Gemini 2.5 Pro, Google’ın şimdiye kadarki en pahalı modeli oldu!

Geliştiriciler için yayınlanan fiyatlandırma, Gemini 2.5 Pro’nun sağladığı yüksek işlem gücünün ciddi bir maliyetle geldiğini ortaya koyuyor.

Gemini 2.5 Pro, 200.000 token’a kadar olan girişlerde milyon token başına 1,25 dolar, çıkışlarda ise 10 dolar olarak fiyatlandırılıyor. Daha büyük veri setleri için bu rakamlar sırasıyla 2,50 ve 15 dolara çıkıyor.

Bu da onu, yalnızca Google’ın önceki modellerine değil, aynı zamanda sektördeki pek çok rakibine göre daha pahalı hale getiriyor. Örneğin OpenAI’nın o3-mini modeli ya da DeepSeek’in R1’i çok daha düşük fiyatlarla geliştiricilere sunuluyor. Yine de bazı üst düzey rakip modellerle kıyaslandığında Gemini 2.5 Pro’nun daha ulaşılabilir bir fiyat politikası sunduğu da söylenebilir. OpenAI’nın GPT-4.5’i gibi modeller, yüz milyonlarca token için çok daha yüksek ücretler talep ediyor.

Fiyatların yükselmesindeki en önemli etkenlerden biri, talebin hızla artması. Google CEO’su Sundar Pichai, Gemini 2.5 Pro’nun şirketin bugüne kadarki en yoğun ilgi gören yapay zekâ modeli olduğunu açıkladı. Mart ayı boyunca Gemini API ve AI Studio kullanımının %80 oranında arttığı bilgisi paylaşıldı. Bu da, modelin hem bireysel geliştiriciler hem de şirketler tarafından ciddi biçimde benimsendiğini gösteriyor.

Modelin teknik üstünlüğü kadar, işlevselliği de dikkat çekiyor. Çok büyük metinleri işleyebilme kapasitesi, daha isabetli ve bağlama uygun yanıtlar üretebilmesi, onu özellikle profesyonel kullanım için cazip kılıyor. Bununla birlikte, Google modelin ücretsiz kullanımını da tamamen ortadan kaldırmış değil. Belirli oranlarda ve sınırlı hızda, Gemini 2.5 Pro’ya ücretsiz erişim hâlâ mümkün. Ancak daha geniş kullanım ve ticari amaçlı projeler için ciddi bir bütçe ayrılması gerekiyor.

Yapay zekâ sektöründe genel bir fiyat artışı eğilimi dikkat çekerken, Google’ın bu adımı aslında yalnızca bir başlangıç olabilir. Talep ve işlem gücü arttıkça, benzer modellerin de maliyetleri yukarı yönlü seyretmeye devam edecek gibi görünüyor. Şimdilik soru şu: Gemini 2.5 Pro’nun sunduğu yüksek performans, geliştiriciler için bu fiyatı gerçekten hak ediyor mu? Yanıt, kullanım amacına ve beklentilere göre değişebilir.

Microsoft dev veri merkezi yatırımlarında frene masıyor

Microsoft’un Ocak ayında duyurduğu 80 milyar dolarlık dev veri merkezi yatırımı planı, revizyona uğruyor. Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, şirket Endonezya, Birleşik Krallık, Avustralya ile ABD’nin Illinois, Kuzey Dakota ve Wisconsin eyaletlerindeki veri merkezi projelerini ya yavaşlattı ya da tamamen askıya aldı. Bazı bölgelerde yürütülen görüşmelerden tamamen çekilen Microsoft, diğerlerinde ise inşaat başlangıçlarını ileri bir tarihe erteledi.

Microsoft temkinli adımlar atıyor

Bu veri merkezleri, şirketin yapay zeka alanında genişlemeyi hedeflediği büyük stratejinin temel taşları arasında yer alıyor. Ancak Microsoft, küresel ekonomik belirsizlikler ve politik gelişmeler doğrultusunda yatırım planlarını yeniden şekillendiriyor.

Öte yandan, Microsoft’un resmi açıklaması farklı bir tablo çiziyor. Şirket, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, 2025 mali yılı içinde veri merkezlerine yönelik 80 milyar dolarlık yatırım hedefinden geri adım atmadığını belirtti. Bu rakam, Başkan Yardımcısı ve Başkan Brad Smith imzasıyla yayımlanan bir blog yazısında da vurgulanmıştı. Söz konusu yazıda, Microsoft’un ABD’deki yapay zeka politikalarının şekillenmesine katkı sağlamaktan duyduğu heyecan da dikkat çeken ifadelerle dile getirilmişti.

Yeni gümrük tarifeleri yatırımları zorlaştırıyor

Ancak perde arkasında bazı ciddi etkenlerin devrede olduğu belirtiliyor. Başkan Donald Trump’ın bu hafta resmen devreye aldığı yeni gümrük tarifeleri, büyük altyapı yatırımlarını maliyet açısından zorlaştırmış durumda. Bu durum, Microsoft’un neden bazı projeleri yavaşlattığını ya da iptal ettiğini açıklayabilir. Şirketin bütçeyi koruyarak daha az sayıda projeyi hayata geçirme yoluna gidebileceği konuşuluyor.

Microsoft’un veri merkezi yatırımlarında nasıl bir strateji izleyeceği merakla beklenirken, şirketin yapay zeka odaklı büyüme planlarının nasıl etkileneceği de sektör tarafından yakından takip ediliyor.

Microsoft Copilot, büyük bir güncelleme alıyor!

Artık Copilot, internette gezinebiliyor, rezervasyon yapabiliyor ve çeşitli görevleri kullanıcı adına gerçekleştirebiliyor. Ayrıca, OpenAI’nın ChatGPT’sine benzer şekilde, kullanıcıların tercihlerine dair hatırlamalar yapabiliyor ve gerçek zamanlı video analiz edebiliyor.

Microsoft’un OpenAI teknolojisiyle desteklediği Copilot, rakipleri ChatGPT ve Google Gemini’nin sunduğu yeni nesil özelliklerin gerisinde kalmamak için kapsamlı bir güncelleme alıyor. Şirket, gelecekte Copilot’un daha fazla kendi bünyesindeki yapay zekâ modelleriyle çalışabileceğini de belirtiyor.

Microsoft’un açıklamalarına göre, Copilot artık birçok popüler internet sitesinde doğrudan işlem yapabiliyor. Örneğin, 1-800-Flowers, Booking.com, Expedia, Kayak, OpenTable, Priceline, Tripadvisor, Skyscanner, Viator ve Vrbo gibi platformlarla entegre olarak otel rezervasyonu yapabiliyor, çiçek siparişi verebiliyor ya da restoran ayırtabiliyor. Kullanıcılar, “Eşime bir buket çiçek gönder.” gibi basit bir komut verdiğinde, Copilot bu işlemi doğrudan gerçekleştirebilecek.

Ayrıca, yeni güncellemeyle Copilot, internetteki fiyat düşüşlerini ve kampanyaları takip edebiliyor. Kullanıcı belirli bir ürün için fiyat takibi yapmasını istediğinde, Copilot indirim gerçekleştiğinde bildirim göndererek doğrudan satın alma bağlantısını sunuyor.

