Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 425

Yeşil dönüşümle iş dünyasına 400 milyon dolar destek

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Dünya Bankası iş birliğiyle 400 milyon dolarlık bütçeye sahip Sosyal Olarak Kapsayıcı Yeşil Geçiş (SoGreen) Projesi’ni başlattı. Proje, Türkiye’nin 81 ilinde kadınlar, genç girişimciler ve KOBİ’lere yönelik kapsayıcı yeşil dönüşüm çalışmalarını kapsıyor.

Bakan Mehmet Fatih Kacır, proje kapsamında 26 Kalkınma Ajansı’nın çeşitli destek programlarıyla yeni istihdam alanları oluşturacağını ve yerel kalkınma süreçlerinin destekleneceğini açıkladı. SoGreen Projesi çerçevesinde mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelere faizsiz finansman desteği sağlanacak.

Kadınlar ve genç girişimciler için kuluçka hibeleri sunulacak. Mikro işletmeler, kooperatifler ve üretici birliklerine hızlandırıcı hibe desteği verilecek. Ayrıca yeşil dönüşüm ve istihdam altyapı projelerine de hibe desteği sağlanacak. Kalkınma ajansları her bölgede “Yeşil Dönüşümde Ekonomik Fırsatlar Analizi” hazırlayarak yerel potansiyelleri belirleyecek ve bu analizler doğrultusunda projeleri yönetecek.

KOBİ’lere toplam 179,6 milyon dolar faizsiz finansman desteği verilecek. Mikro işletmeler, kooperatifler ve üretici birlikleri için 16 milyon dolarlık hızlandırıcı hibe desteği ayrıldı. Kadınlar ve genç girişimciler için toplam 16 milyon dolarlık kuluçka desteği sağlanacak. Yeşil kalkınmayı destekleyen 175 altyapı projesine 172,6 milyon dolar hibe desteği sunulacak.

Proje yedi yıl boyunca uygulanacak. Kalkınma ajansları, emek yoğun sektörlerin sürdürülebilir istihdam yaratmasını destekleyecek projeler yürütecek. İnovasyon temelli girişimlere yönelik ölçeklenebilir projeler için hibeler sağlanacak. Yeşil dönüşümden olumsuz etkilenebilecek sektörler, ekonomik ve sosyal açıdan desteklenerek dönüşüm süreçlerine uyum sağlayacak.

Çin, nükleer uçak gemisi geliştirmeye başladı!

Çin, nükleer enerjiyle çalışan bir uçak gemisi geliştirme yolunda önemli adımlar atarak, dünya genelinde yalnızca ABD ve Fransa’nın sahip olduğu bu ileri teknolojiye yaklaşmaya başladı.

Çin, nükleer uçak gemisi geliştiriyor!

Middlebury Institute of International Studies’in yaptığı analiz ve uydu görüntülerine göre Çin, devasa bir uçak gemisi için karada bir nükleer reaktör prototipi inşa etti. Bu gelişme, Çin’in donanmasının, denizlerde daha uzun süre faaliyet gösterebilme ve daha geniş operasyonel kapasiteye sahip olabilme hedefine yönelik stratejik bir hamle olarak öne çıkıyor.

Çin, nükleer uçak gemisi geliştiriyor!

Nükleer uçak gemileri, yakıt ikmali ihtiyacını ortadan kaldırarak uzun süreli açık deniz operasyonlarını mümkün kılıyor. Aynı zamanda bu gemiler, ileri teknolojiye sahip sistemleri ve savaş uçakları için daha fazla yakıt ve mühimmat taşıma kapasitesine de sahip oluyor. Çin’in halihazırda üç uçak gemisi var ve bunların en yenisi olan Type 003 Fujian, Çin’in tamamen kendi tasarladığı bir gemi olarak biliniyor. Ancak şu an inşa edilen dördüncü geminin nükleer mi yoksa geleneksel yakıtla mı çalışacağı henüz açıklanmış değil.

ABD, 11 nükleer uçak gemisiyle bu alanda en büyük filoya sahipken, Fransa’da bir adet nükleer uçak gemisi bulunuyor. Çin’in bu yeni nükleer gemiyi tamamlaması, sayısal olarak dünyanın en büyük donanmasına sahip Çin’i, “mavi su” yani açık okyanus donanması olma yolunda daha güçlü bir konuma taşıyabilir. ABD ve Çin arasındaki askeri rekabetin önemli bir parçası haline gelen bu teknoloji, Çin’in küresel bir askeri güç olma hedefine stratejik bir katkı sağlıyor.

Bluesky, ABD seçimlerinden kullanıcı patlamasıyla çıktı!

Mikroblog hizmeti sunan Bluesky, sadece bir hafta içinde 1,25 milyon yeni kullanıcıya ulaştığını duyurdu. Bu ani büyüme, sosyal medya kullanıcılarının dijital tercihlerini yeniden gözden geçirmeye başladığını işaret ediyor.

Bluesky CEO’su Jay Graber, yaptığı açıklamada, platforma ilginin artmasının sosyal medya kullanıcılarının daha iyi bir deneyim arayışına işaret ettiğini belirtti. Kullanıcı artışının büyük bir kısmının ABD, Kanada ve Birleşik Krallık’tan geldiğini kaydeden şirket, bu artışın platform için önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

Graber, kullanıcı tabanının hızla genişlemesinden dolayı memnuniyetini ifade ederek, platformun sunduğu benzersiz deneyimin cazibesine dikkat çekti.

X ve Threads ile yaşanan rekabetin boyutları

Bluesky’nin toplam kullanıcı sayısı halen rakiplerine kıyasla oldukça düşük. Platform, şu anda 15,2 milyon kullanıcıya sahip olduğunu açıkladı. Buna karşın Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Ekim ayında Threads’in yaklaşık 275 milyon aylık kullanıcıya ulaştığını bildirmişti. Elon Musk’ın sahibi olduğu X platformunun ise 318 milyon civarında aylık kullanıcıya sahip olduğu tahmin ediliyor.

Eski Twitter projesinden bağımsız bir şirket yolculuğuna

2019 yılında Twitter’ın içinde bir proje olarak başlatılan Bluesky, o dönemde Twitter’ın CEO’su olan Jack Dorsey tarafından destekleniyordu. Ancak 2021’de bağımsız bir şirket olarak faaliyet göstermeye başlayan Bluesky, reklam barındırmayan bir yapıya sahip.

Şirket henüz belirli bir iş modeli geliştirmemiş olsa da, platformun özgün yapısı nedeniyle gazeteciler, siyasetçiler ve haber takipçileri tarafından övgüyle karşılanıyor. Özellikle sosyal medya analiz firması Similarwebe göre, Bluesky’nin, Elon Musk yönetimindeki X’ten daha iyi bir alternatif olarak öne çıktığı belirtiliyor.

Musk’ın siyasi duruşu Bluesky’a olan ilgiyi arttırdı

Bluesky’a yeni katılan bazı kullanıcılar, Elon Musk’ın ABD seçimlerinde Donald Trump’a açık destek vermesinden rahatsız olduklarını ifade ettiler. Musk’ın bu siyasi duruşu ve X platformunda görülen dezenformasyon, kullanıcıların alternatif platformlara yönelmesine yol açtı. Bir kullanıcı, Bluesky üzerinde yaptığı paylaşımda, X’in Trump’ın bir propaganda aracı haline geldiğini iddia etti.

Elon Musk

Bluesky’ın bu yıl içinde yaşadığı diğer bir kullanıcı artışı, Brezilya’da X’in kapatılması sonrası yaşandı. Brezilya Yüksek Mahkemesi, X’in yerel içerik düzenlemelerine uymadığı ve bir temsilci atamadığı gerekçesiyle platformu kapatmıştı. Bu olay sonrası Bluesky’a iki milyon yeni kullanıcı katıldı.

