6G teknolojisi, sağlığa zarar mı veriyor?

0

Bilim insanları, 6G teknolojisinin erkek üreme sağlığına olumsuz etkileri olabileceğini ortaya koydu. Çin’in Askeri Tıp Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, 6G’nin terahertz frekanslarındaki radyasyonunun erkek üreme sağlığı üzerinde potansiyel zararları bulunuyor. Çalışma kapsamında, erkek fareler düşük seviyelerde terahertz radyasyonuna maruz bırakıldı ve bunun üreme sağlığına risk teşkil edebileceği görüldü. Araştırmacılar, testis dokusuna zarar verme eşiğinin santimetrekare başına 115 ila 318 mikrowatt arasında olduğunu saptadı; bu değer, Çin’in santimetrekare başına 40 mikrowatt güvenlik standardını aşmaktadır. Farklı ülkelerin elektromanyetik radyasyon sınır değerleri değişiklik göstermekte; örneğin Japonya santimetrekare başına 600 mikrowatta kadar izin verirken, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde bu değer 450 mikrowatt seviyesindedir.

6G teknolojisi, sağlığa zarar veriyor olabilir!

Çalışmada, erkek farelerin üreme organları üzerinde terahertz radyasyonunun etkileri incelendi. Bu fareler yalnızca 5 dakika terahertz radyasyonuna maruz bırakıldığında, ciltlerinde anında iltihaplanma belirtileri ortaya çıktı, ancak testislerde ilk bakışta bir etkilenme gözlemlenmedi. Ancak daha detaylı incelemeler, radyasyona bağlı olarak testislerde iltihaplanma belirtilerinin geliştiğini ve beyaz madde artışının oluştuğunu gösterdi. Araştırmacılar, radyasyonun kan dolaşımı yoluyla iç üreme organlarına iltihap taşıyan yeni bir yol açmış olabileceğini düşünüyor. Ayrıca, sperm fonksiyonlarını ve doğurganlığı etkileyebilecek genetik değişiklikler de gözlemlendi. Buna karşın, sperm hareketliliği başlangıçta normal görünmekteydi.

6G teknolojisi, sağlığa zarar veriyor olabilir!
6G teknolojisi, sağlığa zarar veriyor olabilir!

Çalışma sonuçları, radyasyonun yol açtığı iltihaplanma ve genetik hasarın farelerin vücudunda geçici olduğunu ve iyileşmenin mümkün olabileceğini gösterse de, uzun vadeli etkiler belirsizliğini koruyor. Araştırmacılar, terahertz radyasyonuna sürekli maruz kalmanın sağlık üzerindeki uzun vadeli etkilerini değerlendirecek yeni çalışmalar yapmayı planlamaktadır.

6G teknolojisi, saniyede 1 terabit gibi yüksek hızlara ulaşarak 5G’den çok daha hızlı veri iletimi sunma potansiyeline sahip. Bu hızlardan faydalanan terahertz teknolojisinin askeri uygulamalar başta olmak üzere birçok alanda kullanılması bekleniyor. ABD Hava Kuvvetleri, yüksek irtifalı uçaklar için terahertz tabanlı yüksek hızlı iletişim sistemlerini geliştirirken, Çin de terahertz radarlarını gelişmiş denizaltı tespiti gibi alanlarda kullanmak için çalışmalar yürütüyor.

İngiltere’nin en eski uydusu Skynet-1A yer değiştirdi

İngiltere’nin en eski askeri iletişim uydusu Skynet-1A, kimliği belirsiz bir el tarafından orijinal konumundan uzaklaştırıldı. Yaklaşık 50 yıl önce1969’da fırlatılan İngiltere’nin en eski uydusu, İngiliz ordusunun iletişim ihtiyaçlarını karşılamak için Afrika’nın doğu kıyısı üzerine yerleştirilmişti. Ancak bugün, Amerika kıtasının üstünde, ilk konumundan binlerce kilometre uzakta yer aldığı tespit edildi. Bu taşınmanın arkasında kimlerin olduğuhangi amaçla yapıldığı ve hangi dönemde gerçekleştirildiği ise halen bir sır olarak kalmaya devam ediyor.

Uydunun gizemli taşınması ve çarpışma riski

Uzay danışmanı Dr. Stuart Eves, Skynet-1A’nın bilinçli bir hareketle orijinal pozisyonundan batıya, Amerika kıtasına taşındığına dair güçlü kanıtlar bulunduğunu belirtiyor. Doğal yörüngesel kuvvetlerin bu değişimi açıklamakta yetersiz kaldığına dikkat çeken Dr. Eves, “Bu hala önemli çünkü İngiltere’nin en eski uydusu Skynet-1A’yı kim taşıdıysa bize pek iyilik yapmadı. Uydu ölü olduğu için çarpışma riski taşıyor ve hâlâ bizim sorumluluğumuzda,” dedi. Uzmanlar, İngiltere’nin en eski uydusunun 50 kilometrelik bir yarıçap içinde günde dört kez uzay enkazıyla karşılaşma potansiyeline sahip olduğunu ve bunun ciddi bir çarpışma riski oluşturduğunu ifade ediyor.

Skynet-1A’nın ilk yılları: ABD ile ingiltere arasındaki kontrol geçişi

Skynet-1A, İngiltere’ye ait olmasına rağmen aslında ABD yapımı bir uydu. Philco Ford tarafından üretilen ve Amerikan Hava Kuvvetleri’ne ait bir Delta roketiyle uzaya gönderilen İngiltere’nin en eski uydusu, başlangıçta ABD tarafından kontrol ediliyordu. Yapılan testlerin ardından uydu, Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (RAF) devredildi. Ancak 1977’de yapılan bir bakım sürecinde uydunun kontrolü tekrar ABD’ye geçti. Resmi kayıtlarda bu devir işlemi doğrulansa da, sonraki yıllarda ne olduğuna dair ayrıntılı belgelerin eksikliği, uydunun durumuna dair çeşitli varsayımların ortaya atılmasına neden oluyor.

