Çin arama motoru sektöründe kısıtlama uyguluyor

Çin arama motoru sektörüne yönelik kısıtlama uygulayarak, vatandaşlarının seçili bazı arama motorlarını kullanmasına izin veriyor.

2021’de Çin bir milyar internet kullanıcısını aşarak onu dünyanın en büyük çevrimiçi pazarı haline getirdi.

Ancak küresel işletmeler hızla büyüyen bu dijital ekonomide kendilerine yer edinmeye çalışırken, web sitelerini dünyanın en kalabalık ülkesi için optimize etmek de dahil olmak üzere bir dizi benzersiz zorlukla karşı karşıya kalıyor.

Google’ın arama motorlarının tartışmasız kralı olduğu dünyanın geri kalanından farklı olarak, Haziran 2022’de Çin pazarının yalnızca yüzde 3,56’sını elinde tutuyordu. Ana küresel rakibi olan Bing, %11,47 pazar payıyla biraz daha iyi performans gösterdi. Ancak Çinli internet kullanıcılarının hala web’de ürün ve bilgi bulma araçlarına ihtiyacı var.

Dünyanın geri kalanında popüler olan arama motorlarını kullanmıyorlarsa, ne kullanıyorlar? Tabii ki Çin’de kullanılmak üzere Çin’de tasarlanmış yerli arama motorları.

Çin çevrimiçi pazarına girmenize veya doğudan yeni müşteriler çekmenize yardımcı olmak için bu parça, Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki (ÇHC) en iyi beş arama motorunu ele alacak ve hedeflerinize ulaşmak için bunları kullanma konusunda size ipuçları veriyor.

Google Çin’e dönecek mi?

Dünyanın en büyük arama motorunun dünyanın en büyük çevrimiçi pazarından tamamen vazgeçeceğini hayal etmek zor ve bir noktada geri dönmeyi planladığına dair ipuçları var.

New York Times tarafından ele geçirilen 2018 tarihli bir mektupta, yüzlerce Google çalışanı, gizlice inşa edilmekte olan arama motorunun sansürlü Çince versiyonu üzerinde çalışmaya itiraz eden bir mektuba imza attı. Ancak, sadece bir yıl sonra, Google’da hükümet işleri ve kamu politikası başkan yardımcısı olan Karan Bhatia, bir Senato Yargı Komitesi önünde projenin sonlandırıldığını ifade etti.

Ancak bu, şirketin Çin pazarına geri dönmeyi planladığına dair sesleri susturmadı.

Çin’de şu anda en yaygın kullanım arama motorları ise Baidu, Sogou, Haosuo, Shenma ve Youdao.

Çinli tüketiciler internetten nasıl alışveriş yapıyor?

Çin’de iş yapmak isteyen her e-ticaret şirketinin anlaması gereken ilk şey, Çinli tüketicilerin interneti kullanma şeklinin Çinli olmayan çoğu şirketin alışık olduğundan çok farklı olduğu.

Bir kere, mobil internet çoğu ülkede bilgisayar kullanımını geride bırakırken, Çin’deki gibi arama trafiğine hakim değil.

2020’de neredeyse her Çinli internet kullanıcısı (yüzde 99,7) web’e akıllı telefonlarıyla erişti. Bu nedenle, ülkede çevrimiçi pazara giren herhangi bir şirketin çabalarını mobil pazara odaklaması akıllıca bir hamle.

Çinli tüketiciler de nadiren şirket veya marka web sitelerini ziyaret ediyor. Bunun yerine çok sayıda markanın temsil edildiği tek giriş noktalarını tercih ediyor. Belirli ürünleri aramak yerine, bir satın alma işlemi yapmadan önce kapsamlı araştırma yapma ve (genellikle otomatikleştirilmiş) önerileri okuma eğilimindeler.

Sosyal medya ve etkileyiciler de satın alma kararları üzerinde güçlü bir etkiye sahip. Çevrimiçi ve çevrimdışı satış kanalları, eğlence ve alışveriş arasındaki çizgi bulanıkken, ÇHC ile daha entegre olma eğilimindeler.

Çinli kullanıcılar genellikle sosyal medya gönderilerinde beğendikleri öğelere tıklayabilir ve bunları bağlantılı bir çevrimiçi mağazadan satın alabilir. Ek olarak, Çinli tüccarlar, yüksek satın alma sadakati seviyelerine katkıda bulunan müşteri hizmetlerine önem veriyor.

Samsung Galaxy Watch’a aritmi bildirimi özelliğini getiriyor

Samsung Electronics, bu yazdan itibaren 13 pazarda Galaxy Watch için Samsung Health Monitor uygulamasında Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi (IHRN) özelliğinin kullanıma sunulacağını duyurdu. Mevcut Elektrokardiyogram (EKG) ve Kan Basıncı izleme özellikleriyle birlikte bu özellik, kullanıcıların anormal kalp ritimlerini takip etmelerine ve kalp sağlıkları hakkında daha derin içgörüler edinmelerine yardımcı olacak.

IHRN özelliği, Kore Gıda ve İlaç Güvenliği Bakanlığı’nın (MFDS) yanı sıra ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nden (FDA) onay aldı. Arjantin, Azerbaycan, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, Gürcistan, Guatemala, Hong Kong, Endonezya, Panama, BAE, Kore ve ABD dahil olmak üzere 13 pazarda piyasaya sürülecek.

IHRN özelliği, isteğe bağlı EKG takibiyle birlikte çalışıyor ve arka planda kalp ritimlerini sürekli olarak izliyor. Atriyal fibrilasyonu (AFib) düşündüren düzensizlikler tespit ederse, kullanıcıyı uyarır. Bu özelliği mevcut Kan Basıncı ve Kalp Atış Hızı izleme ile birleştirerek, Galaxy Watch kullanıcıları kardiyovasküler sağlıkları hakkında kapsamlı bilgiler edinebilecekler.

2020’deki lansmanından bu yana, Samsung Health Monitor uygulaması dünya çapında 74 pazara yayıldı. 15 milyondan fazla Galaxy Watch kullanıcısı, kan basıncını ve EKG’yi doğrudan bileklerinden takip edebiliyor ve bu, sürekli izleme ve kayıt yoluyla kalp sağlıklarının daha iyi kontrol edilmesini sağlıyor.

Samsung Galaxy Watch doktorların işini kolaylaştıracak

Samsung, tansiyon ölçümü ve düzensiz kalp ritmi bildirimi gibi izleme araçlarını geliştirerek kullanıcıların kalp sağlıkları hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlama konusunda baya iddialı. Şirket, bu özellikleri sunarak, dünya çapında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olmaya devam eden kardiyovasküler hastalıkların önlenmesine ve erken teşhisine katkıda bulunmayı hedefliyor.

Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi özelliği, desteği önceki sürümlere genişletmeyi planlayan yeni One UI 5 Watch’ın bir parçası olarak ilk olarak gelecek Galaxy Watch cihazlarında kullanılabilecek. Samsung, hem gündüz hem de gece Galaxy Watch kullanıcılarına zahmetsiz ve kapsamlı sağlık ve zindelik bilgileri sağlamak için sürekli olarak yeni yollar keşfetmeye kendini adamış.

Samsung’un EKG ve Kan Basıncı izleme ile birlikte Galaxy Watch’taki Samsung Health Monitor uygulamasına Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi özelliğini getirmesi, şirketin kalp sağlığını geliştirme ve kullanıcıların kardiyovasküler sağlıklarını daha etkili bir şekilde izlemelerini sağlamak konusunda doktorlara da yardımcı olacağa benziyor.

Uluslararası para transferi için yeni kolaylık

0

Global para transferi ve ödeme platformu UPT, iki farklı kampanyasıyla müşterilerinin hayatını kolaylaştırmayı hedefliyor. Uluslararası para transferi şirketinin, mobil uygulaması UPTION’a özel kampanyasında yurt dışı banka hesaplarına yapılan transfer işlemleri için sadece 1 Dolar /1 Euro / 1 Sterlin ücret alınıyor. Ayrıca ilk kez üye olan müşterilerin UPTION Kart ile yaptığı harcamalarda yüzde 10 nakit iade veriliyor.

