Güneş hücrelerinden gümüş kazanımı için yeni yöntem!

Bilim insanları ölü güneş hücrelerinden saf gümüşün neredeyse yüzde 99’unu geri kazandı. Güneş panellerinde kullanılan alüminyum ve çeliğin geri kazanımı kolay. Ancak bakır ve gümüşün geri kazanımı zaman ve enerji gerektiriyor.

İtalya’daki Camerino Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından geliştirilen hidrometalurji ve elektrokimyasal biriktirmeyi içeren bir kombinasyon tekniği, kullanılmış güneş hücrelerinden gümüş geri kazanım oranını yüzde 98,7’ye çıkardı. Bu yaklaşım, geleneksel yaklaşımlarla karşılaştırıldığında çevre dostu.

Güneş hücrelerinden gümüş kazanımı

Ticari olarak kullanılan güneş hücreleri alüminyum, çelik, bakır, çinko ve gümüş gibi önemli metallerin önemli miktarlarını kullanır. Alüminyum ve çelik genellikle raflar ve destek sistemleri için kullanılır ve geri kazanılması kolayken, bakır ve gümüş güneş hücrelerinin elektrik devrelerinin bir parçası olarak geri kazanılması çok daha zordur.

Daha yeşil enerji kaynaklarına yönelik daha büyük bir talep kaymasıyla, büyük ölçekli güneş enerjisi tesisleri kuruluyor. Güneş panelleri genellikle otuz yıla kadar dayandığından, bilim insanları ayrıca ömürlerinin sonuna geldiklerinde bunların bertaraf edilmesi için büyük ölçekli talep konusunda endişeli.

Metal geri kazanımı, sınırlı bulunabilirliği nedeniyle hayati önem taşımakla kalmaz, aynı zamanda Dünya’dan daha fazla metal aramayı sınırlamaya da yardımcı olabilir. Metal madenciliği için geleneksel yaklaşımlar , geniş ve enerji yoğun operasyonlar gerektiren açık ocak madenciliğini içerir. Dahası, bölgenin çevresine ve ekosistemlerine zarar verirler.

Metaller madencilik faaliyetlerine göre çok daha az enerji ile ayrıştırılıp eritilebildiği ve tekrar kullanılabildiği için, bunları herhangi bir fayda sağlamayan ürünlerden geri kazanmak çok daha ekonomiktir. Metaller genellikle bir üründen sızabilir, ancak bakır ve gümüşün indirgeme potansiyeli değerleri yakın olduğundan sızma işleminin gerçekleştirilmesi zordur. Bu zorluğun üstesinden gelmek için araştırmacılar, persülfatın oksitleyici bir madde olarak hareket ettiği amonyaklı bazla aktive edilmiş bir persülfat kullanmayı önerdiler. Reaksiyon, koruyucu bir tabaka görevi gören ve kendi sızmasını önleyen bakır oksit üretir.

Araştırmacılar, çözeltideki amonyak konsantrasyonu, kullanılan güneş pili atığı miktarı, kullanılan persülfat konsantrasyonu ve toplam reaksiyon süresi gibi birden fazla değişkenle süreci test ettiler. Sıcaklık ve 300 rpm karıştırma hızı gibi koşullar deneylerde değişmeden kaldı.

GoWit’in yeni çözümüyle perakendeciler, 15 dakikada para kazanmaya başlayacak

GoWit, perakendecilerin GoWit Perakende Medya platformunu (GoWit RMA) yalnızca 15 dakika içinde ücretsiz olarak kurmalarını sağlayacak devrim niteliğinde bir self servis entegrasyon çözümünü piyasaya sundu. Perakende Medya reklamcılığında bir ilk olma özelliği taşıyan bu yenilik, GoWit’in Perakende Medya entegrasyon sürecini en iyi şekilde geliştirmek ve Avrupa ile MENA bölgelerinde gücünü artırmak amacıyla kullanacağı, bu ayın başında duyurulan 1,3 milyon dolarlık yatırım fonunun hemen ardından geldi.

Perakende Medya Reklamcılığını Ücretsiz Hale Getiriyor

Türkiye’nin öncü Perakende Medya reklam platformu sunucusu GoWit, aldığı yeni yatırımın da desteğiyle, Perakende Medya reklamcılığında çığır açan bir entegrasyon çözümü sunarak, dünyanın dört bir yanındaki perakendeci ve pazar yerlerine Perakende Medya reklamcılığını ücretsiz hale getiriyor. Perakende Medya reklamları, doğru müşteriye doğru zamanda ulaşmanın en etkili yolu olarak, perakendeciler ve pazar yerleri için güçlü bir gelir kaynağı sunarken, reklamverenlere ise ürünlerini etkili bir şekilde öne çıkarma, marka bilinirliğini artırma ve satışlarını yükseltme imkanı sağlıyor.

GoWit’in getirdiği yenilik, sektörde oldukça karşılaşılan büyük entegrasyon zorluklarını ortadan kaldırmayı hedefliyor. Şimdiye kadar, perakendeciler ve pazar yerleri, yeni bir Perakende Medya platformunu kendi sistemlerine entegre etmek için genellikle üç ila altı ay arasında süren uzun bir zaman dilimi harcamak zorunda kalıyordu. Bu entegrasyon süreci, platformu entegre edecek müşteriler için oldukça karmaşık ve zorlu bir süreç olarak görülüyor. Reklam platformunun entegrasyonu, büyük miktarda kaynak gerektiriyor ve mühendislerin önemli ölçüde zaman ve emek harcamasını zorunlu kılıyor. Bu durum, birçok perakendeci ve pazar yeri için zaman, maliyet ve teknik açıdan ciddi sıkıntılar doğuruyor.

Sadece 15 Dakika İçerisinde Entegrasyon İmkanı

Ayrıca, tipik entegrasyon süreçleri genellikle büyük bir ön yatırım gerektiriyor ve perakendeciler, reklam platformundan gelir elde etmeye başlamadan önce entegrasyonun tamamlanmasını beklemek zorunda kalıyor. Bu sebeplerle, reklam platformlarının entegrasyon süreçlerindeki karmaşıklık ve yüksek maliyetler, Perakende Medya reklamcılığını ve Perakende Medya platformu kurulumunu birçok perakendeci için erişilmesi güç hale getiriyor. Öte yandan, mevcut Perakende Medya platformlarını yükseltmek isteyen işletmeler, süreç sırasında yaşanabilecek kesintilerden ve ek masraflardan çekinerek, herhangi bir güncelleme veya teknolojik yeniliği platformlarına entegre etmekte tereddüt ediyor.

Diğer reklam platformlarında zorlu ve aylarca süren entegrasyon süreçlerine kıyasla, GoWit devrim niteliğinde çözümü, Self Servis Onboarding özelliğini sunuyor. Bu özellik sayesinde, RMA platformunu kullanmak isteyen perakendeciler ve pazar yerleri, platform entegrasyonunu sadece 15 dakika içinde tamamladıktan sonra, Perakende Medya reklamlarını, herhangi bir ek ücret ödemeden, saniyeler içinde kurmaya başlayabiliyorlar.Kullanıcılar, teknik bir ekipten yardım almaya gerek duymadan, GoWit’in sunduğu self servis kaynaklar aracılığıyla reklam kampanyalarını kendi başlarına oluşturabiliyorlar. Üstelik reklamverenler, kolayca oluşturdukları bu reklam kampanyalarından anında gelir elde etmeye başlayabilecekler. 

Herhangi Bir Teknik Ekip Gerektirmiyor

GoWit, müşterilerine Perakende Medya reklamcılığına herhangi bir teknik zorluk yaşamadan adım atma imkanı sunuyor. Platformu kullanmak isteyenler, yetkili kişilerle iletişime geçip manuel olarak işlem yapma zorunluluğundan kurtuluyor. Herhangi bir teknik ekip gerektirmeyen GoWit destekli tüm araç ve kaynaklar tamamen ücretsiz olarak sunuluyor. Platformu kullanmak isteyen müşterilere, onboarding sürecinde LinkedIn aracılığıyla güvenli bir şekilde oturum açarak, kişiselleştirilmiş bir kontrol paneli oluşturmaları ve ilk reklam kampanyalarını oluşturmaları için adım adım rehberlik ediliyor.

