IoT yolculuğunda yeni ürünler nasıl geliştiriliyor?
Yapay zekanın benimsenmesinde liderler fark yaratıyor
IoT sokak aydınlatma projesi karbon salınımını azaltıyor
Edinburgh akıllı şehirler alanında örnek oluyor
Derin sentez teknolojisi deepfake’i engelleyebilir mi?
Sanofi Türkiye, TT Ventures iş birliğiyle sağlıkta inovasyon ekosistemini güçlendiriyor
Sanofi Türkiye’nin 2019 yılında hayata geçirdiği PharmUp Girişimcilik Programı, sağlık sektörüne yönelik çözümler geliştirebilecek her alandan ve sektörden girişimciyi 3 yıldır başarıyla bir araya getiriyor. Şirket, 2022 itibarıyla projeyi daha ileriye taşıyarak, ülkemizde sağlık alanında küresel rekabetçiliği artırmak ve inovasyon ekosistemini güçlendirmek için PharmUp’ı Türkiye merkezli çok paydaşlı bir girişimcilik platformuna dönüştürme çalışmalarına başladı.
Bu kapsamda, dijital sağlık alanında Türkiye’nin en büyük inovasyon ara yüzlerinden biri olan PharmUp Hub Platformu hayata geçirildi. PharmUp Hub çatısı altında Sanofi Türkiye, Türk Telekom’un kurumsal girişim sermayesi şirketi TT Ventures ile sağlık alanındaki girişim ekosistemini güçlendirecek önemli bir iş birliğine imza attı.
İş birliği kapsamında, girişimciler için proje geliştirme süreçlerinin desteklenmesi ve bilimsel bir platform oluşturularak, katma değerli inovasyon ve teknoloji tabanlı projelerin ürüne dönüştürülmesi hedefleniyor. Sanofi Türkiye’nin TT Ventures iş birliği kapsamında potansiyel girişimler;
TT Ventures’ın sunduğu ofis çalışma alanlarından, mentorluk desteğinden, girişimlerin fikirlerinin ürün ve hizmete dönüşmesi için bilgi birikiminden yararlanabilecek. İki kurum arasında başlayan iş birliği sürecinin ardından platformun; teknoparklar, ortak kuluçka merkezleri ve özel sektörün katılımlarıyla genişlemesi amaçlanıyor.
Cem Öztürk
Sanofi Türkiye Ülke Başkanı ve Sanofi Türkiye, Afrika ve Orta Doğu Temel Ürünler Başkanı
Sanofi Türkiye Ülke Başkanı ve Sanofi Türkiye, Afrika ve Orta Doğu Temel Ürünler Başkanı Cem Öztürk, “Sağlık sektörüne yönelik çözümler geliştirebilecek her alandan ve sektörden girişimciyi 2019 yılından bu yana PharmUp girişimcilik programı ile bir araya getiriyoruz. Bu yıl itibarıyla, programı kurumsal ortaklıkların yanı sıra üniversiteler ve kuluçka merkezleri ile iş birliği içinde, start-up’lara laboratuvarlar, tematik inovasyon programları, atölyeler, uzman desteği ve bilgi kaynakları sağlayan PharmUp Hub inovasyon platformuna dönüştürdük. TT Ventures ile yaptığımız iş birliği, hedefimizi gerçekleştirmede attığımız önemli bir adım. Bu iş birliğinin sunacağı desteklerle hem sağlık alanındaki girişimcilere hem de ülke ekonomisine değer yaratacağımız için mutluyuz.”
Muhammed Özhan
TT Ventures Genel Müdürü
TT Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan konuyla ilgili şunları söyledi: “Türk Telekom’un kurumsal girişim sermayesi şirketi TT Ventures olarak, girişimcilik ekosisteminin büyümesine katkı sağlamak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yenilikçi ürünlere sahip girişimleri destekleyerek ülke ekonomisine fayda sağlamayı amaçlıyoruz.
TT Ventures çatısı altındaki sektörün ilk girişim hızlandırma programı PİLOT’tan bugüne kadar 104 girişim mezun oldu ve bu girişimlerden 45’i dışarıdan yatırım aldı. Diğer yandan TT Ventures olarak 13 farklı girişime yatırım yaptık. Özellikle sağlık, eğitim, yapay zekâ, dijital çözümler, finansal teknolojiler, blockchain, IOT ve ICT gibi Türk Telekom ile sinerji yaratacak alanlara odaklanıyoruz. Bu anlamda önemli bir küresel sağlık şirketi olan Sanofi ile dijital sağlık alanında gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğini çok önemsiyoruz.
TT Ventures Girişim Sermayesi Fonu ve PİLOT aracılığı ile PharmUp programı kapsamında sağlık sektörüne değer katacak fikirleri destekleyerek, yeni fırsatlar yaratacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu bağlamda, Sanofi ile başlayacak olan bu iş birliğimizin yakın dönemde Türkiye dışına da çıkarak kendisine global arenada yer bulacağına inanıyoruz. TT Ventures olarak girişimleri dünyaya açan bir köprü olmak hedefiyle, sahip olduğumuz teknolojik bilgi birikimini farklı projelere uyarlayarak girişimcilik ekosisteminin geliştirmeye devam edeceğiz.”
Sanofi Türkiye PharmUp Hub girişimcilik programı kapsamında, yakın zamanda Başakşehir Living Lab, Teknopark İstanbul ve Lokman Hekim Üniversitesi Sağlık ve İlaç Teknoloji Merkezi (LHUSTEK) ile, şimdi de TT Ventures ile gerçekleştirdiği iş birlikleri ile girişimcilik ekosistemine katkısını sürdürüyor.
