Starship, 9’uncu uçuşu için geri sayımı başlattı!

Geliştirilen Starship programının bir sonraki parçası olan bu araç, başarılı olursa Block 2 serisinden ilk suborbital test uçuşunu gerçekleştirecek.

Ship 35, SpaceX’in Teksas’taki Starbase tesislerinde üretildi ve test sürecinde kullanılmak üzere eski Massey’s atış alanına taşındı. Burada iki ayrı statik ateşleme testine tabi tutuldu. İlk test, uzayda gerçekleştirilmesi planlanan tek motorlu ateşleme simülasyonuydu. Bu test, Block 1 araçlarında daha önce planlanmış olmasına rağmen çeşitli nedenlerle iptal edilmiş ve test programından çıkarılmıştı. Uçuş 7 ve Uçuş 8 sırasında da bu test gerçekleştirilmeden görevler sonlandırılmıştı. SpaceX, bu kez testi başarıyla tamamladığını açıkladı.

Ship 35’in ikinci statik ateşleme testi ise tüm Raptor motorlarının aynı anda çalıştırıldığı 30 saniyelik bir ateşlemeydi. Geçmişteki uçuşlardan önce de benzer testler yapılmış; örneğin, Uçuş 8 öncesinde bir dakikalık uzun bir ateşleme uygulanmıştı. Ancak Uçuş 7’deki başarısızlık bu tür testlerin önemini daha da artırmıştı.

Bu son test sırasında ise gözle görülür şekilde daha şiddetli bir ateşleme süreci yaşandı. SpaceX bu testin başarılı olup olmadığına dair herhangi bir açıklama yapmadı. Bu da, bazı çevrelerde testin planlandığı gibi geçmediği yönünde spekülasyonlara yol açtı. Uzmanlara göre bu durumun olası nedenleri şunlar olabilir:

  • Testte herhangi bir sorun yaşanmadı ancak şirket bilgi paylaşımı yapmadı,
  • SpaceX, önceki uçuşlardaki sorunları bilerek yeniden yaratmayı hedefledi,
  • Kapatma sırasında küçük bir aksaklık yaşandı,
  • Yeni ve ciddi bir arıza tespit edildi.

Henüz resmi bir açıklama gelmemiş olsa da, testin beklenen başarıyı getirmemiş olması halinde Uçuş 9’un planlanan uçuş tarihinin ertelenmesi kaçınılmaz olabilir. Şu anda denizcilere ve pilotlara yapılan uyarılarda, fırlatmanın Mayıs ayının ikinci yarısında gerçekleşebileceği belirtiliyor. Ancak bu tarih aralıkları oldukça esnek ve Haziran ayına sarkma ihtimali yüksek.

Fırlatma için kesin tarih verilmeden önce, FAA’nin Uçuş 8 kazasına ilişkin yürüttüğü soruşturmanın tamamlanması, hava sahası ve karayolu kapatmalarının duyurulması ve SpaceX’ten resmi bir açıklama yapılması bekleniyor.

Starship Uçuş 9, yalnızca SpaceX için değil, özel uzay taşımacılığı ve insanlı Mars görevleri için de kritik önemde.

Meksika, Google Haritalar’daki kritik değişiklik hakkında dava açtı!

Açılan davanın gerekçesi, Google Haritalar uygulamasında Gulf of Mexico (Meksika Körfezi) adının, ABD’deki kullanıcılara “Gulf of America” (Amerika Körfezi) olarak gösterilmesi.

Sheinbaum, Google tarafından yapılan bu adlandırmanın yalnızca ABD sularını kapsayabileceğini, körfezin tamamı için kullanılmasının uluslararası isimlendirme ilkelerine aykırı olduğunu belirtiyor

Google Haritalar’da şu an ABD kullanıcıları körfezi Gulf of America olarak görüyor. Meksika’da ise Gulf of Mexico adı korunuyor. Diğer ülkelerde ise karma bir ifade kullanılıyor: Gulf of Mexico (Gulf of America). Bu değişikliğin arkasında ise eski ABD Başkanı Donald Trump var. Başkanlık görevine ikinci kez başladığı ilk gün, körfezin ismini değiştiren bir başkanlık kararnamesine imza attı. Google ve Apple ise, bu değişiklik ABD’nin coğrafi veri sistemi GNIS’te resmi olarak yer aldıktan sonra uygulamalarını buna göre güncelledi.

Sheinbaum, geçtiğimiz haftalarda düzenlediği basın toplantısında, “ABD kendi sınırları içindeki bölgeyi istediği gibi adlandırabilir. Ama körfezin Meksika’ya ya da Küba’ya ait olan kısmı üzerinde bu hakkı yok.” dedi. Ayrıca, “Google’ın ABD’nin kararlarına uymasına bir itirazımız yok. Ancak bu kararın sadece ABD topraklarıyla sınırlı kalması gerekir.” açıklamasında bulundu.

Meksika lideri, şubat ayında bu isim değişikliğine dava açma tehdidinde bulunmuştu. Şimdi ise bu tehdidi hayata geçirdiğini duyurdu; ancak davanın tam metni henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Öte yandan, geçtiğimiz hafta ABD Temsilciler Meclisi, körfezin adının resmi olarak “Gulf of America” şeklinde kodlanması için bir yasa tasarısını onayladı. Trump yönetimi ayrıca yılın başlarında, “Gulf of Mexico” adını kullanmaya devam eden Associated Press muhabirlerini Beyaz Saray etkinliklerinden men etmişti. Mahkeme bu kararı iptal etti ve gazetecilerin haklarını geri verdi.

Bu gelişme, dijital platformlardaki coğrafi adlandırmaların yalnızca teknik değil, aynı zamanda diplomatik bir konu haline geldiğini gösteriyor.

Google, biyometrik veri toplama davasında 1.3 milyar dolar ceza ödeyecek!

Google tarafından uzlaşma ile belirlenen bu ceza tutarı, şimdiye kadar şirkete karşı gizlilik ihlalleri konusunda açılmış davalar arasında en yüksek tazminat miktarını temsil ediyor.

2022 yılında 40 eyaletin birlikte açtığı benzer bir dava sonucunda Google, toplamda 391 milyon dolar ödemişti. Teksas davası ise daha büyük bir başarı olarak kayıtlara geçti.

Davaya göre, Google özellikle Google Fotoğraflar uygulaması üzerinden kullanıcıların yüz tanıma verilerini izinsiz şekilde işledi. Uygulama, yüklenen her görseldeki yüzleri analiz ediyor ve bu analiz, sadece görseldeki kişilere değil, arka planda görünen diğer bireylere de uygulanıyor.

