En yeni iki Apple özelliği için iOS 18.2’yi beklemek zorundayız!

Bloomberg’in teknoloji analisti Mark Gurman’ın raporuna göre, bu yenilikler; iOS 18’in piyasaya sürülmesinin ardından, muhtemelen Aralık ayında, iPhone kullanıcılarının beğenisine sunulacak. iOS 18.1’in ise Ekim ayında kullanıma sunulması bekleniyor.

Apple, Haziran ayında gerçekleştirdiği etkinlikte Genmoji ve Image Playground’u tanıtmıştı. Genmoji ile kullanıcılar, bir metin komutundan veya fotoğraflardan kişisel emoji’ler oluşturabilecekler.

Bu özellik, kullanıcıların dijital iletişimlerini daha kişisel hale getirmelerine olanak tanıyacak. Örneğin, kullanıcılar sevdiklerinin yüzlerinden oluşturulmuş özel emojiler yaratabilecekler. Ayrıca, bu emojiler farklı temalarla kişiselleştirilip, çeşitli ifadeler ve aksesuarlarla zenginleştirilebilecek.

Image Playground ise, kullanıcıların animasyon, illüstrasyon ve skeç tarzlarında görüntüler üretmelerine olanak tanıyacak. Bu araç, hem bağımsız bir uygulama olarak hem de Mesajlar gibi diğer uygulamalarda entegre bir özellik olarak sunulacak. Kullanıcılar, bu özelliği sosyal medya paylaşımlarında veya kişisel projelerinde kullanarak daha yaratıcı ve özgün içerikler oluşturabilecekler.

Bu yeni özellikler, iPhone 16 serisiyle birlikte sunulacak. iPhone 16’nın 9 Eylül’de Appleın “It’s Glowtime” etkinliğinde tanıtılması bekleniyor. Apple Intelligence, ayrıca ChatGPT entegrasyonu, mesaj özetleme, daha akıllı bir Siri ve diğer yeniliklerle iPhone kullanıcılarının deneyimini zenginleştirecek.

Apple’ın bu adımları, yapay zeka ve kişiselleştirilmiş deneyimler konusunda önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Kullanıcılar, yeni iOS sürümüyle birlikte bu yeniliklerin tadını çıkarabilecek ve daha fazla kişiselleştirme seçeneğine sahip olacaklar.

Apple’ın bu yeni özellikleri, kullanıcı deneyimini daha da kişiselleştirip, dijital iletişimde yaratıcılığı artıracak önemli bir adım. Güncellemeler, iPhone kullanıcılarının günlük yaşamlarını daha eğlenceli ve etkileyici hale getirecek. Özellikle yaratıcılığı teşvik eden bu araçlar, kullanıcıların dijital içerik üretimini zenginleştirecek.

WhatsApp, yakında diğer uygulamalarla mesajlaşmaya imkan tanıyacak!

Meta, Messenger ve WhatsApp platformlarına yeni bildirimler de ekliyor. Bu bildirimler, kullanıcıların yeni desteklenen uygulamalardan gelen sohbetleri nasıl bağlayabileceklerini gösterecek.

Meta, “temel” özelliklerin ötesine geçtiğini ve mesaj tepkileri, doğrudan yanıtlar, yazma göstergeleri ve okundu bilgisi gibi zengin mesajlaşma özellikleri sunacağını belirtiyor. Ayrıca, gelecek yıl üçüncü taraf sohbetlerdeki diğer kişilerle grup oluşturma seçeneğini de sunacak. Meta’nın bu entegrasyon planı sadece mesajlaşma ile sınırlı kalmıyor; şirket, 2027 yılında üçüncü taraf video ve sesli arama desteğini de sunmayı planlıyor.

Meta, AB’nin Dijital Pazarlar Yasası kapsamında “dijital kapı bekçisi” olarak kabul edildiği için, WhatsApp ve Messenger’ı iMessage, Telegram, Google Messages, Signal gibi üçüncü taraf uygulamalarla uyumlu hale getirmek zorunda. Ancak bu süreçte bazı zorluklar da bulunuyor. WhatsApp ve Messenger ile entegre olmak isteyen diğer şirketlerin, mesajları gizli tutmak için aynı Signal Protokolü’nü kullanmaları gerekecek. Üçüncü taraf uygulamalar, Meta’dan talep ettiklerinde Signal Protokolü’ne erişim sağlayabilecekler.

Bu değişiklikler, WhatsApp ve Messenger’ın diğer mesajlaşma uygulamalarıyla daha fazla entegre olmasını sağlayacak ve kullanıcıların farklı platformlar arasında sorunsuz bir şekilde iletişim kurmasını mümkün kılacak.

Bu yeni özelliklerin, kullanıcıların farklı platformlar arasında daha kolay ve sorunsuz bir iletişim kurmasını sağlaması bekleniyor. Ayrıca, Meta’nın bu adımı, rekabeti artırarak diğer mesajlaşma uygulamalarının da benzer entegrasyonlar sunmasına yol açabilir. Avrupa Birliği’nin Dijital Pazarlar Yasası kapsamında getirilen bu yenilikler, kullanıcıların tercih ettikleri uygulamalar arasında daha fazla esneklik ve seçenek sunacak.

ASELSAN’dan rekor ciro!

0

ASELSAN, 2024 yılının ilk altı aylık finansal sonuçlarını açıklayarak büyük bir başarıya imza attı. Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamaya göre, şirketin 2024 yılının ilk yarısındaki cirosu, geçen yılın aynı dönemine göre %8 artarak 35,7 milyar TL’ye ulaştı.

ASELSAN’ın 6 aylık cirosu 35.7 milyar TL oldu!

Bunun yanında ASELSAN’ın net kârı, %133’lük bir büyüme kaydederek 3,6 milyar TL seviyesine çıktı. Bu sonuçlar, ASELSAN’ın finansal istikrarını devam ettirdiğini ve savunma sanayiinde önemli bir rol oynamaya devam ettiğini gösteriyor. Şirketin genel performansına bakıldığında, tüm ana finansal göstergelerinde pozitif bir gelişim olduğu gözlemleniyor.

ASELSAN’ın imzaladığı yeni sözleşmeler de dikkat çekici bir büyüme gösterdi. Geçen yılın aynı dönemine göre %124 artışla 2,6 milyar ABD Doları değerinde yeni sözleşmeler imzalayan ASELSAN, bu başarısıyla bakiye siparişlerini de %11 artırarak 12,3 milyar ABD Doları seviyesine çıkardı.

Şirketin brüt kârı geçen yılın aynı dönemine göre %12 artarken, Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kârı (FAVÖK) %9 oranında büyüme kaydederek 8,7 milyar TL’ye yükseldi. FAVÖK marjı %24 seviyesinde gerçekleşti ve şirketin net kârındaki artış %133 gibi dikkat çekici bir orana ulaşarak ASELSAN’ın kârlılık performansını ortaya koydu.

