TikTok, sızdırılan şok belgelerle gündemde!

Dünyanın en popüler sosyal medya platformlarından TikTok, hakkında çıkan yeni iddialarla yine gündeme bomba gibi düştü. Sızdırılan gizli belgeler, uygulamanın sahibi ByteDance şirketinin, TikTok’un özellikle çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin farkında olduğunu gözler önüne seriyor.

TikTok, bu kez sızdırılan şok belgelerle gündeme oturdu

Kentucky eyaletinde açılan bir dava dosyasına yanlışlıkla eklenen bu belgeler, şirketin kendi yaptığı araştırmaların çarpıcı sonuçlarını içeriyor. TikTok, platformun ne kadar bağımlılık yapıcı olduğunu kabul ediyor; sadece 35 dakika gibi kısa bir sürede kullanıcıları ekranlara kilitleyebildiğini itiraf ediyor.

TikTok, bu kez sızdırılan şok belgelerle gündeme oturdu.

Daha da endişe verici olanı ise, şirketin aşırı TikTok kullanımının çocukların zihinsel ve sosyal gelişimine zarar verdiğinin farkında olması. Belgelerde, platformun analitik düşünme, hafıza, odaklanma ve empati kurma becerilerini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Uyku düzensizliği, okul ve iş hayatında başarısızlık, sosyal ilişkilerde kopukluk gibi sorunlar da yine şirketin kendi araştırmaları sonucunda ortaya konan olumsuz etkiler arasında.

Skandalın boyutu bununla da sınırlı değil. Şirket, uygulamaya eklediği ekran süresi sınırlama özelliğinin etkisiz olduğunu bilerek kullanıcıları yanılttığını da kabul ediyor. Görünüşte sorunu çözmek için sunulan bu özelliğin, günlük kullanım süresini sadece 1,5 dakika azalttığı ortaya çıktı. Bu durum, şirketin toplumsal baskıyı azaltmak için kullanıcıları oyalama taktiği uyguladığı şüphesini doğuruyor.

TikTok, çocukların kişisel verilerini topladığı ve sattığı iddialarıyla da karşı karşıya. Tüm bu gelişmeler, platformun dünya genelinde, özellikle de genç kullanıcılar üzerindeki potansiyel zararlarını gözler önüne seriyor.

Toplum olarak, çocuklarımızı ve gençlerimizi korumak adına bu tür platformların risklerini ve zararlarını açıkça konuşmamız gerekiyor. Aşırı sosyal medya kullanımının yol açtığı tehlikelere karşı farkındalık yaratmak ve gerekli önlemleri almak, gelecek nesillerin sağlıklı bir dijital deneyim yaşayabilmesi için hayati önem taşıyor.

AMD, Ultra Ethernet uyumlu ilk ağ kartını tanıttı!

0

Yapay zeka ve yüksek performanslı bilgi işlem alanlarında yaşanan hızlı gelişmeler, veri merkezlerindeki ağ altyapısının sınırlarını zorluyor. AMD, bu ihtiyaca cevap verecek yeni nesil bir ağ teknolojisi olan Ultra Ethernet’i destekleyen ilk ağ kartını tanıttı. İlginç olan ise, Ultra Ethernet standardının ilk sürümünün henüz yayınlanmamış olması. Ultra Ethernet Konsorsiyumu (UEC) standardı 2025’in ilk çeyreğinde yayınlamayı planlıyor ancak AMD, bir adım öne çıkarak bu yeni teknolojiye hazır olduğunu gösteriyor.

AMD, Ultra Ethernet uyumlu ilk ağ kartını görücüye çıkardı

AMD Pensando Pollara 400 adı verilen bu yeni ağ kartı, yapay zeka ve yüksek performanslı bilgi işlem veri merkezleri için özel olarak tasarlandı. Kartın en dikkat çekici özelliği, yapay zeka iş yüklerinde 6 kata kadar performans artışı sağlayabilmesi. Bu da, büyük veri kümeleri üzerinde çalışan yapay zeka uygulamaları için büyük bir fark yaratabileceği anlamına geliyor.

Pollara 400, akıllı çok yollu yönlendirme ve yola duyarlı sıkışıklık kontrolü gibi gelişmiş özelliklerle donatılmış. Bu özellikler, veri paketlerinin ağda en verimli şekilde iletilmesini sağlayarak performansı artırıyor ve gecikmeleri azaltıyor. Ayrıca hızlı arızadan kurtulma yeteneği sayesinde, ağda herhangi bir sorun yaşanması durumunda veri akışının kesintiye uğramadan devam etmesini sağlıyor.

AMD’nin bu hamlesi, Ultra Ethernet’in geleceği için büyük önem taşıyor. Henüz standart tam olarak belirlenmemiş olsa da, AMD gibi büyük bir oyuncunun bu teknolojiye şimdiden yatırım yapması, Ultra Ethernet’in gelecekte yapay zeka ve yüksek performanslı bilgi işlem alanlarında önemli bir rol oynayacağının sinyallerini veriyor. AMD’nin yeni ağ kartı, 2025’in ilk yarısında piyasaya sürülecek ve Ultra Ethernet’in sunduğu avantajlardan yararlanmak isteyenler için yeni bir dönem başlatacak. Bu gelişme, veri merkezlerinde daha hızlı, daha verimli ve daha güvenilir bir ağ altyapısının kapılarını aralıyor.

BMW Elektrikli araç satışlarını arttırırken, Mercedes geriliyor

BMW, elektrikli araç pazarında yükselişini sürdürürken, en büyük rakibi Mercedes’in satışları düşmeye devam ediyor. 2024’ün üçüncü çeyreğinde BMW, elektrikli araç satışlarını geçtiğimiz yıla göre %19 arttırırken, Mercedes’in aynı dönemdeki satışları %22 oranında azaldı.

BMW’den rekor satışlar: Avrupa’da Tesla’yı geride bıraktı

BMW Grubu, Mini markası da dahil olmak üzere 2024’ün üçüncü çeyreğinde toplamda 103.440 elektrikli araç sattı. Bu, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %10’luk bir artışı ifade ediyor. Yılın ilk 9 ayında ise BMW, 294.000’den fazla elektrikli araç satarak satışlarını %19 oranında arttırdı.

BMW’nin Avrupa pazarındaki başarısı dikkat çekici. Şirket, 2024’ün ilk 9 ayında Avrupa’da geçen yıla kıyasla %35,8 artışla 121.844 araç teslim etti. Özellikle iX1 ve i4 modelleri, bu büyümede kilit rol oynadı. Jato Dynamics’in verilerine göre, BMW Temmuz 2024’te Avrupa’da ilk kez Tesla’nın elektrikli araç satışlarını geride bıraktı.

BMW’nin aksine Mercedes, elektrikli araç satışlarında düşüş yaşamaya devam ediyor. Şirket, 2024’ün üçüncü çeyreğinde 46.900 elektrikli araç satarken, bu rakam bir önceki çeyreğe göre %8, geçen yılın aynı dönemine göre ise %31 azalma anlamına geliyor. Mercedes’in yılın ilk 9 ayındaki toplam elektrikli araç satışları %22 düşerek 148.500 adede geriledi.

