Samsung Galaxy S25 serisi, bu özelliğiyle hayat kurtaracak!

0

Samsung‘un yaklaşan Galaxy S25 serisi, Apple iPhone ve Google Pixel telefonlarında daha önce görülen trafik kazası algılama özelliğini içerebilir. Bu sensör, daha önce Galaxy S24 Ultra ve Galaxy Z Fold 5 gibi modellerde fiziksel olarak bulunmasına rağmen, Samsung bu özellikleri aktif hale getirmemişti.

Samsung Galaxy S25 serisi, bu özelliğiyle hayat kurtarabilir

Ancak ortaya çıkan yeni sızıntılar, Galaxy S25 Ultra’nın trafik kazası tespiti yapabilen bir sensörle geleceğini ortaya koyuyor. Bu sensör, Samsung’un önceki amiral gemilerinde mevcut olan sensöre benzer olabilir.

Samsung Galaxy S25 serisi, bu özelliğiyle hayat kurtarabilir.
Samsung Galaxy S25 serisi, bu özelliğiyle hayat kurtarabilir.

Samsung’un bu sensörünü kullandığı belirtmekle birlikte, söz konusu sensör bir sanal sensördür. Bu, alttaki fiziksel sensörlerin verilerini işleyip birleştiren bir kompozit sensördür. Galaxy cihazlarında bu özellik daha önce gizli “MoccaMobile” adlı bir sistem uygulamasıyla başlamış olsa da, henüz kullanıcı arayüzü bu özelliği aktif etmedi. Ancak bu özellik, One UI 7 ile Galaxy S25 ve önceki modellerde aktif edilebilir.

Trafik kazası algılama, daha önce Apple’ın iPhone 14 serisi ve sonrası modellerinde, ayrıca Google Pixel telefonlarında karşımıza çıkan bir özellikti. Diğer Android telefonlarda yaygın olmayan bu teknoloji, Samsung’un Galaxy S25 serisiyle birlikte geniş kitlelere ulaşabilir. Samsung’un bu alandaki uzun zamandır süren çalışmalarının sonucunda, nihayet bu özellik kullanıcılara sunulabilir. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Fransa, hız radarlarını resmen özelleştiriyor!

0

Fransa, hız radarlarını özelleştirme hamlesini ülke geneline yaymak için önemli bir adım atıyor. Bu yeni uygulama, hız denetimlerinin artık güvenlik güçleri yerine özel şirketler tarafından yapılmasını öngörüyor. Fransa, 2018 yılında güvenlik güçlerinin alkollü araç kullanımı ve uyuşturucu gibi daha ciddi sorunlara odaklanabilmesi için hız denetimlerini dış kaynaklara devretmeye başlamıştı. Yapılan denemeler ve değerlendirmeler sonucunda, bu uygulamanın 2025 yılı itibarıyla ülke genelinde kullanılmaya başlanması planlanıyor.

Fransa, hız radarlarını resmen özelleştirecek

Radarlı araçlar, özel şirketler tarafından işletilecek ve bu araçlar tamamen otomatik radar sistemleriyle çalışacak şekilde yeniden düzenlenecek. Bu süreçte araçları kullanacak sürücüler, özel şirketler tarafından istihdam edilecek ve araçlarda herhangi bir işaret bulunmayacak. İlk aşama, araçların teknik düzenlemelerinin yapılması, sürücülerin eğitimi ve lojistik merkezlerin kurulmasını içerecek. Her ilin sisteme dahil edilmesi ise yaklaşık bir ila iki yıl sürebilecek.

Fransa, hız radarlarını resmen özelleştirecek.

Bu yeni düzenlemeler, hız limitlerine uyulması konusunda daha sıkı denetimler ve kontrol mekanizmaları oluşturmayı hedefliyor. 2023 yılında Normandiya ve Bretagne gibi bölgelerde yapılan denetimlerde, radar araçları yaklaşık 12 milyon kontrol gerçekleştirdi.

Bu uygulamanın trafik kazalarını azaltarak yolların daha güvenli hale gelmesini sağlamak amaçlanıyor. Ancak, bu yeni sistemin ekonomik ve sosyal etkileri konusunda belirsizlikler bulunuyor. Ayrıca, radar araçlarının güzergahları ilgili bakanlık tarafından belirlenirken, GPS ile belirlenen rota dışına çıkmak yasak olacak. Fransa’da bu sistemin yıllık yaklaşık 194 bin euro gelir sağlayacağı tahmin ediliyor.

Tesla, araç takas programını Türkiye’ye getirebilir!

Tesla, Türkiye’deki kullanıcı kitlesini genişletmeyi hedefleyen yenilikçi bir adımla araç takas programını getirmeyi planlıyor. Elektrikli araç piyasasında hızla büyüyen Tesla, hali hazırda küresel pazarlarda müşterilerine yeni bir Tesla satın almadan önce mevcut araçlarını takas etme seçeneği sunuyor. Ancak bu program henüz Türkiye’de uygulamaya alınmış değil. Tesla Türkiye Operasyon Müdürü Emir Tunçyürek, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı bir açıklamada, takas sistemi için çalışmaların sürdüğünü doğruladı. Bu gelişme, Tesla’nın Türkiye pazarındaki etkinliğini daha da artırma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Tesla, araç takas programını Türkiye’ye getirecek mi?

Türkiye’deki satışlarına geçtiğimiz yıl başlayan Tesla, 2024 yılı itibarıyla büyük bir başarıya imza atarak Model Y modeliyle 9 bin adetten fazla satış gerçekleştirdi ve ülkede en çok satan ikinci elektrikli otomobil markası oldu. Tesla’ya olan bu yüksek talep, firmanın yerel pazarda kullanıcılarına daha fazla seçenek sunma arayışını beraberinde getirdi. Tunçyürek’in bir kullanıcıya verdiği “Henüz olmasa da çalışmalarımız arasında” yanıtı, bu doğrultudaki hazırlıkların sürdüğüne işaret etti. Kullanıcıların Tesla’nın sunduğu araç takas hizmetine olan ilgisi, bu sistemin Türkiye’deki potansiyelini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Tesla’nın küresel takas programı kapsamında, binek otomobillerden SUV’lere kadar geniş bir araç yelpazesi kabul ediliyor. Bu süreç oldukça kullanıcı dostu bir şekilde işliyor; Tesla sahipleri araç bilgilerini ve fotoğraflarını çevrimiçi olarak yükleyerek teklif alabiliyor. Takas edilen aracın değeri ise piyasa verileri, endüstri standartları ve aracın fiziksel durumu göz önünde bulundurularak hesaplanıyor. Sadece içten yanmalı motorlu araçları değil, diğer elektrikli araçları da kabul eden Tesla, bu özellikleriyle sektördeki esneklik ve müşteri memnuniyeti açısından güçlü bir örnek teşkil ediyor.

