Güvenli Altyapılar ve Finansal Veriler

0

Ülkemiz finans teknolojileri konusunda dünya standartlarında teknolojiler üretiyor ve küresel alandaki rakipleri ile liderlik için kıyasıya bir rekabetin içinde yer alıyor. Rasyonet gibi finansal veri tarafında faaliyet gösteren ve teknolojiyi çok iyi kullanarak iş ortaklarına güvenli altyapılar sunan şirketler de bu alandaki gururumuz olarak ön plana çıkıyor.

Bulutu güvende tutan kazanır

Kullandıkları bulut tabanlı mikroservis mimarisi ile iş ortaklarına hız ve güveni bir arada sunduklarını belirten Rasyonet Yönetici Ortağı ve Teknoloji Direktörü Ali Çavuş, “Rasyonet olarak hizmetlerimizi, konteynerler ve Kubernetes küme yöneticisi üzerinde çalıştırarak, modüler bir mikroservis mimarisi kullanıyoruz. Bu sayede, sisteme yeni veri kaynakları veya analiz modülleri eklemek kolaylaşıyor ve sistem bileşenleri bağımsız olarak ölçeklenebilir hale geliyor. Yine bu altyapı sayesinde yüksek erişim sürekliliği, esnek sunucu ölçeklenebilirliği ve kesintisiz güncelleme olanağı da sağlıyoruz.” dedi.

Rasyonet’in kullandığı gerçek zamanlı veri aktarım katmanı sayesinde Apache Kafka ve RabbitMQ temelli dağıtık mesaj kuyrukları üzerinden, fiyat verileri, işlem hareketleri, analist tahminleri ve haber akışları gibi farklı veri tipleri stream olarak işleniyor. Bu sayede veri gecikmeleri milisaniye seviyesine iniyor ve kullanıcılar anlık değişiklikleri hızla izleyebiliyor.

Rasyonet’in kullandığı bir diğer teknoloji ise dağıtık önbellekleme ve veri tabanları. Burada ilişkisel veri ile NoSQL çözümlerinin bir arada kullanıldığı hibrit bir veri tabanı altyapısı mevcut. Bu da Redis veya Memcached gibi önbellek katmanlarında, sık erişilen verilerin ultra düşük gecikmeyle sunulmasını sağlıyor. Bu sayede Rasyonet iş ortaklarının sorgu performansı artırılmış olurken büyük veri setlerinde bile kullanıcı deneyimi tutarlı kalmış oluyor.

Finansal verinin kalitesi işin kalitesini gösteriyor

Finansal verinin kalitesi ve doğruluğu tarafında önemli çalışmaları olduğuna vurgu yapan Ali Çavuş, “Burada kullandığımız otomatik doğrulama çözümümüz bizi rakiplerimizin bir adım önüne taşıyor. Bu çözümle gelen her veri parçası, kurumsal iş kurallarına göre anında validasyon süreçlerinden geçer. Tutarsızlık tespit edildiğinde, veri kaynağıyla otomatik geri bildirim mekanizması çalışır. Çakışan veri olursa da hiyerarşik öncelik ve zaman damgası bazlı algoritmalar devreye girer. Ayrıca zaman damgalı ETL süreçleri ile de veriler, düzenli aralıklarla (dakika, saat, gün) çekilip dönüşüme tabi tutulur ve veri ambarına yüklenirken her adım loglanır. Bu, veri geçmişinin tam takibini ve kolayca geri alınabilmesini sağlar” diye bilgi veriyor.

Günümüzün en önemli başlıkları olan yapay zeka ve makine öğreniminin kendileri için de öncelik olarak ilk sıralarda yer aldığının altını çizen Ali Çavuş, bu konuda ise şunları söyledi:

“Yapay zeka teknolojilerini kullandığımız en önemli alan anomali tespiti ve veri temizleme alanı. Burada finansal veri akışında sıra dışı fiyat hareketleri veya eksik/bozuk kayıtları, gözetimsiz öğrenme temelli modellerle otomatik olarak işaretleyip iş akışına alıyoruz. Bu da mevcut verilerin daha güvenilir olmasını sağlıyor. Ayrıca tahmine dayalı analiz modülleri ile de zaman serisi tahmini ile finansal göstergelerin kısa ve orta vadeli öngörüsünü yapıyoruz. Sonrasında bu sonuçları da platform içindeki “Forecast” özelliğimize entegre ediyoruz.

Finansal veri analizlerini daha doğru ve hızlı hale getirmek için yapay zeka ve makine öğrenmesi teknolojilerini daha aktif kullanmayı planlıyoruz. Bu sayede anomali tespiti, risk analizleri gibi süreçleri daha verimli ve kesin bir şekilde otomatikleştirmiş olacağız.”

Rasyonet, küresel veri sağlayıcılarla eşdeğer veri kalitesi ve kapsama alanı sunmayı hedeflerken, maliyet avantajını ve Türk lirası bazlı çözümleri de ön planda tutuyor. Modüler ve müşteri odaklı geliştirme süreçleriyle müşterigeri bildirimlerine hızlı yanıt veren çevik yazılım süreçleri, ihtiyaç duyulan yeni veri kaynaklarının ve analiz fonksiyonlarının hızla devreye alınmasını sağlıyor. Veri odaklı strateji desteği ile de Rasyonet’in sağladığı gerçek zamanlı, tutarlı ve zenginleştirilmiş veriler; portföy yönetimi, risk analizi ve uyum süreçlerinde kurum içi raporlamayı hızlandırıp stratejik kararların veriye dayalı olmasını sağlıyor.

Gelecek artık kapıda

Gelecekte yapay zeka ve makine öğrenimi dışında da çeşitli yatırımlar yapacaklarını kaydeden Ali Çavuş, sözlerini şu şekilde bitirdi:

“Önümüzdeki dönemde veri gölü altyapımızı geliştirerek, farklı veri türlerini merkezi bir sistemde daha etkin bir şekilde depolayıp işleyebileceğiz. Yapay zeka destekli veri yönetimi ile veri analiz süreçlerini hızlandıracağız ve daha doğru sonuçlar elde edeceğiz. Gerçek zamanlı veri akışlarını daha hızlı işleyebilmek için de edge computing teknolojilerini entegre etmeyi planlıyoruz. Yapay zeka ve makine öğrenmesi modelleri; anomali tespiti, tahmine dayalı veri temizleme ve otomatik sınıflandırma gibi alanlarda görev alıyoruz. Büyük veri işleme yetkinliği, pipeline mimarisi ile optimize edilirken, verilerin temizlenmesi, dönüştürülmesi ve analiz edilmesi adımları modüler şekilde gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, dağıtık işlem çerçeveleri veri akışının sorunsuz ve zamanında işlenmesini sağlıyoruz. Veri ambarı katmanında hem SQL hem de NoSQL teknolojileri bir arada kullanıyoruz. Tüm bunlar, Rasyonet’i yerli fintek ekosisteminde gerçek zamanlı, güvenilir ve ileri analitik kabiliyetleriyle öne çıkarıyor; kurumların karar alma süreçlerini daha hızlı, veriye dayalı ve şeffaf hale getiriyor.”

Intel ve Shell işbirliği, sıvı soğutma sistemlerinin önündeki büyük bir problemi ortadan kaldırıyor!

Dell’Oro Group’un verilerine göre sıvı soğutma teknolojilerinin 2028 yılına kadar veri merkezi soğutma pazarının %36’sını oluşturması bekleniyor. Bu doğrultuda, sektörde sıvı daldırma soğutma sistemlerine yönelik ilgi artarken, sahada test edilmiş ve sertifikalı çözümlerin eksikliği, yaygın kullanımı kısıtlayan temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Bu eksikliği gidermek üzere Intel, Shell Global Solutions (US) Inc. ile birlikte geliştirdiği yeni bir daldırma soğutma çözümünü duyurdu. Supermicro ve Submer donanımlarıyla desteklenen sistem, Intel’in 4. ve 5. Nesil Xeon işlemcileriyle uyumlu olarak sertifikalandırıldı. Bu çözüm, Intel’in “Data Center Certified for Immersion Cooling” programı kapsamında onaylanan ilk uygulama olma niteliği taşıyor.

