CodeMaster kodlama yarışması yurtdışına açılıyor

0

OBSS Teknoloji, iş simülasyonuyla sıradan hackatonlardan ayrışan CodeMaster kodlama yarışmasını, 11. yılında İngiltere’de dünyanın en prestijli üniversitelerinden Oxford, Cambridge ve Imperial College öğrencileriyle buluşturuyor.

Türkiye’nin önde gelen yazılım ve teknoloji danışmanlığı şirketi OBSS, 18 yıldır bankacılık, finans, sigorta, e-ticaret gibi sektörlerde lider markaların iş ortağı olarak, uçtan uca hizmet sunan 850 kişilik bir ekiple büyümeye devam ediyor.

Teknolojide insanı ve ekosistemi ileri taşıma vizyonuyla hareket eden şirket, dünya çapında ödüllü arge yazılımını açık kaynak olarak paylaşmasıyla, yeni yeteneklerin gelişimini sağlayan kapsamlı staj, yeni mezun programları ve CodeMaster kodlama yarışmasıyla sektörde ayrışıyor.

CodeMaster 11. yılında İngiltere’de dünyanın en prestijli okullarından Oxford, Cambridge ve Imperial College London’da 10 yıldır Türkiye’de 80’den fazla üniversiteden genç yeteneklerin katıldığı, her sene 1.000’den fazla başvuru alan kodlama yarışması CodeMaster, 11. yılında global açılımına Avrupa’da İngiltere’den başlıyor. Mart ayı boyunca Oxford, Cambridge Üniversiteleri’nde süren yarışma, Mayıs ayında ise Imperial College London’da gerçekleşecek.7 Mart’ta Oxford Üniversitesi öğrencileri arasında gerçekleşen CodeMaster’ın en başarılı ilk 3 öğrencisi belli oldu. CodeMasters Bogdan, Cem ve Matilda sırasıyla 5000£, 2500£ ve 1000£ ödüllerini aldı. OBSS CEO’su Zafer Şen, CodeMaster ekibiyle birlikte kazananları Oxford Üniversitesi kampüsünde ziyaret etti. Sırada 31 Mart’ta Cambridge Üniversitesi var.
CodeMaster kodlama yarışması, teknik yetkinliği iş dünyası pratiğiyle birleştiriyor CodeMaster, teknolojide yetişen yeni yeteneklerin, üniversite yıllarında aldıkları teorik bilgileri, algoritma, kodlama, çözüm geliştirme gibi farklı yetkinlik ve becerilerle birleştirip,
belirlenen sürede iş dünyası konuları üzerinde hayata geçirebilmelerini ölçüyor. İş simülasyonu içeriğiyle sıradan hackatonlardan ayrılan CodeMaster, aynı zamanda katılımcıların çözüm üretme, analiz, problem çözme, planlama, analitik düşünme, algoritma geliştirme ve bütünleşik çözümler yaratma alanlarında kendilerini değerlendirebilecekleri bir platform haline geliyor. CodeMaster her sene OBSS’nin yazılım mimarları tarafından özel olarak geliştiriliyor. Üniversitelerin bilgisayar, yazılım, elektrik/elektronik, matematik ve endüstri mühendisliği bölümlerinden öğrencilerin başvurabildiği yarışmaya katılım için Java, C#, C, C++, JavaScript ve Python programlama dillerinden en az birine aşina olmaları bekleniyor.

Teknolojide yetenek keşfetmeye ve yetiştirmeye 18 yıldır yatırım yapıyor Bugüne kadar 50.000 yeteneğe doğrudan ulaşan ve teknik yetkinlik haritalarını çıkarmış olan OBSS, yeni yeteneklerin gelişimi için çok kapsamlı hazırlanan özel staj program içerikleri, yeni mezun programı, eğitim içerikleri ve iş simülasyonu içeren kod yarışması CodeMaster ile farklılaşıyor. Her sene 8.000’den fazla başvuru alan, 2 farklı Java, mobil iOS ve Android, front-end, makine öğrenimi, ALM, DevOps gibi düzenli olarak güncellenen kapsamlı staj programlarıyla her yıl 100 öğrenciyi sektöre hazırlıyor. OBSS Kurucu Ortağı ve CEO’su Zafer Şen, ‘’Teknolojide sadece yetkin kişileri değil, mesleki tutkusu yüksek kişileri bulmayı, onların gelişimini desteklemeyi ve teknoloji sektörüne kazandırmayı önemsiyoruz. Yaptığı işe tutkuyla bağlı insanlar sürekli gelişime, araştırmaya,yeniliklere açık oluyor. Bugüne kadar 50.000 gence doğrudan ulaştık. 8.000’den fazla başvuru alan özel staj ve yeni mezun programlarımızın içerikleri ile CodeMaster yarışmamızın iş dünyası simülasyonuna bakarak yetenek yetiştirmeye titizlikle ayırdığımız efor ve zaman anlamında sektörde ayrıştığımızı düşünüyorum. Şimdi bu deneyimimizi globalde de genişleterek, CodeMaster’ı dünyanın en prestijli okullarından olan Oxford, Cambridge ve Imperial College’da gerçekleştirecek olmak bizim için çok büyük bir gurur.’’ CodeMaster 2023’te Türkiye, İngiltere ve Etiyopya’da gerçekleşerek globale açılıyor.

Sahibinden.com Kullanıcıları Risk Altında mı?

Sahibinden.com kullanıcılarının verilerinin sızdırıldığına dair haberlere karşı Kişisel Verileri Koruma Kurumu’ndan açıklama geldi 

Son zamanlarda, birçok internet sitesinin kullanıcılarının kişisel verilerinin sızdırıldığına dair haberler yayılmıştı. Bu sitelerden biri olan sahibinden.com’un durumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) tarafından yapılan açıklama ile doğrulandı.

Kişisel veriler üçüncü taraf kişilerin eline geçti

KVKK tarafından yapılan açıklamada, bir siber saldırı neticesinde veri ihlalinin meydana geldiği ve bu olayın 27 Mart tarihinde tespit edildiği belirtiliyor. Verilerin sızdırılma başlangıç tarihi tespit edilemezken, kullanıcılarla ilgili birçok bilginin üçüncü taraf kişiler tarafından ele geçirildiği bildiriliyor. İhlalden etkilenen kişi sayısının ise 71 bin kişi olduğu açıklanıyor. 

KVVK tarafından Sahibinden.com veri ihlali ile ilgili yapılan açıklama şu şekilde: 

ası Kanununun “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrası “İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde, veri sorumlusu bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirir. Kurul, gerekmesi hâlinde bu durumu, kendi internet sitesinde ya da uygun göreceği başka bir yöntemle ilan edebilir.” hükmünü amirdir.

Veri sorumlusu sıfatını haiz Sahibinden Bilgi Teknolojileri Paz. ve Tic. AŞ (Sahibinden) tarafından Kurula iletilen veri ihlal bildiriminde özetle;

  • Veri sorumlusunun siber saldırıya uğraması sonucu veri ihlali gerçekleştiği,
  • İhlalden etkilenen kişisel verilerin internette paylaşıldığının 27.03.2023 tarihinde tespit edildiği, ancak ihlalin başlama tarihinin henüz tam olarak tespit edilemediği,
  • Yapılan araştırmada;
    • Sahibinden mağaza verilerinin (e-posta adresi verileri dışında kalan veriler) Sahibinden’in internet sitesi ve mobil uygulamasındaki ara yüzlerin çalışması için gerekli web service içeriklerinin kopyalanması suretiyle elde edildiğinin anlaşıldığı,
    • Kurumsal kullanıcılara ait e-posta adresi verilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerce kullanıcılara şifre yenileme iletileri gönderilmesi suretiyle şifre yenileme servisinin sonuç çıktısından elde edildiğinin anlaşıldığı,
  • İhlalden etkilenen kişisel verilerin genel kapsamda Sahibinden mağaza bilgileri ve kurumsal kullanıcılara ait e-posta adresi olmak üzere; kullanıcı ID, kullanıcı adı, soyadı, mağaza adı, telefon numarası, e-posta adresi, hesap kayıt tarihi, konum, kullanıcı tipi, mağaza numarası, paket kategorisi, paket statüsü, paket periyodu, mağaza ürün türü, kayıt periyodu, açılış tarihi, mağaza taahhüt başlangıç tarihi bilgileri olduğu,
  • İhlalden veri sorumlusunun kurumsal kullanıcılarının etkilendiği, bu kapsamda şahıs şirketlerine ait verilerin de etkilendiği,
  • İhlalden etkilenen tahmini ilgili kişi sayısının tahmini 71.422 olduğu,
  • İhlalden etkilenen ilgili kişilerin ihlale ile ilgili bilgiyi “[email protected]” e-posta adresi veya çağrı merkezi telefon numarası (0850 222 44 45) aracılığıyla alabileceği

bilgilerine yer verilmiştir.

