Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 54

Octopus Energy ayrı bir şirket kuruyor

0

İngiliz Octopus Energy şirketi, ABD’li yatırım firması D1 Capital Partners liderliğindeki bir finansman turunun ardından teknoloji kolu Kraken’i 8,65 milyar dolar değerinde bağımsız bir şirket olarak ayıracağını açıkladı.

Octopus Energy ayrı bir şirket yapısı kuruyor

Kraken, EDF ve National Grid US dahil olmak üzere büyük enerji şirketlerine ve enerji gruplarına enerji yazılımı tedarik ediyor. Yeni ve mevcut yatırımcılar Kraken’de yaklaşık 1 milyar dolarlık hisse satın alacak. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Octopus Capital liderliğindeki yatırımcılar ayrıca Octopus Energy’ye ek olarak 320 milyon dolar daha yatırım yapacak.

Yapılan açıklamaya göre, yatırım turuna katılanlar arasında Ontario Teachers’ Pension Plan, Fidelity International ve İngiltere’nin en büyük evsel doğalgaz ve elektrik tedarikçisi Durable Capital Partners yer alıyor. Bu yatırım, Kraken’in Octopus Energy’den resmen ayrılmasının önünü açıyor; Octopus Energy ise şirkette %13,7’lik bir paya sahip olmaya devam edecek.

Financial Times, bu bölünmenin Kraken’in iki yıl içinde halka arzının önünü açtığını ve bunun da özel sermayeli Octopus Energy’nin nihai olarak halka açılmasına yol açabileceğini bildirdi. Kraken, yapay zeka destekli işletim sistemini dünya çapındaki enerji şirketlerine lisanslıyor ve 70 milyondan fazla hesaba hizmet vermek üzere sözleşme imzalamış durumda. Eylül ayında, yıllık sözleşmeli gelirinin 500 milyon doların üzerinde olduğunu bildirdi.

Avustralya merkezli Origin Energy, Kraken’in fon toplama çalışmalarına yaklaşık 140 milyon dolar yatırım yapacağını ve işlem sonrasında platformdaki %22,7’lik payını koruyacağını belirtti. Origin ayrıca, ek %1,5 hisse karşılığında Kraken’in Avustralya’daki hizmetlerine ilişkin münhasırlık hakkından feragat etmeyi kabul etti.

Elektrikli süpürge üreticisi otomobil tanıtacak

0

Robot elektrikli süpürgeleriyle tanınan Çinli üretici Dreame Technology, Las Vegas’taki CES 2026 fuarındaki tanıtımından günler önce yeni elektrikli hiper otomobilinin yeni görsellerini yayınlayarak otomotiv dünyasında tartışmalara yol açtı.

Elektrikli süpürge üreticisi otomobil pazarına giriyor

Görseller, yeni dört kapılı coupe’un 2022 Bugatti Mistral’den türetilen tek seferlik bir coupe olan Bugatti Brouillard’a benzediğini gösteriyor. Daha önceki güncellemelerde araç Bugatti Chiron’a benziyordu, ancak yeni görüntüler nihai tasarım için ilham kaynağında bir değişiklik olduğunu gösteriyor. Aracın adı henüz açıklanmasa da özellikle arka tasarımında dikkat çekici değişiklikler göze çarpıyor; bunlar arasında farklı tasarımlı arka lambalar ve entegre spoyler yerine cıvatalı bir spoyler yer alıyor. Şirket daha önce ilk seri üretim aracının 2027 yılında piyasaya sürülmesinin planlandığını belirtmişti.

Şimdiye kadar yayınlanan tanıtım görsellerine bakılırsa, araç tamamen elektrikli bir süper otomobil gibi görünüyor. Geniş duruşunu vurgulayan belirgin ön ve arka çamurluklara sahip, uzun ve alçak bir gövde tasarımına sahip. Ön tarafta, aydınlatma sistemi dört adet yatay gündüz sürüş farı şeridinden oluşurken, tamponda büyük hava girişleri ve yan aerodinamik yapılar yer alıyor.

Profilden bakıldığında, otomobil belirgin yan kanat uç plakalarına ve ön camı tavan çizgisine görsel olarak entegre eden gizli bir A sütunu tasarımına sahip. Jantlar, altı kollu, yaprak şeklinde ayırt edici bir desene sahip ve altı cıvatalı göbek düzeniyle sabitlenmiş.

Autohome’a ​​göre, tanıtım görsellerindeki tasarım ipuçlarına dayanarak fren sisteminde karbon-seramik bileşenlerin kullanılacağı tahmin ediliyor. Ancak şirket bu detayı henüz resmi olarak doğrulamadı.

Oyun için 5G Mantıklı mı?

0

Mobil operatörlerin sunduğu yeni nesil ağlar, fiber optik kabloların sunduğu kararlılığı kablosuz bir özgürlükle birleştirmeyi hedefliyor. Özellikle Türkiye’de altyapı çalışmaları hızla devam eden bu teknoloji, “Oyun için 5G mantıklı mı?” sorusunu soran teknoloji tutkunlarına evet yanıtını veriyor.

Rekabetçi oyun dünyasında milisaniyeler, zafer ile yenilgi arasındaki ince çizgiyi belirliyor. Fiber internet bağlantısı evdeki konsol veya PC oyuncuları için uzun süredir altın standart kabul ediliyor. Ancak mobil tarafta durum farklı: Wi-Fi kapsama alanından çıktığınız zaman karşılaştığınız ping süreleri, paket kayıpları ve kararsız bağlantı hızları, mobil oyun deneyimini olumsuz etkiliyor. Bu yönden 5G teknolojisi oyunun kurallarını değiştiren bir altyapı devrimi olarak sahneye çıkıyor.

5G Teknolojisi Oyun Dünyasını Nasıl Değiştiriyor?

Oyun dünyasında grafikler ne kadar gelişirse gelişsin, arka plandaki veri akışı sorunsuz olmadığında deneyim yarım kalıyor. 5G, önceki nesil ağlara kıyasla çok daha geniş bir bant genişliği ve çok daha düşük gecikme süreleri vadediyor. Bu teknoloji veriyi A noktasından B noktasına taşırken oluşan trafik sıkışıklığını minimize ediyor.

Teknik açıdan bakıldığında 5G’nin oyun dünyasına getirdiği şu temel yenilikler öne çıkıyor:

  • Komutların sunucuya ulaşma süresinin gözümüzün algılayamayacağı seviyelere inmesi hedefleniyor.
  • Kalabalık alanlarda ağ kaynakları daha verimli yönetiliyor ve oyun trafiği gibi belirli veri türlerine öncelik tanınabiliyor.
  • 100 GB üzerindeki oyun dosyaları dakikalar içinde inebiliyor.
  • Yüksek bant genişliğine ihtiyaç duyan eğlence içerikleri ve VR oyunları, eMBB yeteneği sayesinde akıcı bir görüntü kalitesine kavuşuyor.
  • Yazılım tabanlı ve yapay zeka destekli mimari ağ trafiğini akıllıca yöneterek oyun sırasında yaşanan anlık dalgalanmaları engelliyor ve ölçeklenebilir bir yapı sunuyor.
  • Katmanlı ve izole güvenlik mimarisi rekabetçi oyunlarda kritik öneme sahip olan veri akışını ve oyuncu hesaplarını siber tehditlere karşı koruma altına alıyor.

Turkcell 5G Altyapısı ve Oyunculara Sunduğu Avantajlar

Turkcell 5G spektrum ihalesinde 1 milyar 224 milyon dolarlık devasa bir yatırım yaparak 5 ayrı frekans paketini bünyesine kattı. 394.4 MHz’lik bant genişliği yoğun trafik anlarında dahi veri iletiminin daha dengeli şekilde yönetilmesine katkı sağlıyor. Turkcell’in katmanlı ve izole güvenlik mimarisi ise oyuncu hesaplarının şebeke tarafında korunmasına yönelik ek güvenlik önlemlerinin uygulanmasını mümkün kılıyor.

5G ile Gecikmesiz Mobil Oyun Deneyimi

  • Online oyunlarda ping indirme hızından çok daha kritik bir metrik. Bu nedenle 5G ping düşürür mü sorusu gamer’ların gündeminde yer alıyor.
  • 4.5G ağlarında ortalama ping süreleri genellikle 30-50 milisaniye (ms) aralığında seyrederken 5G performans testleri bu sürenin ideal koşullarda 10 ms’nin altına, teorik olarak ise 1-5 ms seviyelerine inebileceğini gösteriyor.
  • Düşük gecikme, özellikle Call of Duty Mobile, PUBG veya League of Legends: Wild Rift gibi refleks gerektiren oyunlarda rakiplerinizi erken görme noktasında avantaj sağlıyor. Sunucu ile cihazınız arasındaki bu hızlı iletişim, takılma sorununu minimalize ediyor. Turkcell bu alanda yaptığı hazırlıklarla 1 Nisan 2026 itibariyle gerçek 5G deneyimini sunmaya hazırlanıyor.

