Helene Kasırgası, yarı iletken üretimini de vurdu!

Kuzey Karolina’da bulunan Spruce Pine kasabasını vuran Helene Kasırgası, bölge halkı için büyük bir felakete yol açarken, dünya genelindeki yarı iletken üretimini de tehdit ediyor. Kasırga, çip üretiminde hayati öneme sahip ultra saf kuvarsın çıkarıldığı tek maden alanını vurdu ve bu durum küresel çapta önemli sonuçlar doğurabilir. Spruce Pine, dünyanın en saf kuvarsını sağlayan ender bir maden sahasına ev sahipliği yapıyor ve bu kuvars, yarı iletken üretiminde kullanılan silikon levhaların yapımında temel bir bileşen olarak kritik bir rol oynuyor.

Helene Kasırgası, yarı iletken üretimine zarar verebilir!

Hassas optikler, ışık yönlendiriciler ve hatta levha taşıyıcılar gibi diğer teknolojilerde de kullanılan bu stratejik maddeye erişim, kasırganın yarattığı yıkım nedeniyle zorlaşabilir. Zaten tedarik sıkıntılarıyla boğuşan yarı iletken sektörü, bu durum karşısında yeni bir darbeyle karşı karşıya kalabilir.

Helene Kasırgası, yarı iletken üretimine zarar verebilir!
Helene Kasırgası, yarı iletken üretimine zarar verebilir!

Spruce Pine’daki kuvars madenlerini işleten iki büyük firma, Sibelco ve The Quartz Corp, kasırganın yarattığı hasarın boyutunu henüz tam olarak değerlendirebilmiş değil. The Quartz Corp’tan bir sözcü, önceliklerinin kasırgadan etkilenen yerel halka yardım etmek olduğunu belirtirken, Sibelco’nun faaliyetlerini askıya aldığı bildirildi. Kasırganın şiddetli yağışları yolları kapatmış ve birçok kişiyi elektriksiz bırakmış durumda. Bu durum, madenlerdeki hasarın tam boyutunun değerlendirilmesini de zorlaştırıyor.

Bölgede 2008 yılında yaşanan bir yangının, küresel piyasada yüksek saflıkta kuvars tedarikini kesintiye uğratarak sektörde büyük sıkıntılara yol açtığı biliniyor. Günümüzde çip talebinin çok daha yüksek olduğu bir dönemde, olası bir üretim durması çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Ancak uzmanlar, durumun ne kadar ciddileşebileceğini söylemek için henüz çok erken olduğunu vurguluyor.

Caldera, alüminyum-kaya kompozitli ısı depolama yöntemi geliştirdi!

İngiltere merkezli Caldera, güneş enerjisinden elde edilen ısıyı depolamak için alüminyum-kaya kompoziti kullanan yeni bir ısı depolama teknolojisi geliştirdi. Bu sistem, geleneksel gaz kazanlarının yerini almayı hedefliyor ve 500°C’ye kadar ısı depolayabiliyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Caldera, alüminyum-kaya kompozitli ısı depolama teknolojisi geliştirdi

Caldera’nın “Megacell” olarak adlandırdığı bu teknoloji, geri dönüştürülmüş alüminyum ve volkanik kayalardan oluşan bir kompozit çekirdek ile çalışıyor. Bu sistem, endüstriyel süreçlerin karbonsuzlaştırılmasına katkı sağlamayı ve sahada üretilen fotovoltaik enerjinin depolanmasını amaçlıyor. Alüminyum-kaya kompoziti, diğer termal depolama teknolojileriyle benzer kapasitelerde çalışabiliyor.

Caldera, alüminyum-kaya kompozitli ısı depolama teknolojisi geliştirdi.
Caldera, alüminyum-kaya kompozitli ısı depolama teknolojisi geliştirdi.

Sistem, vakum yalıtımlı hücreler şeklinde tasarlanmış olup, ısıyı 500°C’ye kadar depolayabiliyor. Üretilen sıcak su veya buhar, 210°C’ye kadar çıkabiliyor. Vakumlu tasarımı, ısı iletimini ve konveksiyonunu önleyerek enerji kaybını minimize ediyor. Ayrıca, sistemin içindeki kapalı buhar döngüsü, yüksek saflığı koruyarak katı maddelerin birikiminden kaynaklanan olası bozulmaları önlüyor.

Caldera, 1.3 MWh, 4 MWh ve 5.3 MWh kapasiteli sistem versiyonları sunuyor. Modüler yapısı sayesinde, birden fazla ünite birleştirilerek 100 MWh’ye kadar depolama kapasitesi sağlanabiliyor. Şirket, 4 MWh’lik ilk prototipini halihazırda inşa etmiş durumda ve bu sistemin endüstriyel alanlarda karbon emisyonlarını azaltmak için önemli bir alternatif olacağını öngörüyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Çin, temiz enerji sektöründe büyük oynuyor!

Çin, 2023’ün başından bu yana yurtdışındaki temiz enerji projelerine 100 milyar dolar yatırım yaparak önemli bir büyüme gösterdi. Avustralyalı araştırma grubu Climate Energy Finance (CEF) tarafından hazırlanan raporda, Çinli firmaların, ABD ve diğer ülkelerdeki gümrük tarifelerini aşmak amacıyla bu yatırımlara hız verdiği vurgulandı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Çin, temiz enerji alanında büyük oynuyor!

Çin, güneş panelleri, lityum bataryalar ve elektrikli araçlar gibi temiz enerji teknolojilerinde dünya çapında lider konumda. CEF raporuna göre, ülke, küresel elektrikli araç ihracatının %32,5’ini, lityum batarya üretiminin %24,1’ini ve güneş paneli üretiminin %78,1’ini gerçekleştiriyor. Ancak bu hakimiyet, Çin’in aşırı arz sunarak fiyatları düşürmesi ve rakiplerini zayıflatması endişelerini de beraberinde getiriyor.

Çin, temiz enerji alanında büyük oynuyor!
Çin, temiz enerji alanında büyük oynuyor!

Çinli firmalar, ticaret engellerini aşma çabası içinde, özellikle Türkiye gibi ülkelerde yeni yatırımlar yapıyor. Örneğin, elektrikli araç üreticisi BYD, Avrupa Birliği’nin planladığı vergi artışından kaçınmak için Türkiye’de 1 milyar dolarlık bir fabrika inşa ediyor. Diğer firmaların da benzer adımlar atması bekleniyor.

Bu yatırımların artışı, küresel enerji geçişi üzerinde önemli bir etki yaratacak. 2030 yılına kadar Çin’in temiz enerji üretim kapasitesinin üçte ikisinin ihracat pazarlarını hedeflemesi öngörülüyor. Ancak Çin, gümrük vergisi artışlarının iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını engelleyeceğini savunarak bu duruma karşı çıkıyor.

Pika 1.5, yapay zekalı video üretiminde çığır açıyor!

Yapay zeka destekli video üretim platformları arasındaki rekabet kızışırken, Pika Labs da yeni modeli Pika 1.5 ile iddialı bir dönüş yapıyor. Geçtiğimiz yıl 35 milyon dolarlık yatırımla adından söz ettiren Pika, ilk sürümünden bu yana geçen sürede rakiplerinin gerisinde kalmıştı. Ancak Pika 1.5, fizik kurallarını alt üst eden efektleri ve gelişmiş özellikleriyle dikkatleri yeniden üzerine çekmeyi başarıyor.

Pika 1.5, yapay zekalı video üretiminde çığır açtı

Pika 1.5’in en dikkat çekici özelliği, “Pikaffects” adı verilen ve nesneleri gerçeküstü şekillerde manipüle etmeyi sağlayan efektler. Kullanıcılar bu efektlerle istedikleri nesneyi patlatabiliyor, eritip sıkıştırabiliyor veya son zamanların internet fenomeni olan “kek” görünümüne dönüştürebiliyor. Sosyal medyada şimdiden popülerleşmeye başlayan Pikaffects, platformun eğlenceli ve yaratıcı yönünü ön plana çıkarıyor.

