Microsoft, CrowdStrike felaketi sonrasında önemli önlemler alıyor!

Microsoft, hem müşterilerden hem de satıcılardan gelen talepleri dikkate alarak bu değişikliğin gerçekleştirilmesi gerektiğini kabul etti. Ancak, performans ihtiyaçları ve anti-tamper korumaları gibi bazı zorlukların üstesinden gelinmesi gerekiyor.

Şirket, antivirüs yazılımlarının daha düşük ayrıcalıklı ortamlarda güvenli bir şekilde çalışabilmesi için Windows mimarisini geliştirmeyi hedefliyor.

Bu duyuru, Microsoft’un geçtiğimiz hafta düzenlediği basına kapalı güvenlik zirvesinden geldi. Zirvede, güvenlik ekosistemindeki zayıflıklar ve bu zayıflıkların nasıl giderileceği konusunda bilgi alışverişi yapıldı. Zirvede yer alan birçok güvenlik uzmanı ve satıcı, Microsoft’un açıkladığı planları olumlu karşıladı.

Sophos CEO’su Joe Levy, zirvenin güvenlik sağlayıcıları için bir dönüm noktası olduğunu ve çekirdek mimarileri ile güvenli dağıtım uygulamalarının yeniden düşünülmesi gerektiğini belirtti. Levy’nin bu düşüncesi, Broadcom, SentinelOne, Trellix ve Trend Micro gibi diğer katılımcılar tarafından da paylaşıldı.

Microsoft, bu değişikliklerin daha önce Mayıs ayında duyurulduğunu ve çekirdek erişiminin “just-in-time” esasına göre düzenleneceğini açıkladı. Bu değişiklik, CrowdStrike’ın Temmuz ayında yaşadığı büyük kesintiden önce planlanmıştı. O dönemde, CrowdStrike’ın Falcon platformuna gelen bir güncelleme, Windows’un çökmesine neden olmuş ve dünya genelinde 8,5 milyon bilgisayar etkilenmişti. Olayın ardından, sektörde güvenlik çözümlerinin Windows çekirdeğine olan bağımlılığı konusunda eleştiriler arttı.

Microsoft, güvenlik çözümlerinin çekirdek erişimine olan bağımlılığını azaltmak için sektörle iş birliği yaparak bu yeni platformun geliştirilmesine devam edecek. Ayrıca, platform güncellemelerinin güvenli bir şekilde sunulması ve yaygınlaştırılması için en iyi uygulamalar üzerinde çalışılacak.

Kısa vadede Microsoft, kritik bileşenlerin test edilmesi, ürün sağlığı hakkında bilgi paylaşımı ve çeşitli konfigürasyonlarda ortak uyumluluk testleri gibi konularda hızlı ilerleme kaydetmeyi planlıyor.

Japon ispace şirketi, ikinci kez Ay’a gidecek!

Japonya merkezli özel uzay keşif şirketi ispace, Ay’a ikinci iniş denemesi için hazırlıklarını sürdürüyor. Firma, “Resilience” adını verdiği iniş aracı ve “Tenacious” isimli mini gezgini taşıyan yeni misyonunu Aralık ayında Florida’dan SpaceX Falcon 9 roketiyle fırlatmayı planlıyor.

Japon ispace şirketi, ikinci kez Ay’a gidiyor

ispace CEO’su Takeshi Hakamada, Resilience’in montaj ve entegrasyon işlemlerinin tamamlandığını ve iniş alanının belirlendiğini açıkladı. İkinci görevin planlandığı gibi ilerlediğini ve herhangi bir sorun olmadığını belirten Hakamada, iniş aracının Ay’ın 60.5 derece kuzey enlemi ve 4.6 derece batı boylamında yer alan Mare Frigoris, yani “Soğuk Deniz” olarak bilinen bölgeye iniş yapacağını söyledi.

Japon ispace şirketi, ikinci kez Ay'a gidiyor.

ispace’e göre, bu alan mühendislik, operasyonel kısıtlamalar ve bilimsel değer göz önünde bulundurularak seçildi. Bölgenin sürekli güneş ışığı alabilmesi ve Dünya ile iletişim kurulabilmesi gibi kriterler de tercih edilmesinde etkili oldu. Ayrıca, olası aksilikler için yedek iniş alanları da belirlendi. Eğer ispace’in görevi başarılı olursa, bir araç ilk kez Ay’ın bu kadar kuzeyine iniş yapmış olacak.

Resilience iniş aracı, toplamda beş farklı yük taşıyacak. Bu yükler arasında su elektroliz ekipmanı, gıda üretimi deneyleri için bir modül ve derin uzay radyasyonunu ölçen bir cihaz yer alıyor. Ayrıca, Japonya’nın ünlü oyun firması Bandai Namco tarafından geliştirilen bir hatıra alaşım plakası da Resilience ile Ay’a gönderilecek. En dikkat çeken yüklerden biri ise, 26 santimetre uzunluğundaki Tenacious gezgini. HD kameraya sahip olan bu mini gezgin, Mikael Genberg’in kırmızı çerçeveli küçük bir “Ay Evi”ni de taşıyacak.

Bu misyon, ispace’in HAKUTO-R iniş aracı temelinde geliştirilen ikinci Ay iniş denemesi olacak. İlk misyon, 2023 Nisan ayında bir sensör hatası nedeniyle başarısız olmuştu. Bu arada, bu yılın başlarında Japonya Uzay Ajansı (JAXA), SLIM adlı uzay aracıyla Ay’a iniş yapmış ancak araç baş aşağı indiği için görev kısa sürmüştü.

2024 yılında ABD’li Astrobotic’in Peregrine aracıyla yaptığı iniş denemesi de başarısızlıkla sonuçlanmış, araç Ay’a ulaşamadan Dünya atmosferine yeniden girerek yok olmuştu. Bir diğer ABD’li şirket Intuitive Machines’in Odysseus aracı ise Ay’a inmeyi başarmış ancak devrilmişti. Çin’in Chang’e 6 görevi ise Ay’ın uzak tarafına inmeyi ve numuneleri Dünya’ya başarıyla geri getirmeyi başardı.

ispace’in ikinci Ay iniş denemesi, özel sektörün uzay keşiflerindeki artan rolünü ve Ay’a yönelik küresel ilgiyi göstermesi açısından önemli bir gelişme. Görevin başarılı olması durumunda, ispace Ay’a yumuşak iniş gerçekleştiren ilk özel şirket olacak. Bu da, gelecekteki ticari Ay misyonları için önemli bir adım olacak.

