YouTube’un bu yeniliği, mobil kullanıcıları üzebilir!

0

YouTube, mobil kullanıcıları için reklamları atlamayı biraz daha zorlaştıran yeni bir arayüz değişikliği test ediyor. Daha önce, mobil uygulamada bir reklamı ne zaman atlayabileceğinizi gösteren belirgin bir geri sayım zamanlayıcısı bulunuyordu. Ancak yeni güncellemeyle bu görünür zamanlayıcı kaldırılarak yerine gri renkli bir atlama düğmesi getirildi. Ancak bu düğme, reklamın belirli bir bölümünü izlemeden aktif olmuyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

YouTube’un bu yeniliği, mobil kullanıcıları üzecek mi?

Görünüşe göre YouTube, bu değişiklikle kullanıcıların dikkatini ne zaman atlayabileceklerine değil, reklamın içeriğine yönlendirmeyi hedefliyor. Bu hamle, ilk bakışta kullanıcıların reklamın atlanamaz olduğunu düşünmelerine neden olabilecek bir tasarım taktiği gibi görünüyor. Ancak kullanıcılar, bir reklamın atlanabilir hale gelip gelmediğini ekranın alt kısmındaki sarı arama çubuğunu izleyerek anlayabilirler.

YouTube'un bu yeniliği, mobil kullanıcıları üzecek mi?
YouTube’un bu yeniliği, mobil kullanıcıları gerçekten üzecek mi?

Şu an için bu değişiklikler yalnızca belirli bir kullanıcı grubunda test ediliyor ve YouTube tarafından resmi olarak duyurulmadı. Dolayısıyla, özelliğin ne zaman tüm kullanıcılara sunulacağı veya kullanıcı geri bildirimlerine bağlı olarak değiştirilip değiştirilmeyeceği ise henüz belirsiz.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce YouTube’u ne kadar sıklıkta ziyaret ediyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Hayat Pay ile finansal teknolojide yeni dönem

0

Türkiye’nin ilk dijital bankası olan Hayat Finans, kuruluşunun birinci yılını geride bırakırken önemli bir adım daha atarak dijital cüzdan uygulaması Hayat Pay’i kullanıcılarına sundu. Yenilikçi hibrit iş modeliyle dikkat çeken Hayat Pay, dijital sadakat platformu ile mobil cüzdan uygulamasını tek bir çatı altında buluşturuyor.

Dijital cüzdan uygulaması: Hayat Pay

Hayat Holding’in bir yatırımı olan Hayat Finans ve iştiraki Hayat Fintek iş birliğiyle hayata geçirilen Hayat Pay, dijital ödeme çözümleri ile avantajlı alışveriş deneyimini birleştiriyor. Platform, kullanıcıların günlük ödeme ve harcamalarını kolaylaştırmayı, bunun yanı sıra kazanç sağlayan avantajlar sunmayı amaçlıyor. Alışverişler sırasında temel ödeme hizmetlerini çeşitli ödül ve sadakat programlarıyla entegre ederek sektörde fark yaratmayı hedefliyor.

Hayat Pay’in lansmanında konuşan Hayat Finans Genel Müdürü Galip Karagöz, bu yeniliğin finansal teknolojilere getirdiği dönüşüme dikkat çekti. Karagöz, “Türkiye’nin ilk dijital bankası olarak sektöre yön veren bir dijital cüzdanı hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Hayat Pay, dijital sadakat platformları ile mobil cüzdan uygulamalarını bir araya getiren hibrit iş modeli sayesinde, finansal hizmetlerde yeni bir çağın başlangıcını simgeliyor” dedi. Ayrıca, bu yeniliğin Hayat Holding ve Hayat Finans’ın güçlerini birleştirerek finans sektöründe öncü bir adım attığını belirtti.

Hayat Fintek Genel Müdürü Doğan Tanrıseven ise uygulamanın geliştirilmesi sırasında müşteri deneyiminin ön planda tutulduğunu vurguladı. “Hayat Pay, her yerde geçerli olan mobil cüzdan fonksiyonu ile avantajlı alışverişi kolaylaştırıp hızlandırıyor. Amacımız, herkesin finansal fayda ve yenilikçi hizmetlere anında erişebileceği bir ekosistem oluşturmaktır” şeklinde konuştu. Tanrıseven ayrıca, kullanıcıların hayatın doğal akışında alışveriş yaparken finansal avantajlardan faydalanmalarını sağlamayı hedeflediklerini ifade etti.

Hayat Pay, kullanıcılarına sunduğu çeşitli avantajlar ve ödül programlarıyla dikkat çekiyor. Platform, günlük harcamaları kolaylaştırırken aynı zamanda kullanıcıların kazanç sağlamasına olanak tanıyor. Uygulamanın genişletilmiş ödeme seçenekleri ve ortak markalarla yapılan iş birlikleri sayesinde kullanıcılar her yerde ödeme yapabilecek ve çeşitli sadakat avantajlarından faydalanabilecekler.

BM raporu, artan siber suçlara dikkat çekiyor!

0

Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan yeni bir rapor, siber suç örgütlerinin 2023 yılında yaklaşık 37 milyar dolarlık devasa bir gelir elde ettiğini ortaya koyuyor. Bu durum, kolluk kuvvetlerinin artan çabalarına rağmen, özellikle Güneydoğu Asya’da siber suçun korkutucu yükselişini gözler önüne seriyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde Mekong bölgesinde yasadışı siber aktivitelerde büyük bir patlama yaşandı. Myanmar, Kamboçya ve Laos gibi ülkeler, romantik dolandırıcılıklardan kripto para sahtekarlıklarına ve yasadışı kumar operasyonlarına kadar çeşitli suç faaliyetleri yürüten siber suç örgütleri için yeni merkezler haline geldi.

BM raporu, artan siber suçlara dikkat çekti

Endişe verici bir şekilde, bu örgütler sadece yenilikçi dolandırıcılık yöntemleri geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda operasyonlarını güçlendirmek için ileri teknolojileri de benimsiyor. Kötü amaçlı yazılımlar, deepfake’ler ve yapay zeka destekli araçlar, bu grupların taktiklerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Üstelik, kara para aklama faaliyetlerini kolaylaştırmak için yeni yeraltı pazarları ve kripto para çözümleri oluşturuyorlar.

