzunluğunda %9,2’lik bir azalma. Arka taraf güç rayı tipik olarak daha düşük dirence sahip daha kalın tellere izin veriyor ve bu nedenle daha yüksek performans için daha yüksek akımları çalıştırabilir. Kablolama uzunluğunun daha da azaltılması, ek performans avantajları da getirebilir.

Samsung’un ortaya çıkardığı arka taraf güç dağıtımının kolaylaştırdığı ek avantajlar, %3,6 Fmax iyileştirmesi, standart blok alanında %2,4 azalma ve %1,6 standart blok performansı iyileştirmesi sağlayan tasarım teknolojisi co-optimizasyon düğmeleri.

Bu yılın başlarında Intel, 20A (2nm sınıfı) üretim teknolojisi ve sonrasında kullanılacak PowerVia arka taraf güç dağıtım ağını detaylandırdı. Arka taraf güç rayı kullanmanın faydaları yaygın olarak kabul ediliyor ve Samsung’un bulguları da teoriyi kanıtlıyor. Güç kabloları, güç raylarını arkaya kaydırarak ve G/Ç kablolarından izole ederek daha önemli hale getirilebilir. Bu kalınlaşma, son üretim aşamalarındaki dirençleri azaltarak performansı artırıyor ve enerji kullanımını azaltıyor. Ek olarak, bu ayrım, maliyet tasarrufu sağlayan azaltılmış bir mantık alanına yol açıyor.

Samsung, BS PDN’sini ne zaman ve hangi düğümle uygulamayı planladığını açıklamadı. Şirket şu anda 2. Nesil 3nm sınıfı kapı çok yönlü transistör tabanlı SF3 imalat teknolojisini parlatıyor ve 2024’te seri üretim için kullanmayı hedefliyor. Şirketin ayrıca 2025’te SF3P ve 2nm sınıfı SF2’si var. Samsung’un gelecek yıl SF3 için bir arka güç rayı kullanması pek olası olmasa da, şirket BS PDN’sini 2025’te SF3P veya SF2’de uygulamayı düşünebilir.

NASA, lazer iletişimini test etmeye hazırlanıyor!

ABD uzay ajansı NASA, yakında uzaya; mevcut son teknoloji radyo sistemlerinin hızının 10 ila 100 katı olan potansiyel veri iletim hızlarını göstermesi beklenen yeni, deneysel bir lazer iletişim teknolojisi gönderecek. Cihaz, 5 Ekim 2023’ten önce fırlatılması planlanan Psyche uzay aracına kuruldu.

Psyche aynı adı taşıyan metal bakımından zengin asteroitlere doğru ilerlerken, NASA uzayda lazer tabanlı dijital iletişimin fizibilitesini inceleyecek. Ajans, Derin Uzay Optik İletişimi (DSOC) projesinin, mevcut radyo frekansı sistemlerinin kapasitesinin “çok ötesinde” aktarım hızlarına ulaşan veri iletimini büyük ölçüde hızlandırmak için lazerlerin nasıl kullanılabileceğini test etmek için tasarlandığını söylüyor.

DSOC, radyo dalgası cihazlarından daha fazla bilgi gönderip alabilen yakın kızılötesi lazer alıcı-verici kullanıyor. DSOC’nin NASA’nın Jet Tahrik Laboratuvarı’ndaki proje teknoloji uzmanı Abi Biswas’a göre, yeni alıcı-vericibugün uzay iletişimleri için kullanılan son teknoloji radyo sistemlerinin “veri dönüş kapasitesinin” 10 ila 100 katı iletim hızlarını göstermek için tasarlandı. Biswas, Dünya’ya yakın yörünge ve Ay yörüngesindeki uydular için yüksek bant genişlikli lazer iletişiminin zaten kanıtlandığını, ancak uzayın tamamen farklı bir konu olduğunu söylüyor.

DSOC deneyi, 22 cm’lik bir diyafram teleskopuna bağlı bir “foton sayma” kamerası da dahil olmak üzere çeşitli bileşenlerle donatıldı. Alıcı-verici, Kaliforniya’daki JPL’nin Table Mountain Tesisindeki Optik İletişim Teleskop Laboratuvarı tarafından gönderilen yüksek güçlü, yakın kızılötesi bir lazer yukarı bağlantıya özerk bir şekilde “kilitlenmiştir”. Bu lazer sinyali DSOC’ye komut göndermek için kullanılacak.

Komutlarını aldıktan sonra, Psyche’deki alıcı-verici, “yüksek hızlı verileri” Dünya’ya geri iletmek için yakın kızılötesi lazerini kullanarak Caltech’in Palomar Gözlemevi’ndeki 5.1 m’lik Hale Teleskobu’nu bulacak. Son teknoloji ürünü bir titreşim sönümleyici, veri iletim aşamasında alıcı-vericinin bozulmayacağından emin olacak.

JPL’de DSOC proje yöneticisi olan Bill Klipstein’a göre, proje birçok yeni, özel yapım teknoloji gerektiren karmaşık bir çaba oldu. Ekip, uzaydaki devasa mesafelerde iletilen zayıf elektromanyetik sinyallerden yapabildikleri her bir biti sıkmak için kendi sinyal işleme tekniklerini geliştirmek zorunda kaldı.

