SEC, SolarWinds ihlalleri ile ilgili dört şirkete 7 milyon dolar ceza verdi!

SEC, SolarWinds veri ihlaliyle ilgili cezalandırdığı şirketlerin veri ihlalinin boyutlarını küçümsediğini ve yatırımcıları yanıltıcı açıklamalar yaptığını belirtti.

Check Point, 995 bin dolar, Mimecast 990 bin dolar, Unisys 4 milyon dolar ve Avaya 1 milyon dolar para cezası ödeyecek. SEC, her şirketin ihlallerin zararlarını küçümsediğini ve bunun yatırımcılara doğru bilgi vermemek anlamına geldiğini söyledi.

SEC’nin Yaptırım Bölümü Direktör Vekili Sanjay Wadhwa, yaptığı açıklamada, siber saldırıya uğrayan şirketlerin yatırımcılarına yanıltıcı bilgiler vererek onları mağdur etmemeleri gerektiğini vurguladı.

Wadhwa, “SEC’in bulguları, bu olaylarda şirketlerin ilgili olaylarla ilgili yanıltıcı açıklamalar yaptığını ve yatırımcıları olayların gerçek boyutundan habersiz bıraktığını ortaya koydu.” dedi.

Şirketlerin ihlal sırasındaki yanlış bilgilendirmeleri farklı şekillerde oldu. Avaya, bilgisayar korsanlarının “sınırlı sayıda” e-postaya eriştiğini söyledi, ancak korsanların “bulut dosya paylaşım ortamında en az 145 dosyaya” eriştiğinden bahsetmedi. Check Point ise siber saldırıları ve riskleri “genel terimlerle” açıkladı. Mimecast, korsanların çaldığı kod ve şifrelenmiş kimlik bilgileri hakkında eksik bilgi verdi. Unisys ise iki SolarWinds ile ilgili ihlal yaşamasına rağmen siber güvenlik risklerini “varsayımsal” olarak tanımladı.

SEC, bu şirketlerin yapılan soruşturmada işbirliği yaptığını ve belirtilen suçlamalarla ilgili gelecekteki ihlallerden kaçınma taahhüdünde bulunduklarını belirtti. Şirketler, bulgular hakkında ne kabul etti ne de reddetti, ancak cezaları ödemeyi kabul etti.

Şirket sözcüleri, SEC ile işbirliği yaptıklarını belirtti. Avaya’nın sözcüsü, şirketin siber güvenlik kontrollerini geliştirmek için adımlar attığını, Check Point ise olayda müşteri verilerine erişilmediğini ifade etti. Mimecast ise müşterilerine şeffaf davrandığını ve sorumluluklarını yerine getirdiğini söyledi. Unisys ise konu hakkında yorum yapmadı ve SEC ile yapılan anlaşmanın bir parçası olarak 8-K belgesini yayımladığını belirtti.

Son yıllarda SEC, halka açık şirketlere veri ihlallerini bildirme ve bu ihlallerin etkilerini şeffaf bir şekilde açıklama konusunda daha katı kurallar getirmiştir.

Roket parçası basabilen 90 tonluk 3D yazıcı geliştirildi!

0

Uzay yolculuklarını daha ulaşılabilir kılma hedefiyle çalışan Rocket Lab, roket üretim yöntemlerinde devrim yaratacak bir adım attı. Şirket, Maryland’deki tesisinde devasa boyutlarda, 90 ton ağırlığında bir 3D yazıcıyı faaliyete geçirdi. Bu olağanüstü makine, roketlerin karmaşık karbon kompozit parçalarını inanılmaz bir hız ve hassasiyetle üretebiliyor.

Roket parçası basabilen 90 tonluk 3D yazıcı tasarlandı

Electroimpact tarafından geliştirilen ve Otomatik Fiber Yerleştirme (AFP) teknolojisi kullanan bu 12 metrelik robotik dev, karbon fiber katmanlarını dakikada 100 metreye varan şaşırtıcı bir hızla yerleştirebiliyor. Bu sayede, Rocket Lab’ın yeni nesil roketi Neutron’un önemli parçaları, örseğin 28 metrelik ara bağlantı parçası, 7 metrelik birinci kademe tankı ve 5 metrelik ikinci kademe tankı gibi büyük ve karmaşık yapılar hızla üretilebilecek.

Roket parçası basabilen 90 tonluk 3D yazıcı tasarlandı.
Roket parçası basabilen 90 tonluk 3D yazıcı tasarlandı.

Bu devrim niteliğindeki 3D yazıcı, Neutron roketinin karbon kompozit malzemeden üretilen tüm büyük parçalarını tek başına üretebilecek kapasitede. Dahası, makineye entegre edilen kalite kontrol sistemi sayesinde üretim sırasında oluşabilecek hatalar anında tespit edilebiliyor ve hatasız üretim sağlanıyor. Bu da üretim sürecinin verimliliğini ve hızını daha da artırıyor.

Geleneksel yöntemlerle üretilen büyük kompozit roket parçaları, haftalarca sürecebilen, özen ve hassasiyet gerektiren zahmetli bir el işçiliği gerektiriyordu. Rocket Lab’ın yeni 3D yazıcısı ise bu süreyi inanılmaz bir şekilde kısaltarak tek bir güne kadar indiriyor. Şirket, bu sayede üretim sürecinde 150.000 saatten fazla bir zaman tasarrufu sağlamayı hedefliyor. Bu da hem maliyetleri düşürecek hem de roket üretim hızını artırarak daha fazla fırlatma gerçekleştirme imkanı sunacak.

Rocket Lab, Neutron roketinin tasarımında karbon kompoziti tercih ederek önemli bir avantaj elde etti. Hafif ve aynı zamanda son derece dayanıklı bir malzeme olan karbon kompozit, uzay görevi için oldukça ideal. Bu malzemenin üretiminin AFP makineleriyle otomatikleştirilmesi, Rocket Lab’ın fırlatma sıklığını artırmasına ve maliyetleri düşürmesine olanak tanıyacak. Bu da uzay keşifleri ve ticari uydu fırlatmaları için yeni bir dönem başlatabilir. Rocket Lab, bu yeni teknoloji ile üretilen ilk Neutron roketini 2025 yılında fırlatmayı planlıyor.

Türkiye, yenilenebilir enerjide 2025 tahminlerini belirledi!

Türkiye, enerji geleceğini yeşil enerjiye çevirmeye kararlı adımlarla ilerliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçe teklifi, bu kararlılığı net bir şekilde ortaya koyuyor. Ülkemiz, 2025 yılında yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ettiği elektriği %47,8 gibi iddialı bir orana çıkarmayı hedefliyor. Güneş, rüzgar, jeotermal ve hidroelektrik gibi doğal kaynakların gücünden daha fazla yararlanma hedefi, bu dönüşümün temelini oluşturuyor.