Tesla’nın bu hizmeti Türkiye’ye getirme kararı, elektrikli araç sektörünün hızla büyüdüğü bir dönemde kullanıcıların işlerini kolaylaştıracak yeni bir olanak sunma amacı taşıyor. Türkiye pazarında araç takas sisteminin başarıyla uygulanması, markanın ülke içindeki konumunu güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda kullanıcılar için Tesla’ya geçiş sürecini de daha cazip hale getirecek. Bu adım, Tesla’nın kullanıcı deneyimini her yerde olduğu gibi Türkiye’de de en üst seviyeye çıkarmak istediğini açıkça ortaya koyuyor.

Mercedes destekli Volocopter iflas etti!

Almanya merkezli elektrikli hava aracı girişimi Volocopter, uçan taksi projelerinin hızla büyüyen rekabet ortamında sürdürülebilir finansal destek bulamayarak iflas başvurusunda bulundu. Mercedes-Benz ve Honeywell gibi büyük destekçilere sahip olmasına rağmen, şirket, düzenli operasyonlarını sürdürmek için yeterli fon sağlama çabalarında başarısız oldu. Volocopter’in şehir içi ulaşım için geliştirdiği elektrikli dikey kalkış ve iniş yapabilen (eVTOL) aracı VoloCity, 2025 yılında piyasaya sürülmeyi hedefliyordu. Ancak bu plan, şirketin kaynak sıkıntısı nedeniyle gerçekleşemeyebilir.

Mercedes destekli Volocopter iflas bayrağını çekti

Volocopter, iflas süreci boyunca ticari faaliyetlerine devam edeceğini ve bu süreçte yeni yatırımcılar arayacağını belirtti. Şirketin CEO’su Dirk Hoke, yapılan açıklamada, teknolojik ve sertifikasyon alanında diğer rakiplerinin önünde olduklarını ve yeniden yapılanmayla yatırımcılar için cazip bir seçenek olabileceklerini ifade etti. Hoke’un bu açıklaması, şirketin hala umut ışığı aradığını gösteriyor. Ancak iflas, Avrupa’nın eVTOL sektöründeki sistemik sorunları bir kez daha gözler önüne serdi.

eVTOL endüstrisi küresel olarak büyümesine rağmen, operasyonlardan gelir elde etme zorlukları sektördeki birçok girişimi sıkıntıya sokuyor. Çin, sektördeki şirketlere yasal düzenlemeler ve yerel destekle daha avantajlı bir ortam sunarken, Avrupa’da bu desteklerin yetersiz kaldığı görülüyor.

Geçtiğimiz aylarda bir diğer önemli girişim olan Lilium’un iflas açıklaması, bu problemin daha da yaygın olduğunu doğrular nitelikteydi. Volocopter’in bu zorlukları aşarak piyasadaki yerini koruyup koruyamayacağı, sektördeki geleceği merak konusu olmaya devam ediyor. Bu durum, Avrupa’daki eVTOL girişimlerinin rekabet edebilmesi için daha geniş kapsamlı düzenlemeler ve finansal teşviklerin gerekliliğini bir kez daha gündeme getirdi.

MG, Mısır’da 100 bin araç kapasiteli fabrika kuruyor!

0

Çinli otomobil üreticisi MG Motor, Mısır’da 135 milyon dolarlık yatırımla yıllık 100 bin araç üretim kapasiteli bir fabrika kurmaya hazırlanıyor. MG’nin çatı şirketi SAIC Motor ve Mısır arasında imzalanan anlaşmaya göre, bu tesis hem elektrikli hem de hibrit araçların üretim merkezi olacak. Fabrikanın ilk etapta yıllık 50 bin araç üretimiyle başlaması ve 2026’nın ikinci çeyreğinde faaliyete geçmesi planlanıyor. Ardından üretim kapasitesi, ikinci bir genişleme fazıyla 100 bin adede çıkarılacak. Yeni tesis, yerli üretimde %45 yerlilik oranına ulaşmayı hedefliyor ve doğrudan veya dolaylı olarak yaklaşık 10 bin kişiye istihdam sağlayacak.

MG, Mısır’da 100 bin araç kapasiteli fabrika inşa edecek

Mısır’da 126 bin metrekarelik bir alana inşa edilecek olan tesis, MG’nin stratejik bir üretim merkezi haline gelecek. İlk üretilecek modelin MG5 sedan olacağı belirtilirken, gelecekte tamamen elektrikli, hibrit ve şarj edilebilir hibrit araçların da üretiminin bu fabrikada gerçekleştirilmesi planlanıyor.

MG, Mısır'da 100 bin araç kapasiteli fabrika inşa edecek.

Mısır’daki üretim tesisi, SAIC Motor’un Al Mansour Automotive Group ile yaptığı iş birliğiyle destekleniyor ve yerel ekonomi için de büyük bir katkı sağlama potansiyeli taşıyor. Ayrıca, Türkiye ile Mısır arasında mevcut Serbest Ticaret Anlaşması göz önüne alındığında, Türkiye’ye de ihracat olanaklarının artması bekleniyor.

Bu gelişme, MG’nin küresel pazardaki büyüme hedeflerine önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda, Mısır’ın elektrikli araç üretiminde bir merkez haline gelme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Elektrikli ve hibrit araç satışlarının dünya genelinde hızla arttığı bir dönemde bu yatırım, MG’nin hem bölgesel hem de küresel anlamda rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini gösteriyor.

Elektrikli araç satışları, 2025’te 15 milyonu aşabilir!

S&P Global Mobility’nin 2025 yılına yönelik analizleri, elektrikli araç (EV) sektöründe kayda değer bir büyüme öngörüyor. Rapora göre, 2025 yılında dünya genelinde elektrikli araç satışlarının %30 oranında artması ve toplam 15.1 milyon araca ulaşması bekleniyor. Bu büyüme, küresel otomotiv pazarında elektrikli araçların pazar payını %16,7 seviyesine çıkaracak. 2024 yılı tahminleri, 11.6 milyon elektrikli araç satışı ve %13,2 pazar payı ile mevcut trendin hızlandığını ortaya koyuyor.

2025’te elektrikli araç satışları 15 milyonu aşacak

Bölgesel düzeyde farklı dinamiklerin etkili olduğu gözlemleniyor. Hindistan, %117 oranındaki büyüme ile 2025 yılında en büyük yüzdesel artışı yaşayacak. Bu yükselişle Hindistan’daki elektrikli araç pazar payının %7,5’e ulaşması bekleniyor. Avrupa’da ise elektrikli araçların pazar payının %20,4’e çıkması ve %43,4 oranında yıllık bir büyüme görülmesi öngörülüyor.