Uzay sürdürülebilirliği ve yörünge mezarlığı eksikliği

Normalde görev süresi bitmiş uydular “yörünge mezarlığı” olarak bilinen, aktif uydulardan uzak ve daha yüksek bir bölgeye taşınıyor. Ancak, 1970’lerde uzayda sürdürülebilirlik kavramı henüz gündemde olmadığı için İngiltere’nin en eski uydusu Skynet-1A gibi eski uydular böyle bir önlemden yoksun. Bu durum, uzaydaki çarpışma riskini artırırken, İngiltere’nin uydunun sorumluluğunu taşımasını da zorlaştırıyor.

Google Chrome iOS’a güçlü yenilikler getiriyor

ABD merkezli teknoloji devi Google, Google Chrome iOS’ sürümüne yönelik bir dizi yeni özellik duyurdu. Bu güncellemeler, iPhone kullanıcılarının Google Chrome iOS’ deneyimini daha akıllı ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor. İşte Chrome’un iOS sürümüne gelen yeni özellikler ve kullanıcı deneyiminde yaratacağı değişiklikler:

Google Lens’te Çift Katmanlı Arama: Hem Görsel Hem Metin Araması Mümkün!
Google’ın yaptığı açıklamaya göre, Google Chrome’un iOS sürümünde Google Lens deneyimi tamamen yenilendi. Artık kullanıcılar, aynı anda hem görsel hem de metin araması yapabilecekler. Bir nesnenin görüntüsünü seçip üzerine bir metin eklediklerinde, Chrome bu iki bilgiyi harmanlayarak en alakalı sonuçları sunacak. Böylece Google Chrome iOS’ kullanıcıları, aradıkları nesneleri daha kolay ve ayrıntılı şekilde bulabilecekler. Bu özellik, özellikle görsel aramalarını metinle desteklemek isteyen kullanıcılar için büyük bir yenilik sunuyor.

Google Drive ve Google Fotoğraflar ile Yeni Görüntü Kaydetme Seçenekleri
Güncellemeyle birlikte Chrome, cihazda gereksiz yer kaplamadan görüntüleri Google Drive veya Google Fotoğraflar’a kaydetme seçeneği de sunuyoriPhone kullanıcıları, Google Chrome iOS’ sürümünden indirdikleri görüntüleri artık sadece cihazlarına değil, bulut tabanlı bu platformlara da kolaylıkla kaydedebilecekler. Bu özellik, depolama alanını daha etkin kullanmak isteyenler için büyük bir avantaj sağlıyor.

Chrome ve Haritalar Arasında Gelişmiş Entegrasyon
Güncellemenin bir diğer önemli özelliği ise Google Haritalar entegrasyonu. Henüz test aşamasında olan bu yenilik, Google Chrome iOS’ kullanıcılarının adres aramalarını çok daha pratik hale getiriyor. Chrome’da altı çizili bir adrese dokunan kullanıcı, anında Google Haritalar bağlantısını görebilecek. Böylece, yol tarifi veya adres detaylarına hızlıca ulaşmak mümkün olacak.

Google’ın Chrome’un iOS sürümüne eklediği bu yeni özellikler, tarayıcı deneyimini daha zengin ve kullanıcı dostu bir hale getiriyor. iPhone kullanıcıları, yeni güncellemelerle Google Chrome’u çok daha etkili bir şekilde kullanabilecekler.

Microsoft Windows’un popüler uygulamalarını sonlandırıyor!

Microsoft, Windows işletim sisteminin önemli bileşenlerinden olan MailTakvim ve Kişiler uygulamalarına olan desteğini sonlandıracağını duyurdu. Microsoft Windows’un popüler bu bileşenleri için, şirketin yaptığı açıklamaya göre, 31 Aralık 2024 tarihinden itibaren bu uygulamalarla ilgili tüm destek sona erecek. Bu tarihten sonra kullanıcılar, Windows Mail ve Takvim uygulamalarını kullanarak e-posta gönderme veya takvim yönetimi yapamayacaklar.

Microsoft, bir süredir kullanıcılarını Windows için geliştirdiği yeni Outlook uygulamasına yönlendirmekteydi. Microsoft Windows’un popüler e-posta uygulaması olması hedeflenen, şirketin hedefi, daha modern ve entegre bir deneyim sunarak e-posta, takvim ve kişiler gibi tüm işlemleri tek bir platformda toplamak. Yeni Outlook uygulaması, web tabanlı bir yapıya sahip olup, kullanıcıların tüm işlemleri daha hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirmelerine olanak tanıyor. Bu yeni uygulama, özellikle bulut tabanlı özellikler ve işlevsellik sunarak, kullanıcıların mobil cihazlardan bilgisayarlara kadar tüm platformlarda senkronize bir deneyim yaşamasını sağlıyor.

Microsoft’un yeni Outlook uygulaması, resmi olarak Ağustos 2024‘te genel kullanıma sunulmuştu. Şirket, zaman içinde bu uygulamanın, klasik masaüstü Outlook sürümünün yerini tamamen alacağını planlıyor. Kullanıcıların eski uygulamalara veda etmeleri için belirli bir süre tanınacak. Microsoft Windows’un popülerliği göz önüne alındığında, Microsoft, 31 Aralık 2024 itibarıyla Windows MailTakvimve Kişiler uygulamalarının desteğini tamamen keserken, geçiş süreciyle ilgili uyarılar da yapılacak. Şirket, kullanıcıları Windows Mail ve Takvim‘i kullanarak e-posta gönderemez hale gelmeden önce yeni Outlook uygulamasına geçmeleri konusunda bilgilendiriyor.

Yeni Outlook uygulaması, yalnızca bireysel kullanıcılar için değil, aynı zamanda kurumsal müşteriler için de büyük bir adım olarak öne çıkıyor. Microsoft Windows’un popüler bir platform olduğunu bilen Microsoft, kurumsal kullanıcılarına 12 ay önceden bildirimde bulunarak, geçiş sürecini daha kontrollü bir şekilde yönetmeyi planlıyor. Bu adım, kurumsal müşteriler için zaman içinde geçiş yapmalarını kolaylaştıracak. Ayrıca, klasik Outlook uygulaması, mevcut kalıcı ve abonelik lisanslarıyla en az 2029 yılına kadar desteklenmeye devam edecek. Bu nedenle Microsoft, tüm kullanıcıları yeni Outlook uygulamasına tamamen taşımadan önce daha geniş bir geçiş süreci yürütmeyi hedefliyor.