Çin üretken yapay zeka

Rakipleri genellikle gerçekçilik ve kontrol edilebilirlik odaklı özellikler sunarken, Pika 1.5, kullanıcıların hayal güçlerini zorlamalarını sağlayan daha deneysel bir yaklaşım benimsiyor. Bu da platformu, sıradan video üretim araçlarından sıkılan ve farklı arayışlar içinde olan içerik üreticileri için cazip hale getiriyor.

Pika 1.5, sadece eğlence odaklı özelliklerle sınırlı değil. Yeni sürüm aynı zamanda, beş saniyeye kadar yüksek kaliteli ve sinematik klipler oluşturma imkanı da sunuyor. Koşma, kaykay veya uçma gibi gerçekçi hareketlerin eklenebildiği bu klipler, Pika’nın profesyonel video üretimi alanında da iddialı olduğunu gösteriyor.

Ücretli Pika kullanıcıları tüm bu yeni özelliklere erişebiliyor ve istedikleri zaman eski sürüme geri dönebiliyor. Ancak dudak senkronizasyonu ve yapay zeka tabanlı ses efektleri gibi bazı özellikler henüz Pika 1.5’e entegre edilmemiş durumda.

Fiyatlandırma politikasında herhangi bir değişikliğe gitmeyen Pika, beş saniyelik video üretiminin artık 15 krediye mal olacağını açıkladı. Bu durum, yeni modelin daha yüksek işlem gücü ve kaynak gerektirdiğini göz önüne alındığında anlaşılabilir bir durum. Ancak Pika 1.5 ile video üretim sürelerinin de uzadığını belirtmekte fayda var.

Sonuç olarak, Pika 1.5, yapay zeka destekli video üretiminde sınırları zorlayan, eğlenceli ve yaratıcı bir platform olarak karşımıza çıkıyor. Fizik kurallarını alt üst eden efektleri, gelişmiş özellikleri ve sinematik video üretim seçenekleriyle Pika 1.5, hem amatör hem de profesyonel içerik üreticileri için yeni bir dönem başlatabilir.

Microsoft, veri merkezi yatırımlarını artırıyor!

Microsoft, yapay zeka alanındaki büyük yatırımlarını desteklemek için veri merkezlerine yönelik devasa bir kiralama hamlesine hazırlanıyor. Şirket, yapacağı kira sözleşmeleriyle toplamda 100 milyar doları aşan bir finansal yükümlülüğe girmeye hazırlanıyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Microsoft, veri merkezi yatırımlarını artıracak

Bu kiralamalar, yapay zeka için gerekli devasa veri merkezleri kuran Microsoft gibi teknoloji devleri için giderek daha önemli hale geliyor. Şirketin geçtiğimiz çeyrek dönem raporlarında belirtilen finansal kiralamaların tutarı 108,4 milyar dolara ulaşmış durumda ve bu, iki yıl öncesine kıyasla yaklaşık 100 milyar dolarlık bir artış anlamına geliyor.

Microsoft, veri merkezi yatırımlarını artıracak.

Microsoft, sermaye harcamalarındaki bu artışın, özellikle yapay zeka performansını artırmaya yönelik olduğuna dikkat çekiyor. OpenAI’nin ChatGPT gibi hizmetlerine olan talep arttıkça, Microsoft’un daha güçlü GPU’lara ihtiyaç duyduğu biliniyor. Şirket, CoreWeave ve Oracle gibi bulut sağlayıcılarıyla iş birliği yaparak bu talepleri karşılamaya çalışıyor, çünkü artan talep doğrudan yatırımları hızlıca tamamlamayı zorlaştırıyor.

Veri merkezlerine olan ihtiyaç hızla artarken, Microsoft, ABD’de veri merkezlerinin enerji altyapısını destekleyen bir fona katıldı ve Three Mile Island nükleer santralini yeniden faaliyete geçirmek için 20 yıllık bir enerji anlaşması imzaladı. Ancak, bu doğrudan yatırımların hayata geçmesi zaman aldığı için, Microsoft bu süreci hızlandırmak adına dış kaynakları kiralamayı tercih ediyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Samsung’dan devrim yaratan hamle: ultra küçük katı hal pili

eknoloji devi Samsung, dünyanın ilk ultra küçük tamamen katı hal pilini geliştirdiğini duyurarak önemli bir adım attı. Yüksek enerji yoğunluğuna sahip bu yeni nesil pil, özellikle giyilebilir teknoloji ürünlerinde önemli bir devrim yaratacak gibi görünüyor. Yeni pil, 2026 yılından itibaren Samsung’un akıllı saatleri, kulaklıkları ve diğer giyilebilir cihazlarında kullanılmaya başlanacak.

Samsung’un bir yan kuruluşu olan Samsung Electro-Mechanics, bu yeni ultra küçük katı hal pilini geliştirdi. Bu pilin dikkat çekici yanı, enerji yoğunluğunun 200 Wh/L seviyesine ulaşması. Bu, giyilebilir cihazlar için oldukça yüksek bir değer olarak öne çıkıyor. Ancak, günümüzde lityum-iyon pillerin 1000 Wh/L seviyelerine kadar çıktığı göz önünde bulundurulduğunda, raporlamada bir hata olabileceği de belirtiliyor. Yine de, bu yeni teknoloji, daha uzun pil ömrü ve daha güvenli kullanım açısından büyük bir potansiyele sahip.

Katı hal pil teknolojisi, lityum-iyon pillere kıyasla daha güvenli, dayanıklı ve yüksek enerji yoğunluğu sunan bir teknoloji olarak biliniyor. Samsung’un bu alandaki atılımı, katı hal pillerin ticari kullanıma geçmesine dair umutları güçlendirdi. Yakın gelecekte daha uzun ömürlü akıllı saatler, kablosuz kulaklıklar ve diğer giyilebilir cihazların piyasaya çıkması bekleniyor.

Yeni ultra küçük katı hal pilin, 2026 yılına kadar test sürecini tamamlaması ve seri üretime geçmesi planlanıyor. Samsung Electro-Mechanics, bu pillerin 2026’nın ilk yarısında seri üretime geçeceğini ve Samsung’un gelecekteki giyilebilir cihazlarında kullanılmaya başlanacağını açıkladı. Galaxy Watch 9 serisi, 2026 Galaxy Buds ve Galaxy Ring gibi ürünler, bu yeni teknolojiye sahip ilk cihazlar olabilir.

Bu gelişme, özellikle akıllı saatler ve kulaklıklar gibi giyilebilir cihazların pil ömrünü büyük ölçüde uzatma potansiyeli taşıyor. Şu an kullanılan lityum-iyon pillerin sınırlamalarını aşan katı hal piller, daha küçük boyutlarda daha fazla enerji depolayabiliyor, bu da kullanıcıların cihazlarını daha uzun süre kullanabilmesi anlamına geliyor.

Samsung’un bu yeni teknolojisi, yalnızca enerji yoğunluğu değil, aynı zamanda güvenlik açısından da büyük bir avantaj sağlıyor. Katı hal pillerin patlama riski neredeyse yok denecek kadar düşük, bu da onları lityum-iyon pillerden daha güvenli kılıyor. Ayrıca, daha uzun ömürlü oldukları için cihazların şarj döngüleri de artırılabilecek.

Sonuç olarak, Samsung’un ultra küçük katı hal pili, gelecekte giyilebilir teknoloji ürünlerinin performansını büyük ölçüde artıracak bir yenilik olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle 2026’da bu pillerin kullanıldığı cihazların piyasaya sürülmesiyle, tüketiciler daha uzun pil ömrü, daha güvenli ve dayanıklı ürünlerle tanışacak. Bu yeni teknoloji, Samsung’un giyilebilir cihazlardaki rekabet gücünü daha da artıracak gibi görünüyor.

ChatGPT, beyin tümörü teşhisinde göz doldurdu!

