Tosyalı, enerji ihtiyacının yarısını güneşten karşılayabilir!

Dünyanın önde gelen yeşil çelik üreticilerinden biri olan Tosyalı, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını güneş enerjisinden karşılamak için büyük bir adım atıyor. Şirket, 1,2 GW kapasiteli devasa bir güneş enerjisi santrali kurma çalışmalarına başladı. Bu proje, dünyanın en büyük öz tüketim güneş enerjisi santrallerinden biri olma potansiyeline sahip. Projenin ilk aşamasında 120 MW’lık kısmı için GE Vernova ve Türkiye’nin önde gelen EPC yüklenicisi Inogen ile anlaşma sağlandı.

Tosyalı, enerji ihtiyacının yarısını güneşten karşılamayı hedefliyor

Tosyalı, yeşil çelik üretimindeki hedefleri doğrultusunda, enerji üretiminde sürdürülebilirlik sağlamak amacıyla önemli yatırımlar yapıyor. Şirket, daha önce tüm tesislerine kurduğu 235 MW’lık çatı üstü güneş enerjisi santralinin ardından şimdi de 1,2 GW’lık dev bir güneş enerjisi yatırımına imza atıyor. Bu yatırımın en önemli hedeflerinden biri, Tosyalı’nın toplam enerji tüketiminin yaklaşık yarısını güneş enerjisinden karşılamak. Proje kapsamında kullanılacak güneş panelleri, Tosyalı’nın Osmaniye tesislerinde üretilecek ve sekiz farklı ildeki güneş enerjisi santrallerine yerleştirilecek.

Tosyalı, enerji ihtiyacının yarısını güneşten karşılamayı hedefliyor.

Projenin ilk fazı olan 120 MW’lık bölümün 2025 yılında devreye girmesi planlanırken, toplamda 1,2 GW’lık kapasitenin ise 2027 yılına kadar tamamlanması bekleniyor. Bu büyük yatırım, Tosyalı’nın enerji tüketiminde daha bağımsız ve güçlü bir konumda olmasını sağlayacak. Aynı zamanda, bu projeyle Tosyalı’nın yeşil çelik üretimi konusundaki gücünü pekiştirerek, sektördeki liderliğini daha da pekiştirmesi hedefleniyor.

Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, bu yatırımla şirketin yeşil çelik üretiminde daha güçlü bir konum elde edeceğini ve sürdürülebilir enerji kullanımının şirket için önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

Instagram Reels, ayrı bir uygulama haline gelebilir!

Instagram, başlangıçta yalnızca fotoğraf paylaşımına odaklanan bir sosyal medya platformuydu, ancak zamanla hikayeler ve dikey videolar gibi farklı içerik formatlarının da eklenmesiyle yapısı oldukça karmaşık hale geldi. Bugün gelinen noktada, Instagram’ın ana akışında paylaşılan içeriklerin büyük bir kısmını video paylaşımları oluşturuyor, bu durum ise platformun sadık kullanıcıları arasında bazı hoşnutsuzluklara yol açtı. Birçok kullanıcı, Instagram’ın başlangıçtaki fotoğraf odaklı yapısından uzaklaşmasını ve daha video ağırlıklı bir hale gelmesini eleştirdi. Bu eleştiriler, Meta’nın yeni bir strateji geliştirmesine sebep oldu ve Instagram’ı yeniden fotoğraf paylaşımına dayalı bir platform haline getirmeyi düşündürüyor.

Instagram Reels, ayrı bir uygulama haline gelecek

Meta’nın bu planı, Instagram Reels’i bağımsız bir uygulama olarak geliştirmek üzerine kurulu. TikTok’un hızla popülerleşmesiyle birlikte dikey video formatı, sosyal medya platformlarında önemli bir yer edindi. Instagram da bu yeni trende ayak uydurmak için Reels’i platformuna eklemişti ve bu özellik hızla büyüdü. Ancak, Instagram’ın ana akışındaki video paylaşımlarının artması, kullanıcıların fotoğraf paylaşımlarını bulmakta zorluk çekmesine neden oldu. Meta, Reels’in bağımsız bir uygulama haline gelmesiyle bu karmaşayı çözmeyi ve kullanıcı deneyimini sadeleştirmeyi hedefliyor. Bu şekilde, Instagram’ın fotoğraf odaklı yapısına dönmesi sağlanarak, kullanıcılar fotoğraf ve video içeriklerini daha kolay ayırt edebilir.

Instagram Reels, ayrı bir uygulama haline gelecek.
Instagram Reels, ayrı bir uygulama haline gelecek.

Sektörden gelen bilgilere göre, Instagram şefi Adam Mosseri’nin bu planı ekibiyle birlikte tartışmaya başladığı belirtiliyor. Reels’in bağımsız bir uygulama haline gelmesiyle birlikte, yeni kullanıcılar ve özellikle ABD’deki mevcut kullanıcılar için daha gelişmiş tavsiyeler ve içerik önerileri sunulması bekleniyor. Ayrıca, Reels’in 3 dakikalık videolar gibi daha uzun ve zengin içeriklere olanak tanıyacağı ifade ediliyor. Bu değişiklik, video içeriklerinin daha kaliteli ve kapsamlı hale gelmesini sağlarken, Instagram kullanıcılarının fotoğraf paylaşımına geri dönmelerini de teşvik edebilir.

Reels’in bağımsız bir uygulama olarak faaliyete geçmesi, hem Instagram’ın ana akışını sadeleştirirken hem de TikTok’a benzer şekilde dikey video içeriklerine yönelik odaklanmayı sürdürebilmesine olanak tanıyacak. Böylece, fotoğraf ve video içeriklerinin yer aldığı platformlar arasındaki sınırlar daha belirgin hale gelecek. Eğer bu proje hayata geçerse, Instagram’ın ana işlevi, yani fotoğraf paylaşımı, yeniden öne çıkacak, Reels ise video içeriklerinin odak noktası olarak kendi başına bir uygulama olarak varlık gösterecek. Bu strateji, kullanıcı deneyiminde önemli değişikliklere yol açacak ve her iki platformun da kullanıcı ihtiyaçlarına daha iyi hizmet etmesini sağlayacak.

Dell, 15 milyar dolarlık yapay zeka sunucusu satabilir!

Dell, 2025 yılı için yapay zeka sunucusu satışında 15 milyar dolar hedefi belirledi. Şirket, dördüncü çeyrek finansal sonuçlarının analist beklentilerinin altında kaldığını bildirse de, kazançlarının Wall Street tahminlerini aştığını açıkladı. Bu çeyrekte Dell, 23,9 milyar dolar gelir elde etti. Yine de, şirketin büyümesinin büyük ölçüde yapay zeka sunucularına olan talebin artışıyla desteklendiği ifade ediliyor.