Yine de, NASA ve diğer uzay ajansları tarafından yönetilen giderek yaygınlaşan derin uzay keşif misyonları, geçmiş radyo tabanlı görevlerden “katlanarak daha fazla veri” üretmeyi vaadediyor. DSOC gibi deneyler, gelecekte komut göndermek ve bilimsel verileri, görüntüleri ve hatta kozmosun videolarını almak için “rutin olarak” kullanılabilecek yeni, gelişmiş iletişim sistemlerinin geliştirilmesinde çok önemli bir rol oynayacak.

Google kendine yasal zemin arıyor!

0

Google yapay zeka eğitimi için yapacağı kazımalarda sınırsız bir özgürlük elde etmeye çalışıyor. Yaptığı hamlelerle adeta veri sahibi aksini belirtene kadar her türlü kazımanın meşru olduğu bir yasal ortam yaratmaya ve kendisine destek sağlamaya çalışıyor.

Google ve önde gelen yapay zeka üreticisi OpenAI sürecin başından beri birçok davayla karşı karşıya kaldı. Bunlardan birçoğu kazımaların nasıl yapıldığı, veri gizliliği ve telif hakları başlıkları altında toplanıyordu.

Bu hafta, arama devi, internetten istediği herhangi bir içeriği alabilmek, AI ürünleri için eğitim verileri olarak kullanabilmek ve Google’ın pişirmesine intihal güvecine itiraz eden varsa “adil kullanım” savunabilmek için telif hakkı yasalarını değiştirmek istediğini söyledi. Google’ın telif hakkı sahiplerine incir yaprağı: devre dışı bırakmanıza izin vermenin bir yolunu bulacaklar.

Yapay zeka kullanım alanları

Yeni yapay zeka yasalarını düşünen Avustralya hükümetine yakın zamanda yapılan bir açıklamada Google, “Avustralya’daki AI modellerinin geniş ve çeşitli bir veri yelpazesi üzerinde eğitilmesini sağlarken, verilerinin AI sistemlerini kullanma konusunda eğitilmemesini tercih eden kuruluşlar için uygulanabilir devre dışı bırakmaları desteklemek için telif hakkıyla korunan içeriğin uygun ve adil kullanımını sağlayan telif hakkı sistemleri” istediğini yazdı.

Google açıkça ABD, İngiltere ve Avrupa’da Avustralya’da yaptığının aynısını istiyor: telif hakkıyla korunan içeriği cezasız olarak kazıma ve alma hakkı. Ancak şirketin yeni bir mevzuatın geçmesine gerek olmayabilir. Bazıları, mevcut “adil kullanım” doktrinlerinin zaten bu tür makine öğrenimine izin verdiğini ve AI sağlayıcılarını şu anda telif hakkı ihlali iddialarına karşı bağışık hale getirdiğini savunuyor. Bununla birlikte, milyarlarca dolar ve yüz binlerce iş söz konusu olduğunda, bu soru hala havada.

ABD’de düzenlenecek olan ‘AI Cyber Challenge’ 20 milyon dolar ödül verecek!

ABD’de Biden yönetimi, ulusal siber güvenliği desteklemek için yapay zekanın (AI) kullanımını araştırmayı amaçlayan hükümet destekli büyük bir yarışma başlatma planlarını açıkladı.

‘AI Cyber Challenge’ 20 milyon dolara kadar ödül sunacak ve “bilgisayar kodunun güvenliğini hızla artırmak için yeni teknolojilerin oluşturulmasına” yardımcı olacak. Buna ek olarak, program Google, Microsoft, OpenAI ve Anthropic dahil olmak üzere AI alanında faaliyet gösteren bir dizi en iyi şirketle yakın işbirliğini içerecek.

Beyaz Saray yaptığı açıklamada, ”Biden-Harris Yönetimi bugün, interneti ve kritik altyapımızı çalıştırmaya yardımcı olan kod gibi Amerika Birleşik Devletleri’nin en önemli yazılımlarını korumak için yapay zekayı kullanacak iki yıllık büyük bir yarışma başlattı ” dedi.

“Bu, Biden-Harris Yönetiminin gelişmekte olan teknolojilerin sorumlu bir şekilde ilerlemesini sağlamak ve Amerikalıları korumak için attığı en son adımı işaret ediyor.”

Hükümetten gelen hareket, daha geniş Ulusal Siber Güvenlik Stratejisinin bir parçası olarak özel sektör, açık kaynak topluluğu ve büyük endüstri oyuncularıyla daha yakın bağları teşvik etme niyetini temel alıyor gibi görünüyor.

.

Geçen ay Beyaz Saray, kritik altyapıda savunmasız yazılım riskini azaltmayı amaçlayan kapsamlı bir çerçevenin oluşturulmasını içeren strateji aracılığıyla ilk eylemlerinin bir taslağını yayınladı. Hükümet, çerçeve altında, hem kamu hem de özel sektördeki “en büyük, en yetenekli ve en iyi konumlandırılmış” kuruluşların “siber riski azaltma yükünün daha büyük bir kısmını” üstlenmeleri gerektiğini söyledi.

Özel sektörle daha yakın bir ilişki kurmak, bu konuda hükümetin yararına çalışarak ülkenin önemli uzmanlığından ve geniş teknoloji ekosisteminden yararlanmasını sağlıyor. Yapay zeka meydan okuma yarışması için de durum farklı değil ve yönetimin artan tehditler döneminde ulusal güvenliği desteklemek için yapay zeka sistemlerinin kullanımını hızlandırmasına yardımcı olabilir.