0

OpenAI’nin GPT-4 LLM modeline dayanan ChatGPT, beyin tümörlerinin teşhisinde radyologlardan daha iyi sonuçlar elde ederek dikkat çekici bir başarıya imza attı. Osaka Metropolitan Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar, 150 ameliyat öncesi beyin tümörü MR raporunu analiz ederek ChatGPT’nin tanısal doğruluğunu radyologlarla karşılaştırdı. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, ChatGPT yüzde 73’lük bir doğruluk oranı yakalarken, nöroradyologlar yüzde 72, genel radyologlar ise yüzde 68 oranında başarı sağladı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

ChatGPT, beyin tümörü teşhisinde önemli bir başarı yakaladı

Çalışmanın önemli bir bulgusu, ChatGPT’nin doğruluğunun klinik raporları yazan radyologun uzmanlık seviyesine göre değişmesiydi. Nöroradyologların raporlarını yorumlarken yapay zeka modeli yüzde 80 doğruluk oranına ulaşırken, genel radyologların raporlarında bu oran yüzde 60’a kadar düştü. Bu, raporun yazıldığı uzmanlık seviyesinin, ChatGPT’nin teşhis performansını önemli ölçüde etkilediğini gösteriyor.

ChatGPT, beyin tümörü teşhisinde önemli bir başarı yakaladı.
ChatGPT, beyin tümörü teşhisinde önemli bir başarı yakaladı.

Araştırma ekibi, lisansüstü öğrencisi Yasuhito Mitsuyama ve Doçent Daiju Ueda liderliğinde, bu tür büyük dil modellerinin diğer tanısal görüntüleme alanlarındaki potansiyelini daha derinlemesine incelemeyi planlıyor. Amaçları, doktorların iş yükünü hafifletmek, teşhis doğruluğunu artırmak ve tıbbi eğitim ortamlarını iyileştirmek için yapay zekanın gücünden yararlanmak.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Tesla yeniden yükselişe geçti! Peki nasıl?

Tesla, iki çeyreklik düşüşün ardından satışlarında yeniden yükseliş kaydetti ve 2024’ün üçüncü çeyreğinde %6,3 artışla 462.890 araç teslim ettiğini duyurdu. Aynı dönemde, şirket 469.796 araç üreterek bir önceki yıla göre %9,1, geçtiğimiz çeyreğe göre ise %14,4 üretim artışı gerçekleştirdi. Bu artış, hem üretim hem de teslimat rakamlarında iyileşmeyi işaret ediyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Tesla yeniden yükselişe geçiyor

Tesla’nın en çok satılan modelleri Model 3 ve Model Y oldu. Diğer modeller (Model S, Model X, Cybertruck ve Tesla Semi) ise toplam üretim ve satış rakamlarında oldukça düşük bir paya sahipti.

Her ne kadar satışlardaki bu artış olumlu bir gelişme olsa da Tesla hala önemli zorluklarla karşı karşıya. Elektrikli araç pazarındaki büyümenin yavaşlaması ve hibrit araçlara olan talebin artması, geleneksel otomobil üreticilerine karşı Tesla’yı dezavantajlı bir konuma sokuyor. Özellikle Çinli otomobil üreticilerinin küresel pazardaki baskısı, Tesla’nın rekabet gücünü zorlamaya devam ediyor.

Tesla, 10 Ekim’de uzun zamandır beklenen “robotaksi” projesini duyurmayı planlıyor ve üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını 23 Ekim’de açıklayacak. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Tesla firmasının yeni nesil araçları sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Yerli teknolojiyle üretilen elektrikli ambulanslar kurtarma operasyonlarına yeni bir soluk getiriyor

Mersin’de faaliyet gösteren AKY Teknoloji tarafından tasarlanan elektrikli askeri ve afet ambulanslarıTEKNOFEST Adana‘da büyük ilgi gördü. Araçların girmekte zorlandığı bölgelerde kurtarma operasyonlarını kolaylaştıracak özellikteki bu ambulanslar, sedye, oksijen tüpü ve sağlık çantası gibi gerekli tüm ekipmanlara sahip. Otonom ve uzaktan kumandalı sürüş seçenekleriyle öne çıkan araçlar, zorlu arazi koşullarında bile kullanılabiliyor.

AKY Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Gökmen Akyürek, ambulansların hem askerler hem de siviller için kolay erişimli olduğunu belirterek, “Normal araçların giremediği tüm alanlara hızlıca erişim imkanı bulunuyor. Sivil ambulansımız yere daha yakın tasarlandı. Askeri aracımız ise arazi ve eğimli alanlarda kullanılabilmesi için hem yükseltilmiş hem de tekerleri daha büyük olarak geliştirildi.” dedi.

İnsansız kurtarma özelliği

Akyürek, ambulansların 3 farklı fonksiyonla kullanılabildiğini vurgulayarak, “Bunlar sayesinde mevcut kaza ve kurtarma operasyonlarında insansız olarak insanı geri getirme özelliğine sahip. Hem uzaktan kumanda hem de tarif edilmiş bir rotayı sürekli hiç durmadan tekrar edebilen, otomatik dümenleme sistemi ve konsol yardımıyla sınırsız uzaklıktaki erişimi yapabiliyorsunuz.” şeklinde konuştu.

Seri üretim başladı

Artık seri üretime geçen ambulansların, zorlu koşullardaki kurtarma operasyonlarına önemli katkılar sağlayacağı öngörülüyor. AKY Teknoloji’nin kendi markası olan Ortimobil ile sivil kullanıma yönelik satışlara başlandığı, askeri ihtiyaçlar için de hazırlıkların tamamlandığı belirtildi.

TEKNOFEST Adana’da tanıtıldı

Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesinde üretilen ambulanslar, Türkiye’nin en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST Adana‘da ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Festival kapsamında sergilenen araçlar, yerli teknolojinin gelişimi ve savunma sanayine katkıları konusunda önemli bir örnek teşkil ediyor.

Özetle, yerli üretim elektrikli ambulanslar, otonom ve uzaktan kumandalı özellikleriyle kurtarma operasyonlarında yeni bir dönem başlatıyor. Zorlu arazi koşullarında bile kullanılabilirliği ve insansız kurtarma özelliği ile öne çıkan bu araçlar, hem askeri hem de sivil kullanıma uygun olarak tasarlandı.

AMD Adrenalin 24.9.1 sürücüsü yayınlandı: AFMF 2 geliyor

AMD, Radeon ekran kartları için yeni Adrenalin 24.9.1 sürücü güncellemesini duyurdu. Bu güncellemeyle birlikte hem oyun deneyimi iyileştiriliyor hem de çeşitli hata düzeltmeleri yapılıyor. Yeni sürücü, özellikle Counter-Strike 2oyuncuları için heyecan verici yenilikler içeriyor.

AFMF 2 ve vulkan desteği

Adrenalin 24.9.1 sürümü, Counter-Strike 2 için AMD Fluid Motion Frames (AFMF) 2 ve AMD Radeon Anti-Lag 2’nin Vulkan desteğini getiriyor. Özellikle AMD’nin Anti-Lag 2 teknolojisi, Vulkan API’si üzerinde daha hızlı ve akıcı bir oyun deneyimi sunarak oyuncuların tepkime sürelerini azaltmayı hedefliyor.

Düzeltmeler ve iyileştirmeler

Yeni güncelleme, Warhammer 40,000: Space Marine 2 ve FINAL FANTASY XVI gibi oyunlarda RX 5700 XT ve RX 6600 XT grafik kartlarında yaşanan çökme sorunlarını çözüyor. Ayrıca AV1 video codec’i ile ilgili sapma sorunları ve sistemin uyku moduna geçtiğinde yaşanan beklenmedik yeniden başlatma problemleri de düzeltilmiş durumda.