Dell, 15 milyar dolarlık yapay zeka sunucusu satmayı amaçlıyor

2025 yılı içinde Dell’in hisseleri yüzde 5 oranında bir düşüş yaşasa da, son iki yıl içerisinde yapay zeka teknolojilerinin popülerleşmesi sayesinde hisseleri iki katından fazla değer kazandı. Dell’in, özellikle Elon Musk’ın xAI şirketine Nvidia tabanlı yapay zeka sunucuları sağladığı biliniyor. Şirketin ayrıca, 2025 yılının başında 4,1 milyar dolarlık birikmiş yapay zeka sunucu siparişi bulunduğu belirtiliyor.

Geçtiğimiz mali yılda Dell, 10 milyar dolarlık yapay zeka odaklı optimize edilmiş sunucu satışı gerçekleştirdi. Şirket, bu yıl 15 milyar dolarlık yapay zeka sunucusu satışına ulaşmayı bekliyor. Ayrıca Dell, 2026 mali yılı için 101 milyar dolar ile 105 milyar dolar arasında gelir bekliyor. Yapay zeka sunucuları, Dell’in büyümesinde kritik bir rol oynuyor ve bu alandaki gelişmeler şirketin gelecekteki büyüme potansiyelini artırıyor.

Son çeyrekte Dell’in sunucu bölümündeki gelirler yüzde 22 oranında artarak 11,35 milyar dolara ulaşırken, dizüstü ve masaüstü bilgisayar bölümündeki gelirler yüzde 5 artış göstererek 11,88 milyar dolara çıktı. Ancak, dizüstü bilgisayar pazarındaki genel durgunluk, Dell’in bu segmentteki büyümesinin sınırlı kalmasına neden oldu. Buna rağmen, Dell, güçlü yapay zeka sunucu satışları ve yüksek talep sayesinde finansal performansını sağlam tutmayı başardı.

Nio, MENA’daki ilk batarya değişim istasyonunu açtı!

Çinli elektrikli araç üreticisi NIO, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki ilk batarya değişim istasyonunu Birleşik Arap Emirlikleri’nde açtı. Abu Dabi’de Yas Adası’nda, Yas Marina Circuit Silver 2 Otoparkı’nda konumlanan bu istasyon, firmanın küresel ölçekteki 3.189’uncu batarya değişim istasyonu oldu. Bölgenin önemli ticaret ve yaşam merkezlerinden biri olan bu konum, Abu Dabi’nin sürdürülebilir ulaşım politikaları doğrultusunda geliştirilen altyapı projeleriyle de uyumlu bir yatırım olarak değerlendiriliyor.

Nio, MENA’daki ilk batarya değişim istasyonunu faaliyete geçirdi

NIO’nun yeni istasyonu, firmanın üçüncü nesil batarya değişim teknolojisini kullanıyor. Sistem, aynı anda 21 bataryayı depolayabiliyor ve günde 408 batarya değişimi gerçekleştirebiliyor. Geleneksel şarj istasyonlarının aksine, bu teknoloji boş bir bataryayı tam dolu bir batarya ile değiştirerek süreci oldukça hızlandırıyor. Çin’deki istasyonlarda kullanılan dördüncü nesil teknolojinin ise alt marka Onvo da dahil olmak üzere farklı marka araçlarla uyumlu çalıştığı biliniyor.

BAE’deki kullanıcılar için NIO, ilk üç yıl boyunca batarya değişim istasyonlarını ücretsiz sunarken, isteyen müşteriler bu süreyi beş yıla kadar uzatabilecek. Ücretlendirme ise batarya kapasitesine göre değişiyor; 100 kWh’lik bataryalar için yaklaşık 32 dolar, 75 kWh’lik bataryalar için ise yaklaşık 27 dolar olarak belirlendi. Şirket, bugüne kadar 680.000’den fazla müşteriye hizmet vererek toplamda 67 milyondan fazla batarya değişimi gerçekleştirdi.

NIO’nun küresel genişleme stratejisi kapsamında, 2021 yılında Norveç ile başlayan Avrupa açılımı, Almanya, Hollanda, İsveç ve Danimarka gibi ülkelerle devam etti. Orta Doğu pazarına yönelik girişimlerini hızlandıran firma, Ekim 2024’te Abu Dabi merkezli CYVN Holdings ile iş birliği yaparak NIO MENA’yı kurdu. İlk mağazası NIO House’u Abu Dabi’de açan şirket, kısa süre sonra Dubai’de daha küçük ölçekli bir showroom olan NIO Space’i de devreye aldı. Şirketin CEO’su William Li, 2021 yılında yaptığı açıklamada 2025 yılına kadar 25’ten fazla ülkeye açılmayı hedeflediklerini belirtmişti. Ancak küresel jeopolitik gelişmeler nedeniyle süreçte gecikmeler yaşandı. Buna rağmen, NIO 2024’te uluslararası genişleme stratejisini yeniden hızlandırarak Kasım ayında Azerbaycan’da Green Car’ı ulusal distribütör olarak atadı ve 2025’in ikinci çeyreğinde ülkede araç teslimatlarına başlayacağını duyurdu. Abu Dabi’de açılan ilk batarya değişim istasyonu, şirketin Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarındaki büyüme hamlesinin yalnızca başlangıcı olarak görülüyor.

Nvidia, siyah ekran sorununu böyle çözecek!

0

Nvidia’nın 572.16 sürücü güncellemesi sonrası RTX 50, RTX 40 ve RTX 30 serisi ekran kartlarında yaşanan siyah ekran ve diğer hatalara yönelik düzeltmelerin yapılmaya başlandığı açıklandı. Özellikle RTX 50 serisinde görülen bu hatalar, ekranın tamamen kapanmasına neden olan siyah ekran sorunlarından küçük takılmalara ve hatta mavi ekran hatalarına kadar uzanıyordu. Kullanıcılar geçici bir çözüm olarak ekran yenileme hızlarını 60Hz ile sınırlandırarak bu hataları azaltmaya çalışsa da, bu yöntem yüksek performans vadeden kartlar için ideal bir çözüm değildi.

Nvidia, siyah ekran sorununu böyle çözüyor

Nvidia, sürücü güncellemesiyle ilgili resmi bir açıklama yapmasa da Reddit’te bir kullanıcının paylaşımıyla ilk çözüme dair bilgiler geldi. VideoCardz’ın aktardığına göre MSI Gaming Trio RTX 5080 modeline gelen VBIOS güncellemesi, siyah ekran hatasını tamamen ortadan kaldırdı ve kartın performansında da belirgin bir artış sağladı.

Nvidia, siyah ekran sorununu yakında tamamen çözüyor.