Türkiye, yenilenebilir enerjide 2025 tahminlerini ortaya koydu

Hedeflere ulaşmak için planlar oldukça detaylı. 2025 yılına gelindiğinde, güneş enerjisi santrallerinin kurulu gücünün 22.600 megavata, rüzgar enerjisi santrallerinin ise 14.800 megavata ulaşması bekleniyor. Hidroelektrik santrallerinde 32.395 megavat, jeotermal enerji santrallerinde ise 4.487 megavatlık bir kurulu güç hedefleniyor. Tüm bu gelişmelerle birlikte, 2025 yılında yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu gücünün 74 GW’ı aşması öngörülüyor.

Bu hedefler ışığında, Türkiye’nin enerji haritası hızla yeniden şekilleniyor. Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) verilerine göre, 2023 yılında yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payı %42,7 seviyesindeydi. Bu oranın 2024 sonunda %45’e, 2025 sonunda ise %47,8’e yükselmesi hedefleniyor.

Doğal gaza olan bağımlılığı azaltmak da bu dönüşümün önemli bir parçası. Yenilenebilir enerji yatırımları artarken, doğal gazın elektrik üretimindeki payının kademeli olarak azaltılması planlanıyor. 2023 yılında %21,4 olan doğal gazın payının, 2025 yılında %18,9’a düşürülmesi hedefleniyor.

Türkiye, sadece bugünü değil geleceği de düşünerek 2035 yılı için de iddialı hedefler belirledi. Bu hedefler arasında, rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücünü 120 GW’a çıkarmak da yer alıyor. Yatırım sürecinde olan projelerin toplam kapasitesi ise 70 GW civarında.

Tüm bu hedeflere ulaşmak için önemli kaynaklar ayrılıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesinin 45,3 milyar TL (1,33 milyar $) olması bekleniyor. Türkiye, hem enerjide dışa bağımlılığını azaltmak hem de daha temiz bir çevre için yenilenebilir enerjiye güçlü bir şekilde yatırım yapmaya devam ediyor.

Apple ve Goldman Sachs’a Milyon Dolarlık Ceza!

0

Apple ve finans devi Goldman Sachs, ABD Tüketici Finansal Koruma Bürosu’nun (CFPB) kestiği 89 milyon dolarlık bir ceza ile gündemde. CFPB, Apple Card kullanıcılarının şikayetlerini çözme konusunda başarısız olan iki şirketin, tüketici haklarını ihlal ettiğini belirtti.

Apple Card kullanıcıları, hatalı görülen harcamalar ve kredi kartı işlemlerine itiraz etmelerine rağmen sorunlarının uzun süre çözülmediğini iddia etti. Bu durumu ciddiye alan CFPB, Apple ve Goldman Sachs’ın müşterilerine karşı yükümlülüklerini yerine getirmediğini açıkladı.

Tüketici haklarını ihmal eden, sonuçlarına katlanacak

CFPB Direktörü Rohit Chopra, yaptığı açıklamada, tüketici haklarını ihmal eden her şirketin sonuçlarına katlanması gerektiğini vurguladı. Ceza, Apple ve Goldman Sachs’ın finansal hizmetlerde yaşadığı zorlukları gözler önüne serdi. Özellikle Apple’ın teknoloji dünyasındaki gücü, finansal sektörde aynı başarıyı göstermedi.

Goldman Sachs, bankacılık sektöründeki deneyimine rağmen Apple Card gibi yenilikçi projelerde beklentileri karşılamaktan uzak kaldı. Apple ve Goldman Sachs’ın oluşturduğu bu sistemde, kredi anlaşmazlıklarıyla başa çıkmada önemli eksiklikler bulunduğu ortaya çıktı. Bu eksiklikler, kullanıcıların güvenini sarstı ve büyük çaplı şikayetlere yol açtı.

Bu gelişmeler ışığında, hem Apple hem de Goldman Sachs’ın finansal hizmetlerde güvenlik ve şeffaflık konularında köklü değişiklikler yapması bekleniyor. CFPB’nin müdahalesi, finansal hizmetlere adım atan teknoloji şirketleri için uyarı niteliğinde. Apple’ın finansal sektördeki geleceği, bu tür skandalların gölgesinde şekillenecek gibi görünüyor.

Apple ve Goldman Sachs henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak, milyonlarca dolarlık ceza sonrası her iki şirketin de süreçlerini gözden geçirmesi gerektiği ortada. Tüketiciler artık daha fazla şeffaflık ve sorumluluk bekliyor.

Türkiye, 2035 yenilenebilir enerji hedeflerini büyüttü!

Türkiye, enerji geleceğini şekillendirirken rotayı daha da fazla yenilenebilir enerjiye çevirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Enerji Dönüşümü Yenilenebilir Enerji 2035” toplantısında gelecek hedeflerini açıkladı ve iddialı bir yaklaşım sergiledi.

Türkiye, 2035 yenilenebilir enerji hedeflerini yükseltti

Bayraktar, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesini artırma konusunda kararlı olduğunu vurgulayarak, 2035 yılına kadar rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücü hedefini 82 GW’tan 120 GW’a yükselttiklerini duyurdu. Bu, mevcut 30 GW’lık kapasitenin dört katına çıkarılması anlamına geliyor. Yatırımcılar için de önemli bir detay paylaşan Bayraktar, her yıl en az 2 bin megavatlık YEKA tahsisi yapılacağını belirtti.

Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltma hedefini bir kez daha vurguladı. 2023’te 96,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen enerji ithalatı faturasının ağırlığına dikkat çeken Bayraktar, yerli ve yenilenebilir kaynakların önemini vurguladı. Türkiye’nin, enerji ithalatı problemini çözerek çok daha güçlü bir ekonomiye kavuşabileceğini söyledi.

Bu hedeflere ulaşmak için ciddi bir yatırım planı da devrede. 2035 enerji yol haritası kapsamında 80 milyar dolarlık bir yatırım öngörülüyor. Bakan Bayraktar, yatırım sürecindeki projelerin yaklaşık 70 GW’lık bir kapasiteye ulaştığını ve bu süreçlerin hızlandırılması gerektiğini belirtti.

Türkiye, enerji dönüşümünde önemli adımlar atarken, bir yandan da mevcut kaynaklarını verimli bir şekilde değerlendirmeye devam ediyor. Sakarya Gaz Sahası’nda 2025’in ilk çeyreğinde başlaması planlanan üretimle günlük 9,1 milyon metreküp doğal gaz elde edilmesi ve 4 milyon hanenin ihtiyacının karşılanması hedefleniyor.

Bakan Alparslan Bayraktar, sadece üretim ve yatırım değil, aynı zamanda enerji sektöründe yapısal reformların da gündemde olduğunu belirtti. Isı kanunu, jeotermal kanunu ve küçük modüler reaktörler için yeni düzenlemelerin yapılacağını söyleyen Bayraktar, EİAŞ, BOTAŞ ve EÜAŞ gibi kamu enerji şirketlerinin de daha esnek ve aktif hale getirileceğini vurguladı.

Tesla, araçlarına Apple Watch üzerinden kontrol seçeneği ekliyor!

Tesla CEO’su Elon Musk, bu yılın başlarında bir Apple Watch uygulamasının gündemde olabileceğini belirtmişti. Şimdi ise Tesla’nın iPhone uygulamasındaki yeni bir güncelleme, bu uygulamanın Apple Watch sürümünün yakında çıkabileceğine dair ilk işaretleri verdi.

