Dünyanın en hızlı ticari treni 2025’te raylarda

0

Çin’in yakın zamanda yüksek hızlı tren CR450’nin deneme seferini gerçekleştirdiği anlaşılıyor. Dünyanın en hızlı ticari treni olması beklenen CR450’nin 2025 yılında faaliyete geçmesi bekleniyor. 450km/s deneme hızına sahip olan trenin, Tianjin’den Pekin’e deneme seferi yaptığı bildirildi.

Kasım ayında sosyal medyada yayınlanan bir dizi video, kaldırılmadan önce treni gösteriyordu. Tren yandan bakıldığında bir oka benziyor. Şık, mermi şeklindeki burnu hafif açılı konturlara sahipken, kokpitte dekoratif solunum ışıkları var. Geçtiğimiz ay sızdırılmış gibi görünen test videosunda CR450AF-0001 olarak işaretlenmiş bir tren yer alırken, son görüntülerde seri numarası beyaz bantla kapatılmış sekiz vagonlu bir CR450 görülüyor, SCMP bildirdi.

Dünyanın en hızlı ticari treni

Çin’in en son tasarlanan yüksek hızlı tren modeli olan CR450 hızlı tren, ticari sefer sırasında saatte 248 mil (400 kilometre) hızla çalışabilecek. Yeni model, şu anda hizmette olan ve saatte 350 kilometre hızla çalışan CR400 Fuxing yüksek hızlı trenlerinden önemli ölçüde daha hızlı.

China Railway’e göre CR450, CR400 ile karşılaştırıldığında %12 daha hafif, %20 daha az enerji tüketiyor ve %20 daha iyi bir fren performansına sahip. CR450 inovasyon projesi ayrıca yüksek hızlı demiryolları, köprüler ve tüneller de dahil olmak üzere altyapıda teknolojik inovasyonu da içeriyor.

Çin, insanların rahat ve konforlu seyahat için artan talebini karşılamak amacıyla dünyanın en büyük yüksek hızlı demiryolları ağını inşa ettiğini iddia ediyor. Yüksek hızlı demiryolları ağının toplam operasyonel uzunluğu, Nisan 2024’e kadar mevcut verilere göre, ülke çapında 31 il düzeyinde bölgede faaliyet gösteren Fuxing yüksek hızlı trenleriyle 27.961 mili (45.000 kilometre) aştı.

Geçtiğimiz ayın sızdırılmış gibi görünen test videosunda CR450AF-0001 olarak işaretlenmiş bir tren yer alırken, son görüntülerde seri numarası beyaz bantla kapatılmış sekiz vagonlu bir CR450 görülüyor.

Eylül ayında açıklanan ayrıntılara göre, Çin’in demir yolu ağı tek bir günde 10 milyondan fazla yolcu taşıyor ve bu da onu küresel olarak en yoğun demir yolu sistemi yapıyor. Bu hareketli hizmetler Çin’in canlılığını gösteriyor, demir yolu ağı ülke genelindeki şehirlerin yüzde 99’una ulaşıyor ve her biri 200.000’den fazla nüfusa sahipken, yüksek hızlı demir yolu ağı şehirlerin yüzde 96’sını kapsıyor ve her biri 500.000’i aşan nüfusa sahip.

Solarçatı ve Securitas’tan güneş enerji santralleri için insansız güvenlik

0

Türkiye’nin yenilenebilir enerji ve güvenlik sektörlerindeki iki öncü şirketi, arazi tipi güneş enerji santrallerinde yeni bir dönem başlatan iş birliğine imza attı. Güneş enerji sistemleri sağlayıcısı Solarçatı ile güvenlik sektörünün lideri Securitas Güvenlik, sürdürülebilir enerji üretimi ve gelişmiş güvenlik çözümleri sunmak için güçlerini birleştirdi. Bu ortaklık sayesinde arazi tipi güneş enerji santrallerinde hem işletme bakım hizmetleri hem de ileri teknolojiye dayalı insansız güvenlik sistemleri bir araya getirildi.

İş birliği kapsamında Solarçatı, güneş enerji santrallerinin tasarımından kurulumuna ve işletmesine kadar tüm süreçleri üstleniyor. Aynı zamanda, santrallerin uzun vadede yüksek verimlilikle çalışmasını sağlamak için işletme bakım hizmetleri sağlanıyor. Securitas Güvenlik ise yapay zekâ destekli analiz sistemleri ve uzaktan alarm izleme gibi ileri güvenlik teknolojileriyle bu santralleri insansız bir güvenlik ağıyla koruma altına alıyor.

Bu çözümler, enerji üretim tesislerinin güvenliğini artırıyor ve aynı zamanda sürdürülebilir enerji üretimi için ideal bir altyapı sunuyor. Uzaktan izleme ve yapay zekâ destekli analizler, olası tehditlerin önceden tespit edilmesini sağlıyor ve enerji üretiminde kesintilerin önüne geçiyor.

Solarçatı Genel Müdür Yardımcısı Murat Karagözoğlu, iş birliğiyle ilgili yaptığı açıklamada, “Arazi tipi güneş enerji santrallerimizi Securitas’ın ileri teknoloji güvenlik çözümleriyle buluşturduk. İşletme bakım hizmetlerimize güvenliği de ekleyerek müşterilerimize komple bir çözüm sunduk,” dedi.

Securitas Türkiye Enerji Segment Lideri Ünsal Kutaruk ise, “Gelişen teknolojiyi enerji sektörüyle buluşturduk. Solarçatı ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, insansız güvenlik sistemleriyle korunan enerji santrallerinin öncü modeli oldu,” şeklinde konuştu.

Solarçatı ve Securitas, bu iş birliğiyle Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. Arazi tipi güneş enerji santralleri için tasarlanan bu model, hem güvenlik hem de enerji verimliliği açısından sektörde standartları yeniden tanımladı. Yenilenebilir enerji kaynakları, bu projeler sayesinde daha güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılmaya başlandı.

DEARSAN’dan TSK’ya yeni savaş gemileri!

0

Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki iddialı projelerine bir yenisi daha eklendi. Aziz Yıldırım’ın sahibi olduğu DEARSAN Tersanesi, uzun yıllardır yurt dışına gerçekleştirdiği savaş gemisi üretimiyle biliniyordu.