Bluesky’ın kısa sürede bu denli büyük bir kullanıcı artışı yakalaması, sosyal medya dünyasında yeni bir denge arayışının işareti olabilir. Platformun büyüme potansiyeli ve kullanıcı taleplerine hızlı yanıt verebilme kabiliyeti, önümüzdeki dönemde sosyal medya ekosisteminde dengeleri değiştirebilir.

Snapchat, genç kullanıcılara yönelik güvenlik önlemlerini sıklaştırıyor!

Snapchat tarafından duyurulan bu yeni özellikle birlikte, ebeveynler artık çocuklarının belirli konumlardan ayrılmaları veya bu konumlara ulaşmaları durumunda bildirim alabilecekler.

Bu gelişme, özellikle okul, spor etkinlikleri veya arkadaş buluşmaları gibi konumlarda çocuklarının güvenliği konusunda daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen ebeveynler için rahatlatıcı bir yenilik olarak öne çıkıyor.

Gelişmiş konum takibi ve bildirimler

Snapchat kullanıcıları, uzun zamandır platform üzerinden arkadaşlarıyla konumlarını paylaşabiliyordu. Ancak yeni güncelleme ile ebeveynler, gençlerin nerede olduklarını görmek için Snap Haritası’na gitmek zorunda kalmadan doğrudan Aile Merkezi’nden konum takibi yapabilecekler.

Yeni özellik sayesinde ebeveynler, belirli bir konuma giriş ya da çıkış durumunda bildirim alabilecek ve üç farklı konum için uyarı tanımlayabilecekler. Örneğin, çocuklarının okuldan ayrıldığı, özel ders için belirli bir yere ulaştığı ya da eve döndüğü anları bildirimlerle takip edebilecekler.

Life360 ile rekabet mi?

Snapchatin bu yeni özelliği, aile bireylerinin hareketlerini takip etmeye olanak tanıyan popüler uygulama Life360’a rakip bir adım olarak değerlendiriliyor.

Life360, aile üyelerinin belirli konumlara varış ya da ayrılış durumlarında birbirlerine güncel bildirimler göndermelerine olanak tanıyor. Snapchat de bu alanda Life360 gibi bir çözüme sahip olmakla birlikte, Aile Merkezi’ni daha kapsamlı hale getirerek platformdaki genç kullanıcıların güvenliğini artırmayı hedefliyor.

Gençlerin konum paylaşım tercihlerini gözden geçirme

Snapchat, sadece ebeveynlerin güvenliğini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda genç kullanıcılara da konum paylaşımı konusunda bilgilendirici uyarılar gönderiyor.

Kullanıcıların konumlarını tüm arkadaşlarıyla paylaşıp paylaşmadıklarını gözden geçirmelerini sağlayan bir bildirim sistemi de platforma dahil edilecek. Bu sayede gençler, gizlilik ayarlarını düzenleyerek yalnızca güvenilir kişilerle konum paylaşımı yapmayı tercih edebilecekler.

Snap Haritası ve Aile Merkezi kullanımı artıyor

Snapchat, aylık 350 milyondan fazla kişinin Snap Haritası’nı aktif olarak kullandığını belirtiyor. Bu yeni özelliklerin Snapchat’e olan ilgiyi artırması bekleniyor. 2022’de kullanıma sunulan Aile Merkezi, ebeveynlerin gençlerin sosyal medya aktivitelerine dair daha fazla bilgi sahibi olmalarını sağlamak amacıyla tasarlanmıştı. Ancak, CEO Evan Spiegel’in belirttiği üzere, Snapchat’i ABD’de 20 milyon genç kullanırken, sadece 200 bin ebeveyn Aile Merkezi’nin özelliklerinden faydalanıyor.

Bu düşük kullanım oranı, Snapchat’in daha geniş ebeveyn kitlesine ulaşmak için platformu tanıtma çalışmalarına yönelmesine yol açabilir.

Daha fazla güvenlik özelliği geliyor

Snapchat’in çocuk güvenliğini destekleyen bu yeni özellikleri önümüzdeki haftalarda kademeli olarak kullanıma sunulacak. Aile Merkezi’ne eklenen bu yenilikler, özellikle çocuklarının sosyal medya kullanımını daha güvenli hale getirmek isteyen ebeveynler için önemli bir adım.

Bu gelişmelerin yanı sıra Snapchat, kullanıcı gizliliği ve güvenliği konusunda daha fazla özelliği devreye alarak, gençlerin güvenli bir sosyal medya deneyimi yaşamasını sağlamayı hedefliyor.

FBI, Çin kaynaklı telekom saldırılarını doğruladı!

FBI ve CISA (Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı) tarafından yapılan ortak açıklamada, Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) destekli bir siber casusluk kampanyasının ABD’nin telekomünikasyon sektörünü geniş çapta etkilediği belirtildi.

Hedef telekom şirketleri

FBI ve CISA, siber saldırıdan etkilenen şirketlerin isimlerini resmi olarak açıklamasa da, The Wall Street Journal (WSJ) raporuna göre saldırıya uğrayan şirketler arasında AT&T, Lumen (eski adıyla CenturyLink) ve Verizon gibi büyük telekom sağlayıcıları bulunuyor.

Raporda, Çinli hackerların bu şirketlerin ağlarına “aylarca veya daha uzun bir süre boyunca” erişim sağladığı ve milyonlarca Amerikalıyı içeren internet trafiği verilerini topladığı ifade edildi.

İletişim verilerine erişim ve casusluk iddiaları

ABD hükümeti, bu sızmaların “müşteri çağrı kayıtlarının çalınmasına” ve “belirli kişilerin özel iletişimlerinin tehlikeye girmesine” neden olduğunu doğruladı. İsmi açıklanmayan bu bireylerin çoğunlukla hükümet ya da siyasi faaliyetlerde yer aldığı belirtildi.

Daha önceki raporlar, Çin bağlantılı hackerların, dönemin başkan adayı Donald Trump ve yardımcısı Senatör JD Vance’in telefonlarını hedef aldığını ortaya koymuştu.

Açıklamaya göre, “Salt Typhoon” olarak bilinen Çin destekli hacker grubu, ABD emniyet birimlerinin mahkeme kararıyla talep ettiği bilgi taleplerine de erişim sağladı. FBI ve CISA, daha önce de bazı telekomünikasyon sağlayıcılarında Çin destekli bir grubun izinsiz erişimleri üzerine soruşturma başlatmıştı; ancak o dönem sızma sonucu veri hırsızlığı yapılıp yapılmadığı veya hackerların yasal dinleme sistemlerine ulaşıp ulaşmadığı netlik kazanmamıştı.

World-Check

FBI ve CISA, güvenlik önlemlerini güçlendirmeye çalışıyor

FBI ve CISA, diğer potansiyel kurbanları korumak için teknik destek sağladıklarını ve ticari iletişim sektöründe siber güvenliği güçlendirmeye yönelik bilgi paylaşımında bulunduklarını belirtti. Bu kapsamda, saldırıya uğradığını düşünen kuruluşların yerel FBI ofisleri veya CISA ile iletişime geçmeleri teşvik edildi.

ABD’li yetkililerin açıklamaları, Çin destekli hacker gruplarının ABD’nin kritik altyapılarına yönelik tehditlerinin artmakta olduğuna dikkat çekiyor.

Avustralya, dünyanın en büyük yenilenebilir enerji merkezini kuruyor!

