Hollanda, fosil yakıt reklamlarını yasaklıyor!

İklim kriziyle mücadelede tarihi bir adım! Hollanda’nın üçüncü büyük kenti Lahey, fosil yakıt ve yüksek karbon salımı yapan hizmetlerin reklamlarını yasaklayan ilk şehir oldu. Bu karar, iklim değişikliğinin önlenmesi ve daha temiz bir gelecek için büyük önem taşıyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Hollanda, fosil yakıt reklamlarını resmen yasaklıyor

Yeni düzenleme, fosil yakıt şirketlerinin yanı sıra benzinli araçlar, uçak seyahatleri ve kruvaziyer turları gibi çevreye zararlı hizmetlerin reklamlarını da kapsıyor. Yasak kapsamında billboardlar, yürüyüş yollarındaki ekranlar ve toplu taşıma araçlarındaki reklamlar bulunuyor.

Hollanda, fosil yakıt reklamlarını resmen yasaklıyor.
Hollanda, fosil yakıt reklamlarını resmen yasaklıyor.

2030 yılına kadar karbon nötr olma hedefi koyan Lahey, fosil yakıt reklam yasağını bu hedefe ulaşmak için atılmış önemli bir adım olarak görüyor.

Hollanda, özellikle şehir içi ulaşımda bisiklet kullanımını teşvik eden ve elektrikli araç kullanımında öncü bir ülke olarak biliniyor. Ancak enerji üretiminde hala fosil yakıtlara bağımlı olması nedeniyle kişi başı karbon emisyonu oldukça yüksek.

Fosil yakıt reklamlarının yasaklanması, tüketicilerin enerji tercihlerini doğrudan etkilemese de fosil yakıt endüstrisinin propagandasını azaltarak temiz enerji kaynaklarına olan ilgiyi artırabilir. Lahey’in öncülük ettiği bu adımın, diğer şehirler ve ülkeler için de örnek teşkil etmesi ve fosil yakıt reklamlarının küresel çapta yasaklanması için bir başlangıç olması bekleniyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

United Airlines, Starlink sayesinde ücretsiz internet hizmeti verecek!

Havayolu yolculuklarında internet devrimi! United Airlines, yolcularına uçaklarda SpaceX’in Starlink uyduları aracılığıyla ücretsiz internet hizmeti sunacağını duyurdu. Bu anlaşma, Starlink’in uçak içi internet alanındaki en büyük adımı olarak tarihe geçti. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Hatırlarsanız Starlink, daha önce kırsal kesimlere internet ulaştırma hedefiyle yola çıkmıştı. Şirket son dönemde bu hizmeti hava yollarına da taşımaya başladı ve Hawaii Airlines ve JSX gibi şirketlerle anlaşmalar imzaladı. Ancak United Airlines ile yapılan anlaşma, kapsamı ve hedefleri açısından çok daha büyük bir adım olarak öne çıkıyor.

Starlink bu yaz uydulardan 250 Milyon dolardan fazla kaybetti.

United Airlines, önümüzdeki birkaç yıl içinde filosundaki 1.000’den fazla uçağın tamamında Starlink internetini kullanıma sunmayı planlıyor. Testlere 2025’in başlarında başlanacak ve aynı yılın sonunda tüm yolcular bu hizmetten ücretsiz olarak faydalanabilecek.

Bildiğiniz gibi SpaceX, 2020 yılında kullanıma sunduğu Starlink ağı ve hizmet kapsamını sürekli genişletiyor. Şirketin açıklamasına göre halihazırda yörüngede 6.000’den fazla Starlink uydusu bulunuyor ve 100’den fazla ülkede 3 milyondan fazla kullanıcıya internet hizmeti sağlanıyor. Görünen o ki, uçak yolculuklarında internet erişimi artık lüks olmaktan çıkıp standart bir hizmet haline gelmeye başlıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

SpaceX’in Polaris Dawn misyonu başarıyla tamamlandı!

0

Uzay turizminde yeni bir dönem! SpaceX’in insanlık tarihindeki ilk özel uzay yürüyüşünü gerçekleştiren Polaris Dawn misyonu, 5 günlük yolculuğunun ardından Dünya’ya döndü. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

SpaceX’in çok konuşulan Polaris Dawn misyonu başarıyla tamamlandı!

ABD’li milyarder Jared Isaacman liderliğindeki ekip, Florida açıklarında Meksika Körfezi’ne iniş yaptı. SpaceX mühendisleri Sarah Gillis ve Anna Mennon ile pilot Scott Poteet’ten oluşan ekibin Dragon kapsülü, Dry Tortugas bölgesi yakınlarına sorunsuz bir iniş gerçekleştirdi.

SpaceX'in çok konuşulan Polaris Dawn misyonu başarıyla tamamlandı!
SpaceX’in çok konuşulan Polaris Dawn misyonu başarıyla tamamlandı!

Isaacman inişin ardından yaptığı açıklamada “Görev tamamlandı” diyerek Polaris Dawn’ın başarısını duyurdu. Isaacman ve Gillis, uzayda yürüyüş yapan 264. ve 265. kişiler olarak tarihe geçtiler.

10 Eylül’de Florida’dan fırlatılan Falcon 9 roketiyle başlayan Polaris Dawn misyonu kapsamında, 12 Eylül’de ilk olarak Isaacman, ardından da Gillis, Dragon kapsülünden çıkarak bir halat yardımıyla uzay boşluğunda yürümüşlerdi.

Polaris Dawn ekibi, görevleri süresince bilimsel deneyler de gerçekleştirdi. Radyasyon kuşağını geçerek Dünya’nın en yüksek yörüngesine ulaşan ekip, gelecekteki insanlı uzay görevleri için önemli bilgiler topladı.

SpaceX’in Polaris programı kapsamında gerçekleştirilen ilk görev olan Polaris Dawn’ın ardından, önümüzdeki dönemde iki yeni görev daha planlanıyor.

Bu başarılı misyon, özel uzay uçuşları ve uzay turizmi için önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor.

İsrail saldırısından sonra herkesin aklında o soru: Telefonlar uzaktan patlatılabilir mi?

İsrail, tarihte benzeri görülmemiş bir siber saldırı düzenleyerek Hizbullah üyelerine karşı büyük bir darbe indirdi. Bu saldırıda, Hizbullah üyelerinin kullandığı 20-30 yıllık eski çağrı cihazları hacklenerek, bu cihazlar birer patlayıcıya dönüştürüldü. Sonuç olarak, binlerce Hizbullah üyesi ne olduğunu bile anlamadan bu cihazların patlamasıyla yaralandı ya da hayatını kaybetti.

