Microsoft, yıllar önce kapanan bir nükleer santrali hayata döndürecek!

Washington Post’un haberine göre, 1979’da reaktörlerinden birinde kısmi bir erime meydana gelen bu santral, şimdi Microsoft bünyesindeki tesislerin enerji ihtiyacını karşılamak üzere geri dönmeye hazırlanıyor.

Anlaşmanın onaylanması halinde, Microsoft 20 yıl boyunca santralin tek müşterisi olacak ve üretilen enerjinin tamamını yapay zeka projelerine yönlendirecek. Santralin sağlayacağı enerji, yaklaşık 800.000 evin ihtiyacını karşılayabilecek güçte olsa da, bu enerji tamamen Microsoft’un yapay zeka çalışmalarına ayrılacak. Bu hamle, şirketin sıfır emisyonlu elektrik kullanma taahhüdünü desteklerken, AI projelerinin enerji tüketiminde mevcut elektrik şebekesine binen yükü hafifletme potansiyeline sahip.

Anlaşma, bir ilk olması açısından dikkat çekici

Bu anlaşma, bir ticari enerji santralinin ilk kez tek bir müşteri için çalışacak olması ve kapatılmış bir nükleer santralin yeniden devreye girmesi bakımından bir ilk olacak. Three Mile Island santrali, ekonomik nedenlerle beş yıl önce kapatılmıştı, ancak 2028’e kadar yeniden açılması planlanıyor. 1979’da yaşanan kısmi erimenin, santralin kapanışıyla bir ilgisi olmadığı belirtiliyor.

Santralin sahibi olan Constellation şirketinin CEO’su Joseph Dominguez, bu hamlenin, ABD’nin AI alanındaki rekabet gücünü koruması için önemli olduğunu savunuyor. Şirket, santralin yeniden faaliyete geçirilmesi için 1.6 milyar dolar harcayacak ve bu süreçte federal sübvansiyonlar ve vergi teşviklerinden yararlanacak. Constellation’ın bu anlaşmadan milyarlarca dolar kar elde etmesi bekleniyor.

Microsoft

Three Mile Island’ın yeniden faaliyete geçebilmesi için, federal Nükleer Düzenleme Komisyonu tarafından yapılacak yoğun güvenlik denetimleri gibi birçok düzenleyici engelin aşılması gerekiyor. Ayrıca, tüm enerjinin tek bir özel şirket tarafından kullanılacak olması, vergi teşviklerinin sorgulanmasına yol açabilir. Öte yandan, santralin yeniden açılması, yaklaşık 600 kişiye iş sağlayacak.

Palisades nükleer santrali de Michigan’da yeniden faaliyete geçmeyi planlıyor, ancak bu santral yerel elektrik şebekesine hizmet verecek şekilde faaliyet gösterecek.

X, yasağa uymadığı her gün için 1 milyon dolar ceza ödeyecek!

Yüksek Mahkeme yargıcı Alexandre de Moraes tarafından verilen karara göre, X ve Starlink, yasak kararlarına uymadıkları takdirde günlük 1 milyon dolara yakın ceza ödeyecekler.

Bu karar, Brezilya’da birçok kullanıcının Çarşamba günü X’e yeniden erişim sağlamasının ardından geldi. Şirket, hizmetin tekrar erişilebilir olmasının yanlışlıkla meydana geldiğini ve geçici bir durum olduğunu, ağ sağlayıcılarının değiştirilmesinden kaynaklandığını belirtti.

X’in Brezilya’daki yasağı geçtiğimiz ay başlamıştı, ancak şirket bu süreçte Cloudflare’ın sunucularını kullanmaya başladı ve bu durum Brezilya’daki internet servis sağlayıcılarının platformu engellemesini zorlaştırdı. X, Latin Amerika’ya hizmet sunma amacıyla ağ sağlayıcısını değiştirdiğini ve Brezilya’daki hizmetinin yakında yeniden kesileceğini öne sürmüştü.

Ancak Moraes, 19 Eylül’den itibaren yasaklara uymadığı her gün için X’in 921.000 dolar para cezasına çarptırılacağını açıkladı. Starlink de X’in cezasını ödememesi durumunda müşterek sorumluluk altında tutulacak. Ayrıca, ülkenin internet düzenleyicilerine, Cloudflare, Fastly ve EdgeUno sunucularının erişimini engelleme talimatı verildi. Bu sunucular, mahkemenin eski Twitter’ın faaliyetini durdurma kararını atlatmak amacıyla kullanılmıştı.

X, bu konuda henüz resmi bir açıklama yapmadı.

Robotik arama

Brezilya, X ve Starlink’e yönelik yaptırımlarını sıkılaştırarak, sosyal medya düzenlemelerine uyulmaması durumunda yüksek para cezalarıyla karşılık veriyor. Mahkeme, platformların ülke çapında engellenmesi sürecini hızlandırmayı ve ulusal güvenlik açısından risk oluşturabilecek içeriklerin kontrolünü artırmayı hedefliyor. Ayrıca, teknolojik hizmet sağlayıcılarının yasal sorumluluklarının artırılması yönünde yeni önlemler devreye sokuluyor.

YouTube içerik üreticilere ikinci bir şans veriyor!

Özellik, YouTube içerik üreticilerine videolarını düzenleyerek yaş sınırlamalarını kaldırma ya da topluluk kurallarını ihlal ettiği için kaldırılan videoları geri yükleme imkanı sunuyor.

Bugüne kadar, bir video yaş sınırlaması alırsa ya da topluluk kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle kaldırılırsa, içerik üreticilerinin itiraz sürecini başlatmaları ve sonucunu beklemeleri gerekiyordu. Bu süreçte sadece bir kez itiraz hakkı bulunuyordu ve sonuç kabul edilmek zorundaydı. YouTube, son hamlesiyle içerik üreticilere videolarını düzenleyip yaş sınırlamalarını kaldırmaları veya videolarını geri yüklemeleri için şans tanıyor.

