Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 426

Yanmar Avrupa operasyonlarını Türkiye’ye taşıdı!

Japonya’nın köklü iş makinesi ve motor üreticisi Yanmar, Avrupa’daki faaliyetlerini sonlandırarak operasyonlarını Türkiye’ye taşıma kararı aldı. Avrupa’da satılacak tüm traktörler artık Türkiye’de üretilecek , kullanıcılara yönelik Japon traktör talebi daha hızlı karşılanacak.

1912 yılında Japonya’da kurulan Yanmar, geçtiğimiz yıl İzmir’in Torbalı ilçesinde bir traktör üretim tesisi kurmuştu. Yanmar ve Solis marka Japon traktörlerin üretildiği bu tesisin kapasitesi kısa sürede üç katına çıkarak yıllık 7 bin adedeulaştı. Üretilen traktörler hem yurt içine hem de yurt dışına satılıyor. Şirketin Türkiye’ye olan ilgisinin arkasında yüksek traktör talebi ve Türkiye’nin stratejik konumu bulunuyor.

Türkiye’nin potansiyeli Yanmar’ı cezbetti

Yanmar Türkiye Tarım İş Kolu ve İş Geliştirme Direktörü Murat Balkan Kanbir, Türkiye’nin dünyanın 16. büyük ekonomisi ve 4. büyük traktör pazarı olduğunu belirtti. Kanbir, Türkiye’nin genç nüfus avantajı, geniş pazarı ve Avrupa, Asya ve Afrika’ya açılan stratejik konumuyla dikkat çektiğini ifade etti. Bu faktörlerin Yanmar’ın uzun vadeli yatırımlarına olanak sunduğunu vurgulayan Kanbir, “Türkiye’nin 100 yıllık yatırım sürecinde Yanmar için önemli bir yer tuttuğunu” dile getirdi.

Japon traktör Yanmar’ın YTAgri markasıyla Türkiye’de ürettiği tarım ekipmanları, başta Japonya, Kore ve Tayland olmak üzere deniz aşırı ülkelere ihraç ediliyor. 2019 yılında küçük bir ihracat operasyonu olarak başlayan bu girişim, geçtiğimiz yıl 10 milyon doları aşan bir hacme ulaştı. Türkiye’nin Japonya’ya gerçekleştirdiği tarım ekipmanı ihracatının %60’ını Yanmar Türkiye gerçekleştirdi. Kanbir, dünya genelindeki 250 bin Yanmar traktöre Yanmar ekipmanları sağlamayı hedeflediklerini belirtti.

2026’da Türkiye’de Yanmar restoranı

Japon traktör firması Yanmar’ın Japonya’daki çiftçilerini desteklemek amacıyla açtığı restoran modelini Türkiye’ye taşımayı planlıyor. 2026 yılında Türkiye’de açılacak olan Yanmar restoranındaYanmar traktörleriyle ekilen ürünlerle hazırlanan yemekler sunulacak. Restoranın yerel çiftçilere destek sağlayacak bir proje olarak öne çıkması bekleniyor.

İzmir Torbalı’daki tesiste, yakın zamanda Yanmar YT serisi Japon otonom traktörler de üretilecek. Bu traktörler, otonom sürüş özelliğiyle büyük arazilerde iş gücünden tasarruf sağlayarak insansız tarıma olanak tanıyacak. Otonom traktörler sayesinde daha verimli bir ekim ve hasat süreci hedefleniyor.

Elektrikli araç satışlarında yeni rekor! 

Dünyanın önde gelen elektrikli araç araştırma kuruluşlarından Rho MotionEkim ayında global elektrikli araç satışlarının 1,7 milyon adedi geçtiğini duyurdu. Bu rakam, bir önceki ay olan Eylül’de kırılan satış rekorunu 50.000 araçla geride bırakarak yeni bir zirveye ulaştı. Her ne kadar elektrikli araç satışlarındaki büyüme hızında yavaşlama olsa da, satışlardaki yükseliş sürüyor.Pazar Güçlenmeye Devam Ediyor

Ekim ayında Çin1,2 milyon elektrikli araç satarak bir kez daha aylık rekor kırdı. Çin, Eylül ayına göre satışlarını %6artırırken, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %50’den fazla büyüme gösterdi. 2024 yılının başından bu yana Çin’de elektrikli araç satışları %38 oranında artış kaydetti. Dünya genelindeki pazar ise yılın ilk on ayında %24’lük bir büyüme oranı yakaladı.

Rho Motion verilerine göre, Avrupa Birliğiİngiltere ve EFTA bölgelerinde yılın başından Ekim ayına kadar toplam araç satışları %3 düşüşle 2,5 milyon olarak gerçekleşti. ABD ve Kanada1,4 milyon araç satarak %9’luk bir büyüme sağladı. Avrupa’da Ekim ayında ise 260.000’den fazla elektrikli araç satışı yapılırken, yıllık bazda %1 artışgözlemlenirken aylık bazda %14 düşüş kaydedildi. Bu düşüşte özellikle İngiltere‘deki otomobil satışlarındaki azalma etkili oldu. Almanya ise Ekim ayında %12 artışla yılın geri kalanında toparlanma sinyalleri verdi, ancak yılın başından bu yana %18’lik bir düşüşle karşı karşıya kaldı.

Çin pazarın itici gücü olmaya devam ediyor

Ekim ayında Çin, hem BEV (Bataryalı Araç) hem de PHEV (Plug-in Hibrid Elektrikli Araç) satışlarında yeni aylık rekorlara imza attı. Çin’in en büyük otomobil üreticilerinden BYD, Ekim ayında 500.000’den fazla araç satarak bir önceki aya kıyasla 80.000 araçlık artış elde etti. Özellikle PHEV satışlarının BYD’nin başarısında büyük rol oynadığı belirtildi. Çinli üretici, son üç ayda ortalama 30.000 araç ihraç etti. Rho Motion Veri Yöneticisi Charles Lester, “Global elektrikli araç pazarı yeniden ivme kazanıyor ve son iki ayda rekor satışlar yaşanıyor,” diyerek artan talebin altını çizdi.

Apple’dan akıllı yüzük mü gelecek? Oura CEO’sundan çarpıcı açıklamalar!

Sağlık teknolojileri alanında akıllı yüzükleriyle tanınan Oura’nın CEO’su Tom Hale, Apple’ın akıllı yüzük geliştireceği söylentilerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Akıllı yüzük yapmanın göründüğü kadar basit olmadığınıvurgulayan Hale, Apple’ın olası bir akıllı yüzük ürününü mevcut ürün portföyü ile nasıl konumlandıracağına dair şüpheleri olduğunu belirtti. Hale, Apple’ın akıllı yüzük ve Apple Watch gibi ürünleri bir arada sunarken rekabetin yaratacağı sorunlardan kaçınmak isteyebileceğine dikkat çekti.

Son yıllarda Apple’ın da bu pazara girebileceğine dair iddialar gündemde sıkça yer alırken, akıllı yüzüklerin Apple Watch gibi ürünlerin bazı işlevlerini daha kompakt ve taşınabilir bir yapıda sunabileceği belirtiliyor. Ancak bu durum, Apple’ın mevcut ürün stratejisiyle çelişebilir ve markanın Watch satışlarını etkileyebilir. Bloomberg’den Mark Gurman da, şu an için Apple’ın bir akıllı yüzük ürünü üzerinde çalışmadığını, şirket içinde tartışmaların olsa da henüz resmi bir ürün geliştirme sürecine girilmediğini öne sürüyor.

