Türk yapımı Liar’s Bar oyunu, Steam’de büyük ilgi gördü

0

2 Ekim’de oyuncuların kalbini çalmaya hazırlanan Liar’s Bar, şimdiden oyun dünyasında ses getirmeye başladı. Steam sayfası açılır açılmaz büyük bir ilgiyle karşılaşan oyun, yalnızca bir hafta içinde 15.000’den fazla oyuncunun İstek Listesi’ne eklenmesiyle dikkatleri üzerine çekti. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Türk yapımı Liar’s Bar oyunu, Steam’de büyük bir ilgi topladı

Bu başarının arkasında yatan en büyük etkenlerden biri, oyunun Amerika, Rusya ve Avrupa başta olmak üzere geniş bir coğrafyadan oyun severleri kendine çekmesi. Anlaşılan o ki, blöf ve stratejinin keyifli bir dille buluştuğu bu masa oyunu simülasyonu, sınırları aşan bir cazibeye sahip.

Türk yapımı Liar's Bar oyunu, Steam'de büyük bir ilgi topladı.

Liar’s Bar, 2 ila 4 oyuncuya kadar desteklediği çevrimiçi oynanışıyla, arkadaş gruplarını sanal bir bar ortamında buluşturuyor. Oyuncular, zekâlarını ve stratejilerini konuşturarak rakiplerini alt etmeye çalışırken, blöf yapmanın da vazgeçilmez bir taktik olduğunu keşfediyorlar. Oyunun hem Türkiye’den hem de yurt dışından oldukça olumlu geri dönüşler alması, bu heyecan verici deneyimin evrensel bir dile sahip olduğunun kanıtı gibi.

Liar’s Bar’ın göz doldatan dünyası, Jackfrags gibi oyun dünyasının önde gelen yayıncılarının da dikkatinden kaçmadı. Oyun, bu isimler tarafından da oynanıp yayınlanarak daha geniş kitlelere ulaşma fırsatı yakaladı. Bağımsız bir Türk yapımcı olarak yola çıkan Liar’s Bar ekibi, oyunun Türkiye’deki oyuncular tarafından da benimsenmesi ve yerli oyun sektörüne yeni bir soluk getirmesi için çaba gösteriyor.

Binance, Türkçe dil desteğini kaldırıyor!

0

Kripto para dünyasının en büyük borsalarından biri olan Binance, Türkiye’deki kullanıcılarını ilgilendiren önemli bir değişikliği duyurdu. Şirket, Türkiye’de kripto varlık hizmet sağlayıcılarına yönelik yeni yasal düzenlemeler kapsamında 27 Eylül 2024 itibarıyla web sitesi ve mobil uygulamasındaki Türkçe dil seçeneğini kaldıracağını açıkladı.

Binance, Türkiye’deki hizmetlerine devam edecek!

Alınan bu karar, Türkiye’de 02 Temmuz 2024 tarihinde kabul edilen ve tüm Türkiye merkezli olmayan kripto varlık hizmet sağlayıcılarına yeni gereklilikler getiren yasalar doğrultusunda gerçekleşti. Binance, bu değişikliğin Türkiye’deki yasal uyum çerçevesinde kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Binance

Binance’in Türkçe dil seçeneğini kaldıracak olması, platformun genel işleyişini ve Türkiye’deki kullanıcılarına sunduğu hizmetleri etkilemeyecek. Şirket, Binance.com web sitesi ve uygulamasının İngilizce dahil olmak üzere diğer dillerde tam erişilebilir olmaya devam edeceğini duyurdu.

Dil değişikliği dışında kullanıcıların platforma olan erişimlerinde ve hizmetlerde herhangi bir kesinti yaşanmayacak. Tüm ürün ve hizmetlere her zamanki gibi kesintisiz erişim sağlanacak. Ayrıca, Türkçe müşteri hizmetleri desteğinin kesintisiz olarak devam edeceğini belirtti. Böylece kullanıcılar dil değişikliğinden etkilenmeden sorularını yöneltebilecek ve destek alabilecekler.

Binance, yasal düzenlemelere tam uyum sağlama konusunda Türkiye’deki kripto varlık ekosisteminde titiz bir çalışma yürüttüğünü ve Türkiye’deki yasal çerçeveye uygun adımlar attığını vurguladı. 2024 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen yeni yasa, Türkiye merkezli olmayan kripto varlık sağlayıcılarına belirli gereklilikler getiriyor ve bu bağlamda Binance de bu gerekliliklere tam uyum sağlamak amacıyla dil desteği konusunda değişiklik yapma kararı aldı.

Bu dil değişikliği, yalnızca web sitesi ve uygulamadaki Türkçe dil desteği ile sınırlı kalacak. Şirket, kullanıcılarının güvenliğini ve fonlarının güvende olduğunu bir kez daha vurguladı. Kullanıcılar mevcut hesaplarına işlem geçmişlerine ve varlıklarına herhangi bir kısıtlama olmadan erişebilecekler.

Fotoğrafçılığın geleceği bulutta: Nikon Z6III tanıtıldı!

0

Nikon, yeni nesil fotoğraf makinesi Z6III ile yalnızca donanımsal yenilikler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bulut tabanlı hizmetlerle kullanıcı deneyimini yeni bir seviyeye taşıyor.

Nikon Z6III, gelişmiş sensör ve işlemci özelliklerinin yanı sıra, yaratıcı iş akışlarını optimize eden Nikon Imaging Cloud platformuyla birlikte geliyor. Bu bulut tabanlı platform, profesyonel ve amatör fotoğrafçılar için iş akışını daha hızlı, güvenli ve verimli hale getiriyor.

Nikon Imaging Cloud: Yaratıcılık buluta taşınıyor

Nikon Z6III’ün en dikkat çekici yeniliklerinden biri, kullanıcıların fotoğraf ve videolarını doğrudan buluta aktarabilmelerini sağlayan Nikon Imaging Cloud platformu. Bu platform, kullanıcıların yalnızca cihazlarında değil, bulutta da güvenle çalışmasını sağlıyor.

Otomatik yazılım güncellemeleri, görüntü yedekleme ve kişisel görüntü tarifleri gibi özellikler, fotoğrafçıların iş akışını hızlandırırken yaratıcılıklarını da artırmalarına olanak tanıyor.

Nikon Imaging Cloud’un sunduğu avantajlardan biri de üçüncü taraf platformlarla entegrasyon sağlaması. Bu sayede, kullanıcılar çektikleri görüntüleri hızla sosyal medya hesaplarına veya profesyonel işleme yazılımlarına aktarabiliyor. Platform, özellikle profesyonel fotoğrafçılar için zaman kazandıran ve güvenli bir çözüm sunuyor.

Nikon Z6III, yalnızca bir fotoğraf makinesi değil, aynı zamanda bulut tabanlı bir ekosistemin bir parçası. Bu cihaz, 24.5 Megapiksel tam kare CMOS sensörü ve EXPEED 7 işlemcisi ile yüksek performans sunarken, aynı zamanda bulut hizmetlerine sorunsuz erişim sağlıyor. Kullanıcılar, fotoğraflarını doğrudan buluta aktararak her zaman yedeklenmiş ve güncel kalabiliyor.

