LEONARDO, İtalya’nın Bologna kentindeki CINECA veri merkezinde bulunan ve dünyanın en hızlı süperbilgisayarlarından biri olan bir teknoloji harikası. 2022 yılında faaliyete geçen bu devasa sistem saniyede 250 katrilyon işlem kapasitesiyle bilimsel araştırmalara ve büyük veri analizlerine yeni bir boyut kazandırıyor.
LEONARDO, Avrupa’nın yüksek performanslı hesaplama gücünü artırmak amacıyla EuroHPC Joint Undertaking girişimi ve İtalya Eğitim, Üniversite ve Araştırma Bakanlığı tarafından ortaklaşa finanse edildi. Sistem, Atos BullSequana XH2000 altyapısı üzerine kuruldu ve yaklaşık 14.000 Nvidia Ampere GPU’ya sahip.
200 Gbit/s Nvidia Mellanox HDR InfiniBand bağlantı teknolojisiyle desteklenen LEONARDO, 2022 yılında dünyanın en hızlı beşinci süperbilgisayarı olarak TOP500 listesine girdi ve Avrupa’da ikinci sırada yer aldı. Bologna’da eski bir tütün fabrikasından dönüştürülen Bologna Technopole’da bulunan bu sistem, hem teknolojisi hem de mimarisiyle dikkat çekiyor.
LEONARDO üç ana modülden oluşuyor. Bunlardan ilki olan Booster modülü, yüksek performanslı hesaplama görevlerini gerçekleştirmek üzere tasarlandı. Bu modülde yer alan 3.456 düğüm, her biri dört Nvidia A100 GPU’ya ve 32 çekirdekli Intel Xeon işlemciye sahip. Booster modülü, toplamda 240,5 petaflops işlem gücü sunarak sistemin temelini oluşturuyor.
İkinci modül olan veri merkezli modül, büyük veri analitiği ve işleme görevleri için optimize edildi. Bu modülde kullanılan 1.536 düğüm, her biri 56 çekirdekli iki Intel Sapphire Rapids işlemciye ve 512 GB DDR5 RAM’e sahip. Üçüncü modül olan ön uç ve servis modülü, kullanıcı oturum açma işlemleri, görselleştirme ve sistem yönetimi gibi işlevleri yerine getiriyor.
Sistemin depolama kapasitesi de oldukça etkileyici. LEONARDO, toplamda 110 petabaytlık iki katmanlı bir depolama sistemine sahip. Hızlı depolama katmanı 5,7 petabayt kapasite ve saniyede 1,4 terabayt aktarım hızı sunarken, büyük kapasite katmanı 137,6 petabaytlık bir alana sahip.
Bu özellikler, sistemin büyük veri kümeleri üzerinde hızlı ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Tüm bileşenler, Nvidia Mellanox HDR 200 Gbit/s bağlantı ağı ile birbirine bağlandı ve bu sayede düşük gecikme süreleriyle yüksek veri aktarım hızları mümkün hale geldi.
LEONARDO’nun kullanım alanları oldukça geniş. İklim değişikliği modelleri, doğal afet simülasyonları, pandemilerle mücadele ve yapay zeka algoritmalarının eğitimi gibi pek çok alanda aktif bir şekilde kullanılıyor.
Özellikle iklim araştırmaları, genetik analizler ve yeni malzemelerin geliştirilmesi gibi ileri düzey bilimsel çalışmalarda önemli bir rol oynuyor. Bunun yanı sıra, büyük veri kümeleri üzerinde çalışarak yapay zeka ve makine öğrenimi algoritmalarının eğitimini destekliyor.
İtalya’nın bilimsel ve teknolojik ilerlemesini temsil eden LEONARDO, yalnızca güçlü bir süperbilgisayar değil, aynı zamanda Avrupa’nın yüksek performanslı hesaplama kapasitesindeki liderliğini pekiştiren bir proje.
Bu sistem, araştırmacılara daha karmaşık problemleri çözme ve yenilikçi keşifler yapma imkanı sunuyor. Bologna Technopole’da yer alan bu ileri teknoloji ürünü, hem İtalya hem de Avrupa için büyük bir stratejik öneme sahip.
Qualcomm, ARM tabanlı PC işlemci ailesini genişletmek için kolları sıvadı. Snapdragon X Elite ve X Plus modelleriyle güçlü bir çıkış yapan şirket, şimdi de uygun fiyatlı bir işlemci geliştirdiğini duyurdu. Bu yeni hamle, ARM tabanlı dizüstü bilgisayarların daha erişilebilir hale gelmesini sağlayabilir.
Yakın zamanda düzenlenen Investor Day etkinliğinde yapılan açıklamalara göre, Snapdragon X ailesine dahil olacak üçüncü model, uygun fiyatıyla dikkat çekiyor. Bu yeni işlemcinin, 6 çekirdekli bir yapıya sahip olması ve yaklaşık 600 dolarlık bir başlangıç fiyatıyla piyasaya sürülmesi bekleniyor. Karşılaştırmak gerekirse, Snapdragon X Elite ve X Plusmodellerinin fiyatları 1.000 dolar civarında.
Uygun fiyatlı modelde öne çıkan özellikler
Qualcomm, uygun fiyatlı bu modelde de performanstan ödün vermemeyi hedefliyor. Yeni işlemci, serinin en önemli özelliklerinden biri olan NPU (Neural Processing Unit) desteğini koruyacak. NPU, özellikle Microsoft Copilot+PCsertifikası için hayati önem taşıyor. Bu sayede kullanıcılar, uygun fiyatlı modellerde de gelişmiş yapay zeka yeteneklerinden yararlanabilecek.
CES 2024’te tanıtılması bekleniyor
Yeni işlemcinin resmi çıkış tarihi henüz açıklanmasa da, Qualcomm’un bu modeli CES 2024 etkinliğinde tanıtması bekleniyor. Snapdragon X ailesine eklenecek bu uygun fiyatlı işlemci, ARM tabanlı dizüstü bilgisayarları daha geniş bir kitle için cazip hale getirebilir.
Qualcomm’un Snapdragon X ailesindeki bu genişleme, PC dünyasındaki rekabeti bir üst seviyeye taşıyacak gibi görünüyor. Hem performans hem de fiyat açısından kullanıcıları memnun edecek bu hamle, ARM tabanlı cihazların yaygınlaşmasını hızlandırabilir.
Toyota, tamamen elektrikli bZ ailesini genişletmeye devam ediyor. Markanın yeni modeli bZ7, konsept olarak tanıtılmasının ardından 2025 yılında Çin pazarında satışa sunulacak. GAC Toyota ortaklığıyla üretilecek bu modelin, tıpkı kardeşi bZ3 gibi Çin’e özel bir otomobil olması bekleniyor.
Çin pazarında güçlü rekabet
Elektrikli sedan segmentinde kıyasıya bir rekabetin yaşandığı Çin’de, Toyota bZ7’nin öne çıkması için dikkat çeken bir tasarım ve gelişmiş teknolojilerle donatılması planlanıyor. Modelin ön tarafında bZ ailesine özgü çıkıntılı burun tasarımı ve boydan boya uzanan LED ışık imzası yer alıyor. Yan profildeki kavisli kapılar, ışık oyunlarıyla dinamik bir görünüm sunarken, arkaya doğru uzanan coupe tarzı tavan çizgisi modele modern bir hava katıyor. Modelin adı olan Toyota bZ7’nin dikkat çeken detayları var.
Toyota bZ7, gövde uzunluğuna oranla oldukça uzun bir aks mesafesi sunuyor. Bu sayede iç mekanda ekstra ferahlıksağlanacağı belirtiliyor. Aracın büyük jantları hem şık bir görünüm sağlıyor hem de aerodinamik açıdan verimli bir tasarıma sahip. Konseptte yer alan dijital yan aynaların, üretim versiyonunda geleneksel aynalarla değiştirilebileceğidüşünülüyor.
BYD teknolojileri ile güçlenecek
Toyota’nın, bZ3 modelinde olduğu gibi bZ7’de de BYD teknolojilerinden faydalanması bekleniyor. bZ3’te kullanılan 49,9 ve 65,3 kWh lityum demir fosfat Blade bataryalar ve BYD’nin geliştirdiği elektrik motorları, bZ7’nin de teknik altyapısına ışık tutuyor. Ancak Toyota bZ7’nin performans ve menziline dair detaylar henüz açıklanmadı.
Toyota’nın bZ4X haricindeki elektrikli modelleri, şu an için Çin pazarıyla sınırlı. Bu durum, bZ7’nin de büyük olasılıkla yalnızca Çin’de satışa sunulacağını işaret ediyor. Markanın, bu stratejiyle elektrikli araç segmentinde Çin pazarındaki konumunu güçlendirmeyi hedeflediği belirtiliyor. Tüm bu özellikler Toyota bZ7’nin öne çıkması için bir fırsat.
Toyota bZ7, elektrikli sedan segmentinde fark yaratmayı hedefleyen tasarımı ve teknolojisiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Detayların 2024 yılı içerisinde açıklanması bekleniyor.
Özellikle WhatsApp Business’ın 200 milyon aktif kullanıcıya ulaşmasıyla birlikte, işletmelerden gelen yoğun mesajlar bazı kullanıcılar için sorun haline gelmişti.
Şimdiye kadar, kullanıcılar bu mesajları ya tamamen kabul etmek ya da işletme hesaplarını engellemek zorundaydı. Ancak WhatsApp, kullanıcıların hangi tür mesajları almak istediklerini daha kolay belirlemelerini sağlayacak yeni bir sistem geliştiriyor.
Meta, WhatsApp üzerinden işletme mesajlarıyla etkileşimde daha fazla esneklik sunacak seçenekler üzerinde çalıştığını duyurdu.
Kullanıcılar artık belirli mesaj türleri için “ilgilendim/ilgilenmedim” veya “durdur/devam et” gibi seçenekleri kullanabilecek. Örneğin, pazarlama içerikli kampanya ve duyuru mesajlarına ilgi göstermeyen bir kullanıcı, bu tür mesajları tamamen durdurabilecek. Aynı zamanda, kullanıcılar istedikleri zaman bu mesajları yeniden almayı tercih edebilecek.