Oura ve Samsung’dan akıllı yüzük yarışı

Akıllı yüzük pazarı son dönemde hızlı bir şekilde büyürken, birçok teknoloji devi de bu pazara olan ilgisini artırmaya başladı. Samsung, geçtiğimiz Temmuz ayında tanıttığı Galaxy Ring ile sektöre iddialı bir giriş yaptı. Galaxy cihazlarıyla uyumlu çalışan Galaxy Ring, kullanıcının hareket, uyku, kalp atış hızı ve solunum hızını takip edebiliyor. Ayrıca, günlük uyku puanı ve enerji seviyesi gibi veriler sunarak kullanıcıya sağlık durumuyla ilgili önemli bilgiler sağlıyor.

Oura ise bu alanda lider pozisyonunu koruyarak yeni modelini piyasaya sürdüOura Ring 4hareket, sağlık, stres ve uyku takibi gibi özelliklerle kullanıcıların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. Şirket, özellikle uyku kalitesini analiz etme konusundaki hassasiyeti ve detaylı sağlık takibi özellikleriyle dikkat çekiyor.

Apple’ın akıllı yüzük pazarı için stratejisi belirsiz

Apple’ın bu rekabete girip girmeyeceği konusunda henüz net bir bilgi yok. Şirketin akıllı yüzük geliştirmesi durumunda, bu ürünün Apple Watch’un yerini alabilecek veya onunla çelişmeyecek bir yapıda olması gerektiği ifade ediliyor. Birçok analist, Apple’ın akıllı yüzüğünün çıkması halinde, Apple Watch’un bazı özelliklerini içerip, daha az kapsamlı bir sağlık takibi sunarak piyasaya sunulabileceğini öngörüyor. Bu sayede Apple, her iki ürünü de farklı fiyat seviyelerinde konumlandırarak geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmayı hedefleyebilir.

Öte yandan, akıllı yüzüklerin hızla popülerlik kazanması Apple için yeni bir strateji geliştirme ihtiyacı doğurabilir. Sektördeki gelişmeleri yakından takip eden uzmanlar, Apple’ın akıllı yüzük alanındaki rekabetin artmasıyla gelecekte bu pazara yönelik adımlar atmasının mümkün olduğunu düşünüyor.

NarPOS ile gıda israfına yapay zeka destekli çözüm

0

Gıda israfının önüne geçmek ve sürdürülebilir gıda yönetimini sağlamak amacıyla teknolojinin gücü devreye giriyor. Türkiye’nin ilk hibrit altyapıya sahip restoran otomasyon sistemi olan NarPOS, restoranlarda etkin envanter yönetimi ile gıda israfını azaltmada kilit bir rol üstleniyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya genelinde her yıl üretilen gıdanın %17’si israf ediliyor ve bu yaklaşık 1 milyar ton gıdanın çöpe gittiğini gösteriyor. Restoranlar ise gıda israfının en büyük kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. 2030 yılına kadar israf edilen gıdaların dünya ekonomisine 1,5 trilyon dolarlık bir mali yük getireceği tahmin ediliyor.

NarPOS, restoranların tüm envanter, ödeme, sipariş ve stok süreçlerini bir arada yönetmelerine olanak tanıyan kapsamlı bir otomasyon sistemi sunarak israfın önüne geçmeyi amaçlıyor. 2012 yılında kurulan NarPOS, yapay zeka destekli altyapısı sayesinde, envanter yönetimini optimize ederek sadece ihtiyaç kadar stok yapılmasını sağlıyor ve böylece gıda atıklarını en aza indiriyor.

NarPOS Kurucu Ortağı ve CEO’su İlyas Akça, “Restoranlarda gıda israfını önlemenin ilk adımı, tüketilen ürün miktarının ölçülmesiyle başlar. Gerçek zamanlı envanter takibiyle aşırı stoklamanın önüne geçiyor ve kullanılmayan ürünlerin çöpe gitmesini engelliyoruz. Yapay zeka destekli NarPOS ile restoranların envanterlerini en verimli şekilde yönetmelerini sağlıyoruz,” dedi.

NarPOS’un müşteri kitlesini restoranlar, pastaneler, kafeler, perakende işletmeleri ve oteller oluşturuyor. NarPOS; Nişantaşı Üniversitesi, Getir Yemek, Trendyol ve Yemeksepeti gibi birçok kuruluşun çözüm ortağı olarak gıda sektöründe sürdürülebilirliği destekleyen teknolojik çözümler sunmaya devam ediyor.

Sabiha Gökçen Havalimanı, yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy’i tanıttı!

0

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG), Antalya’da düzenlenen “AI in the Sky” konferansında yapay zeka tabanlı dijital asistanı SAVVy’i tanıttı. Bu yeni dijital asistan, havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı asistan olacak.

Yeni yapay zeka asistanı: SAVVy!

Türkiye’nin ikinci, Avrupa’nın dokuzuncu en yoğun havalimanı olan Sabiha Gökçen Havalimanı, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) düzenlediği konferansta “Havacılık Sektöründe Yapay Zeka Çözümleri: CRM ve Yolcu Deneyimi” başlıklı oturumda SAVVy’i tanıttı.

İSG CEO’su Alp Er Tunga Ersoy SAVVy’nin müşteri hizmetleri kalitesini artırma ve süreçleri optimize etme amacıyla hayata geçirildiğini belirtti. Asistanın isminin Sabiha Gökçen’in IATA kodu olan “SAW”dan türetildiğini ve misafirperver bir karakter yansıttığını ifade etti.

Ersoy, yolcu taleplerine hızlı yanıt vermeyi amaçlayan SAVVy’nin 7/24 destek sağlayarak Sabiha Gökçen SAW Care Çağrı Merkezi çalışanlarının daha karmaşık sorunlara odaklanabilmesine olanak sunduğunu açıkladı.

SAVVy, doğal dil işleme (NLP) gibi konuşma yapay zeka tekniklerini kullanarak yolcularla insan benzeri sohbetler gerçekleştiriyor ve anlık yanıtlarla kişiselleştirilmiş çözümler sunuyor. Bu teknoloji sayesinde Sabiha Gökçen yolcuları müşteri temsilcisini beklemeden SAVVy ile işlemlerini hızlı ve sorunsuz bir şekilde gerçekleştirebilecek.

Spotify video içerik üreticilerine para ödemeye başlıyor!

Spotify, video içerik üreticilere yönelik önemli bir adım atarak 2 Ocak 2025 itibarıyla içerik üreticilerine ödeme yapmaya başlayacağını duyurdu. Bu yeni hamle, Spotify ile YouTube arasındaki rekabeti bir üst seviyeye taşıyacak.

Spotify’ın CEO’su Daniel Ek tarafından yapılan açıklamada, platformda video podcast yayımlayan içerik üreticilerin paylaşımlarına aldıkları etkileşimlere göre para kazanmaya başlayacakları belirtildi. Video podcast ne kadar çok görüntüleme alırsa, içerik üreticilerin kazancı da o kadar artacak. Ek, Spotify’ın video içerikler konusunda rakiplerinden daha iyi bir deneyim sunabileceğini ifade etti.