Test edilmiş altyapı, uzun vadeli soğutma kullanımı için onaylandı

Intel’in bünyesindeki Gelişmiş Veri Merkezi Geliştirme Laboratuvarı’nda yapılan kapsamlı testlerin ardından sistemin, enerji verimliliği ve uzun ömürlü kullanım açısından uygun olduğu doğrulandı. Tek fazlı sıvı daldırma sisteminde Shell tarafından sağlanan özel soğutma sıvısı kullanılıyor. Sistem, AI ve HPC gibi yüksek yoğunluklu iş yükleri altında çalışabilecek kapasiteye sahip olarak tanımlanıyor.

Yeni sistemle birlikte Intel, kullanıcılarına “Xeon İşlemci Tek Fazlı Daldırma Garanti Ek Belgesi” de sunuyor. Bu belge, donanımın belirli koşullar altında sıvı içinde çalışmasının, performans ya da dayanıklılık açısından bir sorun teşkil etmeyeceğini garanti ediyor.

Intel ve Shell’in önümüzdeki dönemde yeni nesil işlemciler için benzer sertifikasyon süreçlerini sürdürmesi bekleniyor. Şirket yetkilileri, sistemin doğrudan uygulanabilir ve sahada kullanıma hazır olmasıyla, veri merkezlerinin daha kısa sürede geçiş yapabileceği bir yapı sunduğuna dikkat çekiyor. Ancak sistemin yaygınlaşması, sektördeki diğer üreticilerin ve soğutma sıvısı sağlayıcılarının da benzer standartlara yönelip yönelmeyeceğine bağlı olarak şekillenecek.

Trump’ın Körfez ziyareti, milyar dolarlık yapay zekâ ve teknoloji yatırımlarına sahne oldu!

Ziyaretin ilk durağı olan Suudi Arabistan’da ABD Başkanı Donald Trump’a düzenlenen görkemli karşılama, ardından gelen milyarlarca dolarlık yatırım taahhütleriyle ekonomik ve diplomatik anlamda dikkat çekici bir tabloya dönüştü.

Suudi Arabistan, ABD’ye 600 milyar dolarlık yatırım sözü verirken, bu taahhüt çerçevesinde yapay zekâ, veri altyapısı ve enerji gibi stratejik sektörlerde büyük ölçekli anlaşmalar gerçekleştirildi.

Ziyaret sırasında en çok öne çıkan başlık yapay zekâ yatırımları oldu. Suudi Arabistan merkezli Humain isimli yapay zekâ girişimi, ABD’nin önde gelen teknoloji şirketleriyle yeni iş birlikleri duyurdu. Amazon Web Services ile yapılan iş birliği kapsamında Suudi Arabistan’da bir Yapay Zekâ Bölgesi kurulması planlanıyor. Ayrıca AMD ile ortaklaşa yürütülecek projeyle, önümüzdeki beş yıl içinde 10 milyar dolara kadar yatırım yapılarak 500 megavatlık AI bilgi işlem kapasitesi oluşturulması hedefleniyor. Bu gelişmeler, Körfez ülkelerinin küresel yapay zekâ yarışında daha iddialı bir pozisyon edinme çabasının somut adımları olarak görülüyor.

Öte yandan, Suudi teknoloji şirketi DataVolt’un ABD’de yapay zekâ veri merkezleri ve enerji altyapısına 20 milyar dolarlık yatırım yapacağı açıklandı. Google, Oracle, Salesforce, AMD ve Uber gibi ABD’nin önde gelen teknoloji firmalarının da hem ABD hem Suudi Arabistan’da gerçekleştirilecek projelere toplam 80 milyar dolar ayıracağı ifade edildi.

Trump’ın ziyareti sırasında sadece teknoloji alanında değil, altyapı, ulaşım, enerji ve sağlık gibi farklı sektörlerde de büyük ölçekli anlaşmalar duyuruldu. ABD merkezli inşaat danışmanlık şirketleri Riyad’daki önemli projelerin inşasında görev alırken, General Electric’in enerji çözümleri ve Boeing’in yolcu uçakları ihracatı gibi başlıklar ABD ekonomisi için dikkat çekici ihracat kalemleri oluşturdu. Ayrıca Michigan’da kurulacak yeni bir IV sıvı üretim tesisi için sağlık alanında da milyarlarca dolarlık yatırım planlandığı belirtildi.

Finans sektörü de önemli gelişmelerin olduğu alanlardan biriydi. Suudi yatırım şirketi Hassana ile ABD merkezli Franklin Templeton arasında özel kredi fırsatlarına yönelik stratejik iş birliği yapılması için mutabakat sağlandı. Diğer yandan, ABD’li yatırım platformu Burkhan World Investments da Suudi ortaklarla toplam 15 milyar dolarlık yatırım anlaşmaları imzaladı.

Enerji devi Suudi Aramco’nun ABD’li şirketlerle sıvılaştırılmış doğalgaz ve altyapı alanlarında iş birlikleri açıklaması da ziyaretin enerji boyutunu öne çıkardı. Ayrıca Nvidia ile Humain arasında duyurulan ortaklık, yapay zekâ alanındaki küresel güç dengelerini etkileme potansiyeline sahip.

Trump’ın Körfez ziyareti, diplomatik ilişkilerden çok ekonomik iş birlikleriyle şekillendi. Açıklanan projeler ve yatırımlar, hem ABD ekonomisine kısa vadeli katkılar sağlayacak hem de Körfez ülkelerinin teknoloji temelli dönüşüm vizyonlarına hizmet edecek. Ziyaret, aynı zamanda Washington ile Riyad merkezli yeni nesil stratejik ortaklıkların teknoloji üzerinden nasıl inşa edildiğini de ortaya koydu.

Microsoft’un sansasyonel ekibi WizardLM, Tencent’e katılıyor!

Ekibin lideri konumundaki araştırmacılardan Can Xu’nun sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamaya göre, WizardLM ekibi Microsoft’tan ayrılarak Tencent’in Hunyuan adlı AI birimine geçti. Tencent, son dönemde Hunyuan üzerinden çeşitli yapay zekâ modelleri ve uygulamaları geliştirerek bu alandaki yatırımlarını artırmıştı.

Hunyuan bünyesinde geliştirilen ilk model olan Hunyuan-TurboS 0416, WizardLM’nin Tencent’teki varlığını doğrular nitelikte. WizardLM’nin kurucularından olduğu belirtilen Qingfeng Sun, bu modelin Google’ın Gemma 3 serisi gibi açık kaynak modellerden daha iyi performans gösterdiğini iddia ediyor. Ancak bu iddialar henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil.

WizardLM ekibinin geçmişi oldukça tartışmalı

WizardLM, Microsoft bünyesindeyken dikkat çeken ancak bazı sorunlarla gündeme gelen bir araştırma grubu olarak biliniyordu. Nisan 2024’te yayınladıkları WizardLM-2 model ailesi, OpenAI’nın GPT-4 modeline rakip olduğu iddiası ile duyurulmuştu. Ancak yalnızca bir gün sonra Microsoft, modellerin toksisite testinden geçmemiş olduğunu gerekçe göstererek tüm dosyaları internetten kaldırdı.

Ekip, test sürecini unuttuklarını belirten bir açıklamayla geri adım attı. Fakat model dosyaları çoktan farklı platformlarda yayılmaya başlamıştı. Hugging Face platformunun CEO’su Clément Delangue, modelin geri çekilmesinin açık kaynak topluluğuna zarar verdiğini ifade etti. Delangue, modellerin ayda yüz binlerce kez indirildiğini ve birden fazla projenin bu geri çekilmeden olumsuz etkilendiğini vurguladı.