WhatsApp Business platformunda işletmeler, mesajlarını dört ana kategori üzerinden gönderiyor: Pazarlama (kampanyalar ve yeni ürünler), Yardımcı (sipariş durumu ve hesap bilgileri), Kimlik Doğrulama (tek kullanımlık şifreler) ve Hizmet (müşteri desteği). Ancak, geçmişte kullanıcıların bu mesaj türlerini ayırarak kontrol etme imkanı yoktu.
Yeni özelliklerle, bir kullanıcı sadece ilgilenmediği kategorileri engellerken diğer mesajları almaya devam edebilecek. Örneğin, bir e-ticaret sitesinden kampanya mesajlarını almak istemeyen kullanıcı, sipariş durumu veya doğrulama kodu mesajlarını almayı sürdürebilecek.
Kullanıcılar için daha fazla kontrol, işletmeler için daha iyi iletişim
Meta’nın Ürün Yönetimi Başkan Yardımcısı Nikila Srinivasan, bu yeniliklerin kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi ve işletmelere daha etkili mesajlaşma yöntemleri sunmayı hedeflediğini belirtti.
Srinivasan, “Kullanıcılara işletme mesajları üzerinde daha fazla kontrol sunarak hem onların hem de işletmelerin daha sağlıklı bir iletişim kurmasını sağlamayı amaçlıyoruz. Ayrıca, işletmeleri daha etkili ve kullanıcı dostu kampanyalar konusunda eğitmek, platform üzerindeki spam mesajları da azaltacaktır.” dedi.
Bu yeni özelliklerle WhatsApp, kullanıcıların ana gelen kutusundaki işletme mesajlarını daha iyi yönetmesine olanak tanıyacak. İşletmelerden gelen mesajlar kullanıcıların isteklerine göre şekillenecek ve gereksiz mesaj yükü azaltılacak.
WhatsApp’ın bu adımı, hem kullanıcı memnuniyetini artırmayı hem de işletmeler için sürdürülebilir bir iletişim modeli oluşturmayı hedefliyor.
Türk yazılımcılar tarafından geliştirilen Task360, işletmelerin bakım süreçlerini dijitalleştirerek ve mobil çözümlerle destekleyerek bu alandaki yönetimi kolaylaştırıyor. Ayrıca, CMMS (Bilgisayarlı Bakım Yönetim Sistemi) ve EAM (Kurumsal Varlık Yönetimi) çözümleri sunan platform, işletmelere operasyonel verimlilik, maliyet tasarrufu ve risk azaltma gibi özellikler sunuyor. Esnek ve ölçeklenebilir bir yapıya sahip olan Task360, üretimden lojistiğe, sağlıktan kamu hizmetlerine kadar pek çok farklı sektöre uyum sağlıyor. Dijital bakım iş emirleri ve otomatikleştirilmiş süreçler sayesinde işletmeler, iş akışlarını hızlandırarak hata risklerini daha aza indiriyor. Bu sayede bakım stratejilerini optimize eden işletmeler, yüksek maliyetleri düşürme fırsatı buluyor.
Task360, bakım süreçlerini kolaylaştırıyor
Task360, envanter yönetimi modülü ile yedek parça ve malzeme stoklarını verimli bir şekilde kontrol etme imkânı sağlıyor. Bu sayede gereksiz stok maliyetleri azalırken, kaynaklar daha verimli kullanılıyor. Öngörücü bakım araçları ise ekipman arızalarını önceden tespit ederek beklenmedik duraklamalar ve onarım maliyetlerini minimuma indiriyor. Ayrıca saha çalışanlarına yönelik mobil uygulama desteği, iş emirlerine hızlı erişim imkânı tanıyor. İnternet bağlantısı olmasa bile çevrimdışı modda çalışabilen bu uygulama, bakım süreçlerinin kesintisiz bir şekilde devam etmesini sağlıyor.
Task360’ın kurucusu Berkhan Esmer, şirketin sunduğu dijital çözümleri ve dönüşüm vizyonunu şu şekilde ifade ediyor: “Bakım yönetiminde dijitalleşmenin, sadece verimliliği artırmakla kalmayıp, işletmelere sürdürülebilir bir büyüme fırsatı sunduğuna inanıyoruz. Task360 olarak amacımız, işletmelere bakım süreçlerinde hız, doğruluk ve esneklik kazandırırken, maliyetlerini de önemli ölçüde düşürmelerine yardımcı olmak. Dijital çözümler ve mobil uygulamalarla saha ekiplerinin verimliliğini artırıyor, aynı zamanda bakım süreçlerini optimize ederek işletmelerin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceğe adım atmalarını sağlıyoruz.”
Veri analitiği ve gelişmiş raporlama araçlarıyla donatılmış olan Task360, dijitalleşmenin sağladığı veri toplama ve analiz süreçlerini otomatikleştiriyor. Bu araçlar, ekipman performansını izlemeyi ve bakım stratejilerini optimize etmeyi daha kolay hale getiriyor. İşletmeler bu sayede hızlı ve doğru kararlar alarak bakım süreçlerinde verimliliklerini artırabiliyor. Ayrıca, bakım maliyetlerini azaltmaya yönelik olarak önleyici bakım planlaması, envanter yönetimi ve veri analitiği gibi çözümler sunuluyor. Bu planlamalar sayesinde beklenmedik tamir maliyetlerinin önüne geçiliyor ve gereksiz alımlar engellenerek maliyetler önemli ölçüde düşürülüyor.
Task360, işletmelerin dijitalleşme sürecine güçlü bir katkı sağlayarak bakım yönetiminde hızlı, verimli ve sürdürülebilir bir dönüşüm gerçekleştiriyor. Mobil çözümler ve dijital altyapı sayesinde bakım süreçlerini iyileştirirken riskleri azaltıyor ve operasyonel verimliliği artırıyor.
İddialara göre, OpenAI mühendisleri, davayla ilgili olabilecek verileri yanlışlıkla sildi. Her iki yayın kuruluşu da, içeriklerinin OpenAI’in yapay zeka modellerini eğitmek için izinsiz kullanıldığını öne sürüyor.
Veri silme olayı ve yeniden toplama süreci
Geçtiğimiz sonbaharda OpenAI, yayıncıların kendi içeriklerini eğitim veri setlerinde arayabilmesi için iki sanal makine sağlamayı kabul etmişti. Ancak, 14 Kasım’da OpenAI mühendisleri, bu sanal makinelerden birinde depolanan arama verilerini yanlışlıkla sildi. Veriler büyük ölçüde kurtarılsa da, dosya yapısı ve isimlendirmeler geri getirilemedi. Bu durum, kurtarılan verilerin hangi içeriklerin telif hakkını ihlal ettiği konusunda kesin sonuçlar sağlamasını imkansız hale getirdi.
Davacıların avukatları, verilerin kullanılamaz hale gelmesinin kendilerini sıfırdan başlamak zorunda bıraktığını belirtti. Bu hata, önemli miktarda insan gücü ve bilgisayar işlem süresi kaybına yol açtı. Avukatlar, olayın kasıtlı olmadığına inandıklarını ifade ederken, bu tür aramaların şirketin kendi araçlarıyla yapılmasının daha verimli olacağını savundu.
Telif hakkı tartışmaları ve OpenAI’in tutumu
OpenAI, kamuya açık verilerle yapay zeka eğitiminin “adil kullanım” kapsamında olduğunu savunuyor. Ancak, şirketin Associated Press, Business Insider ve Financial Times gibi bazı yayıncılarla lisans anlaşmaları yaptığı biliniyor. Bu anlaşmaların detayları kamuoyuyla paylaşılmasa da, bazı içerik sağlayıcıların yıllık milyonlarca dolar aldığı belirtiliyor.
Yine de, şirketin modellerini eğitmek için hangi içeriklerin kullanıldığı konusunda net bir açıklama yapmaktan kaçındığı görülüyor. Bu dava, yapay zeka şirketlerinin veri kullanımı ve telif haklarıyla ilgili düzenlemelere uyum sağlama konusundaki sorumluluklarını yeniden gündeme taşıyor.
OpenAI’in bu süreçteki yaklaşımı, yapay zeka ve telif hakları arasındaki dengede önemli bir örnek teşkil edebilir.
Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) yayınladığı Ekim 2024 verilerine göre, kredi kartı, banka kartı ve ön ödemeli kart kullanımı ile yapılan ödemelerde ve işlem adetlerinde önemli artışlar yaşanıyor
Türkiye’deki toplam kart sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre %12 artarak 430,4 milyon adede ulaştı. 127,8 milyon kredi kartı, 193,1 milyon banka kartı ve 109,5 milyon ön ödemeli kartın kullanımda olduğu açıklandı. Özellikle ön ödemeli kartlar %28’lik artışla dikkat çekiyor.
Ödemelerde Rekor: 1,49 Trilyon TL
Kartlarla yapılan ödemelerde toplam tutar %78’lik bir artışla 1,49 trilyon TL’ye ulaştı. Bu ödemelerin 1,25 trilyon TL’si kredi kartları ile gerçekleştirilirken, banka kartları 204,8 milyar TL, ön ödemeli kartlar ise 30,6 milyar TL ile katkı sağladı.
İnternetten Ödemede Patlama
E-ticaret alanındaki büyüme rakamlara da yansıdı. İnternetten kartlı ödeme tutarı %82 artışla 432,1 milyar TL’ye yükselirken, internet üzerinden yapılan toplam ödeme sayısı 236,5 milyon oldu.
Temassız ödeme artık bir yaşam tarzı
Ekim ayında yapılan mağaza içi ödemelerin %81’i temassız olarak gerçekleştirildi. Temassız ödemelerdeki tutar %93 artışla 472,6 milyar TL’ye ulaştı. Temassız ödeme adedi ise %20 artarak 1,07 milyar oldu.
BKM’nin yaptığı açıklamada, dijital ödeme altyapılarının genişlemesi ve kullanım kolaylığı sayesinde ödemelerdeki büyümenin devam edeceği vurgulandı. Türkiye’nin milli kart şeması TROY ve BKM’nin diğer yenilikçi çözümleri, dijital ödemelerin geleceğinde önemli bir rol oynuyor.
Bankalararası Kart Merkezi Ekim 2024 raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Messenger, özellikle Wi-Fi üzerinden yapılan aramalar için HD çözünürlüğü varsayılan olarak sunarken, mobil ağlar üzerinden yapılan aramalarda da bu seçenek kullanılabilir hale gelecek.
