KONAMI ve FIFA, eSpor’da bir araya geldi: Türkiye de yarışta!

KONAMI ve FIFA, eSpor alanında önemli bir iş birliği yapacaklarını duyurdu. Bu iş birliği, Türkiye’nin de yer aldığı geniş bir katılım ile eSporun gelişimine yönelik dünya çapındaki bağlılıklarını sürdürmeyi amaçlıyor.

Yapılan resmi açıklamada, Konami Digital Entertainment Co., Ltd. (KONAMI) ve FIFA arasında gerçekleşen bu anlaşmanın, esporun evrensel anlamda büyümesine katkıda bulunacağı vurgulandı. Açıklamada, “KONAMI ve FIFA, esporun gelişimine yönelik dünya çapındaki bağlılıklarını sürdürmek amacıyla el sıkıştıklarını duyurdu” ifadelerine yer verildi. Bu girişimin bir parçası olarak, bu yılın ilerleyen zamanlarında mobil ve konsol platformlarında eFootball‘u da içeren iki farklı FIFAe World Cup düzenlenmesi planlanıyor. Özellikle KONAMI ve FIFA için oldukça önemli bir gelişme olarak görülüyor.

Bu iş birliğinin amacı, espor aracılığıyla dünya çapındaki oyuncuların futbol keyfini katlamak ve bu alandaki etkileşimi artırmaktır. Oyuncular, kendi ülkelerini özel yarışmalar aracılığıyla temsil etme fırsatına sahip olacak, böylece futbolseverlerle olan bağları daha da güçlenecek. FIFAe Dünya Kupası elemeleri, dünya genelinde 10 Ekim Perşembegünü başlayacak. Tüm topluluğu kapsayacak şekilde konsol ve mobil olmak üzere iki ayrı yarışma düzenlenecek ve her birinde bir FIFAe Dünya Şampiyonu belirlenecek. KONAMI ve FIFA’nın bu iş birliği, her iki taraf için de önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Detaylı bilgiye FIFA.GG ve Konami web sitelerinden ulaşılabileceği belirtildi. İş birliğinin ilk yılında final etkinliklerine 18 ülke davet edildi. Bu ülkeler, oyuncu tabanı ve o ülkelerdeki rakiplerin önceki performansları gibi farklı faktörlere göre seçildi. eFootball oynayan herkesin katılabileceği bu turnuvada yer alabilmek için oyuncuların eFootball‘u en son sürümüne güncellemeleri gerekecek. KONAMI ve FIFA, geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.

Mobil ve konsollarda eFootball‘un yer aldığı ilk FIFAe World Cup‘a katılacak ülkeler ise şu şekilde sıralandı: Arjantin, Brezilya, Kosta Rika, İngiltere, Fransa, Hindistan, Endonezya, Japonya, Kore Cumhuriyeti, Malezya, Fas, Hollanda, Polonya, Portekiz, Suudi Arabistan, İspanya, Tayland ve Türkiye.

Bu girişim, espor topluluğuna yeni fırsatlar sunarken, futbolseverler için de heyecan verici bir dönemin başlangıcını müjdeliyor. KONAMI ve FIFA, bu yeni dönemi büyük bir heyecanla desteklemektedir.

Honda 1.7 milyon aracı geri çağırıyor

Japon otomobil devi Honda, ABD’de yaklaşık 1.7 milyon aracını geri çağırma kararı aldı. Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) tarafından yapılan açıklamaya göre, geri çağırmanın nedeni direksiyon dişli kutusundatespit edilen bir üretim hatası. Bu büyük Honda 1.7 milyon aracını etkiliyor.

Direksiyon sistemindeki sorun ne anlama geliyor?

Honda’nın geri çağırma kararı, direksiyon dişli kutusunun solucan dişlisinde yaşanan bir şişme sorunu ve aşırı yay ön yükünden kaynaklanıyor. Bu durum, direksiyon çevirme sırasında aşırı sürtünmeye neden olarak direksiyonun sertleşmesine ve sürücünün kontrolünü zorlaştırmasına yol açıyor. Artan sürtünme, kaza riskini önemli ölçüde artırabiliyor.

Hangi modeller etkileniyor?

Geri çağırma, 2022-2025 yılları arasında üretilen Honda Civic 4DHonda CR-V ve Honda CR-V Yakıt Hücreli Elektrikli Araç gibi popüler modelleri kapsıyor. Honda 1.7 milyon aracı bu nedenle geri çağırıyor.

Honda’nın son dönemlerdeki geri çağırmaları

Bu, Honda’nın son dönemdeki en büyük geri çağırma olaylarından biri. Şirket, daha önce Şubat 2024’te hava yastığıendişeleri nedeniyle ve geçen yıl da hibrit araçlarda yangın riski nedeniyle benzer geri çağırma kampanyaları başlatmıştı. Honda 1.7 milyon aracını geri çağırırken müşterilere bilgilendirmede bulunmuştu.

Araç sahiplerine öneriler

Honda araç sahipleri, bu geri çağırma hakkında detaylı bilgi almak ve araçlarını kontrol ettirmek için en yakın yetkili servise başvurmaları öneriliyor. Bu sayede olası riskleri ortadan kaldırarak güvenli sürüş deneyimlerini koruyabilirler. Honda 1.7 milyon aracın geri çağırılması nedeniyle yetkili servislerde yoğunluk yaratabilir.

Zoom, yeni yapay zeka özelliği getiriyor!

0

Video konferans platformu Zoom, sanal toplantıları kökten değiştirecek yeni bir yapay zeka özelliği üzerinde çalışıyor. Bu özellik sayesinde artık toplantılarda dijital bir kopyanız sizi temsil edebilecek. Kısa bir videonuzu kullanarak sizin bir yapay zeka avatarınızı oluşturacak olan Zoom, önceden yazdığınız mesajları bu avatar aracılığıyla toplantıda dile getirecek.

Zoom, yeni bir yapay zeka özelliği getirecek

Zoom’un bu hamlesi, platformuna daha fazla yapay zeka yeteneği entegre etme stratejisinin bir parçası. Kullanıcılar, kendilerine ait kısa bir video kaydederek yapay zeka avatarlarını oluşturabilecekler. Zoom’un yapay zeka teknolojisi, bu görüntüleri kullanarak kullanıcının görünümünü ve sesini taklit eden bir dijital kopya oluşturacak. Bu avatarlar, sanal toplantılar sırasında sizin yerinize önceden yazılmış mesajları iletebilecek.

Zoom, yeni bir yapay zeka özelliği getirecek.

Yapay zeka avatar özelliği, Zoom’un “Klipler” adlı, kullanıcıların kısa video mesajları kaydedip paylaşmalarını sağlayan özelliğiyle entegre çalışacak. Ancak, bu avatarların şimdilik sadece kısa mesajlar iletmek için kullanılabileceğini ve interaktif bir şekilde toplantılara katılamayacağını belirtmek önemli. Zoom, olası kötüye kullanım senaryolarına karşı önlemler aldıklarını ve kullanıcı güvenliğinin öncelikli olduğunu vurguluyor.