Avustralya, küresel çapta bir yenilenebilir enerji devrimine imza atmaya hazırlanıyor ve dünyanın en büyük yenilenebilir enerji merkezini inşa etmeyi planlıyor. Western Green Energy Hub adı verilen bu proje, başlangıçta planlanan 50 GW yerine 70 GW kapasiteye ulaşacak şekilde genişletildi. Slovenya ve El Salvador gibi ülkelerden daha büyük bir alanı kapsayacak olan merkez, Batı Avustralya’nın güneydoğusunda 22.700 kilometrekarelik bir alana yayılacak. Proje kapsamında 60 milyon güneş paneliyle donatılmış 35 güneş enerjisi çiftliği ve 7 MW ile 20 MW arasında değişen kapasitelere sahip 3.000 rüzgar türbini yer alacak.

Avustralya, dünyanın en büyük yenilenebilir enerji merkezini kuracak

Bu dev enerji merkezi, tamamlandığında yılda 200 TWh’den fazla elektrik üretecek ve bu üretim miktarı, Avustralya’nın mevcut elektrik tüketiminin yaklaşık dörtte üçüne denk gelecek. Güneş enerjisi çiftliklerinin inşasının yedi aşamada ve 30 yıl süreceği belirtiliyor. Her biri 2-3 GW kapasiteye sahip olan 35 düğümden oluşan bu merkez, Avustralya’nın temiz enerjiye geçiş sürecinde 2050 yılına kadar kritik bir rol oynayacak. Projenin toplam maliyetinin ise 100 milyar Avustralya doları, yani yaklaşık 65,58 milyar dolar olması bekleniyor.

Avustralya, dünyanın en büyük yenilenebilir enerji merkezini kuracak.
Avustralya, dünyanın en büyük yenilenebilir enerji merkezini kuracak.

Projenin geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemesi adına geliştiriciler, teknolojik yeniliklere uyum sağlamayı hedefliyor. Kara rüzgar türbinleri genellikle 7 MW kapasitede olsa da, bu projede 20 MW kapasiteye kadar ulaşabilen türbinler tercih edilmesi planlanıyor. Böylece enerji üretim verimliliği önemli ölçüde artırılacak.

Projenin bir diğer önemli bileşeni ise yeşil hidrojen üretimi olacak. Tesiste kurulacak elektrolizörler sayesinde ilk aşamanın tamamlanmasıyla birlikte yılda 330.000 ton yeşil hidrojen üretilmesi öngörülüyor. Projenin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte bu miktarın yılda 3,5 milyon tona çıkması ve aynı zamanda yeşil amonyak üretiminin de gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Tesis bünyesinde ayrıca veri merkezleri, atölyeler, üretim tesisleri ve 8.000 kişilik bir işçi köyü yer alacak. Projenin kıyı ve deniz bileşenleri ise deniz boşaltma tesisi, tuzdan arındırma tesisi, tuzlu su boru hattı ve amonyak ihracat boru hattı gibi altyapıları içerecek.

Bu ölçek ve kapsamda bir proje, yalnızca Avustralya’nın enerji dönüşümüne öncülük etmekle kalmayacak, aynı zamanda dünyanın yenilenebilir enerji hedeflerini daha iddialı bir seviyeye taşıyacak bir örnek teşkil edecek.

Google haritalar tatil planlarınızı daha kolay hale getiriyor!

Google, kullanıcıların tatil planlarını daha kolay hale getirmek için yeni özellikler duyurdu. Toplu taşımadan elektrikli araç rotalarına kadar uzanan bu güncellemeler, seyahat planlaması yapanların hayatını kolaylaştıracak çeşitli iyileştirmeler içeriyor.

Alışverişte kolaylık: yakındaki mağazalarda ürün arama

Yeni ürün arama özelliğiyle kullanıcılar, Google Haritalar üzerinden yakındaki mağazalarda aradıkları elektronik eşyalar, ev eşyaları, market ürünleri veya özel gün hediyelerini bulabilecekler. Bu özellik, tatil yapanların da arama işlemlerini hızlandıracak.

Toplu taşımada gelişmiş navigasyon ve hava durumu bilgilendirmesi

Toplu taşıma kullanıcıları için de çeşitli iyileştirmeler sunan Google Haritalarhava durumuna bağlı aksaklıklarıbildirerek güvenli seyahat sağlıyor. Kullanıcılar, temizlenmemiş yollar, su basmış alanlar veya düşük görüş mesafesine sahip bölgeler hakkında önceden bilgi alabilecek. Ayrıca kalabalık kaynaklı gecikme raporları, alternatif rota önerileri ve istasyon bilgileri de detaylandırıldı. Böylece Google haritalar tatil için de daha doğru bilgiye sahip olarak yolculuk yapabilecek.

Elektrikli araç sahiplerine özel destek

Elektrikli araç kullanıcıları, Google Haritalar’dan planladıkları rotaları araçlarına doğrudan gönderme özelliğine sahip olacak. Şarj noktalarını da içeren yol tarifleri sayesinde Google haritalar tatil planınızı daha kolay yönetebilecekler. Ancak, bu özelliklerin bazıları yalnızca belirli araç modellerinde kullanılabiliyor.

Google Haritalar’a eklenen “Popüler Saatler” özelliğiyle kullanıcılar, gitmek istedikleri mağazanın en kalabalık zamanlarını veya trafik tahminlerini öğrenebilecekler. Bu özellik, yoğunluğu kontrol ederek ziyaretlerini planlamak isteyenlere yardımcı olmayı amaçlıyor. Tatil için de oldukça faydalıdır.

Google uçuşlar’a yeni “en ucuz” sekmesi

Google Uçuşlar‘da yapılan bir diğer yenilik ise, “En Ucuz” sekmesi ile hava yolculuğu yapacakların en uygun fiyatlı uçuşları bulmalarını kolaylaştırıyor. Bu özellik, özellikle Google haritalar tatil planlaması yapanlar için ekonomik uçuş fırsatları sunmayı hedefliyor.

Google Haritalar’ın çoğu yeni özelliği dünya çapında kullanıma sunulacak olsa da bazı işlevler şimdilik belirli araç modelleriyle sınırlı.

Güneş panelinden güç alan elektrikli scooter!

Güneş enerjisiyle çalışan bu elektrikli scooter, alışılmış tasarımlardan oldukça farklı bir yapıya sahip. Lightfoot adı verilen bu scooter, neredeyse iki tekerlekli bir güneş paneli gibi görünmesiyle dikkat çekiyor. Otherlab araştırma şirketi tarafından geliştirilen Lightfoot, her iki tarafında 45 litrelik büyük kargo bölmelerini gizleyen iki adet 120 W güneş paneli taşıyor. Sağdaki panel açıldığında kargo bölmesine erişim sağlanıyor; bu panel ayrıca kargo kapağı işlevi de görüyor.

Güneş paneline sahip elektrikli scooter geliştirildi

Lightfoot’un güneş panellerinin arkasında 1,1 kWh kapasiteli bir batarya ve 600 W gücünde entegre bir şarj cihazı yer alıyor. Şirketin açıklamasına göre, standart bir 110V prizden 90 dakikalık şarj ile bataryanın %80 doluluğa ulaşması mümkün. Güneş panelleri ise saatte %7-8 şarj edebiliyor ve bu durum saatte 5 kilometrelik bir menzil kazandırıyor.

Güneş paneline sahip elektrikli scooter geliştirildi.
Güneş paneline sahip elektrikli scooter geliştirildi.

Bu elektrikli scooter, tam dolu bir batarya ile 60 kilometre menzile ulaşabiliyor. Ek olarak, güneş panelleri sayesinde gün içinde 30 kilometreye kadar ek menzil elde edilebiliyor. Bu sayede scooter, güneş ışığı alan bir yere park edildiğinde günlük 30 kilometre ve altı seyahatler için ücretsiz ulaşım olanağı sunuyor.