MacRumors’un haberine göre, geçen hafta Tesla iPhone uygulaması iOS 18 ile yeni Kontrol Merkezi kontrolleri eklenerek güncellendi ve uygulamada Apple Watch sürümüne yönelik gizli kod referansları bulundu.

Bu kodlar, Apple Watch’un dijital anahtar olarak kullanılabileceğini ve Tesla araçlarının uzaktan kilidini açabileceğini gösteriyor. Üçüncü taraf bir uygulama olan Stats, bu özelliği Apple Watch üzerinden birkaç yıldır sağlıyor, ancak EV devi bu yeni güncellemesi ile bu işlev resmi olarak Apple Watch’lara entegre edilecek.

Apple Watch kontrol tekeri

Apple Watch ile Tesla aracını kilitleme özelliği, iPhone’un şarjı bitmişse ya da kişi telefonunu yanında bulundurmuyorsa bile kullanılabilecek. Ancak 2012-2020 Model S ve 2015-2020 Model X gibi telefon anahtarı desteklemeyen Tesla modelleri, bu yeni özelliği desteklemeyecek gibi görünüyor.

Elektrikli otomobil devinin Apple Watch uygulamasının ne zaman piyasaya çıkacağı henüz net değil, ancak uygulamanın kodlarda ortaya çıkması, lansmanın yakında olabileceğini düşündürüyor. Apple ise dijital araç anahtarı desteğini sürekli genişletiyor.

Yakın zamanda Volvo, Polestar ve Audi araçlarında da bu özellik desteklenecek. Bu markalar, BMW ve Mercedes-Benz gibi halihazırda dijital anahtar desteği sunan üreticilerin arasına katılacak. Gelecekte bu adımları daha geniş bir yelpazede duymamız mümkün.

Intel Core Ultra ve Core 200H/U mobil işlemci serisi sızdırıldı!

Intel, merakla beklenen yeni nesil işlemcilerini tanıtmaya hazırlanırken, Core Ultra serisi ve Core 200H/U mobil işlemci serisi hakkında önemli sızıntılar ortaya çıktı. Şirketin 24 Ekim’de piyasaya süreceği Arrow Lake-S masaüstü işlemcilerinden sonra, daha düşük TDP’ye sahip mobil ve masaüstü işlemcilerin ise 2024’e kadar piyasada yer alması bekleniyor.

Intel Core 200H/U mobil işlemci serisi sızdırıldı

Intel’in, düşük güçlü ve taşınabilir sistemler için geliştirdiği Core Ultra 200H serisi işlemcilerin2024’ün ilk çeyreğinde piyasaya çıkacağı doğrulandı. Bu işlemciler, yeni Arrow Lake mimarisine sahip olacak ve Xe-LPG grafik birimlerini içeren Lion Cove ile Skymont çekirdeklerini birleştirecek.

Öte yandan, Ultra olmayan yani alt modellerin mevcut Raptor Lake işlemcilerin güncellenmiş versiyonları olacağı bildiriliyor. Özellikle, Raptor Lake-H serisinin HX modelleri dışında kalan 14. nesil Core-H serisi henüz resmi olarak duyurulmadı. Ancak sızdırılan bilgilere göre, bu yeni seride 13. nesil Core-H serisinin güncellenmiş sürümleri yer alacak.

7 Yeni model hazırlanıyor

Sızıntılara göre, Intel 200H serisi için 7 farklı model üzerinde çalışıyor. Bu modellerden iki tanesi U serisi olup 15W TDP değerine sahip olacak, diğer modeller ise 45W TDP ile piyasaya sürülecek. Serinin amiral gemisi olan Core 270H14 çekirdek ve 20 iş parçacığı (6 performans çekirdeği + 8 verimlilik çekirdeği) ile dikkat çekiyor. Bu işlemcinin, önceki nesillere kıyasla 400 MHz daha yüksek olan 5.8 GHz’e kadar çıkabilen boost frekansı sunması bekleniyor.

Çıkış tarihi beklentisi

Intel Core Ultra 200H serisinin 2024’ün ilk çeyreğinde piyasada olması beklenirken, Ultra olmayan modellerin çıkış tarihi henüz netleşmiş değil. Ancak bu yeni işlemcilerin de 2024 yılında kullanıcılara sunulması bekleniyor.

Intel’in yeni nesil işlemcileri ile ilgili detaylar gelmeye devam ederken, kullanıcıların bu teknolojik yeniliklere kavuşmak için biraz daha beklemesi gerekecek gibi görünüyor.

Samsung, yarı iletken sektöründe geride mi kaldı?

0

Yarı iletken sektöründe liderlik yarışı kızışıyor. Yapay zeka alanındaki hızlı yükseliş Nvidia’ya büyük avantaj sağlarken, yonga üretim devi TSMC de bu durumdan en kârlı çıkan oyunculardan biri oldu. Öyle ki Samsung, son dönemde yaşadığı durgunluğu bir türlü aşamadı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Samsung, yarı iletken sektöründe geride kalıyor

Her ne kadar ikinci çeyrekte 20.82 milyar dolarlık gelirle TSMC’yi geride bırakarak liderliği ele geçirmiş olsa da, üçüncü çeyrekte aynı başarıyı tekrarlayamadı. Beklentilerin aksine Samsung’un gelirleri artmazken, TSMC ise yüzde 13’lük büyümeyle 23.5 milyar dolarlık gelire ulaşarak liderlik koltuğunu geri aldı.

Samsung, yarı iletken sektöründe geride kalıyor.
Samsung, yarı iletken sektöründe geride kalıyor.

Samsung‘un bu durgunluğunda, yapay zeka trendine yeterince hızlı adapte olamaması ve akıllı telefon pazarındaki durgunluk etkili oldu. Üstelik, yüksek bant genişliğine sahip bellek yongalarının (HBM) üretiminde yaşanan sıkıntılar da Samsung’u olumsuz etkiledi. 7 nanometre ve daha gelişmiş üretim süreçlerinden elde ettiği gelirler 3.62 milyar dolara kadar gerilerken, aynı alanda TSMC yüzde 67’lik büyüme kaydetti. Samsung’un aksine, Nvidia’nın tasarımlarını üretme işini üstlenen TSMC, bu sayede büyük bir avantaj elde etti.

Sonuç olarak yarı iletken sektöründe dengeler yeniden şekilleniyor. Yapay zeka ve yeni nesil teknolojilere uyum sağlama konusunda daha çevik davranan TSMC, rakiplerine karşı önemli bir üstünlük kurmuş gibi görünüyor. Intel ise her iki devin de gerisinde kalarak üçüncülüğe razı oldu.

Almanya, 19 milyar dolarlık hidrojen ağı yatırımı yapıyor!

Almanya, enerji dönüşümünde iddialı bir adım atarak fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltma ve yeşil bir geleceğe geçiş yolunda devasa bir projeyi hayata geçiriyor. Almanya’da enerji piyasasını düzenleyen Federal Ağ Ajansı, 2032 yılına kadar ülke sathını kapsayacak devasa bir hidrojen boru hattı ağı kurulması planına onay verdi. Bu proje, Almanya’nın enerji dönüşümünde köşe taşı olarak görülüyor ve ülkenin yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı bir ekonomi inşa etme hedefinde hidrojene önemli bir rol biçiyor.