Nvidia’nın bir temsilcisi de bu güncellemeyi doğruladı ve VBIOS güncellemesi almayan kullanıcıların hafta içinde yayınlanacak sürücü güncellemesiyle aynı düzeltmeye kavuşacağını belirtti.

RTX 50 serisi, lansmanından bu yana en tartışmalı nesillerden biri haline geldi. Beklentileri tam anlamıyla karşılamayan performans artışı, stok sorunları, yüksek fiyatlar ve kablo erime problemlerinin yeniden ortaya çıkması nedeniyle kullanıcılar arasında büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Üstelik Nvidia, RTX 5090 ve RTX 5070 Ti modellerinde bazı ROP birimlerinin eksik olduğunu kabul ederken, RTX 5080’in de benzer bir sorun yaşadığı iddiaları güven kaybına yol açtı. Bu gelişmeler, Nvidia’nın yeni nesil ekran kartlarını piyasaya sürme sürecinde daha fazla dikkatli olması gerektiğini gösteriyor.

Apple’ın Find My özelliği, güvenlik açığına sebep oldu!

Apple‘ın Find My özelliği, kaybolan cihazları bulmak için geniş bir Apple cihazları ekosistemini kullanarak Bluetooth mesajları aracılığıyla çalışır. Ancak, yakın zamanda araştırmacılar, bu özelliğin güvenliğinde önemli bir açık tespit ettiler. Bu açık, kötü niyetli kişilerin herhangi bir Bluetooth cihazını sahibinin haberi olmadan bir AirTag’e dönüştürerek uzaktan takip etmelerine olanak tanıyor.

Apple’ın Find My özelliği, güvenlik açığı ile gündemde

Bu güvenlik açığı, Bluetooth adreslerinin kriptografik anahtarlarla değiştirilmesine rağmen, saldırganların bu anahtarları hızla bulabilen sistemler geliştirmesiyle ortaya çıkıyor. Özellikle, yüzlerce GPU kullanılarak “nRootTag” adı verilen bu açık, %90 başarı oranıyla çalışıyor ve yönetici ayrıcalıkları gerektirmiyor.

Apple'ın Find My özelliği, güvenlik açığı ile gündemde.
Apple’ın Find My özelliği, güvenlik açığı ile gündem oldu.

İlginç bir şekilde, Apple’ın bu açığın farkında olduğu ve Temmuz 2024’ten bu yana bir yazılım güncellemesi yayınlamadığı belirtiliyor. Bu durum, kullanıcıların cihazlarının güvenliği konusunda endişe duymalarına neden olabilir. Uzmanlar, kullanıcıların uygulamalar tarafından talep edilen Bluetooth erişim izinlerine dikkat etmelerini ve cihazlarının yazılımlarını güncel tutmalarını öneriyor.

Bu güvenlik açığı, Apple’ın Find My ve Bluetooth Low Energy (BLE) teknolojilerinin güvenliği konusunda daha önce yapılan araştırmaları da gündeme getiriyor. Örneğin, 2024 yılında yapılan bir çalışmada, Apple AirTag ve Samsung SmartTag gibi BLE izleyicilerin güvenlik açıkları detaylı bir şekilde incelenmiş ve bu cihazların önemli güvenlik riskleri taşıdığı ortaya konulmuştu. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Google Translate, yapay zeka özellikleri kazanacak!

Google Translate, kullanıcı deneyimini bir adım daha ileriye taşıyacak yeni yapay zeka destekli özellikler kazanıyor. Yakında kullanıma sunulması beklenen bu özellikler, çeviri sürecini çok daha etkileşimli hale getirecek. Artık kullanıcılar, çevirilerin stilini değiştirme, farklı ifadelerle yeniden ifade etme, yerel varyasyonları görme ve alternatif öneriler sunma gibi bir dizi yeni seçeneğe sahip olacak.

Google Translate, yeni yapay zeka özellikleri sunacak

Ayrıca, çevirilerin bağlamını ve nüanslarını daha iyi anlayabilmek için ek bilgi edinme imkânı da sunulacak. Yeni eklenen “Ask a Follow-up” (Takip sorusu sor) butonu, kullanıcıların çevirinin mantığını ve kullanılan kelime tercihlerini daha derinlemesine keşfetmelerine olanak tanıyacak. Çevirinin tonunu değiştirme imkanı da getiriliyor, şu an test edilen tonlar arasında resmi, rahat, basitleştirilmiş ve samimi gibi ifadeler bulunuyor. Alternatif çeviriler ve bölgesel varyasyonlar da kullanıcıların beğenisine sunulacak.

Google çeviri

Bunların yanı sıra, kullanıcı geri bildirimleri de çevirilerin doğruluğunu artıracak şekilde önemli bir rol oynayacak. Beğen ve Beğenme butonları sayesinde kullanıcılar, çevirilerin doğruluğu hakkında geri bildirimde bulunabilecek. Sesli okuma özelliği, doğru telaffuzları öğrenmek isteyenlere yardımcı olmaya devam edecek. Ek olarak, çevrilen metinle ilgili kültürel notlar ve dil bilgisi açıklamaları da sağlanacak, böylece bir kelimenin farklı ülkelerde nasıl değişebileceği ya da belirli bir dilbilgisi kuralının nasıl işlediği daha iyi anlaşılabilecek.

Bu özellikler, şu an Google Translate’in 9.3.78.731229477.7 sürümünde test ediliyor ve henüz genel kullanıma açılmadı. Ancak, bu yapay zeka destekli yeniliklerin ne zaman tüm kullanıcılar için erişilebilir olacağı konusunda bir açıklama yapılmadı.

Firefox, gizlilik politikasında değişikliğe gitti!

0

Mozilla Firefox kullanıcıları, şirketin son gizlilik politikası değişiklikleri nedeniyle oldukça kızgın. Şirket, kullanıcı verilerini paylaşma şekliyle ilgili önemli bir güncelleme yaptı ve bu, pek çok kullanıcıyı endişelendirdi. Firefox’un önceki gizlilik politikasında, şirketin kullanıcı verilerini satmadığı açıkça belirtiliyordu, ancak yeni politika metninde bu ifade yer almıyor. Bunun yerine, Mozilla’nın verileri üçüncü taraflarla paylaşabileceği vurgulanıyor. Özellikle, Android kullanıcıları, konum paylaşımıyla ilgili değişen veri paylaşımı hakkında bir bildirim aldılar.

Firefox, gizlilik politikasında değişikliğe gidiyor

Yeni FAQ dokümanında, Mozilla’nın kullanıcı verilerini satmadığı ancak bazı verileri partnerleriyle paylaştığı belirtiliyor. Bununla birlikte, verilerin tanımlayıcı bilgilerden arındırılmış veya toplu halde paylaşıldığı ifade ediliyor. Ancak, eski açıklamalar kadar net olmayan bu yeni dil, kullanıcılar arasında güvensizlik yaratmış durumda.