Video Podcast’lerde büyük artış

Spotify, video podcast özelliğini her bölgede aktif etmemiş olsa da bu format büyük ilgi görüyor. Güncel verilere göre, platformda yer alan video podcast sayısı 300 bini aşmış durumda. Kullanıcıların video podcast’lere olan ilgisinin hızla arttığı belirtiliyor ve izlenme süreleri, müzik ve sesli podcast dinleme sürelerinden daha yüksek bir hızla yükseliyor.

İlk etapta dört ülkede başlayacak

Video içerik üreticilere ödeme sistemi, ilk aşamada ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya’da hayata geçecek. Ayrıca Spotify, video podcast içeriklerinde ücretli abonelere reklamları kaldırarak reklamsız bir deneyim sunacak. Bu sayede, video podcast’lere olan kullanıcı ilgisinin daha da artması hedefleniyor.

Spotify’ın bu yeni stratejisi, özellikle YouTube ile rekabetinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. 2 Ocak 2025 itibarıyla geçerli olacak bu uygulamanın, içerik üreticilere daha fazla kazanç sağlarken kullanıcı deneyimini de iyileştirmesi bekleniyor.

Çin uçan taksilerle geleceğe adım atıyor!

Çinuçan taksiler ve teslimat dronları için büyük ölçekli yatırımlar yaparak, 2026 yılına kadar ülkenin güneyindeki teknoloji üssü Shenzhen ve doğudaki ticaret merkezi Şanghay’da bu teknolojileri günlük hayata entegre etmeye hazırlanıyor. Bu iki şehirde yapılacak dev yatırımlarla alçak irtifa ekonomisi canlandırılacak ve uçan araçların günlük ulaşımda kullanılmasının önü açılacak. Özellikle Çin uçan taksilerle ilgili büyük beklentilere sahip.

Shenzhen’de 1,7 milyar dolarlık altyapı yatırımı

Shenzhen, alçak irtifa ekonomisini geliştirmek amacıyla 12 milyar yuan (yaklaşık 1,7 milyar dolar) yatırım yaparak 1.200’den fazla kalkış ve iniş platformu kurmayı hedefliyor. Şehir, mevcut durumda 249 tesise sahip ve bu sayıyı yıl sonuna kadar 500’e çıkarmayı planlıyor. 2025’e kadar 658 tesis daha inşa edilerek, hava yolculuğu, lojistik, topluluk teslimatları ve kent yönetimi gibi alanlarda yeni bir ağ oluşturulması bekleniyor. Çin uçan taksilerle büyük değişimler yaratmayı amaçlıyor. Shenzhen, yatırımlarını 2030 yılına kadar 20 milyar yuan (yaklaşık 2,7 milyar dolar) seviyesine çıkararak bu alanda öncü olmayı amaçlıyor.

Shenzhen’de dünyanın en büyük tüketici dron üreticisi DJI, otonom uçan taksi üreticisi EHang, yemek teslimat devi Meituan ve elektrikli araç üreticisi Xpeng gibi önemli sanayi oyuncuları bulunuyor. Şehir, 2025’e kadar dron sektörünün 100 milyar yuan (13,8 milyar dolar) hacmine ulaşmasını hedefliyor.

Şanghay’da 100 hizmet alanı kurulacak

Şanghay, uçan araç teknolojilerinin ticari kullanıma geçebilmesi için 100’den fazla hizmet alanı kurmayı planlıyor. 40’tan fazla şirketin, uçan araç teknolojilerini turizmlojistikgözetim ve taşımacılık alanlarında hizmete sunmak üzere hazırlık yaptığı biliniyor. Şanghay’daki yetkililer, eVTOL adı verilen dikey kalkış ve iniş yapabilen elektrikli araçların kullanımı için gerekli altyapıyı hızlandıracak.

Çin’in alçak irtifa ekonomisi, 2021 yılında Pekin’in sektörü destekleyen düzenlemeler yapmasıyla hızlı bir ivme kazandı. Şanghay‘daki geliştiriciler, bu uçan araçları şehir içi ulaşımda trafiği hafifletecek bir çözüm olarak sunmayı hedefliyor. Ancak, batarya performansıaraç güvenliği ve yasal düzenlemeler gibi konularda bazı belirsizlikler bulunuyor. Çin uçan taksilerle bu tür sorunları aşmak için çalışmalar yürütüyor.

Bu alanda Çin’in öncü şirketleri arasında EHang ve Xpeng‘in yan kuruluşu AeroHT yer alırken, Almanya merkezli Lilium ile ABD merkezli Joby ve Archer Aviation gibi küresel şirketler de rekabet içerisinde. Çin, bu yenilikçi sektörün potansiyel olarak yüz milyarlarca dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşabileceğine inanıyor. Çin uçan taksilerle rekabetin içinde kalmayı planlıyor.

LG esnek ekran teknolojisini tanıttı

0

LG, yüzde 50 oranında genişleyebilen “dünyanın ilk esnek ekranı” ile çığır açan ekran teknolojisini tanıttı. LG Display’in yaptığı basın açıklamasına göre, çığır açan bu buluş, gelecekte ekranların kullanım şeklini değiştirebilir. Güney Kore’nin Seul kentindeki LG Bilim Parkı’nda tanıtılan 12 ila 18 inçlik prototip, tam RGB renk ve mükemmel çözünürlüğü koruyor. 

LG esnek ekran teknolojisine odaklandı

LG Display CTO’su ve İcra Başkan Yardımcısı Soo-young Yoon etkinlikte yaptığı açıklamada, “Güney Kore endüstrisi, akademi ve araştırma paydaşları arasındaki yakın iş birliği yoluyla sürdürülebilir bir gelecek ekran ekosistemi inşa etmeye devam edeceğiz” dedi.Bu esnek ekran, standart esnek ekranların aksine, bükülüp çeşitli şekillere uzayabiliyor. Teknoloji, giyilebilir teknoloji, moda ve otomotiv sektörü de dahil olmak üzere birçok sektörde yeni imkânlar sunuyor.

İnç başına 100 piksel çözünürlüğe sahip olan yeni ekranın 12 inçlik ekranı, 18 inçe kadar uzayabiliyor ve bu sırada keskin, renkli görüntüler üretebiliyor. Mevcut versiyon, LG’nin 2022’deki ilk prototipinde yalnızca yüzde 20 esneyebildiği halde, %50 oranında iyileştirilmiş esneme oranıyla önemli bir iyileştirme sağlıyor. Basın bülteninde: “Yeni panelin maksimum uzama oranı %20’den %50’ye çıkarak iki katından fazla arttı. Bu gelişmiş esneklik, çeşitli ekran tasarım olanaklarına olanak sağlıyor ve teknolojinin ticarileştirildiğinde potansiyel rekabet gücünü artırıyor” ifadelerine yer verildi.

LG, bu başarının sağlanmasında yeni ekran kablolama yöntemlerinin ve kontakt lenslerde kullanılan benzersiz bir silikon malzemenin etkili olduğunu iddia ediyor. Teknoloji devi, ekranın aşırı hava koşullarında bile görüntü kalitesinden ödün vermeden 10.000 katın üzerinde uzatılabildiğini söylüyor.