Microsoft Türkiye’nin Kurumsal İletişim Direktörü Ayça Demirci Turgay oldu

Tencent’e geçişin ardından WizardLM’nin nasıl bir rota izleyeceği net değil. Ancak ilk modelin yayınlanması, ekibin benzer çalışmalarla yola devam edeceğini gösteriyor. Tencent’in bu yıl yapay zekâ alanına yaklaşık 12,5 milyar dolar yatırım yapacağı ve Hunyuan ekibini yeniden yapılandırdığı biliniyor. Şirket, 2025’in ilk çeyreğinde elde ettiği %8’lik büyümeyi büyük ölçüde yapay zekâ alanındaki yatırımlarına bağlıyor.

Microsoft ve Tencent konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak WizardLM ekibinin bu transferi, Çin’deki yapay zekâ rekabetinin hızla arttığını ve teknoloji devlerinin alanında yetkin araştırmacıları doğrudan bünyelerine katma stratejisini benimsediklerini ortaya koyuyor.

Porsche destekli girişim, otomotiv sektörüne yeni bir model getirecek!

AutoUnify kurucusu Joel Milne, mobil oto tamir hizmeti sunan RepairSmith’i kurup AutoNation’a sattıktan sonra, sektörde karşılaştığı iletişim kopukluklarının ciddi bir verimsizlik ve maliyet yarattığını fark etti.

Bugün bir otomobil bayisi ortalama 40’tan fazla farklı yazılım sistemi kullanıyor. Bunlar arasında müşteri ilişkileri yönetimi, dijital satış platformları, envanter kontrolü, ödeme sistemleri ve servis yönetimi gibi araçlar bulunuyor. Ancak bu sistemlerin büyük kısmı birbirinden bağımsız çalışıyor ve üretici firmalarla, yazılım sağlayıcılarla ya da servislerle doğrudan iletişim kurmaları oldukça zor.

Milne, bu dağınıklığı 20 yıl önceki finans sektörüne benzetiyor. O dönemde Plaid adlı girişim, banka hesaplarını üçüncü parti uygulamalara bağlayarak sektörde büyük bir dönüşüm yaratmıştı. AutoUnify de benzer bir etkiyi otomotiv perakendeciliğinde yaratmayı hedefliyor.

AutoUnify, gerçek zamanlı iletişim için ortak API kullanımı sağlıyor

Santa Monica merkezli AutoUnify, bayiler ile servis noktalarının kullandığı sistemlerin üretici firmalar ve yazılım sağlayıcılarla gerçek zamanlı veri alışverişi yapmasını sağlayan bir API platformu geliştirdi. 2024 yılı boyunca bazı pilot müşterilerle sessizce çalışan girişim, artık sektöre açık satışa başlamış durumda. Şirket, UP.Partners liderliğinde 5 milyon dolarlık yatırım alarak yıl sonuna kadar çalışan sayısını 9’dan 20’ye çıkarmayı planlıyor.

AutoUnify, UP.Labs’in Porsche ile yürüttüğü uzun vadeli iş birliğinden çıkan dördüncü girişim. UP.Labs CEO’su John Kuolt, bu girişimin sektördeki en karmaşık problemlerden birine çözüm getirdiğini belirtiyor. Daha önce UP.Labs çatısı altından çıkan Pull Systems ve Sensigo gibi girişimler de sektördeki performans yönetimi ve teknik teşhis alanlarında dijital çözümler geliştirmişti.

UP.Labs’in dikkat çeken yönü, sadece ortaklık kurduğu şirketlerin ihtiyaçlarına yönelik değil, tüm sektöre hitap eden çözümler üretmeye odaklanması. AutoUnify da sadece Porsche için değil, otomotiv sektörünün tamamında geçerli olabilecek bir altyapı sunmayı hedefliyor.

AutoUnify, eğer iddia ettiği gibi farklı sistemler arasında köprü kurarak iletişimi kolaylaştırabilir ve standartlaştırabilirse, bu durum otomotiv perakendeciliği için önemli bir dönüşüm olabilir. Ancak başarının, yazılım sağlayıcılarının bu sisteme entegrasyon düzeyine ve üreticilerin ne ölçüde destek vereceğine bağlı olduğu görülüyor.

UP.Labs’in benzer girişimleri havacılık ve lojistik gibi alanlara da yayma planları bulunuyor. Alaska Airlines ve JB Hunt ile yapılan anlaşmalar, bu modelin farklı sektörlerde de uygulanabileceğini gösteriyor. Ancak otomotiv sektörü, yüksek teknolojiye rağmen hâlâ dijital dönüşümde birçok yapısal engelle karşı karşıya. AutoUnify’ın bu engelleri ne ölçüde aşabileceği, önümüzdeki aylarda daha net ortaya çıkacak.

Marks & Spencer, müşteri bilgilerinin çalındığını doğruladı!

Marks & Spencer, Londra Borsası’na yaptığı bildirimde saldırıya ilişkin detayları paylaşmasa da, müşteri bilgilerinin ele geçirildiğini doğruladı.

BBC’nin ulaştığı bilgilere göre, çalınan veriler arasında müşterilerin isimleri, doğum tarihleri, ev ve e-posta adresleri, telefon numaraları, hane bilgileri ve çevrimiçi sipariş geçmişleri yer alıyor. Şirket, önlem olarak çevrimiçi hesapların şifrelerini sıfırlamaya başladı.

Ancak saldırının kapsamı hâlâ belirsizliğini koruyor. Kaç kişinin verilerinin çalındığı henüz açıklanmazken, Marks & Spencer’ın 30 Mart 2024 tarihli yıllık raporuna göre yaklaşık 9.4 milyon çevrimiçi müşterisi bulunuyor. Şirketin sözcüsü Alicia Sanctuary, saldırının detayları hakkında bilgi vermekten kaçınarak kamuya açık açıklamaya işaret etti.

Marks & Spencer saldırısının arkasında DragonForce’nin olduğu iddia ediliyor

Saldırının arkasında, DragonForce adlı fidye yazılımı ve gasp grubu olduğu öne sürülüyor. Aynı dönemde İngilitere’deki diğer büyük perakendeciler Co-op ve Harrods da benzer saldırıların hedefi oldu. Co-op başlangıçta veri sızıntısı olmadığını belirtse de daha sonra müşterilere ait kişisel bilgilerin çalındığını doğruladı. DragonForce, yalnızca Co-op üyelik programına kayıtlı 20 milyon kişinin bilgilerini ele geçirdiğini iddia etti.

Ulusal Siber Güvenlik Merkezi (NCSC), geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, olayın mağdurları ve kolluk kuvvetleriyle birlikte çalıştıklarını belirtti. Bu gelişmeler, ülkedeki perakende sektörünün siber güvenlik açıklarını ve bu alandaki risklerin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.

Marks & Spencer, yaşanan saldırının ardından hâlâ operasyonel sıkıntılar yaşıyor. Mağazalarda bazı gıda ürünlerinin rafları boş kalırken, çevrimiçi sipariş sistemi tamamen devre dışı durumda. Bu durum, sadece veri güvenliğini değil, aynı zamanda lojistik ve tedarik zinciri yönetimini de doğrudan etkiliyor.

Uzmanlar, yaşanan bu tür saldırıların giderek daha karmaşık hâle geldiğini ve hem bireysel kullanıcılar hem de büyük ölçekli şirketler için kalıcı sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Marks & Spencer gibi köklü markaların dahi siber saldırılara karşı savunmasız kalması, hem tüketici güvenini sarsıyor hem de sektör genelinde dijital güvenlik stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.

Şirketin önümüzdeki günlerde daha ayrıntılı bir açıklama yapması ve etkilenen kullanıcıları doğrudan bilgilendirmesi bekleniyor.

GM, yeni batarya hücreleriyle maliyetleri düşürecek!

GM, LG Energy Solution ile yürüttüğü uzun soluklu ortaklık kapsamında, maliyeti azaltmayı hedefleyen yeni bir lityum-manganez ağırlıklı (LMR) prizmatik batarya hücresi geliştirdiğini duyurdu.