Ayrıca, özkaynaklarının toplamı 2023 yıl sonuna göre %3 artarak, özkaynakların aktiflere oranı %61’e çıktı. Bu rakamlar, ASELSAN’ın yalnızca kârlılık değil, aynı zamanda sağlam finansal yapısını da koruduğunu ve büyümeye devam ettiğini gösteriyor.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, şirketin bu dönemdeki başarısını değerlendirirken, ASELSAN’ın her geçen gün başarı çıtasını yükselttiğini ifade etti. Akyol, savunma sanayinde elde edilen başarıların, ASELSAN’ın global bir marka olma yolunda ilerlediğini gösterdiğini belirtti.

Özellikle AR-GE yatırımlarının ve ihracat odaklı büyümenin bu başarıda büyük rol oynadığını vurgulayan Akyol, şirketin 2024 yılının ilk yarısında oyun değiştirici teknolojiler geliştirdiğini ve bu süreçte hem iç piyasada hem de ihracatta önemli adımlar attığını açıkladı.

ASELSAN, bu dönemde sekiz yeni ürünü için ihracat sözleşmesi imzaladı. KORKUT, CENK, FERSAH, ASELFLIR 500 ve GÖZDE gibi savunma sanayinin kritik ürünlerinin ihracatı, ASELSAN’ın küresel çapta güçlü bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi.

Ayrıca, Türkiye’nin savunma sanayinde bağımsız bir yapı oluşturma hedefi doğrultusunda önemli projeler geliştirildi. Örneğin, Taşınabilir Erken İhbar Radar Sistemi ALP 300-G, güvenlik güçlerine teslim edildi ve her frekans bandında radar üretebilen bir şirket haline gelindi.

ASELSAN’ın küresel savunma sanayiindeki yükselişi de dikkat çekiyor. Defense News Top 100 listesinde geçen yıl 47. sırada yer alan şirket, bu yıl beş basamak yükselerek 42. sıraya yerleşti. Bu başarı, ASELSAN’ın dünyanın en hızlı büyüyen 10 savunma sanayi şirketinden biri olduğunu gözler önüne seriyor.

Şirketin “aselsanext 2030” vizyonu kapsamında, 2030 yılına kadar dünyanın en büyük ilk 30 savunma sanayi şirketi arasında yer almayı hedeflemesi, ASELSAN’ın gelecekteki hedeflerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu vizyon doğrultusunda teknolojide derinleşme ve ihracat ağını genişletme hedefleriyle ASELSAN Güney Amerika, Balkanlar ve Körfez bölgelerinde yeni ofisler açarak global varlığını güçlendirmeye devam ediyor.

Playstation 5 Pro’nun tasarımı ortaya çıktı!

Sony’nin uzun süredir beklenen Playstation 5 Pro modelinin tasarımı, şirketin Playstation markasının 30. yıl kutlaması kapsamında yaptığı blog paylaşımında doğrulandı. İşte son dönemde oldukça konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Playstation 5 Pro’nun tasarımı belli oldu

Geçtiğimiz haftalarda güvenilir kaynaklardan gelen sızıntılarda görülen ve PS5 Slim modeline benzer bir tasarıma sahip olduğu iddia edilen PS5 Pro, Sony’nin paylaştığı görselle netleşmiş oldu. Blog yazısında, Playstation ürünlerinin yer aldığı görseller arasında henüz tanıtılmamış olan Playstation 5 Pro da dikkat çekti.

Playstation 5 Pro’nun tasarımı belli oldu. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Görsel, PS5 Pro’nun önceki render görüntüleriyle büyük ölçüde örtüşüyor ve tasarımın gerçek olduğunu kanıtlıyor. PS5 Pro’nun resmi tanıtımının önümüzdeki hafta yapılması ve kasım ayında satışa sunulması bekleniyor.

BYD, otonom sürüş için Huawei ile işbirliği yapacak!

Ayrıca, Sony’nin 16 Eylül’den itibaren çıkacak oyunların PS5 Pro versiyonlarına da uyumlu olması gerektiğini belirttiği iddialar arasında. PS5 Pro’nun, ışın izleme teknolojisi ve daha akıcı 4K grafiklerle oyunculara üstün bir oyun deneyimi sunacağı öngörülüyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Sony yeni nesil ürünleriyle başarı yakalayabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Nio uzun menzilli elektrikli aracını duyurdu

0

Çin’in Nio uzun menzilli elektrikli aracı, 150 kWh yarı katı hal bataryasıyla tek şarjla 900 km yol kat ediyor. Çin ve ABD, elektrikli araç sektörüne hakim olmak için yarışırken, Nio, Tesla gibi büyük oyuncuları hızla yakalıyor.

Nio uzun menzilli elektrikli aracı

Çinli elektrikli araç girişimi Nio, şaşırtıcı bir hamleyle özellikle pil değişimi alanında yeni bir dönüm noktasına imza attı.  Nio uzun menzilli elektrikli araçların sahipleri, bataryalarını yenisiyle değiştirebilir. Şirket, sahiplerinin artık sadece bitmiş EV pillerini yenisiyle değiştirerek uzun, sıkıcı şarj duraklamalarından kaçınabileceklerini iddia ediyor. Dahası, bu seçenek Nio’nun birçok mevcut “Güç Takası” noktasından herhangi birinde mevcut.

Şu anda bir Nio sahibi deneyimini çevrimiçi olarak paylaştı. Youtuber Ran, Nio uzun menzilli elektrikli aracı ile devasa 150 kWh’lik bir batarya kullanarak %100-0 menzil testine çıktı. Genellikle daha fazla sürüş menzili sağlayan Nio’nun şık, mütevazı boyutlu sedanlarından birinde sürüş yapmayı seçti. Ek olarak, 150 kWh, enerji yoğunluğuna çok yardımcı olan yarı katı hal teknolojisini kullanır. Bu teknoloji, katı teknoloji kadar gelişmiş olmasa da, yine de enerji yoğunluğuna yardımcı olur. Yarı katı teknoloji, gelişmiş güvenlik, daha fazla kilometre ve şarj hızları gibi bazı harika faydalar sunuyor.

150 kWh’lik pil paketi Haziran ayından beri Power Swap istasyonlarından kiralanabiliyor ve Ran’a göre bir tane bulmak kolay değil. Yine de bir tane ayırdı, istasyona gitti ve ETS’sinin 75 kWh’lik paketini daha büyüğüyle değiştirdi. Ran bu hareketle yüzde 42 şarj durumu 239 km menzil elde etti. Nio uzun menzilli elektrikli araçların yüzde 93 şarjla 981 km menzile sahip olduğunu duyurdu. Ran, seyahatinin ilk gününde 642 km yol kat etti ve oteline sağlıklı bir yüzde 21 şarjla ulaştı.