Genel satışlar Çin’de sert darbe aldı

BMW’nin genel satışları üçüncü çeyrekte %13 düşerek 540.882 adede gerilerken, yılın ilk 9 ayındaki toplam satışlar %4,5 azalarak 1.754.158 adet olarak kaydedildi. Bu düşüşün en büyük nedeni, Çin pazarındaki sert düşüş oldu. Üçüncü çeyrekte Çin’deki satışlar %30 oranında azalarak 147.691 adede indi.

Mercedes de benzer şekilde Çin pazarında zorlanıyor. Lüks araçlara olan talebin azalması ve düşük fiyatlı yerel elektrikli araçların çoğalması, Mercedes’in satışlarının da çift haneli düşmesine neden oldu.

ADQ, Odeabank’ın yüzde 96’lık hissesini satın alıyor!

0

Abu Dabi merkezli yatırım devi ADQ, Türk bankacılık sektörüne yönelik dikkat çekici bir hamleyle, Lübnan kökenli Bank Audi’nin Türkiye’deki iştiraki olan Odeabank’ın %96’lık hissesini satın almak üzere kesin bir anlaşma imzaladığını duyurdu. Bu stratejik satın alma, ADQ’nun finansal hizmetler sektöründeki varlığını güçlendirme hedefiyle paralellik gösterirken, Bank Audi’nin ise ana pazarı olan Lübnan’a ve Avrupa’daki operasyonlarına odaklanma stratejisini yansıtıyor.

ADQ, Odeabank’ın yüzde 96’lık hissesini satın alacak

2012 yılında kurulan ve kısa sürede Türkiye’nin önde gelen özel bankaları arasında yerini alan Odeabank, 15 şehirde faaliyet gösteren 41 şubesi ve yaklaşık 1.300 çalışanı ile dikkat çekiyor. Banka, özellikle ticari krediler alanındaki güçlü portföyünün yanı sıra, büyüyen perakende bankacılık ve varlık yönetimi hizmetleriyle de öne çıkıyor. Odeabank’ın başarısında, yenilikçi “fijital” modelinin de büyük payı bulunuyor. 2019 yılında hayata geçirilen “Bank’O” adlı dijital şubesiyle, geleneksel şube ağını dijital bankacılık hizmetleriyle kusursuz bir şekilde entegre eden Odeabank, Türkiye’de “fijital” bankacılık alanında öncü bir rol üstleniyor.

ADQ’nun sağladığı yeni sermaye ve sinerji fırsatları ile Odeabank’ın, zaten başarılı olan büyüme ivmesini daha da artırması bekleniyor. ADQ’nun geniş portföyü, enerji ve kamu hizmetlerinden gıda ve tarıma, sağlık ve yaşam bilimlerinden ulaştırma ve lojistiğe kadar Abu Dabi ekonomisinin kilit sektörlerini kapsıyor. Bu geniş yelpaze, Odeabank’a yeni iş birlikleri ve pazarlara erişim imkanı sunarak rekabet gücünü artıracak önemli avantajlar sağlayabilir.

Bu satın alma, ADQ’nun Türkiye ekonomisine olan güveninin de bir göstergesi niteliğinde. Daha önce Türkiye Varlık Fonu ile ortak bir teknoloji yatırım fonu kuran ve önde gelen ilaç şirketi Birgi Mefar Grubu’nu satın alan ADQ, Odeabank yatırımıyla Türkiye’deki varlığını daha da güçlendiriyor.

İşlemin tamamlanması, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Rekabet Kurumu gibi düzenleyici kurumların onayına bağlı. Onay sürecinin ardından Odeabank, ADQ’nun Abu Dabi Menkul Kıymetler Borsası (ADX) ve dijital banka Wio Bank gibi önemli oyuncuları da içeren finansal hizmetler portföyünün bir parçası olacak.

Sonuç olarak, ADQ’nun Odeabank’ı satın alması, hem ADQ hem de Odeabank için kazan-kazan niteliğinde stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu hamle, ADQ’nun küresel finansal hizmetler arenasındaki yerini sağlarken, Odeabank’a büyüme hedeflerine ulaşmak için ihtiyaç duyduğu ivmeyi kazandıracak. Aynı zamanda, iki ülke arasındaki ekonomik bağları güçleştirerek, Türkiye’nin yatırım ortamına olan güveni pekiştiriyor.

TikTok, içerik moderasyonunda yapay zekaya geçiş yaparken yüzlerce çalışanı işten çıkardı

Dünyanın en popüler sosyal medya platformlarından biri olan TikTok, içerik moderasyonunda yapay zekanın kullanımını artırmaya yönelik adımları kapsamında büyük bir işten çıkarma dalgası başlattı. Reuters’ın haberine göre, şirket en az 700 çalışanının işine son verdi. Bu işten çıkarmalardan en fazla etkilenen bölge ise Malezya oldu; burada 700’den fazla çalışanın görevine son verildi. Şirketin basın servisi ise bu sayıyı doğrularken, işten çıkarılan kişi sayısının 500 olduğunu belirtti. Ancak bu kararın arkasındaki neden hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Yapay zeka, insan moderatörlerin yerini alıyor

TikTok’un içerik moderasyonu sürecinde yapay zekanın giderek daha fazla ön planda olduğu görülüyor. Şirket, platform üzerindeki içerik yönetimini iyileştirmek için moderatörlerin yerine yapay zeka teknolojilerini kullanmaya yöneliyor. TikTok’un ana şirketi olan ByteDance, dünya genelinde 200’den fazla şehirde 110.000’den fazla çalışanıolduğunu belirtiyor. Şirketin verdiği bilgilere göre, platformdaki içeriklerin %80’i halihazırda otomatik teknolojilertarafından kaldırılıyor. Bu oran, yapay zekanın içerik denetiminde ne kadar önemli bir rol oynadığını açıkça gösteriyor.

TikTok’tan resmi açıklama: küresel işletim modelimizi güçlendiriyoruz

TikTok sözcüsü yaptığı resmi açıklamada, işten çıkarmaların sebebiyle ilgili detay vermese de, bu değişikliklerin şirketin genel stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti. Sözcü, “Bu değişiklikleri, içerik denetimi için küresel işletim modelimizi daha da güçlendirmeye yönelik devam eden çabalarımızın bir parçası olarak yapıyoruz” ifadelerini kullandı. Şirket, bu hamleyle moderasyon süreçlerinde daha fazla otomasyon ve verimlilik hedefliyor.

Küresel dönüşüm ve yapay zeka odaklı çözümler

TikTok’un bu hamlesi, yalnızca şirket içi bir karar olmanın ötesinde, teknoloji sektöründe giderek yaygınlaşan yapay zeka çözümlerinin bir parçası olarak görülüyor. Pek çok teknoloji şirketi, operasyonel maliyetleri azaltmak ve süreçleri hızlandırmak için yapay zeka odaklı çözümlere yöneliyor. İnsan moderatörlerin yapay zeka tarafından değiştirilmesi, daha hızlı, hatasız ve geniş çapta denetleme yapılmasını sağlarken, aynı zamanda maliyetleri önemli ölçüde düşürüyor. Bu durum, TikTok’un içerik yönetimi stratejisinin de gelecekte büyük oranda yapay zekaya dayanacağını işaret ediyor.

