Eylül ayında global elektrikli otomobil satışları rekor kırdı!

Elektrikli araç sektörü, son dönemde karşılaşılan bazı zorluklara rağmen büyümeye devam ediyor. Özellikle Çin’in liderliğinde, küresel elektrikli araç satışları eylül ayında rekor kırdı.

Eylül ayında global elektrikli otomobil satışları tavan yaptı

İngiltere merkezli araştırma şirketi Rho Motion’ın yayımladığı verilere göre, eylül ayında dünya genelinde 1,7 milyon adet elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç satıldı. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine göre %30,5 gibi önemli bir artışı temsil ediyor.

Çin, elektrikli araç devriminde liderliğini açıkça ortaya koyuyor. Eylül ayında 1,1 milyon adet elektrikli araç satan Çin, geçen yılın aynı dönemine göre %45’lik büyük bir artış yakaladı. Bu sonuçla birlikte Çin, üst üste yedinci ay elektrikli araç satışlarında 1 milyon adet seviyesini aşmış oldu.

Çin dışındaki pazarlarda ise büyüme biraz daha ılımlı gerçekleşti. Kuzey Amerika’da satışlar %4,3 artarak 150 bine ulaşırken, Avrupa’da %4,2’lik bir artışla 300 bini aşkın elektrikli araç satıldı. Avrupa’da dikkat çeken ülke ise %24’lük bir artışla İngiltere oldu.

Yılın ilk dokuz ayına bakıldığında da elektrikli araç pazarının büyüme trendi devam ediyor. 2024’ün ilk dokuz ayında, dünya genelinde 11,5 milyon tamamen elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç satıldı. Bu da geçen yılın aynı dönemine göre %22’lik bir artışa işaret ediyor.

Çin, yılın ilk dokuz ayında da 7,2 milyon adetlik satışla liderliğini korudu. ABD ve Kanada’da satışlar %10 artarak 1,3 milyona ulaşırken, Avrupa’da %4’lük bir düşüşle 2,2 milyon elektrikli araç satıldı.

Rho Motion Veri Yöneticisi Charles Lester, eylül ayındaki rekor satış rakamlarının sektör açısından umut verici olduğunu belirtiyor. Lester, ulaştırma sektöründe elektrifikasyonun kaçınılmaz olduğunu ve son dönemde yaşanan yavaşlamanın geçici olduğunu söylüyor.

BYD ve Forvia, Türkiye’deki fabrika için işbirliğine gidiyor!

0

Çinli otomotiv devi BYD, elektrikli araç üretimini Avrupa’ya taşıma stratejisi kapsamında Türkiye’de önemli bir yatırım gerçekleştiriyor. Bu yatırımın anahtar ortaklarından biri de Fransız otomobil parçası tedarikçisi Forvia oldu. Forvia, BYD’nin Manisa’da kuracağı ve yıllık 150 bin araç üretim kapasitesine sahip olacak fabrikasına önemli parçaların tedarikini üstlenecek.

BYD ve Forvia, Türkiye’deki fabrika için işbirliğine gidecek

Bu anlaşma, iki şirket arasında daha önceden var olan bir iş birliğinin daha da güçlenmesi anlamına geliyor. BYD ve Forvia, daha önce Macaristan’da faaliyete geçen bir fabrikada da iş birliği yapmışlardı. Bu ilk iş birliğinin başarısı, iki şirketi Türkiye’de de bir araya getirdi.

BYD ve Forvia, Türkiye'deki fabrika için işbirliğine gidecek.
BYD ve Forvia, Türkiye’deki fabrika için işbirliğine gidecek.

Forvia tarafından yapılan açıklamada, BYD ile Avrupa’daki iş birliklerini geliştirmekten memnuniyet duydukları vurgulandı. Macaristan’dan sonra Türkiye’deki yeni fabrikaya da tedarik sağlayacak olmak, Forvia’nın BYD’nin Avrupa pazarındaki büyüme stratejisine olan güvenini gösteriyor.

BYD, Manisa’daki fabrikasına 1 milyar dolarlık büyük bir yatırım yapmayı planlıyor. Bu yatırım, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki önemli potansiyeline olan inancı da gözler önüne seriyor. 2026 yılı sonunda üretime başlaması planlanan fabrika, Türkiye ekonomisine ve istihdamına da önemli katkılar sağlayacak. 5 bin kişiye kadar yeni iş imkanı yaratılması beklenen fabrika, aynı zamanda yan sanayide de canlılık yaratacak.

Forvia ile yapılan bu anlaşma, BYD’nin Türkiye’deki yatırımının ne kadar stratejik ve uzun vadelil olduğunu ortaya koyuyor. BYD, Forvia gibi güçlü bir iş ortağıyla birlikte çalışarak, Avrupa elektrikli araç pazarında lider konuma gelmeyi hedefliyor.

Xiaomi, kendi 3nm işlemcisini üretiyor!

0

Xiaomi, teknoloji dünyasında kendi kendine yeten bir güç olma yolunda önemli bir adım daha attı. Şirket, uzun süredir beklenen kendi tasarımı 3nm işlemcisinin ilk üretim aşamasını başarıyla tamamladı. Bu gelişme, Xiaomi’nin akıllı telefon pazarındaki konumunu güçlendirme potansiyeline sahip ve aynı zamanda ABD’nin teknoloji devlerine karşı stratejik bir hamle olarak yorumlanıyor.

Xiaomi, kendi 3nm işlemcisini üretecek

Xiaomi’nin kendi işlemcisini geliştirme yolculuğu, yaklaşık yedi yıl önce Surge S1 ile başlamıştı. O günden bu yana şirket, teknolojik bağımsızlığını kazanma hedefiyle önemli adımlar attı. 3nm işlemcinin üretim bandından çıkması, bu yolculukta bir dönüm noktası niteliğinde.

“Banttan çıkış” ifadesi, işlemcinin tasarım aşamasının tamamlandığı ve seri üretime hazır olduğu anlamına geliyor. Ancak, yeni işlemcinin teknik detayları henüz netlik kazanmış değil. CPU ve GPU yapısı, ARM tasarımlarının kullanımı gibi konular hakkında bilgi sahibi değiliz.

Xiaomi’nin bu başarısı, Huawei gibi ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalan diğer Çinli teknoloji devleri için de önemli bir mesaj niteliği taşıyor. Bilindiği üzere, Huawei, ABD’nin uyguladığı ticari kısıtlamalar nedeniyle TSMC ve Samsung gibi önde gelen çip üreticileriyle çalışma olanağını kaybetmişti.