Aracı gece boyunca yüzde 99’a kadar şarj etti ve ertesi gün yola çıktı, ETS’si toplam 1.054 km menzil öngörüyordu. Ran yolculuğu sırasında bir takas istasyonuna varmadan önce 891,4 kilometre veya 900 km yol kat etmeyi başardı. Nio yüzde 0 şarj ve 1 kilometre kalan menzil gösterdi.

Apple hisseleri önce çakıldı sonra yükseldi!

0

Apple, merakla beklenen iPhone 16 serisini tanıttıktan sonra hisse senetlerinde kısa süreli bir düşüş yaşadı. Şirketin hisseleri, etkinlik sırasında yaklaşık %1,43 oranında azalarak 216,85 dolara kadar düştü. Ancak bu düşüş, lansmanın ardından hızla toparlanarak gün sonunda 220,91 dolar seviyelerine geri döndü. Yani hisse fiyatında %1,87 oranında bir artış oldu.

Apple hisse değeri önce düşse de hızla toparlamayı başardı!

Apple’ın düzenlediği etkinlikte iPhone 16 serisi, Apple Watch Series 10 ve yeni AirPods modelleri tanıtıldı. iPhone 16, yeni A18 Bionic çipseti, gelişmiş yapay zeka destekli özellikler ve kullanıcı deneyimini artıracak yeni tuşlarla dikkat çekti. Ancak yatırımcılar bu yeniliklere anında büyük bir tepki göstermedi. Yatırımcıların lansman sonrasındaki ani düşüşlere alışık olduğu ve hisse senetlerinin genellikle 30-60 gün içinde toparlandığı belirtiliyor.

Bank of America analisti Wamsi Mohan’a göre, iPhone 16 serisinin tanıtımı, Apple’ın önümüzdeki yıllarda yazılım odaklı bir yükseliş trendine gireceğinin sinyallerini veriyor. Özellikle “Apple Intelligence” adı verilen yapay zeka destekli sistemin, şirketin uzun vadede büyümesine katkı sağlayabileceği düşünülüyor. Bu sistem, Siri’nin daha kişiselleştirilmiş ve kullanıcının ihtiyaçlarına göre şekillenen bir deneyim sunmasını hedefliyor.

iPhone 16 serisinin en dikkat çekici özelliklerinden biri, Pro modellerde yer alan 48MP ana kamera ve 4K 120fps yavaş çekim video kaydı yetenekleri oldu. Ayrıca, A18 Pro çip ile donatılan Pro modeller, fotoğrafçılık ve oyun gibi yüksek performans gerektiren uygulamalarda daha üstün bir deneyim sunmayı vadediyor.

Türkiye’de 64.999 TL’den başlayan iPhone 16 fiyatları, yeni işlemci, geliştirilmiş kamera teknolojileri ve dinamik ada bildirimleri gibi özelliklerle kullanıcıları cezbetmeye çalışıyor. Ancak yapay zeka özelliklerinin tam olarak kullanıma sunulması için ekim ayı bekleniyor. Bu da bazı yatırımcıların beklentilerini karşılamamış olabilir.

OpenAI’ın yeni yapay zeka modeli ChatGPT Next aylık 2000 dolar olabilir

OpenAI, bu sonbaharda yeni nesil yapay zeka modellerini piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Son raporlar, şirketin bu yeni dil modelleri için oldukça yüksek abonelik fiyatları belirlediğini ortaya koydu. Reuters’a konuşan kaynaklarOpenAI‘ın yeni modellerine erişim için aylık 2000 dolar gibi ücretler talep edebileceğini belirtti. Bu rakam, şu anda ChatGPT Plus aboneliği için talep edilen 20 dolarlık ücretin tam 100 katına denk geliyor. ChatGPT Next aşamasına geçmiş gözüküyor.

Yeni modeller: Strawberry ve Orion

OpenAI yöneticileri, yeni yapay zeka modellerini Strawberry ve Orion olarak adlandırmayı planlıyor. Bu modellerin, mevcut yeteneklerin çok ötesine geçerek matematik problemlerini çözmepazar stratejileri geliştirme ve kapsamlı araştırmalar yapma gibi işlevler sunması bekleniyor ChatGPT Next için belirlenen abonelik fiyatları, gelişmiş yeteneklerden faydalanmak isteyenler için oldukça dikkat çekici. ChatGPT’nin temel özelliklerine yüz milyonlarca kullanıcı ücretsiz olarak erişebilirken, bu yeni modellerin gelişmiş yeteneklerinden faydalanmak isteyenler için belirlenen yüksek abonelik ücreti dikkat çekiyor.

ChatGPT Next

Operasyonel ortaklar için 100 kat fiyat artışı

100 katlık fiyat artışının ilk etapta operasyonel ortaklara yansıtılacağı belirtiliyor. OpenAI, geçtiğimiz dönemde 100 milyar dolarlık bir fon arayışına girmişti ve bu yeni yapay zeka modellerini büyük ortaklarına aylık 2000 dolardan sunabilir. ChatGPT Next de bu geçişin önemli bir parçası olabilir. Çalışanların hisse senedi satışlarına göre, şirketin mevcut piyasa değeri 86 milyar dolar civarında.

Teknoloji devleri yatırım peşinde

Kaynaklar, AppleNvidiaMicrosoft gibi teknoloji devlerinin OpenAI‘ın yeni yatırım turuna katılabileceğini belirtiyor. OpenAI, yapay zeka alanındaki liderliğini sürdürmek istiyor ancak Google ve Anthropic gibi rakiplerin de kendi dil teknolojilerini piyasaya sürdüğü bir ortamda, zorlu bir rekabetle karşı karşıya.

ChatGPT Next

OpenAI‘ın GPT Next modeli, yalnızca iş dünyasında verimliliği artırmakla kalmayıp, araştırma, sağlık ve eğitim gibi alanlarda da çığır açıcı yeniliklerin kapısını aralayacak. Örneğin, tıbbi araştırmalarda yapay zekanın kullanılması, daha hızlı teşhis ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini mümkün hale getirebilir. ChatGPT Next, bu tür gelişmiş yeteneklerle birlikte yeni modellerin yüksek fiyatlandırılmasını da açıklıyor.

OpenAI, yapay zeka alanında önemli bir adım atmaya hazırlanırken, ChatGPT Next gibi yeni modellerin nasıl bir etki yaratacağını ve pazarın bu yüksek fiyatları nasıl karşılayacağını zaman gösterecek.

Android kullanıcıları dikkat! SpyAgent tehlikesi kapıda

Akıllı telefon dünyasının en büyük tehditlerinden biri olan siber yazılımlar, bir kez daha kullanıcıların güvenliğini tehdit ediyor. Android kullanıcılarının korkulu rüyası haline gelebilecek son siber tehdit ise SpyAgent adlı zararlı yazılım. Güvenlik araştırmacıları, bu yazılımın şimdiye kadar 280’den fazla uygulamada gizlenmiş olduğunu tespit etti. SpyAgent, cihazlara sızdıktan sonra kullanıcıların kişisel verilerini hedef alarak optik karakter tanıma (OCR)teknolojisiyle çok daha sofistike saldırılar gerçekleştiriyor. Bu tür saldırılara maruz kalan kullanıcılar, ciddi maddi kayıplar yaşayabilir.