TikTok’un bu işten çıkarma dalgası, hem çalışanlar hem de teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. Yapay zekateknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte içerik moderasyonundaki insan faktörünün giderek azalacağı ve bu alandaki iş gücü talebinin düşeceği öngörülüyor.

Çin, devasa bir hayalet parçacık dedektörü kurdu!

Çin, evrenin gizemlerini aydınlatmak için iddialı bir projeyi hayata geçirdi. Güney Çin’deki bir tepenin derinliklerinde, dünyanın en büyük şeffaf küresel dedektörünü inşa eden Çinli bilim insanları, “hayalet parçacıklar” olarak da bilinen nötrinoların gizemini çözmeyi hedefliyor. “Jiangmen Yeraltı Nötrino Gözlemevi” (JUNO) adı verilen bu devasa tesis, 35.4 metre çapındaki devasa küresel yapısıyla dikkat çekiyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Çin, devasa bir hayalet parçacık dedektörü inşa etti

Nötrinolar, evrenin oluşumu ve işleyişi hakkında önemli bilgiler sunan, ancak yakalanması oldukça güç parçacıklar. Maddeyle neredeyse hiç etkileşime girmedikleri için “hayalet parçacıklar” olarak adlandırılan nötrinolar, JUNO’nun hassas dedektörleri sayesinde yakalanarak incelenebilecek. 700 metre derinlikte konumlandırılan ve 20.000 ton özel bir sıvı ile doldurulan devasa küre, nötrinoların izlerini yakalamak için tasarlandı.

Çin, devasa bir hayalet parçacık dedektörü inşa etti.
Çin, devasa bir hayalet parçacık dedektörü inşa etti.

JUNO’nun temel amaçlarından biri de, nötrinoların kütlelerini belirleyerek evrenin evrimine dair önemli ipuçları elde etmek. Ayrıca süpernova patlamaları, Güneş’ten gelen nötrinolar ve atmosferdeki çeşitli olaylar sonucu oluşan nötrinolar da JUNO’nun inceleme alanına giriyor.

2025 yılında tam kapasiteyle çalışmaya başlayacak olan JUNO, uluslararası bilim camiasının da büyük ilgiyle takip ettiği bir proje. Fransa, İtalya, Rusya gibi birçok ülkeden 700’den fazla bilim insanının katkılarıyla yürütülen JUNO, önümüzdeki yıllarda evrenin sırlarını aralamaya devam edecek.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

100 kW gücünde nükleer reaktör inşa edilecek!

0

ABD merkezli Zap Energy şirketi, nükleer füzyon teknolojisinde ezber bozacak bir gelişmeye imza atarak “Century” adını verdiği prototip füzyon cihazını tüm dünyaya tanıttı. Zap Energy’nin iddiasına göre Century, füzyon enerjisi santralleri için geliştirilen çeşitli teknolojileri ilk kez bir araya getiren ve tam teşekküllü olarak uygulayan bir sistem. Bu iddialı proje için kısa süre önce 130 milyon dolarlık yatırım alan şirket, füzyon enerjisini ticari olarak ulaşılabilir kılma hedefine emin adımlarla ilerliyor.

100 kW gücünde nükleer reaktör inşa ediliyor

Füzyon enerjisi, basitçe anlatmak gerekirse iki atom çekirdeğinin birleşmesiyle ortaya çıkan muazzam enerjiyi ifade ediyor. Bu işlem için bugüne kadar tokamak ve stellarator gibi çeşitli yöntemler ve cihazlar geliştirildi. Ancak Zap Energy’nin geliştirdiği “kesilmiş akımda stabilize (SFS) Z-pinch” adlı yöntem, mıknatıs, kriyojenik sistemler veya yüksek güçlü lazerler kullanılmadan, sadece plazma ve elektrik akımı ile füzyonu mümkün kılıyor. Bu da Zap Energy’nin füzyon reaktörlerini daha küçük ve kompakt olarak tasarlayabilmesini sağlıyor.

100 kW gücünde nükleer reaktör inşa ediliyor.
100 kW gücünde nükleer reaktör inşa ediliyor.

1950’lerden beri bilinen bir plazma hapsetme yöntemi olan Z-pinch, plazmanın hızla dağılması sorunu yüzünden bugüne kadar füzyon enerjisi üretiminde etkili bir şekilde kullanılamamıştı.

Zap Energy, geliştirdiği SFS Z-pinch teknolojisi ile bu sorunu çözerek plazmanın ömrünü teorik olarak sonsuza kadar uzatabileceğini iddia ediyor. Zap Energy yetkilileri, Century ile hem teorik çalışmalarını hem de daha önce gerçekleştirdikleri deneyleri bütüncül bir şekilde tekrarlayarak ticari füzyon reaktörlerine giden yolda en doğru ve verimli yöntemi belirlemeyi hedefliyor.

Tek yönlü hareket eden ses dalgaları geliştirildi!

0

Ses dalgaları, bildiğimiz gibi kaynağından çıktıktan sonra her yöne yayılır. Fakat İsviçre’deki ETH Zürih ve Lozan Federal Teknoloji Enstitüsü’nden (EPFL) bilim insanları, bu kalıbı değiştirerek sesin sadece tek bir yönde ilerlemesini sağlayan çığır açıcı bir cihaz geliştirdi. Bu yeni teknoloji, iletişim teknolojilerinin geleceğini derinden etkileyebilecek bir potansiyele sahip.

Tek yönlü hareket eden ses dalgaları geliştiriliyor

Geliştirilen cihaz, üç eşit aralıklı bağlantı noktasına sahip disk şeklinde bir boşluktan oluşuyor. Bu bağlantı noktalarının her biri ses dalgalarını hem gönderme hem de alma özelliğine sahip. Cihaz aktif hale getirilmediğinde bağlantı noktaları ses dalgalarını eşit şekilde algılıyor. Yani bir noktadan gönderilen ses, diğer iki noktada da aynı şekilde duyuluyor ve yankılanarak kaynağına geri dönüyor.

Tek yönlü hareket eden ses dalgaları geliştiriliyor.

Ancak cihaz çalıştırıldığında işin içine ilginç bir fizik yasası giriyor. Cihazın içinde belirli bir hız ve yoğunlukta dönen hava, ses dalgalarının sadece belirlenen bir yöne doğru ilerlemesini sağlıyor. Örnek vermek gerekirse, birinci noktadan gönderilen bir ses, yalnızca ikinci nokta tarafından duyulabiliyor, üçüncü nokta ise bu sesi algılayamıyor. Bu sayede ses dalgaları, tıpkı ışın gibi, enerji kaybetmeden hedef noktaya ulaşabiliyor.

