Porsche geri dönüşümlü pilleri kullanacak

0

Porsche, elektrikli araç atılımında Porsche geri dönüşümlü pillerden yüksek voltajlı hücreler üretecek. Geliştirme araçlarından gelen yüksek voltajlı piller, kullanım aşamalarının sonunda mekanik olarak parçalanacak ve sözde “kara kütle” haline getirilecek.

Porsche geri dönüşümlü pilleri hücrelere dönüştürecek

Lüks Alman otomobil üreticisi, araçlarda kullanıldıktan sonra değerli ham maddeleri geri kazanmak için yüksek voltajlı pilleri geri dönüştürüyor. Porsche, potansiyel bir kapalı devre ham madde döngüsünü test etmeyi ve geri dönüştürülmüş pil ham maddelerinin artan önemini ele almayı amaçlıyor. Daha sonra, otomobil üreticisi, dış ortaklarla işbirliği içinde Porsche geri dönüşümlü piller için bir geri dönüşüm ağı geliştirmeyi planlıyor.

Porsche’de Tedarikten Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Barbara Frenkel: “Yenilikçi geri dönüşüm süreçlerinin yardımıyla, değişken ve jeopolitik olarak istikrarsız ham madde pazarlarından bağımsızlığımızı artırmaya çalışıyoruz. Döngüsel Ekonomi, sürdürülebilirlik stratejimizin temel bir ayağıdır ve bu pilot proje ile hedeflerimizi vurgulamak istiyoruz” dedi. Porsche geri dönüşüm ile girişimin pilot projesini, seri uygulamaya uygun bir süreci test etmek için üç aşamaya böldü.

Şirket, ilk proje aşamasında, geliştirme araçlarından gelen yüksek voltajlı pillerin kullanım aşamalarının sonunda mekanik olarak parçalanacağını ve sözde “siyah kütle”ye dönüştürüleceğini açıkladı.

Elde edilen granül karışımı, nikel, kobalt, manganez ve lityum gibi değerli hammaddeler içeriyor. Şimdiye kadar yaklaşık 65 ton sözde “siyah kütle” üretildi. Daha sonra, “siyah kütle” daha da rafine edilecek ve Porsche geri dönüşüm ile yüksek voltajlı pil üretimi için gerekli hammaddelere ayrılacak.

Pudu servis robot ağını genişletiyor

0

Hizmet robotu üreticisi Pudu Robotics, konaklama, perakende, e-ticaret, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi sektörlerde artan otomasyon taleplerini karşılamayı hedeflediği için ABD’deki genişlemesini duyurdu.

Pudu servis robot ağı ile hizmet ağını büyütecek

Pudu, Doğu Yakası müşterilerine hizmet vermek üzere Kaliforniya, Santa Clara’da yeni bir merkez ve New Jersey, Hamilton’da bir dağıtım merkezi duyurdu. Şirket, yeni merkezin ayrıca bir müşteri tanıtımı ve personel eğitim merkezi olarak hizmet vereceğini ve işletmelerin gerçek dünya senaryolarında robotik çözümlere ilişkin içgörü kazanmalarını sağlayacağını söyledi.

İşletmelere özel otomasyon çözümleri sunan Pudu’nun Los Angeles dağıtım merkeziyle birlikte faaliyet gösterecek. Pudu Robotics’in Amerika ve Avustralya genel müdürü Raymond Pan: “Bu genişleme, müşteriye daha yakın olmamızı ve Amerika genelinde daha hızlı, daha güvenilir hizmet sunmamızı sağlıyor. Doğu Yakası’nda bir dağıtım merkezi kurarak daha hızlı teslimat süreleri ve yerelleştirilmiş destek sağlıyoruz. Aynı zamanda Santa Clara genel merkezimiz yeniliği teşvik edecek ve bölgedeki ortaklıklarımızı güçlendirecek” dedi.

Pudu, genişlemesinin, robotik pazarının ABD genelinde önemli bir büyümeye hazır olmasıyla birlikte gerçekleştiğini ve Kuzey Amerika’nın otomasyon pazarının 2030 yılına kadar 40,62 milyar doları aşmasının tahmin edildiğini söyledi.

60 ülke ve bölgede robotik varlığı bulunan Pudu, gelişen sektörde gelişmeye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu söyledi.

Pudu’nun CEO’su Felix Zhang: “Robotik pazarı Kuzey ve Güney Amerika’da hızla ilerlerken, Pudu Robotics varlığımızı genişletmekten ve işletmelerin maliyetleri düşürmesine, üretkenliği artırmasına ve müşteri deneyimlerini yükseltmesine yardımcı olan özel çözümler sunmaktan heyecan duyuyor” dedi.

Çin’den uzayda büyük hamle

Çin, uzay araştırmalarında dev bir adım atarak 2028-2039 yıllarını kapsayan uzun vadeli derin uzay keşif yol haritasınıaçıkladı. Çin Ulusal Uzay İdaresi’ne (CNSA) bağlı Derin Uzay Keşif Laboratuvarı (DSEL) tarafından duyurulan bu strateji, gezegensel yaşanabilirlik ve dünya dışı yaşam arayışına odaklanıyor. Mars’tan Neptün’e kadar uzanan iddialı keşif görevleri, Çin’in uzayda bilimsel araştırmalardaki yerini güçlendirecek.

Çin, 2028 yılında Mars’tan örnek getirmek için Tianwen-3 görevini başlatıyor

Çin’in en yakın hedefi, 2028 yılında Mars’tan kaya ve toprak örnekleri toplamak ve bunları Dünya’ya getirmek olacak. Tianwen-3 görevi, Kızıl Gezegen’de geçmiş veya mevcut yaşam izlerini araştıracak. Bu görev, NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) yürüttüğü benzer projelere doğrudan bir rakip olarak değerlendiriliyor.

Çin, 2029 yılında Jüpiter ve Callisto’yu keşfetmeyi hedefliyor

2029 yılında fırlatılması planlanan Tianwen-4 misyonuJüpiter sistemine gönderilecek. Uzay aracı, gaz devinin dördüncü büyük uydusu Callisto’nun yörüngesine girecek. Callisto, düşük radyasyon seviyeleri ve yüzey altı okyanus barındırma potansiyeliyle bilim insanlarının ilgisini çeken önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Çin, 2030 yılında uzayda yaşam simülasyonu geliştirmeyi planlıyor

Çin, 2030 yılı civarında uzun süreli insanlı uzay görevlerini desteklemek amacıyla bir gezegensel yaşam alanı simülasyon cihazı geliştirmeyi planlıyor. Bu proje, astronotların Dünya dışındaki görevlerini daha verimli şekilde sürdürmesine katkı sağlayacak.

Çin, 2033 yılında Venüs atmosferinden örnek getirmeyi amaçlıyor

2033 yılında Çin, Venüs’ün aşırı sıcak ve yoğun atmosferinden örnekler toplayacak bir misyon başlatacak. Bu proje, Venüs atmosferinde olası biyolojik izleri araştırmak ve gezegenin kimyasal yapısını detaylı bir şekilde analiz etmekiçin kritik bir adım olacak.

Çin, 2038’de Mars’ta otonom bir araştırma üssü kurmayı planlıyor

2038’de Çin, Mars’ta yerinde kaynak kullanımını incelemek amacıyla otonom bir araştırma istasyonu kurmayı planlıyor. Bu üssün insanlı olup olmayacağı konusunda henüz net bir açıklama yapılmadı ancak uzun vadede Mars keşiflerine önemli katkılar sağlaması bekleniyor.

Çin, 2039 yılında Neptün ve Triton’u keşfetmeyi hedefliyor

2039 yılı civarında Çin, Güneş Sistemi’nin en uzak gezegenlerinden biri olan Neptün ve onun en büyük uydusu Triton’a bir keşif aracı göndermeyi hedefliyor. Bu görev kapsamında, Neptün’ün atmosferi, halkaları ve Triton’un yüzey altı okyanusu detaylı olarak incelenecek. Bu iddialı görev, nükleer enerjiyle çalışan bir keşif aracı gerektiriyor.

Çin, 2028 yılında Dünya benzeri gezegenler keşfetmek için Earth 2.0 gözlemevini fırlatacak

Çin, Güneş Sistemi’nin ötesine geçerek 2028 yılında fırlatılması planlanan Earth 2.0 gözlemevi ile Dünya benzeri yaşanabilir gezegenleri keşfetmeyi amaçlıyor. Bu proje, evrenin derinliklerindeki yaşanabilir bölgeleri araştırarak gezegen bilimine yeni bir boyut kazandıracak.

Çin, uzayda liderliği hedefliyor

Çin’in açıkladığı bu kapsamlı uzay keşif planıderin uzay araştırmalarında çıtayı yükseltirken, bilim dünyasına büyük katkılar sunmayı hedefliyor. Gezegensel yaşanabilirlik ve dünya dışı yaşam arayışına yönelik atılan bu adımlar, Çin’in uzay keşiflerinde lider olma yolundaki kararlılığını gözler önüne seriyor.

Microsoft’tan Office uygulamalarına hız takviyesi geliyor

Microsoft, Office uygulamalarının açılış sürelerini iyileştirmek amacıyla yeni bir “Başlangıç Hızlandırma” özelliğini devreye alıyor. Mayıs ayından itibaren Word ile başlayarak uygulanacak bu yenilik, bilgisayarın başlatılması sırasında arka planda sessizce çalışan bir zamanlanmış görev sayesinde Office uygulamalarının daha hızlı açılmasını sağlayacak.

Başlangıç Hızlandırma özelliği, Office uygulamalarını bellekte önceden yükleyerek ihtiyaç duyulduğunda daha hızlı başlatılmasını mümkün kılacak. Microsoft, bu özelliğin en az 8 GB RAM ve 5 GB kullanılabilir disk alanına sahip bilgisayarlarda kullanılabileceğini belirtiyor. Ayrıca, enerji tasarrufu modu etkinleştirildiğinde bu özelliğin devre dışı kalacağını da vurguluyor.

Kullanıcılar, Office uygulamalarının önyükleme sırasında arka planda çalışmasını istemediklerinde, Word içinden bu özelliği kapatma seçeneğine sahip olacaklar. Ayrıca, zamanlanmış görevi manuel olarak iptal etmek de mümkün. Ancak Microsoft, Office yükleyicisi bir güncelleme gerçekleştirdiğinde bu görevin yeniden oluşturulacağını ifade ediyor.

Windows, sistem optimizasyonu için zamanlanmış görevleri yaygın olarak kullanıyor. Google, Chrome güncellemeleri için benzer bir yöntemi tercih ederken, birçok OEM üreticisi de sürücü ve sistem bileşenlerini güncellemek için bu yöntemi kullanıyor. Ancak Adobe Creative Suite gibi bazı uygulamalar, başlangıç süreçlerini Windows’un normal başlangıç bölümü üzerinden yönetiyor ve burada kolayca devre dışı bırakılabiliyor.

Microsoft’un yeni güncellemesi, Office kullanıcılarının uygulamaları daha hızlı başlatmasını sağlarken, sistem kaynaklarını etkin bir şekilde kullanarak performans iyileştirmesi sunmayı hedefliyor. Bu sayede özellikle yoğun iş temposuna sahip kullanıcılar, zamandan tasarruf ederek verimliliklerini artırabilecek.

Microsoft’un zamanlanmış görevler aracılığıyla gerçekleştirdiği bu optimizasyonun, gelecekte diğer Office uygulamalarına da yayılması bekleniyor. Kullanıcılar, bu özelliğin sistem performansı üzerindeki etkilerini deneyimledikçe geri bildirim sağlayabilecek ve Microsoft, gerekli düzenlemeleri yaparak bu yeniliği daha verimli hale getirebilecekÖzellikle düşük donanımlı cihazlarda nasıl bir performans sergileyeceği ise merak konusu. Teknoloji uzmanları, bu tür otomatik başlatma özelliklerinin avantajlarının yanı sıra sistem kaynaklarını tüketme potansiyeli nedeniyle kullanıcılar tarafından dikkatlice değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

WhatsApp’a Meta AI destekli profil fotoğrafı özelliği geliyor

WhatsApp, yapay zeka teknolojisini kullanıcı deneyimine entegre etmeye devam ediyor. Android için yayınlanan en son WhatsApp beta 2.25.9.8 güncellemesiyle birlikte Meta AI destekli profil fotoğrafı oluşturma özelliği test kullanıcılarına sunulmaya başlandı. Bu yenilik, daha önce yalnızca grup simgeleri için kullanılabilen yapay zeka görsel oluşturma teknolojisinin artık kişisel profiller için de erişilebilir hale geldiğini gösteriyor.

Profil fotoğraflarınızı metin talimatlarıyla oluşturabileceksiniz

Meta AI destekli profil fotoğrafı özelliği, kullanıcılara tamamen yeni bir kişiselleştirme deneyimi sunuyor. Daha önce kullanıcılar, profil fotoğraflarını ya kendi galerilerinden seçiyor ya da doğrudan kamerayla çekiyordu. Ancak yeni özellikle birlikte Meta AI’ya erişimi olan beta kullanıcıları, yalnızca metin talimatları vererek istedikleri görünüme sahip profil fotoğrafları oluşturabilecek.

WhatsApp'a Meta AI

Özelliğin çalışma prensibi oldukça basit ve kullanıcı dostu bir yapıya sahip. Kullanıcılar, istedikleri profil görselini metinle tarif ettiğindeMeta AI bu açıklamaya uygun benzersiz bir görsel oluşturuyor. Bu sistem, kullanıcının mevcut fotoğraflarını kullanmadan tamamen metin talimatlarına dayalı yeni bir görsel yaratıyor. Böylece kullanıcılar, kişisel fotoğraflarını paylaşmadan kendilerini yaratıcı, sanatsal veya tematik görsellerle ifade edebiliyorlar.

Gizlilik odaklı ve kişiselleştirilebilir bir deneyim

Henüz test aşamasında olan yapay zeka destekli profil fotoğrafı özelliği, WhatsApp deneyimini kişiselleştirmekisteyen ancak fiziksel görünümlerini paylaşmak istemeyen kullanıcılar için ideal bir çözüm sunuyor. Kullanıcılar, avatarlar, soyut sanat eserleri, belirli temalara sahip görseller veya ilgi alanlarını yansıtan kompozisyonlarlakendilerini ifade edebilecekler.

Bu yenilik, WhatsApp’ın yapay zeka entegrasyonuna verdiği önemi bir kez daha gösterirken, kullanıcıların gizliliğini koruyarak kendilerini özgün bir şekilde ifade etmelerine olanak tanıyor. Özelliğin beta sürecinin ardından genel kullanıma ne zaman sunulacağı ise henüz bilinmiyor.

Elektrikli Hyundai Ioniq 5 ile üç yılda 666.000 Km katedildi: İşte sonuçlar

Güney Kore’de bir Hyundai Ioniq 5, üç yıl içinde tam 666.255 kilometre yol kat etti. Elektrikli Hyundai Ioniq 5 otomobillerin dayanıklılığına dair önemli veriler sunan bu deneyim, batarya ömrü ve araç dayanıklılığı hakkında dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Üstelik, bu denli yüksek kilometrelere ulaşan bir aracın performansının ve bakım gereksinimlerinin nasıl şekillendiği merak konusu.

Orijinal batarya 580.000 Km dayandı

Söz konusu Ioniq 5’in orijinal bataryasının 580.000 kilometre boyunca sorunsuz çalıştığı belirtiliyor. Hyundai, bataryanın garanti kapsamında olmamasına rağmen ücretsiz olarak değişimini sağladı. Elektrikli Hyundai Ioniq 5 modelinin standart batarya garantisinin 10 yıl veya 160.000 kilometre olduğu biliniyor. Değiştirilen bataryanın sağlık durumunun ise %87olduğu kaydedildi. Bu oran, bataryanın uzun vadede ne kadar dayanıklı olduğunu ve elektrikli araç bataryalarının beklenenden daha uzun süre performans gösterebileceğini ortaya koyuyor.

Otomobilin sahibi, hızlı şarjı düzenli olarak kullandığını ve bataryayı sık sık %100’e kadar şarj ettiğini belirtiyor. Genel kanının aksine, Elektrikli Hyundai Ioniq 5 gibi bu tür yoğun kullanımın batarya üzerinde büyük bir olumsuz etkisi olmadığı gözlemleniyor. Hızlı şarjın bataryalar üzerindeki etkileri hâlâ tartışma konusu olsa da bu örnek, gelişmiş batarya yönetim sistemlerinin zararları minimize edebildiğini gösteriyor.

Teknik aksamda sınırlı arızalar

Üç yıl boyunca yüksek kilometre yapan Elektrikli Hyundai Ioniq 5’te yalnızca entegre şarj kontrol ünitesinde bir arıza meydana geldiğive bu nedenle AC şarjının kullanılamadığı ifade ediliyor. Bunun dışında, araçta yalnızca diferansiyel yağı ve fren hidroliği değişimi yapıldığı bildiriliyor. Mekanik anlamda büyük sorunlar yaşanmamasıelektrikli araçların uzun süre dayanıklılığını koruyabildiğinin bir kanıtı olarak gösterilebilir.

Araç sahibinin düzenli bakımları aksatmadan yaptırması, bu süreçte aracın sağlıklı kalmasını sağlayan önemli bir etken oldu. Özellikle bataryanın termal yönetim sistemlerinin etkin çalışması, batarya sağlığının uzun süre korunmasına yardımcı oldu.

Bu sonuçlar, elektrikli araç teknolojisinin geldiği noktayı gözler önüne sererkenuzun ömürlü bataryalar ve gelişmiş termal yönetim sistemleri sayesinde batarya dayanıklılığı konusundaki endişelerin büyük ölçüde ortadan kalktığını gösteriyor. Elektrikli Hyundai Ioniq 5 araçların sadece çevre dostu olmaları değil, aynı zamanda uzun vadede düşük bakım maliyetleri sunmaları da kullanıcılar için önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor.

Qualcomm Snapdragon 8 Elite 2’nin AnTuTu sonuçları ortaya çıktı

Teknoloji dünyasının önde gelen çip üreticilerinden Qualcomm, yeni nesil amiral gemisi işlemcisi Snapdragon 8 Elite 2ile performans sınırlarını zorlamaya hazırlanıyor. Çin kaynaklı sızıntılara göre, Snapdragon 8 Elite 2‘nin AnTuTu benchmark testlerinde yaklaşık 3.8 milyon puan aldığı ortaya çıktı.

Bu skor, mevcut en güçlü çiplerden biri olan Snapdragon 8 Elite‘in aldığı 2.69 milyon puana kıyasla yaklaşık %41’lik bir performans artışına işaret ediyor. Snapdragon 8 Elite 2, özellikle üst segment akıllı telefonlarda büyük bir performans sıçraması sağlayacağı tahmin ediliyor.

Snapdragon 8 Elite 2Qualcomm‘un kendi geliştirdiği ikinci nesil Oryon CPU ile donatılacak. İşlemcide iki adet yüksek performanslı prime çekirdek ve altı adet performans çekirdeği bulunacak. Grafik tarafında ise Adreno 840 GPU yer alacak. Yeni nesil işlemcinin, TSMC’nin 3nm üretim sürecinden geçerek daha yüksek performans ve enerji verimliliği sunması bekleniyor.

Bununla birlikte, Snapdragon 8 Elite 2, gelişmiş yapay zeka desteği ve daha iyi güç yönetimi sunarak, mobil cihazların hem daha uzun pil ömrüne sahip olmasını hem de daha verimli çalışmasını sağlayacak. Özellikle oyun performansıaçısından büyük bir sıçrama bekleniyor. Adreno 840 GPU, yüksek kare hızları ve daha akıcı grafikler sunarak, mobil oyun deneyimini üst seviyeye taşıyacak.

Snapdragon 8 Elite 2‘nin resmi adı henüz kesinleşmese de, Ekim ayında tanıtılması bekleniyor. Ayrıca, bu çipin ilk olarak Samsung, Xiaomi ve OnePlus gibi markaların amiral gemisi modellerinde kullanılması öngörülüyor. Bu gelişmeler, mobil cihazlardaki performans çıtasının yeniden yükseleceğini gösteriyor. Ancak, benchmark testlerinin yalnızca genel bir performans göstergesi olduğu unutulmamalı. Yine de Snapdragon 8 Elite 2‘nin mobil dünyada önemli bir etki yaratacağı şimdiden belli.

OpenAI’dan ChatGPT’ye büyük güncelleme

OpenAI, popüler yapay zeka asistanı ChatGPT’yi güçlendiren GPT-4o modeline önemli iyileştirmeler getiren yeni bir güncellemeyi duyurdu. 29 Ocak’ta piyasaya sürülen önceki GPT-4o modeline kıyasla daha gelişmiş özellikler sunan bu güncelleme, özellikle karmaşık teknik problemleri çözme ve kullanıcı talimatlarını daha hassas bir şekilde takip etme yeteneklerini artırıyor.

GPT-4o modelinde yapılan önemli iyileştirmeler

OpenAI’a göre, güncellenen GPT-4o modeli, özellikle bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM)alanlarında daha başarılı sonuçlar veriyor. Yapılan geliştirmeler sayesinde model, karmaşık kodlama problemlerine daha doğru yaklaşıyor ve ürettiği kodlar daha sade ve derlenebilir yapıda oluyor. Bu iyileştirme, geliştiricilerin iş akışlarını hızlandırmayı hedefliyor.

Özellikle frontend (ön uç) kodlamasında yapılan geliştirmeler sayesinde model, daha temiz ve optimize edilmiş kodlar üretiyor. Ayrıca, mevcut kod üzerinde gerekli değişiklikleri belirleme konusunda daha isabetli olduğu belirtiliyor.

Yeni GPT-4o modelibirden fazla veya karmaşık istekler içeren istemlere (prompt) daha iyi uyum sağlıyor. Kullanıcının istediği formatta çıktı üretme konusunda daha tutarlı ve doğru çalışıyor. OpenAI’ın açıklamasına göre, model artık kullanıcı niyetini daha iyi anlıyor. Kullanıcılar, modelin yaratıcı ve iş birliğine dayalı görevlerde beklentilerini daha iyi kavradığını belirtiyor. Ayrıca, yanıtlar daha kısa ve anlaşılır bir şekilde sunuluyorgereksiz emoji ve karmaşık biçimlendirmeler de azaltıldı.

GPT-4o modelinin performansında büyük sıçrama

Güncellenen GPT-4o modeli, yapay zeka modellerini değerlendiren LMArena platformunda dikkat çekici bir ilerleme kaydetti26 Mart 2025 itibarıyla, bu güncellenen model, geçen ay piyasaya sürülen GPT-4.5’i bile geride bırakarak ikinci sıraya yükseldi. Model, matematik, zorlu istemler ve kodlama kategorilerinde birinci basamağa fırladı.

Güncellenen GPT-4o modelini kimler kullanabilir?

OpenAI, yaptığı açıklamada güncellenen GPT-4o modelinin tüm ücretli kullanıcılar için aktif hale getirildiğiniduyurdu. Ücretsiz kullanıcılar ise önümüzdeki haftalarda yeni sürüme kavuşacak. Geliştiriciler için yeni modele chatgpt-4o-latest API üzerinden erişim sağlanabiliyor.

Google Workspace yazılım güncellemeleri sağlıyor

Google, birkaç yıl önce Pixel telefonları için “Feature Drops” sunmaya başladı. Bu, hataları düzeltmenin yanı sıra yeni özellikler ekleyen düzenli yazılım güncellemeleridir.

Google Workspace yazılım iyileştirmeleri

Google, geçen sonbaharda ilk kez sunulan “Benim için not al” özelliğini genişleterek, bu yeni Meets özelliğinin önemli toplantı sonuçlarını kaçırmamanızı sağlayacağını söylüyor. Google Workspace yazılım kullanıcıları için Meets’teki Gemini, toplantınızın içeriğini analiz edecek. Toplantıdan sonra e-posta özetinizi aldığınızda, ilgili kişiler için olası eyleme geçirilebilir sonraki adımları göreceksiniz. Bu önerileri inceleyip düzenleyebilir ve bunları ekibinizdeki üyelere atayabilirsiniz.

Google, not alma özelliğinin toplantı sonrası not e-postasıyla birlikte tam bir transkript içereceğini ekliyor. Google Workspace yazılım notları, geri dönmek isterseniz toplantının tam bölümüne bağlanacak. Google’ın AI video oluşturma aracı olan Vids de bir yükseltme alıyor. Google Workspace yazılım Vids aracı, aracın “Bana oluşturmamda yardım et” işlevini kullanarak, önerilen sahneler, önerilen stok medya, metin, arka plan müziği ve hatta tam bir senaryo dahil olmak üzere tek bir komuttan tamamen düzenlenebilir bir video oluşturabilirsiniz. Artık senaryonuzdaki her sahneyle eşleşen AI seslendirmeleri de oluşturabilirsiniz. Google, mükemmel çekimi elde etmek için saatler harcamak yerine, herhangi bir stil için profesyonel sesli bir sesi kolayca ekleyebileceğinizi söylüyor.

Son olarak, Google Chat’in “Benim için çevir” özelliği genişletiliyor ve artık 120’den fazla dili otomatik olarak algılayıp çevirebiliyor. Başka bir dilde bir mesaj gönderildiğinde, Chat onu seçtiğiniz dilde görmenizi sağlayacak ve çevirmek için başka bir pencereye gitmenizi engelleyecek.

SMIC’ten 5nm çip üretimi hamlesi

Çin’in en büyük yarı iletken üreticisi SMIC (Semiconductor Manufacturing International Corporation), 2025 yılına kadar 5nm çip üretim sürecini tamamlamayı planlıyor. Ancak, şirketin gelişmiş aşırı ultraviyole (EUV) litografi ekipmanlarına erişimi bulunmadığı için, bu süreç TSMC gibi rakiplerine kıyasla çok daha maliyetli ve verimsiz olacak. SMIC, Huawei‘nin Mate 60 serisinde kullanılan Kirin 9000S işlemcisini üretmek için 7nm üretim sürecini kullanıyor. 2024 yılı itibarıyla ise şirketin 5nm teknolojisini geliştirdiğine dair bazı söylentiler ortaya çıkmıştı.

Ancak, EUV ekipmanlarının eksikliği nedeniyle bu teknolojiyi endüstriyel ölçekte uygulamak oldukça zorlayıcı olacak. SMIC’in, daha eski bir teknoloji olan derin ultraviyole (DUV) litografi kullanarak 5nm çip üretmeyi hedeflediği bildiriliyor. DUV yöntemi, üretim sürecini uzatarak daha fazla hata payına neden oluyor ve verimliliği de olumsuz etkiliyor.

SMIC’in 5nm üretim verimliliği düşük kalacak

Kiwoom Securities tarafından yayımlanan verilere göre, SMIC’in 5nm üretim verimliliği TSMC‘ye kıyasla üçte bir oranında kalacak. Yani, üretilen her üç çipten sadece biri kullanılabilir durumda olacak. Ayrıca, multi-patterning (çok desenli) ek desenleme işlemleri, üretim maliyetlerinin artmasına neden olacak. Bu durumda, SMIC’in 5nm çipleri, TSMC’nin aynı süreçte ürettiği çiplere kıyasla yüzde 50’ye kadar daha pahalı olabilir.

SMIC’in bu süreci tamamlaması, özellikle Huawei‘nin Ascend 910C yapay zeka çipi için kritik bir adım olacak. Huawei, bu çipi kullanarak Nvidia‘ya olan bağımlılığını azaltmayı ve yerli çözümler geliştirmeyi hedefliyor.

Yerli EUV ekipmanları çözüm olabilir

SMIC’in üretim verimliliği ve maliyet dengesini sağlamak için en olası çözüm, Çin’in kendi EUV makinelerini geliştirmesi olacak. Raporlara göre, Çin merkezli ekipman üreticisi SiCarrierASML‘ye alternatif olabilecek EUV makineleri üzerinde çalışıyor. Bu makinelerin, 2025’in üçüncü çeyreğinde deneme üretimine başlaması bekleniyor. Eğer bu makineler başarılı olursa, SMIC’in 5nm üretim sürecindeki zorluklar hafifleyecek ve maliyetler daha sürdürülebilir hale gelebilir.

Honda elektrikli araç fabrikası otomatik hale geldi

0

Honda, Çin EV fabrikasında iş gücünü %30 azalttı, üretimi otomatikleştirdi. AGV’ler gibi pratik otomasyon araçları fabrika zeminine hakim olsa da, gelişmiş insansı robotlar da ilerleme kaydediyor.

Honda elektrikli araç fabrikası

Honda, otomasyon ve yapay zekaya tamamen odaklanmış durumda ve zemin personeli ihtiyacını %30 azaltarak Çin’deki elektrikli araç üretim sürecini dönüştürmeyi hedefliyor. Yeni Çin elektrikli araç fabrikası, tamamen elektrikli Ye P7 crossover’ın üretimine başladı ve sabit maliyetleri düşürmek ve üretim verimliliğini artırmak için kaynak işlemini optimize etmek için yapay zekayı kullanıyor.

Fabrika ayrıca, pil paketleri gibi ağır bileşenleri taşımak için manuel iş gücü gerektiren otomatik güdümlü araçlar kullanıyor. Robotlar fabrikalarda insan işçilerin yerini gerçekten almamış olsa da, Honda ve Mercedes-Benz, BMW ve Dongfeng gibi şirketlerin piyasaya sürdüğü teknoloji türü, mavi yakalı işçiler için sorunlu bir gelecek olduğunu gösteriyor.

Guangzhou fabrikası, ağır otomobil bileşenlerini fabrika zemininde taşımak için otomatik güdümlü araçlar (AGV’ler) kullanıyor. Tarihsel olarak, bu iş insanlar tarafından yapılmıştır. Yerel ortak girişim ortağı Guangzhou Automobile Group (GAC) ile ortaklık kuran Japon otomobil üreticisi, yakın zamanda bu fabrikada tamamen elektrikli Ye P7’nin üretimine başladı.

Honda ayrıca Nikkei Asia ile yaptığı bir röportajda “sabit maliyetleri mümkün olduğunca düşürmeyi” planladıklarını açıkladı. Ye P7 için ince ayarlı AI kaynak süreçlerinin kullanıldığını açıkladılar. Amaç açıktır ve şirketin aynı röportajdaki ifadesiyle doğrulanabilir: “Araç üretme şeklimizi elden geçirmek için bir fırsat olarak elektrifikasyon”, üretim sürecini sıfırdan yeniden tasarlama çabasıdır.

Ye P7, Japon otomobil üreticisinin Batı pazarlarında bataryalı elektrikli araçlar piyasaya sürme konusunda rakiplerinin çoğunun gerisinde kalması nedeniyle Honda için stratejik öneme sahiptir. Ayrıca, Çin artık dünyanın en büyük EV pazarı haline geldiğinden, üretici rekabetin gerisinde kalıp Çin pazarındaki hakimiyetini riske atamaz.

Güneş enerjili stadyum için Borussia Dortmund’dan örnek proje!

Dünyanın en büyük stadyum güneş çatısı, 1.000 maç için ışıklandırma sağlayacak 11.000 panel ile kuruldu. JA Solar güneş paneli sistemi, yılda 4 MWh’ten fazla elektrik üretecek. Bu sistem, güneş enerjili stadyum projelerinde örnek teşkil etmektedir.

Güneş enerjili stadyum

Almanya Bundesliga’sının önde gelen futbol kulübü Borussia Dortmund, 11.000 fotovoltaik panel ve 4.2 MW enerji kapasitesiyle dünyanın en büyük stadyum güneş çatısını inşa etmeye hazırlanıyor. Bu, yeni bir güneş enerjili stadyum projesidir.

Enerji devi RWE ve Çin merkezli lider PV modül üreticisi JA SOLAR ile ortaklık kuran Borussia Dortmund, ikonik stadyumu SIGNAL IDUNA PARK’ın çatısına kapsamlı güneş dizisini kuracak. Borussia Dortmund Genel Müdürü Carsten Cramer: “Herhangi bir stadyum çatısındaki en büyük fotovoltaik sisteme güç verecek olan JA SOLAR modülleriyle, daha çevre dostu bir geleceğe doğru yol alıyoruz” dedi. Bu da, güneş enerjili stadyum konseptinin bir parçasıdır.

Kulüp, sürdürülebilir spor operasyonlarına doğru önemli bir adım olacak olan iddialı projeyi 2025 yazının sonuna kadar tamamlamayı hedefliyor. Güneş enerjili stadyum projesi kapsamında, JA Solar’ın şık siyah modüllerinin yer aldığı sistem, yılda 4 MWh’den fazla elektrik üretecek.

JA SOLAR bir basın bülteninde: “Bu benzersiz kombinasyon, sahada, tribünlerde ve şimdi çatıda benzersiz siyah-sarı enerji getiriyor ve enerji dönüşümü için yeni bir standart belirliyor” açıklamasında bulundu. Bu çıktı, yılda etkileyici 1.000 maç için stadyumun projektörlerini çalıştırmaya yetiyor. Kulüp, sahada üretilen tüm elektriği kullanmayı ve karbon ayak izini önemli ölçüde azaltmayı amaçlıyor. Güneş enerjili stadyum projesinin, karbondioksit emisyonlarını yılda yaklaşık 1.800 metrik ton azaltması bekleniyor.

Enerji verimliliğini daha da artırmak için, istikrarlı ve güvenilir bir güç kaynağı sağlayacak 3,4 MWh’lik bir pil depolama sistemi entegre edilecek. Bu stadyum projesi, 2012’de kurulan daha küçük 1 MW’lık bir PV sistemi de dahil olmak üzere Borussia Dortmund’un önceki sürdürülebilirlik çabalarına dayanmaktadır.

RWE: “Çatıdaki PV sistemi, kulübün bir yıl boyunca tüm Bundesliga, Almanya Kupası ve Şampiyonlar Ligi iç saha maçlarındaki elektrik tüketimine eşdeğer miktarda yeşil elektrik sağlayacak” dedi.

Volkswage sürüş asistanlarını Valeo ve Mobileye ile geliştirecek

Alman otomotiv devi Volkswagen, gelecekteki MQB temelli otomobillerinde güvenliği ve sürüş konforunu artırmak amacıyla Valeo ve Mobileye ile iş birliği yapma kararı aldı. Bu iş birliği, Volkswagen’in yeni nesil araçlarında gelişmiş sürücü destek sistemlerini “seviye 2+” seviyesine yükseltecek. Önümüzdeki yıllarda meyvelerini vermesi beklenen bu ortaklık, markanın yüksek hacimli araçlarında daha güvenli ve konforlu bir sürüş deneyimi sunmayı hedefliyor.

Yeni sistem, sadece eller serbest sürüş sunmanın ötesinde, trafik sıkışıklığı desteğitehlike algılamapark asistanısürücü izleme ve 360 derece acil durum desteği gibi gelişmiş özellikler sağlayacak. Sistem, çoklu kameralar ve radarlarla donatılmış 360 derecelik bir görüş alanı sunuyor. Ayrıca, yazılım tanımlı yetenekler sayesinde belirli otoyol bölümlerinde eller serbest sürüştrafik sıkışıklığı desteğiakıllı park etme gibi yenilikçi özellikler kullanıma sunulacak.

A Volkswagen logo is seen, on the day of the annual Volkswagen Group press conference in Wolfsburg, Germany March 11, 2025. REUTERS/Liesa Johannssen/File Photo

Geliştirilen bu sistem, sürücü ve yayalar için daha yüksek güvenlik sağlarken, artırılmış gerçeklik ekranları gibi geleceğe hazır özellikler de barındırıyor. Valeo, yüksek performanslı elektronik kontrol üniteleri, sensörler ve park çözümleri sunarken, Mobileye ise Surround ADAS platformunu sağlayacak. Bu platform, Mobileye’ın “EyeQ 6 High” işlemcisi ve haritalama teknolojilerini içeriyor.

İlk kez bir araya getirilen bu unsurlar, merkezi bir ünite kullanarak birden fazla ECU’nun yerine geçiyor. Bu sayede verimlilik artarken, sistem performansı da yükseliyor. Ayrıca, gelişen güvenlik standartlarına uyum sağlamak amacıyla kablosuz güncelleme imkanı sunuluyor.

Volkswagen, Valeo ve Mobileye iş birliğiyle, otomotiv teknolojisinin geleceğini şekillendirmeye devam ediyor.

Elon Musk X’i sattı! Peki kim aldı?

Elon Musk şirketi xAI’nin, X’i tamamen hisse senediyle satın aldığını duyurdu. İşlem xAI’yi 80 milyar dolar, X’i ise 33 milyar dolar olarak değerlendiriyor.

xAI sosyal medya platformu X’i bünyesine kattı

Musk: “xAI, tamamen hisse senediyle X’i satın aldı. Birleşme xAI’yi 80 milyar dolar, X’i ise 33 milyar dolar olarak değerlendiriyor (45 milyar dolar eksi 12 milyar dolar borç)” diye tweet attı.

Musk, Twitter’ı Ekim 2022’de yaklaşık 44 milyar dolara satın aldı, şirketin adını X olarak değiştirdi ve xAI’yi sadece beş ay sonra yapay zeka şirketi olarak kurdu. Musk’ın satışı duyuran tweetinde X, küresel çapta 600 milyon aktif kullanıcı için “gerçek zamanlı temel gerçek kaynağı” olarak adlandırıldı.

Gerçekte, Musk’ın Twitter’daki değişiklikleri onu aşırı sağcı aşırılığın yuvasına dönüştürdü ve bir zamanlar yasaklanmış olan neo-Naziler ve komplo teorisyenleri (Nick Fuentes’ten Alex Jones’a) açık kollarla karşılandı. Musk daha önce 2018’de yasaklanan Jones’u tekrar işe almayacağını söylemişti ancak siteyi satın aldıktan yaklaşık bir yıl sonra fikrini değiştirmiş gibi görünüyor.

Musk, sosyal medya şirketi ve yapay zeka şirketlerinin birlikte daha iyi büyümeleri için bir fırsat görüyor, belki de X markasının normal insanlar için çok toksik hale gelmesinden dolayı. X’teki trafiğin 2024 başkanlık seçimlerinden sonra düştüğü bildirildi.

Musk’ın tweetinde “xAI ve X’in gelecekleri iç içe geçmiş durumda. Bugün, verileri, modelleri, hesaplamayı, dağıtımı ve yeteneği birleştirmek için resmi olarak adım atıyoruz. Bu kombinasyon, xAI’nin gelişmiş yapay zeka yeteneğini ve uzmanlığını X’in muazzam erişimiyle harmanlayarak muazzam bir potansiyelin kilidini açacak” dedi.

Musk’ın tweet’i, şirketlerinin tamamen “gerçek” üzerine kurulu olduğunu vurgulamaya çalıştı, bu da DOGE ile ilgili faaliyetleri hakkında sık sık söylediği yalanlar ve gizlemelerle çelişiyordu. Musk daha dün, Sosyal Güvenlik’teki insanlara daha fazla para vereceğini söyledi, ki bunu yapma yetkisi kesinlikle yok.

iPhone 17 Air ve iPhone 17 Pro Max yan yana Görüntülendi

0

Apple’ın önümüzdeki sonbaharda duyuracağı iPhone 17 serisinin en büyük sürpriziiPhone 17 Air modeli olacak. Yeni sızdırılan görseller, iPhone 17 Air’in, iPhone 17 Pro Max ile yan yana nasıl durduğunu gözler önüne seriyor. Bu yılın en dikkat çekici yeniliklerinden biri olan iPhone 17 Air, Plus modelinin yerini alacak ve birçok açıdan dikkat çekici özelliklere sahip.

Tasarımda devrim: İncelik

iPhone 17 Air, tasarım açısından büyük bir değişikliğe sahne olacak. Yeni modelin kalınlığı, yalnızca 9,5 mm olacak, ancak kameranın çıkıntısı hesaba katıldığında, cihazın kalınlığı 5,5 mm’ye kadar düşecek. Bu, iPhone 17 Pro Max’in mevcut nesildeki 8,25 mm’lik kalınlığından %66 daha ince bir yapı sunuyor. Apple, şimdiye kadar en ince iPhone modelini 6.9 mm kalınlığındaki iPhone 6 ile sunmuştu, ancak iPhone 17 Air, bu seviyenin çok altına inerek yeni bir tasarım anlayışını ortaya koyuyor. Bu inceliğin nasıl sağlanacağı ve batarya kapasitesinin nasıl korunacağı ise şu an için belirsiz.

Kamera: Tek kamera, Fusion sistem

Yeni iPhone 17 Air’in, iPhone 17 Pro Max ile kıyaslandığında bir başka farklı özelliği ise tek arka kameraya sahip olacak olması. Ancak AppleFusion Kamera sistemi ile bu eksikliği gidermeyi planlıyor. Bu sistem, kamera performansını artırarak, tek bir kameraya rağmen gelişmiş fotoğraf ve video çekimleri yapılmasına olanak tanıyacak.

Son olarak, Ming-Chi Kuo’nun analizine göre iPhone 17 Air, Apple’ın kendi tasarladığı 5G modemi ve A19 çipi ile güçlenecek. Ayrıca, iPhone 14 Pro’dan itibaren tanıtılan Dinamik Ada tasarımı da bu modelde yer alacak. Bu donanımlar, cihazın performansını bir üst seviyeye taşıyacak ve kullanıcı deneyimini iyileştirecek.

Çıkış tarihi

iPhone 17 Air, sonbaharda iPhone 17 serisiyle birlikte tanıtılması bekleniyor. Ancak şu an için cihazın tüm teknik detayları netleşmiş değil. Yeni modelin, Apple’ın donanım mühendisliğinde önemli bir adım olduğunu ve cihazın inceliği ile dikkat çekeceğini söylemek mümkün. Apple, iPhone 17 Air ile tasarım ve teknoloji konusunda devrim niteliğinde bir adım atmaya hazırlanıyor. Bu yenilikçi modelin, sonbaharda duyurulmasıyla birlikte teknoloji dünyasında heyecan yaratması bekleniyor.

Qualcomm’dan yeni hamle: Snapdragon 8s Elite plandan çıkarıldı, yerine Snapdragon 8s Gen 4 geliyor

Qualcomm, yeni nesil amiral gemisi yonga seti Snapdragon 8s Gen 4‘ü nisan ayında tanıtmayı planlıyor. Başlangıçta Snapdragon 8s Elite adıyla duyurulması beklenen yonga setinin ismi değişti ve teknik özellikleri de netleşmeye başladı. Geçen yıl Snapdragon 8 Gen 3‘ten Snapdragon 8 Elite‘e geçiş yapan Qualcomm, bu kez isimlendirme sisteminde bir değişikliğe daha gitmiş görünüyor. Daha önce, Snapdragon 8s Gen 3‘ün halefinin Snapdragon 8s Elite olacağı tahmin ediliyordu, ancak gelen yeni sızıntılar farklı bir durumu işaret ediyor.

Snapdragon 8s Gen 4’ün tanıtımı Nisan’da

Son gelen sızıntılara göre, Qualcomm bu yıl sadece tek bir “Elite” serisi sunacak. Bu nedenle, amiral gemisi telefonlar dışında kalan yongalar, “Elite” markasını taşımayacak. Snapdragon 8s Elite‘in yerine, Snapdragon 8s Gen 4 adıyla tanıtılacak yeni yonga seti, önümüzdeki aylarda teknoloji dünyasında büyük ilgi uyandıracak.

Şu an için Snapdragon 8s Gen 4’ün, nisan ayı başlarında resmi olarak duyurulması ve ilk akıllı telefonların ise nisan ortasında piyasaya sürülmesi bekleniyor. Sızıntılara göre, bu yeni yonga seti, TSMC‘nin 4nm üretim sürecinden çıkacak ve tamamen büyük çekirdeklerden oluşan bir CPU tasarımına sahip olacak. Ayrıca, Snapdragon 8s Gen 4’te Oryon çekirdekleri yerine, 1 adet Cortex-X4Cortex-A720 ve Cortex-A520 çekirdekleri yer alacak. Grafik tarafında ise, Adreno 825 GPU kullanılması bekleniyor.

Performans ve fiyat dengelemesi

Daha önce yapılan açıklamalara göre, Snapdragon 8s Elite yonga setinin AnTuTu testlerinde 2 milyon puana yakın bir performans sergileyebileceği belirtilmişti. Ancak, Snapdragon 8s Gen 4‘te kullanılacak olan Adreno 825 GPUSnapdragon 8 Elite’te bulunan Adreno 830’un bir alt versiyonu olacak. Bu da, yonga setinin performansının amiral gemisi seviyesinden bir adım geride kalacağı anlamına geliyor.

Snapdragon 8s Gen 4’ün, Qualcomm’un amiral gemisi modellerine kıyasla daha uygun fiyatlı telefonlarda yer alması bekleniyor. Nisan ayında yapılacak tanıtımla birlikte, bu modelin hangi cihazlarda kullanılacağı ve performansıyla ilgili daha fazla bilgi edinmemiz mümkün olacak.

Google Maps’ın başı yeni özelliğiyle belada!

Bu değişiklik, kullanıcıların verilerini bulut yerine doğrudan cihazlarında saklamasını amaçlıyor ve kullanıcı gizliliğini artırmayı hedefliyordu. Ancak son günlerde bazı kullanıcılar, Google Maps zaman çizelgelerinde verilerin kaybolduğunu bildirmeye başladı.

Birçok kullanıcı, mobil cihazlarında Google Maps hesap menüsünden zaman çizelgesini açmaya çalıştığında “Bugün için ziyaret yok.” şeklinde bir mesajla karşılaşıyor. Bu hata, kullanıcının tüm geçmiş verilerine yayılmakta ve yıllar öncesine kadar giden bilgiler de silinmiş gibi görünüyor.

Kullanıcılar, Google’ın önerdiği şekilde cihazlarına geçiş yaptı ancak hesaplarında otomatik silme özelliği aktif değil. Üstelik, harita köşesinde “Zaman Çizelgesi açık” olsa da, veriler güncellenmemiş.

Google, 2023 yılında harita verilerinin bulut yerine telefonlarda saklanacağına dair duyuru yapmıştı. Bu değişiklik, kullanıcıların gizliliğini artırmayı amaçlıyor. Ancak, yeni düzenlemeye uymayan kullanıcılar 9 Haziran’a kadar verilerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak. Ayrıca, yeni cihazlarına geçiş yapanlar için veri yedekleme ve transfer sistemi mevcut olsa da, şu an kaybolan verilerin yedeği erişilemiyor.

Google haritalar tatil

Haklısınız, daha anlamlı ve ilgili bir ekleme yapalım:

Google Maps’deki bu yeni değişiklik, bazı kullanıcılar için büyük bir kafa karışıklığına yol açtı. Zaman Çizelgesi verilerinin kaybolmuş gibi görünmesi, özellikle eski verilerine ihtiyaç duyan kullanıcılar için ciddi ciddi sorun teşkil ediyor. Kullanıcılar, verilerinin gerçekten silinip silinmediği konusunda ciddi endişeler taşıyor ve Google’ın bu konuda nasıl bir çözüm sunacağı hala belirsiz.Yakın gelecekte bu konular özelinde daha kapsamlı hamleler beklemek mümkün.

Elon Musk, X platformunu resmen sattı!

0

Elon Musk, yapay zeka şirketi xAI’nin sosyal medya platformu X’i 33 milyar dolar değerleme ile satın aldığını duyurdu. Musk’ın bu kararı, iki şirketin güçlü yönlerini birleştirerek yeni bir oluşum oluşturmayı hedefliyor. Bu stratejik birleşme, sosyal medya ve yapay zeka alanındaki potansiyeli ortaya çıkaracak şekilde kurgulandı.

Elon Musk, X platformunu sattı

Yapılan açıklamada, bu birleşmenin tamamen hisse senedi transferi ile gerçekleştirildiği ve X’in 12 milyar dolarlık borcu dahil toplam değerinin 45 milyar doları bulduğu belirtildi. Musk, anlaşma kapsamında xAI’nin 80 milyar dolar, X’in ise 33 milyar dolar değerleme ile birleşime dahil olduğunu açıkladı. Bu işlemin sonucunda oluşan XAI Holdings adlı yeni varlık, borç hariç toplamda 100 milyar doları aşan bir değer taşıyor. Anlaşma sürecinde Morgan Stanley’in her iki tarafı da temsil ettiği bilgisi paylaşıldı.

Elon Musk X

Elon Musk, birleşme hakkında yaptığı açıklamada, “XAI ve X’in gelecekleri birbirine sıkı sıkıya bağlı. Bugün, bu iki şirketin verilerini, modellerini, hesaplama kapasitelerini, dağıtım ağlarını ve yeteneklerini birleştirmek için önemli bir adım atıyoruz” ifadelerini kullandı. Musk, bu kombinasyonun xAI’nin yapay zeka uzmanlığı ile X’in geniş kullanıcı erişimini bir araya getirerek büyük bir sinerji yaratacağını belirtti.

Sektörde büyük bir yankı uyandıran bu hamle, Elon Musk’ın yapay zeka ve sosyal medya arasındaki bağları daha da güçlendirme çabasını gözler önüne seriyor. Ancak yeni oluşumun sektörde nasıl bir etki yaratacağı ve hangi alanlarda faaliyet göstereceği önümüzdeki dönemde netleşecek. Musk’ın bu adımı, teknoloji dünyasında büyük bir merakla takip ediliyor.

Alexa Fund, yapay zeka yatırımları yapmaya başlıyor!

Özellikle büyük dil modelleri ve Amazon’un yapay zeka destekli Alexa+ ile multimodal yapay zeka modellerinin tanıtılması, fonun yönünü değiştirmesine yol açtı.

Alexa Fund’ın lideri Paul Bernard, fonun misyonunun zamanla evrildiğini belirterek, “AI alanındaki hızlı gelişmeler, fonun yeni teknolojilere odaklanmasını sağladı. Ancak orijinal misyonumuzu da koruyoruz.” dedi. Alexa Fund, bu yeni strateji çerçevesinde AI destekli donanım, yaratıcı medya, akıllı ajanlar ve yeni yapay zeka mimarileri gibi alanlara yatırım yapmayı sürdürüyor.

Fon, son dönemde dört yeni girişime yatırım yaptı. Bunlar arasında, kod, görsel ve video üretimi yapabilen, derin araştırmalar gerçekleştirebilen ve toplantı organize edebilen NinjaTech AI yer alıyor. Diğer bir girişim olan Hedra ise kullanıcıların içerik yaratmalarını sağlayan bir AI medya platformu sunuyor.

Ario, aile yönetimi için geliştirdiği uygulama ile takvim ve görevleri düzenlerken, HeyBoss ise kullanıcıların yalnızca açıklamalar yaparak web siteleri, uygulamalar ve oyunlar oluşturmasına olanak tanıyor.

Amazon, bu girişimlere bulut ve AI altyapısı sağlarken, aynı zamanda özel API ve SDK’lara erken erişim sunuyor. Bu sayede girişimler, Amazon’un teknolojilerini test etme fırsatı buluyor. Amazon’un bu yeni stratejisi, AI girişimlerini güçlendirerek, gelecekteki teknolojilere öncülük etmeyi hedefliyor.

Amazon’un Alexa Fund’ı, yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte yatırımlarını genişletiyor. Yeni girişimler, Amazon’un bulut ve AI altyapılarından faydalanarak, inovasyonun öncüsü olma yolunda ilerliyor. Bu strateji, hem girişimciler için fırsatlar yaratırken hem de Amazon’un teknoloji ekosistemini güçlendiriyor.