Teksas Başsavcısı Ken Paxton’un ofisi, bunun 2009 yılında Teksas’ta yürürlüğe giren biyometrik gizlilik yasasına aykırı olduğunu savundu. Dava ayrıca Nest Hub Max cihazlarındaki Face Match ve Voice Match özellikleriyle yapılan veri toplama işlemlerine de dikkat çekti.

Google uzaktan çalışanları

Google, yıllar süren yoğun hukuki mücadele sonrasında anlaşmaya varmayı kabul etti. Şirketten yapılan açıklamada, “Bu anlaşma, eskiye dayalı ve büyük ölçüde başka yerlerde zaten çözüme kavuşmuş iddiaları kapsamaktadır. Bahsi geçen ürün politikaları uzun zaman önce değiştirilmiştir.” denildi.

Paxton ise bu anlaşmayı “Teksaslılar için büyük bir zafer” olarak nitelendirdi.

Henüz bu fonun nasıl kullanılacağına dair net bir açıklama yapılmadı. Ancak benzer bir örnekte, Pennsylvania eyaletinin aldığı 20 milyon dolarlık tazminat doğrudan eyalet hazinesine aktarılmıştı. Teksas’ın bu dev tazminatı nasıl değerlendireceği merak konusu.

ABD ve Çin arasındaki anlaşma, Apple hisselerini uçuşa geçirdi!

Piyasa açılışında Apple hisseleri yaklaşık %6 artarak 211 dolar seviyesine kadar çıktı ve gün içinde 207 dolar civarında dengelendi. Bu, şirketin Cuma günü kapanış fiyatı olan 198,53 dolardan yaklaşık %5’lik bir yükseliş anlamına geliyor.

Yeni anlaşmayla birlikte, iki ülke arasındaki karşılıklı tarifeler %125’ten %10’a çekildi. Ancak bu düzenlemenin süresi şimdilik 90 günle sınırlı. Taraflar bu süre içinde daha uzun vadeli bir çözüm için müzakerelerine devam edecek.

Apple için bu gelişme oldukça kritik. Zira şirketin gelirlerinin yarısından fazlasını oluşturan iPhone üretiminin büyük bölümü Çin’de gerçekleşiyor. Dolayısıyla Çin’e uygulanan yüksek gümrük tarifeleri doğrudan Apple’ın kâr marjlarını etkiliyor. CEO Tim Cook, geçtiğimiz çeyrek raporunda mevcut tarife politikalarının Haziran dönemi için şirkete yaklaşık 900 milyon dolarlık ek maliyet getireceğini açıklamıştı.

Apple, iPhone fiyatlarında değişikliğe gidecek mi?

Apple’ın sonbaharda tanıtmayı planladığı iPhone 17 serisi öncesinde, üretim maliyetlerindeki bu düşüş hem şirket hem de tüketiciler açısından önemli bir gelişme. Ancak Wall Street Journal’ın haberine göre Apple, tarife baskılarını dengelemek adına yeni iPhone’larda fiyat artışı seçeneğini de değerlendiriyor. Eğer mevcut geçici anlaşma kalıcı hale gelirse, bu tür fiyat artışları yeniden gözden geçirilebilir.

Apple’ın hisse değerlemesi, özellikle üretimle doğrudan ilgili olması nedeniyle diğer büyük teknoloji şirketlerine göre ticaret politikalarından daha fazla etkileniyor. Yazılım ve servis gelirlerine daha çok dayanan Google ve Microsoft gibi rakiplerine kıyasla, Apple’ın donanım merkezli yapısı onu bu tür değişimlere daha duyarlı hale getiriyor.

iPhone 17 Air ve iPhone 17 Pro Max

Şirketin güncel piyasa değeri 3.1 trilyon doları bulmuş durumda. Microsoft ise yaklaşık 3.3 trilyon dolarla hâlâ dünyanın en değerli halka açık şirketi konumunda.

Küresel ticaret politikalarındaki dalgalanmalar göz önüne alındığında, bu anlaşmanın kalıcı hale gelip gelmeyeceği belirsizliğini koruyor. Ancak yatırımcılar şimdilik olumlu bir gelişme yaşandığı görüşünde ve Apple’ın yükselişi bu beklentiyi yansıtıyor.

Önümüzdeki haftalarda yapılacak görüşmeler, sadece Apple için değil, genel olarak küresel teknoloji sektörü için de belirleyici olacak gibi görünüyor.

IBM Hindistan’da kuantum bilgisayarı inşa edecek!

0

IBM, dijital dönüşüm şirketi Tata Consultancy Services ile yeni bir iş birliği yaparak Hindistan’daki en güçlü kuantum bilgisayarını kurma planlarını duyurdu. Girişim, Andhra Pradesh’in başkenti Amaravati’deki yaklaşan Quantum Valley Tech Park’ta gerçekleşecek. IBM, burada 156-kübitlik Heron kuantum işlemcisine sahip Quantum System Two’yu kuracak.

IBM Hindistan kuantum bilgisayarı için hazır

Proje, Hindistan’ın küresel kuantum hesaplama ortamındaki rolünü ilerletmede önemli bir adım olarak konumlandırılıyor. TCS yaptığı açıklamada, IBM’in Quantum System Two’sunun “Hindistan endüstrisinin ve akademisinin ülkenin en karmaşık zorluklarından bazılarını çözmesine yardımcı olmak” için algoritmalar ve sistemlerin geliştirilmesini destekleyeceğini söyledi.

TCS’nin baş teknoloji sorumlusu Harrick Vin’e göre proje, yaşam bilimleri, kriptografi, enerji ve üretim dahil olmak üzere kritik sektörlerde gelişmiş kuantum çözümleri geliştirmeyi hedefleyecek. IBM ve TCS arasındaki ortaklık ayrıca IBM’in bulut tabanlı kuantum hesaplama platformlarına bölgesel erişimi de içeriyor. Şirketler bunun yerel araştırmacıların, geliştiricilerin ve mühendislerin yeni kuantum uygulamaları oluşturmasını ve alandaki araştırmaları hızlandırmasını sağlayacağını söylüyor.