Bu teknoloji, ses dalgalarının hedef odaklı iletilmesini gerektirdiği alanlarda büyük avantajlar sağlayabilir. Örneğin gürültü engelleme sistemlerinde bu teknoloji kullanılarak istenmeyen sesler tamamen ortadan kaldırılabilir. Ayrıca daha verimli radar ve iletişim sistemleri tasarlamak için de bu teknolojiden yararlanılabileceği düşünülüyor.

Motosikletlere Android Automotive geliyor!

0

Avusturyalı motosiklet devi KTM, teknolojide çığır açan bir adım atarak enduro ve off-road motosiklet modellerinde Android Automotive işletim sistemini kullanmaya başladığını duyurdu. Bu gelişme, KTM’nin yeni nesil dokunmatik ekranlı gösterge panelleriyle birlikte sunulacak. Android Automotive entegrasyonu sayesinde KTM sürücüleri, motosikletlerinde daha gelişmiş bir navigasyon deneyimi yaşayacak, daha fazla uygulamaya erişebilecek ve kablosuz güncelleme kolaylığından yararlanabilecek.

Motosikletlere Android Automotive gelecek

Aslında bazı motosiklet modelleri, bir süredir akıllı telefonların ekranının yansıtılması yoluyla Android Auto sistemini kullanıyordu. Ancak bu yöntem, sürücüler için önemli güvenlik riskleri barındırıyordu. Özellikle kablolu bağlantılarda yaşanan kopmalar, sürücülerin dikkatini dağıtarak tehlikeli durumlara yol açabiliyordu. KTM’nin tercih ettiği Android Automotive işletim sistemi ise motosikletin kendi sistemine entegre olarak çalıştığı için çok daha stabil ve güvenli bir kullanım sunuyor.

Motosikletlere Android Automotive gelecek.

KTM’nin yeni Android Automotive gösterge panelleri, sürücülerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere hem dikey hem de yatay olarak tasarlanmış. Ancak bu sistem, otomobillerde kullandığımız versiyondan farklı olarak Play Store ve diğer Google uygulamalarına erişim imkanı sunmuyor. KTM’nin bu kararı, sürücülerin dikkatini dağıtacak ve güvenliklerini tehlikeye atabilecek unsurları en aza indirgeme amacını taşıyor olabilir.

KTM’nin attığı bu adım, motosiklet dünyasında teknoloji ve güvenliğin nasıl bir araya gelebileceğinin önemli bir göstergesi. Bu entegrasyonunun diğer motosiklet üreticilerine de örnek olması ve sektörde yeni bir dönemi başlatması bekleniyor.

Google Search Central Live Türkiye etkinliğine katıldık: Neler oldu?

0

Google’ın İstanbul’da düzenlediği Search Central Live etkinliği başladı. Türkiye’de ilk kez düzenlenen bu etkinlik kapsamında ilk olarak bir tanışma gerçekleştirildi ve daha sonra nelerin konuşulup tartışılacağına dair bir program paylaşıldı.

Techinside, Google Search Central Live etkinliğinde: Peki neler oldu?

Google Search Central Live adından da anlaşıldığı üzere Google dinamiklerinin tam olarak nasıl çalıştığına odaklanıyor. Marka, etkinliğin hemen başlarında Google’ın ve Haberler servisinin tarihçesini anlatırken, daha sonra kendisini internetin en büyük arama motoru haline getiren bu dinamiklerin çalışma mantığını bizlerle paylaşıyor.

Google, daha sonra bugün internette her istediğimiz sonucu bulmamızı sağlayan Google Arama’nın nasıl çalıştığını gösterdi. Bununla birlikte şirket, her gün dünya genelinde yapılan aramaların %15’inin tamamen benzersiz ve yeni aramalar olduğu gibi değerli bilgiler paylaştı.

Google’ın bir diğer odağı Seach Console idi. Bu ücretsiz hizmet sayesinde Google’ın internet sitelerini nasıl taradığı, dizine eklediği ve yayınladığı hakkında değerli bilgiler alabiliyorsunuz. Bununla birlikte, web sitesi sahiplerinin Search/Arama performansını takip etmesine ve optimize etmesine imkan sağlıyor. Bunun yanı sıra, Shopping/Alışveriş sekmesi hakkında da bazı bilgiler paylaşıldı.

Etkinlikte bir diğer dikkat çeken detay web site sahiplerinin yakından bildiği üzere Core ve Spam güncellemeleri oldu. Bu kapsamda gelen son güncellemelerin tarihi paylaşıldı.

Adobe yapay zeka yarışına hazırlanıyor: Video Prodüksiyonuna yeni araçlar geliyor

Dünyanın en köklü yazılım firmalarından Adobe, yapay zeka (AI) alanında büyük bir adım atmaya hazırlanıyor. 1982’den bu yana grafik, tasarım ve medya yazılımlarıyla sektörün öncüsü olan şirket, yapay zeka destekli yeniliklerle dikkat çekmeyi hedefliyor. Adobe, özellikle video prodüksiyonunda devrim niteliğinde yeniliklerle kullanıcılarına daha hızlı ve verimli bir deneyim sunmayı amaçlıyor.

Video prodüksiyonunda devrim: yeni AI araçları geliyor

Adobe, video düzenleme süreçlerine yönelik yeni yapay zeka araçları üzerinde çalıştığını duyurdu. Şirketin Dijital Medya Birimi Teknoloji Sorumlusu Ely Greenfield, bu yeni araçların, video editörlerinin işlerini kolaylaştıracağını ve kamera açısı, hareketi gibi teknik detaylarda ince ayar seçenekleri sunacağını belirtti. Reuters’a konuşan Greenfield, “Amacımız, video editörlerinin ve kameramanların kullandığı kavramları yapay zeka modeline öğretmek. Kamera pozisyonu, açısı ve hareketi gibi detaylara odaklanıyoruz” açıklamasını yaptı.

Bu yeni yapay zeka destekli araçlar, video prodüksiyon süreçlerini hızlandırmayı, yaratıcılığı teşvik etmeyi ve çekimlerin doğal bir şekilde birbirine uyum sağlamasını hedefliyor. Adobe, bu yeniliklerle hem amatör hem de profesyonel kullanıcıların işlerini kolaylaştırarak, video düzenleme dünyasında yeni bir standart belirlemeyi planlıyor.

Rekabette geri kalmak istemiyor

Meta ve OpenAI gibi devlerin yapay zeka yarışında hızla ilerlediği bir dönemde, Adobe de bu rekabette geri kalmak istemiyor. Özellikle yapay zekayı video prodüksiyonuna entegre ederek, sektördeki konumunu güçlendirmeyi ve kullanıcı deneyimini en üst seviyeye çıkarmayı amaçlıyor. Şirketin bu hamlesi, video düzenleme dünyasında yeni bir dönemin kapılarını aralayabilir.

Adobe’nin yapay zeka destekli video düzenleme araçlarının, kullanıcıların verimliliğini artırarak sektörde büyük bir etki yaratması bekleniyor. Yeni özelliklerin, özellikle kamera açıları ve doğal geçişler konusunda yaratacağı fark ile video prodüksiyon sürecini daha pratik ve profesyonel hale getirmesi öngörülüyor.