Ürün yaşam döngüsü başarısı için beş temel aşama
Sağlık sektöründe bulut saldırılarında kayıplar artıyor
IoT’nin benimsenmesi hızla artacak
Ulusal Teknoloji Girişimciliği Stratejisi Açıklandı
Bakan Varank: Vücutlarını taşın altına koruyorlar
Milli Teknoloji Genel Müdürü Zekeriya Çoştu ile Teknoloji Girişimciliği Dairesi Başkanı Damla Turan’ın sunumuyla başlayan programda bir konuşma yapan Bakan Varank şunları söyledi: Teknoloji tabanlı girişimciliği hem Kalkınma Planımızın hem de 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejimizin odağına aldık. Bu süreçte ülkemizdeki girişimcilik ekosistemini küresel boyutta lider konuma taşıyacak bir yol haritasına ihtiyaç duyduğumuzu gördük. İşte bugün, bizi büyük ve güçlü Türkiye hedefine yaklaştıracak Ulusal Teknoloji Girişimciliği Yeni Stratejisini tanıtıyoruz.
Bu stratejiyi tüm paydaşları sürece dahil ederek tamamladık. Bugün bu oyunun en büyük oyuncuları da bizlerle beraberler. Sadece ellerini taşın altına koymuyorlar, adeta vücutlarını taşın altına koyarak kendi başarı hikayelerini nasıl geliştirebilecekleri ile ilgili bizimle gayret gösteriyorlar.
TERZİ USULÜ: En temel amacımız, nitelikli insan kaynağının gelişmesine olanak sağlayan, girişimciliği teşvik eden ve finansman imkanlarının artırıldığı örnek bir girişimcilik ekosistemi oluşturmak. Teknogirişim stratejimizde iddialı ama potansiyelimize göre bir o kadar da gerçekçi hedeflerimiz var. İnşallah bu hedeflerimiz doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz. TURCORN100 programını da bu vizyon belgesi çerçevesinde bizim milyar dolar değerlemeye ulaşan şirketler çıkarmak için tasarladığımız bir program. Bu terzi usulü bir program. TURCORN100 programı ile yeni unicornlara ulaşmak istiyorsak hangi alana müdahil etmemiz gerekiyorsa onlara odaklanabileceğimiz bir program.
ASIL ÖNEMLİ OLAN TECRÜBE: Burada asıl önemli olan tecrübe. Bu tecrübesi parayla satın almak mümkün değil. İşte TURCORN100 programının en önemli ayaklarından bir tanesi, ulusal yol göstericiler. Burada tecrübeli arkadaşlarımızı yeni unicornlar, girişimler için tecrübelerini ortaya koyacaklar ve bunu gönüllü olarak yapacaklar.
Yeter ki Türkiye’de bir ekosistem oluşturalım. Türkiye’yi toptan kalkındıralım, yeni teknolojiler geliştirelim. Bunun için yola çıktılar. Biz 2019’da ‘Türkiye’de 2023’e kadar 10 unicorn çıkacak.’ dediğimizde bizimle dalga geçtiler. Ama bugün geldiğimiz noktada bu sayıları yakalayabildiğimizi gördük.
ULUSAL YOL GÖSTERİCİ TEKLİFİ: Ulusal yol göstericilerden biri Selçuk Bey değil. Ben bundan sonra kendisinin mühendislik faaliyetlerinden biraz zaman ayırıp ulusal yol gösterici olarak bu programa katkı sağlamasını çok önemsiyorum. Resmi olarak bir unicorn değiller ama dünyada en fazla ses getiren teknoloji firmalarından bir tanesi BAYKAR. Otonom teknolojilerin zirvesi olan teknolojiler bu uçakların içerisinde. Bu hikayeyi kendisi nasıl yazdı? İnşallah ulusal yol gösterici olarak buradaki girişimcilere destek verir diye düşünüyorum.
Selçuk Bayraktar: En iyi olmayı hedefle
Törende bir konuşma yapan BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar, yola çıktıkları ilk günden bu yana vizyonlarının “Bugünün değil yarının yarışlarına, 5,10, 15 sene sonrasının yarışlarına bugünden hazırlan ve alanında dünyada en iyisi olmayı hedefle.” olduğunu söyledi. GELİRİNİN YÜZDE 98’Sİ İHRACATTAN Bayraktar, TB2 İHA’nın 26 ülkeye ihraç edildiğini söyleyerek “Dünya tarihinde belki ilk defa olacak şekilde bir marka ve modelin ismini vererek 8 ülkenin halkı yardım kampanyası için para topladı ve bugün BAYKAR bu yaptığı ihracat sayesinde geçtiğimiz yıl ihracat şampiyonu oldu. Bütün 20 yıllık serüveninde gelirlerinin de yüzde 75’den fazlasını ihracattan elde etmiş oldu. Bu yıl da yüzde 98’i ihracattan gelmiş oldu.” dedi.
5 ÜLKEYE AKINCI
Türkiye’nin ilk TİHA’sı, Taarruzi İnsansız Hava Aracı Akıncı’nın da 2021’de TSK envanterine girdiğini kaydeden Bayraktar, “Şu anda da 5 ülkeyle ihracat sözleşmesi imzalanmış durumda. 6 tonluk bir platform. Bunlar tabii tümüyle bütün elektroniklerinin, yazılımlarının, mekanik aksamının bizler tarafından Türk mühendisleri tarafından tasarlanmış platformlar.” diye konuştu.