Xiaomi’nin kendi 3nm işlemcisini üretebilmesi, Huawei’nin de benzer bir strateji izleyerek teknolojik olarak bağımsızlığını güçlendirebileceği ihtimalini artırıyor. 3nm teknolojisi, daha yüksek performans ve daha düşük enerji tüketimi sağlaması açısından önemli bir atılım. Huawei’nin bir süredir 7nm üretim sürecine takılı kaldığı düşünülürse, Xiaomi’nin bu başarısının Çinli teknoloji sektöründe yeni bir dönemi başlatabileceği söylenebilir.

Elbette, Xiaomi’nin de önünde bazı zorluklar olabilir. Şirket, kendi işlemcisini küresel pazarlarda rekabetçi bir şekilde sunabilmek için yeterli üretim kapasitesine ulaşmak zorunda. Ayrıca, ABD’nin Xiaomi’ye karşı da benzer ticari kısıtlamalar uygulama ihtimali de göz ardı edilemez. Ancak tüm bu belirsizliklere rağmen, Xiaomi’nin kendi 3nm işlemcisini üretebilmesi önemli ve takdire değer bir bağlantıyı temsil ediyor.

BYD ve Forvia, Avrupa pazarına açılıyor

Forvia, BYD’nin Türkiye’deki yeni elektrikli araç fabrikasına tedarik sağlamak üzere seçildiğini duyurdu. Bu gelişme, BYD ve Forvia’nın Macaristan’da BYD’nin ilk Avrupa fabrikasını açmak için birlikte çalışma kararı almasının hemen ardından geldi. Çin pazarında büyük bir başarı yakalayan BYD, şimdi gözünü Avrupa gibi denizaşırı pazarlara dikmiş durumda.

Son yedi yılda BYD ve Forvia, Çin’de yedi tesis açtı ve Tayland’da bir koltuk montaj tesisi açmayı planladıklarını duyurdu. Bu yaz Tayland’da BYD, ilk üretim tesisini faaliyete geçirmişti. Şimdi ise Avrupa’daki iş birliklerini genişletiyorlar.

Forvia CEO’su Patrick Koller, BYD ile olan ortaklıklarının Avrupa’ya taşınmasının iki şirket için de büyük bir kilometre taşı olduğunu belirtti. Koller, Asya’da kaydedilen önemli başarılardan yola çıkarak bu genişlemenin Avrupa pazarında inovasyonu ve büyümeyi daha da artıracağına inandığını ifade etti.

Paris Otomobil Fuarı’nda BYD’nin yeni aracı Sealion 7 büyük ilgi gördü. BYD Başkan Yardımcısı Stella Li, bu orta boy elektrikli SUV’un Avrupa’daki etkilerini genişleteceğini söyledi. Sealion 7, BYD’nin Avrupa’da piyasaya sürdüğü sekizinci araç oldu. Bunlar arasında popüler Dolphin, Seal ve Seal U modelleri de yer alıyor.

Çinli otomobil üreticisi, Avrupa’da ilk kez 2022 Paris Otomobil Fuarı’nda sahneye çıkmıştı. Şirketin yurtdışı operasyonlarından sorumlu yöneticisi Stella Li, Almanya’nın Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung gazetesine verdiği röportajda, Avrupa’daki satışların yarım yıl içinde hızlanmasını beklediğini ifade etti. Türkiye’deki yeni BYD fabrikası ise 5.000 yeni iş yaratacak ve şirket bu tesise 1 milyar dolar yatırım yapıyor. 2026 yılı sonunda, bu tesisin yıllık 150.000 araç üretme kapasitesine ulaşması planlanıyor.

Avrupa Birliği’nin Çin’den gelen elektrikli araçlara uyguladığı yeni tarifelere rağmen otomobil üreticisi, uygun fiyatlarla yeni elektrikli araçlar sunmayı planlıyor. BYD, Almanya’daki araçlarının başlangıç fiyatını 27.500 ile 30.000 dolar (25.000-30.000 euro) arasında tutmayı hedefliyor.

Yaklaşan iPhone SE 4’te bizi neler bekliyor?

0

Bu modelin gelecek baharda piyasaya sürülmesi bekleniyor, yani altı ay içinde yeni bir iPhone SE görebiliriz. Bu, son üç yıldaki ilk SE güncellemesi olacak ve muhtemelen iPhone SE 4, serisinin bugüne kadarki en büyük yenilenmesi olacak.

Yeni tasarım ve gelişmiş ekran

Apple, 2020’den beri iPhone SE modellerinde iPhone 8 tasarımını kullanıyordu. Ancak iPhone SE 4 ile bu tasarımdan uzaklaşıp, iPhone 14’e benzer bir tasarım sunmayı planlıyor. Yeni SE modelinde 6.1 inç OLED ekran, düz kenarlar ve Face ID özelliği bekleniyor. Ayrıca, tek kameraya sahip olması bekleniyor. Ekran analisti Ross Young’a göre, bu modelde iPhone 14’ün ekranıyla aynı panel kullanılacak.

USB-C’ye geçiş

iPhone SE 4’ün Lightning bağlantısından USB-C’ye geçmesi bekleniyor. Bu değişiklik, AB’nin tüm cihazlarda birleşik bir şarj portu talep etmesinden kaynaklanıyor. Apple, geçen yıl iPhone 15 serisi ile USB-C’ye geçmişti ve iPhone SE 4 bu geçişi tamamlayan son model olacak.

Daha iyi kameralar

iPhone SE 4, muhtemelen iPhone 15’te kullanılan 48 MP arka kamera sensörünü içerecek. Bu, iPhone SE 3’teki 12 MP kameraya kıyasla büyük bir yükseltme olacak. Ayrıca, ön kamera da 12 MP olacak ve bu da önceki SE modeline göre önemli bir gelişme sağlayacak.

Apple’ın ilk 5G modemi

Apple, uzun zamandır geliştirdiği kendi 5G modemini iPhone SE 4’te ilk kez kullanacak. Bu modem, Qualcomm’un pahalı modemlerinden bağımsız olarak Wi-Fi, Bluetooth ve GPS işlevlerini de destekleyecek. Apple’ın bu adımı, cihazın düşük fiyatını korumaya yardımcı olabilir.

Fiyat ve beklentiler

iPhone SE 4ün fiyatının 499 dolar olması bekleniyor. Bu, modern bir iPhone için oldukça uygun bir fiyat olarak görülüyor. Apple’ın, iPhone SE 4’ün piyasaya çıkışıyla iPhone 14’ü üretimden kaldırması da muhtemel.

SİHA’lar için GÖKKURT akıllı mühimmat sistemi geliyor!