Yapay zeka destekli yeniliklerle video prodüksiyon dünyasına yeni bir soluk getirmeyi amaçlayan Adobe, bu alandaki rekabeti yeniden şekillendirmeye kararlı. Yeni dönemde yapay zekayı entegre eden araçlar, kullanıcıların daha profesyonel ve doğal görünümlü videolar oluşturmasına olanak tanırken, aynı zamanda süreçleri hızlandırarak iş yükünü hafifletecek. Adobe’nin bu atılımı, video edit dünyasında merakla bekleniyor.

Windows 10’a veda yaklaşıyor: Microsoft, desteği kesiyor

Microsoft, 2015 yılında kullanıma sunduğu Windows 10 işletim sistemine resmen veda etmeye hazırlanıyor. Şirketin yaptığı açıklamaya göre, Windows 10 desteği 14 Ekim 2025 tarihinde sona erecek. Bu tarihten sonra işletim sistemi güncelleme almayacak ve son sürüm olarak 22H2 yayınlanmış olacak. Bu, Windows 10’a veda zamanının yaklaştığını gösterir.

Windows 10 İçin yolun sonu göründü

Windows 10, çıktığı günden bu yana hızla benimsenmiş ve kullanıcılar arasında büyük beğeni kazanmış bir işletim sistemi oldu. Ancak artık Microsoft, bu popüler işletim sistemini emekliye ayırarak tüm gücünü Windows 11’e odaklamayı planlıyor. Son verilere göre, Windows 10 hala dünya genelinde en çok kullanılan işletim sistemi olmayı sürdürüyor ve %64,99 pazar payına sahip. Windows 10’a veda süreci başlamış durumda, mevcut durumda Windows 10 kullanımı devam etmekte ve bu da onun büyük yaygınlığına işaret eder. Windows 11 ise bu farkı kapatmaya çalışsa da, henüz Windows 10’un ulaştığı yaygınlığa erişmiş değil.

Kullanıcılar ne yapmalı?

Windows 10’un desteği 14 Ekim 2025’te sonlandığında, bu işletim sistemini kullanmaya devam eden cihazlar artık hayati güvenlik yamalarını ve güncellemeleri almayacak. Windows 10’a veda ederken, bu durum kullanıcıları siber saldırılara ve güvenlik açıklarına karşı savunmasız bırakabilir. Mevcut cihazınız Windows 10 üzerinden Windows 11’e uyumlu değilse, Microsoft’un önerdiği üç seçenek bulunuyor:

  1. Yeni Bir Bilgisayar Almak: Microsoft, kullanıcıların yeni bir bilgisayar alarak Windows 11’e geçiş yapmalarını öneriyor.
  2. Genişletilmiş Yazılım Güncelleştirmeleri (ESU): Özellikle işletmeler için sunulan bu hizmet, yıllık 61 dolarkarşılığında güvenlik güncellemelerini almaya devam etme imkanı sunuyor.
  3. Windows 10 Kullanımına Devam Etmek: Hiçbir şey yapmama seçeneği de mevcut. Ancak bu durumda, 14 Ekim 2025‘ten sonra işletim sisteminin güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalacağı unutulmamalı.

Windows 10’un ardından

Windows 10 desteğinin sona ermesiyle Microsoft, Windows 11’i ana işletim sistemi haline getirmeyi hedefliyor. Ancak Windows 10’a veda eden kullanıcıların büyük bir kısmı halen Windows 10’u tercih etmeye devam ediyor. Bu noktada, yeni bir cihaz satın almak veya mevcut cihazları Windows 10 üzerinden Windows 11’e uyumlu hale getirmek, kullanıcıların uzun vadede daha güvenli ve güncel bir deneyim yaşamasını sağlayacak.

14 Ekim 2025 tarihi, milyonlarca Windows 10 kullanıcısı için önemli bir dönüm noktası olacak. Microsoft’un bu kararı sonrası, kullanıcıların Windows 10’a veda ederken alacağı önlemler, hem güvenlik hem de kullanım açısından büyük önem taşıyor.

Türksat İsrail menşeli siber güvenlik ürünü kullanmadığını açıkladı

Bazı basın yayın organlarında Türksat’ın İsrail merkezli siber güvenlik şirketi Check Point’in ürünlerini kullandığı iddiaları yer aldı. Bu iddiaların ardından Türksat, bir açıklama yaparak doğrudan İsrail menşeli herhangi bir ürünü kullanmadığını duyurdu.

Tel Aviv merkezli Check Point, ağ ve veri güvenliği konusunda çeşitli yazılımlar ve donanımlar geliştiriyor. Şirket, hem kamu kurumlarına hem de özel sektöre hizmet veriyor. Ancak, Türksat’ın açıklamasına göre bu ürünler, şirketin operasyonlarında yer almıyor.

Türksat’tan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Aralarında Türksat’ın da bulunduğu bazı kamu kurumları ve şirketlerinin İsrail devleti menşeli siber güvenlik ürünleri kullandığı yönündeki haber doğru değildir. Türksat Bilişim, e-Devlet Kapısı başta olmak üzere birçok proje ve büyük ölçekli operasyonlar gerçekleştirerek ülkemizin dijital dönüşümüne önemli katkı sağlamaktadır. Şirketimizce artan siber tehditlere karşı altyapıları korumak, riskleri azaltmak ve siber dayanıklılığı artırmak için çeşitli ürün ve hizmetler sunulmaktadır. Bu kapsamda uzun yıllardır yerli ve yabancı teknoloji yatırımı yapılmış olup doğrudan İsrail menşeli hiçbir ürün kullanılmamaktadır.

Türksat, açıklamasının sonunda kamuoyunun gerçeği yansıtmayan haberlere itibar etmemesi gerektiğini vurgulayarak, faaliyetlerinin Türkiye’nin güvenlik ve uluslararası hassasiyetlerine uygun bir şekilde sürdüğünü belirtti.

İddialar neden gündeme geldi?

Türksat’ın İsrail menşeli siber güvenlik yazılımı kullandığına dair iddialar, bazı medya organları tarafından dile getirilmişti. Bu iddiaların ardından Türksat, konuyu hızlıca yanıtlayarak doğrudan İsrail merkezli hiçbir ürün kullanmadığını belirtti. Özellikle Türkiye’nin siber güvenlik konusundaki hassasiyeti ve yerli teknolojilere olan yatırımlarına vurgu yapan açıklama, kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıyor.

Leapmotor B10, Avrupa’ya Stellantis ortaklığıyla geliyor!

Çin merkezli elektrikli araç üreticisi Leapmotor, Avrupa pazarına Stellantis iş birliğiyle güçlü bir giriş yapmaya hazırlanıyor. Global arenada rekabet edecek olan B Serisi’nin ilk modeli Leapmotor B10Paris Otomobil Fuarı‘nda resmen tanıtıldı.