Konuya ilişkin inceleme devam etmekle birlikte, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 30.03.2023 tarih ve 2023/504 sayılı Kararı ile söz konusu veri ihlal bildiriminin Kurumun internet sayfasında ilan edilmesine karar verilmiştir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

YAMAHA Motor üretimde yeşil alüminyuma geçti

Karbon Nötr hedefine yönelik her geçen gün önemli yeşil adımlar atan ve sürdürülebilir projeler geliştiren Yamaha Motor üretimde yeşil alüminyum kullanmaya başladığını duyurdu. Sürdürülebilirlik alanında üretim sürecinde yeşil alüminyuma geçen ilk Japon şirket olan Yamaha Motor, 2050 yılına kadar kullanımı daha geniş bir üretim prosesine yaymayı planlıyor.

Mobilite sektöründe geleceği şekillendiren öncü projelere imza atan Yamaha Motor, 2050 Çevre Planı çerçevesinde üretim ve ticari odaklı tüm faaliyetlerinde karbon nötrlüğünü hedefliyor. CO2 seviyeleri ve çevresel ayak izini azaltmanın yanı sıra karbon dengelemesine olanak tanıyan teknolojiler ve projeler geliştirmeye odaklanan Yamaha Motor üretimde yeşil alüminyuma geçiş yaparak önemli bir adım attı. Yeşil alüminyum, geleneksel olarak rafine edilmiş alüminyuma kıyasla yaklaşık yüzde 60 daha az karbondioksit yayıyor ve yenilenebilir enerji kullanılarak rafine ediliyor. Alüminyum parçalar, motosiklet ürünlerinin toplam araç ağırlığının yüzde 12 ile yüzde 31 kadarını oluşturuyor. Üretimde yeşil alüminyumun benimsenmesi, ürün yaşam döngülerinin bir parçası olarak hammadde üretimi sırasında karbondioksit emisyonlarının azaltılmasına olanak sağlıyor.


Yeşil alüminyumu ilk olarak yüksek hacimli modellerin ve arazi motosikletlerinin belirli parçalarının üretiminde kullanmaya başlayan Yamaha Motor, kısa vadeli süreçte tedarik hacminin izin verdiği ölçüde yeşil alüminyumun kullanım aralığını genişletmeyi planlıyor. Sürdürülebilir yaşam döngüsüne yönelik atılan bu önemli adımın, 2050 yılına kadar tüm ticari faaliyetlerinde karbon nötrlüğü elde etme çabalarının ve 2050 yılına kadar yüzde 100 sürdürülebilir malzemeye geçiş hedefinin bir parçası olduğunun üstünü çizen Yamaha Motor Türkiye Genel Müdürü Hakan Kaya, “İnsanlara heyecan verici, özgür ve daha tatmin edici bir yaşam sunma vizyonu ile hareket eden markamız bu misyona ulaşmak için çevre odaklı girişimlere her geçen gün yenisini ekliyor. Geçtiğimiz yıl kurulan Yamaha Motor Sürdürülebilirlik Fonu da bu alanda atılan oldukça önemli bir gelişmeydi. Fon, çevresel sorunları çözmeye çalışan, çok sayıda şirketle iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirmeyi ve daha iyi bir dünya yaratmaya katkıda bulunmayı amaçlıyor. Şimdi ise üretimde gerçekleştirdiğimiz yeşil alüminyuma geçiş süreciyle sürdürülebilirlik gelişimimizi bir adım daha ileri taşıdık. İnsana ve çevreye iyi gelecek teknolojiler üretmek tek amacımız” de

Atık lastikler Ses Bariyerine dönüştü

0

Kuzey Çevre Otoyolu’nda gerçekleştirilen proje döngüsel ekonomiye katkıda bulunurken, otoyoldan kaynaklanan gürültünün azaltılmasını da sağlıyor.

Plastik tüketiminin azaltılmasını hedefleyen İş Dünyası Plastik Girişimi imzacısı ve Sıfır Atık Belgesi’yle faaliyetlerini sürdüren ICA, Kuzey Çevre Otoyolu’ndan toplanan atık lastiklerin geri dönüştürülmesiyle elde edilen ‘Ses Bariyeri’nin montajını tamamladı. ICA’nın 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde duyurduğu proje döngüsel ekonomiye katkıda bulunurken, otoyoldan kaynaklanan gürültünün azaltılmasını da sağlıyor.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmecisi ICA, sürdürülebilirlik odaklı iş stratejisi kapsamında yenilikçi projelere imza atmaya devam ediyor. ICA, otoyoldan toplanan atık lastiklerin geri dönüşümüyle üretilen Ses Bariyeri Projesi ile çevrenin korunmasına, yol güvenliğine ve gürültünün azaltılmasına katkıda bulunuyor. ICA Genel Müdürü Serhat Soğukpınar, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde duyurdukları Ses Bariyeri Projesi’nin, ICA’nın gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak konusunda aldığı sorumluluğun parçası olduğunu söyledi. Soğukpınar, Otoyol üzerindeki parçalanmış birçok cisim otoyol güvenliğini de tehdit ediyor. Bir yılda yaklaşık 135 ton araç lastiği parçası topladık. Lastik atıklarını döngüsel ekonomiye katkı sağlamak amacıyla geri dönüştürerek ses bariyeri yapımında kullanıyoruz” dedi. 

Kauçuk ses bariyeri karbon ayak izi en düşük ürünler arasında yer alıyor 

Ses Bariyeri Projesi kapsamında, otoyolun Kilyos-Zekeriyaköy bölgesinde yapılan ses analizleri sonucunda, bölgeye yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda ses bariyeri yerleştirildi. Böylece otoyolun yerleşim bölgelerinin yakınından geçen kesimlerinde araç gürültüsünün en az seviyeye indirgenmesi hedeflendi. Serhat Soğukpınar, “Ses bariyeri ile otoyol yakınındaki habitat ve yerleşimler otoyol sesinden arınıyor ve biriktirdiğimiz lastik atıkları geri dönüştürülerek, döngüsel ekonomiye hizmet ediyor” diye belirtti. 

Atık lastikleri geri dönüştürerek oluşturulan ses bariyerleri aynı zamanda Çevresel Ürün Beyanı (EPD) sertifikasına sahip. Kauçuk ses bariyerlerinin, atık malzemelerden üretildiği için, ‘karbon ayak izi’ en düşük ürünler arasında yer aldığına dikkat çeken Soğukpınar, “Bu çevre dostu bariyeri ömrünü tamamlayacağı 10. yılının sonunda yeniden geri dönüştüreceğiz ve tekrar kullanacağız. İşimizi en yüksek standartlarda yapmak ve sürdürülebilir bir dünyaya katkıda bulunmak birinci hedefimiz. Bu doğrultudaki çalışmalarımıza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. 

Faaliyetlerini Sıfır Atık Belgesi ile sürdürecek

ICA aynı zamanda Global Compact Türkiye, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) ile TÜSİAD tarafından, iş dünyasında plastik tüketimini azaltmak amacıyla kurulan İş Dünyası Plastik Girişimi’nin de imzacısı. ICA bu doğrultuda, Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ni kurarak sergilediği atık ve çevre yönetim çalışmaları sonucunda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca verilen Sıfır Atık Belgesi’ni almaya hak kazandı. 

Türkiye’nin ilk Lise Girişimcilik Zirvesi gerçekleşti

0

Genç Başarı Eğitim Vakfı önderliğinde Ege Genç İş İnsanları Derneği ve Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi işbirliğiyle düzenlenen Girişimcilik Zirvesi 29 Mart’ta gerçekleşti. Türkiye’de liseli gençleri odağına alan ilk zirve olma özelliği taşıyan etkinlikte, İzmir Girişimcilik Araştırma Raporu’nun detayları paylaşıldı.
 