Andhra Pradesh hükümeti, araştırma altyapısı, eğitim programları ve endüstri katılımı da dahil olmak üzere Quantum Valley Tech Park çevresinde daha geniş bir ekosistem oluşturmayı planladığını söyledi. Başbakan N Chandrababu Naidu: “Hindistan’ın Ulusal Kuantum Misyonu, ülkeyi kuantum inovasyonu ve ekonomik büyüme için küresel bir merkez olarak öngörüyor. IBM ve TCS gibi endüstri liderleri tarafından desteklenen Quantum Valley Tech Park, bu vizyonu gerçekleştirmeye yönelik önemli bir adımı temsil ediyor” dedi.

IBM Quantum’un başkan yardımcısı Jay Gambetta, projenin Hindistan’ın kuantum hedefleri için bir katalizör görevi göreceğini söyledi. Gambetta: “TCS ile yaptığımız çalışma, kuantum araçlarına erişimi genişletmek ve pratik uygulamaların geliştirilmesini sağlamak için tasarlandı” dedi.

Girişim, ülkeyi ve özellikle Andhra Pradesh’i kuantum teknolojileri için bir merkez olarak konumlandırmak için başlatılan Hindistan’ın daha geniş Ulusal Kuantum Misyonu’nu destekliyor. Hükümet, yeni proje kapsamında uluslararası yatırım çekmeyi, akademi-sanayi iş birliğini teşvik etmeyi ve yeni ortaya çıkan kuantum sektöründe yüksek değerli işler yaratmayı umuyor.

Trump telif hakları yöneticisini kovdu

0

Başkan Donald Trump, ABD Telif Hakları Ofisi’ni yöneten Shira Perlmutter’ı kovdu. Kovulma haberi CBS News ve Politico tarafından duyuruldu. Temsilciler Meclisi İdare Komitesi’ndeki en üst düzey Demokrat olan Temsilci Joe Morelle’in yaptığı bir açıklamayla doğrulandı.

Trump telif hakları tarafında işten çıkarma yaptı

Morelle: “Donald Trump’ın Telif Hakları Sicilini feshetmesi, Shira Perlmutter, hiçbir yasal dayanağı olmayan küstahça, benzeri görülmemiş bir güç ele geçirme girişimidir. Elon Musk’ın yapay zeka modellerini eğitmek için telif hakkıyla korunan eserlerden oluşan hazineleri çıkarma çabalarını onaylamayı reddetmesinden bir günden kısa bir süre sonra harekete geçmesi kesinlikle tesadüf değil” dedi.

Perlmutter, 2020’de ilk Trump yönetimi sırasında Telif Hakları Ofisi’ni devraldı. Trump’ın bu hafta kovduğu Kongre Kütüphanecisi Carla Hayden tarafından atandı. Trump, sosyal ağı Truth Social’da avukat Mike Davis’in CBS News makalesine bağlantı veren bir gönderisini “Yeniden Doğrulayarak” habere atıfta bulundu.

Bunun Musk ve yapay zeka ile nasıl bağlantılı olduğuna gelince, Morelle bu hafta yayınlanan ve telif hakkı ve yapay zekaya odaklanan bir ABD Telif Hakkı Ofisi raporunun yayın öncesi versiyonuna bağlantı verdi. Telif Hakkı Ofisi, bireysel davaların sonucunu “önceden yargılamanın mümkün olmadığını” söylerken, yapay zeka şirketlerinin modellerini telif hakkıyla korunan içerik üzerinde eğittiklerinde bir savunma olarak “adil kullanım”a ne kadar güvenebilecekleri konusunda sınırlamalar olduğunu söylüyor. Örneğin, raporda araştırma ve analize muhtemelen izin verileceği söyleniyor.

Gemma AI modelleri indirme sayısıyla başarıyı yakaladı

0

Google’ın Gemma AI modelleri 150 milyon indirmeyi geçti. Google’ın herkese açık Gemma AI modelleri koleksiyonu bir dönüm noktasına ulaştı: 150 milyondan fazla indirme. Google DeepMind’da geliştirici ilişkileri mühendisi olan Omar Sanseviero, hafta sonu X’teki rakamı duyurdu ve ayrıca geliştiricilerin AI geliştirme platformu Hugging Face’te Gemma’nın 70.000’den fazla çeşidini oluşturduğunu ortaya koydu.

Gemma AI modelleri ilgi görüyor

Google, Gemma’yı Şubat 2024’te piyasaya sürerek Meta’nın Llama’sı gibi diğer “açık” model aileleriyle rekabet etmeyi amaçladı. En son Gemma sürümleri çok modludur, yani metinlerin yanı sıra görsellerle de çalışabilir ve 100’den fazla dili destekleyebilir. Google ayrıca, ilaç keşfi gibi belirli uygulamalar için ince ayarlanmış Gemma sürümleri oluşturdu. Google, daha önce New York’ta sağlık odaklı bir etkinlikte, TxGemma adı verilen ilaç keşfi için “açık” yapay zeka modelleri koleksiyonu geliştirdiğini duyurmuştu.

Bununla birlikte Meta, Mart ortasında “açık” AI model ailesi Llama’nın Aralık 2024 başındaki 650 milyon indirmeden 1 milyar indirmeye ulaştığını söyledi. Meta, ilk LlamaCon geliştirici konferansında bu rakamın 1.2 milyar indirmeye ulaştığını açıkladı.

Yaklaşık bir yılda 140 milyon indirme dikkat çekici bir ölçüt olsa da Gemma, belki de en büyük rakibi olan ve Nisan ayı sonlarında 1,2 milyar indirmeyi geçen Llama’nın çok gerisinde kalıyor. Gemma’nın da Llama gibi özel, standart dışı lisanslama koşulları nedeniyle eleştirildiğini ve bazı geliştiricilerin bu koşulların modelleri ticari olarak kullanmayı riskli hale getirdiğini söylediğini belirtmekte fayda var.

Uçan araç sertifikası kabul aldı

0

Çin hükümeti, XPeng Aeroht’un Kara Uçak Gemisi uçan aracı için üretim sertifikası başvurusunu kabul ediyor. Çin Güney Merkez Bölge İdaresi Sivil Havacılık İdaresi’nden alınan bir üretim sertifikası, şirketin uçan araç için üretim sistemini sertifikalandırma sürecinde kritik bir adımdır. Tip sertifikası şu anda uyumluluk belirleme aşamasında.