Self servis onboarding rehberindeki adımları tamamladıktan sonra, her türden perakendeci ve pazar yeri, GoWit’in aşağıdaki özelliklere sahip reklam platformuna hızla erişim sağlayabilecek:

·  Doğru müşteriyi doğru reklamla hedefleme: Kullanıcı davranışları ve tercihleri hakkında birinci taraf verileri kullanarak, satın alma niyeti yüksek müşterilere kişiselleştirilmiş reklamlar sunan GoWit RMA’nın gelişmiş hedefleme yetenekleri sayesinde doğru hedef kitleye ulaşma imkanı tanınıyor. 

·  Etkili “Sponsorlu Reklam” türleri: Yüksek performanslı Banner reklamlar ve Sponsorlu Ürün Reklamları sayesinde, belirli ürünleri öne çıkararak marka bilinirliğini artırıyor ve satışları yükseltiyor. 

·  Self servis kontrol paneli: GoWit RMA, kullanıcılarına tamamen self servis bir deneyim sunmak amacıyla geliştirilmiş bir kontrol paneli, Perakende Medya Akademisi ve reklamverenlere rehberlik edecek belgeler sağlıyor. 

·  Gerçek zamanlı performans takibi: Perakendeciler ve markalar (platformdaki reklamverenler), reklam kampanyalarının performansını gerçek zamanlı olarak izleyebiliyor, reklam metriklerini kontrol ederek gelecek stratejilerini optimize etmek için kritik verilere ve raporlara erişilebiliyor. 

Platform Entegrasyonu Minimum Çabayla Tamamlanabiliyor

GoWit‘in sunduğu yeni self servis özelliğinin temelinde, perakendecilerin GoWit’in işlevlerini kendi sistemlerine kolayca entegre etmelerini sağlayan SDK (Yazılım Geliştirme Kitleri) kod kütüphanesi bulunuyor. Bu sayede perakendeciler, önceden yazılmış kodları kolayca sistemlerine entegre ederek, GoWit’in reklam sunucusuna istek gönderebiliyor, ilgili reklamları görüntüleyebiliyor ve eventleri takip edebiliyor. Tüm bu süreçler, minimum çabayla tamamlanacak şekilde optimize edilmiştir. Bu özellik sayesinde, GoWit reklam platformunun entegrasyonu ücretsiz olarak 15 dakika içinde tamamlanabilecek; saniyeler içinde reklam kampanyası oluşturulabilecek ve anında gelir elde edilmeye başlanabilecek.

GoWit’in self servis onboarding süreci tamamen otomatikleştirildiği için perakendecilerin diğer ekiplerle iletişime geçmesine, bir demo düzenlemesine veya zaman alan projelerin tamamlanmasını beklemesine gerek kalmıyor. GoWit reklam platformunu kullanmak isteyenler, tüm kurulum ve entegrasyon süreçlerini diledikleri yerden ve diledikleri zamanda gerçekleştirebiliyor ve mevcut sistemlerinde herhangi bir aksama yaşamıyorlar.  

Saniyeler İçinde Reklam Kampanyası Oluşturma İmkanı Sunuyoruz 

GoWit’in Kurucu Ortağı ve CEO’su Emrah Adsan, “Perakende Medya erişimini demokratikleştirmek için tamamen self servis ve ücretsiz olarak sunduğumuz Perakende Medya entegrasyon çözümümüz, Perakende Medya’nın tüm kurallarını değiştiriyor. Perakende Medya reklamcılığını dünya genelindeki bütün perakendecilere hızlı ve kolay bir şekilde sunmak amacıyla sektöre çığır açan bir entegrasyon kolaylığı getiriyoruz. Perakende Medya reklamcılığını herkesin erişebildiği bir ekosisteme dönüştürdük ve artık dünyanın dört bir yanından perakendeciler, Perakende Medya reklamlarından gelir elde edebilecekler. GoWit olarak, bir ilke imza atarak, dakikalar içinde entegrasyon kolaylığı, saniyeler içinde reklam kampanyası oluşturma ve gelir akışı imkanı sunuyoruz. Reklam platformumuzu kullanacak olan perakendeci ve pazar yerlerine, mümkün olan en kısa sürede, en kolay yöntemlerle, en az kesinti ve yatırım gereksinimiyle Perakende Medya reklamlarından gelir elde etmeye başlamaları için ihtiyaç duydukları tüm araçları sunmaktan büyük bir heyecan duyuyoruz” dedi.

X, video konferans aracı tasarlıyor

0

X, geçtiğimiz hafta şirket içindeki testlere başlanan video konferans aracının konuşmacı sabitleme özelliklerini geliştirmeye odaklanıyor. Super App olma hedefini sürdürerek ilerleyen X, Zoom, Google Meet ve Microsoft Teams gibi platformlarla rekabet edebilecek yeni bir video konferans aracı üzerinde çalışıyor. İşte konu hakkındaki en önemli ayrıntılar…

X, bu kez video konferans aracı ile gündemde

X’ten Chris Park, şirketin geçen hafta yeni video konferans aracını test etmek üzere ilk iç toplantısını gerçekleştirdiğini ve bu testlerin olumlu sonuçlar verdiğini doğruladı. Park, aracın konuşmacı sabitleme, katılımcı bildirimleri ve ayrılma özellikleri üzerinde geliştirmeler yapacaklarını açıkladı.

P4mui kullanıcı adıyla tanınan bir uygulama araştırmacısı, kullanıcıların iOS uygulaması üzerinden anında veya planlanmış bir şekilde konferans başlatabileceklerini belirtti.

Elon Musk, Twitter adıyla bilinen X’i satın aldıktan sonra platformu bir Super App yapma planlarını duyurmuştu. Musk, kullanıcıların çeşitli hizmetlere tek bir platformdan erişebileceği bir X vizyonunu paylaştı ve geçtiğimiz yıl finansal özellikler ve LinkedIn benzeri bir araç geliştirmeye başladıklarını açıkladı.

Elon Musk 61 milyon dolar borcu için dava ediliyor!

Musk, bankalara erişimi sınırlı veya hiç olmayan kullanıcıları hedefleyerek bankalara olan ihtiyacı ortadan kaldırmak istediğini söyledi. Ayrıca, Ağustos 2023’te LinkedIn’i “utandırıcı” bulduğu için kullanamadığını ifade etmişti.

X, iş arama platformu için başvuran adaylardan özgeçmişlerini e-posta ile göndermelerini istemiş ve platformun LinkedIn rakibi olarak “havalı” olacağını vaat etmişti. Kasım ayında, X, yalnızca web sitesinde mevcut olan iş arama platformunu genel kullanıma sundu.

Google, şimdi de Yelp tarafından dava edildi!

0

Son dönemde birbiri ardına tekelleşme davalarıyla muhatap olmak zorunda kalan dünyaca ünlü bilişim ve teknoloji devi Google, iş yerlerini indekslenerek puanlanmasına izin veren ünlü web sitesi Yelp tarafından dava edildi. Konu yine aynı: Tekelleşme…

Google vs. Yelp: Dava sonucu ne olacak?

Çarşamba günü, yerel işletmeleri bulup incelemeye olanak tanıyan popüler çevrimiçi hizmet Yelp, San Francisco federal mahkemesinde Google’a dava açtı. Yelp, Google’ın genel arama motoru olarak hakimiyetini kullanarak yerel arama hizmetlerinde haksız bir avantaj sağladığını iddia ediyor.

Yelp, jüri önünde yapılacak bir duruşmada belirsiz bir miktarda tazminat talep ediyor ve Google’ın rekabete aykırı uygulamalarına son verilmesini istiyor. Google’ın politikalarını uzun süredir eleştiren Yelp, Google’ın şirketleri sonuçlarında nasıl listelediği konusunda da şikayetçi olmuştu. Ancak, San Francisco merkezli şirket Google’a ilk kez dava açıyor.