Almanya, 19 milyar dolarlık hidrojen ağı yatırımı yapacak

Yaklaşık 19 milyar euroluk devasa maliyetiyle dikkat çeken bu mega proje, büyük ölçüde özel sektör tarafından finanse edilecek. Ancak devlet, projeye olan güveni artırmak ve yatırımcıları teşvik etmek amacıyla sübvansiyonlar sağlayacak ve ağ ücretlerini sınırlandıracak.

Başlangıçta planlanandan 600 kilometre daha kısa tutularak toplamda 9.040 kilometre uzunluğunda inşa edilecek olan hidrojen ağı, tamamlandığında devasa bir enerji taşıma kapasitesine ulaşacak. İletim Sistemi Operatörleri Derneği’nin verilerine göre, bu dev ağ her yıl hidrojen formunda 278 TWh enerji taşıyabilecek. Bu miktar, Almanya’nın mevcut doğal gaz tüketiminin üçte birine denk geliyor ve projenin enerji dönüşümündeki potansiyel etkisini gözler önüne seriyor.

Almanya, uzun vadede hidrojen ihtiyacının yüzde 30 ila 50’sini yerli üretimle karşılamayı hedefliyor. Geri kalan kısmı ise ithalat yoluyla temin edilecek. Ülkenin hidrojen stratejisi doğrultusunda, 2030 yılına kadar 5 GW’lık temiz hidrojen üretim kapasitesi oluşturulması hedefleniyor. 2040 yılına gelindiğinde ise bu kapasitenin iki katına çıkarılarak toplamda 10 GW’a ulaşılması planlanıyor.

Almanya, hidrojen üretimi konusunda da sürdürülebilirlik vurgusunu ön plana çıkarıyor. Çeşitli yollarla ve kaynaklardan elde edilebilen hidrojenin sadece yenilenebilir süreçlerle üretilmesinin çevresel açıdan sürdürülebilir olduğu görüşünü benimseyen Almanya, yeşil hidrojeni önceliklendiriyor.

Yeşil hidrojen teknolojilerinde dünya lideri ve ihracatçısı olma hedefiyle çalışmalarını hızlandıran Almanya, bu alandaki araştırmalara büyük önem veriyor. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası enerji bağımsızlığını güçlendirme hedefiyle harekete geçen Almanya, yeşil hidrojen yatırımlarını daha da hızlandırmış durumda. Almanya’nın bu iddialı girişimi, sadece kendi enerji dönüşümünde değil, aynı zamanda küresel yeşil hidrojen pazarının gelişiminde de önemli bir katalizör görevi görebilir.

ABD, Japonya’nın Çin’e çip üretiminde destek vermesini engellemek istiyor!

0

Temsilciler Meclisi’nin Çin Komünist Partisi üzerine çalışan bir komitesinden iki üye, Japonya’nın Çin’e çip yapım ekipmanları satışını kısıtlamada daha fazla adım atmaması durumunda, Japon şirketlerine karşı harekete geçmekle tehdit etti.

Komitenin Cumhuriyetçi başkanı John Moolenaar ve Demokrat üyesi Raja Krishnamoorthi, Japonya’nın Çin’e yarı iletken üretim ekipmanı satışlarını engelleme konusunda daha fazla adım atması gerektiğini belirtti.

ABD’nin Çin’in yarı iletken alanındaki hırslarını dizginlemek için çok taraflı bir yaklaşımı tercih ettiğini belirten temsilciler, eğer müzakereler başarısız olursa ABD’nin tek taraflı hareket edebileceği birçok aracın bulunduğunu da vurguladı.

Bunlar arasında, Amerikan teknolojisi kullanılarak üretilen herhangi bir çip yapım ekipmanının Çin’e satılmadan önce ABD’den ihracat lisansı alınmasını gerektiren Dış Doğrudan Ürün Kuralı’nın (FDPR) kapsamını genişletme önerisi yer alıyor. Ayrıca, ABD Kongresi’nin, CHIPS Yasası kapsamında finansman sağlanan şirketler veya ülkelere, Çin’e ileri teknoloji yarı iletken üretim ekipmanı sevkiyatı yapmaları halinde kısıtlamalar getirebileceği de belirtiliyor.

Japonya, ABD ve Hollanda ile birlikte, çip üretiminde kullanılan özel ve genellikle pahalı ekipmanların önde gelen üreticilerinden biri. Mektupta, müzakerelerin devam ettiği belirtilirken, Japonya’daki bazı endişeler nedeniyle ilerlemenin yavaşladığına da dikkat çekiliyor. Japonya’nın bu tür ihracatlarının ulusal güvenlik için uzun vadeli bir tehdit oluşturduğu ifade ediliyor, çünkü Pekin’in ABD, Japon ve Hollanda yarı iletken üretim ekipmanlarını kullanarak dünyanın en büyük yarı iletken üretim sanayi üssünü kurmaya çalıştığı iddia ediliyor.

Bu iddialar, Çin’in önümüzdeki on yıl içinde küresel dökümhane kapasitesinin yaklaşık yüzde 50’sini kontrol edebileceği yönündeki tahminlerle destekleniyor. Ayrıca, Çin’in yarı iletken üretim kapasitesini artırarak, yabancı çiplere olan bağımlılığını azaltmayı hedeflediği belirtiliyor. ABD’nin bu alandaki politikalarının ironik bir şekilde Pekin’in kendi üretimini artırma çabalarını hızlandırdığı da ifade ediliyor.

Bu baskılar, Japonya’yı zor bir duruma sokuyor. Japonya, Çin’e yönelik ihracat kısıtlamalarını genişletme konusunda isteksiz davranıyor, çünkü Çin son yıllarda bu ürünler için en büyük küresel pazar haline geldi. Pekin, Tokyo’yu daha fazla kısıtlama yapması durumunda ciddi ekonomik misillemelerle tehdit etti.

Elektrikli araçların menzili 1500 km’ye çıkıyor!

Elektrikli araç dünyasında devrim yaratması beklenen katı hal pil teknolojisi konusunda Çinli otomotiv üreticisi Chery’den önemli bir adım geldi. Katı hal piller üzerine uzun süredir çalışmalar yürüten Chery, bu teknolojiyi 2026 yılında tanıtacağı bir modelde kullanmaya hazırlanıyor. Şirket, 2027 yılında ise katı hal pillerin seri üretimine geçmeyi hedefliyor.

Chery, elektrikli araçların menzilini 1500 km’ye çıkarıyor

Chery, katı hal piller sayesinde elektrikli araçların menzilini önemli ölçüde artırabileceğine inanıyor. Hatta şirket, tek şarjla 1500 kilometreye varan menzillerin mümkün olabileceğini ileri sürüyor. Bu iddia, gerçekleşmesi durumunda elektrikli araç sektöründe ezberleri bozabilecek nitelikte.