HYPR-RX ve FSR 2 ile performans artışı

AMD’nin testlerine göre Adrenalin 24.9.1 sürücüsü, AMD FSR 2 ile birleşen HYPR-RX teknolojisini de destekliyor. Bu kombinasyonun oyunlarda performansı ortalama 2,5 kat artırdığı belirtiliyor. Özellikle Baldur’s Gate 3 ve F1 24 gibi oyunlar, HYPR-RX etkinleştirildiğinde iki katından fazla performans sunabiliyor.

Yeni oyunlara destek

Adrenalin 24.9.1 sürücüsü, birçok popüler oyun için optimizasyonlar sunuyor. Güncellemenin desteklediği oyunlar arasında Frostpunk 2God of War RagnarökWarhammer 40,000: Space Marine 2 ve The Sims 4 DirectX 11 sürümü yer alıyor. Ayrıca, Black Myth: Wukong ve Creatures of Ava oyunları için AMD FidelityFX Super Resolution (FSR) 3‘ün kare oluşturma desteği de eklenmiş durumda.

Geometrik ölçeklendirme ile görüntü kalitesi

AMD, video oynatma sırasında oluşan görüntü kusurlarını gidermek ve kaliteyi artırmak amacıyla Geometrik Ölçeklendirme özelliğini kullanıma sundu. Ancak bu özellik yalnızca RDNA 3 mimarisine sahip GPU’lar için geçerli olacak.

Düzeltilen diğer sorunlar

  • Warhammer 40,000: Space Marine 2 oynarken aralıklı sürücü zaman aşımı veya uygulama çökmesi.
  • FINAL FANTASY XVI‘de ara sahneler sırasında RX 6600 XT gibi kartlarda sürücü zaman aşımı.
  • Ghost of Tsushima DIRECTOR’S CUT‘ta Adrenalin Edition ile HDR açıkken görüntü bozulmaları.
  • Sistem uyku modundan çıktığında AMD yazılımının beklenmedik şekilde yeniden başlatılması.
  • AV1 codec’i ile yapılan kayıtlarda ses ve görüntü senkron sorunu.

Bu sürümle birlikte kullanıcılar, daha stabil bir deneyim ve daha yüksek performansla oyunların keyfini çıkarabilecek.

Western Digital ile Sandisk ayrılıyor! Peki neden?

0

Geçtiğimiz yıl Western Digital (WD), hard disk ve NAND bellek işini ikiye ayırma planlarını duyurmuş ve bu planını hayata geçirmeye başlamıştı. Şirket, iki bölümün web sitelerini sessizce ayırarak bu süreçte önemli bir adım attı. Artık kullanıcılar, sabit disk almak istediklerinde wd.com’u, SSD ve flash bellek almak istediklerinde ise sandisk.com’u ziyaret etmek zorunda. Bu bağlamda wd.com, şirketin tüm sabit disk ürünlerinin yanı sıra SanDisk Professional adını alan G-Technology’nin harici HDD’lerine de ev sahipliği yapacak. Öte yandan sandisk.com, WD markalı ürünler de dahil olmak üzere her türlü NAND flash tabanlı ürünün merkezi haline gelecek.

Western Digital ile Sandisk ayrılacak

Ürün hatlarını bölmenin yanı sıra Western Digital, destek hizmetlerini de ikiye bölecek. Western Digital tüm HDD’lerin, SanDisk ise tüm NAND tabanlı ürünlerin desteğini sağlamaya devam edecek. Resmi bölünmenin 2024’ün ikinci yarısında tamamlanması planlanıyordu, bu nedenle muhtemelen önümüzdeki birkaç hafta içinde gerçekleşecek. Bu süreç tamamlandığında her iki şirket de kendi sermaye yapılarına sahip halka açık şirketler olarak faaliyet gösterecek.

Yüksek performanslı kuantum hesaplama

Mevcut CEO David Goeckeler’in muhtemelen SanDisk adını alacak olan yeni NAND odaklı şirketi yöneteceği belirtiliyor. Şu anda küresel operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı olan Irving Tan ise Western Digital markası altında faaliyet göstermeye devam edecek olan bağımsız sabit disk şirketinin CEO’su olacak. Şirketin bu bölünme kararı, farklı ürün hatlarını yönetmedeki zorluklar ve rekabetçi pazardaki durgun büyüme rakamlarından kaynaklanıyor.

Western Digital, SanDisk ve HGST’yi satın aldıktan sonra dikey olarak entegre bir depolama şirketi haline gelmişti. Ancak özellikle sabit disklere olan talebin azalması ve NAND pazarındaki dalgalanmalar nedeniyle gelirlerini artırmakta zorlanıyordu. Bu bölünme ile her iki şirketin de daha odaklı, çevik ve rekabetçi hale gelmesi ve kendi alanlarında daha başarılı olması hedefleniyor.

Green Card başvuruları başladı! Nasıl başvurulur?

0

ABD’de oturum ve çalışma hakkı kazanma girişimlerinden birisi olan Green Card başvuru süreci, bugün 19:00 itibariyle başladı. Süreçle ilgili pek çok detay bulunuyor. Peki kimler başvurabilir? Nelere dikkat etmek gerekiyor? Başvuru adımları ve daha fazlası içeriğimizde.

Green Card başvurusu için son tarih: 5 Kasım 2024, saat 20:00

Green Card başvurusu için öncelikli olarak bilinmesi gereken bazı önemli detaylar bulunuyor. Başvurunun tamamen ücretsiz olduğunu belirtelim. Herhangi bir yere ücret ödeyerek şansınız da artmıyor. Başvuru yapma tarihiniz de sırayı etkilemiyor. Öyle ki çekiliş tamamen rastgele yapılıyor. Bu tarzda önünüze gelen bilgilere itibar etmeyiniz.

Başvurular sadece dvprogram.state.gov adresinden yapılıyor. Başvuru, 2 Ekim günü (bugün) Türkiye saatiyle 19:00’da başladı ve 5 Kasım saat 20:00’da sona erecek. Elbette başvuru yapabilmek için belirli şartlar ve ayrıntılar bulunuyor. Öncelikli olarak geçtiğimiz yıllarda pasaport şartının kaldırıldığını belirtelim. Kimlik kartınız ile başvurularınızı gerçekleştirebilirsiniz.

İşte başvuru yapabilmek için bilmeniz gereken ayrıntılar

  • Öncelikli olarak başvuru yapabilmek için 18 yaşından büyük ve en az lise mezunu olmanız gerekiyor.
  • Eğer lise mezunu değilseniz, eğitim veya deneyim gerektiren bir işte 2 yıl çalışmış olmanız gerekiyor. Ancak bu çalışma süreci son 5 yıl içinde olmalı.
  • Evli olan kişilerin yaptığı başvurularda eşleri ve 21 yaş altındaki çocukları da bu haktan yararlanıyor. Ancak başvuru sürecinde onları eklemek gerekiyor.
  • Başvuruda kullanılan fotoğrafın güncel olması önemli.
  • Başvuru için İngilizce dil şartı aranmıyor.
  • Başvuru sonrasında verilen Onay Numarası (Confirmation Number) mutlaka saklanmalı

DV2026 Green Card çekilişi başvuru adımları ve dikkat edilmesi gerekenler

  • Başvuruların sadece dvprogram.state.gov adresinden yapıldığını tekrar belirtelim. Başvuru sayfasına gitmek için tıklayınız !
  • Başvuru adresinde karşınıza çıkan ekranda 3 adet buton görünecek. Üstte yer alan DV-2026 Instructions butonu başvuru şartları için ayrıntılı bilgiler içeren PDF dosyasına gidiyor.
  • İkinci sırada Photo Tool ya da Photo Instruction yazılı bir seçenek yer alıyor. Burada da yüklenmesi gereken fotoğraflar ile ilgili ayrıntılı bilgiler mevcut.
  • Gelelim başvuru ekranına… Üçüncü sırada yer alan Begin Entry ile giriş yapınız.
  • Doğrulama kodunun sorulduğu ekranda kodu girip Submit dedikten sonra başvuru ekranına yönlendiriliyorsunuz. Burayı eksiksiz olarak doldurmalısınız.
  • Formu doldurduktan sonra sayfanın altında yer alan Submit butonuna tıklayarak başvurunuzu tamamlayınız. Size verilen Confirmation Number ile başvuru sonucunuzu öğrenebilirsiniz.
  • Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu İngilizce karakter konusu. Forumda dolduracağınız karakterleri İngilizce karakter düzeninde yazmalısınız.
  • Soyadı ve adı girerken küçük bir ayrıntı daha yer alıyor. Eğer ikinci bir isminiz yoksa No Middle Name kutucuğunu işaretlemelisiniz.