Yelp’in kurucu ortağı ve CEO’su Jeremy Stoppelman, “Bu bir dönüm noktası,” diyerek, “Şimdi konuşma zamanı, geçmişteki yanlışları düzeltme zamanı” ifadelerini kullanarak dev teknoloji şirketine adeta ültimatom verdi.

Yelp, ABD Columbia Bölgesi Bölge Mahkemesi’nden Yargıç Amit P. Mehta’nın Google’ın çevrimiçi aramadaki gücünü kötüye kullandığını belirten kararını referans alarak bu davayı açmış gibi görünüyor. Adalet Bakanlığı ve eyaletler, Google’ı, Apple ve Samsung gibi şirketlere kullanıcıları otomatik olarak Google’ın arama motoruna yönlendirmek için milyarlarca dolar ödeyerek tekelini yasadışı bir şekilde devam ettirmekle suçlamıştı.

Yelp’in iddiaları arasında, Google’ın kendi hizmetlerini rakiplerinin önüne koymasının tüketicilere de zarar verdiği vurgulanıyor. Yelp, Google’ın bu tür uygulamalarının reklam verenler için rekabet etme yeteneğini zayıflattığını ve Google’ın reklam fiyatlarını artırmasına olanak tanıdığını savunuyor.

Intel, yeni Xeon ailesiyle profesyonellere güç katacak!

0

Intel, iş istasyonları için geliştirdiği Xeon işlemci ailesini genişletmeye devam ediyor. En son tanıttığı Xeon W-3500 ve Xeon W-2500 masaüstü işlemciler, özellikle yüksek performans ve güvenilirlik arayan profesyonelleri hedefliyor.

Intel’in Yeni Xeon işlemcileri daha fazla güç vadediyor

Yeni serinin amiral gemisi olan 60 çekirdekli Xeon w9-3595X, mühendislerden yazılım geliştiricilere kadar geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor ve her geçen gün daha fazla ihtiyaç duyulan yapay zeka ve makine öğrenimi gibi alanlarda önemli avantajlar sunmayı hedefliyor.

Intel Başkan Yardımcısı Roger Chandler, yeni işlemci ailesiyle ilgili, “Intel mimarisi neredeyse 20 yıldır yazılım geliştiriciler, bilim insanları ve mühendisler için tercih edilen bir platform oldu. Yeni Xeon W-3500 ve W-2500 işlemcilerimiz, bu profesyonellerin dünyayı değiştirme kapasitelerini daha da artıracak,” şeklinde konuştu.

Son yıllarda, özellikle AI ve makine öğrenimi gibi yüksek işlem gücü gerektiren alanlarda talep büyük ölçüde arttı. Intel, bu talebi karşılamayı hedefleyen Xeon W-3500 ve W-2500 serisi, yüksek performans sunarken, profesyonellerin ihtiyaç duyduğu sağlam sistem kararlılığını da sağlamayı vadediyor.

Yeni Xeon W-3500 işlemci serisi, 60 çekirdek ve 120 izlek kapasitesiyle dikkat çekiyor. Bu, önceki W-3400 serisine kıyasla dört ila sekiz çekirdek daha fazla ve çok iş parçacıklı performansta yüzde 10’a varan bir artış anlamına geliyor. Xeon W-2500 serisi ise 26 çekirdek ve 52 izlek kapasitesi sunuyor ve önceki W-2400 serisine göre yüzde 11 daha yüksek performans sağlıyor.

Çıkış Tarihi ve Fiyatlandırma

Intel’in 3. nesil Derin Öğrenme Hızlandırıcısı ve AVX-512 desteği, yapay zeka geliştirme ve veri bilimi iş yüklerinde %26’ya varan performans artışı sağlıyor. Xeon W-3500 ve W-2500 serisi işlemciler, ayrıca Intel vPro Enterprise teknolojisi sayesinde güvenlik ve uzaktan yönetim gibi kurumsal ihtiyaçlara da cevap veriyor.

Xeon W-3500 ve W-2500 işlemci serileri, 28 Ağustos 2024 itibarıyla HP, Dell ve Lenovo gibi büyük teknoloji firmalarından sipariş edilebilecek. Sistemlerin Eylül ayında kullanıcılara sunulması bekleniyor. İşlemcilerin fiyatları 609 dolardan başlayıp, serinin en üst modeli olan Xeon w9-3595X için 5.889 dolara kadar çıkıyor.

Milli Teknoloji Akademisi, yapay zeka, çip tasarımı ve otonom sürüş teknolojileri eğitimine başlıyor

Türkiye, teknolojide atılım yapmak ve geleceğin dünyasında söz sahibi olmak için genç yeteneklere yatırım yapmaya devam ediyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Milli Teknoloji Akademisi, üniversite öğrencilerine yapay zeka, otonom sürüş ve çip tasarımı gibi kritik alanlarda uzmanlaşma fırsatı sunuyor.

Milli Teknoloji Akademisi, gençlerin potansiyellerini en üst düzeye çıkarmalarını sağlayacak kapsamlı eğitimler sunuyor. Yapay zeka alanında veri işleme ve entegrasyon uzmanlığı, otonom sürüş teknolojileri alanında uzmanlık ve çip tasarımı alanında sayısal tasarım ve doğrulama uzmanlığı gibi programlar, sektörün gelecekte ihtiyaç duyacağı nitelikli insan kaynağını yetiştirecek. Bu eğitimler, teorik bilgilerin yanı sıra pratik uygulamalar ve gerçek dünya projeleriyle de desteklenecek.

Programların en dikkat çekici yanlarından biri Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri ve sektör devlerinin iş birliğiyle yürütülüyor olması. Arçelik, BAYKAR, Cezeri, HAVELSAN, Huawei ve TÜBİTAK gibi alanında lider firmalar Milli Teknoloji Akademisi’ne destek vererek gençlerin en güncel bilgiler ve teknolojilere sahip olmasını sağlıyor.

Eğitimler deneyimli akademisyenler ve sektör profesyonellerinden oluşan güçlü bir kadro tarafından veriliyor. Bu sayede öğrenciler hem akademik bilgi birikimlerini geliştiriyor hem de sektörün gerçekleriyle tanışma fırsatı yakalıyorlar.

Milli Teknoloji Akademisi sadece teorik eğitimlerle sınırlı kalmayıp öğrencilere staj ve mentörlük imkanı da sunarak onları geleceğe hazırlıyor. Sektörün önde gelen firmalarında staj yapma fırsatı bulan gençler teorik bilgilerini pratiğe dökerek, gerçek iş deneyimi kazanıyorlar.

Ayrıca alanında uzman kişilerden mentörlük desteği alarak kariyer hedefleri doğrultusunda kendilerini geliştirme imkanı buluyorlar. Bu sayede öğrenciler mezun olduktan sonra sektöre daha donanımlı bir şekilde adım atıyorlar.

Milli Teknoloji Akademisi’nin sunduğu bu programlar sadece gençlerin kariyerlerine değil, aynı zamanda ülkemizin teknolojik gelişimine de büyük katkı sağlayacak. Zira Türkiye’nin teknolojide lider ülkeler arasında yer alması için genç yeteneklerin bu fırsatı değerlendirmesi ve geleceğin teknolojilerini şekillendirmede aktif rol alması büyük önem taşıyor.

Bu değerli fırsattan yararlanmak isteyen gençlerin Türkiye, KKTC veya yurt dışındaki bir üniversitede öğrenci olmaları ve 4.00 üzerinden en az 2.00 not ortalamasına sahip olmaları gerekiyor. Lisans ve ön lisans öğrencilerinin yanı sıra, yurt dışında yüksek lisans veya doktora eğitimine devam eden Türk Vatandaşı veya Mavi Kart sahibi öğrenciler de programa başvurabiliyorlar. Son başvuru tarihi ise 16 Eylül 2024. Detaylı bilgi ve başvuru için milliteknolojiakademisi.gov.tr adresini ziyaret edebilirler.

Yerli bulut girişimi Vagon ile Unity arasında dev işbirliği!