BM raporu, artan siber suçlara dikkat çekti.
BM raporu, artan siber suçlara dikkat çekti.

Raporda, bölgedeki yasadışı ekonominin yarattığı muazzam servetin, kara para aklama faaliyetlerinde daha sofistike ve karmaşık yöntemlerin ortaya çıkmasına yol açtığı vurgulanıyor. Bu durum, Güneydoğu Asya’daki suç gruplarının küresel kara para aklama ağlarında önemli oyuncular olarak konumlanmasına neden oluyor.

Bu suç merkezlerinde çalıştırılmak üzere yüz binlerce insanın kandırılarak veya zorla götürüldüğü tahmin ediliyor. Oteller, kumarhaneler ve özel ekonomik bölgeler gibi yapılar, bu karanlık sektör için paravan görevi görüyor ve mevcut yönetimsel zaafları daha da derinleştiriyor. 2023 yılında, Doğu ve Güneydoğu Asya’daki bireylere yönelik bu siber dolandırıcılıkların 18 milyar ila 37 milyar dolar arasında şaşırtıcı bir mali kayba yol açtığı tahmin ediliyor. Örneğin Singapur, finans profesyonellerini hedef alan ilk ceza davasını açtı ve ülkenin tarihindeki en büyük kara para aklama soruşturmalarından birini başlatarak 2,3 milyar doları aşan bir meblağın izini sürdü.

Elektrikli tekne, 600 km uzaktan kontrol edildi! Peki nasıl?

0

Otonom deniz taşımacılığında çığır açan bir gelişme yaşandı. İsveç’te, daha önce ticari olarak yolcu taşımacılığında kullanılan bir elektrikli tekne, ilk kez 600 km uzaktan başarıyla kontrol edildi. Bu başarı, otonom teknolojilerinin denizcilik sektöründe ne kadar ileri gidebileceğinin önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Elektrikli tekne, tam 600 km uzaktan kullanıldı

MF Estelle adı verilen 12 metre uzunluğundaki elektrikli katamaran, Norveçli Brødrene Aa şirketi tarafından üretildi ve 25 yolcu taşıma kapasitesine sahip. Tekne, 4 adet elektrikli motorla donatıldı ve 188 kWh kapasiteli bir batarya paketi sayesinde 11 km/sa hızla 15 saate kadar kesintisiz çalışabiliyor.

Elektrikli tekne, tam 600 km uzaktan kullanıldı.

MF Estelle’i diğer teknelerden ayıran en önemli özellik ise sahip olduğu gelişmiş otonom sürüş sistemi. Zeabuz isimli bir Norveçli teknoloji şirketi tarafından geliştirilen bu sistem; radar, lidar, kameralar, ultrasonik sensörler ve GPS gibi çok sayıda sensörden gelen verileri bir araya getirerek teknenin çevresini 360 derecelik olarak algılamasını sağlıyor. Bu verileri yapay zeka algoritmalarıyla işleyen sistem, teknenin güvenli bir şekilde rota takibi yapmasını, engellerden kaçınmasını ve hedefine ulaşmasını mümkün kılıyor.

Test sürüşü sırasında, MF Estelle 600 km uzaklıktaki Trondheim şehrindeki bir kontrol merkezinden yönetildi. Kontrol merkezindeki operatörler, teknenin kameralarından aldıkları canlı görüntüler ve sensör verileri sayesinde teknenin durumunu gerçek zamanlı olarak takip edebildiler. Test sürüşü boyunca herhangi bir müdahaleye gerek kalmadı ve MF Estelle, Stockholm’ün Kungsholmen adasından Södermalm bölgesine kadar olan rotayı sorunsuz bir şekilde tamamladı.

Bu başarılı test sürüşü, otonom deniz taşımacılığının geleceği açısından büyük bir umut vaat ediyor. Otonom teknolojilerinin denizcilik sektörüne entegre edilmesiyle birlikte daha güvenli, verimli ve çevre dostu bir deniz taşımacılığı mümkün olabilir. İlerleyen yıllarda otonom gemilerin yük ve yolcu taşımacılığında daha aktif rol alması bekleniyor.

Foxconn’un yeni elektrikli aracında entegre iPad ve iPhone olacak!

0

Dünyaca ünlü teknoloji devi Foxconn, elektronik cihaz üretiminden elde ettiği deneyimi otomotiv sektörüne taşıyor. iPhone gibi ikonik cihazların üreticisi olan şirket, %100 elektrikli yeni MPV modeli Model D ile dikkatleri üzerine çekiyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Foxconn’un yeni elektrikli aracında entegre iPad ve iPhone mevcut

Pininfarina tarafından tasarlanan Model D, sadece şık dış tasarımıyla değil, aynı zamanda teknolojik özellikleriyle de öne çıkıyor. Geniş iç mekanıyla 7 kişiye kadar konforlu bir seyahat imkanı sunan Model D, ZF Chassis Modules tarafından geliştirilen bir platform üzerine inşa edilmiş ve güçlü bir elektrikli aktarma organına sahip.

Foxconn'un yeni elektrikli aracında entegre iPad ve iPhone mevcut.
Foxconn’un yeni elektrikli aracında entegre iPad ve iPhone mevcut.

Ancak Model D’yi diğer elektrikli araçlardan ayıran en önemli özelliği, Foxconn’un teknoloji birikimini yansıtan iç mekan tasarımı. Minimalist bir tasarım yaklaşımının benimsendiği iç mekanda neredeyse hiçbir fiziksel düğme bulunmuyor. Bunun yerine, araç içi eğlence ve kontrol sistemleri, entegre edilmiş iPad ve iPhone’lar aracılığıyla yönetiliyor. Bu sayede sürücü ve yolcular, alışkın oldukları kullanıcı arayüzü ve uygulamalarla kesintisiz bir dijital deneyim yaşayabiliyor.