Borsa ve kripto vergisi planı rafa kalktı!

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, daha önce gündeme getirilen borsa ve kripto paralara yönelik vergi planının rafa kalktığını duyurdu. Vergilendirme çalışmalarının durdurulduğunu belirten Şimşek, borsa ve kripto varlıklarla ilgili yeni bir vergi düzenlemesi yapılmayacağını açıkladı. Bu adım, özellikle yatırımcılar arasında merakla beklenen bir konuydu. Şimşek, genel vergi politikalarıyla ilgili de önemli mesajlar vererek, yeni yasama döneminde genel vergi oranlarının artırılması ya da indirilmesine yönelik bir paket hazırlığı olmadığını vurguladı.

Şimşek, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Borsa ve kripto varlıkların vergilendirilmesi hususu gündemimizden çıktı. Yeni yasama döneminde, genel vergi oranlarını artırmaya ya da indirmeye dönük bir vergi paketimiz olmayacak. Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde, vergi istisna ve indirimlerini etkinlik ve verimlilik perspektifiyle gözden geçirmeye devam edeceğiz. Hedefimiz, vergi politikasında daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmaktır.”

Daha önce medyada çıkan haberlere göre, kripto para borsalarına yatırılan nakit paraların binde 0.04’ü oranında, borsada hisse senedi alımlarında ise binde 0.02 oranında bir vergi uygulanması planlanıyordu. Bu işlem ücreti adı altında alınacak olan vergiler, yatırımcılar arasında tartışmalara yol açmıştı. Ancak son açıklamayla birlikte bu planın tamamen rafa kalktığı kesinleşmiş oldu.

Şimşek’in bu açıklaması, kripto para piyasaları ve borsa yatırımcıları için olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Hükümetin vergi politikalarını, etkinlik ve verimlilik temelinde yeniden gözden geçirme çabalarının süreceği vurgulanırken, mevcut vergi yapısında da kısa vadede bir değişiklik olmayacağı ifade edildi.

Vergilendirme ile ilgili daha önce yapılan çalışmaların durdurulması, piyasalarda rahatlama yaratırken, hükümetin ekonomik politikalarının gelecekte nasıl şekilleneceği ise merak konusu. Ekonomistler, Türkiye’nin büyüme ve mali disiplin hedefleri doğrultusunda atılacak adımları yakından takip ediyor.

Microsoft HoloLens 2’nin üretimini durdurdu: yeni bir model için plan yok

Teknoloji devi MicrosoftHoloLens 2 karma gerçeklik başlığının üretimini durdurduğunu resmen açıkladı. Şirket, mevcut durumda herhangi bir halef model üzerinde çalışmadığını ve gelecekte de HoloLens serisinin devamına ilişkin bir planının olmadığını belirtti. Bu gelişme, Microsoft HoloLens 2’nin sonunun geldiği anlamına geliyor.

HoloLens 2 üretimi sonlandırıldı

2019 yılında piyasaya sürülen HoloLens 2, ilk modelin gelişmiş bir versiyonu olarak tanıtılmıştı. Ancak 3.500 dolarlıkyüksek fiyat etiketi, cihazın yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyordu. HoloLens 2 ile kurumsal pazara odaklanmış ve bu alanda bazı başarılar elde etse de, karma gerçeklik teknolojisibeklenen geniş çaplı popülariteye ulaşamadı.

Son gelen bilgilere göre, HoloLens 2’nin üretimini tamamen durdurdu ve stoklar tükenmeden önce son bir satış fırsatı sundu. Şirket ayrıca, HoloLens 2 için 2028 yılına kadar yazılım desteği sağlamaya devam edeceğini açıkladı. Ancak, ilk nesil HoloLens için 10 Aralık 2023 tarihinden itibaren yazılım güncellemeleri ve desteği sona erecek.

HoloLens 3 planları reddedildi

HoloLens serisinin geleceği hakkındaki belirsizlikler, HoloLens 3 projesinin 2022 yılında iptal edilmesiyle başlamıştı. Microsoft HoloLens 2 beş yıldır piyasada olmasına rağmen, karma gerçeklik teknolojisinin sınırlı kabul görmesi, bu serinin sonunu hazırladı.

Bununla birlikte Microsoft, ABD Ordusu ile Anduril adlı savunma teknolojisi şirketiyle birlikte HoloLens tabanlı IVAS (Entegre Görsel Artırılmış Sistem) başlıkları geliştirmeye devam ediyor. Ancak HoloLens 2 bu projeler, ticari pazar yerine askeri kullanım için özel olarak geliştirilen sistemler olacak.

HoloLens’in sonu ile birlikte Microsoft HoloLens 2’nin karma gerçeklik alanındaki geleceği merak konusu olmaya devam ediyor.

Yapay zeka ve veri akışı Türkiye’de buluşuyor!

0

Yapay zeka ve veri yönetimi alanında yenilikçi SaaS Bulut çözümleri sunan Digital Brain, veri akışı ve gerçek zamanlı veri analitiği konusunda dünya lideri Confluent ile güçlerini birleştirerek Türkiye’de yeni bir veri çağını başlatıyor. Bu stratejik ortaklıkla, Apache Kafka teknolojisinin geliştiricisi Confluent’in gelişmiş veri akışı yetenekleri, Digital Brain platformuna entegre ediliyor.

Amaç, Türkiye’nin kritik sektörlerindeki işletmelere güvenli ve etkili bir SaaS Bulut veri akışı teknolojisi sunarak dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmak ve küresel rekabet gücünü artırmak. Digital Brain, Türkiye pazarına özel olarak geliştirdiği yapay zeka ve veri yönetimi çözümlerine Confluent’in gücünü ekleyerek önemli bir adım atıyor.

Bu iş birliği, özellikle yerel veri güvenliği ihtiyaçlarına duyarlı bir yaklaşımla, Türkiye’deki işletmelere gerçek zamanlı verinin gücünden faydalanma olanağı sunuyor. Digital Brain’in dünya standartlarındaki yapay zeka çözümleriyle entegre edilen Confluent’in veri akışı teknolojisi, işletmelere rekabet avantajı sağlayacak önemli bir potansiyel barındırıyor.

Confluent’in “Tam Veri Akış Platformu”, işletmelere verilerini gerçek zamanlı olarak aktarma, bağlama, işleme ve yönetme imkanı sunarak verimliliği artırıyor. Bu platform sayesinde, farklı uygulamalar arasında veri erişimi ve yeniden kullanımı sorunsuz hale geliyor.

İşletmeler, kendi kendini dengeleyen, çok bölgeli kümeler ve kademeli depolama gibi özelliklere sahip kurumsal Kafka platformuna erişerek operasyonel yüklerini azaltabiliyor. Confluent ayrıca, 120’den fazla önceden oluşturulmuş kaynak ve hedef bağlayıcısıyla, Apache Flink ile akış işleme, veri kalitesi kontrolleri, güvenlik kontrolleri ve bulut tabanlı izleme gibi kritik özellikleri içeren kapsamlı bir özellik seti sunuyor. Bu özellikler, işletmelerin Kafka’nın toplam sahip olma maliyetini %40’a kadar düşürmelerine yardımcı oluyor.