0

Türk girişimi Vagon, bulut bilişim alanındaki çözümünü Unity ile entegre etti. Bu iş birliği çerçevesinde, Vagon’un Vagon Streams adlı ürünü artık Unity Editor için mevcut yerel uygulama eklentileri arasında yer alıyor. İşte konu hakkındaki en önemli detaylar…

Vagon ile Unity önemli bir işbirliğine imza attı

Kaliforniya merkezli Vagon, donanım kısıtlamalarını ortadan kaldırarak herkesin zengin ve sürükleyici deneyimlere ulaşmasını sağlama hedefiyle Unity ile ortaklık kurdu. Bu iş birliği, Vagon’u Unity’nin resmi çözüm sağlayıcılarından biri yaparak Sony ve Metamask gibi önemli isimlerle birlikte konumlandırıyor.

Türk girişimi ile Unity arasında oldukça önemli bir işbirliğine imza atıldı. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Vagon Streams, geliştiricilere oyunlar, mimari görselleştirme projeleri, sanal dünyalar ve araç yapılandırıcıları gibi grafik uygulamalarını RTX özellikli NVIDIA GPU’larıyla dünya çapında interaktif bir şekilde yayınlama imkanı sunuyor. NVIDIA ile olan mevcut iş birliği, en son donanımları geliştiriciler için erişilebilir kılarak mobil cihazlardan düşük donanım gücüne sahip bilgisayarlara kadar tüm cihazlarda yüksek performanslı görsel kalite sağlıyor.

Unity eğitimi ile kendi oyun projenizi hayata geçirin!

Unity geliştiricileri, şirketin eklentisine Unity Asset Store üzerinden ulaşabilir ve yerli şirketin teknik uzmanlarıyla bir demo rezervasyonu yaparak daha fazla bilgi alabilirler. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Lütfen görüşlerinizi aşağıda bizimle paylaşmaktan çekinmeyin. Merakla bekliyoruz!

Workup Gaming Programı’na 2. dönem başvurular başladı

2017 yılından bu yana aralıksız sürdürülen Workup Girişimcilik Programı ile startupları destekleyen Türkiye İş Bankası, farklı dikeylerdeki girişimcilik programları ile ekosistemde özel olarak odaklanılacak alanlara katkı vermeye devam ediyor. Ülkemizin global rekabette avantaj elde ettiği bir dikey olan oyun teknolojileri alanında, oyun geliştiren startupları hızlandırmak ve ölçeklendirmek amacıyla oluşturulan Workup Gaming Programı’nın 2. dönemi için başvurular başladı.

INVEXEN hızlandırıcı partnerliğinde gerçekleşecek yeni dönemde startuplara oyun teknolojileri alanında eğitimler, iş geliştirme desteği, yatırımcılarla bir araya gelme ve yayıncılarla buluşma desteği sunulacak.

Programın hızlandırma partneri INVEXEN, kurumsal şirketleri girişimcilik ekosistemine entegre edecek hızlandırma ve kurum içi girişimcilik programlarını yönetmenin yanı sıra fon yönetimi ve danışmanlığı hizmetleri de sunuyor.

Ayrıca, programın yatırımcı paydaşları arasında Avrupa, Orta Asya ve Türkiye’de oyun yatırımları yapan Türkiye’nin en aktif oyun yatırım fonu WePlay Ventures ve yine Orta Asya, Doğu Avrupa ve Türkiye’de yatırımlar yapan DOMiNO Ventures da yer alıyor.

Oyun girişimcilerine geniş kapsamlı destek

Workup Gaming Programı

Oyun girişimciliği alanında önemli bir etki yaratmayı hedefleyen Workup Gaming, seçilecek girişimlere yazılım, sanat ve tasarım eğitimleri, iş geliştirme eğitimleri, birebir mentorluk desteğiyle yatırım süreçlerine hazırlık, etkinliklere katılım ve uluslararası yatırımcı ve yayıncılara erişim gibi birçok imkân sağlıyor.

Global büyüme odağı ile hazırlanan program, Türkiye’deki oyun girişimlerinin büyümesini ve başarısını hızlandırmak için tasarlanmış benzersiz kaynaklar sunuyor.

İlk döneminde 10 girişimin mezun olduğu Workup Gaming Programı’nın 2. dönemi için başvurular, 15 Eylül’e kadar https://www.workup.ist/workup-gaming üzerinden yapılabiliyor.

Çinli hackerlar, Versa Director’daki açık üzerinden ABD’li internet sağlayıcıları hedef aldı!

Black Lotus Labs’ın araştırmasına göre, Volt Typhoon olarak bilinen bu grup, internet sağlayıcıları ve yönetilen hizmet sağlayıcıları tarafından kullanılan Versa Networks’ün Versa Director yazılımındaki bir zero-day (sıfırıncı gün) açığını istismar etti.

Zero-day açığı, yazılım üreticisinin bu güvenlik açığından haberdar olmadan önce saldırıya uğradığı anlamına gelir ve bu da hackerlar için önemli bir avantaj sağlar. Versa Director, ağ yapılandırmalarını yönetmek için kullanılan bir yazılımdır ve bu da onu hackerlar için kritik ve cazip bir hedef haline getirir.

Volt Typhoon grubu, özellikle iletişim ve telekom ağları gibi kritik altyapıları hedef alıyor. Uzmanlara göre, bu grup, ABD’nin Tayvan’a yönelik olası bir askeri müdahalesini engellemeyi amaçlıyor.

Hedef, başka ağlara geçiş için bir anahtar sağlamaktı

Black Lotus Labs’ın araştırmacıları, hackerların hedefinin, kurbanların kimlik bilgilerini çalarak bu bilgileri başka ağlara sızmak için kullanmak olduğunu belirtti. Hackerlar, Versa sunucularını, diğer ağlara geçiş noktası olarak kullanmak amacıyla hedef aldı.

Araştırmayı yürüten güvenlik uzmanı Mike Horka’ya göre, bu saldırılar sadece telekom sektörünü değil, aynı zamanda yönetilen hizmet sağlayıcıları ve internet servis sağlayıcılarını da etkiledi. Horka, ABD’de iki internet sağlayıcısı, bir yönetilen hizmet sağlayıcısı ve bir BT sağlayıcısı olmak üzere dört kurbanın ve Hindistan’da bir internet sağlayıcısının bu saldırıdan etkilendiğini tespit etti.

Versa Networks, açığın tespit edilmesinin ardından acil bir yama yayınladığını ve sorunun giderildiğini açıkladı. Versa’nın Pazarlama Müdürü Dan Maier, Haziran ayı sonunda kendilerine bildirilen bu açığın ardından hızlıca bir yama geliştirildiğini belirtti.

Ayrıca, ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), bu zero-day açığını bilinen güvenlik açıkları listesine ekledi ve federal kuruluşlar için önemli bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Meta, veri merkezlerini jeotermal enerjiye yaptığı yatırımlarla destekleyecek!

Bu iş birliği, Meta’nın karbon ayak izini azaltma çabalarına katkı sağlamak amacıyla Sage Geosystems’in sağladığı jeotermal enerjiyi kullanacak. Facebook’un ana şirketi olan Meta, bu projenin, jeotermal enerjinin daha önce kullanılamadığı bölgelerde devreye alınacak bir ilk olduğunu belirtti.

Proje, Meta’nın veri merkezi büyümesini desteklemek için 150 MW’a kadar yeni jeotermal enerji üretmeyi hedefliyor ve ilk aşamanın 2027 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor. Anlaşmanın finansal detayları açıklanmadı, ancak Meta’nın mevcut yenilenebilir enerji projelerine kıyasla bu küçük bir program olarak görülüyor.

Meta, toplamda 12.000 MW’dan fazla yenilenebilir enerji için anlaşma imzaladığını ve kendisini dünya genelinde en büyük kurumsal yenilenebilir enerji alıcılarından biri olarak tanımlıyor.

Bakanlık, teknolojiye yönelik altı farklı projeye 21 milyon dolar destek sağlayacak

Meta ve Sage Geosystems arasındaki anlaşma, ABD Enerji Bakanlığı’nın Washington’da düzenlediği jeotermal enerji zirvesinde duyuruldu. Bakanlık, teknolojiye yönelik altı farklı projeye 31 milyon dolara kadar fon sağlayacağını açıkladı. Ancak, Meta ve Sage Geosystems’in çalışması şu an için hükümetten herhangi bir mali destek almayacak.