2025'te elektrikli araç satışları 15 milyonu aşacak.

Amerika pazarında elektrikli araçların toplam satışlardaki payının %11,2’ye, Çin’de ise %29,7’ye ulaşması bekleniyor. Çin’in büyüme oranı %19,7 ile diğer bölgelere göre daha düşük olsa da, sahip olduğu büyük hacim dolayısıyla bu oran oldukça etkileyici.

Çin hükümetinin 2035 yılına kadar elektrikli araçların pazar payını %50’ye çıkarma hedefi, ülkenin bu alandaki lider konumunu koruyacağını gösteriyor. Şu anki büyüme eğilimlerinin devam etmesi durumunda, bu hedefin planlanandan daha önce gerçekleştirilebileceği düşünülüyor. Elektrikli araç sektörü, çevresel sürdürülebilirlik ve teknolojik inovasyonun öncüsü olmaya devam ediyor ve 2025 yılındaki performansı, küresel otomotiv endüstrisinde bir dönüm noktası olacak gibi görünüyor.

QR kodlar, barkodların yerini alabilir!

0

Barkod teknolojisinin ömrü, alışveriş dünyasında son 50 yılını doldurmuşken, artık yerini yeni nesil QR tarzı kodlara bırakmaya hazırlanıyor. Uluslararası standartlar belirleyen GS1, iki yıl içinde tüm perakendecilerin QR tarzı kodları okuyabileceklerini açıkladı. QR kodlar, yalnızca ürün fiyatlarını değil, son kullanım tarihleri, içerik bilgileri, alerjenler ve kullanım talimatları gibi daha fazla bilgi sunacak şekilde tasarlanacak.

QR kodlar, barkodların yerini alacak mı?

Bu, tüketicilere ürünle ilgili kapsamlı bilgiler sağlarken, perakendecilere de önemli avantajlar sunacak. Özellikle gıda israfını önlemek amacıyla, bu QR kodları sayesinde son kullanma tarihi yaklaşan ürünler daha kolay tespit edilecek ve dinamik indirimler uygulanabilecek.

QR kodlar, görünüşe göre yakında zamanda barkodların yerini alacak.

Birkaç perakendeci, yeni nesil kodları denemeye başlamış durumda ve ilk denemeler, özellikle tavuk gibi bozulabilir gıdalarda ciddi oranda israfın azaldığını gösteriyor. Bu yeni kodlar, son kullanım tarihi yaklaşan ürünlerin daha verimli şekilde indirimle satışa sunulmasına imkan tanıyor. Ayrıca, çevre dostu uygulamalar konusunda da yenilikler getirecek. Örneğin, pillerin nasıl geri dönüştürüleceği veya giysilerin nasıl temizleneceği gibi bilgiler, QR kodlar aracılığıyla kolayca erişilebilir olacak.

GS1’in Başkanı ve CEO’su Renaud de Barbuat, 2027 yılı sonuna kadar tüm dünyadaki perakendecilerin bu yeni nesil barkodları okuyabilecek hale gelmesini hedeflediklerini açıkladı. Ancak, bazı uzmanlar, barkodların hala bazı ürünlerde kullanılmaya devam edeceğini savunuyor. Örneğin, son kullanma tarihi olmayan ürünler için eski barkod teknolojisinin devam edebileceği düşünülüyor. Ayrıca, yeni sistemin devreye girmesiyle birlikte ambalajların yeniden tasarlanması gerektiği için bazı ek maliyetler de ortaya çıkacak.

Ukrayna, akıllı telefonlarla Starlink’e bağlanacak!

Ukrayna’nın önde gelen mobil operatörü Kyivstar, Elon Musk’a ait Starlink ile önemli bir işbirliği yaparak, ülke çapında uydu üzerinden doğrudan cep telefonu bağlantısı (Direct-to-Cell) sunacak. VEON, Kyivstar’ın ana şirketi olarak bu duyuruyu yaptı. Starlink DTC hizmeti, 2025 yılına kadar Kyivstar kullanıcılarına SMS ve OTT mesajlaşma işlevselliği sunacak. Gelecekte sesli iletişim ve veri hizmetlerinin de eklenmesi planlanıyor.

Bu anlaşma, Ukrayna’nın dijital altyapısının güçlendirilmesine büyük katkı sağlayacak. VEON Group CEO’su Kaan Terzioğlu, Ukrayna’nın bağlantı dayanıklılığı açısından dünya lideri olma hedefiyle atılacak bu adımın önemini vurguladı. Kyivstar CEO’su Oleksandr Komarov ise bu teknolojinin şirketin “Her yerde LTE” hedefini gerçekleştirileceği bir dönüm noktası olduğunun altını çizdi.

Starlink, uydu üzerinden internet erişimi sağlamak amacıyla geleneksel bir mobil kurulum yerine, 340’tan fazla Starlink DTC uyduyu kullanarak doğrudan akıllı telefonlara bağlantı sağlıyor. Bu hizmet, karasal ağların erişim sağlayamadığı bölgelere de bağlantı sunabiliyor. Özellikle Ukrayna gibi savaş bölgelerinde, internet bağlantısı kritik bir altyapı sağlıyor. Starlink’in uydu interneti, özellikle halk ve askeri amaçlar için büyük öneme sahip. Ancak Rusya, Starlink uydularıyla yer terminalleri arasındaki sinyalleri engellemek için çeşitli çabalar yürütüyor.

Ukrayna, Starlink DTC teknolojisinin sunulacağı ilk çatışma bölgesi oldu. Hizmet, ABD, Japonya, Yeni Zelanda ve diğer ülkelerde de yaygınlaşırken, Ukrayna’ya stratejik bir öncelik verildi. Geçtiğimiz Kasım ayında, Elon Musk, Ukrayna’ya Starlink hizmetleri sağlama taahhüdünü yineleyerek, bölgedeki stratejik önemini vurguladı.

Pentium II’de yapay zeka çalıştırıldı! Peki nasıl?

0

Nostaljik bir donanımı modern teknolojiyle birleştirerek dikkat çekici bir başarıya imza atan bir grup yapay zeka araştırmacısı, 1998 yılında piyasaya sürülen Pentium II ve yalnızca 128MB RAM’e sahip bir Windows 98 sisteminde yapay zeka çalıştırmayı başardı. Oxford Üniversitesi’nden mühendis ve araştırmacılardan oluşan EXO Labs ekibi, bu deneyimle eski bir Elonex Pentium II bilgisayarda güçlü bir yapay zeka dil modeli olan LLaMA’yı başarıyla çalıştırarak teknolojik sınırları yeniden tanımladı. 350MHz hızında çalışan bu nostaljik donanım üzerinde yapılan deneyde, Llama2.c tabanlı modelin verilen bir hikaye oluşturma komutunu yerine getirdiği gözlemlendi ve üstelik hız açısından da tatmin edici bir performans sergilendi.