NATO standartlarına uygun ve oldukça kapsamlı gemiler üreten DEARSAN, Ocak 2024 itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile de iş birliğine başladı. Bu yeni dönemde DEARSAN, TSK için 4 adet Hisar sınıfı açık deniz karakol gemisi ve bir Yeni Nesil Mayın Avlama Gemisi inşa edecek. Projelerin detayları haberimizde…

Hisar Sınıfı Açık Deniz Karakol Gemileri

Daha önce MİLGEM projesi kapsamında üretimi yapılan Hisar sınıfı gemiler, birçok yerli teknoloji ve silah sistemiyle geliyor. ASELSAN üretimi 25mm STOP ve KIRLANGIÇ gibi sistemler, ASELSAN LPI RADAR/Alper ile yüksek yerlilik sağlıyor. Hisar sınıfının genel özellikleri de şu şekilde:

  • Deplasman: 2.300 ton
  • Uzunluk: 99,56 metre
  • Hız: Azami 24 knot
  • Menzil: 4.500 deniz mili
  • Dayanıklılık: 21 gün
  • Silah Sistemleri:
    • 76mm MKE Deniz Topu
    • ASELSAN GÖKDENİZ Yakın Hava Savunma Sistemi
    • 8 adet HİSAR Hava Savunma Füzesi
    • 8 adet ATMACA Gemisavar Füzesi
    • 4 adet UMTAS Füze Sistemi
    • 2 adet DSH Roketi
    • ASELSAN STAMP makineli tüfekler
  • Havacılık Kapasitesi: 10 tonluk helikopter ve İHA platformu

Yeni Nesil Mayın Avlama Gemisi

DEARSAN’ın diğer önemli projesi ise Yeni Nesil Mayın Avlama Gemisi. Gelişmiş insansız suüstü ve sualtı araçlarıyla gelen bu gemi özellikle mayın tespiti ve imhasında kritik bir rol üstleniyor. Geminin özellikleri ise şöyle:

  • Görevler:
    • Deniz tabanı ve demirli mayınları tespit, tanımlama ve imha
    • Uzaktan kumandalı su altı aracı ile operasyonlar
    • Dalgıç operasyonları
    • Gözetim ve istihbarat
    • Boru hatlarının ve deniz yatağının incelenmesi
  • Teknik Detaylar:
    • Tam Boy: 55.30 metre
    • Genişlik: 9.75 metre
    • Deplasman: 650 ton
    • Hız: Maksimum 14 knot
    • Seyir Siası: 1.500 deniz mili
    • Malzeme: Non-manyetik çelik
    • Personel Kapasitesi: 43 kişi
  • Silah Sistemleri:
    • 25mm Uzaktan Komutalı Stabilize Makineli Tüfek
    • 2 adet 12.7mm Uzaktan Komutalı Stabilize Makineli Tüfek

Görev Kapsamı: Hisar ve Yeni Nesil Gemiler

Hisar sınıfı gemiler ve Mayın Avlama Gemisi, hem birincil hem de ikincil görevlerle geniş bir operasyonel kapasite sunuyor. DEARSAN tarafından açıklanan görevler arasında anti-yüzey, anti-denizaltı ve anti-hava harbi gibi kritik operasyonlar yer alıyor. Ayrıca gözetim istihbarat toplama ve asimetrik savaş gibi ikincil görevler de bulunuyor.

DEARSAN’ın TSK ile başlattığı bu iş birliği, Türk savunma sanayiinin yerli ve milli teknolojilerle büyümesine büyük katkı sağlayacak. Hem Hisar sınıfı gemiler hem de Mayın Avlama Gemisi yüksek teknoloji ve yerli sensörlerle gelecek ve bölgesel güvenlikte önemli bir rol oynayacak.

Bluesky, yeni özelliğiyle gündem takibini kolaylaştırdı!

0

Bluesky, kullanıcıların uzun süredir talep ettiği bir yeniliği platformuna eklediğini duyurarak dikkat çekti. Artık sosyal medya platformunda trend topic özelliği kullanılabilecek ve bu sayede gündemdeki popüler konuları takip etmek çok daha kolay hale gelecek. Daha önce Twitter’da alışkın olunan bu özellik, Bluesky kullanıcılarına da hangi konuların ön planda olduğunu gösteren bir liste sunuyor.

Bluesky, yeni özelliğiyle gündemi takibini kolaylaştırıyor

Kullanıcılar, trend konulara mobil uygulamada ekranın altındaki büyüteç simgesine dokunarak ya da web sürümünde sol kenar çubuğunda bulunan aynı simgeyi seçerek erişebiliyor.

Bluesky, yeni özelliğiyle gündemi takibini kolaylaştırıyor.
Bluesky, yeni özelliğiyle gündemi takibini kolaylaştırıyor.

Arama çubuğunun altında hem popüler konular hem de önerilen başlıklar listeleniyor. Belirli bir başlığa dokunulduğunda, o konuyla ilgili paylaşımlar görüntülenebiliyor. Ayrıca, kullanıcıların sessize aldıkları kelimeleri içeren konuların bu listelerde yer almaması, deneyimi daha kişiselleştirilmiş hale getiriyor.

Son dönemde 25 milyon kullanıcıya ulaşarak önemli bir kilometre taşı kaydeden Bluesky, büyümesine devam ediyor. Ancak, Threads ve X kadar geniş bir kullanıcı kitlesine sahip olmayan platformda henüz gönderi düzenleme, onay rozeti veya hesap gizleme gibi özellikler mevcut değil. Buna rağmen trend topic gibi yeniliklerin eklenmesi, platformun kullanıcı tabanını genişletme ve deneyimi geliştirme yönündeki çabalarının bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızı merakla bekliyoruz.

Microsoft, veri merkezlerinin su kullanımını azaltacak!

0

Microsoft, çevresel etkileri azaltma hedefi doğrultusunda veri merkezlerinin soğutma ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi bir adım atarak su tüketimini minimuma indirmeyi amaçlayan “sıfır su” tasarımını tanıttı. Geleneksel veri merkezleri, yüksek enerji tüketimi ve soğutma için kullanılan devasa miktardaki su nedeniyle çevresel endişelere yol açıyor. Yapay zeka tabanlı veri merkezlerinin artışıyla birlikte bu sorun daha da büyürken, Microsoft’un yeni sistemi, bu olumsuz etkileri hafifletmeyi hedefliyor.

Microsoft, veri merkezlerinin su kullanımını azaltıyor

“Sıfır su” teknolojisi tamamen susuz bir sistem olmasa da, suyun kapalı bir döngü içinde geri dönüştürülmesi sayesinde dışarıdan ek bir su kaynağı ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Bu sistem, yalnızca mutfak ve tuvalet gibi temel ihtiyaçlar için dış su kullanımını gerektiriyor. İnşaat aşamasında kullanılan su dışında, veri merkezlerinin soğutulması için harici suya ihtiyaç duyulmuyor. Microsoft’un hesaplamalarına göre, bu yeni tasarım sayesinde her bir veri merkezi yılda 125 milyon litre su tasarrufu sağlayabilecek.

Microsoft, veri merkezlerinin su kullanımını azaltıyor.

2026 yılında Arizona ve Wisconsin’deki yeni tesislerinde bu sistemi uygulamaya başlamayı planlayan şirket, 2027 itibarıyla tasarımı daha geniş bir ölçekte devreye almayı hedefliyor. Ancak bu yenilik, enerji tüketimini bir miktar artırabilir. Buna karşın, yeni nesil çip soğutma teknolojilerinin, enerji maliyetlerindeki bu artışı dengelemesi bekleniyor. Bu teknolojiler, sunucuların daha yüksek sıcaklıklarda çalışmasına olanak tanıyacak şekilde tasarlanmış durumda. Microsoft’un stratejisi, bu yeni sistemi geleneksel veri merkezi tasarımlarıyla birlikte kademeli olarak entegre etmek üzerine kurulu.