Microsoft’un bu hamlesi, yazılım devinin kullanıcı deneyimini daha entegre ve verimli hale getirme amacı güden uzun vadeli stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Şirket, yeni Outlook uygulamasıyla kullanıcılarının e-posta, takvim, kişiler gibi tüm önemli günlük işlerini daha kolay yönetmelerini sağlamayı planlıyor. Ayrıca, bulut tabanlı entegrasyon ve gelişmiş güvenlik özellikleriyle, kullanıcılara daha güçlü bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Sonuç olarak, MicrosoftWindows MailTakvim ve Kişiler uygulamalarına olan desteği sonlandırarak, kullanıcıları yeni Outlook uygulamasına yönlendiriyor. Microsoft Windows’un popüler uygulamaları olmak için, bu geçiş süreci, kullanıcılar için bazı zorluklar yaratabilirken, uzun vadede daha modern ve entegre bir deneyim sunması bekleniyor.

Volkswagen ve Rivian ortaklığı resmen duyuruldu

Dünyanın önde gelen otomotiv devlerinden Volkswagen ve ABD merkezli elektrikli araç üreticisi Rivian, Haziran ayında duyurdukları işbirliklerini resmiyete döktü. İki şirket, 5,8 milyar dolarlık yatırım ile ortak bir girişim kurarak, elektrikli araç teknolojisinde önemli adımlar atacaklarını açıkladı.

Volkswagen ve Rivian’ın ortak yatırımı: geleceğin elektrikli araç teknolojisi

Volkswagen, Haziran ayında yaptığı açıklamada, gelecekte üreteceği elektrikli araçlar için gelişmiş bir elektrik mimarisi ve yeni araç yazılımları geliştirmek amacıyla Rivian’a 5 milyar dolar yatırım yapacağını duyurmuştu. Bu doğrultuda “Rivian ve VW Group Technology, LLC” isimli bir ortak girişim kuruldu. Ortak girişim, Rivian’ın yazılım şefi Wassym Bensaid ve Volkswagen Grubu’nun baş teknoloji mühendisi Carsten Helbing‘in yönetiminde faaliyet gösterecek.

Bu girişim, başlangıç olarak Palo Alto, Kaliforniya‘da yer alacak; ardından Kuzey Amerika ve Avrupa’da üç yeni tesis daha inşa edilmesi planlanıyor. Her iki şirketin mühendis ve geliştirici ekipleri bu tesislerde ortak çalışmalar yürütecek.

Anlaşma çerçevesinde Rivian, Volkswagen’den başlangıç olarak 1 milyar dolarlık kredi alacak ve önümüzdeki birkaç yıl içerisinde ek olarak 3,5 milyar dolarlık bir kredi daha temin edecek. Volkswagen ise Rivian’dan 1,3 milyar dolarlık hisse alarak ortaklıkta güçlü bir pay sahibi olacak.

Yeni teknolojiler tüm modellerde kullanılacak

Ortak girişim çerçevesinde geliştirilen teknoloji, 2026 yılında piyasaya sürülmesi planlanan Rivian’ın daha uygun fiyatlı R2 modeli başta olmak üzere Audi, Porsche, Scout ve Volkswagen gibi Volkswagen Grubu’nun çeşitli modellerinde kullanılacak.

Rivian ayrıca Palo Alto’daki ofisinde küçük bir basın grubuna, girişimin mühendislik ekibi tarafından yalnızca 12 haftaiçinde geliştirilen, Rivian yazılımına sahip bir Volkswagen test aracını tanıttı.

2009 yılında kurulan Rivian, elektrikli araç sektöründe hızla büyürken kâra geçme konusunda zorluklar yaşıyor ve bu yıl 2,88 milyar dolar zarar bekliyor. Şirket, son iki yılda birkaç defa işçi çıkarma kararı almak zorunda kalmıştı. Volkswagen ise elektrikli araç teknolojisine geçişte yaşadığı zorluklar ve düşen satış rakamları nedeniyle Almanya’da üç fabrikasını kapatmayı ve işten çıkarmalar yapmayı planlıyor.

Küresel Karbon emisyonları 2024’te rekor kıracak: iklim krizinde yeni alarm!

Dünya genelinde elektrikli araçların yaygınlaşması, yenilenebilir enerji yatırımlarının artması ve ormansızlaşma karşıtı önlemlere rağmen, 2024 yılı karbon emisyonları açısından yeni bir rekor yıl olacak. Küresel Karbon emisyonları ise Azerbaycan’da düzenlenen COP29 İklim Zirvesi’nde sunulacak yıllık rapora göre, fosil yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının yüzde 0,8 artarak 37,4 milyar tona ulaşması bekleniyor. Bu artış, dünyanın sürdürülebilir karbon azaltma hedeflerinden uzaklaşmakta olduğunu ortaya koyuyor.

Emisyonlarda fosil yakıt kaynaklı artış

Global Carbon Project‘in verilerine göre, 2024 yılında özellikle doğalgaz ve petrol kullanımındaki artış karbon emisyonlarının yükselmesinde etkili oldu. Doğalgaz emisyonlarında yüzde 2,4, petrol kaynaklı karbon emisyonlarında ise yüzde 0,9 oranında artış gözlemlendi. Bu yükselişin arkasında, uluslararası hava trafiğindeki artış ve Hindistan’ın artan petrol talebi yatıyor. Buna karşın, ABD ve Çin’de petrol kaynaklı karbon emisyonlarında düşüş kaydedildi. Çin’de elektrikli araçların yaygınlaşması sayesinde petrol tüketimi zirve seviyesine ulaştı.

Kömürden kaynaklanan emisyonlarda yüzde 0,2 oranında küçük bir artış yaşanırken, küresel karbon emisyonları ise bu artışla Hindistan’da yüksek, Çin’de sınırlı seviyede kaldı. ABD ve Avrupa Birliği’nde ise kömür kullanımında belirgin bir düşüş gözlendi. Özellikle Birleşik Krallık, 2024 yılında son kömür santralini kapatarak bu alanda önemli bir dönüm noktası yaşadı. Bu karar ve rüzgar enerjisindeki büyüme, Birleşik Krallık’ın karbon emisyonlarını 1990 seviyelerine göre yarıya indirmesine katkı sağladı.