Pentium II’de yapay zeka çalıştırmayı başardılar

EXO Labs, projenin en büyük zorluklarından birinin, 1998 yılından kalma bir işletim sisteminde modern bir yapay zeka modelini çalıştırmak olduğunu belirtti. Bu süreçte ekip, 260.000 parametreye sahip bir LLaMA modelini saniyede 39.31 token işleme hızında çalıştırmayı başardı. Ancak, daha büyük modellerde performans kaybı yaşandı. Örneğin, 1 milyar parametreye sahip bir modelde bu hız saniyede yalnızca 0.0093 token seviyesine düştü. Yine de bu deneme, hem donanımsal sınırları zorlayarak hem de yapay zeka modellerinin farklı donanımlarda nasıl optimize edilebileceğini göstererek önemli bir başarı olarak değerlendirildi.

Bu deneyin temel amacı, yapay zeka modellerini yalnızca güçlü donanımlarla sınırlı olmaktan çıkarıp daha mütevazı cihazlarda da çalışabilir hale getirmekti. Günümüzde yapay zeka teknolojileri genellikle yüksek maliyetli GPU’lar ve güçlü sunucu altyapılarına bağımlı durumda.

Ancak EXO Labs, bu sınırlamaları aşmayı ve yapay zekayı daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor. Geliştirilmekte olan “BitNet” adını verdikleri transformer mimarisi, bu hedefin bir adımı olarak dikkat çekiyor. BitNet, üçlü ağırlıklar kullanarak 7 milyar parametreye sahip bir modeli yalnızca 1.38GB depolama alanında çalıştırmayı mümkün kılıyor. Dahası, bu teknoloji tamamen CPU ile çalışmak üzere optimize edilmiş durumda. 100 milyar parametreli bir modelin tek bir CPU ile saniyede 5 ila 7 token işleyebilmesi, bu mimarinin ne denli yenilikçi olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, yapay zekanın potansiyelini geniş bir kitleye ulaştırmayı ve teknolojinin evrenselleştirilmesini mümkün kılmayı amaçlıyor.

Orta seviye akıllı telefon pazarında düşüş bekleniyor!

0

Goldman Sachs’ın yaptığı kapsamlı analizler, küresel akıllı telefon pazarında çarpıcı bir dönüşüm yaşandığını gözler önüne seriyor. Verilere göre, pazarın gelecekte belirgin şekilde ikiye bölünmesi bekleniyor: lüks segment ve düşük bütçeli cihazlar. Ancak orta seviye akıllı telefonlar, son yıllarda azalan yenilikçilik ve tüketicilerin ekonomik sıkıntılar nedeniyle daha dikkatli harcama yapma eğilimlerinin bir sonucu olarak ciddi bir gerileme yaşıyor. Bir zamanlar uygun fiyat-performans dengesiyle tüketiciler için cazip olan orta segment, bu dengesini kaybetmiş durumda ve 2021’deki yüzde 35’lik pazar payından 2027’de yalnızca yüzde 23’e düşmesi bekleniyor.

Orta seviye akıllı telefon pazarında çöküş bekleniyor

Bu durum özellikle Türkiye gibi orta seviye telefonların önemli bir pazar payına sahip olduğu ülkelerde daha dikkat çekici hale geliyor. Orta segmentin hızla kaybolması, tüketicilerin uygun fiyatlı ve performans odaklı seçenekler arasında seçim yapma şansını azaltarak pazarı sadece iki kutuplu bir yapıya dönüştürme riski taşıyor. Orta sınıf tüketiciler, teknolojideki yenilik eksikliği ve fiyat artışlarının da etkisiyle bu segmenti terk ediyor gibi görünüyor.

Öte yandan, lüks telefon segmentinin sürekli olarak büyümesi dikkat çekiyor. 2021’de yüzde 22 olan pazar payı, 2023’te yüzde 28’e ulaşarak istikrarlı bir şekilde artmaya devam etti. 2027’de ise yüzde 32’ye yükselmesi bekleniyor. Bu kategorideki cihazlar, değer bazında küresel pazarın yüzde 74’ünü oluşturacak şekilde önemli bir ekonomik güç haline gelmiş durumda. Yüksek kaliteli teknolojilere yönelik artan talep, tüketicilerin daha pahalı ancak üstün özelliklere sahip modellere yöneldiğini açıkça gösteriyor.

Bunun aksine, 200 dolar ve altındaki uygun fiyatlı modeller beklenmedik bir şekilde dayanıklılığını koruyor. Gelişmekte olan pazarların 4G’den 5G’ye geçiş süreci ve ekonomik zorluklar altında ucuz telefonların daha çok tercih edilmesi, bu segmentin istikrarlı kalmasını sağlıyor. Pazar payının yüzde 41 ile 45 arasında sabit kalması, bu cihazlara olan talebin yüksek seviyelerde devam edeceğini gösteriyor. Ancak genel akıllı telefon pazarının büyüme hızının yavaşlaması da dikkat çekiyor. 2025-2027 arasında yıllık büyümenin sırasıyla yüzde 3, yüzde 2 ve yüzde 1 olarak sınırlı kalacağı öngörülüyor. Bu, sektörün olgunlaştığını ve pazar dinamiklerinin yeniden şekillendiğini ortaya koyuyor.

Google, 2025 yılında Gemini’ye odaklanacak!

Google, 2025 yılı için stratejisini yapay zeka teknolojilerine odaklayarak Gemini projesini ön plana çıkarmayı planlıyor. Şirketin CEO’su Sundar Pichai tarafından yapılan açıklamalar, Google’ın özellikle arama motoru ve reklam pazarındaki sert rekabetin yanı sıra düzenleyici baskılarla da mücadele ettiği bir dönemde olduğuna işaret ediyor. ABD Adalet Bakanlığı’nın Google’ın iş yapısını değiştirmeyi veya şirketi bölmeyi öngören hamleleri, bu baskıların boyutunu ortaya koyuyor. Pichai’nin ifadelerine göre, bu dönemde şirketin yapay zeka girişimlerini daha ileri taşımak için odaklanmış bir strateji benimsemesi hayati bir öneme sahip.