Foxconn’un Model D’yi doğrudan piyasaya sürmesi beklenmiyor. Şirket, daha çok araç geliştirip bunları diğer üreticilere lisanslama modeliyle hareket etmeyi planlıyor. Bu nedenle, Model D’nin tasarım öğelerini ve teknolojilerini taşıyan araçları gelecekte farklı markaların ürün gamında görmemiz mümkün olacak.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

SSD’lerin depolama kapasitesi 4 katına çıkabilir!

0

Hard disklerin tahtını ele geçiren SSD’ler, kapasitelerini artırmaya ve daha uygun fiyatlarla karşımıza çıkmaya devam ediyor. Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE), bu eğilimin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini ve 2029 yılına gelindiğinde SSD depolama kapasitelerinin en az 4 katına çıkacağını öngörüyor.

SSD’lerin depolama kapasitesi 4 katına mı çıkacak?

SSD’lerdeki bu hızlı gelişimin temelinde 3D NAND bellek teknolojisindeki ilerlemeler yatıyor. 3D NAND belleklerde, katman sayısı her geçen yıl artmaya devam ediyor. Bu da aynı fiziksel alana daha fazla veri sığdırılabilmesi anlamına geliyor.

SSD'lerin depolama kapasitesi 4 katına mı çıkacak?
SSD’lerin depolama kapasitesi 4 katına mı çıkacak?

Kapasite artışındaki bir diğer etken ise NAND bellek hücreleri başına depolanan bit sayısının artması. İlk SSD’lerde SLC (tek seviyeli hücre) teknolojisi kullanılıyordu ve bu hücrelere sadece 1 bit veri kaydedilebiliyordu. Daha sonra MLC (2 bit), TLC (3 bit) ve son olarak da QLC (4 bit) hücrelerin geliştirilmesiyle veri yoğunluğu artarken maliyetler de düşmeye başladı.

IEEE’nin yol haritasına göre 2023 yılında 1 TB kapasiteli TLC bellekler standart iken, 2027 yılında 2 ve 4 TB’lık TLC+ bellekler standart hale gelecek. 2029 yılına gelindiğinde ise 4 ve 8 TB kapasiteli NAND belleklerin yaygınlaşması bekleniyor.

Günümüzde 2 TB kapasiteli SSD’ler yaygın olarak kullanılıyor. Yani önümüzdeki 5 yıl içerisinde SSD kapasitelerinin 4 katına çıkması ve 4-8 TB’lık SSD’lerin yeni standart haline gelmesi bekleniyor.

3D NAND bellek teknolojisi de hızla gelişmeye devam ediyor. Günümüzde 200-300 aralığında değişen katman sayısının, 2027 yılında 500’ün üzerine, hatta Samsung ve SK Hynix gibi önde gelen üreticilerin hedeflerine ulaşması halinde 1.000’in üzerine çıkması bekleniyor. Ayrıca ileriye dönük olarak PLC (hücre başına 5 bit) içeren yongaların da geliştirilmesi gündemde.

Sonuç olarak, bilgisayarlardan telefonlara kadar birçok elektronik cihazda kullanılan SSD’ler, kapasitelerini ve performanslarını artırmaya devam edecek ve gelecekte de veri depolama alanında önemli bir rol oynamaya devam edecekler.

Intel Core Ultra 5 235 görücüye çıktı! İşte özellikleri

0

Intel, yeni nesil işlemcileri olan Arrow Lake-S serisini ve bu işlemcilerle uyumlu 800 serisi anakartları yakında piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Yeni serinin merakla beklenen üyelerinden Core i5-14500 modelinin yerini alacak olan Core Ultra 5 235 modeli de sonunda görücüye çıktı. Sızdırılan bilgilere göre bu yeni işlemci, 6 adet performans odaklı Lion Cove çekirdeği ve 8 adet verimlilik odaklı Skymont çekirdeği ile gelecek. Bu noktada, serinin en güçlü modeli olan Core Ultra 9 285K’nın 8 performans ve 16 verimlilik çekirdeği sunduğunu hatırlatmakta fayda var. Yeni Core Ultra 5 235, 4.9-5.0GHz saat hızına ulaşabiliyor ve 65W güç tüketiyor.

Intel Core Ultra 5 235 gün yüzüne çıktı

Yapılan Geekbench 6 testlerine göre, Core Ultra 5 235, tek çekirdek performansında 2.634 puan, çoklu çekirdek performansında ise 13.293 puan elde ediyor. Bu sonuçlar, Core i5-14500 modeline kıyasla tek çekirdekte %3’lük bir performans artışını gösteriyor. Çoklu çekirdek performansındaysa iki model arasında önemli bir fark bulunmuyor. Ancak, yeni işlemcinin Hyperthreading özelliğini desteklemediğini belirtmek önemli. Bu nedenle, Core Ultra 5 235’in performans alanında devrim niteliğinde bir gelişme sunmayacağını söyleyebiliriz.

Intel Core Ultra 5 235 gün yüzüne çıktı.
Intel Core Ultra 5 235 gün yüzüne çıktı.

Beklentilere göre Intel, Arrow Lake-S işlemcilerini önümüzdeki hafta tanıtacak. Ancak bu ilk etapta sadece K serisi modellerle sınırlı kalacak. Hız aşırtma özelliği sunmayan K’sız modellerin ise 2025’in başlarında düzenlenecek CES fuarında tanıtılması bekleniyor. Arrow Lake işlemciler hakkında şu ana kadar epey bilgi sahibi olduk.

Bu yeni işlemciler, Lunar Lake serisi gibi Lion Cove P-çekirdekleri ve Skymont E-çekirdeklerini bir arada kullanacak. Ancak, Arrow Lake işlemcileri, yapay zeka odaklı NPU birimi de dahil olmak üzere, mobil cihazlarda gördüğümüz üst düzey performansa odaklanacak. Intel’in yeni işlemci serisiyle AMD’nin Ryzen 9000 serisine rakip olması bekleniyor.

Ubisoft satışa mı çıkıyor? Tencent Games gündemde!