20 YILLIK HAYALİMİZDİ
Bayraktar, Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı olan Bayraktar Kızılelma’nın ilk uçuşunu yakın zamanda gerçekleştirdiğini hatırlatarak “Bu yaklaşık 20 senelik bir hayalimizdi. Tabii bunlar tümüyle milli ve özgün olarak tasarlanıp geliştirilmiş platformlar. İçinde 100’den fazla bilgisayar bulunuyor aynen Akıncı gibi. Bütün bu içindeki donanımlardan milyonlarca satır yazılımdan hepsi Türk mühendisleri tarafından ekibimiz tarafından geliştirilmiş teknolojiler.” dedi.
SATIR SATIR YAZILIMLA UĞRAŞTIM
Kendisinin halen daha yüksek dozda mühendislik ile uğraştığını ifade eden Bayraktar, “Kızılelmanın en son kontrol yazılımlarıyla yine satır satır uğraştım.” diye konuştu.
EN BÜYÜK İNOVASYON NEDİR?
Dünyada muharebe tarihini değiştirecek İHA’lar yapmanın, devrim yapacak sistemleri geliştirmenin inovasyon olduğunu bildiren Bayraktar, “BAYKAR’ın veya Milli Teknoloji Hamlesinde en büyük inovasyon nedir diye sorsanız, herkesin ‘Yapılamaz’ dediği yerde, ahlaktan ve dosdoğru yoldan milim taviz vermeden yolunda yürüyebilmek, bürokrasinin dolambaçlı yollarına asla bulaşmadan bildiğin doğrudan asla ayrılmadan, hatta o yollar tıkandığında tüm yollar tıkandığında yine bildiğin yoldan ayrılmadan bu mücadele için hayatını vakfetmek ve oradan asla doğru yoldan asla ayrılmadan mücadele etmek bence en büyük inovasyondur.” ifadelerini kullandı.
ERGENEKON’DA DEMİR DAĞLARI ERİTMEK GİBİ
Bayraktar, Kızılelma’nın atmosferde yaptıkları en güçlü, en gelişmiş ve bir anlamda son platform olduğunun altını çizerek “Tabii yeni bir dünyanın kapılarını açması anlamı itibariyle biraz Ergenekon destanındaki demir dağları eritip yeni bir dünyaya yürümeye benziyor. Tabii bu dünyanın kapılarını henüz açtık ve yürümemiz gereken daha çok yol var ama bundan sonrası için atmosferdeki yapacağımız belki 30 sene sonrası için dahi son platform diyebilirim.
Bizler de tabii Kızılelma’yı uzayda yürüteceğimiz, ülkemizin uzay serüvenine destek olmak maksadıyla kurduğumuz girişimde arıyoruz. İşte yörünge transfer araçları ve alçak yörünge uyduları üzerine yaklaşık bir yıldır çalışmaya başladık.” değerlendirmesini yaptı.
TEKNOLOJİDEKİ KIZILELMA TEKNOFEST
Teknolojideki, Milli teknoloji Hamlesi’ndeki Kızılelmasının TEKNOFEST olduğuna değinen Bayraktar, “Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yol arkadaşlığı yaptığımız Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza ben bu ülkenin bir evladı olarak şükranlarımı iletmek istiyorum. Bunun yanında ulusal teknoloji ve girişimcilik stratejisinin ve Turcorn 100 programının ülkemize ve insanlığa hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.” dedi.
TURCORN’LAR KONUŞTU
Programda 1 milyar değerlemeye ulaşarak Turcorn olan Türk şirketlerinin temsilcileri de birer konuşma yaptı. Getir Kurucu Ortağı Tuncay Tütek, ilan edilen program ile Turcorn adaylarına çok güzel imkanlar sağlandığını belirterek “Bize düşen de yoluculuğumuzdaki tecrübeleri Turcorn adaylarıyla paylaşmak.” dedi.
DİJİTAL YOL ARKADAŞI
Nasdaq borsasında işlem gören ilk Türk şirketi olan Hepsiburada Pazarlama Grup Başkanı Ender Özgün, 2000 yılında ticaretin dijitalleşmesi vizyonuyla yola çıktıklarını ifade ederek “Yeni Turcorn’ların dijital yol arkadaşı olmayı gönülden istiyoruz.” diye konuştu.
START-UP’LARA DESTEK OLACAĞIZ
Türkiye’nin yazılım alanındaki ilk ve tek Turcorn’u olan Insider’ın Kurucu Ortağı Kerem Bozokluoğlu, Insider’ın tamamı Türk mühendisleri tarafından yazılmış 2 bin şirketin kullandığı kaydederek “Bundan 10 yıl önce kurulduğumuzda alanımızda kimse olmadığı için hatalarımızdan öğrendik. Şimdi bizimle benzer durumda olan start-up’lara destek olmak için mücadele edeceğiz.” dedi.
BÜYÜK BİR ADIM ATIYORUZ
10 milyar dolar değerlemeye ulaşan ilk Türk şirketi Trendyol’un Kurucu Ortağı Begüm Tekin, Türkiye’nin girişimci ruhuna ve Türk girişimci ekosisteminin potansiyeline inandıklarını anlatarak “Türk teknoloji tarihinde büyük bir adım atıyoruz. Bunun parçası olmaktan dolayı gururluyuz” diye konuştu.