Ek olarak, Firefox’un yeni Kullanım Şartları belgesinde, kullanıcıların Firefox’a yükledikleri veya girdikleri verileri kullanma hakkına sahip olduğuna dair bir madde de eklenmiş. Bu, özellikle gizliliğe önem veren kullanıcılar için büyük bir endişe kaynağı olmuş.

Mozilla’nın bu değişiklikleri, şirketin daha fazla gelir elde edebilmesi için ticari verilerle ilgili daha esnek olmasını sağlama amacı taşıyor gibi görünüyor. Ancak, bu durum, Firefox kullanıcılarının daha fazla güvenlik odaklı tarayıcılar aramasına neden olabilir. Şirket, veri toplama konusunda kullanıcıların tercihlerine saygı gösterse de, bu değişikliklerin ardından bazı kullanıcılar Mozilla ile olan bağlarını koparmayı düşünüyor. Eğer Firefox’tan alternatif bir tarayıcıya geçmeyi düşünüyorsanız, DuckDuckGo veya Brave gibi veri toplamayan ve gizliliği ön planda tutan tarayıcıları deneyebilirsiniz.

Skype resmen kapanıyor! Peki neden?

0

Microsoft, 22 yıl önce başlattığı Skype hizmetini bu yıl sonunda kapatma kararı aldı. Yeni bir duyuruya göre, Skype’ın kapanış tarihi 2025 Mayıs olarak belirlendi ve Microsoft, kullanıcıları Microsoft Teams’e geçmeye davet ediyor. Skype, Twitter, Facebook ve YouTube gibi platformların doğuşundan önce 2003 yılında kullanıcıların VoIP protokolü ile sesli ve görüntülü arama yapmasına olanak tanıyordu.

Skype platformu resmen kapanacak

Bu, dünya çapında milyonlarca insanın iletişim maliyetlerini azaltmasına yardımcı oldu. Microsoft, 2011 yılında 8 milyar dolardan fazla bir bedelle Skype’ı satın aldı. Ancak, uygulama başarılı olsa da, zamanla popülerliğini kaybetti ve özellikle 2020’lerin başındaki video konferans patlamasında Zoom gibi daha yeni hizmetler karşısında gölgede kaldı.

Skype’ın sonlanması, uzun yıllar hizmet veren bir platform için üzücü bir durum olsa da, Microsoft açısından Skype ve Teams’in benzer temel işlevlere sahip olmaları ve Teams’in çok daha büyük ticari başarıya ulaşması nedeniyle mantıklı bir adım. Skype kullanıcıları için alternatifler arasında en popüler seçeneklerden biri Zoom, ancak Apple FaceTime ve Google Meet de akıllı telefon kullanıcıları için daha kullanıcı dostu seçenekler olarak öne çıkıyor.Eğer Skype’ı hâlâ kullanan biriyseniz ve Teams’e geçmek istemiyorsanız, başka alternatiflere yönelmeyi düşünebilirsiniz.

Ayrıca, Skype’ta kaydedilmiş konuşmalarınız veya hatıralarınız varsa, Microsoft hizmeti kapatmadan önce bunları kaydetmek için yaklaşık üç ayınız olduğunu unutmayın. Bu süreçte nostaljik birkaç video görüşme yapabilir ve verilerinizi saklayabilirsiniz.

Meta, gizli bilgileri sızdıran çalışanları işten çıkardı!

0

Meta, son dönemde şirket içindeki güvenlik ve gizlilik ihlalleri konusunda ciddi adımlar atmaya başladı. Şirket, içerideki bilgilerin dışarıya sızdırılmasını engellemek için sıkı önlemler alırken, yaklaşık 20 çalışanını işten çıkararak ciddi bir mesaj verdi. Bu karar, özellikle Meta CEO’su Mark Zuckerberg’in yaptığı açıklamaların ve iç toplantıların basına sızması sonrasında alındı.

Meta, gizli bilgileri sızdıran çalışanlarıyla yollarını ayırdı

Zuckerberg, bir toplantısında şirket içindeki sızıntılarla ilgili “söylediğim her şey sızdırılıyor” diyerek büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştı. Bu tür olayların önüne geçmek için şirket, daha fazla çalışanı işten çıkarabileceğini ve güvenlik önlemlerini daha da sıkılaştıracağını açıkladı.

Meta, gizli bilgileri sızdıran çalışanlarıyla yollarını ayırdı.

Meta’nın yetkilileri, çalışanlarına şirket içi bilgilerin sızdırılmasının kesinlikle yasak olduğunu ve bu tür eylemlerin şirket politikalarına aykırı olduğunu sürekli olarak hatırlatıyor. Ancak buna rağmen, son dönemde özellikle şirket içi toplantıların, açıklanmayan ürün planlarının ve özel bilgilerin basına sızması şirketin güvenlik açığını gözler önüne serdi. Meta, bu durumun önüne geçebilmek için daha fazla güvenlik önlemi almayı ve daha katı denetimler getirmeyi planlıyor.

Meta’nın bu sert önlemleri, içerideki çalışanlar arasında moral bozukluğuna yol açtı. Zuckerberg’in içerik moderasyon politikalarında yaptığı değişiklikler, çeşitlilik ve kapsayıcılık (DEI) programlarını sona erdirmesi ve yapılan işten çıkarmalar nedeniyle şirket içindeki huzursuzluk artmış durumda. Özellikle “düşük performanslı” çalışanların hedef alındığı işten çıkarmalar, içsel gerilimi daha da tırmandırmış görünüyor. Bu gelişmeler, Meta’nın şirket içindeki dinamizmini ve güvenliğini sağlamaya yönelik aldığı önlemlerle paralel olarak, çalışanların şirketle olan bağlarını zorlayacak gibi görünüyor.

Samsung, 2nm GAA üretim sürecinde hızlı ilerliyor!

0

Samsung, 2nm GAA üretim sürecinde beklenenden çok daha hızlı ilerliyor ve bu gelişme teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırmış durumda. 3nm GAA üretim sürecinde yaşadığı verimlilik sorunları nedeniyle eleştirilen Samsung, 2nm sürecinde bu zorlukların üstesinden gelmeye yakın gibi görünüyor.

Samsung, 2nm GAA üretim sürecinde başarılı görünüyor

Daha önceki raporlarda, Samsung’un 2nm GAA sürecinde yapılan deneme üretimlerinde verimlilik oranının yüzde 30 civarında olduğu belirtilmişti. Bu oran, Tayvanlı rakip TSMC’nin yüzde 60 civarındaki verimlilik seviyesinin gerisinde kalıyordu. Ancak son analizler, Samsung’un bu süreçte büyük bir ilerleme kaydettiğini ve hedeflere beklenenden daha hızlı ulaştığını ortaya koyuyor.