Hafif, ince ve güçlü olmasının yanı sıra esnek ekran, cilt veya giysi gibi düzgün olmayan kıvrımlara sahip yüzeylere yapışabilir. Şirket, şekil değiştirebilen ve el hareketleriyle kontrol edilebilen bir otomotiv ekranı ve itfaiyecilere gerçek zamanlı bilgi veren giyilebilir bir ekran da dahil olmak üzere çeşitli olası kullanımları gösterdi.

LG Display, Güney Kore Ticaret, Sanayi ve Enerji Bakanlığı’nın başkanlığında yürütülen ülke çapındaki araştırmanın bir parçası olan bu teknolojiye öncülük ediyor. Projenin amacı, yeni nesil ekran teknolojisini icat etmektir.

Tesla Powerwall üretiminde yeni bir rekor kırdı!

Tesla, enerji sektöründeki büyümesine hız kesmeden devam ediyor. Şirket, Gigafactory Nevada fabrikasında tek bir gün içinde 1.000 Powerwall 3 üreterek önemli bir kilometre taşına ulaştığını duyurdu. Bu başarı, Tesla’nın enerji depolamaalanındaki üretim hızını yalnızca birkaç ay içerisinde iki katına çıkardığını gösteriyor. Firma, özellikle enerji depolama çözümlerine olan küresel talep doğrultusunda Powerwall 3 üretimini artırarak, bu pazardaki varlığını güçlendirmeye devam ediyor.

Tesla Energy, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ağustos ayında bir vardiyada 500 birim Powerwallüreterek rekor kıran Giga Nevada fabrikasının bu sayıyı iki katına çıkararak yeni bir seviyeye ulaştığını belirtti. Tesla, Powerwall 3 modelini ABD, Kanada, Almanya, Birleşik Krallık ve Batı Avustralya gibi pazarlara sunarken, diğer bölgelerde hâlâ Powerwall 2 modeliyle hizmet veriyor.

CEO Elon Musk, enerji sektöründeki hızlı büyümenin Tesla için otomotiv sektöründen daha büyük bir potansiyelesahip olduğunu vurgulamıştı. Şirketin üçüncü çeyrek verilerine göre, enerji bölümünden elde edilen brüt kar marjı %30,5 seviyesine ulaşarak rekor kırdı. Dünya genelinde 750.000’den fazla Powerwall ünitesi kurulu durumda ve bunların 100.000’den fazlası yoğun enerji talebi dönemlerinde geniş bir santral (VPP) ağı oluşturmak için sanal santral programlarına kaydedildi.

Megapack’ler küresel ölçekte büyüyor

Tesla’nın yalnızca ev ve ticari enerji depolama çözümleri değil, aynı zamanda şebeke ölçekli enerji depolama birimleri olan Megapack’ler de büyük ilgi görüyor. Kaliforniya’daki “Megafactory” adlı tesis, kısa süre önce 10.000’inci Megapack ünitesini üreterek önemli bir başarıya imza attı. Bu fabrikanın yıllık üretim kapasitesinin 10.000 ünite veya 40 GWh seviyesine ulaşması bekleniyor. Kaliforniya’daki Megafactory’nin yanı sıra, Çin’in Şangay kentinde inşa edilen ikinci Megafactory’nin de üretim için son aşamaya geldiği ve 2025’in ilk çeyreğinde sevkiyata başlanacağı bildirildi.

Tesla, Powerwall ve Megapack gibi enerji çözümleri ile enerji sektöründe önemli bir oyuncu haline gelme yolunda ilerlerken, enerji depolama alanındaki bu yüksek büyüme, firmanın sürdürülebilir enerji geleceği hedeflerine de büyük bir katkı sağlıyor.

Intel Core Ultra 200S serisine yeni üyeler katılıyor!

0

Intel’in yeni nesil Core Ultra 200S serisi işlemcileri için hazırladığı düşük TDP’li “T” ve “F” varyantları sızdırıldı. Tanıtılan bilgilere göre, bu işlemciler hız aşırtma (overclock) kilidine sahip ve enerji verimliliği odaklı olarak sunuluyor. Intel, Core Ultra serisi ile 35W ve 65W TDP aralığında geniş bir model yelpazesi sunarak farklı kullanıcı ihtiyaçlarına hitap etmeyi hedefliyor.

Core Ultra 9 285 serisi: güçlü performans ve enerji verimliliği

Serinin en güçlü modeli olan Core Ultra 9 285, yalnızca “T” ve “K’sız” varyantlarla piyasaya sürülecek. 24 çekirdekve 36 MB L3 önbellek ile gelen bu işlemci, iki farklı TDP seçeneği sunuyor:

  • Core Ultra 9 285T35W TDP ve 1.4 GHz temel hız. Bu varyant, yalnızca 4 Xe grafik çekirdeği içeriyor ve enerji verimliliği ile öne çıkıyor.
  • Core Ultra 9 28565W TDP ve 2.5 GHz temel hız. Güçlü performans isteyen kullanıcılar için daha yüksek bir hız seçeneği sunuyor.

Core Ultra 7 Serisi: orta segment için çeşitli seçenekler

Orta segmentte yer alan Core Ultra 7 265, 265F ve 265T modelleri de farklı ihtiyaçlara uygun şekilde tasarlandı. 20 çekirdek ve 30 MB L3 önbellek içeren bu modeller, hız ve TDP seçenekleriyle dikkat çekiyor:

  • Core Ultra 7 265T35W TDP ve 1.5 GHz temel hız.
  • Core Ultra 7 265 ve 265F65W TDP ve 2.4 GHz hız ile geliyor.

Core Ultra 5 serisi: ekonomik ve verimli

Daha uygun fiyatlı bir seçenek olarak tasarlanan Core Ultra 5 225 ve 225F modelleri, 10 çekirdek ve 20 MB L3 önbellek içeriyor. Bu modeller 3.3 GHz temel hız ve 65W TDP ile geliyor. Ek olarak, 2 Xe grafik çekirdeğiiçermeleriyle grafik gücü daha mütevazı olan kullanıcılar için optimize edilmiş.

Core Ultra 5 serisinde ayrıca 4 Xe çekirdeği içeren 245K ve 245KF modelleri de yer alacak. Ancak, serinin henüz bir “T” varyantı bulunmuyor.

Intel Core Ultra 200S serisinin “T” ve “F” varyantlarının 2025’in ilk çeyreğinde piyasaya çıkması bekleniyor. Daha güçlü modellerin de ilerleyen dönemlerde tanıtılması beklenirken, ultra olmayan sürümlerin çıkış tarihi hakkında henüz net bir bilgi paylaşılmadı. Bu durum, Intel’in yeni nesil işlemcilerini bekleyen kullanıcılar için heyecan verici bir bekleyişe işaret ediyor.

Signal görüntülü görüşme özelliğine kavuşuyor

0

Signal, Zoom, Meet ve Teams’e uygun bir alternatif haline gelen yeni görüntülü görüşme özelliklerine kavuşuyor.Gizlilik odaklı mesajlaşma uygulaması Signal, Zoom, Google Meet ve Microsoft Teams’e alternatif olma amacıyla görüntülü görüşmeler için bağlantılar, tepkiler ve arama sekmesi gibi yeni özellikler ekliyor.