5G Hız ve Performans: Minimum İndirme Süreleri

Yeni nesil konsol ve PC oyunlarının dosya boyutları günümüzde 150 GB sınırlarını zorluyor. Turkcell 394.4 MHz’lik frekans genişliği ile Türkiye’deki en yüksek kapasiteye sahip operatör konumunda bulunuyor.

Bu geniş bant aralığı uygun koşullar altında teorik olarak 1000 Mbps ve üzeri hızlara ulaşılabilmesini mümkün kılıyor. Bu hızlar pratikte ne anlama geliyor diyenler için alt satırlarda örnekler paylaştık.

  • Büyük oyun güncellemeleri yüksek bağlantı hızları sayesinde kısa süreler içinde indirilebiliyor.
  • Oyun içi yüksek çözünürlüklü dokular bağlantı koşullarına bağlı olarak daha akıcı yüklenebiliyor.
  • Canlı yayın yapan oyuncular için 4K kalitesinde kesintisiz upload imkanı tanınıyor.

Bulut Oyunculuk (Cloud Gaming) ve 5G İlişkisi

Donanım bağımlılığını ortadan kaldıran bulut oyunculuk 5G’nin çığır açan uygulaması olarak tanımlanıyor. GeForce gibi servisler oyunu cihazınızda değil, uzaktaki güçlü bir sunucuda çalıştırıyor.

5G teknolojisi burada kritik bir rol üstleniyor. Bulut oyunculuğun akıcı olması için bağlantının sadece hızlı değil, aynı zamanda kararlı olması gerekiyor. 5G yazılım tabanlı ve yapay zeka destekli altyapı yaklaşımlarıyla ağ performansını optimize etmeyi hedefliyor ve mobil cihazlarda daha istikrarlı bir oyun deneyimini destekliyor.

Böylece 5G destekli cihaz sahipleri yüksek donanım gereksinimleri olan yeni nesil oyunlara, donanım ihtiyacını azaltan bulut ve ağ tabanlı çözümler üzerinden erişebiliyor.

Oyun Performansı Karşılaştırması: 5G mi Daha İyi 4.5G mi?

Özellik4.5G Teknolojisi5G TeknolojisiOyuncuya Etkisi
Gecikme (Ping)30-50 ms (Ortalama)1-5 ms (Hedeflenen)Düşük gecikme, akıcı ve tepkisel oyun deneyimi.
Maksimum Hız300-400 Mbps (Teorik)10 Gbps’e kadar (Teorik)Devasa boyutlu oyunları saniyeler içinde indirme.
Bağlantı YoğunluğuKm² başına ~100 bin cihazKm² başına ~1 milyon cihazKalabalık alanlarda bile kopmayan, kararlı bağlantı.
Pil VerimliliğiStandart tüketimAkıllı veri yönetimiMobil cihazlarda çok daha uzun oyun süreleri.

5G Hotspot ve Mobil Modem ile Her Yerde Oyun

5G modem ve taşınabilir hotspot cihazları, dizüstü bilgisayarınızı veya tabletinizi de bu yüksek hızla buluşturmayı hedefliyor. Yazlıkta, parkta veya fiber altyapısının olmadığı bir evde, 5G üzerinden Wi-Fi dağıtımı yaparak ev konforunda bir oyun deneyimi yaşayabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

5 GHz daha çok internet yer mi?

Hayır, 5 GHz bir Wi-Fi frekansıdır, 5G ise hücresel veri teknolojisidir. 5G teknolojisi daha hızlı olduğu için daha kısa sürede daha çok veri tüketmenize olanak tanır ancak aynı dosyayı indirmek 4G ile aynı miktarda veri harcar.

5 GHz İşlemci İyi mi?

İşlemci hızı GHz ile ölçülür. 5 GHz hıza ulaşabilen işlemciler masaüstü oyunculuk için üst düzey performans sunar ancak bunun mobil şebeke olan 5G ile bir ilgisi yoktur.

5G Dezavantajları Nelerdir?

Şu an için en belirgin dezavantajı kapsama alanının henüz her yerde yaygın olmaması. Bununla birlikte sürekli kullanım eski cihazlarda pil tüketimini artırabiliyor ancak yeni nesil işlemciler bunu optimize edebiliyor.

5G Pil Tüketimini Artırır mı?

Samsung ve Xiaomi gibi üreticilerin verilerine göre, 5G kullanımı pil performansında belirgin bir olumsuzluk yaratmıyor. Cihazlar veri ihtiyacına göre şebeke seçimini otomatik yaparak enerjiyi verimli kullanıyor.

Oyun dünyası kablolardan kurtulurken performansından ödün vermek istemiyor. Turkcell 5G teknolojisi, düşük gecikme ve yüksek bant genişliği avantajlarıyla bu deneyimi destekliyor!

Dünyanın en büyük ticari iletişim uydusu fırlatıldı

0

Teksas merkezli AST SpaceMobile şirketi, BlueBird 6 uydusunu başarıyla fırlattı. Şirket, büyük diziler inşa etmesiyle tanınıyor ve bu da farklı değil. Yeni nesil uydu, önceki modellerin yaklaşık üç katı büyüklüğünde olup, şu anda Dünya yörüngesinde bulunan en büyük ticari uydu olma özelliğini taşıyor.

Dünyanın en büyük ticari iletişim uydusu

BlueBird 6, 23 Aralık’ta Hindistan’ın LVM3 roketiyle Satish Dhawan Uzay Merkezi’nden fırlatıldı. Yeni nesil uydu takımıyla AST SpaceMobile, akıllı telefon kapsama alanı için ilk uzay tabanlı hücresel geniş bant ağını oluşturarak SpaceX ile rekabet etmeyi hedefliyor. BlueBird 6, bu yeni nesil uyduların uzaya ulaşan ilk örneği.

AST SpaceMobile, ilk uydusu BlueWalker 3’ü Eylül 2022’de fırlattı. Bu büyük uydu dizisi, yörünge “cep telefonu kuleleri” teknolojisini test etmek için tasarlandı. Şirket, 2023 yılında BlueWalker 3’ü kullanarak uzaydan ilk 5G telefon görüşmesini gerçekleştirerek etkileyici bir kilometre taşına ulaştı.

O zamandan beri AST SpaceMobile, Aralık ayındaki son fırlatma da dahil olmak üzere altı BlueBird uydusu fırlattı. BlueBird 6, bugüne kadarki en büyük uydu. BlueBird, mobil cihazlar için 10 GHz bant genişliğini ve saniyede 120 megabayt hızını desteklemek üzere tasarlandı. Gizmodo’nun bir raporuna göre, BlueBird 1’in güneş paneli dizisi, yaklaşık 64 metrekare (693 fit kare) büyüklüğünde, bir tenis kortu kadar. Panel tamamen açıldığında, uydunun parlaklığı yaklaşık 2 kat artarak gece gökyüzündeki çoğu cisimden daha parlak hale geldi.

Şimdi ise BlueBird 6 yaklaşık üç kat daha büyük. Anten dizisi açıldığında 2.400 fit kare (223 metrekare) ölçülerinde olacak ve bu da onu uzaydaki en büyük uydu yapacak. 2026, AST SpaceMobile için büyük bir yıl olacak gibi görünüyor. Şirketin, önümüzdeki yılın sonuna kadar 45-60 uydu daha fırlatmayı planladığı bildiriliyor. Bu sayede ABD genelinde ve diğer bazı bölgelerde 5G veri hizmeti sunabilecek.

ABD çip üretim ekipmanı ihracatı için onay verdi

0

ABD, Samsung ve SK Hynix’in 2026 yılı için Çin’e çip üretim ekipmanı sevkiyatını onayladı. Washington’ın Çin’e çip üretim ekipmanı ihracatı için yıllık onay sistemini uygulamaya koyduğu iddia ediliyor.