Google, 2025 yılında Gemini’ye ağırlık veriyor

Gemini, Google’ın yapay zeka tarafında büyüme kaydederek Microsoft destekli OpenAI gibi güçlü rakiplerle arasındaki farkı kapatma hedefinin merkezinde yer alıyor. Pichai, Gemini’yi güçlü bir ivme yakalayan ve gelecekte lider pozisyonuna yükselmesi beklenen bir yapay zeka modeli olarak tanımlıyor. Gemini yalnızca gelişmiş bir büyük dil modeli olmakla kalmayıp aynı zamanda daha geniş bir ekosisteme entegre ediliyor. Bu yapay zeka modeli, Gemini sohbet robotuna güç veriyor ve Google’ın hem tüketici hem de kurumsal tarafta geniş bir kitleye ulaşma planlarının temel taşlarından biri haline geliyor.

2025’te Gemini 1.5 sürümüyle rakip yapay zeka modellerini geride bırakmayı hedefleyen Google, teknolojiye yaptığı yatırımlarla hem yapay zeka pazarında liderlik pozisyonunu yeniden tesis etmeyi hem de kullanıcıların günlük ihtiyaçlarına yönelik sorunları çözmeyi amaçlıyor. Pichai, bir ürünle piyasada ilk sırada yer almanın her zaman gerekli olmadığını ancak en iyi olmanın bir zorunluluk olduğunu vurguluyor. Bu hedef doğrultusunda Gemini projesini, tüketici ölçeklendirmesinde ve kullanıcı sorunlarına çözümler üretmede kilit bir unsur olarak belirliyor.

Google, yapay zeka devriminde yeniden liderlik sağlama arayışındayken, Gemini’nin OpenAI gibi rakiplere karşı başarılı olabilmesi, teknolojik gelişimi kadar şirketin rekabet ve düzenlemelere karşı dayanıklılığını artırma becerisine de bağlı olacak gibi görünüyor. 2025 yılı, Google için yapay zeka stratejilerinin test edileceği ve bu teknolojilerin şirketin gelecekteki başarısında belirleyici bir rol oynayacağı kritik bir döneme işaret ediyor.

ABD Hazine Bakanlığı, Çin kaynaklı siber saldırıların hedefi oldu!

Bakanlık, saldırının ciddi bir siber güvenlik ihlali olduğunu ve bazı çalışan bilgisayarlarına uzaktan erişim sağlandığını açıkladı.

ABD Hazine Bakanlığı, 8 Aralık’ta BeyondTrust adlı bir siber güvenlik şirketinden gelen bildirimle, bir teknik destek anahtarının ele geçirildiğini öğrendi. Bu anahtar, Hazine çalışanlarına uzaktan erişim sağlamak için kullanılıyordu. BeyondTrust saldırıyı doğrularken, anahtarın nasıl ele geçirildiğine dair detayları paylaşmadı.

Saldırganların, bakanlık çalışanlarının bilgisayarlarına ve bu bilgisayarlarda bulunan sınıflandırılmamış belgelere eriştiği belirtildi. Ancak, 30 Aralık itibarıyla tehdit aktörlerinin Hazine verilerine devam eden bir erişimi olduğuna dair bir kanıt bulunmadığı ifade edildi.

Çin iddiaları ve tepkiler

Hazine Bakanlığı, saldırıyı “gelişmiş kalıcı tehdit” (APT) gruplarından birine dayandırdı ve bu grubun Çin hükümeti tarafından desteklendiğini açıkladı. Ancak saldırıyı gerçekleştiren grubun ismi açıklanmadı.

Washington’daki Çin Büyükelçiliği sözcüsü Liu Pengyu, ABD’nin bu iddialarını reddederek olayla ilgili somut bir kanıt sunulmadığını söyledi.

Hazine Bakanlığı’nın önlemleri

Hazine sözcüsü Michael Gwin, saldırının ardından ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA) ile birlikte çalışıldığını ve sistemlerin güvenliğinin artırıldığını belirtti. Ayrıca, bakanlığın son dört yılda siber savunmalarını önemli ölçüde güçlendirdiği vurgulandı.

Gwin, “Hazine Bakanlığı, sistemlerine ve verilerine yönelik her türlü tehdidi ciddiyetle ele almaktadır. Hem kamu hem de özel sektör ortaklarımızla çalışmaya devam ederek finansal sistemimizi koruyacağız.” dedi.

Siber güvenlik yazılımları

Çin destekli siber saldırıların artışı

Bu saldırı, son aylarda Çin bağlantılı grupların ABD hükümetine yönelik siber saldırılarına bir yenisini ekledi. Daha önce, “Salt Tycoon” adlı bir grubun, ABD hükümet yetkililerinin özel iletişimlerine erişim sağlamak amacıyla telekomünikasyon şirketleri ve internet devlerine saldırdığı bildirilmişti.

Bu tür saldırılar, ABD ve Çin arasındaki dijital güvenlik gerilimlerini daha da artırıyor. ABD hükümeti, siber tehditlere karşı daha geniş kapsamlı önlemler almayı planladığını belirtiyor.

Consumer Reports güvenilir araçlar raporunda sürpriz yaptı

0

Consumer Reports’un 2024 marka güvenilirlik raporu yayımlandı. Ankete göre, ilk beşi oluşturan markalar geçen yılla aynı kaldı. Ancak şimdi 1 numaralı noktayı elinde tutan Subaru, en güvenilir otomobil markası oldu.

Consumer Reports güvenilir araçlar raporu

Toyota ve alt markası Lexus artık güvenilirlik söz konusu olduğunda en iyi markalar değil. Bulgular, kar amacı gütmeyen araştırma, test ve savunuculuk kuruluşunun 2000 ile 2025 yılları arasında satılan 300.000’den fazla otomobil, kamyon ve SUV’a ilişkin istatistiklerine dayanmaktadır.

Bu güvenilirlik raporundaki toplam puan, sahip memnuniyeti, güvenlik derecesi, beklenen güvenilirlik ve yol testi sonuçları dahil olmak üzere çeşitli kriterlerin sonuçlarının ortalaması alınarak belirlenir. Bu güvenilirlik sıralamaları ayrıca tüketicileri bir otomobil bayisinden ayrıldıktan hemen sonra veya uzun süre sonra etkileyen sorunları ve zayıf noktaları da değerlendirir. Consumer Reports güvenilir araçlar raporunda önemli bir değişikliğe gitmiş oldu.