Düşük maliyetli uluslararası para transferi

Dünya çapında 176 ülkede, 400 bin işlem noktasında hizmet veren, Aktif Bank çatısı altında yer alan ve Türkiye’nin lider para transfer şirketi UPT, uyguladığı özel kampanyalarıyla uluslararası para transferlerini çok daha rahat ve düşük maliyetli hale getirmeye devam ediyor. 2010 yılından bu yana hızlı güvenilir ve düşük maliyetli para transferinin adresi olan UPT’nin geliştirdiği ilk kampanya kapsamında, 15 Haziran – 15
Temmuz tarihleri arasında UPTION mobil uygulaması üzerinden yurt dışı banka hesaplarına yapılan transfer işlemleri 1 Dolar /1 Euro / 1 Sterlin olarak ücretlendiriliyor. UPTION uygulamasına özel bir diğer kampanyada ise 15 Haziran – 15 Temmuz tarihleri arasında, ilk kez üye olup UPTION Kart ile harcama yapacak olan müşteriler için yüzde 10nakit iade veriliyor.

Dünya nüfusunun yüzde 95’ine para gönderimi mümkün

Kampanyalara ilişkin bilgi veren UPT Genel Müdürü Hakan Özat, “2022’nin sonunda yoğun ilgi gören kampanyalarımızı kullanıcılarımızın ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda yeniden hayata geçirdik. Yurt dışı para transferinde en ucuz yol olan UPTION ile tüm Avrupa’ya, hesaba gönderim tutarından bağımsız 1 Euro, İngiltere 1 Sterlin ve Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) bölgesinde 100 Dolar tutarında bir transferin ücreti ise sadece 1 Dolar. CIS bölgesinde UPTION fiyatının altına inebilecek bir rakip yok” dedi. UPTION’ın dünya nüfusunun yüzde 95’ine para gönderimi yapılabildiğinin altını çizen Hakan Özat, “UPTION, yabancı para biriminin ucuza, hızlı ve kolay transferini gerçekleştiren ve bu yönde tüm ihtiyaçları tek potada eritebilen bir marka. UPTION aslında yabancı para birimini yabancı olmaktan çıkartıyor, parayı birim bağımsız hale getiriyor, parayı ve parayla olan ilişkiyi globalleştiriyor” şeklinde konuştu.

BIOS’u geçmek bir tornavidalık iş

0

BIOS‘u tornavida ile atlatabilme, aslında şirketlerin kendileri için bıraktıkları bir arka kapıydı ama yıllarca birçok kişi tarafından; özellikle de kötü niyetliler tarafından da kullanıldı. Neyse ki üreticiler yakın zamanda yongalarını farklı bir teknikle birleştirmeye başladılar.

Siber güvenlik firması CyberCX, kullandığı eski Lenovo L440 dizüstü bilgisayarların BIOS’ları, cihazlar kullanımdan kaldırıldıktan sonra “uygun bir şekilde kilitlendi”. Uzmanlar , BIOS şifrelerini nasıl kıracaklarını öğrenmek için bilgisayarları denek olarak kullanmaya karar verdiler.

Bilgisayar satışları
Bilgisayar satışları

İlk düşünce CMOS pilini çıkarmak olsa da, son yıllarda üreticiler BIOS parolalarını geçici olmayan depolamada tutmaya başladılar, bu da sıfırlamanın hiçbir işe yaramayacağı anlamına geliyor. Uzmanlar daha sonra anakart üzerindeki belirli bir yonga olan Elektriksel Olarak Silinebilir Programlanabilir Salt Okunur Bellek (EEPROM) yongasını hedeflemeye karar verdiler. Bu modülü atlamak, parola isteminin tamamen atlanmasına neden olabilir.

Hemen bununla ilgili bir sorunla karşılaştılar: doğru çipi bulmak. Dizüstü bilgisayarlarda, aradıkları belirli EEPROM’a benzeyen iki çip daha vardı. Bir kullanıcı doğru çipi tanımladığında, BIOS parolasını atlama adımları oldukça basittir; en zor kısım, kısa devre yapılması gereken belirli pinleri bulmaktır:

  • 1. Doğru EEPROM yongasını bulun.
  • 2. SCL ve SDA pinlerini bulun.
  • 3. SCL ve SDA pinlerini doğru zamanda kısaltın.

Zamanlamanın çok katı olmadığını belirtmekte fayda var; Aslında, oldukça hoşgörülü. Orijinal gönderideki gömülü videoda, baypas işlemini gerçekleştiren uzman, dizüstü bilgisayarı açtıktan sonra pimleri kısa devre yapar. Hileyi doğru bir şekilde gerçekleştirirseniz, parola istemi olmadan doğrudan BIOS’a yüklemeniz ve söz konusu parolayı devre dışı bırakmanız gerekir.

Ne yazık ki, üreticiler yakın zamanda BIOS ve EEPROM yongalarını bir Yüzey Montaj Aygıtında (SMD) birleştirmeye başladıklarından, bu numara büyük olasılıkla yalnızca eski dizüstü bilgisayarlarda çalışacak. Bu değişiklik, modern bir dizüstü bilgisayarda bir bypass’ın, özellikle sıradan kullanıcılar için gerçekleştirilmesi çok daha zor olan bir “çip dışı saldırı” gerektireceği anlamına gelir.

Intel BIOS desteğini bitiriyor

Değiştirilebilir bataryalı akıllı telefonlar geliyor ama ne zaman?

0

Akıllı telefonlar ilk piyasaya sürüldüğü zaman hatırlanabileceği üzere kullanıcıların bataryaları yedek parça olarak alıp kendileri değiştirebileceği; değiştirilebilir bir tasarıma sahipti. Hatta bazı kullanıcıları bir bataryayı powerbank gibi yedek olarak şarj edip taşıyor, ihtiyaç anında değiştirebiliyordu.

Firmalar gömülü batarya tasarımına geçtiğinden beri maalesef batarya değişim işlemi servislerin tekelinde kullanıcıların belini büker maliyetlerle yapılır noktaya geldi. Avrupa Birliği, sonunda bu mağduriyeti sonlandırma yönünde adım attı ve değiştirilebilir bataryayı zorunlu hale getirdi.

Bataryaları değiştirmek gayet kolaydı

Pillerin çoğu, günümüzde kablosuz elektrikli el aletlerindeki pil gibi, bir mandal serbest bırakılıp dışarı kaydırılarak takas edilebilen bağımsız modüler birimlerdi. “Dahili” pilleri olan telefonlar için, cihazın arka kapağını çıkarmanız, pili çıkarmanız, yenisini takmanız ve tekrar düğmeniz yeterlidir.

Türkiye kendi batarya hücresini geliştirip üretecek

Bu, AB’nin yeniden düşünmeye sevk ettiği ilk sefer değil. Geçen yıl AB, telefonların ve diğer küçük elektronik cihazların şarj için bir USB-C bağlantı noktası içermesi için 28 Aralık 2024 tarihini belirledi. iPhone’un tescilli bir Lightning bağlantı noktası kullandığı düşünülürse bu, Apple için bir sorun. Apple, zorunluluğa uyacağını zaten onayladı, yani bu yılki yeni iPhone partisinin USB-C ile (veya en geç gelecek yılki iPhone’ları) en azından AB’de gönderildiğini görebiliriz.

Apple örneğinde de görebileceğimiz ileriye yönelik zaman planlamasının işleyişini göz önünde bulundurduğumuzda değiştirilebilir bataryalarımızın hayatımıza tekrar dahil olmasının 2025’ten önce pek mümkün görünmüyor. Fakat firmaların birbiriyle rekabete yönelik hamleleri süreci artı ya da eksi yönde de etkileyebilir.

Protestoların etkisi Reddit’te hissedildi

Reddit CEO’su Steve Huffman, The Verge ile yaptığı bir röportajda, “Bu deli insanlar, kızgınlar çünkü eskiden bedava bir şeyler alıyorlardı ve şimdi bedava olmayacak” dedi. Aslında tüm protestoların sebebi de buydu.