Samsung, bu süreçte oldukça önemli adımlar atarak, 2nm GAA üretim hattı için ekipman kurulumlarına geçtiğimiz yılın son çeyreğinde başladı. Şirketin Güney Kore’deki Hwaseong’daki S3 fabrikasında 2nm üretim hattı için hazırlıklar devam ediyor. Bu hattın 12 inçlik yonga plakaları üzerinde aylık yaklaşık 15 bin adet üretim kapasitesine sahip olan mevcut 3nm üretim hattının yeniden düzenlenmesi planlanıyor. Seri üretime başlanmasına ise yaklaşık 10 ay kaldığı belirtiliyor.

Samsung’un geliştirdiği 2nm GAA teknolojisi, özellikle yaklaşan Exynos 2600 işlemcisinin test üretiminde önemli bir rol oynuyor. İlk başta düşük gibi görünen yüzde 30’luk verimlilik, 3nm sürecinde yaşanan zorluklarla kıyaslandığında önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu süreç, Samsung’un büyük müşteriler kazanabilmesi için kritik bir dönemeç. Özellikle Apple ve Qualcomm gibi dev müşteriler için bu teknolojinin başarıyla hayata geçirilmesi, şirketin piyasa rekabetindeki geleceği açısından belirleyici bir faktör olacak. Ancak, bu gelişmeler şu an için daha çok spekülasyon olarak değerlendiriliyor ve sürecin sonunda ne olacağına zaman karar verecek.

Tecno, dünyanın en ince akıllı telefonunu tanıttı!

0

Tecno, akıllı telefon pazarındaki incelik yarışına katılarak, dünyanın en ince akıllı telefonu olarak tanıttığı Tecno Spark Slim modelini duyurdu. Bu model, yalnızca 5,75 mm kalınlığında ve bu özelliğiyle teknoloji dünyasında dikkatleri üzerine çekiyor. Tecno, Spark Slim’i Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2025’te sergilemeye hazırlanırken, telefonun tasarımı ve özellikleri de merak konusu oldu.

Tecno, dünyanın en ince akıllı telefonunu görücüye çıkardı

Tasarım açısından Spark Slim, son derece ince olmasına rağmen, batarya ömrü konusunda herhangi bir taviz vermiyor. 5.200 mAh kapasiteli pil, oldukça ince bir yapıya sahip olmasına rağmen yüksek kapasite sunuyor. Pilin kalınlığı yalnızca 4,04 mm. Bu batarya, 45W hızlı şarj desteği sunarak, kullanıcıların telefonlarını hızlı bir şekilde şarj etmelerini sağlıyor. Bu sayede, kullanıcılar uzun süreli kullanımda şarj problemleri yaşamayacaklar.

Ekran tarafında ise, Spark Slim, 6,78 inç büyüklüğünde ve kavisli bir AMOLED ekranla donatılmış. Bu ekran, 1224p çözünürlük sunarak oldukça net ve canlı görüntüler sağlıyor. 144 Hz yenileme hızı sayesinde ekran, akıcı bir görsel deneyim sunarken, 4.500 nit’lik tepe parlaklık seviyesiyle dış mekanlarda da rahatça kullanılabilecek kadar parlak. Bu özellikler, özellikle video izlerken ve oyun oynarken oldukça yüksek bir görsel deneyim vaat ediyor.

Kamera tarafına geldiğimizde ise, Tecno Spark Slim, fotoğraf çekmeyi seven kullanıcıları tatmin edebilecek güçlü kameralarla donatılmış. Telefon, arka tarafta iki adet 50 MP çözünürlüğünde ana kamera sunuyor. Bu çift kamera sistemi, detaylı ve yüksek çözünürlüklü fotoğraflar çekebilmeyi sağlarken, ayrıca geniş açılı çekimler de yapabiliyor. Önde ise 13 MP çözünürlüğünde bir selfie kamerası bulunuyor, bu da kullanıcıların net ve kaliteli özçekimler yapabilmesini mümkün kılıyor.

Telefonun işlemci tarafı ise şu an için açıklanmış değil. Tecno, sadece telefonun 8 çekirdekli bir işlemciye sahip olduğunu belirtiyor, ancak bu işlemcinin markası ve modeline dair herhangi bir bilgi verilmemiş. Bu belirsizlik, telefonun performansı hakkında kesin bir değerlendirme yapılmasını zorlaştırıyor. Ancak, 8 çekirdekli işlemci, yüksek performans gerektiren uygulamalar ve oyunlar için yeterli bir işlem gücü sağlayacaktır.

Sonuç olarak, Tecno Spark Slim, sunduğu ince tasarım, güçlü batarya, hızlı şarj desteği, yüksek çözünürlüklü ekran ve güçlü kamera özellikleriyle dikkat çekiyor. Ancak, işlemci ve diğer teknik detayların açıklanmasıyla birlikte, telefonun pazarındaki rekabette nasıl bir performans sergileyeceği daha netleşecektir.

Katy Perry, Blue Origin’in uzay görevine katılıyor!

Pop yıldızı Katy Perry, Blue Origin’in New Shepard roketiyle yapılacak ve tamamı kadınlardan oluşan tarihi bir uzay görevine katılacak. Bu görev, 1963’te Sovyetler Birliği’nin Valentina Tereşkova’nın solo uzay uçuşundan sonra gerçekleştirilen ilk tamamen kadınlardan oluşan uzay yolculuğu olacak. Perry’nin yanında, Blue Origin’in sahibi Jeff Bezos’un nişanlısı Lauren Sanchez, CBS sunucusu Gayle King, eski NASA roket bilimcisi Aisha Bowe, sivil haklar aktivisti Amanda Nguyen ve film yapımcısı Kerianne Flynn de yer alacak. Uçuşun bu bahar yapılması planlanıyor, ancak kesin bir tarih henüz verilmedi.

Katy Perry, Blue Origin’in uzay görevine katılım gösterecek

Perry, açıklamasında, “Bana uzaydaki ilk tamamı kadınlardan oluşan mürettebatın bir parçası olacağımı söyleseydiniz, size inanırdım. Çocukken hiçbir şey hayal gücümün ötesinde değildi” dedi. Bu yolculuk, Perry’nin 23 Nisan’dan 11 Kasım’a kadar sürecek olan “Lifetimes” turnesinden önceki son büyük etkinliği olacak.

Katy Perry, Blue Origin'in uzay görevine katılım gösterecek.