Türk savunma sanayisi, insansız hava araçları (SİHA) için geliştirdiği yeni teknolojilerle dünyayı etkilemeye devam ediyor. Astech Defence tarafından geliştirilen GÖKKURT Akıllı Mühimmat (GAM) Ailesi, SİHA’ların vurucu gücünü bir üst seviyeye taşıyacak önemli bir adım olarak görülüyor.

SİHA’lar için GÖKKURT akıllı mühimmat sistemi gelecek

GAM ailesi, 20, 40 ve 80 kilometre menzilli üç farklı modelden oluşuyor: GAM-A, GAM-B ve GAM-D. Bu akıllı mühimmatlar, hem SİHA’lar hem de sabit kanatlı hava araçlarında kullanılabilecek şekilde tasarlanmış. Modüler yapıları sayesinde farklı görev gereksinimlerine göre özelleştirilebilen GAM mühimmatları, gelişmiş güdüm ve arayıcı başlık teknolojileri ile hem sabit hem de hareketli hedeflere karşı yüksek hassasiyet sağlıyor.

SİHA’lar için GÖKKURT akıllı mühimmat sistemi gelecek.
SİHA’lar için GÖKKURT akıllı mühimmat sistemi gelecek.

GAM-D modeli, menzil artırıcı itki sistemi ve “dolanma” yeteneğiyle öne çıkıyor. Bu sayede hedefe ulaşmak için daha uzun süre havada kalabiliyor ve daha stratejik bir şekilde kullanılabiliyor. 16 kilogram harp başlığı kapasitesine sahip olan GAM ailesi, muharebe sahanında kullanıcılarına önemli bir avantaj sağlayacak.

GAM mühimmatlarının en dikkat çekici özelliklerinden biri de iki yönlü iletişim desteği sunması. Bu sayede mühimmat, pilot ile anlık olarak iletişim halinde kalabiliyor ve hedef güncellemeleri yapılabiliyor. Bu özellik, mühimmatın daha esnek ve etkili bir şekilde kullanılmasını sağlıyor.

GAM ailesinin en büyük üyesi olan GAM-X (Extra) ise, özellikle zırhlı ve korumalı hedeflere karşı yüksek tahribat gücüyle fark yaratacak. Daha büyük bir harp başlığı taşıyan GAM-X, delicilik, yüksek tahribat ve yıkım için tasarlanmış.

GAM ailesi, özellikle milli SİHA sistemleriyle entegre bir şekilde çalışarak harp ortamında önemli bir “oyun değiştirici” olma potansiyeline sahip. Sektördeki muadillerine göre 2-3 kat daha güçlü harp başlıkları, uzun menzilleri ve geniş atış zarfıyla dikkat çeken GAM mühimmatları, sürü operasyonlarına da uyum sağlayabilecek şekilde tasarlanmış.

Eski OpenAI CTO’su Mira Murati, yatırımcı arıyor!

Yapay zeka dünyasının önde gelen isimlerinden Mira Murati, OpenAI’dan ayrılışının ardından sessizliğini bozarak kendi yapay zeka girişimini kurma yolunda önemli bir adım attı. Eski OpenAI CTO’su Murati, yeni şirketi için yatırım arayışına başladı ve iddialara göre yatırımcıların ilgisini çekmeyi de başardı.

Eski OpenAI CTO’su Mira Murati, yatırımcı arayışında

Henüz ismi açıklanmayan girişim, Murati’nin OpenAI’da edindiği tecrübeyi ve vizyonu yansıtacak şekilde tescilli yapay zeka modellerine odaklanacak. Bu modellerin, ChatGPT ve DALL-E gibi çığır açan teknolojilerden farklı ve daha ileri düzeyde olması bekleniyor.

Eski OpenAI CTO'su Mira Murati, yatırımcı arayışında.
Eski OpenAI CTO’su Mira Murati, yatırımcı arayışında.

Yatırım turlarıyla ilgili detaylar henüz netlik kazanmasa da Murati’nin, yatırımcılarla erken aşama görüşmeler yaptığı ve 100 milyon doların üzerinde bir yatırım alabileceği konuşuluyor. Bu da, Murati’nin yeni girişimine olan güvenin ve yapay zeka dünyasındaki saygınlığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Mira Murati, OpenAI’da çalıştığı 6 yıl boyunca yapay zeka alanında önemli başarılara imza attı. ChatGPT ve DALL-E gibi devrim niteliğinde projelerde liderlik yapan Murati, şirketin teknolojik vizyonunun şekillenmesinde kilit bir rol oynadı. Hatta 2023’ün Kasım ayında, o dönem OpenAI CEO’su olan Sam Altman’ın geçici olarak görevden alınmasının ardından şirketin yönetimini devralarak liderlik vasıflarını da kanıtladı.

Şimdi ise Murati, yeni bir heyecan ve tutkuyla kendi girişimine odaklanıyor. Eski OpenAI çalışanlarından oluşan bir ekip kurduğu bilinen Murati’nin, OpenAI’da birlikte çalıştığı yapay zeka araştırmacısı Barreth Zoph’u da ekibine katmaya çalıştığı söyleniyor.

Murati’nin yeni girişiminin, OpenAI ile rekabet edebilecek bir potansiyele sahip olduğu konuşuluyor. Yapay zeka alanındaki hızlı gelişmeler ve artan yatırımlar göz önüne alındığında, Murati’nin girişiminin başarılı olması ve sektöre yeni bir soluk getirmesi sürpriz olmayacaktır.

Perplexity AI, yeni yatırım arıyor!

Yapay zeka odaklı arama motoru denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Perplexity AI, büyüme hedeflerini oldukça yüksek tutuyor. The Wall Street Journal’ın haberine göre şirket, 8 milyar dolar gibi dikkat çekici bir değerleme üzerinden 500 milyon dolarlık yeni bir yatırım turu için görüşmelere başladı.

Perplexity AI, yeni yatırım aramaya başladı

Eğer bu girişim başarılı olursa Perplexity AI’ın değeri, kısa bir süre içinde iki kattan fazla artmış olacak. Hatırlatmak gerekirse Silikon Vadisi merkezli girişim, bu yıl içinde üç ayrı yatırım turunda toplam 136.3 milyon dolar fonlama almış ve son olarak SoftBank’tan aldığı yatırımla 3 milyar dolar değerlemeye ulaşmıştı.

Perplexity AI, yeni yatırım aramaya başladı.
Perplexity AI, yeni yatırım aramaya başladı.