ULUSAL TEKNOLOJİ GİRİŞİMCİLİĞİ STRATEJİSİ
Ulusal Teknoloji Girişimciliği Stratejisi, ‘Gelecek için Girişim İnisiyatifi’nin hedeflerini, önceliklerini ve stratejilerini belirleyen, kamu başta olmak üzere ilgili paydaşlara görevler tanımlayan bir rehber olarak hazırlandı. Stratejinin en önemli hedefleri arasında 2030 yılında dünyanın en gelişmiş 10 ekosistemi arasında yer almak, 100 bin teknogirişim yaratmak ve İstanbul’u dünyanın en gelişmiş ilk 10 merkezlerinden biri yapmak bulunuyor.
GİRİŞİMCİLİK KONSEYİ
30 stratejiden oluşan Ulusal Teknoloji Girişimciliği Stratejisi, şu 5 bileşenden oluşuyor: Erişilebilir Finansal Araçlar, Fırsat Sağlayan Politika, Yetenek ve Teşvik Eden Kültür, Yol Açan ve Öncülük Eden Kapsayıcı Destekler ve Girişimci Dostu Pazar Koşulları. Strateji kapsamında Girişimcilik Konseyi oluşturulacak. Konseyde STK temsilcileri, Teknogirişim Platformu Temsilcisi, Kadın Girişimciliği İnisiyatifi Başkanı, Bakan Yardımcıları ve Kamu Yöneticileri ile TURCORN100 Programı Temsilcisi yer alacak.
İHTİYACA ÖZEL DESTEK
TURCORN100 Programı ile 2025’e kadar 15 Turcorn 2030’a kadar 100 Turcorn hedefini gerçekleştirmek için Turcorn olma potansiyeline sahip yüzlerce teknogirişime, ihtiyaçlarına özel destekler sunulacak. Küresel arenada iddiası olan Türk girişimleri tüm dünyaya tanıtılacak. Program ile girişimcilere Hızlandırma Programları, Turcorn Ekosistemi, Finansal Erişim, Yol Göstericiler ve Program Paydaşları başlıkları altında destekler verilecek.
DANIŞMANLIK VE MENTORLUK AĞI
Ulusal Yol Gösterici Ağı ile de tecrübe, bilgi, birikim ve iletişim kanalları ile Türkiye’nin en üst düzeyli danışmanlık ve mentorluk ağı oluşturulacak. TURCORN100 üyeleri, teknoloji ya da sektör dikeylerinde, teknoloji yönetimi, büyüme stratejileri, insan kaynağı ve kültürel gelişim, kamu ile ilişkiler gibi birçok konuda yol göstericilerden destek alacak.
TURCORN100 Program paydaşları şöyle: Amazon, Bilişim Vadisi, Cisco, Getir, Google, Hepsiburada, Insider, Maxitek, Meta, Mext, Microsoft, Softtek, TEB, Trendyol, Turkcell, Türk Hava Yolları ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi. Dijitalde Hayat Kolay projesinin mentorluk süreci tamamlandı
Kadınların üretim ekonomisine daha aktif katılımını sağlamayı amaçladığımız proje ile bugüne kadar 10 bin kadının dijital yetkinliklerini geliştirmesine sağladığımız katkıdan dolayı mutluluk duyuyoruz. Yeni dönemde projenin kapsamını genişleterek girişimci kadınları desteklemeye devam edeceğiz”
Türk Telekom’un Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile Habitat Derneği ortaklığında sürdürdüğü ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesi ile dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama konusunda eğitimler veriliyor.
Türk Telekom, proje kapsamında sunulan dijital pazarlama eğitimine ve tasarım odaklı düşünme atölyesine katılmış 18 yaş ve üzeri esnaf veya esnaf muafiyetine sahip olma ön koşullarını sağlayan ve başvuru yapan girişimci kadınlar arasından belirlenen 20 katılımcıya, 2 hafta süresince işletme ve marka geliştirme eğitimlerinden yararlanma fırsatı sundu.
Alanında uzman isimlerin mentorluk yaptığı programda kadınlara, uygulamalı sosyal medya yönetimi, internet reklamcılığı, dijital pazara giriş, medya yönetimi ve finansal süreçlerle ilgili kapsamlı eğitimler verildi. Mentorluk programı içeriği, dijital pazarlama eğitimleri ve tasarım odaklı düşünme atölyelerine katılan kadınların kendilerini geliştirmeleri gerektiği alanlara odaklanarak hazırlandı.
Eğitimlerde öğrendiklerini uygulama fırsatı buldular
Proje sayesinde kadınlar kendi ürünleri için farklı sosyal medya platformlarında reklam kampanyaları hazırlamayı, hedef kitle belirlemeyi, dijital pazar yerlerini ve onların ara yüzlerini uygulamalı olarak öğrendi. Bu süreçte kadınlar, Google Ads reklamı vermeyi, Canva’da tasarım yapmayı ve markalarını tanıtmak için çeşitli uygulamaları kullanmayı deneyimledi.Insha Ventures, Sibernet Teknoloji ile iş birliğine imza attı
FinTech ekosisteminde bütüncül siber güvenlik uygulaması
Insha Ventures Genel Müdürü Hasan Sami Bayansar, hizmetleri bulut ortamına taşımanın kurumlar açısından maliyet avantajı oluşturmanın yanı sıra erişilebilirliği de artıran önemli bir faktör olduğuna dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti; “Hizmetlerin buluta taşınması beraberinde saldırganların da erişim yöntemlerini ve sayısını da artıran bir etken. Bu durumda firmaların dikkat etmesi gereken siber güvenlik konuları ortaya çıkıyor. Bizler de tam da bu noktada firmaların siber güvenlik kaslarını ve siber savunma mekanizmalarını güçlendirmek için Siber Teknoloji ile iş birliğine imza attık.