İki adet 750 W nominal gücünde elektrik motoruna sahip olan Lightfoot, toplamda 1500 W sürekli ve 2000 W pik güçle 32 km/s maksimum hıza ulaşabiliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde Ocak 2025’te teslimatına başlanması planlanan bu yenilikçi scooter, 4.995 dolarlık fiyat etiketiyle satışa sunulacak.

6G teknolojisi, sağlığa zarar mı veriyor?

0

Bilim insanları, 6G teknolojisinin erkek üreme sağlığına olumsuz etkileri olabileceğini ortaya koydu. Çin’in Askeri Tıp Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, 6G’nin terahertz frekanslarındaki radyasyonunun erkek üreme sağlığı üzerinde potansiyel zararları bulunuyor. Çalışma kapsamında, erkek fareler düşük seviyelerde terahertz radyasyonuna maruz bırakıldı ve bunun üreme sağlığına risk teşkil edebileceği görüldü. Araştırmacılar, testis dokusuna zarar verme eşiğinin santimetrekare başına 115 ila 318 mikrowatt arasında olduğunu saptadı; bu değer, Çin’in santimetrekare başına 40 mikrowatt güvenlik standardını aşmaktadır. Farklı ülkelerin elektromanyetik radyasyon sınır değerleri değişiklik göstermekte; örneğin Japonya santimetrekare başına 600 mikrowatta kadar izin verirken, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde bu değer 450 mikrowatt seviyesindedir.

6G teknolojisi, sağlığa zarar veriyor olabilir!

Çalışmada, erkek farelerin üreme organları üzerinde terahertz radyasyonunun etkileri incelendi. Bu fareler yalnızca 5 dakika terahertz radyasyonuna maruz bırakıldığında, ciltlerinde anında iltihaplanma belirtileri ortaya çıktı, ancak testislerde ilk bakışta bir etkilenme gözlemlenmedi. Ancak daha detaylı incelemeler, radyasyona bağlı olarak testislerde iltihaplanma belirtilerinin geliştiğini ve beyaz madde artışının oluştuğunu gösterdi. Araştırmacılar, radyasyonun kan dolaşımı yoluyla iç üreme organlarına iltihap taşıyan yeni bir yol açmış olabileceğini düşünüyor. Ayrıca, sperm fonksiyonlarını ve doğurganlığı etkileyebilecek genetik değişiklikler de gözlemlendi. Buna karşın, sperm hareketliliği başlangıçta normal görünmekteydi.

6G teknolojisi, sağlığa zarar veriyor olabilir!
6G teknolojisi, sağlığa zarar veriyor olabilir!

Çalışma sonuçları, radyasyonun yol açtığı iltihaplanma ve genetik hasarın farelerin vücudunda geçici olduğunu ve iyileşmenin mümkün olabileceğini gösterse de, uzun vadeli etkiler belirsizliğini koruyor. Araştırmacılar, terahertz radyasyonuna sürekli maruz kalmanın sağlık üzerindeki uzun vadeli etkilerini değerlendirecek yeni çalışmalar yapmayı planlamaktadır.

6G teknolojisi, saniyede 1 terabit gibi yüksek hızlara ulaşarak 5G’den çok daha hızlı veri iletimi sunma potansiyeline sahip. Bu hızlardan faydalanan terahertz teknolojisinin askeri uygulamalar başta olmak üzere birçok alanda kullanılması bekleniyor. ABD Hava Kuvvetleri, yüksek irtifalı uçaklar için terahertz tabanlı yüksek hızlı iletişim sistemlerini geliştirirken, Çin de terahertz radarlarını gelişmiş denizaltı tespiti gibi alanlarda kullanmak için çalışmalar yürütüyor.

İngiltere’nin en eski uydusu Skynet-1A yer değiştirdi

İngiltere’nin en eski askeri iletişim uydusu Skynet-1A, kimliği belirsiz bir el tarafından orijinal konumundan uzaklaştırıldı. Yaklaşık 50 yıl önce1969’da fırlatılan İngiltere’nin en eski uydusu, İngiliz ordusunun iletişim ihtiyaçlarını karşılamak için Afrika’nın doğu kıyısı üzerine yerleştirilmişti. Ancak bugün, Amerika kıtasının üstünde, ilk konumundan binlerce kilometre uzakta yer aldığı tespit edildi. Bu taşınmanın arkasında kimlerin olduğuhangi amaçla yapıldığı ve hangi dönemde gerçekleştirildiği ise halen bir sır olarak kalmaya devam ediyor.

Uydunun gizemli taşınması ve çarpışma riski

Uzay danışmanı Dr. Stuart Eves, Skynet-1A’nın bilinçli bir hareketle orijinal pozisyonundan batıya, Amerika kıtasına taşındığına dair güçlü kanıtlar bulunduğunu belirtiyor. Doğal yörüngesel kuvvetlerin bu değişimi açıklamakta yetersiz kaldığına dikkat çeken Dr. Eves, “Bu hala önemli çünkü İngiltere’nin en eski uydusu Skynet-1A’yı kim taşıdıysa bize pek iyilik yapmadı. Uydu ölü olduğu için çarpışma riski taşıyor ve hâlâ bizim sorumluluğumuzda,” dedi. Uzmanlar, İngiltere’nin en eski uydusunun 50 kilometrelik bir yarıçap içinde günde dört kez uzay enkazıyla karşılaşma potansiyeline sahip olduğunu ve bunun ciddi bir çarpışma riski oluşturduğunu ifade ediyor.

Skynet-1A’nın ilk yılları: ABD ile ingiltere arasındaki kontrol geçişi

Skynet-1A, İngiltere’ye ait olmasına rağmen aslında ABD yapımı bir uydu. Philco Ford tarafından üretilen ve Amerikan Hava Kuvvetleri’ne ait bir Delta roketiyle uzaya gönderilen İngiltere’nin en eski uydusu, başlangıçta ABD tarafından kontrol ediliyordu. Yapılan testlerin ardından uydu, Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (RAF) devredildi. Ancak 1977’de yapılan bir bakım sürecinde uydunun kontrolü tekrar ABD’ye geçti. Resmi kayıtlarda bu devir işlemi doğrulansa da, sonraki yıllarda ne olduğuna dair ayrıntılı belgelerin eksikliği, uydunun durumuna dair çeşitli varsayımların ortaya atılmasına neden oluyor.

Uzay sürdürülebilirliği ve yörünge mezarlığı eksikliği

Normalde görev süresi bitmiş uydular “yörünge mezarlığı” olarak bilinen, aktif uydulardan uzak ve daha yüksek bir bölgeye taşınıyor. Ancak, 1970’lerde uzayda sürdürülebilirlik kavramı henüz gündemde olmadığı için İngiltere’nin en eski uydusu Skynet-1A gibi eski uydular böyle bir önlemden yoksun. Bu durum, uzaydaki çarpışma riskini artırırken, İngiltere’nin uydunun sorumluluğunu taşımasını da zorlaştırıyor.

Google Chrome iOS’a güçlü yenilikler getiriyor

ABD merkezli teknoloji devi Google, Google Chrome iOS’ sürümüne yönelik bir dizi yeni özellik duyurdu. Bu güncellemeler, iPhone kullanıcılarının Google Chrome iOS’ deneyimini daha akıllı ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor. İşte Chrome’un iOS sürümüne gelen yeni özellikler ve kullanıcı deneyiminde yaratacağı değişiklikler:

Google Lens’te Çift Katmanlı Arama: Hem Görsel Hem Metin Araması Mümkün!
Google’ın yaptığı açıklamaya göre, Google Chrome’un iOS sürümünde Google Lens deneyimi tamamen yenilendi. Artık kullanıcılar, aynı anda hem görsel hem de metin araması yapabilecekler. Bir nesnenin görüntüsünü seçip üzerine bir metin eklediklerinde, Chrome bu iki bilgiyi harmanlayarak en alakalı sonuçları sunacak. Böylece Google Chrome iOS’ kullanıcıları, aradıkları nesneleri daha kolay ve ayrıntılı şekilde bulabilecekler. Bu özellik, özellikle görsel aramalarını metinle desteklemek isteyen kullanıcılar için büyük bir yenilik sunuyor.