Perplexity AI’ın bu iddialı yatırım hedefi, sektördeki rekabeti bir üst seviyeye taşıyacak gibi görünüyor. Özellikle de yapay zeka destekli arama motoru pazarının lideri konumundaki OpenAI’ın kısa bir süre önce 6.6 milyar dolarlık yatırımla değerlemesini 157 milyar dolara çıkarması, diğer oyuncuları da harekete geçirmiş durumda.

Yıllık geliri 50 milyon dolar civarında olan Perplexity AI’ı rakiplerinden ayıran en önemli özelliği ise basit ve kullanıcı dostu arayüzü. Tıpkı ChatGPT gibi soru-cevap şeklinde çalışan platform, kullanıcıların girdiği sorulara web’i tarayarak hızlı ve doğru cevaplar buluyor. Üstelik platform, premium abonelik ve kurumsal müşteriler için özel çözümler gibi farklı gelir modelleri de geliştiriyor.

Ancak tüm bu olumlu gelişmelere rağmen Perplexity AI’ın önünde bazı engeller de bulunuyor. Bazı haber kuruluşları tarafından haber kazıma, izinsiz içerik kullanma ve intihal gibi suçlamalarla karşı karşıya kalan girişim, The New York Times’tan “Dur ve Vazgeç” bildirisi almasıyla zor bir dönemden geçiyor. Yine de Perplexity AI CEO’su Aravind Srinivas, yayıncılarla iş birliğine hazır olduklarını ve sektördeki tüm paydaşlarla uyum içinde çalışmak istediklerini dile getiriyor.

Türk girişimi Clean & Carry, yeni yatırım alıyor!

Yıllardır girişimcilik dünyasında başarılarıyla tanıdığımız Gülay Mirzai ve Barış Adrin Mirzai, Amerika Birleşik Devletleri’nde hayata geçirdikleri Clean & Carry girişimiyle yine adlarından söz ettiriyor. Çamaşır yıkama hizmetlerine getirdikleri teknoloji odaklı yaklaşım ve “Uber for Laundry” modeliyle dikkatleri üzerine çeken Clean & Carry, Amerikalı melek yatırımcılardan 2 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım almayı başardı.

Türk girişimi Clean & Carry, yeni yatırım aldı

Peki Clean & Carry tam olarak ne yapıyor? ABD’de yaygın olan self servis çamaşırhane kültürünü dijital platformlarla buluşturan girişim, müşteriler ile çamaşırhaneler arasında hızlı ve pratik bir köprü kuruyor. Tıpkı Uber Eats veya DoorDash gibi hizmet veren Clean & Carry, kullanıcıların çamaşırlarını evlerinden alıp, yıkanıp ütülenmiş bir şekilde geri teslim ediyor. Üstelik tüm bu süreç, kullanıcı dostu mobil uygulama üzerinden kolayca yönetilebiliyor.

Türk girişimi Clean&Carry, yeni yatırım aldı.
Türk girişimi Clean & Carry, yeni yatırım aldı.

Clean & Carry, sadece müşteriler için değil, aynı zamanda çamaşırhane işletmeleri için de kazançlı bir sistem sunuyor. Girişim sayesinde çamaşırhaneler, ek bir yatırım yapmadan teknoloji altyapısına sahip oluyor ve daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşıyor. Yani Clean & Carry, hem tüketicilerin hayatını kolaylaştırıyor hem de çamaşırhane işletmelerinin kazançlarını artırmalarına yardımcı oluyor.

Kısa sürede 1.500’den fazla siparişe ulaşan Clean & Carry’nin hedefleri oldukça büyük. ABD’nin 38 büyük şehrinde hizmet vermeyi hedefleyen girişim, milyarlarca dolarlık çamaşır yıkama pazarında iddialı bir oyuncu olmaya aday gibi görünüyor.

Samsung’un yeni lüks telefonu W25 Flip, sertifikasıyla ortaya öıktı

Samsung, katlanabilir telefon pazarında sunduğu lüks modellerle dikkat çekmeye devam ediyor. Çin pazarında uzun yıllardır prestijli bir konuma sahip olan W serisinin en yeni üyesi W25 Flip21 Ekim’de tanıtılmadan önce TENAA sertifikası alarak gündeme geldi. Bu yeni cihaz, Galaxy Z Flip 6’nın Çin pazarına özel bir versiyonu olarak karşımıza çıkacak.

W25 Flip, SM-W7025 model numarasıyla ortaya çıkarken, Galaxy Z Flip 6 ile benzer boyutlara sahip olmasına rağmen kullanılan malzemelerin farklılığı nedeniyle 198 gram ağırlık sunuyor. Bu özellik, cihazın hem şık hem de dayanıklı bir tasarıma sahip olduğunu vurguluyor.

Cihazın ekran özelliklerine baktığımızda, 6,7 inç büyüklüğünde ve 1080×2640 piksel çözünürlüğünde bir katlanabilir dokunmatik ekran bulunuyor. Bu ekran, kullanıcıların multimedya içeriklerini daha keyifli bir şekilde deneyimlemelerini sağlarken, arka taraftaki 3,4 inçlik kapak ekranı ise bildirimleri hızlı bir şekilde kontrol etme imkanı sunacak.

Performans tarafında, W25 Flip, Snapdragon 8 Gen 3 işlemcisi ile güçlendirilmiş. 12 GB RAM ve 512 GB depolama alanı ile kullanıcılarına yüksek performans ve geniş depolama seçenekleri sunarak, yoğun kullanım senaryolarında bile akıcı bir deneyim vaat ediyor. Oyun oynamak, video düzenlemek veya çoklu görevler yapmak isteyen kullanıcılar için ideal bir seçenek olabilir.

Kamera özellikleri de dikkat çekici. W25 Flip, 50 MP ana kamera12 MP ikincil kamera ve 10 MP selfie kamerası ile donatılmış durumda. Bu kamera seti, kullanıcıların hem gündüz hem de düşük ışık koşullarında yüksek kaliteli fotoğraflar çekmelerine olanak tanıyacak. Ayrıca, video çekim özellikleri ile içerik üreticilerine de hitap eden bir cihaz olacağı öngörülüyor.

Samsung’un 21 Ekim’de tanıtması beklenen W25 Fliplüks ve performansı bir araya getiren yapısıyla Çin pazarındaki yerini güçlendirecek. Özellikle, markanın lüks segmentteki güçlü imajını koruma çabası, bu cihazla daha da pekişecek gibi görünüyor. Kullanıcılar, yüksek teknolojiyi şık bir tasarımla buluşturan bu yeni modeli sabırsızlıkla bekliyor. W25 Flip, yalnızca bir telefon değil, aynı zamanda bir moda aksesuarı olma iddiasını da taşıyor. Samsung’un katlanabilir telefon alanındaki yenilikleri, sektördeki rekabeti artırırken, lüks teknolojilere olan talebin artmasına da katkıda bulunuyor.