Ancak bu yeni özelliklerin tam olarak ne kadar etkili olduğu belirsiz. Microsoft, aracın bazı görevlerde insan müdahalesine ihtiyaç duyabileceğini belirtmediği gibi, web sitelerinin Copilot’un bu işlemleri yapmasını engelleyip engelleyemeyeceği de merak konusu. Daha önce OpenAI’nın Operator aracı benzer nedenlerle bazı siteler tarafından engellenmişti.

Copilot tarafından sunulan yeni özellikler, oldukça beğenildi

Copilot artık bir web sitesini veya akademik makaleyi analiz ederek, Google’ın NotebookLM sistemine benzer bir şekilde podcast tarzı içerik oluşturabiliyor. İki yapay zekâ destekli sunucu, belirli bir konu hakkında diyalog kurarak içeriği özetleyebiliyor. Kullanıcılar bu diyaloga dahil olup sorular sorabiliyor.

Mobil cihazlarda ise, telefon kamerasını kullanarak nesneleri tanıyabiliyor. Örneğin, kullanıcı bir çiçek fotoğrafı çektiğinde, “Bu çiçek nedir?” diye sorarak yanıt alabiliyor. Windows tarafında ise, Copilot ekranınızdaki içerikleri okuyarak dosyaları organize edebiliyor, sistem ayarlarını değiştirebiliyor ve arama yapabiliyor. Ancak, Microsoft’un özel dosyaların korunması için nasıl bir güvenlik önlemi aldığı belirsiz.

Kişisel hafıza ve derin araştırma özelliği

Copilot artık kullanıcıların tercihlerini hatırlayarak daha kişiselleştirilmiş çözümler sunuyor. Kullanıcılar, Copilot’un kendileri hakkında öğrendiği bilgileri yönetebiliyor, belirli hatıraları silebiliyor ya da bu özelliği tamamen devre dışı bırakabiliyorlar.

Buna ek olarak, Derin Araştırma (Deep Research) özelliği, karmaşık sorulara daha kapsamlı yanıtlar sunmak için internetteki verileri, belgeleri ve görselleri analiz ediyor. Bu, OpenAI’nın ChatGPT Deep Research ve Google Gemini’nin benzer özellikleriyle doğrudan rekabet edebilir konumda.

Microsoft’un yeni AI stratejisi

Microsoft, Copilot’u daha akıllı ve fonksiyonel hâle getirerek Google Gemini ve ChatGPT ile rekabet etmek istiyor. Bunun için yapay zekâ modelini geliştirmeye devam ediyor ve OpenAI teknolojisi yerine kendi AI çözümlerine daha fazla yatırım yapmayı planlıyor.

Yeni özellikler, önümüzdeki hafta Windows Insiders programındaki kullanıcılara sunulacak. Genel kullanıma ne zaman açılacağı konusunda kesin bir tarih verilmiş değil. Ancak, Microsoft’un bu büyük güncellemesi, yapay zekâ destekli asistanların internet kullanımında devrim yaratma potansiyelini artırıyor.

Tesla’ya Trump darbesi: Yeni gümrük vergileri enerji depolama büyümesini tehdit ediyor

ABD Başkanı Donald Trump‘ın dünya genelinde ve özellikle Çin‘e karşı uygulamaya koyduğu yeni gümrük vergileriTesla‘nın enerji depolama işini olumsuz etkiliyor. Elektrikli araç teslimatları 2025 yılının birinci çeyreğinde 336.000 birimle beklentilerin altında kaldı. Ancak buna rağmen Teslaenerji depolama alanında yeni bir rekor kırarak 10 GWh’lik kapasiteyi devreye aldı. Ne var ki, Trump‘ın çelikten elektroniğe kadar geniş bir yelpazeye yayılan yeni tarifeleriTesla’nın büyüyen bu işkolu için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Tesla’ya gümrük vergisi darbesi

Tesla‘nın elektrikli araç işi 2024’ten bu yana gerilerken, enerji depolama işkolu ise sürekli büyümekteydi. Bu büyümeyi özellikle Powerwall 3 ve Megapack sistemleri desteklerken, bu ürünlerin temelinde Çin’den ithal edilen LFP batarya hücreleri bulunuyor. Trump yönetiminin Çin’den yapılan ithalata %54 oranında vergi getirmesi, Tesla‘nın bu alandaki maliyetlerini ciddi şekilde artıracaktırArtan fiyatların da tüketici talebini olumsuz etkilemesi bekleniyor.

Daha önce Biden yönetimi2026 yılı itibariyle Çin’den ithal edilen enerji depolama bataryalarına %25’lik bir tarifegetireceğini duyurmuştu. Ancak Trump‘ın bu vergiyi ani bir hamleyle %54’e çıkarmasıTesla‘nın maliyetlerini öngörülenin çok ötesine taşıyacak.

Tesla ve Çin bağımlılığı

Tesla‘nın enerji depolama ürünleri, çoğunlukla Çinli CATL firmasının LFP batarya hücreleri ile çalışıyor. Geçtiğimiz yıllarda Tesla ve CATL arasında ABD’de bir LFP batarya üretim tesisi kurma planları gündeme gelmişti ancak bu planlar henüz somutlaşmadı.

TeslaÇin’deki yeni Megafactory fabrikasında Megapack üretimine başlamış durumda. Bu fabrikada üretilecek batarya sistemlerinin ABD dışındaki pazarlara gönderilmesi planlanıyor. Ancak Teslabatarya tedarikçileri CATL ve BYD’nin kendi enerji depolama çözümlerini geliştirmesiyle artan bir rekabetle karşı karşıya.

TeslaABD’de daha fazla Megapack üretmek için ikinci bir Megafactory kurmayı planlıyor ancak yeni tarifelerin bu planları nasıl etkileyeceği şimdilik belirsizliğini koruyor.

Intel ve TSMC’den çip üretiminde sürpriz ortaklık

Çip üretiminde tarihi bir ortaklık müjdesi geldi: Intel ve TSMCABD’deki Intel üretim tesislerinde faaliyet gösterecek yeni bir ortak girişim kurma konusunda anlaşmaya vardı. Bu adım, küresel yarı iletken endüstrisinde büyük bir etki yaratacak gibi görünüyor.

Ortaklık detayları ve beklentiler

Reuters’ın, The Information kaynaklı haberine göre, anlaşma henüz resmiyet kazanmasa da, TSMC’nin ortak girişimde yüzde 20‘lik bir paya sahip olması bekleniyor. Geriye kalan yüzde 80’lik hisse payının ise kimlere ait olacağı henüz netleşmedi. Ancak, TSMC’nin yılın başlarında AMDBroadcomNvidia ve Qualcomm gibi ABD merkezli çip tasarım şirketleriyle yatırım görüşmeleri yaptığı iddia ediliyordu. Bu görüşmelerin, yatırımcılar ve endüstri uzmanları tarafından büyük bir ilgiyle takip edildiği belirtildi.