Chery, geliştirdiği katı hal pil teknolojisinin geldiği noktayı Küresel İnovasyon Konferansı’nda detaylı olarak anlattı. Şirket, mevcut prototiplerin 400 Wh/kg enerji yoğunluğuna sahip olduğunu, 2025 yılına kadar bu değeri 600 Wh/kg’a çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı. Bu hedefe ulaşmaları halinde, Chery’nin katı hal pilleri, enerji yoğunluğu açısından mevcut lityum-iyon pillere göre önemli bir üstünlük sağlayacak.

Chery, yalnızca katı hal piller ile yetinmeyip, aynı zamanda lityum-iyon pil teknolojisi üzerinde de çalışmalarına devam ediyor. Şirket, yeni kare şekilli lityum demir fosfat ve üçlü lityum bataryaların yanı sıra büyük silindir şekilli üçlü lityum bataryalar geliştirdiğini duyurdu. “Kunpeng” adını verdikleri bu yeni nesil bataryalar, sadece 5 dakikalık bir şarjla 400 kilometreye yakın menzil sağlayabiliyor ve 3 binden fazla şarj döngüsüne dayanabiliyor.

Chery’nin farklı ihtiyaçlara yönelik olarak geliştirdiği bu batarya çeşitliliği, şirketin elektrikli araç pazarındaki iddiasını artıran önemli bir faktör. Kare şekilli lityum demir fosfat bataryalar, 200 ile 600 kilometre arasında menzil sunan elektrikli araçlarda ve 100 ile 200 kilometre arasında menzil sunan hibrit modellerde kullanılacak. Kare şekilli üçlü lityum bataryalar ise 800 kilometreye kadar menzile sahip elektrikli araçlar için uygun görünüyor. Büyük silindir pillerin ise 1200 kilometreye varan menzilleri mümkün kılması bekleniyor.

Avrupa Birliği fosil yakıtlı araçlara sübvansiyon veriyor!

Avrupa Birliği, bir yandan yeşil enerjiye geçiş ve çevresel sürdürülebilirlik konularında liderlik iddiasında bulunurken, diğer yandan aldığı bazı kararlarla çelişkili bir görüntü çiziyor. Son olarak yayımlanan bir araştırma, AB’nin fosil yakıt tüketimini artıran bir uygulamasına dikkat çekiyor: Şirket araçları için verilen dev sübvansiyonlar.

Avrupa ülkeleri, fosil yakıtlı araçlara 45 milyar dolar sübvansiyon veriyor

Çevre kaynakları yönetim danışmanlık firması Environmental Resources Management (ERM) tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, AB’nin en büyük beş ekonomisi olan Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Polonya, fosil yakıtlı şirket araçlarının satın alınmasını teşvik etmek için her yıl toplamda 42 milyar euro (yaklaşık 45,60 milyar dolar) harcıyor. Avrupa’daki yeni araç satışlarının yaklaşık %60’ını şirket araçlarının oluşturduğu düşünülürse, bu sübvansiyonların ne kadar büyük bir çelişki yarattığı daha net görülebilir.

Avrupa ülkeleri, fosil yakıtlı araçlara 45 milyar dolar sübvansiyon veriyor
Avrupa ülkeleri, fosil yakıtlı araçlara 45 milyar dolar sübvansiyon veriyor

En fazla sübvansiyon sağlayan ülke ise 16 milyar euroluk bir bütçeyle İtalya. Onu 13,7 milyar euroyla Almanya, 6,4 milyar euroyla Fransa, 6,1 milyar euroyla da Polonya izliyor. İspanya’nın bu konudaki verisi ise araştırmada yer almadı.

Bu durum, özellikle Avrupa’da elektrikli araç satışlarının düşüş eğiliminde olduğu bir dönemde daha da dikkat çekici hale geliyor. Elektrikli araçların fosil yakıtlı araçlara göre daha pahalı olması ve tüketicilerin çoğu için ulaşılabilir olmaması, bu düşüşte önemli bir etken olarak görülüyor. Ağustos ayında, AB’de elektrikli araç satışları %44 oranında azalırken, Almanya’da %69, Fransa’da ise %33’lük düşüşler kaydedildi.

Çevreci gruplar ve sürdürülebilirlik savunucuları, AB’nin bu çelişkili uygulamalarına tepki gösteriyor. Elektrikli araçlara daha fazla teşvik verilmesi gerektiğini savunan bu gruplar, vergi mükelleflerinin parasının fosil yakıt tüketimini artıran uygulamalara harcanmasını “mantıksız” ve “kabul edilemez” olarak nitelendiriyor.

Webrazzi Summit, kapılarını açtı!

Türkiye’nin en etkili teknoloji konferanslarından Webrazzi Summit bugün kapılarını açtı. Girişimcilik ve teknoloji dünyasının nabzını tutan bu etkinlik, sektörün en önemli isimlerini ve binlerce katılımcıyı bir araya getirdi. İlk günden e-ticaret, fintech, dijital pazarlama, yapay zeka, makine öğrenmesi ve sürdürülebilirlik gibi birçok güncel trend konuşulmaya başlandı.

Wyndham Grand İstanbul Levent’te gerçekleştirilen etkinlikte T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımı dikkat çekti. Bakan Kacır, Türkiye’nin girişimcilik ekosistemini güçlendirmek adına atılan yeni adımları ve 2025 ajandasını açıkladı.

Girişimcilik Destekleme Fonları’nın (GSHF) kurulması, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) düzenlemeleri ve kamu desteklerinin artırılması gibi adımların Türkiye’deki teknoloji girişimcilerini uluslararası arenada daha güçlü hale getireceğini belirtti.

Bakan ayrıca, Türkiye’nin teknoloji girişimlerini çekmek için başlattığı Tech Visa uygulamasının, dünya genelindeki teknoloji uzmanlarını ve girişimcileri Türkiye’ye çekmeyi hedeflediğini vurguladı. Terminal İstanbul projesiyle Atatürk Havalimanı terminalinin dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getirileceğini ve burada Türkiye’nin en büyük teknoparkının kurulacağını da ekledi.

Katılımcılar, konferans boyunca zengin içeriklerle dolu oturumlarda sektörün önde gelen isimlerinden ilham alacak. Hem fiziksel hem de online katılımcılar için networking fırsatları ve oturumlara erişim imkanı sunuluyor.