Blue Origin’in NS-31 misyonu, New Shepard roketinin 11. insanlı uzay uçuşu olacak ve bu roketin tarihindeki 31. uçuşu olarak kaydedilecek. Şimdiye kadar bu programla uzaya 52 kişi gönderildi. New Shepard roketiyle yapılan uçuşlar genellikle yaklaşık 11 dakika sürüyor ve roket tamamen otonom bir şekilde çalışıyor, yani pilot bulunmuyor. Roket, yolcuları Karman hattı olarak bilinen uzay sınırını geçerek uzaya taşıyor. Blue Origin ile uzaya gitmek isteyenlerin ise 150 bin dolar ödeme yapmaları gerekiyor.

Bu uçuş, ünlü isimlerin uzaya çıktığı bir başka yolculuk olacak. Jeff Bezos, 2021’de Blue Origin’in ilk insanlı uzay uçuşuna katılmıştı, ayrıca Michael Strahan ve William Shatner gibi ünlü isimler de bu roketlerle uzaya gitmişti. Virgin Galactic’in kurucusu Richard Branson ise Temmuz 2021’de kendi uzay aracıyla uçmuştu. Ancak SpaceX’in kurucusu Elon Musk, henüz uzaya gitmiş değil.

KOSGEB’den girişimcilere 2 milyon TL’ye kadar destek!

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından yürütülen Girişimci Destek Programı kapsamında girişimcilere 2 milyon TL’ye kadar destek sağlanacağını duyurdu. Bakan Kacır, bu desteğin iş kurma ve geliştirme sürecindeki girişimcileri teşvik etmek amacıyla sunulduğunu belirtti.

Başvurular için son tarih 31 Mart 2025

Bakan Kacır, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, 2024 yılında güncellenen KOSGEB Girişimci Destek Programı kapsamında, geçtiğimiz yıl açılan çağrılar sonucunda 1.631 projeye toplamda 2 milyar 200 milyon TL kaynak sağlandığını ifade etti.

2025 yılı için ilk başvuru sürecinin 1 Mart 2025’te başlayacağını belirten Kacır, girişimcilerin bu destekten faydalanabilmeleri için 31 Mart 2025 tarihine kadar başvurularını tamamlamaları gerektiğini vurguladı.

KOSGEB tarafından yürütülen Girişimci Destek Programı kapsamında 2024 yılı içerisinde üç ayrı başvuru dönemi gerçekleşti. İlk dönem başvuruları 10 Mayıs – 28 Haziran 2024 tarihleri arasında alınırken, ikinci dönem başvuruları 1 – 30 Ağustos 2024 tarihlerinde, üçüncü dönem başvuruları ise 1 – 31 Aralık 2024 tarihleri arasında tamamlandı.

Girişimci Destek Programı kapsamında 2024 yılı içinde sağlanan finansman detaylarına bakıldığında,

  • İlk başvuru döneminde 521 projeye 660 milyon TL,
  • İkinci başvuru döneminde 543 projeye 725 milyon TL,
  • Üçüncü başvuru döneminde ise 567 projeye 815 milyon TL destek verildi.

Böylece, toplamda 1.631 projeye 2 milyar 200 milyon TL’lik finansman sağlandı.

KOSGEB’in sunduğu bu destek programı, yeni iş kurmak isteyen veya mevcut işini büyütmeyi hedefleyen girişimciler için büyük bir fırsat sunuyor. Özellikle teknoloji ve inovasyon odaklı projelerin desteklendiği bu program, Türkiye’de girişimciliğin gelişmesine önemli katkı sağlıyor. KOSGEB, sunduğu finansman ve danışmanlık desteği ile girişimcilerin iş fikirlerini hayata geçirmesine olanak tanıyor.

Başvurular nasıl yapılır?

Girişimci Destek Programı’na başvuruda bulunmak isteyen adaylar, KOSGEB’in resmi internet sitesi üzerinden başvuru şartlarını inceleyerek gerekli belgeleri hazırlayabilirler. Başvurular, belirlenen tarihler arasında online olarak gerçekleştirilecek.

Nvidia, Blackwell Ultra ve Vera Rubin AI mimarisiyle geliyor!

0

NVIDIA, yapay zeka donanımında büyük bir adım atmaya devam ediyor. Şirketin CEO’su Jensen Huang, Blackwell Ultra ve Vera Rubin AI mimarilerinin yolda olduğunu açıkladı ve her iki mimarinin de AI alanındaki verimlilik sorunlarından etkilenmeyeceğini belirtti. Bu iki yeni mimari, özellikle yapay zeka ve veri merkezi uygulamaları için önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Nvidia, Blackwell Ultra ve Vera Rubin AI mimarisiyle karşımıza çıkacak

Blackwell Ultra, mevcut GB200 serisinin yerine geçecek ve çok daha yüksek performans sunacak. Bu yeni mimari, 1400W TDP ile desteklenerek ciddi bir güç artışı sağlayacak. Ayrıca, FP4 performansında %40’lık bir artış vaat ediliyor. Önceki nesil Blackwell mimarisiyle karşılaştırıldığında, bellek kapasitesi de önemli bir gelişim gösteriyor. 192 GB olan önceki bellek kapasitesi, Blackwell Ultra ile 288 GB seviyesine çıkacak. HBM3E teknolojisinin 12-Hi yığınları daha verimli bir şekilde kullanılacak, bu da daha hızlı veri işleme ve daha yüksek verimlilik anlamına geliyor.

Blackwell Ultra, NVIDIA’nın Blackwell serisi ile Vera Rubin mimarisi arasında bir köprü işlevi görecek. Bu yeni mimarinin 2025 yılının ikinci yarısında piyasaya sürülmesi bekleniyor. NVIDIA CEO’su Jensen Huang, Blackwell üretiminin başarıyla hızlandırıldığını ve bu süreçte ekiplerinin büyük bir iş çıkardığını belirtti. Bu başarıda tedarik zinciri ortaklarının da büyük payı olduğunu ifade etti. Blackwell Ultra, yeni ağ teknolojileri, yeni bellek türleri ve gelişmiş işlemcilerle birlikte gelecek, böylece yapay zeka uygulamaları için çok daha güçlü bir altyapı sunulacak.

Vera Rubin mimarisi ise yapay zeka uygulamalarında yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Bu mimari, HBM4 bellek teknolojisi ile donatılacak ve özellikle veri merkezlerine yönelik ilk versiyonu 2026 yılında sekiz HBM4E bellek yığınıyla piyasaya sürülecek. Vera Rubin’in ayrıntıları şu an için sınırlı olsa da, NVIDIA CEO’su Jensen Huang, Mart ayında düzenlenecek GPU Teknoloji Konferansı’nda (GTC) Rubin hakkında daha fazla bilgi paylaşmayı planlıyor.

Bu gelişmeler, NVIDIA’nın yapay zeka donanımındaki liderliğini pekiştirecek gibi görünüyor ve özellikle Blackwell Ultra ile birlikte, AI ve veri merkezi pazarlarında önemli bir rekabet avantajı sağlayacak.