Signal görüntülü görüşme ile daha rekabetçi oluyor

Güncellemenin en önemli özelliği, yeni aramalar yapmanıza, arama bağlantılarını yönetmenize ve arama geçmişinizi kontrol etmenize olanak tanıyan yeni “Aramalar” sekmesi.Sekme, aramalar için bağlantılar oluşturmanıza olanak tanır, böylece bir grup oluşturmak yerine, bağlantıyı kişilerle paylaşabilirsiniz. Meet, Zoom ve Teams’in işleyişine benzer şekilde. Bağlantılar yeniden kullanılabilir, bu nedenle bunları yinelenen toplantılar için de kullanabilirsiniz.

Ayrıca, çağrılara isim verme, kişilerin toplantılara manuel olarak katılmasına izin verme veya onları atma, kaldırma ve engelleme gibi sıkça görülen yönetim özelliklerine de sahip olursunuz. Katılımcılar, Meet benzeri bir el kaldırma özelliği aracılığıyla soru sormak için sıraya girebilir.Signal’in masaüstü uygulamasını kullanan kişiler, ızgara, kenar çubuğu veya hoparlör görünümleri arasında geçiş yapabilir.

Signal, 2020’de şifreli grup görüntülü görüşmelerini tanıttı ve şu anda 50 kişiye kadar grupları destekliyor. Rakibi WhatsApp, 2022’de insanların görüşmelere bağlantılar paylaşmasına izin vermeye başladı ve bu Haziran ayında ekran paylaşımı, hoparlör spot ışığı ve 32 kişilik görüntülü görüşmeler için destek ekledi.

Şirket bir blog yazısında: “Görüntülü görüşmeler, dünyanın dört bir yanındaki kuruluşlar, işyerleri ve arkadaş grupları için yeni bir normal buluşma yeri haline geldi. İletişim normları değişirken, Signal’in iletişim kurmak için özel bir yer vaadi aynı kalıyor. Signal aramalarını genel olarak daha iyi hale getirmek için, son birkaç ayı bazı hoş karşılanan iyileştirmeler yaparak geçirdik” dedi.Signal bu özelliği iOS, Android ve masaüstü uygulamalarında kullanıma sunuyor.

SpaceX, Mars projesi için LG ile anlaşma yaptı

SpaceX, Mars yolculuğu hedeflerine ulaşmak için Güney Kore’nin önemli batarya üreticilerinden LG Energy Solution (LGES) ile yeni bir anlaşma imzalayarak Starship roketi için özel bataryalar temin edecek. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

SpaceX, Mars projesi için LG ile anlaşma imzaladı

Bu anlaşma, Starship’in uzun süreli uzay görevlerinde güvenilir enerji desteği sağlayacak dayanıklı silindirik lityum-iyon bataryalar üzerine odaklanıyor. SpaceX, genellikle kendi batarya üretimiyle tanınsa da Mars görevleri gibi yoğun enerji ve dayanıklılık gerektiren projelerde LG’nin üstün teknolojisine başvurma ihtiyacı duydu.

SpaceX, Mars projesi için LG ile anlaşma imzaladı.
SpaceX, Mars projesi için LG ile anlaşma imzaladı.

Bu uzun vadeli iş birliği, LG’nin bataryalarının sadece SpaceX’e özel geliştirilmiş dayanıklılık ve enerji kapasitesi özelliklerine sahip olmasını öngörüyor. Böylece Starship’in ana ve yedek güç sistemlerinde kullanılacak bu bataryalar, uzun süreli görevlerde kesintisiz performans sağlayacak. Korean Economic Daily’ye göre, LG’nin SpaceX ile gerçekleştirdiği bu anlaşma, bazı spekülasyonlara göre, Elon Musk’ın insansı robot projesi Tesla Optimus için de kapı aralayabilir, ancak LGES, şimdilik sadece Starship’e odaklandığını belirtti.

LGES’in daha önce Tesla ve NASA gibi büyük isimlerle de çalışması, şirketi bu alanda güvenilir bir ortak haline getirmiş durumda. Özellikle Tesla için 4680 pil hücreleri üreten LGES’in SpaceX ile gerçekleştirdiği bu yeni anlaşma, iki şirket arasındaki güçlü iş birliğini bir üst seviyeye taşıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Intel, kendi çiplerine olan güvenini kayıp mı etti?

0

Intel, yeni nesil Arrow Lake serisi işlemcileri için Tayvanlı çip üreticisi TSMC’ye daha fazla sipariş vererek kendi çip üretim bölümüne olan güvenini sarsmış gibi görünüyor. Intel’in üretim kapasitesine dair yaşadığı sorunlar, yalnızca tüketici pazarında değil, aynı zamanda yapay zeka ve veri merkezi gibi kritik alanlarda da rekabet gücünü zora sokuyor.

Intel, kendi çiplerine olan güvenini kaybetmiş olabilir!

Özellikle Intel’in Lunar Lake ve Arrow Lake gibi işlemcileri için TSMC ile anlaşması, Intel’in dış kaynak kullanımına ne kadar yöneldiğinin bir işareti. Bu bağlamda, Arrow Lake serisi, şirketin dış kaynak kullanımıyla üretilen ilk ürün grubu olma niteliğini taşıyor ve Intel’in Foveros 3D paketleme teknolojisini entegre ediyor.

Intel, kendi çiplerine olan güvenini kaybetmiş olabilir!
Intel, kendi çiplerine olan güvenini kaybetmiş olabilir!

Intel’in, TSMC’nin 3nm üretim teknolojisini kullanarak gelecek nesil yapay zeka GPU’ları olan “Falcon Shores” modellerini de üreteceği düşünülüyor. Bu hamle, Intel’in TSMC için önemli bir müşteri haline geldiğini gösterirken, üretim birimini elden çıkarma gibi bir seçeneğin de gündeme gelebileceğini düşündürüyor. Geçmişte, Intel Foundry biriminin büyük bir iş koluna dönüşmesini hedefleyen Intel, on milyarlarca dolarlık yatırımlar yapmasına rağmen, son dönemde finansal zorluklar nedeniyle bazı tesis projelerini ertelemek zorunda kaldı. Şirketin kendi işlemcilerini üretme konusunda bile zorluk yaşaması, yeni müşterileri kendine çekmesini engelliyor.


Intel’in 2025’te duyurmayı planladığı 18A (1.8 nanometre) üretim süreci ise bir dönüm noktası olarak görülüyor. Intel, bu yeni süreçte çip üretim liderliğini yeniden ele almayı amaçlıyor ve şimdilik bu süreçle ilgili her şeyin yolunda gittiğini belirtiyor. Ancak, Intel Foundry’nin geleceği, bu gelişmiş üretim sürecinin başarılı olup olmayacağına bağlı görünüyor.

ABD, en güçlü nükleer olmayan patlayıcı için Türk şirketiyle anlaştı!