Konuşmacılar:

  • Afşin Alp – Kurucu ve CEO, CEIBA HEALTH
  • Ahmet Buğra Ferah – İçerikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, Webrazzi
  • Ahmet Faralyalı – Kurucu Ortak, Mediterra Capital Management Limited
  • Alemşah Öztürk – Kurucu, 4129
  • Alp Baydar – Genel Müdür, QNBpay
  • Arda Kutsal – Kurucu & CEO, Webrazzi
  • Arden Papuççiyan – Yönetici Editör, Webrazzi
  • Axel Kalinowski – Head of Central and Southern Europe, London Stock Exchange Group
  • Aygen İrten – Bulut ERP Çözüm Uzmanı, SAP Türkiye
  • Ayşegül Birce Başaran – Commercial Account Executive, Datadog
  • Barbaros Özbugutu – Kurucu Ortak, DeBa Ventures
  • Barış Aldanmaz – Head of Turkiye and Central and Southern Asia, TikTok
  • Batuhan Aktaş – Product Manager, FirstBatch
  • Bülent Karal – Bulut Çözümlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, SAP
  • Burak Ertaş – CEO, sahibinden.com
  • Burcu Ağma – Kurucu, BBA Strategic Brand Consulting
  • Cahit İslam Ertemel – Başkan, Genç MÜSİAD
  • Cate Lawrence – Senior Writer, Tech.eu
  • Cem Küçükcan – Genel Müdür, Danone Türkiye, Orta Asya & Kafkasya
  • Cem Öztürk – Avrasya Bölge Başkanı ve İlaç Genel Müdürü, Sanofi
  • Cem Sağlam – Business Development Manager, Paribu Custody
  • Cenk Bayrakdar – Yönetici Direktör, Revo Capital
  • Çiğdem Toraman – Kurucu Ortak, Treeo VC
  • Dilek Dayınlarlı – Kurucu ve Yönetici Ortak, ScaleX
  • Dr. Mahmut Nedim Özdemir – Direktör, KWORKS
  • Duygu Öktem Clark – Kurucu ve Yönetici Ortak, DO Venture Partners
  • E. Melisa Sabancı Tapan – Yönetim Kurulu Üyesi, Sabancı Holding
  • Egem Eraslan – Kurucu ve CEO, Midas
  • Emel Aksan Karabel – Kurumsal Uygulamalar Müdürü, Volta Motor
  • Emre Delice – Bulut ERP Çözüm Yöneticisi, SAP Türkiye
  • Emre Ertan – Kurucu Ortak ve Co-CEO, Cenoa
  • Emre Kenci – CEO, Papara
  • Enis Hulli – General Partner, 500 Emerging Europe
  • Erkan Yağcıoğlu – CEO, TIBAS Ventures
  • Fatih Otluoğlu – CEO, BitHero
  • Fırat Umur – Entrepreneurship Programs Manager, Workup
  • Görkem Türk – Kurucu Ortak, Laton Ventures
  • Gözde Ulukan – Yönetici Editör, Webrazzi
  • Gül Sağır Aydın – Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, TurkNet
  • Gülsüm Çıracı – Kurucu Ortak, Startupfon
  • Haluk Nişli – Genel Müdür, Inveo Ventures
  • Hasan Fehmi Nazikoğlu – Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı, Karaca
  • İdil Kesten – Ülke Müdürü, Gemius
  • İhsan Elgin – Yönetim Kurulu Üyesi, Finberg
  • İlker Baydar – Genel Müdür, Borusan NEXT
  • İmran Gürakan – CEO ve Kurucu Ortak, Ankara TEKMER
  • İnan Ekici – Lider, Otokoç Otomotiv
  • Irina Obushtarova – Co-Founder and CEO, The Recursive
  • Julija (JJ) Jegorova – Founder and CEO, Black Unicorn PR
  • Kartal Bora – Head of Account Management, RTB House Türkiye
  • Kayhan Dural – Kurucu, Consciouslab
  • Koray Candemir – Müzisyen
  • Kutay Konakçı – CMO, Trendyol Grubu
  • Levent Zağra – Genel Müdür Yardımcısı, Yatırımlar ve Planlama, Tüpraş
  • Lucy Adams – Writer, Tech.eu
  • Lyubov Guk – Founding Partner, Blue Lake VC
  • Mehmet Fatih Kacır – Bakan, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
  • Meltem Yüksek – Project Director, Sipay
  • Mert Fırat – Sanatçı ve Girişimci
  • Merve Eraslanoğlu – CEO, TVekstra
  • Murat Onuk – Yönetici Ortak, Arz Portföy
  • Mustafa Kopuk – Yönetici Ortak, DOMiNO Ventures
  • Nevzat Aydın – Kurucu, NA Kapital
  • Numan Numan – Kurucu Ortak, 212
  • Onur Altürk – CEO ve Bira Grubu Başkanı, Anadolu Efes
  • Orçun Uzun – CEO, Tıkla Gelsin
  • Özge Bağdatlıoğlu – Diziler Direktörü, Netflix Türkiye
  • Pelin Akın Özalp – Yönetim Kurulu Üyesi, Akfen Holding
  • Pelin Gönül Şahin – Founder and CEO, Founder Being
  • Prof. Dr. Attila Dikbaş – Genel Müdür, İTÜ ARI Teknokent
  • Rina Onur Şirinoğlu – Kurucu Ortak ve CEO, Spyke Games
  • Rudi Dökmecioğlu – Kurucu, Tmob | Thinks Mobility
  • Şahin Boydaş – Head of RemoteTeam, Gusto
  • Şahin Seçil – Kurucu Ortak ve CEO, heybooster
  • Seçkin Çağlın – Kurucu Ortak ve Co-CEO, Cenoa
  • Şelale Zaim – Yatırım Komitesi Başkanı, Vinci Venture Capital
  • Selim Yörük – Kurucu, Next Big App
  • Semih Muşabak – CEO, Sipay
  • Sezgin Lüle – Genel Müdür Yardımcısı, Türkiye İş Bankası
  • Süreyya Bayraktaroğlu – Pazarlama ve Büyüme Direktörü, Migros One
  • Tuğçe İçözü – Yazar, Webrazzi
  • Tunç Rüştü Erman – Kurucu, OneNewOne
  • Turan Yurdakul – İş Geli

İş makinelerine hidrojen gücü geliyor!

0

İnşaat ve madencilik sektörünün dev isimlerinden Liebherr, ezber bozan bir teknolojiyle adından söz ettiriyor: Hidrojenle çalışan ilk kepçe. Çevresel kaygılar ve sürdürülebilirlik hedeflerinin öne çıktığı günümüzde, bu yenilikçi aracın sektörde yeni bir çığır açması bekleniyor. “L 566 H” adını taşıyan bu dev kepçe, kabiliyetlerini ve çevre dostu yapısını kanıtlamak için gerçek dünya koşullarında zorlu bir sınavdan geçecek. Avusturya’nın Gratkorn şehrindeki Kanzelstein ocağı, Liebherr’in iki yıl sürecek pilot projesine ev sahipliği yapacak.

Liebherr, hidrojenle çalışan kepçe geliştirdi

Bu projede Liebherr’e, Avusturya’nın en büyük inşaat firması STRABAG eşlik ediyor. “L 566 H” kepçesinin en dikkat çekici özelliği, geleneksel dizel motorlar yerine hidrojenle çalışan bir içten yanmalı motor kullanması. Bu teknoloji sayesinde, kepçenin her yıl atmosfere salması muhtemel 100 ton karbondioksit salımının önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu miktar, yaklaşık 37.500 litre dizel tüketimine denk geliyor.

Hidrojen teknolojisi, özellikle ağır iş makineleri ve vasıtaları için heyecan verici fırsatlar sunuyor. Otomobil ve hafif ticari araçlarda yaygınlaşan elektrikli sistemler, yüksek enerji tüketimi nedeniyle bu tip araçlarda yetersiz kalabiliyor. İşte tam da bu noktada hidrojen, karbon emisyonlarını sıfırlama hedeflerine ulaşmada çok daha güçlü ve gerçekçi bir alternatif olarak öne çıkıyor.