Çin, 6G teknolojisinde önde gidiyor!

Çin, 6G teknolojisinde küresel standartları belirlemek için önemli bir adım attı. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından desteklenen bu yeni standartlar, ultra güvenilir ve düşük gecikmeli iletişim sağlamakla birlikte yapay zeka entegrasyonuna da odaklanıyor. 2030 yılına kadar mobil iletişim çerçevesini güçlendirmeyi hedefleyen bu standartlar, yüksek bant genişliği ve düşük gecikme süreleri gerektiren çeşitli hizmetleri kapsıyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Çin, 6G teknolojisinde dominasyon kurabilir

Yeni standartlar, veri güvenliği, içerik güncellemeleri ve sistem performansının izlenmesi gibi kritik ihtiyaçlara yanıt veriyor. Ayrıca, yapay zeka destekli hizmetler için gerekli fonksiyonları tanımlıyor.

Çin, 6G teknolojisinde dominasyon kurabilir.
Çin, 6G teknolojisinde dominasyon kurabilir.

Bu özellikler, sistemlerin hızlı bilgi işleyebilmesini ve anında değişiklik yapabilmesini sağlıyor. Şanghay İleri Araştırma Enstitüsü (SARI), Çin Bilimler Akademisi ve China Telecom tarafından geliştirilen standartlar, Çin’in 6G teknolojisinde küresel bir liderlik rolü üstlenmesini sağlıyor.

Bu süreçte Batı ülkelerinin daha geride kaldığı görülüyor. Avrupa ve Amerika’daki operatörlerin 5G geçişinde yavaş kalması ve 6G geliştirme konusunda daha az istekli olmaları, Çin’in ve diğer Doğu Asya ülkelerinin, özellikle Japonya ve Güney Kore’nin, daha proaktif bir yaklaşım sergilemesine neden oluyor.

Çin’in bu gelişmelerdeki rolü, küresel iletişim standartlarının şekillenmesinde ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor ve teknoloji alanındaki rekabetin daha da kızışacağı anlamına geliyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

GitHub Copilot, OpenAI o1 desteği alacak!

OpenAI, geçtiğimiz günlerde, bir önceki modellerden daha güçlü mantıksal akıl yürütme yeteneklerine sahip yeni yapay zeka modelleri olan o1 serisini duyurdu. Bu yeni modellerin ilk uygulama alanlarından biri de Microsoft bünyesindeki GitHub Copilot oldu. OpenAI o1, platformu geliştirmek ve karmaşık kod problemlerini daha verimli bir şekilde çözmek için kullanılacak.

GitHub Copilot, resmen OpenAI o1 desteği alıyor

OpenAI ve GitHub, o1-preview modelinin Copilot ile entegrasyonunu içeren çeşitli dahili testler gerçekleştiriyor. Bu testlerden birinde, Copilot’ın kritik bir kod bileşeninin performansını optimize etmede o1-preview modelini kullanması istendi. Blog yazısında belirtildiğine göre, o1-preview modeli kodu derinlemesine analiz ederek kısıtlamaları ve uç durumları anladı ve tek seferde çok daha iyi bir çözüm önerdi.

OpenAI'

Bir diğer testte ise o1-preview modeli, mevcut GPT-4o modeliyle karşı karşıya getirildi ve GitHub’ın tarayıcı performansını etkileyen bir hatayı gidermesi istendi. Bu hata, tarayıcıda odak yönetimi işlevini yavaşlatarak tarayıcının donmasına neden oluyordu. o1-preview modeli sorunu tespit edip satır satır düzeltme önerilerinde bulunurken, GPT-4o ise daha genel yanıtlar verdi.

Test sonuçları, o1-preview modelinin daha derin bir kod anlayışına sahip olduğunu ve daha verimli ve kaliteli sonuçlar ürettiğini gösteriyor. O1-preview, kodun kısıtlamaları ve uç durumlarını daha iyi anlarken, GPT-4o ise daha yüzeysel optimizasyonlarla sınırlı kalıyor ve işler karmaşıklaştığında geliştiricinin müdahalesini gerektiriyor.

OpenAI’nin açıklamasına göre o1-preview modeli, Copilot’ın kod incelemesi, yeniden düzenleme ve optimizasyon gibi daha zengin analizler gerektiren kullanım durumlarındaki yeteneğini artıracak. OpenAI ve GitHub, o1-preview modelinin yanı sıra daha küçük boyutlu o1-mini modelini de GitHub Marketplace’te sunmayı planlıyor. Şu anda önizleme aşamasında olan o1-preview modeline erken erişim sağlamak ve projelerinde kullanmak isteyen geliştiriciler Azure AI’a yönlendiriliyor.

Meta, AI ile düzenlenen içeriklerin etiketlemesinde değişikliğe gidiyor!

Meta, yapay zeka araçlarıyla düzenlenen ya da değiştirilmiş içerikler için kullanılan etiketi, kullanıcı adının altında göstermek yerine paylaşım menüsüne taşıyacak. Ancak tamamen yapay zeka tarafından üretilen içeriklerde, bu etiket kullanıcı adı altında yer almaya devam edecek.

Şirketin yaptığı bu değişiklikle birlikte, yapay zeka ile oluşturulan içeriklerde etiketin daha belirgin olacağı, ancak sadece düzenleme yapılan içeriklerde etiketin görünürlüğünün azalacağı bildiriliyor. Şirket, yapay zeka tarafından üretilen içeriklerde etiketin gösterilme sebebinin ya sektörde paylaşılan sinyaller ya da kullanıcıların kendi kendilerine bildirimde bulunmaları ile açıklanacağını belirtiyor.

Değişikliğin gelecek hafta kullanıcılara sunulması planlanıyor. Meta, bu güncellemeyle platformlarında yapay zeka kullanımının kapsamını daha doğru yansıtmayı hedeflediklerini vurguluyor. Ancak, bu durum kullanıcıların yapay zeka ile düzenlenmiş içeriklere karşı daha dikkatli olmalarını gerektirebilir. Yapay zeka düzenleme araçlarının giderek gelişmesi, bu tür içeriklerin kolayca anlaşılmamasına neden olabilir.

Meta, yapay zeka ile üretilen içerikleri etiketleme politikasında daha önce de değişiklikler yapmıştı. Temmuz ayında şirket, gelen şikayetler üzerine “Made with AI” ifadesini “AI info” olarak değiştirmişti. Özellikle fotoğrafçılar, etiketin gerçek fotoğraflara da eklenmesinden rahatsız olmuşlardı. O dönemde Meta, etiketin orijinal ifadesinin yeterince açık olmadığını ve bu nedenle kullanıcıların, etiketlenmiş içeriklerin tamamen yapay zeka tarafından oluşturulmadığını anlayamadıklarını ifade etmişti.