Bu yeni hücreler ilk olarak 2028’de piyasaya sürülmesi planlanan büyük elektrikli SUV ve kamyon modellerinde kullanılacak. GM’nin verdiği bilgilere göre LMR hücreler, mevcut batarya sistemlerinde yer alan ve oldukça pahalı olan nikelin önemli bir kısmını daha ucuz bir seçenek olan manganezle değiştiriyor. Bu da üretim maliyetlerinde ciddi bir azalma sağlama potansiyeli taşıyor.

Yeni hücreler, GM’nin şu anda Silverado EV’de kullandığı 24 modüllü, 205 kWh kapasiteli batarya paketinden oldukça farklı bir yapıya sahip. LMR hücreleri, mevcut sistemde kullanılan 24 poşet hücre yerine yalnızca 6 büyük prizmatik modülle aynı kapasiteyi sağlayabiliyor. GM, bu yeni hücrelerin enerji yoğunluğunun Tesla Model 3’te kullanılan lityum-demir-fosfat (LFP) hücrelere kıyasla %33 daha yüksek olduğunu belirtiyor. Bu da hem daha az yer kaplamaları hem de daha az parça ile üretimin kolaylaşması anlamına geliyor.

Yeni hücrelerin geliştirilmesi süreci, GM’nin Michigan’daki Wallace Batarya Hücresi İnovasyon Merkezi’nde sürüyor. Burada hücrelerin üretim aşamaları detaylı şekilde test edilip optimize ediliyor. Şirket, bu hücrelerin 2027’de tam anlamıyla doğrulanacağını ve seri üretime hazır hale getirileceğini söylüyor. Ayrıca, Louisiana’da manganez sülfat işlemek üzere kurulan ve GM’nin 85 milyon dolarlık yatırımla desteklediği tesis, bu üretim zincirinin kritik bir halkası olarak öne çıkıyor.

GM’nin batarya stratejisi yalnızca LMR hücreleriyle sınırlı değil. Şirket, giriş seviyesi araçlarda maliyeti düşük tutmak için LFP hücrelerini, yüksek menzil ve performans gereken modellerde ise nikel ağırlıklı NMCA hücrelerini kullanmaya devam edecek. LMR ise bu iki uç arasında, hem maliyet hem performans açısından dengeli bir çözüm sunarak orta sınıf SUV ve kamyonlar için ideal bir seçenek olacak.

GM, yeni hücrelerin nerede üretileceğini henüz açıklamasa da, Ohio ve Tennessee’deki Ultium Cells tesislerinde bugüne kadar 100 milyondan fazla hücre üretildiğini hatırlatıyor. Ayrıca, bu yeni hücrelerin mevcut bataryalarla aynı hızlı şarj yeteneklerine ve 100 bin mil garantisine sahip olacağı da doğrulandı.

GM’nin batarya alanındaki bu hamlesi, sadece daha ucuz elektrikli araçlar üretme çabasından ibaret değil; aynı zamanda şirketin teknolojik dönüşümünün bir yansıması. Geleneksel içten yanmalı motorların performans geleneğini sürdüren, ama bunu elektrikle yapan bir gelecek için bu hücreler kritik bir rol oynayabilir.

Yandex Ads Türkiye’den ajanslara özel yeni program: Ajans Elçisi

0

Yandex Ads Türkiye, dijital pazarlama alanında faaliyet gösteren ajanslara yönelik yeni bir inisiyatifi hayata geçirdi. “Ajans Elçisi Programı” adı verilen bu yeni yapı, yerel pazarlama ajanslarıyla olan iş birliklerini güçlendirmeyi ve ajans profesyonellerinin doğrudan destek alabileceği bir sistem kurmayı hedefleyen bir girişim olarak tanıtıldı.

Program, ajans profesyonelleri için yeni bir iletişim ve iş birliği ağı oluşturuyor. Katılımcılar, Yandex Ads Space platformu ile etkileşim düzeylerine göre çeşitli ayrıcalıklardan faydalanacak. Aynı zamanda bu yapının, ajanslar arasında bilgi paylaşımını teşvik ederek güçlü bir topluluk oluşturması bekleniyor.

Ajans Elçisi Programı sayesinde, Türk dijital pazarlama ajansları doğrudan Yandex Ads ekibiyle iletişime geçebilecek. Katılımcılar özel destek alabilecek, eğitim içeriklerine erişebilecek ve düzenli bilgilendirme akışından yararlanabilecek. Bu süreçte ajanslara özel geliştirilen yeni bir portal da devreye alındı. Portal üzerinden sektör gelişmeleri, ürün duyuruları ve güncel içerikler merkezi bir noktadan sağlanacak.

Katılımcı ajanslar dört ayrı seviyede gruplandırılacak. Seviye geçişleri, ajansların müşteri portföyü ve platformdaki etkinlik düzeyine göre belirlenecek. “Yandex Ads Başlangıç” seviyesi, henüz aktif kampanyası olmayan ajanslara temel kaynakları sunarken, “Yandex Ads Isınma Turu” seviyesine ulaşan katılımcılar en az bir aktif müşteriyle çalışıyor olacak. “Yandex Ads Satış Şampiyonu” seviyesindeki ajanslar daha yüksek bütçeli kampanyaları yönetirken, “Yandex Ads Premier Satış Yöneticisi” seviyesinde yer alanlar, kapsamlı avantajlar ve özel organizasyonlara katılım hakkı elde edecek. Her seviye, markalı hediyeler, özel eğitim içerikleri ve etkinliklere erişim gibi avantajlarla destekleniyor.

Programın, Yandex’in Türkiye pazarına yönelik 400 milyon dolarlık yatırım planı kapsamında hayata geçirildiği açıklandı. Bu adımın, ajanslar ve Yandex Ads arasındaki iş birliğini ileri taşımayı ve pazarlama profesyonellerine uzun vadeli katkı sunmayı amaçladığı belirtildi.

Programa katılım sağlamak isteyen ajansların, resmi başvuru sayfası üzerinden kayıt yapması ve müşteri bilgilerini paylaşarak uygun seviye tespitini tamamlaması gerekiyor. Seviye atamaları her ay güncellenirken, başvuru için son tarih her ayın 10’u olarak belirlendi.

Detaylı bilgi ve başvuru için: https://ads.yandex/aap adresi üzerinden erişim sağlanabiliyor.

ChatGPT PDF halinde rapor üretiyor

0

Şubat ayında piyasaya sürülen OpenAI’nin aracı AI Deep araştırma aracı, web’de arama yapabilir ve 5-30 dakika içinde ayrıntılı bir rapor çıkarabilir, bir kişinin birkaç saatini alacak bir görevi tamamlayabilir. Bu kullanışlı araç daha da kullanışlı hale geldi.

ChatGPT PDF halinde çalışma çıktıları sunuyor

OpenAI kullanıcıların artık Deep Research raporlarını tablolar, resimler, kaynaklar ve bağlantılı alıntılar dahil olmak üzere raporun tüm öğelerini içeren PDF’ler olarak çıktı alabileceğini duyurdu. PDF’yi oluşturmak kolaydır: Kullanıcıların tek yapması gereken, aşağıdaki videoda görüldüğü gibi raporun üst kısmındaki “PDF olarak indir” seçeneğine dokunmak.

Özellik ChatGPT Plus, Team ve Pro abonelerine sunuldu ve yakında Enterprise ve Edu kullanıcılarına da sunulacak. Deep Research’ün tam sürümü yalnızca ücretli aboneler için kullanılabilir. Ancak ücretsiz kullanıcılar daha kısa yanıtlar sunan hafif bir sürüme erişebilir.

Bir ChatGPT Plus kullanıcısı olarak tek yapmanız gereken, istemimi girmek ve arama çubuğundaki Derin Araştırma düğmesine tıklamak. ChatGPT, olağan sürecin bir parçası olarak, raporun içeriğinin tam olarak neyi göstermesini istediğinizi tanımlayan birkaç takip sorusu soruyor. Daha sonra, takip sorularını yanıtladıktan sonra, AI 22 kaynağı ziyaret ediyor ve 99 aramalar yaparak 10 dakika gibi kısa bir sürede rapor çıkarabiliyor. Elbette bu arama sayısı ve rapor çıkarma süresi sizin isteğinizin içeriğine göre değişebiliyor.