Yeni sesli ve görüntülü mesajlaşma özellikleri
Yeni güncellemelerle birlikte, kullanıcılar artık birine ulaşamadıklarında sesli veya görüntülü mesaj bırakabilecekler. Yani, geleneksel dijital sesli postanın bir benzeri olan bu özellik, arama yapılırken cevap alınamadığında devreye girecek.
Kullanıcılar, “Mesaj Kaydet” butonuna tıklayarak bir sesli ya da görüntülü kayıt gönderebilecekler. Bu, özellikle acil bir mesaj göndermek isteyenler için oldukça kullanışlı bir özellik olacak.
Siri entegrasyonu ve yapay zeka arka planları
Messenger, iOS kullanıcıları için yeni bir Siri entegrasyonu da sunuyor. Artık kullanıcılar, “Hey Siri, Yiğit’e Messenger üzerinden bir mesaj gönder” gibi komutlarla, Siri’yi kullanarak mesaj yazabilecekler. Bu entegrasyon, Messenger kullanıcıları için günlük iletişimi daha hızlı ve pratik hale getirecek.
Bir diğer heyecan verici yenilik ise video görüşmeleri için yapay zeka destekli arka planlar. Meta, bu özellik için yılın başında bir ön izleme sunmuştu. Yeni güncellemeyle birlikte, Messenger video görüşmelerinde “Etkiler” simgesine tıklayarak yapay zeka tarafından oluşturulmuş arka planlar seçilebilecek. Bu özellik, kişisel ve profesyonel görüşmelerde daha estetik bir deneyim sunmayı hedefliyor.
Meta ayrıca Messenger’da topluluklar özelliğini de devreye almıştı ve yakın zamanda büyük dosyaların paylaşılabilmesi için yeni araçlar ekledi. Ayrıca, Messenger sohbetlerinde uçtan uca şifrelemenin varsayılan hale getirilmesi de güvenlik açısından önemli bir adım olarak dikkat çekiyor.
Qualcomm, aynı dönemde farklı sektörlerden toplam 22 milyar dolarlık ek gelir elde etmeyi planlıyor.
Şirket, bu yıl başında tanıttığı Snapdragon X çipleriyle Windows tabanlı cihazlara yönelik işlemci üretimine başladı. Şirket, PC sektörüne girişini yeni bir büyüme alanı olarak değerlendiriyor. Qualcomm CEO’su Cristiano Amon, “Teknolojilerimizin mobilin ötesinde birçok sektörde kullanılabileceğini yıllardır biliyorduk.” diyerek bu genişlemenin önemini vurguladı.
Qualcomm, sadece PC çiplerinden değil, birçok sektörden gelir elde etmeyi hedefliyor:
Otomotiv Sektörü: 2029 yılına kadar otomotiv çip gelirlerinin %175 artışla 8 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu gelirlerin %80’i, şimdiden imzalanmış sözleşmelere dayanıyor.
Endüstriyel Çipler: Şirket, endüstriyel uygulamalardan 4 milyar dolar gelir öngörüyor.
XR (Genişletilmiş Gerçeklik) Çipleri: Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik için kullanılan çiplerden 2 milyar dolarlık bir gelir hedefleniyor.
Diğer Çipler: Kablosuz kulaklıklar ve tabletler gibi cihazlar için üretilen çiplerden ise 4 milyar dolar gelir bekleniyor.
Geçmişte gelirlerinin büyük bir kısmını akıllı telefon modemi ve işlemci satışlarından elde eden Qualcomm, 2024 mali yılında toplam 24.86 milyar dolarlık satış yaptı. Bu rakam, şirketin çip satışlarının %75’ini oluşturdu. Ancak Apple’ın 2027’den itibaren Qualcomm çiplerini kullanmayı bırakabileceği ihtimali, şirketin akıllı telefon dışındaki sektörlere yönelmesini hızlandırdı.
PC pazarında rekabet
PC çip pazarında Qualcomm’un en büyük rakibi, %70’in üzerinde pazar payına sahip olan Intel. Ancak Apple’ın 2020’de Intel çiplerinden kendi işlemcilerine geçiş yapması, sektörde yeni fırsatlar yarattı.
Cristiano Amon, “Windows ve Mac arasındaki rekabet değişti ve bu durum bizim için bir fırsat yarattı.” diyerek Qualcomm’un yenilikçi çözümler sunma kararlılığını dile getirdi.
Qualcomm, mobil cihazlardaki çiplerinin, geçmişte sadece büyük veri merkezlerinde çalışabilen gelişmiş yapay zeka uygulamalarını çalıştırabileceğini belirtti. Şirket, bu durumu “Edge AI” olarak tanımlıyor ve yapay zeka teknolojilerinin daha verimli hale gelmesiyle bu alandan faydalanmayı planlıyor.
Ayrıca, Meta’nın Quest cihazları gibi birçok XR ürününe çip sağlayarak sanal gerçeklik pazarında büyüme öngörüyor.
Qualcomm, toplam adreslenebilir pazarının 900 milyar dolar olduğunu belirtiyor ve 2021’de belirlediği stratejiyi değiştirmeden bu hedefe doğru ilerliyor. 2029 için açıklanan bu yeni gelir hedefleri, Qualcomm’un akıllı telefon bağımlılığından kurtularak daha çeşitli bir teknoloji lideri olma yolunda olduğunu gösteriyor.
Vodafone Türkiye, yeni nesil perakende dönüşümü kapsamında hayata geçirdiği Vodafone Flex platformunun ikinci yılını kutladı. Yapılan açıklamada şirketin dijitalleşme stratejisi müşteri deneyimini iyileştirme çabaları ve gelecek hedefleri detaylı bir şekilde ele alındı. Özellikle Google ile olan iş birliğinin detayları merak konusu olurken Vodafone Flex’in sunduğu geniş ürün yelpazesi ve ödeme kolaylıkları da vurgulandı.
Google Pixel serisi Vodafone ile Türkiye’de satışa çıkıyor!
Teknoloji dünyasının merakla beklediği Google Pixel telefonlarının Türkiye pazarına ne zaman giriş yapacağı büyük bir merak konusu olmaya devam ediyor. Bu belirsizliğin ortasında Vodafone Türkiye’nin yeni nesil perakende platformu Vodafone Flex’in ikinci yıl dönümü kutlamaları Pixel cihazlarının Türkiye’ye gelişine dair önemli ipuçları verdi.
Vodafone yetkilileri henüz net bir tarih vermese de Google ile olan güçlü iş birliği ve Flex platformunun sunduğu avantajlar, Pixel telefonlarının Vodafone mağazalarında yer alma ihtimalini oldukça güçlendirmiş durumda.
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Sahin
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Sahin, konuşmasında Vodafone Türkiye’nin müşteri alışveriş alışkanlıklarındaki değişimi gözlemleyerek mağazalarını sadece satış noktası olmaktan çıkarıp hizmet ve dijital deneyimi birleştiren bir platforma dönüştürdüğünü belirtti.
Vodafone Flex, “Ürünü seç, ödemeni seç ve kolayca al” sloganıyla yola çıkarak teknolojiye erişimi kolaylaştırıyor. Akıllı telefonlardan tabletlere, bilgisayarlardan akıllı saatlere ve daha pek çok kategoriyi kapsayan binlerce ürünlük geniş bir portföy sunan platform, farklı bütçelere ve ihtiyaçlara sahip tüm tüketici kitlesine ulaşıyor. Bu geniş ürün yelpazesi, herkesin kendine uygun bir teknoloji ürünü bulabilmesini sağlıyor.
Ek olarak, Vodafone Flex müşterileri 2 bin 500 noktada aktif satış yapan Vodafone mağazalarından istediği ürünü yerinde inceleyip kendisine uygun ödeme imkanıyla hızla satın alabiliyor. Son 1 yılda yapılan satışların yaklaşık yüzde 80’i de Vodafone mağazalarında gerçekleşmiş durumda.
Flex’i öne çıkaran bir diğer özellik ise sunduğu esnek ödeme seçenekleri. Faturaya ek 12 taksit imkanı, kredi kartı sahibi olmayanlar için alışveriş kredisi ve 36 aya varan taksitlendirme seçenekleriyle tüketiciler bütçelerini zorlamadan istedikleri teknolojiye sahip olabiliyorlar. Bu esneklik özellikle yüksek fiyatlı akıllı telefonlar gibi ürünlere erişimi kolaylaştırarak teknoloji tüketimini daha geniş bir kitleye yayıyor.
Sadece yeni ürün satışı yapmakla kalmayan Vodafone Flex, eski cihazların geri dönüşümüne de büyük önem veriyor. Tüketiciler eski telefonlarını Vodafone’a getirerek yeni cihaz alımlarında indirim kazanabiliyor ve yüzde 30’a varan indirimlerle yenilenmiş, 1 yıl garantili telefon sahibi olabiliyorlar.
Bu program hem tüketiciler için ekonomik bir avantaj sağlıyor hem de elektronik atıkların azaltılmasına ve dolayısıyla çevrenin korunmasına katkıda bulunuyor. Geçtiğimiz yıl 20 binden fazla eski cihazın toplanması da bu programın başarısını ve tüketiciler tarafından ne kadar benimsendiğini gözler önüne seriyor.
Müşteri deneyimini önceliklendiren Vodafone Flex, bu doğrultuda çeşitli hizmetler sunuyor. Yapay zeka destekli sanal asistan Tobi, hem mağazalarda hem de online platformda kişiselleştirilmiş ürün önerileri sunarak müşterilerin aradıkları ürünü daha hızlı ve kolay bulmalarını sağlıyor. “Mağaza Danışmanım” hizmeti ise yerel mağazaların müşterilerle daha yakın bir ilişki kurmasını ve kişiselleştirilmiş teklifler sunmasını mümkün kılıyor.
Buna ek olarak online alışveriş deneyimini de kolaylaştırıyor. Türkiye genelinde kapıya teslimat hizmeti sunan platform İstanbul’da aynı gün teslimat seçeneğiyle de hızlı ve pratik bir alışveriş imkanı sunuyor. “Gel incele adresine gönderelim” seçeneği ise online mağazada beğenilen bir ürünü fiziksel mağazada deneyimleme fırsatı sunarak müşterilerin karar verme sürecini kolaylaştırıyor. Bu sayede online alışverişin risklerini minimize ederek müşterilere güvenli bir alışveriş deneyimi sunuyor.