Fidelity Reddit

8.000’den fazla subreddit, Reddit’in API ücretlerine karşı protesto amacıyla karanlığa büründü

Reddit’in yaklaşan değişiklikleri protesto etmek için bu hafta başlarında 8.000’den fazla alt dizin 48 saat boyunca karardığında , eylemin platform üzerinde ani bir etkiye sahip olduğuna dair işaretler vardı. Protestonun ilk gününün sabahı Reddit, mobil uygulamalarının yanı sıra masaüstü ve mobil web sitelerini etkileyen ” büyük bir kesinti ” yaşadı.

Ancak bu işaretlerin ötesinde, protestonun web sitesinin trafiği üzerinde ne kadar pratik bir etkisi olduğunu söylemek zordu. İnternet analitiği firması Similarweb tarafından Engadget’e sağlanan verilere göre , etki küçük ama dikkat çekiciydi. 12 Haziran’da kesintinin başlamasından bir gün önce, Similarweb, masaüstü ve mobil web istemcilerinde Reddit’e günlük 57 milyondan fazla ziyaret kaydetti. 

Protestoların ilk gününün sonunda günlük ziyaretler 55 milyonun altındaydı. Ardından, 13 Haziran’ın sonunda, Similarweb, Reddit’e günlük 53 milyondan az ziyaret kaydetti. Web sitesinin geçen ayki ortalama günlük hacmiyle karşılaştırıldığında, Reddit’in 13 Haziran’da gördüğü 52.121.649 ziyaret yüzde 6,6’lık bir düşüşü temsil ediyordu.

Aynı zaman diliminde, Similarweb, Reddit kullanıcılarının platformda geçirdikleri sürenin miktarında daha dramatik bir düşüş kaydetti. Protesto başlamadan bir gün önce, web sitesindeki ortalama bir oturum yaklaşık sekiz dakika 31 saniye uzunluğundaydı. Bir gün sonra, bu ölçüm yedi dakika 17 saniyeye veya son üç yıldaki en düşük istatistiğe düştü. 

Bunların sonlanması da katlanarak platformu çöküşe götürmesi de sürecin yönetim kalitesine bağlı. Ama kitlelerin birleşiminden beslenen bir platform, kararlarını alırken kimsenin kimseye muhtaç olmadığını ve her zaman kendisine bir alternatif çıkartılabileceğini unutmamalı.

Son Windows güncellemesini yaparsanız Chrome kullanamayabilirsiniz

Salı günü en son Windows 11 güncellemesini indiren popüler Malwarebytes antivirüs yazılımı kullanıcıları Chrome ile ilgili bir sorun fark etmiş olabilir: tarayıcı yüklendiğinde artık ekranda görünmüyor. 

Geçtiğimiz günlerde Windows 10 KB5027215 ve Windows 11 KB5027231 yamaları kullanıma sunuldu. Bugünlerde Windows güncellemelerinin sorunlara neden olacağı hemen hemen kabul ediliyor, ancak bu özellikle Windows 11 ile sınırlı görünüyor.

Kullanıcılar, yamayı yükledikten sonra Google Chrome’un yüklemeden sonra artık görüntülenmediğinden şikayet ettiler. Tarayıcı, cihaz yöneticisinde listeleniyor, ancak ekranda görünmüyor. Bir kişi, bu sorunu çözmenin tek yolunun Malwarebytes’i devre dışı bırakmak olduğunu yazdı.

Chrome şifre

Bir Malwarebytes çalışanı, Windows 11’de Malwarebytes Exploit Protection ve Chrome ile tarayıcının çökmesine neden olan sorunlar olduğunu doğruladı. Şirket, Windows Update KB5027231’in neden olduğundan şüphelendiğini ve aktif olarak sorunu giderdiğini söyledi.

Başka bir Malwarebytes çalışanı, sorun çözülene kadar birkaç geçici çözüm önerdi. Ya Chrome’u varsayılan tarayıcı olarak ayarlayın ki bu bazı insanlar için çalışmıyor gibi görünüyor ya da Chrome’u Malwarebytes ürününde Ayarlar->Güvenlik sekmesinden yapılabilen korumalı bir uygulama olarak kapatın.

Tıbbi cihaz güvenlik açığı

Bazı kullanıcılar, bu öneriler işe yaramazsa, antivirüsün Exploit Protection’ı devre dışı bırakmanın sorunu çözebileceğini söylüyor, ancak Chrome’u korumalı bir uygulama olarak kapatmak gibi, bariz güvenlik riskleri de beraberinde geliyor.

Rapor, Windows yama yüklemesinin ardından Chrome’da sorunun Malwarebytes olduğuna odaklanıyor, ancak bazı kullanıcılar diğer antivirüs programlarının da aynı soruna neden olduğunu söylüyor. 

Bir kişi, hatanın yalnızca kullanıcıların Windows 11’de varsayılan seçenek olarak ayarlanmış başka bir Chromium tabanlı tarayıcıya (Edge, Opera, Vivaldi vb.) sahip olduğunda ortaya çıktığını iddia ediyor, ancak bu doğrulanmadı.

Tüm bu kaosun ve bilgi kirliliğinin ortasında şirketler imkanlarını sorunun tam tespitine ve çözmeye odaklamış durumda.

Elon Musk’tan Twitter hakkında kafa karıştırıcı yanıt

Geçtiğimiz günlerde Elon Musk ‘ın 97 dakikalık bir ropörtajı Twitter’da paylaşıldı ve Elon Musk’ın tweete verdiği yanıt Twitter’ın geleceğe yönelik hedefleri noktasında kafalarda soru işaretlerine neden oldu.

Tweet’te, kullanıcı Twitter üzerinden bu tarz uzun videoları akıllı televizyonlarda izleyebilmek için bir uygulama yapılmasını istediğini belirtiyordu ve Elon Musk’da ”Geliyor” şeklinde bir cevap verdi.

Twitter, Tesla ve Elon Musk’ın azılı eleştirmeni Aaron Greenspan’in hesabını askıya aldı

Bu tarz bir app Twitter’ın İnstagram TV gibi bir denemeye ya da Youtube’la rekabete girmeye kalkışıp kalkışmayacağı gibi soruları da akıllara getiriyor. Bunlar her ne kadar şimdilik uzak gibi görünse de; Elon Musk, fevri kararlarıyla ünlü ve parasını batırmaktan korkmayan biri. O yüzden gelmekte olanın gelmesini beklemekten başka seçenek yok.

Bir yatırımcı sunumuna göre , yakın zamanda yeni CEO’sunu işe alan sosyal medya şirketi, para kazanmanın daha fazla yolunu keşfetmek için video ve ticaret ortaklıklarına odaklanmayı planlıyor. Sunum sırasında dikey videoların Twitter’da geçirilen sürenin %10’undan fazlasını oluşturduğu ortaya çıktı.

Twitter şefi Linda Yaccarino, yatırımcılara şirketin siyasi ve eğlence figürleri, ödeme hizmetleri, haber ve medya yayıncıları ile potansiyel ortaklıklar hakkında erken görüşmelerde bulunduğunu söyledi.

Bu arada Twitter, ödenmemiş kira nedeniyle Colorado, Boulder’daki ofisinden atılması gibi çeşitli nedenlerle haberlerde yer aldı . Ayrıca şirketin Google Cloud ödemelerini ödemediği ve hizmetlerinin Haziran ayı sonuna kadar kapatılabileceği bildirildi .

OpenAI sektörü kızıştırdı

0

Üretken yapay zeka alanındaki rekabet arttıkça, OpenAI hem metin oluşturma modellerini yükseltiyor hem de fiyatlandırmayı düşürüyor. OpenAI ‘nın bu hamleleri rekabeti daha da kızıştırıyor.

OpenAI , GPT-3.5-turbo ve GPT-4’ün yeni sürümlerinin piyasaya sürüldüğünü duyurdu. İşlev çağırma, geliştiricilerin programlama işlevlerini GPT-3.5-turbo ve GPT-4’e tanımlamasına ve modellerin bu işlevleri yürütmek için kod oluşturmasına olanak tanır.