Snapdragon 8 Elite: mobil işlemcilerde yeni bir dönem

Qualcomm, önümüzdeki pazartesi günü önceden Snapdragon 8 Gen 4 olarak bilinen Snapdragon 8 Elite işlemcisini resmen duyuracak. Ancak resmi tanıtım öncesinde işlemciyle ilgili ilk performans sonuçları sızdırıldı ve dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Özellikle AnTuTu benchmark testlerinde elde ettiği sonuçlar, bu yeni çipsetin mobil işlemci dünyasında adeta bir devrim niteliği taşıyacağını gösteriyor.

Apple A18 Pro’ya fark atıyor

Prototip bir Realme GT7 Pro cihazı üzerinde gerçekleştirilen AnTuTu testinde Snapdragon 8 Elite, tam 3.025.991 puan alarak şimdiden rekor kırdı. Bu skor, Qualcomm’un en büyük rakiplerinden biri olan Apple’ın A18 Pro çipsetini ciddi anlamda geride bırakıyor. Apple A18 Pro, aynı testte yalnızca 1,65 milyon puan elde edebilmişti, bu da Snapdragon 8 Elite’in Apple’ın en güncel ve güçlü işlemcisinden çok daha üstün olduğunu gösteriyor. Ayrıca Qualcomm’un diğer önemli rakibi MediaTek’in yeni tanıttığı Dimensity 9400 çipseti de bu testte 2,8 milyon puan alabiliyor, ancak bu da Snapdragon 8 Elite’in gerisinde kalıyor.

Snapdragon 8 Elite’in özellikleri

Snapdragon 8 Elite, iki farklı versiyonla gelecek. İlk versiyonunda, 4,09 GHz’e kadar çıkabilen iki performans çekirdeği ve 2,78 GHz’de çalışan altı verimlilik çekirdeği bulunacak. İkinci versiyon ise performans açısından biraz daha güçlü olacak; bu sürümde performans çekirdeklerinin hızları 4,32 GHz’e kadar çıkabilecek. Her iki versiyonda da Adreno 830 GPU yer alıyor, bu da grafik performansında büyük bir sıçrama olacağı anlamına geliyor. Tüm bu donanım, TSMC’nin 3nm üretim süreciyle inşa ediliyor, bu da çipin hem daha verimli hem de daha güçlü olmasını sağlıyor.

Geekbench sonuçları ve performans artışı

Snapdragon 8 Elite, yalnızca AnTuTu testlerinde değil, aynı zamanda Geekbench testlerinde de oldukça etkileyici sonuçlar elde etti. Geekbench’te de daha önceki Qualcomm çiplerine göre önemli bir performans artışı gösteren bu işlemci, Snapdragon serisinin en güçlü üyesi olma yolunda ilerliyor. Özellikle CPU ve GPU performansındaki gelişmeler, yeni işlemcinin Snapdragon 8 Gen 3 gibi seleflerine kıyasla büyük bir sıçrama yapacağını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Bu yeni işlemcinin resmi tanıtımıyla birlikte, mobil cihaz dünyasında yepyeni bir performans standardı belirlemesi bekleniyor. Snapdragon 8 Elite, yalnızca Apple ve MediaTek gibi büyük rakiplerine karşı değil, aynı zamanda oyun ve yapay zeka işlemleri gibi zorlu görevlerde de fark yaratacak gibi duruyor.

Microsoft’tan ASUS kullanıcılarına kritik uyarı

Microsoft, son günlerde Windows 11’in yeni 24H2 güncellemesi ile ilgili önemli bir uyarıda bulundu. Microsoft’tan ASUS dizüstü bilgisayar kullanıcıları bu konuda ekstra dikkatli olmalı. Şirket, bazı ASUS cihazlarında güncellemeyle birlikte mavi ekran (BSOD) sorunları yaşandığını duyurdu.

Microsoft, bu sorundan etkilenen ASUS cihazları için güncellemeyi otomatik olarak durdurma kararı aldı. Microsoft’tan ASUS kullanıcılarına, bu cihazlara zorla güncelleme yüklememeleri konusunda ciddi uyarılar yapıldı. Microsoft’tan ASUS dizüstü sahiplendiyseniz, bu uyarıyı dikkate almanız faydalı olacaktır.

Hangi modeller etkilendi?

Özellikle X415KA (Intel Pentium Silver N6000 Vivobook 14) ve X515KA (Celeron N4500 Vivobook 15) modelleri bu sorunla karşı karşıya. Microsoft’tan ASUS cephesine gelen bilgiye göre, bu cihazlar, Windows 11 24H2 güncellemesi sırasında uyumluluk sorunları yaşıyor ve mavi ekran hatası alıyor. Güncelleme işlemi bu cihazlarda tamamlanamıyor.

Ne yapmalı?

Microsoft, bu cihazlar için geçici bir güncelleme kısıtlaması getirdi, bu nedenle güncellemeyi otomatik olarak yükleyemeyeceksiniz. Microsoft’tan ASUS kullanıcılarına gelen en iyi seçenek, Windows Update üzerinden gelen uyarıları dikkate alarak güncellemeyi ertelemek. Şirket, bu sorun için bir çözüm üzerinde çalışıyor.

Bazı kullanıcılar manuel olarak güncelleme yapmak isteyebilir, ancak Microsoft bu noktada özellikle zorla güncelleme yapılmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Güncelleme kısıtlamalarını aşarak sistemi zorlamak, daha fazla soruna yol açabilir. Şu an için en mantıklı yol, sabırlı olup Microsoft’tan ASUS cihazları için bu durumu çözmesini beklemek.

Mavi ekran hatasıyla karşılaşmamak için, zorla güncelleme yapmaktan kaçınmak gerekiyor. Microsoft’un sorunu çözdüğünde cihazlar için güncellemeyi yeniden yayınlaması bekleniyor.

WhatsApp Meta AI ile yeni özelliği test ediyor

Dünyanın en popüler mesajlaşma platformlarından biri olan WhatsApp, kullanıcıların Meta AI ile daha derin ve kişiselleştirilmiş bir iletişim kurmasını sağlayacak yeni bir özellik üzerinde çalışıyor. Sohbet hafızası adı verilen bu özellik, Meta’nın yapay zeka yeteneklerini kullanıcı deneyimiyle birleştirerek mesajlaşma deneyimini daha akıllı ve dinamik hale getirmeyi hedefliyor. Özellik, WhatsApp’ın Android için geliştirdiği beta 2.24.22.9 güncellemesi ile test edilmeye başlandı.