Google Drive ve Google Fotoğraflar ile Yeni Görüntü Kaydetme Seçenekleri
Güncellemeyle birlikte Chrome, cihazda gereksiz yer kaplamadan görüntüleri Google Drive veya Google Fotoğraflar’a kaydetme seçeneği de sunuyoriPhone kullanıcıları, Google Chrome iOS’ sürümünden indirdikleri görüntüleri artık sadece cihazlarına değil, bulut tabanlı bu platformlara da kolaylıkla kaydedebilecekler. Bu özellik, depolama alanını daha etkin kullanmak isteyenler için büyük bir avantaj sağlıyor.

Chrome ve Haritalar Arasında Gelişmiş Entegrasyon
Güncellemenin bir diğer önemli özelliği ise Google Haritalar entegrasyonu. Henüz test aşamasında olan bu yenilik, Google Chrome iOS’ kullanıcılarının adres aramalarını çok daha pratik hale getiriyor. Chrome’da altı çizili bir adrese dokunan kullanıcı, anında Google Haritalar bağlantısını görebilecek. Böylece, yol tarifi veya adres detaylarına hızlıca ulaşmak mümkün olacak.

Google’ın Chrome’un iOS sürümüne eklediği bu yeni özellikler, tarayıcı deneyimini daha zengin ve kullanıcı dostu bir hale getiriyor. iPhone kullanıcıları, yeni güncellemelerle Google Chrome’u çok daha etkili bir şekilde kullanabilecekler.

Microsoft Windows’un popüler uygulamalarını sonlandırıyor!

Microsoft, Windows işletim sisteminin önemli bileşenlerinden olan MailTakvim ve Kişiler uygulamalarına olan desteğini sonlandıracağını duyurdu. Microsoft Windows’un popüler bu bileşenleri için, şirketin yaptığı açıklamaya göre, 31 Aralık 2024 tarihinden itibaren bu uygulamalarla ilgili tüm destek sona erecek. Bu tarihten sonra kullanıcılar, Windows Mail ve Takvim uygulamalarını kullanarak e-posta gönderme veya takvim yönetimi yapamayacaklar.

Microsoft, bir süredir kullanıcılarını Windows için geliştirdiği yeni Outlook uygulamasına yönlendirmekteydi. Microsoft Windows’un popüler e-posta uygulaması olması hedeflenen, şirketin hedefi, daha modern ve entegre bir deneyim sunarak e-posta, takvim ve kişiler gibi tüm işlemleri tek bir platformda toplamak. Yeni Outlook uygulaması, web tabanlı bir yapıya sahip olup, kullanıcıların tüm işlemleri daha hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirmelerine olanak tanıyor. Bu yeni uygulama, özellikle bulut tabanlı özellikler ve işlevsellik sunarak, kullanıcıların mobil cihazlardan bilgisayarlara kadar tüm platformlarda senkronize bir deneyim yaşamasını sağlıyor.

Microsoft’un yeni Outlook uygulaması, resmi olarak Ağustos 2024‘te genel kullanıma sunulmuştu. Şirket, zaman içinde bu uygulamanın, klasik masaüstü Outlook sürümünün yerini tamamen alacağını planlıyor. Kullanıcıların eski uygulamalara veda etmeleri için belirli bir süre tanınacak. Microsoft Windows’un popülerliği göz önüne alındığında, Microsoft, 31 Aralık 2024 itibarıyla Windows MailTakvimve Kişiler uygulamalarının desteğini tamamen keserken, geçiş süreciyle ilgili uyarılar da yapılacak. Şirket, kullanıcıları Windows Mail ve Takvim‘i kullanarak e-posta gönderemez hale gelmeden önce yeni Outlook uygulamasına geçmeleri konusunda bilgilendiriyor.

Yeni Outlook uygulaması, yalnızca bireysel kullanıcılar için değil, aynı zamanda kurumsal müşteriler için de büyük bir adım olarak öne çıkıyor. Microsoft Windows’un popüler bir platform olduğunu bilen Microsoft, kurumsal kullanıcılarına 12 ay önceden bildirimde bulunarak, geçiş sürecini daha kontrollü bir şekilde yönetmeyi planlıyor. Bu adım, kurumsal müşteriler için zaman içinde geçiş yapmalarını kolaylaştıracak. Ayrıca, klasik Outlook uygulaması, mevcut kalıcı ve abonelik lisanslarıyla en az 2029 yılına kadar desteklenmeye devam edecek. Bu nedenle Microsoft, tüm kullanıcıları yeni Outlook uygulamasına tamamen taşımadan önce daha geniş bir geçiş süreci yürütmeyi hedefliyor.

Microsoft’un bu hamlesi, yazılım devinin kullanıcı deneyimini daha entegre ve verimli hale getirme amacı güden uzun vadeli stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Şirket, yeni Outlook uygulamasıyla kullanıcılarının e-posta, takvim, kişiler gibi tüm önemli günlük işlerini daha kolay yönetmelerini sağlamayı planlıyor. Ayrıca, bulut tabanlı entegrasyon ve gelişmiş güvenlik özellikleriyle, kullanıcılara daha güçlü bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Sonuç olarak, MicrosoftWindows MailTakvim ve Kişiler uygulamalarına olan desteği sonlandırarak, kullanıcıları yeni Outlook uygulamasına yönlendiriyor. Microsoft Windows’un popüler uygulamaları olmak için, bu geçiş süreci, kullanıcılar için bazı zorluklar yaratabilirken, uzun vadede daha modern ve entegre bir deneyim sunması bekleniyor.

Volkswagen ve Rivian ortaklığı resmen duyuruldu

Dünyanın önde gelen otomotiv devlerinden Volkswagen ve ABD merkezli elektrikli araç üreticisi Rivian, Haziran ayında duyurdukları işbirliklerini resmiyete döktü. İki şirket, 5,8 milyar dolarlık yatırım ile ortak bir girişim kurarak, elektrikli araç teknolojisinde önemli adımlar atacaklarını açıkladı.

Volkswagen ve Rivian’ın ortak yatırımı: geleceğin elektrikli araç teknolojisi

Volkswagen, Haziran ayında yaptığı açıklamada, gelecekte üreteceği elektrikli araçlar için gelişmiş bir elektrik mimarisi ve yeni araç yazılımları geliştirmek amacıyla Rivian’a 5 milyar dolar yatırım yapacağını duyurmuştu. Bu doğrultuda “Rivian ve VW Group Technology, LLC” isimli bir ortak girişim kuruldu. Ortak girişim, Rivian’ın yazılım şefi Wassym Bensaid ve Volkswagen Grubu’nun baş teknoloji mühendisi Carsten Helbing‘in yönetiminde faaliyet gösterecek.

Bu girişim, başlangıç olarak Palo Alto, Kaliforniya‘da yer alacak; ardından Kuzey Amerika ve Avrupa’da üç yeni tesis daha inşa edilmesi planlanıyor. Her iki şirketin mühendis ve geliştirici ekipleri bu tesislerde ortak çalışmalar yürütecek.

