TechInside Analizi: Daha önce Phabletler’in neden tabletleri öldüreceğine dair bir analiz yayınlamıştık. Bu durumdan en çok etkilenen tablet pazarının lideri konumundaki Apple’ın iPad ürün ailesi olabilir. Apple’ın bu olası tehlikeden kurtulması için önündeki tek seçenek yenilikçilik ile çok daha gelişmiş teknolojileri kullanıcı ile buluşturmasından geçiyor. Aksi takdirde Apple kendi oluşturduğu pazarın çöküşü ile önemli bir cephede kaybedebilir.
iPad uzun değiştirme döngüsü adı verilen bir şeye sahip ve bu da tüketicilerin Apple her yeni iPad çıkardığında yeni bir model almaya çok gönüllü olmadığı anlamına geliyor. Bazı tüketiciler ilk nesil iPad’lerinden bile memnun!
Fakat Apple’ın satışları hızlandırmak için bir sonraki iPad’e ekleyebileceği oldukça özellik var. Kırılmaz camdan değiştirilebilir pile kadar bir sonraki iPad’i devrimsel bir cihaz olarak niteleyebilecek özellikleri inceledik.
Safir Cam. GT Advanced Display’in ultra dayanıklı safir camını iPhone 6’nın ekranında göreceğimizi düşünüyorduk fakat Apple onu sadece kamerada kullandı. Safir Cam çizilmeye önceki iPhone modellerinde kullanılan Corning’in Gorilla Glass’ından çok daha dayanıklı. iPad’e bir safir cam güncellemesinin iyi geleceğini düşünüyoruz. Bu, şirketin tabletin dayanıklılığı hakkında endişelerini de giderecektir. Ne yazık ki Apple’ın ana safir tedarikçisi iflasını verdi. İşi başka bir şirketin üstlenmesi gerekecek.
Ters de takılabilen USB kablosu. Ters takılabilen bir USB kablosu özellikle tabletleriyle yapışık olan insanlar için iPad’in kullanıcı deneyimini iyileştirecektir.
Kablosuz Şarj. Hazır şarj kablosu konusundayken: kablosuz şarj bir sonraki iPad için büyük bir avantaj olacaktır, sadece kolaylık konusunda bile. Teknoloji hali hazırda mevcut, Apple’ın sadece bunu kitlelere ulaştırması gerekiyor.
Daha da yüksek çözünürlük. iPad Air 2 şimdiden 264 PPI (inç başına düşen piksel) değerine sahip, fakat “gereğinden fazla piksele sahip ekran” diye bir şeyin olmayacağını düşünüyoruz. iPhone 6 Plus’ta PPI değeri 401! Hedef sayı bu olmalı.
Daha uzun pil ömrü. iPad Air 2 10 saatlik pil ömrüne sahip fakat daha da iyi bir pil ömrünün hem tüketicileri hem şirketleri kendine çekeceğini düşünüyoruz.
Değiştirilebilir pil. Daha uzun bir pil ömrünün dışında değiştirilebilir pilin iPad kullanıcıları için büyük bir nimet olacağını düşünüyoruz. Bu iPad’in değiştirilme döngüsünü arttıracağından Apple’ın aradığı kurumsal siparişleri teşvik edebilir.
Çıkartılabilir hafıza. Apple’ın iPad’e yakın zamanda çıkartılabilir hafıza ekleyeceğini düşünmememize rağmen bu tableti kişiselleştirmeyi çok daha kolay ve tabletin kendisini çok daha ucuz yapabilir.
Daha iyi bir ön kamera. iPad bir video konferans aracı olarak yüksek potansiyele sahip fakat bu deneyim sadece iPad’in ön kamerası kadar iyi olabilir. Bir kamera güncellemesi şu erken sabah toplantılarını daha çekilir kılabilir.
Daha fazla renk seçeneği. Apple ürünlerini gümüş, gri ve altın gibi şık renklerle sunmak istiyor, peki ya kırmızı iPad olsa? Apple’ın Apple Watch’ta sunduğu kadar kişiselleştirme seçeneğini iPad’in de hak ettiğini düşünüyoruz.
Apple Watch’taki gibi dokunsal geribildirim. Dokunsal geribildirim, yani bir şeye dokunduğunuzda telefonunuzun titremesi, yazı yazmak gibi şeyler için çok iyi olacaktır. Bu belge düzenlemenin ön plana çıktığı iPad için özellikle geçerlidir.
Bu teknoloji hali hazırda Apple Watch’ta mevcut ve ilk kez iPad Air 3’te bulunsa harika olurdu.
Programlanabilir ana ekran tuşu. Ana ekran tuşu zaten Siri ile konuşmak veya kullanıcıları ana ekrana geri döndürmek için kullanılıyor ama biz ana ekran tuşunun durumlara özel fırsatlar barındırdığını düşünüyoruz. Mesela o tuşa üç kere basıldığında kamera açılacak şekilde ayarlamayı istemez miydiniz? Veya iki uzun basışın Spotify uygulamasını açmasını?
Suya dayanıklılık. Tüm bunların üzerine su geçirmez bir iPad muhteşem olurdu. Samsung şimdiden telefonlarını su geçirmez olarak sunmaya başladı. Elbette bu özellik tabletin şık tasarımını bozma pahasına gelmemeli ama Apple fanlarının bir sonraki ana ürünü için sıraya girmelerine yetecek bir başka sebep olabilir.





Dokunmanın özel kullanımlar için muhteşem olduğu inkâr edilemez. El hareketleriyle etkileşim de aynı ölçüde müthiş, özellikle sanal gerçeklikte gezinmek ya da üç boyutlu bir modeli keşfetmek için ekrana dokunamayan bir cerrah için çok şey ifade ediyor. Bu kullanım alanları çoğaltılabilir.
Ama pek çok senaryoya göre yetersiz de kalıyorlar. Hala primitif durumdalar. Fare ve klavyenin yaptıklarını daha fazla çabayla ortaya koyup yerine getiren bir kullanıcıya ihtiyaçları var. Bazı durumlarda, fare ve klavyenin yapabileceği basit bir görev için gereğinden fazla çabaya göstermeniz gerekiyor.
Peki bu fare ve klavye nefreti nerden geliyor? Geleceği hayal etmemiz ve filmlerde ve televizyonlarda çizilen portrelerden kaynaklanıyor olabilir. Azınlık Raporu ve Galaksinin Koruyucuları’nı düşünün. Iron Man’deki Tony Stark’ın bileğindeki vuruşla boşluklar etrafınndan kaydırıp yakınlaştırmasını düşünün. Filmlerde gösterilen zahmetsiz, üç boyutlu ortam tarafından baştan çıkartıldık. Elon Musk bile bundan etkilendi. İzlediğimiz filmler teknolojinin böyle olması gerektiğini düşünmemiz konusunda bizi etkiledi.
Ama tüm görsel efekt tasarımcıları birer bilgisayar etkileşim uzmanı değiller. Jacop Nielsen ise bir istisna ve tam da böyle biri. Her sistemin ne yapıp yapamayacağını göstererek ;“Tek bir kazanan yok”, diyor. “Farelerin ve de parmakların her birinin güçlü nedenleri var. İşte bu nedenle her iki sistemin de birlikte çalışması için bir arada tasarlamalıyız, birini diğerine tercih etmemeliyiz.”
Ancak, hepimiz Tony Spark’ın verdiği havalı güvenden ve günü ellerimizle dijital senfoni yaparak geçirdiğimiz gelecekten kaçamayız. Görünen o ki bu teknolojilerin pratik kullanımı için biraz daha beklememiz gerekecek.