B serisi’nin İlk üyesi: Leapmotor B10

Leapmotor B10, markanın özellikle global pazarlara hitap eden yeni B Serisi‘nin ilk temsilcisi olarak dikkat çekiyor. Her ne kadar modelin adı B10 olsa da, bu yeni araç C segmentinde yer alacak. Teknik detaylar henüz paylaşılmamış olsa da, aracın 4,5 metre uzunluğunda olması bekleniyor. Beklentiler bu yönde çünkü Leapmotor B10 özellikleriyle adından söz ettiriyor.

Sade ve şık tasarım

Leapmotor B10, şirketin Leap 3.5 platformu üzerine inşa edilmiş. Tasarımıyla büyük ölçüde markanın C10 modeline benzeyen aracın ön yüzünde ince LED gündüz farları, ortada konumlandırılmış kamera ve parlak siyah detaylar öne çıkıyor. Ayrıca aracın ön camında yer alan Lidar sistemi, gelişmiş sürüş asistan teknolojilerine işaret ediyor. İşte bu teknolojiler Leapmotor B10’u benzersiz kılıyor.

Yan profilde ise geniş omuz çizgisigizli kapı kolları ve çok kollu jantlar dikkat çekici özellikler arasında. Ayrıca yan aynalar ve ön çamurluklarda bulunan kameralar, aracın sahip olduğu teknolojiler hakkında fikir veriyor. Arkada ise öndeki far tasarımına uygun bir şekilde boydan boya uzanan LED stop lambaları göze çarpıyor. Aracın spoyler kısmına entegre edilen kamera ise dijital dikiz aynası kullanımını mümkün kılabilir. Böylece Leapmotor B10, etkileyici bir arka tasarıma sahip.

Teknik detaylar bekleniyor

Leapmotor B10’un, markanın mevcut C10 modelinde kullanılan güç aktarma sistemini paylaşması bekleniyor. C10’da bulunan 218 PS gücündeki elektrik motoru ve 69.9 kWsa’lik bataryaWLTP standartlarına göre 420 kilometre menzil sunuyor. Benzer bir sistemin B10’da da kullanılması durumunda daha uzun bir menzil sağlanabileceği belirtiliyor. Ancak bu bilgiler şu an için yalnızca söylenti düzeyinde. Leapmotor B10 teknik detayları için resmi açıklamaları bekliyoruz.

Leapmotor B10’un teknik detayları ve satış tarihine ilişkin bilgiler önümüzdeki dönemde netlik kazanacak. Yeni gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Nvidia RTX 5090 fiyat sızıntıları yalanlandı

Nvidia, yeni nesil Blackwell tabanlı GeForce RTX 5000 serisi ekran kartlarını 2024 Ocak ayında tanıtmaya hazırlanıyor. Yaklaşan lansman öncesinde, özellikle GeForce RTX 5090 modeli için çıkan sızıntılar teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. Ancak geçtiğimiz saatlerde, Nvidia’ya yakın kaynaklar bu iddiaları yalanladı.

RTX 5090 fiyatı üzerindeki spekülasyonlar

Son günlerde RTX 5090’ın 2.499 dolarlık bir fiyat etiketiyle piyasaya sürüleceği söylentisi hızla yayıldı. Özellikle yüksek performans vaat eden bu ekran kartının, önceki modellere kıyasla ciddi bir fiyat artışı yaşayacağı düşünülüyordu. Ancak güvenilir bir sızıntı kaynağı olan kopite7kimi, bu iddiaları yalanladı. Twitter üzerinden yapılan paylaşımda, bahsi geçen fiyatların “SAHTE” olduğu ve Nvidia’nın RTX 5090 için belirlediği fiyatın, selefi RTX 4090’a kıyasla önemli bir artış göstermeyeceği belirtildi.

Bu gelişmeyle birlikte, Nvidia’nın RTX 50 serisinin fiyatlandırma politikasının büyük bir sıçrama yapmayacağına dair umutlar yeniden canlandı. Yine de şirketin resmi fiyatlandırmayı ne zaman duyuracağı henüz netleşmiş değil.

RTX 5090 teknik özellikleri: daha fazla güç, daha fazla performans

GeForce RTX 5090, şimdiden teknik özellikleriyle büyük merak uyandırıyor. 32 GB VRAM ve 21.000’den fazla CUDA çekirdeği ile, önceki nesil RTX 4090’a kıyasla ciddi bir performans artışı sunacağı iddia ediliyor. Bu da kartın oyun ve grafik performansı açısından yeni bir seviye getireceğinin sinyallerini veriyor. Nvidia’nın Blackwell mimarisine dayanan bu ekran kartlarının, özellikle yapay zeka hızlandırması ve ışın izleme (ray tracing) performansı konusunda önemli yenilikler sunması bekleniyor.

Ayrıca sızıntılara göre RTX 5080 ve RTX 5070 gibi modellerin de tanıtılması planlanıyor. Bu modellerin de üst düzey oyuncular ve profesyonel kullanıcılar için cazip seçenekler olacağı düşünülüyor. Nvidia’nın, RTX 5080 için 1.000 doların üzerinde bir fiyat etiketi belirleyebileceği öne sürülse de bu rakamlar henüz doğrulanmış değil.

RTX serisinin geçmişi: giyat ve performans dengesi

Nvidia’nın önceki nesil kartları, yüksek performansları ve rekabetçi fiyat politikalarıyla dikkat çekmişti. Örneğin, 2020 yılında piyasaya sürülen RTX 30901.500 dolar fiyat etiketiyle tanıtılmış, RTX 3090 Ti modeli ise 1.999 dolara satışa çıkmıştı. Nvidia, bu fiyatlara rağmen oyunculara ve profesyonellere sunduğu performansla büyük beğeni toplamıştı. Bir sonraki adım olan RTX 4090 ise, selefi RTX 3090 Ti modelinden %60 ila %80 oranında daha hızlıydı ve sadece 100 dolarlık bir artışla, 1.599 dolara piyasaya sürüldü. Bu nedenle RTX 5090 için de benzer bir fiyatlandırma stratejisinin uygulanabileceği tahmin ediliyor.

Nvidia’nın Blackwell GPU mimarisine sahip ekran kartları, teknoloji dünyasında şimdiden büyük merakla bekleniyor. Şirketin, yeni serinin üretim sürecinde iş ortaklarına brifing vermeye başladığı ve üreticilerin kartlar için kendi PCB ve soğutma çözümlerini tasarladığı bildiriliyor. Ancak fiyatlandırmanın netleşmesi, büyük olasılıkla lansmana yakın bir tarihte gerçekleşecek.

Özellikle oyuncular, grafik tasarımcıları ve profesyonel içerik üreticileri için büyük bir ilgi odağı olan bu kartların, performans seviyeleri ve yenilikçi teknolojileriyle sektörde çığır açması bekleniyor. Ocak ayında gerçekleşmesi planlanan lansman, Nvidia’nın yeni nesil GPU’larını ve sektöre getireceği yenilikleri yakından görme fırsatı sunacak.

Gigabit hızlara çıkıyor: 2. nesil Starlink uyduları geliyor!