SpyAgent’ın hedefi nedir?

McAfee Mobil Araştırma Ekibi, yılın başından beri aktif olan SpyAgent’ın, sahte uygulamalar aracılığıyla Android kullanıcılarını hedef aldığını belirtiyor. Bu zararlı yazılım, bankacılık uygulamaları, eğlence platformları gibi çeşitli alanlarda kullanılan sahte uygulamalar şeklinde karşımıza çıkıyor. Kullanıcılar, farkında olmadan zararlı bir Android Uygulama Paketi (APK) dosyası indiriyor. Bu dosya yüklendiğinde, zararlı yazılım cihazın SMS mesajlarına, rehberine ve depolama alanına erişim izni talep ediyor.

SpyAgent’ın temel amacı, kullanıcının cihazındaki tüm fotoğraflara ulaşmak. Ancak bu zararlı yazılım özel fotoğraflarla ilgilenmiyor. Bunun yerine, görüntülerin içindeki belirli anahtar kelimeleri veya ifadeleri tespit etmek için OCR teknolojisini kullanıyor. Özellikle 12 kelimelik bir anahtar cümle arayan SpyAgent, kullanıcıların kripto cüzdanlarına erişim sağlayabilecek bu cümleyi ele geçirmeyi hedefliyor.

Nasıl korunabiliriz?

Kullanıcıların bu tür saldırılardan korunabilmesi için resmi kaynaklardan gelen uygulamaları indirmesi ve sahte uygulamalara karşı dikkatli olmaları gerektiği vurgulanıyor. Saldırganlar, kullanıcılara sahte web siteleri üzerinden zararlı uygulamaları indirmeleri için kandırıcı mesajlar göndermeye devam ediyor. Bu tür saldırılara karşı dikkatli olunmadığı takdirde, dolandırıcılar kişisel verilerinizi ele geçirebilir ve ciddi mali kayıplara yol açabilir.

Uzmanlar, Android cihaz kullanıcılarını bu tür zararlı yazılımlara karşı uyarıyor ve cihazlarına yükledikleri uygulamaların kaynağını dikkatle kontrol etmeleri gerektiğini belirtiyor. Güvenliğinizi sağlamak için uygulamalarınızı yalnızca güvenilir ve resmi kaynaklard

Çin, Ay toprağından üretilen tuğlaları test edecek!

Çin, uzay araştırmalarındaki iddialı hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. 2030’larda Ay’da bir uluslararası araştırma üssü kurmayı planlayan Çin, bu hedefe yönelik önemli bir adım atıyor. Yerel Ay kaynaklarını kullanarak inşaat yapma fikrini test etmek için Çinli araştırmacılar, Ay toprağından üretilen tuğlaların uzayın zorlu koşullarına nasıl dayanacağını inceleyecekler.

Çin, Ay toprağından üretilen tuğlaları resmen test ediyor

Bu amaçla, farklı karışımlarla üretilmiş tuğla örnekleri, Çin’in Tiangong uzay istasyonuna gönderilecek ve burada üç yıl boyunca morötesi ışınlar, kozmik radyasyon ve aşırı sıcaklık değişimleri gibi etkenlere maruz bırakılacak. Bu deney, Ay’da yapı inşa etmek için en uygun malzeme ve üretim yöntemlerini belirlemede kritik öneme sahip olacak.

Ay kaynaklarını kullanma yaklaşımı, hem maliyetleri düşürme hem de Ay’daki keşif faaliyetlerini kolaylaştırma potansiyeline sahip. Çin medyasına göre tuğla üretimi, simüle edilmiş Ay toprağının 1000 dereceyi aşan sıcaklıklarda elektromanyetik indüksiyonla ısıtılmasını içeriyor.

Bu yöntemle sadece 10 dakika gibi kısa bir sürede 18 santimetre uzunluğunda tuğlalar üretilebiliyor. Bu deney, Çin’in 2028 civarında Ay’ın güney kutbuna bir iniş aracı ve keşif robotu göndermeyi planladığı Chang’e 8 göreviyle de doğrudan bağlantılı. Bu görevde, 3D baskı teknolojisiyle Ay toprağından tuğla üretme yöntemi de test edilecek.

Elde edilen bilgiler, 2035 yılına kadar tamamlanması ve 2036 yılında tamamen faaliyete geçmesi planlanan Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu (ILRS) için büyük önem taşıyor. Bu istasyonun, Ay yüzeyinde veya yörüngesinde çok disiplinli bilimsel araştırmalara ev sahipliği yapması hedefleniyor.

İki yıl içinde tüm notebook pazarının yüzde 60’ı AI PC olacak!

ASUS Türkiye, sınıfındaki en ince ve en taşınabilir 14 inçlik ASUS AI PC’lerden biri olan ve performansı sofistike bir şekilde harmanlayan Zenbook S 14’ü (UX5406) Türkiye’de ön satışa çıkardı. ASUS Zenbook S 14’ün Türkiye’de satışa sunulması ve ASUS’un gelecek AI vizyonu hakkında açıklamalarda bulunan ASUS Ortadoğu, Türkiye ve Afrika Bölge Müdürü Aaron Tsai, yaptığı değerlendirmede 2026 yılının sonunda tüm notebook pazarının yüzde 60’ının AI PC’lerden oluşacağını ve ASUS’un bu değişime en hızlı ayak uyduran marka olduğunu belirtti.

İki yıl içinde tüm notebook pazarının yüzde 60’ı AI PC olacak! ASUS Türkiye’den Özerk Ihlamur ile Intel’in en son Lunar Lake işlemcilerini kullanan ilk notebook Asus Zebook S14’ü ve yapay zekanın PC pazarına etkisini değerlendirdik.

ASUS, IFA 2024’te tanıtılan, sınıfındaki en ince ve en taşınabilir 14 inçlik ASUS AI PC’lerden biri olan ve performansı sofistike bir şekilde harmanlayan Zenbook S 14’ü (UX5406) Türkiye’de ön siparişe açtı. ASUS E-Store üzerinden ön sipariş edilebilen Zenbook S 14’ün fiziki satış ve teslimatları ise 24 Eylül’de gerçekleştirilecek. Zenbook S 14, ASUS E-Store’da ön siparişe özel 69.999 TL’den başlayan fiyatlarla satın alınabiliyor. 