Uçan araç sertifikası için önemli gelişme

Üretim tesisi %70 oranında tamamlanmış olup dördüncü çeyrekte tamamlanması planlanmakta. Bu yılın başlarında, XPeng Aeroht, şirketin çift amaçlı aracın uçan bileşenini sergilediği CES’te büyük kalabalıklar çekti. XPeng Aeroht geçen yıl, uçan bileşeni içinde taşıyan ana gemi olarak bilinen altı tekerlekli, üç akslı bir kara aracı olan Kara Uçak Gemisi’ni tanıttı. Arka bagaj, uçan bileşeni yarı saydam bir cam tasarımıyla saklar, böylece uçan araç görülebilir.

Uçmak için aracın o kısmı tamamen ayrılıp alçak irtifa uçuşları için bağımsız bir elektrikli dikey kalkış ve iniş aracı haline geliyor ve bu da kamuoyuna gösterildi. Hava modülü tamamen elektrikli, altı pervane ve panoramik bir kokpite sahip ve manuel ve otomatik uçuşu destekliyor. Ayırma ve yeniden bağlanma mekanizmaları otomatik ve ayrıldıktan sonra hava aracının altı kolu ve pervanesi açılıyor. Geçtiğimiz yıl CES’te XPeng, katlanabilir kanatlara sahip gelecekteki uçan arabasını tanıttı ve bu, CES 2024’te büyük ilgi gördü.

CES 2025’te XPeng, sürüş aracının arkasından çıkan uçan araca vurgu yaparak ana gemi versiyonunu tanıttı. Şirket, uçan araba için 2.000’den fazla sipariş aldığını ve alıcıların yaklaşık %80’inin girişimciler, CEO’lar, ünlüler ve uçuş meraklıları olduğunu söyledi. Uçan araba, geçen yılın sonlarında Guangzhou Otomobil Fuarı’nda medya ve katılımcıların önünde ilk halka açık uçuşunu gerçekleştirdi.

ABD-Çin anlaştı: 90 günlük gümrük barışı piyasaları coşturdu!

0

ABD ve Çin, küresel ticaret savaşını hafifletmek için tarihi bir adım attı. İki dev ülke, karşılıklı uyguladıkları yüksek gümrük vergilerini 90 gün boyunca önemli ölçüde azaltmaya karar verdi. Bu beklenmedik gelişme, dünya genelindeki finansal piyasalarda büyük bir coşku yarattı.

ABD ve Çin, Ticaret Savaşını Geçici Olarak Sonlandırdı

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD’nin Çin’den ithal edilen ürünlere uyguladığı gümrük vergilerini yüzde 145’ten yüzde 30’a düşüreceğini duyurdu. Karşılık olarak Çin ise, ABD ürünlerine uyguladığı yüzde 125’lik vergi oranını yüzde 10 seviyesine indirecek. Karar, Cenevre’deki üst düzey görüşmelerin ardından geldi.

Cenevre’de gerçekleşen müzakerelere ABD adına Hazine Bakanı Scott Bessent ve Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer katıldı. Çin heyetine ise Başbakan Yardımcısı He Lifeng başkanlık etti.

Anlaşma, sadece gümrük vergilerini değil, ticaret ilişkilerini kapsayan bir diyalog mekanizmasının kurulmasını da içeriyor. Taraflar, gelecekte çıkabilecek anlaşmazlıkları çözmek için düzenli görüşmeler yapma konusunda anlaştı.

Borsalardan olumlu tepki

Anlaşmanın etkileri piyasalarda hızlıca hissedildi. S&P 500 vadeli işlemleri yüzde 3’ten fazla yükseldi. Dow Jones ve Nasdaq endeksleri benzer oranlarda artış gösterdi. Ayrıca Asya ve Avrupa borsalarında da olumlu gelişmeler izlendi.

Uzmanlar, anlaşmanın küresel ekonomik büyümeye olumlu katkıda bulunacağını belirtiyor. Ancak, 90 günlük sürenin sonunda tarafların kalıcı bir çözüm bulması gerektiğine vurgu yapıyor.

Bu geçici anlaşma, son yıllarda artan ticaret gerilimini azaltmak için atılan en somut adım olarak görülüyor. ABD ve Çin yetkilileri, ekonomik ilişkileri daha istikrarlı hale getirme amacını paylaştıklarını ifade etti.

Gelecek günlerde anlaşmanın detaylarının netleşmesi bekleniyor. Bu süreçte küresel piyasalardaki olumlu atmosferin sürmesi tahmin ediliyor. Ekonomistler, uzun vadeli etkilerin ise tarafların kalıcı anlaşmaya varıp varamayacağına bağlı olduğunu dile getiriyor.

Bu tarihi anlaşmanın sonuçları, küresel ticaretin geleceği açısından kritik bir önem taşıyor. Yatırımcılar ve şirketler, iki ülke arasındaki ilişkilerin seyrini dikkatle izleyecek.

Google Mesajlar herkesten sil özelliği aldı

0

Google Mesajlar sonunda ‘Herkesten sil’ özelliğiyle düzgün bir şekilde gönderilmeyen mesajları geri alma işlevine kavuştu. Yıllar geçtikçe Google Mesajlar, statüsünü hak eden bir Apple Mesajlar ikamesi haline getiren özellikler edindi. Mesajları tamamen geri almanıza olanak tanıyan son ekleme, artık Android kullanıcılarının geniş bir kesimine ulaşıyor ve onları yanlış gönderilen mesajların yarattığı gariplikten kurtarıyor.

Google Mesajlar herkesten sil özelliği

Google, Mesajlar uygulamasında “Herkesten sil” özelliğini önizlemeden sonra, beta test kullanıcılarının ötesindeki kişilere de sunuyor. Beklendiği gibi, işlevsellik, mesajın göndericilerinin, eşler arası veya grup sohbetindeki tüm taraflar için mesajı silmesine olanak tanıyor ve silinen mesajların başkaları için hala göründüğü eski işlevselliğin yerini alıyor.

Herkes için Sil işlevi, seeareeff kullanıcı adına sahip bir Reddit kullanıcısı tarafından fark edildi. Ancak çalışması için hangi Google Mesajlar sürümüne ihtiyacınız olduğunu belirtmediler. Uygulamayı en son sürüme güncellememize rağmen bunu kendi tarafımızdan etkinleştiremedik, bu da bunun sunucu tarafında bir geçiş olabileceğini düşündürüyor.