Volkswagen, Çin pazarında BYD ile böyle yarışacak!

Volkswagen, elektrikli otomobil pazarında rekabet gücünü artırmak amacıyla agresif fiyat indirimleri yapmaya devam ediyor. Şirketin Çin’deki ortak girişimi SAIC-Volkswagen, ID.4 X modelinin fiyatını 2021’deki 26.700 dolardan 19.300 dolara düşürerek dikkatleri üzerine çekti. FAW-Volkswagen ise geçtiğimiz ay benzer bir şekilde ID.4 Crozz modelinin fiyatını indirdi. Bu fiyat düzenlemeleri, Volkswagen’in Çin’deki pazar payını artırma ve yerli rakipleri özellikle BYD ile olan rekabette öne geçme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.

Volkswagen, Çin pazarında BYD ile böyle yarışmayı planlıyor

Çin‘deki elektrikli araç pazarı giderek daha rekabetçi hale gelirken, Volkswagen 2023’te ID.4 modelleri ile iyi bir satış grafiği elde etti. FAW-Volkswagen 37.491 ID.4 Crozz satarken, SAIC-Volkswagen ise 34.498 ID.4 X teslim etti. Ancak, BYD gibi rakiplerin fiyat politikalarıyla hızla pazarda güç kazandığı görülüyor. BYD’nin Atto 3 modeli, 16.000 dolardan başlayan fiyatı ve 267 mil (430 km) menziliyle Volkswagen’e ciddi bir rakip oluşturuyor. Uzun menzilli versiyonu ise 19.900 dolara satılıyor ve 316 mil (510 km) menzil sunuyor. Ayrıca, BYD’nin birçok modeline sunduğu ücretsiz akıllı sürüş güncellemeleri, müşteri çekiciliğini artıran bir başka faktör.

Volkswagen, Çin pazarında BYD ile yarışmak için yeni bir strateji izliyor

Volkswagen’in yeni fiyat düzenlemesiyle ID.4 X’in baz versiyonu, 52.8 kWh kapasiteli CATL batarya ile 264 mil (425 km) menzil sunuyor. Daha uzun menzilli versiyon ise 80.2 kWh bataryasıyla 373 mil (601 km) menzil sağlayarak 24.200 dolara alıcı buluyor. Bu fiyat indirimleri, Volkswagen’in Çin’deki fiyat savaşında elini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Ayrıca, Volkswagen, ID.4 modeliyle ABD pazarında da ilgi görmeye devam ediyor. Ocak ayında satışların yeniden başlamasıyla, Model Y ve Model 3’ün ardından en çok satan üçüncü elektrikli araç oldu. Ancak, şirketin küresel rekabet gücünü artırabilmesi için yalnızca fiyat indirimlerinin yeterli olmayacağı, aynı zamanda teknolojik yeniliklere de odaklanması gerektiği düşünülüyor.

Dünyanın ilk kollu robot süpürgesi Türkiye’ye geldi!

Geçtiğimiz ay CES 2025 fuarında tanıtılan Roborock Saros Z70, dünyanın ilk kollu robot süpürgesi olma özelliğine sahip ve artık Türkiye pazarında da satışa sunuluyor. Roborock, bu yeni ürünüyle robot süpürgeler alanında önemli bir adım atmış oldu. Saros Z70, özellikle entegre edilen robot kolu ile dikkat çekiyor. Bu kol, robotun önündeki engelleri tespit etmesine yardımcı olan sensörler ve kameralarla destekleniyor. Robot, bu engelleri – örneğin terlik veya çorap gibi – robot kolu aracılığıyla kaldırabiliyor, böylece temizlik sırasında engel teşkil etmiyor. Bu özellik, Saros Z70’i diğer robot süpürgelerden ayıran en belirgin farklardan biri.

Dünyanın ilk kollu robot süpürgesi Türkiye pazarına girdi

Saros Z70, yapay zeka desteğiyle güçlendirilen robot kolunun yanı sıra, gelişmiş sensörler ve kameralar kullanarak temizliği çok daha verimli hale getiriyor. Robot süpürge, yerindeki her türlü engeli veya düzensizliği algılayarak, temizliği kesintiye uğratmadan devam edebiliyor. Bu teknoloji, robot süpürgelerin en büyük zorluklarından biri olan engellerle karşılaşma sorununu ortadan kaldırıyor. Ayrıca robotun bu özellikleri, daha hassas temizlik gerektiren alanlarda da etkili olmasını sağlıyor.

Roborock Saros Z70, Türkiye’de 79.999 TL fiyat etiketiyle satışa sunulmuşken, diğer iki yeni model olan Roborock Saros 10 ve Saros 10R de piyasada yerini almış durumda. Saros 10 modeli, 22.000 Pa HyperForce emiş gücü ile oldukça güçlü bir temizlik performansı sunuyor. Bu model, aynı zamanda lidar sensörlerine sahip ve 4 cm’ye kadar olan yükseklikleri aşabilme yeteneği ile zeminleri etkili bir şekilde temizleyebiliyor. Saros 10, e-ticaret platformlarında şu anda satışta ve oldukça ince bir yapıya sahip. Bu modelin fiyatı 69.999 TL olarak belirlenmiş.

Saros 10R ise, lazer sensörler yerine yapay zekalı RGB kameralar kullanarak çalışıyor. Bu teknoloji sayesinde, robot süpürge hassas nesneleri tespit edebiliyor ve temizlik sırasında engelleri aşarak rotasını buna göre yeniden düzenleyebiliyor. Saros 10R, özellikle hassas temizlik gerektiren alanlarda oldukça kullanışlı bir seçenek olarak öne çıkıyor ve fiyatı 67.999 TL.

Roborock, Türkiye pazarına bu üç yeni ürünü getirerek, robot süpürge pazarındaki iddiasını güçlendiriyor. Özellikle Saros Z70 ile yapılan bu yenilikçi adım, robot süpürgelerin sınırlarını zorlayarak, kullanıcılar için daha verimli ve sorunsuz temizlik deneyimleri sunmayı vaat ediyor.

Microsoft, Copilot asistanını Mac’lere getiriyor!

Microsoft, Copilot yapay zekasını Mac bilgisayar kullanıcılarına sunarak büyük bir adım attı, ancak şu an için bu özellik yalnızca belirli bölgelerde kullanılabilir durumda ve Türkiye’de henüz erişilebilir değil. Copilot, Microsoft’un OpenAI teknolojileriyle entegre edilmiş bir yapay zeka aracı olarak, özellikle üretken yapay zeka alanında kullanıcılarına büyük kolaylıklar sağlıyor. ChatGPT’ye benzer şekilde, kullanıcılar sorular sorabilir, içerik oluşturabilir, metinleri analiz edebilir ve çok daha fazlasını yapabilirler.