0

ABD, uzun bir aradan sonra, dünyanın en güçlü nükleer olmayan patlayıcısı olarak kabul edilen Trinitrotoluen (TNT) üretimini yeniden başlatmak için Türk savunma sanayi firması Repkon’u tercih etti. Metal şekillendirme alanında yenilikçi çözümleriyle bilinen Repkon, ABD ordusuna Kentucky’de bir TNT üretim tesisi kurmak için 435 milyon dolarlık bir sözleşme imzaladı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

ABD, en güçlü nükleer olmayan patlayıcı için Türk şirketiyle anlaşma yaptı

Bu yeni tesis, ABD’nin TNT üretiminde dışa bağımlılığını sona erdirecek ve ordunun mühimmat talebini karşılamada önemli bir rol oynayacak. Özellikle Ukrayna-Rusya savaşının da etkisiyle artan mühimmat talebine yanıt vermek isteyen ABD, 2026 yılına kadar ayda 100.000 mermi üretimi hedefliyor.

ABD, en güçlü nükleer olmayan patlayıcı için Türk şirketiyle anlaşma yaptı.

Repkon’un ABD’deki iştiraki olan Repkon USA tarafından inşa edilecek olan tesisin faaliyete geçmesiyle, ABD ordusunun temel mühimmat ihtiyacına zamanında erişimi sağlanmış olacak. Repkon, metal şekillendirme alanında geliştirdiği akıtarak sıvama (flowforming), kesme kuvveti ile sıvama (shearforming) ve sıcak dövme gibi özel tekniklerle dikkat çeken bir şirket olarak, ABD’nin bu alandaki ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kritik bir adım atmış durumda.

Tümgeneral John T. Reim, bu tesisin ABD topraklarında 1986’dan beri olmayan TNT üretimini geri getireceğini vurgularken, Repkon’un bu projede sağladığı teknolojik çözümler ve uzmanlık ABD’nin savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.

SAS, Hazy’i satın alarak yapay zeka portföyünü güçlendirdi!

SAS, yapay zeka portföyünü güçlendirmek amacıyla sentetik veri alanındaki öncü şirketlerden biri olan Hazy’nin yazılım varlıklarını satın aldı. Bu stratejik adımla, SAS, veri güvenliğini artırmayı ve müşterilerine yenilikçi çözümler sunmayı hedefliyor. Veri ve yapay zeka alanında liderliğini sürdüren SAS, hızla gelişen yapay zeka uygulamalarında müşterilerinin ihtiyaç duyacağı sentetik veri üretme yetkinliklerini sağlamayı amaçlıyor. Hazy’nin yenilikçi teknolojilerini bünyesine katarak, müşterilere verilerini daha güvenli ve etkili biçimde kullanma fırsatı sunarken, onların yeni senaryolar deneyerek rekabet avantajı elde etmelerine olanak tanıyor.

SAS, Hazy’i satın alarak yapay zeka portföyünü güçlendiriyor

SAS CEO’su Jim Goodnight, bu satın almayı “yeni nesil veri yönetimi ve yapay zekada önemli bir adım” olarak tanımlıyor. Hazy, sentetik veriyi kurumsal bir ürün haline getirme konusunda öncü olarak görülüyor ve kategorisinde en iyi yazılım sağlayıcılar arasında yer alıyor. Bu yenilikle birlikte SAS, SAS® Viya® platformuyla daha güvenli ve güçlü yapay zeka uygulamaları oluşturmayı planlıyor. Hazy’nin sentetik veri teknolojileri sayesinde, müşteriler veri erişimi veya kalitesiyle ilgili zorlukları aşarak yenilikçi araştırmalar gerçekleştirebilecek.

Sentetik veri, gizliliğe yönelik katı düzenlemelerin olduğu sağlık ve finans gibi sektörlerde yapay zeka çözümleri için büyük önem taşıyor. IDC Araştırma Direktörü Kathy Lange’e göre SAS’ın bu hamlesi, veri yetersizliği ve gizlilik sorunlarını çözmede önemli bir adım. Sentetik veriler, gerçek verilerin istatistiksel modellerini yansıtarak gizlilik ihlali riskini ortadan kaldırıyor ve analitik süreçler için mevcut veri kapsamını genişletiyor. Böylece veri bilimciler, daha sağlam ve güvenilir sonuçlar elde ederek yenilikçi çözümler geliştirebiliyor.

SAS CTO’su Bryan Harris, 2023’te işletmelerin yalnızca %5’inin üretken yapay zekayla sentetik müşteri verisi oluşturduğunu, ancak bu oranın 2026’ya kadar %75’e çıkacağının öngörüldüğünü belirtiyor. Bu gelişme, SAS’ın yapay zeka ve analitik alanındaki liderliğini güçlendirirken müşterilerin derinlemesine inovasyon ve araştırma yapabilmesine olanak tanıyor. SAS Data Maker’ın 2024 başında tanıtılmasıyla, Hazy’nin teknolojisinin entegrasyonu, orijinal veri setlerinin gizlilikten ödün vermeden istatistiksel olarak temsil edilmesini sağlayarak veriye dair süreçleri kolaylaştırıyor ve kaynak tasarrufu sunuyor.

Meta, WhatsApp ve Instagram’ı kaybedebilir!

Meta için son dönemde işler yolunda gitmiyor. Şirket, ABD Federal Ticaret Komisyonu’nun (FTC) Instagram ve WhatsApp satın alımlarıyla sosyal medya pazarında hakimiyet kurduğu ve tekel olduğu iddiasıyla açtığı antitröst davasında yargılanacak. İddiaların gerçekliği kanıtlanırsa Meta’nın WhatsApp ve Instagram’ı elden çıkarması gerekebilir.

Meta, WhatsApp ve Instagram’ı kaybedebilir

Aslında bu Meta için yeni bir durum değil. Zira, FTC ilk olarak 2020 yılında şirketin rakiplerini satın alarak sosyal medyadaki rekabeti engellediği ve tekel olduğu gerekçesiyle dava açtı. 2021’de ise söz konusu dava başvuruda bazı hataların bulunması nedeniyle reddedildi.

Meta, WhatsApp ve Instagram'ı kaybedebilir

FTC, davasının reddedilmesine rağmen şirketin peşini bırakmadı. Kurum daha güçlü kanıtlarla ve bulgularla başvurusunu yenilerken, bu sefer işleri daha ciddi yürütüyor gibi görünüyor. Yargıç James Boasberg’in kurumun başvurusunu bu sefer kabul ettiği belirtiliyor. Meta’nın davanın düşürülmesi talebini ise büyük ölçüde reddedildi.

Meta, antitröst davasında kendini savunurken Instagram ve WhatsApp’ı satın almasının tüketicilere yarar sağladığını ve inovasyonu teşvik ettiğini öne sürüyor. Şirkete göre, bu satın alımlar FTC tarafından daha önce incelendi ve onaylandı.

Meta temsilcisi Christopher Sgro, şirketin YouTube, TikTok, X (eski adıyla Twitter) ve Apple’ın iMessage gibi diğer büyük sosyal medya platformlarla rekabet ettiğini söyledi ve bu alanda tekel oldukları iddialarını da net bir dille reddetti. Şu an için konuyla ilgili bilgiler kısıtlı olsa da, davada FTC’nin iddiaları haklı bulunursa Meta cephesinde sıkıntılı günler başlayabilir. Zira, kaynaklar şirketin WhatsApp ve Instagram’ı kaybetmesi ihtimalinin olduğunu söylüyor.