Özellikle, bu değişiklikler yalnızca RCS üzerinden iletilen mesajlar ve sohbetler için geçerli olacak. RCS, Google’ın umut ettiği ancak Apple’ın geleneksel SMS’i değiştirmesini sağlamakta zorluk çektiği nispeten modern bir internet tabanlı mesajlaşma protokolüdür. Bu, sohbetteki herkesin RCS’yi etkinleştirmesi gerektiği anlamına gelir. Bu, zaten mesaj tepkileri veya yazma göstergeleri gibi özelliklerden yararlanmak istiyorsanız, işlevselliğin keyfini çıkarmak için gereklidir. Ayrıca Google Mesajlar’ı en son sürüme güncellemelisiniz, aksi takdirde silinen mesajlar bazı kişiler için hala görünebilir.

Google Mesajlar kullanan diğer kişilerle sohbetlerin yanı sıra, RCS’nin platformlar arası yapısı, teoride Apple Mesajlar ile de sorunsuz çalışması gerektiği anlamına gelir. Bunun nedeni, Apple’ın yakın zamanda Mesajlar uygulaması için kendi iMessage protokolüyle birlikte RCS’yi benimsemesidir. Ancak bir gereklilik, diğer kişilerin iPhone veya iPad’lerini iOS 18’e güncellemiş olmalarıdır.

Çin’den Devrimsel Adım: Silikonsuz Transistör Dünyanın En Hızlı Çipi!

0

Teknoloji dünyası büyük bir gelişmeye sahne oldu. Pekin Üniversitesi araştırmacıları, çip dünyasının kurallarını yeniden yazan silikonsuz bir transistör geliştirdi. Bu çığır açan yenilik, bugüne kadarki çip teknolojilerinden çok daha hızlı ve verimli çalışıyor.

Pekin Üniversitesi, Intel’in En İyi İşlemcisini Geride Bırakan Yeni Bir Teknoloji Geliştirdi

Geliştirilen teknoloji, iki boyutlu Gate-All-Around Alan Etkili Transistör (GAAFET) olarak biliniyor. Bu yeni tasarım, silikon yerine bizmut temelli Bi₂O₂Se ve Bi₂SeO₅ malzemelerini kullanıyor. Geleneksel FinFET tasarımlarından farklı olarak, transistör kapısını tamamen çevreleyerek enerji kaybını azaltıyor. Bu özellik, akım kontrolünü mükemmelleştiriyor ve enerji verimliliğini artırıyor.

Araştırmacıların iddiasına göre, bu yeni nesil 2D GAAFET transistör, Intel’in en yeni 3nm teknolojili çiplerinden bile %40 daha hızlı çalışıyor. Ayrıca Samsung ve TSMC gibi sektör devlerinin çiplerine göre %10 daha az enerji tüketiyor. Bu üstünlük, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı.

Yeni transistörün pratik kullanımı da testlerle kanıtlandı. Araştırmacılar, küçük ölçekli mantık devrelerini başarıyla üretip çalıştırdı. Ancak henüz seri üretime geçiş için aşılması gereken bazı engeller var. Bu üretim zorlukları çözülmeye çalışılıyor.

Çin’in gerçekleştirdiği bu buluş, küresel teknoloji yarışındaki konumunu güçlendirdi. Çin, uzun süredir ABD’nin yaptırımlarıyla mücadele ederken, bu yenilik teknolojik bağımsızlık yolunda büyük bir adım olarak görülüyor. Özellikle yarıiletken sektöründe dünyanın dengelerini değiştirebilecek bir potansiyele sahip.

Eğer ticari üretim aşaması tamamlanırsa, bu transistör teknolojisi, akıllı telefonlardan süper bilgisayarlara kadar her alanda devrim yaratabilir. Tüketiciler için daha hızlı ve daha verimli cihazlar anlamına gelen bu gelişme, sektörde rekabeti de artıracak.

Dünyadaki teknoloji şirketleri şimdi gözlerini Çin’e çevirdi. Sektördeki devlerin, rekabette ayakta kalabilmesi için bu yeniliklere ayak uydurması gerekecek. Silikon çağının sonu yaklaşıyor olabilir. Geleceğin çiplerinde artık bizmut temelli yeni malzemeler ön plana çıkacak gibi görünüyor.

Teknoloji dünyası, Çin’in bu hamlesinden sonra yeni bir döneme giriyor. Çin’in bir sonraki hamlesi merakla bekleniyor. Silikonun hâkimiyetini kıran bu yenilik, yarıiletken sektörünün geleceğini baştan yazacak gibi görünüyor.

SKT veri ihlali etkisini sürdürüyor

Nisan ayında Güney Kore’nin telekom devi SK Telecom (SKT), ülkenin 52 milyonluk nüfusunun neredeyse yarısına denk gelen yaklaşık 23 milyon müşterisinin kişisel verilerinin çalınmasına yol açan bir siber saldırıya maruz kalmıştı.

SKT veri ihlali ile yaşananlar

Seul’de düzenlenen Ulusal Meclis duruşmasında SKT CEO’su Young-sang Ryu, veri ihlalinin ardından yaklaşık 250.000 kullanıcının farklı bir telekom sağlayıcısına geçtiğini söyledi. Şirket iptal ücretlerinden feragat ederse bu sayının mevcut miktarın on katından fazla olan 2.5 milyona ulaşmasını beklediğini söyledi. Ryu, duruşmada yaptığı açıklamada, şirketin sözleşmelerini erken iptal etmek isteyen kullanıcılardan iptal ücreti almamaya karar vermesi halinde önümüzdeki üç yıl içinde 5 milyar dolara (yaklaşık 7 trilyon won) kadar zarar edebileceğini söyledi.

Sözcü: “SK Telecom bu olayı şirket tarihindeki en ciddi güvenlik ihlali olarak görüyor ve müşterilerimize gelebilecek zararı en aza indirmek için elinden geleni yapıyor,” dedi SKT’den bir sözcü TechCrunch’a e-postayla gönderdiği bir açıklamada. “Etkilenen müşteri sayısı ve saldırıdan sorumlu kuruluş araştırılıyor” dedi. Olayın kesin nedenini belirlemek için kamu ve özel kuruluşların katıldığı ortak bir soruşturma yürütülüyor.

Güney Kore Kişisel Bilgi Koruma Komitesi (PIPC), mobil telefon numaraları ve benzersiz tanımlayıcılar (IMSI numaraları) ve USIM kimlik doğrulama anahtarları ve diğer USIM verileri de dahil olmak üzere 25 farklı türde kişisel bilginin, ev abone sunucusu olarak bilinen merkezi veritabanından sızdırıldığını duyurdu. Tehlikeye atılan veriler, müşterileri SIM takas saldırıları ve hükümet gözetimi açısından daha büyük riske sokabilir.

