Canva, eski Zoom yöneticisini işe alarak ne planlıyor?

Bu hamle, şirketin halka arz (IPO) sürecine hazırlanırken önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Canva tarafından işe alınan Steckelberg, Zoom’un 2019’daki başarılı halka arzını yöneten ve pandemi döneminde şirketin büyümesini destekleyen isim olarak tanınıyor.

Canva’nın yükselen başarısı ve geleceğe bakış

2013 yılında kurulan ve merkezi Avustralya’nın Sidney kentinde bulunan Canva, grafik tasarım yazılımı alanında Adobe ile rekabet eden önemli bir isim. Şirket, 2021’deki 40 milyar dolarlık zirve değerlemesinin ardından şu anda 32 milyar dolarlık bir piyasa değerine sahip. Platform, 220 milyon aylık kullanıcıya ve yıllık 2,5 milyar dolarlık gelir rakamına ulaştığını açıkladı.

Şirket, bir süredir durgun olan teknoloji sektörü IPO’ları arasında dikkat çekici bir aday olarak öne çıkıyor. Son haftalarda, yazılım şirketi ServiceTitan ve yapay zeka çip üreticisi Cerebras gibi şirketler de halka arz için başvuruda bulunmuş durumda. Canva ise IPO takvimi hakkında resmi bir açıklama yapmaktan kaçınıyor.

Kelly Steckelberg’in deneyimi Canva’ya ne katacak?

Zoom’un finans departmanını 7 yıl boyunca yöneten Steckelberg, pandeminin zirve döneminde şirketin piyasa değerini 160 milyar dolara çıkarmayı başardı. Ancak bu dönemden sonra Zoom hisseleri değer kaybetti ve şirket bugünkü değerinin %85’ini kaybetti.

Steckelberg, Zoom’dan ayrıldığını geçtiğimiz Ağustos ayında duyurmuş ve görevini eski Microsoft yöneticisi Michelle Chang’e devretmişti.

Canva, Leonardo.ai'i satın alarak üretken yapay zeka hamlesini güçlendirdi!

Canva, Steckelberg’in liderliği altında IPO sürecinde finansal altyapısını daha da güçlendirmeyi ve küresel piyasalardaki yerini sağlamlaştırmayı hedefliyor. Şirket tarafından yapılan açıklamada, “Kelly’nin stratejik liderlik becerileri ve kurumsal ölçekleme konusundaki deneyimi, liderlik ekibimize değer katacak.” denildi.

Rekabetçi teknoloji sektöründe yeni dönem

Kelly Steckelberg’in Zoom’daki başarısı ve deneyimi, şirketin halka arz sürecinde güçlü bir destek sunabilir. Canva’nın rakibi Adobe’nin de pazardaki güçlü konumu göz önünde bulundurulduğunda, şirketin stratejik adımları IPO sonrası dönemde belirleyici olacak.

Canva’nın finansal yapısındaki bu güçlendirme adımı, teknoloji dünyasında halka arz trendinin yeniden canlanabileceğine dair sinyaller veriyor. Sektör uzmanları, Canva’nın başarılı bir IPO gerçekleştirmesi durumunda, diğer teknoloji şirketlerinin de halka açılma kararlarını hızlandırabileceğini belirtiyor.

TSMC, yeni nesil çip üretimine hazırlanıyor!

0

Yarı iletken sektörünün önde gelen isimlerinden TSMC, çip üretiminde devrim yaratabilecek yeni bir teknolojiye adım atmaya hazırlanıyor. Şirket, Hollanda merkezli ASML tarafından üretilen yüksek sayısal açıklıklı (High-NA) aşırı ultraviyole (EUV) litografi sistemini 2024’ün sonuna kadar teslim almayı ve Tayvan’daki Hsinchu Ar-Ge merkezine kurmayı planlıyor. Bu teknoloji, TSMC’nin 2nm ve altı üretim süreçlerindeki hedeflerine ulaşmasında belirleyici bir rol oynayacak ve çip endüstrisinde yeni bir dönemin kapılarını aralayacak.

TSMC, yeni nesil çip üretimine hazırlanmaya başladı

High-NA EUV litografi, standart EUV sistemlerine kıyasla daha yüksek çözünürlük ve hassasiyet sağlayarak çip yüzeyinde çok daha ince desenleme yapma imkânı sunuyor. Bu özellik, özellikle yapay zeka ve ileri düzey teknolojiler için gerekli olan yüksek performanslı çiplerin üretiminde büyük bir avantaj sağlıyor. TSMC, bu yeni sistemi öncelikle 1.4nm üretim sürecinde, yani A14 teknolojisinde kullanmayı planlıyor. 2027 yılında seri üretime geçmesi beklenen bu süreç, TSMC’nin 2nm altındaki teknolojilerdeki liderliğini daha da güçlendirecek. Ancak bu sistemlerin tam performansla çalışabilmesi için detaylı testler ve süreç optimizasyonları gerekecek. Faaliyete geçtiğinde, bu yeni teknoloji TSMC’nin mevcut kapasitesini birkaç nesil ileri taşıyarak A10 seviyesine ulaşmasına olanak tanıyacak. Ayrıca, TSMC 2026 yılında N2 (2nm) sürecini devreye almayı da hedefliyor.

Şirketin geçmişteki başarıları da bu hedeflere ulaşmasındaki kararlılığını gözler önüne seriyor. 2019 yılında ticari EUV litografiyi ilk kez N7+ süreciyle kullanıma sokan TSMC, o tarihten bu yana EUV sistemlerini hızla genişletti. Günümüzde, dünya çapındaki EUV kurulumlarının %56’sı TSMC’ye ait. Şirket, 2022 yılında 84 EUV sistemi işletirken, 2023’te bu sayıyı 100’ün üzerine çıkardı.

ASML tarafından üretilen High-NA EUV sistemlerinin birim fiyatı yaklaşık 400 milyon dolar civarında ve teslimatlar bu yıl itibarıyla başladı. İlk teslimatlar Intel’e yapılırken, sıradaki müşteri TSMC olarak öne çıkıyor. Bu sistemlere erken erişim sağlamak, TSMC’nin özellikle Samsung Electronics ile arasındaki rekabet avantajını daha da artırmasını mümkün kılacak gibi görünüyor. Bu teknolojiyle TSMC, yalnızca mevcut liderliğini pekiştirmekle kalmayıp, çip üretiminde yeni standartlar belirleme yolunda da önemli bir adım atmış olacak.

Xiaomi üçüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı!