Bu özellik ChatGPT için yeni olsa da, diğer bazı AI sohbet robotları zaten aynı veya benzer işlevselliği sunuyor. Örneğin, bir rapor oluşturmak için Google Gemini’nin Derin Araştırma özelliğini kullanabilir ve ardından bu raporu Google Dokümanlar’a aktarabilirsiniz.

ABD yapay zeka çip ihracatı için Trump’tan yeni karar!

0

Başkan Donald Trump’ın yönetimi, selefinin koyduğu son düzenlemelerden birini iptal etti. Ticaret Bakanlığı, eski Başkan Joe Biden tarafından uygulanan ve ABD yapay zeka çiplerinin belirli uluslararası pazarlara ihracatını kısıtlayan bir politika olan AI Yayılım Kuralını iptal etti.

ABD yapay zeka çip ihracatı için daha esnek hareket edilecek

ABD yapay zeka çip ihracatı hakkında kural, Biden’ın yönetimi tarafından Ocak ayında tanıtıldı ve 15 Mayıs’ta yürürlüğe girmesi planlanıyordu. Trump daha önce Biden tarafından Ekim 2023’te göreve başladıktan sonraki ilk yürütme emirleri dalgasının bir parçası olarak kabul edilen daha geniş AI yönergelerini geri çekmişti.

Ticaret Bakanlığı önceki AI Yayılım Kuralını uygulamasa da, Sanayi ve Güvenlik Bürosu daha sonraki bir tarihte bir yedek politika yayınlayacağını söyledi. ABD AI çiplerinin etkileri üzerine bir basın bülteninde BIS’ten üç ek eylem yer aldı:

  • “Huawei Ascend çiplerinin dünyanın herhangi bir yerinde kullanılmasının ABD ihracat kontrollerini ihlal ettiğine dair rehberlik yayınlamak.
  • “Halkın, ABD AI çiplerinin Çin AI modellerinin eğitimi ve çıkarımı için kullanılmasına izin verilmesinin olası sonuçları konusunda uyaran rehberlik yayınlamak.
  • “ABD şirketlerine tedarik zincirlerini yönlendirme taktiklerine karşı nasıl koruyacakları konusunda rehberlik etmek.”

Bu sektör, Çin ile devam eden tarife müzakereleri ve Orta Doğu’daki olası anlaşmalar dahil olmak üzere ABD’nin uluslararası ilişkileri açısından giderek daha önemli hale gelebilir. ABD yapay zeka çipi üreticisi NVIDIA, mevcut yönetimin AI altyapısının ihracatına yönelik yaklaşımının öncüsü olabilir. Şirket geçen ay, federal hükümetin Çin, Makao, Hong Kong ve ABD Silah Ambargosu kapsamında D:5 olarak belirlenen ülkeler de dahil olmak üzere bazı bölgelere H20 yongalarının ihracatı için lisans talep ettiğini açıkladı.

Google, araç içi deneyimde yeni bir dönem başlatıyor!

Şirket, bu yeni özelliğin önümüzdeki birkaç ay içinde Android Auto destekli tüm araçlara sunulacağını açıkladı. Daha sonra ise Google’ın kendi işletim sistemiyle çalışan araçlarda da yerini alacak. Bu hamle, araç içi teknolojilerde bugüne kadar görülen en büyük dönüşümlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Gemini’nin Android Auto üzerindeki etkisi iki temel başlıkta toplanıyor. İlk olarak, bu sistem gelişmiş bir sesli asistan olarak görev yapacak. Sürücüler veya yolcular, Gemini’ye doğal dil kullanarak mesaj göndermesini, müzik çalmasını ya da restoran bulmasını isteyebilecek. Google Asistan’ın yaptığı işleri daha sezgisel ve kullanıcı dostu şekilde gerçekleştirecek olan Gemini, komutlara daha az robotik tepki vererek kullanıcıyı yormayan bir deneyim sunmayı hedefliyor. Ayrıca, kullanıcı tercihlerini hatırlayarak örneğin bir kişiye hangi dilde mesaj gönderileceğini bile otomatik olarak ayarlayabilecek.

İkinci önemli özellik ise Gemini Live olarak adlandırılan sürekli açık sohbet modu. Bu mod sayesinde kullanıcılar, yolculuk fikirlerinden yemek tariflerine, hatta Roma tarihi gibi konulara kadar birçok alanda Gemini ile doğal bir şekilde sohbet edebilecek. Google, bu özelliklerin sürücüleri dikkat dağıtmak yerine, tam aksine görevleri daha kolay yerine getirebilmek adına zihinsel yükü azaltacağını savunuyor.

Şimdilik Gemini, Google’ın bulut altyapısı üzerinden çalışacak. Ancak şirket, otomobil üreticileriyle iş birliği yaparak sistemin doğrudan araç içi donanımda çalışmasını sağlayacak bir edge computing çözümü üzerinde de çalışıyor. Bu sayede hem performans hem de bağlantı güvenilirliği artacak. Hareket halindeki araçların sürekli değişen sinyal kulelerine bağlandığı düşünüldüğünde, bu gelişme büyük önem taşıyor.

Google, araç içi sensörler ve kameraların sunduğu verileri Gemini’nin kullanıp kullanmayacağı konusunda şimdilik net bir açıklama yapmadı. Ancak bu alanda gelecekte oldukça yaratıcı kullanım senaryoları görülebileceğine dikkat çekiliyor.

Gemini, Android Auto ve Google Built-In destekli araçlarda 40’tan fazla dili destekleyecek ve halihazırda Google’ın üretici yapay zekâ modellerinin aktif olduğu ülkelerde kullanıma sunulacak. Google, sürüş deneyimini sadece daha verimli değil, aynı zamanda daha eğlenceli hâle getirmeyi amaçlıyor.

Microsoft 6.000 kişiyi işten çıkarıyor!

0

Microsoft, dünya genelinde yaklaşık 6.000 çalışanını işten çıkarıyor. Bu sayı, şirketin toplam iş gücünün yaklaşık %3’üne denk geliyor. Kararın arkasında ise yapay zeka yatırımlarına daha fazla kaynak ayırma hedefi yatıyor.

Yapay Zeka Yükseliyor, Çalışanlar Gidiyor

Geçtiğimiz yılın verilerine göre Microsoft, dünya çapında 228.000 kişiyi istihdam ediyordu. Bunların 126.000’i Amerika Birleşik Devletleri’nde görev yapıyordu. Yeni işten çıkarmalar ise tüm seviyeleri ve lokasyonları etkileyecek şekilde planlandı.

Şirket, bu kararı açıklarken “stratejik yeniden yapılandırma” ve “operasyonel verimlilik” gibi ifadeler kullandı. Ancak sektör uzmanları bu gelişmeyi, özellikle bulut bilişim ve yapay zeka yatırımları önceliklendirilirken, maliyetlerin azaltılması için alınmış zorunlu bir adım olarak yorumladı.

İşten çıkarmaların detayları henüz tam olarak açıklanmadı. Hangi departmanların veya ülkelerin daha fazla etkileneceği bilinmiyor. Ancak bazı kaynaklara göre, ağırlıklı olarak ürün geliştirme ve destek ekipleri bu dalgadan etkilenebilir.

Bu karar, Microsoft’un yapay zeka teknolojilerindeki liderliğini pekiştirmek için Azure, Copilot ve diğer AI tabanlı hizmetlerine daha fazla kaynak ayırma ihtiyacından doğdu. Şirket, geçtiğimiz aylarda da benzer adımlar atmış, düşük öncelikli bazı projeleri durdurmuştu.

Microsoft, işten çıkarılan çalışanlara “geçiş desteği” sunacağını ve iş bulma süreçlerinde yardımcı olacağını belirtti. Ancak şirket içindeki moral bozukluğu ve belirsizlik dikkat çekiyor.