Houston merkezli Sage Geosystems, bu anlaşmanın, ABD genelinde ve dünya çapında jeotermal enerjinin uygulanabilir bir yenilenebilir enerji kaynağı olarak potansiyelini gösterdiğini belirtti. Şirket, kendi patentli jeotermal sistem teknolojisinin jeotermal enerjiyi neredeyse her yerde erişilebilir kıldığını iddia ediyor. Geleneksel olarak California, Nevada ve Utah’ta kullanılan jeotermal enerji, Sage’in teknolojisi sayesinde daha geniş bir coğrafyada kullanılabilir hale geliyor.

Meta çalışanı

Meta, bu projeyi, tesislerini desteklemek ve daha temiz ve güvenilir bir enerji ağına geçişi hızlandırmak için yaptığı yatırımlar arasında gösteriyor. Şirket, bu proje ile yenilikçi ve sürdürülebilir enerji çözümlerine olan ihtiyacı vurguluyor.

ABD Enerji Bakanı Jennifer M. Granholm, jeotermal enerjinin kullanımının genişletilmesinin, ABD’nin temiz enerji devriminde ileriye doğru ilerlemesine olanak sağlayacağını belirtti.

Jeotermal enerji, ABD genelinde şu anda yaklaşık dört gigawatt elektrik üretiyor. Ancak, yeni nesil jeotermal sistemlerin 2050 yılına kadar ABD enerji ağına en az 90 gigawatt güç sağlayabileceği öngörülüyor. Bu da yaklaşık 65 milyon eve yetecek kadar enerji anlamına geliyor.

Melek yatırımcılar için hızlandırma programı!

Girişim hızlandırma programı ve Koç Üniversitesi’nin Girişimcilik Merkezi KWORKS, Erken aşama girişimlere yapılan yatırımlarla ekosistemin gelişimine katkıda bulunmak, yüksek getirili alternatif yatırım fırsatlarını değerlendirmek ve başarı hikayelerinin paydaşı olmak isteyen, yüksek net değerli yatırımcıları, seri girişimcileri, üst düzey yöneticileri ve emekliyöneticileri hedefleyen, KWORKS Angel Investor Accelerator hızlandırma programını duyurdu. 

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Koç Üniversitesi Girişimcilik Merkezi KWORKS Direktörü Dr. Mahmut N. Özdemir, “Girişim yatırımcılığı, doğru yapıldığı zaman hem yatırımcısına hem de girişimlere önemli kazançlar sağlayan bir yatırım yöntemi olarak, konvansiyel yatırım yöntemlerine önemli bir alternatif oluyor. Türkiye’de melek yatırımcı olmaya uygun çok kişi olmasına rağmen, belli başlı ağlardaki melekler dışında melek yatırımcı sayımızda istikrarlı bir artış yakalayamadık. Onlarca girişime iş fikrini hayata geçirme sürecinde destek olan KWORKS olarak, KWORKS Angel Investor Accelerator programımızla bu kez melek yatırımcılık metodolojisinin akademik ve uygulamalı hızlandırma programını sunuyoruz” dedi.

Koç Üniversitesi Girişimcilik Merkezi KWORKS Direktörü Dr. Mahmut N. Özdemir,
Koç Üniversitesi Girişimcilik Merkezi KWORKS Direktörü Dr. Mahmut N. Özdemir

Türkiye en çok tohum öncesi yatırım yapılan ikinci ülke

Startups.watch’un yayımladığı 2024 ilk yarı raporu, TÜBİTAK BiGG fonu yatırımlarıyla birlikte, Türkiye’nin Avrupa’da en çok tohum öncesi yatırım turu gerçekleştirilen ikinci ülke olduğunu gösterdi. Bu dönemde 142 turda yapılan yatırımın büyüklüğü 7 milyon dolar olarak ölçüldü. Rapora göre ülkemizde 26 melek yatırımcı ağı ve bakanlık tarafından akredite 576 aktif yatırımcı olduğunu kaydeden Dr. Mahmut N. Özdemir, “Eylül ayından itibaren yüksek net değerli bireylerin, üst düzey yöneticilerin, seri girişimcilerin, emekli yöneticilerin ve melek yatırımcı olarak ekosisteme dahil olmak isteyen diğer kişilerin başvurularını toplayacağız. Melek yatırımcı hızlandırma programına seçilen katılımcılar, bir ay boyunca eğitimlere, seminerlere katılacak; simülasyon deneyimleriyle alıştırma ve vaka çalışmaları yapacak. Ayrıca yatırımcı adayları KWORKS girişimleriyle tanışma ve görüşme imkanı bulacak. Süreç sonunda demo günü ve networking etkinliğiyle, hem girişimlerin hem de yatırımcıların yararlandığı uçtan uca bir programı tamamlamış olacağız” diye konuştu. 

Güçlü bir yatırım ekosistemi gerekiyor

KWORKS – Koç Üniversitesi Girişimcilik Merkezi’nin hızlandırma programlarından mezun girişimlerden 35’ten fazlasının yatırım turu süreçlerinde olan, 6 yıl içinde KWORKS’ün girişim yatırımları portföy değerini 100 milyon dolara çıkaran, Koç Üniversitesi’ndeki 14 yıllık akademik ve idari kariyerinde Strategic Entrepreneurship Journal ve Strategic Management Journal gibi akademik dergilerde bilimsel yayınları olan Dr. Mahmut N. Özdemir, değerlendirmelerine şu cümlelerle devam etti: 

“Türkiye’den başarılı teknoloji girişimleri çıkarabilmek için yatırım ekosistemimizin de güçlü olması gerekiyor. Nasdaq’da en iyi performans gösteren teknoloji şirketlerinin neredeyse hepsi, kuruluş aşamasında melek yatırımcılar tarafından desteklenmiş. KWORKS olarak hızlandırma programımızla ekosisteme kazandıracağımız yeni melek yatırımcılar, eğitimin sonunda sağlam yatırım kararları alabilmek için bir yatırım tezine sahip olacak. Kanıtlanmış metodolojileri kullanarak bir girişimin yatırım ve pazar potansiyelini hesaplayan, gelecek vaat eden erken aşama girişimleri nasıl belirlemeleri gerektiğini öğrenen yatırımcılar, KWORKS girişimlerini tanıyarak ilk yatırımlarıyla ekosisteme hızlı bir giriş yapma şansı da bulacak” ifadelerini kullandı. 

Kurumsal yatırımcılara özel içerikler

2015’ten bu yana Şişli yerleşkesinde girişimcilere yol gösterici destekler sunan KWORKS – Koç Üniversitesi Girişimcilik Merkezi tarafından, KWORKS Direktörü Dr. Mahmut N. Özdemir’in sunumuyla gerçekleştirilecek hızlandırma programı için başvurular, eylül ayında başlayacak. 20 katılımcının seçileceği hızlandırma programı bireysel yatırımcı adaylarını hedeflese de, kurumsal yatırımcıların ilgisine göre özel içerikler de hazırlanacak. 

Program sonunda katılımcıların teknoloji girişimlerinin neye benzediğini, bir teknoloji girişimine yatırım yaparken nelere dikkat edilmesi gerektiğini, değerleme sürecinin ve sözleşme müzakerelerinin inceliklerini öğreneceklerini belirten Dr. Mahmut N. Özdemir, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “KWORKS olarak imza attığımız KWORKS Angels hızlandırma programı sürdürülebilir ve ölçeklenebilir teknoloji girişimlerinin yatırımcı ağını genişletirken, yatırım iştahına sahip yüksek net değerli melek yatırımcıları da ekosisteme dahil edecek. Günün sonunda tüm paydaşlar için ortak değer oluşturulacak. Melek yatırımcılığa ilgi duyan herkesi KWORKS’u takip etmeye ve melek yatırımcı hızlandırma programımıza başvurmaya davet ediyoruz.”