Sunulan hizmetler sadece satış öncesiyle sınırlı değil. Satış sonrasında da müşterilerine destek olmaya devam eden platform, Ekran Kurtaran Paket, Dijital Destek, Uzatılmış Garanti ve Tam Koruma gibi dört farklı paketle cihazların güvence altına alınmasını sağlıyor. Ayrıca yedek cihaz hizmeti sayesinde cihazlarında sorun yaşayan müşterilerin iletişimleri kesintiye uğramıyor.
Vodafone’un Google ile olan güçlü iş birliği ise Google Pixel telefonlarının Türkiye’ye gelişine dair beklentileri iyice artırıyor. Vodafone yetkilileri henüz net bir tarih vermese de Pixel cihazlarının Vodafone mağazalarında yer alma ihtimalinin değerlendirildiğini belirtiyor.
Mağazalarda yer alıp almayacağı henüz netlik kazanmış durumda değil ayrıca kesin bir satışa sunulma tarihi de belirlenmedi. Zira Vodafone yetkilileri bu konunun Google’ın kendi yol haritasına bağlı olduğunu dile getirdi. Yine de kısa sürede tüketiciyle buluşturulması bekleniyor.
Bu iş birliği sadece Pixel cihazlarıyla sınırlı kalmayıp bulut hizmetleri, yapay zeka ve diğer cihazlar gibi alanları da kapsıyor. Bu da iki şirket arasında uzun vadeli ve stratejik bir ortaklığın sinyallerini veriyor. 5G teknolojisine geçişi kolaylaştırmak isteyen Vodafone, 5G’li cihazlarda taksit limitinin kaldırılması gerektiğini savunuyor.
Bu talep tüketicilerin yeni nesil teknolojiye daha kolay erişebilmesi ve 5G’nin yaygınlaşması açısından büyük önem taşıyor. Flex de önümüzdeki beş yılda 10 milyon ürün ve hizmeti müşterileriyle buluşturmayı hedefleyerek teknolojiye erişimi daha da yaygınlaştırmayı ve herkes için ulaşılabilir kılmayı amaçlıyor.
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Sahin, konuşmasında şunları söyledi:
“Hepiniz hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz. Şirketimizin yeni nesil perakende dönüşümünde çok önemli bir aşamada Vodafone Flex’ti. Vodafone Flex’in 2. yaşını kutluyoruz. Onun için sizlerle hem gidişatımızı hem önümüzdeki dönem planları hem de bugüne kadar neler gerçekleştirdik, müşteri etkileri ne oldu? Biraz onları paylaşmak istedik. Dijitalleşme tabii ki her alanda olduğu gibi müşterilerin alışveriş alışkanlıklarını da oldukça değiştirdi.
Özellikle müşterilerimizin dijitalde belirli dönemlerde alışveriş ettiğini ancak sonrasında da bunu kalıcı haline getirdiğini gözlemledik. Biz de tabii ki bu yerleşik alışveriş düzenini daha fazla müşterilerimizin deneyimini arttırmak için nasıl kullanırız diye projeler geliştirdik.
Dolayısıyla adına yeni nesil perakende dediğimiz bir dönüşüm başlattık. Bunun temelinde müşterilerimiz “Teknolojide yeni ne var?” diye bizim mağazalarımıza gelsin istiyoruz. Vodafone mağazalarına girsin, Vodafone Yanımda’ya baksın vodafone.com.tr’ye gelsin istiyoruz.
Hem ürün çeşitliliğimizi arttırmak hem servislerimizi geliştirmek hem de müşterilerimize eve teslimat gibi avantajlarla farklı şekilde erişmeye çalıştık bu dönüşümle beraber. Bizim mağazalarımız daha önce sadece satış kanalı olarak müşterilerimizin gözünde konumlanıyordu. Yani bir müşteri hizmetleri almak istediklerinde ya da bir problem çözmek istediklerinde genelde kanallar arası yönlendirme yapmak durumunda kalıyorduk.
Yeni nesil perakende dönüşümüyle önemli bir odağımız mağazalarımızı tamamen hizmet artı satış artı dijitalleşmenin bir parçası haline getirmek oldu. Bunu çok az açmak gerekirse bizim yapay zeka tabanlı bir dijital asistanımız var: Tobi.
Mağazalarımızdan her şekilde müşterilerimizin birebir ihtiyaçlarını çözmek için hizmet olarak kullanılıyor. Bunun yanı sıra “Beni Ara” servisimiz var. Diyelim mağaza çalışanımız yeteri kadar bilgili ya da etkili değil, çözemedi. O zaman çağrı merkezimizden bir kişi 15 dakika içerisinde ortalama o müşterimizi spesifik olarak arıyor ve bunun yanında bütün çalışanlarımız için gerçekleştirdiğimiz asistan hizmetleri mevcut.
Yani aslında biz çalışanlarımız için de birer yapay zekayı tabletlerin içerisine gömerek bilemedikleri sorularda destek alabilecekleri bir program tasarladık. Bunlarla da birlikte yeni nesil perakende anlayışımızda önemli bir sıçrama yarattık diyebilirim.
Vodafone Flex’e girecek olursak, tabii ki bizim Vodafone Flex’teki amacımız şuydu; müşterilerimizin teknoloji ile beraber ihtiyaç ve talepleri çok değişiyor. Bir cihaz kategorisi var ama bunun yanı sıra şarj enerji dediğimiz bir kategori var.
Bütün bunların iyi şekilde müşterimizin deneyimlemesi için yine kulaklık, saat gibi yeni aksesuarlar teknolojinin farklı boyutları olarak hayata geçti. Dolayısıyla bu talepler doğrultusunda mağaza içinde de farklı tasarımlar gerçekleştirdik. Örneğin bugün Türkiye’nin dört bir yanında bizim 81 ilde mağazalarımız mevcut.
Türkiye’nin dört bir yanında bir akıllı saat masası ile tüm bu saatleri müşterilerimizin deneyimleyebildiği bir kulaklık deneyim alanı ile kulaklıkları deneyimleyebildiği alanlar görebilirsiniz. Bunlar da aslında müşterilerimize Vodafone Flex dünyasında bütçe dostu teklifler, fırsatlar sunarken aynı zamanda deneyim alanları ile de çeşitlendirmeyi sağladı.
Vodafone Flex deyip duruyorum, biraz açmak istiyorum. Ne demek peki bu Vodafone Flex? Biz aslında 3 başlıkta ele alıyoruz bu konuyu; “Ürününü seç, ödemeni seç ve kolayca al”. Ne demek ürününü seç? Bu aşamalı stratejiyi biz yaklaşık son 2 yıldır hayata geçiriyoruz. Onu aşkın kategoride 1000’den fazla ürünümüz var. Dolayısıyla bu alanda “Ürününü seç” diyoruz.
Peki bu kadar mağazada ürünü bulamayınca ne yapacak müşteri? Oraya da bir çözüm getirdik. Bizim sanal asistanımız, biraz önce bahsettiğim Tobi ile beraber Türkiye’nin dört bir yanında bulunan herhangi bir mağazadan ya da kendi e-şop’umuzdan herhangi bir şekilde bu istedikleri cihazın, rengi olabilir, gigabaytı olabilir, çok da çeşitlendi cihazlar, varsa istedikleri adrese teslimat sağlıyoruz.
Dolayısıyla böylece “Mağazalara geldim bulamadım.” gibi bir müşteri sorununu da ortadan kaldırmış oluyoruz. Eğer Vodafone Türkiye’nin herhangi bir yerinde böyle bir ürün mevcutsa. Onun için “Ürününü seç” tarafında hem genişlettiğimiz portföyümüz hem de farklı teslimat seçeneklerimiz mevcut. Neler var portföyde? Telefon, tablet, dizüstü bilgisayar, akıllı saat, çocuk saati ki önemli bir ihtiyaç oldu son dönemde de, şarj cihazı ve çok daha fazlası.
Bunun önemli bir konusu da satış sonrası hizmetti. Oraya biraz daha geniş değineceğim ama, bugün baktığınız zaman bir ekran kırıldığında onarım maliyeti 7500 TL’nin üstünde olduğunda müşterilerimizin ihtiyaçlarının çok daha fazla bizim onlara sunacağımız servislerle de şekillenebileceğini gördük ve buraya da çok geniş bir portföy tasarladık.
Bu bahsettiğim 10 kategorideki 1000’e yakın üründen son 1 yılda yaklaşık 3 milyon teknolojik ürün satışı gerçekleştirdik ve bunları müşterilerimizle buluşturduk. Ama bunu nasıl yaptık? Önemli bir “Ödemeni seç” kolaylığı ile yaptık. Bu kolaylıkta kredi kartsız alışveriş imkanı sağlıyoruz müşterilerimize. 12 taksite varan ödeme kolaylığı sunuyoruz.
En çok tercih edilen ödeme seçeneği de bu oldu müşterilerimiz tarafından. Teknolojik cihazını alırken 12 ay taksite varan kredi kartının hani limitini kullanmadan diyelim, taksit imkanını kullandılar. Burada tabii ki farklı seçenekler de mevcut. Ön ödemenin bir kısmını önden yapıp kalanını taksitlendirme gibi.
Bu seçenekleri de tercih edenler oldu. Teknolojinin bu yenilikleri içerisinde gelişmede bir konuda “Eski cihazımı da bir faydaya dönüştürebileyim.” müşteriler açısından bir ihtiyaç. Burada da “Eski telefonlarınızı indirim olarak dilerseniz kullanın, size %30’a varan indirimler sağlayalım ve bir yıl garantili telefon verelim.” diye bir servisimizi, hizmetimizi başlattık.
Son bir yılda da 20 bin cihazı toplayarak eski cihazları da hem sürdürülebilirlik hem de ekonomiye tekrardan katkısını gerçekleştirmiş olduk ve dönüşüme kazandırdık. Tabii ki burada yeşil gezegen hedefimize de grubumuzun yeşil gezegen ve Vodafone Türkiye’nin yeşil gezegen hedefine de önemli bir destek sağlamış olduk.