Örneğin işlev çağırma, harici araçları çağırarak soruları yanıtlayan, doğal dili veritabanı sorgularına dönüştüren ve metinden yapılandırılmış verileri çıkaran sohbet robotları oluşturmaya yardımcı olabilir. OpenAI, “Bu modeller, hem bir işlevin ne zaman çağrılması gerektiğini algılamak için … hem de işlev imzasına uyan JSON ile yanıt vermek için ince ayarlanmıştır ” diye yazıyor. “İşlev çağırma, geliştiricilerin yapılandırılmış verileri modelden daha güvenilir bir şekilde geri almalarına olanak tanır.”

OpenAI, işlev çağrısının ötesinde, büyük ölçüde genişletilmiş bir bağlam penceresiyle bir GPT-3.5-turbo çeşidi sunuyor. Belirteçlerle veya ham metin bitleriyle ölçülen bağlam penceresi , modelin herhangi bir ek metin oluşturmadan önce dikkate aldığı metni ifade eder. Küçük bağlam pencerelerine sahip modeller, en son konuşmaların içeriğini bile “unutma” eğilimindedir ve bu da onları, genellikle sorunlu şekillerde konudan saptırmalarına yol açar. 

Yapay zeka girişiminden dev finansman başarısı

Yeni GPT-3.5-turbo, normal GPT-3.5-turbo’nun dört katı bağlam uzunluğunu (16.000 jeton) iki kat fiyatla sunar — 1.000 giriş jetonu (yani modele beslenen jetonlar) başına 0,003 USD ve 1.000 çıkış jetonu başına 0,004 USD ( modelin ürettiği belirteçler). OpenAI, tek seferde yaklaşık 20 sayfalık metin alabildiğini söylüyor – özellikle yapay zeka başlangıcı Anthropic’in amiral gemisi modelinin işleyebileceği yüzlerce sayfadan daha kısa. (OpenAI, GPT-4’ün 32.000 belirteçlik bağlam pencereli bir sürümünü test ediyor , ancak yalnızca sınırlı sürümde.)

Artı tarafta OpenAI, GPT-3.5-turbo – genişletilmiş içerik pencereli sürüm değil, orijinal sürüm – fiyatını %25 oranında düşürdüğünü söylüyor. Geliştiriciler artık modeli 1.000 giriş jetonu başına 0,0015 ABD Doları ve 1.000 çıkış jetonu başına 0,002 ABD Doları karşılığında kullanabilir, bu da dolar başına yaklaşık 700 sayfaya eşittir.

OpenAI’nin daha popüler metin gömme modellerinden biri olan text-embedding-ada-002 için fiyatlandırma da düşürülüyor. Metin yerleştirmeleri, metin dizelerinin ilişkililiğini ölçer ve genellikle arama (sonuçların bir sorgu dizesiyle alaka düzeyine göre sıralandığı) ve öneriler (ilgili metin dizelerine sahip öğelerin önerildiği) için kullanılır.

Text-embedding-ada-002 artık 1.000 jeton başına 0,0001 USD’ye mal oluyor ve önceki fiyattan %75 daha düşük. OpenAI, azalmanın sistemlerindeki verimliliğin artmasıyla mümkün olduğunu söylüyor – şüphesiz, Ar-Ge ve altyapıya yüz milyonlarca dolar harcadığından, başlangıç ​​​​için kilit bir odak alanı.

Open AI GPT-4 henüz halefini eğitmeye başlamadı

OpenAI , Mart ayı başlarında GPT-4’ün piyasaya sürülmesinden sonra, mevcut modellere yapılan artımlı güncellemelerin – devasa yeni sıfırdan modellere değil – MO’su olduğunun sinyalini verdi. Economic Times’ın ev sahipliği yaptığı yakın tarihli bir konferansta CEO Sam Altman, OpenAI’nin GPT-4’ün halefini eğitmeye başlamadığını yeniden teyit ederek şirketin bu modeli başlatmadan önce “yapacak çok işi olduğunu” belirtti.

Buradaki ”yapacak çok iş” ‘ten kastın son günlerde üretken yapay zekalarla ortaya konan modellerin çökmesi ile ilgili tartışmalar söz konusu olabilir. Çünkü yapay zeka öğretilerinin başka bir yapay zekanın hazırladığı içeriklerden beslenmesi ve insan üretimi özünden uzaklaşarak modellerin çökmelerinin başlaması ile ilgili, yapay zekanın henüz başka bir yapay zekayı eğitmeye hazır olmadığı ile ilgili söylemler uluslararası basında ve camialarda hakim.

Dünya WiFi Günü süresince 81 ilde ücretsiz internet

0

Türk Telekom güçlü altyapısı ve WiFi alanındaki tecrübesiyle, dünyanın en yoğun havalimanlarından İstanbul Havalimanı’nda, kültür-sanatın kalbi AKM’de, stadyumlarda, kütüphanelerde, ören yerlerinde, müzelerde, restoranlarda, marinalarda, uçak içinde ve binlerce lokasyonda WiFi deneyimi sunuyor. 81 ilin tamamında kullanıcıları WiFi ile buluşturan Türk Telekom, 20 Haziran Dünya WiFi Günü’ne özel tüm Türkiye’de kullanıcılara ücretsiz internet hizmeti sağlıyor. 

İnsan odaklı yaklaşımı ve herkes için erişilebilir iletişim vizyonuyla, uçtan uca çözümler sunan Türk Telekom, bu hizmetlerinin en verimli şekilde kullanılması için Türkiye’nin dört bir yanında WiFi hizmeti veriyor. Hizmet alanını her geçen gün genişleten Türk Telekom, 20 Haziran Dünya WiFi Günü dolayısıyla 81 ilde, binlerce lokasyonda kullanıcılara bugüne özel ücretsiz WiFi sağlıyor.

Dünya WiFi Günü boyunca internet ücretsiz olacak

Konuyla ilgili açıklama yapan Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden şöyle konuştu: “Türk Telekom olarak, Türkiye’yi geleceğe bağlayacak altyapı ve teknolojiler için çalışıyoruz. Dünyanın en yoğun havalimanlarından İstanbul Havalimanı da dahil olmak üzere havalimanlarında, kültür-sanatın kalbi AKM’de, stadyumlarda, kütüphanelerde, ören yerlerinde, müzelerde, restoranlarda, marinalarda, uçak içlerinde, otobüs-feribot gibi toplu taşıma alanlarında ve binlerce noktada kullanıcılarımıza WiFi internet deneyimi yaşatıyoruz. Buralardaki ziyaretçilere keyifli anlar ve ayrıcalıklar sunmayı amaçlarken, WiFi hizmetlerimizle tüm misafirlerin, bulundukları her mekânda yüksek hızda internetten faydalanmalarını sağlıyoruz. Yenilikçi dijital servislerimiz ve yerli teknoloji girişimlerine yönelik adımlarımızla Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük ediyoruz. Teknolojiyi insana yardım ve faydaya dönüştüren yatırımlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda 81 ili uçtan uca fiber internet ile donatıyor, kullanıcılarımızı WiFi hizmeti ile buluşturuyoruz.” 

Türk Telekom, WiFi hizmetini deprem bölgesinde sürdürüyor

Türk Telekom, deprem bölgesinde çadır kentler ve konteyner kentlerin iletişim altyapısını kurarak bölgeye internete erişim desteğini sürdürüyor. Bölgede iletişimin sürekliliğine yönelik çalışmalarına devam eden Türk Telekom, AFAD koordinasyonu ile depremden etkilenen vatandaşların barınma ihtiyacını karşılayan çadır kentlerde mobil ve WiFi hizmeti, konteyner kentlerde ise kurduğu altyapı üzerinden WiFi hizmeti sağlıyor. 

Türkiye’de batarya geliştirme ve üretim fabrikası açılacak

Ulubaşlar Grubu şirketlerinden Ulu Motor ile Çin’in en büyük teknoloji firmalarından Skywell’in üreticisi Skyworth, Türkiye’de Batarya Geliştirme ve Üretim fabrikası açmak üzere anlaşmaya vardı.