Girişimci zihin yapısına sahip gençlerin ve çocukların yetişmesi amacıyla ilköğretimden yüksek öğretim düzeyine kadar farklı yaş grupları için eğitici ve deneyim odaklı programlar tasarlayan Genç Başarı Eğitim Vakfı önderliğinde, Ege Genç İş İnsanları Derneği ile Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi işbirliğiyle düzenlenen, Türkiye’nin ilk lise Girişimcilik Zirvesi, İzmir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Medet Ekşi ve Yatırım Destek Ofisi Uzmanı Gökçe Aydoğdu’nun da aralarında olduğu 300 liseli girişimci öğrencinin katılımıyla 29 Mart’ta gerçekleşti. 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden vatandaşları anma töreniyle başlayan zirve, açılış konuşmalarıyla devam etti.


Genç Başarı Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Çelik Ören gerçekleştirdiği konuşmasında “Girişimci Zihin Yapısında gençler yetiştirmek için ülke genelinde faaliyetlerimizi büyük bir hızla yürütüyoruz. Bu yıl GençBizz Lise Girişimcilik Programı kapsamında ülkemiz genelinde 700’ü aşkın liseli girişim kuruldu. Birçok farklı sektöre odaklanan gençler bu programla sadece iş kurmayı değil, kariyerlerini şekillendirecek yolları da öğreniyor. Biliyoruz ki ülkemizin kalkınması ve üreten bir nüfusa sahip olması için girişimci zihinlerin sayısının her alanda artmasına ve bu zihin yapısının olabildiğince erken yaşta kazandırılmasına ihtiyaç var. Bugün burada bir araya geldiğimiz gençler bu başarıya ulaşabileceğimizin en büyük kanıtıdır” dedi.

Girişimcilik çağımızın yükselen trendi

Girişimciliğin çağımızın yükselen trendi olduğunu söyleyen EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı ve İzQ Yönetim Kurulu Üyesi Alp Avni Yelkenbiçer, “Dünyada ekonomiye girişimcilik olgusunun yön verdiği, girişimciyi bu yeni ekonomi modelinin merkezine yerleştiren bir sisteme geçiliyor. Türkiye’de girişimciliğe bakış açısı dünya ile paralel bir şekilde olumlu olarak değişiyor ancak ortaya çıkan girişim sayıları ve başarı hikayeleri bakımından değerlendirildiğinde henüz istenilen düzeye ulaşmadığı görülüyor. Bu nedenle girişimcilik olgusunun yaygınlaştırılarak yüksek farkındalık düzeyine sahip toplum yaratmak büyük önem taşıyor. O nedenle bugün burada gerçekleştirdiğimiz etkinliği çok önemsiyoruz” dedi.

Girişimciliğe yönelik eğilimlerin küçük yaşlarda başlatılması önemli


EGİAD Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Özhelvacı ise konuşmasında, “Türkiye’nin de içinde yer aldığı önemli genç nüfusa sahip dünyanın pek çok ülkesinde girişimciliğin geliştirilebilmesine yönelik önemli çabalar sergileniyor, genç girişimci adayların nasıl daha fazla girişimciliğe yönlendirilebileceğine ilişkin etkinlikler önem kazanıyor. Bu etkinlikler vasıtasıyla girişimciliğe yönelik algıların, tutumların ve böylece eğilimlerin geliştirilmesi; küçük yaşlarda başlatılmak üzere her düzeyde girişimcilik eğitimlerinin sağlanması ve ülke genelinde yaygınlaştırılması oldukça önemli” ifadelerini kullandı.
 
Konuşmaların ardından EGİAD Genel Sekreteri Prof. Dr. Fatih Dalkılıç, İzmir Girişimcilik Araştırma Raporu’nun sunumunu gerçekleştirdi. Prof. Dr. Fatih Dalkılıç, “Araştırma verilerine göre, her 10 katılımcıdan 8’i bir iş kurmanın bir yıl öncesine kıyasla zor olduğunu düşünüyor. Yeni iş kurarken veya büyütürken ise finansman kaynaklarına ve finansmana erişim çoğunluk tarafından ‘zor’ olarak analiz edildi. Katılımcıların yüzde 56’sı İzmir’de yakın zamandaki girişimcilik için iş kurmak adına iyi fırsatlar olmayacağını belirtiyor. İş kurma nedenleri arasında ise ‘iş imkanları az olduğundan geçim sağlamak’ en çok oylanan yanıt oldu” dedi.

İzmir girişim sermayesi fonu kurulmalı

Prof. Dr. Fatih Dalkılıç, rapor sonucunda ortaya çıkan önerileri ise şöyle sıraladı: “Birincisi, fırsat girişimciliği, girişim sadece para kazanma-geçinme için olmamalı, ekonomideki fırsatları yakalayarak girişim kurulmalı. İkincisi, İzmir girişim sermayesi fonu kurulmalı, İzmir’deki değerlerin İzmir’de kalmasına yönelik değerler yaratılmalı. Üçüncüsü, finansman erişim, yani teşvikler, yatırımlar için biraz daha kolay, hızlı ve rahat olmalı. Dördüncüsü, ortak çalışma alanlar yaygınlaştırılmalı; girişimin seviyesine göre (erken, büyüme, ölçeklenme gibi) farklı küme alanları yaratılmalı.”
 

Oyun dünyasının kalbinin attığı GDC 2023’te neler yaşandı?

0

Oyun dünyasının sınırları her geçen gün biraz daha genişliyor. Bu durum, insanları bir araya getirecek etkinlik ve platformlara olan ihtiyacı artırıyor. Oyun Geliştiricileri Konferansı (GDC) 2023 ise tam da bu ihtiyacı karşılıyor. Dünyanın her yerinden katılımcıları çekmeyi başaran ve hem yazılımcıların hem de oyuncuların sabırsızlıkla beklediği konferans, aradan geçen bir haftanın ardından sona erdi. İşte ayrıntılar…

GDC 2023’te neler yaşandı?

GDC 2023, oyun geliştirmeye ilgi duyan tüm amatörleri ve sektörün önde gelenlerini bir araya getirdi. Bu yıl, GDC’yi 28.000’den fazla kişi ziyaret ederken, 1.000’den fazla konuşmacı ve 700’den fazla oturum, atölye çalışmaları gibi pek çok bağlantı kurma ve öğrenme fırsatı yer aldı. AyrıcaGDC Expo Floor’da 330’dan fazla sergi düzenlendi ve Amazon Web Services, Adobe, Discord, Google, NEXON gibi endüstri liderleri en yeni teknolojilerini, programlarını ve hizmetlerini sergiledi. ShiftDelet.Net olarak biz de etkinliği ABD’de yerinde takip ettik. 

GDC buna ek olarak, 27-29 Haziran 2023 tarihlerinde düzenlenecek olan GDC Showcase 2023 adlı dijital bir etkinliği duyurdu. Bu çevrimiçi etkinlik sayesinde dünya genelindeki geliştiriciler, GDC oturumlarına kolaylıkla katılabilecek. 

Yılın en iyileri ödüllerini aldı

GDC 2023, geçtiğimiz yılın en iyi geliştiricilerini 25. bağımsız Oyun Festivali (IGF) Ödülleri ve 23. yıllık Oyun Geliştiricileri Seçim Ödülleri (GDCA) ile onurlandırdı. Özellikle, Cosmo D Studios’un Betrayal At Club Low, jüri üyelerine oyunları farklı bir şekilde düşünme imkanı sağlayan Nuovo Ödülü’nü ve Seumas McNally Büyük Ödülü’nü kazandı. Elden Ring, GDCA’da En İyi Görsel Sanat, En İyi Tasarım ve Yılın Oyunu ödüllerini kazanırken, God of War Ragnarök geliştiricileri de En İyi Ses, En İyi Teknoloji ve Seyirci Ödülü’nü kazandı.

GDC, önümüzdeki yıl 18-22 Mart 2024 tarihlerinde geri dönecek. GDC 2024 için başvurular yaz aylarında açılacak.

Elektrikli araç satışlarında büyük artış

0

İncelenen tüm pazarlarda arasında elektrikli araç satışlarında en yüksek yıllık büyümenin yaşandığı görülüyor

PwC’nin strateji danışmanlığı grubu Strategy&, 2022’nin son çeyreğindeki bataryalı elektrikli araç satışlarına ilişkin raporunu yayımladı. Rapora göre jeopolitik gerginliklere ve yüksek enerji fiyatlarına rağmen, bataryalı elektrikli araç satışları dünya çapında yıllık bazda %70 arttı. ABD, incelenen tüm pazarlarda arasında elektrikli araç satışlarında en yüksek yıllık büyümeye ulaşırken hemen ardından Çin ve Avrupa geldi. Türkiye’de ise bataryalı elektrikli araç satışları bir önceki yıla göre %172 artarak 7.743 adede ulaştı.