Lincoln, Alfa Romeo, Dodge ve Land Rover gibi markaların hiçbir modelinin listede yer almadığını belirtmekte fayda var. Bunun nedeni, yalnızca mevcut modellerinden en az ikisi için “yeterli veriye” sahip olan şirketleri dikkate almasıdır. Dolayısıyla, Fiat, Jaguar, Lucid, Maserati, Polestar ve Ram gibi şirketler de bu raporda yer almıyor. Peki, Subaru’yu bu kadar güvenilir yapan şey neydi? Yeni teknolojinin entegrasyonu mu yoksa otomobil tasarımlarındaki ilerleme mi? Aslında bunların hiçbiri değil – cevap tam tersi. Consumer Reports’un otomobil veri analitiği programının başkanı Steven Elek’e göre, yeni sorunların ortaya çıkma olasılığı düştü çünkü birçok Subaru aracı parçalarının çoğunu birkaç model yılına taşıyor.

Bu bulguda, otomobil güvenilirliği, önceki 12 ay boyunca kişisel otomobil sorunlarıyla ilgili üye anket yanıtları kullanılarak değerlendirildi. Çalışmaya, boya ve döşeme sorunları gibi küçük tahrişlerden motor veya vites kutusu sorunları gibi daha ciddi zorluklara kadar uzanan yirmi olası “sorun alanı” dahil edildi.

Samsung, 181 milyon dolarlık alımla Güney Koreli robotik devinin en büyük ortağı oldu!

Geçmişte, şirkette %14,7 oranında hisseye sahip olan Samsung, bu yeni hamleyle robotik alanındaki yatırımlarını hızlandırmayı hedefliyor.

Şirket, bu yatırımla robotik departmanını güçlendirmeyi ve insansı robotların geliştirilmesini hızlandırmayı planlıyor. Rainbow Robotics, Samsung bünyesine bir yan kuruluş olarak dahil edilecek ve anlaşmanın 2025 yılı Şubat ayında tamamlanması bekleniyor.

Şirket ayrıca, doğrudan CEO’ya rapor vermek üzere bir ofis (Future Robotics Office) kuracağını da açıkladı.

Rainbow Robotics, KAIST (Kore İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü) bünyesindeki araştırmacılar tarafından 2011 yılında kuruldu. Şirket, üretim ve lojistik sektörlerinde kullanılan çift kollu mobil manipülatörler ve otonom mobil robotlar geliştirme konusunda uzmanlaşmış durumda.

86 çalışanı bulunan Rainbow Robotics, Samsung’un küresel ağı sayesinde yurt dışı pazarlara açılmayı hedefliyor.

Yeni dönemde liderlik

Rainbow Robotics’in kurucusu ve KAIST onursal profesörü Dr. Jun-ho Oh, bu süreçte şirkette kalmaya devam edecek.

Oh, Samsung’un yeni ofisini yönetecek ve danışmanlık yaparak insansı robotların geliştirilmesine katkıda bulunacak.

Samsung’un küresel rekabette öne çıkma yarışı

Samsung’un bu yatırımı, teknoloji devlerinin insansı robot geliştirme yarışına katıldığını bir kez daha gösteriyor.

Microsoft ve OpenAI, kendi teknolojilerini kullanarak insansı robot projeleri üzerinde çalışırken, Tesla bu yıl Optimus adlı robotunu tanıtmıştı. Nvidia ise 2025’te humanoid robotlar için yeni bir kompakt bilgisayar serisi olan Jetson Thor’u piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

Samsung, 2022’de yapay zeka, 5G ve otomotiv elektroniğiyle birlikte robotik teknolojileri geleceğin temel alanlarından biri olarak belirlemişti.

Bu yatırım, şirketin bu stratejik hedef doğrultusunda attığı büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. Samsung’un, Rainbow Robotics ile iş birliği sayesinde bu alanda önemli yeniliklere imza atması bekleniyor.

Blockchain Haydudu 2 Yıl Sonra Yeniden Ortaya Çıktı!

Kripto para dünyasında ‘Blockchain Haydudu’ olarak bilinen ünlü hacker, iki yıllık sessizliğin ardından yeniden sahneye çıktı. 2016 yılında zayıf özel anahtarları hedef alarak 172 milyon dolar değerinde Ether çalan bu hacker, uzun süre boyunca izini kaybettirmişti. Ancak son günlerde, çalınan tüm Ether varlıklarını hareket ettirerek kripto topluluğunda büyük bir yankı uyandırdı.

‘Blockchain Haydudu’, 2016 yılında Ethereum ağındaki zayıf özel anahtarları hedef alarak büyük miktarda Ether ele geçirmişti. Bu saldırı, kripto dünyasında büyük bir şok etkisi yaratmış ve güvenlik açıklarına dikkat çekmişti. O dönemde, birçok kullanıcı yetersiz güvenlik önlemleri nedeniyle varlıklarını kaybetmişti.

Çalınan Ether’leri farklı cüzdanlara transfer ederek izini kaybettirmeye çalışıyor

İki yıl boyunca hareketsiz kalan bu varlıklar, son günlerde yeniden hareket etmeye başladı. Hacker, çalınan Ether’leri farklı cüzdanlara transfer ederek izini kaybettirmeye çalışıyor. Bu durum, kripto para takipçileri ve güvenlik uzmanları arasında büyük bir merak ve endişe uyandırdı.

Kripto para dünyasında, varlıkların uzun süre hareketsiz kalması ve ardından ani hareketler sergilemesi, genellikle dikkat çeker. Bu tür hareketler, varlıkların sahibinin kimliği ve niyetleri hakkında spekülasyonlara yol açar. ‘Blockchain Haydudu’nun’ yeniden ortaya çıkışı, kripto topluluğunda güvenlik konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Uzmanlar, bu tür olayların kripto para kullanıcıları için önemli dersler içerdiğini belirtiyor. Özellikle özel anahtarların güvenliği ve güçlü şifreleme yöntemlerinin kullanılması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Ayrıca, kullanıcıların cüzdanlarını düzenli olarak kontrol etmeleri ve şüpheli hareketleri izlemeleri öneriliyor.

Kripto para borsaları ve platformlar alarmda!

‘Blockchain Haydudu’nun’ yeniden ortaya çıkışı, kripto para borsaları ve platformları için de bir uyarı niteliğinde. Güvenlik protokollerinin sürekli olarak güncellenmesi ve kullanıcıların bilinçlendirilmesi, bu tür saldırıların önlenmesinde kritik bir rol oynuyor. Ayrıca, düzenleyici kurumların da kripto para ekosistemindeki güvenliği artırmak için daha sıkı önlemler alması gerektiği vurgulanıyor.

Bu olay, kripto para dünyasında güvenliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Kullanıcıların ve platformların, varlıklarını korumak için en güncel güvenlik önlemlerini almaları gerekiyor. Aksi takdirde, ‘Blockchain Haydudu’ gibi kötü niyetli aktörler, zayıf noktaları hedef alarak büyük kayıplara neden olabilir.