Bu ödeme yöntemi çeşitliliğimize son dönemde bir de alışveriş kredisi ekliyoruz. Özellikle müşterilerimizin tercih ettiği ürün gruplarının dışında yani Airfryer, akıllı robot süpürge bizim mağazalarımızda yeni yeni bulunan bu ürünlerin yanı sıra teknolojik ürünleri alabilmeleri için bir alışveriş kredisi başlattık. Burada 36 aya varan bir kredi imkanı sunuyoruz müşterilerimize.
Şu anda 110 bayimizde uygulanıyor bu. Önümüzdeki dönem hem kategorilerle genişletmek hem de mağaza sayısını arttırmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla burada da Ocak sonuna kadar tüm Vodafone mağazalarımızda müşterilerimizle bu mikro krediyi buluşturmayı hedefleyeceğiz. Tabii ki bir noktada istediği ürünü yerinde inceleyip satın alabilmek dedik.
Ne kadar mağazalardan ne kadar online’dan gerçekleşiyor satış biraz ona bakalım istiyorum. %80’i Türkiye’de bulunan mağazalarımızdan, fiziksel noktalarımızdan gerçekleşiyor satışımızın. Bu tabii ki iş ortağı olan markalarımızla birlikte oluşturduğumuz deneyim alanlarındaki onlara sunduğumuz deneyimle de fark yarattığımız bir alan.
Çünkü hem test ediyorlar hem de kendileri gözlemleyip işte kulak alanları, saat sergileme alanları gibi deneyimleyip kendi ihtiyaçlarına uygun olanı seçiyorlar. Biz bu ürün ve servislerdeki gelişmenin bir noktasını da OneNumber’la çeşitlendirdik son dönemde.
OneNumber biliyorsunuz akıllı saatiniz yanınızda olmasa da, ya şey telefonunuz yanınızda olmasa da akıllı saat üzerinden çağrıları alabilmenizi sağlıyor ya da telefonunuz yanında olmadığı durumda tüm çağrıları başlatabilmenizi sağlıyor. Artık müşterilerimiz için bu servis de Vodafone Türkiye’nin sunduğu bir servis. Bu servisinde müşterilerimiz tarafından beğenildiğini ve kullanıldığını gözlemliyoruz.
Online satış kanallarımızdan da bahsettim. Bizim burada kapıya teslimat hizmetimiz mevcut. İstanbul özelinde de aynı gün hızlı teslimat seçeneği sunuyoruz. Müşterilerimizin teknolojik cihaz aldıklarını çünkü görüyoruz ki sabırsızlanıyorlar ve hemen teslim almak istiyorlar. Dolayısıyla aynı gün teslimatı da entegre ettik.
Biraz önce bahsettiğim bu “gelin inceleyin adresinize gönderelim” ihtiyacı ya da herhangi bir noktada rengini gigabayt’ını müşterilerimizin bulamadığı durumda onları mutsuz bir şekilde mağazalardan uğurlamamak için adresine göndermenin ihtiyacı da çok müşterilerimiz tarafından tercih edilen bir ürün oldu.
Online tarafta da çok fazla kampanyalarla, promosyonlarla müşterilerimizi buluşturup dönemsel aktiviteler yaparak daha fazla müşterilerimizi çekiyoruz. Burada tabii ki bir nokta mağaza danışmanım projesi. Orada mağaza danışmanım projesini biraz açmak istiyorum.
Vodafone mağazalarının bulunduğu lokasyonlardaki yakın müşterilerimizin artık aranmaya başladığı ve Vodafone mağazalarına çağrılarak “Dilerseniz sizin şöyle bir ürün tanıtabilirim, böyle bir teklif sunabilirim.” dediği bir hizmetimiz bu. Yaklaşık 1 ay önce test olarak başladık bu hizmete. Şu anda Türkiye’nin dört bir yanında mevcut.
Yani artık mağaza çalışanlarımız Vodafone mağaza danışmanım diye bir numaradan, öyle çıkıyor numarası da, arayarak müşterilerimizi mağazalarına çağırıyorlar ve deneyim arayanlarında ürünleri deneyimleyip sunabiliyorlar. Tabii ki mağaza danışmanım çok daha fazlasına da hizmet veriyor. Sadece cihaz satışı değil veya Vodafone Flex değil çok daha fazlasına da hizmet veriyor.
Bunun da müşterilerimiz tarafından hem güven yaratan hem de “Aa ben de cihazımı yenilemek istiyordum. 12 taksitli seçeneklerinize tabii ki bir bakayım.” dedikleri bir hizmet olduğunu gözlemliyoruz. Ne demiştim? İşte kolayca ödeyecekler, ürün portföyü geniş, teslimat tarafında avantajlarımız var, demiştim. Ürün portföyü genişliğine bir noktada satış sonrası hizmet.
Biliyoruz ki bugün çok önemli bir noktada bahsettiğimiz onarım tutarları çok arttı. Ekranların kırıldığında onarım maliyetleri çok çok yüksek. Bunun için 4 farklı satış sonrası hizmet paketi geliştirdik; “Ekran Kurtaran Paketi” adından anlaşılacağı üzere ekranların yenilenmesi için, dijital destek, uzatılmış garanti ve tam koruma.
Bunların içerisinde en çok tercih edilen “Tam Koruma Paketi”miz. Çünkü bu tüm korumaların tamamını kapsıyor. Biz son 1 yılda satılan cihazlarımızda 300 bini aşkın satış sonrası hizmet paketi ile müşterilerimizi buluşturduk. Dolayısıyla bu da hem telefon güvencesi hem de dijital servis hizmetlerinin müşterilerimiz tarafından tercih edildiğini gösteriyor.
Bunun içinde bir de yedek cihaz hizmeti var. Yani tam koruma paketinde diyelim ki cihazınız arızalandı ya da ekranı kırıldı. Yedek bir cihazı size sağlıyoruz, müşterilerimize sağlıyoruz. 16 bini aşkın da yedek cihazı son 1 yılda müşterilerimize sunduk bu kapsamda. Dolayısıyla müşterilerimizin akıllı telefonlarını daha uzun bir süre güvenle kullanabilmelerini de hedefliyoruz.
Diğer yandan tabii ki böyle toplantılarda en çok duyduğunuz bir konu, biliyorum ki, yapay zeka. Vodafone olarak yapay zekayı birçok alanda kullanıyoruz ama Vodafone Flex’te nasıl kullanıyoruz? Biraz onu açmak istiyorum. Biz Vodafone’da müşterilerimizin cihaz tercihlerini önümüzdeki dönem neler yapacağını tahminlemeye çalışıyoruz.
Yani siz ne kadarda bir cihaz değiştiriyorsunuz? Biraz önce konuşuyorduk. Hangi cihazın teknolojisi ile daha yatkınsınız, bugüne kadar kullandınız veya hangi aksesuarlar sizlere daha uygun diye kişiselleştirilmiş teklifleri yapay zekada entegre ederek kullanıyoruz. Geçtiğimiz 1 yılda müşterilerimizin %25’i kişiselleştirilmiş tekliflerimizden faydalandı.
Çünkü bunlar müşterilerimize hem indirimli ya da kampanyalı şekilde sunuluyor hem de çalışanlarımız tarafından, mağaza çalışanlarımız tarafından birebir teklif edilerek, o birebir teklif edildiği durumda da müşterilerimiz tarafından “Aa tam ihtiyacımda bu, nereden bildiniz?” şeklinde çok rahat bir satış imkanı sağlayarak sunuluyor.
Bizim yıl boyunca birçok kampanyamızı tabii aralarda saydım ama 50’den fazla kampanya gerçekleştirdiğimizin altını çizmek istiyorum, Flex’te Vodafone Flex’te, bir yıl boyunca. İlk hattım, ilk telefonum kampanyası da bu kampanyalardan bir tanesi. Özellikle 16 yaş altı müşterilerimize ilk telefonlarını Vodafone Flex’te belirli imkanlarla sunduk. 26 yaş altı Freezone’lulara “İlk iPhone’um” kampanyası yaptık.
Dolayısıyla burada marka iş birlikleri ile de farklı kampanyalar gerçekleştirebiliyoruz. Tabii ki Kasım ayındayız. Biliyoruz ki e-ticarette ve indirimler dünyasında Kasım birçok fırtınayla geçiyor. Biz de Kasım ayı boyunca “Kaçmaz Kasım” adı altında birçok kampanya imza attık.
En iddialı olduğumuz kampanyalardan bir tanesi Samsung Galaxy A53. Burada peşin fiyatına 3 ay ödeme avantajlı bir kampanya gerçekleştirdik. Bir tanesi de iPhone 13’ün 128 GB modelindeki ek 2400 TL indirimimiz. Ama bugün itibariyle yeni bir kampanyamız daha devreye giriyor. O da Samsung Galaxy Fit 3 akıllı bileklik.
Türkiye’de akıllı saat penetrasyonu hala üzerinde çok daha ilerlenebilecek bir noktada. Ve hepimizin, sizlerin de biliyorum teknoloji meraklıları bu masanın etrafında, deneyimlediği gibi akıllı saatiniz oldukça kendi sağlığınızı da ölçtükçe daha iyiye götürebiliyorsunuz.
Biz de bu noktadan yola çıkarak akıllı bileklik modellerinde Samsung Galaxy Fit için %41 indirim kampanyası başlattık. Bu da ay boyunca devam edecek. Sizlerle bugün paylaşmaktan da çok mutluyum bu kampanyayı. Biraz gelecek hedeflerimizden de bahsetmek istiyorum. Geçen yılı değerlendirdik, içeriğini konuştuk.
Biraz da gelecek hedeflerine konuşalım. Bizim Vodafone Flex dünyasında hem kategorileri genişletmek hem müşterilerimize yeni ürün ve servisleri, yeni çözümlerle sunmak hem de ödeme kolaylığını yaymakla ilgili, önümüzdeki dönemle ilgili, büyük hedeflerimiz var. Tabii ki burada yapay zeka algoritmalarımızı daha kişiselleştirilmiş şekillerde müşterilerimizle buluşturmak, onların hayat tarzına veya yaşadıklarını anlayacak şekilde bu tahminleri gerçekleştirmek de bir tanesi.
Tobi deneyimi üstünden de daha fazla deneyim vermeye devam edeceğiz. Ve aynı zamanda Vodafone Flex ile 5G’de de yeni bir dönem başlatıyoruz. Önümüzdeki 5 yılda hedefimiz 10 milyon ürünü müşterilerimize ulaştırmak ve burada 5G’nin yenilikçi dünyasıyla tanışmalarını sağlamak. Bu noktada ortak odak noktalarımızdan biri olan 5G’de de hız kesmeden hazırlıklarımıza devam ediyoruz.
