Bilgisayardan Önce

3

Bilgisayar hayatımıza o kadar girdi ki, bilişim teknolojisinin gelişmesinden önce iş dünyası yoktu, veriler depolanmıyordu, iş zekası yoktu gibi düşünmek gayet olası.

Oysa insan medeniyeti bildiğimiz kadarıyla en az beş bin yıldır kayıtlar tutuyor, karmaşık organizasyonlar yaratıp yönetiyor.

Orta Asya’dan kavimler halinde göçen toplulukları düşünün. Doğru düzgün bir organizasyon becerisi olmadan, lojistik yönetimi olmadan yapılamazdı. Büyük İskender lojistik yönetimini başaramamış olsa, Makedonya’dan Hindistan’a kadar o zamanlar bilinen dünyanın çok büyük bir kısmını istila edemezdi. Emeviler ve Abbasiler döneminde o büyük genişleme gerçekleştirilemezdi.

Bilgisayardan önce kayıtların yönetimi nasıl yapılıyordu?  Bu soru için kendi kimliğinizden bakabileceğiniz bir bilgi aktarayım size: Cilt no, aile sıra no, sıra no bilgileri vardır. Bunlar eskiden nüfus bürolarının tüm arka duvarlarını kaplayan raflarda gördüğünüz kocaman defterlerdeki bilgilere ulaşmak için referanstır. Kayıtlarınız bilgisayarlardan önce bu defterlerdeydi. Cilt no ile hangi deftere bakacağını bilirdi memur. Aile sıra no ve sıra no ile de defterdeki kaydınızın yerini bulurdu.

İş zekası da bilgisayardan önce de yapılıyordu. Çok uluslu şirketler de, çok şubeli mağazalar da yüzyıllardır var. Bu şirketlerin ve mağazaların ve daha pek çok başka kurumun işlerinde neler olup bittiğiyle ilgili raporlara önceden beri ihtiyaçları vardı. Peki, bu ihtiyaçlar nasıl karşılanıyordu? Cevap: Computer’larla. Yani aslında Türkçe’de bilgisayar olarak adlandırdığımız computer’lar bilişim devriminden önce de vardılar. İnsan bilgisayarlar olarak!

Üstelik parallel computing bile yapılıyormuş! : ) Bağlantıdaki Wikipedia makalesinden alıntı: Uzun ve yorucu hesaplamaları yapmak için sıklıkla insanlardan oluşan ekipler kullanılırdı; iş bölümlere ayrılır böylelikle paralel olarak yapılabilirdi.

Bu yazıda belki çok gerilere daldık. Ama en az beş bin yıldır yazılı kültür üreten ve bunu dünyanın pek çok farklı bölgelerinde yapan atalarımızın hatırasını bir yad etmiş olalım. Gelecek yazılarda daha yakınlara doğru geleceğiz.

Yorumlar

  1. ‘Hesap ve Kitap’, Türk tininde sık kullanılan bir deyimdir. Alt temellerinde yüzyılları emen, pek devin yaşamamış bir eylemsi/yaklaşım vardır. İyonya, Eski Yunan, Girit, Miken, Sicilya ve Kıbrıs, Mısır’da Matematik kitabına sahip olmak hatta onu sokakta taşımak korkunç bir ayrıcalığın-yasağın takendisiydi. Matematik, Felsefe, Gramer eğitimi almak için devrin bilgin ve kitap sahiplerinin onayı gerekiyor, bir duyunç sınavı veriliyordu. Kitap sahibi olmak, onu açık alanda okumak Yunan polislerinde kıymetliydi. Danışılan olmaktı.

    Hesap kitap adamı olmak bugün de zor. Eskinin ne sınıfları ne de siyasalı bugün bu deneyim için geçerli. Hesap (iş zekası) ve kitap (data/veri) niteliklerinin ‘kendisi’ ve dünya tini için nasıl bir eğri çizdiği? sevgili Acungil’in bu serisiyle anlaşılabilir. Bir ek olarak son dönemde bu sorunsala Avrupa’da Enformatik dendiğini belirteyim.

  2. Katkılarınız için teşekkürler Fatih Bey.

Yorum Ekle

Posta adresiniz, gizli kalacaktır.

İzin verilen HTML tagları, <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>