ABD çip üretim ekipmanı ihracatı için onay sistemine geçti

Samsung, SK Hynix ve TSMC, Washington’ın Çin’e çip ile ilgili ihracata yönelik kapsamlı kısıtlamalarından muafiyetlerden yararlanmıştı. Ancak onaylanmış son kullanıcı statüsü olarak bilinen bu ayrıcalık 31 Aralık’ta sona erecek. Bu da o tarihten sonra Çin’deki fabrikalarına Amerikan çip üretim ekipmanı sevkiyatlarının ABD ihracat lisanslarını gerektireceği anlamına geliyor.

Samsung ve SK Hynix yorum yapmayı reddederken, TSMC yorum taleplerine hemen yanıt vermedi. ABD Ticaret Bakanlığı, mesai saatleri dışında yorum için hemen ulaşılamadı.

Çin’in gelişmiş Amerikan teknolojisine erişimini sınırlamak isteyen ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Biden yönetimi altında çok gevşek olduğunu düşündüğü ihracat kontrollerini yeniden inceliyor.

Dünyanın en büyük bellek yonga üreticisi olan Güney Koreli Samsung Electronics ve ikinci sırada yer alan SK Hynix, özellikle yapay zeka veri merkezlerinden gelen talep ve azalan arz nedeniyle fiyatları yükselen geleneksel bellek yongaları için Çin’i önemli üretim üslerinden biri olarak görüyor.

Çin yabancı yatırımcı çekmeye çalışıyor

0

Çin’in en büyük borsa yatırım fonu sağlayıcısı olan China Asset Management Co. (ChinaAMC), Tayland’da iki amiral gemisi ETF’yi piyasaya sürdüğünü ve Taylandlı yatırımcılara Çin’in önde gelen şirketlerinin ve teknoloji hisselerinin bir sepetine kolay erişim sağladığını açıkladı.

Çin yabancı yatırımcı ile ekonomisini güçlendirmek istiyor

Bu ETF lansmanı, Çin’in küresel yatırımcıları çekmek için sermaye piyasalarını daha da açtığı bir döneme denk geliyor. Ayrıca, Pekin’in amiral gemisi niteliğindeki “Kuşak ve Yol” altyapı girişimi kapsamında Çin ve Tayland arasında sermaye piyasası iş birliğinin derinleştiğine de işaret ediyor.

ChinaAMC’nin yaptığı açıklamaya göre: “Bu durum, sınır ötesi yatırımların kolaylığını önemli ölçüde artırmakla kalmıyor, aynı zamanda Çin borsasına sürekli bir denizaşırı orta ve uzun vadeli sermaye akışını da kolaylaştırıyor” dedi. Varlık yöneticisi, Tayland’daki ürün lansmanının Çin varlıklarına ve Çin teknolojisine yönelik güçlü yerel ilgiyi yansıttığını da sözlerine ekledi.

İki amiral gemisi Tayland Menkul Kıymetler Borsası’nda (SET) saklama makbuzları (DR) olarak piyasaya sürüldüler. Taylandlı menkul kıymetler şirketi InnovestX Securities, lansman sürecinde ChinaAMC ile birlikte çalışarak DR ihraç ve piyasa yapma işlemlerini üstlendi.

CSI300 Endeksi bazıları tarafından Çin ekonomisinin barometresi olarak kabul edilen endeks, 2024’teki %15’lik artışın ardından bu yıl yaklaşık %18’lik bir yükseliş kaydetti. STAR 50 çip üretiminden biyoteknolojiye ve yüksek teknoloji imalatına kadar Çin teknolojisinin önde gelen oyuncularından oluşan bu endeks, bu yıl %36 oranında yükseldi.

ChinaAMC, iki ürünün eş zamanlı olarak piyasaya sürülmesinin Taylandlı yatırımcılara “yurtdışı hesaplarına ihtiyaç duymadan, yerel piyasa saatlerinde baht kullanarak gerçek zamanlı işlem yapma ve aynı zamanda sermaye kazanç vergisi muafiyetlerinden yararlanma” olanağı sağladığını belirterek, uluslararası yatırımcılar için Çin’deki ürün yelpazesini genişletmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Veri analizi firması Verisk FTC nedeniyle karar değiştiriyor

0

Veri analizi firması Verisk yaptığı açıklamada, çatı kaplama yazılımı üreticisi AccuLynx’i 2.35 milyar dolara satın alma planından vazgeçtiğini ve bunun nedenini düzenleyici incelemedeki gecikmeye bağladığını belirtti.

Verisk, kararın ABD Federal Ticaret Komisyonu’nun işlemin incelemesini 26 Aralık tarihine kadar tamamlamadığına dair bildiriminin ardından alındığını söyledi. AccuLynx, Verisk’e anlaşmanın feshedilmesinin “geçersiz” olduğuna inandığını bildirdi. Verisk ise bu iddiaya “şiddetle karşı çıktığını” ve pozisyonunu “şiddetle savunacağını” belirtti.

Veri analizi firması Verisk anlaşma feshine gidiyor

Merkezi New Jersey’de bulunan Verisk şirketinin hisseleri öğleden sonraki işlemlerde %1,7 oranında yükseldi. Raymond James analistlerine göre, anlaşmanın feshedilmesi, 2026’da Verisk’in hisse geri alım faaliyetlerinde kademeli bir artışa yol açabilir.

Verisk, Temmuz ayında AccuLynx’i satın alma planını açıklamıştı. Bu anlaşmanın başlangıçta 2025’in üçüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyordu. FTC, Ekim ayında Verisk ve AccuLynx’ten önerilen işlemle ilgili daha fazla ayrıntı talep etmişti; bu da düzenleyici incelemenin uzadığını ve anlaşmanın sonuçlanmasını geciktirdiğini gösteriyordu. O dönemde Verisk yöneticileri, şirketin anlaşmanın onaylanması yönünde ilerleme kaydettiğini söylemişti.

Sonlandırma tarihini 26 Aralık’a kadar uzatan Verisk, işlemin son tarihe kadar tamamlanmaması üzerine geçen hafta anlaşmayı iptal etti. Fesih süresinin bitiminden sonra tamamlanmamış bir inceleme, ilgili şirketleri potansiyel olarak yıllarca sürebilecek bir hukuk mücadelesine girmek veya anlaşmadan vazgeçmek arasında seçim yapmaya zorlar. 2008 yılında kurulan AccuLynx, çatı kaplama müteahhitlerinin süreçlerini kolaylaştırmalarına ve işletmelerini daha verimli yönetmelerine yardımcı olan yazılımlar sunmaktadır. Anlaşmanın feshedilmesiyle birlikte Verisk, planlanan satın alma işlemiyle bağlantılı olarak çıkarılan 1.5 milyar dolarlık borcu geri ödemeyi planlıyor.

Meta yapay süper zeka için Manus’u satın alıyor

0

Meta platformlarına gelişmiş yapay zekayı entegre etme çabalarını hızlandırırken, Çin merkezli yapay zeka girişimi Manus’u satın alacağını açıkladı. Manus ile yapılan işlemin mali şartları açıklanmadı, ancak konuyla ilgili doğrudan bilgiye sahip bir kaynak, anlaşmanın Singapur merkezli şirketin değerini 2 milyar ila 3 milyar dolar arasında belirlediğini söyledi.

Meta yapay süper zeka projelerine odaklanıyor

Manus, bu yılın başlarında X platformunda, ChatGPT ve DeepSeek gibi yapay zekâ sohbet botlarına kıyasla çok daha az yönlendirme gerektiren, otonom olarak karar verebilen ve görevleri yerine getirebilen dünyanın ilk genel yapay zeka ajanı olduğunu iddia ettiği bir ürünü piyasaya sürmesinin ardından viral oldu.

Bu durum, yorumcuların şirketi Çin’in bir sonraki DeepSeek’i olarak adlandırmasına yol açtı ve Çin devlet televizyonu tarafından da memnuniyetle karşılandı. Şirket, aylar sonra genel merkezini Çin’den Singapur’a taşıdı ve ABD-Çin gerilimlerinden kaynaklanan riskleri azaltmak için bunu yapan diğer Çinli şirketlerin arasına katıldı.

Ürünleri Çin’de bulunmayan şirket, yapay zeka ajanının performansının OpenAI’ın DeepResearch’ünden daha iyi olduğunu iddia ediyor. Ayrıca Alibaba ile stratejik bir ortaklığı bulunuyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre Meta, Manus hizmetini işletecek, satacak ve Meta AI dahil olmak üzere tüketici ve işletme ürünlerine entegre edecek. Meta gibi teknoloji devleri, sektördeki şiddetli rekabetle başa çıkmak için stratejik satın almalar ve yetenekli personel alımı yoluyla yapay zeka yatırımlarını artırıyor. Ana şirketi Beijing Butterfly Effect Technology tarafından desteklenen Manus, bu yıl yaklaşık 500 milyon dolarlık bir değerlemeyle 75 milyon dolar yatırım aldı.