Anlaşma çerçevesinde Rivian, Volkswagen’den başlangıç olarak 1 milyar dolarlık kredi alacak ve önümüzdeki birkaç yıl içerisinde ek olarak 3,5 milyar dolarlık bir kredi daha temin edecek. Volkswagen ise Rivian’dan 1,3 milyar dolarlık hisse alarak ortaklıkta güçlü bir pay sahibi olacak.

Yeni teknolojiler tüm modellerde kullanılacak

Ortak girişim çerçevesinde geliştirilen teknoloji, 2026 yılında piyasaya sürülmesi planlanan Rivian’ın daha uygun fiyatlı R2 modeli başta olmak üzere Audi, Porsche, Scout ve Volkswagen gibi Volkswagen Grubu’nun çeşitli modellerinde kullanılacak.

Rivian ayrıca Palo Alto’daki ofisinde küçük bir basın grubuna, girişimin mühendislik ekibi tarafından yalnızca 12 haftaiçinde geliştirilen, Rivian yazılımına sahip bir Volkswagen test aracını tanıttı.

2009 yılında kurulan Rivian, elektrikli araç sektöründe hızla büyürken kâra geçme konusunda zorluklar yaşıyor ve bu yıl 2,88 milyar dolar zarar bekliyor. Şirket, son iki yılda birkaç defa işçi çıkarma kararı almak zorunda kalmıştı. Volkswagen ise elektrikli araç teknolojisine geçişte yaşadığı zorluklar ve düşen satış rakamları nedeniyle Almanya’da üç fabrikasını kapatmayı ve işten çıkarmalar yapmayı planlıyor.

Küresel Karbon emisyonları 2024’te rekor kıracak: iklim krizinde yeni alarm!

Dünya genelinde elektrikli araçların yaygınlaşması, yenilenebilir enerji yatırımlarının artması ve ormansızlaşma karşıtı önlemlere rağmen, 2024 yılı karbon emisyonları açısından yeni bir rekor yıl olacak. Küresel Karbon emisyonları ise Azerbaycan’da düzenlenen COP29 İklim Zirvesi’nde sunulacak yıllık rapora göre, fosil yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının yüzde 0,8 artarak 37,4 milyar tona ulaşması bekleniyor. Bu artış, dünyanın sürdürülebilir karbon azaltma hedeflerinden uzaklaşmakta olduğunu ortaya koyuyor.

Emisyonlarda fosil yakıt kaynaklı artış

Global Carbon Project‘in verilerine göre, 2024 yılında özellikle doğalgaz ve petrol kullanımındaki artış karbon emisyonlarının yükselmesinde etkili oldu. Doğalgaz emisyonlarında yüzde 2,4, petrol kaynaklı karbon emisyonlarında ise yüzde 0,9 oranında artış gözlemlendi. Bu yükselişin arkasında, uluslararası hava trafiğindeki artış ve Hindistan’ın artan petrol talebi yatıyor. Buna karşın, ABD ve Çin’de petrol kaynaklı karbon emisyonlarında düşüş kaydedildi. Çin’de elektrikli araçların yaygınlaşması sayesinde petrol tüketimi zirve seviyesine ulaştı.

Kömürden kaynaklanan emisyonlarda yüzde 0,2 oranında küçük bir artış yaşanırken, küresel karbon emisyonları ise bu artışla Hindistan’da yüksek, Çin’de sınırlı seviyede kaldı. ABD ve Avrupa Birliği’nde ise kömür kullanımında belirgin bir düşüş gözlendi. Özellikle Birleşik Krallık, 2024 yılında son kömür santralini kapatarak bu alanda önemli bir dönüm noktası yaşadı. Bu karar ve rüzgar enerjisindeki büyüme, Birleşik Krallık’ın karbon emisyonlarını 1990 seviyelerine göre yarıya indirmesine katkı sağladı.

Ormansızlaşma ve arazi kullanımı

Küresel karbon emisyonlarının yüzde 10’u, arazi kullanımı değişikliklerinden kaynaklanıyor. Özellikle Amazon bölgesinde 2024 yılı içinde yaşanan kuraklık ve yangınlar, küresel karbon emisyonları ise bu emisyonları artırdı. Bu nedenle, arazi kaynaklı karbon salımlarının yıllık ortalamanın üzerinde bir seviyeye, 4,2 milyar tona ulaşması bekleniyor.

1,5 Derecelik sınır tehlikede

Bilim insanları, küresel sıcaklık artışının önümüzdeki altı yıl içinde kalıcı olarak 1,5°C’yi aşma ihtimalinin yüzde 50 olduğunu hesaplıyor. Bu eşiğin aşılması, iklim sistemlerinde geri dönülemez değişiklikler ve geniş çaplı ekolojik, sosyal ve ekonomik etkiler yaratabilir. Aşırı hava olayları, su kıtlığı, deniz seviyelerinin yükselmesi ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi olumsuzluklar bu senaryonun kaçınılmaz sonuçları arasında yer alıyor. Bilim insanları, 2°C’nin altında kalmak için fosil yakıt emisyonlarında hızlı ve derin kesintiler yapılması gerektiğini vurguluyor.

Bazı ülkeler emisyonları azaltmayı başarıyor

Emisyon azaltımında başarılı olan ülkeler de var. Son on yılda, ABD ve AB ülkeleri gibi 22 ülkede ekonomik büyümeye rağmen karbon emisyonları azaldıElektrikli araçlar, biyoyakıtlar ve yenilenebilir enerji yatırımları, bu düşüşte etkili oldu. Norveç, elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasıyla emisyonlarını önemli ölçüde azaltmayı başardı. Küresel karbon emisyonları ise aynı başarıyı Yeni Zelanda ve Güney Kore de gösterdi.

Karbon emisyonlarının yarısının atmosferden doğal yollarla uzaklaştırıldığı bilinse de, iklim değişikliği bu doğal yutakların etkinliğini tehdit ediyor. Karadaki karbon alımı, 2023’te on yıllık ortalamaya göre yüzde 28 düştüArtan sıcaklıklar, Amazon’daki kuraklık ve Kanada’daki orman yangınları bu düşüşe yol açtı. Küresel karbon emisyonları ise bu düşüş olmasaydı küresel ısınma çoktan 2°C’nin üzerine çıkmış olabilirdi.

Karbon emisyonlarının tehlikeli seviyelere ulaşması ve doğanın yutak kapasitesinin düşmesi, iklim krizine karşı daha güçlü ve hızlı adımlar atılması gerektiğini gösteriyor. Ülkelerin mevcut önlemlerle yetinmeyip kapsamlı bir dönüşüm stratejisi geliştirmeleri, gezegenin geleceği için kritik önem taşıyor. Küresel karbon emisyonları ise bu dönüşüm stratejisinin bir parçası olmalıdır.

Google, şimdiye kadarki en iyi yapay zekasını ücretsiz açtı!

0

Google, Gemini yapay zeka modeliyle ChatGPT ve Claude gibi rakiplerine meydan okumaya devam ediyor. Buna göre Gemini 1.5 Pro kapsamında yeni test modelini görücüye açtı. Şirket, yeni modelini kendi web sitesi üzerinden ücretsiz test etmenize izin veriyor.

Gemini-Exp-1114 genel sıralamada birinci oldu

Google AI ekibi tarafından geliştirilen Gemini-Exp-1114, yapay zeka dünyasında bomba etkisi yaratacak gibi duruyor. Geçtiğimiz hafta 6 binden fazla topluluk oyuyla test edilen yeni model, 40 puanlık sıçramayla genel sıralamada GPT-4o’nun birinciliğine ortak oldu. Ayrıca OpenAI’ın o1-preview modelini geride bıraktı.