Saldırıda Hizbullah’ın çağrı cihazları eşzamanlı olarak patlatıldı ve 3 bine yakın üye yaralandı. Birçok Hizbullah üyesi, vücudunun farklı bölgelerinde taşıdığı bu antika teknoloji ürünlerinin patlamasıyla ciddi zarar gördü.

Saldırı, dünya genelinde büyük bir yankı uyandırdı ve bu denli sofistike bir siber saldırıyı kimse beklemiyordu. Olay sonrasında yüzlerce yaralı hastanelere kaldırıldı, kiminin uzuvları koptu, kimi ise hayatını kaybetti. Fakat akıllarda bir soru bıraktı: Telefonlar uzaktan patlatılabilir mi?

Bu saldırının ardından teknolojik cihazların uzaktan hacklenerek patlatılabilme ihtimali tekrar gündeme geldi. Özellikle akıllı telefonlar gibi modern cihazların bataryalarının uzaktan kontrol edilip patlatılması mümkün mü sorusu sıkça sorulmaya başlandı.

Telefonlardaki en hassas parçalar arasında bataryalar yer alıyor. Geçmişte, üretim hataları nedeniyle bazı akıllı telefonların bataryalarının patladığına şahit olduk. Öyle ki hatalı üretilen bu cihazlar nedeniyle bazı kullanıcıların telefonları uçaklara alınmadı.

Sorunlar, yanlış batarya yerleşimi ve milimetrik üretim hatalarından kaynaklanarak büyük güvenlik tehditleri oluşturmuştu. Ancak bu cihazlar toplatılarak daha güvenli alternatiflerle değiştirildi.

Bataryalar neden patlar?

Bataryaların patlaması, sadece üretim hatalarına bağlı değildir. Yan sanayi ürünler olarak adlandırılan, düşük kaliteli ve güvencesiz üretim hatlarından çıkan piller de tehlike arz edebilir. Bu piller düşük maliyetli olduğu için tercih edilse de ciddi güvenlik açıklarına sahip olabiliyor. Yan sanayi pillerde görülen kalite sorunları, bataryanın aşırı ısınmasına veya patlamasına neden olabilir.

Kullanıcı kaynaklı hatalar da benzer riskler doğurabilir. Örneğin sıcak bir yaz gününde güneş altında bırakılan bir telefon aşırı ısınarak otomatik kapanma uyarısı verebilir. Bu gibi durumlar, bataryada kalıcı hasarlar oluşturabilir ve patlamalara yol açabilir.

Akıllı telefonlar, çağrı cihazlarına kıyasla çok daha gelişmiş güvenlik önlemlerine sahip. Hem donanım hem de yazılım tarafında birçok güvenlik katmanı bulunur. Örneğin bataryanın aşırı ısınmasını önlemek amacıyla devre dışı bırakma mekanizmaları veya cihazın kendini kapatma işlevleri vardır. Bu nedenle modern akıllı telefonların hacklenerek bataryalarının patlatılması neredeyse imkansızdır.

Ancak İsrail’in gerçekleştirdiği bu son saldırı, teknoloji dünyasında hiçbir şeyin yüzde 100 güvenli olmadığını gözler önüne serdi. Bugüne kadar güvenli olduğu düşünülen eski teknolojilerin bile tehlikeye açık olduğu ortaya çıktı.

Çağrı cihazlarının hacklenip patlatılabileceğine kimse ihtimal vermezken, bu olay tüm dengeleri değiştirdi. Bu sebeple modern akıllı cihazların da (telefonlar, kulaklıklar, akıllı saatler gibi) benzer bir tehlikeyle karşı karşıya kalabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Ancak bu riskin oldukça düşük olduğunu söylemek mümkün.

Şebeke ölçekli pil paketleri kullanıma geçti

0

Çin, güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları açısından dünyada lider konumda. Üstelik sadece küçük bir farkla değil, bir sonraki en yüksek ülke olan ABD’nin iki katından fazla güneş enerjisi üretiyor. Şebeke ölçekli pil kullanılarak, güneş parlamadığında kullanmak için fazla güneş enerjisini nerede saklıyorsunuz? Cevap: gülünç derecede büyük pillerde.

Şebeke ölçekli pil paketleri

Ülkeyi dünya lideri yapan sadece Çin’in 2023’te sahip olduğu 609 GW’lık güneş enerjisi kapasitesi değil. Çin ayrıca 441 GW’lık temiz, yenilenebilir rüzgar enerjisi kapasitesiyle rüzgar enerjisinde de küresel liderdir . Ve ülke daha fazlasını inşa etmeye devam ediyor. Sorun şu ki, bunlar Çin’in rüzgar ve güneş kapasitesi. Çin’in şebeke altyapısı hala inşa etmeye devam ettiği çılgın miktardaki yenilenebilir enerjiye yetişmeye çalıştığı için, kısıtlama gerçek bir sorun ve bu gücün çoğu bir sebepten ötürü kullanılmıyor.

Şebeke ölçeğindeki piller, Çin’de ve dünyada bu sorunların bir kısmına çözüm getirebilir. Envision Energy, bu hafta Şanghay’da düzenlenen üçüncü Elektrik Enerjisi Depolama İttifakı (EESA) fuarında 20 ft’lik (6 metrelik) bir nakliye konteynerine sığabilen 8 MWh’lik, şebeke ölçekli bir batarya duyurdu. Sadece boyut olarak değil, 8-MWh olarak da. Şirket, en yeni ürününün sıvı soğutmalı 1.500 ila 2.000 voltluk bir konfigürasyonda 700-Ah lityum demir fosfat (LiFePO4) hücreleri kullandığını ve bunun normal bir nakliye konteynerinin yarısına sığan yaklaşık 16.000 şarj döngüsüne yeteceğini söylüyor. Sistem toplamda yaklaşık 55 ton (50 ton) ağırlığında.

Basitçe ifade etmek gerekirse, 1.500 volt DC’de, teorik olarak ortalama bir ABD evine yaklaşık 640 saat boyunca 1 kW’lık bir güç sağlanabilir; bu da 27 günden birkaç saat daha azdır. Bu enerji depolama sistemi böyle bir şey için tasarlanmamıştır. İki ila sekiz saat arasında yapılandırılabilen kısa süreli şarj ve deşarj süresiyle tasarlanmıştır.

Kısa süre, istikrarlı bir güç kaynağı sağlayarak, üretim yüksek olduğunda fazla elektriği depolayarak ve üretim azaldığında gücü boşaltarak yenilenebilir enerji kaynaklarının dengelenmesinde önemli bir rol oynar. İki saatlik kısa döngülere sahip olmanın dezavantajı, 16.000 yaşam döngüsünde pilin yalnızca üç buçuk yıldan biraz fazla dayanacağı anlamına gelir.