İşlemler YouTube Studio üzerinden gerçekleştirilecek

YouTube’un destek sayfasında belirttiği üzere, uygun içerik üreticileri, YouTube Studio’da videolarını düzenleme seçeneğini görebilecek. Üretici videoyu düzenledikten sonra, YouTube ekibi yapılan değişiklikleri gözden geçirip yaş sınırlamalarını veya topluluk kuralları ihlali uyarılarını kaldırabilir. Üreticiler, dilerse düzenleme yerine eski yöntemde olduğu gibi itiraz sürecine de başvurabilecek.

Yeni özellik, özellikle videoları düzenlerken bazı ayrıntıları gözden kaçıran içerik üreticileri için faydalı olabilir. YouTube, bu özelliğin gelişmiş özelliklere erişimi olan içerik üreticilerine sunulacağını belirtti. Bu düzenleme, içerik üreticilerinin anlatım tarzını değiştirmeden video üzerinde gerekli düzenlemeleri yapmalarını sağlayarak büyük kolaylık sunuyor.

Geçtiğimiz yıl, içerik üreticilerinin yaşadığı rahatsızlıklar üzerine YouTube, ihlal uyarılarını silmek için eğitim programı başlatmıştı. Üreticiler, kurallara 90 gün boyunca uymaları koşuluyla bu uyarılardan kurtulabiliyordu. Yeni test süreci ile birlikte, YouTube’un içerik üreticilerine daha fazla esneklik sağladığı görülüyor. Özellikle yapay zeka araçlarının videolara entegre edildiği bu dönemde, yanlış düzenlemeler sonucu videoların kuralları ihlal etme ihtimalini göz önünde bulunduran platform, içerik üreticilerine ikinci bir şans vermiş oluyor.

YouTube’un test ettiği bu yeni özellik, hem içerik üreticilerinin haklarını koruma hem de platformun topluluk kurallarını uygulama noktasında denge kurmaya yönelik önemli bir adım olarak görülüyor.

Alibaba, 100’lerce açık kaynak yapay zeka modeli kullanıma sundu!

Qwen 2.5 adı verilen bu yeni modeller, otomotivden oyun sektörüne ve bilimsel araştırmalara kadar çeşitli alanlarda kullanılmak üzere tasarlandı. Alibaba, bu modellerin matematik ve kodlama gibi alanlarda daha gelişmiş yeteneklere sahip olduğunu belirtti.

Hangzhou merkezli şirket, yerel rakipleri Baidu ve Huawei’nin yanı sıra ABD’li devler Microsoft ve OpenAI ile olan rekabetini de artırmayı hedefliyor.

Alibaba’nın modelleri, büyük veri setleri üzerinde eğitildi ve bu modellerin metin ve görüntü oluşturma yetenekleri mevcut. Açık kaynaklı yapay zeka modelleri, araştırmacılar, akademisyenler ve şirketler tarafından kendi yapay zeka uygulamalarını oluşturmak için kullanılabiliyor. Bu sayede, kullanıcılar sistemlerini eğitmek zorunda kalmadan, zamandan ve maliyetten tasarruf edebiliyorlar. Alibaba, açık kaynak modellerini sunarak daha fazla kullanıcıya ulaşmayı hedefliyor.

Alibaba, ilk olarak geçen yıl Tongyi Qianwen (Qwen) modelini tanıtmıştı. O zamandan beri bu modellerin daha gelişmiş versiyonlarını piyasaya sürdü ve bugüne kadar modellerinin 40 milyon kez indirildiğini açıkladı. Ayrıca, şirketin Qwen-Max adlı özel modeli de güncellendi. Bu model açık kaynaklı olmayıp, Alibaba’nın bulut bilişim ürünleri aracılığıyla işletmelere satılıyor. Alibaba, Qwen-Max 2.5 modelinin, Meta’nın Llama ve OpenAI’ın GPT-4 gibi rakiplerini akıl yürütme ve dil anlama gibi alanlarda geride bıraktığını belirtti.

Şirket ayrıca, yapay zeka modellerine dayalı yeni bir metinden videoya dönüştürme aracını da piyasaya sürdü. Bu araç, kullanıcılara bir komut girme imkanı vererek yapay zekanın bu komuta dayalı bir video oluşturmasını sağlıyor. Bu özellik, OpenAI’ın Sora aracına benzer bir işlev sunuyor.

Alibaba Cloud inovasyon merkezi

Alibaba CEO’su Eddie Wu, yaptığı açıklamada, Alibaba Cloud’un yapay zeka teknolojisi araştırma ve geliştirme çalışmalarına ve küresel altyapısının inşasına büyük bir yoğunlukla yatırım yaptığını belirtti.

Wu, geçen yıl CEO’luk görevini devraldı ve şirketin karşı karşıya olduğu zorlu rekabet ve yavaşlayan Çin ekonomisine rağmen büyümeyi yeniden canlandırmaya çalışıyor.

BM, yapay zeka teknolojilerini uluslararası çapta kontrol altına almak istiyor!

Yayınlanan 100 sayfalık bir raporda, yapay zeka teknolojilerinin dünya üzerinde dönüştürücü bir etkiye sahip olduğu vurgulanırken, bilimsel keşifleri hızlandırma, ekonomik büyümeyi artırma, halk sağlığı ve tarımı geliştirme gibi olumlu potansiyeller taşıdığına da dikkat çekildi.

Ancak raporda, YZ’nin yönetimsiz bırakılması durumunda, bu faydaların yalnızca bir avuç ülke, şirket ve bireyle sınırlı kalabileceği ve daha güçlü sistemlerin iş dünyasını altüst edebileceği, otonom silahlar yaratarak barış ve güvenlik için risk oluşturabileceği ifade edildi.

Danışma kurulu, yapay zeka teknolojilerini yönetecek yeni kurumların oluşumunda uluslararası hukuk ve insan hakları hukukunun rehberlik etmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, YZ ile ilgili tüm tarafları insan haklarını korumak için işbirliği yapmaya çağırdı.

Öneriler arasında YZ’nin yetenek ve risklerine dair küresel bir anlayış oluşturmak için uluslararası bir bilim panelinin kurulması, BM bünyesinde YZ yönetişimi üzerine küresel bir diyalog başlatılması ve bu gelecekteki kurumların insan hakları ilkelerine ve uluslararası hukuka dayanması yer alıyor. Aynı zamanda, zengin ve yoksul ülkeler arasındaki teknolojik farkı kapatmak ve BM’nin 2030 Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasına yardımcı olmak için bir küresel YZ fonu oluşturulması önerildi.