Ormansızlaşma ve arazi kullanımı

Küresel karbon emisyonlarının yüzde 10’u, arazi kullanımı değişikliklerinden kaynaklanıyor. Özellikle Amazon bölgesinde 2024 yılı içinde yaşanan kuraklık ve yangınlar, küresel karbon emisyonları ise bu emisyonları artırdı. Bu nedenle, arazi kaynaklı karbon salımlarının yıllık ortalamanın üzerinde bir seviyeye, 4,2 milyar tona ulaşması bekleniyor.

1,5 Derecelik sınır tehlikede

Bilim insanları, küresel sıcaklık artışının önümüzdeki altı yıl içinde kalıcı olarak 1,5°C’yi aşma ihtimalinin yüzde 50 olduğunu hesaplıyor. Bu eşiğin aşılması, iklim sistemlerinde geri dönülemez değişiklikler ve geniş çaplı ekolojik, sosyal ve ekonomik etkiler yaratabilir. Aşırı hava olayları, su kıtlığı, deniz seviyelerinin yükselmesi ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi olumsuzluklar bu senaryonun kaçınılmaz sonuçları arasında yer alıyor. Bilim insanları, 2°C’nin altında kalmak için fosil yakıt emisyonlarında hızlı ve derin kesintiler yapılması gerektiğini vurguluyor.

Bazı ülkeler emisyonları azaltmayı başarıyor

Emisyon azaltımında başarılı olan ülkeler de var. Son on yılda, ABD ve AB ülkeleri gibi 22 ülkede ekonomik büyümeye rağmen karbon emisyonları azaldıElektrikli araçlar, biyoyakıtlar ve yenilenebilir enerji yatırımları, bu düşüşte etkili oldu. Norveç, elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasıyla emisyonlarını önemli ölçüde azaltmayı başardı. Küresel karbon emisyonları ise aynı başarıyı Yeni Zelanda ve Güney Kore de gösterdi.

Karbon emisyonlarının yarısının atmosferden doğal yollarla uzaklaştırıldığı bilinse de, iklim değişikliği bu doğal yutakların etkinliğini tehdit ediyor. Karadaki karbon alımı, 2023’te on yıllık ortalamaya göre yüzde 28 düştüArtan sıcaklıklar, Amazon’daki kuraklık ve Kanada’daki orman yangınları bu düşüşe yol açtı. Küresel karbon emisyonları ise bu düşüş olmasaydı küresel ısınma çoktan 2°C’nin üzerine çıkmış olabilirdi.

Karbon emisyonlarının tehlikeli seviyelere ulaşması ve doğanın yutak kapasitesinin düşmesi, iklim krizine karşı daha güçlü ve hızlı adımlar atılması gerektiğini gösteriyor. Ülkelerin mevcut önlemlerle yetinmeyip kapsamlı bir dönüşüm stratejisi geliştirmeleri, gezegenin geleceği için kritik önem taşıyor. Küresel karbon emisyonları ise bu dönüşüm stratejisinin bir parçası olmalıdır.

Google, şimdiye kadarki en iyi yapay zekasını ücretsiz açtı!

0

Google, Gemini yapay zeka modeliyle ChatGPT ve Claude gibi rakiplerine meydan okumaya devam ediyor. Buna göre Gemini 1.5 Pro kapsamında yeni test modelini görücüye açtı. Şirket, yeni modelini kendi web sitesi üzerinden ücretsiz test etmenize izin veriyor.

Gemini-Exp-1114 genel sıralamada birinci oldu

Google AI ekibi tarafından geliştirilen Gemini-Exp-1114, yapay zeka dünyasında bomba etkisi yaratacak gibi duruyor. Geçtiğimiz hafta 6 binden fazla topluluk oyuyla test edilen yeni model, 40 puanlık sıçramayla genel sıralamada GPT-4o’nun birinciliğine ortak oldu. Ayrıca OpenAI’ın o1-preview modelini geride bıraktı.

Google Gemini Advanced özellikleri güncelleme

Google’ın yeni modeli; yapay zeka genel sıralamasında, matematik, yaratıcı yazarlık ve görme yeteneklerinde zirveye yerleşti. Bu alanlarda sırasıyla 3., 3., 4. ve 2. sıralardan birinciliğe atladı. Ayrıca kodlama becerisinde ise 5. sıradan 3. sıraya yükseldi.

  1. Gemini-Exp-1114: 1344
  2. ChatGPT-4o-latest: 1340
  3. o1-preview: 1333
  4. o1-mini: 1308
  5. Gemini-1.5-Pro-002: 1301
  6. Grok-2-08-13: 1290
  7. Yi-Lightning: 1287
  8. GPT-4o-2024-05-13: 1285
  9. Claude 3.5 Sonnet: 1283
  10. GLM-4-Plus: 1275

Bu gelişmeler aslında Gemini-Exp-1114’ün hem teknik hem de yaratıcı alanlarda gösterdiği başarıyı gözler önüne seriyor. Gemini-Exp-1114’ün bu başarısı, yapay zekanın günlük hayatımıza daha fazla entegre olacağının da habercisi.

Eğitimden araştırmaya, yaratıcı sektörlerden teknik problemlere kadar birçok alanda devrim yaratma potansiyeline sahip olan yeni model, yapay zekanın geleceği için de heyecan verici. Yeni modeli kullanmak isterseniz Google AI Studio (bu bağlantıdan) gidebilirsiniz.

Yapay zeka siber güvenlik endişelerine neden oluyor

Siber güvenlik endişelerinin arttığı bir sır değil. Geçtiğimiz yıl, National Public Data’nın ihlali (2.7 milyar kayıt çalındı) ve Ticketmaster, Advance Auto Parts ve AT&T gibi Snowflake müşterilerinin birkaç büyük ihlali gibi büyük ihlaller görüldü. Mandiant araştırmasına göre, yalnızca Snowflake ile bağlantılı ihlallerden 165’ten fazla şirket etkilendi.

Yapay zeka siber güvenlik sorunlarına neden oluyor

CheckPoint araştırmasına göre, küresel siber saldırılar 2024’ün ikinci çeyreğinde yüzde 30 artarak kuruluş başına haftalık 1.636 saldırıya ulaştı. Bir IBM raporuna göre, yapay zeka güvenlik alanında önemli bir rol oynamasına rağmen, küresel bir veri ihlalinin ortalama maliyeti 2024’te yüzde 10 artarak 4.8 milyon dolara çıktı.