SpaceX’in uzay çalışmaları ve Starlink projesi, dünya genelinde internet erişimini değiştirmeye devam ediyor. Elon Musk liderliğinde yürütülen bu projeyle bugüne kadar toplam 4 bin 745 Starlink uydusu yörüngeye gönderildi.

Bu uydular dünyanın birçok yerine internet hizmeti sunuyor ve küresel internet erişimini büyük ölçüde genişletmiş durumda. SpaceX ise bu ağı daha da iyileştirmek amacıyla ABD Federal İletişim Komisyonu’na (FCC) önemli güncelleme taleplerinde bulundu. Geçtiğimiz cuma günü yapılan başvuru ile Starlink’in ikinci nesil ağının geliştirilmesi için bazı teknik değişiklikler önerildi.

SpaceX, FCC’den talep ettiği bu güncellemelerle Starlink ağında küçük ama kritik değişiklikler yapmayı planlıyor. Elon Musk’ın yaptığı açıklamaya göre bu yeni nesil Starlink uyduları yalnızca Starship roketi ile fırlatılabilecek kadar büyük olacak.

Bu yeni uydular mevcutta sunulan internet hızlarını 10 kata artıracak ve daha düşük irtifada yer alarak gecikmeyi ciddi ölçüde azaltacak. Musk, bu geliştirmelerin özellikle geniş bant internet hızını artıracağını ve dünya genelinde internet erişim kalitesini yükselteceğini belirtti.

SpaceX’in başvurusunda dikkat çeken bir diğer detay ise uyduların irtifasının düşürülmesi yönündeki talepti. Şirket, mevcut uyduların üç kabuklu yapısının yörüngesini 45 ile 60 kilometre arasında azaltmayı planlıyor.

Bu değişiklik, daha düşük irtifada çalışan uyduların daha hızlı ve daha düşük gecikmeli internet hizmeti sunmasını sağlayacak. Ayrıca yeni nesil Starlink uyduları da E-band radyo frekanslarını kullanarak hem sabit uydu antenleri hem de mobil cihazlar için yüksek hızlı ve düşük gecikmeli internet hizmeti sunacak.

Yeni nesil Starlink uydularının donanımı da önemli ölçüde geliştirilmiş olacak. SpaceX’in talebine göre bu uydular daha yüksek kazançlı antenler ve gelişmiş beamforming (hüzmeleme) teknolojileri kullanacak. Böylece daha hedeflenmiş ve güçlü bir kapsama alanı sunulacak.

Bu gelişmiş donanım mevcut bant genişliğinin daha verimli kullanılmasına olanak tanıyacak ve kaynakların daha etkin şekilde dağıtılmasını sağlayacak. Yeni uydular da internet hizmetini daha geniş kitlelere ulaştırarak dünya genelinde internet erişimini büyük ölçüde iyileştirecek.

Elon Musk’ın açıkladığı üzere Starlink’in ikinci nesil ağı sayesinde dünya genelinde internet hizmeti hızlanacak ve gecikme süreleri büyük ölçüde azalacak. Bu yenilikler belirttiğimiz gibi yalnızca geniş bant hizmeti sunmakla kalmayacak, aynı zamanda mobil bağlantı da sağlayacak.

Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde ve dünya genelinde hala yeterli internet erişimine sahip olmayan milyarlarca insan için bu gelişmeler büyük bir fark yaratacak. SpaceX’in FCC’den talep ettiği bu değişiklikler onaylandığında Starlink projesi küresel internet erişiminde yeni bir dönemi başlatacak diyebiliriz.

HarmonyOS NEXT beta’yı 1 Milyon kullanıcı deniyor!

Huawei, kendi geliştirdiği işletim sistemi HarmonyOS NEXT’i önümüzdeki hafta kullanıcıların beğenisine sunmaya hazırlanıyor. Şirket, HarmonyOS NEXT’in public beta sürecinde büyük ilgi gördüğünü ve HarmonyOS NEXT beta’yı denemek için beta programına katılan kullanıcı sayısının 1 milyonu aştığını açıkladı. Bu önemli duyuru, Huawei Cihaz İş Grubu Yazılım Bölümü Başkanı Gong Ti tarafından OpenHarmony Teknoloji Konferansı sırasında yapıldı. Gong Ti, milyonlarca kullanıcının HarmonyOS NEXT’i denediğini belirterek, yeni işletim sisteminin hızla büyüyen bir kullanıcı kitlesine sahip olduğunu vurguladı. HarmonyOS NEXT, dördüncü çeyrekte tanıtılacak amiral gemisi Huawei Mate 70 serisiyle birlikte resmi olarak piyasaya sürülecek ve Huawei’nin yazılım alanındaki yenilikçi yaklaşımını daha da ileriye taşıyacak. HarmonyOS NEXT beta’yı denemek isteyenler için bu büyük bir fırsat.

HarmonyOS: 900 milyon cihazda kullanılıyor

Huawei, HarmonyOS‘in kurulum sayısının 900 milyonu aştığını belirtti ve bu sayının HarmonyOS NEXT ile daha da yükseleceğini tahmin ediyor. Şirket, yeni işletim sisteminin çok daha gelişmiş bir kullanıcı deneyimi sunacağını ifade ediyor. HarmonyOS NEXT, akıcı uygulama işleyişi ve hızlı kullanıcı arayüzü geçişleri sayesinde kullanıcılara daha hızlıakıcı ve güvenli bir deneyim vaat ediyor. Yenilikçi mimarisi sayesinde HarmonyOS NEXT, Huawei ekosistemindeki cihazlar arasında daha uyumlu ve entegre bir kullanım sunacak. Ancak, bu yeni işletim sistemi Android uygulamalarını desteklemeyecek. Huawei, bu durumu dikkate alarak, kullanıcıların ihtiyaç duyabileceği uygulamaların HarmonyOS NEXT platformunda kullanılabilmesi için büyük bir çaba sarf ediyor. HarmonyOS NEXT beta’yı deneyen kullanıcıların geri bildirimleri bu süreçte çok önemli. Şirket, kendi uygulama mağazası olan AppGallery’yi geliştirmeye devam ederken, alternatif uygulama seçenekleri sunmak için çalışmalarını sürdürüyor.

HarmonyOS NEXT hangi cihazlara geliyor?

HarmonyOS NEXT, ilk olarak 15 Ekim itibariyle Huawei Mate 60Mate X5 ve MatePad Pro gibi cihazlara sunulmaya başlanacak. HarmonyOS NEXT beta’yı denemek isteyenler için bu güncelleme ile kullanıcılar, cihazlarının işlevselliğini artıran yeni özelliklerden faydalanabilecekler. Huawei’nin yeni üç katlı akıllı telefonu Huawei Mate XT’nin güncellemeyi alıp almayacağı konusunda ise şu anda resmi bir bilgi bulunmuyor. Ancak, HarmonyOS NEXT’in sunduğu yenilikler, Huawei kullanıcılarının merakla beklediği bir güncelleme olarak dikkat çekiyor.