Bu haftaki duyurudaki en önemli nokta, katılımcı kuruluşların materyallerini ve çözümlerini açık kaynak haline getirmeleri şartıydı. Beyaz Saray yaptığı açıklamada,”AI şirketleri, dünyanın en güçlü AI sistemlerinden bazıları olan en son teknolojilerini rakiplerin yeni siber güvenlik çözümleri tasarlarken kullanmaları için kullanılabilir hale getirecek.” dedi.

Linux Vakfı‘nın bir parçası olan Açık Kaynak Güvenliği Vakfı (OpenSSF) da bu zorlukta bir danışma figürü olarak hizmet edecek. Programa katılımının bir parçası olarak vakıf, “kazanan yazılım kodunun Amerika’nın en hayati yazılımını koruyarak hemen kullanılmasını sağlamaya” yardımcı olacaktır.

Watsonx, kurumlara kendi verilerini kullanarak yapay zeka modelleri oluşturmalarına veya mevcut yapay zeka modellerini kendi verilerine uyarlayarak ihtiyaç duydukları çözüme güvenilir bir şekilde ulaşmalarına imkan sunarken, kurumları yapay zeka kullanıcısı olmaktan öteye taşıyor.

Açık kaynak topluluğunu programa dahil etme arzusu, hükümetin son zamanlarda ekosistem konusundaki genel konumuyla yakından uyumlu.

Geçen ayki duyuru, Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı’nın (CISA), ileriye dönük güvenli tasarım yazılımının geliştirilmesini hızlandırmak için hem özel sektör hem de açık kaynak topluluğuyla birlikte çalışacağını doğruladı.

Açık kaynak ekosistemi için sıcak bir ortam yaratmak, ABD’nin son aylarda selamlanan mevcut stratejisinin bir yönü. Bu yılın Mart ayında siber stratejinin başlatılmasında, Biden yönetimi, aynı dönemde Avrupa Birliği’nde (AB) görülenlerin tam aksine gelen açık kaynak inovasyonu konusundaki konumu için övgü aldı.

Sendika, açık kaynak ekosistemini hem yapay zeka geliştirme hem de güvenlik konusunda sağlam bir duvarla ele geçirdiği için defalarca eleştirildi ve eleştirmenler yaklaşımı son derece engelleyici ve topluluk genelinde “ürpertici” bir etki yarattığını nitelendirdi.

Elon Musk geri adım attı! Dövüşü kaybetmekten mi korkuyor?

0

Tesla ve X‘in CEO’su Elon Musk, kısa süre önce Meta’nın CEO’su Mark Zuckerberg’e sosyal medyada bir kafes kavgası için meydan okudu. Fiziksel yüzleşme fikri, ilgili sosyal medya platformlarında yayınlanan bir dizi viral mesajda ortaya çıktı.

Değişim, Musk’ın Meta’nın Threads adlı yeni bir Twitter rakibini yayınlamaya hazırlanmasıyla ilgili tweet’i tarafından teşvik edildi. Ancak Musk şimdi Zuckerberg ile kafes kavgası yerine “asil” bir tartışma yapma önerisini düşünüyor.

Elon Musk’ın fikir değişikliği, TED küratörü Chris Anderson’ın kafes kavgası yerine Mark ile bir tartışma yapmayı önermesinden sonra geldi. Musk, Anderson’ın önerisine “kulağa iyi bir fikir gibi geldiğini” söyleyerek yanıt verdi.

İki inovatif iş adamının, dövüşmek yerine konuşarak kendilerine de dünyaya da çok daha fazla şey kazandırması mümkün. Fakat kısa bir süre öncesine kadar hararetli bir şekilde kavga isteyen, tehditler savuran ve son derece dalı olan Elon Musk’ın nasıl birden bire bu kadar sıcakkanlı ve uzlaşmacı oldu hala bir soru işareti.

Mark Zuckerberg, aktif dövüş sporları yapan ve sağlığına dikkat etmeye çalışan genç bir adam. Elon Musk ise, sağlıksız yaşamını gözler önüne seren ve oldukça hareketsiz bir yaşam tarzı benimseyen orta yaş üstü bir adam. Musk’ın bu dövüşü kaybetmesi başından beri en kuvvetli senaryoydu fakat Musk’ın bu kadar iddialı konuşup geri adım sinyali vermesini kimse beklemiyordu.

Android 14, reklamları engelleme özelliği getiriyor!

0

Google’ın popüler mobil işletim sistemi Android, kullanıcı deneyimini daha iyi hale getirmek ve reklam ve spam görüntülerde daha iyi kontrol sağlamak amacıyla sürekli olarak güncelleniyor. Android 14 ile birlikte, kullanıcılar tam ekran reklamlarla daha iyi başa çıkabilecek ve istenmeyen reklamların engellenmesine yönelik yeni bir özellik sunuluyor.

Reklamlar, çeşitli hizmet sağlayıcıların, web sitelerinin ve uygulamaların gelir elde etmesi için önemli bir kaynaktır. Ancak, bazı reklamlar kullanıcı deneyimini olumsuz ektiliyor ve rahatsızlık yaratabiliyor. Özellikle tam ekran reklamlar, kullanıcıların telefon ekranını ele geçiriyor ve kapatmak nerdeyse imkansız.

Android 14, kullanıcılara uygulamalardan gelen tam ekran bildirim izinlerini manuel olarak yönetme özgürlüğü sunarak bu sorunu çözmeye odaklanıyor. Bu yeni özellik sayesinde, kullanıcılar artık tam ekran bildirim izinlerini istedikleri zaman açabilir veya kapatabilirler. Bu, kullanıcıların daha fazla kontrol sahibi olmalarını sağlayarak istenmeyen reklamlara karşı daha etkili bir şekilde mücadele etmelerini sağlayacak.