5G sürecini kolaylaştırmak için çok önemli bir konunun bugün cihaz taksitte sınırlama olan 12 bin TL’nin kaldırılması olduğunu düşünüyoruz. Müşterilerimizin gelecek teknolojiyi geldiği gün deneyimleyebilmeleri için özellikle 5G cihazlarında herhangi bir sınırlama olmaması müşterilerin bu teknolojiye hazırlığını çok daha hızlandıracaktır.
Geçmiş teknolojilere baktığımızda bu noktadaki cihaz penetrasyonunun önemini hepimiz deneyimledik ve biliyoruz. Aynı şekilde de daha fazla müşterimizin açıldığı gün 5G’yi deneyimlemelerini istiyoruz. Dolayısıyla bu nokta bizim için gerçekten çok kritik.
Vodafone Flex’le müşterilerimiz gelecek dönemde cihaz aldıkları için kendilerini güvende hissedecekler. Aradıkları tüm teknolojik ürünleri Vodafone Flex’te bulabilecekler, özel indirimlerden yararlanabilecekler. 12 aya varan taksit imkanını konuştuk.
Buna ek ödeme avantajları sunacağız. İsterlerse eski telefonlarını indirip getirip indirim olarak sayıp yeni telefonlarından da faydalanabilecekler. Tabii ki biz Vodafone Flex dünyamızı ve yeni nesil perakende yaklaşımımızı ezber bozan deneyimlerle de değiştirmeye ve dönüştürmeye devam edeceğiz.”
1Password’ün yaptığı açıklamaya göre, 200’den fazla şirket artık uygulamalarında ve web sitelerinde passkey desteği sunuyor. Bu, parolasız teknolojinin yaygınlaşmasında önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Geçtiğimiz yıl bu teknolojiyi benimseyen şirket sayısı ikiye katlandı. Walmart, Amazon, Target, Playstation, Discord ve Canva gibi büyük isimler artık passkey desteği sunan şirketler arasında yer alıyor. Bu geniş kabul, passkey teknolojisinin sektörler arasında nasıl hızla yayıldığını gösteriyor.
İki yıl önce tanıtılan passkey teknolojisi, geleneksel şifrelerin yerine güvenlik anahtarları veya biyometrik kimlik doğrulama gibi daha güvenli yöntemler kullanıyor. FIDO Alliance tarafından geliştirilen bu teknoloji, Apple, Google ve Microsoft gibi dev şirketlerin iş birliğiyle hayata geçirildi.
Passkey’ler, kullanıcıların hem güvenliğini artırıyor hem de oturum açma işlemlerini daha pratik hale getiriyor. Kullanıcılar, hatırlanması gereken karmaşık şifreler yerine, biyometrik doğrulama veya cihazlarında saklanan bir güvenlik anahtarı ile hesaplarına erişebiliyor.
1Password ve kullanıcı verileri
1Password, passkey kullanımına öncülük eden şirketlerden biri olarak dikkat çekiyor. Şirketin sunduğu verilere göre:
4.2 milyon passkey, 1Password platformunda kaydedildi.
Aylık ortalama 2.1 milyon passkey doğrulaması gerçekleşiyor.
1Password kullanıcılarının yaklaşık üçte biri en az bir passkey kullanıyor.
Passkey kullanan kullanıcıların %73’ü bireysel tüketici hesaplarına ait.
1Password, FIDO Alliance üyeliği sayesinde bu teknolojiye geçişi hızlandırmayı ve daha fazla birey ile işletmeyi şifrelerden kurtarmayı hedefliyor.
Geliştiriciler için yeni araçlar
1Password, 2023 yılında “Passkey Ready” adında bir araç tanıttı. Bu araç, web geliştiricilerinin kullanıcılarının geleneksel şifrelerden passkey’e geçiş yapmaya hazır olup olmadığını kolayca kontrol etmelerine olanak tanıyor.
FIDO Alliance da bu yıl, farklı parola yöneticileri arasında anahtarların kolayca aktarılmasını destekleyen yeni özellikler duyurdu. iOS tarafında ise passkey desteği Safari ile iOS 16’da tanıtılmış ve iOS 17 ile üçüncü parti uygulamalara genişletilmişti.
Şifrelerin yerini daha güvenli ve kullanıcı dostu passkey teknolojisine bıraktığı bu dönüşüm, dijital güvenliğin geleceğini yeniden şekillendiriyor.
Büyük şirketlerin hızla benimsemeye başladığı bu teknoloji, kullanıcıların hesap güvenliğini artırırken, daha basit ve hızlı bir oturum açma deneyimi sunuyor. Parolasız bir gelecek artık çok da uzakta değil.
Elon Musk’ın yapay zeka şirketi xAI, son yatırım turunu tamamlayarak 50 milyar dolarlık değerlemeye ulaştı. xAI 50 milyar dolar değerlemeye ulaşmış olması, Elon Musk’ın sosyal medya platformu X’e (eski adıyla Twitter) ödediği 44 milyar doları geride bırakan bir başarı olarak dikkat çekiyor. Musk’ın X ile yaşadığı değer kaybının aksine, xAI hızlı bir büyüme trendi sergiliyor.
Henüz birkaç ay önce 25 milyar dolar değerinde olan xAI, son yatırım turu sayesinde değerlemesini ikiye katladı. Bu büyüme, girişimin yapay zekâ alanındaki potansiyeline olan güveni artırıyor. Gelen yeni yatırımlarla birlikte xAI’ın, yapay zekâ modellerini geliştirmek için büyük harcamalar yapmaya hazırlandığı belirtiliyor. Bu yatırımların toplamı şu anda xAI 50 milyar dolar değerlemeye katkı sağladı.
NVIDIA ile büyük işbirliği kapıda
Konuya yakın kaynaklara göre xAI, aldığı yatırımlarla NVIDIA’dan 100 bin adet çip satın almayı planlıyor. Bu çiplerin, yapay zekâ modellerinin eğitimi için kullanılacağı ifade ediliyor. Ancak, iki taraf arasında yapılacak anlaşmanın detayları henüz netleşmiş değil. xAI 50 milyar dolar yatırım sonrası önemli bir adım daha atmak üzere.
Dünyanın en güçlü yapay zekası yolda
xAI’ın önümüzdeki ay büyük duyurular yapması bekleniyor. Elon Musk’a göre, “Grok” isimli dil modelinin üçüncü versiyonu piyasaya sürülecek. Musk, bu modelin “dünyanın en güçlü yapay zekâsı” olacağını iddia ediyor. Eğer bu gerçekleşirse, xAI’ın yatırımcılar tarafından daha fazla ilgi görmesi ve OpenAI gibi devlere daha güçlü bir rakip olması kaçınılmaz görünüyor. xAI 50 milyar dolar değerleme ile büyük bir potansiyel taşıyor.
Elon Musk, teknoloji dünyasında sadece yapay zekâ değil, uzay, elektrikli araçlar ve sosyal medya gibi alanlarda da büyük yatırımlarıyla biliniyor. Ancak xAI’ın hızlı büyümesi, Musk’ın yapay zekâya verdiği önemin bir kanıtı olarak öne çıkıyor.
Yeni duyurular ve NVIDIA işbirliğiyle xAI’ın gelecekteki adımları, yapay zekâ dünyasında büyük yankı uyandırabilir. Bu girişimin, sektörün lider oyuncularından biri haline gelip gelmeyeceği ise merak konusu.
Honda, bu yeni teknolojiyle EV’lerin menzilini artırmayı ve maliyetleri düşürmeyi hedefliyor.
2050 yılına kadar tüm ürün ve faaliyetlerini karbon nötr hale getirmeyi planlayan Şirket, bu misyonun önemli bir parçası olarak elektrikli araçlara yöneliyor. Şirket, batarya teknolojilerindeki gelişmelerin bu hedefe ulaşmak için kritik bir rol oynayacağına inanıyor.
Bu nedenle, katı hal bataryalarını kendi bünyesinde geliştirerek EV’lerde yeni bir dönem başlatmayı amaçlıyor.
Üretim hattından ilk görüntüler
Honda, Japonya’nın Tochigi Eyaleti’ndeki Sakura City’de yer alan Ar-Ge tesisinde kurulan demo üretim hattını tanıttı. 27.400 metrekarelik bir alanı kaplayan bu üretim hattı, kitlesel üretim için gerekli olan tüm süreçleri simüle ediyor. Batarya hücrelerinin temel özelliklerini belirlemek ve üretim süreçlerini doğrulamak amacıyla kullanılan hattın, 2025 yılının Ocak ayında üretime başlaması planlanıyor.
Üretim hattında elektrot malzemelerinin tartılması ve karıştırılmasından, elektrot gruplarının kaplanması ve preslenmesine kadar tüm süreçler gerçekleştiriliyor. Ayrıca, hücrelerin şekillendirilmesi ve modülün montajı gibi işlemler de bu tesisin yetkinlikleri arasında yer alıyor.
2020’lerin ikinci yarısında seri üretim
Honda, katı hal bataryalarla donatılmış EV modellerini 2020’lerin ikinci yarısında piyasaya sürmeyi hedefliyor. Bu yeni teknolojinin otomobiller, motosikletler ve hatta uçaklar gibi çeşitli alanlarda kullanılabileceği belirtiliyor. Şirket, aynı zamanda bu batarya teknolojisi sayesinde üretim maliyetlerini önemli ölçüde düşürmeyi planlıyor.
Honda, katı hal bataryalarını geliştirmek için iki ana alanda hızlı araştırmalar yapıyor: Malzeme özellikleri ve üretim yöntemleri. Şirket, bu süreçte yüksek verimli üretim yöntemlerini benimseyerek ürünlerini piyasaya daha hızlı sunmayı hedefliyor.
2040 Hedefi: %100 EV veya FCEV satışı
Honda, 2040 yılına kadar küresel araç satışlarının tamamını elektrikli veya yakıt hücreli araçlardan (FCEV) oluşturmayı planlıyor. Katı hal batarya teknolojisi, bu hedefe ulaşma yolunda Honda’nın en büyük avantajlarından biri olarak görülüyor.