Tekne kiralama platformu Viravira, 4. yatırım turunu tamamladı

2016 yılında kurulan ve tekne sahipleri ile tekne kiralamak isteyenleri bir araya getirerek güvenli ve kolay rezervasyon deneyimi sunmayı hedefleyen Türkiye’nin ilk ve tek yüzde yüz online tekne kiralama platformu viravira.co, yeni yatırım turunu başarıyla tamamladı. viravira.co’nun 4. yatırım turuna ABD merkezli yatırım network’ü Sharks & Partners yatırımcılarından Mehmet Çelikol, Trio Deniz Yönetim Kurulu ve Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Başkanı Murat Bekiroğlu ve Garanti BBVA Mortgage eski CEO’su Erhan Şatana gibi isimler katıldı.

Yatırımla ilgili açıklamalarda bulunan viravira.co Kurucu Ortağı ve CEO’su Baran Yıldırım şunları söyledi: “4. yatırım turumuzu başarıyla tamamladık. İlk turumuzu 2019 yılında gerçekleştirmiştik. 2020 yılında mevcut ortaklarımızla devam yatırımı yaptık. Üçüncü turda ise LEAP Investment öncülüğünde yatırım aldık. Son olarak, gerçekleştirdiğimiz Seri A öncesi köprü yatırım turunu ise Sharks & Partners’ın liderliğinde başarıyla tamamladık. viravira.co istikrarlı bir şekilde her yıl tüm metriklerinde büyüme kaydetti. Geçtiğimiz günlerde önemli bir eşiği daha aştık ve Türkiye’deki kayıtlı kullanıcı sayımızı 75.000 seviyesinin üzerine çıkardık. Bu istikrarlı büyüme 4 yatırım turunu başarıyla tamamlamamızı sağladı. Bu turda aramıza katılan yatırımcılarla e-ticaret ve yat turizmi sektörüne ilişkin know-how’ımızı daha da artırdık ve önümüzdeki sene yapmayı planladığımız Seri A yatırım turumuz için network’ümüzü daha da genişlettik.”

Yeni yatırım yapa zeka dönüşümünde kullanılacak

Aldıkları bu yeni yatırımı halihazırda devam eden yapay zeka dönüşümünde kullanacaklarını belirten Yıldırım sözlerine şöyle devam etti: “Yapılan araştırmalar yapay zekanın en çok etki edeceği sektörler arasında turizm sektörünün de olduğunu gösteriyor. Turizm sektörü içerisinde ise modere edilen pazar yerleri / platformlarda yapay zekanın ciddi uygulamaları var. Yapay zeka özellikle moderasyon sürecindeki tüm sürtünmeleri ortadan kaldırarak üye işyerleri ve misafirler arasındaki kesintisiz iletişimin önünü açıyor. Aynı zamanda çoklu dil desteği ve içerik yönetim süreçlerini çok kolaylaştırıyor ve buralardaki yüksek maliyetleri ciddi anlamda azaltıyor. Böylelikle farklı pazarlarda çok ucuza yerelleşme imkanı sunuyor. Yapay zekanın etkin kullanımı ile hem dönüşüm oranımızı artırmaya, hem de uluslararası arenada büyümeye devam edeceğiz. Hedefimiz önümüzdeki 18 ay içerisinde dil desteği sayısını 7’den 30’un üzerine, ilan listelenen ülke sayısını 60’tan 100’e ve platformda kayıtlı tekne sayısını 12.000’den 25.000’e taşımak. Bizim için bir diğer önemli başlık da B2B satış kanalları. 2024 yılı başında Türkiye’nin en köklü turizm şirketlerinden Setur ile çalışmaya başladık. Artık Setur uygulaması ve websitesi üzerinden viravira.co ürünlerine erişilebiliyor. Yine 2024 yılı içerisinde, dünyanın en büyük kart şeması firmalarından Visa kullanıcılarına avantajlar da sunmaya başladık. Türkiye özelinde başlayan Visa iş birliği şu an ABD, Avrupa ve Körfez Bölgesi’ni de içerisine alacak şeilde genişletiliyor. Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin lider turizm şirketlerinden biriyle daha yapmış olduğumuz işbirliğimizi duyuracağız.”

Son dönemdeki en iyi yatırımlarımızdan

viravira.co yatırım turuna liderlik eden Sharks & Partners yatırımcısı Mehmet Çelikol ise şunları söyledi: “Sharks & Partners olarak yatırım kararlarımızda oldukça seçici davranıyor ve bu kararları geliştirdiğimiz algoritma ile tamamen analitik yöntemlerle gerçekleştiriyoruz. viravira.co oldukça yüksek bir puan alarak son dönemdeki en iyi yatırımlarımızdan. İş modelinin netliği, girişimcilerin deneyimi ve ekibin yüksek icra kabiliyeti en öne çıkan kıymetlerden. viravira.co’nun çok önemli bir global oyuncu olma yolundaki hamleleri de bizleri heyecanlandırıyor. Lüks olarak algılanan tekneciliğin viravira.co ile giderek daha erişilebilir olacağını ve yaygınlaşacağını öngörmekteyiz. Yat turizmi alanındaki ilk yatırımımız olduğu için de ayrıca mutluyuz. viravira.co ailesinin pruvası neta, dümeni viya, rüzgarı kolay olsun.”

viravira.co Hakkında

2016 yılında kurulan viravira.co ilan verenler ile son kullanıcıları bir araya getiren, Türkiye’nin yüzde yüz online, ilk ve tek tekne kiralama ve deniz deneyimleri platformudur. Yat kiralama sektörünü bir çatı altında toplayan, sektörün şeffaflaşması ve daha güvenli hale gelmesi konusunda da önemli adımlar atan firma, kurulduktan kısa süre sonra tekne sayısı, ciro ve trafik anlamında sektörün lider oyuncusu oldu. Akdeniz çanağı başta olmak üzere 60 ülke ve 1.400 farklı lokasyonda demirli 12 bin tekneyi portföyüne dahil eden viravira.co, bu ilanları Miles&Smiles, Turkcell Platinum ve Hopi gibi sadakat platformlarında, sosyal mecralarda ve arama motorlarında ön plana çıkarmaktadır. viravira.co, deniz turizmini, seyahat severler için önde gelen tatil seçeneği yapmak ve onların ilan sahipleri ile güvenli ve kolay bir şekilde iletişime geçebilmesi için çalışmalarını sürdürüyor.

Biden Yönetimi’nden EV şarj istasyonlarına dev hibe!

Yönetim, ABD’de şu anda halka açık olarak erişilebilen 192.000’den fazla şarj noktası bulunduğunu ve her hafta yaklaşık 1.000 yeni şarj cihazının hizmete girdiğini belirtti. 2021’in başlarında, Başkan Joe Biden göreve geldiğinde, bu sayı yaklaşık 100.000’di.

ABD’de elektrikli araçların benimsenmesindeki yavaş ilerleme genellikle yetersiz şarj altyapısına bağlanıyor. EV sahipleri, yapılan anketlerde seyrek bulunan şarj istasyonları veya arızalı ekipmanları en büyük sorunlar arasında gösteriyor. Ancak son yıllarda şarj deneyimi, çevrimiçi hale gelen binlerce yeni şarj cihazıyla birlikte iyileşme gösterdi.

Biden, 2030 yılına kadar 500.000 şarj cihazı kurma sözü vererek EV satışlarını artırmayı hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda, iki partili altyapı yasasında şarj altyapısını genişletmek için 7,5 milyar dolar ayrıldı. Ancak süreç yavaş ilerliyor; Mart ayında Washington Post, yönetimin Ulusal Elektrikli Araç Altyapısı (NEVI) programı kapsamında sadece yedi şarj istasyonunun 38 bağlantı noktasıyla açıldığını bildirdi.