Bu hamle, yalnızca Microsoft’u değil, genel teknoloji sektörü içindeki dengeyi de etkileyebilir. Uzmanlara göre, bu gelişme diğer büyük şirketlerde de benzer dalgaların öncüsü olabilir.

sahibinden.com, Türkiye Voleybol Milli Takımlar Ana Sponsoru Oldu!

0

Başarılarıyla ülkemizi gururlandıran Filenin Sultanları’nı ve Filenin Efeleri’ni desteklemek üzere Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF) ile sponsorluk anlaşmasına imza atan sahibinden.com, Türkiye Voleybol Milli Takımlarının ana sponsoru oldu.

Gerçekleştirilen imza törenine Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş’ın yanı sıra A Milli Kadın Voleybol ve A Milli Erkek Voleybol takımlarından oyuncular katılım gösterdi.

Gerçekleşen imza töreninde sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş, “25 yıldır değerlerimize sahip çıkarak, toplumun her kesimine katma değer sunma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Toplumun birleştirici gücü olan sporun gelişimine katkı sağlamak ve Milli Takımlarımızın başarılarını desteklemek bu yaklaşımımızın önemli bir parçası. Bugün farklı spor dallarındaki sponsorluklarımıza bir yenisini ekledik. 60 milyondan fazla kullanıcımız ile başarılarıyla ilham veren Türkiye Voleybol Milli Takımlarının ana sponsoru olduk. Ayrıca, Kadın voleybolunun gururu A Milli Kadın Voleybol Takımımızın formalarında logomuzla yer alacak olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Onların azmi, disiplini ve takım ruhuyla sahada sergiledikleri mücadeleye ortak olmaktan büyük heyecan duyuyoruz” dedi.

Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, sahibinden.com ile imzalanan anlaşmayla ilgili olarak şunları söyledi: “Türk voleybolu artık sadece sahadaki başarılarıyla değil, kurumsal yapısı, altyapısı ve vizyoner iş birlikleriyle de bir dünya markası haline geldi. Bu başarı yolculuğunda bizimle aynı hayali paylaşan sahibinden.com gibi güçlü bir markayla yol arkadaşlığı yapmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz. Bu iş birliğinin Türk sporuna ve voleybol camiamıza büyük katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum. sahibinden.com’un desteğiyle daha güzel işler yapacağımıza inanıyoruz. Daha büyük başarılara imza atmak için büyük aile olmak, hayal kurmak, hedef peşinde koşmak ve heyecanı kaybetmemek gerekiyor. Hepimize, Türk sporuna, Türk Voleyboluna ve değerli ortağımız sahibinden.com’a bu imzanın hayırlı olmasını diliyorum.”

Kurumlar en çok hangi yapay zekayı kullanıyor?

0

Fintech firması Ramp’ın işlem verilerine göre OpenAI, işletmelerin AI harcamalarını ele geçirme yarışında rakiplerinin çok önünde görünüyor. OpenAI kurumsal benimseme süreci hızla artarken, Ramp’ın kart ve fatura ödeme verilerinden yararlanarak AI ürünlerinin işletme tarafından benimsenme oranını tahmin eden Ramp AI Endeksi’ne göre, ABD’li işletmelerin %32,4’ü Nisan ayı itibarıyla OpenAI AI modelleri, platformları ve araçlarına abonelik için ödeme yapıyordu. Bu, Ocak ayındaki %18,9 ve Mart ayındaki %28’den fazla.

OpenAI kurumsal benimseme ile fark yarattı

Ramp’ın verileri, rakiplerin benzer bir ilerleme kaydetmekte zorlandığını gösteriyor. İşletmelerin yalnızca %8’i geçen ay Anthropic ürünlerine abone olmuştu. Ocak ayındaki %4,6’ya kıyasla. Bu arada, Google AI abonelikleri Şubat ayındaki %2,3’ten Nisan ayında %0,1’e düştü.

Ramp Ekonomisti Ara Kharzian yayınlanan bir blog yazısında “OpenAI, Ramp platformundaki diğer tüm işletmelerden daha hızlı müşteri eklemeye devam ediyor. Ramp AI Endeksimiz, işletmelerin OpenAI’yi benimsemesinin rakip model şirketlerden daha hızlı büyüdüğünü gösteriyor” dedi.

Açıkçası, Ramp’in AI Endeksi mükemmel bir ölçüm değil. Sadece yaklaşık 30.000 şirketten alınan kurumsal harcama verilerinin bir örneğine bakıyor. Dahası, endeks AI ürünlerini ve hizmetlerini satıcı adı ve satır öğesi ayrıntılarını kullanarak belirlediği için, muhtemelen diğer maliyet merkezlerine dahil edilen harcamaları kaçırıyor.

Yine de, rakamlar OpenAI’nin AI için büyük ve büyüyen kurumsal pazardaki hakimiyetini güçlendirdiğini gösteriyor. Nisan ayında yayınlanan bir raporda, OpenAI’nin 2 milyondan fazla işletme kullanıcısı olduğunu, Eylül ayındaki 1 milyon kullanıcıdan bir artış olduğunu söyledi. Şirket, kurumsal gelirin kârına önemli ölçüde katkıda bulunmasını bekliyor. Bloomberg’e göre, OpenAI bu yıl 12.7 milyar dolar ve 2026’da 29.4 milyar dolar gelir öngörüyor. OpenAI kurumsal benimseme ile bu farkı daha da açacak gibi görünüyor.

Global bir Türk teknoloji devi yaratmayı hedefliyor!

SabancıDx ve Sabancı Topluluğu’nun 2024 yılında çoğunluk hissesini aldığı yerel bulut hizmeti sağlayıcısı Bulutistan’ın önümüzdeki yıllarda bölgeye yayılma stratejisini içeren yol haritası paylaşıldı. İki şirketin ortak strateji ve büyüme hedefleri, bu yılın başından itibaren SabancıDx’in Genel Müdürlüğü görevinin yanı sıra Bulutistan CEO’su olarak görev yapan Tevfik Kor ve Bulutistan Genel Müdürü Gökhan Gençtürk’ün katılımıyla düzenlenen toplantıyla paylaşıldı.

SabancıDx & Bulutistan CEO’su Tevfik Kor, Türkiye yapay zeka ve bulut pazarını değerlendirdi, SabancıDx ve Bulutistan ortaklığı ile geliştirilecek yapay zekâ, hibrit ve çoklu bulut çözümlerini ve yapay zekayı süreçlerine entegre etmek isteyen kurumlara verdikleri destekleri anlattı.

Hedef, bölgede lider olmak

Oluşturdukları güç birliğiyle teknoloji alanında müşterilerin bulut çözümlerinden, yönetilen hizmetlere kadar bütün ihtiyaçlarını tek bir çatı altında sunabilecek bir yapıya dönüştüklerini belirten SabancıDx & Bulutistan CEO’su Tevfik Kor, şunları söyledi: “Türkiye’nin ve bölgenin en hızlı büyüyen bulut bilişim şirketi olan, Turcorn listesinde yer alan, Deloitte Fast 50’ye 2 kere üst üste giren, yeni bir gelişme olarak TOBB Türkiye 100 listesinde yer alan, ‘unicorn’ olma yolunda da hızla ilerleyen Bulutistan’ın hisselerinin satın alınması stratejik, önemli bir karardı. Yeni dönemde; Bulutistan bir alt yapı ve platform şirketi olarak konumlanacak, SabancıDx de platformun yönetilen hizmetlerini veren ve bununla birlikte çoklu ve hibrit yönetilen bulut hizmetleri sunan bir şirket olarak pazarda büyüme yolunda ilerleyecek. Ortaya koyduğumuz güç birliğiyle hem ülkemizde hem de globalde uçtan uca bulut teknolojileri sunacağız. Bu stratejiyle ekosistemi daha da genişletmeyi, yapay zekâ, hibrit ve çoklu bulut çözümleri geliştirmeyi, yönetilen hizmetler yetkinliklerimizi daha yoğun kullanmayı ve bölgede lider olmayı hedefliyoruz.”