Oyun dünyasının dev isimlerinden Ubisoft, son dönemde finansal sorunlarla gündemde. Öyle ki, Ubisoft satışa hazırlanıyor olabilir. Özellikle düşen hisseleri ve büyük yatırımlar yaptığı son oyunlarından istediği verimi alamayan Fransa merkezli stüdyo, bir türlü belini doğrultamadı. Hatta son günlerde ortaya çıkan bazı raporlar, şirketin Tencent Games’e satılabileceğini öne sürdü. Ubisoft satışa gerçekten mi hazırlanıyor? Peki, bu iddialar ne kadar gerçek?

Ubisoft, Tencent Games’e satılacak mı?

UbisoftTencent Games ile ilgili iddialara kapalı bir şekilde yanıt verdi. Şirket, hali hazırda yaklaşık %10’luk bir hisseye sahip olan Çinli şirketle bir satış anlaşması yapılıp yapılmayacağını doğrulamasa da, “Paydaşlarının çıkarları doğrultusunda tüm stratejik seçeneklerini düzenli olarak gözden geçiriyoruz ve uygun olduğunda piyasayı bilgilendireceğiz” şeklinde bir açıklama yaptı. Bu açıklama, satışa yönelik ciddi bir hazırlık yapıldığına işaret ediyor.

Bu açıklama, oyun dünyasında fazla şaşkınlık yaratmadı. Zira daha önce Tencent Games ve Ubisoft’u kuran Guillemot ailesinin, şirketin %49,9’luk hissesine sahip olduğu biliniyor. Aile, stüdyoyu istikrara kavuşturmanın yollarını araştırmaya başladığına yönelik raporlar ortaya çıkmış durumda. Bu da, Ubisoft satışa yönelik sürecin bir parçası olarak görülebilir.

Son gelişmeler

Son gelişmeler doğrultusunda, Ubisoft satışa hazırlanıyor olabilir. Ubisoft’a darbeyi vuran son olaylar arasında Assassin’s Creed Shadows’un çıkışının ertelenmesi ve büyük umutlarla piyasaya sürülen Star Wars Outlaws’un satış beklentilerinin altında kalması yer alıyor. Bu gelişmeler, şirketin hisselerinin geçtiğimiz ay %19 değer kaybetmesine yol açtı. Ubisoft’un böyle bir durumda satışa yönelmesi beklenebilir.

Henüz resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, ilerleyen dönemlerde geleceği belirtilen bir satın alma duyurusu oyun dünyasında büyük yankı uyandırabilir. Ubisoft satışa yönelik adımlar atıyor olabilir.

Google dökümanlar’a yeni sekmeler özelliği geldi!

Google, son dönemde geliştirdiği yenilikçi çözümlerle kullanıcı deneyimini iyileştirmeye devam ediyor. Nisan ayında duyurulan ve şimdi yavaş yavaş tüm kullanıcılarla buluşmaya başlayan ‘Sekmeler’ (Tabs) özelliği, Google Dökümanlar’ı daha düzenli ve verimli hale getirmeyi hedefliyor.

Uzun belgelerde düzen sağlanacak

Yeni Sekmeler özelliği, özellikle uzun belgelerle çalışırken bilgiye erişimi kolaylaştırmayı amaçlıyor. Bu özellik sayesinde kullanıcılar, belgeler içinde sekmeler oluşturarak içeriği farklı kategorilere ayırabilecek ve böylece belirli bir bilgiye hızla ulaşabilecekler. Google Workspace ekibi, özellik hakkında yaptığı açıklamada, “Sekmeler, içerik oluştururken hem kullanıcılara hem de okuyuculara büyük kolaylık sağlayacak. Artık belgelerde gezinti yapmak ve ilgilenilen bölümlere ulaşmak daha pratik olacak” ifadelerini kullandı.

Sekmelere kolay erişim

Google Dökümanlar’ın masaüstü web sürümünde, belgelerin sol üst köşesindeki madde işaret simgesine tıklayarak Sekmeler özelliğine erişilebiliyor. Bu simge, eskiden ‘belge taslağını göster’ olarak biliniyordu; şimdi ise ‘Sekmeleri ve taslağı göster’ olarak güncellenmiş durumda. Kullanıcılar bu simgeyi kullanarak belgelerinde birden fazla sekme oluşturabilir ve hatta alt sekmelere ayrılmış kapsamlı bir yapı kurabilirler. Örneğin, bir bütçe dokümanında ‘yemek’ ve ‘seyahat’ gibi alt başlıklara sahip sekmeler oluşturmak mümkün olacak.

Düzenleme yetkisi belirli kullanıcılarda olacak

Sekmeler özelliği, yalnızca belgede düzenleme yetkisine sahip olan kullanıcılar tarafından yönetilebilecek. Diğer kullanıcılar ise sekmeler arasında gezinebilir ve öneri modunda düzenlemeleri görebilirler; ancak sekmeleri değiştirme yetkileri olmayacak.

Google’ın bu yeni özelliğiyle Google Dökümanlar’ın kullanım oranlarını artırması ve kullanıcıların verimliliğini desteklemesi bekleniyor.

General Catalyst, 1 milyar dolarlık fon hedefliyor!

Girişim ekosisteminde halka arzların ve şirket birleşmelerinin azalmasıyla birlikte, yatırım fonları yeni stratejiler geliştirmeye başladı. Teknoloji odaklı girişimlere yaptığı yatırımlarla tanınan General Catalyst de bu doğrultuda yeni bir adım atmaya hazırlanıyor.

General Catalyst, tam 1 milyar dolarlık bir fon hedefliyor

Edinilen bilgilere göre, General Catalyst 800 milyon ila 1 milyar dolar arasında bir meblağı “devam fonu” olarak adlandırılan bir yapıya dönüştürmeyi planlıyor. Yönetimi altında yaklaşık 25 milyar dolarlık bir portföyü bulunan General Catalyst, yeni fonun kurulması ve yatırımcıların belirlenmesinin ardından ortaklarına iki seçenek sunacak.

General Catalyst, tam 1 milyar dolarlık bir fon hedefliyor.
General Catalyst, tam 1 milyar dolarlık bir fon hedefliyor.