SKT , 22 Nisan’da olayı resmi olarak duyurmasının ardından, müşterilerinin daha fazla zarar görmesini önlemek amacıyla SIM kart koruması ve ücretsiz SIM kart değişimi hizmeti sunmaya başladı. SKT’deki sözcü: “19 Nisan’da SIM ile ilgili olası bilgi sızıntısı tespit ettik. İhlalin tanımlanmasının ardından, etkilenen cihazı derhal izole ettik ve tüm sistemi kapsamlı bir şekilde araştırdık” dedi.

Vodafone Pay ödeme altyapısını yeniledi!

Vodafone Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş. (VODAFONE PAY), Türkiye’nin ilk finansal teknoloji sağlayıcılarından biri olan Mobilexpress ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında ödeme hizmetlerini çeşitlendirdi. VODAFONE PAY, Mobilexpress’in, başta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olmak üzere, uygulanabilir tüm mevzuat kurallarına tam uyumlu PF ve e-para altyapısını kullanarak, Vodafone’un stratejik öneme sahip ödeme çözümü ihtiyaçlarını tek noktadan karşılayabiliyor.

Sadakat programı hesapları tek çatı altında toplandı

Proje kapsamında Mobilexpress, VODAFONE PAY müşteri hesapları ile sadakat programı hesaplarını tek çatı altında toplayarak kullanıcı deneyimine bütünleşik yaklaşım getirdi. Ayrıca kart saklama, e-para ve pazaryeri çözümleri gibi ödeme hizmetlerini, Mobilexpress’in ölçeklenebilir ve güvenli altyapısı üzerine geliştirdi. VODAFONE PAY ve Mobilexpress, birlikte geliştirdikleri bu proje ile dijital ödeme ekosistemi için global referans noktası olabilecek ölçekte bir başarıya imza attılar. 

Mobilexpress Kurucu Ortağı ve CTO’su Murat Tural, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Vodafone gibi global bir teknoloji devi tarafından tercih edilmek, Mobilexpress’in güçlü çözümlerinin sektördeki yerini bir kez daha kanıtlamış oldu. Bir Lidio iştiraki olan Mobilexpress’in sunduğu esnek ve modüler yapılar ile Türkiye’de ve dünyada büyük ölçekli birçok işletmeye ödeme geçidi, sahtecilik önleme, kart saklama, pazaryeri ve e-para gibi çözümlerin yanı sıra farklı katmanlarda hizmetler sunuyoruz. Vodafone ile gerçekleştirdiğimiz bu proje, dünya standartlarında bir ödeme altyapısının nasıl kurgulanması gerektiğine dair en iyi örneklerden biri oldu.”

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayşegül Arıcan Şeker, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Vodafone Pay ile dijital ödemelerde güvenli, hızlı ve esnek çözümler sunmak stratejik önceliğimiz. Bu projeyle hem kullanıcı deneyimini ileri taşıyan, hem de teknolojik sürdürülebilirliği destekleyen bir altyapıyı hayata geçirdik. Bu dönüşüm sürecinde, Mobilexpress’in ödeme çözümleri konusundaki teknoloji uzmanlığı ve çözüm odaklı yaklaşımı, projenin başarısında önemli bir rol oynadı. Yeni altyapımız sayesinde, Vodafone Pay ile müşterilerimize çok daha geniş bir ödeme yelpazesi sunabiliyoruz”  

FBI’dan Şok Uyarı: Eski Router’lar Hacker Tehdidi Altında!

0

FBI, eski internet router’larının siber suçluların hedefinde olduğunu açıkladı. 7 Mayıs’ta yayınlanan acil uyarıda, 13 “ömrünü tamamlamış” router modelinin hacker’lar tarafından kolayca ele geçirilebileceği belirtildi. Bu cihazlar, Linksys, Cisco ve Ericsson gibi 2000’li yıllarda popüler markalara ait. FBI, bu router’ların üreticileri tarafından artık yazılım güncellemesi almadığını vurguladı. Bu durum, cihazları siber saldırılara karşı savunmasız bırakıyor.

Eski router’lara kötü amaçlı yazılım yüklenebiliyor

Hacker’lar, özellikle router’lardaki eski “uzaktan yönetim” özelliğini hedef alıyor. FBI, bu özelliğin fabrika ayarlarında açık olduğunu ve suçluların cihazlara kötü amaçlı yazılım yüklediğini belirtti. Uzmanlar, bu yazılımların cihazları botnet ağlarına kattığını söylüyor. Botnet’ler, siber suçluların DDoS saldırıları düzenlemesine veya veri çalmasına olanak tanıyor. FBI, 5Socks ve Anyproxy gibi yasa dışı proxy servislerinin bu ağlarla bağlantılı olduğunu ifade etti.

FBI, Güvenlik açığı bulunan router’ların listesini de yayınladı:

  • E1200
  • E2500
  • E1000
  • E4200
  • E1500
  • E300
  • E3200
  • WRT320N
  • E1550
  • WRT610N
  • E100
  • M10
  • WRT310N

Yetkililer, kullanıcıların router modellerini hemen kontrol etmesini istiyor. FBI, listedeki cihazları kullananların yeni bir router satın almasını öneriyor. Uzaktan yönetim özelliğini kapatmak ve cihazı yeniden başlatmak geçici bir çözüm sunuyor. Ancak, bu adımlar bile tam koruma sağlamıyor. FBI, parola korumalı cihazların dahi kolayca hack’lenebileceğini belirtiyor.

Eğer router’ınızın ele geçirildiğinden şüpheleniyorsanız, FBI yerel ofislerine bildirimde bulunmanızı öneriyor. Ayrıca, cihazın fişini çekip yeni bir modelle değiştirmek en güvenli yol. Uzmanlar, 2010 öncesi router’ların büyük risk taşıdığını vurguluyor. Yeni router’ların düzenli güncellemelerle daha güvenli olduğu belirtiliyor.

Siber güvenlik uzmanı Michael Brown, “Eski router’lar, ev ağınızın zayıf halkası olabilir,” diyor. Brown, kullanıcıların router’larını düzenli olarak güncellemesi gerektiğini ekliyor. FBI, bu tür cihazların kritik altyapılara yönelik saldırılarda kullanıldığını da açıkladı. Özellikle Çinli hacker’ların bu cihazları botnet oluşturmak için kullandığı iddia ediliyor.

Kullanıcılar, router modellerini üretici sitelerinden kontrol edebilir. FBI, bu konuda hızlı hareket etmenin önemini vurguluyor. Siber suçlular, her an ev ağınıza sızabilir. Güvenlik’inizi riske atmamak için hemen harekete geçin!