Google Gemini Advanced özellikleri güncelleme

Google’ın yeni modeli; yapay zeka genel sıralamasında, matematik, yaratıcı yazarlık ve görme yeteneklerinde zirveye yerleşti. Bu alanlarda sırasıyla 3., 3., 4. ve 2. sıralardan birinciliğe atladı. Ayrıca kodlama becerisinde ise 5. sıradan 3. sıraya yükseldi.

  1. Gemini-Exp-1114: 1344
  2. ChatGPT-4o-latest: 1340
  3. o1-preview: 1333
  4. o1-mini: 1308
  5. Gemini-1.5-Pro-002: 1301
  6. Grok-2-08-13: 1290
  7. Yi-Lightning: 1287
  8. GPT-4o-2024-05-13: 1285
  9. Claude 3.5 Sonnet: 1283
  10. GLM-4-Plus: 1275

Bu gelişmeler aslında Gemini-Exp-1114’ün hem teknik hem de yaratıcı alanlarda gösterdiği başarıyı gözler önüne seriyor. Gemini-Exp-1114’ün bu başarısı, yapay zekanın günlük hayatımıza daha fazla entegre olacağının da habercisi.

Eğitimden araştırmaya, yaratıcı sektörlerden teknik problemlere kadar birçok alanda devrim yaratma potansiyeline sahip olan yeni model, yapay zekanın geleceği için de heyecan verici. Yeni modeli kullanmak isterseniz Google AI Studio (bu bağlantıdan) gidebilirsiniz.

Yapay zeka siber güvenlik endişelerine neden oluyor

Siber güvenlik endişelerinin arttığı bir sır değil. Geçtiğimiz yıl, National Public Data’nın ihlali (2.7 milyar kayıt çalındı) ve Ticketmaster, Advance Auto Parts ve AT&T gibi Snowflake müşterilerinin birkaç büyük ihlali gibi büyük ihlaller görüldü. Mandiant araştırmasına göre, yalnızca Snowflake ile bağlantılı ihlallerden 165’ten fazla şirket etkilendi.

Yapay zeka siber güvenlik sorunlarına neden oluyor

CheckPoint araştırmasına göre, küresel siber saldırılar 2024’ün ikinci çeyreğinde yüzde 30 artarak kuruluş başına haftalık 1.636 saldırıya ulaştı. Bir IBM raporuna göre, yapay zeka güvenlik alanında önemli bir rol oynamasına rağmen, küresel bir veri ihlalinin ortalama maliyeti 2024’te yüzde 10 artarak 4.8 milyon dolara çıktı.

Veri ihlallerinin yüzde 40’ı birden fazla ortamda depolanan verileri içeriyordu. Genel bulutlarda depolanan ihlal edilen veriler, 5.17 milyon dolar ile en yüksek ortalama ihlal maliyetine neden oldu.             

Kuruluş genelinde üretken yapay zeka (generative AI) modelleri ve üçüncü taraf uygulamalarının benimsenmesi, Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazlarının ve SaaS uygulamalarının sürekli kullanımı, yapay zeka siber güvenlik açısından saldırı yüzeyini genişletiyor ve güvenlik ekipleri üzerinde baskı yaratıyor.

Saldırı yüzeyi yönetimi, kırmızı takım ve duruş yönetimi alanları dahil olmak üzere güvenlik önleme stratejilerini destekleyen AI ve otomasyonu uygulamak yardımcı olabilir. Bu çözümler tamamen yönetilen güvenlik hizmetleri aracılığıyla benimsenebilir.

Güvenlik önlemede yapay zeka ve otomasyonu uygulayan kuruluşlar, yapay zeka siber güvenlik çözümleri sayesinde ihlal maliyetini azaltmada en büyük etkiyi gördü ve bu teknolojileri kullanmayan kuruluşlara kıyasla ortalama 2.22 milyon dolar tasarruf sağladı.

Kuruluşlar gen AI ile hızla ilerlerken, gen AI girişimlerinin yalnızca yüzde 24’ü güvenli. Yapay zeka siber güvenlik uygulamalarının eksikliği, verileri ve veri modellerini ihlallere maruz bırakma tehdidinde bulunur ve potansiyel olarak gen AI projelerinin sunmayı amaçladığı faydaları baltalayabilir.

Dolayısıyla, Orlando, Fla. merkezli siber güvenlik firması ThreatLocker’ın 2017’deki lansmanından bu yana çalışan sayısını 450’ye çıkarması muhtemelen o kadar da şaşırtıcı değil. InformationWeek, geçen ay Orlando’da düzenlenen Gartner BT Sempozyumu/XPO’da ThreatLocker CEO’su Danny Jenkins ile bir araya geldi ve yapay zeka siber güvenlik üzerine konuştu.

Samsung Exynos üretiminde TSMC’ye geçiş yapabilir

0

Samsung’un Exynos serisi mobil işlemciler için üretim stratejisini değiştirebileceği iddiaları gündemde. X platformunda Jukanlosre adlı kullanıcının ortaya attığı bir iddiaya göre, Samsung, Exynos çiplerinin üretimindeyaşadığı verimlilik sorunları nedeniyle TSMC’ye yönelmeyi değerlendiriyor.

3nm sürecindeki zorluklar ve Exynos 2500 iptali

Özellikle 3nm üretim sürecinde ciddi sorunlarla karşılaşan Samsung, üretim verimliliğini artırma konusunda zorluk yaşıyor. Bu durum, Galaxy S25 serisinde kullanılması planlanan Exynos 2500 çipinin iptal edilmesine yol açtı. Üretim sorunları yalnızca ürün tedarikini etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Samsung’un potansiyel müşterilerini de TSMC’ye kaptırmasına sebep oldu. Eğer son iddialar doğrulanırsa, Samsung da çip üretiminde TSMC ile iş birliğine gitmeyi düşünebilir.

TSMC’nin çip üretimindeki hakimiyeti

TSMC, günümüzde Apple, Qualcomm ve Intel gibi dev teknoloji firmaları için gelişmiş çiplerin üretiminde tek adreshaline gelmiş durumda. Samsung’un da Exynos serisinin üst düzey modellerini TSMC’ye yönlendirmesi, TSMC’nin liderliğini pekiştirebilir. Samsung, akıllı telefon bileşenlerini kendi bünyesinde üretme prensibine sahip olsa da, bu yeni hamleyle maliyetlerde bir miktar artışı kabul ederek daha verimli, daha az enerji tüketen ve daha performanslı çipler üretme olanağına kavuşabilir.

Samsung, çip üretiminde tamamen pes etmiş değil. Geçtiğimiz haftalarda çıkan haberlere göre şirket, kaynaklarını 2nm sürecine yoğunlaştırıyor. SF2P teknolojisi ile geliştirilen ve “Ulysses” kod adı verilen yeni bir Exynos çipi üzerinde çalıştığı iddia edilen Samsung’un, bu çipi 2027 yılında Galaxy S27 modellerinde kullanmayı hedeflediği belirtiliyor.

Tesla Cybertruck yine geri çağrıldı!

Tesla, sürüş güvenliğini etkileyebilecek ciddi bir sorun nedeniyle 2.431 adet Cybertruck modelini geri çağırma kararı aldı. ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) tarafından yapılan açıklamaya göre, sürüş invertöründe tespit edilen arıza, bazı araçların ivmelenme kaybına neden olarak sürüş güvenliğini riske atıyor. Bu durum Tesla Cybertruck yine geri çağrıldı, sürücünün aracın hızını artırmasını engelleyerek, çarpışma riskini artırabilecek potansiyele sahip.