Türkiye’de bulut penetrasyonunu artıracak altyapıların kurulması gerekli

Araştırmalara göre global ölçekte bulut pazarı 2024 yılında yüzde 19,2 büyüyerek 596 milyar doları buldu. Pazarın 2025 yılında yüzde 21.5 büyümeyle 724 milyar dolara ulaşması beklenirken, kuruluşların yüzde 90’ının 2027 yılına kadar hibrit bulut yaklaşımını benimseyeceği öngörülüyor. Tevfik Kor, bulut sektöründeki bu ivmeyi şöyle değerlendirdi: “Bulut bilişim dünyada yıldan yıla en hızlı büyüyen alanlarından biri. Pazarın 2025 yılında yaklaşık 750 milyar dolar olacağı öngörülüyor ve yapay zekâ ile beraber de bu katlanarak büyüyecek. Avrupa’da işletmelerin bulut bilişim hizmetleri kullanım oranları yüzde 50’leri bulurken, Türkiye’de yüzde 16’lar seviyesinde. Doğru stratejilerle bu farkı kapatmanın ötesinde çok daha yukarılara taşıyabiliriz. Bu noktada, Türkiye’nin bulut penetrasyonunu arttıracak altyapıların kurulabilmesi çok önemli. Çünkü değer buluttan geliyor.”

Çoklu bulut, şart

SabancıDx & Bulutistan CEO’su Tevfik Kor,“Bugün dünyanın egemen stratejisi, verinin egemenliğini yönetebildiğiniz bir bulut oyunu. Bunu yönetebilmek için birden fazla coğrafyada olmak, ‘çoklu bulut’ oyununu oynayabilmek gerekiyor. Biz de ‘hibrit bulut’, ‘çoklu bulut’ ve ‘yapay zekâ’ stratejimizi buna göre belirliyoruz. Elimizi taşın altına koyup, yatırım yapıyoruz” diye konuştu.

“Coğrafi olarak baktığımızda verinin egemenliği, hibrit bulut ve çoklu bulut başlıkları bizim ana stratejimiz. Şu anda Avrupa, Türki Cumhuriyetleri ve Orta Asya’da hizmet veriyoruz” diyen Tevfik Kor, yurt dışı hedeflerini şöyle açıkladı: “Frankfurt’ta bir şirket kurduk. Avrupa pazarına oradan hizmet veriyoruz.  Azerbaycan ve Özbekistan’da da şirketlerimiz var. Kazakistan’da ikinci yarı yılda şirket açmayı planlıyoruz. Sıradaki planımız Arap Yarımadası. Ciromuzun içindeki Türkiye dışı coğrafyaların payı her yıl yüzde 100 artıyor ve bunu sürdürmek istiyoruz.”

Yol haritalarında hem organik hem inorganik büyümelerin olduğuna değinen Kor, “Türkiye’de ve globalde gerçekleştireceğimiz yeni yatırımlarla yapımızı büyütmeyi hedefliyoruz. SabancıDx ve Bulutistan entegre değer önermesi ile Türkiye’de doğan global bir Türk teknoloji devini yaratmak hedefindeyiz. Ortaya koyduğumuz güç birliğiyle bulut çözümleri, yönetilen hizmetler ve dijital dönüşüm ürünlerimizle 5 bini aşkın şirkete hizmet veriyoruz. Bugüne kadar sürdürdüğümüz büyüme trendini devam ettirerek, bu yılı da Türkiye pazarının büyüme oranının üzerinde bir büyüme ile tamamlamayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Rekabeti demokratikleştirecek

Yapay zekânın şu an diğer ülkelerle yarışmak için bir fırsat olduğunun ve Türkiye’nin bu fırsatı kaçırmaması gerektiğinin altını çizen Bulutistan Genel Müdürü Gökhan Gençtürk ise şunları söyledi: “2025 yılı için en büyük yatırımı da yapay zekâya yapıyor olacağız. Yatırım bütçemizin yüzde 40’ını yapay zekâya ayırmayı planlıyoruz. Artık sadece Bulut Hizmet Sağlayıcısı değil; uçtan uca Yapay Zekâ Bulutu Sağlayıcısı olarak kendimizi konumluyoruz. Türkiye’de GPU makine parkı kurarak, yapay zekâ modellerinin eğitilmesi ve optimize edilmesi konusunda bir altyapı sağladık. Ayrıca kendi küçük dil modelimizi (SLM) geliştirmeye başladık ve ‘public cloud’ altyapımıza GPU sunucularını entegre ederek şirketlere yapay zekâ destekli bulut çözümleri sunuyoruz. Teknoloji yatırımı olmayan ama rekabet etmek isteyen orta ve küçük işletmeler için de bulut teknolojilerini ulaşılabilir kılıyoruz. ‘Kullandığı kadar öde’ modelimizle bu şirketlere hiçbir yatırım yaptırtmadan, teknolojiyi onlara sunarak rekabette demokratikleşme getiriyoruz.”

Suudi Arabistan yapay zeka şirketi kuruyor

Suudi Arabistan’ın veliaht prensi Muhammed bin Selman, krallığı küresel bir yapay zeka merkezi haline getirmek amacıyla Humain adında yeni bir yapay zeka şirketini Salı günü tanıttı. Duyuru, teknoloji devleri Elon Musk, Sam Altman ve Mark Zuckerberg ile ABD Başkanı Donald Trump’ın, yapay zekanın ön planda olacağı bir ABD-Suudi yatırım forumu için Riyad’a gelmesiyle aynı zamana denk geldi.

Modern veri merkezleri kurulacak

Humain, Suudi Arabistan’ın 940 milyar dolarlık Kamu Yatırım Fonu (PIF) tarafından finanse ediliyor ve modern veri merkezleri inşa ederek ülkenin yapay zeka altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu girişim, veliaht prensin, krallığın ekonomisini petrole dayalı gelirlerden uzaklaştırarak çeşitlendirme vizyonunun bir parçası.

Girişimin lansmanı, Suudi Arabistan’ın küresel teknoloji yarışındaki artan etkisini vurguluyor. PIF, Google ve Salesforce gibi Amerikan teknoloji devleriyle son dönemde yapay zeka odaklı projelerde iş birliği yaparak, sermaye arayan şirketler için cazip bir ortak haline geldi. Bugün başlayan yatırım forumu, Suudi Arabistan’ın finansal gücünü yenilikçi teknolojileri çekmek için kullanmayı amaçladığı yeni ortaklıkları gündeme getirecek.

Başkan Trump’ın bölge turu kapsamında gerçekleştirdiği ziyaret, ABD-Suudi ilişkilerinin yapay zeka çağındaki stratejik önemini gözler önüne seriyor. Riyad’daki siyasi ve teknoloji liderlerinin buluşması, krallığın teknoloji aracılığıyla küresel sahnedeki rolünü yeniden tanımlama hırsını ortaya koyuyor.

Humain’in ilk adımları, Suudi Arabistan’ın yapay zeka hamlesinin sektörü ve bölgeyi nasıl şekillendireceği konusunda küresel dikkatleri üzerine çekiyor.

ABD ve Çin arasındaki anlaşmayla teknoloji hisseleri uçuşa geçti!

Hafta sonu gerçekleştirilen görüşmeler sonrası ABD ve Çin, karşılıklı olarak uygulamaya konulan tarifelerin büyük kısmını geçici olarak askıya alma kararı aldı. Bu gelişme, özellikle küresel çip ve teknoloji hisselerinde ciddi bir yükselişe neden oldu.

Son aylarda ticaret gerilimleri nedeniyle tedarik zincirleri tehdit altındaydı. ABD’li teknoloji devleri için Çin, üretim ve pazar açısından kritik bir konumda yer alıyor. Bu nedenle karşılıklı uygulanan tarifeler, şirketlerin maliyetlerini artırırken yatırımcı güvenini de sarsmıştı. Ancak gelen haberle birlikte piyasalarda iyimserlik rüzgarları esti.