Bu ortaklık, sadece Intel ve TSMC’nin iş birliği olarak görülmemeli. Aynı zamanda ABD‘nin, çip üretiminde yeniden küresel liderliğini elinde tutma hedefinin de somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

ABD hükümetinin rolü

Ortaklığın arka planında, ABD hükümetinin aktif bir rol üstlendiği belirtiliyor. Beyaz Saray ve Ticaret BakanlığıIntel’in son yıllarda karşılaştığı üretim ve operasyonel zorlukları aşmak amacıyla bu iş birliğini teşvik ettiği aktarılıyor. ABD yönetimiIntel’in üretim tesislerini tamamen yabancı bir şirkete, özellikle de TSMC’ye satılmasına sıcak bakmıyor. Bu nedenle, en olası çözümün bir ortaklık olması gerektiği ifade ediliyor.

Intel ve TSMC’nin iş birliği

Intel’in IDM 2.0 (Integrated Device Manufacturing) stratejisi, bugüne dek şirketin üretim süreçlerinde büyük bir başarı sağlayamadı. Intel’in üretim tesislerinde, Intel 3 ve Intel 4 üretim süreçleri destekleniyor, fakat sadece bir veya iki tesiste Intel’in ileri düzey 18A üretim teknolojisi kullanılabiliyor. Bu noktada, TSMC’nin ABD‘deki Intel tesislerinde hangi düzeyde yer alacağı, iş birliğinin nasıl işleyeceği hala belirsizliğini koruyor.

Bu gelişme, finansal piyasalarda büyük bir hareketliliğe neden oldu. Intel hisseleri yaklaşık %7 oranında yükseldi ve geçtiğimiz haftalarda uygulanan yeni ithalat tarifelerinin yarattığı kayıpları telafi etti. Öte yandan, ABD borsasında işlem gören TSMC hisseleri %6 oranında geriledi. Ancak, henüz Intel veya TSMC tarafından bu gelişme hakkında herhangi bir yorum yapılmış değil.

Intel ve TSMC arasındaki bu sürpriz ortaklık, yarı iletken endüstrisinde yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Ortak girişimin nasıl şekilleneceği ve bu stratejinin ABD çip üretim sektörüne ne gibi katkılar sağlayacağı, önümüzdeki dönemde netleşecek.

Samsung’dan uygun fiyatlı telefonlara yapay zeka desteği

Samsung, yapay zekâ teknolojilerini sadece üst segment değil, daha geniş kullanıcı kitlesine de ulaştırmak amacıyla önemli bir adım attı. Şirket, “Awesome Intelligence” adını verdiği yeni yapay zekâ paketini resmi olarak tanıttı. Bu paket, Samsung’un popüler Galaxy A serisi gibi uygun fiyatlı ve orta seviye akıllı telefonlarını hedef alıyor.

Amiral gemisinden A serisine yapay zeka geçişi

Daha önce 2021 ve sonrası amiral gemisi Galaxy modellerinde sunulan Galaxy AI özellikleri, kullanıcılar tarafından oldukça beğenilmişti. Ancak bu özellikler, genellikle üst segment cihazlarla sınırlıydı. Samsung, bu durumu değiştirmek ve yapay zekâ teknolojilerini daha erişilebilir hale getirmek için Awesome Intelligence paketini geliştirdi. Yeni paket, Galaxy AI kadar kapsamlı olmasa da, kullanıcı deneyimini iyileştirecek birçok işlevi bünyesinde barındırıyor.

Hangi özellikler var?

Awesome Intelligence paketi, günlük kullanımı kolaylaştıracak ve kullanıcıya zaman kazandıracak çeşitli yapay zekâ tabanlı özelliklerle geliyor. Bu özellikler arasında:

  • Circle to Search: Nesneleri ya da metinleri ekranda daire içine alarak hızlı arama yapılmasını sağlayan bu özellik, yeni pakette daha verimli çalışacak şekilde optimize edildi.
  • Yüksek Sesle Okuma: Ekrandaki metinleri sesli olarak okuma özelliği, özellikle görme konusunda hassasiyeti olan kullanıcılar için büyük kolaylık sağlıyor.
  • Nesne Silme: Fotoğraflarda istenmeyen objeleri yapay zekâ yardımıyla silme özelliği, kolay düzenleme imkânı sunuyor.
  • Düzenleme Önerileri: Fotoğrafların daha iyi görünmesi için sistem tarafından otomatik düzenleme önerileri sunuluyor.
  • Otomatik Video Kırpma: Videolar üzerinde yapılan düzenlemelerde, içeriğin ana odağını koruyarak videoyu otomatik şekilde kırpma özelliği yer alıyor.

Hangi modellerde sunulacak?

Samsung’un açıklamasına göre Awesome Intelligence paketi ilk olarak Galaxy A56Galaxy A35 ve Galaxy A26modellerine sunulacak. Bu modellerde yerleşik olarak bulunacak paket, kullanıcılara amiral gemisi deneyimine yakın bir yapay zekâ desteği vaat ediyor. Şirket, şu an için daha eski A serisi modellerin bu özellikleri alıp almayacağına dair bir bilgi paylaşmadı. Ancak ilerleyen dönemde güncelleme yoluyla bu cihazlara da gelmesi olası.

Samsung’un bu hamlesi, yapay zekânın gelecekteki mobil deneyimlerde ne kadar merkezi bir rol oynayacağının da altını çiziyor. Uygun fiyatlı modellerde bile yapay zekâ özelliklerine yer verilmesi, özellikle genç kullanıcılar ve gelişmekte olan pazarlardaki tüketiciler için büyük bir avantaj olacak. Böylece Samsung, hem rekabet gücünü artırıyor hem de kullanıcı deneyimini her segmentte bir üst seviyeye taşıyor.

Ay tozundan güneş pili üretilecek

Ay tozundan üretilen güneş pilleri gelecekteki uzay araştırmalarına güç sağlayacak. Astronotların botlarına yapışan kir, bir enerji üretimi için kullanılabilir. Device dergisinde yayınlanan bir çalışmada, araştırmacılar simüle edilmiş ay tozundan yapılmış güneş hücreleri yarattılar. Hücreler güneş ışığını verimli bir şekilde enerjiye dönüştürüyor, radyasyon hasarına dayanıyor ve ağır malzemeleri uzaya taşıma ihtiyacını azaltıyor, uzay araştırmalarının en büyük zorluklarından biri olan güvenilir enerji kaynaklarına potansiyel bir çözüm sunuyor.

Ay tozundan güneş pili üretimi enerji sektöründe kullanılacak

Almanya’daki Potsdam Üniversitesi’nden baş araştırmacı Felix Lang: “Uzayda kullanılan güneş hücreleri şu anda inanılmaz, %30 ila %40’a varan verimliliklere ulaşıyor, ancak bu verimliliğin bir bedeli var. Çok pahalılar ve nispeten ağırlar çünkü kaplama olarak cam veya kalın folyo kullanıyorlar. Tüm bu hücreleri uzaya kaldırmayı haklı çıkarmak zor” diyor.