PwC ve strateji danışmanlığı grubu Strategy&, 2022 yılının dördüncü çeyreğinde dünya çapındaki elektrikli araç (BEV) satışlarına ilişkin raporunu paylaştı. Rapor; ABD, Avrupa, Çin, Japonya, Güney Kore ve Türkiye gibi pazarlardan derlenen verileri yansıtıyor.

Elektrikli dönüşüme yönelik tüketici ilgisinin sürdüğünü gösteren rapora göre, jeopolitik gerginlikler ve yüksek enerji fiyatları bile bu eğilimi değiştirmedi, 2022 yılında satışlar dünya çapında yıllık bazda %70 arttı. Toplam sahip olma maliyeti bakımından elektrikli araçlar, güncel elektrik fiyatlarıyla bile, içten yanmalı araçları geride bıraktı.

Türkiye’de %172 artış kaydedildi

Strategy& Türkiye Lideri Kağan Karamanoğlu’nun verdiği bilgilere göre Türkiye’de 2022 genelinde 7.743 adet elektrikli araç satıldı. Karamanoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Miktar az görülse de Türkiye’de satışlarda bir önceki yıla göre %172 artış kaydedildi. Fişli hibrit araç satışları (PHEV) ise yıllık bazda %15 artarak 1.000 adede ulaştı. Türkiye’de hibrit araçlar (HEV) yıl boyunca elektrikli araçlar içinde en büyük paya sahip olmaya devam etti ve toplam pazarın %8’ini oluşturuyor. dedi

Elektrikli araçlarda ABD pazarı canlandı 

Elektrikli araç pazarını ülkeler bazında inceleyen rapora göre ABD dikkat çekici bir yükselişte. Daha önce Çin ve Avrupa’nın büyük bölümünde görülen gelişimin gerisinde kalan ABD’de, bu pazarda beklenen canlanma 2022’de gerçekleşti. Bir önceki yıla göre %88 oranında bir artışla incelenen tüm pazarlar arasında satışlarda en yüksek yıllık büyümeye ulaştı. Bu yükselişte orijinal ekipman üreticilerinin (OEM) yeni ve cazip modellere yaptığı yatırımlar, devlet teşvikleri ve gelişen şarj altyapısı etkili oldu. ABD’deki BEV satışları 2022 yılının dördüncü çeyreğinde %92’lik bir artışla bir önceki yılın aynı dönemine göre neredeyse ikiye katlandı. Müşterilerin zorlayıcı ekonomik koşullar karşısında kemer sıkması nedeniyle, ABD’de güç aktarım mekanizması satışlarının 2022 yılında %8 azalmasına karşılık böyle bir artış kaydedilmesi, tüketicideki eğilimi göstermesi açısından dikkat çekiyor.

Çin istikrarlı büyüyor, Avrupa’da Almanya ve İngiltere dikkat çekiyor 

ABD’nin hemen ardından Çin geliyor. Son yıllardaki etkileyici büyümesini sürdüren ülkede bataryalı elektrikli araç satışları 2022 yılında %85 arttı. Bataryalı, fişli (şarj edilebilir) ve hibrit elektrikli araç satışlarının toplamına bakıldığında da satışların bir önceki yıla göre %87 arttığı görüldü. Bu artış, incelenen pazarlardaki açık ara en yüksek orana işaret ediyor

ABD ve Çin’e göre daha mütevazı ancak yine de kayda değer bir düzeyde gerçekleşti.

Avrupa’daki en büyük beş pazar olan Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere bir önceki yıla kıyasla %28 büyüdü. Satışlar, 2022 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %39 arttı. Bu artışta iki ülke öne çıktı: Almanya ve İngiltere. İngiltere, %40 yıllık büyüme oranıyla en yüksek ivmeyi yakalayan ülke olurken Almanya’da ise satışlar, sadece 2022 yılının dördüncü çeyreğinde önceki yılın aynı dönemine kıyasla %66 arttı. Almanya’daki bu durum “en yüksek büyüme” olarak nitelendirildi. Almanya’daki tüketiciler 2023 yılının başında devlet teşviklerinde yapılacak kesintiden önce hızla harekete geçerek 2022’nin dördüncü çeyreğinde ilk defa içten yanmalı motorlu (ICE) araçlardan daha fazla hibrit ve bataryalı elektrikli araç satın aldı.

Avrupa’nın diğer pazarlarında, en yüksek ilgi gözle görülür bir farkla İsveç ve Norveç’te kaydedildi. Satışlar, 2022 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre İsveç’te %84, Norveç’te %76 arttı. Ayrıca İsveç, diğer Avrupa pazarları grubunda 2022 yılı genelinde %66 ile en yüksek artış oranına ulaştı.

Android cihazlar için çok sesli podcast platformu

0

Hem podcast içerik üreticileri hem de dinleyiciler için etkileşimi mümkün kılan fonksiyonlar sunan Poddy, Android cihazlar için de kullanıma sunuldu

İki Türk girişimci tarafından herkesin özgürce ve her dilde sesini duyurabildiği global bir platform oluşturmak üzere kurulan çok sesli podcast platformu Poddy, 24 Şubat 2023’te iOS cihazlarda kullanıma sunuldu. Tek uygulama üzerinden podcast içeriği üretme ve dinlemeyi mümkün hale getirerek aynı zamanda yenilikçi olarak hem içerik üreticiler hem de dinleyiciler için etkileşimi mümkün kılan fonksiyonlar sunan Poddy, Android cihazlar için de kullanıma resmi olarak açıldı.

Podcast dinleyicilerinin de seslerini duyurabilmeleri ve içerik üreticilerin dinleyicilerle etkileşim kurabilmeleri adına “çok sesli podcast platformu” olarak geliştirilen mobil uygulama Poddy, 24 Şubat 2023’te iOS cihazlarda kullanıma sunulmuştu. iOS cihazlarda App Store uygulama mağazasından indirilebilen Poddy mobil uygulaması artık Android cihazlarda da kullanılabiliyor. Android cihaz kullanıcıları Poddy’i Google Play Store üzerinden ücretsiz olarak indirebiliyorlar. 

Podcast platformları arasında öncü

Poddy ile herkesin özgürce ve her dilde sesini duyurabilmesini sağlamayı hedeflediklerini ifade eden Poddy CEO’su Cüneyt Göktürk, “Poddy’i geliştirmek üzere yola çıktığımız ilk günden beri erişilebilirliği yüksek, herkesin sesini duyurabilmesine olanak tanıyan bir platform hedefiyle çalışıyoruz. Yoğun ve hassas çalışmalarımız sonucunda artık somut olarak şekillenmeye başlayan Poddy’yi deneme sürecine aldıktan kısa bir süre sonra ülkemizi etkileyen depremlerin gerçekleşmesiyle henüz beta sürümünde olmasına rağmen iyileşmemize katkı sağlayacak bir araç olması amacıyla 24 Şubat 2023’te iOS cihazlarda indirmeye hazır hale getirmiştik. Kullanıma sunulduğu tarihten itibaren 5 gün bile olmadan 1000’den fazla kullanıcıya ulaşan ve şuana kadar binlerce iOS kullanıcısının beğenisini kazanan Poddy’i şimdi de Android cihazlarda kullanıma sunmuş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu kapsamda artık tüm akıllı cihaz kullanıcıları Poddy çok sesli podcast platformunun bir parçası olarak sesli içerik üretmenin ve dinlemenin etkileşimli halini deneyimleyebilecek” dedi. 

Github, Twitter’a kullanıcı bilgilerini verecek

Twitter, çalınan kaynak kodu için mahkeme celbi aldı. GitHub’ın Twitter’a bir kullanıcısının kimlik bilgilerini vermesi gerekiyor

Elon Musk’ın binlerce çalışanı işten çıkarmasından kısa bir süre sonra Twitter kaynak kodunu yayınladı. Kod, GitHub kullanıcısı “FreeSpeechEnthusiast” tarafından ocak ayı başında yayınlandı. Twitter, DMCA (Digital Millennium Copyright Act) yayından kaldırma bildiriminde bulundu. Bunun üzerine GitHub, kısa bir süre sonra bahsi geçen kod deposunu kaldırdı. Twitter yayından kaldırma bildiriminde FreeSpeechEnthusiast’ın kimlik bilgilerini de talep etti. Ancak GitHub bu bilgileri Twitter’a vermedi.