30 eyalete 521 milyon dolarlık hibe verilecek

Bugün, yönetim 30 eyalete daha fazla şarj istasyonu kurulması için ek 521 milyon dolar hibe vereceğini duyurdu. Bu ödüller, ilk fonlama turunu kaçıran ve ikinci tur için yeniden başvuran eyalet programlarına verilecek. Elektrifikasyon Koalisyonu’na göre, fon alan projelerin çoğu, kırsal bölgeler, dezavantajlı topluluklar ve çok birimli konutlar için şarj erişimi yaratmaya odaklanıyor. Federal Karayolu İdaresi’ne göre, bu fonlama ABD genelinde “9.200’den fazla” yeni şarj noktası oluşturulmasına katkı sağlayacak.

Örnek olarak, California Ulaştırma Bakanlığı’na, 2.500 mil boyunca otoyollarda hem EV şarjı hem de hidrojen yakıt ikmali için 102 milyon dolar verilecek. Maryland Temiz Enerji Merkezi, kırsal, kentsel ve dezavantajlı topluluklarda EV şarjı için 33 milyon dolar alacak.

Bu yeni fon desteği, birçok otomobil üreticisinin, beklenenden yavaş seyreden EV satışları nedeniyle modelleri iptal etmesi veya zaman çizelgelerini uzatmasıyla birlikte geliyor. Elektrikli araç satışları hâlâ artış gösterse de, uygun fiyatlı modellerin eksikliği ve devam eden şarj sorunları, büyümeyi yavaşlatmaya devam ediyor.

OpenAI 100 milyar dolar değerleme üzerinden yatırım almaya hazırlanıyor

ChatGPT’nin arkasındaki dev teknoloji firması OpenAI, 100 milyar doları aşan bir değerleme ile yeni bir yatırım turuna girmeye hazırlanıyor. Bu devasa değerleme, OpenAI’nin önceki 86 milyar dolarlık değerlemesini gölgede bırakıyor ve şirketi, tarihin en yüksek değerlemeye sahip yapay zeka girişimi yapacak.

Thrive Capital, OpenAI’nin önceki destekçilerinden biri olarak bu yatırım turuna öncülük edecek ve yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yapacak. Microsoft’un da bu turda yer alması bekleniyor. Microsoft’un dışında hangi firmaların bu tura katılacağı belirsizliğini koruyor. OpenAI’nin diğer mevcut destekçileri arasında Khosla Ventures, Infosys ve Y Combinator bulunuyor.

Bu finansman, OpenAI’nin Ocak 2023’te Microsoft’tan aldığı neredeyse 10 milyar dolarlık yatırımın ardından en büyük dış kaynak enjeksiyonu olacak.

OpenAI‘nin bu paraya ihtiyacı var. WSJ’nin raporuna göre, şirketin yıllık geliri bu yılın başlarında 3,4 milyar doları aştı. Ancak, The Information’ın bildirdiğine göre, OpenAI bu yıl sonunda neredeyse 5 milyar dolar zarar etmeye hazırlanıyor ve şirket, yapay zeka eğitimi ve personel giderleri için şimdiye kadar 8,5 milyar dolar harcadı.

Samsung SDI ile GM, elektrikli araçlar için pil fabrikası kuruyor

0

Güney Kore merkezli pil ve elektronik malzeme üreticisi Samsung SDI, General Motors (GM) ile birlikte 3.5 milyar dolarlık bir elektrikli araç pil fabrikası kurma planını duyurdu. İşte konu hakkındaki en önemli ayrıntılar…

Samsung SDI ile GM, önemli bir işbirliğine imza atıyor

Samsung SDI ve General Motors, 2023 yılının Nisan ayında duyurdukları anlaşmayı bugün itibariyle sonuçlandırdılar. Ortaklaşa kurulacak fabrika, ABD’nin Indiana eyaletinde yer alacak ve 2027 yılında üretime başlaması hedefleniyor. Fabrikanın ilk yıllık üretim kapasitesi 27 gigawatt saat (GWh) olacak, ancak genişleme planları çerçevesinde bu kapasitenin 30 gigawatt saate çıkarılması öngörülüyor.

Samsung SDI ile GM, önemli bir işbirliğine imza attı

GM Pil Hücresi ve Paketi Başkan Yardımcısı Kurt Kelty, Samsung SDI CEO’suyla birlikte pil ortak girişimini tamamlamak için bir araya geldiklerini belirtti. Kelty, “Fabrika, prizmatik hücreler üreterek 36 GWh’ye kadar genişleme kapasitesine sahip olacak. Bu pil teknolojisi portföyümüze eklenecek ve performansımızı artırmamıza ve maliyetleri düşürmemize yardımcı olacak.” şeklinde konuştu.

Samsung’un yeni Bixby asistanı, ev aletlerini akıllı hale getiriyor

Samsung SDI hisseleri sabah işlemlerinde %3.2 oranında bir artış gösterdi. ABD’li General Motors, Indiana’daki fabrikasında hem nikel açısından zengin prizmatik hücreler hem de silindirik hücreler üretmeye yönelik üretim hatlarına sahip olmayı planlıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Lütfen düşüncelerinizi bizimle paylaşmaktan çekinmeyin. Görüşleriniz bizim için çok değerli.

Google’ın yapay zeka birimi DeepMind, askeri kullanımlara karşı çıktı

Google’ın yapay zeka araştırma birimi olan DeepMind‘ın yaklaşık 200 çalışanı, şirketin askeri müşterilere yapay zeka teknolojisi sağlamayı durdurmasını talep etti. Çalışanlar, bu yılın başlarında Google’ın üst yönetimine bir mektup göndererek, yapay zekanın zararlı veya savaş amaçlı uygulamalarda kullanılmasına dair endişelerini dile getirdi. Ancak, yöneticilerin bu endişeleri henüz yanıtlamadığı ve gidermediği bildiriliyor. DeepMind askeri kullanımlara karşı çıktığını belirtti.

Mektubu imzalayan çalışanlar, DeepMind’ın toplam iş gücünün yaklaşık %5’ini oluşturuyor. Bu oran küçük görünse de, Google çalışanları arasında yapay zekanın askeri amaçlarla kullanılmasına yönelik artan bir kaygıyı temsil ediyor. DeepMind askeri kullanımlara dair endişeler büyüyor. Google’ın yapay zeka ilkeleri, teknolojinin potansiyeli konusunda iyimserlik sunarken, zarar verme olasılığı olan veya zarar verme ihtimali bulunan uygulamalardan kaçınılacağını açıkça belirtiyor. Bu ilkeler, doğrudan veya dolaylı olarak yaralanmaya neden olacak silahların veya diğer teknolojilerin geliştirilmesini ve uluslararası anlaşmaları ihlal eden gözetim uygulamaları için yapay zeka çözümlerini yasaklıyor.

Project Nimbus ve askeri iş birlikleri

DeepMind çalışanlarının mektubu, Google’ın son dönemdeki askeri kuruluşlarla olan iş birliklerini eleştiriyor. Özellikle, Google’ın İsrail Savunma Bakanlığı ile “Project Nimbus” adlı iş birliği kapsamında yürüttüğü iddia edilen ilişkiler dikkat çekiyor. Project Nimbus kapsamında Google’ın, İsrail ordusuna bulut bilişim yetenekleri ve yapay zeka hizmetleri sağladığı iddia ediliyor. Mektupta, İsrail’in Gazze’deki saldırılarda hedef belirlemek için yapay zeka kullandığına dair suçlamalara da yer veriliyor. DeepMind askeri kullanımlara yönelik endişeleri desteklediğini belirtti.

Google’ın yanıtı ve tepkiler

Resmi olarak, Google Project Nimbus‘un askeri iş yükleri, silahlar veya istihbarat servisleri ile bağlantısı olmadığını belirtti. Ancak bazı kaynaklar, bu açıklamanın “öylesine belirsiz ki, ne anlama geldiğini kimse bilmiyor” şeklinde yorumladı. Google’ın askeri yapay zeka teknolojileri üzerindeki çalışmaları, şirketin kendi etik ilkeleriyle çeliştiği ve çalışanlar arasında giderek artan bir endişeye neden olduğu için tartışmaların odağında yer alıyor. Özetle, DeepMind askeri kullanımlara yönelik politikaların değiştirilmesini talep etti.