Veri ihlallerinin yüzde 40’ı birden fazla ortamda depolanan verileri içeriyordu. Genel bulutlarda depolanan ihlal edilen veriler, 5.17 milyon dolar ile en yüksek ortalama ihlal maliyetine neden oldu.             

Kuruluş genelinde üretken yapay zeka (generative AI) modelleri ve üçüncü taraf uygulamalarının benimsenmesi, Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazlarının ve SaaS uygulamalarının sürekli kullanımı, yapay zeka siber güvenlik açısından saldırı yüzeyini genişletiyor ve güvenlik ekipleri üzerinde baskı yaratıyor.

Saldırı yüzeyi yönetimi, kırmızı takım ve duruş yönetimi alanları dahil olmak üzere güvenlik önleme stratejilerini destekleyen AI ve otomasyonu uygulamak yardımcı olabilir. Bu çözümler tamamen yönetilen güvenlik hizmetleri aracılığıyla benimsenebilir.

Güvenlik önlemede yapay zeka ve otomasyonu uygulayan kuruluşlar, yapay zeka siber güvenlik çözümleri sayesinde ihlal maliyetini azaltmada en büyük etkiyi gördü ve bu teknolojileri kullanmayan kuruluşlara kıyasla ortalama 2.22 milyon dolar tasarruf sağladı.

Kuruluşlar gen AI ile hızla ilerlerken, gen AI girişimlerinin yalnızca yüzde 24’ü güvenli. Yapay zeka siber güvenlik uygulamalarının eksikliği, verileri ve veri modellerini ihlallere maruz bırakma tehdidinde bulunur ve potansiyel olarak gen AI projelerinin sunmayı amaçladığı faydaları baltalayabilir.

Dolayısıyla, Orlando, Fla. merkezli siber güvenlik firması ThreatLocker’ın 2017’deki lansmanından bu yana çalışan sayısını 450’ye çıkarması muhtemelen o kadar da şaşırtıcı değil. InformationWeek, geçen ay Orlando’da düzenlenen Gartner BT Sempozyumu/XPO’da ThreatLocker CEO’su Danny Jenkins ile bir araya geldi ve yapay zeka siber güvenlik üzerine konuştu.

Samsung Exynos üretiminde TSMC’ye geçiş yapabilir

0

Samsung’un Exynos serisi mobil işlemciler için üretim stratejisini değiştirebileceği iddiaları gündemde. X platformunda Jukanlosre adlı kullanıcının ortaya attığı bir iddiaya göre, Samsung, Exynos çiplerinin üretimindeyaşadığı verimlilik sorunları nedeniyle TSMC’ye yönelmeyi değerlendiriyor.

3nm sürecindeki zorluklar ve Exynos 2500 iptali

Özellikle 3nm üretim sürecinde ciddi sorunlarla karşılaşan Samsung, üretim verimliliğini artırma konusunda zorluk yaşıyor. Bu durum, Galaxy S25 serisinde kullanılması planlanan Exynos 2500 çipinin iptal edilmesine yol açtı. Üretim sorunları yalnızca ürün tedarikini etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Samsung’un potansiyel müşterilerini de TSMC’ye kaptırmasına sebep oldu. Eğer son iddialar doğrulanırsa, Samsung da çip üretiminde TSMC ile iş birliğine gitmeyi düşünebilir.

TSMC’nin çip üretimindeki hakimiyeti

TSMC, günümüzde Apple, Qualcomm ve Intel gibi dev teknoloji firmaları için gelişmiş çiplerin üretiminde tek adreshaline gelmiş durumda. Samsung’un da Exynos serisinin üst düzey modellerini TSMC’ye yönlendirmesi, TSMC’nin liderliğini pekiştirebilir. Samsung, akıllı telefon bileşenlerini kendi bünyesinde üretme prensibine sahip olsa da, bu yeni hamleyle maliyetlerde bir miktar artışı kabul ederek daha verimli, daha az enerji tüketen ve daha performanslı çipler üretme olanağına kavuşabilir.

Samsung, çip üretiminde tamamen pes etmiş değil. Geçtiğimiz haftalarda çıkan haberlere göre şirket, kaynaklarını 2nm sürecine yoğunlaştırıyor. SF2P teknolojisi ile geliştirilen ve “Ulysses” kod adı verilen yeni bir Exynos çipi üzerinde çalıştığı iddia edilen Samsung’un, bu çipi 2027 yılında Galaxy S27 modellerinde kullanmayı hedeflediği belirtiliyor.

Tesla Cybertruck yine geri çağrıldı!

Tesla, sürüş güvenliğini etkileyebilecek ciddi bir sorun nedeniyle 2.431 adet Cybertruck modelini geri çağırma kararı aldı. ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) tarafından yapılan açıklamaya göre, sürüş invertöründe tespit edilen arıza, bazı araçların ivmelenme kaybına neden olarak sürüş güvenliğini riske atıyor. Bu durum Tesla Cybertruck yine geri çağrıldı, sürücünün aracın hızını artırmasını engelleyerek, çarpışma riskini artırabilecek potansiyele sahip.

Cybertruck yılın altıncı geri çağırmasını yaşıyor

Tesla’nın büyük beklentilerle piyasaya sürdüğü ilk elektrikli kamyonet modeli Cybertruck, henüz ilk yılını doldurmadan altıncı kez geri çağırılıyorCybertruck, 2024’ün üçüncü çeyreğinde, Tesla’nın Model Y ve Model 3’ünün ardından ABD’de en çok satılan tamamen elektrikli üçüncü araç olarak büyük bir başarı elde etmişti. Ancak son geri çağırma, Tesla Cybertruck yine geri çağrıldığını ve Tesla’nın güvenlik önlemleri konusundaki hassasiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Sürüş invertörü sorunu nedir?

Tesla, bazı araçlarda sürüş invertörünün tork üretimini durdurabileceğini ve bunun sonucunda gaz pedalına basıldığında aracın hızlanma yeteneğini kaybettiğini belirtiyor. Bu da sürüş esnasında ivme kaybına yol açarak çarpışma riskini artırabiliyorGeri çağırma6 Kasım 2023 ile 30 Temmuz 2024 tarihleri arasında üretilen Cybertruck modellerini kapsıyor. Tesla Cybertruck yine geri çağrıldı ve Tesla, arızalı invertörleri ücretsiz olarak çalışır durumda olan yenileriyle değiştireceğini açıkladı.