Bu kapsamda öncelikli olarak kurumların ürünlerini geliştirdikleri ilk noktada kod güvenlik analizi çözümü uygulanması, bununla beraber risklerin ve aksiyonların belirlenmesi, risk değerlendirme ile eş zamanlı çevik bir yaklaşımla aksiyonların gerçekleştirilmesi konularını kapsayan hizmetlerle bütüncül bir model oluşturduk. Bu modelin yaygınlaşması için Sibernet Teknoloji ile birlikte çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz.”
“Kurumların optimum sistemleri, maksimum güvenlikle kurgulayabilmelerini sağlayacağız”
Sibernet Teknoloji Kurucusu ve CEO’su Kudret Ay, Insha Ventures ile yaptıkları iş birliği hakkında şu açıklamada bulundu: “Kurumlar bulut ortamlarının sunduğu çeviklik, optimum maliyet ve teknolojik çözümlere kolay erişim imkânlarını fırsata dönüştürmeyi stratejik hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor.
Bu kapsamda dijital varlıkların buluta taşınması yeni ve kârlı iş fırsatlarına imkân oluştururken bir yandan da yeni risklerle tanışmalarına neden oluyor. Insha Ventures ile beraber kurumların optimum sistemleri, maksimum güvenlikle kurgulayabilmelerini sağlayacağız.” Cerebrum Tech “En İnovatif 50 Türk Şirketi” arasında
Sürdürülebilirlik odaklı yeni nesil teknolojiler üreten Cerebrum Tech, iş dergisi Fast Company’nin “Türkiye’nin En İnovatif 50 Türk Şirketi” listesine girerek önemli bir başarıya daha imza attı. Listedeki en genç şirket olarak dikkat çeken Cerebrum Tech’in Kurucusu Dr. Erdem Erkul, “2 yıl gibi kısa bir sürede ürünlerimiz ve faaliyetlerimizle yakaladığımız ivme bize güven ve gurur veriyor. Özellikle metaverse ekosistemimiz Cereverse ve 3D üretkenlik ve iletişim uygulamamız CereMeet önümüzdeki süreçte odak konumumuzda olacak” dedi.
Türkiye’de 2021 yılında kurulan ve dünyanın birçok ülkesinde global düzeyde faaliyet yürüten sürdürülebilirlik odaklı yeni nesil teknoloji şirketi Cerebrum Tech sektöründe öncü adımlarını hızlandırmayı planlıyor. Saygın iş dergisi Fast Company’nin her yıl düzenlediği “Türkiye’nin En İnovatif 50 Şirketi” listesine 21’inci sıradan giriş yapan Cerebrum Tech listedeki en genç şirket olarak da önemli bir başarı tablosu ortaya koydu. Cerebrum Tech Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erdem Erkul, “Tüm dünyadan iş ortaklarımızla birlikte dünyanın daha yaşanabilir ve sürdürülebilir olması için dijital teknolojiler üretiyoruz.
2 yıl gibi kısa bir sürede deneyimli yöneticilerimiz, genç ve umut vadeden ürün geliştiricilerimiz ile yakaladığımız ivme bize gurur ve güven veriyor. Türkiye’den dünyaya açılan metaverse ekosistemimiz Cereverse ile stratejik iş birliği kurduğumuz dünyanın en prestijli inovasyon ve yatırım ekosistemi ABD merkezli Plug and Play’in hızlandırıcı programı kapsamındaki çalışmalarımız da hızla şekilleniyor. Önümüzdeki süreçte Cereverse ve 3D üretkenlik ve iletişim uygulamamız CereMeet inovasyon çalışmalarımızda odak konumumuzda olacak” ifadelerini kullandı.
“İş dünyası metaverse’teki gelişmeleri yakından takip ediyor”
İnternet devriminin en güncel evresi web3 ve metaverse’ün yaratacağı kapsamlı etkiler tüm dünyada merakla takip edilip tartışıldığını söyleyen Dr. Erkul, “Web 1.0 ve web 2.0’ın önce bireysel kullanıcıların hayatlarına girerek başlattığı değişim rüzgarı, web3 ve metaverse özelinde bu kez kurumsal şirketlerin öncülüğünde büyüyor. Bankacılık, perakende, otomotiv, tekstil ve gayrımenkul gibi pek çok sektörde şirketler metaverse uygulamalarını peşi sıra devreye sokuyor.
Web3 ve metaverse, inovasyon dünyasının odak noktalarından biri haline geldi. Dünyanın tüm önde gelen şirketleri hem satış ve pazarlama alanında hem de çalışanlarının iş yaşamı ve eğitimi konularında dijital teknolojilerin sağladığı fırsat ve faydalardan yararlanmak için yatırımlarını artırıyor. Metaverse uygulamaları en başta iş dünyasında etki alanı kazanıyor. Yakın gelecekte bu teknolojilerin ekonomik hayata yansımalarını daha fazla göreceğiz. Kullanıcı odaklı adaptasyon süreci hız kazanacak” dedi.