Bu bulut entegrasyonu, özellikle büyük veri setleri ile çalışan profesyonel fotoğrafçılar için büyük avantajlar sunuyor. Fotoğrafların güvenli bir şekilde saklanması ve ihtiyaç duyulduğunda her yerden erişilebilmesi, hem depolama alanı hem de zaman açısından verimlilik sağlıyor.

Rus İHA’ları Starlink ile donatılıyor! Engellemenin yolu bulunamadı!

Ukraynalı haber kuruluşu Defense Express, çarşamba günü düşürülen bir Rus İHA’sının yanında tahrip olmuş bir Starlink anteni bulunduğunu bildirdi.

Yayınlanan fotoğraflarda, Starlink logosunun yer aldığı antenin seri numarası ve SpaceX’e ait bir QR kodu dikkat çekiyor. İHA, İran yapımı Shahed-136 modeliydi ve o gece Ukrayna’ya düzenlenen 32 İHA saldırısından birinde yer aldı. Önceki Shahed-136 modellerinin, Ukrayna’daki mobil operatörlere ait SIM kartlar aracılığıyla 4G ile iletişim kurduğu biliniyor.

Ancak uydu interneti anteninin İHA’ya takılması, cep telefonu sinyallerinin olmadığı yerlerde Rus askeri güçleriyle iletişim kurmanın yeni bir yolu olabilir. Starlink, SpaceX’in yörüngedeki uyduları aracılığıyla internet sinyallerini ileterek, uzun menzilli askeri görevler için bir çözüm sunuyor. Shahed-136, 1600 kilometreye kadar uçuş menziline sahip olduğundan, Rusya’nın uydu interneti sayesinde Ukrayna topraklarına derinlemesine keşif yapma ve saldırılar düzenleme kapasitesini artırabileceği endişesi doğuyor. Ukrayna da kendi İHA’larıyla iletişim kurmak için Starlink kullanıyor.

SpaceX ve Pentagon, Rus askerlerinin kaçak yollarla temin ettiği uydu hizmeti ünitelerini kullanmalarını engellemeye çalışıyor. SpaceX, Rusya’nın kendi topraklarında uydu hizmetine erişimini engelledi ancak uydu internet sistemi Ukrayna ve sınır bölgelerinde hala aktif. Şubat ayında Ukrayna, işgal altındaki bölgelerde Rus askerlerinin binlerce kaçak Starlink anteni kullandığını iddia etmişti.

Rusya Starlink

SpaceX, bu konudaki yorum taleplerine henüz yanıt vermedi. Ancak Mayıs ayında Pentagon, Rusya’nın uydu interneti kullanımını engellemenin zor olduğunu belirtti. Pentagon’un uzay politikalarından sorumlu bakan yardımcısı John Plumb, “Rusya’nın Starlink ve diğer ticari iletişim sistemlerini kullanmak için yeni yollar bulmaya çalışacağından eminim.” ifadelerini kullandı.

EduTalks Üniversite buluşmaları etkinliği 1 Ekim’de!

Branding Türkiye ve 1Fikir1Marka iş birliğiyle hayata geçirilen ve “Üniversite Buluşmaları” ana temasına sahip olan EduTalks etkinlik serisinin ilki, 1 Ekim 2024 tarihinde İstanbul Kültür Üniversitesi’nde düzenlenecek. Türkiye’nin farklı şehirlerindeki üniversitelerde gerçekleştirilmesi planlanan bu etkinlik serisi, üniversite öğrencilerini sektör profesyonelleri, uzmanlar ve yöneticilerle buluşturmayı hedefliyor.

EduTalks etkinliği nedir?

Bütünleşik pazarlama kavramını merkeze alarak; pazarlama, iletişim, dijital markalaşma, girişimcilik gibi konulara dair fikir ve farkındalık yaratma misyonuyla organize edilen EduTalks, üniversiteli gençlere bilişsel farkındalık kazandırmayı amaçlıyor. Etkinlik serisinin ilk buluşması 1 Ekim 2024’te İstanbul Kültür Üniversitesi’nde gerçekleşecek.

EduTalks konuşmacıları

EduTalks’ta, pazarlama ve girişimcilik dünyasından uzman isimler bilgi ve deneyimlerini paylaşacak. 1 Ekim 2024 tarihli etkinlikte konuşacak isimler şu şekilde:

  • Mürsel Ferhat Sağlam (Branding Türkiye – Kurucu)
  • Ercan Ulusoy (1Fikir1Marka – Kurucu)
  • Muhammet Gider (Dvina Yazılım – Kurucu)
  • Ahmet Gökhan Uluçay (BST Yazılım ve İnovasyon – Yöneticisi, İKÜ Tasarım Fabrikası – Müdürü)

Etkinlikte ayrıca Aleaza Development Solutions tarafından yazılım ve robotik alanındaki girişimcilik hikayelerinin paylaşıldığı bir sunum da yapılacak. Girişimcilik dünyasında genç bir ekibin başarı yolculuğuna tanıklık edeceksiniz.

Etkinliğe kimler katılmalı?

EduTalks etkinliği, üniversite öğrencileri ve girişimcilere açık olup özellikle İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Fakültesi, Mühendislik Fakültesi öğrencileri; Halkla İlişkiler, Reklamcılık, Girişimcilik, İşletme, Pazarlama, Endüstri Mühendisliği gibi bölümlerde okuyan öğrencilere hitap ediyor. Ayrıca, marka yönetimi, dijital pazarlama, yapay zeka ve girişimcilik gibi alanlara ilgi duyan tüm katılımcılar da etkinliğe davetlidir.

EduTalks etkinliği destekçileri

EduTalks etkinliğine İstanbul Kültür Üniversitesi ev sahipliği yaparken, İKÜ Tasarım Fabrikası, İKÜ PUMA Uygulaması ve Aleaza Development Solutions gibi değerli paydaşlar da etkinliği destekleyenler arasında yer alıyor. Medya ve destek partnerleri arasında ise Haberler.com, TechInside, SonDakika.com, StartupTeknoloji gibi platformlar bulunuyor.

Etkinlik detayları ve kayıt

  • Tarih ve Saat: 1 Ekim 2024 – 10:00 – 14:30
  • Mekan: İstanbul Kültür Üniversitesi – Bakırköy Yerleşkesi / Ataköy Binası
    Salon: Önder Öztunalı Konferans Salonu
    Adres: Ataköy 7-8-9-10, E5 Karayolu Üzeri, Bakırköy Yerleşkesi, 34158 Bakırköy – Yenibosna
  • Ulaşım: Metrobüs ve M1 Yenikapı-Atatürk Havalimanı Metrosu Yenibosna durağında inerek İstanbul Kültür Üniversitesi Bakırköy Yerleşkesi’ne ulaşabilirsiniz.
  • Ücret: Etkinlik ücretsizdir. Kayıt zorunludur ve kontenjan sınırlıdır.

Etkinliğe katılmak için hemen kaydolun!

İşçileri yüksek radyasyona maruz kalan Samsung, 8 bin dolar ceza ödeyecek!

Güney Kore Nükleer Güvenlik ve Güvenlik Komisyonu (NSSC), Samsung üretim tesisindeki olayla ilgili Mayıs ayında başlatılan soruşturmanın sonuçlarını bugün açıkladı.