WhatsApp, daha önceki beta 2.24.18.18 sürümü ile Meta AI destekli bir sesli sohbet modu sunarak kullanıcıların yapay zeka ile sesli etkileşim kurmasını mümkün hale getirmişti. Ancak, yeni test edilen sohbet hafızası özelliği, bu deneyimi bir adım daha öteye taşıyor. Kullanıcıların yapay zeka ile yaptıkları önceki sohbetlerin kaydedilmesi sayesinde, Meta AIkullanıcıları daha iyi anlayarak, kişisel tercihlere göre optimize edilmiş yanıtlar verebilecek.

Meta AI’nın sohbet hafızası özelliği neler sunuyor?

WhatsApp’ın geliştirdiği bu yeni özellik, yapay zekanın kullanıcıların tercihlerine göre daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmasına olanak tanıyor. Meta AI, kullanıcıyla yapılan sohbetlerde paylaşılan bilgileri hafızasında tutarak, gelecekteki etkileşimlerde bu bilgileri kullanabilecek. Örneğin, bir kullanıcının vegan olduğunu, doğum gününü ya da belirli bir konuşma tarzını tercih ettiğini hatırlayan yapay zeka, bu detaylara göre daha alakalı yanıtlar verecek. Böylece, kullanıcılar Meta AI ile daha kişisel, onların ihtiyaçlarına daha uygun bir sohbet deneyimi yaşayabilecek.

Bu özellik, özellikle kullanıcıların Meta AI ile etkileşim kurarken daha verimli ve anlamlı diyaloglar gerçekleştirmelerini sağlayacak. Meta AI’nın, bir kullanıcının önceki sorularını ve tercihlerine göre oluşturduğu yanıtları analiz etmesi, daha doğal bir sohbet süreci yaratacak. Ayrıca, bu yapay zeka tabanlı gelişmiş özellik, işlevselliği artırarak kullanıcıların günlük yaşamlarını kolaylaştırmayı hedefliyor.

Sohbet hafızası İle kişiselleştirilmiş yanıtlar

Meta AI‘nın bu yeni özellik sayesinde sunduğu sohbet hafızası, kullanıcıların daha önce yapay zeka ile paylaştığı bilgilerin hafızada saklanmasına olanak tanıyor. Örneğin, bir kullanıcı iş dünyasıyla ilgili daha resmi bir dil kullanıyorsa, Meta AI bunu hatırlayacak ve gelecekteki sohbetlerde buna uygun bir dil kullanacak. Aynı şekilde, bir kullanıcının kişisel tercihleri doğrultusunda yanıtlar üretebilecek, böylece yapay zeka ile daha anlamlı bir ilişki kurulabilecek.

Bu özellik, kullanıcıların ihtiyaçlarına ve tercihlerine daha uyarlanmış bir sohbet deneyimi sunarak Meta AI ile olan etkileşimlerini daha faydalı hale getirmeyi amaçlıyor. Meta AI’nın kullanıcılara sunduğu bu kişiselleştirilmiş yaklaşım, teknolojiyle olan bağları daha da güçlendirebilir. WhatsApp’ın bu yeni geliştirmesiyle birlikte kullanıcılar, daha doğal ve gerçek zamanlı bir yapay zeka desteği alarak günlük yaşamlarında Meta AI’nın sunduğu imkanlardan daha fazla faydalanabilecekler.

WhatsApp’ın sohbet hafızası özelliği ile ilgili bu gelişmeler, gelecekte yapay zeka destekli mesajlaşma uygulamalarında kişiselleştirmenin ne kadar derinleşebileceğine dair ipuçları veriyor. Kişisel bilgiler ve tercihler yapay zeka tarafından daha etkin bir şekilde kullanılarak, kullanıcıların her etkileşimde daha anlamlı sonuçlar elde etmeleri sağlanacak. WhatsApp’ın bu test aşamasındaki yeniliği, ilerleyen dönemlerde daha geniş kullanıcı kitlesine sunularak Meta AI ile kurulan iletişimi bambaşka bir boyuta taşıyabilir.

Apple, BYD ile pil teknolojisi alanında işbirliği mi yaptı?

Teknoloji devi Apple’ın uzun süredir merakla beklenen elektrikli otomobil projesi suya düşmüş olabilir ama perde arkasında yaşananlar hala konuşulmaya devam ediyor. Ortaya çıkan bilgilere göre Apple, düşük maliyetli ve güvenli yapılarıyla bilinen LFP piller konusunda uzmanlaşmış Çinli otomotiv devi BYD ile yıllarca süren gizli bir işbirliği yürütmüş. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Apple, BYD ile pil teknolojisi üzerine işbirliği mi yaptı?

İddiaya göre iki şirket, 2017 yılında başlayan bu ortaklıkta Apple mühendislerinin gelişmiş batarya yönetim sistemleri konusundaki tecrübesiyle BYD’nin LFP pilleri ve üretim gücünü birleştirmeyi amaçlıyordu. Hatta Apple’ın, BYD’nin kendi elektrikli araçlarında kullandığı ve “Blade” olarak adlandırılan yenilikçi pil tasarımına hayran kaldığı ve bunları kendi otomobilinde kullanmak istediği belirtiliyor.

Apple, BYD ile pil teknolojisi üzerine işbirliği mi yaptı?
Apple, BYD ile pil teknolojisi üzerine işbirliği mi yaptı?

Ancak her iki şirket de bu iddiaları şimdilik doğrulamıyor. BYD, özellikle Blade pil teknolojisinin tamamen kendi özgün tasarımı olduğunun altını çiziyor. Peki ama Apple, neden BYD ile yollarını ayırdı?

Kesin bir cevap vermek zor olsa da Apple’ın, kendi otomobil projesi için en uygun ve rekabetçi pil teknolojisini bulmak amacıyla farklı seçenekleri değerlendirmeye aldığı tahmin ediliyor. Sonuç olarak Apple’ın elektrikli otomobil hayali şimdilik gerçekleşmemiş olsa da bu gizli iş birliği, teknoloji dünyasının kulislerinde konuşulmaya devam edecek gibi görünüyor.thumb_upthumb_down

Intel, Altera’nın hisselerini satışa çıkarıyor!

0

Teknoloji dünyasının devlerinden Intel, fırtınalı bir denizde yol almaya çalışıyor desek abartmış olmayız. Şirket, tarihinin belki de en zorlu dönemecini yaşıyor; düşen hisse senedi fiyatları, ana pazarlardaki rekabetin acımasız yüzü ve rakipleri karşısında yaşanan pazar payı kayıpları… Tüm bunlar, Intel’in üzerinde kara bulutlar gibi dolaşıyor.