Bu yeni özellik, 2025’in başlarında Zoom’un aylık 12 dolarlık ek ücretle sunulan “AI Companion” eklentisinin bir parçası olarak kullanıma sunulacak. Ücretli Zoom aboneliğiniz olsa bile, bu eklentiye sahip değilseniz, platform size önceden hazırlanmış avatarlar ve sesler sunacak. Zoom’un bu yeni özelliğiyle geleceğin toplantıları teknolojinin gücüyle yeniden şekilleniyor.

KOBİ’ler Dijitalleşmeyle Maliyetlerini %35 Azaltabilir!

Erdem Telci
Eclit CEO

Türkiye ve dünya ekonomisinin can damarı kabul edilen küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ), Türkiye’deki girişimlerin %99,7’sini, toplam istihdamın ise %70,6’sını oluşturuyor; ancak KOBİ’lerin %67’si dijital dönüşüm eksikliği nedeniyle rekabette geri kalıyor.

Türkiye’de olduğu gibi tüm dünyada ticaretin atar damarını oluşturan KOBİ’ler, dünya ekonomisinin yüzde 90’ına yön veriyor. KOBİ’lerin ekonomideki bu etkinliğinin devamlılığı için dijital dönüşümlerini başarılı bir biçimde yerine getirmeleri hayati bir rol oynuyor. Ancak KOBİ’lerin yüzde 67’si dijital dönüşümlerini sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremediği için rekabet etmek yerine hayatta kalmak için mücadele ediyor.

Şirketlerin yüzde 85’inden fazlası için dijital dönüşüm, uzun vadeli finansal büyüme yönelik önemli bir itici güç. KOBİ’lerin rekabetçi gücünün artmasında hayati bir role sahip olan dijital dönüşüm; orta ve uzun vadede önemli bir ön maliyet gerektirse de işletmelerin değerli içgörüler elde etmelerini, operasyonlarının verimliliğini artırmalarını, maliyet tasarrufu yapmalarını ve ölçeklenebilirlik ve büyüme potansiyeli için daha büyük fırsatlar yaratmalarını sağlayabiliyor.

Rekabetin İlk Adımı Artık Dijitalleşme

Dijital dönüşüme uyum sağlamak, KOBİ’lerin var olmaları için kritik bir başarı faktörüne dönüştü. Türkiye’nin üretimdeki rekabet avantajını dijital dönüşüme de taşımasının sonuçları dikkat çekici. Şöyle ki küresel çapta baktığımızda Dünya Ekonomik Forumu verileri, KOBİ’lerin istihdama ve GSYİH’ye katkısının yüzde 70’e ulaştığını söylüyor. Nitekim McKinsey, küresel e-ticaret hacminin de 2030’a kadar 7 trilyon dolara ulaşmasını bekliyor. Bu nedenle perakende gibi özellikle geleneksel sektörlerin dijital dönüşüm sürecine girmesi, yenilikçi teknolojileri iş süreçlerine entegre etmesi gerekiyor. Dijitalleşme, büyük ölçüde rekabet edebilme kapasitesini güçlendirmenin ilk adımı olarak karşımıza çıkıyor.

KOBİ’ler iş hacimlerini büyütürken, artan riskleri de doğru yönetme ihtiyacı ile karşı karşıya kalıyorlar. Sürekli yatırım isteyen bir pazarda bu ihtiyaçların karşılanması gerekiyor. Burada da yönetilen hizmet sağlayıcıları baş rolde. Hizmetlerimizle sadece çözüm sunmanın ötesine geçerek KOBİ’lerimizin dijital dönüşümlerini gerçekleştirirken maliyet ve rekabet avantajlarını koruma ve artırmalarına da yardımcı oluyoruz.

Ekonomik Şoklara Direncin Yolu Dijital Dönüşümden Geçiyor

Yapay zekânın gelişimiyle hızla ilerleyen geniş kapsamlı uygulamalar ve otomasyon yetenekleri, global bulut bilişim pazarının da büyümesine ortam sağlıyor. Küresel çapta 2023’te 626,4 milyar dolar olan pazar büyüklüğünün 2028’de 1.266,4 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Yapay zekâ destekli bulut bilişim teknolojileri, KOBİ’lerin dijital dönüşüm başarısına katkı sağlıyor. Nitekim KOBİ’ler, küresel ekonomideki hayati önemlerine karşın küresel ekonomik şoklardan daha fazla etkileniyor. Burada özellikle teknoloji odaklı yatırımlar ve dijital ekonomiye uyum KOBİ’lerin şoklara olan direncini artırırken, hayatta kalmalarına yardımcı oluyor. Rekabet ve maliyet avantajları açısından da KOBİ’ler çok önemli mesafe kat ediyor. Uluslararası Ticaret Odası (ICC), geleneksel yollarla gerçekleştirilen ticaretin doğurduğu maliyetin dijitalleşme ile yüzde 35’e varan oranlarda azaltılabileceğine dikkat çekiyor. Kamunun da desteğiyle ülkemizde KOBİ’lerimizin dijital dönüşüm macerasında en büyük destekçileri olmayı sürdüreceğiz.

Erdem Telci
Eclit CEO
Erdem Telci
Eclit CEO

Erdem Telci
Eclit CEO

Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi’nde tamamlayan Erdem Telci, kariyerine Sistem Yöneticisi olarak başladı. Coretech, VeriPark ve Doğan TV Holding’de teknoloji ekipleri yöneten Telci, 25 yıla yaklaşan deneyiminin son 14 yılında Trendyol.com ve Alibaba Group bünyesinde Datacenter, Cloud, Platform, SRE, Database, Observability, Network ve Enterprise Tech takımlarını kurup 300’den fazla mühendisi yönetti. Erdem Telci ayrıca Türkiye’de Datacenter kapasite eksikliğini görerek, firmanın Ankara’da yapımına başladığı yenilikçi Datacenter yatırımını başlattı ve projenin tüm mühendislik ve projelendirme faaliyetlerini yürüttü. TÜBİTAK Ar-Ge projelerinde proje yöneticisi ve teknik mimar olarak da görev alan Telci, 3 Haziran 2024 itibarıyla Eclit’in yeni CEO’su olarak göreve başladı.

ABD, yeni nesil transistör geliştirecek!

0

ABD Savunma Bakanlığı’nın önemli araştırma birimlerinden biri olan DARPA, yeni nesil transistörlerin geliştirilmesi için düğmeye bastı. Bu hamle, Çin’in galyum ihracatına getirdiği kısıtlamalara karşı stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Galyum nitrit (GaN), özellikle yüksek güç ve yüksek frekans gerektiren askeri uygulamalarda kullanılan yarı iletkenlerin üretiminde kritik bir rol oynuyor. Çin ise, küresel galyum arzının büyük bir kısmını kontrol ediyor ve son dönemde uyguladığı ihracat kısıtlamaları, ABD’nin savunma sanayisini tedarik zincirinde olası risklerle karşı karşıya bırakıyor.

ABD, yeni nesil transistör geliştiriyor

DARPA, bu stratejik hamle kapsamında Raytheon ile üç yıllık bir anlaşma imzaladı. Anlaşmanın amacı, galyum nitrite alternatif olarak sentetik elmas ve alüminyum nitrür tabanlı yeni nesil yarı iletkenlerin geliştirilmesini sağlamak. Bu yeni malzemelerin, radar sistemlerinden, radyo frekansı anahtarlarına, güç amplifikatörlerinden hipersonik silahlara kadar çok geniş bir yelpazede kullanılabilecek potansiyeli bulunuyor.