Çin yerli ekipman zorunluluğu getiriyor

0

Kendi kendine yeten bir yarı iletken tedarik zinciri kurma çabaları kapsamında Çin, çip üreticilerinden yeni kapasite eklerken en az %50 oranında yerli üretim ekipman kullanmalarını şart koşuyor.

Çin yerli ekipman kullanımını zorunlu hale getirmeye çalışıyor

Kural kamuoyuna açık bir şekilde belgelenmemiş olsa da kaynaklara göre, fabrikalarını kurmak veya genişletmek için devlet onayı arayan çip üreticilerine, yetkililer tarafından son aylarda, tedarik ihaleleri yoluyla ekipmanlarının en az yarısının Çin yapımı olacağını kanıtlamaları gerektiği söylendi.

Bu düzenleme, Pekin’in yabancı teknolojiye olan bağımlılığından kurtulmak için uygulamaya koyduğu en önemli önlemlerden biri olup, bu çaba ABD’nin 2023’te gelişmiş yapay zeka çipleri ve yarı iletken ekipmanlarının Çin’e satışını yasaklayarak teknoloji ihracat kısıtlamalarını sıkılaştırmasının ardından hız kazanmıştır.

ABD’nin ihracat kısıtlamaları en gelişmiş aletlerin bazılarının satışını engellerken, %50 kuralı Çinli üreticilerin, ABD, Japonya, Güney Kore ve Avrupa’dan gelen yabancı ekipmanların hala mevcut olduğu alanlarda bile yerli tedarikçileri tercih etmelerine yol açıyor. Başvuru şartlarını karşılamayanlar genellikle reddediliyor, ancak yetkililer arz kısıtlamalarına bağlı olarak esneklik tanıyor. Yerli olarak geliştirilen ekipmanların henüz tam olarak mevcut olmadığı gelişmiş çip üretim hatları için şartlar gevşetiliyor.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ülke genelindeki şirketlerde ve araştırma merkezlerinde çalışan binlerce mühendis ve bilim insanını kapsayan, tamamen kendi kendine yeten yerli bir yarı iletken tedarik zinciri kurmak için “tüm ulusu kapsayan” bir çaba çağrısında bulunuyor. Bu çaba, tedarik zincirinin geniş bir yelpazesinde gösteriliyor. Reuters bu ayın başlarında, Çinli bilim insanlarının, Washington’ın yıllardır engellemeye çalıştığı bir sonuç olan, son teknoloji ürünü çipler üretebilen bir makinenin prototipi üzerinde çalıştığını bildirmişti. Yerel ekipman üreticisi Naura Technology’nin eski bir çalışanı: “Daha önce SMIC gibi yerli fabrikalar ABD ekipmanlarını tercih ederdi ve Çinli firmalara pek şans vermezdi” dedi.

L&F şirketi Tesla ile tedarik anlaşmasının değerini düşürdü

0

Güney Koreli L&F şirketi, Tesla ile yaptığı pil malzemesi tedarik anlaşmasının değerini düşürdü. L&F, 2023 yılında Tesla ve iştiraklerine Ocak 2024 ile Aralık 2025 tarihleri ​​arasında yüksek nikel içerikli katot malzemeleri tedarik etme anlaşması imzaladığını açıklamıştı. Kaynaklar ve analistler, L&F’nin Tesla’nın 4680 hücreleri olarak bilinen kendi geliştirdiği piller için temel malzemeleri tedarik etmeyi planladığını söyledi.

L&F şirketi Tesla ile anlaşmasını düzenledi

Tesla CEO’su Elon Musk, 2020 yılında, daha ucuz bir pil olan 4680’in seri üretimine yönelik bir planı açıklamıştı. Musk, bu pilin, yaklaşık üç yıl içinde tamamen otonom, küçük ve cazip bir 25.000 dolarlık elektrikli otomobil üretmelerine yardımcı olacağını söylemişti. Ancak, elektrikli araç talebinin yavaşlaması ve Tesla’nın 4680 hücrelerinin üretimini ve geliştirilmesini hızlandırmakta zorlanması nedeniyle, analistlere göre şirket nihayetinde başlangıçta tahmin edildiği kadar L&F’den katot malzemesine ihtiyaç duymadı.

Tesla şu anda Musk’ın yıllık yüz binlerce satış tahminine rağmen büyük bir hayal kırıklığı yaratan, satışları düşük Cybertruck elektrikli araçlarında 4680 pillerini kullanıyor. Musk ayrıca, hücreleri üretmek için kullanılan kuru elektrot adı verilen yeni bir pil işleminin ölçeklendirilmesinin zor olacağını da kabul etti.

Samsung Securities’in kıdemli analisti Cho Hyun-ryul, Tesla’nın 4680 pillerinin üretim verimliliğindeki sorunların ve elektrikli araç talebindeki yavaşlamanın, L&F’den gelen siparişlerdeki azalmayı etkilemiş olabileceğini söyledi. Hyun-ryul: “Genel olarak pil sektörüyle ilgili bir endişe var” diye ekledi.

Bazı batarya tedarikçileri, Eylül ayında ABD’deki elektrikli araçlara yönelik federal teşviklerin sona ermesinin ardından sipariş iptalleri bildirdi ve General Motors ve Ford Motor ile olan ortak girişimlerini sonlandırdı veya küçülttü. Son haftalarda, Güney Kore’nin batarya sektörü, politika belirsizliği ve zayıflayan talep nedeniyle otomobil üreticilerinin elektrikli araç planlarını geri çekmesiyle artan bir baskı altına girdi.

LG Energy Solution, Ford ve Freudenberg Battery Power Systems ile olan batarya tedarik anlaşmalarının feshedilmesi nedeniyle yaklaşık 13.5 trilyon won (9.41 milyar dolar) gelir kaybına uğrayacak; bu, geçen yılki 25.62 trilyon wonluk gelirinin yarısından fazlasına denk geliyor.

Potanin bulut bilişim tarafında hisse satın aldı

0

Rus milyarder Vladimir Potanin’in kontrolündeki bir ortak girişim, BT altyapı sağlayıcısı Selectel’in %25 hissesini satın aldı. Ortaklardan biri yaptığı açıklamada, Moskova’nın yerli yapay zeka modellerinin geliştirilmesini artırmayı hedeflediğini belirtti.

Potanin bulut bilişim tarafındaki yatırımlarını sürdürüyor

Potanin’in holding şirketi Interros ile çevrimiçi kredi kuruluşu T-Bank’ın sahibi T-Technologies’in ortak girişimi olan Catalytic People, Selectel’in yaklaşık 16 milyar ruble (206 milyon dolar) değerindeki %25 hissesini satın aldı.

Başkan Vladimir Putin, yerli yapay zeka modellerinin Rus egemenliğini korumak için hayati önem taşıdığını söylemiş ve Sberbank ve Yandex gibi teknoloji şirketlerini ABD ve Çinli rakiplerine yetişmeye çağırmıştı.

Rus metal şirketi Nornickel’in CEO’su ve en büyük hissedarı Potanin, bu yılın başlarında “Rusya’nın Google’ı” olarak anılan internet devi Yandex’in %9,95 hissesini satın alarak teknoloji sektöründeki yatırımlarını genişletti.

Potanin, geçen hafta yayınlanan bir televizyon röportajında ​​yapay zekâya atıfta bulunarak, “Bence yakın gelecekte, Nornickel’de ve diğer birçok Rus şirketinde bu alanda bir atılım olacak” dedi. Potanin’in holding şirketi Interros, %41 hisseyle T-Technologies’in en büyük hissedar konumunda.

T-Technologies Başkanı Stanislav Bliznyuk, satın almanın şirketin Selectel’in geniş bulut altyapısını yapay zekâ ürünlerinin geliştirilmesinde kullanmasına olanak sağlayacağını söyledi. T-Technologies’in açıklamasına göre, Selectel’in 2025 yılının ilk dokuz ayındaki geliri bir önceki yıla göre %42 artarak 13.5 milyar rubleye ulaştı.

Akademide Asistan Sayısı Düşüyor! AB Fonlarında Aslan Payı Özel Sektörün!