Intel, Altera’nın hisselerini resmen satışa çıkaracak

Peki ama bu noktaya nasıl gelindi? Bir zamanlar işlemci dünyasının tartışmasız lideri olan Intel, son yıllarda özellikle mobil işlemciler ve yapay zeka çipleri pazarında yaşanan hızlı değişimlere ayak uydurmakta zorlandı. Rakipleri AMD ve Nvidia’nın agresif stratejileri karşısında istediği başarıyı yakalayamayan Intel, yatırımcılarının gözünden de düşmeye başladı.

İşte tam da bu noktada, Intel yönetimi radikal ve cesur bir karar alma aşaması. Gündemde ise 2015 yılında 16.7 milyar dolar gibi büyük bir bedelle satın alınan Altera’nın geleceği var. Ancak bu sefer Intel, Altera’nın tamamını satmaktansa azınlık hisselerini elden çıkararak milyarlarca dolarlık bir kaynak yaratmayı hedefliyor. Hatta iddialara göre Intel, özel sermaye şirketleri ve stratejik yatırımcılarla gizli görüşmelere başladı bile.

Peki ama Intel neden böyle bir karar aldı? Aslında cevap oldukça açık. Intel, Altera’nın kontrolünü tamamen kaybetmeden, hem kısa vadede finansal bir nefes almak hem de uzun vadeli yatırım planları için kaynak yaratmak istiyor. Elbette bu hamle, Intel’in daha önceki açıklamalarıyla çelişiyor. Unutmayalım ki Intel CEO’su Pat Gelsinger, geçtiğimiz aylarda Altera’nın Intel’in gelecek stratejilerinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamıştı.

Ancak görünen o ki Intel, değişen pazar koşulları ve rakiplerinin yarattığı baskı karşısında esnek davranmak zorunda olduğunu fark etti. Altera’nın azınlık hisselerinin satışı, Intel’in bu zorlu mücadelede ne kadar kararlı olduğunu ve her türlü seçeneği değerlendirmeye hazır olduğunu gösteriyor. Yine de bu hamlenin Intel’e beklenen finansal rahatlamayı sağlayıp sağlamayacağını ve şirketin geleceğini nasıl etkileyeceğini zaman gösterecek.

MUSIWARS, ilk yatırımıyla müzik sektörüne damgasını vuruyor!

0

Müzik sektörü, Türkiye’nin yenilikçi dijital platformu MUSIWARS ile dönüşüm geçiriyor. Şarkı sözü yazarları ve beste üreticileri için küresel çapta benzersiz bir dijital tescil ve eser satışı pazaryeri olan MUSIWARS, 3 milyon dolar değerlemeyle aldığı ilk yatırımla uluslararası arenada büyüme yolculuğuna hız kazandırıyor. Yerelden globale uzanan bu stratejik adım, müzik dünyasında oyunun kurallarını değiştirecek bir inovasyonu beraberinde getiriyor.

2022 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan aldığı ‘Yapımcı Sertifikası’ ile akredite işletme statüsüne kavuşan MUSIWARS, aynı yıl T.C. Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Ticaret Odası’nın ‘Milli Katılım’ organizasyonuyla MWC Las Vegas 2022’de Türkiye’yi temsil etti. Beta sürümü ile kullanıcılarıyla buluşarak, eser sahiplerinin yasal haklarını güvence altına alan ve dijital ortamda tescil ile çevrimiçi satış imkanı sunan yenilikçi bir pazaryeri olarak konumunu pekiştirdi. Şimdi ise, edindiği bu tecrübeler ve sağlam altyapısı ile uluslararası pazarlarda daha büyük hedeflere ulaşmayı amaçlıyor.

MUSIWARS’ın yenilikçi vizyonu ve ilk yatırım

MUSIWARS, girişimcilik yolculuğunda önemli bir dönüm noktasını geride bırakarak Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Startup Universe’den ön kuluçka, TİM-TEB Girişim Evi’nden ise kuluçka mezuniyetlerini başarıyla tamamladı. Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Toracı, aldıkları yatırımın MUSIWARS’un uluslararası başarı hikayesine büyük katkı sağlayacağını belirterek, platformun teknoloji ve hukuku bir araya getirerek sektörde fark yarattığını ifade etti.

Toracı, açıklamasında “Şimdi ekibimizle daha büyük adımlar atma zamanı. CEO’muz Av. E. Melis İstikbal, ABD’den CTO’muz R. Barış Taşkıran, CLO’muz Av. G. Can Akdağ ve Katar’dan CMO’muz Beste Eşerler Bozdağ’a sarsılmaz çabaları için en derin şükranlarımı sunuyorum. Birlikte çok daha büyük başarılara imza atacak ve daha parlak günlere doğru emin adımlarla ilerleyeceğiz.” dedi.

Anonim şirket olarak yeniden yapılanan MUSIWARS, ilk yatırımını Assessment System Türkiye’nin Kurucusu ve Şirket Ortağım Melek Yatırımcı Ağı’ndan Bireysel Katılım Yatırımcısı Dr. Levent Sevinç’ten aldı. Bu destekle birlikte MUSIWARS, küresel pazarda daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmaya ve uluslararası büyüme hedeflerini gerçekleştirmek için sağlam adımlar atmaya hazırlanıyor. Ayrıca bu stratejik destek, platformun küresel müzik sahnesindeki konumunu daha da güçlendiriyor.

Müziğin geleceğini şekillendiriyor

MUSIWARS, bu stratejik yatırım ile dijital müzik alanındaki etkisini artırmayı ve şarkı sözü yazarları ile beste üreticileri için daha fazla fırsat yaratmayı hedefliyor. Eser sahiplerinin çalışmalarını küresel pazarda güvenle tescil ettirip satabilmelerini sağlarken, yaratıcılığı sınırların ötesine taşıyan bir platform olma vizyonuyla müzik dünyasında devrim yaratmayı amaçlıyor. Böylece, Türkiye’nin bu alandaki öncü konumunu güçlendirirken, uluslararası müzik sahnesinde de kalıcı bir iz bırakmayı hedefliyor.

X, kullanıcı verilerini izin dahi almadan kullanacak!

0

Sosyal medya platformları, yapay zeka eğitiminde kullanıcı verilerini kullanma konusunda daha kararlı adımlar atıyor. Meta’nın kullanıcı verilerini yapay zeka geliştirme sürecinde kullanacağını açıklamasının ardından, şimdi de X (eski adıyla Twitter) benzer bir yol izlemeye başladı. Platform, hizmet şartlarını güncelleyerek verilerin yapay zeka modellerini eğitmek için kullanılacağını duyurdu.