ABD, yeni nesil transistör geliştiriyor.

Sentetik elmas, geniş bant aralığı, yüksek frekans performansı, elektron hareketliliği ve ısı yönetimi konularında galyum nitritten daha üstün özellikler sunuyor. Benzer şekilde, alüminyum nitrür de daha da geniş bir bant aralığına sahip ve gelecek vadeden bir malzeme olarak öne çıkıyor. Raytheon, proje kapsamında öncelikle sentetik elmas ve alüminyum nitrür tabanlı yarı iletken filmler geliştirecek. Daha sonra bu filmler, sensör uygulamalarında kullanılmak üzere daha geniş plakalar halinde üretilecek.

Raytheon, galyum arsenit ve galyum nitrit bazlı teknolojilerin radar sistemlerine entegrasyonu konusunda önemli bir deneyime sahip. Şirket yetkilileri, bu deneyimi yeni projede de kullanacaklarını ve yarı iletken teknolojisinde yeni bir çığır açmayı hedeflediklerini belirtiyor. Ancak bu hedeflere ulaşmanın ve yeni malzemeleri seri üretime taşımanın zaman alacağı da bir gerçek.

Savunma ve Havacılık Sektöründe Alt Yüklenici ve Tedarik Yönetimi Çalıştayı Başladı

Savunma ve Havacılık sektöründe büyük önem taşıyan “Alt Yüklenici ve Tedarik Yönetimi Çalıştayı,” 11-13 Ekim tarihleri arasında Bursa’da sektörün önemli temsilcilerinin katılımıyla başladı. Çalıştay kapsamında, alt yüklenici firmaların sürdürülebilirliği için atılması gereken adımlar, karşılaşılan sorunlar ve çözüm yolları masaya yatırılıyor. Üç gün sürecek etkinlikte, sektörün gelişimi için iş planları oluşturulacak, görev dağılımları netleştirilecek ve ortak kararlar alınacak.

Çalıştayın ilk gününde Savunma Sanayii Başkanlığı’nın sanayileşme politikaları, Ar-Ge süreçleri ve alt yüklenicilere yönelik destek programlarına dair önemli sunumlar yapıldı. Ayrıca, savunma sanayii ürünlerinin yerli ve millî kaynaklarla üretilmesine yönelik stratejik planlar paylaşıldı. Etkinliğin son gününde ana yüklenici ve alt yüklenici firmalar arasında birebir iş görüşmeleri gerçekleştirilecek.

Yerli ve millî sistemlerle sahadaki gücümüz artacak

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, etkinlik kapsamında yaptığı açıklamada, savunma sanayiinin küresel rekabet gücünün artırılmasında alt yüklenici firmaların önemine vurgu yaptı. Görgün, “Yüksek katma değer üreten alt yüklenici ve yan sanayimizin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Bu gelişimler doğru desteklendiğinde, yerli ve millî sistemlerle sahadaki gücümüzü artıracağımızı biliyoruz. Türkiye’nin stratejik ürünlerde dışa bağımlılığı lüksü yoktur,” ifadelerini kullandı.

Bu kritik çalıştayın savunma sanayii açısından önemli bir kilometre taşı olması bekleniyor. Katılımcılar, Türk savunma sanayiinin rekabetçi ve özgün yapısının güçlendirilmesi yolunda önemli adımlar atılacağını belirtiyor.

Galaksinin en büyük süper yıldız kümesi fotoğraflandı!

0

NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu, evrenin derinliklerinden nefes kesici görüntüler göndermeye devam ediyor. Teleskobun son hedefi ise, kendi galaksimiz Samanyolu’nun en büyük süper yıldız kümesi olan Westerlund 1. Dünya’dan yaklaşık 12.000 ışık yılı uzaklıkta bulunan Westerlund 1, tıpkı gece gökyüzüne serpilmiş parıldayan mücevherler gibi görünüyor.

Galaksinin en büyük süper yıldız kümesi görüntülendi

Süper yıldız kümeleri, Güneş’imizden binlerce kat daha büyük, yeni oluşmuş yıldızların yoğun bir şekilde bir araya geldiği bölgeler olarak biliniyor. Samanyolu galaksisi, milyarlarca yıl önce bu tür yıldız kümelerini çok daha sık oluşturuyordu. Ancak günümüzde bu oluşumlara nadiren rastlıyoruz. Westerlund 1, galaksimizdeki nadir süper yıldız kümelerinden biri olmasının yanı sıra aynı zamanda Dünya’ya en yakın olanı.

Galaksinin en büyük süper yıldız kümesi görüntülendi.
Galaksinin en büyük süper yıldız kümesi görüntülendi.

Bu devasa yıldız kümesi, Güneş’in kütlesinin 50.000 ila 100.000 katı arasında değişen dev yıldızlarla dolu. Bu yıldızlar o kadar büyük ve parlak ki, içlerinden bazıları olan sarı hiperdevler, Güneş’imizden bir milyon kat daha parlak olarak göz kamaştırıyor. Ve bu şaşaalı gösterinin en ilginç yanlarından biri de, bu yıldızların kozmik ölçekte oldukça genç olmaları. Yaklaşık 3,5 ila 5 milyon yıl önce oluştukları tahmin ediliyor ki, bu evrenin yaşı düşünüldüğünde sadece bir göz açıp kapama süresi kadar.

Westerlund 1, kısa ömürlü yıldızlardan oluştuğu için bilim insanları için bir laboratuvar görevi görüyor. Bilim insanları, bu kümeyi inceleyerek dev yıldızların nasıl oluştuğu ve hayatlarının sonunda nasıl yok oldukları konusunda daha fazla bilgi edinmeyi umuyorlar. James Webb Teleskobu’nun yakaladığı bu eşsiz görüntü, Westerlund 1 ve diğer süper yıldız kümeleri üzerine yapılacak çalışmalara ışık tutacak ve evrenin gizemlerini çözmemize yardımcı olacak.

Dünyanın en büyük kara rüzgar türbini inşa edildi

Çinli inşaat ve ekipman devi Sany Group, dünyanın en büyük kara rüzgar türbinini üreterek enerji sektöründe büyük bir ilgi uyandırdı. 15 MW kapasiteli bu devasa türbin, Çin’de hizmete girdi ve Çinli şirketlerin yenilenebilir enerji alanındaki liderliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Unutulmamalıdır ki, Çin zaten dünyanın en büyük açık deniz rüzgar türbinlerinin ve yüzer açık deniz rüzgar platformunun da üreticisi konumunda.

Dünyanın en büyük kara rüzgar türbini kuruldu

Sany’nin SI-270150 model adını verdiği bu dev türbin, birçok rekora imza atıyor. Tek bir ünitede 15 MW güç üretim kapasitesiyle kara rüzgar türbinleri arasında zirvede yer alıyor. 270 metrelik rotor çapı ise dünya genelinde kara üzerine kurulmuş en geniş rüzgar türbini unvanını kazandırıyor. 131 metre uzunluğundaki kanatları da ayrı bir rekor. Bu devasa yapı, tek başına 160.000 hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede.