New York Times’ta yayınlanan bir makale Twitter yöneticilerinin bu konu hakkındaki endişelerini konu alıyor. Yöneticiler, kodun bilgisayar korsanlarına ya da diğer motivasyon sahibi taraflara kullanıcı verilerini elde etme ya da siteyi çökertme imkanı verecek güvenlik açıkları içerme ihtimalini de değerlendiriyor.

Mahkeme, GitHub’a 3Nisan’a kadar süre tanıdı.

Twitter, FreeSpeechEnthusiast hesabıyla ilişkili kullanıcılar için tüm tanımlayıcı bilgileri istiyor. Bu bilgilerden bazıları: adlar, adresler, telefon numaraları, e-posta adresleri, IP adresleri ve sosyal medya bilgileri.

Ayrıca mahkeme celbi “verileri yayınlayan, yükleyen, indiren veya değiştiren kullanıcılar” hakkında da aynı bilgileri talep ediyor.

DMCA metnine göre: Bir ihlal bildirimi yasanın hükümlerini karşılıyorsa, önerilen mahkeme celbi uygun biçimdeyse ve beraberindeki beyan uygun şekilde yürütülmüşse; katip önerilen mahkeme celbini hızlı bir şekilde düzenleyip imzalayacaktır. Ardından hizmet sağlayıcıya teslim edilmek üzere talep edene iade edecektir.

GitHub teorik olarak mahkeme celbi taleplerine hala itiraz edebilir.

Bloomberg’de yayınlanan bir makaleye göre, “DMCA mahkeme celpleri, hak ihlalinde bulunduğu iddia edilen kişinin kimliğini ortaya çıkarmak için yasal bir hızlı yol sağlama amacını taşısa da, mahkeme celbi alan platformlar, özellikle de kullanıcının ifade özgürlüğü haklarını etkileyeceğini düşünüyorlarsa, mahkemede buna itiraz edebilirler.”

Twitter, kaynak kodunun sızdırılmasıyla ilgili olarak herhangi bir hukuki işlem başlatıp başlatmayacağı konusunda açıklama yapmadı. Ancak, şirketin kaynak kodunu korumak için önlemler aldığını belirtti. Ayrıca şirket, bu tür olayların tekrar yaşanmasını engellemek için de çalıştığını bildiriyor.

İngiltere Hükümetinden Çağrı: Yapay Zeka Kuralları Düzenlenmeli

Yapay zeka teknolojisinin gelişimi konusunda ortaya çıkan endişeler, hükümetlerin de dikkatini çekmeye başladı. İngiltere hükümeti de son zamanlarda yapay zeka teknolojileri hakkında düzenlemeler yapılması gerektiğini belirten bir açıklama yaptı.

Son zamanlarda yapay zeka teknolojileri hızla gelişmeye devam ediyor. Bu teknolojiler insan hayatında önemli bir yer edinmeye başladı. Yapay zeka teknolojileri hakkında birçok endişe de dile getiriliyor. Yapay zeka teknolojisinin gelişimi konusunda ortaya çıkan bu endişeler, hükümetlerin de dikkatini çekmeye başladı. İngiltere hükümeti de son zamanlarda yapay zeka teknolojileri hakkında düzenlemeler yapılması gerektiğini belirten bir açıklama yaptı.

ChatGPT Şubat Ayı İtibariyle Aylık 100 Milyon Kullanıcıya Ulaştı!

OpenAI şirketi, teknolojiye yönelik bir talep dalgası yarattı. İnsanlar bu aracı ödevlerini yapmaktan, hukuki görüş hazırlamaya kadar her şey için kullanıyor. ChatGPT şimdiden tüm zamanların en hızlı büyüyen tüketici uygulamalarından biri haline geldi. ChatGPT Şubat ayı itibariyle aylık 100 milyon aktif kullanıcıya ulaştı. Ancak uzmanlar, intihal potansiyeli, kadınlara ve etnik azınlıklara karşı ayrımcılık da dahil olmak üzere bu teknolojinin olumsuz etkileri hakkında endişelerini dile getirdiler.

Yapay zeka teknolojilerinin etkisinin giderek arttığına dikkat çeken İngiltere hükümeti de bu teknolojilerin insan haklarını, özgürlüklerini ve verilerini koruyacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Bilim, İnovasyon ve Teknoloji Bakanlığı (DSIT) Parlamento’ya sunacağı yönergede şirketlerin uymasını istediği beş ilkenin ana hatlarını çizecek. Bunlar: emniyet, güvenlik ve sağlamlık; şeffaflık ve açıklanabilirlik; adalet; hesap verebilirlik ve yönetişim; rekabet edebilirlik ve telafi.

Hükümet, düzenleyicilerin şirketleri bu beş ilke kapsamındaki yükümlülükleri hakkında bilgilendirmelerini istiyor. Ayrıca Sağlık ve Güvenlik İdaresi, Eşitlik ve İnsan Hakları Komisyonu ve Rekabet ve Piyasalar Kurumu’nu “yapay zekanın kendi sektörlerinde fiilen kullanılma biçimine uygun, özel, bağlama özgü yaklaşımlar” geliştirmekle görevlendirdi.

Hükümet, “Önümüzdeki on iki ay boyunca, düzenleyiciler, bu ilkelerin kendi sektörlerinde nasıl uygulanacağını belirlemek için kuruluşlara pratik kılavuzların yanı sıra risk değerlendirme şablonları gibi diğer araçlar ve kaynaklar da yayınlayacaktır” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Yapay Zeka’nın Düzenlenmesine Yönelik Bir “İlk Adım”

AI girişimi Humanising Autonomy’nin CEO’su ve kurucu ortağı Maya Pindeus, hükümetin bu hamlesinin AI düzenlenmesine yönelik bir “ilk adım” olduğunu söyledi. Ayrıca “Biraz daha güçlü bir anlatıya ihtiyaç var” diye de ekledi.

Pazartesi günü Dışişleri Bakanı Michelle Donelan, yapay zeka startup’ı DeepMind’ın Londra’daki ofislerini ziyaret etti. Donelan Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Yapay zeka artık bilim kurgu malzemesi değil ve gelişim hızı şaşırtıcı, bu nedenle güvenli bir şekilde geliştirilmesini sağlamak için kurallara ihtiyacımız var” dedi. DeepMind’ın işletme müdürü ve Birleşik Krallık Yapay Zeka Konseyi üyesi Lila Ibrahim, “dönüşümsel bir teknoloji” olduğunu dile getirdi. Fakat “tam potansiyeline ancak güvenilirse ulaşabileceğini, bunun da sorumlu bir şekilde, kamu ve özel sektör ortaklığı gerektirdiğini” söyledi. Ibrahim, “Birleşik Krallık’ın önerdiği bağlam odaklı yaklaşım, düzenlemenin yapay zekanın gelişimine ayak uydurmasına, inovasyonu desteklemesine ve gelecekteki riskleri azaltmasına yardımcı olacaktır” dedi.

Çin’de hükümet, teknoloji şirketlerinin tavsiye algoritmalarına ilişkin ayrıntıları teslim etmelerini zorunlu kılarken, Avrupa Birliği de sektör için kendi düzenlemelerini önerdi.

Birleşik Krallık hükümetinin AI düzenleme yaklaşımına herkes ikna olmuş değil. Hukuk firması Osborne Clarke’ın AI başkanı John Buyers, CNBC’ye e-posta yoluyla verdiği demeçte, “Mevcut yaklaşımın riski, sorunlu bir AI sisteminin bir düzenleyicinin yargı yetkisini tetiklemek için kendisini doğru biçimde sunması ve dahası söz konusu düzenleyicinin, neden olunan zararı gidermek ve sektörde uyumu teşvik etmek için yeterli bir caydırıcı etki yaratmak için kararlı ve etkili bir eylemde bulunmak için doğru yaptırım yetkilerine sahip olması gerekecek” dedi.

İngiltere Hükümeti’nin attığı bu adımla da görülüyor ki Yapay Zeka teknolojilerinin düzenlenmesi konusu ve etik kurallara uygun şekilde geliştirilmesi için uluslararası bir standart belirlemenin önemi bütün dünyayı ilgilendiren bir hale geliyor.