Anlaşmaya göre 2024 yılının ilk çeyreğine kadar 800 + 4C mimariye sahip batarya üretim fabrikası açılacak. Bu bataryalar ile şarj gücü 120kw’den 480kw’ye yükselecek, bu da 8 dakikada yüzde 0 ila 80 doluluğa ulaşmasını sağlayacak. Her iki grup bu ortak proje için toplamda 25 Milyon dolarlık yatırım gerçekleştirecekler. Ülkemizde pazara girdiği andan itibaren en dikkat çekici elektrikli SUV’lardan biri olan ve 2022 yılında TEHAD tarafından yapılan halk oylaması ile yılın elektrikli otomobili seçilen Skywell ET5; güçlü tasarımı, hızlı şarj olan performanslı batarya teknolojisi, şehir içi 642 km’ye çıkabilen menzili, yarı otonom sürüş, akıllı özellikleri ve en önemlisi 8 yıl 150 bin km batarya garantisi ile Avrupa ve Türkiye elektrikli otomobil pazarının önemli bir oyuncusu olmuş durumda.
Ulubaşlar Grubu şirketlerinden Ulu Motor distribütörlüğü ile Türkiye pazarına çok hızlı bir giriş yapan ve Türk tüketicisi tarafından büyük ilgi ile karşılanan Skywell’in üreticisi Skyworth yaptığı işler ve yatırımlarla adından söz ettirmeye devam ediyor. Geçen sene Çin’in Jiangsu eyaletinde 1,2 GWh kapasiteye sahip batarya fabrikası açan marka, bu hamle ile küresel pazardaki rekabette elini güçlendirdi. 22 bin metrekarelik tesiste bir batarya modülü ve iki batarya paketi üretim hattı kuran markanın 2023 yılı hedefi ise 170 milyon dolarlık batarya üretmek.

Skywell Türkiye CEO’su Mahmut Ulubaş
Skywell Türkiye CEO’su Mahmut Ulubaş

Uzun menzil tercih edenlere özel

Skywell’in özellikle son 10 yılda elde ettiği yeni nesil araçlar alanındaki tecrübesiyle tasarladığı ET5’in talebi karşılayabilecek sayıda üretildiğini söyleyen Skywell Türkiye CEO’su Mahmut Ulubaş, “86 kwh yüksek kapasiteli bataryası sayesinde, şehir içinde 642 km’ye kadar menzil sunabilen ET5, 0’dan 100 km/s hıza ulaşması 7.9 saniye sürüyor. Son teknolojik donanımlarla tasarlanan 150 kW gücündeki elektrikli eSUV modelimiz, hızlı şarj olma özelliğiyle yüzde 20’den yüzde 70 seviyesine dolumu ise yaklaşık 30 dakika sürüyor. Tüm bu özellikleriyle piyasadaki modellerden sıyrılan yeni tasarımımız, özellikle uzun menzilli ve konforlu bir sürüş tercih edenler için kusursuz bir seçenek oluşturuyor” dedi.

“Benzine Oranla 6 Kat Oranında Daha Tasarruflu”

Elektrikli araçların çok daha tasarruflu olduğunu belirten Ulubaş “Ev tipi prizlerde 100 kilometrelik mesafe için gereken şarj kapasitesinin maliyeti, yaklaşık olarak 20 liralık bir maliyete denk geliyor. Bu rakam, özellikle son dönemde büyük artış gösteren benzine oranla 6 kat oranında tasarruf imkânı sağlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ulubaş, Türkiye’de Batarya Geliştirme ve Üretim fabrikası açmak üzere anlaşmaya varılması ile ilgili olarak da “Batarya özellikle otomotiv pazarının dönüşümünde anahtar unsur ve bu teknolojiyi burada üretmek Türkiye’ye önemli kabiliyetler kazandıracak. Ülkemiz ekonomisine önemli katkılar sağlayacak. İstihdam anlamında da Türkiye’ye önemli bir getirisi olacak. Özellikle ihracat tarafında bizim gurur duyacağımız işler yapmamızı sağlayacak. Ayrıca Skywell’in üç sene içerisinde piyasaya sürmeye planladığı yeni modellerinin de Türkiye’de üretilmesi konusunda çalışmalarımız devam ediyor. Onunla ilgili de olumlu gelişmeler beklemekteyiz.” şeklinde konuştu.

Skywell Kurucu Ortağı ve CEO’su Wu Longba

“Yakıtlı Otomobillerle Arasındaki Dolum Süresi Farkını Kaldıracağız”

Skywell Kurucu Ortağı ve CEO’su Wu Longba ise Skywell’in performansını arttırmak için sürekli Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını belirterek “Yeni bir teknoloji üzerinde çalışıyoruz. Skywell ET5 LR’da 800V+4C süper hızlı yeni şarj teknolojisine sahip olacak, şarj gücü 120kw’den 480kw’ye yükselecek, bu da 8 dakikada yüzde 0 ila 80 doluluğa ulaşmasını sağlayacak. Bu sayede yakıtlı otomobiller arasındaki dolum süresi farkını ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Çin’de en yükseği 860V yazılımla bataryalara sahip araçlar üretilmekte ve ülkede üretilen araçların yüzde 23’ü elektrikli araç kategorisinde. İlerleyen yıllarda bu rakamın yüzde 50 olması planlanıyor.” dedi.

Türkiye’ye yatırım yapacaklar

Türkiye’de yapmak istedikleri yatırımlar hakkında da konuşan Wu Longba “Hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın 15 ülkesinde distribütörümüz olan Ulu Motor ile yatırımlar konusunda çok yakın çalışıyoruz. Birlikte batarya fabrikası açmak konusunda anlaşmaya vardık. Bununla ilgili olarak fizibilite çalışmalarına en kısa zamanda başlayacağız. Türkiye, Çin ilişkileri açısından da önemli bir dönüm noktası olacak bu iş birliği için çok heyecanlıyız. Ayrıca Türkiye’de bir araç üretim hattı kurmayı, yedek parça tedarik sistemini Türkiye’ye getirmeyi ve bazı parçaların üretimini burada yapmayı da planlarımız arasına koyduk, tüm bu süreçler için zaman içinde Ulu Motor ile farklı iş ortaklıklarımız olacak. İsteğimiz Türkiye’nin yeni enerji araç endüstrisi teknolojisini ve kapasitesini geliştirmeyi planlamak.” şeklinde konuştu.

SOCRadar dijital risk koruma platformu

SOCRadar dijital risk koruma platformu olarak kullanıcıların uçtan uca güvenliğini sağlıyor. Analizlerin yapılmasını aksiyon alınmasını kolaylaştırıyor.

IoT, sosyal, makine öğrenimi, büyük veri analitiği, yapay zeka ve artırılmış gerçeklik, dijital girişimlerin operasyonları kolaylaştırmasına, yeni iş modelleri benimsemesine ve müşteri deneyimini iyileştirerek hızı, çevikliği, verimliliği ve karlılığı en üst düzeye çıkarmasına olanak tanıyor. Dijital dönüşüm, yeni dijital risk biçimleriyle birlikte muazzam iş fırsatları yaratıyor.

Dijital risk nedir?

Dijital risk, dijital dönüşümden ve ilgili teknolojilerin benimsenmesinden kaynaklanan istenmeyen sonuçları ifade ediyor. Siber güvenlik, üçüncü taraf, iş sürekliliği, veri gizliliği ve diğer dijital risk türleri, iş hedeflerine ulaşma konusundaki belirsizliği artırıyor.

Stratejik iş hedefleri, büyük veri analitiği, Nesnelerin İnterneti ve yapay zeka gibi dijital girişimlerin arkasındaki itici güç oluşturuyor. Ancak bu girişimler , her kuruluşun yönetmeyi öğrenmesi gereken farklı türde dijital riskler ortaya çıkardı . Siber güvenlik alanı bunlardan biri.

Özellikle büyüyen bir saldırı yüzeyi ve saldırıların karmaşıklığının artması bağlamında siber saldırı riski.