ASELSAN 49 yaşında!

0

ASELSAN, Kıbrıs Barış Harekatının ardından Türkiye’ye uygulanan ambargolara yanıt olarak 49 yıl önce bugün 14 Kasım 1975’te kuruldu. ASELSAN heyeti, 49’nci kuruluş yıldönümü nedeniyle 14 Kasım’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgâhı olan Anıtkabir’i ziyaret etti.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol başkanlığındaki ASELSAN heyeti Aslanlı Yoldan geçerek Atatürk’ün mozolesine ilerledi. Akyol’un mozoleye çelenk bırakmasının ardından ASELSAN heyeti saygı duruşunda bulunarak İstiklal Marşını okudu.

ASELSAN heyeti, Anıtkabir ziyaretinde 49’uncu kuruluş yıldönümüne özel olarak tasarlanan kokartı yakalarında taşıdı. Atatürk’ün mozolesinde gerçekleşen törenin ardından ASELSAN Genel Müdürü Akyol, Misak-ı Milli Kulesine geçerek, Anıtkabir Şeref Defterini imzaladı.

Akyol, Şeref Defterine şu satırları yazdı:

“Saygıdeğer Atatürk, ASELSAN’ın 49’uncu kuruluş yıl dönümünü kutlamanın heyecanını yaşıyoruz.

Güvenlik güçlerimizin haberleşme ihtiyaçlarını yerli üretimle karşılamak amacıyla kurulan ASELSAN, bugün ülkemizin gurur kaynağı şirketlerinden birine dönüştü. Denizlerin altından uzayın derinliklerine kadar, Türkiye’nin ürettiği her platformda, ASELSAN’ın teknolojileri var.

“Büyümeye devam edeceğiz”

Milletimizin gözbebeği ASELSAN’ın başarıları, elbette Türkiye ile sınırlı değil. Bugüne kadar 90 farklı ülkeye ihracat yapmayı başardık. Dünyanın en büyük 42’inci savunma sanayi şirketi haline geldik. Geçtiğimiz yıl dünyanın en hızlı büyüyen 10 savunma sanayi şirketinden biri olmayı başardık. Elbette burada durmayacağız, ASELSAN’ı her anlamda küresel bir şirkete dönüştürecek hedeflerimizin peşinden koşacağız. 2030 sonunda dünyanın en büyük 30 savunma sanayi şirketinden biri olma hedefiyle yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz.

Bu iddialı hedefi başarmak için, alanında en iyileri üretmeyi, oyun değiştirici teknolojiler geliştirmeyi, ihracat odaklı büyümeyi sürdüreceğiz. ASELSAN, kendine, insanına, gençlerine güvenen bir milletin neleri başarabileceğinin yaşayan bir örneğidir. Milli mücadeleyi başarıya taşıyan değerler, aynı zamanda ASELSAN’ın da değerleridir. 11 bini aşkın ASELSAN ailesi, hem şirketimizi büyütmeye hem de milletimize daha büyük gururlar yaşatmaya kararlıdır.

50’nci yaşımıza bir yıl kala, yeni başarılarla milletimizin yüzünü güldürmeye devam edeceğiz. Demir ağlarla ördüğünüz cumhuriyeti Çelik Kubbe ile zırhlandıracağız. Bizlere emanet ettiğiniz cumhuriyeti dünyada hak ettiği yere taşımak için daha fazla çalışmaya, daha fazla üretmeye devam edeceğiz. Ruhunuz şad olsun.”

2030 hedeflerine adım adım

49 yıldır Türkiye’ye teknolojide güven sunan ASELSAN, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin haberleşme ihtiyaçlarının milli imkanlarla karşılanması için 1975 yılında ambargolara yanıt olarak kuruldu. Türkiye’nin en büyük savunma elektroniği kuruluşu olan ASELSAN; Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına (TSKGV) bağlı anonim bir şirket olarak başarı grafiğini her geçen gün yükseltiyor.

ASELSAN 49 yıldır denizlerin altından uzayın derinliklerine her alanda oyun değiştirici etkiye sahip ileri teknolojiler geliştiriyor. Dünyanın ilk 100 savunma sanayi şirketi listesinde 42’inci sırada yer alan ASELSAN, 2030 yılında global ölçekte en büyük 30 firma arasına girmeyi hedefliyor.

AselsaneXt vizyonu doğrultusunda alanında en iyi ürünleri üreten, oyun değiştirici teknolojiler geliştiren ve ihracat odaklı büyüyen bir dünya markası haline gelen ASELSAN, 49 yıldır ülkemizin ileri teknolojide dışa bağımlılığının azaltılmasına katkı sağlıyor. En önemli gücü sahip olduğu nitelikli insan kaynağı olan ASELSAN’ın, 11 bini aşan çalışanının büyük kısmı mühendislerden oluşuyor.

Samsung, Çin’e 7nm ve altı çip satışını durduracak!

0

ABD’nin, Tayvan merkezli çip üreticisi TSMC’ye Çinli firmalar için 7nm ve altı çiplerin sevkiyatını durdurma talimatı vermesinin ardından şimdi de aynı kısıtlama Samsung için uygulanıyor. ABD’nin bu yeni hamlesi, halihazırda üretim kapasitesi ve siparişlerde sorun yaşayan Samsung’un Çin pazarındaki faaliyetlerine ağır bir darbe vurabilir. Bu yasakla birlikte Samsung, Çinli müşterilerine gelişmiş çip teknolojilerini sunamayacak ve şirket, Çin pazarı açısından ciddi kayıplarla karşı karşıya kalacak.

Samsung, Çin’e 7nm ve altı çip satışını resmen durduruyor

Kore merkezli teknoloji devi Samsung, bu yasak kararının ardından Çinli müşterilerini bilgilendirdi, ancak konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Şirketin 3nm GAA üretim sürecinde uzun süredir karşılaştığı düşük verimlilik sorunu ve rekabetin de etkisiyle siparişlerde yaşanan düşüşler dikkate alındığında, ABD’nin aldığı bu yasak kararı Samsung için önemli bir meydan okuma anlamına geliyor. Ek olarak, yasak kararının Samsung’un Çin’deki faaliyetlerine maliyetinin ne kadar büyük olacağı henüz tam olarak bilinmiyor.

Samsung, Çin'e 7nm ve altı çip satışını resmen durduruyor.
Samsung, Çin’e 7nm ve altı çip satışını resmen durduruyor.

ABD’nin uyguladığı bu çip kısıtlamaları, Çinli şirketler için 7nm ve altı teknolojilerde tek çözüm olarak SMIC’i bırakıyor. Ancak Çin’in en büyük yarı iletken dökümcü şirketi olan SMIC, son teknoloji EUV makinelerine erişim sağlayamıyor ve daha eski olan DUV ekipmanlarıyla üretim yapmak zorunda. Bu nedenle, Çinli şirketler için üretim kapasitesi ve ileri teknoloji süreçleri konusunda SMIC yeterli bir seçenek sunamıyor. Bu durum, yapay zeka ve GPU gibi çip talebi yüksek alanlarda Çinli firmaları zorlayacak gibi görünüyor.