Rapora göre olay, yarı iletken levhaların üzerine uygulanan kimyasalların kalınlığını ölçmek için X-ray floresansı kullanan bir cihazın bakım çalışmaları sırasında gerçekleşti. Bu sırada güvenlik kilidi düzgün çalışmadı. Güvenlik kilidi, cihazın kalkanı çıkarıldığında X-ray tüpüne giden gücü kesmesi gerekirken, yanlış kablolama nedeniyle bu işlevini yerine getiremedi.

Sonuç olarak, iki işçi belirlenen yıllık radyasyon sınırlarını aşan miktarda X-ray ışınına maruz kaldı. NSSC’nin raporuna göre, işçilerden biri vücuduna 15 milisivert (mSv) ve derisine 94 sivert (Sv) radyasyon aldı. Diğer işçi ise 130 mSv vücut ve 28 Sv deri radyasyonuna maruz kaldı. Güney Kore’de vücut için yıllık sınır 50 mSv, deri için ise 0,5 Sv olarak belirlenmiş durumda.

İşçiler gözetim altında tutulmaya devam ediyor!

Olayın ardından her iki işçi de hayatta kalırken, sağlık durumları halen izlenmeye devam ediyor. Ortalama bir insan, doğal kaynaklardan yılda yaklaşık 3 mSv radyasyona maruz kalırken, bir göğüs röntgeni yaklaşık 0,1 mSv radyasyon içerir. İşçilerin aldıkları doz, yaklaşık olarak 150 ile 1300 göğüs röntgenine denk geliyor.

Soruşturma sürecinde Samsung’un Giheung’daki çip üretim tesisinde çalışan 37 bakım personeli ile yapılan görüşmelerde, hiç kimse kablolama hatasından sorumlu olduğunu kabul etmedi. Ayrıca, cihazın üreticisi ve Samsung tesisindeki kayıtlar da olayın nedenine dair bir ipucu vermedi.

Samsung ABD'

Her ne kadar kablolama hatasının nedeni net olarak belirlenemese de NSSC, Samsung’un Atom Enerjisi Güvenlik Yasası’nı ihlal ettiğini tespit etti. Şirket, radyasyon yayan cihazların teknik standartlarına uymadığı için ₩4,5 milyon (yaklaşık 117 bin Türk Lirası), radyasyon tehlikesi önleme tedbirlerine uymadığı için ise ₩6 milyon (yaklaşık 156.051,22 Türk Lirası) para cezası aldı.

Samsung, 2024’ün ikinci çeyreğinde ₩10,44 trilyon (yaklaşık 272 milyar Türk Lirası) işletme karı ve ₩74,07 trilyon (yaklaşık 2 trilyon Türk Lirası) toplam gelir elde etti. Şirket, olayla ilgili sorulara henüz yanıt vermedi.

Yapay zeka ve veri, iş süreçlerine entegre edilmeli!

SAP BTP (İş ve Teknoloji Platformu) Innovation Day 2024, iş dünyasını bir araya getirerek dijitalleşmenin sunduğu yeni fırsatları ve SAP Business Technology Platform‘un (BTP) bu süreçteki rolünü ele aldı. 17 Eylül’de gerçekleştirilen etkinlikte, dijital dönüşüm süreçlerinde bulut teknolojileri, yapay zeka, veri kalitesi ve entegrasyonun ne kadar kritik bir rol oynadığı vurgulanarak, SAP’nin bu alanlarda iş dünyasına sunduğu fark yaratan çözümlerden söz edildi.

Techinside olarak etkinliği yerinde takip ettik ve yapay zeka, veri ve iş zekası dünyasındaki en son gelişmeleri, konunun uzmanlarından, yenilikleri başarıyla uygulayan firmalardan dinledik. Tüm ayrıntılar, videomuzda!

Bulut tabanlı çözümler ve iş zekası uygulamalarının iş dünyasının dijitalleşme süreçlerine nasıl etki edecek?

Platin sponsorları arasında SAP’nin iş ortaklarından IBSS ve Nagarro + MBIS’in, altın sponsorları arasında ise Detaysoft, Opentext, Renova ve S4C’nin yer aldığı etkinliğin açılışını SAP Türkiye Genel Müdürü Uğur Candan yaptı. Bulut tabanlı çözümler ve iş zekası uygulamalarının iş dünyasının dijitalleşme süreçlerine nasıl etki edeceğine değinen Candan, “Bulutun ardından iş zekası ve yapay zeka iş dünyasının gündeminde ilk sırada yer alıyor. Bulut teknolojiler evet önemli, ancak artık daha önemli olan bulutun sunduğu bağlan-kullan mantığı sayesinde hazır fonksiyonları tüketebilmek. Bunun için öncelikle Clean Core adını verdiğimiz, standart iş süreçlerini uyguladığımız, karmaşıklıktan uzak tanımlı fonksiyonlar sayesinde standart yapay zeka fonksiyonlarından faydalanabiliyoruz. Standart süreçler sayesinde bugün finanstan üretime, satıştan dağıtıma 100’den fazla uygulamaya anında ulaşabiliyorsunuz. Bu uygulamaların yarısında AI kullanılıyor.  Bu sayede Clean Core, bulutun ve yapay zekanın iş süreçlerinde adaptasyonunu kolaylaştırıyor.” dedi.

SAP Türkiye Genel Müdürü Uğur Candan
SAP Türkiye Genel Müdürü Uğur Candan

SAP Güney Avrupa Business Technology Platform Bölge Müdürü Jorge Perez Garcia, dijital dönüşümün geleceğinde verinin kilit rol oynadığını belirtti. Garcia, “Veri ve algoritmayı iş süreçlerine entegre etmek, bugüne kadar gördüğümüzden çok daha ileri bir veri stratejisi gerektiriyor. Verinin tam potansiyelini anlamak, DataSphere’i kurumsal veri ambarı olarak kullanmayı ciddi bir şekilde düşündürmeye başlıyor” diyerek verinin iş süreçlerine entegre edilmesinin önemini vurguladı.

SAP Güney Avrupa Business Technology Platform Bölge Müdürü Jorge Perez Garcia
SAP Güney Avrupa Business Technology Platform Bölge Müdürü Jorge Perez Garcia

SAP EMEA İş ve Teknoloji Platformu Direktörü Vivien Boche ise SAP BTP’nin firmalara sunduğu esnekliğin önemini şu sözlerle ifade etti: “BTP, uygulama geliştirme, otomasyon, entegrasyon, veri analitiği ve yapay zeka olmak üzere beş farklı bileşeniyle iş dünyasında devrim yaratıyor.”

Apple Vision Pro ile SAP BTP entegrasyonu yeni ufuklar açıyor

Etkinlikte Apple Vision Pro ile SAP BTP entegrasyonu tanıtılırken, etkinlik katılımcılarına bu yenilikçi teknolojiyi fiziksel olarak deneyimleme fırsatı sunuldu. Vivien Boche, “Apple Vision Pro’nun SAP çözümleriyle entegrasyonu, iş dünyasında devrim yaratacak bir iş birliği olarak öne çıkıyor. SAP, Apple Vision Pro’nun sunduğu gelişmiş donanım teknolojisini kendi yazılım çözümleriyle birleştirerek kullanıcılara sınırsız ekran alanı, 3D görselleştirme ve her yerden erişim gibi avantajlar sağlıyor. Bu entegrasyon sayesinde SAP Mobile Start, SAP Analytics Cloud ve SAP Digital Boardroom gibi çözümler Apple Vision Pro üzerinden erişilebilir hale gelirken, SAP’nin İş Teknolojileri Platformu (BTP) SDK’sı da bu teknolojiye destek sunuyor. Bu yenilikçi iş birliği, sektörlerde verimliliği artırarak iş kararlarının daha etkin alınmasını mümkün kılıyor” dedi.

Doğru analiz için verinin kalitesi önemli

Nagarro + MBIS Veri Yönetimi ve Analitikler Yönetici Ortağı Kıvanç Oktaş’ın moderasyonunda gerçekleşen “Şirketlerin Gerçek Gücü: Veri Stratejisi” oturumunda SAP Türkiye’den Kurumsal Mimar Bülent Geylan, SAP Datasphere’in büyük veri yönetimi konusunda işletmelere sağladığı avantajları paylaşırken, Maxion Wheels Proje Yöneticisi Özlem Çetin de organizasyonlarındaki verinin büyüklüğüne ve bunun şirket için olan değerine vurgu yaptı.

Özlem Çetin, Nagarro + MBIS ile hayata geçirdikleri SAP Datasphere projesi ile bu veriyi şirketteki son kullanıcılar için nasıl erişilebilir hale getirdiklerini ve bu proje sürecindeki deneyimlerini aktarırken “SAP Datasphere sayesinde farklı birimlerde kullandıkları diğer uygulamaların da SAP verisi ile daha kolay entegre olduğu ve bu verinin şirket içinde kullanım verimi ve yaygınlığı artıyor” dedi.

Nagarro + MBIS Veri Yönetimi ve Analitikler Yönetici Ortağı Kıvanç Oktaş ise “Verinin kalitesini artırmak, doğru analiz yapabilmek için kritik öneme sahip. Bu noktada Datasphere ve SAP BTP, veri yönetiminde işletmelere ciddi bir esneklik sunuyor” diyerek veri yönetiminin şirketler için stratejik bir güç olduğunu vurguladı.

Etkinlik boyunca Dijital dönüşüm ve uçtan uca entegrasyon yönetiminin önemine de değinildi. Bu başlıkta konuşan Anadolu Efes Ticari Çözümler Direktörü Alper Nüfusçu’nun moderasyonundaki oturumda, Arzum Dijital Dönüşüm ve IT Lideri Erim Yılancıoğlu, SAP BTP ile entegrasyon süreçlerini anlatırken, “Veriyi doğru şekilde entegre edebildiğinizde, iş süreçleri çok daha akıcı ve verimli hale geliyor. Bunu kendi operasyonlarımızda her gün görüyoruz” dedi. Getir ERP Uygulamaları Direktörü Sinem Baş ise entegrasyonun şirketlerdeki kritik rolünü şu sözlerle açıkladı: “Farklı sistemlerin birbiriyle uyumlu çalışması, tüm iş akışlarını iyileştiriyor ve müşteri memnuniyetini artırıyor”. Yaşar Bilgi Sistemleri Genel Müdürü Ünsal Önder ise katılımcılar ile SAP iş birliğinde gerçekleştirdikleri projelerde, uçtan uca entegrasyon yönetiminin süreçlerine sağladığı katkılardan söz etti.

SAP sayesinde, tüm iş birimleri verimli, tutarlı ve izlenebilir hale geliyor

SAP Türkiye Bulut ve İş Çözümlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Bülent Karal’ın moderasyonunda gerçekleşen “Tavuk Dünyası Başarı Hikayesi: Lezzet Noktalarına Açılan Portal” oturumunda, SAP Türkiye Endüstri ve İnovasyon Direktörü Çağatay Özak “Tavuk Dünyası; SAP BTP servislerinin getirdiği kabiliyetler ile RISE with SAP dönüşümü sırasında “Clean Core” yaklaşımını benimsedi. Çekirdek ERP ile gerçek zamanlı entegrasyona sahip B2B portal uygulamalarını da kısa sürede hayata geçirdiler. Şimdi operasyonel mükemmellik ve yeni aşamalar için birlikte oluşturduğumuz yol haritalarındaki adımlara devam ediyorlar.” dedi.

Tavuk Dünyası CIO’su Hülya Çavuş ise “SAP BTP sayesinde restoranlarımızda hızlı ve güvenilir şekilde hizmet sunabiliyoruz. RISE with SAP dönüşüm projemizle; Tavuk Dünyası’nın hızla büyüyen yolculuğunda tüm iş birimlerimize verimli, tutarlı ve izlenebilir bir bütünsel çalışma ortamını, en etkin teknolojiler ve doğru bir mimari ile sağlamayı hedefledik. Bu amaçla projede 14 farklı modülle finans, tedarik zinciri, üretim, lojistik ve emlak yönetimi uygulamalarımızın tamamını, SAP’nin globaldeki en iyi uygulamalarına uyumlanarak kurguladık. B2B portalımızı, bayilerimizle en etkin şekilde çalışma hedefiyle SAP’nin yeni nesil geliştirme platformu Business Technology Platform (BTP) üzerinde geliştirdik” diyerek, başarıyla hayata geçen süreci özetledi.

Yapay zeka projelerinin başarısı veri kalitesine bağlı

Etkinliğin son oturumu olan “Yapay Zeka Dünyasında Veri ve İnsan Etkileşimi” başlıklı panelde yapay zekanın iş dünyasındaki geleceği ve veri ile insan etkileşimi üzerine deneyim ve öngörüler paylaşıldı. Bakioğlu Holding İş Zekası Yönetimi Süpervizörü Aslı Aydın, holdingin lokomotifi esnek ambalaj sektörünü yanı sıra gıda, bilişim, inşaat ve sigortacılık sektörlerindeki şirketleriyle de öncü hizmetler verdiklerini aktararak, SAP BTP içindeki RepBot ürünü ile ilgili devam ettikleri süreci aktardı. Aydın, 2024 yılını grup içinde insan kaynaklarının dönüşümü ve üretken yapay zeka konularına verdikleri önceliğe de dikkat çekti. 

IBSS Teknoloji ve Yazılım Yönetim Kurulu Üyesi Umut Sakarkaya yapay zeka projelerinin başarılı olabilmesi ve dönüşüm projelerinde istenilen hedeflere tam olarak ulaşılabilmesi için veri kalitesinin önemine değinerek başladığı konuşmasında, SAP BTP platformunda geliştirilmiş olan Cover isimli ürünlerini tanıtarak “Veri kalitemiz ne kadar iyi olursa, yapay zeka çözümlerimiz de o kadar başarılı olur” dedi. 

IBSS Teknoloji ve Yazılım Ürün ve Çözüm Geliştirme Müdürü Arzu Bayramoğlu, veri yönetiminde hız, verimlilik ve yenilikçilik konularındaki güçlü taahhütlerini ortaya koyan yenilikçi ürünleri RepBot’u anlatarak devam ettiği konuşmasında, “Veriyle en son teknolojileri nasıl harmanlayabileceğimizi her zaman araştırıyoruz” diye konuştu.

En riskli deprem bölgeleri belli olacak!

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE), Marmara Denizi’nin tabanına yerleştirdiği sismometreleri 10 aylık bir araştırma sürecinin ardından TÜBİTAK Marmara Gemisi ile topladı. Japon bilim insanlarının da katkıda bulunduğu bu önemli çalışmada, toplanan veriler Marmara Bölgesi’ndeki olası depremler hakkında kritik bilgiler sunacak.

KRDAE, deniz tabanında yer alan fay hatlarının sismik hareketlerini tespit etmek amacıyla, Marmara Denizi’nin 145 metre ile 1269 metre arasında değişen derinliklerine sekiz adet deniz dibi sismometresi (OBS) yerleştirdi. TÜBİTAK Marmara Gemisi aracılığıyla başarılı bir operasyonla bu sismometreler geri alındı ve veriler analiz için laboratuvarlara gönderildi.

Bölgenin Deprem Riskini Aydınlatacak

deniz dibi sismometresi (OBS)
deniz dibi sismometresi (OBS)

Toplanan veriler, Marmara Denizi’nde yer alan fay hattının özellikle İzmit Körfezi segmentindeki hareketlerini analiz etmede kullanılacak. Bu analizler, bölgedeki olası depremlerin yerleri ve büyüklükleri hakkında önemli bilgiler sunmayı hedefliyor. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi, sismik aktivitenin yüksek olduğu Marmara Bölgesi’ndeki deprem potansiyelini daha iyi anlamak için bu projeyi Japon bilim insanlarıyla birlikte sürdürüyor.

Deprem Riskini Daha İyi Anlayacağız

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nurcan Meral Özel, Marmara Bölgesi’ndeki bu çalışmanın önemine dikkat çekti. Özel, “Türkiye nüfusunun büyük bir kısmını ilgilendiren Marmara Denizi’nden deniz dibi sismometrelerle veri almak bizim için çok büyük bir gurur. Enstitü olarak, bu verilerle deprem riskini daha iyi anlamak için çalışmalarımıza titizlikle devam edeceğiz” dedi.

Kandilli Rasathanesi’nin bu girişimi, Türkiye’nin sismik araştırmalardaki kapasitesini artırırken, Marmara Bölgesi’nin deprem riskine karşı önceden hazırlıklı olmayı amaçlıyor.

Apple Intelligence, iPhone’larda 4 GB depolama alanı gerektirecek!

Apple tarafından daha önce yapılan açıklamalarda bu teknolojinin çalışabilmesi için 8 GB RAM gerektiği duyurulmuştu. Ancak şimdi ortaya çıkan yeni bilgilere göre, bu özellik iPhone’larda 4 GB depolama alanına da ihtiyaç duyacak.

Apple’ın destek dökümanında yer alan “iPhone’da Apple Intelligence’ı Tanıtıyoruz” başlıklı belgeye göre, iOS 18.1 veya daha yeni bir sürümde çalışan iPhone’lar, Apple Intelligence’ın aktif olabilmesi için 4 GB’lık bir alan ayırmak zorunda.

Bu durum, iPhone 16, 16 Plus ve 16 Pro modellerinde başlangıç depolama kapasitesinin 128 GB’dan 124 GB’a düşmesine neden olurken, iPhone 16 Pro Max’te ise 256 GB’dan 252 GB’a bir azalma olacak.

Yeni özellikler, ihtiyaç duyulan depolama alanını artırabilir!

Dökümanda ayrıca, “Apple Intelligence’ın cihazda çalışan modelleri, ilerleyen dönemlerde yeni özellikler geldikçe daha fazla depolama alanı gerektirecek.” ifadesine yer verilmiş. Bu, muhtemelen iOS 19 ve sonrasında tanıtılacak yeni özelliklerin daha fazla yer kaplayacağına işaret ediyor. Ancak iOS 18 ile gelecek olan bazı gelişmiş Siri özelliklerinin de daha fazla alan talep etmesi mümkün olabilir.

Bu 4 GB’lık depolama ihtiyacının tam olarak hangi işlev için kullanılacağı şu an net değil. İlginç bir şekilde, iPad için hazırlanan benzer bir belge, aynı depolama gereksiniminden bahsetmiyor. Mac’lerde ise yalnızca M1 işlemci veya daha yeni bir çipe sahip olma şartı bulunuyor.

Apple Intelligence, aşamalı olarak iOS 18.1 ile gelecek ay kullanıma sunulacak. İlk özellikler arasında yazma araçları, metin ve bildirim özetleri, daha yetenekli ve sohbet edilebilir bir Siri ile gelişmiş Fotoğraflar arama işlevleri yer alacak. Ardından, Genmoji ve Görsel Oyun Alanı gibi resim oluşturma özelliklerinin yanı sıra, bağlamsal Siri ve ChatGPT entegrasyonu gibi yenilikler de kullanıcılara sunulacak.

Global Ports Holding’den 425 Milyon Dolarlık Yatırım!

0

Global Ports Holding, Porto Riko’nun San Juan Kruvaziyer Limanı’nda 425 milyon dolarlık büyük bir yatırıma başladı. Yatırımla birlikte limanın çehresi değişecek, Karayipler’deki kruvaziyer turizmi daha da canlanacak.

Dünyanın en büyük kruvaziyer liman işletmecisi Global Ports Holding (GPH), Karayipler’deki yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Global Yatırım Holding’in iştiraki olan GPH, Porto Riko’nun San Juan Kruvaziyer Limanı’nda 425 milyon dolarlık dev bir yatırım başlattı. Şirket, bu yatırımla limanı baştan aşağı yenilemeyi ve Karayipler kruvaziyer endüstrisinde lider konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. İki yıl içinde tamamlanması planlanan proje kapsamında, Pan American I ve II İskelesi’nin rehabilitasyonu, iskele 4’te altyapı onarımları ve iskele 1 ile 4 arasındaki yaya yolunun yeniden düzenlenmesi gibi önemli çalışmalar gerçekleştirilecek.

Deneyimli isim göreve başlıyor

Global Ports Holding, San Juan Limanı

Global Ports Holding, San Juan Limanı’ndaki bu yeni dönemde yerel odaklı bir büyüme stratejisi izleme kararı aldı. Bu strateji kapsamında limanın yeni genel müdürü Porto Rikolu Clarivette Díaz oldu. Liman işletmeciliği sektöründe 19 yıllık deneyime sahip olan Díaz, daha önce Porto Riko’nun en büyük tesisi olan Porto Riko Terminalleri’nin Genel Müdürlük görevini yürütüyordu. Díaz, yeni görevine Kasım 2024’te başlayacak.

Global Ports Holding Mali İşler Direktörü Jan Fomferra, San Juan Limanı’nın şirketin portföyündeki en büyük üçüncü liman olduğunu vurguladı. Fomferra, “Yeni genel müdürümüz ile birlikte San Juan’ı dünya standartlarında bir kruvaziyer limanı yapma hedefimize hızlıca ilerleyeceğiz. Gerçekleştireceğimiz yatırımlar ile ikonik San Juan kruvaziyer limanını tüm Porto Rikolular’ın yararına olacak şekilde, Karayipler kruvaziyer endüstrisinde üstün konumuna getirmek için çalışacağız” dedi.

Soruşturma iddialarının hedefi olan Super Micro, yüzde 12 değer kaybetti!

Super Micro, yapay zeka (AI) alanındaki büyümeden büyük fayda sağlayan firmalardan biri olarak biliniyor. The Wall Street Journal’ın haberine göre, soruşturma henüz erken aşamalarında bulunuyor.

Bu gelişme, Hindenburg Research’ün Ağustos ayı sonunda şirkette kısa pozisyon aldığını açıklamasının ardından geldi. Hindenburg, Super Micro’nun muhasebe usulsüzlüğü yaptığına dair yeni kanıtlar bulduğunu iddia etmişti.

Şirketin müşterileri arasında donanım devleri de yer alıyor

Super Micro, web siteleri için sunucu, veri depolama ve diğer uygulamalar, özellikle yapay zeka algoritmaları için bilgisayarlar üretiyor. Şirketin müşterileri arasında yapay zeka dünyasının devleri olan Nvidia, AMD ve Intel gibi büyük isimler yer alıyor. The Wall Street Journal, San Francisco’daki ABD savcısının, şirketin eski bir çalışanıyla ilgili bilgi talep ettiğini aktardı. Bu eski çalışan, daha önce şirketi muhasebe ihlalleriyle suçlamıştı.

Ağustos ayında Hindenburg’un raporunun ardından şirket, mali yıl için yıllık raporunu ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) zamanında sunamayacağını açıklamıştı. Bu açıklamanın ardından Super Micro hisseleri neredeyse yüzde 20 oranında değer kaybetmişti. Ancak raporun geç teslim edilmesinin, Hindenburg’un iddialarıyla bir bağlantısı olup olmadığı henüz netlik kazanmadı.

Super Micro ve ABD Adalet Bakanlığı, soruşturmayla ilgili herhangi bir yorum yapmazken, Hindenburg da açıklama taleplerine hemen yanıt vermedi. Bu soruşturmanın ilerleyen dönemlerde Super Micro üzerinde nasıl bir etki yaratacağı merakla bekleniyor.

Şirkete yönelik soruşturmanın sonucu ve Hindenburg Research’ün iddialarının doğruluğu ilerleyen süreçte netlik kazanacak. Şirketin, yıllık raporunu geciktirmesinin arkasındaki nedenlerin açıklığa kavuşması, yatırımcılar ve piyasa üzerindeki etkilerini daha da belirgin hale getirebilir. Sürecin nasıl şekilleneceği yakından takip ediliyor.

Elon Musk, OpenAI’ye verdi veriştirdi!

Üç yönetici, şirketin karar alma süreçlerinden memnuniyetsizliklerini gerekçe göstererek görevlerinden ayrıldı. Bu istifalar, Altman’ın liderlik tarzı ve şirketin stratejik yönelimi hakkında soru işaretleri doğurdu. Elon Musk, Twitter üzerinden yaptığı açıklamalarla Altman’ın yaklaşımını sert bir dille eleştirdi. Musk, OpenAI’nin misyonundan saptığını ve bu misyonun insanlık için potansiyel tehlikeler doğurabileceğini iddia etti.

Sam Altman ise bu eleştirilere karşılık vererek, OpenAI’nin etik standartlara sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve insanlık yararına çalıştığını savundu. Ancak, Musk’ın geçmişte de Altman’a ve OpenAI’ye yönelik benzer eleştirilerde bulunmuş olması, aralarındaki gerilimin giderek arttığını gözler önüne seriyor.

İstifalar sonrası şirketin iç yapısında değişiklikler yapılacağı ve yeni yöneticilerin atanacağı belirtildi. Ancak bu gelişmeler, OpenAI’nin geleceği ve yapay zeka araştırmalarının yönü hakkında ciddi sorular doğurdu.

Musk, 2015 yılında OpenAI’nin kurucularından biri olmasına rağmen, şirketin daha sonra ticari bir yapıya bürünmesini eleştirmişti. Şimdi ise şirketin yöneticileri arasında yaşanan bu beklenmedik değişiklikler, yapay zeka dünyasında dalgalanmalara neden olabilir.

Uzay yolculuğu, insan vücuduna zarar mı veriyor?

Uzay yolculukları insanlık için yeni ufuklar açarken, bir yandan da insan vücudunun bu sıra dışı ortama nasıl tepki verdiğini anlamamız gereken bir dönemdeyiz. ABD’li bilim insanları tarafından yapılan yeni bir araştırma, uzayın, özellikle insan kalbi üzerinde düşündüğümüzden çok daha hızlı bir şekilde yaşlandırıcı etkiler yaratabileceğini ortaya koyuyor.

Uzay yolculuğu, insan vücuduna zarar veriyor olabilir!

Bu ilginç araştırmada, özel olarak tasarlanmış ve “çip-kalp” adı verilen kalp dokusu örnekleri tam 30 gün boyunca Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) misafir edildi. Bu süre zarfında, bilim insanları Dünya’daki kontrol grubuyla karşılaştırmak üzere, uzaydaki dokuların kasılma gücünü ve kalp atış ritmini gerçek zamanlı olarak takip ettiler.

Sonuçlar oldukça çarpıcıydı. Sadece 12 gün gibi kısa bir süre içinde, uzaydaki kalp dokusunun kasılma gücünde neredeyse yarı yarıya azalma gözlemlendi. Üstelik bu zayıflama, dokular Dünya’ya geri döndükten sonraki 9 gün boyunca bile devam etti. Dünya’daki kontrol grubunda ise kasılma gücü neredeyse hiç değişmedi.

Araştırmacılar ayrıca uzaydaki kalp dokularının ritminin de zamanla bozulduğunu ve her atım arasındaki sürenin belirgin bir şekilde arttığını gözlemlediler. Bu düzensizlik, Dünya’ya dönüşle birlikte ortadan kalksa da, uzay yolculuğunun kalp atış ritmini etkilediği açıkça ortaya konmuş oldu.

Araştırmanın sonuçları, uzayda geçirilen sadece bir aylık sürenin bile kalp dokusunu zayıflatabileceğini, kalp atış ritmini bozabileceğini ve kalbin doğal yaşlanma sürecini taklit eden moleküler ve genetik değişikliklere yol açabileceğini gösteriyor.

Bilim insanları, bu olumsuz etkilerin uzayda yerçekimsiz ortama bağlı olarak ortaya çıkan ve düzensiz kalp atışı gibi sorunlara yol açabilen kardiyovasküler değişikliklerden kaynaklandığını düşünüyor. Bu öncü çalışma, gelecekteki uzun süreli uzay görevlerinde astronotların sağlığını korumak için mikro yerçekiminin kalp üzerindeki etkilerini daha detaylı bir şekilde anlamamız ve hatta bu etkileri azaltabilecek ilaçlar geliştirmemiz gerektiğine işaret ediyor.

Perseverance uzay aracı, Mars’ta zebra kayası keşfetti!

NASA’nın Kızıl Gezegen’deki uzantısı Perseverance, Mars keşiflerine bir yenisini daha ekledi. Geçtiğimiz günlerde keşif aracı tarafından görüntülenen ve “zebra kayası” olarak adlandırılan eşsiz bir kaya parçası, bilim dünyasında heyecan yarattı.

Perseverance uzay aracı, Mars’ta eşsiz bir zebra kayası buldu!

13 Eylül’de ilk olarak uzaktan tespit edilen ve daha sonra yakından incelenen kaya, koyu ve açık renkli çizgileriyle Mars yüzeyinde dikkat çekici bir görüntü oluşturuyor. Yaklaşık 20 santimetre çapındaki bu sıra dışı kaya, Jezero Krateri’nde şimdiye kadar gözlemlenenlerden tamamen farklı bir yapıya sahip.

Perseverance uzay aracı, Mars'ta eşsiz bir zebra kayası buldu.
Perseverance uzay aracı, Mars’ta eşsiz bir zebra kayası buldu.

İlk değerlendirmeler, zebra kayasının magmatik veya metamorfik süreçler sonucu oluşmuş olabileceğine işaret ediyor. Ancak bilim insanları, kayanın kimyasal yapısı hakkında kesin bir sonuca varabilmek için daha detaylı analizlere ihtiyaç duyuyor. Kayanın, çevresindeki yüzeyden farklı bir yapıda olması ve gevşek bir yapıda bulunması, başka bir bölgeden buraya taşınmış olabileceği ihtimalini de akıllara getiriyor.

Belki de zebra kayası, Jezero Krateri’nin daha yüksek kesimlerinden kopup gelen bir parça olabilir. Her ne kadar zebra kayasının gizemi henüz tam olarak çözülememiş olsa da, Perseverance’ın bu keşfi, Mars’ın jeolojik geçmişine ışık tutma potansiyeli taşıyor. Eski bir göl yatağı olan Jezero Krateri’nde keşiflerine devam eden Perseverance, Kızıl Gezegen’in geçmişte mikrobiyal yaşama ev sahipliği yapıp yapmadığına dair ipuçlarını aramaya devam ediyor.

Blue Origin’in New Glenn roketi, bir testi daha geçti!

Jeff Bezos’un uzay girişimi Blue Origin, geliştirdiği ağır yük roketi New Glenn ile önemli bir aşama daha kaydetti. SpaceX’in en önemli rakiplerinden biri olarak gösterilen New Glenn, geçtiğimiz günlerde kritik ikinci aşama sıcak ateşleme testini başarıyla tamamladı. Bu başarı, roketin Kasım ayında gerçekleştirilmesi planlanan ilk uçuşu için önemli bir kilometre taşı oldu.

Blue Origin’in New Glenn roketi, bir testi daha geride bıraktı

15 saniye süren test sırasında, roketin iki adet BE-3U motorundan oluşan ikinci aşaması ateşlendi. Testin amacı, roketin çeşitli alt sistemleri, motorları ve yer kontrol sistemleri arasındaki uyumu ve performansı doğrulamaktı.

Blue Origin'in New Glenn roketi, bir testi daha geride bıraktı.
Blue Origin’in New Glenn roketi, bir testi daha geride bıraktı.

Blue Origin, yaptığı açıklamada testin başarısından duydukları memnuniyeti dile getirerek, “Uçuş donanımımızı test etmenin yanı sıra, bu ateşleme testi aynı zamanda fırlatma operasyonları ekibimize fırlatma günü prosedürlerini simüle etme ve kritik operasyonlar için zamanlamayı doğrulama fırsatı sundu” ifadelerini kullandı.

New Glenn, başlangıçta bu yıl içinde NASA ile ortaklaşa yürütülen ESCAPADE adlı küçük bir uyduyu uzaya fırlatacaktı. Ancak bu görev iptal edildi. Roketin yeni görevi ise (NG-1), Blue Origin’in kendi geliştirdiği yeni nesil yörünge platformu Blue Ring’i uzaya taşımak olacak. Şirket, bu görevi önümüzdeki iki ay içinde Florida’daki Cape Canaveral Uzay Üssü’nden başlatmayı hedefliyor.

New Glenn’in başarılı test atışı, Blue Origin’in uzay yarışındaki iddiasını bir kez daha ortaya koydu. Şirket, geliştirdiği güçlü roketlerle ticari uydu fırlatma pazarında SpaceX’e rakip olmayı hedefliyor.

Spotify kullanıcıları, yapay zeka aracı ile kendilerine has çalma listeleri hazırlayabilecek!

Bu özellik, ilk olarak Birleşik Krallık ve Avustralya’daki Spotify Premium aboneleri için piyasaya sürülmüştü.

Android ve iOS cihazlarda beta sürümünde olan bu özellik, kullanıcıların yazılı komutlarla kişisel oynatma listeleri oluşturmalarına olanak tanıyor. Örneğin, kullanıcılar “evdeki romantik akşam için bir oynatma listesi” yazarak ruh haline uygun şarkılarla oluşturulmuş özel bir seçki elde edebiliyor.

Oynatma listesi, daha fazla komut eklenerek özelleştirilebiliyor ve Spotify, kullanıcılara yeni komutlar için önerilerde de bulunuyor. Şirket, türleri, ruh hallerini, sanatçıları ve dönemleri karıştırarak kişiye özel oynatma listeleri oluşturmayı öneriyor. Ayrıca, kullanıcılar konumlar, hayvanlar, film karakterleri, renkler ve hatta emoji ekleyerek deneyimlerini daha da kişiselleştirebiliyorlar.

Spotify, bu özelliğin Birleşik Krallık ve Avustralya’da büyük başarı yakaladığını ve abonelerin milyonlarca oynatma listesi oluşturduğunu belirtti.

Yapay zeka destekli oynatma listesi oluşturma aracı, “Kütüphanen” sekmesinde sağ üst köşedeki artı düğmesine (+) tıklanarak ve menüden “Yapay Zeka Oynatma Listesi” seçilerek bulunabilir. Kullanıcılar, oluşturdukları listeyi kütüphanelerine kaydetmek için “Oluştur” butonuna basabiliyorlar.

Spotifyın yapay zeka destekli oynatma listesi özelliği, müzik deneyimini daha kişisel ve yaratıcı hale getirmeyi amaçlıyor. Kullanıcıların ruh hallerine, özel etkinliklere veya kişisel tercihlere dayalı olarak benzersiz listeler oluşturabilmesi, müzik dinleme alışkanlıklarını zenginleştiriyor. Özellikle, kullanıcılara verilen geniş komut seçenekleri sayesinde müziği daha fazla keşfetme ve farklı türlerde deneyimleme imkanı sunuluyor.

Spotify, yapay zeka tabanlı bu yenilikçi özelliğin ilerleyen dönemde daha fazla ülkede kullanılabilir hale geleceğini de duyurdu. Bu gelişmeyle birlikte, Spotify’ın kişisel müzik önerileri alanında liderliğini sürdürmeyi hedeflediği görülüyor.

Eski Nvidia mühendisleri tarafından kurulan Vsim, robotik simülasyon teknolojisi için 24 milyon dolar yatırım aldı!

Manchester merkezli şirketin yatırım turuna EQT Ventures, Samsung Next, Factorial Fund ve Tru Arrow gibi önemli yatırımcılar katıldı. Vsim tarafından geliştirilen simülasyon teknolojisi, özellikle robotik eğitimine odaklanıyor ancak potansiyel olarak birçok farklı sektörde de kullanılabilir.

Simülasyon teknolojilerinin yıllardır var olmasına rağmen, Vsim’in hedefi daha verimli algoritmalar ve belirli uygulamalara yönelik araçlar sunarak bu alanda bir fark yaratmak.

Robotlar ve otonom makineler, değişken ve dinamik ortamlarda karar almak zorunda kalıyor ve mevcut simülasyon platformları bu ihtiyaçları tam anlamıyla karşılayamıyor. Vsim, gerçek zamanlı ve hassas simülasyonlar sağlayarak bu boşluğu doldurmayı hedefliyor. Şirketin kurucuları Lu ve Storey, Nvidia’da uzun yıllar boyunca simülasyon teknolojileri üzerinde çalışmış deneyimli mühendisler olarak, robotik alanındaki mevcut gelişmeleri değerlendirip bu doğrultuda çözümler geliştirmeye karar verdiklerini belirtiyorlar.

Vsim’in simülasyon teknolojisinin eğlence, üretim, araştırma, ilaç ve robotik gibi birçok sektörde kullanılabileceği öngörülüyor. Şirketin robotik eğitimine yönelik geliştirdiği teknoloji, bu alandaki eğitim süreçlerini hızlandırmayı ve iyileştirmeyi amaçlıyor.

Vsim’in aldığı bu önemli yatırım, şirketin büyüme potansiyelini artırırken, simülasyon teknolojilerinin gelecekteki kullanım alanlarına yönelik büyük beklentiler yaratıyor.

Vsim, aldığı 24 milyon dolarlık yatırımla robotik simülasyon teknolojilerinde çığır açmayı hedefliyor. Şirket, gelişmiş algoritmalar ve gerçek zamanlı simülasyonlarla dinamik ortamlarda robotların daha iyi karar almasını sağlamak için çözümler üretiyor. Vsim’in teknolojisi, robotik eğitim başta olmak üzere birçok sektörde devrim niteliğinde yenilikler sunmayı amaçlıyor.

WordPress WP Engine’e hizmeti engelledi, web siteleri tehlikede!

WordPress.org ile WP Engine arasındaki gerginlik tırmanıyor! Çarşamba günü, WordPress.org, WP Engine sunucularının kendi kaynaklarına erişimini engelledi. Bu hareket, web sitelerinin kritik yazılım güncellemelerine ulaşamamasına neden olabilir. Kullanıcıların plugin ve tema güncellemeleri alamaması, WordPress güvenliği açıklarının artmasıyla sonuçlanabilir.

WP Engine, WordPress’in en popüler hosting sağlayıcılarından biri olarak biliniyor. Ancak, WordPress.org’un bu sert hamlesi, WP Engine kullanıcılarının CMS kaynaklarına erişimini büyük ölçüde kısıtladı. WordPress kurucusu ve CEO’su Matt Mullenweg, WP Engine’i “kanser” olarak nitelendirerek bu duruma tepki gösterdi. Mullenweg, WP Engine’in WordPress üzerinden kar sağladığını ancak CMS’nin gelişimine katkıda bulunmadığını iddia etti. Mullenweg’in önerisi, WP Engine’in WordPress markasını kullanmak için lisans ücreti ödemesi yönünde oldu. Ancak WP Engine bu ücreti ödemek istemiyor.

Mullenweg, WP Engine’in WordPress.org’un kaynaklarından yararlanmasına izin vermeyeceklerini belirtti. “WP Engine, kendi kullanıcı giriş sistemini, sunucu güncellemelerini, plugin dizinini ve diğer tüm servislerini yönetmek zorunda,” dedi. WordPress.org üzerindeki kaynaklara WP Engine sunucularından artık erişim sağlanamayacak.

Bu hizmet kesintisi, WP Engine’in olay kayıtlarına da yansıdı. WP Engine, status sayfasında yaptığı açıklamada, “WordPress.org, WP Engine müşterilerinin WP Admin üzerinden plugin ve tema güncellemeleri yapmasını engelledi,” ifadelerine yer verdi.Wordpress güvenliği tehlikede olabilir.

Bazı WordPress kullanıcıları ise bu duruma tepki gösteriyor. Reddit’te yer alan tartışmalarda, WordPress’in WP Engine’i engellemesine karşı çıkılıyor ve hatta WordPress’in alternatif bir sürümünün oluşturulması konuşuluyor. Bu gelişmelerin, WordPress topluluğunu nasıl etkileyeceği büyük merak konusu.

Zen 5 tabanlı Ryzen 9000X3D’in çıkış tarihi belli oldu!

0

AMD’nin merakla beklenen yeni işlemci serisi Ryzen 9000X3D için heyecan verici haberler var! Zen 5 tabanlı Ryzen 9000X3D serisi, oyuncular ve yüksek performans arayan kullanıcılar tarafından büyük bir beklentiyle bekleniyordu.

Zen 5 tabanlı Ryzen 9000X3D işlemcilerinin çıkış tarihi ortaya çıktı

Yeni gelen raporlara göre, serinin ilk üyesi olan Ryzen 7 9800X3D önümüzdeki ay raflardaki yerini alacak. Daha da heyecan verici olan ise, Ryzen 9 9950X3D ve Ryzen 9 9900X3D modellerinin 2025 yılının başlarında piyasaya sürülecek olması.

Zen 5 tabanlı Ryzen 9000X3D işlemcilerinin çıkış tarihi ortaya çıktı.
Zen 5 tabanlı Ryzen 9000X3D işlemcilerinin çıkış tarihi ortaya çıktı.

Ryzen 9000X3D serisinin tamamının 2025’in başlarında gelmesi beklenirken, bu yıl en azından bir modeli görebilecek olmamız sevindirici. AMD, bu yıl içinde yeni nesil 3D V-Cache teknolojisine sahip Ryzen 7 9800X3D modeliyle sevenleriyle buluşacak. Sekiz çekirdekli Ryzen 7 9800X3D, oyunculara yönelik bir model olacak. Daha yüksek performans arayan kullanıcılar ise 16 çekirdekli Ryzen 9 9950X3D ve Ryzen 9 9900X3D modellerini beklemeye devam edecek.

AMD’nin yeni işlemcileri, Intel’in Arrow Lake “Core Ultra 200” serisiyle rekabet etmeyi hedefliyor. Özellikle oyun performansında iddialı olan Ryzen 7 9800X3D, selefi Ryzen 7 7800X3D’nin başarısını devam ettirmeyi hedefliyor.

Ryzen 9000X3D serisinin, önceki Zen 4 işlemcilerinde olduğu gibi büyük bir önbellek kapasitesi sunması bekleniyor. Ayrıca, Zen 5 mimarisi sayesinde Ryzen 7 9800X3D’nin mevcut Ryzen 7 9700X’e kıyasla yüzde 15-20 daha yüksek performans sunacağı söyleniyor.

Yeni sızıntılar, AMD’nin çift CCD’ye (Çekirdek Karmaşıklığı Ölçeği) sahip Ryzen 9 9950X3D ve Ryzen 9 9900X3D modellerinde farklı ve “yeni özellikler” sunacağını gösteriyor. Bu özelliklerin neler olduğu henüz kesin olarak bilinmiyor ancak en çok konuşulan olasılık, her iki CCD’nin de 3D V-Cache ile donatılacak olması.