Boğaziçi Ventures’tan oyun sektörüne yatırım

0

Boğaziçi Ventures, 2023 yılının ilk yatırımlarından birini mobil oyun sektöründe yeni oyunları ile büyüyen Gulliver’s Games’e yapacak.

Kurucularının oyun sektöründeki başarılı geçmişi üzerine temellenen ve Türkiye oyun ekosistemindeki girişimcileri destekleme üzerine kurulu stratejisi ile Boğaziçi Ventures, 2023 yılının ilk yatırımlarından birini mobil oyun sektöründe yeni oyunları ile büyüyen Gulliver’s Games’e yapıyor.

Yaratıcı, yenilikçi ve inovatif teknoloji girişimlerine büyüme aşamasında yatırım yaparak üstel  büyümelerine stratejik ve finansal destek sağlayan Boğaziçi Ventures, ilk oyunu ‘Restaurant Tycoon’u yayınladıktan sonra stratejisini değiştiren Gulliver’s Games’in yeni projesine 500.000 USD yatırım yaptı. Boğaziçi Ventures ve March Capital’dan toplam 1,5 Milyon USD yatırım alan Gulliver’s Games ülkemize yabancı fon girişini sağlayan bir proje olarak teknoloji girişimciliği ekosisteminde önemli bir yere sahiptir.

Boğaziçi Ventures, 2023’ün ilk çeyreği henüz tamamlanmadan üçüncü yatırımını yaptı.

Türkiye teknoloji girişimi ekosistemine destek olma amacı ile kurulmuş olan BV Growth girişim sermayesi fonu ile geleceği şekillendirecek teknolojik hizmet ve ürün geliştiren girişimcilere yatırımlarım yapan Boğaziçi Ventures, deneyimli ekibi ile girişimcilerle kol kola büyüme maceralarına destek veriyor.  Boğaziçi Ventures Yönetici Ortağı ve CEO’su Barış Özistek yeni yatırım ile ilgili yaptığı açıklamada “Boğaziçi Ventures’ın kurucularının genetiğine işlemiş bir oyun teknolojileri tutkusu ve tecrübesi var. Tecrübeli kurucu ortakları olan, iyi datalara sahip oyun girişimlerine yatırım en sevdiğimiz alanlardan. Her dönemin büyüyen sektörlerinden olmayı başaran ve yine her dönemin gözde sektörü olarak nesiller arasında dahi köprü görevi gören oyun sektöründe başarısını ve tutkusunu bize kanıtlamış olan Gulliver’s Games ekibine ikinci yatırımı da yaparak büyümesine destek olduğumuz için çok mutluyuz. Türkiye oyun sektörü ne kadar güçlü olduğunu ve dünya oyun sektöründen pay almaya devam edeceğini ispat etmeye devam ediyor.” şeklinde görüşlerini paylaştı.

İlk oyunu ‘Restaurant Tycoon – Idle Game’i piyasaya geçtiğimiz yıl çıkaran Gulliver’s Games, oyuncu kitlesini genişletecek ve oyun deneyimini bir üst seviyeye çıkaracak yeni bir projeye imza atmaya hazırlanmaktadır. Tecrübelerini inovatif bir strateji ile yorumlayan şirket, edinimleri sonucunda dinamik ve yetenekli ekibi ile global pazarda iz bırakacak yeni oyunu için yatırım turuna çıkmıştır. Boğaziçi Ventures’ın 500.000 USD yatırımıyla March Capital’ın da dahil olduğu 1.5M USD tohum yatırım turunu tamamlayan Gulliver’s Games, insider round’ında iki lider yatırımcısı ile daha güçlü başarılara imza atmak için buluştu.

Gulliver Games’in Kurucusu ve CEO’su Doğan Akdağ, şirketinin ikinci yatırım turunu ‘‘İlk oyunumuz Restaurant Tycoon’u geliştirme ve yayınlama süresince ciddi bir teknik ve tasarım bilgisi edindik. Bu bilgiler ışığında stratejimizi değiştirerek sadece “oyuncu” kitlenin değil, yediden yetmişe herkesin keyifle oynayabileceği farklı bir proje üzerine bir süredir çalışıyoruz. Yeni oyunumuz ile geniş kitlelere ulaşan ve oyuncularımızın hayatında kalıcı yer edinen bir marka yaratacağız. Tohum yatırım turunda bir araya geldiğimiz yatırımcılarımızın yaptığı bu yeni ve daha büyük ölçekteki yatırım, inşa ettiğimiz çalışma kültürünü ileriye taşıyacak yeni ekip arkadaşları ile hızlı büyümemizin yolunu açıyor. Uzun vadeli planlarımızın ilk adımı olan bu oyun ile ivmemizi artırarak, en sevdiğimiz işi yapmaya devam edeceğiz.” şeklinde ifade etti.

Elon Musk takipçi sayısı ile Obama’ya tahttan indirdi

0

Elon Musk, Twitter’da en çok takip edilen kişi oldu ve listede ilk sırada yer aldı. Böylelikle Elon Musk takipçi sayısı ile eski Başkan Barack Obama’yı tahttan indirdi.

Twitter profillerinde bildirilen takipçi sayılarına göre, Elon Musk’ın şu an itibariyle 133.068.709 takipçisi bulunuyor. Obama’nın 133.042.819 takipçisi var.

Musk’ın Twitter’ı 44 milyar dolara satın alarak Twitter’ın yeni sahibi olması da takipçi sayısının Obama’nınkini geçmesine yardımcı oldu.

Konu olarak pek seçici olmayan ve bazen de ciddi tartışmalar yaratan paylaşımlar yapan Musk, Twitter’a gelen çeşitli değişiklikleri iletmek için hesabını kullanıyor. Ayrıca takipçilerine, Donald Trump’ın platforma geri dönmesine izin verilmesi ve Musk’ın Twitter CEO’su olarak istifa edip etmeyeceği gibi bazı önemli kararlar hakkında da ilginç anket yaptı.

Musk’ın paylaşım alışkanlığı, hesabını önemli bir amacı desteklemek veya başkan olarak yaptığı bazı işlerin altını çizmek gibi esas olarak profesyonel amaçlar için kullanan Obama’nınkiyle tamamen zıt diyebilriz. Aynı şey, sırasıyla en çok takip edilen üçüncü ve dördüncü sıralarda yer alan Justin Bieber ve Katy Perry için de geçerli. Dolayısıyla Twitter’de en çok takip edilen kişilerde aslında strateji olarak pek bir benzerlik bulunmuyor.

Apple’a yeni suçlama!

Apple, sendika yanlısı işçileri yasadışı yollardan işten çıkarmakla suçlanıyor. Amerika İletişim İşçileri sendikası, suç duyurusunda bulundu

Apple bir kez daha sendika örgütleyicilerine baskı yapmakla suçlanıyor . Amerika İletişim İşçileri sendikası, Apple’ın işçi örgütlenmesi çabalarına misilleme olarak Houston ve Kansas City, Missouri mağazalarındaki işçileri yasa dışı bir şekilde sindirdiğini ve işten çıkardığını iddia ederek Ulusal Çalışma İlişkileri Kurulu’na suç duyurusunda bulundu. Kansas City’deki eski çalışanlar, biraz geç kaldıkları, işten seslendikleri ve hatta zaman çizelgelerinde yazım hataları yaptıkları için görünüşte serbest bırakıldılar, ancak aynı zamanda kıdem tazminatlarını almak için “tüm iddialardan feragat” imzalamaları sağlandı. 

Ulusal bir işçi örgütü, Apple’ı sendikayı bozmakla suçladı.

Apple’ın Houston’da işçileri sendika desteği hakkında bireysel olarak sorguladığı ve işçi desteğini kesmeleri halinde daha iyi koşullar sunduğu iddia edildi. CWA, sendika yanlısı faaliyetlerde ısrar edenlerin disipline edildiğini ve kötüleşen koşullarla tehdit edildiğini iddia ediyor. 2022’de Oklahoma City ve Towson, Maryland’deki yalnızca iki ABD mağazası sendikalaştı. Yurtdışında Glasgow’daki bir mağaza üçüncü oldu. Louis, Missouri’dekiler gibi diğer çalışanlar sendika seçimleri için başvuruda bulundular . Atlanta’daki personel, Apple’ı sindirme taktikleriyle suçladıktan sonra geçen baharda bir oylamayı iptal etti .