Geri çağırma kararına rağmen, Tesla Cybertruck Türkiye’de de ilgi görmeye devam ediyor. Arka tekerlekten çekişli modelin 60.990 dolar, daha güçlü dört tekerlekten çekişli versiyonun 79.990 dolar, en güçlü “Beast” versiyonun ise 99.990 dolar fiyat etiketine sahip olduğu açıklandı.

Tesla’nın güvenlik ve kalite standartları kapsamında aldığı bu geri çağırma kararları, kullanıcıların güvenliğini koruma adına önemli bir adım olarak görülüyor.

Chery yeni elektrikli konsept aracını tanıttı

Chery, yakın zamanda sergileyeceği yeni elektrikli konsept aracı ile dikkatleri üzerine çekmeye hazırlanıyor. Chery’nin yeni elektrikli aracı, katı hal batarya teknolojisi ile 1500 km’ye kadar menzil sunacak ve sahip olduğu ileri teknolojiler sayesinde oldukça iddialı. Chery’nin yeni elektrikli aracı, 2024 Guangzhou Otomobil Fuarı’nda tanıtılacak olan bu konsept, station wagon sınıfında yer alacak ve Fulwin serisinde yeni bir elektrikli aracın ön gösterimi olacak.

Yayınlanan ilk fotoğraflara göre, Chery’nin yeni elektrikli aracının agresif bir tasarıma sahip olduğu görülüyor. Ön kısımda LED gündüz farları ve gizli farlar bulunurken, panoramik tavanrenk değiştiren tavan penceresiyan ayna yerine kameralar ve arkada aktif spoylerlar dikkat çekiyor. Aracın, 800V mimariye ve katı hal batarya teknolojisine sahip olması sayesinde 1500 km’ye kadar menzil sunması bekleniyor.

Yüksek performans ve hız

Bu etkileyici konsept aracın 30.000 rpm’lik bir motora sahip olduğu ve 0’dan 100 km/s hıza sadece 3 saniyede çıkabileceği belirtiliyor. Bu performans değerleri, Chery’nin yeni elektrikli aracının güçlü bir sürüş deneyimi sunacağını gösteriyor.

Gelişmiş sürüş teknolojileri ve lüks iç donanım

Aracın diğer yenilikçi özellikleri arasında dört tekerlekten direksiyonsteer-by-wire (kablo ile direksiyon), çift odacıklı havalı süspansiyon ve CDC şok emiciler bulunuyor. İç mekanda ise Qualcomm Snapdragon 8295 çipi ile çalışan 15,6 inç bilgi-eğlence ekranıyapay zeka sesli asistanı ve 23 hoparlörlü ses sistemi yer alacak. Ayrıca, ön yolcu koltuğunun düz şekilde katlanabilmesi ve arka koltukların 15 derece ayarlanabilir olması kullanıcı konforunu üst seviyeye çıkarıyor. Chery’nin yeni elektrikli aracı, Seviye 3 sürüş yardım sistemi ile de güvenli ve akıllı bir sürüş deneyimi sunacak.

Her ne kadar bu yeni araç konsept olarak tanıtılsa da, seri üretime yakın bir model gibi görünüyor. Chery, sunduğu yüksek teknoloji ve tasarım özellikleri ile elektrikli araç pazarında dikkat çekmeye devam edecek. Aracın tam olarak ne zaman piyasaya çıkacağı ise henüz bilinmiyor.

Meta’ya Avrupa’da 798 milyon euroluk ceza!

Bu ceza, Facebook Marketplace platformunu ana sosyal medya hizmeti olan Facebook ile bağlayarak çevrimiçi ilan hizmetlerinde haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle Avrupa Komisyonu tarafından uygulandı.

Uzun süren soruşturma sonuçlandı

Avrupa Komisyonu’nun uyguladığı ceza, aslında Haziran 2021’de başlayan ve Aralık 2022’de Facebook Marketplace’in rekabet kurallarını ihlal ettiğinin tespit edilmesiyle sonuçlanan soruşturmanın devamı niteliğinde.

Avrupa Komisyonu’nun Rekabet Politikası Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager, Meta’nın ilan hizmetini sosyal medya platformuyla birleştirerek rakiplerine karşı avantaj sağladığını belirtti.

Vestager açıklamasında, “Meta, kendi hizmeti olan Facebook Marketplace’e diğer çevrimiçi ilan sağlayıcılarının erişemeyeceği avantajlar sağlayarak haksız ticari koşullar oluşturdu. Bu durum AB antitröst yasalarına aykırıdır. Meta artık bu davranışa son vermek zorunda.” ifadelerini kullandı.

Meta, cezaya itiraz edecek

Meta, karara hızla yanıt vererek cezayı temyize götüreceğini açıkladı. Şirket, kararın Avrupa’daki çevrimiçi ilan hizmetleri piyasasının mevcut durumunu göz ardı ettiğini ve tüketici talebine yenilikçi çözümler sunan Facebook Marketplace gibi yeni katılımcıları engellediğini savundu.

Şirket, Avrupa pazarındaki diğer büyük çevrimiçi ilan platformlarının korunmasına yönelik bir önlem olarak değerlendirilen bu kararın gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Cezalar, şirketin gelirine göre belirleniyor

Avrupa Komisyonu, antitröst cezalarının şirketin ilgili alandaki satışlarının %30’una kadar çıkabileceğini belirtiyor. Bu oranda belirlenen cezalar, teknoloji devleri üzerinde caydırıcı bir etki yaratmayı hedefliyor.

Meta’nın ABD’de de benzer zorluklarla karşı karşıya olduğu biliniyor. Şirket, 2019 yılında FTC (Federal Ticaret Komisyonu) ile yaptığı anlaşmada 5 milyar dolar ceza ödemiş ve yeni gizlilik politikalarını devreye almıştı.

Meta çalışanı

Küresel düzenlemelerde değişim rüzgarları

Cezanın verildiği dönemde küresel siyasette de önemli değişimler yaşanıyor. ABD’de başkanlık ve kongre kontrolünün Cumhuriyetçiler’de olması, büyük teknoloji şirketlerinin daha sıkı denetim altına alınabileceği anlamına geliyor.