Saldırı yüzey analizi

Bir yazılım ortamının saldırı yüzeyi, yetkisiz bir kullanıcının (“saldırgan” olarak adlandırılır) ortama veri girmeye veya ortamdan veri çıkarmaya çalışabileceği tüm farklı konumların (“saldırı vektörleri” olarak adlandırılır) toplamı anlamına geliyor. Birincil güvenlik önlemi, saldırı yüzeyini mümkün olduğunca minimum seviyede tutmak.

Attack Surface, geliştiricilerin uygulamalar oluşturup değiştirerek ve risk değerlendirmesine güvenlik uzmanları uygulayarak uygulama güvenlik risklerini belirlemesine ve yönetmesine yardımcı olmak için tasarlanmış durumda . Buradaki vurgu, bir uygulamayı dış saldırılardan korumaktır; sistemin kullanıcılarına veya operatörlerine yönelik saldırıları (örn. kötü amaçlı yazılım yerleştirme, sosyal mühendislik saldırıları) dikkate almıyor.

İçeriden gelen tehditlere daha az vurgu yapılırken kavramlar aynı kalıyor. Dahili saldırı yüzeylerinin harici saldırı yüzeylerinden farklı olması muhtemeldir ve bazı kullanıcılar kapsamlı ayrıcalıklara sahip olabilir. Bu nedenle dijital risklerden korunmak için Saldırı Yüzeyi Analizi olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Saldırı Yüzeyi Analizi şunlara yardımcı oluyor:

  • Sistemin hangi fonksiyonlarının ve bölümlerinin güvenlik açıklarına karşı gözden geçirilmesi ve test edilmesi gerektiğini belirleyin.
  • Korunması gereken yüksek riskli kod bölümlerini belirleyin. derinlemesine savunma — sistemin hangi unsurlarının korunması gerektiği
  • Saldırı yüzeyinin ne zaman değiştiğini ve bir tehdit değerlendirmesi gerektiğini belirleyin.

SOCRadar®bu konuda uçtan uca bir çözüm sağlıyor. Ücretsiz sürümü ile platform sayesinde;

  • Bilgisayar korsanlarının maruz kaldığı bilinmeyen varlıklarınızı keşfedin.
  • IP adreslerinizin kötü niyetli olarak etiketlenip etiketlenmediğini kontrol edin.
  • Etki alanı adınızı saldırıya uğramış web sitelerinde ve kimlik avı veritabanlarında izleyin.
  • Kritik bir sıfır gün güvenlik açığı açıklandığında bildirim alın.

Dgpays’in POS uygulaması ABD’li teknoloji şirketi ZMBIZI’nin telefonlarında kullanıma geçti

Dgpays tarafından geliştirilen ve akıllı telefonların POS cihazı olarak kullanılmasına imkan veren DgPOS uygulaması, ABD’li teknoloji şirketi ZMBIZI’nin telefonlarında kullanılmaya başlandı. Temassız uluslararası ödeme sistemleri uyumlu DgPOS sayesinde, ZMBIZI telefon sahipleri kart kabul işlemlerini telefonları üzerinden gerçekleştirebiliyor. 

Dgpays’in POS uygulaması ABD’li teknoloji şirketi ZMBIZI’nin telefonlarında kullanıma geçti

Türkiye’nin önde gelen finans teknoloji platformu Dgpays tarafından geliştirilen yenilikçi ödeme kabul çözümü DgPOS uygulaması, ABD’li teknoloji şirketi ZMBIZI’nin akıllı telefonlarında kullanılmaya başlandı. 18 aylık başarılı bir pilot programın ardından ZMBIZI, Haziran 2023’te Dgpays’in altyapısını sağladığı ve TAP™ adı verilen ticari programını ilk kez telefonlarında kullanıma sundu. DgPOS, Android işletim sistemi barındıran herhangi bir cihazın POS cihazı olarak işlev görmesine imkan veriyor.

DgPOS’un ZMBIZI telefonlarında kullanılmaya başlanması ile yüz binlerce Android işletim sistemli akıllı telefon kullanıcısı, kart kabul işlemleri için harici satış noktası terminaline ihtiyaç duymadan ödemeleri telefonlarından anında ve temassız olarak tahsil edebileceği uygun maliyetli bir çözüme kavuştu. Bu uygulama ile ABD ve Kanada’daki mikro ve küçük işletmelerin finansal ekosisteme daha fazla dahil edilmesi ve yeni müşteri potansiyelinden faydalanarak satış hacimlerinin desteklenmesi amaçlanıyor.

Uluslararası ödeme sistemleriyle uyumlu DgPOS uygulaması dünyanın her yerinde kullanılabiliyor

ZMBIZI iş birliği ile Dgpays, ZMBIZI akıllı telefonlarında tek bir uygulama içerisinde tamamen entegre bir üye iş yeri kabulü, onay, aktivasyon ve ödeme kabulü işlevlerini sunuyor. ZMBIZI’ye özel olarak geliştirilen bir sistemle, ABD ve Kanada’da üye işyeri olmak için bankaya fiziki olarak başvurmaya gerek kalmadan, bilgi ve dokümanları uygulama üzerinden bankaya göndererek birkaç dakika içinde onay bilgisi alınıyor. Sistem, temassız uluslararası ödeme sistemleri uyumuyla, coğrafi sınır olmaksızın dünyanın her yerinde kullanılabiliyor. 

Dgpays Genel Müdürü Kaya: “Uygulamamızın uluslararası alanda kullanıma geçmesinden gurur duyuyoruz”

Konuya ilişkin açıklamada bulunan Dgpays Genel Müdürü Hasan Kaya “İnovatif DgPOS ürünümüzün Amerika’da teknoloji şirketi ZMBIZI telefonlarında kullanıma geçmiş olmasından gurur duyuyoruz. Hem işletmeler hem de müşterilerin hayatını kolaylaştırarak güvenli ve hızlı alışveriş imkanı sunan DgPOS ile ilgili kullanıcıların beğenileri tarafımıza ulaşıyor. Ödeme sistemleri çözümlerimizin ülkemiz sınırlarını aşarak uluslararası boyutta gördüğü ilgiden mutluyuz. İlerleyen dönemde de hız kesmeden hem yurtiçinde hem de yurtdışında yapacağımız önemli iş birlikleriyle beraber finansal teknoloji alanındaki çalışmalarımız sürecek” ifadelerini kullandı. 

TEMSA otobüsleri Güneş enerjisi ile üretilecek

 Enerjisa Enerji, ‘İşimin Enerjisi’ çatısı altında hayata geçirdiği uygulamalarla enerji tüketiminde tasarrufu ve verimliliği sağlamak, karbon salımını en aza indirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Enerjisa Enerji’nin TEMSA’nın Adana’daki otobüs fabrikasında hayata geçirdiği 850 kWp kurulu gücündeki Çatı Üzeri Güneş Enerjisi Santrali Projesi ile yıllık 1.194 MWh elektrik üretilecek ve 398 hanenin elektrik tüketimine eşdeğer yeşil enerji ile yıllık yaklaşık 774 ton karbon salımı önlenecek.

Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük eden lider enerji şirketi Enerjisa Enerji ile Sabancı Holding ve PPF Group (Skoda Transportation) ortaklığı çatısı altında faaliyet gösteren, otobüs, midibüs ve hafif kamyon üretiminde dünyanın lider markaları arasında yer alan TEMSA, önemli bir iş biriliğine imza attı. Sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji çözümlerini ardı ardına hayata geçiren Enerjisa Enerji, İşimin Enerjisi çatısı altında yer alan Güneş Enerjisi Santrali projelerinden bir yenisini dünyanın lider motorlu araç üreticilerinden biri olan TEMSA ile gerçekleştiriyor. 

TEMSA fabrikasının çatısı Güneş panelleri ile donatılacak

İş birliği kapsamında TEMSA’nın Adana’daki otobüs fabrikasının çatısına kurulan 1.890 adet güneş  paneli ile birlikte araçların üretimindeki enerjinin önemli bir kısmı yenilenebilir enerjiden sağlanmış olacak. Sürdürülebilirlik ilkelerinden biri olan yerinde üretimin sektöre ilham verecek bir örneği olacak proje sayesinde yıllık 398 hanenin elektrik tüketimine eşdeğer 1.194 MWh elektrik üretimi güneş enerjisi ile sağlanacak ve bu sayede 774 ton karbon salımının önüne geçilecek. 