Dünyanın en büyük kara rüzgar türbini kuruldu.
Dünyanın en büyük kara rüzgar türbini kuruldu.

Sany, bu türbinin henüz prototip aşamasında olduğunu ve önümüzdeki bir yıl boyunca çeşitli testlerden geçirilerek güvenilirliğinin tam olarak teyit edileceğini belirtiyor. 25 ila 30 yıl hizmet ömrü hedeflenen türbin, hafif yapısı ve akıllı yük azaltma teknolojileri sayesinde lojistik olarak da avantaj sağlıyor. Bu özellikler, türbinin taşınmasını ve kurulmasını kolaylaştırıyor.

Sany, üretim sürecinde de çevresel etkiyi en aza indirmeyi hedeflediklerini belirtiyor. Uzun mesafelerde otomatik infüzyon teknolojisi, üç boyutlu tasarım ve geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı gibi yenilikçi yöntemlerle hem üretim verimliliğini artırıyor hem de sürdürülebilirliği ön plana çıkarıyor. Sany’nin bu dev rüzgar türbini, yenilenebilir enerjiye yönelik artan küresel talebi karşılamada önemli bir rol oynayabilir.

Bu algoritma, yapay zekanın enerji sorununu çözebilir!

0

Üretken yapay zeka modelleri, şaşırtıcı işlemler gerçekleştirebilme yeteneğine sahip olsalar da bu güç, büyük bir enerji tüketimiyle birlikte geliyor. Öyle ki, dev teknoloji şirketleri veri merkezlerinin enerji ihtiyacını karşılamak için nükleer santrallerden yararlanmayı bile düşünür hale geldiler. Ancak BitEnergy AI adlı bir şirket, yapay zekanın bu açlığını giderebilecek bir çözüm geliştirdiklerini iddia ediyor.

Bu algoritma, yapay zekanın enerji sorununu sonlandırabilir

BitEnergy AI’daki araştırmacılar, geliştirdikleri yeni bir algoritmanın yapay zekanın enerji tüketimini %95’e kadar azaltabileceğini öne sürüyor. “Linear-Complexity Multiplication” veya kısaca “L-Mul” adını verdikleri bu yöntem, yapay zeka işlemlerinde geleneksel olarak kullanılan ve yüksek enerji tüketen kayan noktalı çarpma işlemleri yerine, daha az enerji gerektiren tamsayı toplama işlemlerini kullanıyor.

Bu algoritma, yapay zekanın enerji sorununu sonlandırabilir.
Bu algoritma, yapay zekanın enerji sorununu sonlandırabilir.

Yapay zeka hesaplamalarında, genellikle çok büyük veya çok küçük sayıları hassas bir şekilde işleyebilmek için kayan noktalı sayılar tercih ediliyor. Ancak bu hassasiyet, önemli bir enerji maliyetini de beraberinde getiriyor. Örneğin ChatGPT gibi bir yapay zeka modeli, günlük olarak 18.000 evin toplam elektrik tüketimine eşdeğer bir enerji tüketiyor.

L-Mul algoritması ise karmaşık kayan noktalı çarpma işlemlerini basit tamsayı toplama işlemlerine dönüştürerek bu enerji israfını engellemeyi amaçlıyor. Yapılan testlerde, L-Mul algoritmasının yapay zeka modellerinin doğruluğundan önemli bir ödün vermeden enerji tüketimini önemli ölçüde azalttığı görüldü. Ancak bu devrimsel algoritmanın daha yaygın olarak kullanılabilmesi için önünde bazı engeller bulunuyor. Bunlardan en önemlisi, L-Mul’un çalışması için özel donanımlar gerektiriyor olması. Mevcut yapay zeka işlemcileri bu yeni teknolojiyle uyumlu değil.

BitEnergy AI, L-Mul algoritmasına özgü donanım ve yazılım geliştirme çalışmalarına başladıklarını açıkladı. Ancak bu çalışmaların ne kadar süreceği ve Nvidia, AMD gibi dev üreticilerin bu yeni teknolojiye ne zaman uyum sağlayacağı henüz bilinmiyor.

Yapay zekayla virüs keşfi yapıldı!

0

Avustralyalı ve Çinli bilim insanlarının güçlerini birleştirdiği bir araştırma, yapay zekanın virüs araştırmalarında çığır açıcı bir potansiyele sahip olduğunu gözler önüne serdi. Geliştirilen yapay zeka teknolojisi sayesinde, daha önce bilinmeyen 161.979 yeni RNA virüsü türü keşfedildi. Bu keşif, gezegenimizdeki yaşamın gizli kalmış bir köşesini aydınlatarak bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Yapay zekayla yeni virüs keşfi yapıldı

Araştırmacılar, yapay zekanın derin öğrenme algoritmalarından yararlanarak, devasa genetik veri havuzlarını taradılar ve bu yeni virüsleri gün ışığına çıkardılar. Çalışmanın çarpıcı sonuçları, tek bir araştırmada keşfedilen en fazla sayıda yeni virüs türü olması bakımından da tarihi bir öneme sahip.

Yapay zekayla yeni virüs keşfi yapıldı.
Yapay zekayla yeni virüs keşfi yapıldı.

Uzmanlar, bu keşfin yalnızca bir başlangıç olduğunu ve doğada keşfedilmeyi bekleyen milyonlarca virüs türü daha olduğunu tahmin ediyor. Yapay zeka teknolojisinin, bakteri ve parazitlerin araştırılmasında da benzer çığırlar açabileceği öngörülüyor. Bu yeni teknoloji, hastalıkların teşhis ve tedavisinde yeni yöntemler geliştirmek için paha biçilmez bir araç olma potansiyeline sahip.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yapay zeka teknolojileri gelecekte hayatımızı ne yönde değiştirecek? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Samsung, 2 nm üretim sürecine geçiş yapacak!

0

Samsung, yarı iletken pazarındaki liderlik yarışında geri kalmamak için önemli hamleler yapıyor. Güney Koreli teknoloji devi, üretim tesislerinde büyük değişikliklere giderek 2 nanometre (nm) üretim süreçlerine geçiş yapmaya hazırlanıyor. Bu hamle, şirketin 2025 yılında 2nm çipler ve 2027’de ise 1.4nm çipler üretme hedefine ulaşmasında kritik bir öneme sahip.

Samsung, 2 nm üretim sürecine geçiş yapıyor

Edinilen bilgilere göre, Samsung’un Hwaseong’daki “S3” adlı fabrikasında gelişmiş ekipmanların kurulumu tüm hızıyla devam ediyor. 2nm üretim hattının 2025’in ilk çeyreğinde devreye alınması ve aylık 7.000 wafer (yonga plakası) üretim kapasitesine ulaşması bekleniyor. Samsung, ayrıca Pyeongtaek Plant 2’deki “S5” fabrikasında da 1.4nm üretim hattını kurmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu hattın ise 2025’in ikinci çeyreğinde üretime başlaması ve yıl sonuna kadar aylık 2.000 ila 3.000 wafer üretmesi hedefleniyor.