İki yıl içinde tüm notebook kategorisinin en az yüzde 60’ı AI PC olacak

ASUS Ortadoğu, Türkiye ve Afrika Bölge Müdürü Aaron Tsai
ASUS Ortadoğu, Türkiye ve Afrika Bölge Müdürü Aaron Tsai

ASUS’un gelecek AI vizyonu hakkında açıklamalarda bulunan ASUS Ortadoğu, Türkiye ve Afrika Bölge Müdürü Aaron Tsai, 2026 yılının sonunda tüm notebook pazarının yüzde 60’ının AI PC’lerden oluşacağını ve ASUS’un bu değişime en hızlı ayak uyduran marka olduğunu belirtti. Tsai, “ASUS olarak Türkiye pazarına büyük önem veriyoruz. Türk tüketicisinin en son teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiğini ve talep ettiğini biliyoruz. Bu nedenle tüm yeni ürünlerimizi ilk olarak Türk tüketicisiyle buluşturmayı hedefliyoruz. Bunun ilk örneği ilk Co-Pilot PC’miz ASUS Vivobook S 15… ASUS olarak gerçek yapay zekalı notebook’ları diğer tüm markalardan önce Türk tüketicisiyle buluşturduk. Bu strateji ışığında Intel® Core™ Ultra 9 işlemcili yeni ASUS Zenbook S 14 modelimizi bugün itibariyle ön siparişe açtık.” dedi. Sözlerini ASUS’un gelecek vizyonuyla sürdüren Tsai, “Yenilikleriyle sektöre öncülük eden bir markayız ve bu geleneği sürdürmek istiyoruz. Yapay zekâ destekli dizüstü bilgisayar pazarının önümüzdeki yıllarda çok daha fazla büyüyeceğini öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde tüm notebook kategorisinin en az yüzde 60’ının bu yeni işlemciye sahip notebooklardan oluşacağını düşünüyoruz ve tüm stratejimizi buna göre şekillendiriyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

İnce ve güçlü AI Notebook’lar

Zenbook S 14, en yeni yapay zeka özellikli Intel® Core™ Ultra 9 işlemci (Seri 2) ve Intel Arc™ grafikler ile güçlendirildi ve 48 NPU TOPS’a kadar performans sunuyor. Gelişmiş CNC frezeleme, ultra sessiz ortam soğutma sistemine ultra ince bir buhar odasının entegre edilmesini sağlıyor. Bu kadar ince bir cihaz için benzersiz olan bu özellikler minimum gürültü ile 28 watt’a kadar CPU TDP performansı sağlıyor. İşlevsel tasarımda özel bir Copilot tuşu ve akıllı hareketleri destekleyen genişletilmiş 16:10 kesintisiz dokunmatik touchpad bulunuyor.

3K 120 Hz ASUS Lumina OLED ekran ve güçlü dört hoparlörlü ses sistemi, gerçek bir sinematik deneyim sağlayarak ilgi çekici eğlence sunuyor. Güvenlik Microsoft Pluton güvenlik işlemcisi ile sağlanıyor ve yeni Windows passkeys özelliği kimlik doğrulama verilerini güvenli bir şekilde saklıyor. AiSense IR kamera sistemi tarafından desteklenen gelişmiş biyometrik güvenlik ve gizlilik özellikleri arasında otomatik oturum açma ve kapatma için yüz tanıma, Uyarlanabilir Kilit ve Uyarlanabilir Karartma yer alıyor.

Sanat ve teknolojinin birleşimi

İşlevsel bir estetikle yeni tasarlanan Zenbook S 14, hem dayanıklılık hem de şık bir tasarım sağlayan yenilikçi ASUS Ceraluminum™ malzemesini içeriyor. Bu malzemenin renklerini, dokusunu ve sertliğini dört yıl boyunca geliştirdikten sonra ortaya olağanüstü sonuçlar çıktı. En son CNC teknolojisini kullanan Zenbook S 14, gelişmiş bir buhar odası soğutma sistemi de dahil olmak üzere gelişmiş bileşenleri barındırırken sadece 1,1 cm’lik olağanüstü bir inceliğe ulaştı. Bu kadar şıklığı ve işlevselliği bir araya getiren tek dizüstü bilgisayar olan Zenbook S 14, en ince ve en kompakt 14 inç dizüstü bilgisayarladan biri ve birinci sınıf performans ve taşınabilirliğe olan bağlılığı vurguluyor. CNC işleme, klavyenin üzerindeki özel geometrik ızgara tasarımını ve genişletilmiş dokunmatik yüzey alanını da yaratıyor. Dizüstü bilgisayar, Zumaia Gri ve İskandinav Beyazı olmak üzere doğadan ilham alan iki renk seçeneğiyle sunuluyor.

Zenbook S 14’ün sürdürülebilir tasarımı, doğadan ilham alınarak GRS sertifikalı geri dönüştürülmüş polyesterden üretilen isteğe bağlı kılıfa kadar uzanıyor. Bu kılıf, çevre dostu ve doğadan ilham alan yeniliklere olan bağlılığı temsil ediyor.

Teknoloji profesyonelleri için ücretsiz bulut bilişim eğitimi!

0

ATP ve Alibaba Cloud iş birliğiyle gerçekleştirilecek olan ATP Alibaba Cloud Academy, 1-3 Ekim 2024 tarihlerinde teknoloji profesyonelleri ve sektöre adım atmak isteyen her bilgi seviyesinden katılımcılar için ücretsiz bulut bilişim eğitimi sunacak. Eğitimler dijital dönüşüm sürecinde bulut teknolojilerinin artan önemine dikkat çekerken, katılımcılara bulut bilişim konusunda derinlemesine teknik yetkinlikler kazandıracak.

1-3 Ekim’de ücretsiz bulut bilişim eğitimi: ATP Alibaba Cloud Academy

Üç gün sürecek kapsamlı eğitim programında, katılımcılara Alibaba Cloud’un sunduğu bulut hizmetlerine dair Elastic Computing, Relational Database Service (RDS), Object Storage Service (OSS), Server Load Balancer (SLB) ve Virtual Private Cloud (VPC) gibi önemli teknolojiler uygulamalı olarak aktarılacak.

Eğitim boyunca bulut teknolojilerinin iş süreçlerine nasıl entegre edileceği ve bu entegrasyonun işletmelere sağlayacağı avantajlar detaylı bir şekilde ele alınacak. Ayrıca, yapay zekâ ve makine öğreniminin bulut bilişimle birleştirilmesi ve işletme performansının artırılması konularında ileri seviyede bilgiler paylaşılacak.

Programın sonunda katılımcılar Alibaba Cloud Academy ve Cloud Computing Engineer (Bulut Bilişim Mühendisi) sertifikalarını almaya hak kazanacak. Bu sertifikalar katılımcıların Alibaba Cloud teknolojilerinde kazandıkları ileri düzey yetkinlikleri belgelendirirken, kariyerlerini bulut bilişim sektöründe ilerletmek isteyen profesyonellere ve sektöre giriş yapmak isteyen katılımcılara önemli bir rekabet avantajı sağlayacak.