İş birliği kapsamında hayata geçirilen Çatı Üzeri Güneş Enerjisi Santrali Projesi ile işletmelerin en önemli maliyetlerinden olan enerji tüketiminde verimlilik sağlayarak tasarruf etmek, enerji verimliliği sağlamak ve TEMSA’nın sürdürülebilirlik hedeflerine katkı vermek amaçlanıyor. 

Yenilenebilir enerji teknolojileri

İşimin Enerjisi çatısı altında gerçekleştirilen uygulamalar ile müşterilerinin enerji ve maliyet tasarrufu sağlamasının yanı sıra sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamayı da amaçladıklarını belirten Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar sözlerine şöyle devam etti: “İklim krizi hem kamu hem özel sektörün ajandasında uluslararası seviyede tüm dünyanın ortak sorunu olarak yer alıyor. Biz bir enerji şirketi olarak sorumluluğumuzun farkında olarak hareket edip müşterilerimizin yenilenebilir enerji teknolojilerine erişiminde köprü görevi üstleniyoruz. Aynı zamanda İşimin Enerjisi uygulamalarımız ile hem enerji tasarrufu sağlıyor hem de temiz enerji üretimine katkı sağlıyoruz.. Ülkemizin dış ticaret açığının birinci sırasında olan enerjinin Türkiye’deki üretimi artırarak aşılabileceği aşikar. Bu noktada da tecrübelerimizi, sürdürülebilir ve yeşil enerji çözümlerini hayata geçirmek isteyen  müşterilerimiz ile paylaşıyoruz. 

Devreye aldığımız bu proje ile beraber toplam kurulu gücümüz 24.1 MWp’ye ulaştı. TEMSA da ‘Daha İyi Bir Gelecek’ için çıktığımız bu yolda bizimle iş birliği yaparak bu amaca katkı sağlamış oldu. Müşterimizin tüm ihtiyaçlarını saha çalışmalarıyla tespit ettik ve tamamen TEMSA’ya özel anahtar teslim bir proje sunduk. Enerji performans modelimiz kapsamında tesisin 10 yıllık bakımını da yine Enerjisa Enerji olarak biz gerçekleştireceğiz. Bu proje ile 2022 yılında başlamış ve 2023 yılı sonuna kadar hayata geçecek İşimin Enerjisi çözümleri ile 39 bin ton karbon salımının ve 5.15 milyon m3 doğalgaz kullanımının önüne geçme hedefimize bir adım daha yaklaşmış bulunuyoruz. Projede emeği geçen herkese teşekkür ederim.” 

TEMSA CEO’su Tolga Kaan Doğancıoğlu ise sürdürülebilirliği tüm faaliyetlerinin temeline yerleştirdiklerinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“TEMSA olarak üretim faaliyetlerimizi, gelecek nesillerin gereksinimlerini tehlikeye sokmadan ve çevre kirliliğine sebep olmadan gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Enerji ve doğal kaynak kullanımı konusunda çevre dostu teknolojilerin uygulanması ve tasarruf önlemleri ile ilgili çalışmalar yürütüyoruz. 2025 yılında, sattığımız şehir içi otobüs segmentindeki araçlarımızın yüzde 50’sinin alternatif yakıtlı olmasını hedefliyoruz. Sürdürülebilirliği tüm faaliyetlerimizin odağına taşırken, araç üretiminde harcadığımız enerjinin de temiz enerji olmasını önemsiyoruz. Bu kapsamda Enerjisa Enerji’nin İşimin Enerjisi projelerini dikkatle inceledik ve hayata geçirdiğimiz bu iş birliği sayesinde güvenilir ve temiz enerji üretimi gerçekleştirerek şirketimizin ve ülkemizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayacağımız için mutluyuz.”

Kitle Fonlama Ağları hayata geçiyor

Basefunder Kitle Fonlama Platformu, kitle fonlamanın kalkınmaya etkisini artırmak, geleceği değiştirecek girişimlere daha geniş kitlelerin yatırım yapmalarını sağlamak için Kitle Fonlama Ağlarını (KFA) hayata geçiriyor. Türkiye’de ve dünyada bir ilk olan KFA ile yatırımcılar, bulundukları şehre yönelik bir ağ kurabileceği gibi, herhangi bir mesleki derneğin yöneticisi de kitle fonlama ağı kurarak üyeleri ile etkileşim halinde ortak amaç doğrultusunda birlikte yatırım yapabilecekler.

Basefunder Kurucusu ve Genel Müdürü Mehmet Dolgan
Basefunder Kurucusu ve Genel Müdürü Mehmet Dolgan

Herkes Basefunder üzerinde kendi fonlama ağını kurabilecek

İsteyen herkesin Basefunder üzerinde kendi fonlama ağını kurabileceği gibi, mevcut ağlardan birine üye olabileceğini belirten Basefunder Kurucusu ve Genel Müdürü Mehmet Dolgan, kişilerin, meslek örgütleri veya üniversite kulüplerinin Kitle Fonlama Ağı kurabileceğini belirterek, kitle fonlama ağı yöneticisinin tanıtım faaliyetlerine destek olmak üzere Basefunder’ın, ilgili ağ üzerinden yapılan fonlamadan elde edilen komisyonu ağ yöneticisi ile paylaşacağını bildirdi. 

Kitle fonlama kampanyalarında bazı yatırımcıların bir projenin potansiyelinin farkına vararak, diğer yatırımcıları da bu proje ile ilgili yatırım kararı almaya yönlendirebileceğine vurgu yapan Dolgan, Kitle Fonlama Ağları’nın ülkenin kalkınmasında da önemli rol oynayacağını sözlerine ekledi.

Yapay zeka, beyin tümörlerini dakikalar içinde tespit edebilecek

0

Geliştirilen yeni bir yapay zeka cihazı olan Deep Glioma, beyin tümörü türlerini belirleyebiliyor. Bu teknoloji, tedaviye başlama süresini kısaltmak için kullanılabilecek. Yeni AI cihazı, bir nörocerrah olan Dr. Daniel A. Orringer tarafından geliştirildi.

Deep Glioma, bir tümörün genetik yapısını tahmin edebiliyor. Genellikle nörocerrahların bir biyopsi yaparak bir tümördeki genetik mutasyonları belirlemek ve biyobelirteçleri aramak için en az bir ay gerektiği bir süreci, bu cihaz yalnızca üç dakika gibi kısa bir sürede gerçekleştiriyor. Bu işlemi gerçekleştirirken, %93’lük bir doğruluk oranına ulaşıyor.

Deep Glioma, 120 türde beyin kanseri tümörünü tespit edebiliyor

Dr. Orringer, “Gerçekten, klinisyenlerin ve hastaların bu bekleme süresini anlaması zor” dedi. Deep Glioma, 120 türde beyin kanseri tümörünü tespit etme potansiyeline sahip. En ölümcül form olan glioblastom, gliom türünde bir tümör ve iki haftada boyutunu iki katına çıkarabiliyor. Glioblastomlu hastaların tipik yaşam beklentisi genellikle sekiz aydır, bu yüzden tespit hızı hayati öneme sahiptir.

Sistem şu anda klinik deneyler aşamasında ve eğer FDA onayı alınırsa, beyin kanseri ve diğer kanser türlerini çok daha hızlı teşhis etmeye yardımcı olabilecek. Dr. Orringer, “Terminal bir tanı karşısında zamanın anlamı çok büyük” diye ekledi.

E-maillerinizi de yapay zeka ile gönderebileceksiniz!

ChatGPT, neredeyse günaşırı yeni bir atılımla gündem oluyor. Google, ChatGPT ile birlikte oyuna yeni bir özellik daha katmaya karar verdi. Yeni özellikle birlikte; kullanıcılar, maillerini hazırlarken ”yazmama yardım et” fonksiyonunu kullanarak yapay zeka desteğine başvurabilecekler.