Apple’dan yorum istedik. Şirket, bildirildiğine göre zorunlu sendika karşıtı toplantılar düzenleyerek tarihsel olarak sendikalaşma çabalarına karşı çıktı. Apple’ın ayrıca Towson mağazasındaki sendikalı işçilerden toplu iş sözleşmesi yapmaları gerektiğini iddia ederek yardım almadığı söyleniyor. Firma ücretleri yükselterek , sosyal yardımları genişleterek ve programları gevşeterek işçi hareketlerini durdurmaya çalışıyor.

Teknoloji devleri ve onların sıradan çalışanları arasındaki kavgalar yeni değil. Activision Blizzard, Amazon ve Microsoft gibi şirketlerdeki işçilerin ya sendikalaşmasıyla ya da hoşnutsuzluklarını dile getirmesiyle, teknolojideki emek organizasyonu 2022’de hararetli bir seviyeye ulaştı. Bu arada bu markalar, sendikalaşma girişimlerini sık sık engellemeye çalıştılar. CWA’nın suçlamaları, bu savaşların yeni yılda da devam ettiğini gösteriyor.

Google’ın Yeni Yapay Zeka Destekli Planlama Araçları: İklim Değişikliğiyle Mücadelede Önemli Bir Adım

Google, iklim değişikliğiyle mücadele etmek için yapay zeka destekli planlama araçları geliştirdiğini duyurdu. Bu araçlar, özellikle yüksek sıcaklıkların neden olduğu sağlık sorunları ve enerji tüketimi ile ilgili problemlere çözüm üretmeyi hedefliyor.

Environmental Insights Explorer (EIE), şehirlerin ve bölgelerin emisyon kaynaklarını ölçmelerine, analizler yapmalarına ve emisyonları azaltmaya yönelik stratejiler belirlemelerine yardımcı oluyor. Google, ücretsiz olarak kullanılabilen bu platformda özel veri kaynaklarını ve modelleme yeteneklerini kullanarak etkili eylem için bir temel oluşturuyor.

Google’ın geliştirdiği planlama araçları, yüksek sıcaklıkların etkilerini simüle ederek, bu durumların insanlar, şehirler ve enerji tüketimi üzerindeki etkilerini öngörmeyi amaçlıyor. Şirket bu sayede, kentsel alanlarda sıcaklığın neden olduğu sağlık sorunlarının azaltılması ve enerji tüketiminin optimize edilmesini hedefliyor.

NASA ve Ulusal Hava Durumu Servisi ile işbirliği

Google, planlama araçlarının geliştirilmesinde NASA ve Ulusal Hava Durumu Servisi gibi kuruluşlarla işbirliği yaptı. Ayrıca, araçlar hava durumu verilerini ve yerel çevre koşullarını kullanarak, bölgesel özelliklerle uyumlu çözümler sunmayı hedefliyor.

Environmental Insights Explorer - Google Sustainability

Google, ekstrem hava durumu uyarılarını etkilenen yerlerdeki kullanıcılara iletiyor ve arama sayfası aracılığıyla olay hakkında yararlı, anlaşılması kolay bilgiler sağlıyor. Şirket şimdi bu listeye aşırı sıcak uyarılarını da ekledi. Etkinlikle ilgili ayrıntılar Google’da aratıldığında, sıcak hava dalgasının öngörülen başlangıç ve bitiş tarihlerinden, dikkat edilmesi gereken tıbbi sorunlara ve bunların etkilerinin nasıl azaltılacağına kadar her şeyi bulabiliyoruz. Şirket, sağladığı bilgilerin doğru ve uygulanabilir olmasını desteklemek için Küresel Isı Sağlığı Bilgi Ağı (GHHIN) ile işbirliği yapıyor.

Bu planlama araçları, aynı zamanda şirketlerin ve yöneticilerin, binaların, altyapıların ve şehirlerin gelecekteki sıcaklıklara karşı ne kadar hazırlıklı olduğunu değerlendirmelerine de yardımcı olacak. Böylece, daha dayanıklı, verimli ve insan odaklı çözümler geliştirebileceğiz.

Google, işten çıkarılan çalışanlara ödeme yapmıyor

Google, işten çıkarılan çalışanlar için kalan ebeveynlik veya sağlık izni ödemeyeceğini açıkladı ve başka alternatifler bulmalarını istedi.

Google, işten çıkarılan 12.000 çalışanından bazılarının tepkisiyle karşı karşıya kalıyor. CNBC, 100’den fazla eski personelin bir “İzinde İşten Çıkarılan” bir grup oluşturduğunu ve Google’dan ebeveyn, tıbbi ve bakıcı izni de dahil olmak üzere 20 Ocak’taki işten çıkarma duyurusundan önce almaları onaylanan tüm izinlerin ücretini ödemesini istediğini belirti. Şirket, 2022’nin başlarında tam zamanlı personel için tüm ebeveynlik iznini 18 haftaya (öz ebeveynler için 24 hafta) uzatacağını söylerken, işten çıkarılan çalışanlara 16 haftalık kıdem tazminatı artı eklenen her kişi için iki hafta alacaklarını söylüyor.

Grup üyeleri, yaklaşımın yalnızca ebeveynlik planlarını (yakın zamanda doğum yapmış olanlar dahil) etkilemediğini, aynı zamanda sağlık hizmetlerini de aksattığını söylüyor. Bazı eski çalışanlar, işten çıkarma bildirimlerini aldıkları gün CNBC’ye Google’ın kurum içi tıbbi bakımına erişimlerini kaybettiklerini ve devam eden yüz yüze tedaviye erişimlerini engellediklerini söyledi. Google, sanal doktor randevuları teklif etti, ancak etkilenen insanlardan başka alternatifler bulmalarını istiyor.

Engadget’e yaptığı açıklamada Google, 16 haftalık kıdem tazminatı planını tekrarladı ve giden çalışanların “60+ günlük” ihbar süreleri için düzenli maaş ve hisse senetleri almaya hak kazanacağını kaydetti. Google, izinli kişiler için konaklama imkanlarının diğer şirketlerle karşılaştırıldığında “olumlu” olduğunu iddia ediyor.

Etkilenen kişiler, CEO Sundar Pichai ve diğer yönetimin izin politikasını bir an önce netleştirmesini talep ediyor. Google, kıdem şartlarını 31 Mart’ta sonlandırmaya hazırlanıyor. Google, izindeyken işten çıkarılan işçiler için potansiyel sorunlar yaratma konusunda tek başına değil. Çok sayıda teknoloji devi, zorlu bir ekonomiyle boğuşurken son birkaç ayda toplu işten çıkarmalar duyurdu . Bununla birlikte, Google’daki kargaşa, bu şirketlerin karşılaştığı sorunlardan birini vurguluyor. Daha önce işe alınacak kişileri çekmek için kapsamlı avantajlar vaat ettiler, ancak şimdi maliyetleri düşürürken bu avantajları yeniden düşünmek zorundalar.

Elektrikli mini kamyonet: Beemobs Bee1

0

E-Garaj tarafından tanıtılan yeni mikro taşımacılık çözümü Beemobs Bee1 şehir içi taşımacılıkta yaşanan birçok problemi çözmeyi hedefliyor

%100 elektrikli, çevreci ve sürdürülebilir taşıma çözümleri sunan E-Garaj, yeni mikro taşımacılık aracı Beemobs Bee1’i tanıttı. Mikro taşımacılığın yeni tanımı olarak adlandıran Beemobs, fuarda yoğun ilgi gördü. Yerli bir marka olan ve üretimlerini Ankara’da bulunan fabrikasında gerçekleştiren Beemobs, %100 elektrikli, çevreci ve sürdürülebilir taşıma çözümleri sunuyor.

E-Garaj, yeni ve çevreci çözümler sunmaya devam ediyor

Beemobs Bee

Beemobs Bee1, daha pratik ve konforlu şehir içi mikro taşımacılık çözümleri sunabilmek için sıfırdan, kullanıcı ihtiyaçları gözetilerek tasarlandı. Tüm tasarım, mühendislik ve üretim aşamaları Türkiye’de gerçekleştirilen; güvenli, uygun maliyetli ve %100 elektrikli çevre dostu Bee1 işletmenizi daha sürdürülebilir kılacak. %100 Elektrikli Bee1, 350 kg azami yük kapasitesi ve 1100L maksimum yük hacmiyle, son kilometre teslimat, online perakende, restoran teslimatı, oteller gibi birçok alanda şehir içi mikro taşımacılık için kullanılabilecek çevreci bir çözüm olarak öne çıkıyor. 