Yeni izin yönetimi özelliği olan USE_FULL_SCREEN_INTENT, uygulamaların tam ekran bildirimlerini sağlamak için kullandığı bir izin. Kullanıcılar bu izni devre dışı bıraktığında, uygulamaların tam ekran reklamları göstermesi daha zor hale gelecek. Bu adım, reklam sağlayıcılarının bu izni kötüye kullanma olasılığını azaltacak ve kullanıcıların daha iyi bir deneyim yaşamalarını sağlayacak.

Android 14’ün bu yeni özelliğiyle birlikte, Google ayrıca Play Store’dan indirilen uygulamalara varsayılan olarak USE_FULL_SCREEN_INTENT izni vermeme politikası getiriyor. Bu politika, çevirici ve çalar saat uygulamaları gibi bazı özel durumlar haricinde, uygulamaların kullanıcılara tam ekran bildirimlerini göstermeden önce izin almalarını gerektirecek. Böylece, kullanıcılar istedikleri uygulamalarda bu tür reklamların görünüp görünmediğini daha fazla kontrol edebilecekler.

Android 14’ün bu özelliği, kullanıcıların reklam deneyimini daha iyi yönetmelerine ve istenmeyen tam ekran reklamlarla daha etkili bir şekilde mücadele etmelerine yardımcı olacak gibi görünüyor.

Apple Music, Android uygulamasına yeni özellikler getiriyor!

Apple Music, iOS 17 ile yeni bir Now Playing arayüzü ve şarkı jeneriğine ayrılmış bir bölüm de dahil olmak üzere bazı yeni özellikler alıyor. Ve Android kullanıcılarının bu özellikleri kullanamadıkları için üzülmelerine gerek yok çünkü aynı yeni özellikler yakında Apple Music Android uygulamasına da geliyor.

Bu ayın başlarında piyasaya sürülen Android için Apple Music’in 4.3.0 beta sürümü, iOS 17 ile platforma eklenen aynı özelliklerle birlikte geliyor. Belki de en dikkate değer değişiklik, animasyonlu albüm resmini tam ekranda gösterecek şekilde güncellenen yeni Now Playing arayüzü. Bu güncelleme bulanık arka planla birlikte güzel bir efekt oluşturuyor.

Ama hepsi bu kadar değil. iOS 17 beta 3 ile Apple, platforma yeni bir şarkı jeneriği bölümü de ekledi. Bölüm, Classical’da zaten var olana benzer ve kullanıcıların bir şarkının arkasındaki sanatçılar, söz yazarları ve yapımcılar hakkındaki ayrıntıları kontrol etmelerini sağlıyor. Bu bölüm beta güncellemesiyle Android uygulamasına da geliyor.

Apple, ayrıca; bu yıl içinde piyasaya sürülecek olan Collaborative Playlists gibi gelen diğer bazı yeni özellikleri de duyurdu. Kullanılabilir olduğunda, kullanıcılar arkadaşlarını bir çalma listesine katılmaya davet edebilecekler. Oradan, herkes o çalma listesine bir şarkı ekleyebilir, şarkıları yeniden sıralayabilir veya kaldırabilir ve Şimdi Çalınan arayüzünde gösterilen parçalara tepki vermek için emoji kullanabilir.

Platformun Android uygulamasının resmi güncellemesinin ne zaman halka açık olacağına dair bir haber yok. Ancak beklemek istemiyorsanız Google Play Store üzerinden Android için Apple Music beta programına katılabilirsiniz. Bununla birlikte, Android uygulamasının güncellemesinin iPhone kullanıcıları için iOS 17’nin piyasaya sürülmesiyle birlikte önümüzdeki ay yayınlanması muhtemel görünüyor.

Instagram’a yeni özellikler geliyor

0

Instagram, sosyal medya platformlarının en öncüsü olmanın ötesine geçerek, fotoğraf odaklı deneyimi geliştiriyor. Meta’nın sahip olduğu bu platform, kullanıcıların etkileşimini artırmak için sürekli olarak yenilikler getiriyor,

Instagram geçtiğimiz yıllarda Collabs özelliğini tanıtmıştı yeni gelen özellikler sayesinde Collab’da iş birliği özelliğini kulanabileceğiz.Instagram yeni özellik ile kullanıcıların arkadaşlarıyla birlikte paylaşılan içerikler oluşturmalarını sağlayarak platformda işbirliğini teşvik ediyor. hikaye, Reels veya Gönderi paylaşımlarında, en fazla dört kullanıcı bir araya gelerek ortak projeler üretebiliyor. Özel hesap sahipleri bile, davet edilen kişiyle arkadaş oldukları sürece paylaşımları üzerinde işbirliği yapabiliyor.

Instagram, kullanıcıların paylaşımlarına müzik ekleme deneyimini geliştiriyor. Daha önce yalnızca hikayelerde kullanılabilen fotoğraflara müzik ekleme özelliği artık gönderilerde de kullanılabilecek. Ancak, birden fazla fotoğrafın bulunduğu “Carousel” paylaşımlarında bu özellik kullanılamıyordu. Instagram, bu kısıtlamayı kaldırarak, birden fazla fotoğraf içeren gönderilere de müzik ekleme olanağı sağlıyor.