Microsoft, Copilot asistanını Mac’lere getirdi

Copilot, temel olarak OpenAI’nin GPT-4 modeline dayanıyor ve bu model, doğal dil işleme ve yaratıcı içerik üretimi konusunda oldukça güçlü. Bu, kullanıcıların yazılı metin oluşturmasından tutun, kodlama yapmalarına, resimleri analiz etmelerine kadar geniş bir yelpazede yardım alabilmelerine olanak tanıyor. Microsoft, Copilot ile kullanıcılarına sadece metin tabanlı yanıtlar sunmakla kalmıyor, aynı zamanda görsel içerik oluşturma, metin özetleme ve hızlandırılmış iş akışları gibi gelişmiş özellikler de sunuyor.

Microsoft Copilot

Bu yapay zeka aracı, Mac kullanıcıları için özellikle üretkenliği artırmaya yönelik tasarlanmış bir dizi özellik içeriyor. Örneğin, kullanıcılar Copilot’a yazılı metinlerini sunarak yazılı içerik oluşturabilir veya mevcut içerikleri özetlemelerini isteyebilir. Bunun yanı sıra, Copilot, programlama konusunda da yardımcı olabiliyor; kod yazma veya hata ayıklama gibi görevlerde de kullanıcıyı destekliyor.

Microsoft Copilot, şu an yalnızca macOS 14.0 veya daha yeni sürümüne sahip Mac bilgisayarlarda kullanılabiliyor. Ayrıca, Copilot, Apple M1 işlemcili Mac’lerde çalışacak şekilde optimize edilmiş. Bu, özellikle son dönemde Apple’ın silikon işlemcilerine geçiş yapmış kullanıcılar için önemli bir gelişme. Kullanıcılar, Copilot’u Mac App Store’dan ücretsiz olarak indirebiliyorlar, ancak bu erişim Türkiye’de henüz açılmış değil. Yani, şu an için Türkiye’deki kullanıcılar bu uygulamayı edinemiyorlar.

Microsoft, Copilot için hem ücretsiz hem de ücretli sürüm sunuyor. Ücretsiz sürüm, temel işlevsellikler sunarken, daha ileri düzey yapay zeka özelliklerine ve en güncel modellere erişim sağlamak isteyen kullanıcılar için ücretli bir sürüm de mevcut. Copilot Pro olarak adlandırılan ücretli sürüm, aylık 720 TL fiyatla kullanıcılara sunuluyor. Bu sürüm, daha gelişmiş yapay zeka araçlarına ve özelliklerine erişim sağlıyor, böylece profesyonel kullanıcılar, daha verimli bir şekilde çalışabilecekleri araçlara sahip oluyorlar.

Bununla birlikte, Copilot’un macOS’ta sunduğu özelliklerin büyük bir kısmı, özellikle içerik oluşturma, yazılı metinler ve kodlama desteği, genellikle yazılım geliştiriciler, içerik üreticileri ve iş dünyasında çalışan profesyoneller için çok değerli araçlar olarak öne çıkıyor. Yani, bu yapay zeka aracı, sadece bireysel kullanım değil, aynı zamanda profesyonel iş akışları ve yaratıcı süreçlerde de kullanıcılara büyük avantajlar sağlayabiliyor.

Microsoft’un bu adımı, teknoloji dünyasında yapay zeka tabanlı üretken araçların giderek daha yaygın hale gelmesinin bir örneği. Ancak, Türkiye’deki kullanıcılar için bu yeniliğin henüz erişilebilir olmaması, bölgesel erişim sınırlamaları ve olası diğer engeller konusunda Microsoft’un nasıl bir çözüm üreteceği merak konusu.

Amazon, yeni nesil kuantum çipi Ocelot’u tanıttı!

0

Amazon Web Services (AWS), kuantum bilişim alanında önemli bir adım atarak Ocelot adlı yeni kuantum çipini tanıttı. AWS’nin, California Teknoloji Enstitüsü (Caltech) ile birlikte geliştirdiği Ocelot, kuantum hata düzeltme maliyetlerini %90’a kadar azaltmayı vaat ediyor. Bu, kuantum bilgisayarların daha ölçeklenebilir ve pratik hale gelmesi adına kritik bir gelişme. Ayrıca, Microsoft’un Majorana 1 çipiyle rekabet edebilecek güçte bir tasarım olarak dikkat çekiyor.

Amazon, yeni nesil kuantum çipi Ocelot’u görücüye çıkardı

Ocelot, kuantum hata düzeltme sürecindeki önemli zorlukları aşmayı hedefliyor. Bu çip, “kedi kübiti” adı verilen özel bir kuantum kübiti yaklaşımını kullanıyor. Bu yaklaşım, Schrödinger’in ünlü düşünce deneyine gönderme yaparak, kuantum bilgisayarlarında meydana gelen hataları tespit etme ve düzeltme sürecini iyileştiriyor. Kedi kübitleri, veri saklama işlevi görürken, diğer tür kübitler bu verilerdeki hataları düzeltmeye yardımcı oluyor. Bu yenilik, kuantum bilgisayarların hata düzeltme süreçlerini daha verimli hale getiriyor.

Amazon, yeni nesil kuantum çipi Ocelot’u görücüye çıkardı.

AWS’nin geliştirdiği bu yeni kuantum çipi, kuantum hata düzeltme sürecini daha verimli bir hale getirmeyi amaçlıyor. Diğer çözümler mevcut mimariler üzerine hata düzeltme eklemeye çalışırken, Ocelot bu süreci baştan itibaren tasarımı içine entegre ediyor. Bu da Ocelot’un daha az kaynakla çalışmasını sağlıyor ve kuantum bilgisayarların daha verimli olmasına olanak tanıyor.

Ocelot’un tasarımında, her biri yaklaşık 1 cm² büyüklüğünde olan iki entegre silikon mikroçip bulunuyor. Çipler, elektriksel olarak birbirine bağlı bir yığın halinde yerleştirilmiş. Mikroçiplerin yüzeyinde kuantum devre elemanlarını oluşturan ince süper iletken malzeme katmanları bulunuyor. Çipin 14 temel bileşeni, 5 veri kübiti ve 4 hata tespit kübiti içeriyor. Bu sayede, hata tespit süreci daha az kaynakla yapılabiliyor.

Ocelot, bugüne kadar ki kuantum bilgisayarların en büyük zorluklarından birine, yani hata düzeltme süreçlerine çözüm getirmeyi amaçlıyor. Ancak şu an sadece bir prototip aşamasında olan bu çip, AWS’nin kuantum araştırmalarına devam edeceğini ve teknolojiyi daha da geliştireceğini gösteriyor.