X, Grok yapay zeka modeli için kullanıcı verilerini toplayacak!

X platformunun, yapay zeka eğitiminde kullanıcıların içeriklerini kullanacağını açıklaması, içerik üreticileri ve sanatçılar arasında tedirginlik yarattı. 15 Kasım itibarıyla yürürlüğe girecek olan yeni şartlarda, paylaşılan tüm içeriklerin yapay zeka modellerinin eğitiminde kullanılabileceği ifade ediliyor.

Grok 2 beta Türkiye

Özellikle görsel sanatçılar ve dijital içerik üreticileri, eserlerinin yapay zeka sistemlerini beslemek için kullanılacak olmasından oldukça rahatsız. Pek çok X kullanıcısı, kişisel verilerini ve paylaşımlarını platformdan kaldırmaya başladıklarını açıkladı.

X’in yapay zeka modeli Grok ile ilgili tartışmalar sürerken, platformun veri toplama politikası daha karmaşık hale geliyor. Önceden kullanıcılar, ayarlardan veri paylaşımını devre dışı bırakabiliyordu ancak yeni şartlarda bu seçenek sınırlanmış olacak.

Gizlilik uzmanları, özel hesapların yeni veri politikasıyla nasıl etkileneceği konusunda endişeli. Eski politikalarda özel hesaplar bu tür eğitimlerde kullanılmıyordu, ancak yeni düzenlemede böyle bir ayrım bulunmuyor. Şirketlerin yasal haklarının, uygulamada daha geniş kapsamlı olabileceği belirtiliyor.

Meta’nın ardından X’in de bu adımı atması, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka rekabetinde kullanıcı verilerini nasıl değerlendireceği konusundaki tartışmaları daha da artıracak gibi görünüyor.

Ticaret Bakanlığı vergi kaybını YZ ile önledi!

Ticaret Bakanlığı, teknolojinin gücünden yararlanarak gümrüklerde vergi kayıplarını önlemede önemli bir başarı elde etti. Yapay zeka destekli yeni bir risk analizi sistemi kullanıma sokan Bakanlık, 2024’ün ilk 9 ayında yaklaşık 3 milyar TL’lik vergi kaybının önüne geçtiğini açıkladı.

Ticaret Bakanlığı, yapay zeka aracılığıyla vergi kaybının önüne geçti

Bu başarının sırrı ise yapay zekanın karmaşık veri örüntülerini anlama ve analiz etme yeteneğinde gizli. Sistem, veri madenciliği teknikleri kullanarak gümrük ve dış ticaret verilerini detaylı bir şekilde inceliyor. Yapay zeka algoritmaları, bu veriler arasındaki ilişkileri ve anormallikleri tespit ederek potansiyel riskleri ortaya çıkarıyor.

Ticaret Bakanlığı, yapay zeka aracılığıyla vergi kaybının önüne geçti.
Ticaret Bakanlığı, yapay zeka aracılığıyla vergi kaybının önüne geçti.

Böylece gümrük memurları, daha önce fark edilmesi güç olan kaçakçılık girişimlerini ve vergi kaçakçılığını daha kolay bir şekilde tespit edebiliyor. Sistem, ayrıca riskli gönderileri ve şirketleri önceden belirleyerek, gümrük denetimlerinin daha etkili ve hedef odaklı bir şekilde yapılmasını sağlıyor.

Bu teknoloji, sadece vergi kayıplarını önlemekle kalmıyor, aynı zamanda gümrük işlemlerini de hızlandırıyor. Yapay zeka, riskli gönderileri otomatik olarak belirleyerek, düşük riskli gönderilerin daha hızlı bir şekilde gümrükten geçmesine olanak tanıyor. Böylece hem zaman kazanılıyor hem de ticari faaliyetlerin daha verimli bir şekilde yürütülmesi sağlanıyor.

Ticaret Bakanlığı, yapay zeka destekli bu sistemin başarısından oldukça memnun ve bu teknolojiyi daha da geliştirmeyi hedefliyor. Bakanlık, gümrüklerde vergi kaçakçılığını engellemek ve yasal ticareti kolaylaştırmak için veri analitiği ve yapay zeka destekli risk analizi çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.

Bu gelişme, yapay zekanın kamu sektöründe giderek daha fazla kullanılacağının ve devlet hizmetlerinin daha etkin, verimli ve güvenli bir şekilde sunulmasına katkıda bulunacağının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Amazon, YZ destekli teslimat araçlarını hizmete alıyor!

VAPR, Amazon teslimat sürücülerinin teslim edilecek paketleri araç içerisinde daha hızlı bulmasını sağlarken, hem zaman hem de efor kaybını minimuma indiriyor.

Bu sistem, teslimat noktasına ulaşan sürücünün hangi paketleri alması gerektiğini otomatik olarak belirliyor. Paketler üzerine yeşil “O” işareti yansıtılarak alınacak paketler gösterilirken, diğer paketler kırmızı “X” ile işaretleniyor. Sürücü doğru paketleri aldığında ise sistem, sesli bir uyarı vererek paketlerin eksiksiz toplandığından emin olunmasını sağlıyor.

VAPR teknolojisi, sürücülerin teslimat sırasında telefon kullanma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Amazon, sürücülerin duraklara göre paketleri düzenlemek, etiketleri okumak veya alıcının bilgilerini kontrol etmek gibi zaman kaybettiren adımlarla uğraşmadan, sadece yeşil işareti takip ederek paketleri toplayabileceğini belirtiyor. Bu sayede, teslimat süreci hızlanıyor ve sürücülerin fiziksel ve zihinsel yorgunluğu azalıyor.

Sistem, hem zaman hem de efor faydası sağlıyor

Amazon’un bu yeni yapay zeka sisteminin testlerinde sürücülerin fiziksel ve zihinsel çabasının %67 oranında azaldığı, her rota için ise ortalama 30 dakika tasarruf sağlandığı belirtiliyor. İlk etapta 1.000 yeni elektrikli teslimat aracına entegre edilecek olan bu sistemin, başarılı sonuçlar vermesi halinde daha geniş bir filoya uygulanması planlanıyor.

Amazon, dünya genelinde 390.000’den fazla sürücüye ve 100.000’den fazla teslimat aracına sahip. VAPR gibi teknolojilerin, milyonlarca paketin her gün teslim edildiği bu devasa operasyonun verimliliğini artırması bekleniyor. Ancak Amazon’un, bu teknolojinin getirdiği ekstra zaman kazancını çalışanlarının daha iyi çalışma koşullarına kavuşması için kullanıp kullanmayacağı tartışma konusu olmaya devam ediyor.