Lang’ın ekibi, güneş hücrelerini Dünya’dan taşımak yerine, Ay’ın kendisinde bulunan malzemelere bakıyor. Dünya yapımı camı, Ay’ın gevşek, kayalık yüzey kalıntıları olan Ay regolitinden üretilen camla değiştirmeyi amaçlıyorlar. Bu değişiklik tek başına bir uzay aracının fırlatma kütlesini %99,4 oranında azaltabilir, taşıma maliyetlerini %99 oranında düşürebilir ve uzun vadeli Ay yerleşimlerini daha uygulanabilir hale getirebilir.

Fikri test etmek için araştırmacılar, ay tozunu simüle etmek için tasarlanmış bir maddeyi ay camına erittiler ve bunu yeni bir tür güneş hücresi inşa etmek için kullandılar. Hücreleri, ay camını perovskit ile eşleştirerek hazırladılar; perovskit daha ucuz, yapımı daha kolay ve güneş ışığını elektriğe dönüştürmede çok etkili bir kristal sınıfıdır. Uzaya gönderilen her bir gram malzeme için, yeni paneller geleneksel güneş panellerinden 100 kata kadar daha fazla enerji üretiyor.

Lang: “Ağırlığı %99 oranında azaltırsanız, ultra verimli %30 güneş hücrelerine ihtiyacınız kalmaz, sadece ayda daha fazlasını üretirsiniz. Ayrıca, hücrelerimiz radyasyona karşı daha kararlıdır, diğerleri ise zamanla bozulur” diyor.

Kırsal fiber internet projesi risk altında

0

Trump yönetiminin elindeki fonlarla kırsal fiber internetin yaygınlaşması risk altına girdi. Fiber internet sağlayıcıları, kırsal alanlara güvenilir internet hizmeti getirecek Biden dönemi girişimi kapsamında vaat edilen fonları göremeyeceklerinden endişe ediyor. Louisiana fiber internet sağlayıcısı Cajun Broadband’a planın bir parçası olarak 33 milyon dolar hibe verildi. Ancak “para akmıyor” ve yeni yönetimin Elon Musk’ın Starlink’i gibi uydu internet hizmetlerine öncelik verip vermeyeceği konusunda endişeler artıyor.

Biden yönetiminin Geniş Bant Eşitliği, Erişim ve Dağıtım (BEAD) programı, çoğunlukla fiber geniş bant aracılığıyla, yetersiz hizmet alan bölgelerdeki internet hizmetini güçlendirmek için 42.4 milyar dolar ayırdı. Ancak, BEAD direktörü Evan Feinman geçen ay Ticaret Bakanlığı’ndan ayrıldı. Trump tarafından atanan Ticaret Bakanlığı Sekreteri Howard Lutnick, “uyanık zorunluluklar, belirli teknolojilere yönelik kayırmacılık” gerekçesiyle programı elden geçirmeyi planlıyor.

BEAD’den gelen fonlara güvenen birçok şirket fiber genişlemesine önemli miktarda para yatırdı ve birkaç eyalet de planları harekete geçirmeye başladı. Yirmi dört eyalet proje başvuru penceresini kapattı, Louisiana, Delaware ve Nevada ise “projelere para ayırmaya başlamak için yalnızca Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nden onay bekliyor” diye bildiriyor.

Sadece bu değil, uyduya doğru olası bir geçiş, insanların fiberle ilişkilendirilen hız ve güvenilirlikten faydalanmayacağı anlamına geliyor. Eyaletlerin insanları uydu üzerinden birbirine bağlaması daha hızlı ve daha ucuz olsa da zamanla sakinlere daha fazla maliyet çıkarabilir. Bir eyalet yetkilisi, Bloomberg verilerine göre uydu hizmetinin müşterilere 30 yıllık bir süre zarfında yüzde 53 daha fazla maliyet çıkardığını ve bakım ücretlerinin fiberin iki katından fazla olduğunu gösterdi. Musk, geçen yıl BEAD’i “vergi mükelleflerinin parasının fahiş bir israfı” olarak nitelemişti. Starlink program kapsamında herhangi bir fon almadı, ancak Ulusal Telekomünikasyon ve Bilgi İdaresi planlarını değiştirdikçe bu durum değişebilir.

TikTok Notes uygulamasını kapatıyor

TikTok, Instagram’a rakip olan fotoğraf paylaşım uygulaması Notes’u kapatıyor. TikTok Notes ekibi, kullanıcılara gönderdiği bir bildirimde uygulamanın 8 Mayıs’tan itibaren çalışmayı durduracağını ve “ilgili tüm özelliklerin artık kullanılamayacağını” söylüyor. TikTok, kullanıcıların bir açıklamayla birlikte fotoğraf paylaşmalarına ve önerilen içeriklerle “Sizin İçin” akışında gezinmelerine olanak tanıyan Notlar’ı ilk olarak geçen yılın Nisan ayında kullanıma sundu. Uygulama başlangıçta sınırlı testler için Avustralya ve Kanada’da kullanıma sunuldu.

TikTok Notes uygulamasından vazgeçti

TikTok’un mesajına göre, uygulamayı kapatma kararı “hafifçe alınmadı”. Ayrıca kullanıcılara TikTok’un ana şirketi ByteDance’e ait bir diğer sosyal platform olan Lemon8’i denemeleri öneriliyor.

Lemon8 kullanıcıların hem fotoğraf hem de video paylaşmasına olanak tanır ve güzellik, yemek, moda, seyahat ve evcil hayvanlar gibi yaşam tarzı konularına odaklanıyor. TikTok, ABD’de kısa bir süre için kapanmasından önceki günlerde kullanıcıları uygulamaya yönlendirmeye başlasa da, Lemon8 de yasak nedeniyle çevrimdışı kaldı.

TikTok sözcüsü: “TikTok deneyimini tamamlayacak ve geliştirecek şekilde tasarlanmış, topluluğumuzun fotoğraf içeriğini paylaşabileceği ve deneyimleyebileceği özel bir alan oluşturmaya devam ederken, TikTok Notları’ndan gelen geri bildirimleri Lemon8’e getirmekten heyecan duyuyoruz” dedi.

Lemon8, 2020’de Japonya’da piyasaya sürüldü ve daha sonra ABD ve Güneydoğu Asya’daki pazarlara genişledi. Uygulama, kullanıcıların slayt gösterileri ve fotoğraf koleksiyonları paylaşmasına ve “Takip Edilenler” ve “Sizin İçin” akışları aracılığıyla içeriklere göz atmasına olanak tanıdığı için Instagram ve Pinterest’e benziyordu. Lemon8, kullanıcılara yaratıcı araçlara, filtrelere, efektlere, çıkartmalara, metin şablonlarına ve daha fazlasına erişim sundu.

Teknofest Girişim Programı’nda 4. dönem heyecanı başladı!

2022 yılında başlatılan program, bugüne kadar 46 girişime toplam 9,6 milyon TL destek sağladı.

Yeni dönemde girişimcileri neler bekliyor?