0

Xiaomi2024 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçları açıkladı. Beklentileri aşarak gelirlerinde bir önceki yıla kıyasla ciddi bir artış yakalayan Çinli üreticinin büyümeye devam etmeyi istediği ve en son teknolojilerde küresel liderliği hedeflediği ifade ediliyor.

Xiaomi’nin gelirleri 12,9 milyar dolara ulaştı

Xiaomi’nin üçüncü çeyrekteki toplam geliri bir önceki yıla kıyasla yüzde 30,5 oranında artarak 92,5 milyar RMB’ye (12,9 milyar dolar) ulaştı ve düzeltilmiş net kârı 6,3 milyar RMB (882 milyon dolar) olarak açıklandı.

Xiaomi'nin gelirleri 12,9 milyar dolara ulaştı

Bunu biraz daha açacak olursak, akıllı telefon işinde 47,5 milyar RMB (6,65 milyar USD), IoT ve yaşam tarzı ürünlerinde 26,1 milyar RMB (3,65 milyar dolar) ve internet hizmetleri alanlarında 8,5 milyar RMB (1,19 milyar USD) gelir elde edildi.

Bununla birlikte, Xiaomi’nin elektrikli otomobil ve diğer yeni girişimlerinden elde ettiği gelir 9,7 milyar RMB’ye (1,36 milyar dolar) ulaşarak 10 milyar RMB kilometre taşına yaklaştı.

Xiaomi, üçüncü çeyrekte nakit kaynaklarını artırarak 30 Eylül 2024 itibarıyla 151,6 milyar RMB (21,22 milyar dolar) ile yeni bir zirveye ulaştı. Bu yılki 11.11 alışveriş festivali sırasında ise markanın çok kanallı kümülatif brüt ürün değeri 31,9 milyar RMB’yi (4,47 milyar dolar) aşmayı başardı.

Telefon dolandırıcılığına karşı yapay zeka çözümü geliyor!

Günümüzde telefon dolandırıcılığı, özellikle yaşlıları hedef alan ciddi bir sorun haline gelmiş durumda. İngiliz telekomünikasyon şirketi O2, bu sorunu çözmek amacıyla oldukça yaratıcı bir yaklaşım geliştirdi. “Yapay zeka babaanne” adı verilen bir yapay zeka karakteri, dolandırıcıların kendi yöntemlerini onlara karşı kullanarak etkili bir çözüm sunuyor. Yaşlı bir kadın gibi davranan bu yapay zeka, dolandırıcılık listelerinde yer alan veya şüpheli görülen numaralardan gelen çağrıları cevaplayarak devreye giriyor.

Telefon dolandırıcılığına karşı yapay zeka çözümü geliştirildi

Yapay zeka babaanne, gelen aramalarda dolandırıcıları zekice ve mizahi bir şekilde meşgul ediyor. Bu esnada sahte kişisel bilgiler paylaşarak dolandırıcıların zamanını boşa harcıyor ve böylece gerçek insanların dolandırılmasını engelliyor.

Telefon dolandırıcılığına karşı yapay zeka çözümü geldi.

Yapay zeka, sonsuz bir sabırla dolandırıcılarla konuşmayı sürdürerek onları oyalarken, dolandırıcılık girişimlerini etkisiz hale getiriyor. Bu yöntem, yapay zekanın yalnızca teknolojik gelişmelerde değil, aynı zamanda toplumsal sorunların çözümünde de ne kadar yaratıcı bir şekilde kullanılabileceğini gözler önüne seriyor.

O2’nin bu inovasyonu, yapay zekanın etik tartışmalarla gündeme geldiği bir dönemde, onun olumlu ve faydalı bir kullanım alanı olabileceğini kanıtlıyor. Dolandırıcıları kendi yöntemleriyle alt eden bu dijital büyükanne, hem etkili bir güvenlik önlemi hem de eğlenceli bir teknoloji uygulaması olarak dikkat çekiyor. Bu tür yaratıcı çözümler, yapay zekanın gelecekte toplumsal sorunlara yönelik potansiyelinin çok daha geniş olduğunu ortaya koyuyor.

Nvidia’nın Blackwell AI çiplerinde ısınma sorunu ortaya çıktı!

0

Nvidia’nın yeni nesil Blackwell AI işlemcileri, yüksek kapasiteli sunucu raflarında aşırı ısınma sorunları nedeniyle ciddi bir zorlukla karşı karşıya. Özellikle büyük teknoloji şirketleri olan Google, Meta ve Microsoft gibi müşterilerin endişelerini artıran bu durum, hem performans kaybına hem de donanımda potansiyel hasar riskine yol açıyor. Blackwell GPU’ları, yüksek yoğunluklu sistemlerde 120 kW’a kadar enerji tüketebilen sunucularda ciddi ısınma problemleriyle karşılaşıyor ve bu, Nvidia’yı hem tasarım değişikliklerine hem de üretim takviminde gecikmelere zorlamış durumda.

Nvidia’nın Blackwell AI çiplerinde ısınma sorunu mu var?

Nvidia’nın, bu sorunları çözmek amacıyla soğutma sistemlerini yeniden tasarladığı ve tedarikçilere yeni mühendislik talimatları verdiği belirtiliyor. Ancak bu süreç, yalnızca sevkiyat tarihlerini geciktirmekle kalmadı; aynı zamanda şirketin üretim verimliliğini de etkiledi. TSMC’nin CoWoS-L paketleme teknolojisi ile üretilen işlemciler, termal genleşme farklılıklarından kaynaklanan yapısal sorunlar nedeniyle arızalara yol açmıştı. Nvidia, bu problemleri işlemci tasarımında düzenlemeler yaparak çözdüğünü duyursa da, sorunların çözümü zaman alıyor.

Nvidia'nın Blackwell AI çiplerinde ısınma sorunu mu var?
Nvidia’nın Blackwell AI çiplerinde ısınma sorunu mu var?

Blackwell işlemcilerindeki bu aksaklıklar, yapay zeka araştırmaları ve uygulamalarını da etkileyebilir. Büyük teknoloji şirketlerinin, Nvidia’nın GPU’larını büyük dil modelleri gibi gelişmiş yapay zeka sistemlerini eğitmek için kullanması, gecikmelerin bu sistemlerin geliştirilme sürecini aksatabileceği anlamına geliyor.