0

Türkiye’nin Ar-Ge ve inovasyon performansını son yıl verileri ve on yıllık perspektifle analiz eden SER 2025 Raporu, ekosistemin yapısal dönüşümüne dair çarpıcı bulgular sunmaya devam ediyor. Dr. Ömer Özdinç editörlüğünde hazırlanan raporun yeni analizleri, akademik insan kaynağından uluslararası fonlara, patentlerin niteliğinden sektörel daralmalara kadar geniş bir yelpazede ezber bozan veriler içeriyor.

İşte ilk kez ön plana çıkan kritik verilerle Türkiye’nin Ar-Ge karnesi:

Akademide “Asistan” Darboğazı: Profesör Sayısı Asistanları Geçti! 

Üniversitelerin akademik kadrosunda yapısal bir değişim gözleniyor. Son 8 yılda öğretim üyesi sayısı 111 bine ulaşırken, araştırma görevlisi (asistan) ve öğretim görevlisi sayılarında düşüş yaşandı. Rapora göre, Türkiye’deki öğretim üyelerinin sadece %1’i yabancı uyruklu ve bu oran geçen yıla göre hiç değişmedi. Ayrıca yükseköğretimdeki toplam öğrenci sayısı düşmeye devam ederken, doktora öğrencisi sayısı 109 binde kaldı.

Tersine Göçte “Nitelik” Kaybı: Doktoralı Yabancı Çalışan Sayısı Düştü 

Türkiye’ye çalışmaya gelen yabancı iş gücünün akademik niteliğinde gerileme yaşanıyor. Çalışma izni başvurularında doktoralıların sayısı 2.300’e gerileyerek düşüş gösteren tek kategori oldu. Buna karşın, lise ve dengi okul mezunu yabancıların çalışma izni başvuruları %37 oranında rekor bir artış gösterdi.

AB Ar-Ge Fonlarında Türkiye Modeli: Özel Sektör Avrupa’yı Solladı 

Türkiye, Ufuk Avrupa programı kapsamında 2024 yılında 88 milyon dolar net katkı almayı başardı. Avrupa genelinde bu fonlardan en çok üniversiteler yararlanırken, Türkiye’de durum tam tersi şekilde gerçekleşti. Avrupa’da özel sektörün fonlardaki payı %25,5’te kalırken, Türkiye’de özel sektör %44 pay ile fonlardan en çok yararlanan birinci grup oldu.

Ar-Ge Personelinde Sektörel Makas: Elektronik Gaza, Havacılık Frene Bastı

İmalat sanayi genelinde Ar-Ge personeli artışı zayıf kalsa da alt sektörlerde ayrışma netleşti. Bilgisayar ve elektronik imalatında Ar-Ge personeli %14 artarak 15 bin barajını aşarken; her yıl rekor kıran havacılık ve uzay araçları sektöründe %8, makine sektöründe ise %3 oranında küçülme yaşandı.

Patentte Nicelik Rekoru, Nitelikte “Uluslararasılaşma” Sorunu

Yerleşiklerin patent başvuruları 10.200 ile tarihi zirvesini görse de başvuruların sadece %3’ü uluslararası düzeye taşınabildi. Bu oran geçen yılın da altında kalarak yerli buluşların küresel pazarlara açılma konusundaki zayıflığını ortaya koydu. Türkiye’nin Avrupa Patent Ofisi’ne (EPO) en çok başvuru yaptığı alan ise “ilaç” sektörü oldu.

Üniversitelerde Ar-Ge’nin Kalbi: Sağlık ve Sosyal Bilimler

Yükseköğretimde yapılan Ar-Ge harcamalarının dağılımı, odak alanlarını da gösterdi. En fazla harcama 74,5 milyar TL ile sağlık bilimlerinde yapılırken, onu 44,3 milyar TL ile sosyal bilimler ve 33,7 milyar TL ile mühendislik bilimleri takip etti.

SER Danışmanlık Genel Müdürü ve Rapor Editörü Dr. Ömer Özdinç, yeni bulguları şu sözlerle değerlendirdi:

“Raporumuzun bu yılki derinlemesine analizleri, Ar-Ge ekosistemimizde bazı yapısal risklerin sinyalini veriyor. Özellikle üniversitelerimizde profesör sayısının asistan sayısını geçmesi, akademik üretim piramidinin tersine dönmesi demektir. Yeni araştırmacı yetiştirme kapasitemizdeki bu daralma, uzun vadede inovasyonun sürdürülebilirliğini tehdit edebilir. Ayrıca yabancı akademisyen oranının %1’de çakılı kalması, ekosistemin uluslararasılaşma ihtiyacını bir kez daha ortaya koyuyor.

Özel sektörün AB fonlarındaki liderliği takdire şayan olsa da patent başvurularımızın sadece %3’ünün uluslararası boyuta taşınması, ‘icadımızı dünyaya satma’ konusunda hala kat etmemiz gereken çok yol olduğunu gösteriyor. Havacılık gibi lokomotif sektörlerdeki Ar-Ge personeli kaybı ve sanayideki düşük karlılık, Ar-Ge teşvik sistemimizin savunma sanayi dışındaki alanlarda daha seçici ve verimlilik odaklı kurgulanmasını zorunlu kılıyor. Türkiye, niceliksel artış evresinden niteliksel dönüşüm evresine geçmek zorundadır”

Amazon drone teslimatı operasyonunu durdurdu

0

Amazon, İtalya’daki drone ile teslimat planlarını durdurdu. Amazon yaptığı açıklamada, İtalya’da insansız hava araçlarıyla mal teslimatı yapma planlarından vazgeçtiğini, havacılık ve uzay düzenlemeleriyle iyi ilerleme kaydetmiş olsa da daha geniş kapsamlı ticari düzenleme sorunlarının projeyi desteklemediğini belirtti.

Amazon drone teslimatı için geri adım atıyor

İtalyan sivil havacılık kurumu ENAC, kararı beklenmedik olarak nitelendirerek yaptığı açıklamada bu adımın şirket politikasından kaynaklandığını ve “Grubun son dönemdeki mali olaylarıyla” bağlantılı olduğunu belirtti.

Şirket, Aralık 2024’te Abruzzo bölgesinin merkezindeki San Salvo kasabasında teslimat dronlarının ilk testlerinin başarıyla tamamlandığını duyurmuştu. Amazon yaptığı açıklamada: “Stratejik bir değerlendirmenin ardından, İtalya’daki ticari drone teslimat planlarımızı durdurma kararı aldık” dedi.

Amazon ayrıca, “İtalyan havacılık ve uzay sanayi düzenleyicileriyle olumlu görüşmeler ve ilerlemeye rağmen, ülkedeki daha geniş iş düzenleme çerçevesi şu anda bu program için uzun vadeli hedeflerimizi desteklemiyor” diye ekledi.

Amazon, Aralık 2024’te Abruzzo bölgesinin merkezindeki San Salvo’da ilk drone teslimat testlerinin başarıyla tamamlandığını duyurduktan sonra İtalya’yı potansiyel bir sonraki adım olarak işaretlemişti. İtalyan medyasında yer alan açıklamasında Amazon, ABD ve Birleşik Krallık’taki drone teslimat projelerinin devam ettiğini, test uçuşlarının ve ticari teslimatların etkili ve olumlu karşılandığını belirtti.

Amazon ayrıca İtalya’daki daha geniş varlığına da işaret ederek, son 15 yılda İtalya’ya 25 milyar avrodan fazla yatırım yaptığını ve 60’tan fazla lokasyonda doğrudan 19.000’den fazla kişiyi istihdam ettiğini söyledi.

SoftBank veri merkezi yatırımı için anlaşma yaptı

0

SoftBank Group Corp, ABD merkezli alternatif varlık yöneticisi DigitalBridge Group Inc’i satın almak için bir anlaşma açıklayabilir. Bu haberlerin ardından DigitalBridge hisseleri, piyasa açılışından önce yaklaşık %40 oranında yükseldi. Bloomberg News’in görüşmeleri ilk kez bildirmesinin ardından hisseler bu ayın başlarında yaklaşık %45 oranında yükselmişti.

SoftBank veri merkezi yatırımı konusunda yeni hamle

SoftBank’ın milyarder kurucusu Masayoshi Son, yapay zeka uygulamalarının temelini oluşturan bilgi işlem kapasitesine yönelik artan talepten yararlanmayı hedefliyor. DigitalBridge, veri merkezleri, baz istasyonları, fiber ağlar, küçük hücre sistemleri ve uç altyapı gibi dijital altyapı sektörlerine yatırım yapıyor. Portföyünde Vantage Data Centers, Zayo, Switch ve AtlasEdge gibi şirketler yer alıyor.