  • Eğitimden mentörlüğe, ofis imkanlarından yatırımcı görüşmelerine kadar 11 farklı alanda kapsamlı destek
  • Programı başarıyla tamamlayan girişimcilere 800 bin TL’ye kadar hisseye dönüştürülebilir yatırım fırsatı
  • Girişimcilerin uluslararası başarıya ulaşması için T3 Girişim Merkezi’nin güçlü altyapı ve rehberliği

Toplumsal fayda üreten teknolojiler sahnede!
Bu yıl desteklenecek girişimler arasında öne çıkanlar:

Agrovech: Yapay zekâ destekli drone ve IoT sistemleriyle tarım arazilerini akıllı şekilde izliyor

Newky: Otomotiv siber güvenliğinde yeni nesil çözümler sunuyor

Vignetim: Avrupa’daki dijital otoyol geçiş sistemlerini tek platformda topluyor

Wastespresso: Kahve atıklarını geri dönüştürerek karbon salımını %30 azaltan sürdürülebilir malzemeler üretiyor

Yanhak: Şirketlerin yan hak uygulamalarını dijitalleştiren insan kaynakları çözümü sunuyor

Milli Teknoloji Hamlesi ruhuyla büyüyen TEKNOFEST Girişim Programı, genç girişimcilere sadece destek değil, vizyon da kazandırmaya devam ediyor.

Gemini hız nedeniyle şeffaflığı arka plana attı

Google’ın OpenAI’nin ChatGPT’sini yayınlamasıyla hazırlıksız yakalanmasının üzerinden iki yıldan fazla zaman geçmesine rağmen şirket, hızını önemli ölçüde artırdı. Google, Mart ayı sonlarında kodlama ve matematik yeteneklerini ölçen çeşitli ölçütlerde sektöre öncülük eden bir yapay zeka akıl yürütme modeli olan Gemini 2.5 Pro’yu piyasaya sürdü. Bu lansman, teknoloji devinin o dönem için son teknoloji olan başka bir model olan Gemini 2.0 Flash’ı piyasaya sürmesinden sadece üç ay sonra gerçekleşti.

Gemini hız odaklı iyileştirmeler yapıyor

Google’ın Gemini Ürün Yöneticisi ve Yöneticisi Tulsee Doshi verdiği röportajda, şirketin model lansmanlarındaki artan ritmin, hızla gelişen yapay zeka sektörüne ayak uydurmak için sarf edilen ortak bir çabanın parçası olduğunu söyledi. Doshi: “Bu modelleri ortaya koymanın, geri bildirim almanın doğru yolunun ne olduğunu hâlâ anlamaya çalışıyoruz” dedi. Ancak hızlandırılmış yayın zaman çerçevesinin bir maliyeti olduğu anlaşılıyor. Google, Gemini 2.5 Pro ve Gemini 2.0 Flash dahil olmak üzere en son modelleri için henüz güvenlik raporları yayınlamadı ve bu da şirketin şeffaflıktan çok hıza öncelik verdiğine dair endişeleri artırıyor.

Günümüzde, OpenAI, Anthropic ve Meta dahil olmak üzere sınır AI laboratuvarlarının yeni bir model piyasaya sürdükleri her seferinde güvenlik testlerini, performans değerlendirmelerini ve kullanım durumlarını raporlaması oldukça standarttır. Bazen “sistem kartları” veya “model kartları” olarak adlandırılan bu raporlar, yıllar önce endüstri ve akademideki araştırmacılar tarafından önerildi. Google aslında 2019 tarihli bir araştırma makalesinde model kartlarını öneren ilk şirketlerden biriydi ve bunlara “makine öğreniminde sorumlu, şeffaf ve hesap verebilir uygulamalar için bir yaklaşım” adını verdi.

Doshi, şirketin Gemini 2.5 Pro için bir model kartı yayınlamadığını çünkü modeli “deneysel” bir sürüm olarak gördüğünü söyledi. Bu deneysel sürümlerin amacının sınırlı bir şekilde bir AI modeli yayınlamak, geri bildirim almak ve üretim lansmanından önce model üzerinde yineleme yapmak olduğunu söyledi.

OpenAI siber güvenlik yatırımı yaptı!

Üretken yapay zeka, bilgisayar korsanları ve diğer kötü aktörler için mevcut araç setini büyük ölçüde genişletti. Artık bir CEO’yu deepfake etmekten sahte makbuzlar oluşturmaya kadar her şeyi yapmak mümkün.

OpenAI siber güvenlik yatırımıyla ilk adımı attı

Hepsinin en büyük üretken yapay zeka girişimi olan OpenAI bunu herkesten daha iyi biliyor. Ve şirketlerin bu tür saldırılara karşı savunmasına yardımcı olan başka bir üretken yapay zeka girişimine yatırım yaptı. New York merkezli Adaptive Security, Çarşamba günü yaptığı duyuruda, OpenAI’nin startup fonu ve Andreessen Horowitz’in eş liderliğinde 43 milyon dolarlık A Serisi yatırım aldığını duyurdu. Bu, OpenAI’nin bir siber güvenlik startup’ına yaptığı ilk yatırımı işaret ediyor.

Adaptive Security, çalışanları bu tehditleri tespit etmeleri için eğitmek amacıyla yapay zeka tarafından üretilen “hack’leri” simüle eder. Telefonu açıp CTO’nuzun doğrulama kodu istediğini duyabilirsiniz. Adaptive Security’nin platformu yalnızca telefon görüşmelerini taklit etmiyor: Aynı zamanda metinleri ve e-postaları da kapsıyor, şirketin hangi bölümlerinin en savunmasız olabileceğini puanlıyor ve personele riskleri tespit etmeleri için eğitim veriyor.

Girişim, kötü bir bağlantıya tıklamak gibi, bir insan çalışanın yapmaması gereken bir şeyi yapmasını gerektiren hack’lere odaklanıyor. Bu tür “sosyal mühendislik” hack’leri, temel olsa da, büyük kayıplara yol açtı – 2022’de geliştiricilerinden birine sahte bir iş teklifi nedeniyle 600 milyon dolardan fazla kaybeden Axie Infinity’yi düşünün.

AI araçları sosyal mühendislik hilelerini her zamankinden daha kolay hale getirdi, kurucu ortak ve CEO Brian Long TechCrunch’a söyledi. 2023’te piyasaya sürülen Adaptive’in şu anda 100’den fazla müşterisi var ve Long, onlardan gelen olumlu geri bildirimlerin OpenAI’yi sermaye tablosuna çekmeye yardımcı olduğunu söyledi.

Çin’den ABD’nin gümrük tarifelerine misilleme geldi!

Pekin, 4 Nisan 2025 – Çin hükümeti bugün ABD mallarına %34 oranında ek gümrük tarifeleri uygulayacağını açıkladı. Bu hamle, Başkan Donald Trump ile sürdürülen ve durgunluk korkularını artıran ticaret savaşında şimdiye kadarki en ciddi tırmanış olarak değerlendiriliyor. Söz konusu gelişme, küresel borsalarda sert düşüşlere neden oldu.

Pekin yönetimi ayrıca çeşitli ABD kuruluşlarını ihracat kontrol listesine ekleyeceğini ve bazılarını da “güvenilmez” kuruluş olarak sınıflandıracağını duyurdu.

Kanada’dan Çin’e kadar birçok ülke, Trump’ın bu hafta ABD gümrük engellerini son yüzyıldaki en yüksek seviyeye çıkarmasının ardından misillemeler için hazırlık yapıyor. Bu gelişmeler dünya finans piyasalarında keskin düşüşlere yol açtı.