“Web3 ve Metaverse ticaret ve pazarlamayı dönüştürüyor”
Metaverse’e de zemin sağlayan Web3’ün birçok yeni nesil teknoloji ile entegrasyonu mümkün kıldığını vurgulayan Dr. Erkul, “1990-2004 yılları internetin ilk ve en ilkel dönemiydi. Bloglar ve siteler aracılığıyla tek taraflı bilgi paylaşımının olduğu bir dönem. 2004 sonrasında şekillenen web 2.0 ise bireyler için çok daha interaktif ve sosyal bir deneyim sundu. Artık tüketiciler de içerik üretmeye başladı. Sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte en köklü değişimlerden biri ticaret ve pazarlama alanında başladı. Veritabanı sistemleri sayesinde kişileştirilmiş öneriler, reklamlar gösterilir hale geldi.
2010’dan itibaren ortaya çıkan Anlamsal Ağ olarak da bilinen Web3.0 ise bilgisayarların da insanlar gibi veri okuyarak analiz yapabilmesiyle başladı. Gelinen noktada ise son günlerde büyük yankı uyandıran ChatGPT gibi yapay zeka uygulamaları ile kişiye özel hazırlanan içeriklerin üretimi mümkün hale geldi. Web3 şu an büyük değer taşıyan yapay zekâ, blok zinciri, sanal gerçeklik ve nesnelerin interneti gibi birçok teknolojiye zemin sunuyor. Yatırımların hızla arttığı, ürünlerin gelişerek çeşitlendiği bir süreci yaşıyoruz. Hem sürdürülebilirlik politikalarını destekleyen hem de daha yoğun etkileşimi sağlayan metaverse uygulamaları gün geçtikçe daha fazla tercih ediliyor” değerlendirmesini yaptı.
WatchGuard internet güvenlik raporunu yayınladı
WatchGuard 2022 yılı İnternet Güvenliği 3. Çeyrek Raporu
1. Kötü amaçlı yazılımların büyük çoğunluğu şifrelenmiş bağlantılar üzerinden geliyor. Agent.IIQ bu çeyrekte ilk 10 kötü amaçlı yazılım listesinde üçüncü sırada yer almasına rağmen, 3. çeyrek için şifrelenmiş kötü amaçlı yazılım listesinin en üstünde yer aldı. Bu iki listedeki tespitlere bakıldığında tüm Agent.IIQ tespitlerinin şifrelenmiş bağlantılardan geldiği gözlemleniyor.
Üçüncü çeyrekte bir Firebox cihazının tespit ettiği kötü amaçlı yazılımların yüzde 82’si bu şifrelenmiş bağlantıdan geliyordu ve geriye şifreleme olmadan tespit edilen yalnızca yüzde 18’lik yetersiz bir oran kalıyordu.
Firebox’ta şifrelenmiş trafik denetlenmiyorsa bu ortalama oranın geçerli olması ve kötü amaçlı yazılımların büyük bir bölümünü kaçırıyor olma olasılığı artıyor. Bu sebeple, kuruluşlar, devletler ve KOBİ’ler, siber saldırılardan kaçınmak için uç nokta koruması uygulamalı.
2. ICS ve SCADA sistemleri trend saldırı hedefleri olmaya devam ediyor.
Bu çeyrekte ilk 10 ağ saldırısı listesine yeni giren SQL enjeksiyon tipi bir saldırı birkaç satıcıyı etkiledi. Bu şirketlerden biri, WebAccess portalı çeşitli kritik altyapılardaki SCADA sistemleri için kullanılan Advantech’tir.
Üçüncü çeyrekte hacim bakımından ilk beş ağ saldırısı arasında yer alan bir diğer ciddi istismar da Schneider Electric’in U.motion Builder yazılımının 1.2.1 ve önceki sürümlerini içeriyordu. Bu, saldırganların sessizce bir fırsat beklemediklerini, aksine mümkün olan her yerde aktif olarak sistemi tehlikeye atmaya çalıştıklarını gösteriyor.
3. Exchange sunucu güvenlik açıkları risk oluşturmaya devam ediyor.
Threat Lab’ın bu çeyrekte yeni imzaları arasında yer alan en yeni CVE, CVE-2021-26855, şirket içi sunucular için bir Microsoft Exchange Server Uzaktan Kod Yürütme (RCE) güvenlik açığıdır.
Bu RCE güvenlik açığına 9,8 CVE puanı verildi ve açığın saldırganlar tarafından istismar edildiği de biliniyor. HAFNIUM grubu tarafından kullanılan açıklardan biri olduğu için bu CVE-2021-26855’in tarihi ve önem derecesi de bir zil çalmalıdır.
Bundan etkilenen Exchange sunucularının çoğu şimdiye kadar yamalanmış olsa da çoğu herkese eşit değildir. Bu nedenle riskler devam etmektedir.
4. Özgür yazılım arayanları hedef alan tehdit aktörleri.
Fugrafa, kötü amaçlı kod enjekte eden kötü amaçlı yazılım indiriyor. Bu çeyrekte WatchGuard Tehdit Laboratuvarı, popüler oyun Minecraft için bir hile motorunda bulunan bir örneğini inceledi. Öncelikle Discord’da paylaşılan dosya Minecraft hile motoru Vape V4 Beta olduğunu iddia etse de içerdiği tek şey bu değil.
Agent.FZUW, Variant.Fugrafa ile birtakım benzerlikler taşıyor ancak bir hile motoru aracılığıyla kurulum yerine, dosyanın kendisi kırılmış bir yazılıma sahipmiş gibi davranıyor.