Liebherr’in pilot projesi, sadece hidrojenle çalışan kepçenin performansını test etmekle kalmayacak, aynı zamanda yeşil hidrojenin lojistiğini de deneyimleme fırsatı sunacak. Bu kapsamda, kepçenin ocakta kesintisiz çalışabilmesi için Energie Steiermark tarafından özel bir hidrojen dolum istasyonu kurulacak. Bu istasyon, kepçeye doğrudan yeşil hidrojen sağlayacak.

Ancak, hidrojenin temiz bir geleceğin anahtarı olabilmesi için aşılması gereken bazı engeller de mevcut. Günümüzde hidrojenin büyük bir kısmı hala doğalgaz gibi fosil yakıtlardan elde ediliyor. Çevresel açıdan daha sürdürülebilir olan “yeşil hidrojen” üretimi ise henüz emekleme aşamasında ve oldukça maliyetli. Liebherr’in bu iddialı projesinin başarısı, yeşil hidrojenin daha ulaşılabilir ve uygun fiyatlı hale gelmesiyle doğrudan ilişkili. Yeşil hidrojen üretim teknolojilerindeki gelişmeler ve maliyetlerin düşürülmesi, Liebherr’in hidrojenle çalışan kepçesinin sektörde devrim yaratma potansiyelini daha da artıracaktır.

Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, GSMA Yönetim Kurulu’nda!

0

Dünya GSM Birliği (GSMA) yönetim kurulunda Türkiye’yi temsil edecek yeni bir isim belirlendi: Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç’un seçildiği bu görev, küresel mobil iletişim sektöründe ülkemizin söz sahibi olması açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Turkcell Genel Müdürü Dr. Koç, GSMA bünyesine katıldı!

GSMA, mobil iletişim dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Bin’i aşkın şirketin üye olduğu bu kuruluş, sektörün geleceğine yön veren kararların alındığı bir platform olma özelliği taşıyor. Dr. Koç’un dahil olmasıyla birlikte, yönetim kurulundaki stratejik kararları şekillendiren 26 üst düzey yöneticiden biri ülkemizden seçilmiş oldu.

Londra merkezli GSMA, 1995’ten bu yana mobil iletişim standartlarının belirlenmesi ve geliştirilmesi konusunda çalışmalar yürütüyor. Kuruluşun ana hedefleri arasında dijital dönüşümü hızlandırmak ve mobil teknolojilerin yaygınlaşmasını sağlamak yer alıyor.

Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan sektör analistleri, Türkiye’nin mobil iletişim pazarındaki otuz yıllık deneyiminin bu atamayla uluslararası alanda karşılık bulduğunu belirtiyor. Uzmanlar, özellikle son yıllarda yerli dijital çözümlerin geliştirilmesi ve teknoloji ihracatı konusundaki başarıların, bu seçimde etkili olduğunu vurguluyor.

Dr. Koç’un yönetim kurulunda yer almasıyla birlikte, Türkiye’nin mobil iletişim alanındaki yenilikçi uygulamalarının ve başarı hikayelerinin küresel platformda daha fazla görünürlük kazanması bekleniyor. Bu görevlendirme, aynı zamanda ülkemizin telekomünikasyon sektöründeki bilgi birikimi ve teknolojik altyapısının uluslararası düzeyde tanınırlığını artıracak bir fırsat olarak görülüyor.

Telekomünikasyon sektörünün önde gelen isimleri, bu atamanın Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğuna ivme kazandıracağını düşünüyor. GSMA yönetim kurulunda alınacak kararların, özellikle 5G ve ötesi teknolojiler, yapay zeka uygulamaları ve dijital hizmetlerin geliştirilmesi konularında ülkemize doğrudan katkı sağlaması öngörülüyor.

Atama sürecinin ardından değerlendirmelerde bulunan Dr. Koç, görevin kendileri için olduğu kadar Türkiye için de önemli bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, küresel mobil iletişim sektörünün geleceğine katkı sunmayı hedeflediklerini ifade etti.

Füzyon enerjisi için lazer teknolojisi kullanılacak!

0

Güneş’in gücünü yeryüzüne getirmek ve sınırsız temiz enerjiye kavuşmak insanlığın en büyük hayallerinden biri. Bu hayale bir adım daha yaklaşıldı. Atom çekirdeklerinin birleşmesiyle muazzam enerji ortaya çıkaran füzyon reaksiyonunu başlatmak için lazer teknolojisi kullanılacak yeni bir tesis kuruluyor.

Füzyon enerjisi için lazer teknolojisi kullanılıyor

Colorado Eyalet Üniversitesi bünyesinde hayata geçirilecek ve 150 milyon dolara mal olması beklenen bu tesis, 2026 yılında faaliyete geçmeyi hedefliyor. ATLAS adı verilen bu merkez, kırk yılı aşkın lazer araştırmalarının bir meyvesi olarak görülüyor. Projeye Amerika Birleşik Devletleri Enerji Bakanlığı’nın yanı sıra Almanya merkezli Marvel Fusion şirketi de önemli finansal destek sağlıyor.

Füzyon enerjisi için lazer teknolojisi kullanılıyor.
Füzyon enerjisi için lazer teknolojisi kullanılıyor.

Bu devasa tesis tamamlandığında, üç farklı lazer sistemi bir araya gelerek 7 petawatt gibi akıl almaz bir güç üretebilecek. Bu güç, Amerika Birleşik Devletleri’nin toplam enerji üretim kapasitesinin 5 bin katından daha fazla! Ancak endişelenmeyin, sistem bu gücü sadece saniyenin yüz milyarda biri kadar kısa bir süre için ve bir saç telinden daha dar bir alana odaklayarak kullanacak. Amaç, bu yoğunlaştırılmış enerjiyle nükleer füzyonu tetiklemek ve temiz enerji kaynağına giden yolu açmak.

Üstelik tesis sadece enerji alanında değil, tıp ve görüntüleme gibi farklı alanlarda da araştırmalara ev sahipliği yapacak. Lazer teknolojisi, tümör tedavilerinde enerjiyi küçük noktalara odaklayabilme potansiyeliyle umut vadediyor. Ayrıca mikroçip tasarımından, uçak motoru türbinleri gibi hızlı hareket eden nesnelerin detaylı X-ışını görüntülemesine kadar birçok alanda da kullanılabilecek.

ARM, Qualcomm’un işlemci lisansını iptal etme kararı aldı!

Akıllı telefon pazarında önemli bir gelişme yaşandı. Yeni bilgiler, ARM’nin Qualcomm ile olan lisans anlaşmasını sona erdirme kararı aldığını gösteriyor. Bu durum, Snapdragon işlemcilerinin üretimini etkileyerek, amiral gemisi modellerinden giriş segmentindeki telefonlara kadar birçok cihazda büyük değişikliklere yol açabilir.