Bu yeni özelliklerin kullanıcılara kademeli olarak sunulacağı belirtilirken, yakın bir zamanda tüm kullanıcılar için erişilebilir olacağı kaydedildi. Bu güncelleme ile birlikte Instagram kullanıcıları, paylaşımlarına müzik ekleyerek içeriklerini daha da çekici ve etkileyici hale getirebilecekler.

Ayrıca, “senin videonu ekle” etiketi reelsda kullanıldığında, orijinal yaratıcı veya sanatçı tarafından gönderi seçilirse, bu gönderi öne çıkarılma şansı elde edecek. Bu sayede daha fazla kullanıcının dikkatini çekme ve içeriklerini geniş bir kitleyle paylaşma imkanı doğacak.

Instagram’ın yeni özelikleri hakkında siz ne düşüyorsunuz? yorumlar kısmında belirtebilirsiniz.

Yeni elektrikli Escalade tanıtıldı! Dev Amerikan, “Eller Serbest” teknolojisiyle geliyor!

Cadillac’ın klasikleşmiş Amerikan otomobili kültünün tüm özelliklerini taşıyan sembol otomobili Escalade artık elektrikli. Escalade, sahip olduğu; dev hatları, bir o kadar büyük jantları, inanılmaz konforu, motoru ve gangsta’lıkla özleştirilmesi ile meşhur bir otomobil.

Aynı zamanda yakıt tüketimi bakımından da petrol delisi bir Amerikan. Yeni tanıtılan elektrikli Escalade tüm özellikleri koruyarak sıfır emisyon değerini yakalamayı başardı. Ayrıca elektrikli motorla çok daha agresif kalkış ve performans özellikleri sağlayabiliyor. Tüm bunlara ek olarak elektrikli Escalade “eller serbest” ve benzeri özelliklerle kullanacağını sürüş deneyimi arttırıyor.

Yeni Escalade 750 beygirlik gücüyle beş saniyenin altında 0-100, devasa bir 200 kWh pil ve 450 mil olduğu iddia edilen bir menzil ile elektrikli otomobil gerçekten iddiasını belli ediyor.

Araçla standart olarak sunulan bir dizi özellikten biri olarak General Motors‘un Super Cruise sürücü-assistance teknolojisine üç yıllık abonelik de bulunuyor.

Super Cruise devreye girdiğinde, Escalade IQ’nun lidar harita verileri, gerçek zamanlı kameralar, radarlar ve GPS, sürücü koltuğundaki insanın ellerini direksiyondan çekmesine izin vermek için devreye giriyor, ancak her zaman dikkatli kalmaları ve gerektiğinde müdahale etmeye hazır olmaları gerekiyor. Sensörler, sürekli meşgul olduklarından emin olmak için baş konumlarını ve gözlerini izliyor.

GM‘in açıkladığı gibi: “Sistemler, aracın etrafında şeritte merkezlenmesine yardımcı olan bir duyusal alan oluşturmak için ‘sensör füzyonu’ yoluyla birlikte çalışır.” Super Cruise ayrıca Escalade IQ’yu hızlandırma veya frenleme yeteneğine sahip ve daha yavaş araçların geçilmesine izin vermek için şerit değişikliklerini başlatabiliyor.

GM kısa süre önce, insanların Super Cruise ve diğer üreticilerin sürücü destek sistemlerinin nasıl çalıştığını tam olarak anlamalarına yardımcı olmayı amaçlayan bir eğitim programı başlattığını duyurdu. Super Cruise’un ötesinde, Escalade IQ, GM’nin daha da gelişmiş sürücü destek sistemi Ultra Cruise’u barındırmak için tüm donanımla donatılıyor.

Escalade IQ ayrıca, SUV’un girdiği şeritte hareketli bir araçla potansiyel bir çarpışma algılandığında direksiyonu döndüren Kör Bölge Direksiyon Yardımı; Bir çarpışmanın etkisini önlemek veya azaltmak için çapraz trafik aracını algılayan Kavşak Otomatik Acil Durum Freni; kameraların SUV çevresinde görüş sağladığı HD Surround Görüş; Gelişmiş Otomatik Park Yardımı; ve arabanın önündeki yayaları ve bisikletçileri algılayan ve çarpışmaları önlemeye yardımcı olan Ön Yaya ve Bisikletçi Frenleme dahil olmak üzere bir dizi aktif güvenlik özelliği ile birlikte geliyor.

Ama tabii ki tüm bu güzel özelliklerin bir o kadar da güzel olmayan bedeli oluyor; Escalade IQ 130.000 dolar gibi dudak uçuklatan fiyatlarla geliyor. Ayrıca aracın sınıfı ve özellikleri göz önünde bulundurulduğunda gireceği vergi dilimi ile birlikte ülkemizde uçuk bir fiyat etiketine sahip olacağı bir gerçek.

Bankacılık uygulaması üzerinden IoT cihaz kontrolü!

Akbank, Siemens Ev Aletleri iş birliği ile yine bir ilki gerçekleştiriyor. Akbanklılar, Akbank Mobil üzerinden Asistan ile konuşarak Home Connect özellikli kahve makinelerini uzaktan yönetebiliyor. Türkiye’de ilk kez bir banka, Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojisi sayesinde sesli mesajlaşma ile kahve hazırlama özelliğini müşterilerine sunmuş oldu.  