ABD’nin en büyük ticaret ortaklarından biri olan Japonya’da, Başbakan Shigeru Ishiba, banka hisselerindeki düşüşün Tokyo borsasını yılların en kötü haftasına sürüklemesiyle, tarifelerin bir “ulusal kriz” yarattığını söyledi.

Yerli mobil şarj çözümü Chargebot Global sahnede!

Mobilite çağının en önemli unsurlarından olan elektrikli otomobiller gittikçe yaygınlaşırken şarj çözümleri de önem kazanıyor. Elektrikli araçlar için geleceğin mobil şarj çözümünü sunan Chargebot özellikle geleneksel sabit şarj altyapısının yetersiz kaldığı alanlarda ve otoparklar, alışveriş merkezleri, havalimanı apronları, siteler ve oto servisleri gibi lokasyonlarda esnek, otonom ve hızlı bir çözüm sunuyor. Chargebot, hem sabit hem de otonom modelleriyle şehir içi ve şehir dışında ihtiyaç duyulan enerji ihtiyacını, çağın ötesinde teknoloji unsurlarıyla bugünden sunuyor.

Sabit ve otonom olmak üzere iki farklı model

Chargebot, şarj edilecek aracı kendi tespit ediyor ve şarj işlemini başlatıp yine otonom olarak şarj işlemini bitirebiliyor.

Geleceğin mobilite teknolojilerinin gösterildiği ve dünyanın en prestijli fuarlarından biri olan 2025 Hannover Messe Fuarı’nda öne çıkan Chargebot, sabit ve otonom olmak üzere iki farklı modeliyle mobil şarj alanında gövde gösterisi yaptı. Chargebot, CB-1 ve CB-2 olarak iki farklı mobil şarj çözümü sunuyor. CB-1, önceden belirlenmiş hizmet alanlarında mobil olarak hareket ederek boş park yeri tespit özelliğiyle şarj edilecek araç için önceden hazırlanabiliyor ve aracın şarj dolum işlemini hiçbir müdahale olmadan tamamlayabiliyor. Ayrıca görevini tamamladıktan sonra kendi istasyonuna dönüyor ve otomatik olarak kendini şarj ediyor. CB-2 ise aşınabilir ve farklı kapasitelerde özelleştirilebiliyor ve solar çatı desteği ile tamamen şebekeden bağımsız çalışabiliyor.

Chargebot uygulaması üzerinden şarj işlemi tam otonom gerçekleştirebiliyor!

Chargebot uygulaması üzerinden şarj işlemi tam otonom gerçekleştirebiliyor!

Özellikle şehir hayatının yoğun temposunda şarj yeri bulmak oldukça zor olabiliyor. Chargebot ise özel uygulaması sayesinde sabit şarj altyapısının yetersiz kaldığı alanlarda akıllı telefonlar için özel olarak geliştirilen uygulamasından tek tıkla çağırılabiliyor. Chargebot, şarj edilecek aracı kendi tespit ediyor ve şarj işlemini başlatıp yine otonom olarak şarj işlemini bitirebiliyor. Yüzde 97 enerji verimliliği ile çalışan Chargebot, ön ve arka tarafta yer alan 32 inç boyutundaki iki ekranıyla kullanıcıya şarj işlemiyle ilgili bilgiler de sunuyor. Ayrıca ihtiyaca göre DC şarj gücü 30 kW ile 180 kW arasında değiştirilebiliyor. 40 ila 400 kW/sa batarya kapasitesi sunan Chargebot mobil şarj üniteleri, -30°C dereceden +55°C dereceye kadar oldukça geniş bir termal çalışma aralığına sahip oluyor.

Küresel Piyasalar Trump’ın Gümrük Tarifeleriyle Sarsıldı: İki Trilyon Dolar Buharlaştı!

ABD Başkanı Donald Trump’ın geniş kapsamlı gümrük tarifeleri, küresel finans piyasalarında büyük dalgalanmalara neden oldu. Bu ani hamle, yatırımcıların paniklemesine ve hisse senetlerinin hızla değer kaybetmesine yol açtı. Sadece bir gün içinde, ABD borsalarında yaklaşık iki trilyon dolar değerinde kayıp yaşandı. ​

ABD Borsalarında Tarihi Düşüşler

S&P 500 endeksi %4,8 oranında düşerek son beş yılın en büyük günlük kaybını yaşadı. Teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi ise %6 oranında değer kaybetti. Perakende sektöründe faaliyet gösteren Kohl’s ve Best Buy gibi şirketlerin hisseleri sırasıyla %22,8 ve %17,8 oranında düştü. Teknoloji devleri Dell ve HP de sırasıyla %19 ve %14,7’lik kayıplarla karşılaştı. ​

Bankacılık Sektörü de Etkilendi

Bankacılık sektörü de bu dalgalanmalardan nasibini aldı. Citigroup, Bank of America, HSBC ve UBS gibi büyük bankaların hisseleri, ekonomik büyüme endişeleri ve merkez bankalarının faiz indirimi beklentileri nedeniyle sert düşüşler yaşadı. ABD Hazine tahvil getirileri, yatırımcıların güvenli liman arayışıyla Ekim ayından bu yana en düşük seviyelerine geriledi. ​

Küresel Piyasalarda Zincirleme Tepkiler

ABD’deki bu düşüşler, Avrupa ve Asya piyasalarını da etkiledi. Almanya’nın DAX, Fransa’nın CAC 40 ve İngiltere’nin FTSE 100 endeksleri %1’in üzerinde değer kaybetti. Asya’da ise Japon Nikkei endeksi %3,6 oranında düştü. İsviçre’nin SMI endeksi de %1,83’lük bir düşüş yaşadı. ​

Ekonomik Resesyon Endişeleri Artıyor

Ekonomistler, Trump’ın bu yeni gümrük tarifelerinin ABD ve küresel ekonomi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği konusunda uyarıyor. JPMorgan, ABD’de resesyon olasılığını %60 olarak değerlendiriyor. Fitch Ratings’ten Olu Sonola, “Bu, sadece ABD ekonomisi için değil, küresel ekonomi için de bir dönüm noktası,” şeklinde konuştu. ​

Sektörel Etkiler ve Şirket Tepkileri

Teknoloji ve perakende sektörleri, yeni tarifelerden en çok etkilenen alanlar arasında. Apple, üretiminin büyük bir kısmını Çin’de gerçekleştirdiği için hisselerinde %9,5’lik bir düşüş yaşadı. Nike da benzer şekilde %14’lük bir değer kaybı gördü. Bu şirketler, tedarik zincirlerinde ve maliyet yapılarında önemli değişiklikler yapmayı değerlendiriyor.