Gözlemciler, siber güvenlik, birleşme ve satın almalar ile kripto para gibi konuların öncelikle ele alınacağını belirtiyor. Özellikle sosyal medya, veri koruma ve gizlilik gibi konular Meta’yı ilgilendiren düzenlemelerde önemli değişikliklerin yaşanabileceği öngörülüyor.

Bu gelişmeler, hem Avrupa hem de ABD’de büyük teknoloji şirketleri üzerindeki düzenleyici baskının önümüzdeki yıllarda daha da artabileceğine işaret ediyor.

Yanmar Avrupa operasyonlarını Türkiye’ye taşıdı!

Japonya’nın köklü iş makinesi ve motor üreticisi Yanmar, Avrupa’daki faaliyetlerini sonlandırarak operasyonlarını Türkiye’ye taşıma kararı aldı. Avrupa’da satılacak tüm traktörler artık Türkiye’de üretilecek , kullanıcılara yönelik Japon traktör talebi daha hızlı karşılanacak.

1912 yılında Japonya’da kurulan Yanmar, geçtiğimiz yıl İzmir’in Torbalı ilçesinde bir traktör üretim tesisi kurmuştu. Yanmar ve Solis marka Japon traktörlerin üretildiği bu tesisin kapasitesi kısa sürede üç katına çıkarak yıllık 7 bin adedeulaştı. Üretilen traktörler hem yurt içine hem de yurt dışına satılıyor. Şirketin Türkiye’ye olan ilgisinin arkasında yüksek traktör talebi ve Türkiye’nin stratejik konumu bulunuyor.

Türkiye’nin potansiyeli Yanmar’ı cezbetti

Yanmar Türkiye Tarım İş Kolu ve İş Geliştirme Direktörü Murat Balkan Kanbir, Türkiye’nin dünyanın 16. büyük ekonomisi ve 4. büyük traktör pazarı olduğunu belirtti. Kanbir, Türkiye’nin genç nüfus avantajı, geniş pazarı ve Avrupa, Asya ve Afrika’ya açılan stratejik konumuyla dikkat çektiğini ifade etti. Bu faktörlerin Yanmar’ın uzun vadeli yatırımlarına olanak sunduğunu vurgulayan Kanbir, “Türkiye’nin 100 yıllık yatırım sürecinde Yanmar için önemli bir yer tuttuğunu” dile getirdi.

Japon traktör Yanmar’ın YTAgri markasıyla Türkiye’de ürettiği tarım ekipmanları, başta Japonya, Kore ve Tayland olmak üzere deniz aşırı ülkelere ihraç ediliyor. 2019 yılında küçük bir ihracat operasyonu olarak başlayan bu girişim, geçtiğimiz yıl 10 milyon doları aşan bir hacme ulaştı. Türkiye’nin Japonya’ya gerçekleştirdiği tarım ekipmanı ihracatının %60’ını Yanmar Türkiye gerçekleştirdi. Kanbir, dünya genelindeki 250 bin Yanmar traktöre Yanmar ekipmanları sağlamayı hedeflediklerini belirtti.

2026’da Türkiye’de Yanmar restoranı

Japon traktör firması Yanmar’ın Japonya’daki çiftçilerini desteklemek amacıyla açtığı restoran modelini Türkiye’ye taşımayı planlıyor. 2026 yılında Türkiye’de açılacak olan Yanmar restoranındaYanmar traktörleriyle ekilen ürünlerle hazırlanan yemekler sunulacak. Restoranın yerel çiftçilere destek sağlayacak bir proje olarak öne çıkması bekleniyor.

İzmir Torbalı’daki tesiste, yakın zamanda Yanmar YT serisi Japon otonom traktörler de üretilecek. Bu traktörler, otonom sürüş özelliğiyle büyük arazilerde iş gücünden tasarruf sağlayarak insansız tarıma olanak tanıyacak. Otonom traktörler sayesinde daha verimli bir ekim ve hasat süreci hedefleniyor.

Elektrikli araç satışlarında yeni rekor! 

Dünyanın önde gelen elektrikli araç araştırma kuruluşlarından Rho MotionEkim ayında global elektrikli araç satışlarının 1,7 milyon adedi geçtiğini duyurdu. Bu rakam, bir önceki ay olan Eylül’de kırılan satış rekorunu 50.000 araçla geride bırakarak yeni bir zirveye ulaştı. Her ne kadar elektrikli araç satışlarındaki büyüme hızında yavaşlama olsa da, satışlardaki yükseliş sürüyor.Pazar Güçlenmeye Devam Ediyor

Ekim ayında Çin1,2 milyon elektrikli araç satarak bir kez daha aylık rekor kırdı. Çin, Eylül ayına göre satışlarını %6artırırken, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %50’den fazla büyüme gösterdi. 2024 yılının başından bu yana Çin’de elektrikli araç satışları %38 oranında artış kaydetti. Dünya genelindeki pazar ise yılın ilk on ayında %24’lük bir büyüme oranı yakaladı.

Rho Motion verilerine göre, Avrupa Birliğiİngiltere ve EFTA bölgelerinde yılın başından Ekim ayına kadar toplam araç satışları %3 düşüşle 2,5 milyon olarak gerçekleşti. ABD ve Kanada1,4 milyon araç satarak %9’luk bir büyüme sağladı. Avrupa’da Ekim ayında ise 260.000’den fazla elektrikli araç satışı yapılırken, yıllık bazda %1 artışgözlemlenirken aylık bazda %14 düşüş kaydedildi. Bu düşüşte özellikle İngiltere‘deki otomobil satışlarındaki azalma etkili oldu. Almanya ise Ekim ayında %12 artışla yılın geri kalanında toparlanma sinyalleri verdi, ancak yılın başından bu yana %18’lik bir düşüşle karşı karşıya kaldı.

Çin pazarın itici gücü olmaya devam ediyor

Ekim ayında Çin, hem BEV (Bataryalı Araç) hem de PHEV (Plug-in Hibrid Elektrikli Araç) satışlarında yeni aylık rekorlara imza attı. Çin’in en büyük otomobil üreticilerinden BYD, Ekim ayında 500.000’den fazla araç satarak bir önceki aya kıyasla 80.000 araçlık artış elde etti. Özellikle PHEV satışlarının BYD’nin başarısında büyük rol oynadığı belirtildi. Çinli üretici, son üç ayda ortalama 30.000 araç ihraç etti. Rho Motion Veri Yöneticisi Charles Lester, “Global elektrikli araç pazarı yeniden ivme kazanıyor ve son iki ayda rekor satışlar yaşanıyor,” diyerek artan talebin altını çizdi.