İlk seçenek, Stripe, Gusto ve Circle gibi önemli girişimlerdeki mevcut hisselerini nakde çevirerek yeni yatırımcılar için yer açmak. İkinci seçenek ise “rolling” olarak adlandırılan ve girişimlere aşamalı olarak yatırım yapma imkanı sunan bir yöntemi benimsemek.

Devam fonları, genellikle mevcut portföy şirketlerinin büyümelerini desteklemek ve yeni yatırım turlarına katılım için kullanılıyor. Bu fonlar, yatırımcılara daha düşük riskle ek getiri elde etme imkanı sunarken, girişimlerin de büyüme sermayelerine daha kolay ulaşmasını sağlıyor. Aynı zamanda, yatırım fonlarının mevcut hisselerini ellerinde tutarak şirketler üzerindeki etkilerini sürdürmelerine imkan tanıyor.

Devam fonları genellikle mevcut değerlemelerin %20 ila %30 altında bir indirimle hisse satışı yaparak oluşturuluyor. 6 ay ile 1 yıl arasında sürebilen karmaşık bir süreç olsa da, halka arzların ve şirket birleşmelerinin azalmasıyla birlikte son dönemde oldukça popüler hale geldi.

Samsara, Canva, Instachart, Snapchat, Airbnb, Stripe, HubSpot ve Take Two gibi birçok başarılı girişimi portföyünde bulunduran General Catalyst, henüz devam fonu planlarıyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı.

Apple Watch series 10’un iç sırları ortaya çıktı!

Apple’ın bugüne kadarki en ince saati olarak tanıttığı Apple Watch Series 10iFixit tarafından adım adım parçalarına ayrıldı. 46mm modelinin iç yapısına dair detaylı bir rehber video paylaşan iFixit ekibi, yeni modelin tasarım ve tamir edilebilirlik açısından nasıl bir performans sergilediğini gözler önüne serdi.

Daha ince tasarım, daha zor tamir

Apple Watch Series 10, önceki nesillere kıyasla daha ince bir kasa ve daha büyük ekran ile geliyor. Ancak bu ince tasarım, saatin sökülmesi ve tamir edilmesi işlemini oldukça zorlaştırıyor. iFixit’in videosunda da görüldüğü gibi, bileşenlere erişmek için ekranı ısıtarak açmak gerekiyor. Apple’ın yeni modelde su geçirmezlik özelliğini geliştirdiği de dikkat çekiyor. Ekran ile metal çerçeve arasındaki yalnızca 0,176 mm’lik boşluk, saatin suya karşı daha dayanıklı olduğunu kanıtlıyor.

Pil kapasitesinde değişiklik yok

Ekran çıkarıldıktan sonra ilk görülen bileşenler Taptic Engine ve batarya. iPhone’dan farklı olarak Apple Watch Series 10’un pili, sıradan bir yapıştırıcıyla kolayca yerinden çıkarılabiliyor. Bununla birlikte, saatin pil kapasitesinde önceki nesillere göre bir artış olmadığı belirtiliyor. Ancak Apple’ın yayınladığı watchOS 11.0.1 güncellemesiyle, pil ömrünün yazılım desteğiyle iyileştirildiği de ekleniyor.

OLED ekran aynı kaldı

Apple, yeni modelde daha geniş açıdan görülebilen bir panel kullandığını iddia etse de iFixit, OLED ekranın yapısının önceki nesille neredeyse aynı olduğunu belirtiyor. Saatin sensörleri, tüm diğer bileşenlerin altına konumlandırılmış, bu da tamir işlemlerini daha karmaşık hale getiriyor.

iFixit, Apple Watch Series 10’un tamir edilebilirlik açısından düşük bir puan almasının sebeplerinden biri olarak, bataryaya erişimin ve camın değiştirilmesinin oldukça zor olmasını gösteriyor. Yeni Apple Watch modeli, tamir edilebilirlik açısından 10 üzerinden 3 puan alarak bu konuda çok da başarılı olmadığını ortaya koyuyor.

Astrolojik flört uygulaması easyStars, 420 bin dolar yatırım aldı!

Astroloji severler için heyecan verici bir gelişme yaşandı! Kişiselleştirilmiş astrolojik içgörüler sunarak flört deneyimini yeniden tasarlamayı hedefleyen uygulama easyStars, 420 bin dolarlık tohum öncesi yatırım aldı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Astrolojik flört uygulaması easyStars, tam 420 bin dolar yatırım alıyor

easyGroup’tan aldığı bu yatırımla 1.6 milyon dolar değerlemeye ulaşan easyStars, yapay zeka teknolojisinden faydalanarak kullanıcılara özgün astrolojik bilgiler sunuyor. Uygulama, kullanıcıların burç yorumlarını, doğum haritalarını ve uyumluluk raporlarını inceleyerek kozmik enerjilerine uygun kişilerle eşleşmelerine yardımcı oluyor.

Astrolojik flört uygulaması easyStars, tam 420 bin dolar yatırım alıyor.
Astrolojik flört uygulaması easyStars, tam 420 bin dolar yatırım alıyor.

Daha önce Stellar olarak bilinen girişim, yeniden markalaşma çalışmaları kapsamında ismini easyStars olarak değiştirdi. easyStars, evrenin rehberliğinde kişisel gelişimi ve anlamlı bağlantıları desteklemeyi amaçlıyor. Girişim, operasyonlarını büyütmeyi ve astroloji tabanlı flört uygulamaları arasında lider konuma yerleşmeyi hedefliyor.

easyStars CEO’su Emirhan Kaysı, aldıkları yatırımla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Bu yatırım, sadece vizyonumuzu doğrulamakla kalmıyor, aynı zamanda easy markalar ailesi için de heyecan verici fırsatların kapılarını açı yor. Kullanıcılarımıza eşsiz bir deneyim sunmayı hedefliyoruz ve yeniden lansmanımızı paylaşmak için sabırsızlanıyoruz.” dedi.