Bu adım, su tasarrufunu önceliklendiren ve çevresel sürdürülebilirliği destekleyen büyük bir yenilik olarak öne çıkıyor. Microsoft’un bu alandaki çalışmaları, sektördeki diğer teknoloji devlerini de benzer çözümler geliştirmeye teşvik edebilir. Bu sayede, veri merkezlerinin hem enerji hem de su tüketimi konusundaki etkisi önemli ölçüde azaltılabilir.

Avride teslimat robotları Japonya’da göreve başlıyor

0

Avride’ın teslimat robotları yurtdışındaki başka bir ülkeye taşınıyor. Avride teslimat robotları Austin merkezli şirket, botlarının yakın zamanda Japonya’da resmi sertifika aldığını ve şimdi orada faaliyetlerine başlamaya hazırlandığını duyurdu.

İnternette yayınlanan bir blog yazısı: “Robotlarımızı Tokyo sokaklarında görebilirsiniz. Burada yeni ortamlarına alışıyorlar ve bu canlı, modern şehrin günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası olmaya hazırlanıyorlar” açıklamasıyla bunu duyurdu. Bu atılım, Avride teslimat robotları Kuzeydoğu Asya’ya doğru genişlemesinin ikinci aşamasını temsil ediyor.

Avride teslimat robotları Japonya’da kullanıma geçecek

2023’te Avride’nin botları Güney Kore’de faaliyete geçti ve başkent Seul’ün güneydoğusundaki Gwangju Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’ndeki (GIST) öğrencilere yiyecek teslim etmek için görevlendirildiler. Avride teslimat robotları botlar ayrıca kamu kaldırımlarında çalışmak için onay aldı ve ülke genelinde daha yaygın kentsel teslimatların önünü açtı.

Uluslararası ölçekteki büyüme, ABD’de son dönemde elde edilen yerel başarıların üzerine geliyor. Avride, botlarının Dallas’ta Uber Eats aracılığıyla çalışacağını duyurdu. Bu durum, böyle bir teknolojinin Teksas şehrinin merkezine ilk kez girmesine izin verildiği anlamına geliyor. Şirketin Uber Eats ile ortaklığı bu yılın başlarında Austin’de başlatıldı.

Botlar Avride’ın işinin önemli bir parçasını oluştururken, Avride teslimat robotları şirketin otonom taksilerinin gelecekteki lansmanını kolaylaştırmada da rol oynayabilecekleri açıktır. Avride’ın açıkladığı gibi, yurtdışındaki bu erken ortaklıklar firmanın güvenilir bir ulaşım ortağı olarak değerini kanıtlayabilir.

Şirketten yapılan açıklamada, “Otonom araç dağıtımının henüz başlangıç ​​aşamasında olduğu göz önüne alındığında, düzenleyiciler, işletmeler ve diğer paydaşlar arasında etkili bir işbirliğinin sağlanması hayati önem taşıyor. Avride’da, hem düzenleyici otoritelerle hem de endüstri ortaklarıyla yakın bir şekilde çalışmanın, otonom teknolojilerin başarılı bir şekilde entegre edilmesini sağlamanın anahtarı olduğuna inanıyoruz. Operasyonlarımızda şeffaflığı korumak, açık iletişimi teşvik etmek ve düzenleyicilerle el ele çalışarak güvenlik ve operasyonel endişeleri gidermek çok önemlidir. Bu yakın iş birliğini teşvik ederek, hem endüstriye hem de topluma fayda sağlayan destekleyici bir ortam yaratmaya yardımcı olabileceğimize inanıyoruz” ifadelerine yer verildi. Avride teslimat robotları bu işbirliği sürecinde başrol oynuyor.

Çin uydusu alev aldı ve ABD üzerine düştü

0

Yüzlerce yıldız gözlemcisi Aralık ayı sonunda güneydoğu ABD’nin üzerinde ateş topları olduğunu bildirdi. Ancak bu doğal bir olay değildi. Sadece Dünya yörüngesine dağılmış ölü uyduların bir başka örneğiydi ve bu defa bir Çin uydusu alev alarak düşüyordu.

Çin uydusu alev alarak düştü

Havai fişekler, Dünya atmosferine tekrar giren ve Louisiana, New Orleans üzerinde yanan, işlevini yitirmiş Çin uydusundan geldi. Çevrimiçi olarak paylaşılan raporlara göre, uydunun tekrar girişi Missouri, Arkansas ve Mississippi dahil olmak üzere birkaç eyaletin üzerinde gökyüzünde parlak çizgilere neden oldu. Uydu, izleyenler için bir tehdit oluşturmasa da kontrolsüz tekrar girişi, çalışmayan uzay çöplerinin daha iyi düzenlenmesi ihtiyacını vurguluyor.

Amerikan Meteor Derneği, 22 Aralık’ta saat 23:00 civarında 152 adet ateş topu gözlem raporu aldı ancak olayı “gerçek bir ateş topu değil” diyerek reddetti. Astrofizikçi Jonathan McDowell daha sonra ateş topunun kaynağının, kuzeye yönelmeden önce New Orleans’ın üzerinden tekrar geçen Çin görüntüleme uydusu SuperView 1-02 olduğunu X’te yazdı. Bu Çin uydusu alev alarak izleyicilere unutulmaz bir gösteri sundu.

SuperView 1-02, Pekin merkezli SpaceView şirketi tarafından işletildi ve Aralık 2016’da sivil uzaktan algılama için bir takımyıldıza ait iki uydudan biri olarak fırlatıldı. Space.com’a göre, iki uydu Çin’in ilk yüksek çözünürlüklü Dünya görüntüleme uydularıydı. Başlangıçta yanlış yörüngeye yerleştirildiler, dairesel bir yörünge yerine eliptik bir yörüngeye girdiler ve görevlerine başlamak için zamanla yörüngelerini kademeli olarak yükseltmek zorunda kaldılar.

SuperView 1-02 yaklaşık iki yıl önce hizmet dışı bırakıldı ve Dünya atmosferine kontrolsüz bir şekilde yeniden giriş yapması için bırakıldı. Bazı uydu operatörleri riski en aza indirmek için uzay aracını kontrollü yeniden giriş yapma yeteneğiyle donatıyor. Ancak Çin kötü yörünge görgü kurallarıyla tanınıyor. South China Morning Post olayı önemsiz göstererek uydunun yeniden girişinin “muhteşem bir ışık gösterisi yarattığını ancak gerçek bir tehlike oluşturmadığını” bildirdi  ve “olayın kasıtlı olmadığını” ekledi. Ancak gözlemlenen Çin uydusu alev içinde kaldı.

Dünya yörüngesinde dolaşan işlevsiz uydular diğer uzay araçlarıyla çarpışma riski altındadır. Savunma Bakanlığı’nın küresel Uzay Gözetim Ağı tarafından şu anda izlenen 27.000’den fazla yörüngesel enkaz parçası bulunmaktadır ve ayrıca çok sayıda daha küçük parça da tespit edilmeden etrafta dolaşmaktadır.

xAI, aldığı 6 milyar dolar yatırımla değerini 45 milyar dolara çıkardı!