Blockchain Haydudu’nun iki yıl aradan sonra yeniden ortaya çıkışı, kripto para dünyasında güvenlik konusundaki farkındalığı artırdı. Kullanıcıların ve platformların, güvenlik önlemlerini gözden geçirmeleri ve gerekli adımları atmaları, gelecekteki olası saldırıların önlenmesi açısından büyük önem taşıyor.

Yeni yıla iki müjde: Türkiye’nin OSB sayısı 366’ya ulaştı

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 2024’ün son gününde Diyarbakır ve Trabzon’da iki yeni organize sanayi bölgesinin (OSB) açıldığını duyurdu. Diyarbakır Silvan Gıda ve Tarımsal Sanayi İhtisas OSB ile Trabzon Araklı Hazır Giyim/Tekstil İhtisas OSB’nin açılmasıyla Türkiye’nin OSB sayısı 366’ya ulaştı.

Yaklaşık 3 milyon metrekare büyüklüğünde planlı sanayi alanı oluşturulan bu yeni bölgeler, yerel üretimi artırmak ve ekonomik kalkınmayı desteklemek amacıyla tasarlandı. Bakan Kacır, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, yeni OSB’lerin Türkiye’nin üretim gücüne katkı sağlayacağını ifade etti.

“Türkiye’nin üretim gücüne güç katacak adımları atmaya, yılın son gününde de devam ediyoruz. Yeni OSB’lerimizle toplam OSB sayımızı 366’ya yükselttik. Edirne’den Diyarbakır’a, Trabzon’dan Antalya’ya topyekün kalkınmayla ülkemizi zirveye taşımakta kararlıyız.” açıklamasında bulundu.

Diyarbakır Silvan Gıda ve Tarımsal Sanayi İhtisas OSB, tarım ve gıda sektörüne yönelik üretim alanları sunarken, Trabzon Araklı Hazır Giyim/Tekstil İhtisas OSB, tekstil ve hazır giyim sektöründe üretim kapasitesini artıracak. Bu yeni sanayi bölgeleri, bulundukları illerde istihdamı artırma ve yerel ekonomiyi güçlendirme hedefiyle kuruldu.

Türkiye’nin 366 organize sanayi bölgesine ulaşması, sanayinin planlı bir şekilde büyümesini ve ulusal kalkınmanın sürdürülebilirliğini destekliyor. Yeni OSB’ler, Türkiye’nin sanayi altyapısını genişleterek üretim kapasitesini ve ihracat potansiyelini artırma hedefleri doğrultusunda hayata geçirildi.

GEN Academy’de yapay zeka rüzgarı

Dijital pazarlama, influencer marketing ve girişimcilik alanlarında yeni nesil yetenekleri sektöre kazandırmayı hedefleyen GEN Academy (Generation Empower Network), ilham verici bir etkinliğe daha ev sahipliği yaptı. “Dijital Pazarlama, Influencer Marketing ve Girişimcilik” sınıfı kapsamında ağırladığı yenilikçi influencer Beyza Doğuç, yapay zeka teknolojileriyle içerik üretiminde çığır açan deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Teknolojiyi yaratıcı süreçlere entegre ederek farklı bir bakış açısı sunan Doğuç, özellikle sosyal medyada yapay zeka kullanımının hem içerik üreticileri hem de markalar için nasıl fırsatlar sunduğunu örneklerle aktardı. Şarkı sözü yazımından müzik bestelemeye, görsel içerik tasarımından influencer marketing alanındaki yeniliklere kadar birçok başlıkta zengin bir içerik sundu.

İlham veren bir sunum

Beyza Doğuç, yapay zekayı içerik üretim süreçlerine entegre ederek Instagram’da geniş bir kitleye ulaşmayı başaran öncü isimlerden biri. Oturumunda, yapay zeka destekli şarkı sözü yazımı ve müzik besteleme süreçleri gibi yaratıcı uygulamalarını, pratik örnekler ve gerçek deneyimlerle anlattı. Katılımcılar, yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda bu yenilikçi araçları nasıl stratejik bir şekilde kullanabileceklerine dair önemli ipuçları elde etti.

Ayrıca, görsel içerik üretiminde yapay zekanın sunduğu hız ve kalite avantajlarına dikkat çeken Doğuç, bu teknolojinin yalnızca sanat değil, markalaşma ve pazarlama alanlarında da nasıl kullanılabileceğini vurguladı. Özellikle influencer marketing dünyasında yapay zekanın yarattığı fırsatları ele alırken, bireysel yaratıcıların bu araçlarla rekabet avantajı sağlayabileceğini belirtti.

Yaratıcılığın ve teknolojinin kesişim noktası

Doğuç’un sunumu, yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı kalmadı; aynı zamanda katılımcılara ilham veren bir deneyim sundu. Yaratıcı içerik üretiminde teknolojinin rolünü vurgulayan Doğuç, yapay zekanın sanatsal ve ticari süreçlerde nasıl fark yarattığını uygulamalı olarak gösterdi. Etkinlik sonunda katılımcılar, kendi projelerinde bu teknolojileri nasıl kullanabileceklerine dair net bir vizyon kazandı.

GEN Academy: Geleceği şekillendiren bir platform

GEN Academy, kariyer alanında öncü markaları yeni yeteneklerle buluşturmayı ve nesiller arası deneyim aktarımını desteklemeyi amaçlayan bir platform olarak, gençlere sektörün profesyonelleriyle bir araya gelme fırsatı sunuyor. “Başarı, deneyim GEN’imizde var!” mottosuyla hareket eden GEN Academy, eğitimden seminerlere, networking etkinliklerinden mentorluk fırsatlarına kadar birçok alanda katılımcılarına değer katıyor.

GEN Academy’nin eğitim programları hakkında detaylı bilgi almak ve başvuru yapmak için: www.genacademy.co

Beyza Doğuç: Teknolojiyi yaratıcılıkla buluşturan influencer

Yapay zekayı içerik üretiminde yaratıcı bir araç olarak kullanma konusunda öncü bir isim olan Beyza Doğuç, Instagram’daki yenilikçi projeleriyle dikkat çekiyor. Yapay zeka ile şarkılar oluşturarak geniş bir kitleye ulaşan Doğuç, teknoloji ve sanatın kesişiminde yer alan çalışmalarıyla takipçilerine ilham veriyor. GEN Academy’deki sunumuyla, yapay zekanın yalnızca bir araç değil, aynı zamanda yaratıcılığı yeniden tanımlayan bir güç olduğunu ortaya koydu.