Digital Brain, Confluent ile yaptığı iş birliğinin yanı sıra, Türkiye’nin teknoloji ekosistemiyle de güçlü ortaklıklar kurarak yenilikçi iş modelleri geliştirmeyi hedefliyor. Türkiye’nin önde gelen teknoloji ve inovasyon merkezi MEXT ile yapılan iş birliği, yerel teknoloji şirketleri ve üniversitelerle daha yakın bir çalışma ortamı yaratmayı amaçlıyor. Bu sayede, Türkiye’deki teknoloji ekosistemine entegre olarak gerçek zamanlı veri akışı ve yapay zeka çözümlerinin daha hızlı benimsenmesi hedefleniyor.

Digital Brain, yapay zeka ve veri alanında genç yeteneklerin gelişimine büyük önem veriyor. Bu doğrultuda, genç profesyonellere yönelik saha projeleri, özel oturumlar ve mentorluk programları gibi kapsamlı bir yetenek geliştirme programı oluşturuldu. Türkiye’deki teknoloji merkezleri ve üniversitelerle iş birliği yapılarak, yeni nesil yapay zeka ve veri teknolojilerine hakim, yetkin bireylerin yetiştirilmesi hedefleniyor.

Dünyada ilk: Türk Telekom’dan 1 Terabit hız

0

Türk Telekom ve Nokia, Türkiye’de internet ve veri iletişiminin geleceğine yön verecek bir teste imza attı. İstanbul ve Ankara arasında gerçekleştirilen denemede, Nokia’nın geliştirdiği yeni nesil DWDM (Dense Wavelength Division Multiplexing/Yoğun Dalga Boyu Bölmeli Çoklama) teknolojisi kullanılarak tek bir optik kanalda 1 Terabit (Tbps) hıza ulaşıldı.

İnternet hız sınırları zorlanıyor: 1 Terabit

Bu başarı Türkiye’yi uzun mesafelerde 1 Tbps optik iletim hızı testini gerçekleştiren ilk ülke yaparken, mevcut optik iletim teknolojisinin hızını 2.5 katına çıkarması ve enerji verimliliğini artırmasıyla sektörde yeni bir standart belirliyor.

Dijitalleşmenin hızla ilerlediği günümüzde, artan veri trafiği ve yüksek hız ihtiyacı, iletişim teknolojilerinin sınırlarını zorluyor. Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik etme misyonuyla hareket eden Türk Telekom, bu ihtiyaca cevap verebilecek yenilikçi çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Nokia ile gerçekleştirilen 1 Tbps hızında bağlantı testi, bu vizyonun önemli bir göstergesi niteliğinde.

1 Tbps gibi yüksek hızlar, özellikle veri yoğun uygulamaların yaygınlaştığı günümüzde büyük önem taşıyor. Dijital oyun, otomotiv, enerji, tarım, akıllı şehir yönetimi, sağlık ve üretim gibi sektörler, yüksek hızlı ve güvenilir veri iletişimine giderek daha fazla ihtiyaç duyuyor. 1 Tbps bağlantı, bu sektörlerdeki iş süreçlerini hızlandırarak verimliliği artırma potansiyeline sahip.

Örneğin, sağlık sektöründe yüksek çözünürlüklü tıbbi görüntülerin hızlı bir şekilde paylaşılması, uzaktan ameliyatlar ve hasta takibi gibi uygulamalar daha etkin hale gelebilir. Akıllı şehir yönetiminde ise, gerçek zamanlı trafik verilerinin analizi ve akıllı trafik yönetim sistemlerinin geliştirilmesiyle şehirler daha yaşanabilir hale getirilebilir.

Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, bu başarının önemini vurgulayarak, Türkiye’nin dijital dönüşümünde öncü rol oynadıklarını ve ülkenin dijitalleşme sürecinde artan veri hızı ihtiyaçlarına cevap verebilecek yenilikçi teknolojiler geliştirmeye devam ettiklerini belirtti.

Türk Telekom’un bireysel ve kurumsal müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamak için şebekesini en gelişmiş fiber optik teknolojileriyle güçlendirdiğini ve dijital dönüşüm yolculuklarında onları geleceğe hazırladığını ifade etti.

Nokia Türkiye Genel Müdürü Erensoy Bilgin ise, Nokia’nın altıncı nesil süper-coherent Photonic Service Engine (PSE-6s) teknolojisinin devasa ölçeklerde veri iletimi yaparken enerji verimliliğini en üst düzeye çıkardığını belirtti.

Bilgin, PSE-6s ile veri aktarımını hızlı ve minimum enerji kullanarak yapabilen bir çözüm sunduklarını ve Türk Telekom ile birlikte optik teknolojinin sınırlarını zorlayarak çıtayı yükseltmekten büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.

1 Tbps hızında bağlantı, sadece internet ve veri iletişiminde bir hız artışı anlamına gelmiyor; aynı zamanda akıllı şehirler, otonom araçlar, akıllı ulaşım sistemleri, sağlık hizmetleri ve Endüstri 4.0 uygulamaları gibi birçok alanda yeni olanaklar sunuyor.

Bu yeni nesil veri iletim teknolojisi, Türkiye’nin dijital geleceği için büyük önem taşıyor ve ülkenin küresel dijital dönüşümde daha güçlü bir konuma gelmesine katkı sağlayacak. Türk Telekom ve Nokia’nın bu iş birliği, Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor.

Enerji sektörü girişimcileri ödüllendirildi!

BEDAŞ, AEDAŞ ve ÇEDAŞ’ın desteğiyle hayata geçirilen; elektrik dağıtım sektörünü yeni girişimler, yenilikçi enerji çözümleri ile buluşturmayı hedefleyen “Dinamik Hızlandırma Programı”nda finale kalan 9 proje arasında ilk 3’e giren projeler toplam 1,5 milyon TL’lik ödülün sahibi oldu.

Elektrik dağıtım sektörünü yeni girişimler, yenilikçi enerji çözümleri ile buluşturmayı hedefleyen Dinamik Hızlandırma Programını BEDAŞ, AEDAŞ ve ÇEDAŞ AR-GE Müdürü Seyit Cem Yılmaz ile değerlendirdik.

Türkiye’nin üç bölgesindeki 7 ilde, 8,4 milyondan fazla aboneye elektrik dağıtım hizmeti sunan Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş (BEDAŞ), Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş (AEDAŞ) ve Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş (ÇEDAŞ) ile Viveka İnkübasyon Merkezi’nin iş birliğiyle hayata geçirilen Dinamik Hızlandırma Programı’nın Demo Day etkinliği, 2 Ekim Çarşamba günü İstanbul’da gerçekleştirildi.

Dinamik Hızlandırma Programı’nın Demo Day etkinliği

Elektrik dağıtım sektörü ve dağıtım teknolojileri konularında yenilikçi, teknolojik, ekonomik ve çevresel açıdan çözümler üreten akademisyen, öğrenci ve start-up’ların prototip seviyesindeki Ar-Ge projelerini hayata geçirmelerine destek olmayı amaçlayan Dinamik Hızlandırma Programı’nın Demo Day etkinliğinde sahneye çıkan 9 proje arasından ilk 3’e giren projelere toplam 1 milyon 500 bin TL’lik nakdi ödül verildi. Jürinin oyları ile birinci seçilen Smart City and Partners, uydu görüntüleri ile enerji nakil hatlarındaki ağaç yaklaşımı kaynaklı riskleri tespit projesi ile 750 bin TL, ikinci olan Bomensoft, drone’lar ve yapay zeka algoritmaları kullanarak enerji nakil hattı bileşenlerindeki anomalilerin tespit projesi ile 500 bin TL ve üçüncü olan Buluttan da dağıtım operasyonlarında hava kaynaklı arızaları, kesintileri ve gecikmeleri önlemek, insan ve varlık güvenliğini sağlamak için hiper-yerel ve yüksek doğrulukta hava durumu tahminlerinin sunan projesi ile 250 bin TL ödülün sahibi oldu.