Tehdit Laboratuvarı, bu özel örneğin kripto para birimi değişim hizmetlerinden hesap bilgilerini ele geçirmek için kullanılan bir kripto para birimi hackleme kampanyası olan Racoon Stealer ile bağlantıları olduğunu keşfetti.
5. LemonDuck kötü amaçlı yazılımı kriptominer dağıtımının ötesine geçiyor.
2022’nin üçüncü çeyreğinde engellenen veya izlenen toplam kötü amaçlı yazılım alan adlarında bir düşüş olsa bile şüphelenmeyen kullanıcılara yönelik saldırıların hala yüksek olduğunu görmek mümkün.
En iyi kötü amaçlı yazılım etki alanları listesine üç yeni ekleme yapıldı; bunlardan ikisi eski LemonDuck kötü amaçlı yazılım alan adlarıyken diğeri ise Emotet sınıflandırılmış alan adının bir parçasıydı. 3. çeyrekte normalden daha yeni alan adları olan daha fazla kötü amaçlı yazılım ve kötü amaçlı yazılım girişimi sitesi görüldü.
Bu eğilim, saldırganlar kullanıcıları kandırmak için başka yerler aradıkça, kargaşa içindeki kripto para birimi ortamıyla birlikte değişecek ve modifiye edilecek.
DNS korumasını etkin tutmak, şüphelenmeyen kullanıcıların kuruluşunuza kötü amaçlı yazılım veya diğer ciddi sorunların girmesine izin vermesini izlemenin ve engellemenin bir yolu olarak ortaya çıkıyor.
6. İstismar kitlerinde JavaScript gizleme.
Tarayıcılara yönelik JavaScript gizleme saldırılarını tespit etmeye yönelik genel bir güvenlik açığı olan 1132518 numaralı imza, bu çeyrekte en yaygın ağ saldırısı imzaları listesine eklenen tek yeni imza türü oldu.
JavaScript, kullanıcılara saldırmak için yaygın bir vektördür ve tehdit aktörleri JavaScript tabanlı istismar kitlerini her zaman kullanmaktadır. Kötü amaçlı reklamcılık, watering hole ve kimlik avı saldırıları bunlardan sadece birkaçını gösteriyor.
Tarayıcılardaki savunma güçlendirmeleri geliştikçe, saldırganların kötü niyetli JavaScript kodunu gizleme becerileri de gelişiyor.
7. Metalaştırılmış ortadaki düşman saldırılarının anatomisi.
Çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA), kimlik doğrulama saldırılarının çoğuna karşı koruma sağlamak için kullanılabilecek en iyi teknoloji olsa da tek başına tüm saldırı vektörlerine karşı kritik bir çözüm değildir. Siber saldırganlar, ortadaki düşman (AitM) saldırılarının hızlı yükselişi ve metalaşmasıyla bunu açıkça ortaya koydu.
Ek olarak WatchGuard Tehdit Laboratuvarı’nın, 3. çeyreğin en önemli güvenlik olayı olan EvilProxy’yi derinlemesine incelemesi kötü niyetli aktörlerin daha sofistike AitM tekniklerine nasıl dönmeye başladığını gösteriyor.
Son yıllarda popüler hale gelen Hizmet Olarak Fidye Yazılımı gibi Eylül 2022’de EvilProxy adlı bir AitM araç setinin piyasaya sürülmesi, daha önce sofistike bir saldırı tekniği olan bu yöntem için giriş engelini önemli ölçüde düşürdü.
Savunma açısından bakıldığında, bu tür bir AitM saldırı tekniğiyle başarılı bir şekilde mücadele etmek hem teknik araçların hem de kullanıcı farkındalığının bir karışımını gerektiriyor.
8. Gothic Panda ile bağlantılı bir kötü amaçlı yazılım ailesi.
2022 2. çeyrek raporumuzda, Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı ile bağlantılı devlet destekli bir tehdit aktörü olan Gothic Panda’nın o çeyrekteki en etkili kötü amaçlı yazılım tespitlerinden birini nasıl kullandığı açıklanmıştı.
İlginç bir şekilde, 3. çeyreğin en iyi şifrelenmiş kötü amaçlı yazılım listesi, yalnızca Gothic Panda tarafından oluşturulmayan ve yalnızca Çin hükümeti siber aktörleri tarafından kullanıldığı görülen Taidoor adlı bir kötü amaçlı yazılım ailesini içeriyor.
Bu kötü amaçlı yazılım genellikle Japonya ve Tayvan’daki hedeflere odaklanırken, bu çeyrekte analiz edilen Generic.Taidoor örneğinin öncelikle Fransa’daki kuruluşları hedef aldığı tespit edildi.
Bu durum da bu bölgedeki bazı Firebox’ların devlet destekli bir siber saldırının bazı bölümlerini tespit etmiş ve engellemiş olabileceğini gösteriyor.
9. Yeni fidye yazılımı ve siber suç grupları.
Ek olarak bu çeyrekte WatchGuard Tehdit Laboratuvarı, mevcut fidye yazılımı ve siber suç gruplarını izlemek ve gelecekteki raporlarda fidye yazılımıyla ilgili daha fazla bilgi sağlama amacıyla tehdit istihbarat yeteneklerini geliştirmek için yeni ve uyumlu bir çabayı duyurmaktan heyecan duyuyor.