Müşterilerine en iyi deneyimi sunmayı amaçlayan Akbank, bankacılık sektöründe yine bir ilke imza atıyor. Siemens Ev Aletleri ile yaptığı iş birliği sonucunda, Akbank Mobil üzerinden Akbank Asistan’ı kullanarak sesli mesaj ile kahve hazırlama özelliğini sunuyor. Yazılım ve entegrasyon sürecini Akbank’ın yürüttüğü bu yenilikçi deneyim, Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojisi ile hayat buldu. 

Akbank Mobil’de yeni nesil bankacılık anlayışının bir yansıması

Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce,

Bu hizmetin Akbank’ın yeni nesil bankacılık anlayışının bir yansıması olduğunu vurgulayan Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce, “75 yıldır Türkiye’nin gelişimi için çalışan Akbank olarak iki temel önceliğimiz bulunuyor: Müşteri odaklılık ve teknoloji ile değer üretme. Bu doğrultuda teknoloji ve dijitalleşme gücümüzle hayatın kalbinde yer alan yenilikleri müşterilerimizle buluşturuyor, onların deneyimini sürekli olarak zenginleştiriyoruz. Yeni nesil teknolojilerle bankacılığın sınırlarının ortadan kalktığı bu dönemde, Akbank olarak biz de bu alana liderlik eden ilkleri hayata geçiriyoruz. Dijital platformlarımızdan sunduğumuz yenilikçi bankacılık uygulamalarının yanında müşterilerimizin günlük alışkanlıklarına kolaylıkla erişim sağlayabilecekleri inovatif servisleri de konumlandırıyoruz. Bunun en yeni örneği olarak, Nesnelerin İnterneti teknolojisi sayesinde, Akbank Asistan ile konuşarak Siemens kahve makinelerinden kahve hazırlama deneyimini hayata geçirdik. Siemens Ev Aletleri iş birliğinde sunduğumuz bu özellik müşterilerimizin hayatına kolaylık, verimlilik ve keyif katıyor. Bu doğrultuda yenilikleri hayata geçirmeye devam edeceğiz” dedi.

Geliştirilen yenilikçi özellik sayesinde Siemens Ev Aletleri’nin Home Connect özellikli tam otomatik kahve makineleri Akbank Mobil üzerinden Asistan ile kolayca kontrol edilebiliyor. Akbank Asistan’a verilen sesli komutla akıllı kahve makineleri istenilen ölçü, sıcaklık ve yoğunlukta kahve demliyor. 

CK Enerji dinamik hızlandırma programı tanıtıldı

0

Enerji sektörüne yeni girişimcileri kazandırmayı hedefleyen CK Enerji’nin “Dinamik Hızlandırma Programı”, 10 Ağustos Perşembe günü Ankara’da girişimcilerin karşısına çıktı. 23 Ağustos’a kadar başvuruların kabul edileceği Dinamik Hızlandırma Programı’nda ilk 10 projeye toplam 1 milyon TL destek sağlanacak. Projenin paydaşları arasında yer alan BEDAŞ, AEDAŞ ve ÇEDAŞ da “satın alma, ortak üretim ve ilk yatırım” gibi alanlarda söz konusu girişimlerin yanında yer alacak.

Enerji sektörü büyük bir dönüşüm süreci yaşarken genç girişimleri, start-up’ları, yenilikçi projeleri desteklemek üzere harekete geçen CK Enerji, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılında, “enerji sektörünün 2023 yılı projesi” olmaya aday “Dinamik Hızlandırma Programı”nı Ankara’da girişimcilere tanıttı. 

Türkiye’nin üç bölgesindeki 7 ilde, 8,4 milyondan fazla aboneye elektrik dağıtım hizmeti sunan Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş (BEDAŞ), Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş (AEDAŞ) ve Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş (ÇEDAŞ) ile Viveka İnkübasyon Merkezi’nin işbirliğiyle düzenlenen Dinamik Hızlandırma Programı; “elektrik dağıtım sektörü ve dağıtım teknolojileri” konularında yenilikçi, teknolojik, ekonomik ve çevresel açıdan çözümler üreten akademisyen, öğrenci ve start-up’ların prototip seviyesindeki Ar-Ge projelerini hayata geçirmeyi hedefliyor. 

Teknoloji ve yenilikçilik sektörün başarısı için vazgeçilmez

CK Enerji Dinamik Hızlandırma Programı’nın tanıtım toplantısının açılışında konuşan BEDAŞ Genel Müdürü Murat Yiğit, “Geleceği şekillendirmek için girişimcilik ruhunu ve teknolojiye olan ilgiyi sektörümüze taşımamız gerekiyor. Teknoloji ve yenilikçiliğin, elektrik dağıtım sektörünün başarısı için vazgeçilmez unsurlar olduğu tartışma götürmez bir gerçek. O nedenle bu konuda çok daha fazla çalışmalı, araştırmalı ve iş birlikleri geliştirmeliyiz. Biz de elektrik dağıtım sektöründe teknoloji ihtiyacının farkındayız. Sadece 2021 yılında, ülkemizdeki 21 dağıtım şirketi toplamda 14,7 milyar TL’lik yatırım gerçekleştirdi. Bu yatırımların büyük çoğunluğu, artan enerji taleplerine yanıt vermek ve ömrünü doldurmuş eski şebekeyi yenilemek amacıyla gerçekleştirilen şebeke yatırımları. Ama unutulmaması gereken bir detay var. Yaklaşık 1,3 milyar TL’lik bir bütçe, 2021 yılında şebeke işletim sistemi yatırımlarına ayrıldı. Bu yatırımlar, SCADA (Supervisory Control and Data Acquisition) ve OSOS (Otomatik Sayaç Okuma Sistemi) gibi teknoloji içeren çözümleri içermekte. Yani, aslında teknolojik altyapıyı oluşturma konusunda ciddi adımlar atıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. 