Yapay zeka suçları

Raporda ayrıca, 193 BM üye ülkesinden yalnızca yedisinin son YZ yönetişim girişimlerine katıldığı, 118 ülkenin ise bu tartışmaların tamamen dışında kaldığı belirtildi. Avrupa Birliği’nin AI düzenlemelerine yönelik ilk yasal çerçevesi 1 Ağustos’ta yürürlüğe girmişti. G20 ülkeleri de bu ay YZ’nin etik, şeffaf ve hesap verebilir kullanımını teşvik eden yönergeler üzerinde anlaşmıştı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçen yıl yapay zekanın kontrolsüz bir “canavar” haline gelmesini önlemek için koordineli bir eylem gerektiğini söyleyerek bu danışma kurulunu atamıştı. Guterres, perşembe günü kurulun çalışmalarını övgüyle karşıladı ve önerilere tam destek verdiğini belirterek, bu önerilerin kapsayıcı, esnek ve etkili bir uluslararası yapay zeka mimarisi oluşturmak için bir yol haritası sunduğunu ifade etti.

Qualcomm, yüzlerce çalışanını işten çıkaracak!

İlk kez San Diego Union-Tribune tarafından bildirilen Qualcomm işten çıkarmalarının, Kasım ayının ikinci ya da üçüncü haftasında başlaması planlanıyor.

İşten çıkarmalar, Qualcomm’un San Diego’daki 16 farklı tesisini, özellikle de şirketin siber güvenlik birimini barındıran merkez ofisini etkileyecek. Ancak siber güvenlik ekibinin işten çıkarmalardan etkilenip etkilenmediği netleşmiş değil. Qualcomm sözcüsü, yaptığı açıklamada bu konuda bilgi vermekten kaçındı.

Qualcomm sözcüsü Kristin Stiles, yaptığı açıklamada, “Önde gelen teknoloji ve ürün portföyümüz, çeşitlendirme stratejimizi hayata geçirmemiz için bizi güçlü bir konuma getirdi. İşlerimizin olağan bir parçası olarak, yatırımlarımızı, kaynaklarımızı ve yeteneklerimizi, önümüzdeki benzeri görülmemiş çeşitlendirme fırsatlarından en iyi şekilde yararlanmak için önceliklendiriyor ve uyumluyoruz.” dedi.

Qualcomm, San Diego’daki işten çıkarmalarını, küresel ekonomik zorluklar ve akıllı telefon pazarındaki daralma karşısında aldığı stratejik bir önlem olarak değerlendiriyor. Şirket, 226 çalışanını işten çıkaracağını duyururken, bu hamlenin maliyetleri düşürme ve gelecekteki büyüme alanlarına daha fazla kaynak ayırma amacı taşıdığını belirtti. Özellikle, yapay zeka, 5G teknolojileri ve otonom sistemler gibi stratejik alanlarda inovasyona odaklanmayı sürdüreceğini ifade eden Qualcomm, daha önce de 1.250 kişiyi işten çıkararak benzer bir maliyet azaltma süreci geçirmişti.

2023’te yıllık 35.8 milyar dolar gelir kaydeden şirket, artan rekabet ve dalgalanan pazar talepleri karşısında daha verimli bir iş modeli oluşturmayı hedefliyor. Qualcomm CEO’su Cristiano Amon, bu süreçte şirketin teknolojik liderliğini sürdürmek için kaynakları daha verimli kullanmayı amaçladıklarını ve inovasyonu destekleyecek adımlar atacaklarını vurguladı. Yapılan işten çıkarmalar, şirketin hem maliyet kontrolü hem de gelecekteki büyüme stratejilerinin bir parçası olarak görülüyor.

Şirketin bu süreçteki en önemli önceliği, yüksek teknolojiye odaklanarak rekabet gücünü artırmak ve pazar payını korumak olacak. Qualcomm, bu zorlu dönemde teknolojik inovasyona ve yeni yatırım fırsatlarına yönelmeyi sürdüreceğini belirtti.

Qualcomm, Intel’i satın mı alıyor?

0

Uzun yıllardır x86 mimarisi ile işlemci sektörünün devi konumunda olan Intel’in işlerinin çok iyi olmadığı biliniyor. Şirket’in sektördeki mobil işlemci üstünlüğünü yeniden güçlenen Qualcomm’a kaptırması ve ardından AMD’nin özellikle sunucu yatırımları ile güçlenmesi x86 mimarisinin yavaştan bitmesine yol açtı.

Apple, 2020 yılında ARM mimarisi tabanlı Apple Silicon işlemcisine dönerek mimarinin, daha düşük güç ile daha yüksek performansa sahip olabileceğini gösterdi. Uzun zamandır sadece mobil cihazlarla sınırlı kalan ARM mimari işlemci şirketi Qualcomm ise yeniden güçlenmeye başladı. Yeni çıkan söylentiler ise Qualcomm’un Intel’i satın almak istediğini belirtiyor.

Qualcomm, Intel’i satın almak istiyor

Apple’ın ardından Microsoft’un ve üreticilerinde ARM mimarisine yönelmesi Intel’ın kanayan yarasını büyüttü. x86 sektörünün diğer bir üreticilerinden AMD ise kendisini sunucu yönünde geliştirerek, sunuculara yatırım yaparak Intel’den ileri seviyeye taşıdı.

Intel, geçtiğimiz ay 1.6 milyar dolarlık bir zarar bildirdikten sonra iş gücünü %15 düşürdü. Şirket, aynı zamanda geçtiğimiz aylarda ise bazı ofislerini kapatma kararı aldı. Intel, fabrikalarının çoğunuda kapatmasının ardından iş gücünün bir kısmını ise çip üretim şirket TSMC’ye kaydırmak zorunda kaldı.

Qualcomm, Intel'i satın almak istiyor. Şu anda doğruluğu kesin olmayan bilgilere göre şirket, Intel'i satın almak istiyor.

AMD gibi x86 mimarisi ile üretim yapan ve Qualcomm gibi ARM mimarisi ile üretim yapan şirketler yapay zekaya devasa yatırımlar yaparken Intel’in henüz bu konuda atılan ciddi bir adımı bulunmaması da şirketin değerindeki düşüşe yol açıyor.

Nintendo, Xbox ve Playstation gibi oyun konsollarıda yaklaşık 10 yıl gibi bir süredir AMD işlemciler kullanmaya özen gösteriyorlar. Intel sonuç olarak oyun sektöründe de çok geride kaldı. Ayrıca geçtiğimiz aylarda bir microcode sorunu sebebi ile Intel’in son nesil işlemcileri hata vermeye ve çökmeye başladı.

Bugün The Wall Street Journal’dan gelen bir sızıntı haber, Qualcomm’un uzun zamandır çöküntüde olan Intel’i satın almak istediğini belirtiyor. İsimsiz kaynaklara göre herhangi bir anlaşma gündemde bulunmazken Qualcomm uzun bir sürenin ardından ARM mimarisinin yeniden popüler olması ile yeniden güçleniyor. Qualcomm-Intel tarafından iddialar hakkında henüz bir açıklama gelmedi. Lakin Intel’in hızla düşen değeri ise satın alma iddialarının gerçekleşebileceğini güçlendiriyor.

NASA, Dünya ile Ay arasında iletişim altyapısı kuracak!

NASA, Ay’a kalıcı insan varlığı kurma hedefini gerçekleştirmek için önemli adımlar atmaya devam ediyor. Bu hedef doğrultusunda en önemli ihtiyaçlardan biri ise Dünya ile Ay arasında kesintisiz ve güçlü bir iletişim altyapısı kurmak. İşte bu noktada NASA, özel sektörle yaptığı iş birliklerine bir yenisini daha ekledi.

NASA, Dünya ile Ay arasında iletişim altyapısı kurmaya hazırlanıyor!

Uzay ajansı, “Yakın Uzay Ağı” (Near Space Network) projesi kapsamında Intuitive Machines firmasıyla 4,8 milyar dolarlık dev bir sözleşme imzaladı. Anlaşmaya göre Intuitive Machines, Ay çevresinde ve yüzeyinde konumlandırılacak bir uydu takımyıldızı inşa edecek. Bu takımyıldızı, gelecekteki Ay görevleri için hayati önem taşıyan navigasyon ve iletişim hizmetleri sağlayacak.

Intuitive Machines, Şubat ayında Ay’ın yüzeyine başarılı bir iniş gerçekleştiren ilk özel ABD şirketi olarak tarihe geçmişti. Yaşanan bazı küçük aksaklıklara rağmen bu başarı, firmanın uzay sektöründeki iddiasını kanıtlamıştı.

Beş yıllık bir süreyi kapsayan ve 150 milyon dolarlık garanti ödemenin yer aldığı sözleşmenin toplam bedeli, yapılacak ek çalışmalarla 4,82 milyar dolara kadar ulaşabilecek. Ayrıca anlaşmanın beş yıl daha uzatılabilme ihtimali de bulunuyor.

Peki bu proje neden bu kadar önemli? Öncelikle, Artemis programı kapsamında Ay’ın güney kutbuna yapılması planlanan inişler, Dünya ile doğrudan iletişim kurmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle, Ay çevresinde konumlandırılacak bir uydu ağı, kesintisiz ve güvenilir bir iletişim sağlamak için olmazsa olmaz olarak görülüyor.

Ayrıca, bu altyapı sadece NASA’nın değil, gelecekte Ay’da daha fazla faaliyet göstermeyi hedefleyen özel şirketlerin de işine yarayacak. Intuitive Machines gibi firmalar, gelecekteki Ay görevleri için daha güçlü iletişim ve navigasyon hizmetlerine ihtiyaç duyacaklar.

Intuitive Machines, NASA ile imzaladığı bu büyük anlaşma sonrasında hızlı bir yükselişe geçti. Şirketin 2024’ün ikinci çeyreğindeki gelirleri bir önceki yıla göre %130 artarak 41,4 milyon dolara ulaştı ve hisseleri %40 oranında değer kazandı.

Intuitive Machines, bir sonraki Ay kargo görevi olan IM-2’yi bu yılın ilk çeyreğinde gerçekleştirmeyi planlıyor. Analistlere göre şirketin ilk Yakın Uzay Ağı (NSN) Ay uydusu, 2025’in sonlarında gerçekleştirilmesi planlanan IM-3 göreviyle birlikte fırlatılacak.

Google Chrome, üç yeni özellikle karşımıza çıkacak

0

Google, dünyanın en popüler internet tarayıcısı Chrome için üç önemli yeni özelliği kullanıma sunuyor. Bu güncellemelerle Chrome, daha kullanışlı ve verimli bir tarayıcı deneyimi sunmayı hedefliyor.

Google Chrome, üç önemli özellikle karşımıza çıkıyor

En dikkat çekici yeniliklerden biri, sekme gruplama özelliğine getirilen otomatik senkronizasyon. Artık kullanıcılar, farklı cihazlarda açtıkları sekme gruplarını manuel olarak senkronize etmek zorunda değil.

Google Chrome, üç önemli özellikle karşımıza çıkıyor.
Google Chrome, üç önemli özellikle karşımıza çıkıyor.

Chrome, bu işlemi otomatik olarak yaparak, kullanıcıların bir cihazda yarıda bıraktıkları işlemlere başka bir cihazdan kolayca devam etmelerini sağlıyor. Örneğin, öğle arası iş bilgisayarınızda birkaç ürün incelemesi yaptıysanız, akşam eve geldiğinizde telefonunuzdan aynı sekme grubunu açarak incelemeye kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

Bir diğer dikkat çeken özellik ise Google’ın yapay zekâ destekli öneri sistemi. Chrome, kullanıcıların daha önce ziyaret ettiği web sayfalarını analiz ederek, tekrar ihtiyaç duyabilecekleri sayfaları akıllıca öngörüyor. Örneğin, sabun incelemeleri yaparken bir yandan da çamaşır makinesi incelemelerine göz atıyorsanız, Chrome sizin ilginizi çekme ihtimaline karşı bu sayfaları da size öneriyor.

Son olarak, Google Workspace kullanıcıları için oldukça faydalı bir özellik daha geliştirilmiş. Bu özellik sayesinde, Workspace kullanıcıları yeni bir sekme açtıklarında karşılarına günlük takvimleri çıkacak. Böylece toplantılarına hızlıca göz atabilecek veya sanal toplantılara kolayca katılabilecekler.

Google, bu ve benzeri güncellemelerle Chrome’u hem bireysel hem de profesyonel kullanıcılar için daha kullanışlı ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor.

Samsung, şimdiye kadarki en hızlı SSD modeliyle geliyor!

0

Samsung, yüksek performanslı depolama çözümleri alanında çıtayı bir kez daha yükseltiyor. Geçtiğimiz ay duyurulan ve büyük bir heyecan yaratan PM9E1 NVMe Gen 5 SSD, seri üretime başlandı. Bu yeni SSD, bir önceki nesil NVMe Gen 4 Samsung PM9A1’e göre iki kat daha hızlı okuma ve yazma hızlarıyla dikkat çekiyor.

Samsung, şimdiye kadarki en hızlı SSD modeliyle karşımıza çıkacak

Samsung PM9E1, 14,5 GB/s’ye varan okuma ve 13 GB/s’ye varan yazma hızlarıyla inanılmaz bir performans sunuyor. Bu da, özellikle büyük dosyalarla çalışan profesyoneller, oyuncular ve yapay zeka uygulamaları geliştiricileri için büyük bir avantaj sağlıyor.

Samsung, şimdiye kadarki en hızlı SSD modeliyle karşımıza çıkacak.
Samsung, şimdiye kadarki en hızlı SSD modeliyle karşımıza çıkacak.

Yeni SSD, sadece hızıyla değil, aynı zamanda dayanıklılığıyla da ön plana çıkıyor. Dayanıklılık derecesi bir önceki nesle göre iki kat arttırılan PM9E1, 2.400 TBW’ye kadar veri yazma dayanıklılığı sunuyor. Bu da, diskin uzun yıllar boyunca sorunsuz bir şekilde kullanılabileceği anlamına geliyor.

Samsung’un bellek ürün planlamasından sorumlu başkan yardımcısı YongCheol Bae, PM9E1’in 5nm kontrolcüsü sayesinde endüstri lideri güç verimliliği ve üstün performans sunduğunu belirtiyor. Özellikle yapay zeka çağında veri yoğunluğu giderek artarken, PM9E1’in küresel müşterilerin yapay zeka portföyleri için sağlam bir temel oluşturacağını vurgulayan Bae, SSD’nin hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılara yönelik olduğunu belirtiyor.

512 GB, 1 TB, 2 TB ve 4 TB olmak üzere dört farklı kapasite seçeneğiyle sunulan Samsung PM9E1 NVMe Gen 5 SSD, yüksek performans ve geniş depolama alanı arayanlar için ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Unity 6 yakında kullanıma sunulacak!

0

Oyun geliştirme dünyasının önde gelen isimlerinden Unity, yeni nesil oyun motoru Unity 6’yı 17 Ekim’de dünya genelinde piyasaya sürüyor. Barcelona’da düzenlenen yıllık “Unite” geliştirici konferansında duyurulan bu yeni sürüm, oyun geliştiricilere daha güçlü araçlar ve gelişmiş özellikler sunarak oyun deneyimini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor.

Merakla beklenen Unity 6 yakında kullanıma sunuluyor

Unity 6, özellikle grafik alanında önemli iyileştirmeler getiriyor. Oyun geliştiriciler, daha gerçekçi ve etkileyici görseller oluşturmak için yeni araçlar ve teknikler kullanabilecekler. Ayrıca, basitleştirilmiş çok oyunculu oyun geliştirme özellikleri sayesinde, online oyunlar tasarlamak ve geliştirmek çok daha kolay hale gelecek.

Merakla beklenen Unity 6 yakında kullanıma sunuluyor.
Merakla beklenen Unity 6 yakında kullanıma sunuluyor.

Unity 6’nın bir diğer önemli yeniliği ise, tarayıcı tabanlı oyunlar için özel olarak tasarlanmış araçlar sunması. Bu sayede, geliştiriciler daha geniş bir kitleye ulaşabilecekleri web oyunları oluşturabilecekler.

Unity 6 ile birlikte duyurulan ilk oyunlardan biri ise, PAYDAY ve GTFO gibi popüler oyunların yapımcısı 10 Chambers tarafından geliştirilen “Den of Wolves”. Kooperatif bir bilim kurgu FPS olan bu oyun, Unity 6’nın gücünü ve esnekliğini gösteren etkileyici bir örnek olacak. 10 Chambers ekibi, Unity 6 ön sürümlerini denedikten sonra oyun motorlarını değiştirmeye karar verdiklerini ve yeni sürümden oldukça etkilendiklerini belirtti.

Unity ayrıca, Unity 6 için ilk büyük güncellemenin Nisan 2025’te yayınlanacağını duyurdu. Unity 6.1 adını taşıyacak olan bu güncelleme, Unity 6’nın temel özelliklerini daha da geliştirecek ve katlanabilir ekranlar ve daha büyük ekran formatları için destek sunacak. Ayrıca, GPU Resident Drawer’da Deferred+ işleme ve yeni yapı hedefleri ve yapı profilleri gibi yeni özellikler de bu güncellemeyle birlikte gelecek.

Türk şirketi Robsys Robotic Systems, ABD’ye açılıyor!

Güneş enerjisi sektöründe faaliyet gösteren Türk şirketi Robsys Robotic Systems, geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Enerji verimliliği, maliyet tasarrufu ve iş güvenliği alanlarında çığır açan çözümler sunan Robsys, özellikle güneş paneli temizlik robotlarıyla öne çıkıyor.

Türk şirketi Robsys Robotic Systems, resmen ABD’ye açıldı

15 yıl önce çıktığı bu yolda, “dünyada güneş panelinin olduğu her yerde olmak” hedefiyle hareket eden Robsys, geliştirdiği ileri teknoloji ürünü temizlik robotlarını dört kıtada 13 ülkeye ihraç ediyor. Avrupa pazarında Almanya, Fransa ve İspanya gibi önemli oyunculara ulaşan Robsys, son olarak ABD pazarına da adım atarak küresel bir marka olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Türk şirketi Robsys Robotic Systems, resmen ABD'ye açıldı.
Türk şirketi Robsys Robotic Systems, resmen ABD’ye açıldı.

Peki Robsys’i bu kadar özel kılan nedir? Cevap, geliştirdikleri temizlik robotlarının sunduğu benzersiz avantajlarda gizli. Güneş enerji santrallerinde (GES) temizliğin önemi, enerji verimliliği açısından sıklıkla gözden kaçırılan bir nokta. Oysa yapılan incelemeler, düzenli olarak temizlenmeyen güneş panellerinde %35’lere varan enerji kayıpları yaşandığını ortaya koyuyor. Bu da hem maddi kayıplara hem de verimlilik düşüşüne sebep oluyor.

İşte tam bu noktada Robsys devreye giriyor. Geliştirdiği otomatik temizlik robotları, güneş panellerini düzenli ve etkili bir şekilde temizleyerek enerji verimliliğini maksimum seviyeye çıkarıyor. Bu sayede GES’ler tam kapasite çalışabiliyor ve enerji üretimi artıyor. Üstelik, Robsys’in temizlik robotları su tüketimini minimize ederek çevre dostu bir çözüm sunuyor.

Robsys’in başarıları bununla da sınırlı değil. Şirket, yerel üretim gücüne ve sürekli Ar-Ge çalışmalarına yaptığı yatırımlarla da öne çıkıyor. Bu sayede hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlarda rekabet avantajı elde ediyor.

Genel Müdür Turgut Çağatay, 2025 yılına kadar 20 ülkeye ulaşmayı hedeflediklerini belirtiyor. Özellikle Latin Amerika ve Orta Doğu bölgelerine odaklanan Robsys, güneş enerjisi sektöründe global bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

YouTube, Google’ın yapay zeka aracını Shorts ile entegre ediyor!

Bu sayede içerik üreticileri, yüksek kaliteli arka planlar ve altı saniyelik kısa klipler oluşturabilecek. Google, Veo modelini ilk olarak 2024’teki geliştirici konferansında tanıtmıştı. YouTube Shorts ile entegre edilecek olan teknoloji, OpenAI’in Sora’sı ve Pika, Runway gibi rakip video üretim modelleriyle doğrudan rekabet ediyor.

Veo’nun Shorts’a entegrasyonu, YouTube’un 2023’te başlattığı yapay zeka destekli Dream Screen özelliğine önemli bir güncelleme getiriyor. Dream Screen, kullanıcıların metin komutlarıyla Shorts videoları için arka planlar oluşturmasını sağlıyordu. Veo ile bu süreç daha da gelişecek ve içerik üreticileri daha etkileyici klipler oluşturabilecek. Veo’nun bir diğer önemli avantajı, önceden oluşturulmuş görüntüleri düzenleyebilmesi ve yeniden kullanabilmesi.

Entegrasyon, içerik üreticilerine altı saniyelik bağımsız video klipler oluşturma imkanı da sunacak. Üreticiler, bir komut girerek dört farklı görüntü oluşturabilecek ve seçtikleri görüntüyü videoya dönüştürebilecek. Bu yeni özellik, videolara sahne geçişleri ekleyerek içeriklerin akışını daha pürüzsüz hale getirecek. Örneğin, New York şehri manzarası gibi ek sahnelerle hikayeler bağlanabilecek.

YouTube, bu yılın ilerleyen dönemlerinde Veo’yu Dream Screen’e entegre etmeyi planlıyor. Ayrıca Shorts’taki yapay zeka ile oluşturulan içerikler, DeepMind’in SynthID teknolojisi ile işaretlenecek.

Veo entegrasyonunun yanı sıra YouTube, birçok yeni özellik daha duyurdu. “Jewels” ve “hediyeler” gibi dijital ürünler, izleyicilerin canlı yayınlar sırasında içerik üreticilerine gönderebileceği interaktif öğeler olacak. YouTube ayrıca otomatik dublaj aracını daha fazla dili destekleyecek şekilde genişletti ve “ifadesel konuşma” özelliği ile üreticilerin tonlamalarını ve ortam seslerini dublajlara yansıtmayı test ediyor.

Son olarak, YouTube Studio’da yapay zeka ile video fikirleri beyin fırtınası yapma, AI ile miniatur görüntü oluşturma ve takipçilere yapay zeka destekli yorumlarla yanıt verme gibi yeni araçlar da sunulacak.

Avrupa’nın tek otonom elektrikli otobüsü!

0

Karsan, Avrupa’nın ilk otonom elektrikli otobüsünü geliştirdi. Beş yıldır bu proje üzerinde çalışan Karsan, otonom sürüş teknolojisi alanındaki uzmanlığıyla, bu devrim niteliğindeki otobüsü yolcularla buluşturmak için adımlar atıyor. Otobüs, Avrupa’da yolcu taşımacılığı için kullanılacak ve ticari fuarlarda sergilenecek.

Almanya Hannover’da gerçekleştirilen, Avrupa’nın en büyük ticari araç fuarlarından IAA TRANSPORTATION 2024’te çalışan ve ziyaretçilere shuttle hizmeti veren Karsan’ın otonom elektrikli otobüsünü ve otonom sürüşün geleceğini, bu otobüsün seviye 4 otonom sürüş yazılımını hazırlayan iş ortağı Adastec’in Kurucusu Atalay Taşkoparan ile değerlendirdik.

Seviye 4 otonom sürüş lisansı alan tek şirket

Karsan, geliştirdiği otonom elektrikli otobüslerle şimdiden üç satış gerçekleştirdi. Hollanda’daki Rotterdam Havalimanı’na, İsviçre, Finlandiya ve Almanya’ya otobüsler teslim edildi. Bu projelerde Karsan’a ülkelerin ulaştırma bakanlıkları da destek veriyor. Karsan’ın ve Adastech’in hedefi, Avrupa’da seviye 4 otonom sürüşle yolcu taşıma lisansı almak. Bu lisans başvurusunda bulunan tek şirket Karsan oldu.

Bu da oldu: Otonom araç ilk kez ehliyet sınavını geçti

0

Hyundai’nin tamamen elektrikli Ioniq 5 SUV modeli, sürücüsüz araç teknolojisinde önemli bir dönüm noktasına ulaştı. ABD’de insanlar için yürütülen sürüş testini geçen ilk otonom araç oldu. Bu, otonom araçların yaygın olarak benimsenmesi yolunda önemli bir adımı temsil ediyor.

Hyundai Ioniq 5, ehliyet sınavını geçti

ABD’deki bir test merkezinde yapılan testi geçen Ioniq 5; sürüş becerilerini sergiledi. Araç hız kontrolü, şerit değiştirme ve manevra yapma, tam duruş, sola dönüş, şerit tutma ve beklenmedik durumlara yanıt verme gibi çeşitli senaryolarda değerlendirildi.

Hyundai Ioniq 5 SUV modeli, otonom sürüş testleri kapsamında ehliyet sınavını geçti.
Hyundai Ioniq 5 SUV modeli, otonom sürüş testleri kapsamında ehliyet sınavını geçti.

Ioniq 5’in performansı, sürücüsüz araçları değerlendirmeye alışkın olmayan test merkezi yetkililerini de etkiledi. Bu başarının otonom araç teknolojisinin geleceği üzerinde önemli etkiler yaratacağı düşünülüyor. Diğer sürücüsüz araçlar da aynı testleri geçebilirse, otonom araçlara yönelik yaygın endişeleri giderebilir.

Araştırmalara göre ABD’lilerin yaklaşık yüzde 70’i sürücüsüz araçlarda seyahat etme konusunda endişeli. Ioniq 5’in testleri ise algıları değiştirmede önemli bir rol oynayabilir.

Hyundai, otonom sürüş testleri için Motional ile iş birliği yapıyor. Ortak çalışmaları sayesinde Ioniq 5 modeli, Motional’in sensör, lokalizasyon ve kontrol algoritmaları gibi alanlardaki uzmanlığından yararlanıyor.

Şirketler Nevada ve Kaliforniya gibi eyaletlerde halka açık yol testleri gerçekleştirmeye başlayacağı belirtildi. Yeni testler ile otonom sürüşün daha iyi hale gelmesi bekleniyor.

Discord, kullanıcılarını uçtan uca şifreleme ile koruyacak!

Bu yenilik sayesinde, Discord bile kullanıcıların görüşmelerinde ne konuştuğunu bilemeyecek.

Son 10 yılda, uçtan uca şifreleme nadir bir teknoloji olmaktan çıkarak iMessage, WhatsApp, Signal ve Facebook Messenger gibi popüler uygulamalarda yaygın bir hale geldi. Başlangıçta oyuncular için sesli sohbet odaklı bir platform olarak doğan Discord, zamanla daha geniş kitlelerin etkileşim kurabildiği bir alan haline geldi. Discord, aylık 200 milyon kullanıcıya sahip olduğunu ve sesli-görüntülü aramalar için uçtan uca şifrelemeyi getirme çalışmalarının bir yıl önce başladığını duyurmuştu.

Discord’un sesli ve görüntülü aramalara uçtan uca şifreleme getirme kararı, kullanıcıların gizliliğini artırmayı amaçlıyor. Şirketin ses ve video altyapısından sorumlu mühendisi Stephen Birarda, yayınladığı bir blog yazısında bu teknolojiyi devreye sokmaya başladıklarını açıkladı. Birarda, bireysel mesajların ise uçtan uca şifreleme ile korunmayacağını belirtti.

Discord’un güvenlik politikalarının, mesajlarda içerik denetimini sürdüreceğini ifade eden Birarda, bu alanda şifreleme planlarının olmadığını vurguladı.

Güvenlikte blockchain teknolojisi

Discord sözcüsü Kellyn Slone, şifrelemenin şu an için sadece sesli ve görüntülü aramalarla sınırlı kalacağını ve mesajlaşma gibi diğer alanlara genişletilme planlarının olmadığını doğruladı. Şirket ayrıca, güvenlik firması Trail of Bits tarafından incelenen şifreleme protokolüne dair bir makale yayınlayacağını ve kodları açık kaynak olarak paylaşacağını duyurdu.

Discord’un sesli ve görüntülü aramalarda uçtan uca şifreleme (E2EE) özelliğini getirmesi, kullanıcı güvenliğini artırırken, platformun gizlilik odaklı yaklaşımını da güçlendiriyor. Bu adım, Discord’u rakipleriyle daha rekabetçi bir konuma getirirken, platformun genişleyen kullanıcı tabanına daha güvenli iletişim olanakları sunuyor.

İş Bankası, Workup Girişimcilik Programı ile fark yaratıyor

İş Bankası, girişimcilik ekosistemine olan desteğini sürdürüyor. Bu destek, İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu ve girişimcilere önemli fırsatlar sunan Workup Girişimcilik Programı ile daha da belirginleşiyor. 7 yıldır devam eden programın 12. döneminden 6, tarım teknolojileri odaklı Workup Agri programının 3. döneminden ise 3 girişim başarıyla mezun oldu.

İş Bankası, Workup Girişimcilik Programı ile fark yaratmaya devam ediyor

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İş Kuleleri’nde düzenlenen ve “karbon nötr” bir şekilde gerçekleştirilen mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, girişimciliğe verdikleri önemin altını çizdi. Aran, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın itici gücünün girişimciler olduğuna olan inançlarını dile getirerek, dijital dönüşümden yeşil dönüşüme, verimlilik artışından ekonomik büyümeye kadar birçok alanda girişimcilerin hayallerinin ve vizyonunun belirleyici olduğunu vurguladı.

İş Bankası’nın girişimcilik ekosistemine katkısı sadece Workup ile sınırlı değil. Banka, girişimcilere 360 derece destek sağlamak amacıyla hızlandırma programları, yatırım fonları, girişimcilik şubeleri, TÜBİTAK iş birlikleri ve özel çalışma alanları gibi pek çok farklı araç kullanıyor. Hatta dünya genelinde bir ilke imza atarak ücretsiz bulut kullanımı hakkı sunan şirket kredi kartını hayata geçirdi.

İş Bankası Genel Müdürü Aran, bu yıl Hollanda’da faaliyete geçen TİBAŞ Ventures ile birlikte hem Türkiye’deki hem de dünyadaki Türk girişimcilere daha fazla destek olabileceklerini belirtti. Şimdiye kadar 85 girişime toplamda 23 milyon dolarlık yatırım yapan İş Bankası, Workup mezunu girişimlerin de önemli bir bölümüne fon sağladı.

Workup, bugüne kadar 17 binden fazla başvuru aldı ve bunlardan 189’unu programa kabul etti. Mezun olan 141 girişimin 66’sı farklı yatırımcılardan yaklaşık 35 milyon dolarlık fon bulmayı başardı.

Program, girişimcilere sağladığı maddi desteğin yanı sıra, mentorluk, network ve iş birliği fırsatlarıyla da dikkat çekiyor. İş Bankası ve grup şirketleri, Workup mezunlarından 70’i ile çeşitli iş birlikleri gerçekleştirdi. Bu başarı, İş Bankası’nın girişimcilik ekosistemine olan bağlılığının ve vizyonunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Amazon, satıcılarını geliştirdiği yapay zeka aracı Amelia ile destekleyecek!


Bu araç, öncelikle ABD’deki üçüncü taraf Amazon satıcıları için beta sürümünde kullanıma sunulacak ve yıl sonuna kadar daha geniş bir kitleye ulaşacak.

Amazon, Amelia‘yı tümleşik bir yapay zeka tabanlı satış uzmanı olarak tanımlıyor ve bu araç satıcıların işlemlerini kolaylaştırmayı hedefliyor.

Amazon, son dönemde hız kazanan yapay zeka trendine ayak uydurmak amacıyla bir dizi yapay zeka aracını piyasaya sürdü. Sirket daha önce Rufus adında bir alışveriş asistanı, Q adında bir iş sohbet robotu ve Bedrock adında bulut müşterileri için bir yapay zeka hizmeti geliştirmişti ve Amelia bu serinin son üyesi oldu.

Şirket ayrıca sesli asistanı Alexa‘yı da yapay zeka ile güçlendirmeyi planlıyor ve yapay zeka araştırmaları için OpenAI rakibi Anthropic’e milyarlarca dolar yatırım yaptı. Amazon CEO’su Andy Jassy, bu teknolojik gelişmeyi bulut bilişim ve internetin ardından gelen en büyük fırsatlardan biri olarak nitelendiriyor.

Yapay zeka ile veri analizi

Amelia, satıcıların hesap sorunları ve envanterle ilgili problemleri çözmesine yardımcı olmanın yanı sıra, gelecekte satıcıların sorunlarını otomatik olarak çözme yeteneğine de sahip olacak. Amazon, satıcıların sıkça yaşadığı hesap askıya alınma ve envanter sorunlarına hızlı çözümler getirmeyi amaçlıyor. Amelia, Bedrock isimli yapay zeka modeli aracılığıyla Amazon’un iç sistemlerinden veri çekebilecek, ancak bu verileri model eğitimi için kullanmayacak.

Şirket, Seattle’da düzenlediği yıllık satıcı konferansında Amelia ile birlikte yapay zeka ile oluşturulmuş video reklamlar ve toplu ürün listeleme gibi yeni araçlarını da tanıttı.

Amelia’nın daha geniş bir kitleye ulaşmasıyla birlikte, Amazon’un e-ticaret platformunda yapay zekanın kullanımının daha da yaygınlaşması bekleniyor.

1 Milyardan fazla saldırıyı engelleyen Türk girişim, 45 milyon dolar yatırım aldı!

Şirket CEO’su Alper Memiş, CTO Volkan Ertürk ve Picus Labs Araştırma Başkanı Dr. Süleyman Özarslan tarafından 2013 yılında kurulan Picus Security, bugün Mastercard, Visa ve Vodafone gibi dev şirketlere hizmet vererek 1 milyardan fazla siber saldırıyı simüle etmiş durumda.

Yapılan yatırım turuna, daha önce de destek sağlayan Earlybird Digital East Fund ve önde gelen yatırımcı Riverwood Capital katıldı. Şirket bugüne kadar toplamda 80 milyon dolar yatırım aldı ve gelirlerini üç katına çıkardı.

Memiş, Ertürk ve Özarslan üniversiteden beri arkadaş olan üç matematikçi olarak, sürekli değişen siber tehditlere karşı sürekli doğrulama ve simülasyon testlerinin önemini fark ettiler. Şirket, siber güvenlik alanında yeni bir yaklaşım olarak sürekli tehdit simülasyonları ve otomatik sızma testleriyle dikkat çekiyor. Picus’un platformu, 80’den fazla güvenlik ortağıyla entegre çalışarak kullanıcılarına tek bir kontrol panelinden siber tehditlere karşı kapsamlı bir koruma sunuyor.

Riverwood Capital’dan Joe De Pinho, Picus’un otomatik sızma testi ve sürekli doğrulama yaklaşımının siber güvenlik alanında çığır açtığını belirterek, şirketin gelecekteki tehdit yönetiminde öncü olacağını vurguladı.

Picus Security’nin yeni yatırımı, şirketin Amerika’daki büyümesine katkı sağlarken, daha fazla kurumsal müşteri kazanmasına da olanak tanıyacak.

Picus Security, 2018 yılında San Francisco’ya taşındıktan sonra uluslararası alanda daha fazla tanınmaya başladı ve özellikle Amerika pazarında hızla büyüdü. Şirketin sürekli doğrulama ve simülasyon teknolojileri, siber güvenlik dünyasında öncü bir çözüm olarak kabul ediliyor ve sektördeki rekabeti artırıyor.