Nvidia, bu tür tasarım revizyonlarını normal bir süreç olarak tanımlasa da, orijinal planlara göre işlemcilerin 2024’ün ikinci çeyreğinde hazır olması beklenirken, seri üretime ancak Ekim ayında başlanabildi. Bu da sevkiyatların Ocak 2025’e kadar gecikebileceği anlamına geliyor. Nvidia’nın bulut sağlayıcılarla yaptığı iş birliğini sürdürmesi ve yeni çözümler geliştirmesi, bu sorunların uzun vadeli etkisini hafifletebilir.

ABD Adalet Bakanlığı, Google’ı Chrome’u satmaya zorluyor!

Doj’un bu hamlesi, Google’ın arama motoru üzerindeki hakimiyetini azaltmayı amaçlıyor. DOJ, Chrome’un Google arama motoru için önemli bir erişim noktası olduğunu belirtti.

Kullanıcıların büyük bir kısmı Google arama motorunu Chrome üzerinden kullanıyor ve bu durum, DOJ’un tekelci bir yapı oluşturduğu iddiasını destekliyor. Bakanlık, Chrome’un satışının Google’ın bu avantajını ortadan kaldırabileceğini düşünüyor.

Bu öneri, Google’ın açık kaynaklı Chromium platformu üzerindeki kontrolünün geleceği hakkında soruları da gündeme getiriyor. Chromium, Microsoft Edge gibi birçok tarayıcıya altyapı sağlıyor ve DOJ’un önerisi, Google’ın bu platformdaki rolünü ne şekilde sürdürebileceği konusunda belirsizlik yaratıyor.

Bakanlık, daha önce gündeme gelen Android işletim sisteminin satışından vazgeçmiş görünüyor. Ancak, Android’in diğer Google ürünlerinden, özellikle Google Play mağazası ve Google Arama’dan ayrılması talep ediliyor.

Bu, Android işletim sisteminin bağımsız çalışmasını ve Google ekosistemine daha az bağımlı olmasını sağlamayı hedefliyor.

Ek öneriler: Veri ve AI üzerine yeni kurallar

Diğer öneriler arasında Google’ın arama verilerini ve sonuçlarını lisanslaması ve arama için dizine eklenen web sitelerinin yapay zeka eğitimine katılmaktan vazgeçme hakkına sahip olması yer alıyor.

Bu düzenlemeler, veri kullanımı ve yapay zeka geliştirme süreçlerinde rekabetin artmasını amaçlıyor.

Google’ın tepkisi ve süreç

Google, önerilere karşı çıkacağını ve temyize gideceğini açıkladı. Şirket, Chrome veya Android’in ayrılmasının bu ürünlerin bütünlüğünü ve kullanıcı deneyimini bozacağını savundu.

Son öneriler, Çarşamba günü kamuoyuna açıklanacak. Davanın 2025 Nisan ayında yapılacak bir duruşmada görüşülmesi ve Ağustos ayında nihai kararın açıklanması bekleniyor.

Bu dava, teknoloji devlerinin tekelci uygulamaları ve dijital ekosistemdeki rekabet kurallarının geleceği açısından önemli bir emsal teşkil edebilir.

Samsung, BOE’ye karşı açtığı patent davasını kazandı!

Samsung, Çinli BOE’ye karşı ABD’de açtığı OLED patent davasında önemli bir zafer kazandı. ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu (ITC), BOE’nin Samsung Display’in üç OLED patentine yönelik ihlal gerçekleştirdiği sonucuna vardı.

Samsung, BOE’ye karşı açtığı patent davasından galip çıktı

Bu gelişme, BOE’nin OLED panellerinin ABD’de ithalat ve satışına yönelik yasaklama ihtimalini gündeme getirdi. ITC, Samsung’un taleplerini kabul ederek, patent ihlali içeren ürünlerin piyasadan çekilmesine yönelik bir adım attı. Ancak nihai kararın Mart 2025’te açıklanması bekleniyor.

Dava süreci, Samsung’un Aralık 2022’de ABD’deki 17 ithalatçı ve toptancıya karşı patent ihlali gerekçesiyle başlattığı hukuki girişimlerle başladı. Mart 2023’te BOE de bu davanın bir parçası oldu. Bununla birlikte BOE, söz konusu patentleri ihlal eden ürünlerin tedarik zincirindeki tek firma değil. CSOT, Tianma ve Visionox gibi diğer Çinli şirketler de bu süreçte BOE ile birlikte Patent Yargılama ve Temyiz Kurulu’na, Samsung’un patentlerini geçersiz kılma başvurusu yaptı. Ancak bu girişimler sonuçsuz kaldı.

ITC, BOE’nin ihlallerinin ABD’deki piyasalar üzerindeki etkisini değerlendiriyor. Eğer ihlalin önemli bir zarara yol açmadığına karar verilirse, ithalat yasağı yerine BOE ve diğer ihlalci şirketlerin Samsung Display’e maddi tazminat ödemesi gündeme gelebilir. Buna rağmen Samsung, OLED teknolojisinde patent haklarını koruma konusunda önemli bir adım atmış oldu ve bu zafer, BOE gibi rakiplere karşı elini güçlendirdi. ITC’nin nihai kararı, ABD OLED pazarında dengeleri yeniden şekillendirebilir.

Dünyanın en güçlü roketi Starship, tekrar fırlatılacak!

SpaceX, Starship ve Super Heavy roketinin altıncı test uçuşu için tarih vererek 19 Kasım’da tarihi bir deneme gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Bu test, Teksas’taki Starbase tesislerinden Türkiye saatiyle 01:00’de başlayacak ve SpaceX’in X platformundaki hesabından canlı yayınlanacak. Altıncı test uçuşunda, Starship’in daha karmaşık hedefler içeren yeni kabiliyetlerini sınaması ve gelecekteki yörünge görevleri için kritik teknolojiler üzerinde çalışılması planlanıyor.

Dünyanın en güçlü roketi Starship, tekrar fırlatılıyor

Önceki test uçuşu, sistemin yeniden kullanılabilirliğini kanıtlayan önemli bir aşamaydı. Super Heavy güçlendiricisi, fırlatma bölgesine geri dönerek “chopstick” adı verilen kollarla yakalanmış, üst aşama ise kontrollü bir inişle Hint Okyanusu’na ulaşmıştı. Bu başarılı denemeden elde edilen veriler, sistemin performansını artırmak için kullanıldı. Altıncı test uçuşu, bu başarıyı bir adım ileriye taşıyarak güçlendiricinin yeniden yakalanması, Starship’in uzayda bir Raptor motorunu ateşlemesi, ısı kalkanı denemeleri ve yeni manevra değişiklikleri gibi yenilikçi hedeflere odaklanacak.