Okullarda Wi-Fi erişim noktaları için artık bütçe yok

0

Biden döneminde uygulanan, okullara geniş bant internet erişiminden yoksun çocuklara uzaktan eğitim için erişim noktaları sağlama izni veren politika artık yok. Senato, okul ve kütüphaneler dışında kullanılabilen Wi-Fi erişim noktalarını kapsamak için federal fon kullanan Federal İletişim Komisyonu (FCC) kuralını sona erdirmek için oy kullandı.

Okullarda Wi-Fi erişim noktaları için yeni karar

İlk olarak eski FCC Başkanı Jessica Rosenworcel tarafından uygulamaya konulan program, 2.6 milyar dolarlık federal E-Rate programından alınan fonları, okulların ve kütüphanelerin evlerinde internet erişimi zayıf veya hiç olmayan çocuklara ve diğer kişilere ücretsiz Wi-Fi erişim noktaları sağlamasını sağlayan bir programa aktardı.

Policyband’in dün Senato’da bu önlemi ele almak için yapılan başarılı prosedür oylamasından önce belirttiği gibi, Senato Çoğunluk Lideri John Thune (R-SD), kuralın “söz konusu fonların kullanımını açıkça sınıflar ve kütüphanelerle sınırlayan İletişim Yasası’nı ihlal ettiğini” söyledi.

Rosenworcel geçen yıl yaptığı açıklamada, kanunun erişim noktası ödünç verme işlemini desteklemediği görüşüne katılmamıştı. Covid salgınıyla birlikte keskin bir şekilde belirginleşen uzaktan öğrenme sorunlarına atıfta bulunan Rosenworcel, E-Rate’in “okulları ve kütüphaneleri birbirine bağlamada ezici bir başarıya” sahip olduğunu, ancak okulların ve kütüphanelerin “kırsal Amerika, kentsel Amerika ve bunların arasındaki her yerde yüksek hızlı internet erişimini desteklemek için Wi-Fi erişim noktalarını ödünç verebilmeleri” için modernize edilmesi gerektiğini yazdı. Değişimin “mevcut E-Rate bütçesi dahilinde” gerçekleştirilebileceğini belirtti.

Hotspot kredi programına karşı çıkan Başkanı Brendan Carr yönetimindeki FCC, tüketici koruma programlarından agresif bir şekilde geri çekildi ve Trump yönetiminin fiili sansür kolu haline geldi. Kongre’deki GOP üyeleri, harcama azaltma adına FCC’nin Uygun Fiyatlı Bağlantı Programı gibi ABD internet erişimini artırmaya yardımcı olan sübvansiyonları geri çekmek için çalıştı. Mart ayında yapılan yakın tarihli bir çalışmaya atıfta bulunan TechDirt “programın yıllık 7-8 milyar dolarlık vergi mükellefi maliyeti, uygun fiyatlı internete ve uzaktan tele sağlık hizmetlerine erişimin genişletilmesi sayesinde 28.9 ila 29.5 milyar dolar arasında tasarruf sağladı” diye yazdı.

Fizz ticari marka ihlali ile gündemde

0

Sosyal medya girişimi Fizz, yeni Fizz uygulaması nedeniyle ticari marka ihlali nedeniyle Instacart ve Partiful’a dava açtı.  Instacart, Fizz adlı partiler için yeni bir içecek ve atıştırmalık teslimat uygulaması başlattı ve Partiful’un Fizz’i doğrudan platformuna entegre ettiğini duyurdu.

Fizz ticari marka ihlali

2020 yılında kurulan Fizz, 400’den fazla üniversite kampüsünde bulunan Z kuşağına odaklanan bir sosyal ağ uygulaması görevi görüyor. Kaliforniya Kuzey Bölgesi ABD Bölge Mahkemesi’nde açılan davada, jüri duruşması, ihtiyati tedbir, tazminat ve Instacart ve Partiful’un sosyal veya etkinlik planlama hizmetleriyle bağlantılı olarak “FIZZ” adını kullanmasını yasaklayan bir mahkeme emri talep ediliyor.

Davada Fizz, Ocak 2022’den beri “FIZZ” ticari markasını kullandığını ve Aralık 2021’de ticari marka tescili için başvuruda bulunduğunu belirtiyor. Girişim, Instacart ve Partiful’u genel hukuk ticari marka ihlali, federal ticari marka ihlali, siber çömelme ve Kaliforniya’nın haksız rekabet yasalarını ihlal etmekle suçluyor.

Dava dosyasında, “Instacart ve Partiful’un bu yeni Fizz Uygulaması, Davacının Gen-Z demografisi arasında FIZZ Markalarını sürekli kullanarak özenle geliştirdiği itibarı kötüye kullanma yönünde açık bir girişimdir” ifadesi yer alıyor. Fizz, Instacart ve Partiful’un aynı Z kuşağı demografisi için aynı isimle yeni uygulamayı bilerek başlattıklarını ve bu durumun, yeni sipariş hizmetinin Fizz ile bağlantılı veya Fizz tarafından desteklendiğine inanan müşteriler arasında kafa karışıklığı yaratma olasılığını ortaya çıkardığını iddia ediyor. Girişim ayrıca Instacart ve Partiful’un, Z kuşağı için bilinen bir sosyal platform olarak marka bilinirliğini suistimal ettiğini iddia ediyor.

Katı hal pil malzemesi lityumu geride bıraktı

0

Katı hal pil atılımı, lityum iyonların %30 daha hızlı hareket etmesiyle rekor kırdı. Malzeme, rekor kıran iletkenliğinin yanı sıra termal olarak da kararlı olup, köklü kimyasal prosesler kullanılarak sentezlenebiliyor. Münih Teknik Üniversitesi ve TUMint.Energy Research’teki bilim insanları, lityum iyonlarını bilinen herhangi bir alternatiften yüzde 30 daha hızlı ileten rekor kıran bir katı hal pil malzemesi geliştirdiler.

Katı hal pil malzemesi

Rekor iletkenliğe ulaşmak için ekip, lityum, antimon ve skandiyumdan oluşan yeni bir malzeme yarattı. İnorganik Kimya ve Yeni Malzemeler Kürsüsü’nden Prof. Thomas F. Fässler liderliğindeki ekip, lityum antimonit bileşiğindeki lityum atomlarını kısmen skandiyum ile değiştirerek iletken malzemenin kristal kafesinde küçük boşluklar veya aralıklar oluşturdu.