Uluslararası Tepkiler ve Gelecek Beklentileri

Uluslararası liderler, Trump’ın bu adımına sert tepki gösterdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, tarifeleri “brutal” olarak nitelendirerek, Avrupa Birliği’nin misilleme yapabileceğini belirtti. Ekonomistler, bu tür korumacı politikaların küresel ticaret savaşlarını tetikleyebileceği ve dünya ekonomisinde durgunluğa yol açabileceği konusunda uyarıyor. ​

Yatırımcılar İçin Zor Günler

Piyasalardaki bu ani düşüşler, yatırımcıların portföylerini yeniden değerlendirmesine neden oldu. Güvenli liman arayışında olan yatırımcılar, altın ve devlet tahvilleri gibi daha az riskli varlıklara yöneliyor. Analistler, piyasalardaki volatilitenin bir süre daha devam edebileceğini öngörüyor. ​

ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni gümrük tarifeleri, küresel piyasalarda büyük yankı uyandırdı ve ciddi ekonomik endişelere yol açtı. Önümüzdeki dönemde, bu politikaların uzun vadeli etkileri ve uluslararası ticaret üzerindeki sonuçları yakından izlenecek.

Amazon kitap özetleri için yapay zeka kullanıyor

Amazon, Kindle kullanıcılarının bir serideki son kitabı almadan önce olay örgüsü noktalarını ve karakter gelişimlerini hatırlamalarına yardımcı olmak için yeni bir “Özet” özelliği sunuyor. Şirketin yeni özellik için yaptığı basın açıklamasında yapay zekadan bahsedilmese de Amazon, özetlerin yapay zeka tarafından oluşturulduğunu doğruladı.

Amazon kitap özetleri oluşturacak

Amazon sözcüsü AleIraheta, e-postayla gönderdiği açıklamada: “Kitap içeriğini doğru bir şekilde yansıtan kısa kitap özetleri oluşturmak için GenAI ve Amazon moderatörleri de dahil olmak üzere teknolojiyi kullanıyoruz” dedi. Kullanıcılar, özellik için yapay zekanın kullanımıyla ilgili endişelerini paylaşmak için Reddit’e gittiler ve bazıları özetlerin ne kadar doğru olacağını sorguladı. Şirket, özetlerin içeriği doğru şekilde yansıttığından emin olduğunu söyledi.

ABD’deki Kindle cihazı kullanıcıları artık binlerce çok satan İngilizce e-kitabın seri halinde satın aldıkları veya ödünç aldıkları kitapların kısa özetlerini görüntüleyebilecekler. Amazon, özet özelliğini yakında iOS için Kindle uygulamasına getirmeyi planlıyor.

Özetlere erişmek için kullanıcıların en son Kindle yazılımını kullanıyor olmaları gerekir. Kullanıcılar, Kindle Kütüphanelerindeki seri sayfasındaki “Özetleri Görüntüle” düğmesini arayarak veya seri gruplama üç nokta menüsündeki “Özetleri Görüntüle” seçeneği aracılığıyla bir serinin özeti olup olmadığını kontrol edebilirler. Özeti okuyabilmeniz için, önemli olay örgüsü noktaları ve karakterler hakkında spoiler içerdiği konusunda uyarılacaksınız. Bunu kabul ettiğinizde, özete yönlendirileceksiniz.

Amazon blog yazısında: “Seri okumaya yeni bir kolaylık düzeyi ekleyerek Özetler özelliği, okuyucuların keşfetme sevincini kaybetmeden karmaşık dünyalara ve karakterlere daha derinlemesine dalmalarını sağlarken, her türde kesintisiz bir okuma deneyimi sağlıyor” ifadelerine yer verdi. Şirket, epik fantezi dizilerinden gizemli gerilim filmlerine, trend olan dizilerden uzun zamandır sevilen yapımlara kadar her türlü dizi için özetlerin mevcut olduğunu söylüyor.

AMD’den yeni nesil Zen 6 işlemcilerle rekor saat hızları geliyor

AMD, masaüstü işlemcileri için önemli bir yenilikle karşımıza çıkıyor. Şirketin yeni nesil Zen 6 tabanlı işlemcileri, “Medusa Range” kod adıyla piyasaya çıkmaya hazırlanıyor. AMD’nin, TSMC’nin N2X üretim süreciyle üreteceği bu işlemciler, yüksek performansıyla dikkat çekiyor. Sızıntılara göre, Medusa Range serisi, 6 GHz ve üzeri saat hızlarınaulaşarak rekora imza atacak.

Zen 6 mimarisi üzerine geliştirilmiş bu işlemciler, 24 çekirdek ve 48 iş parçacığı sunacak. Bu işlemciler, AMD’nin çift TSMC N2X üretimli CCD (Core Complex Die) yongalarını kullanarak her biri 12 çekirdekten oluşan iki Zen 6 CCD yongasıyla toplamda 24 çekirdekli bir yapıya sahip olacak. Bu sayede çoklu işleme kapasitesi ve işlemci performansında önemli bir artış bekleniyor.

Yüksek saat hızları ve bellek desteği

Yeni işlemciler, DDR5 ve LPDDR5X bellek denetleyicileriyle uyumlu olacak. Bu da yüksek hızda veri transferi ve daha hızlı sistem performansı anlamına geliyor. Zen 6 işlemcileri, özellikle oyun ve profesyonel iş yüklerinde çok büyük bir performans artışı sunacak gibi görünüyor.

Yeni nesil varyantlar ve farklı segmentler için çeşitler

Zen 6 işlemcileri, çeşitli segmentler için farklı varyantlarla gelecek. Bunlar arasında yüksek performanslı masaüstü işlemcilerden, yapay zeka destekli sistemler için optimize edilmiş varyantlara kadar geniş bir yelpazede seçenekler bulunuyor:

  • Olympic Ridge & Gator Range: AM5 ve FL1 soketleriyle uyumlu olan bu işlemciler, 26 çekirdekli (24+2) konfigürasyonlar sunacak ve 6 GHz üzeri saat hızlarını hedefliyor.
  • Medusa Point Big (MD51): FP10 soketiyle gelecek olan bu işlemciler, 12 çekirdekli Zen 6 CCD ile desteklenmiş varyantlara sahip olacak. Ayrıca, monolitik versiyonları 4+8 çekirdek yapısında farklı konfigürasyonlar sunacak.
  • Medusa Point Little (MD52): FP10 soketinde sunulacak bu işlemciler, 8 ila 10 çekirdekli konfigürasyonlarla özellikle yapay zeka destekli sistemleri hedefleyecek.
  • Bumblebee (MD53): Giriş seviyesi dizüstü bilgisayar işlemcileri olan Bumblebee serisi, FP10 veya FP8 soketleriyle gelecek ve 6 çekirdekli varyantlar sunacak.
  • Medusa Halo (MD5H): En güçlü Zen 6 işlemcilerinden biri olarak beklenen Medusa Halo, 26 çekirdek ve 48 CU RDNA 5/4 grafik birimi ile donatılacak. Bu model, LPDDR6 bellek desteğiyle de geleceği söyleniyor.

AMD’nin yeni nesil Zen 6 tabanlı işlemcileri, özellikle yüksek saat hızları, çok çekirdekli yapıları ve gelişmiş bellek desteği ile dikkat çekiyor. Bu işlemciler, hem masaüstü bilgisayarlar hem de dizüstü bilgisayarlar için güçlü performans seçenekleri sunacak gibi görünüyor. Performans odaklı sistemler ve yapay zeka destekli uygulamalarda önemli bir fark yaratacak olan Zen 6 işlemciler, AMD’nin pazarındaki rekabet gücünü daha da artırabilir.