Samsung, 2 nm üretim sürecine geçiş yapıyor.
Samsung, 2 nm üretim sürecine geçiş yapıyor.

Samsung, 2nm üretimine geçiş sürecinde, mevcut 3nm hatlarını da değerlendirerek “S3” fabrikasındaki tüm 3nm hatlarını 2nm’ye dönüştürmeyi planlıyor. Bu hamleler, Samsung’un rakibi TSMC ile arasındaki rekabet açısından büyük önem taşıyor. Zira TSMC, şu anda küresel dökümhane pazarında %62,3’lük paylarla lider konumda bulunuyor. Samsung ise %11,5’lik pazar payıyla TSMC’nin gerisinde kalmış durumda.

Samsung, daha önce 3nm üretimine geçen ilk şirket olmuş ancak verimlilik sorunları yaşamıştı. Şirket, yeni yatırımları ve stratejik hamleleriyle bu sorunları çözmeyi ve yarı iletken pazarındaki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.

Tesla Robovan resmen tanıtıldı!

0

Elon Musk, Tesla’nın “We, Robot” etkinliğinde teknoloji dünyasını bir kez daha şaşırtmayı başardı. Etkinlikte, beklenmedik bir şekilde Tesla’nın yeni aracı “Robovan” tanıtıldı. Robotaksi modeli Cybercab gibi tamamen otonom olarak tasarlanan Robovan, geleceğin toplu taşımacılığına işaret ediyor.

Tesla Robovan resmen görücüye çıktı

Klasik minibüslerden veya toplu taşıma araçlarından çok farklı bir tasarım anlayışına sahip olan Robovan, fütüristik dış görünüşüyle dikkat çekiyor. Aerodinamik hatlara ve bir tren vagonunu andıran bir tasarıma sahip olan araçta, tekerlekler dışarıdan görünmüyor. Elon Musk, bu sıra dışı tasarımın “geleceğin görünümü” olduğunu belirtiyor.

20 kişiye kadar yolcu taşıma kapasitesine sahip olan Robovan, aynı zamanda ticari yük taşımacılığında da kullanılabilecek. Elon Musk, Robovan’ın özellikle kalabalık şehirlerde ve yoğun trafikte etkili bir çözüm sunacağını ve seyahat maliyetlerini önemli ölçüde düşüreceğini ifade ediyor.

Tesla, Robovan’ın teknik özelliklerini ve çıkış tarihini henüz açıklamadı. Ancak yayınlanan görsellerde araç sadece yolcu taşımacılığına uygun bir konfigürasyonla görüntülendiği için, kargo taşımacılığına yönelik versiyonunun nasıl olacağı merak konusu.

Robovan’ın, Tesla’nın gelecekte hayata geçirmeyi planladığı otonom araç çağırma hizmeti Tesla Network ile uyumlu olarak çalışması bekleniyor. Bu hizmet sayesinde, hem bireysel Tesla sahipleri hem de filo işletmecileri, otonom araçlardan oluşan bir ağ üzerinden taşımacılık hizmeti sunabilecek.

Tesla’nın elektrikli minibüs pazarına girişi, bu alanda hâlihazırda faaliyet gösteren Volkswagen, Mercedes ve Ford gibi dev üreticilerle arasındaki rekabetin daha da kızışacağının bir göstergesi.

Amazon Mechanical Turk Nedir ve Nasıl Çalışılır?

Amazon Mechanical Turk (MTurk), Amazon tarafından geliştirilen bir crowdsourcing platformudur. Bu platform, şirketlerin ve bireylerin çeşitli küçük görevleri (mikro görevler olarak da adlandırılır) insan iş gücüne dağıtmasına olanak tanır. Bu tür görevler genellikle makine öğrenmesi veya otomasyonla çözülemeyen, insan zekasına ihtiyaç duyan işlerdir. Platformda görevleri tamamlayan kişiler, “Worker” (çalışan) olarak adlandırılırken, görevleri verenler ise “Requester” (talep eden) olarak bilinir.

Amazon Mechanical Turk’te verilen görevler genellikle küçük ve basit işlerdir. Bunlar arasında veri girişi, anket doldurma, görsel veya metin içeriği inceleme, ses dosyalarını transkripte etme gibi görevler bulunur. Her bir görev, Human Intelligence Task (HIT) olarak adlandırılır. Bir çalışanın yaptığı her HIT, talep eden kişi tarafından onaylandığında belirlenen ücret üzerinden ödeme yapılır.

Amazon Mechanical Turk Üzerinden Nasıl Çalışılır?

Amazon Mechanical Turk platformunda çalışmak için izlenmesi gereken bazı adımlar vardır. Bu süreç aşağıda detaylandırılmıştır.

1. Amazon Mechanical Turk’e Kayıt Olun

Amazon Mechanical Turk platformunda çalışmak için önce kayıt olmanız gerekmektedir. Kayıt işlemleri şu şekilde ilerler:

  • Amazon Hesabı Oluşturun: Eğer hâlihazırda bir Amazon hesabınız yoksa, önce Amazon web sitesinden bir hesap oluşturmanız gerekir.
  • MTurk’e Başvuru Yapın: Amazon Mechanical Turk’ün web sitesine giderek “Get Started with Amazon Mechanical Turk” butonuna tıklayın. Çalışan olarak başvurmak için “Create a Worker Account” seçeneğini seçin.

2. Kişisel Bilgilerinizi Girin

Başvuru sırasında bazı kişisel bilgiler vermeniz gerekecektir. Bu bilgiler şunları içerir:

  • Ad, soyad, adres ve ülke
  • Vergi bilgileri (ABD’de yaşayanlar için Sosyal Güvenlik Numarası)
  • Banka hesap bilgileri (ödeme alabilmeniz için)
  • E-posta ve telefon numarası gibi iletişim bilgileri

3. Başvurunuzun Onaylanmasını Bekleyin

Amazon, her başvuruyu dikkatlice inceler. Onay süreci birkaç gün sürebileceği gibi, bazen birkaç hafta da alabilir. Başvurunuzun kabul edilip edilmeyeceği, bulunduğunuz ülke ve platform üzerindeki çalışan talebine göre değişebilir.

4. Ödeme Seçeneklerinizi Belirleyin

Başvurunuz onaylandıktan sonra, ödeme yöntemlerinizi belirlemeniz gerekecektir. ABD’de ikamet edenler doğrudan banka hesaplarına ödeme alabilirken, bazı ülkelerdeki kullanıcılar Amazon hediye kartları aracılığıyla ödeme alabilirler.

5. Görevleri Tamamlamaya Başlayın

Onay alındıktan sonra, MTurk hesabınıza giriş yaparak mevcut HIT’leri inceleyebilir ve çalışmaya başlayabilirsiniz. Görevleri ararken ücret, zorluk seviyesi ve gereken süre gibi kriterleri göz önünde bulundurarak seçim yapabilirsiniz.

Amazon Mechanical Turk Üzerinde Başarılı Olmak İçin İpuçları

1. Nitelik Kazanın

Bazı görevler belirli nitelikler gerektirebilir. Örneğin, belirli bir dilde akıcılık ya da belirli bir konuda bilgi sahibi olmanız gerekebilir. Bu tür görevlerin kilidini açmak için MTurk üzerinde bulunan bazı testleri tamamlayarak bu nitelikleri kazanabilirsiniz. Nitelikli görevler genellikle daha iyi ödeme sunar ve daha yüksek kabul oranına sahiptir.