Andreessen Horowitz, Blackrock, Fidelity, Nvidia, AMD ve Sequoia Capital gibi büyük yatırımcıların katıldığı bu Seri C turu ile xAI toplam 45 milyar dolar değere ulaştı. Bu rakam, xAI’ın önceki değerlemesinin neredeyse iki katı.

Finansman turunda Suudi Arabistan merkezli Kingdom Holdings, 400 milyon dolarlık katkıda bulundu. Bu yatırım, Musk’ın Twitter’ı satın alımında destek veren yatırımcılara xAI hisselerine erişim hakkı tanınmasıyla dikkat çekti. Yeni fonlar, xAI’ın araştırma ve geliştirme faaliyetlerini hızlandırmak, güçlü altyapı kurmak ve yenilikçi ürünler sunmak için kullanılacak.

xAI, Grok adını verdiği bir jeneratif yapay zeka modeli geliştirdi ve bu model X (eski adıyla Twitter) platformunda çeşitli özellikleri destekliyor. Grok, özgün bir yaklaşım sergileyerek diğer yapay zeka sistemlerinden daha az politik doğrucu ve daha doğrucul olduğunu iddia ediyor.

Ayrıca şirket, Aurora adlı bir modelle görüntü oluşturma ve analiz etme yeteneklerini entegre ederek X kullanıcılarına benzersiz bir deneyim sunmayı amaçlıyor.

Musk ve rakipleri

xAI, OpenAI ve Anthropic gibi güçlü rakiplerle sıkı bir rekabet içerisinde. Şirket, Ekim ayında piyasaya sürdüğü API ile Grok’un üçüncü taraf platformlara entegrasyonunu sağladı ve iOS için bir test uygulaması başlattı.

Musk, OpenAI ve Microsoft’un, xAI gibi rakipleri finansal ve teknolojik kaynaklardan mahrum bırakmaya çalıştığını öne sürerek bu şirketlere karşı yasal mücadele başlattı.

Gelecek planları

xAI, Tesla ve SpaceX gibi Musk’ın diğer şirketleriyle entegre bir ekosistem oluşturmayı hedefliyor. Şirketin SpaceX’in Starlink müşteri hizmetlerinde kullanıldığı ve Tesla ile Ar-Ge işbirlikleri yapabileceği belirtiliyor. Ancak bu planlar, bazı Tesla hissedarlarının Musk’ı kaynakları başka şirketlere yönlendirmekle suçlamasıyla tepki çekiyor.

xAI’ın 2024 yılında daha fazla yatırım alması bekleniyor. Bunun yanı sıra, şirket Memphis’te 100.000 Nvidia GPU ile faaliyet gösteren bir veri merkezi inşa etti ve bu kapasiteyi önümüzdeki yıl iki katına çıkarmayı planlıyor. Bu hızlı büyüme, xAI’ın yapay zeka dünyasında daha sağlam bir yer edinme çabasının bir göstergesi.

Amatör telsiz kayıp Malezya uçağını bulabilir!

0

Malezya Havayolları MH370 sefer sayılı uçağın kaybolmasının üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçti, Malezya hükümeti bugün havacılığın en kötü şöhretli bilmecesinde bir devrim duyurdu. 239 kişiyi taşıdıktan sonra 8 Mart 2014’te kaybolan Boeing 777 için yapılan aramalar en gelişmiş teknoloji kullanılarak yeniden canlandırılıyor. Özel bir deniz robotik şirketi olan Ocean Infinity, aramayı 18 aylık bir süre için devraldı. Uçağı bulursa, şirket 70 milyon dolar kazanabilir.

Amatör telsiz kayıp Malezya uçağı aramalarında kullanılacak

Bu yeni arayışın merkezinde, yeni Zayıf Sinyal Yayılımı Raporlayıcısı (WSPR) tekniğinin kullanımı yer alıyor. Amatör telsizlerde en sık görülen WSPR türü, bir uçağı izleyen “ekmek kırıntıları” üretmek için düşük güçlü radyo sinyalleri kullanıyor. MH370’in kaybolduğu gün bu sinyallerdeki kesintileri inceleyen bilim insanları, uçağın son hareketlerini izlemeyi umuyor. Amatör telsiz cihazları, kayıp Malezya uçağının izini sürmek için kullanılıyor.

Ocean Infinity için çalışan otonom sistemler uzmanı Simon Maskell, WSPR’nin arama alanına nasıl odaklanabileceğini vurguladı. Açıklamada: ‘Uçağın bu yönlerden bazılarını uçuramayacağından eminsek, arama kapsamımızı daraltabiliriz’ dedi. MH370 sefer sayılı uçuş Kuala Lumpur’dan Pekin’e doğru havalanmış, ardından Hint Okyanusu’na batıya doğru daldıktan sonra kaybolmuştu. Uçağın enkazının büyük kısmı Afrika’nın doğu kıyısında bulundu. Ancak kimse ana kütlesini tanımlayamadı.

Ocean Infinity, Güney Hint Okyanusu’nda 5.800 mil karelik bir bölgeyi (Connecticut büyüklüğünde) ana arama alanı olarak tanımladı. Uzmanlar, gövdenin deniz tabanına gömüldüğünü ve bu nedenle kurtarılmasının zorlaştığını düşünüyor. WSPR ve deniz robotlarını birleştiren bu çalışma, Malezya uçağı için amatör telsiz kullanarak yapılan diğer çalışmalardan farklı olarak MH370 soruşturmasına giden yolda önemli bir başarı olacak. Aileler ve havacılık tarihçileri, bu kasvetli hikayede cevaplar ve çözüm için televizyon ekranlarına yapışmış bir şekilde bekliyorlar. Amatör telsiz cihazlarının kullanımı, kayıp Malezya uçağını bulma umudunu artırıyor.

LG, yeni ev lambası ile bitki yetiştiriyor!

0

LG, teknoloji dünyasında yenilikçi ürünleriyle tanınan bir marka olarak CES 2025 fuarına ilginç bir ev cihazıyla giriş yapmaya hazırlanıyor. Bu yeni ürün, özellikle evde bahçecilik yapmak isteyen ancak yer sıkıntısı çeken kullanıcıları hedef alıyor. Hem aydınlatma hem de küçük bir bahçe işlevini bir araya getiren bu cihaz, apartman sakinleri ve bahçe alanından yoksun bireyler için ideal bir çözüm sunuyor. “İç mekan bahçe cihazı” olarak adlandırılan bu yenilik, modern yaşamın ihtiyaçlarına estetik ve pratik bir yaklaşım getiriyor.