Kaysı ayrıca, easyGroup’tan aldıkları stratejik yatırımla birlikte teknolojilerini daha da geliştirmeye ve global pazarlarda büyüme stratejilerini hayata geçirmeye odaklanacaklarını söyledi.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Foxconn ve Nvidia, yapay zeka devrimine hazırlanıyor

Foxconn, Nvidia’nın yapay zeka odaklı GB200 çipleri için dünyanın en büyük üretim tesisini inşa etmeye hazırlanıyor. Şirketin kıdemli başkan yardımcısı Benjamin Ting, Tayvan’da düzenlenen Nvidia’nın yıllık teknoloji etkinliğinde bu büyük projeyi duyurdu. Ancak, tesisin tam olarak nerede kurulacağı henüz açıklanmadı.

Nvidia GPU’larına yönelik yoğun talep

Ting, yaptığı açıklamada “Dünyanın en büyük GB200 üretim tesisini inşa ediyoruz” diyerek, Nvidia’nın yapay zeka eğitiminde kritik rol oynayan GB200 GPU’larının yoğun talep gördüğüne dikkat çekti. Özellikle yapay zeka modellerinin eğitimi ve veri işleme süreçlerinde büyük hesaplama gücüne ihtiyaç duyulması, Nvidia’nın yeni nesil Blackwell platformuna olan talebi artırıyor. Microsoft gibi dev şirketlerin şimdiden GB200 GPU’ları için ön siparişverdiği belirtiliyor.

Nvidia’nın süper çipi: GB200

Nvidia’nın GB200 çipi, iki Blackwell B200 GPU ve bir Grace CPU’dan oluşan bir süper çip olarak tanıtıldı. Bu bileşenler, 896 GB birleşik bellek kapasitesi sunuyor ve yüksek hızlı veri transferi için NVLINK ile birbirine bağlanıyor. Ayrıca, GB200 NVL72 platformu ile 512 GPU’ya kadar ölçeklenebilen bir raf yapısında sunuluyor. Bu yapı, büyük ölçekli yapay zeka eğitim ve çıkarım işlemlerinde performansı önemli ölçüde artırıyor.

Foxconn ve Nvidia’dan süper bilgisayar projesi

Foxconn, Nvidia ile iş birliği yaparak Tayvan’ın en büyük süper bilgisayarını inşa etmeye de hazırlanıyor. Hon Hai Kaohsiung Süper Bilgi İşlem Merkezi olarak adlandırılan bu süper bilgisayar, Nvidia’nın Blackwell mimarisinedayanacak ve 90 exaflops’un üzerinde performans sunacak. Projenin ilk fazının 2025 yılının ortalarında tamamlanması ve tam kapasiteye 2026 yılında ulaşması hedefleniyor.

Bu hamlelerle Foxconn, yalnızca Apple için değil, aynı zamanda yapay zeka ve GPU üretiminde de liderlik konumuna gelmeyi hedefliyor.

Çin, ilk silikon fotonik çipini geliştirdi!

Çin devlet destekli yarı iletken araştırma şirketi JFS Laboratory, ülkenin ilk silikon fotonik çipini geliştirdiğini duyurdu. Bu gelişme, yapay zeka (AI) ve yüksek performanslı hesaplama (HPC) gibi teknolojilerde devrim niteliğinde bir adım olarak değerlendiriliyor.

South China Morning Post’un haberine göre, Wuhan merkezli JFS Laboratorysilikon tabanlı çipe bir lazer ışık kaynağı entegre etmeyi başararak, önemli bir kilometre taşı kaydetti. 2021 yılında Çin hükümetinden 8,2 milyar yuan(yaklaşık 1,2 milyar dolar) fon alan şirket, bu büyük başarıyı yalnızca üç yıl içinde gerçekleştirdi.

Silikon fotonik çiplerin avantajları

Silikon fotonik çipler, geleneksel bakır tabanlı bağlantılara kıyasla çok daha yüksek performans sağlıyor. Optik sinyalleri kullanarak veri iletimi yapan bu çipler, özellikle bant genişliğigecikme ve enerji verimliliği konularında çığır açıcı özelliklere sahip.

Bu yeni teknoloji, veri merkezlerinde artan güç tüketimini azaltarakhesaplama gücünü ölçeklendirme konusunda büyük kolaylık sağlıyor. Düşük gecikme süreleri, yapay zeka uygulamaları için gerçek zamanlı işlem ve karar alma kabiliyetini artırıyor. Özellikle büyük ölçekli yapay zeka projeleri ve HPC veri merkezleri için bu çiplerin yaygın olarak kullanılacağı öngörülüyor.

Küresel yarışta silikon fotonik teknolojisi

Dünya genelindeki yarı iletken liderleri, bu gelişmiş teknolojinin potansiyelini fark ederek silikon fotonik alanına yoğun yatırım yapıyor. TSMCIntel ve Huawei gibi devler, bu alanda çalışmalarını hızlandıran şirketlerden sadece birkaçı. Uluslararası yarı iletken endüstrisi birliği SEMI’ye göre, 2022 yılında 1,26 milyar dolar olan silikon fotonik çipleriçin küresel pazarın, 2030 yılına kadar 7,86 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Çin için stratejik fırsat

ABD’nin Çin’e uyguladığı ileri teknoloji çip üretim kısıtlamaları, bu yeni silikon fotonik çiplerin Çin için stratejik bir fırsat yarattığını gösteriyor. Özellikle yüksek performans gerektiren yapay zeka ve HPC uygulamalarında kullanılabilecek bu çipler, Çin’in çip teknolojisindeki rekabet gücünü artırabilir.

JFS Laboratory‘nin bu başarısı, ülkenin yarı iletken endüstrisinde güçlü bir oyuncu olma yolunda attığı önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Discord’un kapatılma nedeni belli oldu! 

0

Ülkemizde özellikle son dönemde artan şiddet ve sanal zorbalık olayları sonrasında bir kez daha gündeme gelen Discord’un erişime engellendiği haberini gece saatlerinde sizlerle paylaşmıştık. Günün erken saattlerinde, konuyla ilgili resmi bir açıklama daha geldi ve platformun neden yasaklandığı resmen ortaya çıktı.

Discord’un kapatılma sebebi, verilerin paylaşılmaması!