2. Talimatları Dikkatlice Okuyun

MTurk görevlerinde talimatlara uymak son derece önemlidir. Her HIT’teki talimatlar, görevi doğru bir şekilde tamamlamanız için detaylı bilgiler içerir. Talimatlara uymadığınız takdirde göreviniz reddedilebilir ve ödeme alamazsınız.

3. Zaman Yönetimine Dikkat Edin

MTurk görevlerinin çoğu hızlı bir şekilde tamamlanabilen mikro görevlerdir. Bu nedenle zaman yönetimi büyük bir öneme sahiptir. Görevleri belirlenen süre içinde tamamlamaya özen göstermeli ve süreyi verimli kullanmalısınız.

4. Çalışma Geçmişinizi İyi Yönetin

MTurk üzerindeki başarı oranınız, gelecekteki görevler için büyük bir etkendir. Görevlerinizi başarılı bir şekilde tamamlamak ve talep edenlerin verdiği puanlar, daha fazla ve daha kazançlı görevlere erişim şansınızı artırır. Bu yüzden geri bildirimlere dikkat etmek ve kaliteli işler çıkarmak uzun vadede daha fazla kazanmanıza yardımcı olabilir.

5. Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Ödeme Oranı: Her görevin ödeme oranı farklı olabilir. Özellikle zaman alan görevler için düşük ödeme teklif eden görevlerden kaçınmanız tavsiye edilir.
  • Görev Reddetmeleri: Talep edenlerin görevlerinizi reddetme hakkı vardır. Çok fazla reddedilen göreviniz olursa MTurk üzerindeki itibarınız olumsuz etkilenebilir.

Amazon Mechanical Turk’te Çalışmak Avantajlı mı?

Amazon Mechanical Turk, esnek çalışma saatleri ve evden çalışma imkanı sunması nedeniyle cazip bir platformdur. Özellikle ek gelir elde etmek isteyenler için uygun bir seçenek olabilir. Ancak, bazı görevlerin düşük ücretli olması ve görevin reddedilmesi durumunda ödeme alamama riski gibi dezavantajlar da bulunmaktadır. Yüksek nitelikli görevlere erişim sağlamak ve titiz bir çalışma yöntemi geliştirmek, platform üzerindeki kazançlarınızı artırmanıza yardımcı olabilir.


Sonuç

Amazon Mechanical Turk, dijital ortamda esnek çalışma fırsatları sunan bir platformdur. Mikro görevleri hızlı ve dikkatli bir şekilde tamamlayarak kazanç elde edebilirsiniz. Başvurudan itibaren dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, görevleri dikkatlice seçmek ve talimatlara uygun şekilde tamamlamaktır. MTurk, dünya çapında milyonlarca kişinin küçük işler yaparak gelir elde etmesine olanak tanıyan bir platform olarak, özellikle ek gelir arayan bireyler için önemli bir fırsat sunar.

Tesla Cybercab görücüye çıktı!

0

Tesla, uzun zamandır beklenen robotaksi modeli Cybercab’ı görkemli bir etkinlikle tanıttı ve geleceğin ulaşımına dair heyecan verici bir pencere araladı. Bu tamamen sürücüsüz araç, Elon Musk’ın yıllardır üzerinde çalıştığı otonom sürüş hayaline doğru atılmış büyük bir adım olarak öne çıkıyor. Fütüristik tasarımıyla dikkat çeken Cybercab, direksiyon ve pedal olmadan, tamamen otonom bir sürüş deneyimi vadediyor.

Merakla beklenen Tesla Cybercab görücüye çıktı

Cybercab’ın en çarpıcı özelliklerinden biri şüphesiz kablosuz enerji aktarımı ile şarj olabilme yeteneği. Yukarıya doğru açılan kelebek kanatlı kapıları ve iki kişilik kompakt kabiniyle de bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi duran araç, Tesla’nın geleceğe dair iddialı vizyonunu gözler önüne seriyor. Musk, otonom araçların insan sürücülerden çok daha güvenli olacağı ve ulaşım maliyetlerini ciddi ölçüde düşüreceği konusunda oldukça iddialı.

Merakla beklenen Tesla Cybercab görücüye çıktı.

Tesla, Cybercab’ın teknik detaylarını henüz tam olarak açıklamadı ancak aracın Tesla’nın gelişmiş yapay zeka sistemi AI5 ile donatıldığını ve sadece kameraları kullanarak görsel bir kontrol sistemiyle çalıştığını biliyoruz. Hedef, tam otonom sürüş sistemini önümüzdeki yıl Teksas ve Kaliforniya’da kullanıma sunmak ve Cybercab’ın üretimine 2026’da başlamak. 30.000 doların altında olması beklenen fiyatıyla Cybercab, geleceğin ulaşımını daha erişilebilir kılmayı hedefliyor.

Musk, Cybercab’ın hayat kurtaracak ve birçok yaralanmayı önleyecek bir devrim olduğunu savunuyor. Tesla, elektrikli araç üreticisi kimliğinden sıyrılıp, robotlar ve yapay zeka alanında da çığır açmayı hedefliyor. Tesla’nın bu iddialı vizyonunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ise zaman gösterecek.

Ubisoft, kullanıcı verilerini izinsiz paylaşmış olabilir!

0

Fransız oyun devi Ubisoft, kullanıcı verilerini izinsiz olarak Meta ile paylaştığı iddiasıyla büyük bir skandalın ortasında kaldı. Bloomberg’in yayınladığı bir rapor, Ubisoft’un internet sitesi üzerinden yapılan her alışverişte ve abonelik işleminde kullanıcılara ait verileri Meta ile paylaştığını ortaya çıkardı. İddiaya göre Ubisoft’un sitesine yerleştirdiği “Pixel” adlı yazılım, oyuncular Ubisoft mağazasından bir ürün satın aldığında veya Ubisoft+ hizmetine abone olduğunda devreye girerek kişisel verileri otomatik olarak Meta’nın sunucularına gönderiyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Ubisoft, kullanıcı verilerini izinsiz mi paylaştı?

Bu durum, kullanıcıların verilerinin haberleri ve açık rızaları olmadan üçüncü taraflarla paylaşılması anlamına geliyor ve doğal olarak büyük bir tepkiyle karşılandı. Konu hızla düzenleyici kuruluşların gündemine taşındı. Yapılan şikayetlerde, Pixel yazılımının Ubisoft ve Meta’nın bilgisi dahilinde ve kullanıcılardan herhangi bir onay alınmadan internet sitesine gizlice yerleştirildiği öne sürülüyor.

Ubisoft, kullanıcı verilerini izinsiz mi paylaştı?
Ubisoft, kullanıcı verilerini izinsiz mi paylaştı?

Şikayetçiler, davanın açılmasını ve Ubisoft’un bu ihlal nedeniyle tazminat ödemesini talep ediyor. Ayrıca Pixel yazılımının derhal Ubisoft’un sunucularından kaldırılması da isteniyor. Davanın nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil.