LG, yeni ev lambası ile bitki yetiştirebiliyor

LG’nin bu özel lambası, gündüz saatlerinde bitkiler için özel geliştirilmiş LED ışıklarla büyüme ortamı sağlarken, gece saatlerinde yukarı doğru yönlendirilen ışığıyla evlerde sıcak ve sakin bir atmosfer yaratıyor. Yuvarlak abajurlu tasarımıyla dikkat çeken lamba, farklı bitkilerin ışık ihtiyaçlarına uygun olarak beş farklı yoğunluk seviyesinde ışık verebiliyor. Daha kompakt bir tercih isteyenler için ise daha küçük bir model bulunuyor. Bununla birlikte, daha büyük olan dikey model, aynı anda 20 farklı bitki yetiştirme kapasitesine sahip ve yüksekliği ayarlanabilir yapısıyla büyük yapraklı sebzelerden küçük otlara kadar farklı bitkilere uygun hale geliyor.

LG, yeni ev lambası ile bitki yetiştirebiliyor.

Cihazın öne çıkan bir diğer özelliği ise sulama işlemini tamamen otomatik hale getirmesi. Tabanda yer alan 5,7 litrelik su tankı, bitkilerin ihtiyaçlarına uygun miktarda su sağlayarak kullanıcıyı bu zahmetten kurtarıyor. Ayrıca, LG’nin ThinQ uygulamasıyla uyumlu çalışabilen bu cihaz sayesinde ışık ve sulama zamanlamaları kolayca uzaktan kontrol edilebiliyor. Böylece, kullanıcılar evde olmasa bile bitkileriyle ilgilenmeye devam edebiliyor.

Bu yeni ürün, 2019 yılında tanıtılan ve pek estetik bulunmayan LG Tiiun cihazının daha gelişmiş ve şık bir versiyonu olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bu yenilikçi cihazın fiyatı ve çıkış tarihi konusunda henüz net bir bilgi paylaşılmış değil. Bu detayların CES 2025’te açıklanması bekleniyor ve şimdiden hem teknoloji meraklılarının hem de bahçe severlerin ilgisini toplamayı başarıyor.

Rusya internet kablolarını kesmeye mi çalışıyor?

0

Finlandiya ile Estonya arasında uzanan bir su altı güç kablosu Noel Günü’nde bağlantısı kesildi. Finlandiya, suçlunun Rusya olduğundan oldukça emin. Fin yetkililer yaptırımlardan kaçınmak için kullanılan Rusya’nın “gölge filosunun” bir parçası olan bir petrol tankerine bindi ve Financial Times’a göre, bu tanker tam da EstLink 2 su altı kablosunun çalışmayı bıraktığı sırada üzerinden geçerken görüldü.

Rusya internet erişimini kesintiye uğratmak istedi iddiası

The Guardian’a göre olay 25 Aralık günü yerel saatle 12:26’da meydana geldi ve Finlandiya’nın elektrik şebekesi operasyon başkanı Arto Pahkin, sabotaj ihtimalinin göz ardı edilemeyeceğini hemen söyledi. Bu olay, Rusya internet erişimine yönelik hedeflerinde ciddi bir adım olabilir. Finlandiya yetkilileri ayrıca, aynı olayın bir parçası olabilecek en az üç kabloya daha zarar verildiğini doğruladı.

Bu, Cook Adaları’na kayıtlı ancak Rusya’ya ait olduğuna inanılan bir petrol tankeri olan Eagle S’nin ele geçirilmesine yol açtı. Geminin takip verileri, Rusya’dan Mısır’a petrol taşıdığını ancak görünüşe göre rota boyunca biraz kaos yaratmak için yer açtığını gösteriyor. Yetkililer, gemide bulunamayan geminin çapasının kabloları kesmek için kullanıldığına inanıyor.

Yetkililer, Eagle S’nin Rusya’nın Ukrayna ile savaşının başlangıcından beri Batı yaptırımlarından kaçınmak için kullandığı gölge filosunun bir parçası olduğuna inanıyor. Filo, Rusya’nın labirentvari yönetim yapıları, gemiler arasında sık kargo transferleri, sahte bilgiler, kimlik sistemi kesintileri ve diğer planlar dahil olmak üzere çeşitli teknikler kullanarak sahipliğini gizlediği eski, harap gemilerden oluşuyor. Ülkenin kayıt dışı petrol işinin bir parçası olarak yaklaşık 600 gemi işlettiğine inanılıyor. Bu gemilerin çoğu petrol taşıdığı ve bakımları yetersiz olduğu için, genellikle modern güvenlik standartlarını ihlal ediyor ve düzenlemeleri görmezden geliyor ve bu da petrol sızıntıları gibi ek zararlara neden oluyor. Bu noktada, Rusya internet tehditleri de dahil olmak üzere farklı stratejilere başvurmaktan çekinmiyor.

Kasım ayında, Baltık Denizi’ndeki iki fiber optik kablo (biri Finlandiya ile Almanya arasında, diğeri Litvanya ile İsveç’i birbirine bağlıyor) kesildi. New York Times’a göre , bunların da Baltık ve Kuzey Denizleri’ndeki kritik altyapıların yakınında takılma alışkanlığı edinmiş Rusya’nın gölge filosunun işi olduğuna inanılıyordu. Bu kablolara yapılan saldırılar henüz elle tutulur bir kesintiye yol açmamış olsa da, bu su altı altyapısının gelecekteki çatışmalarda nasıl hedef alınabileceği konusunda endişelerin artmasına yol açtı. Bu olaylar, Rusya internet güvenliği konusunda alınacak tedbirlerin önemini vurgulamaktadır.

İki robotla ameliyat başarılı geçti!

0

Robotların geliştiricilerinden Levita Magnetic’e göre, Teksas Üniversitesi Southwestern Tıp Merkezi’ndeki bir cerrah, iki ayrı robotik cerrahi robotu kullanarak ilk ameliyatı gerçekleştirdi. UT Southwestern Üniversitesi’nde ürolog ve profesör olan Jeffrey Cadeddu, Levita’nın Mars cerrahi platformunu Intuitive Surgical’ın Da Vinci SP tek portlu robotuyla birlikte kullanarak bir hastanın prostat bezini başarıyla çıkardı.

İki robotla ameliyat yapıldı

Cadeddu, iç organları manevra etmek için Mars’ın manyetik konumlandırma sistemini kullandı. Bu da erektil fonksiyon ve idrar tutmadan sorumlu bitişik nörovasküler demetlere zarar vermeden prostatı çıkarmak için dokunun hassas bir şekilde geri çekilmesini sağladı. Da Vinci robotu, tek portlu veya tek kesili prosedürü başarıyla tamamlayabildi.

Cadeddu: “Bu, iki farklı sistemin tek bir robotik prosedürde birlikte kullanıldığı ilk sefer ve Levita’nın Mars platformunun çok yönlülüğünü vurguluyor. Mars’ın manyetik bileşeni, hassasiyeti artırarak ve pelvisin önemli bölgelerine daha iyi erişim sağlayarak önemli bir değer kattı” dedi.

Mars’ın kalbi, biri iç organı veya dokuyu kavrayan bir klipse bağlı olan ve diğeri vücudun dışında bir robotik kolun ucunda bulunan bir çift mıknatıstır. Cerrah, kolu hareket ettirerek iç mıknatısı manipüle edebilir ve kesi yapmaya gerek kalmadan iç organı hareket ettirebilir veya geri çekebilir. Endoskopik kameralı ikinci bir kol, prosedürün görselini sağlamak için bölgeye yerleştirilir.