Yapay zekalı dijital işçiler geliyor!

0

Giderek artan bir şekilde, yapay zeka temsilcilerin yeni “dijital çalışanlar” olduğunu duyuyoruz. Bu, robotik süreç otomasyonu gibi alanlarda temsilciler veya üretken yapay zekanın ana akıma girmesinden önce ortaya çıkan bir kavram. Dijital çalışanlar disiplin ve itaate hizmet etmek için tasarlanmıştır, ancak tıpkı insan çalışanlar gibi, onların da tuhaflıkları vardır.

Yapay zeka temsilcileri ile yeni iş dünyası

Son zamanlarda dijital bir iş gücüne doğru hareket büyük sıçramalar yapıyor. Yakın zamanda Salesforce’un işletmeler için dijital bir iş platformu olan Agentforce 2.0’ı duyurmasıyla işaretlendi. Platform, “önceden oluşturulmuş becerilerden oluşan yeni bir kütüphane kullanılarak bir araya getirilen ve herhangi bir sistem veya iş akışında eylemde bulunabilen, herhangi bir departman için AI temsilcileri aracılığıyla sınırsız bir iş gücü” sağlıyor. Salesforce’tan yapılan bir açıklamaya göre, platform ayrıca RPA’nın çok ötesine geçerek “karmaşık, çok adımlı sorulara yanıt olarak kesin yanıtlar sunmak ve eylemleri düzenlemek için gelişmiş akıl yürütme ve veri alma” özelliğine sahip. Temsilciler Slack’te bile etkileşime giriyor. Satıcı, büyük kuruluşların ekiplerini dijital işgücüyle desteklemek için platformu kullandığını ekledi.

Yetenek kıt ve eğitilmesi pahalı olduğundan, kuruluşlar müşteri etkileşimlerine yardımcı olmak ve iş akışı birikimleriyle başa çıkmak için yapay zekaya yöneliyor. Salesforce Ancak artık “genel yanıtlar sağlayan yetersiz çözümler” karşılayamıyor dedi. Açıklamada: “Yardımcı pilotlar gibi mevcut çözümler, iş başvurusunda kişiselleştirilmiş rehberlik gibi karmaşık taleplere doğru, güvenilir yanıtlar sağlamakta zorlanıyor. Ürün önerileriyle bir müşteri adayını beslemek gibi kendi başlarına harekete geçemiyorlar” ifadeleri yer aldı.

Otonom dijital çalışanlar artık bu tür işleri birçok düzeyde gerçekleştirebilir, sektör liderleri hemfikir. Motorola Solutions’da AI şeffaflığı ve eğitimi direktörü olan Chris Bennett: “Nitelikli yenilikçilerin, hızla dağıtılabilen bulut araçlarının, müşteri farkındalığının ve yönetici desteğinin bir araya gelmesi, 2025’te aracı AI’nın gelişmesi için ideal bir ortam yarattı” dedi.

EduTalks etkinliği 6 Ocak’ta Marmara Üniversitesi’nde!

Bütünleşik Pazarlama Mecrası Branding Türkiye ve Deneyimsel Pazarlama Ajansı 1Fikir1Marka işbirliğiyle düzenlenen EduTalks etkinlik serisinin dördüncüsü, 6 Ocak 2025 tarihinde Marmara Üniversitesi İletâşim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nde gerçekleştirilecek.

Etkinlik, üniversite öğrencilerini, sektör profesyonelleri, uzmanlar ve yöneticilerle bir araya getirmeyi amaçlıyor. Üniversite Buluşmaları temasıyla hayata geçirilen etkinlik, bütünleşik pazarlama, marka yönetimi, girişimcilik ve dijital dönüşüm gibi çeşitli alanlarda katılımcılara ilham vermeyi hedefliyor.


EduTalks Programı

Tarih ve Saat: 6 Ocak 2025, 11.00 – 14.00
Mekan: Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü
Salon: İletâşim Fakültesi Konferans Salonu
Adres: Göztepe, Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü, 34722 Kadıköy/İstanbul

Etkinlik kapsamında konferanslar, paneller, bir girişim sunumu ve serbest networking oturumları yer alacak.

Konferans ve panel konuşmacıları

  • Mürsel Ferhat Sağlam (Branding Türkiye – Founder)
  • Ercan Ulusoy (1Fikir1Marka – Founder)
  • Prof. Dr. Ebru Özgen (Marmara Üniversitesi İletâşim Fakültesi Bölüm Başkanı)
  • Eymen Namazcı (Find & Study – Kurucu)
  • Alpaslan İlhami Motur (Turadent – Genel Müdür)
  • Dr. Özgenur Reyhan Güler (Akademisyen)
  • Zübeyde Ağsakallı (Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi – İş Geliştirme Uzmanı)
  • Yağız Türkoğlu (Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi – Görsel Tasarım Uzmanı)
  • Mert Güler (TekneVia – Kurucu)

Girişim sunumu

Etkinlikte, Türkiye’nin ilk anında rezervasyon yapılabilen tekne kiralama platformu olan Teknevia’nın CEO’su Mert Güler, girişimcilik hikayesini ve TekneVia’nın gelecek vizyonunu üniversitelilerle paylaşacak.


Kimler katılabilir?

Etkinlik, üniversite öğrencilerine ve girişimcilere açık olarak ücretsiz bir şekilde düzenlenecektir.

Katılımcı profili şu şekilde:

  • İletâşim Fakültesi, İİBF, İşletme Fakültesi, Mühendislik Fakültesi gibi bölümlerden lisans ve lisansüstü öğrenciler.
  • Marka yönetimi, iletişim, dijital pazarlama, girişimcilik ve yapay zeka gibi alanlara ilgi duyan bireyler.

Destekleyen kurumlar

Etkinlik, Marmara Üniversitesi ev sahipliğinde ve aşağıdaki paydaşların desteğiyle gerçekleştirilecektir:

  • Branding Türkiye ve 1Fikir1Marka (Organizasyon)
  • YouthSide, Turadent, Mornin Coffee, Reis Gıda, Find & Study, Marmara Üniversitesi Mezunlar Derneği (MÜMDER), TekneVia, Goog Digital, KIPS Türkiye ve diğer stratejik iş ortakları.
  • Medya partnerleri: TechInside, ÖğrenciKariyeri, Medya Takip Merkezi, Startup Gazetesi ve daha fazlası.
  • KAYIT: Katılım sınırlı kontenjanla ücretsizdir ve kayıt zorunludur.
  • Detaylar: Marmara Üniversitesi’nin resmi web sitesinden ulaşım bilgilerini inceleyebilirsiniz.

Etkinliğe dair sorularınız için iletişim: [email protected]