Dünyanın en güçlü roketi Starship, tekrar fırlatılıyor.

Eğer her şey planlandığı gibi giderse, Super Heavy güçlendiricisi kalkıştan yedi dakika sonra Starbase’e geri dönerek kule tarafından yakalanacak. Ancak, bu mümkün olmazsa Meksika Körfezi’ne kontrollü bir iniş yapılacak. Güçlendiriciden ayrılan Starship, altı Raptor motorundan birini uzayda ateşleyerek yörünge dışı yakma testini gerçekleştirecek.

Ayrıca, yeniden giriş sırasında daha yüksek bir açıyla uçma ve çeşitli ısı kalkanı testleri yapılarak sistemin dayanıklılığı ölçülecek. Yaklaşık 65 dakika sürecek bu test uçuşunun sonunda Starship, Hint Okyanusu’na kontrollü bir iniş yaparak görevi tamamlayacak. Bu test, hem donanım hem de yazılım açısından yeni nesil uzay teknolojilerinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacak.

Avrupa’dan SpaceX’e rakip: The Exploration Company

Avrupa merkezli uzay şirketi The Exploration Company (TEC), uzaya astronot ve kargo taşıyacak yeniden kullanılabilir kapsülü için 160 milyon dolarlık yatırım aldı. TEC’in amiral gemisi olan Nyx kapsülü, uzay seyahatlerini daha erişilebilir ve sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyor. Avrupa’dan SpaceX olması hedeflenen bu girişim çok ilgi çekici.

Elon Musk’ın SpaceX’ine rakip olarak gösterilen TEC’in yatırım turuna, Balderton Capital ve Plural gibi özel yatırımcıların yanı sıra Fransız hükümetine bağlı French Tech Souverainete ve Alman DeepTech & Climate Fondsgibi kamu destekli fonlar da katıldı. Avrupa’dan SpaceX olarak anılan bu şirketin CEO’su Helene Huby, projeye olan talebin hızla arttığını belirterek, “Bu büyük bir pazar ve yılda %10’dan fazla büyüyor. Daha fazla ülke astronotlarını uçurmak ve Ay’a gitmek istiyor. İstasyonlara insan ve kargo göndermek için artan bir talep var” dedi.

Avrupa’nın uzay yarışındaki eksikliğini giderme hedefi

TEC, SpaceX’in Dragon kapsülü gibi mevcut rakiplere rağmen, Avrupa’nın uzay sektöründeki eksikliklerini gidermeyi hedefliyorNyx kapsülü, yörüngedeki görevlerini tamamladıktan sonra Dünya’ya geri dönebilecek şekilde tasarlandı ve tekrar kullanılabilir yapısıyla maliyetleri önemli ölçüde düşürmeyi amaçlıyor. Bu sayede Avrupa’dan SpaceX olarak rekabet edebilir hale gelecek.

Şirket, kapsülün ikinci versiyonunu 2025 yılında fırlatmayı planlarken, nihai versiyonun 2028 yılında tamamlanacağını duyurdu. Bu projede Avrupa Uzay Ajansı da finansal destek sağlayacak.

Büyük oyuncularla dev anlaşmalar

TEC, uzay sektöründeki yükselişini yalnızca teknoloji geliştirmekle sınırlı tutmuyor. Şirket, Axiom Space ve yeni bir uzay istasyonu geliştiren Starlab gibi önemli oyuncularla toplamda 800 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. Avrupa’dan SpaceX olmayı planlayan TEC için bu büyük bir adım.

Helene Huby, TEC’in geliştirdiği teknolojilerle uzaya gönderilen kargoların Dünya’ya geri getirilmesini mümkün kılacaklarını belirtti. Huby, “Eğer daha fazla insanınız varsa, daha fazla kargoya da ihtiyaç duyarsınız. Dünya’nın ve Ay’ın etrafında olup biten de bu” ifadelerini kullandı.

Uzay sektöründeki hareketlilik yalnızca ABD ve Çin gibi büyük güçlerle sınırlı değil. Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin uzay programları da bu alandaki rekabeti artırıyor. NASA’nın Ay yörüngesinde inşa etmeyi planladığı Gateway Uzay İstasyonu, uzay ekonomisinin büyüklüğünü gözler önüne seren projelerden biri.

Önümüzdeki 25 yıl içinde özel uzay istasyonlarının gökyüzünü dolduracağını öngören Helene Huby, TEC’in bu alanda kilit bir oyuncu olacağını belirtiyor. TEC, hem astronot hem de kargo taşımacılığında Avrupa’nın lideri olmayı hedefliyor.

Intel Core Ultra 200U serisi hakkında yeni detaylar ortaya çıktı

0

Intel, yaklaşmakta olan Core Ultra 200U işlemcileriyle ilgili heyecan verici detaylar paylaştı. Yeni “Arrow Lake-U” serisi, güncellenmiş Redwood Cove+ ve Crestmont Enhanced çekirdek mimarileriyle dikkat çekiyor. Bu seride, özellikle düşük güç tüketimi ve yüksek performans arasında denge kurmak hedefleniyor.

Yeni modeller ve özellikler

Sızıntılara göre IntelCore Ultra 200U ailesinde dört farklı model sunmaya hazırlanıyor:

İşlemciÇekirdek YapısıP-Core Saat Hızı(Taban/Maks.)E-Core Saat Hızı(Taban/Maks.)iGPUÖnbellekTDP
Core Ultra 7 265U2 P + 8 E + 2 LP-E1,8 – 5,3 GHz1,7 – 4,2 GHz4 Xe @ 2100 MHz12 MB L315W (12-28W cTDP)
Core Ultra 7 255U2 P + 8 E + 2 LP-E1,8 – 5,2 GHz1,7 – 4,2 GHz4 Xe @ 2100 MHz12 MB L315W (12-28W cTDP)
Core Ultra 5 235U2 P + 8 E + 2 LP-E1,6 – 4,9 GHz1,6 – 4,1 GHz4 Xe @ 2050 MHz12 MB L315W (12-28W cTDP)
Core Ultra 5 225U2 P + 8 E + 2 LP-E1,2 – 4,8 GHz1,3 – 3,8 GHz4 Xe @ 2000 MHz12 MB L315W (12-28W cTDP)

Performans ve mimaride yenilikler

Yeni işlemcilerde 2 performans çekirdeği (P-Core)8 verimlilik çekirdeği (E-Core) ve 2 düşük güç çekirdeği (LP-E)bulunacak. Bu konfigürasyon, serinin hem enerji verimliliğini hem de performansını artırmayı hedefliyor.

  • Core Ultra 7 265UP çekirdeklerde 5,3 GHzE çekirdeklerde ise 4,2 GHz’e kadar yükseltme hızı sunarak serinin en güçlü modeli olacak.
  • Diğer modellerde saat hızları sırasıyla biraz daha düşük olacak ancak 12 MB L3 önbellek her modelde standart olacak.

Grafik tarafında ise tüm modeller, 1. nesil Xe-LPG mimarisi üzerine kurulu 4 Xe çekirdekli entegre bir GPU ile geliyor. Bu GPU, maksimum 2100 MHz hızlara ulaşabiliyor.

Yeni çekirdek mimarisi

Intel Core Ultra 200U serisiRedwood Cove+ ve Crestmont Enhanced çekirdeklerini kullanıyor. Bu mimariler, Intel’in önceki nesli olan Meteor Lake yongalarındaki tasarımların güncellenmiş versiyonları olarak karşımıza çıkıyor. Ancak daha ileri bir teknoloji olan Lion Cove veya Skymont çekirdeklerinin bu seride yer almayacağı belirtiliyor.

CES 2025’te tanıtılması bekleniyor

Intel Core Ultra 200U serisinin2025 yılının başlarında düzenlenecek CES 2025 etkinliğinde resmi olarak tanıtılması planlanıyor. Aynı zamanda bu işlemcilere uyumlu 800 serisi a

Windows 11 23H2 güncellemesi kullanıcıları yanıltıyor

MicrosoftWindows 11 23H2 sürümü için yayımladığı KB5046633 güvenlik güncellemesinde bir hatanın ortaya çıktığını doğruladı. Güncellemeyi yükleyen kullanıcılar, işletim sistemlerinin desteğinin yakında sona ereceğini belirten yanlış bir uyarı mesajıyla karşılaştı. Sorunun, kullanıcıları gereksiz yere yeni bir sürüme yükseltmeye yönlendirdiği belirtiliyor.

Yanlış bildirim ve çözüm süreci

Güncellemenin ardından kullanıcılar, “Windows 11 23H2’nin desteği yakında sona erecek” mesajı ve “güncellemeleri kontrol et” seçeneğiyle karşılaşsa da, sistemlerinde zaten en son sürümün yüklü olduğu ortaya çıktı. Microsoft, hatayı doğrulayarak bunun bir yazılım hatası olduğunu belirtti.

Şirket, problemi çözmek için bir sunucu tarafı güncellemesi hazırladığını ve düzeltmenin bir hafta içinde kullanıcılara ulaşacağını duyurdu. Bu süreçte kullanıcıların sistemlerini yeniden başlatmaları geçici bir çözüm olarak öneriliyor.

Windows 11 ve 23H2 desteği devam ediyor

Microsoft, yanlış bildirimin aksine Windows 11 23H2’nin Kasım 2025’e kadar destekleneceğini, Windows 11 24H2sürümünün ise Ekim 2026’ya kadar destek kapsamı içerisinde olduğunu hatırlattı.

Microsoft’un güncelleme geçmişi sorunlarla dolu

Microsoft, son dönemde güncellemelerle ilgili çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz haftalarda Windows Server kullanıcılarını etkileyen bir hata, basit bir güvenlik güncellemesinin tam işletim sistemi yükseltmesine dönüşmesine neden olmuş ve 2022 sürümünü kullanan makineler beklenmedik şekilde Windows Server 2025sürümüne yükseltilmişti.

Son yaşanan KB5046633 hatası, Microsoft’un güncellemeler konusundaki zorlu geçmişine yeni bir örnek eklemiş oldu. Kullanıcıların, Microsoft’un duyuracağı yeni güncellemeleri takip etmeleri öneriliyor.

DeepL gerçek zamanlı çeviri sunan yeni yapay zeka yazılımını tanıttı

Dünya çapında popülerleşen dil çeviri platformu DeepL, online görüşmelerde devrim yaratacak yeni bir yapay zeka teknolojisi tanıttı. DeepL Voice AI adı verilen bu yeni yazılım, konuşmaları gerçek zamanlı olarak çevirerek altyazılar şeklinde ekrana yansıtabiliyor. Türkçe dahil 13 farklı dilde çeviri yapabilen sistem, iş dünyası için iki farklı ürün sunuyor: DeepL Voice for Conversations ve DeepL Voice for Meetings.

13 Dilde gerçek zamanlı çeviri

DeepL VoiceFelemenkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Japonca, Korece, Lehçe, Portekizce, Rusça, İspanyolca, İsveççe ve Türkçe arasında gerçek zamanlı çeviri yapabiliyor. Bu özellik, uluslararası toplantılarda dil bariyerlerini ortadan kaldırmayı hedefliyor.

DeepL Voice for MeetingsMicrosoft Teams ile tam entegre çalışarak online toplantılarda konuşulanları gerçek zamanlı çevrilmiş altyazılarla tüm katılımcılara sunuyor. Katılımcı sayısından bağımsız olarak tüm konuşmalar çevriliyor ve aynı zamanda yazıya dökülüyor.

DeepL Voice for Conversations ise birebir telefon görüşmelerinde kullanılmak üzere tasarlandı. iPhone ve Android cihazlarla uyumlu olan bu uygulama, gerçek zamanlı çeviri yaparak kullanıcıların anında iletişim kurmasını sağlıyor.

Veri güvenliği ve gizlilik ön planda

DeepL, kullanıcıların veri güvenliğini öncelikli hale getiren bir yaklaşım benimsiyor. Tüm görüşme verilerinin toplantıların ardından silineceğini ve yapay zeka modellerinin eğitimi için kullanılmayacağını garanti ediyor. Ayrıca, ISO 27001 standartlarını karşılayan yapısıyla yüksek seviyede veri güvenliği sunuyor.

Dil çevirisinde yeni bir alternatif

DeepLGoogle Translate ve Bing Translator gibi sektör devlerine rakip bir platform olarak öne çıkıyor. Şirket, özellikle konuşmaların nüanslarını daha iyi çevirme yeteneğiyle dikkat çekiyor. Sesli çeviri alanındaki bu son yenilik, dil bariyerlerini aşmayı ve küresel iş birliğini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Dünyanın en hızlı bilgisayarı ortaya çıktı: El Capitan!

0

Süper bilgisayar teknolojisinde devrim yaratan bir gelişme daha yaşandı. AMD, HPE ve Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’nın ortak çalışmasıyla geliştirilen El Capitan, dünyanın en güçlü süper bilgisayarı unvanını resmen kazandı. Hem hız hem de enerji verimliliğiyle dikkat çeken bu bilgisayar, Amerika’nın nükleer güvenliği için kritik bir rol üstleniyor. Peki, bu devasa sistemin özellikleri neler?

Dünyanın en güçlü süper bilgisayarı

Atlanta’da düzenlenen Süper Bilgisayar 2024 konferansında tanıtılan El Capitan, dünyanın ilk exascale sınıfı süper bilgisayarı olarak duyuruldu. Toplamda 11 milyondan fazla çekirdeğe sahip olan bu dev sistem, saniyede 1,742 petaflop’luk işlem gücüyle (teorik olarak 2,746 petaflop) zirveye yerleşti. El Capitan, aynı zamanda enerji verimliliği açısından Green500 listesinde de ilk 20’ye girmeyi başardı.

El Capitan, nükleer güvenlik ve araştırmalar için özel olarak tasarlandı. Amerika Birleşik Devletleri’nin NNSA Tri-Labs programı kapsamında kullanılacak olan bu sistem, yaşlanan nükleer silahların güvenliğini modellemek ve simüle etmek için kritik öneme sahip. Ayrıca, terörle mücadele ve diğer ulusal güvenlik projelerinde de kullanılacak.

HPE’nin Cray EX255a HPC sistemi üzerine inşa edilen El Capitan, AMD’nin Instinct MI300A hızlandırılmış işlem birimlerini (APU) kullanıyor. Bu APU’lar, hem CPU hem de GPU çekirdeklerini tek bir çipte birleştirerek eşsiz bir performans sunuyor. Sistem, HPE’nin yüksek bant genişlikli Slingshot-11 bağlantı teknolojisinden de yararlanarak veri işleme hızını maksimum seviyeye çıkarıyor.

El Capitan’ın bu başarısı, AMD’yi süper bilgisayar alanında lider bir konuma taşıyor. Şirket, şu anda dünya çapında en hızlı iki süper bilgisayarı (El Capitan ve Frontier) ve en verimli ilk 10 sistemin yüzde 40’ını destekliyor. Bu gelişme, yüksek performanslı hesaplama (HPC) ile yapay zekanın birleşiminde geleceği şekillendirme potansiyeli taşıyor.

Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Süper bilgisayar teknolojisinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz!

Yeni nesil ekran kartları güç tüketimini üç katına çıkarabilir

0

Dünyanın önde gelen bilgisayar donanımı üreticilerinden Corsair, kısa süre önce yaptığı bir açıklamada, yeni nesil ekran kartlarını tam olarak destekleyen güç kaynaklarıyla pazara hazır olduğunu duyurdu. Şirket, Nvidia ve AMD’nin yakında tanıtılması beklenen yüksek performanslı GPU’larının sistemlerde 750W ile 1500W arasında değişen bir güç talebine neden olacağını öngörüyor. Bu durum, mevcut standart güç kaynaklarının yeterliliği konusunda soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Yeni nesil GPU’lar güç tüketimiyle şaşırtabilir

Corsair’in açıklamasına göre, yeni nesil grafik kartlarının güç tüketimi RTX 4090’ın 450W olan TDP değerini neredeyse üçe katlayabilir. Şirketin geleceğe yönelik bu iddialı açıklamaları, Nvidia ve AMD’nin yakında duyuracağı RTX 5090 ve RX 8000 serisi GPU’ların performans düzeyi hakkında ipuçları veriyor.

Daha önceki söylentiler, RTX 5090’ın 600W’a kadar güç tüketebileceğini öne sürmüştü. Bu bilgiler ışığında Corsair’in, 1000W’ı aşan güç kaynaklarını vurgulaması dikkat çekiyor. RTX 5080 ve RTX 5090’ın Ocak 2025’teki CES etkinliğinde tanıtılması bekleniyor.

Corsair’in yeni PSU serisi

Corsair, yeni nesil GPU’lar için şu anda piyasada bulunan çeşitli güç kaynağı seçeneklerini ön plana çıkardı:

  • RMe Serisi: 1000W’a kadar güç sunan ve Gold sertifikalı modeller.
  • RMx Serisi: Sessizlik ve performansı birleştirerek 1200W’a kadar destek sağlıyor.
  • HXi Serisi: 1500W kapasite ve Platinum sertifikasıyla en yüksek performansı hedefliyor.

Şirket, yeni GPU’ların 12v-2×6 güç konektörü standardını kullanmaya devam edeceğini de tahmin ediyor.

Güncelleme zorunlu olabilir

RTX 4090 gibi güçlü ekran kartları için genellikle 850W PSU’lar yeterli olurken, Corsair’in duyurusu, yeni nesil GPU’ların daha yüksek güç tüketimine sahip olacağının habercisi. Kullanıcıların, sistemlerini yeni nesil GPU’larla uyumlu hale getirmek için güç kaynağı yükseltmesi yapması gerekebilir.

Corsair’in iddialı açıklamaları, donanım dünyasında heyecan yaratırken kullanıcılar için bir soru işareti bırakıyor: Mevcut sistemler, yeni nesil GPU’ların güç talebine ayak uydurabilecek mi? Ocak ayında gerçekleşecek CES 2025 etkinliği, bu sorunun yanıtını verecek gibi görünüyor.

Über’in rakibi Bolt, yıllık gelirini 2 milyar euroya çıkardı!

Estonya merkezli araç çağırma girişimi Bolt, yıllık gelirini 2 milyar euroya ulaştırarak önemli bir başarı elde etti. Uber’in Avrupa’daki en büyük rakibi olarak görülen Bolt, 2025 yılında halka arz planlarıyla küresel pazardaki etkisini daha da artırmayı hedefliyor. 2013 yılında Markus Villig tarafından kurulan Bolt, başlangıçta yalnızca araç çağırma hizmeti sunarken, zamanla elektrikli scooter ve bisiklet kiralama, yemek teslimatı (Bolt Food) ve hızlı market teslimatı (Bolt Market) gibi farklı hizmetleri de portföyüne ekledi.

Über’in rakibi Bolt, yıllık gelirini 2 milyar euroya çıkarmayı başardı

Bolt, Ocak 2022’de Sequoia Capital liderliğindeki Seri E yatırım turunda 628 milyon euro yatırım alarak değerlemesini 7.4 milyar euroya yükseltti. Bugün 45’ten fazla ülkede, 400’den fazla şehirde faaliyet gösteren ve 100 milyonu aşkın müşteriye hizmet veren girişim, gelişmekte olan pazarlara öncelik vererek büyümesini hızlandırdı.

Über'in rakibi Bolt, yıllık gelirini 2 milyar euroya çıkarmayı başardı.
Über’in rakibi Bolt, yıllık gelirini 2 milyar euroya çıkarmayı başardı.

Rakiplerinin henüz aktif olmadığı bu bölgelerde, özellikle Orta ve Doğu Avrupa ile Afrika’da operasyonlarını genişletmeye odaklandı. Şirketin CEO’su Markus Villig, Doğu Avrupa ve Afrika gibi bölgeleri tercih etmelerinin sebebini, düşük araç sahipliği oranı ve yüksek işsizlik nedeniyle serbest sürücülere olan yoğun talep olarak açıklamıştı.

Hizmet sunduğu 20’den fazla ülkede pazar lideri olduğunu iddia eden Bolt, elde ettiği bu büyüme ile halka arz öncesinde güçlü bir konuma ulaşmayı hedefliyor. Bu başarı, şirketin kurulduğu günden bu yana geliştirdiği stratejik yatırımlar ve bölgesel odaklı büyüme politikalarının bir sonucu olarak görülüyor.

Jaguar 80 yıllık logosunu değişti

0

Neredeyse bir asırdır klasikleşmiş sıçrayan Jaguar logosuyla arz-ı endam eden dev şirket, radikal bir karar alarak logosunu değiştirmeye karar verdi. Jaguar’ın yenilenen logosu, tam 80 yıllık bir geleneği geride bırakıyor. İngiliz otomobil devi, lüks elektrikli araç pazarında kendine yeni bir konum yaratmak amacıyla bu köklü değişimi gerçekleştirdiğini açıkladı. İşte detaylar…

Jaguar, yeni logosuyla tartışma yaratacak gibi…

Jaguar, radikal bir karar alarak 80 yıldır kullanılan klasik logosunu tamamen değiştirdi. Bu hamle, markanın lüks elektrikli araç pazarında Rolls-Royce ve Bentley gibi devlere rakip olma hedefinin bir parçası. Yeni logo, modern tasarımı ve iddialı çizgileriyle dikkat çekiyor. İngiliz üreticinin bu değişimle birlikte tasarım felsefesini ve marka kimliğini baştan tanımladığı görülüyor.

Jaguar’ın yenilenen logolarından ilki…

Yeni Jaguar logosu, hem tipografi hem de tasarım açısından geçmişten tamamen kopmuş bir anlayışı benimsiyor. Modern grafik dokunuşlarla yenilenen logo, ‘strikethrough’ adı verilen yatay çizgi temasıyla öne çıkıyor. Bu çizgi, markanın dinamizmini ve yenilikçi yaklaşımını temsil ediyor. Ayrıca, yeni logoda ‘J’ ve ‘r’ harfleri, altın tonlarında dairesel bir tasarımla bir araya gelerek minimalist bir estetik sunuyor.

Araçlarda kullanılacak diğer Jaguar logosu…

Bu görsel değişiklikler, markanın elektrikli araçlarla lüks segmentte yeni bir döneme girdiğini simgeliyor. Özellikle, bu hamleyle Jaguar’ın genç, varlıklı ve şehirli müşterilere hitap etmesi hedefleniyor.

Jaguar, yeni logoyla eş zamanlı olarak lüks elektrikli araç yelpazesini genişletmeyi planlıyor. 2026’ya kadar piyasaya sürülmesi beklenen yeni modeller, 430 mil menzil sunan ve hızlı şarj desteğiyle dikkat çeken özelliklere sahip olacak. Ayrıca, Tesla’nın Supercharger ağıyla uyumlu bir şarj portu sayesinde global çapta büyük bir avantaj elde edecek.

Rekabet Kurumu’ndan onay geldi! Hepsiburada resmen satıldı

0

Hatırlayacağınız üzere, geçtiğimiz ay içerisinde Kazakistan’ın en büyük şirketlerinden biri olarak bilinen Kaspi.Kz’nin Hepsiburada için yüzde 65.4’lük hissesini satın almak üzere anlaşmaya vardığını sizlerle paylaşmıştık. Rekabet Kurumu, resmi web sitesi aracılığıyla yaptığı açıklamada, satış işlemine izin verdiğini açıkladı.

Hepsiburada ve Kaspi.Kz ortaklığı ne getirecek?

Rekabet Kurumu’nun onayının ardından Hepsiburada’nın yeni hissedarı Kaspi.Kz resmen kontrolü devraldı. Bu işlem, Kaspi.Kz’nin Hepsiburada’nın çoğunluk hissesini satın almasıyla birlikte Türkiye e-ticaret sektöründe yeni bir dönemin kapısını araladı. Satış işlemi, geçtiğimiz aylarda kamuoyuna duyurulmuş ve büyük bir ilgiyle takip edilmişti.

rekabet-kurumundan-onay-geldi-hepsiburada-resmen-satildi

Kaspi.Kz, Kazakistan merkezli finansal teknoloji ve e-ticaret devlerinden biri olarak tanınıyor. Bu satın alma ile şirket, Türkiye pazarına güçlü bir giriş yaparken Hepsiburada’nın bölgesel gücünü artırmayı hedefliyor.

Analistler, bu birleşmenin Hepsiburada’nın teknoloji altyapısını güçlendireceğini ve kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıyacağını öngörüyor. Öte yandan, Kaspi.Kz’nin fintech uzmanlığı, Hepsiburada’nın ödeme sistemlerinde yeniliklere yol açabilir.

Hepsiburada’nın yüzde 65,4’lük hissesini kapsayan bu işlem, Türk e-ticaret sektöründe yabancı yatırımcı ilgisinin devam ettiğini de gösteriyor. Kaspi.Kz’nin bu yatırımı, bölgesel işbirlikleri ve stratejik adımlarla rekabetin daha da kızışacağını ortaya koyuyor.

Devrimsel jet motoru teknolojisi ilk testini geçti!

0

Astro Mechanica, havacılık sektöründe çığır açabilecek turboelektrik adaptif motor teknolojisinin ilk sıcak ateşleme testini başarıyla gerçekleştirdi. 2021 yılında Ian Brooke tarafından kurulan ve yalnızca sekiz kişilik bir ekiple faaliyet gösteren bu yenilikçi girişim, hem ses altı hem de ses üstü uçuşlar için optimize edilmiş bir jet motoru geliştirmeyi hedefliyor. Elektrikli araç motor teknolojisinden ilham alınarak tasarlanan bu sistem, geleneksel turbojet ve turbofan motorlarının avantajlarını birleştiriyor ve yüksek verimlilikle çalışmayı vaat ediyor. Motorun tasarımında, elektrik enerjisi kullanılarak kompresör ve turbofan gibi kritik bileşenlerin bağımsız olarak çalıştırılması sağlanıyor. Böylece yakıt verimliliği artırılırken performansın farklı hızlarda optimize edilmesi mümkün hale geliyor.

Devrimsel jet motoru teknolojisi ilk testini başarıyla atlattı

Motorun Gen3 versiyonuyla gerçekleştirilen ilk sıcak ateşleme testi, bu teknolojinin gerçek dünya koşullarında uygulanabilirliğini kanıtlayan önemli bir adım oldu. Yüzde 30 güçle yapılan bu test sırasında motor, üç farklı çalışma modu sergiledi. İlk modda motor, elektrikle çalışan bir blisk sistemi üzerinden herhangi bir yanma olmaksızın enerji üretirken, ikinci modda turbojet yanması devreye alındı. Bu aşamada, kompresör doğrudan egzoz gazlarına bağlı olmadan elektrik motorlarıyla çalıştırılarak yanma için gereken hava sağlandı. Üçüncü mod ise tamamen yakıtla çalışan ve ramjet prensibine dayanan bir yapı sundu. Bu modda, uçak yüksek hızlarda atmosferden gelen hava basıncını kullanarak yanma gerçekleştirdi. Bu yenilikçi çalışma prensipleri sayesinde motor, hem düşük hem de yüksek hızlarda etkileyici bir performans sergilemeyi hedefliyor.

Devrimsel jet motoru teknolojisi ilk testini başarıyla atlattı.
Devrimsel jet motoru teknolojisi ilk testini başarıyla atlattı.

Geleneksel turbojet ve turbofan motorlarının verimlilik sorunlarına çözüm sunmayı amaçlayan bu teknoloji, özellikle Concorde gibi süpersonik uçakların düşük hızlarda yaşadığı yakıt israfı problemini ortadan kaldırabilecek bir potansiyele sahip. Concorde’un, yalnızca piste hareket ederken bile yaklaşık 2 ton yakıt harcadığı düşünüldüğünde, bu yeni motor tasarımının hem ekonomik hem de çevresel faydaları oldukça dikkat çekici. Öte yandan, turboelektrik adaptif motorlar, yalnızca düşük hızlarda değil, aynı zamanda süpersonik hızlarda da etkili bir performans sunarak havacılık endüstrisinde devrim yaratmayı hedefliyor.

Astro Mechanica’nın geliştirdiği bu motor, maliyet avantajlarıyla da öne çıkıyor. Geleneksel jet motorlarının yüksek üretim ve bakım maliyetlerine kıyasla, hareketli parçaların daha az olduğu bu motor, hem üretim sürecinde hem de bakım aşamasında daha ekonomik bir çözüm sunuyor. Ayrıca motor, geleneksel jet yakıtına göre daha ucuz ve çevre dostu olan sıvı doğal gaz (LNG) ile çalışacak şekilde tasarlanmış. LNG kullanımı, yüzde 30 daha az karbon salımı sağlarken, Concorde gibi bir uçağın menzilini yüzde 61 artırma potansiyeli taşıyor. Astro Mechanica’nın bu iddialı yaklaşımı, yalnızca teknolojik bir yenilik sunmakla kalmayıp, sürdürülebilir havacılık için önemli bir adım olarak görülüyor.

Roblox çocuk güvenliği için yeni önlemler aldı

Popüler oyun platformu Roblox, çocukların çevrimiçi ortamda güvenliğini artırmak için önemli düzenlemelere imza atıyor. Yeni uygulamaya göre, 13 yaş altındaki çocuklar artık oyun dışında kimseyle mesajlaşamayacak. Oyun içindeki mesajlaşmalar ise yalnızca ebeveyn onayıyla mümkün olacak. Bu yeniliklerin, platformdaki güvenlik endişelerini gidermeyi hedeflediği belirtiliyor.

Mesajlaşma kısıtlaması 2025’te yürürlüğe girecek

Roblox, oyun içi mesajlaşma kısıtlamalarının 2025’in ilk çeyreğine kadar yürürlüğe gireceğini açıkladı. Platform dışı mesajlaşmalar ise bugünden itibaren tamamen devre dışı bırakıldı. Bu kararlar, çocukların çevrimiçi ortamda maruz kalabilecekleri riskleri en aza indirme amacı taşıyor.

Bu düzenlemeler, Roblox’un son dönemde özellikle çocukların korunması konusunda yetersiz kaldığına dair artan eleştirilerden sonra geldi. Bloomberg gibi büyük medya kuruluşlarında yayımlanan raporlar, platformun bazı kötü niyetli kişiler tarafından çocuklara zarar vermek amacıyla kullanılabildiğini ortaya koymuştu. Hatta Hindenburg Research tarafından Roblox, “pedofili cehennemi” olarak nitelendirilmişti. Şirket, bu tür suçlamalara karşılık olarak güvenlik önlemlerini sıkılaştırma yoluna gidiyor.

Ebeveynler İçin uzaktan kontrol özelliği

Roblox, ebeveynlerin çocuklarının oyun içi aktivitelerini daha kolay yönetebilmesi için uzaktan kontrol özelliklerinidevreye sokacağını duyurdu. Bu yenilik sayesinde ebeveynler, çocuklarının ekran sürelerini kısıtlayabilecek ve oyun aktivitelerini denetleyebilecek. Daha önce bu tür denetimler için çocukların cihazlarına fiziksel olarak erişim gerekiyordu.

Platform, oyunların yaş gruplarına göre derecelendirilmesi yerine artık içerik etiketleri kullanacak. Bu sayede çocukların erişebileceği oyunlar daha net bir şekilde sınırlandırılacak. Örneğin, 9 yaşın altındaki çocuklar yalnızca “minimal” veya “hafif” etiketi taşıyan oyunlara erişebilecek. Ayrıca 13 yaş altındaki kullanıcılar, sosyal etkileşim odaklı uygulamalara veya serbest çizim yapılabilen oyunlara erişemeyecek.

Roblox güvenlik çabalarını artırıyor

Roblox, özellikle genç kullanıcı kitlesiyle öne çıkan bir platform olarak, çocukların dijital ortamda korunması için daha sıkı önlemler alıyor. Bu düzenlemeler, hem çocukların güvenliğini sağlamayı hem de ebeveynlere daha fazla kontrol imkanı sunmayı hedefliyor.