Levita’ya göre, çift platformlu cerrahi, birden fazla sistemin başarılı sonuçlar sağlamak için birbirini tamamladığı robotik destekli cerrahinin geleceğine dair bir bakış açısı sağlıyor. Ayrıca, farklı sistemlerin benzersiz yeteneklerini tek bir operasyona dahil ederek robotik iş birliğinin potansiyelini de vurguluyor. Levita, bu durumda Da Vinci robotunun tek kesi prosedürlerinde üstün performans gösterdiğini, Mars sisteminin ise iç organları kesi olmadan hareket ettirmek için ideal olduğunu ve bunun da “ideal bir eşleşme” olduğunu söyledi.

Levita kurucusu ve CEO’su Alberto Rodriguez-Navarro: “Bu prosedür, Mars platformunun hem bağımsız bir cerrahi çözüm hem de geleneksel konsol tabanlı robotik sistemlere güçlü bir geliştirme olduğunu gösterdi,” dedi. “Teknolojileri birleştirerek, hasta güvenliğini, verimliliği ve daha iyi sonuçları önceliklendiren cerrahi için yeni bir standart yaratıyoruz” dedi.

Netflix, Broadcom’a patent davası açıyor!

0

Dünyanın önde gelen dijital yayın platformlarından Netflix, patent ihlali iddiasıyla Broadcom’un sahibi olduğu VMware’e karşı hukuki bir mücadele başlatmış durumda. Netflix, VMware’in geliştirdiği vSphere ve diğer bulut çözümlerinde kullanılan sanal makine teknolojilerinin, kendisine ait beş farklı patente aykırı olduğunu öne sürüyor. Sanal makinelerin sorunsuz çalışmasını sağlayan temel altyapı teknolojilerini kapsayan bu patentler, özellikle CPU kaynaklarının yönetimi, verimli tahsis edilmesi ve fiziksel sunucularda yük dengeleme sistemleriyle ilgili yenilikleri içeriyor.

Netflix, Broadcom’a patent davası açacak

Netflix, söz konusu patentlerin, VMware’in çeşitli ürünlerinde ve bulut çözümleri için sunduğu hizmetlerde izinsiz bir şekilde kullanıldığını iddia ediyor. Bu ürünler arasında özellikle vSphere Foundation, VMware Cloud Foundation ile AWS, Azure ve Google Cloud gibi platformlar için geliştirilen çözümler dikkat çekiyor.

Netflix’in, Broadcom’a yönelik bu iddiaları yeni bir gerilimi temsil etmiyor. 2018’de Broadcom’un, video akış teknolojileriyle ilgili Netflix’e açtığı dava sonrasında taraflar arasında süregelen bir hukuki çatışma bulunuyor. Şirketin son iddialarına göre, VMware’in bu patent ihlallerinden haberdar olduğu ve 2012’de Netflix’in kendi patent başvuru süreçleri sırasında durumun netlik kazandığı belirtiliyor. Buna rağmen ihlallerin bilinçli şekilde sürdürüldüğü ifade ediliyor. Netflix, Broadcom’un 69 milyar dolarlık bir anlaşmayla VMware’i bünyesine katmasının ardından bu ihlallere daha da doğrudan sorumlu hale geldiğini savunarak maddi tazminat talep ediyor.

Netflix’in taleplerinin hukuki olarak kabul edilmesi halinde bunun VMware için ciddi sonuçları olabilir. Çünkü şirket, kurumsal veri merkezlerinden geniş ölçekli bulut altyapılarına kadar teknoloji dünyasında önemli bir paya sahip. Önceki yıllardan bu yana ABD, Almanya ve Hollanda gibi farklı ülkelerde karşılıklı davalarla şekillenen bu çekişme, önümüzdeki Haziran ayında ABD mahkemelerinde yeniden gündeme gelecek. Dava sürecinin sonuçları, sadece taraflar arasındaki ilişkiyi değil, bulut teknolojileri pazarındaki dengeyi de etkileyebilecek türden görünüyor.

Çinli GAC, insansı robotu GoMate’i görücüye çıkardı!

0

Çin’in önde gelen otomotiv devlerinden GAC, teknoloji dünyasında yankı uyandıran insansı robotu GoMate’i tanıttı. Şanghay’da düzenlenen özel bir etkinlikte sahneye çıkan GoMate, şirketin yapay zeka ve robot teknolojilerindeki üçüncü nesil ürünü olarak dikkat çekiyor. İnsan boyutlarına yakın tasarlanan bu robot, hem iki tekerlekli hem de dört tekerlekli olmak üzere iki farklı forma sahip ve boyu 1,4 metre ile 1,75 metre arasında değişiyor.

Çinli GAC, insansı robotu GoMate’i resmen tanıttı

38 hareket noktasına sahip olan GoMate, karmaşık ortamlarla uyumlu bir şekilde hareket ederken enerji verimliliği konusunda da dikkat çekiyor. GAC’in açıklamalarına göre bu yenilikçi tasarım, benzer ürünlerle kıyaslandığında enerji tüketimini %80 oranında azaltıyor.

Çinli GAC, insansı robotu GoMate'i resmen tanıttı.

GoMate’in teknik özellikleri henüz tamamen açıklanmamış olsa da robotun, GAC tarafından geliştirilen katı hal bataryalarla donatıldığı ve tek şarjla 6 saat boyunca çalışabildiği biliniyor. Şirket, bu insansı robotun yalnızca otomotiv üretim hatlarında değil, güvenlik, sağlık hizmetleri, lojistik ve eğitim gibi çeşitli sektörlerde insan verimliliğini artırmada geniş bir potansiyel sunduğunu belirtiyor. Özellikle robotun hareket kabiliyeti ve denge mekanizması, onu pek çok alanda etkin bir şekilde kullanmaya uygun hale getiriyor.

GAC, GoMate için büyük bir vizyon ortaya koymuş durumda. Öncelikle şirketin otomotiv üretim hatlarında denetim görevlerinde test edilecek olan robot, 2025 yılında farklı sektörlerde pilot projelerde yer alacak. Bu aşamanın ardından 2026 yılında küçük çaplı üretim hedeflenirken, daha ileri vadede seri üretime geçilmesi planlanıyor. GoMate, yapay zeka ve robotik teknolojilerin otomotiv sanayi ve ötesine taşınmasında çığır açacak bir adım olarak görülüyor.

ChatGPT, arama konusunda manipülasyona karşı savunmasız çıktı!

Bu testler, OpenAI tarafından geliştirilen yeni aracın gizli içerik barındıran web sayfalarından etkilenebileceğini ve yanıltıcı bilgiler sunabileceğini ortaya koydu.

Araştırmada, üçüncü tarafların gizli metinler yoluyla ChatGPT’nin yanıtlarını manipüle edebileceği gösterildi.