Lityum üretiminde çevre dostu ve ekonomik yöntem geliştirildi

Elektrikli araçların ve diğer yenilenebilir enerji teknolojilerinin çevre dostu olduğu sıkça vurgulansa da, lityum üretiminin çevresel etkileri göz ardı edilemez. Ancak, Stanford Üniversitesi’nden bilim insanları, bu soruna çözüm olabilecek devrim niteliğinde bir yöntem geliştirdi. Yeni yöntem, lityum üretimini yüzde 50 daha ucuz ve çevre dostuhale getiriyor.

Geleneksel lityum çıkarma yöntemleri büyük miktarda su, enerji ve arazi kullanırken, çevresel etkileri de beraberinde getiriyor. Şili ve Bolivya gibi lityum açısından zengin bölgelerde yapılan çıkarma işlemleri, genellikle geniş buharlaşma havuzlarını ve uzun süreçleri gerektiriyor. Bu yöntemlerle bir ton lityum çıkarmanın maliyeti yaklaşık 9.100 dolar. Ayrıca, büyük miktarda su kullanımı çevresel riskler doğuruyor.

Stanford Üniversitesi’nden malzeme bilimi ve mühendislik profesörü Yi Cui’nin liderliğindeki araştırma ekibi, “redoks-çift elektrodiyalizi” (RCE) adı verilen yeni bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem, lityumu düşük konsantrasyonlu sudan katı hal elektrolit membranından geçirerek yüksek konsantrasyonlu bir çözeltiye taşır ve bu süreçte elektrik kullanır. RCE yöntemi, mevcut yöntemlerden on kat daha az elektrik tüketirken, lityum seçiciliğinde neredeyse yüzde 100 verimliliksağlıyor. Ayrıca, maliyetler 3.500 ila 4.400 dolar aralığına düşürülüyor ve büyük buharlaşma havuzlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırarak çevresel etkileri azaltıyor.

Yeni teknolojinin, hızla artan lityum talebini karşılayıp karşılayamayacağı, ölçeklenip ölçeklenemeyeceği ve deniz suyu gibi alternatif kaynaklardan uygulanabilirliği ise henüz belirsiz. Ancak, RCE yöntemi, lityum çıkarımında büyük bir değişim potansiyeline sahip ve bu alandaki en umut verici yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.

Güney Kore, elektrikli araçlar için yeni bir zorunluluk getiriyor!

0

Güney Kore, elektrikli araçlar için yeni bir “batarya sertifikası” zorunluluğu getiriyor. Bu karar, ülkede yaşanan bir Mercedes EQE yangını sonrası alınmış olsa da, hangi batarya markalarının yangın riski taşıdığına dair kesin verilerin olmaması nedeniyle etkinliği konusunda endişeler bulunuyor.

Güney Kore, elektrik araçlar konusunda önemli bir adım atıyor

Geçtiğimiz haftalarda Güney Kore’de bir apartmanın kapalı otoparkında bulunan bir Mercedes EQE elektrikli araç alev aldı ve bu olayda 140 araç zarar gördü, 1600 hanede elektrik ve su kesintisi yaşandı. Bu üzücü olayın ardından hükümet, elektrikli araçlara yönelik denetimleri artırma kararı aldı.

Bu çerçevede, batarya üreticilerinin tedarikçilerini açıklamaları ve yeni bir batarya sertifikasyon programı başlatmaları zorunlu hale gelecek. Bu düzenlemenin 2025’in Şubat ayında yürürlüğe girmesi planlanmıştı, ancak bu yılın Ekim ayında uygulanmaya başlanacak. Üreticiler, ürünlerinin yerel güvenlik standartlarına uygunluğunu doğrulamak için Ulaştırma Bakanlığı’ndan onay almak zorunda kalacak. Bu süreç daha önce isteğe bağlıydı.

güney kore elektrikli

Ayrıca, üreticiler bataryalarının menşei hakkında bilgi vermek zorunda olacak. Ancak endüstri kaynaklarına göre, yerel batarya üreticileri bu düzenlemeye karşı çıkmadı, ancak bataryaların elektrikli araç yangınlarının sebebi olarak hemen suçlanmaması gerektiğini belirttiler. Hangi batarya markalarının daha fazla yangın riski taşıdığına dair kesin verilerin olmaması nedeniyle, bu bilgilendirmenin tüketicilere yardımcı olup olmayacağı konusunda endişeler mevcut.

Kore JoongAng Daily, elektrikli araç güvenliğini artırmak için daha fazla önlem alınacağını bildiriyor. 2024 sonuna kadar, aşırı ısınmayı önleyen akıllı şarj cihazlarının sayısının 90 bine çıkarılacağı belirtiliyor. Ayrıca, yer altı otoparklarına yeni ıslak borulu sprinkler sistemlerinin kurulması gerekecek.

Kanada, Çinli elektrikli araçlara %100 gümrük vergisi uygulayacak

Geçen hafta, bataryası %90’ın üzerinde dolu olan elektrikli araçların yer altı otoparklarına girişinin engellenmesine dair kurallar hazırlandı. Ayrıca, Seul’deki hızlı şarj istasyonlarının da bir elektrikli aracı %80 kapasitenin üzerinde şarj etmesini engelleyecek şekilde düzenlenebileceği belirtiliyor.

Yapay zeka su baskını tespiti yapıyor

0

Rice mühendislerinin yeni yapay zeka sistemi, yollarda gerçek zamanlı su baskını tespitini geliştiriyor. OpenSafe Fusion, hızla değişen yol koşullarını algılamak için mevcut bireysel raporlama mekanizmalarından ve kamusal veri kaynaklarından yararlanıyor.

Yapay zeka su baskını ile mücadele ediyor

ABD’de sel kaynaklı ölümlerin başlıca nedeni yol kazaları olmasına rağmen, yeterli sel raporlama araçlarının bulunmaması yol koşullarının gerçek zamanlı olarak değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Trafik kameraları, su seviyesi sensörleri ve sosyal medya verileri gibi mevcut araçlar su baskınlarının gözlemlenmesini sağlayabilir. Ancak, bunlar genellikle öncelikli olarak yollardaki su baskını koşullarını algılamak için tasarlanmamıştır ve birlikte çalışmazlar.

Sensörlerden oluşan bir ağ, sel seviyelerine ilişkin farkındalığı artırabilir, ancak bunları büyük ölçekte işletmek maliyetlidir. Rice Üniversitesi mühendisleri bu soruna olası bir çözüm geliştirdiler: OpenSafe Fusion adı verilen otomatik bir veri birleştirme çerçevesi. Veri Füzyonu Kullanılarak Hareketlilik için Açık Kaynaklı Durumsal Farkındalık Çerçevesi’nin kısaltması olan OpenSafe Fusion, giderek daha sık görülen kentsel sel olayları sırasında hızla değişen yol koşullarını algılamak için mevcut bireysel raporlama mekanizmalarından ve kamuya açık veri kaynaklarından yararlanır.

Rice’ın Stanley C. Moore Mühendislik Profesörü ve İnşaat ve Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Jamie Padgett, inşaat ve çevre mühendisliği alanında doktora sonrası araştırmacı olan Pranavesh Panakkal ile birlikte, Reliability Engineering & System Safety dergisinde yayınlanan ” Yollarda daha fazla göz: Kamuya açık veri kaynaklarından alınan gerçek zamanlı gözlemleri birleştirerek su basmış yolları algılama ” başlıklı araştırma çalışmalarında otomatik veri sistemi için kapsamlı bir çerçeve geliştirmeden önce Houston’daki dokuz kaynaktan gelen verileri analiz etti.

Padgett, “Su basmış yolları doğrudan gözlemleyen kaynaklar sınırlı olsa da, kent merkezleri su baskınlarını veya yol koşullarını doğrudan veya dolaylı olarak gözlemleyen kaynaklarla dolu” dedi. Padgett ve Panakkal, gerçek zamanlı kaynaklardan gelen bilgileri birleştiren otomatik bir sistemin, yeni sensörlere önemli bir yatırım yapmadan sel durum farkındalığında devrim yaratabileceği hipotezini ortaya attılar.