Bu yenilik, Honda’nın sürdürülebilir enerjiye geçişte sadece bir araç üreticisi olmanın ötesine geçerek sektörün teknoloji liderlerinden biri olma hedefine katkı sağlıyor.
ABD’de yeniden başkan seçilen Donald Trump, Beyaz Saray’da bir ilki gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Trump’ın, yalnızca kripto para politikalarıyla ilgilenecek bir “Kripto Para Sorumlusu” atayacağı belirtiliyor. Bu pozisyon, dijital varlık sektörüne adanmış ilk üst düzey görev olarak tarihe geçebilir.
Kripto para politikalarına özel birim
Henüz planlama aşamasında olan bu yeni pozisyonun, kripto para politikalarını doğrudan yönlendirecek bir yetkili tarafından doldurulacağı konuşuluyor. “Kripto Para Sorumlusu” olarak adlandırılacak kişinin, Kongre, Beyaz Saray ve ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) gibi düzenleyici kurumlar arasında köprü görevi görmesi bekleniyor.
Kripto savunucuları, bu pozisyonun Trump’a doğrudan rapor veren bir yetkiye sahip olmasını talep ediyor. Bu hamlenin, ABD’nin kripto para düzenlemelerinde daha ileri adımlar atmasını sağlayabileceği öne sürülüyor.
Trump’ın geçiş ekibi, konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçınsa da, başkanlık seçim kampanyası sırasında kripto sektörüne verdiği desteği açıkça göstermişti. Trump, mevcut SEC Başkanı Gary Gensler’ı görevden alacağını ve dijital varlık endüstrisine yönelik düzenlemeleri hafifleteceğini vaat etmişti. Ayrıca, yeni bir “Kripto Başkanlık Danışma Konseyi” oluşturmayı planladığını duyurmuştu.
Bitcoin konferansı ve Mar-a-Lago görüşmeleri
Trump’ın kripto sektörüne olan ilgisi, seçim dönemi boyunca düzenlenen etkinliklerde de dikkat çekti. Yaz aylarında Bitcoin madencilik şirketleri ve kripto borsa yöneticileriyle bir dizi toplantı gerçekleştiren Trump, Temmuz ayında bir Bitcoin konferansına katılarak sektöre olan desteğini ortaya koydu.
Son olarak, Trump’ın özel malikanesi Mar-a-Lago’da sektör temsilcileriyle önemli görüşmeler yaptığı öğrenildi. Bu toplantılarda, eski Coinbase Global ve Binance.US yöneticisi Brian Brooks’un da yer aldığı ve Brooks’un SEC başkanlığı için potansiyel bir aday olarak değerlendirildiği bildirildi.
Bitcoin rekor kırabilir mi?
Trump’ın kripto paralara yönelik bu olumlu tutumu, sektörde büyük heyecan yaratıyor. Bu adımların gerçekleşmesi durumunda Bitcoin ve diğer kripto para birimlerinin değerinde artış yaşanabileceği öngörülüyor. Hatta Bitcoin fiyatının 95 bin doları aşması şimdiden piyasa analistlerinin konuştuğu bir ihtimal haline geldi.
Sherco Solar adını taşıyan bu devasa güneş enerjisi çiftliği, Xcel Energy’nin yenilenebilir enerjiye geçiş planlarının en önemli parçalarından biri olarak dikkat çekiyor.
710 Megavatlık kapasite ile yeni bir dönem
Sherco Solar, toplamda 710 megavatlık (MW) kapasiteye ulaşacak şekilde tasarlandı ve projenin ilk aşaması tamamlanarak 220 MW’lık bir üretim kapasitesiyle enerji şebekesine bağlandı. Kalan iki aşamanın ise 2025 ve 2026 yıllarında devreye alınması planlanıyor.
Bu proje, Minnesota’nın en büyük kömür santrali olan Sherburne County Generating Station sahasında inşa ediliyor. Kömür santralinin üç ünitesinden biri zaten kapatıldı ve kalan iki ünitenin 2030 yılına kadar devreden çıkarılması hedefleniyor.
Sherco Solar, tam kapasiteyle çalıştığında 150.000 haneye yetecek kadar elektrik üretecek ve kömürden elde edilen enerjinin büyük bir kısmının yerini alacak.
Sherco Solar, büyüklüğünün yanı sıra ekonomik avantajlarıyla da öne çıkıyor. Xcel Energy, projenin maliyetini azaltmak için federal vergi kredilerinden faydalanıyor. Toplam 1,1 milyar dolara mal olacak projenin, yaklaşık 480 milyon dolarlık bir vergi indirimiyle destekleneceği belirtiliyor.
Şirket, bu tasarrufu müşterilerine yansıtmayı planlıyor. Ayrıca, eski kömür santralinden kalan enerji iletim altyapısı kullanılarak maliyetler daha da düşürülüyor ve proje daha hızlı hayata geçiriliyor.
Yerel istihdam ve ekonomiye katkı
Sherco Solar projesi, sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal açıdan da büyük bir dönüşüm sağlıyor. İnşaat aşamasında 400 sendikalı işçi çalışırken, proje tamamlandıktan sonra 12 kalıcı iş olanağı sunulacak.
Bunun yanı sıra, proje yerel ekonomiye yaklaşık 350 milyon dolarlık bir katkı sağlayacak. Xcel Energy, kömür santralinde çalışan işçilere yeni projelerde istihdam sağlama sözü vererek, işten çıkarmalardan kaçınmayı hedefliyor.
Güneş enerjisinin ötesinde yatırımlar
Xcel Energy, yenilenebilir enerjiye geçişini hızlandırmak için Sherco sahasında yeni bir batarya depolama projesi üzerinde de çalışıyor. Ayrıca, Sherco Solar’ın kapasitesini 200 MW artıracak dördüncü bir fazın inşası da planlanıyor.
Sherco Solar projesi, hem yerel hem de ulusal düzeyde temiz enerjiye geçişte örnek bir model sunuyor. Xcel Energy’nin stratejileri, fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişte sosyal, ekonomik ve çevresel dengelerin nasıl sağlanabileceğini gösteriyor.
Avrupa Birliği (AB), temiz teknoloji sektöründeki rekabet gücünü artırmak ve Çin’in düşük maliyetli ithalatının olumsuz etkilerini azaltmak için dikkat çekici bir strateji değişikliğine gidiyor. Yeni plan, AB sübvansiyonlarından yararlanmak isteyen Çinli şirketlerin, Avrupa’da üretim tesisleri kurmasını ve teknoloji bilgisini Avrupalı işletmelerle paylaşmasını zorunlu kılıyor. Brüksel, bu uygulama ile Avrupa’da yeşil teknoloji üretimini desteklemeyi ve bölgesel endüstriyi güçlendirmeyi amaçlıyor. Aralık ayında başlatılacak 1 milyar avroluk bir hibe programı, bu şartları içeren yeni düzenlemelerin ilk örneği olacak ve ilerleyen süreçte diğer temiz enerji alanlarına da yayılabilecek.
Avrupa Birliği, Çinli şirketlerden teknoloji transferi talep ediyor
Bu yaklaşım, Çin’in yabancı firmalardan teknoloji transferi talep ettiği geçmiş uygulamaları andırıyor. Çin, uzun yıllar boyunca kendi pazarına giriş yapmak isteyen uluslararası şirketlerden teknolojik bilgi paylaşımını şart koşmuştu. AB’nin bu hamlesi, Çin’in uygulamalarına bir nevi karşılık olarak değerlendirilirken, iki taraf arasındaki ticari gerilimi artırma riski taşıyor. Zaten geçtiğimiz aylarda Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara uygulanan yüksek oranlı ek vergiler, iki taraf arasında mevcut ticaret dengesini daha da hassas hale getirmişti.
Avrupa Birliği, Çinli şirketlerden teknoloji transferi talep ediyor.
Çin’in önde gelen şirketleri bu yeni koşullara uyum sağlamak için Avrupa’da yatırımlarını artırıyor. Örneğin CATL, Macaristan ve Almanya’da büyük ölçekli fabrikalar kurarken, Envision Energy de İspanya ve Fransa’da yatırımlara yöneliyor. Ancak Çin Ticaret Bakanlığı, Avrupa’daki siyasi belirsizlikler nedeniyle yerli şirketlerini büyük yatırımlar konusunda dikkatli olmaya çağırıyor.
Avrupa’nın kendi teknoloji ekosistemini geliştirme çabaları ise istenilen başarıya ulaşmada zorluklar yaşıyor. İsveçli batarya üreticisi Northvolt’un artan maliyetler ve üretim sorunları nedeniyle iflasın eşiğine gelmesi, Avrupa’nın bu alandaki mücadelede yaşadığı sıkıntıları açıkça ortaya koyuyor. AB’nin bu girişimle Çin’in baskın teknolojik üstünlüğünü dengelemek istemesi, küresel teknoloji ve ticaret yarışında yeni bir dönemi başlatabilir.
Otomotiv dünyasının ikonik motorlarından biri olan Bugatti’nin 8.0 litrelik dört turboşarjlı W16 motoru, emeklilik öncesinde adını tarihe bir kez daha yazdırmayı başardı. Bugatti Mistral, “World Record Edition” özel tasarımıyla Almanya’nın Papenburg test pistinde 453,9 km/s hıza ulaştı ve böylece dünyanın en hızlı üstü açık aracı unvanını elde etti. Şirketin CEO’su Mate Rimac, bu başarıya rağmen hedeflerinin 500 km/s hız sınırını aşarak tüm araç kategorilerinde “dünyanın en hızlı aracı” unvanını ele geçirmek olduğunu vurguladı.
Dünyanın en hızlı üstü açık aracı tanıtıldı
Rekor denemesinde direksiyon başında, 2019’da Chiron Super Sport 300+ ile kapalı araç hız rekorunu kırmış olan ünlü Le Mans şampiyonu Andy Wallace yer aldı. Papenburg’un 4 kilometrelik düzlüğü bu tür hız denemeleri için ideal olmamasına rağmen, Wallace’ın banked virajlardaki ustalığı sayesinde Mistral, düz yolda gerekli ivmeyi sağlayarak rekoru kırmayı başardı. Rekor denemesi sırasında kullanılan World Record Edition modelinin, standart W16 Mistral’in 1.600 beygir gücündeki motorundan daha güçlü olduğu ve 1.825 beygirlik seviyelere yaklaştığı düşünülüyor. Ayrıca, standart modeldeki 420 km/s hız limiti bu özel versiyonda kaldırılmıştı.