LockBit, karanlık web sayfalarında 200’den fazla halka açık fidye yazılımı ile 3. çeyrekte listenin başında yer alıyor. Bu, WatchGuard’ın 3. çeyrekte gözlemlediği en üretken ikinci fidye yazılımı grubu olan Basta’nın neredeyse dört katı.
WatchGuard’ın üç aylık araştırma raporları, WatchGuard Tehdit Laboratuvarı’nın araştırma çabalarını doğrudan desteklemek için veri paylaşmayı tercih eden aktif WatchGuard Firebox’lardan alınan anonimleştirilmiş Firebox Feed verilerine dayanıyor.
WatchGuard, 3. çeyrekte toplam 17,3 milyondan fazla kötü amaçlı yazılım çeşidini (cihaz başına 211) ve 2,3 milyondan fazla ağ tehdidini (cihaz başına 28) engelledi.
Raporun tamamı, 2022’nin 3. çeyreğindeki ek kötü amaçlı yazılım ve ağ trendleri, önerilen güvenlik stratejileri, her büyüklükteki ve her sektördeki işletmeler için kritik savunma ipuçları ve daha fazlası hakkında ayrıntılar içeriyor. Oktay Sinanoğlu Teknoloji Ödülleri sahiplerini buldu
Sinanoğlu’nun ailesine özel ödül
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun Eskişehir’den gelerek törene katılan ailesine ise özel ödül verildi. Oktay Sinanoğlu’nun çocukları Oya Jülide ve Alper Nüzhet Sinanoğlu’na ödüllerini Teknopark İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Yerebakan takdim etti.
Ödül töreninin açılış konuşmasında “Bu yıl teknoloji ödüllerimizi, ömrünü bilime ve Türkçenin gelişmesine adamış Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu adına vermek istedik” diyen Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu, “Bu güzel ödül töreni vesilesiyle, İstanbul Uluslararası Buluş Fuarı’nda ödül alan firma temsilcilerimizin başarısını da bir kez daha burada kutladık. Değerli bilim insanımız Oktay Sinanoğlu’nu rahmetle anıyor, ödül alan kıymetli firmalarımızı can-ı gönülden tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
2017 yılına kadar Altın Küp adıyla verilen ödüller, 2021 itibariyle Teknoloji Ödülleri adıyla her yıl bir bilim insanına ithaf ederek verilmeye başlanmış, geçen yılki ödüller Uluğ Bey adına dağıtılmıştı.
Bu yılki ödülde Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun en önemli kuramlarından biri olan Çözgen-İter Kuvvet Kuramı’nı temsil eden çift DNA sarmalı modelinin plaketi kullanıldı. Ayrıca törene katılanlara Oktay Sinanoğlu’nun Türkçe’nin; “bilim ve tekniğe ne kadar yatkın bir dil olduğunu, kavramları ne kadar açık ve seçik karşılayabildiğini; dolayısıyla üniversitelerde de eğitim dili olarak kullanılmasını” savunduğu 1974’te Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Sayın Abdullah Kuran’a yazdığı mektubunun bir kopyası hediye edildi.
Buluş Fuarı’na damga vuran firmalar
ISIF’22 Uluslararası Buluş Fuarı’nda kazandıkları Grand Prix Kupası’nın yanı sıra altın, gümüş ve bronz madalya alan ve törende kendilerine ödül takdim edilerek başarıları bir kez daha kutlanan firmalar şu şekilde:
ISIF’22’nin en büyük ödülü olan GRAND PRIX kupasını ve Almanya/Nürnberg iENA Uluslararası Buluş Fuarı’nda Gümüş Madalya alan RS Research, ISIF’22’de Altın Madalya, ARCA Hırvatistan özel ödülü ve Almanya’da iENA Uluslararası Buluş Fuarı’nda Altın Madalya alan New Senses, ISIF’22’de Altın Madalya alan SFA Ar-Ge, ISIF’22’de Gümüş Madalya ve Almanya İENA Uluslararası Buluş Fuarı’nda Bronz Madalya alan Umayana Araştırma, ISIF’22’de Gümüş Madalya alan SFA Ar-Ge, ISIF’22’de Gümüş Madalya alan Cet Kompozit, ISIF’22’de Gümüş Madalya alan The Future Natural, ISIF’22’de Gümüş Madalya alan Remora Teknoloji, ISIF’22’de iki Gümüş Madalya alan Altınay Savunma.
Oktay Sinanoğlu kimdir?
Ömrünü bilime ve Türkçenin gelişmesine adamış Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, 28 yaşında “dünyanın en genç profesörü” unvanını kazandı. Bilim hayatı boyunca kuantum fiziği ve kimyası, moleküler biyoloji ve matematik alanlarında birçok kuram geliştiren Sinanoğlu, dünya bilim literatürüne önemli katkılarda bulundu. Nobel kimya ödülüne iki kez aday gösterilen Sinanoğlu, canlılara biyolojik kimliğini veren DNA’ların şifresini çözdü. Endüstriyel robotlar işsizliği artırıyor ve ücretleri düşürüyor
AIoT teknolojisi 2023’te işletmeleri canlandırabilir
BT liderlerinin kararlarını şekillendirecek dört iş trendi
- Teknoloji Tüketicileri Güçlendirmeye Devam Edecek
- İşçiler Mevcut Piyasada Cesaretlendirilecek
- Güvenliğe Yeni Bir Yaklaşım Getiren BT Liderleri
- Ekonomik Görünüm Şu Anda Bulutlu Görünüyor