Gizli metinler, ChatGPT’nin yanıtlarını değiştirmek veya yanlış yönlendirmek için kullanılabiliyor. Örneğin, bir ürünün olumsuz yorumlarını içeren bir web sayfasına, gizli bir şekilde pozitif içerik eklenerek, ChatGPT’nin ürünü öven yanıltıcı bir değerlendirme sunması sağlanabiliyor. Bu durum, özellikle kullanıcıların güvenilir bilgiye ulaşmasını zorlaştırıyor.

Testler sırasında Guardian, sahte bir kamera ürün sayfası oluşturdu. Gizli içerik eklenmeden önce ChatGPT, kamerayı dengeli bir şekilde değerlendirerek bazı olumsuz özelliklere dikkat çekti. Ancak gizli metinler eklendiğinde, ChatGPT’nin yanıtları değişti ve ürün hakkında yanıltıcı şekilde olumlu bir izlenim oluşturdu.

Bunun yanı sıra, bir güvenlik araştırmacısı, ChatGPT’nin arama yaptığı web sitelerinden kötü amaçlı kod döndürebildiğini tespit etti. Bu, özellikle yazılım geliştirme ve kullanıcı güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu tür durumlar, kötü niyetli aktörlerin ChatGPT üzerinden zararlı kodlar yaymasına olanak tanıyabilir.

OpenAI, bu aracı varsayılan arama motoru olarak kullanmayı teşvik etse de ortaya çıkan güvenlik açıkları, daha fazla güvenlik önlemi alınması gerektiğini gösteriyor. Kullanıcıları yanıltan bilgiler veya güvenlik tehditleri, hem ChatGPT’nin itibarını zedeleyebilir hem de kullanıcıların sisteme olan güvenini sarsabilir.

ChatGPT’nin arama özelliği, yapay zeka destekli araçların güvenilirliği konusunda önemli bir örnek teşkil ediyor. OpenAI’in bu sorunları hızla ele alarak sistemi daha güvenli hale getirmesi, kullanıcı deneyimi ve sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.

Baykar, F-35 motoruna parça üreten İtalyan uçak devini satın aldı!

0

Dünyanın en büyük SİHA üreticisi konumunda olan Baykar, İtalya’nın 1884 yılında kurulan köklü havacılık firması Piaggio Aerospace’i satın almak için düzenlenen ihalede en iyi teklifi sunarak rakiplerini geride bırakmayı başardı. İtalyan İşletmeler ve Made in Italy Bakanlığı tarafından da onaylanan bu satın alma, Baykar’ın global havacılık pazarındaki etkisini önemli ölçüde artırması açısından stratejik bir hamle olacak. İşte detaylar!

Gökyüzünün Ferrari’si Baykar’la geleceğe taşınıyor

Piaggio Aerospace, özellikle ‘Gökyüzünün Ferrari’si’ olarak anılan P.180 Avanti iş jetleri, uçak motorları ve bakım-onarım hizmetleriyle tanınan bir marka. Şirket, İtalya’nın savunma sanayi ekosisteminde stratejik bir role sahip olmasının yanı sıra, 140 yıllık geçmişiyle ülkenin teknoloji altyapısına önemli katkılar sundu. Baykar’ın bu satın almayı gerçekleştirirken finansal değerleme çalışmalarında Pragma Danışmanlık ile iş birliği yaptığı belirtildi.

İtalya’nın İşletmeler ve Made in Italy Bakanı Adolfo Urso, Piaggio Aerospace’in geleceğini güvence altına aldıklarını belirterek, “Altı yıllık bekleyişin ardından Piaggio Aerospace’e bir gelecek sunuyoruz. Ülkemiz için stratejik bir varlık olan bu şirket, uzun vadeli bir üretim perspektifiyle yeniden canlandırılırken, kurumsal yapılar ve iş gücü korunuyor.” şeklinde konuştu.

Bu satın alma ile Baykar, Avrupa havacılık pazarında daha güçlü bir konuma gelmiş oldu. Bunun yanı sıra Baykar tarafından İtalya’da sağlanan istihdamın artırılması ve şirketin üretim kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Şirket bu hamlesiyle Türk havacılık sektörünün global başarısına bir yenisini eklerken, Piaggio’nun tarihi kimliğini geleceğe taşıyacak bir vizyon ortaya koymuş oldu.

Baykar, 2023 yılında 1.8 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firması arasında yer almıştı. ABD merkezli düşünce kuruluşu CNAS’in raporuna göre, Baykar tek başına dünya İHA ihracat pazarının yüzde 60’ını elinde bulunduruyor. Şirket, toplamda 35 ülkeye Bayraktar TB2 ve Bayraktar AKINCI gibi kritik ürünlerin ihracatını gerçekleştiriyor. Bu satın alma ile birlikte, Baykar’ın global havacılık ve savunma sektöründeki etkisini daha da artırması bekleniyor.

Tavus, yapay zeka tabanlı Noel Baba’sını tanıttı!

Tavus’un Ağustos ayında tanıttığı Konuşma Video Arayüzü (CVI) teknolojisiyle geliştirilen Noel Baba avatarı, milyonlarca kişiyle kişisel olarak etkileşim kurabilen bir yapıya sahip.

Tavus, CVI teknolojisinin dünya çapında en hızlısı olduğunu ve bir saniyeden daha az gecikme süresiyle çalıştığını belirtiyor. Ayrıca bu teknoloji, derin öğrenme altyapısı gerektirmeden kolayca entegre edilebiliyor.

Yapay zeka destekli Noel Baba, gerçek zamanlı olarak 30 farklı dilde görme, duyma ve yanıt verme yeteneğine sahip. Kullanıcılar Noel Baba’ya favori Noel filmini sorabilir, dilek listelerini paylaşabilir, tatil bilgisiyle ilgili sorular yöneltebilir veya beklenmedik konular açarak eğlenceli sohbetlere dalabilir.

CVI teknolojisinin sunduğu olanaklar

Tavus, bu Noel Baba avatarını teknolojilerini sergilemek ve geliştiricilerin CVI API’sini keşfetmesini sağlamak amacıyla oluşturdu. Şirket, bu tür teknolojilerin insanların bir araya gelmesini daha anlamlı ve büyülü şekillerde mümkün kılabileceğini vurguluyor.

Tavus’un teknolojisi, sağlık, eğitim, müşteri hizmetleri ve e-ticaret gibi farklı sektörlerde projelere entegre edilebilecek şekilde tasarlandı. Geliştiriciler, GitHub üzerindeki açık kaynak kod havuzundan faydalanarak kendi dijital ikiz deneyimlerini oluşturabiliyor.

Örneğin, Tavus’un bir müşterisi olan Delphi, kişiselleştirilmiş mentorluk ve eğitim platformunda gerçek zamanlı video klonları kullanarak kullanıcılarına birebir rehberlik sunuyor.

Delphi CEO’su Dara Ladjevardian, Tavus’un sunduğu son derece gerçekçi etkileşim deneyiminin güvenilir ve otantik kişisel mentorluk hizmetleri sağlamak için kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.