Cybertruck yılın altıncı geri çağırmasını yaşıyor

Tesla’nın büyük beklentilerle piyasaya sürdüğü ilk elektrikli kamyonet modeli Cybertruck, henüz ilk yılını doldurmadan altıncı kez geri çağırılıyorCybertruck, 2024’ün üçüncü çeyreğinde, Tesla’nın Model Y ve Model 3’ünün ardından ABD’de en çok satılan tamamen elektrikli üçüncü araç olarak büyük bir başarı elde etmişti. Ancak son geri çağırma, Tesla Cybertruck yine geri çağrıldığını ve Tesla’nın güvenlik önlemleri konusundaki hassasiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Sürüş invertörü sorunu nedir?

Tesla, bazı araçlarda sürüş invertörünün tork üretimini durdurabileceğini ve bunun sonucunda gaz pedalına basıldığında aracın hızlanma yeteneğini kaybettiğini belirtiyor. Bu da sürüş esnasında ivme kaybına yol açarak çarpışma riskini artırabiliyorGeri çağırma6 Kasım 2023 ile 30 Temmuz 2024 tarihleri arasında üretilen Cybertruck modellerini kapsıyor. Tesla Cybertruck yine geri çağrıldı ve Tesla, arızalı invertörleri ücretsiz olarak çalışır durumda olan yenileriyle değiştireceğini açıkladı.

Geri çağırma kararına rağmen, Tesla Cybertruck Türkiye’de de ilgi görmeye devam ediyor. Arka tekerlekten çekişli modelin 60.990 dolar, daha güçlü dört tekerlekten çekişli versiyonun 79.990 dolar, en güçlü “Beast” versiyonun ise 99.990 dolar fiyat etiketine sahip olduğu açıklandı.

Tesla’nın güvenlik ve kalite standartları kapsamında aldığı bu geri çağırma kararları, kullanıcıların güvenliğini koruma adına önemli bir adım olarak görülüyor.

Chery yeni elektrikli konsept aracını tanıttı

Chery, yakın zamanda sergileyeceği yeni elektrikli konsept aracı ile dikkatleri üzerine çekmeye hazırlanıyor. Chery’nin yeni elektrikli aracı, katı hal batarya teknolojisi ile 1500 km’ye kadar menzil sunacak ve sahip olduğu ileri teknolojiler sayesinde oldukça iddialı. Chery’nin yeni elektrikli aracı, 2024 Guangzhou Otomobil Fuarı’nda tanıtılacak olan bu konsept, station wagon sınıfında yer alacak ve Fulwin serisinde yeni bir elektrikli aracın ön gösterimi olacak.

Yayınlanan ilk fotoğraflara göre, Chery’nin yeni elektrikli aracının agresif bir tasarıma sahip olduğu görülüyor. Ön kısımda LED gündüz farları ve gizli farlar bulunurken, panoramik tavanrenk değiştiren tavan penceresiyan ayna yerine kameralar ve arkada aktif spoylerlar dikkat çekiyor. Aracın, 800V mimariye ve katı hal batarya teknolojisine sahip olması sayesinde 1500 km’ye kadar menzil sunması bekleniyor.

Yüksek performans ve hız

Bu etkileyici konsept aracın 30.000 rpm’lik bir motora sahip olduğu ve 0’dan 100 km/s hıza sadece 3 saniyede çıkabileceği belirtiliyor. Bu performans değerleri, Chery’nin yeni elektrikli aracının güçlü bir sürüş deneyimi sunacağını gösteriyor.

Gelişmiş sürüş teknolojileri ve lüks iç donanım

Aracın diğer yenilikçi özellikleri arasında dört tekerlekten direksiyonsteer-by-wire (kablo ile direksiyon), çift odacıklı havalı süspansiyon ve CDC şok emiciler bulunuyor. İç mekanda ise Qualcomm Snapdragon 8295 çipi ile çalışan 15,6 inç bilgi-eğlence ekranıyapay zeka sesli asistanı ve 23 hoparlörlü ses sistemi yer alacak. Ayrıca, ön yolcu koltuğunun düz şekilde katlanabilmesi ve arka koltukların 15 derece ayarlanabilir olması kullanıcı konforunu üst seviyeye çıkarıyor. Chery’nin yeni elektrikli aracı, Seviye 3 sürüş yardım sistemi ile de güvenli ve akıllı bir sürüş deneyimi sunacak.

Her ne kadar bu yeni araç konsept olarak tanıtılsa da, seri üretime yakın bir model gibi görünüyor. Chery, sunduğu yüksek teknoloji ve tasarım özellikleri ile elektrikli araç pazarında dikkat çekmeye devam edecek. Aracın tam olarak ne zaman piyasaya çıkacağı ise henüz bilinmiyor.

Meta’ya Avrupa’da 798 milyon euroluk ceza!

Bu ceza, Facebook Marketplace platformunu ana sosyal medya hizmeti olan Facebook ile bağlayarak çevrimiçi ilan hizmetlerinde haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle Avrupa Komisyonu tarafından uygulandı.

Uzun süren soruşturma sonuçlandı

Avrupa Komisyonu’nun uyguladığı ceza, aslında Haziran 2021’de başlayan ve Aralık 2022’de Facebook Marketplace’in rekabet kurallarını ihlal ettiğinin tespit edilmesiyle sonuçlanan soruşturmanın devamı niteliğinde.

Avrupa Komisyonu’nun Rekabet Politikası Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager, Meta’nın ilan hizmetini sosyal medya platformuyla birleştirerek rakiplerine karşı avantaj sağladığını belirtti.

Vestager açıklamasında, “Meta, kendi hizmeti olan Facebook Marketplace’e diğer çevrimiçi ilan sağlayıcılarının erişemeyeceği avantajlar sağlayarak haksız ticari koşullar oluşturdu. Bu durum AB antitröst yasalarına aykırıdır. Meta artık bu davranışa son vermek zorunda.” ifadelerini kullandı.

Meta, cezaya itiraz edecek

Meta, karara hızla yanıt vererek cezayı temyize götüreceğini açıkladı. Şirket, kararın Avrupa’daki çevrimiçi ilan hizmetleri piyasasının mevcut durumunu göz ardı ettiğini ve tüketici talebine yenilikçi çözümler sunan Facebook Marketplace gibi yeni katılımcıları engellediğini savundu.

Şirket, Avrupa pazarındaki diğer büyük çevrimiçi ilan platformlarının korunmasına yönelik bir önlem olarak değerlendirilen bu kararın gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Cezalar, şirketin gelirine göre belirleniyor

Avrupa Komisyonu, antitröst cezalarının şirketin ilgili alandaki satışlarının %30’una kadar çıkabileceğini belirtiyor. Bu oranda belirlenen cezalar, teknoloji devleri üzerinde caydırıcı bir etki yaratmayı hedefliyor.

Meta’nın ABD’de de benzer zorluklarla karşı karşıya olduğu biliniyor. Şirket, 2019 yılında FTC (Federal Ticaret Komisyonu) ile yaptığı anlaşmada 5 milyar dolar ceza ödemiş ve yeni gizlilik politikalarını devreye almıştı.

Meta çalışanı

Küresel düzenlemelerde değişim rüzgarları

Cezanın verildiği dönemde küresel siyasette de önemli değişimler yaşanıyor. ABD’de başkanlık ve kongre kontrolünün Cumhuriyetçiler’de olması, büyük teknoloji şirketlerinin daha sıkı denetim altına alınabileceği anlamına geliyor.

Gözlemciler, siber güvenlik, birleşme ve satın almalar ile kripto para gibi konuların öncelikle ele alınacağını belirtiyor. Özellikle sosyal medya, veri koruma ve gizlilik gibi konular Meta’yı ilgilendiren düzenlemelerde önemli değişikliklerin yaşanabileceği öngörülüyor.

Bu gelişmeler, hem Avrupa hem de ABD’de büyük teknoloji şirketleri üzerindeki düzenleyici baskının önümüzdeki yıllarda daha da artabileceğine işaret ediyor.