Şu an E-Garaj’da satışta olan Bee1 modeli kullanıcılarına maksimum 7.5 kW güç ve 80 Nm tork sunuyor. 6.6 kWh’lik bataryasını 3.5 saatte doldurabilen Bee1’in maksimum hızı ise 55 km/h. Maksimum menzili 70 kilometreye kadar çıkan Bee1, aynı zamanda tam yüklü kapasitesiyle %25’e kadar eğim tırmanabiliyor. Standart olarak 5” Dijital Araç Bilgi Ekranı, Uzaktan Kumandalı Merkezi Kilit Sistemi, İleri-Geri ve Sırt Açısı Ayarlı Sürücü Koltuğu, 3-Noktalı Emniyet Kemeri ve Sensörü gibi özellikler sunan Bee1, opsiyonel olarak Elektronik Kontrollü 2 Hızlı Dişli Kutusu, Sürücü Koltuk Kafalığı, Sağ Kapıda Kayar Cam, Elektrikli Isıtıcı, Stepne, Geri Görüş Kamerası, Müşteri Talebine Uygun Gövde Boyası, Kapalı ya da Açık Tip Kasa Seçenekleri sunuyor. Beemobs Bee1, $13200 + KDV’den başlayan fiyatlarla tek yetkili satıcısı E-Garaj’da satışa sunuldu.  

GPT-4.5 ve GPT-5’e “dur” demek istiyorlar

Teknoloji liderleri, “büyük satış riskleri” nedeniyle GPT-4.5 ve GPT-5 gelişiminin duraklatılması çağrısında bulunuyor

Üretken yapay zeka, OpenAI’nin ChatGPT’si , Google Bard ve daha fazlası gibi çeşitli araç ve botların piyasaya sürülmesiyle son aylarda inanılmaz bir hızla ilerliyor. Yine de bu hızlı gelişme, yapay zeka alanında deneyimli tecrübeli kişiler arasında ciddi endişelere neden oluyor öyle ki, bunların 1.000’den fazlası yapay zeka geliştiricilerini frene basmaya çağıran açık bir mektup imzaladı.

Misyonu “dönüştürücü teknolojiyi hayata fayda sağlamak ve aşırı büyük ölçekli risklerden uzaklaştırmak” olan bir kuruluş olan Future of Life Institute’un web sitesinde yayınlandı. İmzacılar arasında Apple’ın kurucu ortağı Steve Wozniak, Twitter CEO’su Elon Musk ve siyasetçi Andrew Yang da dahil olmak üzere önde gelen akademisyenler ve teknoloji liderleri yer alıyor. Yakın zamanda piyasaya sürülen GPT-4’ten daha güçlü yapay zeka modelleri olan GPT-4.5 ve GPT-5 üzerinde çalışan tüm şirketlerin çalışmalarını en az altı ay süreyle derhal durdurmasını istiyor. Bu moratoryum “kamuya açık ve doğrulanabilir” olmalı ve “bağımsız dış uzmanlar tarafından titizlikle denetlenen ve denetlenen gelişmiş yapay zeka tasarımı ve geliştirmesi için bir dizi paylaşılan güvenlik protokolünü ortaklaşa geliştirmek ve uygulamak” için zaman tanıyor.
Mektup bunun gerekli olduğunu söylüyor çünkü “insan-rekabet zekasına sahip yapay zeka sistemleri toplum ve insanlık için büyük riskler oluşturabilir.” Bu riskler arasında propagandanın yayılması, işlerin yok edilmesi, insan yaşamının potansiyel olarak değiştirilmesi ve eskimesi ve “medeniyetimizin kontrolünün kaybedilmesi” yer alıyor. Yazarlar, bu geleceğe devam edip etmeme kararının “seçilmemiş teknoloji liderlerine” bırakılmaması gerektiğini ekliyor.

ChatGPT IQ testinde ne kadar başarılı?

0

OpenAI GPT-4’ü duyurduğunda, şirket “zor sorunları daha büyük bir doğrulukla çözme” becerisini ön plana çıkarmıştı. Scientific American’da yayımlanan sonuçlara göre ChatGPT IQ testinden yüksek bir puan aldı.

Scientific American, klinik psikolog Eka Roivainen’in Wechsler Yetişkin Zeka Ölçeği‘ni (WAIS) ChatGPT’ye uygulama deneyimini anlattığı bir görüş yazısı yayınladı. Altı sözlü ve beş sözsüz alt testten oluşan testin üçüncü baskı bu çalışmada uygulandı. Roivainen, beş sözlü alt testin – Kelime Bilgisi, Benzerlikler, Anlama, Bilgi ve Aritmetik – yazılı olarak sunulabileceğini belirtti. Altıncı sözel alt test ise Sayı Dizisi, kısa süreli belleği ölçtü.

Roivainen: “ChatGPT, genellikle son derece ayrıntılı ve kapsam açısından kapsamlı ve test kılavuzunda belirtilen doğru yanıt kriterlerini aşan yanıtlar vererek bunda başarılı oldu” diyor.

İki alanda en yüksek notları aldı

ChatGPT, Benzerlikler ve Bilgi alanında da en yüksek notları aldı. Anlama becerileri de yüksek olan ChatGPT, hemen hemen her aritmetik problemi çözmeyi başardı.

Tüm değerlendirmeler sonucunda ChatGPT’nin Sözel IQ’su 155 olarak ölçüldü. Bu, Amerikan WAIS III standardizasyon örneğini oluşturan 2.450 test katılımcısının yüzde 99,9’undan daha yüksek IQ anlamına geliyor. ChatGPT IQ testinden elde ettiği başarıyla aslında çok da şaşırtmadı diyebiliriz.

ChatGPT’ye güç veren dil modelleri gelişmeye devam etse bile ChatGPT’nin elbette sınırları var. Ancak bu sonuç, zaman içerisinde daha akıllı hale gelecek olan bir sohbet robotu için önemli bir performans göstergesi oldu.

Klimasız soğutma sağlayan kaplama

0
Cambridge Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirilen yeni soğutma kaplamaları, binaların pasif olarak soğumasına yardımcı olabilir. Dünya ısındıkça, klimaların kullandığı enerji de artmaya devam ediyor. Özellikle Avrupa ülkelerinde fazlalık enerji tüketimini önlemek amacıyla klima kullanımına da çeşitli kısıtlamalar getiriliyor. Gelecek otuz yılda, şebekeden elektrik çeken cihazların sayısının üç kattan fazla olması bekleniyor. Bununla birlikte Cambridge Üniversitesi‘ndeki araştırmacıları tarafından geliştirilen yeni kaplamalar, binaların pasif olarak soğumasına yardımcı olabilir. Whitest white paint olarak isimlendirilen çok beyaz uygulamalar zaten mevcutta kullanılmaktaydı. Ancak araştırmacıların yeni çözümü, aynı şeyi renkli olarak yapabilen bitki bazlı bir film çözümünü içeriyor. Cambridge’de doktora sonrası araştırmacı Qingchen Shen, “Bir renk oluşturmanın olağan yolu boyadır, ancak boya ışığı emer ve ısınır ve bu da soğutma etkisini ortadan kaldırır” diyor. Renkler normalde yüzeyleri daha sıcak yaptığından, soğutma için tasarlanan kaplamaların çoğu beyazdır. Ekip, boya kullanmak yerine, sabun köpüğü veya böcek kabuklarının daha hoş görünmesini sağlayan aynı fenomen olan yapısal renge yöneldi. Işık, yüzeydeki küçük yapılara çarpar ve etrafa sıçrayarak parıldayan renkler oluşturmak için farklı dalga boylarını farklı açılardan yansıtır. Araştırmacılar, bu yanardöner etkiyi yaratmak için selülozdan yapılmış nano boyutlu malzemeleri kullandılar. Daha sonra bunları esnek bir filmde başka bir beyaz selüloz tabakasıyla birleştirdiler. Filmin bir metrekaresi, 120 watt’ın üzerinde soğutma sağlayabiliyor. Bir çalışmada ise malzeme gün boyunca çevredeki havadan 4 Santigrat derece daha soğuktu. Duvarları veya çatıyı soğuk yapmak, bir binanın veya arabanın içindeki alanı soğutmaya da yardımcı oluyor. Bu tip uygulamalar evlerin yanı sıra yüksek ısının sorun oluğu endüstriyel tesisler, trafo binaları gibi birçok alanda kullanılabilir.