30 Eylül itibariyle DigitalBridge, yaklaşık 108 milyar dolarlık varlığı yöneterek dijital ekosistemdeki en büyük özel yatırımcılardan biri konumunda. Bu satın alma, Japon holdingi SoftBank’ın portföyünü yapay zekâya bağlı varlıklara odaklanacak şekilde konumlandırdığı bir dönemde, dijital altyapıya olan maruziyetini derinleştirecektir.

SoftBank, Masayoshi Son’un nesilde bir kez yaşanan teknolojik dönüşüm olarak adlandırdığı şeyin merkezinde yer almak için yapay zekâya yaptığı yatırımları artırdı. Şirket, OpenAI, Oracle ve Abu Dabi merkezli teknoloji yatırımcısı MGX ile birlikte, gelişmiş yapay zekâ gelişimini desteklemeyi amaçlayan büyük ölçekli bir bilgi işlem ve altyapı girişimi olan Stargate projesine milyarlarca dolar yatırım yapıyor.

OpenAI, Oracle ve SoftBank, Eylül ayında Teksas, New Mexico ve Ohio’da toplamda yaklaşık 7 GW’lık bir güç kapasitesine sahip olması beklenen beş yeni bilgi işlem tesisi kurmayı planladıklarını açıkladı.

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Büyümeye Devam Ediyor

0

Türkiye’nin 2’nci, Avrupa’nın 9’uncu en yoğun havalimanı İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın hızlı büyümesine paralel olarak ek kapasite sağlayacak olan Terminal 1’in, yapımı tamamlanan Faz-1 bölümü düzenlenen törenle hizmete açıldı. 

Yenilenen Terminal 1’de düzenlenen açılış törenine, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, İstanbul Valisi Davut Gül, Sabiha Gökçen Havalimanı Mülki İdare Amiri Halil Avşar, AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın (ISG) terminal işletmecisi Malezya Havalimanları Holdings Berhad (MAHB) Yönetici Direktörü Dato İzani, havalimanı ekosistemindeki paydaş kurumların üst düzey yöneticileri ile çok sayıda davetli katıldı.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı iştiraki Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ ile İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Yatırım, Yapım ve İşletme A.Ş. (ISG) iş birliğinde toplam 70 milyon euro yatırımla hayata geçirilen Terminal 1 Renovasyon Projesi’nin Faz-1’i açılırken, tüm hızıyla devam eden Faz-2 ve Faz-3 çalışmaları ise 2026 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor.

Havalimanının ilk terminal binası olan ve 16 yıldır operasyon dışında olan Terminal 1’in tam kapasite hizmete girmesiyle birlikte Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, İstanbul’un büyüyen ulaşım ihtiyaçlarına çözüm sunmakla kalmayıp, ülkemizin uluslararası hava trafiğindeki payını artırarak küresel havacılık arenasındaki konumunun daha da güçlenmesine önemli katkılar sağlayacak.

Sabiha Gökçen Havalimanı’nın İstanbul ve Türkiye için önemini vurgulayan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “xxxxxx” ifadelerini kullandı.

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise Sabiha Gökçen Havalimanı’nın Savunma Sanayii bünyesindeki havalimanı olduğunu vurgulayarak “xxxx” dedi.

Sabiha Gökçen Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ Genel Müdürü ise “xxxx” dedi.

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nın (ISG) işletmecisi Malezya Havalimanları Holdings Berhad (MAHB) Yönetici Direktörü Dato İzani, Türkiye – Malezya dostluk ilişkilerine dikkat çekerek ISG’nin en önemli yatırımlarının başında geldiğini belirtti.

Konuşmaların ardından kurdele kesimi gerçekleştirilerek yenilenen vizyonuyla Terminal 1’in Faz-1 bölümü hizmete açıldı.

Terminal 1 Özellikleri ve İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Hakkında:

2024 yılını 41,5 milyon yolcu ile tamamlayan Sabiha Gökçen, Avrupa Havalimanları Konseyi (ACI Europe) verilerine göre geçen yıla kıyasla yüzde 27,7’lik yolcu büyümesiyle Ekim ayında Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanı oldu.  

Açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirilen 2. pistin devreye alınmasıyla Türkiye genelindeki uçuş trafiğinin yaklaşık yüzde 15’ini karşılayan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın kapasitesini artırmak, yolculara konforlu bir seyahat deneyimi yaşatmak amacıyla yenilenen T1 terminalinde 5,5 milyona kadar yolcuya hizmet verilecek.

2025 Kasım ayı itibarıyla toplam yolcu sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17’lik artışla 44,2 milyona ulaşan Sabiha Gökçen’de bu trafiğin 19,4 milyonu iç hat, 24,8 milyonu dış hat yolcularından oluştu. Toplam yolcu trafiğinin yüzde 56’sının dış hatlardan gelmesi, Sabiha Gökçen’in artık net biçimde uluslararası ağırlığı olan bir havalimanı haline geldiğini gösteriyor.

11 aylık sonuçlara göre, iç hat yolcu trafiğinde yüzde 21’lik pay ile birinci sırada yer alan Sabiha Gökçen Havalimanı, dış hatlarda da ülke toplamının yüzde 18’ini karşılıyor.

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda Kasım ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiği iç hatlarda 9 bin 409, dış hatlarda 13 bin 680 olmak üzere toplamda 23 bin 89 olarak gerçekleşti. Yolcu trafiği ise iç hatlarda 1 milyon 758 bin 618, dış hatlarda 2 milyon 387 bin 864 olmak üzere toplamda 4 milyon 146 bin 482 oldu. 

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda bu süreçte, iç hatlarda 105 bin 978, dış hatlarda 144 bin 560 olmak üzere toplamda 250 bin 538 uçak trafiği gerçekleşti.

Bu ivmeyle birlikte toplam yolcu sayısının hedeflenenin üzerine çıkarak 2025 yılında yaklaşık 48 milyona ulaşması bekleniyor.

Bugün yenilenerek hizmete açılan T1 terminali ile mevcut terminal T2’nin toplam kapasitesi böylece 50 milyonu aşacak.

2025 yılı içerisinde toplam 23 dış hat, 2 iç hat olmak üzere toplam 25 hat açılışı gerçekleştiren İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı, bugün 54 ülkede 39 iç hat, 115 dış hat olmak üzere toplam 154 destinasyonu İstanbul’a bağlıyor. 

İstanbul ve çevresindeki destinasyonlara yakınlığıyla “Şehrin Havalimanı” olan İSG, kara, deniz ve raylı sistem bağlantılarıyla ideal bir transfer noktası olarak öne çıkarken, kapasiteyi arttıracak T1 terminali ile daha fazla sayıda uçuşu çatısı altında toplayacak.

24 bin m²’lik T1, özel bir köprü sistemiyle T2’ye bağlandı

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda titizlikle yürütülen T1 yenileme ve aktivasyon projesinin bel kemiğini özel bağlantı köprüsü oluşturuyor. 

T1 ve T2 terminal binaları, Türkiye’de ilk kez uygulanan iki ayak açıklığı arası 80 mt olan, 240 metre uzunluğunda çelik bir köprüyle birbirine bağlandı.

Yapımında 1100 ton çelik kullanılan köprü, pistleri ve apronu gören özel manzarasıyla da havalimanları arasında benzersiz noktalardan biri olmaya aday.

Toplam 24 bin m²’lik büyüklüğe sahip olan uydu terminal T1, mevcut terminal T2’nin Dış Hatlar 201 no’lu kapısından köprüyle bağlanarak havalimanına mevcut kapılara ek olarak 9 noktada toplam 18 biniş kapısı kazandıracak. 

Açılan Faz1 bölümünde 5 noktada 10 biniş kapısı bugün itibarıyla hizmete alındı. Önümüzdeki günlerde uçuş planlamalarına bu kapılar dahil edilecek.

Yenilenen T1 terminalinde 1300 kişilik oturma kapasitesinin yanı sıra çocuk oyun alanları, yeme – içme – alışveriş kioskları, hac ve umre yolcusu misafirler için ihram giyinme odası ve mescit bulunuyor.

Yolcular ana terminal binasından (T2) check-in, bagaj ve pasaport işlemlerini tamamladıktan sonra T1’e yürüyen bantlar sayesinde kolaylıkla geçiş yapabilecek. 

Afet durumlarında kesintisiz hizmet verilebilmesi için ileri seviye sismik izolatör teknolojileriyle inşa edilen ve dünyada depreme en dayanıklı yapılar arasında yer alan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın mevcut terminal binasına uyumlu olarak T1 terminali de sondaj ve jeofizik araştırmalar; zemin iyileştirme-iksa-veri ve geoteknik proje uygulamalarıyla güçlendirildi.