Yazmama yardım et

  1. Gmail’i açın ve “Oluştur” düğmesini tıklayın.
  2. Oluşturma penceresinin altında “Yazmama yardım et” düğmesini bulun ve tıklayın.
  3. Bilgi istemi kutusunda, e-postanin ne söylemesini istediğinizi kısaca tanımlayın. Örneğin, “izin başvurusu için bir e-posta yaz” veya “bir etkinlikte yokluğumu açıklayan bir e-posta gönder” yazabilirsiniz.
  4. “Oluştur”u tıklayın, Gmail e-postanizin bir taslağını oluşturacaktır. Taslağı gerektiği gibi düzenleyebilirsiniz.
  5. Memnun kaldığınızda, “Ekle” seçeneğine tıklayın.
  6. Hazır olduğunuzda, e-postayı göndermek için “Gönder”e tıklayın.

Fakat mail sürecinizi yapay zeka ile yürütmeyi planlıyorsanız ona ne istediğinizi detaylı bir şekilde açıklamalı; süreci ve sonuçlarını kontrol altında tutmalısınız.

Google’ın bu alandaki cesur ve hızlı adımları hem teknolojinin geliştirilmesi için tecrübe etme imkanı tanıyor, hem kullanıcıya konfor alanı yaratıyor hem de tüm bu artılarıyla ona rekabette üstünlük sağlıyor.

Google’a Türkiye’den soruşturma! 

Rekabet kurumu, reklamcılık ve reklam teknolojileri hizmetleri faaliyetleri kapsamında Google’a soruşturma açtı. Google ceza mı alacak?

Rekabet kurumu internet sitesinde yayınlanan 19.6.2023 tarihli yazıda Alphabet Inc., Google LLC, Google International LLC, Google Ireland Limited ve Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti. hakkında soruşturma açıldığını açıkladı. 

Sitede yayınlanan yazıda soruşturmanın sebebi de açıklandı. Rekabet kurumunun sitesinde yayımlanan açıklama şöyle: 

Alphabet Inc., Google LLC, Google International LLC, Google Ireland Limited ve Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti.den oluşan ekonomik bütünlüğün çevrim içi görüntülü reklamcılık ve reklam teknolojileri hizmetleri faaliyetlerine ilişkin olarak bağlama ve kendini kayırma davranışlarıyla 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği iddiası üzerine yürütülen önaraştırma Rekabet Kurulunca karara bağlandı.

Önaraştırmada elde edilen bilgi, belge ve yapılan tespitleri 18.05.2023 tarihli toplantısında müzakere eden Rekabet Kurulu, bulguları ciddi ve yeterli bularak; 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal edip etmediğinin tespitine yönelik olarak; Alphabet Inc., Google LLC, Google International LLC, Google Ireland Limited ve Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti.den oluşan ekonomik bütünlük hakkında soruşturma açılmasına, 23-23/432-M sayı ile karar verdi.

Google ceza mı alacak?

google ceza

Rekabet kurumu tarafından açılan bu soruşturma neticesinde Google’ın kesin olarak kanunu ihlal ettiği, bunun sonucunda da kesin olarak bir ceza ile karşı karşıya kalıp kalmayacağını şimdiden söylemek mümkün değil.

Google daha önce hangi cezaları almıştı?

2017 yılında Google, Avrupa Komisyonu tarafından “Google Alışveriş” hizmeti ile ilgili olarak rekabet kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle 2.42 milyar euro para cezasına çarptırıldı.

2018’de Avrupa Komisyonu, Android mobil işletim sisteminin rakip uygulamalar ve hizmetler için pazarı adaletsiz bir şekilde kısıtladığı gerekçesiyle Google’a 4.34 milyar euro para cezası verdi.

2019’da, Google, Avrupa Komisyonu tarafından çevrimiçi reklamcılık hizmeti AdSense’yi kullanarak rekabeti kısıtladığı gerekçesiyle 1.49 milyar euro para cezasına çarptırıldı.

2019’da Fransa’nın veri koruma otoritesi CNIL, Google’ı GDPR (Genel Veri Koruma Tüzüğü) kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle 50 milyon euro para cezasına çarptırdı.

2020’de, Türkiye Rekabet Kurumu, Google’a arama motoru pazarında rekabeti kısıtladığı gerekçesiyle yaklaşık 296 milyon TL para cezası verdi.

Bu cezaların yanı sıra, Google, çeşitli ülkelerin yasalarını ve düzenlemelerini ihlal ettiği gerekçesiyle daha birçok kez cezalandırıldı.

Yaya ve otonom araç etkileşimi araştırıldı

Nottingham Üniversitesi yaya ve otonom araç etkileşimi için uygulamalı bir araştırma yaptı. Çalışma sonuçları etkileşimin artması gerektiğini gösteriyor.

Birleşik Krallık’taki akademisyenler tarafından, yayaların direksiyon başında ‘hayalet sürücü’ denen otonom araçlara nasıl tepki verdiğini belirlemek için alışılmadık bir çalışma yürütüldü.

Nottingham Üniversitesi araştırma görevlisi David R. Large – aracın aslında sürücüsüz olduğu izlenimini yaratmak için bir araba koltuğu gibi giyindi. Yani bu deneyde doğrudan otonom araç kullanılmadı.

Otonom araç için farklı dış ekranların insanların onu nasıl algıladığı üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu gösteren araştırma ile kılık değiştirmenin etkili olduğu kanıtlandı.

İnsan-Makine arayüzleri kullanıldı

Üniversitenin insan faktörleri araştırma grubunda kıdemli bir araştırma görevlisi olan Large: “Yayaların sürücüsüz bir araba ile nasıl etkileşime gireceğini keşfetmek istedik ve tepkilerini keşfetmek için bu benzersiz metodolojiyi geliştirdik. Otonom aracın karşıdan karşıya geçmek isteyen insanlar tarafından hangi tasarımların en yüksek güven düzeyini davet ettiğini belirlemeye hevesliydik” diyor.

Araba, farklı Harici İnsan-Makine Arayüzlerine (eHMI’ler) sahip sürücüsüz araçlara yayaların nasıl tepki vereceğini anlamak için üniversitenin Park Kampüsü çevresinde birkaç gün boyunca gezdirildi. Aracın ön tarafına yerleştirilmiş görsel ekranlar ile görüntüler paylaşıldı. “Seni gördüm” veya “Yol veriyorum” gibi kısa mesajların eşlik ettiği anlamlı gözler ve bir yüz dahil olmak üzere bir dizi farklı tasarım eHMI’ye yansıtıldı.

Test boyunca, 520 yaya araba ile etkileşime girdi ve 64 yanıt araç kamerası aracılığıyla kaydedildi. Belirtilen tepkiler arasında insanların karşıdan karşıya geçmelerinin ne kadar sürdüğü, araca ne sıklıkta baktıkları ve ne kadar süre baktıkları da yer aldı. Araştırmaya katılan bir başka akademisyen olan Profesör Gary Burnett’in de açıkladığı gibi, sonuçlar çok etkileyiciydi.

Burnett: “Yoldan karşıya geçip geçmemeye karar verirken önemli sayıda katılımcı tarafından harici HMI’nın önemli bir faktör olarak kabul edildiğini görmekten memnun olduk. Bu tür işleri ilerletmek için cesaret verici bir keşif” dedi.

Özellikle, 2022 yılında Japonya’nın Tokyo Üniversitesi’nden akademisyenler tarafından yürütülen benzer araştırmanın sonucunu yansıtan, gözlerin yer aldığı eHMI en fazla dikkati topladı. Oysa bir LED şerit daha az net olarak değerlendirildi ve daha düşük güven düzeylerine yol açtı. İlginç bir şekilde, arabanın sürücüsüz olduğuna inanmalarına rağmen birkaç yayanın otonom aracın yavaşladığını kabul etmek için el işaretleri kullandığı da kaydedildi. Bu da hala bir miktar sosyal etkileşim beklentisi olduğunu gösteriyor.

Tamamı çevrimiçi olarak indirilebilen araştırmanın bulgularının , dünyanın çeşitli yerlerinde sürücüsüz taksi hizmetlerinin yaygınlaşması hızlanırken dikkate alınabileceği umuluyor.