Bildiğiniz üzere yaklaşık 1 haftadır ülkemizde Discord ve Telegram gibi platformların kapatılabileceği konusu konuşuluyordu. Bu anlamda hükümet kanadı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yasakçı bir zihniyete sahip olmadıklarını, süreci şeffaf bir biçimde devam ettireceklerirni vurgulamıştı.

Bu anlamda ilgili platformların veri paylaşımı yapması durumunda erişim engeli getirilmeyeceği belirtilirken, gece 01.00 sularında, Discord’un ülkemizde engellendiği resmen ortaya çıktı. Gün içerisinde konuyla ilgili bir röportaj gerçekleştiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Discord’un engellenmesindeki gerekçenin, platformun talep edilen verileri kendileriyle paylaşmayı kabul etmemesi olduğunu açıkladı.

Uraloğlu yaptığı açıklamada şunlara değindi:

“Burası tamamen kapalı bir sistem, siz istediğiniz gibi girip çıkamıyorsunuz. Ya da bizim güvenlik birimlerimiz oradaki her türlü sorgulamayı yapamıyorlar maalesef. Ancak orayı kullananların bize şikayet etmesi noktasında biz müdahil olabiliyoruz çünkü kaç gündür yaşadığımız olaylar olmamış olsa belki biz bugün Discord’a erişim engeli getirdiğimiz için biz yasakçı zihniyetle itham edilecektik ama bugün bakın bu olaylar oldu herkes kapatılmasını istiyor.”

Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O zaman burada bütün toplum kesimleriyle gerçekten beraber hareket etmemiz lazım, başta aileler olmak üzere. Yani bizim giremediğimiz mecrada ne olduğunu bilemeyebiliyoruz. Discord’da kendi bilgilerinin IP adresleri dahil, içerikler dahil güvenlik birimlerimizle paylaşmayı reddettiği için biz de zorunlu olarak erişime engel getirdik ama burada toplumdaki algıyı da farkındalığı da beraber yürütmemizde fayda var.

“Bazı şeylere ancak öğrendiğinizde müdahale ediyorsunuz yoksa her şeye girip de her şeyi denetleme imkanına sahip değiliz maalesef. Onun için bakın burada Discord’u kapattık diye çok acayip bir memnuniyet var ama bir hafta önce kapatmış olsaydık bu memnuniyet muhtemelen olmayacaktı. Onun için bizlerle bilgi paylaşımı gerçekten kıymetli.

“Buralara gelen şikayetler ve talepler üzerine biz gerekeni yapıyoruz. Aynı şekilde onlar bazı odaların, sohbet odalarının içerisinde olduğu için oradan bize net bilgiler aktarabiliyorlar. Biz de daha geniş bilgi sahibi olarak burada yapmamız gerekenleri yapmaya devam ediyoruz”

Samsung, çip departmanı hakkındaki iddiaları yalandı!

0

Güney Koreli teknoloji devi Samsung, geçtiğimiz hafta ortaya atılan ve çip üretim işinin geleceğiyle ilgili endişelere yol açan iddialara açıklık getirdi. Şirketin Foundry ve System LSI olarak adlandırılan iki önemli biriminin ayrılacağı hatta tamamen kapatılabileceği yönündeki spekülasyonlar, Samsung cephesinde büyük bir karışıklığa neden olmuştu.

Samsung, çip bölümü hakkındaki iddiaları yalandı

Samsung cephesinden gelen ilk açıklama şirketin başkanı Jay Y. Lee’den geldi. Reuters’a konuşan Lee, Foundry ve System LSI birimlerinin ayrılmasının söz konusu olmadığını ve bu iki işletmenin Samsung için stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Samsung, çip bölümü hakkındaki iddiaları yalandı.
Samsung, çip bölümü hakkındaki iddiaları yalandı.

Ancak analistler, hem çip tasarımı hem de çip üretim birimlerinin düşük talep nedeniyle zarar etmeye devam ettiğini ve şirketin genel performansını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Özellikle Foundry biriminin, beklentilerin çok altında kaldığı ve pazar lideri TSMC ile arasındaki farkın her geçen gün açıldığı ifade ediliyor.

Samsung, dünyanın en büyük bellek yongası üreticisi konumunda bulunuyor. Ancak şirket, bellek yongalarına olan bağımlılığını azaltmak ve gelir kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla çip tasarımı ve üretim alanlarına da yatırım yapıyor. Ancak bu alanda henüz istenilen başarıyı elde edebilmiş değil. Samsung’un Foundry bölümü, pazarın yüzde 60’ından fazlasını elinde bulunduran Tayvanlı rakibi TSMC’nin gerisinde kalmaya devam ediyor.

Jay Y. Lee, 2019 yılında yaptığı bir açıklamada, 2030 yılına kadar TSMC’yi geride bırakarak dünyanın en büyük çip üreticisi olmayı hedeflediklerini duyurmuştu. Ancak Samsung, şu anda Apple, AMD ve Nvidia gibi dev şirketlerden sipariş almakta bile zorlanıyor.

Samsung’un ABD’nin Texas eyaletinde inşa etmeyi planladığı yeni çip fabrikasıyla ilgili de sorulara yanıt veren Lee, projenin zorlu bir süreçten geçtiğini ve ABD’deki siyasi belirsizliklerin de bu süreci etkilediğini belirtti. Samsung, Texas’taki fabrikanın üretim planını 2026 yılına kadar ertelemişti.

Intel Core Ultra 9 285K, i9-14900K’nın gerisinde kaldı!

0

Intel’in merakla beklenen yeni masaüstü işlemci serisi “Arrow Lake”, tanıtım öncesinde performans testleriyle teknoloji dünyasının gündemine oturmuş durumda. Özellikle serinin amiral gemisi modeli Core Ultra 9 285K’nın sızdırılan resmi kıyaslama sonuçları, meraklı bekleyişleri daha da alevlendirdi.