Bu mühendislik boşlukları, lityum iyonlarının yapı içerisinde daha serbestçe hareket etmesini sağlayarak, daha önce bilinen malzemelere kıyasla iyon hareketliliğini artırıyor. Bu buluş, katı hal malzemelerde lityum iyon iletkenliği için yeni bir dünya rekoru kırıyor. Bu, daha hızlı şarj ve daha verimli enerji depolama için kritik bir ölçümdür. Sonuçların bilinen ölçütleri ne kadar aştığı göz önüne alındığında, ekip bulguları bağımsız olarak doğrulamak için TUM Teknik Elektrokimya Kürsüsü’ndeki Prof. Hubert Gasteiger liderliğindeki meslektaşlarına yöneldi.

Çalışmanın ortak yazarı ve doğrulama testlerine liderlik eden Tobias Kutsch, bir basın bülteninde “Malzeme aynı zamanda elektriği de ilettiği için özel bir zorluk ortaya koyuyordu ve ölçüm yöntemlerimizi buna göre uyarlamak zorunda kaldık” dedi.

Malzemenin olağanüstü iyon hareketliliği, gelecekteki enerji depolama sistemlerinin ilerlemesinde, pillerin daha hızlı, daha güvenli ve daha verimli hale getirilmesinde önemli bir rol oynayabilir. Ekip, bu keşfin katı hal pil araştırmalarında bir dönüm noktası olabileceğine inanıyor. Rekor kıran iletkenliğinin yanı sıra, malzeme termal olarak da kararlıdır ve köklü kimyasal prosesler kullanılarak sentezlenebilir.

Apple akıllı gözlük Watch saatlerindeki çipi kullanacak

0

Bloomberg’den Mark Gurman’a göre Apple akıllı gözlükler için bir çip geliştiriyor ve bu çip Apple Watch için kullanılan çipe dayanıyor. Şirketin silikon grubunun güç verimliliğini artırmak için Watch için kullanılan çipten bazı bileşenleri çıkardığı bildirildi. Ayrıca grup, gözlüklerin çalışması için ihtiyaç duyacağı birden fazla kamerayı kontrol etme yeteneği kazandırmak için çalışıyor. Gurman daha önce şirketin Mac’e bağlı artırılmış gerçeklik gözlükleri için planlarını bir kenara bıraktığını ancak gelecekte bağımsız AR gözlükleri piyasaya sürmeyi planladığını bildirmişti. Ancak bu gözlükler gerçek AR gözlükleri olmayacak ve Meta’nın Ray-Ban’lerine daha doğrudan bir rakip olacak

Apple akıllı gözlük Watch saatlerle aynı çipi kullanacak

Şirket bağımsız gözlükleri geliştirmede daha yavaş ve daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor, bu nedenle piyasaya sürülmeleri biraz zaman alabilir. Gurman, Apple’ın ürün için çipleri 2027’de seri üretmeye başlamayı planladığını, bu nedenle şirketin gelişiminin en az iki yıl daha sürmesini beklediğini söylüyor. Bu zaman çizelgesine dayanarak, Meta muhtemelen ilk gerçek artırılmış gerçeklik gözlüklerini piyasaya sürecek: Şirket halihazırda bir tane üzerinde çalışıyor ve 2027’de piyasaya sürmeyi umuyor.

Cihaz, Meta’nın Ray-Ban gözlüklerine gerçek bir rakip olacaksa, fotoğraf ve video çekebilecek, hoparlör veya kulaklıklara sahip olacak ve sesli komutlarla görevleri yerine getirebilecek. Apple’ın gözlüklerinin çevresini taramak için kameralar kullanacağı ve yapay zekanın yardımıyla kullanıcılara yardımcı olacağı bildiriliyor. Yani evet, Meta Ray-Ban’lara benzer olacak, ancak Bloomberg, Apple’ın ürün için tam yaklaşımını hala çözdüğünü söylüyor. Apple’ın akıllı gözlükleri için çipin yanı sıra, daha güçlü Mac’ler ve AI sunucuları da dahil olmak üzere diğer cihazlarda kullanılmak üzere çipler üzerinde de çalıştığı bildiriliyor.

Fintech girişimcisi robotik girişimine yatırım topladı

0

Eski Synapse CEO’sunun yeni insansı robotik girişimi için 100 milyon dolar toplamaya çalıştığı bildirildi. Sankaet Pathak’ın son girişimi olan fintech Synapse , ortağı Evolve Bank & Trust ile yaşadığı sorunlar nedeniyle 2024’te iflas başvurusunda bulundu. Tüketiciler, çoğunlukla Synapse ile çalışan fintech’lerin müşterileri tarafından yapılan onlarca milyon dolarlık mevduat hala açıklanmadı.

Fintech girişimcisi robotik girişimine önemli bir gelir sağladı

The Information’a göre Pathak, yeni girişimi olan insansı robotik girişimi Foundation için fon toplama girişimlerinde tüm hızıyla ilerliyor. Pathak’ın, 1 milyar dolarlık devasa bir değerlemeyle Foundation için 100 milyon dolar toplama sürecinde olduğu söyleniyor.

Rakamlar, girişimin insansı robotu Phantom’u bu yılın başlarında piyasaya sürmesi göz önüne alındığında özellikle iddialı görünüyor. Vakıf, geçen Ağustos ayında Tribe Capital ve “diğer melek yatırımcılardan” ön tohum finansman turunda 11 milyon dolar topladı. Vakfın misyonu, işgücü açığını gidermek için “karmaşık ortamlarda çalışabilen gelişmiş insansı robotlar yaratmak” olarak açıklandı.

Foundation, işgücü açığını gidermek için “karmaşık ortamlarda çalışabilen gelişmiş insansı robotlar yaratma” misyonunu ilan eden bir robotik girişimi olarak çalışmalarına devam ediyor. Şirket, verdiği demeçte, Tribe Capital ve “diğer melek yatırımcılardan” tohum öncesi 11 milyon dolar fon topladı. Pathak ayrıca, Tribe’ın kurucu ortağı ve yönetici müdürü Arjun Sethi’nin aynı zamanda Foundation’ın kurucu ortağı olduğunu söyledi. i. Haziran ayında The Information, Foundation’ın Tribe Capital’dan 10 milyon dolarlık sermaye taahhüdü aldığını bildirdi. Fintech girişimcisi bu sefer robotik girişimiyle başarıyı elde edecek gibi görünüyor.