Katılımcıların çevrim içi (online) ya da ATP’nin merkez ofisinde yüz yüze yer alabilecekleri ATP Alibaba Cloud Academy için son başvuru tarihi 20 Eylül 2024.

Ayrıntılı bilgi için: www.atptech.com

Intel Core Ultra 200 “Arrow Lake” serisinin fiyatı belli oldu!

0

Intel’in merakla beklenen yeni nesil işlemcileri Core Ultra 200 “Arrow Lake”ın fiyatları gün yüzüne çıktı. Ekim ayında tanıtılması beklenen yeni serinin fiyatları, bir perakendeci sitesinde listelenince heyecanlı bekleyişe bir nebze su serpildi. İşte son dönemde çok konuşulan ürün hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Intel Core Ultra 200 “Arrow Lake” işlemci serisinin fiyatı ortaya çıktı

Sızdırılan bilgilere göre, serinin en güçlü modeli olan Core Ultra 9 285K, 566,20 euro’luk (KDV dahil) fiyatıyla dikkat çekiyor. 24 çekirdeğe ve 5.7 GHz’e kadar çıkabilen saat hızıyla performans tutkunlarını hedefleyen bu modelin yanı sıra, 20 çekirdekli Core Ultra 7 265K ve Core Ultra 7 265KF modelleri de sırasıyla 392,82 euro ve 377,52 euro’luk fiyatlarla rafta yerini alacak.

Intel Core Ultra 200 "Arrow Lake" işlemci serisinin fiyatı ortaya çıktı.
Intel Core Ultra 200 “Arrow Lake” işlemci serisinin fiyatı ortaya çıktı.

Orta segmentte ise 14 çekirdekli Core Ultra 5 245K ve Core Ultra 5 245KF modelleri bulunuyor. Bu modellerin fiyatları ise sırasıyla 301,03 euro ve 285,73 euro olarak açıklandı.

Intel’in yeni nesil işlemcileri, özellikle performans artışının yanı sıra DDR5 belleklere geçiş ve PCIe 5.0 desteği gibi oldukça önemli yenilikler sunuyor. Ancak yeni serinin fiyatlarının da bir hayli yüksek olduğu görülüyor. Bakalım Intel, yeni işlemcileri ile rakipleri karşısında nasıl bir performans sergileyecek ve tüketicilerden beklentileri karşılayabilecek mi?

Mısır piramitlerinin üzerinde plazma kabarcığı tespit edildi!

0

Çin, geliştirdiği son teknoloji ürünü radar sistemi LARID ile bilim dünyasında büyük heyecan yaratan bir keşfe imza attı. Dünyanın en güçlü radar sistemi olarak nitelendirilen LARID, hem Mısır’daki Gize piramitlerinin hem de Pasifik Okyanusu’ndaki Midway Adaları’nın üzerinde eş zamanlı olarak ortaya çıkan plazma kabarcıklarını tespit etti. Bu keşif, Çin’in Hainan kentinde bulunan ve 9.600 kilometre uzaklığa kadar ulaşabilen LARID radarı sayesinde mümkün oldu.

Mısır piramitlerinin üzerinde plazma kabarcığı ortaya çıktı

Peki, GPS sinyallerini ve uydu iletişimini olumsuz etkileyebilen bu plazma kabarcıkları tam olarak nedir? Dünya’nın üst atmosferinde, iyonosferde meydana gelen bu olaylar, yüklü parçacıkların aniden kaybolması sonucu oluşuyor. Yüzlerce kilometre çapa ulaşabilen bu kabarcıklar, küresel iletişim sistemleri için potansiyel bir tehdit oluşturuyor.

Çin, LARID sistemi sayesinde bu kabarcıkları radarla tespit edebilen ilk ülke oldu ve bu alanda çığır açtı. Geçtiğimiz yıl yaşanan bir Güneş fırtınasının tetiklediği devasa bir plazma kabarcığı, LARID’in radar ekranlarında detaylı bir şekilde görüntülendi ve bilim insanlarına bu olayları daha iyi anlama fırsatı sundu.

Çin’in güneyindeki Hainan Adası’nda konuşlu LARID, 9.600 kilometrelik etkileyici menziliyle dikkat çekiyor. Bu mesafe, batıda Libya’dan doğuya Hawaii’ye kadar uzanıyor. LARID, iyonosfer ve yer yüzeyi arasında sektirilen yüksek güçlü elektromanyetik dalgalar kullanarak ufuk çizgisinin ötesini görebiliyor ve bu özelliğiyle geleneksel radar sistemlerinden ayrışıyor.

Plazma kabarcıklarıyla karşılaşan dalgaların bir kısmı geri yansıyarak radar antenleri tarafından algılanıyor ve böylece kabarcıkların konumu belirleniyor.

Plazma kabarcıklarının askeri açıdan da büyük öneme sahip olduğunu belirtmek gerekiyor. Bu kabarcıklar, GPS ve uydu iletişimine dayalı askeri sistemlerde kesintilere yol açarak modern savaş düzenini altüst edebilir. Bu nedenle başta ABD Donanması olmak üzere birçok ülkenin silahlı kuvvetleri, plazma kabarcıkları üzerine yoğun araştırmalar yürütüyor.

Öte yandan LARID, düşük çözünürlüğü nedeniyle uçak veya savaş gemisi gibi askeri hedefleri tespit etmek için uygun değil. Ancak Çin ordusunun, F-22 gibi hayalet uçakları tespit edebilen benzer teknolojiye sahip yeni radar sistemleri geliştirdiği biliniyor. Bu radarların tespit menzilinin yüzlerce kilometreye ulaşabileceği tahmin ediliyor. Tüm bu gelişmeler, Çin’in uzay ve savunma teknolojileri alanında büyük bir hızla ilerlediğini ve küresel güç dengesini yeniden şekillendirme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor.

Yeni Yüzüklerin Efendisi filmi, yapay zeka kullanacak!

2

Yeni Yüzüklerin Efendisi filmleriyle ilgili heyecan verici gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Son olarak, serinin hayranlarının gönlünde taht kuran Gandalf ve Legolas gibi ikonik karakterleri canlandıran Ian McKellen ve Orlando Bloom’un yeni filmlerde de aynı rollerle geri dönecekleri açıklandı.

Yeni Yüzüklerin Efendisi filmi, yapay zeka teknolojisini kullanacak

Bu haber, “Yüzüklerin Efendisi” evrenine tekrar adım atacak olmanın heyecanını yaşayan hayranları sevince boğdu. Ancak bu sevinç, oyuncuların artık yaşlanmış olması nedeniyle nasıl bir yöntem izleneceği sorusunu da beraberinde getirdi.