ARM, Qualcomm’un işlemci lisansını iptal etme kararı aldı

Bloomberg’in elde ettiği belgelere göre, ARM, Qualcomm’a ARM teknolojisine dayanan çipler tasarlama hakkı veren mimari lisansını iptal etmek için 60 günlük bir bildirimde bulundu. Sürecin nasıl ilerleyeceği belirsiz, ancak bu süre sonunda lisans gerçekten iptal olursa, Snapdragon işlemcili akıllı telefonlar ve tabletlerin piyasada bulunması zorlaşabilir. Bu durum, mobil cihaz pazarında önemli bir değişime neden olabilir.

ARM, Qualcomm’un işlemci lisansını iptal etme kararı aldı

Burada dikkate değer bir diğer detay, telefon fiyatlarının artabileceği yönündeki söylentiler. Eğer lisans iptali gerçekleşirse, 39 milyar dolarlık bir gelir elde eden Qualcomm’un satışlarının yavaşlayacağı ve hukuki sorunlarla karşılaşabileceği iddia ediliyor. Ayrıca, gelecekte Snapdragon işlemcileri piyasaya sürülse bile, bu işlemcilerin teknolojilerinin eskisi gibi olmayacağı belirtiliyor. Tüm bu faktörler, akıllı telefon fiyatlarının artış göstermesine neden olabilir.

İki dev şirket arasındaki anlaşmazlık, 2022 yılına dayanıyor. O dönemde Qualcomm, ARM’den lisanslı CPU ve teknoloji tasarım şirketi NUVIA’yı 1,4 milyar dolara satın aldı. Bu gelişmenin ardından ARM, bu satın almanın sözleşme şartlarını ihlal ettiği iddiasıyla Qualcomm’a dava açtı. Bu durum, ARM ile Qualcomm arasındaki ilişkileri gererken, aynı zamanda sektördeki rekabeti de etkileyen önemli bir gelişme oldu.

Roblox, Türkiye’de ofis açmayı planlıyor!

Roblox, ülkemizdeki yasalara uygun olarak bir ofis açacağını ve bu süreçte yerel ihtiyaçlara uyum sağlayacak bir ekip kuracağını ifade etti.

Ağustos ayında Adalet Bakanı tarafından yapılan bir açıklamada, platformun çocukları korumak amacıyla erişiminin mahkeme kararıyla engellendiği belirtilmişti ve kararın ardından Roblox Türkiye’de erişilemez hale gelmişti.

Roblox, yaptığı açıklamada Türkiye’deki çocuklar ve gençler için yaratıcı bir ortam sunduğunu vurgulayarak platformun yalnızca eğlence değil, aynı zamanda öğrenme ve sosyalleşme açısından da olumlu bir katkı sağlayabileceğine inandığını belirtti. Şirket, Türkiye’nin benzersiz ihtiyaçlarını anlamak ve bu ihtiyaçları karşılamak için Türk yetkililerle iletişim halinde olduklarını ifade etti.

Roblox, platformun güvenliği konusunda son derece hassas olduklarını, bu nedenle Türkiye’deki yasal sürece saygı duyarak çalışmalarını sürdürdüklerini ekledi.

Roblox sözcüsü, erişim yasağının kaldırılması durumunda Türkiye’de özel bir ofis açmayı ve yerel dilde hizmet veren moderatörlerden oluşan bir ekip kurmayı hedeflediklerini söyledi. Ayrıca, bu ekip sayesinde Türkiye’deki oyuncu ve geliştiricilerin platformda daha güvenli bir şekilde etkileşimde bulunmalarının sağlanacağını belirtti. Roblox, Türkiye’nin yasalarına uygun hareket ettiklerini ve platformun tekrar açılabilmesi için gerekli adımları atmakta kararlı olduklarını vurguladı.

Robloxa erişim yasağı, Türkiye’nin Meta‘ya ait sosyal medya platformu Instagram’a erişimi engellemesinden yalnızca bir hafta sonra uygulanmıştı. Instagram’ın Türkiye’deki bazı yasalara ve kamu hassasiyetlerine uymadığı gerekçesiyle erişim yasağı getirilmişti. Bu gelişmeler, Türkiye’de internet güvenliği ve platformların denetlenmesi konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Roblox, dünya genelinde milyonlarca kullanıcısı olan bir platform olarak Türkiye’deki oyuncuların geri dönüşü için umutlu olduklarını belirtti. Şirketin Türkiye’de ofis açma ve yerel moderatörler istihdam etme planı, platformun ülkedeki varlığını güçlendirme yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Milli Uçak Gemisi MUGEM, bu özelliklerle geliyor!

Türkiye, savunma sanayindeki atılımlarına bir yenisini daha ekleyerek denizlerdeki gücünü perçinleyecek Milli Uçak Gemisi MUGEM’i geliştiriyor. TCG Anadolu’dan daha da büyük ve gelişmiş özelliklerle donatılan MUGEM’in maketi, SAHA EXPO 2024 fuarında gözler önüne serildi. Fuarda, merakla beklenen geminin teknik özellikleri de kamuoyuyla paylaşıldı.

Milli Uçak Gemisi MUGEM, gümbür gümbür geliyor

285 metre uzunluğunda ve 60.000 ton deplasmanlı MUGEM, TCG Anadolu’yu geride bırakarak Türkiye’nin en büyük savaş gemisi unvanını alacak. 25 knot maksimum hıza ve 10.000 deniz mili menzile sahip olacak gemi, Bayraktar TB3, ANKA 3, KIZILELMA gibi İHA’ların yanı sıra HÜRJET savaş uçağını da konuşlandırabilecek. 30’u hangarda, 20’si uçuş güvertesinde olmak üzere 50 adet hava aracına ev sahipliği yapabilecek kapasiteye sahip MUGEM’in bu özelliği, gerektiğinde daha da artırılabilecek.

MUGEM, sadece büyüklüğüyle değil, aynı zamanda teknolojik donanımıyla da dikkat çekiyor. Gemide, 32 hücreli MIDLAS ve 4 adet GÖKDENİZ Hava Savunma Sistemi gibi gelişmiş silahlar bulunacak. Ana tahrik sistemi olarak COGAG (4 adet LM 2500 G/T) kullanılan gemide, iki adet de piç kontrollü pervane yer alıyor. STOBAR kalkış/iniş sistemine sahip olan MUGEM, 2 adet kalkış ve 1 adet iniş olmak üzere toplam 3 adet piste sahip olacak.

MUGEM’in tasarımında, performans ve verimlilik ön planda tutulmuş. Çok boyutlu optimizasyon aracıyla optimize edilen gövde formu sayesinde gemi, üstün deniz tutuşu, denge ve manevra kabiliyeti sunuyor. Pruva tasarımı ise yakıt tüketiminde %1,5’lik bir azalma sağlarken su altı gürültü yayılımını da minimize ediyor.

TCG Anadolu’da %70 olan yerlilik oranı, MUGEM’de %80’e çıkarılarak Türkiye’nin savunma sanayindeki yerlilik hedeflerine katkı sağlanması amaçlanıyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Dizayn Proje Ofisi Müdürlüğü tarafından yürütülen MUGEM projesi, Türkiye’nin denizlerdeki caydırıcılığını artırarak bölgesel ve küresel bir güç olma hedefine önemli bir katkı sağlayacak.