Meta’nın bu yeni hamlesi, yapay zeka teknolojisinin giderek daha fazla yaygınlaştığı bir dönemde, kullanıcıların içeriklerin nasıl ve ne kadar yapay zeka ile üretildiğini anlamalarını zorlaştırabilir.

Apple’dan iPad kullanıcılarını sevindirecek hamle! Bir zorunluluk daha ortadan kalkıyor!

Bu büyük değişiklik, 16 Eylül’de iPadOS’un yeni bir sürümünün yayınlanmasıyla başlayacak. Yeni iPadOS 18 sürümü ile birlikte, Avrupa Birliği’ndeki iPad kullanıcıları alternatif uygulama mağazalarını cihazlarına yükleyebilecek.

AB Komisyonu, geçen yıl altı büyük teknoloji şirketini “kapı bekçisi” olarak belirlemişti. Bu şirketlerin, “ana platform hizmetleri” olarak bilinen hizmetleri yönettiği tespit edilmişti. Apple’ın iOS işletim sistemi, App Store uygulama mağazası ve Safari internet tarayıcısı bu hizmetler arasında yer aldı. Nisan ayında ise Apple’ın iPadOS işletim sistemi de listeye eklendi.

Komisyon, iPadOS kullanıcılarının sayısı DMA kapsamına girecek kadar yüksek olmasa da, özellikle iş kullanıcıları için güçlü bir kilitlenme etkisi bulunduğunu belirtti.

Apple’ın iPadOS’u güncellemesi ve DMA ile uyumlu hale getirmesi için altı aylık bir süresi vardı. Şimdi ise iPadOS 18 ile birlikte kullanıcılar, cihazlarına alternatif uygulama mağazalarını yükleyebilecek ve web tarayıcı geliştiricileri kendi tarayıcı motorlarına sahip tarayıcıları iPad için yayınlayabilecekler.

Benzer şekilde, iOS için de AB’de farklı üçüncü taraf uygulama mağazaları kullanımda. Bu mağazalardan biri olan AltStore PAL, AB’de iOS için sunulan ilk alternatif uygulama mağazası olarak öne çıkıyor. Epic Games de AB’de iOS için kendi alternatif uygulama mağazasını başlattı ve Fortnite, Rocket League Sideswipe ve Fall Guys gibi popüler oyunları iPhone kullanıcılarına sundu. Şirket, bu oyunları iPad kullanıcıları için de sunmayı planladığını açıkladı.

DMA, Apple’ı üçüncü taraf tarayıcı motorlarının kullanılmasına da izin vermeye zorluyor. Ancak şu ana kadar Avrupa’ya özel bir tarayıcı yayınlayan teknoloji şirketi olmadı. Yeni iPadOS 18 güncellemesiyle birlikte bu durumun değişmesi bekleniyor.

Apple’ın bu hamlesi, özellikle Avrupa’daki iPad kullanıcıları için büyük bir yenilik anlamına geliyor ve dijital pazarın daha rekabetçi bir hale gelmesine katkı sağlayacak gibi görünüyor.

MediaTek Dimensity 9400 teste girdi! İşte sonuçlar

0

MediaTek’in yeni amiral gemisi işlemcisi Dimensity 9400’ün kıyaslama sonuçları ortaya çıktı. Ekim ayında tanıtılması beklenen bu işlemcinin, Snapdragon 8 Gen 4 ile rekabet etmesi hedefleniyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

MediaTek Dimensity 9400 test edildi

Performans verileri, Dimensity 9400’ün AI yeteneklerine odaklanıyor. Tek çekirdekli performans testinde 1.501 puan, yarı çekirdekli testlerde 1.906 puan ve niceliksel görevlerde ise 1.793 puan almış durumda.

MediaTek Dimensity 9400 test edildi.
MediaTek Dimensity 9400 test edildi.

Dimensity 9400, sekiz çekirdekli bir konfigürasyonla geliyor. Bu yapı, 3.63 GHz hızında çalışan bir yüksek performanslı Cortex-X5 çekirdeği, 2.80 GHz hızında üç Cortex-X4 çekirdeği ve günlük işlemler için 2.10 GHz hızında dört Cortex-A725 çekirdeğinden oluşuyor.

Ancak, 3.63 GHz’lik tepe hızının, Snapdragon 8 Gen 4’ün söylentilere göre 4.32 GHz’lik hızına kıyasla yetersiz kalabileceği düşünülüyor. Apple’ın A18 serisinin ise 4.04 GHz’e ulaşacağı tahmin ediliyor.

Bununla birlikte, Dimensity 9400’ün %30 performans iyileştirmesi, %35 daha iyi enerji verimliliği ve AI performansında %40 artış sağlayacağı belirtiliyor. Bu iyileştirmeler, Qualcomm ve Apple’ın rakipleriyle ne kadar rekabetçi olacağı konusunda belirleyici olacak. Dimensity 9400’ün hangi telefonlarda kullanılacağı henüz açıklanmadı, ancak Vivo X200 serisi ve muhtemelen Oppo Find X8 serisinde bu işlemciyi göreceğimiz öngörülüyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Realme firmasının yeni nesil ürünleri sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Hollanda, devasa atık su ısı pompasıyla çığır açıyor!

0

Hollanda’nın Utrecht şehrinde, enerji alanında çığır açan bir proje hayata geçirildi. Hollandalı enerji şirketi Eneco ve Bölgesel Su İdaresi (HDSR) iş birliğiyle devreye alınan devasa atık su ısı pompası, 20.000 hanenin ısınma ihtiyacını karşılayacak. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Hollanda, dev atık su ısı pompasıyla çığır açacak

Utrecht’teki bir atık su arıtma tesisine entegre edilen ısı pompası, her gün yaklaşık 65 milyon litre işlenmiş atık sudan ısı çekiyor. Atık suyun sıcaklığı kışın ortalama 12 derece, yazın ise 22 derece civarında seyrediyor. Bu ısı enerjisi, yenilikçi bir sistemle kullanılabilir hale getiriliyor.

Hollanda, dev atık su ısı pompasıyla çığır açacak.
Hollanda, dev atık su ısı pompasıyla çığır açacak.

Sistemin çalışma prensibi oldukça etkileyici: İlk olarak, atık suyun içindeki ısı, bir eşanjör aracılığıyla çekiliyor. Ardından, ısı pompası devreye girerek bu ısıyı 75 dereceye kadar yükseltiyor. Yükseltilen ısı, evlere dağıtılmak üzere hazır hale geliyor. Sistemde ayrıca, yaklaşık 18 metre yüksekliğinde ve 18 metre genişliğinde devasa bir ısı tamponu bulunuyor. Bu tampon, her zaman yeterli ısının mevcut olmasını sağlayarak sistemin verimliliğini artırıyor.

Bu sayede 20.000 hane, doğalgaz kullanmadan, sadece elektrik enerjisiyle ısıtılıyor. Bu da hem enerji maliyetlerini düşürüyor hem de yılda 30.000 ton karbondioksit tasarrufu sağlayarak çevrenin korunmasına önemli bir katkı sağlıyor. Utrecht’teki bu dev atık su ısı pompası, sürdürülebilir ve verimli enerji çözümlerine yönelik atılan önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yapılan bu proje önümüzdeki dönemde planlandığı gibi başarılı olabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

NASA, Jüpiter’in uydusu Europa’da yaşam arayacak!

0

NASA, dünya dışı yaşam arayışında heyecan verici bir adım daha atmaya hazırlanıyor. Uzay ajansının geliştirdiği Europa Clipper uzay aracı, Jüpiter’in uydusu Europa’da potansiyel yaşam belirtilerini araştırmak üzere Ekim ayında fırlatılacak. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

NASA, Jüpiter’in uydusu Europa’da yaşam aramaya gidiyor

Europa, buzlu yüzeyinin altında devasa bir okyanus barındırdığı düşünülen ve bu nedenle dünya dışı yaşam için en olası adaylardan biri olarak kabul edilen bir gök cismi. Europa Clipper, bu gizemli okyanusu ve uydunun yaşanabilirlik potansiyelini incelemek üzere tasarlandı.

NASA, Jüpiter'in uydusu Europa'da yaşam aramaya gidiyor.
NASA, Jüpiter’in uydusu Europa’da yaşam aramaya gidiyor.

Uzay aracının daha önceki testlerinde transistörlerle ilgili bazı sorunlar tespit edilmiş ve bu durum fırlatma tarihini tehlikeye atabileceği endişesine yol açmıştı. Ancak NASA, dört ay boyunca süren kapsamlı testler ve değerlendirmeler sonucunda aracın fırlatılmaya hazır olduğunu doğruladı.

Europa Clipper, uydunun buzlu kabuğunun kalınlığını ölçmek, okyanusunun bileşimini analiz etmek ve yüzeydeki olası su kaynaklarını tespit etmek gibi görevleri yerine getirecek 10 farklı bilimsel cihazla donatıldı.

NASA yetkilileri, Europa Clipper görevinin, milyarlarca yıl önce yaşanabilir olabilecek bir dünyayı değil, aynı zamanda bugün potansiyel olarak yaşamı destekleyebilecek bir dünyayı keşfetme fırsatı sunduğunu vurguluyor.

Bu misyon, NASA’nın dünya dışı yaşam arayışındaki kararlılığının ve uzay keşiflerindeki sınırları zorlama konusundaki tutkusunun bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Çinli araştırmacılar, ASHP performansını artıran soğutucu geliştirdi!

Çin’de Zhejiang Üniversitesi öncülüğünde çalışan bir araştırma ekibi, hava kaynaklı ısı pompalarının (ASHP) performansını önemli ölçüde artıran çığır açıcı bir soğutucu akışkan geliştirdi. Karbondioksit (CO2) ve yanıcı olmayan bir hidrofloroolefin (HFO) karışımından oluşan bu yeni soğutucu, ASHP’lerin verimliliğini %21’e kadar artırma potansiyeline sahip.

Çinli araştırmacılar, ASHP performansını artıran akışkan soğutucu geliştirdi!

Yeni soğutucu, sadece performans artışı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda güvenlik ve stabilite açısından da önemli avantajlar sunuyor. Yanıcı olmaması, onu geleneksel soğutucu akışkanlara göre daha güvenli bir alternatif haline getiriyor. Ayrıca çevre dostu olması da dikkat çekici bir özelliği.

Çinli araştırmacılar, ASHP performansını artıran akışkan soğutucu geliştirdi!
Çinli araştırmacılar, ASHP performansını artıran akışkan soğutucu geliştirdi!

Araştırmacılar, MATLAB ortamında yaptıkları simülasyonlarda yeni soğutucuyu kullanan ASHP’lerin, geleneksel soğutuculara kıyasla %21,2 daha yüksek bir performans katsayısına (COP) ve %13,5 daha yüksek bir mevsimsel performans faktörüne (HSPF) ulaşabileceğini gösterdi. Bu iyileşme, özellikle Çin’in orta-kuzey bölgesinde daha belirgin olacak ve nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerde enerji verimliliği açısından büyük bir avantaj sağlayacak.

Yeni sistemin ekonomik analizi de oldukça umut verici. 7,5 yıldan kısa bir geri ödeme süresi sunan sistem, yıllık maliyetleri %14,5’e kadar azaltabilir. Ayrıca, geleneksel sistemlere kıyasla %15,7 daha düşük karbon emisyonu sağlaması, çevresel etkileri açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Araştırmacılar, yeni soğutucu akışkanın maliyetinin şu anda geleneksel soğutuculardan biraz daha yüksek olduğunu kabul ediyor. Ancak büyük ölçekli üretimle birlikte maliyetlerin önemli ölçüde düşeceği öngörülüyor.

Bu yeni soğutucu akışkanın, hava kaynaklı ısı pompalarının daha verimli, güvenli ve çevre dostu hale gelmesinde önemli bir rol oynaması bekleniyor. Araştırma ekibi, soğutucuyu test etmeye ve geliştirmeye devam ediyor ve bu yenilikçi teknolojinin yakında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

NASA, büyük finansman sorunları yaşıyor! Peki neden?

Amerika’nın Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) için geleceğe dair endişeler giderek artıyor. Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademileri (NASEM) tarafından hazırlanan yeni bir rapor, ajansın geleceği için karamsar bir tablo çiziyor. Rapora göre, NASA, finansman eksikliği ve artan rekabet nedeniyle ciddi sorunlarla karşı karşıya.

NASA, ciddi finansman sorunları yaşıyor

Rapor, NASA’nın uzun vadeli planlarını ve operasyonlarını sürdürme konusunda yeterli finansman bulmada zorluk yaşadığını vurguluyor. Özellikle havacılık ve sivil uzay araştırmalarına olan ulusal ilginin azalması, finansman sıkıntısını daha da derinleştiriyor. Bu finansman eksikliği, önemli projelerin iptaline neden olmuş durumda. Örneğin, VIPER görevi bu yüzden iptal edildi. Ancak finansman sorunlarının ötesinde, yapısal ve yönetimsel zorluklar da mevcut.

ABD Lockheed Martin

Raporun temel bulguları, NASA’nın uzun vadeli stratejik ihtiyaçlara yeterince odaklanmadığını ve daha çok kısa vadeli çözümlerle ilerlediğini gösteriyor. Ajansın hizmet alımına dayalı sözleşme modeli ve yavaş işleyen bürokratik süreçler, verimsizliği artıran diğer faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca, özel uzay şirketlerinin NASA’nın yetenekli mühendislerini kendine çekmesi, ajansın iş gücünü zayıflatıyor. Bu durum, yeni nesil mühendislerin yeterli eğitim almamalarını da beraberinde getiriyor. NASA’nın mevcut altyapısının ömrünü tamamlamış olması da, operasyonel kabiliyetleri üzerinde ek bir yük oluşturuyor.

Lockheed Martin’in eski CEO’su ve raporun başyazarı Norman Augustine, NASA’nın özel sektöre olan bağımlılığının artmasının, ajansı sorun çözme yerine yalnızca denetim yapan bir yapıya dönüştürebileceğini belirtiyor. Bu durum, NASA’nın teknoloji geliştirme ve keşif misyonlarındaki öncü rolünü kaybetmesine neden olabilir. Kongre’nin bu endişeleri gidermek için NASA’ya daha fazla fon ayırma olasılığı bulunmakta; ancak bu, düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Augustine, NASA’nın mevcut kaynaklarını daha verimli kullanarak stratejik hedeflere ve önceliklere odaklanması gerektiğini öneriyor.

Gemini Live, Android kullanıcıları için ücretsiz oldu!

0

Google, yapay zeka destekli uygulaması Gemini’nin “Canlı Ses Modu”nu tüm Android kullanıcılarına ücretsiz olarak sundu. Mayıs ayında tanıtılan Gemini Live, başlangıçta yalnızca Gemini Advanced abonelerine, aylık 20 dolarlık bir ücret karşılığında sunuluyordu. Şimdi ise bu özellik, tüm Android kullanıcıları için erişilebilir hale geldi. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Gemini Live, Android kullanıcıları için ücretsiz hale geldi

Gemini Live, kullanıcıların Gemini ile gerçek zamanlı ve etkileşimli sesli görüşmeler yapmalarını sağlıyor. Bu özellik, yapay zeka ile daha doğal ve anlamlı konuşmalar yapmayı mümkün kılıyor. Kullanıcılar, yalnızca komutlar vermekle kalmayıp, karmaşık konuları açıklayabilir, yeni konulara derinlemesine inebilir ve yapay zekadan fikir alabilirler. Kısacası, Gemini Live, basit bir sesli asistanın ötesine geçerek, iki yönlü bir sohbet deneyimi sunuyor.

Gemini Live, Android Gemini uygulamasına entegre edildi ve uygulamanın güncellenmesiyle kullanılabilir hale geliyor. Kullanıcılar, uygulamanın alt sağ köşesindeki yıldız simgesine tıklayarak Canlı Ses Modu’nu etkinleştirebilir ve doğrudan Gemini ile konuşmaya başlayabilirler. Ancak, şu anda Gemini Live, Gmail, YouTube Music ve diğer uygulama entegrasyonlarını desteklemiyor ve yalnızca İngilizce dilinde kullanılabiliyor. Gelecek güncellemelerde diğer dillerin ve uygulama entegrasyonlarının da eklenmesi bekleniyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Intel Arrow Lake-S işlemcilerin teknik özellikleri ortaya çıktı!

Intel, önümüzdeki haftalarda tanıtılması beklenen yeni nesil Arrow Lake-S işlemcileriyle ilgili detayları açıkladı. Yeni işlemciler arasında Core Ultra 9 285K, Core Ultra 7 265K ve 265KF, ve Core Ultra 5 245K ve KF modelleri bulunuyor. Bu işlemciler, Intel’in yeni Lion Cove P ve Skymont E çekirdek mimarileriyle donatılacak.

Intel Arrow Lake-S işlemcilerin teknik özellikleri belli oldu

Core Ultra 9 285K modeli, 8 P-Core ve 16 E-Core olmak üzere toplamda 24 çekirdek ve 24 iş parçacığı sunacak. Tek çekirdekli performansında 5,7 GHz, tüm çekirdeklerde ise 5,4 GHz hızlarına ulaşacak. E-Core’lar ise 4,6 GHz’te çalışacak. Bu işlemci, 76 MB toplam önbellek (36 MB L3 + 40 MB L2) ve Alchemist 4 çekirdekli Xe-LPG grafik birimi ile desteklenecek. Enerji tüketimi açısından, 125W TDP ve 250W tepe güç tüketimi değerlerine sahip olacak.

Intel Arrow Lake-S işlemcilerin teknik özellikleri belli oldu.
Intel Arrow Lake-S işlemcilerin teknik özellikleri belli oldu.

Core Ultra 7 265K, 8 P-Core ve 12 E-Core ile 20 çekirdek ve 20 iş parçacığı sunacak. Bu model, tek çekirdekli performansında 5,5 GHz, tüm çekirdeklerde ise 5,2 GHz hızına sahip olacak ve 69 MB önbellek (33 MB L3 + 36 MB L2) ile birlikte gelecek. Grafik performansı, Alchemist 4 çekirdekli Xe-LPG ile sağlanacak. TDP değeri 125W ve tepe güç tüketimi 250W olarak belirlenecek.

Core Ultra 5 245K modeli ise giriş seviyesine yönelik olarak 6 P-Core ve 8 E-Core içerecek, toplamda 14 çekirdek ve 14 iş parçacığı sunacak. Bu işlemci, tek çekirdekli performansında 5,2 GHz, tüm çekirdeklerde ise 5,0 GHz hızlarına ulaşacak. 50 MB önbellek (24 MB L3 + 26 MB L2) ve Alchemist 4 çekirdekli Xe-LPG grafik birimi ile desteklenecek. Enerji tüketiminde ise 125W TDP ve 250W tepe güç tüketimi değerlerine sahip olacak.

Intel Arrow Lake-S K-F serisi işlemcilerin tanıtım tarihi olarak 10 Ekim belirlenmişken, piyasaya çıkışları 17 Ekim ile 24 Ekim arasında gerçekleşmesi bekleniyor. 65W TDP’li modeller içinse tanıtım ve çıkış tarihi henüz netleşmiş değil.

Xiaomi’den yeni nesil akıllı tartı

0

Teknoloji devi Xiaomiakıllı ev ürünleri portföyüne bir yenisini daha ekleyerek Mijia Body Fat Scale S400 Promodelini tanıttı. Kullanıcıların sağlığını yakından takip etmesine olanak tanıyan bu Xiaomi akıllı tartı, geliştirilmiş sensörleri ve modern tasarımıyla dikkat çekiyor. Vücut yağ oranı gibi birçok önemli değeri ölçebilen cihaz, son derece kapsamlı bir analiz sunuyor.

Yeni tasarım ve gelişmiş ölçüm teknolojisi

Mijia Body Fat Scale S400 Pro, geleneksel basküllerden farklı olarak ITO kaplamalı dayanıklı cam tasarımı ile öne çıkıyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ölçüm alanının baskülün tamamına yayılmasına olanak tanıyor. Yani kullanıcı, herhangi bir noktaya basarak doğru sonuçlar elde edebiliyor. Bu Xiaomi akıllı tartı, ölçümlerinde hem 50kHz hem de 250kHz çift frekanslı bioimpedans ölçüm teknolojisini kullanıyor. Bu teknoloji, kan akışının hücre içi ve dışı impedans değerlerini yüksek hassasiyetle ölçerek daha doğru sonuçlar sunuyor.

Ölçülen veriler, DEXA altın standardı ile karşılaştırıldığında %93’ün üzerinde bir uyumluluk gösteriyor. Bu da Mijia Body Fat Scale S400 Pro‘nun, profesyonel düzeyde bir doğruluğa sahip olduğunu kanıtlıyor.

Zengin vücut analizleri ve kullanıcı dostu arayüz

Cihaz, sadece vücut ağırlığını ölçmekle kalmıyor; aynı zamanda vücut yağ oranınabızvücut su miktarıprotein seviyesikas kütlesi ve iç yağ konsantrasyonu gibi detaylı vücut analizleri de yapabiliyor. 3.5 inçlik renkli ekransayesinde kullanıcılar, ölçüm sonuçlarını anında görebiliyor ve baskülün sunduğu yönlendirmeleri takip edebiliyor. Xiaomi akıllı tartı, bu kapsamlı analizleri kullanıcılarına sunuyor.

Ayrıca, cihaz Xiaomi Home uygulamasıyla entegre çalışıyor. Kullanıcılar, baskül üzerinden yapılan tüm ölçümleri uygulama ile senkronize edebilir, geçmiş verilerini takip edebilir ve sağlık verilerini detaylı bir şekilde analiz edebilirler. Xiaomi akıllı tartı ile yapılan ölçümler bu uygulamaya aktarılabilir. Bu özellik, uzun vadeli sağlık hedeflerine ulaşmak isteyenler için önemli bir avantaj sağlıyor.

XiaomiMijia Body Fat Scale S400 Pro‘yu yalnızca 35$ fiyat etiketiyle piyasaya sürüyor. Bu uygun fiyatı, sunduğu özelliklerle birleştirdiğimizde ürün, fiyat-performans açısından oldukça rekabetçi bir konuma yerleşiyor. Özellikle sağlığını yakından takip etmek isteyenler için bütçe dostu bir çözüm olarak öne çıkıyor.

Mijia Body Fat Scale S400 Pro, Xiaomi’nin akıllı yaşam çözümleri alanındaki inovatif yaklaşımını yansıtıyor ve kullanıcıların günlük sağlık takibini çok daha kolay ve kapsamlı hale getiriyor. Xiaomi akıllı tartı, sağlığını takip etmek isteyenlerin tercihi olabilir.

SpaceX tarihe geçti: ilk özel uzay yürüyüşü başarıyla tamamlandı!

SpaceX, tarih yazan bir başarıya daha imza attı. Elon Musk’ın kurduğu uzay ve havacılık şirketi, insanlık tarihindeki ilk özel uzay yürüyüşünü gerçekleştirdi. SpaceX tarihe geçti. Bu tarihi başarı, Polaris Dawn misyonu kapsamında uzaya çıkan Amerikalı milyarder iş insanı Jared Isaacman tarafından hayata geçirildi. Isaacman, SpaceX’in uzay aracı olan Crew Dragonkapsülünden çıkarak, uzay boşluğunda yürüyen ilk sivil insan oldu.

Görev, SpaceX’in gelecekteki uzay araştırmaları için büyük önem taşıyor. SpaceX tarihe geçti çünkü Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden 10 Eylül tarihinde fırlatılan Falcon 9 roketi, Isaacman’in yanı sıra üç kişilik ekibi de taşıdı. Ekipte SpaceX mühendislerinden Sarah GillisAnna Mennon, ve pilot Scott Poteet yer alıyor. Tüm ekip, Dragon kapsülü ile uzayda 732 kilometre yükseklikte bir yörüngeye oturdu. Bu yükseklik, çoğu uluslararası uzay istasyonu görevlerinin gerçekleştiği irtifadan çok daha yukarıda bulunuyor.

Tarihi uzay yürüyüşü başarıyla gerçekleştirildi

Polaris Dawn misyonu kapsamında gerçekleştirilen ilk özel uzay yürüyüşü sırasında Isaacman, kapsülden dışarı çıkarak bir halat yardımıyla uzayın boşluğuna doğru ilk adımlarını attı. Bu tarihi anda Isaacman, “Bu muhteşem!” şeklinde heyecanını dile getirdi. Ardından, SpaceX mühendislerinden Sarah Gillis de dışarı çıkarak uzay boşluğunda yürüyen ikinci kişi oldu. SpaceX’in sosyal medya platformu X (eski adıyla Twitter) hesabından yapılan paylaşımda, “Polaris Dawn uzay yürüyüşü başarıyla tamamlandı.” ifadesi kullanıldı.

Bilimsel deneyler ve yüksek irtifa hedefi

Polaris Dawn misyonu, yalnızca uzay yürüyüşleriyle değil, aynı zamanda bilimsel araştırmalar açısından da büyük önem taşıyor. SpaceX tarihe geçti çünkü ekip, yörüngede bulunduğu süre boyunca radyasyon kuşağını inceleyecek, uzayda uzun süreli yaşamın insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair veri toplayacak. Özellikle Dünya’nın manyetik alanının dışındaki Van Allen radyasyon kuşaklarında yapılacak deneyler, gelecekteki derin uzay görevleri için hayati bilgiler sağlayabilir.

Görev ayrıca, insanlık tarihinin en yüksek irtifaya çıkan mürettebatlı görevlerinden biri olarak kayda geçti. Ekip, Crew Dragon kapsülü ile Dünya’nın en yüksek yörüngesine ulaşmayı hedefliyor. Bu irtifa, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun yörüngesinin çok üzerinde bulunuyor ve insanlığın uzayda daha derin bölgelere yolculuk edebilmesi için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Polaris Dawn, SpaceX’in Polaris programı kapsamında hayata geçirilen ilk misyon olarak öne çıkıyor. Bu program çerçevesinde iki yeni misyonun daha gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu yeni görevler, SpaceX’in uzay araştırmaları ve ticari uzay yolculuğu konusundaki iddiasını bir adım öteye taşıyacak.

Polaris programı, özel uzay yolculukları için çığır açıcı bir nitelik taşıyor. İlk kez sivil bir ekip, bilimsel deneyler yapmak ve uzay yürüyüşü gerçekleştirmek üzere yörüngeye çıkmış bulunuyor. İleride hayata geçirilecek olan görevler, bu deneyimi daha da geliştirecek ve SpaceX’in insanlığı Mars’a taşıma hedefine yönelik kritik adımlar arasında yer alacak. Misyon aynı zamanda, uzay turizmi ve özel sektör tarafından gerçekleştirilecek uzay görevleri için bir dönüm noktası niteliğinde.

Dünyanın en güçlü yıldızlaştırıcısı yeniden çalışmaya başladı

0

Max Planck Plazma Fiziği Enstitüsü’nün (IPP) Greifswald’daki tesisinde bulunan Wendelstein 7-X, bir yıllık bakım döneminin ardından deneysel çalışmalarına yeniden başladı. Dünyanın en büyük ve en güçlü stellaratoru olarak bilinen Wendelstein 7-X, önemli yeniliklerle donatıldı ve ilk aşamada plazma sıcaklığını adım adım artırmayı hedefliyor. Bu sayede dünyanın en güçlü yıldızlaştırıcısı unvanını koruyor.

Yenilenen teknoloji ile yüksek performans

Şubat 2023‘te 1,3 gigajoule gücünde ve 8 dakika süren rekor bir plazma üretmiş olan Wendelstein 7-X, bu başarının ardından planlı bakıma alınmış ve kapsamlı iyileştirmeler gerçekleştirilmişti. Yenilenen sistemler arasında, plazmaya 1 megawatt’tan fazla enerji verebilen bir ısıtma elemanı olan gyrotron ve yeni bir pelet enjektörü dikkat çekiyor. Önceki sistemde 1 megawatt‘lık güç elde edilirken, yeni modül bu gücü 1,5 megawatt seviyesine çıkarabiliyor. Dünyanın en güçlü gyrotronu olan bu modül, Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) ve Münih merkezli Thales şirketi tarafından geliştirildi ve reaktöre toplam 12 elemanın dahil edilmesi planlanıyor. Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı tarafından özel olarak üretilen yeni enjektör ise plazmaya hidrojen partikülleri sağlıyor. Dünyanın en güçlü yıldızlaştırıcısı olan bu reaktör, güç ve verimliliği artırmak için sürekli yenileniyor.

Yüksek verimliliğe odaklanan yeni deneysel aşamalar

Yeni deneysel aşamalar OP2.2 ve OP2.3, üretilen plazmaların performans parametrelerini kademeli olarak artırmaya odaklanacak. Wendelstein 7-X’in hedefi, plazma sıcaklıklarını yüksek değerlere çıkararak bu sıcaklıkları birkaç dakika süreyle sürdürebilmek. IPP Direktörü Prof. Thomas Klinger, “Yavaş yavaş daha yüksek ısıtma güçlerine yaklaşıyoruz… Amaç, yüksek plazma sıcaklıklarında uzun atımlar elde etmek. Şu anda üzerinde çalıştığımız şey de bu” ifadelerini kullanarak, ekibin plazma süresi için yeni rekorlar yerine enerji verimini artırmayı amaçladığını belirtti. Bu çabalar Dünyanın en güçlü yıldızlaştırıcısı için önemli adımlar.

Panoramaaufnahmen beim Umsetzen des letzten Moduls auf das Maschinenfundament des Wendelstein 7-X

Gelecek deney aşamaları

OP2.2 deney aşaması Eylül-Aralık 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilecek, ardından Şubat-Mayıs 2025 tarihlerinde OP2.3 aşaması devam edecek. Bu süreçlerden sonra Wendelstein 7-X tekrar bakıma alınacak ve deneyler Ağustos-Aralık 2026‘da OP2.4 ve Şubat-Mayıs 2027‘de OP2.5 aşamaları ile devam edecek. Dünyanın en güçlü yıldızlaştırıcısı olma yolunda bu aşamalar kritik önem taşıyor.

Wendelstein 7-X, yenilikçi yaklaşımlarla plazma fiziği ve nükleer füzyon araştırmalarında daha verimli ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye odaklanıyor.

AMD’den sessiz bir giriş: Radeon RX 7800M piyasada!

0

AMD, mobil grafik kartı pazarında dikkat çeken bir hamle yaptı ve Radeon RX 7800M modelini sessiz sedasız bir şekilde resmi web sitesine ekleyerek tanıttı. Bu yeni GPU, dizüstü bilgisayarlar için yüksek performans sunmayı vaat ediyor ve özellikle üst seviye kullanıcılar için tasarlandı.

Radeon RX 7800M‘nin teknik özellikleri oldukça etkileyici. Kart, 12 GB GDDR6 bellek kapasitesine sahip ve 180Wtoplam grafik gücü (TGP) sunuyor. RDNA3 mimarisine sahip olan bu model, AMD’nin Radeon RX 7000M serisinde yer alıyor ve 60 Hesaplama Birimi (CU) ile donatılmış. Bu yapılandırma, 3.840 Stream işlemcisi sağlar ve yüksek performans gerektiren uygulamalar için oldukça uygun bir seçenek sunar.

RX 7800M, 192-bit bellek veri yolu ve 432 GB/s maksimum bant genişliği sunarak, veri iletiminde yüksek hız ve verimlilik sağlar. Bellek modülleri 18 Gbps hızında çalışırken, Infinity Cache kapasitesi 64 MB’den 48 MB’ye düşürülmüştür. Bu değişiklikler, kartın performansını etkileyebilir, ancak AMD, GPU’nun 2145 MHz saat hızında çalıştığını ve güçlü grafik performansı sunduğunu belirtiyor.

Önceki sızıntılara göre, RX 7800M, Nvidia RTX 4070 Laptop GPU modelinin performansını geride bırakmayı başarıyor. Ancak, RTX 4080 Laptop GPU karşısında daha düşük performans sergiliyor. AMD’nin bu segmentteki eksikliği gidermek amacıyla piyasaya sürdüğü RX 7800M, özellikle oyuncular ve profesyonel kullanıcılar için cazip bir seçenek olabilir.

AMD’nin bu ürünü sessiz bir şekilde duyurması, RX 7800M’in tıpkı RX 7900M gibi, çok fazla cihazda yer almayabileceğini gösteriyor olabilir. Ancak, bu durum, kartın performansını ve yeteneklerini göz ardı etmemizi gerektirmiyor. Radeon RX 7800M, üst seviye performans arayan mobil kullanıcılar için güçlü bir alternatif sunarak AMD’nin portföyündeki önemli boşluğu dolduruyor.

Sonuç olarak, AMD’nin yeni Radeon RX 7800M grafik kartı, mobil performans pazarında önemli bir adım atmış görünüyor. Yüksek performansı, geniş bellek kapasitesi ve güçlü özellikleriyle dikkat çeken bu model, kullanıcılara etkileyici bir deneyim vaat ediyor.

OpenAI’nin yeni nesil yapay zekası Strawberry yakında piyasada!

OpenAI, OpenAI’nin yeni nesil yapay zeka sektöründe lider konumunu GPT-4 ve GPT-4o gibi modelleriyle pekiştirmeye devam ederken, yeni bir modelin de piyasaya sürülmesi bekleniyor. Son dönemde, OpenAI’nın “Strawberry” adında gizemli bir modelüzerinde çalıştığı konuşuluyordu ve bu modelin yapay zekada büyük bir atılım yaratabileceği düşünülüyor. The Information tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, başlangıçta sonbaharda piyasaya sürülmesi planlanan Strawberry, önümüzdeki iki hafta içinde kullanıcılara sunulabilir.

Strawberry, OpenAI’nin yeni nesil alışılmış yapay zeka modellerinden oldukça farklı bir yaklaşıma sahip. Tasarımında, yanıt vermeden önce düşünmek üzere geliştirilmiş bir model olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda, model, sorguları daha metodik bir şekilde işleyerek hata olasılığını azaltmayı ve özellikle karmaşık veya çok adımlı muhakeme gerektiren işlemlerde performansı artırmayı hedefliyor. OpenAI, Strawberry’nin matematik problemlerini çözme, kodlama, pazarlama stratejileri oluşturma ve daha fazlası gibi alanlarda daha iyi yanıtlar verebilmesi için özel olarak eğitildiğini belirtiyor.

Strawberry’nin ChatGPT gibi mevcut araçlara entegre edilip edilmeyeceği henüz belirsizliğini korurken, OpenAI’ın yeni modelleri için aylık abonelik ücretlerinin 2000 dolara kadar çıkabileceği iddia ediliyor. Başlangıçta yalnızca metin tabanlı olması beklenen model, bazı test kullanıcıları tarafından sorgulara yanıt vermesinin bazen uzun sürdüğüve yanıt kalitesinin her zaman bu bekleme süresini haklı çıkaracak düzeyde olmadığı belirtiliyor. Bununla birlikte, Strawberry’nin önceki konuşmaları hatırlayarak daha kişiselleştirilmiş yanıtlar sunma yeteneği de dikkat çekiyor.

OpenAI’nın Strawberry modeli, sektörde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir ve kullanıcılara daha doğru, düşünülmüş ve metodik yanıtlar sunarak yapay zeka ile etkileşimde yeni bir standardı belirleyebilir. Modelin piyasaya sürülmesiyle birlikte, OpenAI’nin yeni nesil teknolojisiyle ne gibi yenilikler getireceği merakla bekleniyor. OpenAI’nin yeni nesil yapay zeka modelleriyle, sektörde önemli değişiklikler yaratabilir.

PlayStation 5 Pro, AMD’nin RDNA 4 mimarisiyle geliyor

0

Sony, yeni oyun konsolu PlayStation 5 Pro ile oyun dünyasına güçlü bir giriş yaptı. Ancak konsolun yüksek fiyatı birçok oyuncu tarafından eleştirilirken, donanım tarafındaki önemli gelişmeler de dikkat çekiyor. Özellikle ışın izleme performansında AMD’nin yeni nesil RDNA 4 mimarisinden esinlenilen özelliklerin kullanılması, PS5 Pro’yu bir önceki modelden belirgin şekilde ayıran önemli bir fark olarak öne çıkıyor.

PlayStation 5 Pro, AMD’nin RDNA 4 mimarisiyle gelecek

Sony’nin baş sistem mimarı Mark Cerny, PS5 Pro’nun ışın izleme performansını artırmak için AMD’nin gelecek nesil RDNA 4 mimarisindeki bazı özelliklerden yararlandıklarını açıkladı. Bu sayede, PS5 Pro bir önceki modele kıyasla iki ila üç kat daha hızlı ışın izleme performansı sunabiliyor. Bu da oyunlarda daha gerçekçi ışıklandırma, gölgeler ve yansımalar anlamına geliyor.

PS5 Pro devrimi
PlayStation 5 Pro, AMD’nin RDNA 4 mimarisiyle gelecek.

Cerny, Sony’nin AMD’yi bu teknolojiyi geliştirmeye teşvik ettiğini ve sonuçlardan son derece memnun olduklarını belirtti. Ancak şu anda piyasada bu özellikleri kullanan başka bir AMD grafik kartı bulunmuyor. Yani PS5 Pro, AMD’nin RDNA 4 mimarisinin bir nevi öncüsü konumunda.

PS5 Pro’nun grafik biriminde yapılan diğer iyileştirmeler de performans artışına katkı sağlıyor. Grafik birimi işlem birimleri %67 arttırılırken, RAM performansı da %28 arttırıldı. Sonuç olarak, PS5 Pro bir önceki modele göre %45’e kadar daha yüksek performans sunabiliyor.

PS5 Pro’nun RDNA 4 tabanlı ışın izleme teknolojisiyle oyunlarda çığır açması bekleniyor. Ancak konsolun yüksek fiyatı, birçok oyuncu için engel oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde Sony’nin fiyat politikasında bir değişiklik yapıp yapmayacağı merakla bekleniyor.