Yeni Yüzüklerin Efendisi filmi, yapay zeka teknolojisini kullanacak. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Yeni Yüzüklerin Efendisi filmi, yapay zeka teknolojisini kullanacak. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Neyse ki filmin yapımcıları bu soruna yaratıcı bir çözüm bulmuş görünüyorlar: yapay zeka ve gençleştirme teknolojisi. İlk film olan “The Hunt for Gollum”, orijinal üçlemenin zaman diliminde geçecek ve bu nedenle oyuncuların gençlik hallerini canlandırmaları gerekecek. Orlando Bloom, konuyla ilgili olarak filmin yönetmeni Andy Serkis ile görüştüğünü ve gençleştirme teknolojisinin kullanılacağı bilgisini aldığını açıkladı.

Gençleştirme teknolojisi, “The Irishman”, “Gemini Man” ve “Captain Marvel” gibi yapımlarda daha önce kullanılmış olsa da her zaman başarılı sonuçlar vermemişti. Kimi filmlerde oldukça gerçekçi bir etki yaratılırken, bazılarında yapay ve ikna edici olmayan bir görüntü ortaya çıkmıştı.

Yine de Peter Jackson ve Andy Serkis gibi sinema teknolojilerine hakimiyetleriyle bilinen iki ismin başında olduğu düşünülürse, yeni filmlerde daha önce görmediğimiz bir gerçekçilik seviyesine ulaşılması sürpriz olmayacaktır.

Sonuç olarak, yeni Yüzüklerin Efendisi filmleri, hem nostaljik bir yolculuğa çıkarma hem de sinema teknolojilerindeki son gelişmeleri sergileme potansiyeli taşıyor.

Rockstar, yaptığı teklifle ünlü müzik grubunu kızdırdı!

Oyun dünyasının merakla beklediği Grand Theft Auto 6 için geri sayım devam ederken, oyunun müzikleri de gündem olmaya başladı. Ünlü müzik grubu Heaven 17’nin kurucularından Martyn Ware, Rockstar Games’in “Temptation” şarkısını GTA 6’da kullanmak için sunduğu teklifin kabul edilemez olduğunu açıklayarak tartışma yarattı.

Rockstar, yaptığı telif teklifiyle ünlü müzik grubunu oldukça kızdırdı

Ware, Rockstar Games’in şarkı karşılığında 7.500 dolar teklif ettiğini ve bu ücretin gelecekteki tüm telif haklarını kapsadığını belirterek tepki gösterdi. GTA 5’in 8,6 milyar dolar gibi rekor bir gelir elde ettiğini hatırlatan Ware, oyun müzikleri için sanatçılara ödenen ücretlerin bu başarının yanında oldukça düşük olduğunu savundu. Uzun yıllardır sanatçı haklarını savunduğunu vurgulayan Ware, Rockstar Games’in teklifini “sanatçıların emeğine saygısızlık” olarak nitelendirdi.

Rockstar, yaptığı telif teklifiyle ünlü müzik grubunu oldukça kızdırdı. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Rockstar, yaptığı telif teklifiyle ünlü müzik grubunu oldukça kızdırdı.

Ware’in açıklamaları sosyal medyada büyük ses getirdi. Eski Cocteau Twins üyesi Simon Raymonde gibi bazı isimlerin Ware’e kararını gözden geçirmesini tavsiye etmesiyle tartışma daha da büyüdü.

Raymonde, GTA gibi küresel bir fenomene dönüşen bir oyunda yer almanın şarkının tanınırlığını ve dinlenme sayısını artıracağını, bu durumun da 7.500 doların çok ötesinde bir getiri sağlayabileceğini savundu.

Bu tartışma, oyun sektöründeki başarıların sanatçılar ve müzisyenlere yeterince yansıması konusunda önemli soruları gündeme taşıdı. Bakalım Rockstar Games, yaşanan tartışmalar sonrasında müzik politikasında bir değişikliğe gidecek mi?

SpaceX, yeni Starship uçuşuyla devrim yapacak!

SpaceX’in kurucusu Elon Musk, insanlığı Mars’a taşıma hayaline adım adım yaklaştıklarını gösteren yeni bir açıklama yaptı. Musk, SpaceX’in 2026 yılında Mars’a ilk mürettebatsız Starship’lerini göndermeyi planladığını duyurdu. Bu, iki gezegenin yörünge konumlarının uzay yolculuğu için en uygun hale geldiği bir sonraki Dünya-Mars transfer dönemine denk geliyor.

SpaceX, yeni Starship uçuşuyla resmen devrim yapmaya hazırlanıyor

Bu ilk insansız görevlerin temel amacı, Starship’in Mars’a güvenli bir şekilde iniş yapabilme yeteneğini kanıtlamak. Bu hedefe ulaşıldığı takdirde, sadece iki yıl sonra, yani 2028’de ilk mürettebatlı Mars görevlerine başlanması planlanıyor. Musk, Mars’ta kendi kendine yetebilen bir şehir kurma vizyonunu gerçekleştirmek için önümüzdeki yıllarda uçuş sıklığını artırmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi.

SpaceX, yeni Starship uçuşuyla resmen devrim yapmaya hazırlanıyor.
SpaceX, yeni Starship uçuşuyla resmen devrim yapmaya hazırlanıyor.

Musk, bu iddialı hedefe ulaşmanın önündeki en büyük engelin maliyet olduğunun altını çiziyor. Şu anda Mars yüzeyine bir ton yük taşımanın maliyeti yaklaşık 1 milyar dolar. Musk, bu rakamın kendi kendine yetebilen bir şehir kurmak için ton başına 100.000 dolara düşürülmesi gerektiğini ve bunun da ancak şu anki teknolojiden 10.000 kat daha verimli bir sistemle mümkün olabileceğini belirtiyor.

SpaceX’in geliştirdiği ve bugüne kadarki en güçlü fırlatma aracı olan Starship, bu yıl Haziran ayında gerçekleştirdiği test uçuşunda önemli başarılar elde etti. 33 motordan 32’sinin başarıyla ateşlendiği uçuşta, Starship hem atmosfere giriş sırasında hem de iniş esnasında büyük bir ısı kalkanına maruz kaldı ve bu testlerden başarıyla geçti. Starship’in bu başarıları, Musk’ın Mars hayaline bir adım daha yaklaştığımızı gösteriyor.

Hukuk alanında yerli yapay zeka teknolojisi geliştirildi!

0

Yapay zeka teknolojisi hızla gelişirken, kullanım alanları da her geçen gün genişliyor. Son olarak, Türkiye’de bir ilke imza atılarak hukuk alanında önemli bir boşluğu dolduracak bir “hukukçu yapay zeka programı” geliştirildi. Karabüklü avukat Adnan Dayan’ın öncülüğünde hayata geçirilen ve “Full&Egal” adı verilen bu program, Türkiye’nin ve dünyanın bu alandaki ilk yapay zeka uygulaması olarak dikkat çekiyor.