Ancak bu olay, internet devlerinin kullanıcı verilerini nasıl kullandığı ve gizlilik endişelerini ne kadar ciddiye aldığı konusunda tartışmaları bir kez daha alevlendirdi. Ubisoft’un bu krizi nasıl yöneteceği ve itibarını nasıl koruyacağı merak konusu.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Bilgisayar satışları düşüşte, Apple büyük darbe yedi

2024’ün üçüncü çeyreğinde küresel PC sevkiyatları, geçen yılın aynı dönemine göre hafif bir düşüş yaşadı. Bu Bilgisayar satışları düşüşte ifadesinin doğruluğunu kanıtlıyor.  International Data Corporation (IDC) tarafından yayımlanan son istatistiklere göre, dünya genelinde toplam PC sevkiyatları, 2023’te gerçekleşen 70,5 milyon satıştan, 2024’ün üçüncü çeyreğinde 68,8 milyon satış adedine geriledi. Bu düşüş, teknoloji pazarında genel bir duraklamanın ve ekonomik belirsizliklerin etkisiyle açıklanabilir.

Apple‘ın satışları bu dönemde özellikle dikkat çekti. Şirket, geçen yıla göre %24,2 oranında bir düşüş yaşayarak, 7 milyondan 5,3 milyona geriledi. Bu sonuç, Apple’ın, güçlü M4 tabanlı Mac serisi ve diğer ürünlerinin pazar taleplerine yeterince yanıt veremediği anlamına geliyor. Bilgisayar satışları düşüşte konusu Apple için de geçerlidir. Geçtiğimiz yıl dördüncü sırada yer alan Apple, bu yıl Asus‘a kaptırarak sıralamada geriledi. Asus%10’luk büyüme ile 5,5 milyon satış gerçekleştirerek pazardaki konumunu güçlendirdi.

Pazarın genel durumu, özellikle yapay zeka destekli bilgisayarların etkisiyle değişmeye başlıyor. 2024 yılı itibarıyla yapay zeka teknolojilerinin PC satışları üzerinde olumlu bir etkisi olduğu görülüyor. Bilgisayar satışları düşüşte olmasına rağmen, AI destekli cihazlara olan ilgi artmakta. Yılın başından bu yana yapay zeka destekli bilgisayar satışları, önceki yıllara göre iki kat artış gösterdi. Uzmanlar, Microsoft Copilot+ AI dizüstü bilgisayar sevkiyatlarının önümüzdeki yıllarda katlanarak artacağını öngörüyor. Bu, tüketicilerin yapay zeka tabanlı çözümlere olan ilgisinin ve talebinin artmasından kaynaklanıyor.

Bunun yanı sıra, sektördeki analistler, AI destekli bilgisayarların ve Apple’ın yeni M4 tabanlı Mac’lerinin, premium segmenti canlandırmasını bekliyor. Tüketicilerin, gelişmiş özelliklere sahip, daha yüksek performans sunan cihazlara yönelmesi, markaların pazar stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde yapay zeka tabanlı çözümler ve inovatif ürünlerin, PC pazarında rekabeti artırması bekleniyor.

Sonuç olarak, küresel PC sevkiyatlarındaki düşüş, teknoloji endüstrisinde daha geniş bir dönüşüm sürecinin göstergesi olabilir. Yapay zeka ve gelişmiş teknolojilerin pazar üzerindeki etkisi, önümüzdeki yıllarda daha da belirgin hale gelecektir. Bilgisayar satışları düşüşte ama AI destekli çözümler yükselişte.

OneDrive’a 5TB ve 10TB seçenekleri geliyor!

Microsoftbulut depolama hizmeti OneDrive için kullanıcıların uzun süredir beklediği bir özelliği duyurdu. Mevcut durumda 2TB olan maksimum depolama kapasitesini artırmaya hazırlanan Microsoft, 8 Ekim’de düzenlenen OneDrive etkinliğinde yeni depolama seçeneklerini tanıttı. Yılın ilerleyen dönemlerinde 5TB ve 10TB depolama planlarının kullanıma sunulacağı belirtildi. OneDrive’ı tercih edenler için bu yenilik oldukça önem taşıyor. OneDrive’a 5TB depolama alanı gelmesi heyecan verici.

OneDrive kullanıcıları şu anda en fazla 2TB depolama alanına sahip olabiliyor, ki bu da büyük miktarda veri depolayanlar için yetersiz kalabiliyor. Bu sorunu çözmek adına Microsoft, özellikle Microsoft 365 Bireysel ve Aile kullanıcılarına yönelik 2TB’dan daha fazla depolama alanı seçenekleri sunmaya hazırlanıyor. Artık daha fazla alana ihtiyaç duyan kullanıcılar, OneDrive’ın yeni 5TB ve 10TB planlarından yararlanabilecekler. Bulut depolamada en iyi seçeneklerden olan OneDrive, kullanıcılarından olumlu geri bildirimler almaktadır. OneDrive’a 5TB alan eklenmesi çok sayıda kullanıcının işine yarayacak.

OneDrive' depolama

Fiyatlandırma bilgileri henüz belirtilmedi

Microsoft, OneDrive’ın yeni 5TB ve 10TB planlarının fiyatını henüz açıklamış değil. Ancak mevcut rakip platformların sunduğu fiyatlara bakıldığında, bu yeni planların nasıl konumlanacağı merak konusu. Örneğin, Google One üzerinde 5TB Premium abonelik aylık 244,99 TL10TB Premium abonelik ise aylık 489,99 TL olarak ücretlendiriliyor. Diğer taraftan, Apple5TB ve 10TB iCloud seçenekleri sunmasa da 6TB iCloud için aylık 1.299,99 TL ve 12TB iCloud için aylık 2.499,99 TL ücret talep ediyor. Fiyatlandırmalarda OneDrive belirleyici olacak.

Microsoft, kullanıcılarına daha geniş depolama alanı sunarak bulut depolama alanındaki rekabette öne geçmeyi hedefliyor. Bu hamle, özellikle yüksek depolama ihtiyacı olan kullanıcılar için avantajlı olacak. Daha fazla dosya ve veri saklama imkanı sunan OneDrive, bireysel kullanıcıların yanı sıra iş dünyasında da veri yönetiminde kolaylık sağlıyor. Özellikle büyük dosya boyutlarıyla çalışmak zorunda kalan fotoğrafçılar, video içerik üreticileri ve tasarımcılar için bu yeni depolama seçenekleri çok cazip olabilir. OneDrive kullanımı yaygın hale geliyor. OneDrive’a 5TB ve daha fazlası ile geniş bir kullanıcı kitlesi hedefleniyor.

Microsoft 365 kullanıcıları, artırılmış depolama kapasiteleri sayesinde artık belgelerini, fotoğraflarını ve videolarını daha güvenli bir şekilde saklayabilecek ve gerektiğinde kolayca erişebilecekler. Bulut depolama, işletmelerin ve bireysel kullanıcıların veri yönetimi ihtiyaçlarına çözüm sunarken, Microsoft’un sunduğu bu yenilik, OneDrive’ı daha da cazip bir hale getiriyor. Böylece kullanıcılar, hem mevcut sınırlarını aşarak daha fazla veriyi güvenle saklayabilecek hem de diledikleri zaman, diledikleri yerden depoladıkları verilere erişim sağlayabilecekler. Özellikle OneDrive’ı tercih eden kullanıcılar bu avantajlardan yararlanacak.