WhatsApp teknoloji tarihinin en kârlı satın alması mı?

WhatsApp’ın büyüme verilerine dayanarak Mark Zuckerberg’in 2014 yılında yaptığı bu tarihi yatırımın neden bir dönüm noktası olduğunu detaylıca inceliyoruz.

WhatsApp Neden Facebook İçin Kritik Bir Hedef Haline Geldi?

2014 yılında Mark Zuckerberg, o dönem için dudak uçuklatan bir rakamla — tam 19 milyar dolara — WhatsApp’ı satın aldı. O dönemde bu karar, hem medya hem de yatırımcılar tarafından sorgulandı:
“Bir mesajlaşma uygulaması gerçekten bu kadar eder mi?”

Ama bugün geriye dönüp baktığımızda, WhatsApp’ın geldiği noktaya bakarak bu sorunun cevabını çok net verebiliyoruz:
Evet, bu hamle Zuckerberg’in en doğru kararlarından biriydi.

Veriler Ne Diyor? WhatsApp’ın Olağanüstü Büyümesi

WhatsApp, kısa sürede 2 milyardan fazla aylık aktif kullanıcıya ulaştı. Bu, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birine denk geliyor. WhatsApp yalnızca bir mesajlaşma uygulaması olmanın çok ötesine geçti:
Küresel iletişim altyapısının merkezine yerleşti.

İşte WhatsApp’ın, piyasaya çıktıktan sonraki ilk 4 yılda ulaştığı kullanıcı sayısı:

Platform4. Yıl Kullanıcı Sayısı
WhatsApp419 milyon
Facebook145 milyon
Gmail123 milyon
Twitter54 milyon

Bu tabloya baktığımızda, WhatsApp’ın diğer tüm platformları açık ara farkla geçtiğini görebiliyoruz.

Zuckerberg’in Stratejisi: Sadece Büyüme Değil, Geleceği Satın Almak

Zuckerberg’in bu hamlesinin ardında birçok stratejik neden vardı:

1. Mobil Geleceği Öngörmek

Facebook o dönemde mobil kullanıcı deneyiminde zayıf kalıyordu. Ancak mobil mesajlaşma, kullanıcı davranışlarının merkezine yerleşmişti. WhatsApp bu boşluğu kusursuz şekilde dolduruyordu.

2. Küresel Erişim Gücü

WhatsApp, sadece Amerika’da değil; Hindistan, Brezilya, Türkiye, Almanya gibi büyük pazarlarda da baskın uygulamaydı.

3. Reklamsız ve Sade Tasarım

Kullanıcılar WhatsApp’ta reklam görmüyor, önerilerle karşılaşmıyordu. Bu sadelik, kullanıcı sadakatini artırdı.

4. Potansiyel Tehdidi Ortadan Kaldırmak

Facebook, ileride rakip olabilecek platformları genelde ya satın alır ya da kopyalardı. WhatsApp da zamanla Facebook için büyük bir tehdit olabilirdi. Bu yüzden erkenden satın alınarak Meta bünyesine katıldı.

WhatsApp Bugün Ne Durumda?

WhatsApp artık sadece bireyler arası iletişim için değil; iş dünyası, müşteri hizmetleri, sağlık ve eğitim alanlarında da yoğun şekilde kullanılıyor.

  • WhatsApp Business ile işletmeler ürün ve hizmetlerini tanıtıyor.
  • Uçtan uca şifreleme, topluluklar, kanallar, görüntülü grup aramaları gibi yeniliklerle sürekli gelişiyor.

Sonuç: Teknoloji Tarihine Geçen Bir Satın Alma

Mark Zuckerberg’in WhatsApp’ı satın alma kararı, bugün Meta’nın en değerli yatırımlarından biri olarak görülüyor. Hem ekonomik hem stratejik açıdan doğru zamanda, doğru platforma yapılan bir yatırım.

Bugün WhatsApp, sadece bir uygulama değil, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası. Ve bu başarıda, Mark Zuckerberg’in vizyonu belirleyici oldu.

Sizce de WhatsApp, tarihin en doğru teknoloji yatırımlarından biri mi?

Soğuk havalarda elektrikli araç şarj hızı artacak

0

Elektrikli araçlarla uzun kış yolculukları bir hayli zor olabiliyor. İklimin aracınızın akü kimyası üzerindeki etkisi ve kabini ve koltukları ısıttığınızda çekilen güç, 113 km/saat hızla giderken, ılıman havalarda bu hızda sürüşe kıyasla menzilin yaklaşık %25’ini tüketebilir. Michigan Üniversitesi’ndeki araştırmacıların ilk sorunla başa çıkmanın bir yolu var. Lityum iyon EV pillerinin üretim sürecini biraz değiştirerek, teknikleri enerji yoğunluklarını azaltmadan korkunç derecede düşük sıcaklıklarda beş kata kadar daha hızlı şarjı mümkün kılabiliyor.

Soğuk havalarda elektrikli araç şarj problemi neden yaşanıyor?

Daha kesin olmak gerekirse, ekibin yöntemi 14 °F (-10 °C) kadar düşük sıcaklıklarda ‘6C’ şarjına olanak sağlıyor. Buradaki ‘C’, şarj hızını pilin kapasitesine göre ifade etmenin bir yoludur. Yani, örneğin, 50 kWh pilli bir araba için 1C şarj hızı 50 kW’da şarj anlamına gelir ve 6C şarj hızı 300 kW’da (6 × 50 kW) şarj anlamına gelir. Bu gülünç derecede hızlıdır ve soğuk iklimlerde gelecekteki EV sahipleri için potansiyel olarak iyi bir haberdir.

Arabalar soğukta neden daha yavaş şarj olur? Bunun nedeni, lityum iyonlarının bir aküdeki sıvı elektrolit aracılığıyla elektrotlar arasında ileri geri hareketinin yavaşlamasıdır. Bu, hem şarj hızını hem de akünün gücünü azaltır. Peki elektrikli araç şarjını nasıl hızlandırırsınız? Bir yol, araştırmacı Neil Dasgupta’nın şarj sırasında lityum iyonları alan grafit anotta lazerle minik yollar delme yöntemini takip etmektir.

Bunun oda sıcaklığında iyi çalıştığını göreceksiniz, ancak soğukta, anot yüzeyinde lityumun kimyasal bir kaplaması oluştu ve elektrolit ile reaksiyona girmesini engelledi. Bu yüzden bir adım daha ileri gitmeniz gerekecek. Lazerle delinmiş grafit anot, lityum borat-karbonattan yapılmış camsı bir malzemeyle kaplanarak, şarj işlemi donma noktasının altındaki sıcaklıklarda gözlemlenen hızın beş katına kadar hızlandırılabilir. Ekip, bu çalışmayı belgelendiren bir makaleyi geçen ay Joule dergisinde yayınladı. Araştırmacılar, bunun geçen yıl Amerikan Otomobil Birliği (AAA) tarafından ABD’de yapılan ankette yetişkinlerin EV satın alma konusundaki ilgileri hakkında dile getirdiği en büyük endişelerden birini ele alma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyorlar.