NVIDIA yapay zeka ile fiziksel dünyayı bir araya getiriyor

NVIDIA, GTC konferansında yaptığı çığır açıcı duyurularla, insansı akıl yürütme ve beceriler için dünyanın ilk açık, tamamen özelleştirilebilir temel modeli olan Isaac GR00T N1’i de içeren yapay zeka odaklı teknolojilerden oluşan bir portföyü tanıttı. Lansmanda ayrıca sentetik veri üretimi için Isaac GR00T Blueprint ve Google DeepMind ve Disney Research ile birlikte geliştirilen bir fizik motoru olan Newton da yer aldı.

NVIDIA yapay zeka ile fiziksel dünyayı çalıştırıyor

Teknoloji devi ayrıca geliştiricilere yapay zeka destekli dünya oluşturma ve akıl yürütme üzerinde benzeri görülmemiş bir kontrol sağlayan Cosmos Dünya Temel Modelleri’ni (WFM’ler) tanıttı. Bu duyurular, NVIDIA’nın yapay zeka ile fiziksel dünya arasındaki boşluğu kapatma ve birçok sektörde yeni olasılıklar yaratma misyonunda önemli bir adımı temsil ediyor.

En çok beklenen duyurulardan biri olan NVIDIA Isaac GR00T N1, NVIDIA’nın dünya çapındaki robotik geliştiricilerine önceden eğitip sunacağı, tamamen özelleştirilebilir modellerden oluşan serinin ilki olup, endüstrilerin 50 milyonu aşan küresel işgücü sıkıntısıyla başa çıkmasına yardımcı olacak.

Model, insan bilişinden esinlenen ikili sistem mimarisine sahip. Sistem 1, içgüdüsel eylemleri gerçekleştiren hızlı yanıt mekanizması olarak çalışırken, Sistem 2 karar almaya yönelik bilinçli, analitik bir yaklaşım benimser. Bir vizyon-dil modeli kullanarak, Sistem 2, Sistem 1 bu içgörüleri kesin hareketlere dönüştürmeden önce çevresini ve talimatlarını yorumlar. Şirket tarafından yapılan açıklamada, bu sinerjinin robotun nesneleri kavrama, hareket ettirme ve kolları arasında kusursuz bir şekilde aktarma gibi yaygın görevlerde olağanüstü bir doğrulukla genelleme yapmasını sağladığı belirtildi.

Nvidia CEO’su Jensen Huang, GTC açılış konuşmasında, 1X’in insansı robotunun, GR00T N1 üzerine kurulu, sonradan eğitilmiş bir politikayı kullanarak ev toplama görevlerini otonom bir şekilde nasıl gerçekleştirdiğini gösterdi.

Etkinlik sırasında, çip üreticisi ayrıca robotik için özel olarak tasarlanmış açık kaynaklı bir fizik motoru olan Newton’u geliştirmek için Google DeepMind ve Disney Research ile bir iş birliği duyurdu.

Yangın takip uydusu FireSat yörüngede!

FireSat takımyıldızı, orman yangınlarını yakından takip etmeyi amaçlıyor. Tam kapasiteyle çalıştığında, 50’den fazla uydu, Dünya yüzeyinin neredeyse tamamını her 20 dakikada bir tarayacak.

İlk aşamada sadece üç uydu faaliyette olacak ve 2026 itibarıyla Dünya üzerindeki her noktayı günde iki kez gözlemleyebilecek.

İlk uydu, Muon Space tarafından üretildi ve 14 Mart’ta SpaceX’in Transporter 13 misyonu kapsamında Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü’nden fırlatıldı. Uydu, altı bantlı multispektral kızılötesi kameralar ile donatıldı ve bu kameralar yangınları uzak mesafelerden algılamak için özel olarak tasarlandı.

FireSat, geleneksel yöntemlerden daha etkili olacak

Günümüzde orman yangınları çoğunlukla uçaklarla çekilen fotoğraflar veya düşük çözünürlüklü uydu görüntüleri ile takip ediliyor. Ancak uçaklar pahalı bir çözüm olduğu için sık güncellenemiyor, mevcut uydu görüntüleri ise düşük çözünürlükte kalıyor ve yangın tespiti için optimize edilmemiş sensörler kullanıyor.

FireSat, bu sorunları çözmek için geliştirildi. Beş metrelik çözünürlüğe sahip görüntüler sunacak ve tam kapasiteye ulaştığında, yangınların konumunu ve yayılma hızını neredeyse gerçek zamanlı olarak itfaiyecilere iletecek.

Bu proje, Muon Space ve Earth Fire Alliance tarafından yürütülüyor. Earth Fire Alliance, Google, Muon Space, Çevre Savunma Fonu, Gordon ve Betty Moore Vakfı ve Minderoo Vakfı tarafından destekleniyor.

FireSat’ın tam operasyonel hale gelmesiyle, yangınlarla mücadelede daha hızlı ve etkili müdahale imkanları sağlanması hedefleniyor. Bu teknoloji, özellikle son yıllarda artan orman yangınlarıyla mücadelede kritik bir rol oynayabilir.

Güçlü bir ekonomi, güçlü bir eğitimle mümkün!

Zerrin Topal
Bilişim Garajı Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı

Bir ülkenin geleceği, eğitime verdiği değerle şekillenir. Eğitim sadece bireylerin kariyer yolculuğunu belirleyen bir süreç değil, aynı zamanda toplumun ekonomik ve sosyal kalkınmasını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir.

Teknolojinin hızla ilerlediği bir çağda, eğitim anlayışımızı da yeniden tanımlamalıyız. Geleneksel eğitim metotları, bugünün hızlı dünyasında yetersiz kalıyor. Bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı, ancak bu bilgiyi doğru kullanabilmek ve anlamlı bir biçime dönüştürebilmek en kritik beceri haline geldi. Bu noktada, kişiselleştirilmiş, teknoloji odaklı ve öğrenci merkezli eğitim modelleri devreye giriyor.

Bilişim Garajı olarak, çocukların geleceğini şekillendiren bir eğitim ekosistemi kuruyoruz. Yapay zeka temelli kişiselleştirilmiş öğrenme modelleriyle her öğrencinin kendi öğrenme hızına ve stiline uygun bir deneyim yaşamasını sağlıyoruz. Kodlama, iki boyutlu, üç boyutlu tasarım, görsel sanatlar, e-stem, elektrik-elektronik, akıllı cihaz tasarımı, web tasarımı ve girişimcilik gibi geleceğin kritik becerilerini müfredata entegre ederek, öğrencilerimizi sadece bugünün değil, yarının dünyasına da hazırlıyoruz.

Bilişim Garajı’nı kurarken en büyük motivasyonum, eğitimin bir sektör değil, bir çocuğun hayatı olduğuna olan inancımdı. Bugün geldiğimiz noktada, 71 ilde, 3.000’den fazla eğitim noktasında 1.5 milyonu aşkın öğrenciye ulaşıyor, eğitimin sınırlarını genişletiyoruz. Bu büyük ekosistem, çocukların şifreleri çözen değil, şifreleri oluşturan bireyler olması için çalışıyor.

Ancak unutulmamalı ki, teknoloji odaklı eğitim sadece bireyleri değil, ülkemizin ekonomik geleceğini de güçlendirecek en önemli adımlardan biridir.

Ekonomik refahın temeli, güçlü bir eğitim sistemi  

Bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerine baktığımızda, ekonomik refahın temelinde güçlü bir eğitim sistemi olduğunu görüyoruz. Eğitim, sadece akademik bilgiyi aktarmaktan ibaret değildir. Bireylerin analitik düşünme, problem çözme, inovasyon ve teknolojiyle entegre olma yetkinliklerini geliştiren bir süreçtir. Bu yetkinlikler olmadan rekabetçi bir ekonomi yaratmak mümkün değildir.

Dijitalleşen dünyada rekabetin gerisinde kalmak istemiyorsak, çocuklarımızı bu dönüşümü yönetebilecek becerilerle donatmalıyız. Eğer bireyler eleştirel düşünme, problem çözme ve teknoloji okuryazarlığı gibi becerilerle donatılmazsa, iş dünyasında ve girişimcilikte geri kalırız. Türkiye’nin en büyük sermayesi, genç nüfusudur. Ancak bu nüfusu doğru eğitimle desteklemezsek, ekonomik kalkınma konusunda ciddi engellerle karşılaşırız.

Geleceği şekillendirmek elimizde!

Ancak bunun yolu, çocuklarımızı bugünden geleceğe taşıyan güçlü bir eğitim sisteminden geçiyor.

Zerrin Topal / Bilişim Garajı Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı
Zerrin Topal
Bilişim Garajı Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı

Zerrin Topal
Bilişim Garajı Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı

Uzun yıllar özel sektörde finans ve eğitim alanında yönetici pozisyonlarında çalışan Zerrin Topal, 2010 yılında alternatif eğitim modelleri üzerine kurulu bir eğitim ve danışmanlık şirketi ile birçok çocuğa temas etme fırsatı yakalamıştır. Buradan gelen tutku ve deneyimle, çocukların yeni dünyaya hazırlanması ve geleceğe yön verecek nesiller olarak yetişmesi misyonuyla 2013 yılında Bilişim Garajını hayata geçirmiştir. Eğitim teknolojileri alanında büyük bir ekosistem oluşturmayı hedefleyen Topal, küresel ölçekte iş birlikleriyle büyümeyi ivmelendirmeyi amaçlamaktadır.

Zerrin Topal, Bilişim Garajı ile 3B tasarım ve sanat eğitimleriyle son 10 yılda 1 milyondan fazla öğrenciye ulaşan bir eğitim platformu oluşturmuştur. Alternatif eğitim modellerini temel alan yenilikçi çözümler geliştirerek çocukların teknoloji ve bilişim alanında yetkinlik kazanmasını sağlamıştır. Yatay ve dikeyde eğitim teknolojileri alanında çalışan küresel şirketlerle stratejik iş birlikleri kurarak şirketin büyümesine yön vermiştir. Aynı zamanda eğitim teknolojileri ekosistemini genişletmek amacıyla inovasyon ve girişimcilik projelerine öncülük etmektedir.

Özel sektörde finans ve eğitim alanında çeşitli yönetici pozisyonlarında görev almıştır. Kurumsal yönetim süreçlerini yönettiği bu dönemde stratejik büyüme planlarını hayata geçirmiştir. Eğitim alanındaki deneyimlerini alternatif öğrenme modellerine entegre ederek çocukların gelişimine katkı sağlamıştır.

Google, yeni ilaçlar keşfedebilmek için yapay zeka geliştiriyor!

Bu yeni modeller, ilaç keşfi sürecini hızlandırmak için geliştiriliyor ve Google’ın Health AI Developer Foundations programı aracılığıyla bu ay içinde kullanıma sunulacak.

Google’a göre, TxGemma modelleri hem normal metni hem de kimyasal bileşikler, moleküller ve proteinler gibi terapötik varlıkların yapılarını anlayabiliyor. Şirket, bu modellerin yeni ilaçların güvenliği ve etkinliği gibi kritik özelliklerini tahmin etmeye yardımcı olabileceğini belirtiyor.

Google’ın baş sağlık sorumlusu Karen DeSalvo, yaptığı açıklamada, “Tedavi edici ilaçların konseptten onaylanmış kullanıma kadar geliştirilmesi uzun ve maliyetli bir süreç. Bu süreci daha verimli hale getirmek için araştırmacılarla iş birliği yapıyoruz.” dedi.

Şirket, TxGemma modellerinin ticari kullanım, özelleştirme veya ince ayar için açık olup olmayacağını henüz netleştirmedi.

Google, yapay zekâ ile ilaç endüstrisini dönüştürebilir mi?

Google, ilaç keşfinde yapay zekâ kullanımıyla ilgili büyük vaatlerde bulunan ilk şirket değil. Google’ın yan kuruluşu Isomorphic Labs, ilaç geliştirme sürecini hızlandırmak için AI teknolojilerini araştırıyor. Ancak yapay zekânın bu alanda kesin bir çözüm sunup sunamayacağı hâlâ tartışmalı.

Örneğin, Exscientia ve BenevolentAI gibi AI destekli ilaç geliştirme şirketleri son yıllarda bazı büyük klinik deney başarısızlıkları yaşadı. Ayrıca, Google’ın DeepMind ekibi tarafından geliştirilen AlphaFold 3 gibi ileri düzey AI sistemlerinin doğruluk oranları farklılık gösterebiliyor.

Buna rağmen, ilaç sektöründeki büyük şirketler ve yatırımcılar, yapay zekânın potansiyeline güvenmeye devam ediyor. Google’ın Isomorphic Labs birimi, Eli Lilly ve Novartis gibi dev ilaç şirketleriyle ortaklık kurarak AI destekli ilaç testlerini bu yıl başlatmayı hedefliyor. Şu ana kadar, 460’tan fazla AI girişimi ilaç keşfi üzerine çalışıyor ve bu alana 60 milyar doların üzerinde yatırım yapıldı.

Google’ın TxGemma ile ilaç geliştirme sürecine nasıl bir katkı sunacağı önümüzdeki aylarda netleşecek. Yapay zekânın sağlık sektöründeki rolü giderek büyürken, bu tür yeni modellerin gerçekten devrim yaratıp yaratamayacağı merakla bekleniyor.

WhatsApp’a sınırlama geliyor!

WhatsApp, önümüzdeki haftalarda bireysel kullanıcıların gönderebileceği toplu mesajlara aylık bir sınır getirmeyi planlıyor. Test sürecinde farklı sınır değerleri uygulanacak, ancak Meta’nın verdiği ilk örneğe göre, kullanıcılar ayda en fazla 30 toplu mesaj gönderebilecek.

Meta, geniş kitlelere mesaj göndermek isteyen kullanıcıların Durum güncellemeleri veya Kanallar özelliğini kullanabileceğini belirtiyor.

WhatsApp, işletmeler için ücretli bir modele geçiyor

WhatsApp, işletme hesapları için de benzer sınırlamalar getirmeyi düşünüyor. Şu ana kadar WhatsApp Business hesapları sınırsız ve ücretsiz şekilde toplu mesaj gönderebiliyordu. Ancak yakında, bu özellik ücretli hale gelecek ve ek araçlarla birlikte sunulacak.

Meta, yeni sistem kapsamında işletmelere, ürün duyuruları veya özel gün kampanyaları gibi konular için özelleştirilmiş toplu mesajlar göndermelerine olanak tanıyacak. Pilot uygulama sürecinde işletmeler, 250 özel toplu mesajı ücretsiz gönderebilecek. Daha fazla mesaj göndermek isteyenler ise ek ücret ödemek zorunda kalacak. Şirket, henüz bu ücretin ne kadar olacağını açıklamadı.

Platform, bu değişikliklerin kullanıcıların mesaj kutularında gereksiz mesaj kalabalığını önlemeyi amaçladığını belirtiyor. Daha önce de WhatsApp, pazarlama mesajlarının sayısını sınırlamış ve işletmelere yönelik bir abonelikten çık özelliği test etmeye başlamıştı.

Meta, kendine yeni bir gelir kaynağı yaratıyor

WhatsApp Business, son yıllarda Meta için önemli bir gelir kaynağı haline geldi. Şirket, işletmelere ücretsiz bir WhatsApp Business uygulaması sunarken, API (uygulama programlama arayüzü) üzerinden gönderilen pazarlama, hizmet ve doğrulama mesajları için ücret alıyor.

Yeni toplu mesaj sistemi, API kullanmayan işletmelerin de ödeme yapmasını gerektiren ilk özelliklerden biri olacak. Bu adım, Meta’nın gelir modelini çeşitlendirmesine yardımcı olacak. Ayrıca, WhatsApp Business uygulamasının logosunda da bazı değişiklikler yapılacağı belirtildi.

Bu değişikliklerle birlikte platform, kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi ve işletmeler için daha sürdürülebilir bir ticari model oluşturmayı hedefliyor.

Llama 1 milyar indirmeyi geçti!

Meta CEO’su, Threads üzerinden yaptığı paylaşımda, Aralık 2024’te 650 milyon olan indirme sayısının yaklaşık üç ay içinde %53 oranında arttığını belirtti.

Llama, Meta’nın AI asistanı Meta AI’yi güçlendiren temel model olarak Facebook, Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda kullanılıyor. Şirket, Llama modellerini ve bunları özelleştirmek için gerekli araçları özel bir lisansla ücretsiz olarak geliştiricilere sunuyor.

Lisans koşullarının ticari kullanım açısından bazı sınırlamalar içermesi, geliştiriciler ve şirketler arasında tartışmalara neden olsa da, Llama piyasaya sürüldüğü 2023 yılından bu yana büyük ilgi gördü. Bugün Spotify, AT&T ve DoorDash gibi büyük şirketler Llama modellerini sistemlerinde aktif olarak kullanıyor.

Ancak Meta, Llama ile ilgili bazı zorluklarla da karşı karşıya. Modelin telif hakkı ihlali iddialarıyla mahkemeye taşınması, özellikle Avrupa’daki bazı ülkelerde veri gizliliği endişeleri nedeniyle lansmanların ertelenmesi veya iptal edilmesi gibi sorunlar yaşandı. Ayrıca, Çin merkezli AI laboratuvarı DeepSeek’in geliştirdiği R1 modeli, Llama’nın performansını geride bırakarak rekabeti artırdı.

Meta, Llama’nın gelişimi için büyük yatırımlar yapıyor

Meta, DeepSeek’in yeniliklerinden ilham alarak Llama’nın gelişimini hızlandırmak için kriz odaları kurdu. Şirket, 2025 yılı içinde yapay zekâ projelerine 80 milyar dolara kadar yatırım yapmayı planlıyor.

Zuckerberg ifade özgürlüğü

Önümüzdeki aylarda Meta, Llama’nın yeni sürümlerini piyasaya sürmeyi planlıyor. Bu yeni modeller arasında, OpenAI’nın o3-mini modeline benzer akıl yürütme yetenekleri ve doğrudan çok modlu özellikler içeren sürümler yer alacak. Zuckerberg ayrıca, bazı modellerin özerk eylemler gerçekleştirebileceğini belirterek kendi başına kararlar alabilen ve eylemler gerçekleştirebilen özelliklere sahip yapay zekâlar geliştirdiklerini ima etti.

Meta, 29 Nisan’da düzenlenecek LlamaCon adlı ilk generatif yapay zekâ geliştirici konferansında bu projeler hakkında daha fazla detay paylaşacak. Zuckerberg, yılın başında yaptığı açıklamada, “Bu yıl Llama ve açık kaynak yapay zekâ modellerinin en gelişmiş ve en yaygın kullanılan modeller haline gelebileceği bir yıl olabilir.” diyerek Meta’nın 2025 hedefinin yapay zekâ liderliğini ele geçirmek olduğunu vurgulamıştı.

GM, otonom araç projelerini Nvidia iş birliği ile güçlendirecek!

Nvidia tarafından Kaliforniya’da düzenlenen yıllık GTC konferansında duyurulan bu ortaklık, GM’nin üretimden sürüş teknolojilerine kadar birçok alanda yapay zekâdan daha fazla yararlanmasını sağlayacak.

GM, Nvidia’nın Omniverse 3D grafik platformunu kullanarak sanal üretim hatları oluşturacak. Bu teknoloji, montaj süreçlerinde kesinti sürelerini azaltmayı ve verimliliği artırmayı hedefliyor. Ayrıca, GM’nin yeni nesil araçlarında Nvidia’nın AI Beyni olarak adlandırılan gelişmiş sürücü destek ve otonom sürüş teknolojileri yer alacak.

Şirket, Nvidia’nın yapay zekâ eğitim yazılımını da üretim hattındaki robotların daha hassas çalışmasını sağlamak için kullanacak. Bu sayede, robotlar kaynak işlemleri ve malzeme taşıma gibi görevlerde daha yüksek doğruluk sağlayacak. GM CEO’su Mary Barra, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Yapay zekâ, sadece üretim süreçlerini optimize etmekle kalmıyor, aynı zamanda sanal testleri hızlandırıyor ve daha akıllı araçlar geliştirmemizi sağlıyor.” dedi.

GM, otonom araçlarda yeni bir sayfa açıyor

GM, Nvidia’nın Drive AGX sistem çipi (SoC) ve güvenlik sertifikalı DriveOS işletim sistemini kullanarak otonom sürüş yeteneklerine sahip araçlar üretmeyi planlıyor. Blackwell GPU mimarisi üzerine kurulu bu sistem, saniyede 1.000 trilyon işlem gerçekleştirebiliyor.

Şirket, yıllardır tam otonom araç teknolojilerine milyarlarca dolar yatırım yapmasına rağmen, bu alanda büyük zorluklarla karşılaştı. GM’nin gelişmiş sürücü destek sistemi Super Cruise, piyasadaki en güvenli ve yetenekli sistemlerden biri olarak görülse de, tam otonom sürüş konusunda beklenen başarıyı yakalayamadı. 2023 yılında, güvenlik sorunları nedeniyle Cruise adlı robotaksi girişiminin finansmanı durdurulmuştu.

GM, otonom sürüş teknolojisini binek araçlarında kullanarak bu alandaki şansını yeniden denemek istiyor. Ancak şirket, bu teknolojiyi ne zaman ve hangi yöntemle piyasaya süreceğini henüz açıklamadı.

Öte yandan Nvidia’nın otomotiv sektörüyle ilişkisi hâlâ başlangıç aşamasında olsa da, şirket bu alanda büyük bir potansiyel görüyor. Nvidia’nın otomotivden elde etmeyi beklediği gelir 2025 yılı için 5 milyar dolar seviyesinde. Şirketin otomobil çipleri şu anda dünya çapındaki araçların yalnızca %1’inde bulunuyor, ancak ilerleyen yıllarda bu oran artabilir.

Nvidia, GM’nin yanı sıra Jaguar-Land Rover, Volvo, Mercedes-Benz, Hyundai, Toyota ve birçok Çinli elektrikli araç üreticisiyle de iş birlikleri yapıyor. Şirketin hedefi, otomotiv sektörünü yapay zekâ destekli çözümlerle dönüştürmek ve otonom sürüşü daha güvenilir hale getirmek.

Silikon Vadisi yöneticileri belediye konseyine katılıyor

0

Kasım ayında, San Francisco halkı, Levi Strauss servetinin zengin mirasçılarından biri olan Daniel Lurie’yi yeni belediye başkanları olarak seçti. Lurie şimdi, Silikon Vadisi’nin kalbini “canlandırma” konusunda önemli kararlar almak için kendisi gibi yüksek gelirli kişilere yöneliyor gibi görünüyor.

Silikon Vadisi yöneticileri belediye ile çalışacak

San Francisco Standard, Lurie’nin yönetiminin şehrin üst tabakasının özel, varlıklı üyelerinin şehrin siyasi sistemi üzerinde daha büyük bir etkiye sahip olmasını sağlamak için tasarlanmış iki farklı (ve görünürde ayrı) girişimi sessizce başlattığını bildiriyor. Bu girişimlerden ilki, San Francisco Ortaklığı olarak adlandırılan ve çok sayıda güçlü ve nüfuzlu Silikon Vadisi yöneticisini içeren yeni bir belediye başkanı konseyi.

Konseyde görünüşe göre OpenAI CEO’su Sam Altman, DoorDash CEO’su Tony Xu, Salesforce CEO’su Marc Benioff ve diğerleri gibi isimler yer alacak ve üç kadın başkanlık edecek: First Republic Bank’ın eski başkanı Katherine August-deWilde, Steve Jobs’un dul eşi ve The Atlantic’in sahibi, Laurene Powell Jobs ve Google’ın ana şirketi Alphabet’in başkanı ve baş yatırım sorumlusu Ruth Porat yer alacak.

Standard, konseyin “belediye başkanına politikalar hakkında CEO düzeyinde görüşler sunmak” için tasarlandığını, ayrıca katılımcı şirketlerin ödediği aidatlarla özel olarak finanse edileceğini belirtiyor.

Aynı zamanda, Lurie’nin ofisi şehrin iş geliştirme çabalarına özel sermaye aşılamak için tasarlanmış bir kamu-özel sektör ortaklığı başlatıyor. Şehrin iş bölgesindeki çeşitli canlandırma çabalarını finanse etmek için kamu ve özel paranın bir kombinasyonunu kullanacak olan San Francisco Downtown Development Corp, hem kamu vergi mükelleflerinin parasını hem de özel bağışçıların parasını içerecek. Belediye başkanının girişimleri daha önce halk tarafından bilinmiyordu.

Konseyin ne yapacağı tam olarak belli olmasa da, yeni organizasyonun 1970’lerde New York’ta şehrin kendi bütçe ve yönetim krizini yaşadığı dönemde kurulan benzer bir organizasyona dayandığını belirtmekte fayda var.

OpenAI malzeme alanında girişim kuruyor

OpenAI’nin eğitim sonrası araştırma başkan yardımcısı Liam Fedus, şirketten ayrılarak malzeme bilimi alanında bir yapay zeka girişimi kuruyor. Information ilk olarak Fedus’un planlarını bildirdi . Fedus, X’teki bir açıklamada raporu doğruladı ve birkaç ek ayrıntı ekledi.

OpenAI malzeme tarafını ayırıyor

Fedus açıklamasında: “Lisans eğitimimi fizik alanında aldım ve bu teknolojiyi orada uygulamaya hevesliyim. Bilim için yapay zeka, OpenAI ve [yapay süper zeka] elde etmek için stratejik olarak en önemli alanlardan biri olduğundan, OpenAI yeni şirketime yatırım yapmayı ve onunla ortaklık kurmayı planlıyor” dedi.

Fedus’un firması, yeni yapay zeka malzeme bilimi alanında Google DeepMind, Microsoft ve diğerleriyle rekabet edecek. 2023’te DeepMind, AI sistemi Gnome’un yeni malzemeler yapmak için kullanılabilecek kristaller bulduğunu iddia etti. Daha yakın zamanda Microsoft, MatterGen ve MatterSim adlı bir çift malzeme keşfeden AI aracını tanıttı.

Japon holding SoftBank, Oracle ve diğerlerinin ABD’de OpenAI için yapay zeka altyapısı kurmak üzere başlattığı yeni bir ortak girişim olan Stargate Projesi’ni duyurdu . Stargate, her şey plana göre ilerlerse önümüzdeki dört yıl içinde yapay zeka veri merkezleri için 500 milyar dolara kadar fon sağlayabilir. Bu haber, Anthropic ve Elon Musk’ın xAI gibi OpenAI rakipleri için hiç de hoş bir haber değil. Zira bu şirketlere kıyaslanabilir büyüklükte bir altyapı yatırımı yapılmayacak.

Ancak bazı uzmanlar, günümüz yapay zekasının gerçek anlamda yeni bilimsel keşifler yapabileceğine şüpheyle yaklaşıyor.

İK şirketleri davalık oldu

İK şirketi Rippling, aynı alanda büyük bir oyuncu olan Deel’e karşı bir dava açtığını duyurdu. Dramatik 50 sayfalık şikayette, gasp, ticari sırların kötüye kullanılması, haksız müdahale, haksız rekabet ve emanet görevinin ihlaline yardım ve yataklık iddiaları yer alıyor. Dava büyük ölçüde Rippling’in Deel için casusluk yaptığını iddia ettiği bir çalışana odaklanıyor.

İK şirketleri mahkemede karşılaşacak

Deel, yaptığı açıklamada iddiaları aynı derecede süslü bir şekilde yalanlayarak, daha fazla kirli çamaşırın ortaya dökülmesine zemin hazırladı: “Rippleng’in Rusya’daki yaptırım yasasını ihlal etmekle ve Deel hakkında yalanlar yaymakla suçlanmasından haftalar sonra, Rippling bu sansasyonel iddialarla anlatıyı değiştirmeye çalışıyor. Tüm yasal yanlışları reddediyoruz ve karşı iddialarımızı ileri sürmeyi dört gözle bekliyoruz” dedi.

Deel ve Rippling arasındaki gerginlikler bu davadan çok önce kamuoyunda yaşanmaya başlamıştı. Geçtiğimiz yıl Rippling, Deel’i doğrudan hedef alan ve bir “Yılan Oyunu” içeren bir pazarlama kampanyası başlattı. Hala erişilebilir olan oyun, Deel’i bir yılan olarak tasvir ediyor ve şirketi Rippling’den daha yüksek ücretler talep etmekle suçluyor.

Rekabet, bir Deel satış direktörünün oyunu incelemek için siteyi ziyaret etmesi, sayfadaki bir sohbet robotuyla etkileşime girmesi ve daha sonra Rippling’in COO’su tarafından Twitter’da paylaşılan alışverişi görmesiyle başka bir boyuta taşındı. Anlaşmazlık ayrıca Rus yaptırımlarına uyumla ilgili iddiaları da içeriyordu. Rippling’in şikayeti iddialara işaret ediyor, ancak her iki şirket de konuyla ilgili olarak incelemeye tabi tutuldu.

Davada dikkat çeken nokta ise Rippling’in iddialarını destekleyen kanıtların büyük bir kısmının Slack aktivitelerine dayanması. Ripplings’in avukatları, şirketin insanların Salesforce’a ait sohbet platformunda ne yaptıklarının bir kaydını tuttuğunu belirtiyor.

OpenAI Çin ile rekabet edebilecek mi?

Bundan çok kısa bir zaman önce OpenAI dünyanın zirvesindeydi. Muhtemelen halen dünyanın en çok konuşulan AI girişimi, ancak yeni modelleri bir zamanlar olduğu kadar ilgi görmüyor. İş modeli her zamanki gibi belirsiz ve rekabet hızla yetişiyor. 300 milyar dolarlık bir teknoloji şirketi böyle bir durumda ne yapar? Yenilik ve geliştirmeye iki katına mı çıkar? Yoksa korkutucu bir yabancı korkuluğu mu suçlar?

Son zamanlarda, kulağa ikincisi gibi geliyor. OpenAI, yakın zamanda yayınlanan bir bültende, ABD yasa koyucularından, kötü şöhretli rakibi DeepSeek gibi “Çin Komünist Partisi ile uyumlu” AI modelleri olarak adlandırdığı şeyler için “küresel bir yasağı koordine etmelerini” istedi.

OpenAI Çin konusunda endişeli

DeepSeek, bu yılın başlarında Çinli şirketin çok daha düşük bir fiyata ürettiği OpenAI’nin ChatGPT’sine yaklaşık olarak eşit bir AI modeli duyurduğunda büyük yankı uyandırdı. Bu, Amerikan AI şirketlerinin maliyetli geliştirme stratejisine karşı büyük bir darbeydi. Bu, OpenAI’nin neden şimdi eski güzel Amerikan şovenizmine hitap ettiğini açıklayabilir.

O parlak AI geleceği her zamankinden daha uzakta gibi görünüyor. AI, mevcut haliyle, esas olarak interneti kirleterek, iş piyasasını mahvederek, özgür konuşmayı susturarak ve genel olarak tüm ekonomiyi etkileyerek özellikle ABD gibi ülkelerde sorunlar yaratabiliyor. DeepSeek ise değeri ne olursa olsun, özel mülkiyettir ve risk sermayedarları tarafından desteklenmektedir. Birçok Amerikan teknoloji şirketine benzer şekilde yapıya sahip. Yapay zeka şirketi artık ulusal güvenlik meselesi olarak Çin hükümeti tarafından yakından korunuyor olsa da DeepSeek’in ÇKP tarafından sahip olunduğuna veya kontrol edildiğine dair hiçbir belirti yok.

Bu arada OpenAI, ABD hükümetiyle kazançlı bir ilişkiye sahip. Ocak ayında, başkan Donald Trump, OpenAI’nin 500 milyar dolarlık bir AI altyapı projesinin omurgasını oluşturacağını duyurarak , umutlu yatırımcıları şirketi nakitle doldurmaya teşvik etti.

OpenAI’nin politika önerisi Çin’i “yapay zeka araçlarını kullanarak güç toplamak ve vatandaşlarını kontrol etmek veya diğer devletleri tehdit etmek veya zorlamak” ile suçlasa da, ABD’nin küresel internet altyapısı üzerindeki kontrolü veya Amerikan şirketlerinin ABD vatandaşlarının DeepSeek’e erişimini kısıtlamak için yürüttüğü koordineli çabalar hakkında pek bir şey söylemiyor.

Roku video reklamları eleştiri topladı

0

Bazı Roku kullanıcıları şirketin can sıkıcı yeni bir reklam yöntemini fark etti: Moana 2 için bir fragman , Roku ana ekranına ulaşmadan önce oynatılmaya başlandı. Ars Technica, birkaç farklı Reddit başlığında dile getirilen durum hakkında rapor verdi.

Roku video reklamları forumlarda tartışma yarattı

Müşteriler arasındaki tepki, tahmin edebileceğiniz gibi, ezici bir şekilde olumsuz. Roku’nun gelirinin çoğunu reklamlardan elde ettiğini hatırlamakta fayda var; uygun fiyatlı yayın donanımlarından değil. Ancak tıpkı Amazon’dan önce olduğu gibi, Roku da reklam kadranını çok fazla çevirmenin kolay olduğunu keşfediyor. Reklam başladıktan sonra çıkmak mümkün, ancak bu hayal kırıklığını gidermek için pek işe yaramıyor.

bir Reddit kullanıcısı: “Afiş reklamlarını kabul edeceğim, ancak Roku’mu yüklerken bir videonun yüklenmesine katlanacağıma yemin ederim. Ana ekranda açık bir video görmek ve bir fragman oynatmak için televizyonumu açtım? Umarım bu bir tesadüftür” dedi. Bir başkası Roku’nun topluluk forumuna: “Bu çöp yüzünden yıllar önce tüm Amazon kutularımı çöpe attım. Böyle devam ederse, bir sonraki Roku’m olacak” dedi. Görünen o ki, bir ürünü kullanmak için insanlara bir video reklamı izlettiğinizde sinirleniyorlar.

Şirketin en son kazanç görüşmesinde, Roku kurucusu ve CEO’su Anthony Wood, “ikonik” bir ana ekran olarak gördüğü şeyi mahvetmeden reklam sunumunu geliştirmeye çalışmanın dengeleyici eylemini tartıştı. Wood: “Ana ekranımızı daha iyi kullanma stratejimiz, ana ekrana sadece önemli bir video reklamı koymak değil. Ana ekranımıza reklam koyma konusunda çok dikkatliyiz. Hem daha fazla para kazanmaya hem de artan müşteri memnuniyetine odaklandık. Çok ikonik bir ana ekranımız var, tüketiciler onu seviyor. Bunu bozmaya hiç niyetimiz yok” demişti.

Roku, ilk olarak geçen yıl statik ana ekran reklamlarının ötesine geçmeye başladı. Bu aynı zamanda , Roku’nun erişimini kendi oynatıcılarının ötesine taşıyacak olan takılı HDMI cihazları için reklam katmanları ekleme fikrini araştıran şirket . Roku, Ars Technica’ya yaptığı bir açıklamada, burada aşırıya kaçmış olabileceğini kabul etmekten kaçındı ve şirketin “tasarım, gezinme, içerik ve birinci sınıf reklam ürünlerimizde sürekli test ve inovasyona her zaman ihtiyaç duyduğunu ve duyacağını” söyledi.

Evlilik finansmanı girişimi MehirApp tohum yatırım aldı!

0

Albaraka Türk Katılım Bankası tarafından hayata geçirilen Insha Ventures, girişim sermayesi yatırım fonu Insha GSYF ile liderlik ettiği tohum yatırım turunda MehirApp’e yatırım yaptı. Evlilik finansmanı, tasarruf ve yatırım odaklı iş modeliyle çözümler sunan fintek ve insurtech platformu MehirApp, aldığı yatırımla finansal çözümlerini yaygınlaştırırken; Türkiye ve Bahreyn’den başlayarak MENA, Avrupa Bölgeleri’nin yanı sıra Malezya, Filipinler ve Endonezya’da büyümeyi planlıyor.

Dijital cüzdan, bireysel emeklilik, altın ve değerli maden yatırımları ile hayat sigortası gibi finansal çözümler sunan MehirApp, kullanıcılarının tasarruf alışkanlıklarını geliştirmesine yardımcı oluyor. Aile ekonomisini destekleyen ve finansal okuryazarlığı artıran platform, yenilikçi çözümler sunuyor.

Sürdürülebilir ve kapsayıcı finansal çözümler

Insha Ventures Genel Müdürü Hasan Sami Bayansar, konuyla ilgili şunları söyledi: “Fintek geliştirme atölyesi olarak, erken aşamadaki girişimlere maddi destek sağlamanın yanı sıra, her aşamada stratejik rehberlik ve destek sunarak büyüme yolculuklarında yanlarında yer alıyoruz. Tasarruf ve yatırım odaklı iş modeliyle aile ekonomisini güçlendirmeyi hedefleyen MehirApp’e erken aşamada yatırım yaparak, ihtiyaç duydukları her aşamada kendilerine destek olacağız. MehirApp’in ekosistemimize katılması, sürdürülebilir ve kapsayıcı finansal çözümler sunma vizyonumuzu daha da ileriye taşıyacak.”

Küresel pazara açılacak

MehirApp Kurucu Ortağı ve CEO’su Ahmet Binici ise şöyle konuştu: “Aldığımız yatırım, büyüme stratejimiz açısından kritik bir adım olsa da tohum yatırım turumuzu tamamlamamız, bu yolculuğun sadece başlangıcını oluşturuyor. Bu yatırımla, Insha Ventures ekosistemine katılarak iş modelimizi güçlendirecek ve küresel pazarlara açılma sürecimizi hızlandıracağız. Bu süreç, yalnızca büyümemizi desteklemekle kalmayacak, aynı zamanda sürdürülebilir finansal çözümlerimizle daha geniş kitlelere ulaşmamızı sağlayacak. Yenilikçi tasarruf ve finans çözümlerimizle bireylerin finansal sürdürülebilirliğini güvence altına almak için çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.”

Finansal sürdürülebilirliği güçlendirecek model

MehirApp Kurucu Ortağı ve CPO & CSO’su Mehmet Mahir Ünal ise şu açıklamayı yaptı: “Finansal okuryazarlık ve tasarruf bilinci, ekonomik sürdürülebilirliğin temel taşlarından biri ve bu alandaki farkındalığın artması, toplumsal refahı doğrudan etkileyen bir faktör. Insha Ventures’ın stratejik desteğiyle, bireyler ve aileler için güçlü, erişilebilir finansal çözümler sunan bir ekosistemin parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Küresel ölçekte finansal erişimi artırmayı, toplumların ekonomik sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi ve pozitif etki sağlayan yenilikçi bir model oluşturmayı hedefliyoruz.”

Yapay zeka içerik düzenlemesine Çin’den destek

Çin, yapay zeka içerik düzenlemesine yönelik küresel çabaya katılıyor. Pek çok uluslararası kuruluş, internette yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin daha iyi düzenlenmesi için çabalıyor. Çin hükümeti de hızla gelişen bu teknolojinin kullanımını dizginleyen son hükümet oldu.

Yapay zeka içerik düzenlemesinde strateji

Birçok hükümet bakanlığı, internet kullanıcılarının yapay zeka tarafından üretilen herhangi bir içeriği bir açıklamada veya meta veri kodlamasında tanımlamasını gerektirecek yeni bir talimatı duyurmak için Çin’in internet gözlemcisi Çin Siber Uzay İdaresi (CAC) ile iş birliği yaptı. Bu çaba, Çin’in internetinin sahte içerik ve zararlı dezenformasyonla doymasını önlemeyi amaçlıyor. South China Morning Post, emrin Eylül ayında yürürlüğe gireceğini ve internet servis sağlayıcısı düzeyinde düzenleneceğini belirtti.

CAC, Bloomberg tarafından çevrilen bir bildiride, “Etiketleme Yasası, kullanıcıların yanlış bilgileri tespit etmesine ve hizmet sağlayıcıların içeriklerini etiketlemekten sorumlu tutulmasına yardımcı olacak. Bu, AI tarafından üretilen içeriğin kötüye kullanımını azaltmak içindir” ifadeleri yer aldı.

Çin, AI tarafından üretilen çevrimiçi içeriklerin sorumluluğunu üstlenme konusunda ciddi olan tek hükümet kuruluşu değil. Avrupa Birliği , AI Yasasını 2024’te, “AI’nın risklerini ele alan ve Avrupa’yı küresel olarak lider bir rol oynamaya konumlandıran AI konusunda ilk yasal çerçeve” olarak oluşturdu.

South China Morning Post, kullanıcıların AI tarafından üretilen içeriği paylaşma niyetlerini açıkça belirtmeleri gerekeceğini ve yayınlanan yapay zeka içerik etiketlerini düzenlemeye çalışanların internet servis sağlayıcıları tarafından cezaya tabi tutulabileceğini belirtti. Ancak Futurism , yapay zeka içeriklerinin daha gerçekçi hale gelmesiyle birlikte gerçek ve sahte içeriğin doğru bir şekilde tespit edilmesinin zorlaşabileceğini belirtti.

Eski Başkan Joe Biden, 2023 yılında güvenli, emniyetli ve güvenilir yapay zekanın kullanımını teşvik eden bir yürütme emri çıkarmışken, mevcut Başkan Donald Trump o tarihten bu yana bu emri yürürlükten kaldırdı. Yine de Google, Meta, Anthropic, Amazon ve OpenAI gibi büyük teknoloji şirketlerinin birçoğu da 2023’te teknolojileri için filigran sistemleriyle sorumlu AI’ya olan bağlılıklarını belirten bir taahhüt imzaladı. Şu an itibariyle, şirketlerin bu taahhütte nerede durdukları konusunda bir açıklama yok.

Net sıfır emisyon hedefi gerçekçi mi?

Kemi Badenoch, İngiltere’nin 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmasının “imkansız” olduğunu söyledi. Bu hedef, önceki Muhafazakar Parti hükümeti tarafından belirlenmişti. İngiltere, Theresa May’in 2019’da çıkardığı bir yasa uyarınca 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmayı yasal olarak taahhüt etti. Bu, İngiltere’nin 2015 Paris İklim Anlaşması’na uygun olarak ürettiği kadarını ortadan kaldırana kadar karbon emisyonlarını azaltması gerektiği anlamına geliyor.

Net sıfır emisyon hedefi

Badenoch, 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmanın “yaşam standartlarımızda ciddi bir düşüş olmadan veya bizi iflas ettirmeden” mümkün olmayacağını söyledi. Muhafazakar lider, hedefin yerine geçecek bir hedeften bahsetmedi ancak sözleri, yıllardır süregelen siyasi uzlaşıdan keskin bir kopuşu işaret ediyor.

Badenoch’a yakın bir kaynak, Muhafazakar Parti liderinin hala net sıfırı desteklediğini ancak 2050’ye kadar değil dedi. Badenoch yapacağı konuşmanın ön izlemesinde, daha düşük enerji maliyetleri ve çevre korumayı “asil hedefler” olarak nitelendirdi ancak mevcut politikaların doğayı iyileştirmede “büyük ölçüde başarısız” olduğunu ve enerji fiyatlarını artırdığını söyledi.

Badenoch: “2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmak imkansız. Bunu zevkle söylemiyorum. Ya da onu parçalamak için ideolojik bir arzum olduğu için söylemiyorum. Aslında, doğal dünyamızı iyileştirmek için elimizden geleni yapmalıyız” diyor. Net sıfır emisyon konusunda “ahlaki bir yargıda” bulunmadığını veya iklim değişikliğinin var olup olmadığını tartışmadığını söyleyecek. Ancak Muhafazakar Partisi’nin hedefin “gerçekliğiyle” yüzleşeceğini söyledi; İşçi Partisi ve geçmiş Muhafazakar hükümetlerin bunu görmezden geldiğini savunuyor.

Badenoch’un konuşması, Muhafazakar politikalarında -enerji ve sıfır emisyonla başlayarak- yeni bir dönemi başlatarak liderliğinde yeni bir sayfa açıyor. Badenoch, Muhafazakarları detaylı politikalar belirlemeden önce “ilkelere” döndürme vaadiyle partisinin liderliğini kazandı. Badenoch konuşmasında, gölge kabinesindeki her bir üyenin bir politika alanından sorumlu olacağı “politika yenileme programının” ayrıntılarını açıklayacak.

Panther Lake yongaları için gecikme iddiaları var

0

Intel’in başlangıçta 2025 sonlarında piyasaya sürülmesi beklenen yeni nesil Panther Lake dizüstü bilgisayar işlemcileri artık 2026’nın ilk çeyreğine ertelenebilir. Gecikmenin, Panther Lake yongaları mimarisinde kritik bir rol oynayan Intel’in 18A işlem düğümüyle ilgili zorluklarla bağlantılı olduğu görülüyor. Bu değişim, rakip çip üreticileri kendi yeni nesil işlemcilerini geliştirmeye devam ettikçe Intel’in rekabetçi zaman çizelgesini etkileyebilir.

Panther Lake yongaları beklenen tarihe yetişmeyecek

VideoCardz tarafından elde edilen slaytlara göre Intel, Panther Lake’i 2026’nın 1. çeyreğinde piyasaya sürülmesi için listeledi ve bu da önceki beklentilere göre bir gecikme olduğunu gösteriyor. Bu dahili belgeler ayrıca, Intel’in son zamanlardaki adlandırma kurallarındaki değişikliğinin ardından Panther Lake yongaları nihayet piyasaya sürüldüğünde Core Ultra 300 serisi altında markalanabileceğini ima ediyor.

Panther Lake, Intel’in mobil CPU serisinde büyük bir adım ileri olacak şekilde tasarlandı ve muhtemelen performans ve güç verimliliğinde iyileştirmeler getirecek. Panther Lake yongaları ile ilgili çalışmalar sürüyor. Ancak kaynaklar, Intel’in 18A süreciyle ilgili üretim engelleriyle karşı karşıya olduğunu ve bunun da şirketin çipin seri üretim programını ertelemesine neden olabileceğini belirtiyor. Gecikme devam ederse, Panther Lake CPU’larıyla çalışan dizüstü bilgisayarlar 2026’nın başlarına kadar gelmeyebilir.

Olası aksaklıklara rağmen Intel bu yıl bir Erken Etkinleştirme Programı (EEP) başlatmaya hazırlanıyor. Bu girişimin, seçkin ortaklara ve geliştiricilere Panther Lake’in mimarisine erken erişim sağlaması ve resmi lansmandan çok önce yazılım ve donanımı optimize etmelerine olanak tanıması bekleniyor. Ayrıntılar henüz az olsa da bu yaklaşım gecikmenin etkisini azaltmaya ve yongalar piyasaya sürüldüğünde bu CPU’lara sahip cihazların hazır olmasını sağlamaya yardımcı olabilir.

Bildirilen gecikmenin Intel’in pazar konumlandırması için önemli etkileri olabilir. Özellikle dizüstü bilgisayar işlemcisi alanındaki rekabet yoğunlaştıkça bunu görebiliriz. Panther Lake’in Intel’in yol haritasında hala önemli bir rol oynaması beklenirken, sektör şirketin üretim zorluklarının üstesinden gelip panther Lake yongaları zamanında teslim edip edemeyeceğini yakından izleyecek.

Hava taksi şirketi hizmete başlıyor

Uçan taksi şirketi Joby Aviation ve Virgin Atlantic, İngiltere genelinde elektrikli hava taksi hizmeti başlatmak için ortaklık kurduklarını duyurdu. Şirketler, Virgin’in Heathrow ve Manchester havalimanlarındaki merkezlerinden başlayarak kısa mesafeli seferler sunmayı planlıyor.

Joby elektrikli uçan taksi, bir pilot ve dört yolcu taşıyacak ve saatte 360 km/saat hıza ulaşacak şekilde tasarlandı. Joby ayrıca, Virgin Atlantic’in %49’una sahip olan ortağı Delta Air Lines ile birlikte New York ve Los Angeles’ta elektrikli hava araçlarını işletmeyi planlıyor.

Hava taksi şirketi için yeni dönem

Birleşik Krallık’taki uçuşlar Virgin Atlantic uygulaması veya web sitesi üzerinden rezerve edilebilir. Yolculuklar, arabayla 80 dakikaya kıyasla Manchester Havalimanı’ndan Leeds’e 15 dakikalık bir uçuşu veya Heathrow’dan Canary Wharf’a sekiz dakikalık bir uçuşu içerebilir. Joby, Birleşik Krallık genelinde, fiyatların birinci sınıf kara yolculuğu paylaşım hizmetlerine benzer olduğu bir iniş noktası ağı kurmayı planlıyor.

Joby’nin kurucusu ve CEO’su JoeBen Bevirt: “Virgin Atlantic’in müşterilerini memnun etme taahhüdü, Delta ile olan deneyimimizi yansıtıyor ve İngiltere’de birlikte çalışmak için daha iyi bir ortak hayal edemiyoruz. Birlikte, Virgin Atlantic ve Delta müşterileri için havalimanına giderken veya İngiltere’deki kasaba ve şehirler arasında hareket ederken de dahil olmak üzere ülke genelinde daha hızlı mobilite seçenekleri sunmaya kararlıyız” dedi.

Açıklamada, “Joby/Delta ortaklığı, ticari lansmanın ardından en az beş yıl boyunca ABD ve İngiltere’de karşılıklı olarak münhasır olmakla birlikte, ortaklık İngiltere’de Virgin Atlantic’i de kapsayacak şekilde genişletildi” ifadelerine yer verildi. Joby, Savunma Bakanlığı ile yaptığı çalışmanın bir parçası olarak  yakın zamanda Edwards Hava Kuvvetleri Üssü’ne ikinci elektrikli hava aracını teslim etti.

EAV üreticisi, uçan aracının Federal Havacılık İdaresi tarafından onaylanması için gereken beş aşamadan sonuncusu olan Tip Muayene Yetkilendirmesinin önümüzdeki 12 ay içinde başlamasını bekliyor. Joby, Archer Aviation ile birlikte , çok sayıda ülkede yolcu taşıyan hava taksi hizmetleri için araçlarını hazırlarken, FAA tarafından uçuş testleri ve sertifikasyonlarının son aşamalarında.

Yenilikçi veri merkezi çözümleri!

0

Veri merkezi teknolojileri alanında dünyanın en prestijli etkinliklerinden biri olan Data Centre World London, geçtiğimiz hafta sektördeki önemli oyuncuları bir araya getirdi. Londra’da düzenlenen fuar, en son yenilikleri ve geleceğin trendlerini sergileyerek veri merkezi sektöründeki gelişmelere ışık tuttu. Uluslararası arenada büyümesini sürdüren Exagate, Data Centre World London fuarına katılarak DC162 numaralı standında en son teknolojiye sahip veri merkezi çözümlerini tanıttı ve yoğun ilgi gördü.

Exagate, veri merkezleri için geliştirdiği enerji izleme, ortam izleme, akü izleme, sızıntı algılama ve yazılım çözümleri ile ziyaretçilerin beğenisini kazandı. Ayrıca, Exagate’in Uluslararası Satıştan Sorumlu Üst Düzey Yöneticisi Serhat Koncagül, fuar kapsamında düzenlenen bir oturumda “Veri Merkezlerini Dönüştürmek: HPC ve Yapay Zeka İş Yüklerinin Taleplerine Uyum Sağlama” başlıklı bir konuşma yaparak sektördeki gelişmeleri ve Exagate’in yenilikçi çözümlerini katılımcılarla paylaştı.

Veri merkezleri, dijital dönüşümün kalbinde

 Serhat Koncagül / Exagate

Exagate’in Uluslararası Satıştan Sorumlu Üst Düzey Yöneticisi Serhat Koncagül, etkinlik sonrası yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

Veri merkezleri, dijital dönüşümün kalbinde yer alıyor. Günümüzde rekabet avantajı elde etmek ve inovasyonu sürdürmek için veri merkezi altyapılarının sürekli olarak güncellenmesi ve geliştirilmesi gerekiyor. Exagate olarak, veri merkezi yatırımcılarının ihtiyaçlarını derinlemesine anlıyor ve en son teknolojiye sahip, güvenilir çözümlerimizle onların yanında yer alıyoruz. Bu çözümler, yatırımcıların projelerini verimli ve sürdürülebilir şekilde hayata geçirmelerine yardımcı oluyor.”

Konuşmasında sektör etkinliklerinin önemine de değinen Koncagül, “Data Centre World London gibi etkinlikler, sektördeki yeniliklerin paylaşılması ve uygulanması açısından büyük önem taşıyor. Bu tür platformlar, en yeni teknolojileri sunmamıza ve aynı zamanda sektörden aldığımız geri bildirimlerle çözümlerimizi daha verimli, yenilikçi ve kullanıcı dostu hale getirmemize olanak tanıyor. Böylece, veri merkezi projelerinin gerçek ihtiyaçlarına en uygun çözümleri sunabiliyoruz.” dedi.

Exagate, Londra’daki etkinlikte gördüğü ilgiden büyük memnuniyet duydu. İki gün süren fuar boyunca sektör profesyonelleriyle yoğun temaslarda bulunarak en son teknoloji çözümlerini sergiledi. Data Centre World London, Exagate’in dinamik yapısını, inovasyon gücünü ve sektöre sunduğu katma değeri bir kez daha ortaya koydu. Exagate, geleceğin veri merkezlerine yönelik geliştirdiği çözümlerle sektördeki büyüme hedeflerini daha da güçlendirmeye devam ediyor.

BYD, Avrupa’daki üçüncü fabrikasını Almanya’da kuracak!

Macaristan ve Türkiye’de fabrika kurma çalışmalarını sürdüren BYD, şimdi de Almanya’da yeni bir üretim tesisi açmayı planlıyor. Bu hamle, Alman otomotiv devleri Volkswagen, BMW ve Mercedes-Benz için büyük bir meydan okuma olabilir.

BYD Başkan Yardımcısı Stella Li, Alman gazetesi Automobilwoche’ye verdiği röportajda Avrupa’daki üçüncü fabrikayı kurmayı düşündüklerini açıkladı. Henüz kesin bir karar alınmasa da Reuters’a konuşan kaynaklar, Almanya’nın en güçlü aday olduğunu belirtiyor.

BYD, Avrupa’da hızla büyüyor ve ihracat rakamlarını artırıyor. Şirket, 2025’in ilk iki ayında rekor seviyede elektrikli araç satışı gerçekleştirdi. Ocak ayında 66.336, Şubat ayında ise 67.000’den fazla araç yurt dışına sevk edildi. Avrupa’da yeni araç tescilleri %2 düşmesine rağmen Çinli markalar pazar paylarını artırarak Ocak 2025’te %3,7’ye ulaştı. Bu oran, Ocak 2023’te %2,4 seviyesindeydi.

Yatırımlar Avrupa’da güçleniyor

BYD’nin Avrupa’daki büyüme stratejisinin önemli bir ayağı da yerel üretimle maliyetleri düşürmek. Avrupa Birliği’nin Çin menşeli elektrikli araçlara uyguladığı ek vergiler nedeniyle BYD, üretimi Avrupa’ya kaydırarak bu maliyetleri dengelemeyi hedefliyor. Aynı zamanda Çin hükümeti de ek vergi uygulayan ülkelere yatırım yapılmaması konusunda yerel şirketleri uyarıyor.

Macaristan’daki fabrika 2025’in Ekim ayında açılacak, Türkiye’deki tesis ise 2026’da üretime başlayacak. Bu iki fabrikanın yıllık toplam 500.000 araç üretmesi bekleniyor. Almanya’da açılacak üçüncü fabrikanın ise iki yıl içinde faaliyete geçebileceği belirtiliyor.

BYD’nin Avrupa’daki bu agresif büyüme hamlesi, bölgedeki otomotiv pazarında büyük değişimlere yol açabilir. Özellikle düşük maliyetli modelleriyle tanınan şirket, lüks elektrikli araçlar, akıllı SUV’ler ve süper otomobillerle de ürün yelpazesini genişletiyor. S&P Global Mobility’ye göre BYD’nin Avrupa’daki satışları 2025’te 186.000 adede, 2029’a kadar ise 400.000 adede ulaşabilir.

Çin’in en büyük otomobil üreticisi olarak Volkswagen’i geride bırakan BYD, şimdi de Avrupa’da yerel rakipleriyle doğrudan rekabet etmeye hazırlanıyor. Almanya’daki fabrika planları netleşirse bu, Avrupa otomotiv sektörü için büyük bir dönüm noktası olabilir.