Facebook’u gözetleyenleri kim gözetliyor?

0

Son zamanlarda kurumsal şirket çalışanları arasında, özellikle Facebook başta olmak üzere sosyal medya kullanıcılarını zor durumda bırakan rahatsız edici bir trend başladı. Bu sefer, sosyal ağlardaki mahremiyetin korunmasına yönelik kanunlar bile bu durum karşısında çaresiz kalabilirler.

Geçen yıldan beridir, öncelikle ABD’de, biraz da Avrupa’da görülen bu trend, zaten iş bulmanın zor olduğu bu ekonomik koşullar içerisinde çalışanı daha da güç durumda bırakıyor. Çalışanlara karşı yapılan bu garip istekler bütününü kısaca şöyle tanımlayabiliriz: İşverenler, çalışanlarının Facebook hesabına erişim istiyorlar.

Bazıları yalnızca şöyle bir bakıp, ne paylaştığınızı, nasıl arkadaşlarınız olduğunu merak ediyor. Diğerleri, şirketi, kendilerini veya şirket temsilcilerini arkadaş olarak eklemelerini, şirket sayfalarını zorla beğenmelerini ve gruplara katılmalarını istiyor. Bu sayede, gözlerini sürekli çalışanlarının Facebook’ta ne yaptıkları üzerinde tutabiliyorlar.

Arkadaşlarımız, yakınlarımız ve belki de ailemiz ile iletişimde kalmak için kullandığımız sosyal ağlar, birden bire dikenli tellerle çevrili mayın tarlalarına dönüşmüş oluyor. Adımlarımızı çok dikkatli atmamız gerekiyor. Asla, hangi paylaşımımıza hangi müdürün sinirleneceği ve çalışanı işten kovacağını bilemiyoruz. Bazı şirketler bunu o kadar önemsiyorlar ki, açık açık iş başvurularında dile getiriyorlar.

Bazı çalışanlar derhal Facebook hesaplarını kapatmayı düşünüyorlar. Git gide daha çok insan arkadaşları ile gayri resmi iletişimde oldukları sosyal ağların tehdit altında olduğunu hissediyor ve hesaplarını ya kapatıyorlar, ya da donduruyorlar. Aslında bu durum gayet mantıklı. Eğer Facebook hesabınız bir sorunsa, en basit çözüm bu hesaptan kurtulmak.

Facebook hesabını kapatmanın başka sorunları var. Örneğin yine ABD’deni bir cinayet davasında yargılanan James Holmes adlı sanığın Facebook hesabı bulunmadığı anlaşılmış. Aslında sanığın hiç bir dijital kimliği bulunmamakta. Savunma ise, Facebook hesabının olmamasının, sanığın bir şeyler sakladığı konusunda jüriyi ikna etmek için kullanmış. Davanın detaylarını araştırmadım ama, dijital kimliğin var olmaması böyle bir algı yaratabiliyor.

Dijital platformlarda mahremiyet güvenliği için ilk tavsiye edilen yöntemlerden birisi, şifrenizi girerken veya özel konuşmalarınızı yaparken, omuzunuzun üzerinden kimsenin bakmadığına emin olmaktır. Kullanıcı adınızı ve şifrenizi yazarken, kimsenin bunları görmesini istemezsiniz. Ama şimdi, özellikle kurumsal çevrelerde, patronlar ve müdürler, omuz üzerinden bakan kişiler konumuna geldiler. Bu, hiç doğru bir adım değil. Acilen kurumsal çevrelerde çalışanların dijital kimlik ve mahremiyetlerini korumaya yönelik önlemlerin alınması, gerekirse bunların kanunlar tarafından desteklenmesi gerekiyor.

Yorum Ekle

Posta adresiniz, gizli kalacaktır.

İzin verilen HTML tagları, <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>