“Bu teknolojileri daha da geliştirmek ve elektrik dağıtım sektöründe müşteri memnuniyetini artırmak için çok daha fazla çalışmamız gerekiyor. İşte burada, siz değerli girişimcilerin rolü büyük önem taşıyor” diyen Yiğit sözlerine şöyle devam etti: “Birlikte çalışarak, teknoloji ve yenilikçilik alanında öncü bir sektör yaratabiliriz. Bizlerin sektör ve saha bilgisinden faydalanın, yaratıcı çözümlerinizi ortaya koyun, iş birlikleri geliştirin ve gelin hep birlikte sektörümüzü dönüştürelim.”

Dağıtım sektörünün ihtiyaçlarına yönelik uçtan uca bir program

BEDAŞ Genel Müdürü Yiğit’in konuşmasının ardından BEDAŞ Ar-GE Müdürü Seyit Cem Yılmaz ve Viveka Kurucu Ortağı Barış Okur da Dinamik Hızlandırma Programı hakkında konuklara detaylı bilgi verdi. Tanıtım toplantısında “Dinamik Hızlandırma Programı İnovasyon Alanları” başlığı ile düzenlenen panelde ise BEDAŞ Sistem İşletme Direktörü Emrah Kalkan, AEDAŞ Müşteri Operasyonları Direktörü Pervin Acar, ÇEDAŞ Yatırım Direktörü Özgür Çelik konuşmacı olarak yer aldı. Türkiye adına gurur duyulacak ve elektrik dağıtım sektörünün ihtiyaçlarına yönelik uçtan uca bir program tasarlama amacı ile Dinamik Hızlandırma Programı’nın başladığına işaret edilen panelde operasyonel verimliliği artırmanın, Ar-Ge ve Ür-Ge stratejilerine girdi sağlamanın, bilişim teknolojileri alanında değişim yaratmanın, sürekli gelişime ve şirketin bilgi birikimini ileriye taşımaya hizmet vermenin, kurum içi girişimcilik kapasitesini artırmanın ve start-up’lar aracılığı ile yatırım fırsatı yaratmanın hedeflendiği belirtildi.   

İstanbul’a kesintisiz iletişim üssü!

0

İBB, bağlı tüm birim ve şirketlerinin bilişim güvenliğini dijital çağın değişken dinamiğine karşı güvende tutmak, kesintisiz iletişim sağlamak için merkez açtı. Kurulan İBB Bilişim Kontrol Merkezi ile bağlı kurumların dijital altyapıları güvenlik, verimlilik ve sürdürülebilirlik alanlarında geliştirilecek. Afet gibi acil durumlarda bilgi paylaşımı ve iletişim alanındaki faaliyetlerin kesintisiz sürmesini sağlayacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) birim ve iştiraklerine ait bilişim altyapılarının daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir olması için İBB Bilişim Kontrol Merkezi açtı. İBB Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ve İBB telekomünikasyon altyapı iştiraki İSTTELKOM AŞ’nin projesiyle kurumların dijital altyapılarının ve güvenlik olgunluklarının artırılarak 365 gün, 7/24 tek noktadan izlenmesi mümkün olacak. Uluslararası standartlarda 3 bin 500 metrekare alana sahip İBB Veri Merkezi içerisinde kurulan Bilişim Kontrol Merkezi ile tüm sistem ağ ve güvenlik operasyonlarına ait izleme, analiz ve müdahaleler uzman personel tarafından yapılacak.

Acil durumlarda üs olacak

İBB Bilişim Kontrol Merkezi’nde Network Operasyon Merkezi(NOC), Siber Güvenlik Operasyon Merkezi(SOC) ile birer yönetim ve toplantı odası bulunuyor. Oluşturulan merkez aynı zamanda afet ve diğer acil durumlarda bilgi ve iletişim alanındaki kamu düzenine ait faaliyetlerin merkezi olarak yürütülmesine önemli katkılar sunacak.

İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Özgüner

“Önceden tedbir alıyoruz”

İBB ve iştiraklerinin artık birlikte sistemlerini yönettikleri bir merkez açtıklarını kaydeden İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Özgüner, “Burada oluşturduğumuz sistemleri kullanarak 7/24 network takibinin yanı sıra saldırıları engelliyor ve önceden tedbir alıyoruz. Siber savunmada yapay zeka ve makine öğrenmesi teknikleri giderek önem kazanıyor, çalışmalarımızı bu çerçevede artırmayı hedefliyoruz’’ dedi.

“Önemli bir rol alacak’’

İBB İştirakler Teknoloji Grup Başkanı Nihat Narin de ‘’Bilişim Kontrol Merkezi ile kritik kamu kurumlarına ait bilişim altyapılarının daha güvenli ve sürdürülebilir olması için çok önemli bir altyapıyı hayata geçirdik. Merkez kamusal veri ve sistemlerin takip ve analizi noktasında alanında büyük bir boşluğu doldurmakla birlikte mukavemet ve farkındalığı artırmada önemli bir rol alacak’’ ifadelerini kullandı. 

Veri yükleme hızında rekor kırıldı!