Proje kapsamında sürdürülebilirlik açısından mevcut bina yapısı yeni ihtiyaçlara hizmet edecek biçimde olabildiğince korunarak yenilendi.

Sökümü yapılan tüm birincil ve ikincil çelikler, MKE’ne (MKE Geri Dönüşüm İşletme Müdürlüğü) teslim edilerek geri dönüşüme kazandırıldı.

Mevcut T2 terminalimizde yer alan fakat kullanımda yer almayan yürüyen yollarımızın tüm parça değişimleri ve bakımlarını yaparak T1&T2 bağlantı köprüsünde kullanıldı.

Gün ışığından mümkün oldukça yararlanmak adına, aydınlatma otomasyonu sistemi kurularak, enerji tüketiminin minimuma indirilmesi hedeflendi. Tüm elektrik ve mekanik ekipmanlar, en yüksek enerji sınıfı olan IE5 verimlilik standardına göre seçildi.

Yaklaşık 8 ay gibi kısa bir sürede yapımı fazlı olarak tamamlanan projede, ortalama günde 400 ve maksimumda da 550 kişi sınırlı alanda çalıştı. Bu süreçte herhangi bir iş kazası yaşanmadan açılış safhasına ulaşıldı.

Projenin ilerleyen safhasında, ISG Ofisleri’nin Terminal 1’de konumlandırılması ve mevcut ofislerin bulunduğu asma kat alanlarının tamamen yolcu trafiğine açılması planlanıyor. Ofislerden boşalan alanların dahil edilmesiyle kara ve hava tarafında yolcular için ek alanlar oluşturularak misafirlerin seyahat konforunun artırılması hedefleniyor.

Türkiye ve Avrupa havacılık sektöründe önemli rekor ve başarılara imza atan; 40 milyonun üzerinde yolcuya hizmet veren “Major Havalimanları” kategorisinde Avrupa’da en hızlı büyüyen havalimanı olan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, operasyonel verimlilik, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik alanlarında sektör standartlarını yükseltme ve en yenilikçi havalimanı olma hedefine uyumlu adımlar atmayı kararlılıkla sürdürecek.

Chrome veri paylaşımı otomatik devre dışı kalabilecek

0

Google, tarayıcı düzeyinde gizliliği güçlendirmek için sessizce önemli bir adım attı. Chrome Platform Durumu’ndaki yeni bir giriş, Google ve Chromium projesinin nihayet Küresel Gizlilik Kontrolü’nü (GPC) desteklemeye hazırlandığını gösteriyor. Bu büyük bir gelişme çünkü bu, web sitelerine -otomatik olarak ve doğrudan tarayıcınızdan- kişisel verilerinizi satmayı veya paylaşmayı bırakmalarını söyleyen yasal olarak tanınan bir sinyaldir.

Chrome veri paylaşımı için küresel düzenleme

Küresel Gizlilik Kontrolü’nün ardındaki fikir, kalıcı olan tek bir gizlilik seçimi yapmanıza olanak sağlamaktır. Bunu etkinleştirdiğinizde, tarayıcınız ziyaret ettiğiniz her siteye bir “sessizlik” sinyali göndererek, bilgilerinizi paylaşmamaları konusunda talimat verir. Her sayfada açılan can sıkıcı çerez banner’larının aksine, GPC arka planda çalışır. Bir kez ayarlarsınız ve işiniz biter.

Bu sadece “nice to have” bir özellik değil; gerçek yasal yaptırımları var. Kaliforniya gizlilik yasası zaten GPC’yi (Google Proof Control) geçerli bir devre dışı bırakma yöntemi olarak kabul ediyor ve Ocak 2027’den itibaren “Opt Me Out Act” (Beni Devre Dışı Bırak Yasası) adlı yeni bir yasa, Kaliforniya’da kullanılan tüm büyük tarayıcıların bunu yerleşik olarak içermesini zorunlu kılacak. Google’ın yeni hamlesi, Chrome’un nihayet bu son tarihten önce harekete geçtiğini gösteriyor. Dosyaya göre, Chrome, kullanıcılar için görünür bir ayar ve web sitelerinin sinyali basit bir kod parçasıyla algılamasının bir yolunu içeren resmi W3C spesifikasyonlarını takip edecek.

Bunu yaparak Google, Firefox, Brave ve DuckDuckGo gibi gizlilik odaklı tarayıcıların zaten bulunduğu kulübe nihayet katılıyor. Chrome yıllarca “İzleme Yapma” (Do Not Track – DNT) özelliğine güvendi, ancak bu esasen web sitelerinin görmezden gelmekte özgür olduğu kibar bir rica idi. GPC farklıdır çünkü düzenlemeyle desteklenmektedir. Aslında, Kaliforniya Başsavcısı, bu sinyallere saygı göstermeyen şirketlere, 1.2 milyon dolarlık Sephora davası gibi büyük tazminatlar ödedi.

Ortalama bir kişi için bu, her web sitesinde onay açılır pencerelerini yönetme zorunluluğunun sona ermesi anlamına gelebilir. Bunun yerine, tarayıcınız sizin adınıza hareket ederek gizlilik tercihlerinizi web genelinde tutarlı bir şekilde uygular. Özellikle bu hakların yasal olarak korunduğu bir eyalette yaşıyorsanız, verilerinizi korumanın çok daha temiz ve otomatik bir yoludur.

Intel yeni Core Ultra işlemciler bütçe dostu oluyor

0

VideoCardz’ın Board Channels kaynaklarına dayanarak yayınladığı yeni bir rapora göre, Intel, Arrow Lake masaüstü serisi için Core Ultra 200K Plus yenilemesi hazırlıyor. Peki cazip yanı ne? Daha yüksek fiyat etiketi olmadan daha iyi özellikler.

Intel yeni Core Ultra işlemciler

Bunların hiçbiri henüz resmi değil. Yine de, bir sistem kurmayı planlıyorsanız, ek Efficiency çekirdekleri, daha hızlı bellek desteği ve platform sürekliliği gibi söylentiler, satın alma zamanınızı değiştirebilecek türden bir güncelleme. Sızıntıya göre, en büyük değişiklikler orta seviyede yer alıyor. En üstteki Core Ultra 9 işlemci, çekirdek düzeni açısından genel olarak benzer görünüyor, Core Ultra 7 ve Core Ultra 5 ise ekstra E-çekirdeklerinin bulunduğu yer.

Bu, özellikle içerik oluşturma ve bazı üretkenlik yükleri gibi çok sayıda iş parçacığına yayılan uygulamalar ve yoğun çoklu görev için önemlidir. Ancak çekirdek sayısı tek başına bir zaferi garanti etmez. Rapor, saat hızlarını, güç sınırlarını veya son hızlandırma davranışını içermiyor; bunlar genellikle bir yenilemenin günlük kullanımda anlamlı olup olmadığını belirler.

Eğer yenileme fiyatları sabit tutarsa, asıl tasarruf değiştirmek zorunda kalmayacağınız parçalarda olabilir. Rapora göre Core Ultra 200K Plus, LGA1851 soketinde kalacak ve 800 serisi anakartlarla uyumlu olmaya devam edecek; bu da yükseltmeyi yeniden yapılandırmadan ziyade tak-çalıştır bir değişim gibi hissettirebilir.

Aynı haberde ayrıca DDR5-7200’ün bellek destek seviyesi olarak belirtildiği de vurgulanıyor. Bu, zaten yeni RAM alıyorsanız en önemli faktör olacaktır. Zaten stabil bir DDR5 kitiniz varsa, tek başına yükseltme nedeniniz bu olmayacaktır. Zamanlama konuşmaları 2026 yılının başlarına, olası bir CES sezonu tanıtımına ve ilk çeyrekte piyasaya sürülme penceresine odaklanıyor. Intel tarihleri ​​onaylayana kadar, programın değişebileceğini varsayın.

Waymo insan müdahalesine ihtiyaç duyabiliyor

0

Waymo’nun robot taksileri şehir sokaklarında direksiyon başında insan olmadan hareket edebiliyor, ancak yine de bir insanın çözmesi gereken temel sorunlar nedeniyle durabiliyor. Bu destek katmanı, uzaktan çalışan personel ve yerel yükleniciler, hizmetin devamlılığını sağlayan unsurlardan biri. Aynı zayıflık, küçük aksaklıklarda ve şehir çapındaki kesintilerde de ortaya çıkıyor.