1. PROJE: Smart City and Partners

Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş.  bölgelerinde seçilen belirli uzunluklardaki enerji nakil hatlarında ağaç yaklaşımı kaynaklı riskleri tespit edebilmek amacıyla uydu görüntüleri üzerinden risk analizi çalışmaları gerçekleştirildi. Belirlenen risk grupları koordinatsal olarak web arayüzünde gösterildi.

2. PROJE: Bomensoft

Drone’lar kullanarak enerji nakil hatlarındaki direklerin görüntüleri toplandı ve bu görüntülerle yapay zeka modelleri eğitildi. Sonrasında, Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. sahasında seçilen bir pilot bölgeden alınan yeni görüntüler ile modeller test edildi. Sistem, izolatörlerdeki anomalileri, hattın çevresindeki ağaç yoğunluğunu ve kuş yuvalarını otomatik olarak tespit edebiliyor. Bu analizler, geliştirilen arayüz üzerinden kullanıcılara gösterilebiliyor.

3. PROJE: Buluttan

Skywatch ve Rainwatch bulut tabanlı hava zekâsı servisleri, dağıtım şirketinin ihtiyaçlarına göre alarmlar tanımlanarak ve görselleştirme yapılarak özelleştirildi. Akdeniz, Boğaziçi ve Çamlıbel EDAŞ hizmet bölgelerinde kullanıcı sorumluluk alanları belirlendi ve kullanıcılara web ile mobil servisler üzerinden hava koşullarıyla ilgili bildirimler iletildi.

AR-GE’ye 600 Milyon TL kaynak ayrıldı

Dinamik Hızlandırma Programı’nda finale kalanlarının projelerinin sahne aldığı Demo Day etkinliğinde konuşan CK Enerji Genel Koordinatörü Utku Guruşçu, son yıllarda farklı alanlarda yenilikçi girişimlere odaklandıklarını belirterek, “2024 güncel fiyatlarıyla 3 dağıtım bölgemizde Ar-Ge çalışmalarımıza son 4 yılda 600 milyon TL kaynak ayırmış bulunmaktayız. Hayata geçen ve yaygınlaşan Ar-Ge ürünlerimizin yanı sıra “Başka Dünya Yok” sloganıyla start verdiğimiz karbonsuzlaşma programımıza kadar birçok konuda enerji sektörünü dönüştürmeye devam ediyoruz. Teknolojisini kanıtlamış ve ürünü faydaya dönüşmüş girişimleri destekleme konusundaki heyecanımız ve kararlılığımız her geçen gün artıyor. Girişimcilik ekosistemine olan bu bağlılığımız, sadece sektördeki yeniliklerin gelişimine katkıda bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğin enerji çözümlerine de ışık tutuyor. Girişimcilik, yaratıcı düşünceyi, cesareti ve kararlılığı bir araya getirerek hem bireyler hem de toplumlar için ekonomik ve sosyal değer yaratma potansiyelini ifade eder. Başarının anahtarının sadece büyük fikirler değil, o fikirleri hayata geçirme cesaretinde yattığını biliyoruz. Bugün burada sunulan projelerin, PoC uygulaması yapılmış ürünlerin geleceğin şekillenmesine katkı sağlayacağı muhakkak, şimdiden tüm arkadaşlarımızı cesaretleri için tebrik ediyorum” dedi.

Enerji sektörünün dönüşümünde AR-GE ve inovasyonun rolü büyük

BEDAŞ Genel Müdürü Murat Yiğit
BEDAŞ Genel Müdürü Murat Yiğit

BEDAŞ Genel Müdürü Murat Yiğit de, sektörün dönüşümünde Ar-Ge ve inovasyonun oynadığı önemli role işaret ederek, “Bu alanlarda yapılan çalışmalar, enerji dünyasında büyük değişimlere öncülük etmekte ve bizi daha sürdürülebilir, daha verimli bir geleceğe taşımakta. Dijital dönüşüm ve akıllı şebekeler konusu, enerji sektöründeki operasyonları daha güvenli, verimli ve esnek hale getirmek için büyük öneme sahip. Bu kapsamda, dağıtım şirketleri olarak bizler de çeşitli Ar-Ge projeleri yürütüyoruz ve bu projelerin somut sonuçlarını almaya başladık. İnovatif çözümlerimiz hem sahadaki operasyonları hem de enerji arz güvenliğini güçlendirmeye odaklanıyor” diyerek geliştirdikleri bazı projeleri şöyle sıraladı:

“Örneğin, faydalı model belgesi aldığımız “Akıllı Sepet Projesi” ile, enerji nakil hatlarında olası belirsizlikler ve aksaklıklar sonucu ortaya çıkabilecek hayati, teknik ve mali zararları en aza indirmeyi hedefliyoruz. Bir diğer önemli Ar-Ge projemiz, İTÜ MATAM Merkezi ile yürüttüğümüz “MASS-Afet Mukavemet (Deprem) Projesi”. Bu projede, trafo merkezlerine karot örneği ve zemin etüdü yerine, sensör teknolojileri kullanarak deprem dayanıklılığını ölçmeyi hedefliyoruz. Bu da deprem sonrası enerji arz güvenliği ve acil müdahaleleri hızlandıracak önemli bir gelişme. Son olarak, “Afet Uydu Projesi”sini vurgulamak istiyorum. BEDAŞ yürütücülüğünde, İTÜ UHUZAM Merkezi ile ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz bu projede, Marmara Bölgesi’nde faaliyet gösteren bizim dışımızdaki 4 dağıtım şirketini daha projemize paydaş olarak eklemiş bulunmaktayız. Proje, afet sonrasında uydu görüntüleri kullanılarak geliştirilecek yapay zekâ tabanlı sistemler aracılığıyla enerji arz güvenliğini ve tehlike oluşturan envanterlerin hızlı müdahale süreçlerini optimize etmeyi amaçlıyor. Sektörümüzün yeni fikirlere, bizi çok daha ileriye götürecek projelere ihtiyacı var. Bu sektörde var olan bizler bu yeni projelerin ortaya çıkmasını sağlayacak fırsatları kendimize görev olarak kabul ediyoruz. Bugün burada bizlere sunulacak startup ekosistemimizdeki projelerin elektrik dağıtım sektöründe atacağımız yeni adımlar için önemli bir hızlandırma yaratacağını düşünüyorum.”

Yenilenebilir enerji kaynakları sisteme entegre edilmeli

 AEDAŞ Genel Müdürü İlkay Baydar
AEDAŞ Genel Müdürü İlkay Baydar

Elektrik dağıtım sektörünün en kritik konularından birinin yenilenebilir enerji kaynakları dağıtım sistemlerine entegrasyonu olduğuna işaret eden AEDAŞ Genel Müdürü İlkay Baydar da, “Enerji sektöründeki dönüşüm açısından; net sıfır şeklinde ifade ettiğimiz karbonsuz enerjiye geçiş nasıl varılması gereken büyük bir kilometre taşı ise aynı şekilde dağıtım ve iletim sektörleri için yenilenebilir enerji sistemlerinin, özellikle güneş ve rüzgâr gibi kaynakların, şebekelere entegrasyonu sırasında ortaya çıkan problemleri ve teknik zorlukları aşmak da, tüm dünyada bu sektörün en önemli “Ar-Ge – İnovasyon” konusu. Bugün sürdürülebilir enerji çözümlerinin geliştirilmesi hem mükemmeliyet odaklı hizmet anlayışımız hem de çevre hassasiyetimiz açısından hayati öneme sahip. Girişimcilerimizin projeleri, bu hedeflere ulaşmamıza yardımcı olacak ve enerji sektörünün ilerlemesine katkıda bulunacaktır. Bu nedenle, burada sunumlarını yapacak, finale kalmış her bir girişimciyi tebrik ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