0

Ericsson ve yonga seti ortağı MediaTek, 565 Mbps’lik veri yükleme hızıyla rekor kırarak endüstrinin çıtasını bir kez daha yükseltti. Bu rekor gelişme, çok daha yüksek yükleme hızı ve kapasiteden yararlanmayı bekleyen sabit kablosuz erişim (FWA) kullanıcıları için müjde niteliğinde bir haber oldu.

565 Mbps’lik rekor yükleme hızı, Ericsson’un iki yazılımı, Tek Kullanıcılı Yükleme-Çoklu Giriş Çoklu Çıkış (SU-MIMO) ile Yüklemede Taşıyıcı Birleştirme’nin (Uplink CA) MediaTek T830 CPE platformunda üç verici (3Tx) antenle birlikte kullanılmasıyla elde edildi.  

Bu demo için, 2,1GHz FDD (frekans bölmeli dubleks) bant, 3,5GHz TDD (zaman bölmeli dubleks) bantla birleştirildi.

İki şirketin veri yükleme yönündeki performans denemelerinde ulaştığı başarı bununla sınırlı kalmıyor. Bu test, diğerlerinden farklı olarak sabit kablosuz erişime odaklanıyor. FR1 spektrumunda Tek Kullanıcılı Yükleme-Çoklu Giriş Çoklu Çıkış (SU-MIMO) ile Yüklemede Taşıyıcı Birleştirme’nin (Uplink CA)   birlikte kullanılması büyük fayda sağlıyor. Söz konusu FR1 spektrumu, dünya çapında en yaygın kullanılan 5G spektrumu olan Frekans Aralığı 1 anlamına geliyor.
 Sabit kablosuz erişim cihazları, halihazırda akıllı telefonlara göre daha büyük boyutlarda oldukları için bahsi geçen özelliklerin sığdırılması daha kolay olabiliyor. Bu nedenle, özellikle FWA sağlayıcıları için mükemmel bir seçenek haline geliyor.

Konuyla ilgili konuşan Ericsson 5G Radyo Erişim Şebekleri Ürün Grubu Başkanı Dr. Sibel Tombaz, şunları söyledi: “MediaTek ile elde ettiğimiz bu önemli başarı, Ericsson olarak mümkün olan en iyi 5G kullanıcı deneyimini sunmak adına kesintisiz inovasyondan ve yeni teknolojilerden yararlandığımızı gözler önüne seriyor. Sunduğumuz yeni çözümle, sabit kablosuz erişim aboneleri, tüketiciler ve benzer şekilde işletmeler, bulut tabanlı oyunlar ve genişletilmiş gerçeklik gibi veri yoğun uygulamalar özelinde daha yüksek yükleme hızına erişebilecek. Bu teknolojik adım ile birlikte, sürekli gelişen sabit kablosuz erişim piyasası için yüksek performanslı çözümler sunuyoruz.”

MediaTek’in Kablosuz İletişim Sistemi ve Ortaklıktan Sorumlu Genel Müdürü HC Hwang ise şunları söyledi: “Veri yükleme performansının artırılması, işletmelerin kullandığı 5G sabit kablosuz erişim cihazları için önemli bir fırsat yaratıyor. Bu iş birliği, kablolu geniş bant servislerine göre 5G CPE’nin sağladığı avantajın etki alanını daha da genişletecek. Ericsson ortaklığında teknolojilerimizi birleştirdiğimizde, önceden var olan sınırları aştık ve ağ performansını ve verimliliğini artırdık. Bu sayede servis sağlayıcılar ve tüketiciler daha hızlı ve güvenilir 5G veri hizmetlerinden yararlanabilecekleri yeni imkanlar elde etti.’’

Veri indirme geleneksel uygulamalarda daha çok karşımıza çıksa da, aslında veri yükleme  performansı çok önemli bir faktör. Çünkü, veri yükleme bağlantısı, içeriğe ulaşma süresi bakımından ciddi bir fark yaratıyor. Sınırlı bir veri yükleme hızı popüler web sitelerinde içeriğe ulaşma hızını yavaşlatabilir ve bu da sabit kablosuz erişim abonelerinin deneyimini olumsuz yönde etkileyebilir.

Yüksek  veri yükleme hızlarına ulaşabilmek için entegre radyo ve anten, temel bant işlemcisi ve yüksek performanslı yazılım algoritmaları ile uyum içinde çalışan donanım ve yazılım sistemlerinin bir arada bulunduğu özelleştirilmiş bir çözüm gerekiyor. Bu çözüm, radyo sinyallerinin gönderilip alınmasını optimize ederek yüksek düzeyde verimli çalışmasını sağlıyor. Bu yüzden, ekosistem ortaklarıyla yapılan birlikte çalışabilirlik testleri, mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sağlama konusunda önemli bir rol oynuyor.

Sabit kablosuz erişime baktığımızda, hızla artan kullanım oranıyla 5G öncülüğünde bir başarı öyküsü olduğunu görüyoruz. 2028 yılına gelindiğinde, sabit kablosuz erişim bağlantılarının 2022 verisi olan 107 milyondan 300 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Son yayımlanan Ericsson Mobilite Raporu’na göre, 2028 yılıa kadar tüm sabit kablosuz erişim bağlantılarının neredeyse yüzde 80’inin 5G olacağı ön görülüyor. Günümüzde, 100’ü aşkın iletişim hizmeti sağlayıcısı (sabit kablosuz erişim hizmet sağlayıcıların yaklaşık yüzde 40’ı) 5G üzerinden sabit kablosuz erişim sunuyor.