Hukuk alanındaki yerli yapay zeka teknolojisi başarıyla geliştirilmeye devam ediyor

Dört ülkenin hukuk verileriyle eğitilen Full&Egal, 39 farklı dilde soruları yanıtlayabiliyor ve hukuki konularda kullanıcılara rehberlik edebiliyor. Yüzde 98,2 gibi yüksek bir başarı oranıyla 1000’den fazla teknik soruya yanıt verebilen program, hukukçuların iş yükünü azaltmak ve hukuki süreçleri hızlandırmak için tasarlanmış.

Hukuk alanındaki yerli yapay zeka teknolojisi başarıyla geliştirilmeye devam ediyor.
Hukuk alanındaki yerli yapay zeka teknolojisi başarıyla geliştirilmeye devam ediyor. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Adnan Dayan, Full&Egal’in genel yapay zeka sınıfına girdiğini ve bir hukukçunun yapabileceği birçok işlemi başarıyla gerçekleştirebildiğini belirtiyor. Programın geliştirilmesinde Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Almanya ve İsviçre’nin hukuki verilerinin kullanıldığını söyleyen Dayan, programın tamamen yerli ve milli bir yazılım olduğunun altını çiziyor.

Hukuk alanında yapay zekanın kullanımı giderek yaygınlaşırken, Full&Egal gibi uygulamaların gelecekte hukuk sistemlerinde önemli bir rol oynaması bekleniyor. Bu tür programlar, hukuki hizmetlere erişimi kolaylaştırmanın yanı sıra, hukuk profesyonellerine de zaman kazandırarak daha karmaşık ve stratejik işlere odaklanmalarını sağlayabilir.

Apple iPhone’ları neden Çin’de üretiyor? Tim Cook ve Elon Musk’tan açıklamalar

Apple CEO’su Tim Cook, Çin’in düşük işçilik maliyetleri nedeniyle bir üretim üssü olarak tercih edildiği yönündeki yaygın inanışı çürüttü. Son zamanlarda yeniden gündeme gelen bir videoda, Cook’un, iPhone 16 serisi dahil olmak üzere tüm iPhone modellerinin Çin’de üretilmesinin ardındaki asıl nedenin, ülkenin sahip olduğu kalifiye iş gücü olduğunu vurguladığı görülüyor. Peki Apple iPhone’ları neden Çin’de üretiyor? Bu konu hakkında birçok spekülasyon var.

Tim Cook, videoda şu ifadelere yer verdi: “Popüler anlayış, şirketlerin düşük işçilik maliyetleri nedeniyle Çin’e yöneldiği yönünde. Ancak Çin, yıllar önce düşük işçilik maliyeti ülkesi olmaktan çıktı. Gerçek sebep, Çin’deki beceri düzeyi ve özellikle bir bölgedeki takım becerisinin derinliğidir.” Yani, Apple iPhone’ları neden Çin’de üretiyor sorusunu bu şekilde yanıtladı.

Apple’ın kararını bu açıklamalarla savunan Cook, ürünlerinin ileri teknoloji gerektiren parçalardan oluştuğunu ve bu tür bir üretim için yüksek vasıflı iş gücüne ihtiyaç duyduklarını belirtti. Yani, iPhone’ları neden Çin’de üretiyor sorusunun cevabı aslında kalifiye iş gücü. Apple iPhone’ları neden Çin’de üretiyor sorusunun cevabı bu kadar basit.

Elon Musk’tan destek

Tesla ve SpaceX CEO’su Elon Musk da Cook’un açıklamalarına destek verdi. Musk, Historic Vids’in X platformunda paylaştığı videoya yanıt olarak “Doğru” ifadesini kullanarak Cook’un görüşlerine katıldığını belirtti. Cook’a göre iPhone’ları neden Çin’de üretiyor sorusunun yanıtı oldukça net.

Bu destek, teknoloji dünyasındaki liderlerin Çin’in küresel üretimdeki stratejik önemini kabul ettiğini gösteriyor. Cook’un açıklamalarının yer aldığı video, şu ana kadar 6 milyondan fazla izlenerek viral oldu ve Apple’ın üretim stratejileri konusunda yeni tartışmaları ateşledi.

Apple ve diğer birçok küresel şirketin, artan işçilik maliyetlerine rağmen neden Çin’i tercih etmeye devam ettiği konusundaki bu açıklamalar, teknoloji dünyasında geniş yankı bulmaya devam ediyor. Apple iPhone’ları neden Çin’de üretiyor sorusu teknoloji dünyasında her zaman tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.

Sunamp, cipslerde kullanılan malzeme ile termal batarya geliştirdi!

Eşi Susan Lang Bissell ile birlikte tıbbi görüntüleme girişimlerini yeni satmışlardı ve iklim değişikliğiyle ilgili bir makaleye rastladı. Makalede, yüzyılın sonuna kadar deniz seviyesinde 30 cm ila 1 metre arasında bir artış olabileceği belirtiliyordu.

Bu olasılık, Bissell’ın oturma odasının su altında kalabileceğini fark etmesine yol açtı ve bu durum dünya genelinde milyonlarca ev için geçerli olabilirdi.

Bu endişe, Bissell çiftinin Sunamp’ı kurmasında ilham kaynakları oldu. Kısa bir süre sonra harekete geçen Sunamp, güneş enerjisini ısı olarak depolayan ve bu enerjiyi evlerde ısıtma veya sıcak su için kullanılabilen bir termal batarya geliştirmek üzere Edinburgh Üniversitesi’ndeki bir laboratuvarla birlikte çalışmalara başladı.

Sunamp’ın termal bataryasının temelinde, tuzlu ve sirke aromalı cipslerde kullanılan bir gıda tatlandırıcısı olan sodyum asetat trihidrat (SAT) bulunuyor. SAT, el ısıtıcılarında yıllardır kullanılan bir bileşen olup, ısıtıldığında doygun bir çözeltiye dönüşüyor. Bu çözelti tetiklendiğinde, SAT yeniden kristalleşiyor ve bu süreçte ısı açığa çıkıyor.

Ancak bu reaksiyonun zamanla bozulması sorunu vardı. Sunamp, bu sorunu çözmek için akrilik bazlı bir kristal düzenleyici kullanarak SAT’ı defalarca aynı şekilde kristalleşmeye yönlendiriyor ve bu sayede bataryanın ömrü 40.000 ısıtma döngüsüne kadar uzatılıyor.

Sunamp, Birleşik Krallık ve İtalya’da halihazırda bir pazar payı elde etmiş durumda ve diğer Batı Avrupa ülkeleri ile ABD’ye yayılmayı hedefliyor. Şirketin evde sıcak su sağlayan kompakt ısı bataryası, özellikle yer sıkıntısı yaşayan ev sahiplerine hitap ediyor.

Bissel çiftinin girişimi, şu anda “on milyonlar” seviyesinde gelir elde ediyor ve büyümek için bir Seri B yatırım turuna hazırlanıyor.