Huawei’nin yazılım alanındaki yenilikçi hamleleri ve kendi ekosistemini genişletme çabaları, HarmonyOS NEXT ile hız kazandı. Şirketin işletim sistemine yönelik uzun vadeli hedefleri doğrultusunda HarmonyOS NEXT’in kullanıcılar tarafından nasıl karşılanacağı ve Huawei’nin bu yeni platformla pazarda ne kadar güçlü bir konum elde edeceği merakla bekleniyor. HarmonyOS NEXT’in başarısı, Huawei’nin donanım ve yazılım ekosistemini daha da ileri taşıyacak gibi görünüyor. Huawei, HarmonyOS NEXT beta’yı denemek için pazardaki yerini kuvvetlendiriyor.

Bilim insanları sesi tek yönde iletebilen devrim yaratan cihaz geliştirdi

0

ETH Zürih ve EPFL‘den devrim niteliğinde buluş: Ses dalgalarının tek bir yönde iletilebildiği bir cihaz üretildi. Bilim insanları, sesin belirli bir yönde dalgalanmasını sağlayarak, gelecekteki iletişim teknolojilerinde çığır açabilecek yeni bir sistem ortaya koydular. Bilim İnsanları Sesi üzerine bu yenilik, sesin tek yönlü olarak iletilmesini mümkün kılarak, enerji kaybını önlüyor ve dalgaların hedefe daha güçlü ulaşmasını sağlıyor.

Cihazın tasarımı, üç eşit aralıklı bağlantı noktasına sahip bir disk şeklindeki boşluktan oluşuyor. Her bir bağlantı noktası, ses dalgalarını hem gönderme hem de alma yeteneğine sahip. Ancak cihaz pasif haldeyken, ses dalgaları üç noktada da eşit şekilde duyulabiliyor ve geri yansıyarak kaynağa dönebiliyor. Bu durum cihaz aktif hale getirildiğindedeğişiyor: Belirli hız ve yoğunlukta dönen hava akışı sayesinde, ses dalgaları yalnızca bir yöne doğru ilerliyor. Örneğin, birinci noktadan gönderilen ses yalnızca ikinci noktada duyuluyor, üçüncü nokta ise bu ses dalgasını algılayamıyor. Böylece, ses dalgaları yalnızca belirli bir yöne yönelerek enerjilerini koruyor. Bilim İnsanları Sesi cihazı ile ses dalgalarının tek yönlü iletimi mümkün oluyor.

Bilim İnsanları Sesi

Bu gelişmenin ardındaki temel faktör, ses dalgalarının cihaz içindeki hava akışıyla titizlikle senkronize edilmesi. Bu sayede dalgalar yönlendirilirken güç kazanıyor ve daha zayıflamadan hedeflerine ulaşabiliyor. Araştırmacılar bu yeniliği “ses için bir dönel kavşak” olarak tanımlıyor ve bunun dalga türlerinin yönetilmesi açısından büyük potansiyel sunduğunu vurguluyor. Bilim İnsanları Sesi tek yönlü ilerlemesi, gürültü engelleme sistemleri gibi birçok alanda önemli katkılar sunabilir. Örneğin, istenmeyen seslerin önlenmesinde bu teknoloji oldukça etkili olabilir.

ETH Zürih ve EPFL araştırmacıları, cihazın gelecekte elektromanyetik dalgaların yönlendirilmesi gibi farklı alanlarda da uygulanabileceğini belirtiyor. Bu buluş, radar ve iletişim sistemlerinde verimliliği artırabilecek yeni tasarımların önünü açabilir.

Bilim İnsanları Sesi

ETH Zürih ekibi, daha önce 2014 yılında Teksas Üniversitesi‘nde hava akışıyla çalışan bir rezonans halkası kullanılarak yapılan benzer bir cihazdan esinlendi. Ancak bu eski cihazda ses dalgaları hedefe ulaşırken zayıflıyordu. ETH Zürih ve EPFL araştırmacıları, enerji kaybını ortadan kaldırarak ses dalgalarının yönlendirilmesiyle beraber güç kazanmasını da sağladı. Bilim İnsanları Sesi üzerine yapılan bu çalışma gelecekte daha birçok yeniliğe öncülük edebilir.

KTM motosikletlere Android Automotive getiriyor!

0

Motosiklet üreticisi KTMAndroid Automotive işletim sisteminin artık motosikletlerde kullanılacağını duyurdu. Off-road ve enduro motosikletleriyle tanınan KTM, motosikletler için yeni dokunmatik ekranlı gösterge panelleri ile birlikte güncel donanımında Android Automotive sistemini entegre etti. Bu işletim sistemi, navigasyon, daha fazla uygulama ve kablosuz güncelleme gibi gelişmiş işlevlere olanak tanıyor.

KTM’nin bu yeniliği, motosiklet sürücüleri için önemli bir gelişim olarak öne çıkıyor. Daha önce bazı motosiklet modellerinde bulunan akıllı telefondan yansıtma platformu Android Auto, yıllardır piyasada var olmasına rağmen, kullanıcıların sık sık karşılaştığı bağlantı sorunları nedeniyle motosiklet sürüş deneyimini olumsuz etkiliyordu. Android Auto, kablolu bağlantı sırasında bile ara sıra yaşanan bağlantı sorunlarıyla bilinirken, bu durum motosiklet sürücüleri için tehlikeli olabiliyor. Bu nedenle, KTM’nin Android Automotive ile gerçekleştirdiği bu geçiş, güvenlik ve işlevsellikaçısından oldukça önemli.

Yeni Android Automotive gösterge panelleri, hem dikey hem de yatay düzen seçenekleriyle premium motosikletlerdeyer alacak. Bu paneller, kullanıcıların sürüş esnasında ihtiyaç duydukları bilgilere daha kolay ve hızlı bir şekilde erişmelerini sağlayacak. Gelişmiş navigasyon özellikleri sayesinde, sürücüler rotalarını daha etkin bir şekilde planlayabilecek. Ayrıca, kablosuz güncellemeler sayesinde, motosiklet sahipleri cihazlarını sürekli olarak güncel tutma imkanına sahip olacak.

Ancak, otomobillerdeki Android Automotive sistemine kıyasla, motosikletlerde bu sistemin uygulama ve hizmetler için Play Store entegrasyonu olmayacağı belirtiliyor. Bu durum, motosiklet kullanıcılarının daha sınırlı bir uygulama yelpazesine erişim sağlayacak olsa da, KTM’nin sağladığı bu yenilikle birlikte, motosiklet kullanıcılarına daha güvenli ve işlevsel bir sürüş deneyimi sunmayı amaçlıyor. Motosiklet dünyasında teknoloji ve inovasyonun öncüsü olmayı hedefleyen KTM, bu yeni sistemle birlikte kullanıcı deneyimini en üst seviyeye çıkarmayı amaçlıyor.

Sonuç olarak, KTM’nin motosikletlerinde kullanmaya başladığı Android Automotive sistemi, hem güvenlik hem de kullanım kolaylığı açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Motosiklet tutkunları için bu gelişme, daha akıllı ve etkileşimli bir sürüş deneyimi sunarken, aynı zamanda modern teknolojilerin motosiklet tasarımına entegrasyonunu da simgeliyor.