Waymo insan müdahalesi ile yoluna devam edebiliyor

Tam olarak kilitlenmemiş bir kapı, aracın hareket etmesini engelleyebilir. Büyük bir elektrik kesintisi sırasında, o kadar çok araç yönlendirme isteyebilir ki, bazıları trafiği tıkayacak kadar uzun süre yerinde bekleyebilir. Sürüşü araç yapar, ancak insan yardımı kurtarma işlemini gerçekleştirir.

Bazı arızalar basit ve tamamen önlenmesi zor olabilir. Yolcular kapıyı tam kapatmamış olabilir veya emniyet kemeri arka kapıya sıkışabilir. Araç bunu güvensiz olarak algılayabilir ve sorun giderilene kadar devam etmeyi reddedebilir. Waymo’ya göre nadir de olsa aküyle ilgili kurtarma işlemleri de mevcut.

Waymo, Honk adlı bir uygulama aracılığıyla kurtarma hizmeti sunuyor. Bu uygulama, çekme ve ilgili yardımlar için talep üzerine çalışan bir sevk sistemi olarak tanımlanıyor. Bildirilen ödeme oranları arasında bir kapıyı kapatmak için 20 dolar veya daha fazla, bazı durumlarda yaklaşık 22 ila 24 dolar ve bir çekme işlemi için yaklaşık 60 ila 80 dolar yer alıyor. Raporda belirtilen operatörler, bu rakamların özellikle arızalı aracı bulmak için ekstra zaman harcandığında yakıt, zaman ve işçilik maliyetlerini her zaman karşılamadığını söyledi.

Kısa vadeli soru, Waymo’nun gelecek yıl daha fazla şehre genişlerken müdahale ihtiyacını azaltıp azaltamayacağı. Her kurtarma işlemi bir işletme maliyetidir ve arızalar kümelendiğinde hızla kamu sorunu haline gelir. Waymo, kapı sorunlarının çok yaygın olmadığını ve yolcu eğitimi de dahil olmak üzere alım ve bırakma işlemlerini iyileştirmek için çalıştığını söylüyor. Ayrıca, çekici operatörlerinin konum bilgilerinin hassasiyetinin düşük olmasıyla ilgili endişelerini dile getirmesinin ardından yedek GPS izleme sistemine sahip olduğunu belirtiyor.

Donanım değişiklikleri, en basit sorunlardan bazılarını ortadan kaldırabilir. Waymo, otomatik olarak açılıp kapanacak şekilde tasarlanmış sürgülü kapılar kullanan, Zeekr ile üretilmiş yeni nesil araçları test ediyor. Daha büyük test ise, büyük aksaklıklar sırasında uzaktan destek kuyruklarının birikmesini önlemektir, çünkü bu durumda temkinli bir bekleme trafik sıkışıklığına dönüşür.

Rokid akıllı gözlükleri Meta’ya rakip oluyor

0

Çinli akıllı gözlük üreticisi Rokid, Rokid Ai Glasses Style’ı tanıttı. Bu gözlüklerin diğer hiçbir akıllı gözlükte olmayan bir özelliği var: kamera için doğru en boy oranları. Bildiğimiz kadarıyla Rokid’in Ai Glasses Style gözlükleri, kullanıcıların 3:4, 4:3 ve 9:16 olmak üzere üç farklı en boy oranında fotoğraf ve video çekmesine olanak tanıyan ilk akıllı gözlükler. Sonuncusu Instagram Reels ve TikTok için ideal. Rokid: “Kırpma yok, sonradan düzenleme yok – TikTok, Instagram Reels, Shorts, vloglar, seyahat günlükleri ve POV hikaye anlatımı için mükemmel” diyor.

Rokid akıllı gözlükleri video düzenlemeyi kolaylaştırıyor

Şimdi, yeni akıllı gözlüklerinizi kullanarak video çekerken yüzünüze bir darbe alıp almayacağınız tamamen başka bir soru, ancak en azından kırpma kısmı kolay olacak. En boy oranları sosyal medya için daha uygun olsa da, Rokid Ai Glasses Style, kamera bölümünde diğer akıllı gözlüklerle hemen hemen aynı. Ray-Ban Meta AI gözlüklerindekiyle aynı olan 12 megapiksel sensöre ve videolarınızın aşırı titrek görünmemesi için dahili görüntü sabitleme özelliğine sahipler.

Ray-Ban AI gözlükleri gibi, Rokid’in Ai Glasses Style gözlüklerinde de ekran bulunmuyor ve oldukça normal görünümlü ve hafifler. Yaklaşık 50 gram ağırlığındaki Ray-Ban Meta Gen 2 AI gözlüklerine kıyasla sadece 38 gram ağırlığındalar. Bu ağırlık azalmasına rağmen, 12 saatlik pil ömrü sunuyorlar ki bu, eğer doğruysa etkileyici bir rakam. Karşılaştırma için, Ray-Ban Meta Gen 2’nin aralıklı/genel kullanımda yaklaşık 8 saatlik bir şarj süresi sunması bekleniyor.

Bu akıllı gözlüklerde dikkati çeken özellik ise sesli asistanı olması. En azından kağıt üzerinde, Rokid Ai Glasses Style, Ray-Ban Meta AI gözlüklerine oldukça iyi bir alternatif gibi görünüyor. “Style” ismine yakışır şekilde, AI Glasses Style iki çerçeve renginde ve 11 değiştirilebilir renkli lensle birlikte gelecek. Akıllı gözlükler ayrıca numaralı lensleri de destekliyor. Rokid henüz fiyat veya çıkış tarihi bilgisi açıklamadı. Birkaç hafta sonra CES 2026’da daha fazla bilgi edinmeyi bekliyoruz.

Alexa+ yapay zeka destekli alışveriş özelliklerini geliştiriyor

0

E-ticaret devi Amazon, yapay zeka tabanlı asistanı Alexa+’ın önemli bir genişlemesini duyurdu ve birçok üçüncü taraf entegrasyonu ekledi. Asistan artık seyahat bileti veya rezervasyon rezervasyonu yapmak, hizmet almak, yemek siparişi vermek ve ödemeleri yönetmek gibi gerçek dünya görevlerini doğal dil komutlarıyla yerine getirebiliyor. İlk ortaklar arasında Expedia (seyahat planlama ve rezervasyon), Yelp (yerel işletme bilgileri), Angi (ev onarımları ve profesyonel hizmetler) ve Square (dijital ödemeler) yer alıyor.

Alexa+ yapay zeka özelliklerini geliştiriyor

Böylece, tüm bu işleri yapmak için birden fazla uygulamayla uğraşmak yerine, kullanıcılar Alexa+‘dan işi yapmasını isteyebilirler. Örneğin, dijital asistana “Yakınımdaki iyi puanlı bir restoran veya kafe bul ve iki kişilik bir akşam yemeği masası ayırt” diyebilirsiniz ve asistan gerisini halleder.

Sesli asistanlar basit bir sorunla boğuşuyordu: Onlarla istediğiniz kadar konuşabilirsiniz, ancak yalnızca sınırlı sayıda görevi yerine getirebilirler. Ancak Amazon’un yeni yaklaşımı, konuşma tabanlı yapay zekâya ve özel hizmetlerle daha derin entegrasyona büyük ölçüde dayanarak bu sorunu çözmeyi amaçlıyor.

Konuşma tabanlı Alexa+, ilgili bağlamı sunar, kullanıcıların takip soruları sormasına olanak tanır ve çok adımlı görevleri tamamlar; bu da komut tabanlı sesli etkileşimlerden kişisel bir hizmet deneyimine doğru önemli bir geçişi işaret eder. Başka bir deyişle, Amazon Alexa+’ı kullanışlı bir araç olarak konumlandırıyor.

Eğer bir sesli isteği, telefonunuzu alıp görevi kendiniz halletmenin daha hızlı olduğu için terk ettiyseniz, Alexa+ arama, karşılaştırma, rezervasyon ve ödemeyi tek bir sesli konuşmaya entegre ederek size zaman kazandıracaktır.

Yakın gelecekte Amazon, daha fazla ortakla iş birliği yaparak Alexa+’ı sağlık hizmetleri, abonelikler ve bir miktar teknik veya teknik olmayan yardım gerektiren diğer tekrarlayan hizmetler gibi alanlara genişletecektir. Dahası, Alexa+ sizin adınıza hareket edebilir ve zamanınızın çoğunu alan sıradan görevleri halledebilir.