Çip devleri yükselişe geçti

ABD’de, Çin’e yönelik kısıtlamalardan etkilenen çip üreticisi Nvidia’nın hisseleri yaklaşık %4, AMD’nin hisseleri ise %6 yükseldi. Broadcom ve Qualcomm hisselerinde de yaklaşık %5’lik artışlar görüldü. Tedarik zincirinin diğer önemli aktörlerinden Marvell, geçtiğimiz hafta ertelediği yatırımcı gününe rağmen %7’lik bir sıçrama yaşadı. Dünyanın en büyük çip üreticisi olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC), ABD borsasında işlem gören hisselerinde %6’lık artışla dikkat çekti.

Avrupa’da da çip sektöründeki yükseliş hissedildi. Yüksek teknoloji üretim ekipmanları tedarikçisi ASML %4 değer kazandı. Alman yarı iletken üreticisi Infineon da benzer şekilde yükseldi.

Apple, iPhone üretiminin %90’ını Çin’de gerçekleştirmeye devam ederken, tarifelerin bu çeyrekte şirkete yaklaşık 900 milyon dolarlık ek maliyet getirmesi bekleniyor. Buna rağmen Apple hisseleri %6 artış gösterdi. Amazon ise Çin’den ürün tedarik eden çok sayıda satıcıya ev sahipliği yapmasına rağmen %8’lik bir artış yaşadı.

Öte yandan, ABD borsasında işlem gören Çinli teknoloji şirketleri de yükselişe geçti. Alibaba, JD.com ve Baidu gibi devler bu olumlu havadan payını aldı.

Wedbush Securities’ten Daniel Ives, yatırımcılara gönderdiği notta, “ABD-Çin arasında daha kapsamlı bir ticaret anlaşmasının kapıda olduğunu düşünüyoruz. Bu gelişmelerle 2025 yılı için piyasada yeni rekorlar gelebilir.” ifadelerine yer verdi. Ives, bu gelişmeyi boğa piyasası için büyük bir zafer olarak değerlendirdi.

Küresel ekonomi ve teknoloji dünyası için kritik önemde olan bu geçici uzlaşmanın kalıcı bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceği ise önümüzdeki aylarda yapılacak görüşmelerle netlik kazanacak.

Starship, 9’uncu uçuşu için geri sayımı başlattı!

Geliştirilen Starship programının bir sonraki parçası olan bu araç, başarılı olursa Block 2 serisinden ilk suborbital test uçuşunu gerçekleştirecek.

Ship 35, SpaceX’in Teksas’taki Starbase tesislerinde üretildi ve test sürecinde kullanılmak üzere eski Massey’s atış alanına taşındı. Burada iki ayrı statik ateşleme testine tabi tutuldu. İlk test, uzayda gerçekleştirilmesi planlanan tek motorlu ateşleme simülasyonuydu. Bu test, Block 1 araçlarında daha önce planlanmış olmasına rağmen çeşitli nedenlerle iptal edilmiş ve test programından çıkarılmıştı. Uçuş 7 ve Uçuş 8 sırasında da bu test gerçekleştirilmeden görevler sonlandırılmıştı. SpaceX, bu kez testi başarıyla tamamladığını açıkladı.

Ship 35’in ikinci statik ateşleme testi ise tüm Raptor motorlarının aynı anda çalıştırıldığı 30 saniyelik bir ateşlemeydi. Geçmişteki uçuşlardan önce de benzer testler yapılmış; örneğin, Uçuş 8 öncesinde bir dakikalık uzun bir ateşleme uygulanmıştı. Ancak Uçuş 7’deki başarısızlık bu tür testlerin önemini daha da artırmıştı.

Bu son test sırasında ise gözle görülür şekilde daha şiddetli bir ateşleme süreci yaşandı. SpaceX bu testin başarılı olup olmadığına dair herhangi bir açıklama yapmadı. Bu da, bazı çevrelerde testin planlandığı gibi geçmediği yönünde spekülasyonlara yol açtı. Uzmanlara göre bu durumun olası nedenleri şunlar olabilir:

  • Testte herhangi bir sorun yaşanmadı ancak şirket bilgi paylaşımı yapmadı,
  • SpaceX, önceki uçuşlardaki sorunları bilerek yeniden yaratmayı hedefledi,
  • Kapatma sırasında küçük bir aksaklık yaşandı,
  • Yeni ve ciddi bir arıza tespit edildi.

Henüz resmi bir açıklama gelmemiş olsa da, testin beklenen başarıyı getirmemiş olması halinde Uçuş 9’un planlanan uçuş tarihinin ertelenmesi kaçınılmaz olabilir. Şu anda denizcilere ve pilotlara yapılan uyarılarda, fırlatmanın Mayıs ayının ikinci yarısında gerçekleşebileceği belirtiliyor. Ancak bu tarih aralıkları oldukça esnek ve Haziran ayına sarkma ihtimali yüksek.

Fırlatma için kesin tarih verilmeden önce, FAA’nin Uçuş 8 kazasına ilişkin yürüttüğü soruşturmanın tamamlanması, hava sahası ve karayolu kapatmalarının duyurulması ve SpaceX’ten resmi bir açıklama yapılması bekleniyor.

Starship Uçuş 9, yalnızca SpaceX için değil, özel uzay taşımacılığı ve insanlı Mars görevleri için de kritik önemde.

Meksika, Google Haritalar’daki kritik değişiklik hakkında dava açtı!

Açılan davanın gerekçesi, Google Haritalar uygulamasında Gulf of Mexico (Meksika Körfezi) adının, ABD’deki kullanıcılara “Gulf of America” (Amerika Körfezi) olarak gösterilmesi.

Sheinbaum, Google tarafından yapılan bu adlandırmanın yalnızca ABD sularını kapsayabileceğini, körfezin tamamı için kullanılmasının uluslararası isimlendirme ilkelerine aykırı olduğunu belirtiyor

Google Haritalar’da şu an ABD kullanıcıları körfezi Gulf of America olarak görüyor. Meksika’da ise Gulf of Mexico adı korunuyor. Diğer ülkelerde ise karma bir ifade kullanılıyor: Gulf of Mexico (Gulf of America). Bu değişikliğin arkasında ise eski ABD Başkanı Donald Trump var. Başkanlık görevine ikinci kez başladığı ilk gün, körfezin ismini değiştiren bir başkanlık kararnamesine imza attı. Google ve Apple ise, bu değişiklik ABD’nin coğrafi veri sistemi GNIS’te resmi olarak yer aldıktan sonra uygulamalarını buna göre güncelledi.

Sheinbaum, geçtiğimiz haftalarda düzenlediği basın toplantısında, “ABD kendi sınırları içindeki bölgeyi istediği gibi adlandırabilir. Ama körfezin Meksika’ya ya da Küba’ya ait olan kısmı üzerinde bu hakkı yok.” dedi. Ayrıca, “Google’ın ABD’nin kararlarına uymasına bir itirazımız yok. Ancak bu kararın sadece ABD topraklarıyla sınırlı kalması gerekir.” açıklamasında bulundu.

Meksika lideri, şubat ayında bu isim değişikliğine dava açma tehdidinde bulunmuştu. Şimdi ise bu tehdidi hayata geçirdiğini duyurdu; ancak davanın tam metni henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Öte yandan, geçtiğimiz hafta ABD Temsilciler Meclisi, körfezin adının resmi olarak “Gulf of America” şeklinde kodlanması için bir yasa tasarısını onayladı. Trump yönetimi ayrıca yılın başlarında, “Gulf of Mexico” adını kullanmaya devam eden Associated Press muhabirlerini Beyaz Saray etkinliklerinden men etmişti. Mahkeme bu kararı iptal etti ve gazetecilerin haklarını geri verdi.

Bu gelişme, dijital platformlardaki coğrafi adlandırmaların yalnızca teknik değil, aynı zamanda diplomatik bir konu haline geldiğini gösteriyor.