Intel Core Ultra 9 285K, i9-14900K’nın oldukça gerisinde

24 çekirdek ve 24 işlem parçasına sahip olan Core Ultra 9 285K, gücünü Lion Cove ve Skymont mimarilerinin birleşiminden alıyor. Yüksek saat hızlarına ulaşabilen işlemci, performans testlerinde Intel’in mevcut amiral gemisi i9-14900K ile kıyaslandığında dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Testlerde i9-14900K’nın oyun performansında ufak bir üstünlük sağladığı görülüyor. Ancak Core Ultra 9 285K, daha düşük güç tüketimiyle öne çıkıyor ve enerji verimliliği konusunda iddialı olduğunu kanıtlıyor.

Intel Core Ultra 9 285K, i9-14900K'nın oldukça gerisinde.
Intel Core Ultra 9 285K, i9-14900K’nın oldukça gerisinde.

Öte yandan Core Ultra 9 285K, rakip AMD’nin Ryzen 9 9950X ve 7950X3D modelleriyle karşılaştırıldığında, üretkenlik testlerinde başa baş bir performans sergilerken, oyun performansında daha geride kalıyor. Yine de, güç tüketimi konusunda henüz net veriler yayınlanmamış olsa da, Core Ultra 9 285K’nın enerji verimliliği konusunda rakiplerine göre önemli avantajlar sunabileceği düşünülüyor.

Sonuç olarak Intel’in yeni işlemci serisi “Arrow Lake”, özellikle Core Ultra 9 285K modeliyle performans ve enerji verimliliği arasında önemli bir denge kurmayı hedefliyor. 10 Ekim’de resmi olarak tanıtılacak olan seri, masaüstü bilgisayar dünyasında dengeleri değiştirip değiştirmeyeceğini zaman gösterecek.

Nissan, elektrikli akü girişimi ChargeScape’e yatırım yapıyor!

Elektrikli otomobil devrimi hız kesmeden devam ederken, üreticiler sadece araç teknolojilerine değil, aynı zamanda şarj altyapısının geliştirilmesine de büyük önem veriyor. Nissan’dan gelen son haberler de bu durumu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Nissan, elektrikli akü girişimi ChargeScape’e yatırım yaptı

Nissan, elektrikli otomobil şarj süreçlerini optimize etmeyi hedefleyen ve BMW, Ford ve Honda tarafından geçtiğimiz yıl Eylül ayında kurulan ChargeScape şirketine stratejik bir yatırım yaptığını duyurdu. Yatırımın finansal detayları açıklanmasa da, bu işbirliği Nissan’ın ChargeScape’in %25’lik hissesine sahip olmasını sağladı. Böylece Nissan, ChargeScape’te BMW, Ford ve Honda ile eşit oranda ortak oldu. Önümüzdeki dönemde daha fazla otomobil üreticisinin ChargeScape’e yatırım yapması bekleniyor.

Nissan, elektrikli akü girişimi ChargeScape'e yatırım yaptı.
Nissan, elektrikli akü girişimi ChargeScape’e yatırım yaptı.

ChargeScape, elektrikli araçların akü şarjını optimize etmek için yazılım ve teknoloji geliştiren bir şirket olarak dikkat çekiyor. Şirket, ABD ve Kanada’da elektrikli araç sahiplerine hizmet veriyor.

Peki, ChargeScape’in farkı ne? Bu platform, sürücüler ve elektrik şebekesi arasında akıllı bir köprü görevi görüyor. Yüksek talep olan saatlerde şarjı geçici olarak durduran sürücülere finansal olarak ödül verilmesini sağlayan bir sistem sunuyor. Aynı zamanda, araçlarda depolanan enerjinin elektrik şebekesine geri satılmasına da olanak tanıyor.

Elektrikli araçların sayısı göz önüne alındığında, ChargeScape gibi şarj süreçlerini optimize eden ve akıllı enerji yönetimi sağlayan platformlara olan ihtiyaç da her geçen gün artıyor. Bu nedenle, büyük otomotiv şirketlerinden benzer yatırımların gelmesi sürpriz olmayacaktır.

Peter Todd Temalı MemeCoin %1500 Fırladı!  

Kripto dünyası, Peter Todd’un Satoshi Nakamoto olabileceğini öne süren HBO belgeseliyle çalkalandı. Bu belgeselde, Bitcoin’in arkasındaki gerçek isim olarak Todd gösteriliyor. Belgeselin yayınlanmasının hemen ardından, Todd temalı bir MemeCoin piyasaya sürüldü ve inanılmaz bir yükseliş yaşandı. %1500 oranında artan bu kripto para, yatırımcıların dikkatini çekti ve merak uyandırdı.

Peter Todd, uzun süredir kripto dünyasında saygın bir yazılım geliştiricisi olarak biliniyor. Ancak HBO’nun belgeselinde Todd’un Satoshi Nakamoto olduğuna dair işaretler verilmesi, tüm ilgiyi üzerine topladı. Bu iddiaların ardından yatırımcılar ve kripto meraklıları, Todd’un adını taşıyan MemeCoin’e hücum etti. Coin’in değeri sadece birkaç saat içinde devasa bir artış gösterdi.

Peter Todd’a yapılan vurgu yükselişte ana etken oldu

HBO belgeselinde ayrıca, Bitcoin’in kurucu isimleri arasında gösterilen Len Sassaman ve Adam Back de yer aldı. Ancak belgeselde Peter Todd için yapılan vurgu, MemeCoin’in yükselişinde ana etken oldu. Todd’un bu iddialara henüz resmi bir cevap vermemesi, spekülasyonların artmasına yol açtı. Yatırımcılar, bu çılgın artışın devam edip etmeyeceğini tartışıyor.

MemeCoin’lerin hızlı yükseliş ve düşüşleri, yatırımcılar için her zaman büyük riskler barındırıyor. Uzmanlar, Todd temalı MemeCoin’in aşırı volatil olduğunu ve yatırımcıların dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Fakat bu hızlı yükseliş, Peter Todd’un isminin artık kripto dünyasında daha fazla anılmasına neden olacak gibi duruyor.

Sonuç olarak, HBO belgeselinin yayınlanması, Peter Todd’un adını Satoshi Nakamoto tartışmalarının merkezine yerleştirdi. MemeCoin’in hızlı yükselişi ise kripto dünyasının ne kadar spekülatif olabileceğini bir kez daha gösterdi.