ÇEDAŞ Genel Müdürü Mustafa Altun
ÇEDAŞ Genel Müdürü Mustafa Altun

Projenin bir diğer destekçisi olan ÇEDAŞ’ın Genel Müdürü Mustafa Altun ise konuşmasında şunları söyledi: “Enerji sektöründeki gelişmeler, toplumun her kesimini etkiliyor. Bizler, enerjiye erişim sağlayan şirketler olarak, toplumumuzun ihtiyaçlarını karşılamakla sorumluyuz. Bu nedenle, girişimcilerimizin fikirlerine büyük önem veriyoruz. Onların yaratıcı çözümleri, sektördeki en büyük ihtiyaçlara cevap verebilir ve Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayabilir. Enerji dağıtım sektöründe hem regülasyonlar hem de müşteri beklentileri alanında önemli değişimler yaşanıyor. Bu değişimler; enerji verimliliğinden, talep tarafı katılımına ve toplayıcılık faaliyetlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Artık sadece enerji arzını güvenli ve sürdürülebilir şekilde sağlamak yeterli değil; aynı zamanda tüketicilerin beklentilerine cevap verebilen ve enerji kullanımını optimize eden çözümler üretmemiz gerekiyor. Enerji maliyetlerinin yükseldiği, çevre bilincinin arttığı günümüzde, tüketiciler ve regülasyonlar bizden daha verimli çözümler talep ediyor. Tüketiciler, enerji kullanımını azaltmak, karbon ayak izini düşürmek ve maliyetleri kontrol altına almak istiyor. Biz de bu talepleri karşılayabilmek için akıllı sayaç ve OSOS teknolojilerini hayata geçiriyoruz. Aynı zamanda, dağıtım şirketleri olarak altyapı modernizasyonuna odaklanıyoruz. Bu sayede kayıpları en aza indirirken, verimliliği artıracak çözümleri devreye sokuyoruz. Biz dağıtım şirketleri olarak, dönüşümü en iyi şekilde yönetmek ve müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmak için inovatif çözümler üretmeye devam edeceğiz. Bu noktada, girişimcilik ekosistemini desteklemek ve teknoloji geliştiren şirketlerle iş birliği yapmak da geleceğin enerji sektörünü şekillendirmemize yardımcı olacaktır.”

Samsung Galaxy S25 Ultra’nın tasarımı ortaya çıktı: büyük değişiklik yok

Samsung’un yeni amiral gemisi Samsung Galaxy S25 Ultra’nın maket görselleri sızdırıldı. Sızıntıya göre, Galaxy S25 serisinde büyük tasarım değişikliklerine gitmeyeceği görülüyor. Şirketin Ocak 2024’te tanıtmayı planladığı yeni model, selefi Galaxy S24 Ultra’ya kıyasla birkaç küçük farklılıkla gelecek.

Tasarımda küçük dokunuşlar

Ortaya çıkan alüminyum maket görüntüleri, Samsung Galaxy S25 Ultra’nın tasarımı hakkında önemli bilgiler sunuyor. Cihazın boyutları 162.82 x 77.65 x 8.25 mm olarak paylaşılırken, bu ölçülerle S24 Ultra’ya kıyasla daha uzun, daha dar ve daha ince bir model göze çarpıyor. Ayrıca, Samsung Galaxy S25 Ultra’nın köşelerinin biraz daha inceltildiği ve arka kamera düzeninin büyük ölçüde aynı kaldığı belirtiliyor. Arka bölümde beş lens için oyuk ayrılmış durumda.

Ön tarafta ise simetrik çerçeveler dikkat çekerken, Samsung’un klasikleşmiş Infinity-O ekran tasarımı korunmuş. Kamera tarafında ise, ultra geniş sensörün geliştirilmiş bir versiyonunun yer alacağı ve Galaxy S25 Ultra’nın tasarımı içerisinde 50 megapiksellik ultra geniş kamera3x telefoto ve 5x periskop sensör bulunacağı iddia ediliyor.

Android 15 ve One UI 7.1 İle gelecek

Galaxy S25 Ultra, Android 15 tabanlı One UI 7.1 kullanıcı arayüzü ile gelecek. Samsung S25 Ultra’nın tasarımı güncellemesiyle birlikte sistem animasyonlarını ve genel akıcılığı iyileştirmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Yeni Galaxy S25 Ultra’nın resmi tanıtımına az bir süre kala ortaya çıkan bu sızıntılar, Samsung Galaxy S25 Ultra’nın tasarımı dair ilk ipuçlarını sunarken, teknik özellikler konusunda daha fazla bilgiye ulaşmak için Ocak ayındaki tanıtımı beklememiz gerekecek.

Dijital dünya herkese açık mı? Görünmeyen engelleri kaldırın!

0

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2021 verilerine göre ülkemizde 5 milyondan fazla kişi engellilikle yaşıyor. Bu bireylerin dijital dünyaya erişimi, artık temel bir insan hakkı olarak görülüyor.

Dünya genelinde ise 1 milyardan fazla engelli birey bulunuyor. Bu da dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’ine denk geliyor. Bu kişilerin 190 milyonu ise günlük yaşamlarını ciddi şekilde etkileyen engellerle mücadele ediyor. Dolayısıyla, internet siteniz erişilebilir değilse, çok büyük bir kitleyi görmezden geliyor olabilirsiniz.

İşte tam da bu noktada, İTÜ Çekirdek girişimi olan Corpowid – Dijital Erişilebilirlik devreye giriyor. Corpowid, dijital erişimde zorluk yaşayan kullanıcılara yapay zeka destekli çözümler sunuyor.

Engelli bireylerin internet sitenize erişebildiğinden emin misiniz?

Engelli, geçici veya yaşa bağlı erişim sorunları yaşayan kullanıcılar, Corpowid’in özelleştirilebilir araçları sayesinde sitelere daha kolay erişebiliyor. Görme bozukluğu, dikkat dağınıklığı, motor beceri kayıpları gibi farklı engel gruplarına yönelik teknolojilerle dijital dünyayı herkes için daha kapsayıcı hale getirmeyi hedefliyoruz.

Corpowid çözümleri sayesinde, görme engelli bireyler Braille klavyeleriyle sitenizi rahatlıkla kullanabilirken, disleksi yaşayan kullanıcılar için renk kontrastı ve özel font seçenekleri sunuluyor.

Epilepsi, bilişsel bozukluklar gibi farklı engelleri olan kişiler için de kapsamlı erişilebilirlik fonksiyonları sağlıyoruz. Ayrıca, çok dilli çeviri özelliği sayesinde, kullanıcılar site içeriğini kendi dillerine çevirebiliyor ve daha keyifli bir deneyim yaşıyorlar. Önemli bir detay ise, tüm bu özelliklerin internet sitelerinin mobil versiyonları için de geçerli olması.

Corpowid’in çözümünü entegre etmek oldukça kolay ve hızlı. İnternet sitenizin altyapısı, boyutu veya diğer teknik özellikleri ne olursa olsun, erişilebilirlik çözümlerimiz 1 dakikadan kısa sürede entegre edilebiliyor. Teknik zorluklarla uğraşmadan, sitenizi herkes için erişilebilir hale getirebilirsiniz.

Dijital erişilebilirlik sadece engelli bireyler için değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik için de büyük önem taşıyor. Herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu bir dijital dünya, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir toplum inşa etmenin temel taşlarından biri. Erişilebilir siteler, SEO açısından da avantaj sağlıyor ve arama motorlarında daha üst sıralarda yer alarak daha geniş bir kitleye ulaşabiliyor.

Erişilebilirlik, kullanıcı deneyimini de önemli ölçüde iyileştiriyor ve ziyaretçilerin sitenizde daha uzun süre kalmasını sağlıyor. Bu da hem kullanıcı memnuniyetini artırıyor hem de dijital pazarlama stratejilerinizi güçlendiriyor.

Corpowid, sivil toplum kuruluşlarına ücretsiz erişilebilirlik hizmeti sunarak, dijital uçurumu kapatma ve toplumsal eşitliği sağlama misyonunu da sürdürüyor. Bu hizmetten yararlanmak isteyen sivil toplum kuruluşları, Corpowid ile iletişime geçebilirler.