Bu yaptırımlar kısa vadede Çinli şirketlerin yapay zeka alanında küresel rekabet gücünü azaltabilirken, uzun vadede Çin’i kendi yarı iletken tedarik zincirini oluşturma yönünde daha bağımsız adımlar atmaya teşvik edebilir. Çin’in yarı iletken üretim ekipmanlarını geliştirmeye yönelik çalışmaları hızlandırması, küresel teknoloji tedarik zincirinde değişimlere yol açabilecek potansiyele sahip. Ancak, bu geçiş sürecinde Çinli şirketlerin teknolojik ilerleme ve rekabet açısından zorlu bir döneme gireceği öngörülüyor.

İngiltere’nin uydusu Skynet-1A yer değiştirdi! Peki neden?

İngiltere’nin en eski uydusu Skynet-1A, kimliği belirsiz bir kişi ya da grup tarafından yer değiştirildi ve bu beklenmedik hareketin arkasında kimin olduğu bilinmiyor. 1969 yılında, Ay’a ilk insan adımının hemen ardından fırlatılan Skynet-1A, İngiliz ordusu için stratejik bir iletişim görevi üstlenmişti ve ilk konumlandırıldığı yer, Afrika’nın doğu kıyısının üst kısmıydı. Uydu, 50 yıllık görevinin ardından doğal çekim kuvvetleriyle yavaş yavaş doğuya, Hint Okyanusu yönüne kayması bekleniyordu. Fakat bugün, uydunun Amerika kıtası üzerinde bulunduğu ve orijinal konumundan çok uzaklaştığı görüldü. Bu yer değişikliği, yörüngesel kuvvetlerle açıklanamıyor ve uydunun 1970’lerde bilinçli bir şekilde batıya doğru yönlendirilmiş olabileceğine dair bazı ipuçları bulunuyor. Ancak bu hareketin kimin tarafından ve hangi amaçla gerçekleştirildiği bilinmiyor.

İngiltere’nin uydusu Skynet-1A, resmen yer değiştirdi

Uzay danışmanı Dr. Stuart Eves, bu beklenmedik yer değişikliğinin ciddi bir risk yarattığını belirtiyor. Skynet-1A, uzun süre önce görev dışı bırakılmış bir uydu olmasına rağmen, uzayda çarpışma potansiyeline sahip bir konumda bulunuyor. Eves’e göre, bu eski uydu günde dört kez uzay enkazına tehlikeli derecede yakın bir konuma geliyor. Skynet-1A’nın İngiltere’ye ait bir uydu olması nedeniyle olası bir çarpışma durumunda sorumluluğun İngiltere’ye ait olacağı düşünülüyor. Dr. Eves ayrıca, uydunun son operasyonel aşamasına dair mevcut hiçbir kayda ulaşamadığını ve bu durumun ciddi bir belirsizlik oluşturduğunu ifade ediyor.

İngiltere'nin uydusu Skynet-1A, resmen yer değiştirdi.
İngiltere’nin uydusu Skynet-1A, resmen yer değiştirdi.

Skynet-1A her ne kadar İngiltere’nin uydusu olarak bilinse de aslında Amerikan yapımı. 1969’da Amerikan Hava Kuvvetleri’ne ait bir Delta roketi ile fırlatılan uydu, ABD’li Philco Ford tarafından üretilmiş ve bir süreliğine Amerika tarafından yönetilmişti. İlk testlerin başarıyla tamamlanmasının ardından kontrol İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (RAF) devredilmiş, 1970’lerde ise uyduyu İngiltere’den yöneten ekipten emekli mühendis Graham Davison, uydu kontrolünün bir noktada tekrar ABD’ye devredilmiş olabileceğini, ancak bunun neden yapıldığını hatırlamadığını ifade ediyor. RAF’ın Haziran 1977’de uyduyu Amerikalılara bıraktığını öne süren eksik kayıtlar ise bu sürecin bir bakım çalışması kapsamında gerçekleştirildiğini iddia ediyor. Fakat yine de uydunun statüsüne dair belgelerin yetersiz olması, sürece dair pek çok bilinmeyeni gündeme getiriyor.

Günümüzde görev dışı bırakılmış eski uydular, uzayda “yörünge mezarlığı” olarak adlandırılan yüksek bir bölgeye taşınarak potansiyel çarpışma risklerinden korunuyor. Ancak bu uygulama, 1970’lerde uzayda sürdürülebilirliğin henüz yeterince düşünülmediği dönemde standart olarak uygulanmıyordu.

Netflix’in reklamlı abonelik hizmeti 70 milyon kullanıcıya erişti!

0

Netflix, reklam destekli abonelik hizmetinin dünya çapında 70 milyon kullanıcıya ulaştığını duyurdu ve bu artışın kısa süre içerisinde gerçekleşmiş olması, bu plana olan yüksek ilgiyi gözler önüne seriyor. Netflix, bu abonelik planını ilk olarak Ocak ayında tanıttığında 22 milyon aboneye ulaşmıştı; Mayıs ayına gelindiğinde bu sayı 40 milyona çıkmıştı. Şimdi ise, sadece birkaç ay içinde abone sayısı 70 milyona ulaşarak ciddi bir büyüme kaydetti. Bu büyüme, özellikle uygun fiyatlı abonelik seçeneklerine yönelen kullanıcıların ilgisinin ne kadar yoğun olduğunu gösteriyor.

Netflix’in reklamlı abonelik hizmeti tam 70 milyon kullanıcıya ulaştı

Netflix’in reklamcılık biriminin başındaki isim olan Amy Reinhard, reklam destekli abonelik planının tüm ülkelerde istikrarlı bir büyüme gösterdiğini ve yeni abone olan kullanıcıların %50’sinden fazlasının bu planı tercih ettiğini ifade etti. Bu durum, Netflix’in geniş bir kitleyi daha erişilebilir bir fiyatla kendine çekme stratejisinin başarılı olduğunu ortaya koyuyor. Reklamlı planın hızla benimsenmesinin altında, Netflix’in bu planı daha cazip hale getirme stratejileri yatıyor.

Netflix'in reklamlı abonelik hizmeti tam 70 milyon kullanıcıya ulaştı.
Netflix’in reklamlı abonelik hizmeti tam 70 milyon kullanıcıya ulaştı.

Özellikle yurtdışında, reklamlı planın daha yüksek bir çözünürlük sunması ve aynı anda iki cihazda izleme desteği sağlaması, kullanıcıların bu plana ilgisini artıran başlıca faktörler olarak öne çıkıyor.

Netflix, kullanıcıların platformda günde ortalama iki saat geçirdiğini belirtiyor. Bu yüksek kullanım oranı, reklam destekli planın izlenme sürelerine de olumlu bir katkı sunduğunu işaret ediyor. Platformun geçtiğimiz ay yayınladığı finansal raporda, abone sayısında 5 milyonluk bir artış yaşandığı ve dünya genelindeki toplam abone sayısının 282.7 milyona ulaştığı belirtildi. Bu verilere göre, Netflix’in reklam destekli hizmeti hem kullanıcı tabanını genişletmiş hem de şirketin genel büyümesine önemli bir katkı sağlamış görünüyor.