Gelecekteki kullanım alanları

Tavus, CVI teknolojisinin müşteri destek temsilcileri, dijital satış asistanları, kişisel yardımcılar ve teknik danışmanlar gibi çeşitli yapay zeka ajanlarının oluşturulmasında kullanılabileceğini belirtiyor. Bu teknoloji, e-ticaret, devlet hizmetleri, eğitim ve eğlence gibi insan gücünün yeterli olmadığı alanlarda önemli bir çözüm sunuyor.

Tavus, Mart ayında da Phoenix adlı dijital bir model ve geliştirici platformunda video oluşturma araçlarını tanıtmıştı. Bu gelişmeler, yapay zeka tabanlı dijital klonların gelecekte çok daha yaygın kullanılabileceğini gösteriyor.

Tavus’un bu yenilikçi teknolojileri, insanlarla etkileşimde daha insancıl ve doğal bir deneyim sunmayı hedefliyor.

OpenAI, GPT-5’i geliştirme sürecinde önemli zorluklarla karşı karşıya!

OpenAI,18 aydır devam eden projede yüksek maliyetler ve teknik sorunlar nedeniyle beklenen ilerlemeyi sağlayamadı. Şirket CEO’su Sam Altman, GPT-5’in 2024’te piyasaya sürülmeyeceğini doğruladı ve bu durum, OpenAI’in yapay zeka alanındaki hedeflerini ertelemesine yol açtı.

GPT-5’in önündeki en büyük engellerden biri, modelin eğitimi için yeterli miktarda yüksek kaliteli veri bulunamaması. Halihazırdaki internet içeriği, OpenAI’in ihtiyaç duyduğu çeşitlilikte ve kalitede veriyi sağlamaktan uzak. Şirket, bu açığı kapatmak için uzmanlardan yazılım kodları ve matematiksel problemler gibi özel eğitim materyalleri oluşturmasını istedi, ancak bu süreç oldukça yavaş ilerliyor.

Örneğin, GPT-4’ün eğitimi için 13 trilyon token kullanılmıştı. Bu kadar büyük bir veri hacmi toplamak kısa vadede mümkün değil. Benzer şekilde, GPT-5 için gereken veri miktarı da yüksek, ancak mevcut veri kaynakları bu ihtiyacı karşılayamıyor.

Maliyet ve teknik zorluklar

GPT-5’in eğitimi, yalnızca hesaplama gücü açısından 500 milyon dolardan fazla bir maliyete ulaşıyor. Ancak bu devasa yatırım, GPT-4 ile karşılaştırıldığında yalnızca küçük iyileştirmeler sağlayabildi. Bu durum, harcamaları haklı çıkaracak düzeyde bir ilerleme kaydedilmediği anlamına geliyor.

OpenAI GPT-5

İç kriz ve yönetim sorunları

2024 yılı, OpenAI için aynı zamanda önemli iç krizlere sahne oldu. Şirket, Baş Bilim İnsanı Ilya Sutskever ve CTO Mira Murati dahil olmak üzere 20’den fazla üst düzey yöneticisini kaybetti. Bu ayrılıklar, şirketin hem GPT-5 hem de o1 ve Sora gibi diğer projelerine odaklanmasını zorlaştırdı.

Gelecekteki belirsizlik

Microsoft, GPT-5’in 2024 ortasında hazır olmasını bekliyordu. Ancak bu hedefin gerçekleşmeyeceği kesinleşti. OpenAI, yapay zeka geliştirme planlarında önemli bir gecikme yaşarken, GPT-5’in geleceği ve şirketin sektördeki konumu belirsizliğini koruyor.

Sonuç olarak, GPT-5’in geliştirilmesi, yapay zeka modellerinin karşılaştığı veri ve maliyet engellerinin yanı sıra iç organizasyonel zorlukları da ortaya koyuyor. OpenAI’in bu sorunları nasıl aşacağı, gelecekteki başarısını belirleyecek en kritik faktörlerden biri olacak.

Microsoft için 2024’e damga vuran beş büyük olay!

Ancak yıl, ABD hükümetinin büyük teknoloji şirketlerine yönelik artan düzenleyici baskısıyla bir dönüşüm yılı olarak da kayda geçti. İşte 2024’te Microsoft için önemli etkileri olan 5 olay:

1. Copilot ile devam eden başarı ve sorunlar

Microsoft’un genAI entegrasyonu, özellikle Microsoft 365 için Copilot hizmetiyle büyük bir adım attı.

Copilot, kullanıcıların Word ve PowerPoint gibi uygulamalarda taslak oluşturma gibi işlerini kolaylaştırdı. Ancak, sıkça halüsinasyon olarak adlandırılan hatalı bilgiler üretmesi nedeniyle eleştirildi. Şirket, hizmetin potansiyel gelirinin yılda 12 milyar doları bulabileceğini öngörüyor, ancak Copilot’un kalitesinin artırılması gerektiği açık.

2. Güvenlik sorunları ve hükümet eleştirileri

ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Microsoft’un güvenlik politikalarını ağır bir şekilde eleştirdi.

Çinli hackerların üst düzey ABD yetkililerinin hesaplarına erişmesini sağlayan güvenlik açıklarını detaylandıran bir rapor yayımlayan DHS, Microsoft’un güvenlik altyapısını “yetersiz” olarak nitelendirdi. Şirket, güvenlik politikalarını iyileştirme sözü verdi, ancak geçmişte benzer vaatler yeterince etkili olmamıştı.

3. Copilot+ PC’lerin hayal kırıklığı

Microsoft, yapay zekâ destekli Copilot+ PC serisini tanıtarak genAI’i daha verimli kullanmayı hedefledi.

Ancak cihazlar, yüksek fiyatları ve eksik özellikleriyle bekleneni veremedi. “Recall” adlı dosya arama özelliği, güvenlik endişeleri nedeniyle geri çekildi. Bu durum, Copilot+ PC’lerin gelecekteki potansiyelini sorgulanır hale getirdi.

4. Tekelleşme soruşturması

Kasım ayında ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Microsoft’a karşı yapay zekâ, bulut hizmetleri ve Teams ürünlerini kapsayan geniş çaplı bir antitröst soruşturması başlattı.

Soruşturma, şirketin ürünlerini paketleme stratejilerinin piyasa rekabetini nasıl etkilediğini incelemeyi hedefliyor. Bu dava, Microsoft’un 1998’deki Windows antitröst davası kadar büyük bir etki yaratabilir.

5. Trump’ın seçilmesi

Donald Trump’ın başkan seçilmesi, Microsoft için önemli belirsizlikler yarattı. Yeni başkan, Microsoft’a yönelik antitröst davalarını durdurabilir veya tam tersine bu baskıyı artırabilir.

Şirketin milyarlarca dolarlık devlet sözleşmelerini onaylaması ya da doğrudan iptal etmesi söz konusu olabilir. Microsoft CEO’su Satya Nadella, Trump ile mesafeli bir duruş sergileyerek şirketin değerlerini korumayı tercih etti. Ancak bu stratejinin 2025’te nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini koruyor.

2024 yılı, Microsoft için bir yandan finansal başarı ve teknolojik ilerleme getirirken, diğer yandan önemli riskler ve düzenleyici baskılarla dolu bir yıl olarak hafızalarda kaldı.