Bu hamlesiyle Microsoft, bulut depolama pazarında güçlü bir konuma sahip olmayı sürdürüyor ve kullanıcı ihtiyaçlarına hızlı çözümler sunarak, OneDrive’ı tercih edilebilir bir seçenek olarak konumlandırıyor. OneDrive kullanımı yaygınlaştıkça, Microsoft’un bu alandaki konumu daha da güçleniyor.

ZeroPoint, yapay zeka işlem gücü sorununu Hiper-Hızlı veri sıkıştırma ile çözüyor

Yapay zeka teknolojileri hızla gelişirken, bu alandaki en büyük zorluklardan biri olan yüksek maliyetler ve bellek bant genişliği sorunları dikkat çekiyor. İsveç merkezli bir startup olan ZeroPoint, bu sorunları çözmek amacıyla geliştirdiği hiper-hızlı veri sıkıştırma tekniği ile dikkatleri üzerine çekiyor.

Yenilikçi veri sıkıştırma yöntemi

2020 yılında Chalmers Teknoloji Üniversitesi’nden ayrılan bir ekip tarafından kurulan ZeroPoint, donanım hızlandırmalı sıkıştırma algoritmaları sayesinde veri merkezlerine önemli maliyet avantajları sağlamayı hedefliyor. Şirket, geliştirdiği bu teknolojiyle bellek kapasitesini iki ila dört kat artırabildiğini ve enerji verimliliğinde yüzde 50’ye kadar iyileştirme sağladığını iddia ediyor. Bu gelişmeler sayesinde sunucu maliyetlerinde yüzde 25’e kadar tasarruf elde edilebileceği belirtiliyor.

ZeroPoint, veri sıkıştırmanın yanı sıra gerçek zamanlı veri yoğunlaştırma ve optimize edilmiş bellek yönetimi gibi teknolojileri de kullanarak mikroçip belleklerindeki gereksiz verilerin yüzde 70’ini ortadan kaldırmayı başarıyor. Şirketin sıkıştırma motoru, geleneksel yazılım tabanlı yöntemlerden tam 1,000 kat daha hızlı çalışıyor ve bu teknoloji gelecekte işlemci ve çip tasarımlarına entegre edilebilecek bir donanım bloğu olarak sunuluyor.

38 patentle güçlendirilmiş teknoloji

ZeroPoint, sıkıştırma oranlarını maksimuma çıkaran ve gecikmeleri en aza indiren bir dizi teknik geliştirdi. Şirket bu çabalarla 38 patent almayı başardı ve geliştirdiği teknoloji sayesinde, yapay zeka eğitiminde kullanılan pahalı GPU ve hızlandırıcılara olan talebi azaltmayı hedefliyor.

ZeroPoint, fikri mülkiyet lisanslama stratejisiyle gelir elde etmeyi planlıyor. Şirket, sıkıştırma çekirdekleri ve yazılım sürücülerini, gelecekteki çip tasarımlarının entegre bir parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Bu stratejiyle 2029 yılına kadar yıllık 110 milyon dolar satış gelirine ulaşmayı hedefleyen ZeroPoint, veri sıkıştırma alanında öncü bir güç olmayı amaçlıyor.

TSMC yapay zeka talebiyle gelirinde patlama yaşadı

Dünyanın en büyük sözleşmeli yonga üreticisi Tayvanlı TSMC, yılın üçüncü çeyreğinde hem piyasa beklentilerini hem de kendi öngörülerini aşan güçlü bir gelir elde etti. Şirket, yapay zeka (AI) talebindeki artışın desteğiyle büyüme kaydederek pandemi sonrası talep düşüşünü başarılı bir şekilde atlattı. TSMC’nin bu başarısı, yarı iletken endüstrisindeki yüksek rekabet ortamında dikkat çekici bir durum olarak öne çıkıyor. TSMC yapay zeka teknolojilerine yaptığı katkılarla da dikkat çekiyor.

TSMC, Apple, Nvidia, AMD, MediaTek ve Intel gibi büyük teknoloji şirketleri için üretim yaparak yapay zeka alanındaki gelişmelerin ön saflarında yer alıyor. Yapay zeka uygulamalarının ve veri merkezlerinin artan gereksinimleri, şirketin gelirlerinde önemli bir artış sağlamaya devam ediyor. Temmuz-Eylül döneminde şirketin geliri, 759,69 milyar Tayvan doları (23,62 milyar ABD doları) olarak gerçekleşti. TSMC yapay zeka talebinin artmasıyla büyüme yakaladı. Temmuz ayında yapılan kazanç çağrısında TSMC, üçüncü çeyrek gelirini 22,4 milyar ile 23,2 milyar ABD doları arasında öngörmüştü. Bu tahminlerin aşılması, şirketin güçlü müşteri tabanı ve yenilikçi üretim süreçlerinin bir sonucu olarak değerlendirilirken TSMC yapay zeka teknolojilerinde lider konumda kalmayı sürdürüyor.

TSMC, yıllık bazda yüzde 36,5 oranında bir büyüme kaydederek geçen yılın aynı döneminde 17,3 milyar ABD dolarıgelir elde etti. Çeyreklik gelir rakamları ABD doları cinsinden verilirken, aylık gelir verileri yalnızca Tayvan doları cinsinden sağlanıyor. Eylül ayında TSMC’nin geliri, yıllık bazda yüzde 39,6 artışla 251,87 milyar Tayvan doları (7,8 milyar dolar) olarak açıklandı. Eylül rakamı, şirketin ikinci en yüksek aylık geliri olarak kaydedildi; bir önceki zirve ise Temmuz ayında 256,95 milyar Tayvan doları olmuştu.

Şirketin büyümesinin ardında, güçlü AR-GE yatırımları ve teknolojik yenilikler yatıyor. TSMC, özellikle 3 nanometre (nm) ve daha ileri süreç teknolojilerine yönelik çalışmalarını hızlandırmış durumda. Bu teknolojiler, daha yüksek performans ve daha düşük enerji tüketimi sunarak, yapay zeka uygulamalarında kritik bir rol oynuyor. TSMC yapay zeka teknolojilerinde ilerlemeye devam ediyor. Şirketin CEO’su, TSMC’nin bu alandaki liderliğini sürdürmek için sürekli olarak yeni yatırımlar yapacaklarını belirtti.

TSMC, bu yılın ilk dokuz ayında konsolide satışlardan yaklaşık 2,03 trilyon Tayvan doları (62,9 milyar dolar) elde etti ve bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 31,9 oranında bir artışa denk geliyor. Şirketin güçlü mali performansı, endüstrinin geleceği açısından umut verici bir işaret olarak değerlendiriliyor. Firma, 17 Ekim’de daha detaylı bir rapor açıklayacak ve geleceğe yönelik beklentilerini güncelleyecek. Analistler, bu raporda TSMC’nin önümüzdeki dönemdeki büyüme stratejilerini ve yapay zeka talebine yönelik planlarını merakla bekliyor.