İsrail’den eşi benzeri görülmemiş saldırı!

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte saldırı türleri, araçları, taktikleri de değişiyor! İsrail bugün dünyada henüz eşi benzeri görülmemiş bir saldırı yaptı. Lübnan’da iletişim maksadıyla kullanılan yüzlerce telsiz cihaz eş zamanlı olarak patlatıldı. İşte konuyla ilgili detaylar…

İsrail’den eşi benzeri görülmemiş saldırı: Yüzlerce telsiz aynı anda patlatıldı!

Lübnan’da dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan iletişim maksadıyla kullanılan yüzlerce telsiz bugün İsrail tarafından eş zamanlı olarak patlatıldı. Hizbullah mensubu kişiler tarafından kullanılan telsiz cihazlar tuşlu bir telefondan daha küçük ve kişilerin bel hizasında taşınıyordu.

Uzaktan erişilmesi ve patlatılması oldukça güç olan bu cihazları İsrail yaptığı saldırılar sonucunda eş zamanlı olarak patlatmayı başardı. Lübnan resmi haber ajansı NNA, Bekaa Vadisi, Ali Al-Nahri ve Riyaq kasabalarında bu cihazların patlatıldığı bilgisini yayına verdi.

Yapılan saldırı sonucunda Lübnan Sağlık Bakanlığı, 8 kişinin öldüğü ve 2600 kişinin de yaralandığı bilgisini verdi. Yaralılar arasında çok sayıda Hizbullah mensubunun olduğu da belirtilen bilgiler arasında. Ayrıca İran basını başkentte yaralananlar arasında İran’ın Beyrut Büyükelçisi Mojtaba Amani’nin de yer aldığını bildirdi.

Microsoft Teams sorunları ve çözüm yöntemleri

0

Microsoft Teams, 2017 yılında işletmelerin ve kuruluşların işlerini halletmelerine yardımcı olmayı amaçlayan birleşik bir iletişim ve işbirliği platformu olarak tanıtıldı. Microsoft, şirketin mevcut Office yazılım deneyiminden yararlandı ve Teams, Office 365 ve Skype for Business arasında birleşik bir deneyim yarattı. Ancak, tüm yazılımlarda olduğu gibi, işler her zaman plana göre gitmez. Microsoft Teams kullanıyorsanız, bazen sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

Microsoft Teams sorunları

Herhangi bir yazılım gibi Microsoft Teams de ara sıra sorunlarla karşılaşabilir. Bu zorluklar sizin tarafınızdan kaynaklansa da kapsamlı sorun gidermeye başlamadan önce Microsoft’un olası zorluklarını araştırmak akıllıca olacaktır.

Resmi Microsoft 365 Durum sayfasını veya bu amaca ayrılmış ilgili X/Twitter hesabını ziyaret ederek başlayın . Microsoft Teams ile ilgili son tweet’lere dikkat edin. Microsoft, teknik sorunları duyurmak için bu platformu kullanır, bu nedenle yakın zamanda bir bildirim varsa, en iyi eylem yolunuz sabırlı olmak olabilir. Ayrıca, resmi Microsoft Teams Twitter hesabını izleyebilir veya # MicrosoftTeams etiketini arayabilirsiniz. Birden fazla kullanıcının Teams ile ilgili sorun bildirdiğini gördüğünüzde rahatlayabilir ve Microsoft’un sorunu çözmesini bekleyebilirsiniz. Twitter gerekli bilgileri sağlayamazsa, Downdetector gibi bir hizmete başvurabilirsiniz. Bildirilen Microsoft Teams sorunlarında bir artış olması durumunda, yorum bölümünü incelemek için bir dakikanızı ayırın, çünkü diğer kullanıcılar değerli içgörüler paylaşmış olabilir. Microsoft’un Teams kesintisini üçüncü taraf web sitelerine bildirmeyeceğini, bu nedenle burada kesin bir onay alamayabileceğinizi unutmamak önemlidir.

Son olarak, meslektaşlarınıza danışarak son birkaç saat içinde herhangi bir Microsoft Teams sorunuyla karşılaşıp karşılaşmadıklarını sorun. Tüm kuruluşunuzun aynı sorunla karşı karşıya olması mümkündür.

Eğer iş arkadaşlarınızdan gelen son mesajları alamıyorsanız veya haber akışınız zaman içinde donmuş gibi görünüyorsa, uygulamayı yeniden başlatmanızı öneririz. Windows’da Teams’i yeniden başlatmak için ekranınızın sağ alt köşesindeki görev çubuğunda Teams simgesini (iki kişi ve bir T’nin küçük mor ve beyaz simgesi) arayın; görev çubuğunu genişletmek için küçük bir oka tıklamanız gerekebilir. Simge bulunduğunda, simgeye sağ tıklayın ve Quit’i seçin. MacOS’ta, Dock’unuzdaki Teams simgesine sağ tıklayın ve Quit’i seçin. Şimdi, sorununuzun çözülüp çözülmediğini görmek için uygulamayı yeniden açın.

Web kameranız veya mikrofonunuzla ilgili Microsoft Teams sorunları yaşıyorsanız, öncelikle donanımınızın doğru şekilde takıldığından emin olun. Ardından, bir toplantı sırasında mikrofonunuzun ve web kameranızın etkinleştirildiğinden emin olun; yeni bir aramaya katıldığınızda bu seçenekler için geçiş anahtarları göreceksiniz.

Küçük yapay zeka modellerine ilgi artıyor

0

Yapay zeka modelleri genellikle çevrimiçi kullanılır, ancak açık bir şekilde erişilebilen bir dizi araç bunu değiştiriyor. İşte yerel AI’larla nasıl başlayacağınız. histo.fyi web sitesi, majör histokompatibilite kompleksi (MHC) molekülleri adı verilen bağışıklık sistemi proteinlerinin yapılarının bir veritabanıdır. Görüntüler, veri tabloları ve amino asit dizileri içerir ve bu varlıkları okunabilir özetlere dönüştürmek için büyük dil modelleri (LLM) adı verilen yapay zeka (AI) araçlarını kullanan biyoenformatikçi Chris Thorpe tarafından yönetilir. Ancak ChatGPT veya başka bir web tabanlı LLM kullanmaz. Bunun yerine Thorpe, AI’yı dizüstü bilgisayarında çalıştırıyor.

Küçük yapay zeka modelleri avantajlar sağlıyor

Son birkaç yıldır, LLM’lere dayalı sohbet robotları şiir yazma veya sohbetlere katılma yetenekleri nedeniyle övgü aldı. Bazı LLM’lerin yüz milyarlarca parametresi vardır – ne kadar çok parametre varsa, o kadar karmaşıktır – ve yalnızca çevrimiçi olarak erişilebilir. Ancak daha yakın zamanda iki trend daha ortaya çıktı. Birincisi, kuruluşlar, bir modeli eğitmek için kullanılan ağırlıkların ve önyargıların herkese açık olduğu LLM’lerin ‘açık ağırlıklar’ sürümlerini yapıyor, böylece kullanıcılar, hesaplama gücüne sahiplerse bunları indirip yerel olarak çalıştırabiliyorlar. İkincisi, teknoloji firmaları, tüketici donanımlarında çalıştırılabilen ve daha eski, daha büyük modellerin performansıyla rekabet edebilen ölçeklendirilmiş sürümler yapıyor.

Araştırmacılar bu tür araçları paradan tasarruf etmek, hastaların veya şirketlerin gizliliğini korumak veya tekrarlanabilirliği sağlamak için kullanabilirler. İngiltere, Oxford’da bulunan ve İngiltere, Hinxton’daki Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı’nın Avrupa Biyoenformatik Enstitüsü’nde çalışan Thorpe, araçların neler yapabileceğini araştıran birçok araştırmacıdan sadece biri. Thorpe, bu eğilimin büyüme olasılığının yüksek olduğunu söylüyor. Bilgisayarlar daha hızlı hale geldikçe ve modeller daha verimli hale geldikçe, insanlar en yoğun ihtiyaçlar dışında dizüstü bilgisayarlarında veya mobil cihazlarında giderek daha fazla AI çalıştıracak. Bilim insanları sonunda parmaklarının ucunda AI asistanlarına sahip olacaklar. Ancak yalnızca onlara uzaktan erişim değil, gerçek algoritmalar.

Son birkaç yıldır birkaç büyük teknoloji firması ve araştırma enstitüsü, Londra’daki Google DeepMind; Kaliforniya, Menlo Park’taki Meta; ve Seattle, Washington’daki Allen Yapay Zeka Enstitüsü dahil olmak üzere, küçük ve açık ağırlıklı modeller yayınladı

TeamBridge insan kaynakları yazılımı için fon topladı

0

Eski Uber yöneticileri tarafından kurulan TeamBridge, saatlik çalışanlar için insan kaynakları yazılımı oluşturmak amacıyla 28 milyon dolar topladı. Arjun Vora ve Tito Goldstein, Uber’in kurumsal tarafında çalışırken, İK yazılımının büyük ölçüde saatlik personeli yönetmek için oluşturulmadığını fark ettiler. İkili, birçok saatlik çalışanın, giriş yapma ve ödeme hesaplarını değiştirme gibi temel self servis görevlerini tamamlamanın bir yolundan yoksun olduğunu fark etti.

TeamBridge insan kaynakları yazılımı

Yüzlerce Uber sürücüsüyle görüştükten sonra, eski Salesforce ürün tasarımcısı Vora ve Hyperloop’un eski tasarım lideri Goldstein, kendi özelliklerine uygun bir platform oluşturmaya karar verdi.

Vora, “İşletmeler teknoloji yığınlarını modernize etme ihtiyacıyla karşı karşıya. İnsanlarını uzaklaştıran gig ekonomisi şirketlerine benzer şekillerde bir iş gücü bulabilmeleri, harekete geçirebilmeleri ve dahil edebilmeleri gerekiyor” dedi.

Vora ve Goldstein’ın platformu TeamBridge , saatlik personele self servis uygulama deneyimi sağlarken belirli İK görevlerini otomatikleştirmeyi hedefliyor. Arka uçta TeamBridge, oryantasyon ve izin takibi gibi şeyler için şablonlar ve iş akışları sağlarken, şirketlerin özelleştirebildiği uygulama, çalışanların vardiyaları görüntülemesine ve talep etmesine, gerekli yasal belgeleri imzalamasına ve yöneticilerle mesajlaşmasına olanak tanır.

Müşteriler, TeamBridge’in temel platformuna abone olabilir ve ek ücretler karşılığında belirli self-servis ve iş akışı odaklı yetenekler ekleyebilirler. TeamBridge CEO’su Vora, “Birleştirilebilir İK iş akışları ve özel mobil uygulamalar oluşturmak için ihtiyaç duyulan ‘LEGO bloklarını’ sağlıyoruz” dedi. Wingspan, Kronos, Deputy ve Homebase gibi birkaç başka satıcı da gig çalışanı İK yazılımı pazarının peşinde. Ancak San Francisco merkezli TeamBridge, platformda 100.000 saatlik çalışanı ve Convo ve Dairy Queen gibi kurumsal müşterileriyle etkileyici bir ivmeye sahip.

Vora, gelirin geçen yıl (TeamBridge’in piyasaya sürülmesinden sonraki yıl) 3 kat arttığını ve 2024’ün ilk yarısında bir kez daha iki katından fazla arttığını söyledi. Vora: “Yüksek talep zamanlarında müşterilerimiz kuruluşlarını etkili bir şekilde ölçeklendirmenin yollarını arıyorlar. Bir yavaşlama olduğunda müşterilerimiz maliyetleri düşürmek için otomasyon ve verimlilik kazanımları arıyorlar. TeamBridge’de her ikisini de yapabilme yeteneğimiz, kendimizi mevcut pazarın ihtiyaçlarına göre konumlandırmamızı sağlıyor” dedi.

İkinci el araba satışında yeni dönem

0

Ticaret Bakanlığı, ikinci el piyasasına el atmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde ikinci el elektronik cihaz alım satımlarına ilişkin düzenleme getiren bakanlık, bugün ise ikinci el araba alım satımlarında güvenli bir ortam olması adına atılacak yeni adımı paylaştı.

İkinci el araçlarda Güvenli Ödeme Sistemi 27 Eylül’de başlıyor

Ticaret Bakanlığı, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımla ikinci el araba alım satımlarına getirdiği düzenlemeyi duyurdu.  Türkiye Noterler Birliği ile işbirliği içinde oluşturulacak Güvenli Ödeme Sistemi 27 Eylül’de hayata geçiyor.

Sistem, ikinci el araba alım satımlarında oluşan güvensizlik ortamını ve dolandırıcılık vakalarının önüne geçmeyi amaçlıyor. Alışveriş sırasındaki işlemleri daha güvenli hale getirmek amacıyla geliştirilen sistem paylaşılan video ile anlatıldı.

Güvenli Ödeme Sistemi’nin adımları şu şekilde olacak;

1 – Satış yapan kişi, alıcının ödeme yapabilmesi için referans numarası oluşturacak.

2 – Aracı alacak kişi ise notere gitmeden önce aracı kuruluşta oluşturulan referans numarasına parayı aktaracak.

3 – Alım satım işlemi noter tarafından onaylandıktan sonra aracı kurumda bekleyen para, satıcının hesabına aktarılacak.

Volan enerji depolama tesisi dünyanın en büyüğü olacak

0

Çin’in Dinglun Volan Enerji Depolama Tesisi, 30 MW’lık güç çıkışıyla şu anda türünün en büyük enerji santrali konumunda. ABD’de etkileyici enerji depolama tesisleri var. Bunlardan en büyüğü New York, Stephentown’da bulunan 20 MW’lık Beacon Power volan istasyonu. Yakın zamana kadar dünyanın en büyük volan enerji depolama sistemi (FESS) idi, ancak artık değil.

Dünyanın en büyük volan enerji depolama tesisi

Çin, Shanxi eyaletinde Dinglun volan enerji depolama güç istasyonu adı verilen 30 MW’lık (MW) devasa bir FESS geliştirdi. Bu istasyon artık şebekeye bağlandı ve bu da onu şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük operasyonel tesisi haline getirdi.

Çin Enerji Depolama İttifakı’na (CNESA) göre, istasyon Çin’deki yerel elektrik şebekesinin istikrara kavuşturulması ve yenilenebilir enerji entegrasyonunun desteklenmesinde büyük rol oynayacak.

Bir volan enerji depolama sistemi, volan adı verilen büyük ve ağır bir tekerleği çok yüksek hızlarda döndürerek çalışır. Enerji, dönen tekerlekte dönme kinetik enerjisi olarak depolanır. Elektrik gerektiğinde, volanın dönüş hızı düşürülür ve depolanan kinetik enerji bir jeneratör kullanılarak tekrar elektrik gücüne dönüştürülür. Bu tür depolama, enerjiyi hızlı bir şekilde depolayıp serbest bırakabildiği için kullanışlıdır ve bu da onu şebekedeki elektrik arz ve talebini dengelemek için ideal hale getirir.

Basınçlı hava, pompalı hidro ve diğer çeşitli mekanik enerji depolama sistemlerine kıyasla daha fazla verimlilik ve daha yüksek güç yoğunluğu sunmaktadır. Ayrıca, Li-ion piller ve süper kapasitörler gibi diğer popüler enerji depolama çözümleriyle karşılaştırıldığında , daha uzun kullanım ömürlerine (~20 ila 30 yıl) sahiptirler ve daha az çevresel etkiye sahiptirler.

Bunun nedeni, hiçbir kimyasal veya toksik ağır metal kullanmamalarıdır. Bir çalışma, “FESS ayrıca dağıtım verimliliğini iyileştirmek ve rüzgar veya güneş çiftlikleri gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından gelen güç çıkışını yumuşatmak için elektrik şebekesi düzenlemesi için de iyi adaylardır” diyor.  Dinglun istasyonunun inşasına 2023 yılında başlandı. Projenin toplam maliyeti tam 48 milyon dolar oldu.

Apple Meta’nın Ray-Ban akıllı gözlüklerini kopyalamaya hazırlanıyor

Apple, geçtiğimiz yıl tanıttığı Apple Vision Pro ile AR ve VR dünyasına güçlü bir giriş yapmıştı. Ancak, bu cihazın günlük hayatta yaygın olarak benimsenmemesi ve yüksek fiyatı, tüketiciler için cezbedici olmaktan uzak kaldı. Vision Pro’nun sunduğu gelişmiş özelliklere rağmen, bir sorunu çözmediği veya mevcut bir cihazın yerini almadığı düşünülüyor. Bu sebeplerle Apple’ın başlığı, çoğu kullanıcı için pratik değil. Buna karşın, Apple Meta’nın Ray-Ban ile piyasaya sunduğu akıllı gözlüğe rakip olmayı hedefliyor.

Öte yandan, Meta’nın Ray-Ban Akıllı Gözlükleri, gündelik kullanım açısından daha uygun ve erişilebilir bir alternatif olarak dikkat çekiyor. Apple Meta'nın Ray-Ban modeline karşı adımlar atabilir.  Kamera, mikrofon, hoparlör gibi özellikleriyle hem görüntü ve video çekmemüzik dinleme hem de arama yapma ve sesli asistanlara erişme gibi işlevler sunuyor. Ayrıca bu ürün, Apple Vision Pro’ya kıyasla çok daha uygun fiyatlı, bu da onun giderek popülerlik kazanmasına katkı sağlıyor.

Teknoloji dünyasında Apple’ın Meta’nın bu başarısına kayıtsız kalmadığı iddiaları yayılıyor. Ünlü teknoloji analisti Mark Gurman, Apple’ın Meta’nın izinden giderek AR olmayan akıllı gözlükler geliştirdiğini belirtti. Gurman, Power Onbülteninde bu kategorinin Meta için son dönemde başarılı olduğunu ve Apple’ın da Apple Meta’nın Ray-Ban modeline benzer bir alana adım atmayı planladığını söyledi.

Apple’ın yaklaşmakta olan akıllı gözlüğü hakkında henüz çok fazla detay bulunmasa da, bu cihazın Meta’nın Ray-Ban Akıllı Gözlükleri ile benzer özellikler sunacağı öngörülüyor. Apple Meta’nın Ray-Ban modeline rakip özellikler getirmesi bekleniyor. Kamera, mikrofon, hoparlör gibi temel donanımların yanı sıra, görüntü ve video kaydetmemüzik dinlemearama yapma ve sesli asistan erişimi gibi işlevler bekleniyor.

Bu yeni cihazın, Samsung‘un da üzerinde çalıştığı akıllı gözlükler ile doğrudan rekabet edeceği düşünülüyor. Samsung, Qualcomm ve Google ile daha önce geliştirdiği XR kulaklık projesinden akıllı gözlüklere yöneldiği belirtiliyor. Samsung’un da bu alandaki hamleleri, pazarın yakın zamanda büyük bir rekabet ortamına sahne olacağını gösteriyor.

Türk Telekom 2024 verilerini açıkladı! İşte fiber abone sayısı

0

Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında 2024 yılının ilk yarısına ait finansal ve operasyonel sonuçları açıkladı. Önal, Türk Telekom’un attığı her adımın Türkiye’nin dijital geleceğine yatırım olduğunu vurgulayarak fiber ve mobil altyapıya yapılan yatırımlarla ülkenin dijital dönüşümüne öncülük ettiklerini belirtti.

Türk Telekom, 32.4 milyon haneye ulaşarak fiber dönüşümünü %96 oranında tamamladı!

Önal, “Fiber Mobilite” çağını başlattıklarını duyurarak, 449 bin kilometrelik fiber ağlarıyla 32.4 milyon haneye ulaştıklarını ve Türkiye’nin her şehrinde fiber internet hizmeti sunduklarını gururla ifade etti. Türk Telekom’un fiber abone sayısının 13.2 milyona ulaştığını ve bu alanda Avrupa lideri olduklarını belirten Önal, fiber abone artışında ise dünya üçüncüsü olduklarını açıkladı.

Sokaklara kadar fiber altyapısının %96 oranında tamamlandığını belirten Önal, sokaktan binaya kadar olan kısmın fiberleştirilmesi çalışmalarının ise hızla devam ettiğini ve bu yıl 2 milyon homespassed rakamına ulaştıklarını söyledi.

5G teknolojisine de değinen Önal, Türk Telekom’un 5G’ye en hazır operatör olduğunu ve Ericsson baz istasyonlarının yüzde 52’sinin şimdiden fibere bağlı olduğunu vurguladı. Önal, 5G’nin olmazsa olmazının fiber altyapı olduğunu ve baz istasyonlarının fibere bağlanmasının 5G’nin yaygınlaşması için kritik öneme sahip olduğunu söyledi.

Türk Telekom’un 5G’de yerlileşmeye odaklandığını ve ülkemizin bu alanda kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir güç olmasını hedeflediklerini belirten Önal, bu hedefe ulaşmak için global teknoloji devleriyle iş birliklerini sürdürürken, yerli teknoloji ve girişimlere de destek verdiklerini açıkladı.

Önal, TT Ventures aracılığıyla destekledikleri girişimlerin yapay zeka, büyük veri, blok zincir, Fintech, enerji ve biyoteknoloji gibi pek çok alanda çözümler ürettiğini ve bu girişimlerin satışlarının %60’ını yurtdışına gerçekleştirdiğini belirtti.

110’dan fazla ülkede faaliyet gösteren ve 2.000’den fazla kişiye istihdam sağlayan bu girişimlerin toplam portföy değerinin 300 milyon doları aştığını ifade etti ve Pilot mezunu 121 girişimin ise toplamda 43 milyon dolar yatırım aldığını açıkladı.

Mobil iş kolunda da önemli başarılar elde ettiklerini belirten Önal, enflasyondan arındırılmış %14.8’lik bir büyümeyle mobil segmentinde sektör lideri olduklarını ve son 6 ayda faturalı hatlarda 1.9 milyon net abone kazanarak tarihi bir rekora imza attıklarını gururla açıkladı.

Mobil gelirlerinin ise enflasyondan arındırılmış olarak %20 oranında arttığını belirten Önal, bu başarının güçlü network altyapısına, müşteri odaklı stratejiye ve yapılan yüksek yatırımlara dayandığını vurguladı.

Önal, Türk Telekom’un hizmet anlayışının sadece karlı bölgelerle sınırlı olmadığını ve Türkiye’nin en doğusundan en batısına tüm vatandaşlara hizmet götürme hedefiyle çalıştıklarını vurguladı. Şirketin 2024 yılının ilk yarısında 12 milyar liralık yatırım yaptığını ve 2005 yılından bu yana dijitalleşme için yapılan toplam yatırımın 20.7 milyar dolara ulaştığını açıkladı.

Yatırım harcamalarının ikinci yarıda daha da hızlanacağını ve yıl sonu öngörülerine ulaşacaklarından emin olduklarını belirten Önal, dengeli büyüme stratejilerini koruduklarını ve Sabit Hat İmtiyaz Anlaşması’nın da 2024 yılı içinde tamamlanacağına olan inancının tam olduğunu ifade etti.

Ford, sürücülerin konuşmalarını dinleyebilmek için patent alıyor!

Ford tarafından başvurusu yapılan bu teknoloji, araç içindeki eğlence sisteminin yolcuların konuşmalarını dinleyerek “anahtar kelimeleri” tespit etmesini sağlıyor.

Yazılım, bu konuşmalardaki ifadeleri analiz ederek kişiye özel reklamlar sunabiliyor. Sistem, araç içi kameralar ve mikrofonlar aracılığıyla yolcuları tanıyıp, her kişiye farklı reklamlar yönlendirebilecek şekilde çalışıyor.

Ancak bu patent başvurusu, henüz ticari bir ürüne dönüşmedi. Şirketler sıkça, rakiplerini engellemek için bu tür patent başvuruları yapabiliyor. Bu teknoloji, özellikle kişisel gizlilik konusunda endişeleri tekrar gündeme getirdi.

Google Maps ve Waze gibi navigasyon uygulamaları, yolculuk esnasında benzin istasyonları veya mağazalar için sponsorlu reklamlar sunarken, müzik uygulamaları da araç içi eğlence sistemine bağlanarak kişisel reklamlar gösterebiliyor. Ancak Ford’un patent başvurusu, bu alandaki teknolojilerin bir adım ötesine geçiyor.

Siber güvenlik araştırmacısı Lukasz Olejnik, bu tür bir sistemin gizliliği koruyacak şekilde tasarlanmasının oldukça karmaşık olacağını belirtti. Ayrıca, Avrupa’daki yasalar gereği Ford’un bu teknolojiyi kullanabilmesi için yolcuların rızasını almasının zor olabileceğini ifade etti. Surrey Üniversitesi’nden bilgisayar bilimleri uzmanı Alan Woodward ise Ford’un bu patenti alarak başka şirketlerin kullanmasını engellemesini umduğunu söyledi.

Ford’un bu hamlesi, kişisel verilerin kullanımı konusunda geçmişte Facebook ve Googlea karşı yasal mücadeleler veren gizlilik savunucusu Max Schrems tarafından da eleştirildi. Schrems, bu tür bir sistemin Birleşik Krallık yasalarına göre araç sahipleri dışındaki yolculardan rıza almanın pratikte zor olacağını vurguladı.

Ford sözcüsü ise yaptığı açıklamada, patent başvurularının iş stratejisinin bir parçası olduğunu ve bunun şirketin gelecekteki planları hakkında bir ipucu vermediğini belirtti.

Yapay zeka teknolojisinin yeni dönemi GPU talebini azaltacak!


Brethenoux, Avustralya’da düzenlenen Gartner Sempozyumu’nda yaptığı açıklamada, yapay zeka tarihinde birçok donanım üreticisinin özel kitler sunduğunu ancak zamanla standart makinelerin bu işleri yapabilir hale geldiğini belirtti.

Brethenoux’ya göre, şu an kullanılan güçlü donanımlar, programlama tekniklerinin henüz rafine edilmediği bu kaba kuvvet döneminin bir göstergesi.

Brethenoux, AI uygulamalarının başarılı olabilmesi için daha zarif programlama yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Aksi takdirde bu uygulamaların sürdürülebilir olmayacağını dile getirdi. Öte yandan, GenAI’ın da bu eğilimden etkilenmeyeceğini savundu.

Brethenoux’ya göre, organizasyonlar GenAI teknolojisini kullanmadan da AI’dan büyük ölçüde faydalanabilir. GenAI‘ın, medyada geniş yer bulmasına rağmen kullanım senaryolarının yalnızca küçük bir kısmını oluşturduğunu ifade etti. 2022 sonlarından 2024’e kadar süren dönemi bir tür “mola” olarak nitelendiren Brethenoux, birçok şirketin bu dönemde GenAI denemeleri yaptığını ancak çoğunun mevcut AI çözümlerine geri döndüğünü belirtti.

yapay zeka kariyer

Brethenoux, kompozit AI kullanarak organizasyonların üretken yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi mevcut teknikleri birleştirebileceğini, daha etkili sonuçlar elde edebileceğini savundu. Örneğin, GenAI’ın, tahmine dayalı bakım uygulamaları gibi diğer AI çözümlerinin çıktısını yorumlayarak katkı sağlayabileceğini belirtti.

Gartner Sempozyumu’nda bir diğer sunumda da benzer temalar işlendi. “Üretken Yapay Zekayı Ne Zaman Kullanmamalı” başlıklı oturumda, analist Bern Elliot, üretken yapay zekanın güvenilmez sonuçlar verebileceği konusunda uyardı. Elliot, GenAI’ın yalnızca içerik üretimi, bilgi keşfi ve kullanıcı arayüzlerinde kullanılmasının uygun olduğunu söyledi.

Sonuç olarak, Gartner analistleri, organizasyonların üretken AI’ı dikkatli ve sınırlı bir şekilde kullanmaları gerektiğini, daha güvenli sonuçlar için kompozit yapay zekayı tercih etmelerini öneriyor.

Slack AI toplantıları not ediyor

0

Slack AI, toplantılardan transkriptler ve notlar üretecek. Yeni yapay zeka araması, dosya ve uygulama bilgisine sahip sonuçları da ortaya çıkarabiliyor. Salesforce, transkripsiyon gibi sıradan işleri üstlenmek üzere tasarlanan iş odaklı Slack sohbet uygulaması için bazı yeni yapay zeka özelliklerini kullanıma sundu.

Slack AI toplantıları kayıt altında tutuyor

Şirket: “Kullanıcıların eldeki işe odaklanabilmesi için önemli çıkarımları ve eylem öğelerini yakalamak” için Slack AI huddle notlarının önemli yeni bir özellik olduğunu yazdı. Bu, kanal vurgularını özetleyen ve tek bir tıklamayla başlıklar için özetler üreten önceki bir Slack AI özelliğinin daha güçlü bir versiyonu gibi görünüyor. Bir toplantıya davet edildiğinde, Slack AI, gerçek zamanlı ses ve ileti dizisinde paylaşılan mesajlara dayalı bir transkript oluşturur. Ayrıca alıntılar, eylem öğeleri ve paylaşılan dosyalar içeren notları bir tuvalde düzenleyebilir. Toplantıya katılan herkes, katılamamış olsalar bile daha sonra notları görüntüleyebilir.

Slack ayrıca yapay zeka arama özelliğini de güncelledi, böylece kullanıcının Slack’e yüklediği dosyalara ve uygulamalara göre tuvaller, kliplerden alınan transkriptler, bağlı uygulamalardan alınan belgeler, Google dosyaları ve daha fazlası dahil olmak üzere kullanıcıya özel sonuçlar sunabiliyor.

Zaman kazandıran bir diğer şey de görevleri otomatikleştirmeye yardımcı olan yeni AI Workflow Builder’dır. Örneğin, kullanıcılar “bir kanala katılan takım arkadaşlarına hoş geldiniz mesajı gönder” gibi bir komut girebilir ve Slack AI ve Workflow Builder, programlama gerektirmeden bu işlevi üretecektir. Ayrıca son güncellemede, bir projeyi yönetme, geri bildirim toplama ve yardım isteklerini sınıflandırma gibi belirli kullanım durumları için önceden yapılandırılmış Slack şablonları da yer alıyor. Yeni Slack AI özellikleri artık tüm abonelik planları için ücretli bir eklenti olarak sunuluyor ve Slack şablonları Ekim 2024’te kullanıma sunulacak.

COPA Çin’deki varlığını güçlendirdi: Bayi ve servis ağı genişliyor

0

Türkiye’nin önde gelen çelik panel radyatör üreticilerinden COPA Isı Sistemleri, Çin’deki faaliyetlerini genişletmeye devam ediyor. 2024 yılı başında Shanghai şehrinde kurulan COPA Çin ofisi, şirketin Çin pazarındaki yapılanmasını hızlandırarak önemli adımlar attı.

Bu ofisin kurulmasının ardından, COPA on ana bayiyi devreye soktu ve bayi ağına alt bayiler ekleyerek servis ağını genişletti. Satış sonrası servis işlemleri, ana bayiler tarafından yürütülürken, bu işlemler Shanghai ofisi tarafından koordine edilecek.

COPA, Çin’de yükseldi

Yüzde 100 Türk sermayesi ile Bursa’da üretim yapan COPA, 2000 yılından bu yana Çin pazarına panel radyatör ihracatı gerçekleştiriyor. Şirket, 2019 yılına kadar Çin’de ithal panel radyatör ürünlerinde %10’luk bir pazar payına ulaştı.

2021 yılında ise ürün gamını genişleterek Eon konvansiyonel ve Eomix yoğuşmalı kombilerini Çin pazarına sunmaya başladı. Bu adım, COPA’nın Çin’deki varlığını güçlendirmek ve ürün çeşitliliğini artırmak amacıyla atıldı.

COPA Isı Sistemleri Genel Müdürü Oktay Erdinç, Çin’deki başarılarını sürdüreceklerini belirterek, “Panel radyatör segmentinde COPA markası ile başarılı bir yer edindiğimiz Çin pazarında, diğer ürünlerimizle de söz sahibi olmak istiyoruz.

Özellikle yoğuşmalı kombilerimiz ile önümüzdeki beş yıl içinde Çin’de %5-10 arasında bir pazar payı elde etmeyi hedefliyoruz. Yoğuşmalı kombi teknolojisi ile farkındalık yaratmaya yönelik yoğun bir çalışma yürütüyoruz,” dedi.

Çin Genel Müdürü Murat Telek de, COPA ürünlerinin Çin pazarında tanıtımı ve yoğuşma teknolojisine sahip ürünlerin bilinirliğinin artırılması için yoğun bir tanıtım ve pazarlama kampanyası yürüttüğünü açıkladı. Şirket, bu strateji doğrultusunda 20-22 Şubat 2025 tarihlerinde gerçekleşecek olan ISH China Fuarı’nda yer alarak sektörle buluşacak.

COPA, 2022 yılında Çin pazarında panel radyatör kategorisinde “En Popüler Marka Ödülü”ne layık görülmüştü. Şirket, Çin’deki büyüme stratejisi doğrultusunda panel radyatörlerin yanı sıra yoğuşmalı kombi ürünleri ile de pazarda güçlü bir yer edinmeyi hedefliyor.

Shanghai merkezli operasyonları ve bayi ağı sayesinde Çin pazarında derinleşen COPA, önümüzdeki yıllarda hem ürün yelpazesini genişletmeye hem de mevcut pazar payını artırmaya yönelik çalışmalarına hız kesmeden devam edecek.

Kodlama asistanı Supermaven ilgi görüyor

0

Yapay zeka kodlama asistanı Supermaven, OpenAI ve Perplexity kurucu ortaklarından para topladı. Jackson, Waterloo Üniversitesi’nde bilgisayar bilimi öğrencisiyken, yaklaşık 60 milyon dolarlık girişim desteği toplayan yapay zeka kodlama asistanı Tabnine’ı kurdu. Tabnine’ı 2019’da Codata’ya sattıktan sonra (final sınavları sırasında), Jackson, 2022’ye kadar çalıştığı OpenAI’ya stajyer olarak katıldı.

Kodlama asistanı Supermaven fon topladı

Tam bu noktada Jackson, ortak geliştirici iş akışlarını desteklemeye odaklanan bir şirket kurma isteği duydu. Jackson: “Tabnine’ı kurduğumdan bu yana geçen yıllarda, ChatGPT ve Github Copilot gibi araçlar geliştiricilerin çalışma şeklini değiştirdi, Geliştirici araçları üzerinde çalışmak gerçekten heyecan verici bir zaman çünkü Tabnine’ı kurduğumdan beri temel teknoloji çok gelişti. Bu da çok daha fazla geliştiricinin iş akışlarını hızlandırmak için yapay zeka araçlarını kullanmaya ilgi duymasına yol açtı” dedi. Böylece Jackson, Tabnine benzeri ancak birkaç yaşam kalitesi ve teknik iyileştirme içeren bir yapay zeka kodlama platformu olan Supermaven’ı kurdu.

Jackson, Supermaven’ın şirket içi üretken AI modeli Babble’ın 1 milyon jetonluk bağlam penceresi sayesinde aynı anda çok sayıda kodu anlayabildiğini söylüyor. Bir modelin bağlamı veya bağlam penceresi, modelin çıktı (örneğin ek kod) üretmeden önce dikkate aldığı giriş verilerini (örneğin kod) ifade eder. Uzun bağlam, modellerin son belgelerin ve verilerin içeriğini “unutmasını” ve konudan sapmasını ve yanlış çıkarımlarda bulunmasını önleyebilir.

Jackson: “Geniş bağlam penceremiz, modelin tahminde bulunması gereken durumlarda bağlamdan cevaplar çıkarmasına olanak tanıdığı için halüsinasyon sıklığını azaltmaya yardımcı oluyor.” dedi. Bir milyon token gerçekten de büyük bir bağlam penceresi. Ancak bu, 100 milyon token olan AI kodlama girişimi Magic’inkinden daha büyük değil. Bu arada, Google’ın yakın zamanda tanıttığı Code Assist aracı, Supermaven’ın bağlamıyla 1 milyon tokenda eşleşiyor.

Peki Supermaven’ın rakiplerine göre avantajları neler? Jackson, Babble’ın “yeni bir sinir mimarisi” sayesinde daha düşük gecikmeli olduğunu iddia ediyor. Mimarinin “sıfırdan” geliştirildiğini söylemenin ötesinde ayrıntıya girmedi.

Simya VC, sürdürülebilirlik girişimi Blok-Z’ye 500 bin dolar yatırım yaptı!

Uluslararası alanda faaliyet gösteren ve erken aşama girişimlere odaklanan bir hızlandırma fonu olan Simya VC, enerji ve blok zincir teknolojilerini birleştirerek sürdürülebilirlik çözümleri sunan Blok-Z’ye 500 bin dolarlık önemli bir yatırım yaptı. Bu yatırım, Türkiye’nin öncü girişim sermayesi fonu 212’nin çatısı altında faaliyet gösteren Simya VC’nin, gelecek vadeden girişimlere olan güvenini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Simya VC, sürdürülebilirlik girişimi Blok-Z’ye tam 500 bin dolar büyüklüğünde yatırım yaptı!

Blok-Z, aldığı bu önemli yatırımı, pazarlama faaliyetlerinden araştırma ve geliştirmeye kadar pek çok alanda kullanarak operasyonel verimliliğini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor. Yenilenebilir enerji veri yönetimi ve sertifikasyon sistemleri ile öne çıkan Blok-Z, enerji tüketimini gerçek zamanlı olarak izleme olanağı sunarak şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına yardımcı oluyor.

Simya VC, sürdürülebilirlik girişimi Blok-Z'ye yatırım yaptı!
Simya VC, sürdürülebilirlik girişimi Blok-Z’ye yatırım yaptı!

Şirketin geliştirdiği GreenLink platformu, yenilenebilir enerji verilerini yönetmenin ötesine geçerek, enerji ve sertifikasyon sistemlerini kusursuz bir şekilde entegre ederek saatlik enerji tüketiminin yenilenebilir kaynaklarla eşleştirilmesini sağlıyor. Simya VC Yönetici Ortağı Selma Bahçıvanoğlu, bu yatırımın Blok-Z’nin özellikle ABD pazarında küresel rekabet gücünü artıracağına olan inancını dile getirdi.

Bahçıvanoğlu ayrıca, Blok-Z’nin yenilikçi ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımının hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli bir değer yaratma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Blok-Z Kurucu Ortağı ve COO’su Erhan Yıldırım ise Simya VC’nin yatırımının kendilerine mevcut yenilenebilir enerji sertifika pazarını dönüştürme ve gerçek anlamda sürdürülebilirliği sağlama fırsatı sunduğunu belirtti.

Yıldırım, bu yatırım sayesinde ürünlerini ABD, İngiltere ve Avrupa pazarlarına açmayı ve ihracat kapasitelerini artırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. Ayrıca Simya VC’nin geniş ağından faydalanarak pazar deneyimlerini kendi lehlerine kullanacaklarını ve büyümelerini hızlandıracaklarını da ifade etti.