Dünyanın en hızlı üstü açık aracı Bugatti Mistral World Record Edition tanıtıldı.
Her ne kadar bu hız, resmi bir dünya rekoru olarak kabul edilmese de, Bugatti’nin 453,91 km/s hızı, 2017 yılında Koenigsegg Agera RS’in iki yönlü 447,19 km/s hız rekorunu geride bırakıyor. Daha önce üstü açık araçlar kategorisindeki rekor ise 2016’da Hennessey Venom GT Spyder’ın 427,4 km/s hıza ulaşmasıyla kaydedilmişti. Rekorun resmiyet kazanmamasının temel nedeni, denemenin yalnızca tek yönlü olarak gerçekleştirilmiş olması ve aracın standart üretim modellerden farklı modifikasyonlara sahip bulunması. Ancak bu durum, üstü açık bir aracın aerodinamik dezavantajlarına rağmen bu kadar yüksek hızlara ulaşmasını daha da etkileyici bir mühendislik başarısı haline getiriyor.v
Adını Güney Fransa’nın ünlü rüzgarı Mistral’den alan araç, yalnızca 99 adet üretilecek sınırlı bir seri olarak dikkat çekiyor. Mistral, Chiron Super Sport’un 1.578 beygir gücündeki altyapısını temel alırken, tamamen özgün bir roadster gövde tasarımına sahip. Dikey far tasarımı, Bugatti’nin tek seferlik modeli La Voiture Noire’dan ilham alırken, arka bölümdeki X şeklindeki ışık barı ise Bolide’den esinlenmiş.
Yan taraftaki klasik Bugatti “C” şeklindeki hava girişleri, Chiron’a kıyasla daha küçük boyutlarda tasarlanmış. Bunun nedeni, W16 motorunun koltukların arkasında bulunan çift ram-air hava girişleriyle nefes alması. CEO Rimac, 500 km/s hız sınırını aşabilmek için lastik üreticisi Michelin ile yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirtti. Bu hedef, otomotiv mühendisliğinde yeni bir kilometre taşı olma potansiyeli taşıyor.
Bu karar, Apple ve diğer büyük teknoloji şirketlerinin finansal hizmetler üzerindeki etkisinin artmasıyla alındı.
Tüketici Finansal Koruma Bürosu nedir?
CFPB, ABD’de tüketici finansal ürünlerinin adil, şeffaf ve rekabetçi olmasını sağlamak için faaliyet gösteren bir düzenleyici kurumdur. Ajans, bankalar ve finansal hizmet sağlayıcılarını denetlerken, tüketicileri haksız, yanıltıcı veya kötü niyetli uygulamalardan korumayı hedefliyor.
Son yıllarda, dijital cüzdanlar ve ödeme uygulamalarının finansal sistemdeki yeri hızla büyüdü. CFPB, bu hizmetlerin artık yalnızca bir teknoloji ürünü değil, tüketicilerin günlük finansal hayatlarının temel bir parçası haline geldiğini vurguluyor.
CFPB, 50 milyondan fazla işlem gerçekleştiren dijital cüzdan hizmetlerinin, bankalar gibi düzenlenmesi gerektiği kararını aldı. Bu kapsamda, Apple Pay de bu düzenlemelere tabi olacak.
Düzenleme, Apple Pay’in şeffaflık ve adalet ilkelerine uygun hareket etmesini sağlayacak ve tüketici şikayetlerinin daha etkili bir şekilde ele alınmasını zorunlu kılacak. CFPB Başkanı Rohit Chopra, konu hakkında “Dijital ödemeler artık bir lüks değil, bir zorunluluk haline geldi. Denetim süreçlerimiz bu gerçeği yansıtmalı.” açıklamasını yaptı.
Apple, Avrupa Birliği’nin NFC ödeme çipi erişimini bankalar ve diğer ödeme hizmeti sağlayıcılarına açmasını zorunlu kılmasından sonra benzer bir adımı küresel ölçekte atmıştı. Şirket, genellikle düzenleyici baskılar karşısında yerel çözümler üretirken, bu kez küresel bir düzenleme stratejisi izledi.
Teknoloji şirketleri ve finansal hizmetler
Apple’ın finans sektörüne ilgisi yeni değil. Şirket, Apple Pay Later gibi hizmetlerle kısa vadeli finansman çözümleri sunmuştu. Ancak, bu hizmetler üzerindeki düzenlemelerin artması, Apple’ın bu tür projeleri yeniden değerlendirmesine neden oldu.
CFPB’nin yeni düzenlemesi, dijital cüzdanların artık geleneksel bankalara benzer bir şekilde denetlenmesini gerektiriyor. Bu, Apple Pay’in yanı sıra Google Pay gibi diğer büyük oyuncular için de geçerli olacak.
ABD’de mobil ödeme hizmetlerine yönelik bu yeni düzenleme, dijital cüzdanların finansal sistemdeki yerini daha da sağlamlaştırıyor. Tüketicilerin korunmasını ve adil rekabeti sağlama amacı taşıyan bu adım, teknoloji ve finans sektörlerinin nasıl iç içe geçtiğinin bir göstergesi.
Apple, bu süreçte uyum sağlamaya çalışırken, finansal hizmetler alanında daha büyük bir oyuncu olma yolunda ilerliyor.
YouTube’da düzenlediği alışılmışın dışında yarışmalarla global bir fenomene dönüşen ve gerçek adı James Stephen “Jimmy” Donaldson olan MrBeast, şimdiye kadarki en büyük projesiyle izleyicilerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Bu kez Amazon Prime Video ile iş birliği yapan ünlü içerik üreticisi, Beast Games adlı yarışmasıyla hem hayranlarını şaşırtacak hem de yarışma programlarına yeni bir soluk getirecek. Özellikle dev prodüksiyonları ve cömert ödülleriyle tanınan MrBeast, YouTube dışındaki bu ilk büyük platform deneyimiyle sınırlarını genişletiyor.
MrBeast, yeni projesini Amazon Prime Video’da yayınlıyor
Beast Games, 5 milyon dolarlık devasa ödül havuzuyla MrBeast’in kariyerindeki en büyük ve en iddialı yarışma projesi olma özelliği taşıyor. Yarışmaya katılan 1000 kişi, bu ödül için zorlu ve eğlenceli parkurlarda ter dökecek. Ancak yalnızca bir kişi, büyük ödülün sahibi olma başarısını gösterecek. Yarışmanın bölümler halinde yayınlanacağı belirtilirken, her bölümün izleyicileri heyecanla ekran başına çekecek türden sürprizler ve mücadeleler içereceği ifade ediliyor.
MrBeast, yeni projesini Amazon Prime Video’da yayınlıyor.
Yarışmanın ilk bölümleri, 19 Aralık 2024 tarihinde Prime Video’da izleyicilerle buluşacak. MrBeast, bu büyük projeyi hayata geçirmek için yaklaşık bir yıl boyunca hazırlık yaptığını ve programın yalnızca bir yarışmadan öte, devasa bir prodüksiyon olduğunu dile getirdi. Yarışmanın içerik konsepti ve sunum formatı hakkında henüz çok fazla detay verilmiş olmasa da, MrBeast’in geçmiş projelerindeki çarpıcı görsellik ve yaratıcılık göz önüne alındığında, bu programın da benzer bir etki yaratması bekleniyor.
Beast Games, aynı zamanda MrBeast’in sadece YouTube ile sınırlı kalmayan bir içerik üreticisi olarak farklı platformlara geçişinin ilk büyük adımı olarak görülüyor. Bu iş birliği, Amazon Prime Video’nun da yarışma programları alanında daha güçlü bir konuma gelme hedefini destekler nitelikte. MrBeast, bu projeyle hem içerik üretimi hem de dijital yayıncılık dünyasında yeni bir standart belirlemeye hazırlanıyor. Izleyiciler ise şimdiden 19 Aralık tarihini sabırsızlıkla bekliyor.
Baltık Denizi’nde Litvanya-İsveç ve Finlandiya-Almanya arasında iletişim sağlayan denizaltı kablolarının kesilmesiyle ilgili soruşturma devam ederken, dikkatler Çin’e ait Yi Peng 3 adlı yük gemisine çevrildi. İsveçli yetkililer, Rusya’nın Ust-Luga limanından hareket eden ve Mısır’daki Port Said’e doğru seyreden bu geminin, kabloların kesildiği bölgeden geçtiği zamana odaklanıyor.
Baltık Denizi’nde kopan internet kablolarıyla ilgili Çin şüphesi
Marine Traffic verilerine göre, gemi olay günlerinde bu bölgede bulunuyordu. Danimarka donanması, Yi Peng 3’ü izlemeye alırken, İsveç kıyı güvenliği ve silahlı kuvvetlerle koordineli bir soruşturma yürütüldüğünü açıkladı. Henüz resmi bir suçlama yapılmamış olsa da, geminin hareketleri dikkatle inceleniyor.
Baltık Denizi’nde kopan internet kablolarıyla ilgili Çin şüphesi…
Bu durum, Çin’e ait gemilerin Baltık Denizi’nde karıştığı ilk tartışmalı olay değil. 2022 yılında, Çin’in Newnew Polar Bear adlı bir gemisi, çapasıyla Finlandiya ve Estonya arasındaki bir doğalgaz boru hattına zarar vermişti. Olayın kaza mı yoksa kasıtlı mı olduğu belirlenememişti. Şimdiki olayda ise Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, kabloların kesilmesini “hibrit savaş eylemi” olarak nitelendirerek sabotaj ihtimalinin kuvvetli olduğunu belirtti. Pistorius, “Kimse bu kabloların kazara kesildiğine inanmıyor” ifadesini kullanarak endişelerini dile getirdi.
Almanya, İsveç, Finlandiya ve Litvanya hükümetleri sabotaj ihtimalini dışlamazken, Çin hükümeti ve Yi Peng 3’ün sahibi Ningbo Yipeng Shipping şirketi henüz bir açıklama yapmadı. ABD ise Çin’i, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşında lojistik destek sağlamakla suçlamaya devam ediyor. Bu olay, Baltık Denizi’nde kritik altyapıya yönelik güvenlik endişelerini daha da artırarak, bölgesel ve uluslararası gerilimleri yeniden gündeme taşıyor.