Apple’dan akıllı yüzük mü gelecek? Oura CEO’sundan çarpıcı açıklamalar!

Sağlık teknolojileri alanında akıllı yüzükleriyle tanınan Oura’nın CEO’su Tom Hale, Apple’ın akıllı yüzük geliştireceği söylentilerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Akıllı yüzük yapmanın göründüğü kadar basit olmadığınıvurgulayan Hale, Apple’ın olası bir akıllı yüzük ürününü mevcut ürün portföyü ile nasıl konumlandıracağına dair şüpheleri olduğunu belirtti. Hale, Apple’ın akıllı yüzük ve Apple Watch gibi ürünleri bir arada sunarken rekabetin yaratacağı sorunlardan kaçınmak isteyebileceğine dikkat çekti.

Son yıllarda Apple’ın da bu pazara girebileceğine dair iddialar gündemde sıkça yer alırken, akıllı yüzüklerin Apple Watch gibi ürünlerin bazı işlevlerini daha kompakt ve taşınabilir bir yapıda sunabileceği belirtiliyor. Ancak bu durum, Apple’ın mevcut ürün stratejisiyle çelişebilir ve markanın Watch satışlarını etkileyebilir. Bloomberg’den Mark Gurman da, şu an için Apple’ın bir akıllı yüzük ürünü üzerinde çalışmadığını, şirket içinde tartışmaların olsa da henüz resmi bir ürün geliştirme sürecine girilmediğini öne sürüyor.

Oura ve Samsung’dan akıllı yüzük yarışı

Akıllı yüzük pazarı son dönemde hızlı bir şekilde büyürken, birçok teknoloji devi de bu pazara olan ilgisini artırmaya başladı. Samsung, geçtiğimiz Temmuz ayında tanıttığı Galaxy Ring ile sektöre iddialı bir giriş yaptı. Galaxy cihazlarıyla uyumlu çalışan Galaxy Ring, kullanıcının hareket, uyku, kalp atış hızı ve solunum hızını takip edebiliyor. Ayrıca, günlük uyku puanı ve enerji seviyesi gibi veriler sunarak kullanıcıya sağlık durumuyla ilgili önemli bilgiler sağlıyor.

Oura ise bu alanda lider pozisyonunu koruyarak yeni modelini piyasaya sürdüOura Ring 4hareket, sağlık, stres ve uyku takibi gibi özelliklerle kullanıcıların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. Şirket, özellikle uyku kalitesini analiz etme konusundaki hassasiyeti ve detaylı sağlık takibi özellikleriyle dikkat çekiyor.

Apple’ın akıllı yüzük pazarı için stratejisi belirsiz

Apple’ın bu rekabete girip girmeyeceği konusunda henüz net bir bilgi yok. Şirketin akıllı yüzük geliştirmesi durumunda, bu ürünün Apple Watch’un yerini alabilecek veya onunla çelişmeyecek bir yapıda olması gerektiği ifade ediliyor. Birçok analist, Apple’ın akıllı yüzüğünün çıkması halinde, Apple Watch’un bazı özelliklerini içerip, daha az kapsamlı bir sağlık takibi sunarak piyasaya sunulabileceğini öngörüyor. Bu sayede Apple, her iki ürünü de farklı fiyat seviyelerinde konumlandırarak geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmayı hedefleyebilir.

Öte yandan, akıllı yüzüklerin hızla popülerlik kazanması Apple için yeni bir strateji geliştirme ihtiyacı doğurabilir. Sektördeki gelişmeleri yakından takip eden uzmanlar, Apple’ın akıllı yüzük alanındaki rekabetin artmasıyla gelecekte bu pazara yönelik adımlar atmasının mümkün olduğunu düşünüyor.

NarPOS ile gıda israfına yapay zeka destekli çözüm

0

Gıda israfının önüne geçmek ve sürdürülebilir gıda yönetimini sağlamak amacıyla teknolojinin gücü devreye giriyor. Türkiye’nin ilk hibrit altyapıya sahip restoran otomasyon sistemi olan NarPOS, restoranlarda etkin envanter yönetimi ile gıda israfını azaltmada kilit bir rol üstleniyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya genelinde her yıl üretilen gıdanın %17’si israf ediliyor ve bu yaklaşık 1 milyar ton gıdanın çöpe gittiğini gösteriyor. Restoranlar ise gıda israfının en büyük kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. 2030 yılına kadar israf edilen gıdaların dünya ekonomisine 1,5 trilyon dolarlık bir mali yük getireceği tahmin ediliyor.

NarPOS, restoranların tüm envanter, ödeme, sipariş ve stok süreçlerini bir arada yönetmelerine olanak tanıyan kapsamlı bir otomasyon sistemi sunarak israfın önüne geçmeyi amaçlıyor. 2012 yılında kurulan NarPOS, yapay zeka destekli altyapısı sayesinde, envanter yönetimini optimize ederek sadece ihtiyaç kadar stok yapılmasını sağlıyor ve böylece gıda atıklarını en aza indiriyor.

NarPOS Kurucu Ortağı ve CEO’su İlyas Akça, “Restoranlarda gıda israfını önlemenin ilk adımı, tüketilen ürün miktarının ölçülmesiyle başlar. Gerçek zamanlı envanter takibiyle aşırı stoklamanın önüne geçiyor ve kullanılmayan ürünlerin çöpe gitmesini engelliyoruz. Yapay zeka destekli NarPOS ile restoranların envanterlerini en verimli şekilde yönetmelerini sağlıyoruz,” dedi.

NarPOS’un müşteri kitlesini restoranlar, pastaneler, kafeler, perakende işletmeleri ve oteller oluşturuyor. NarPOS; Nişantaşı Üniversitesi, Getir Yemek, Trendyol ve Yemeksepeti gibi birçok kuruluşun çözüm ortağı olarak gıda sektöründe sürdürülebilirliği destekleyen teknolojik çözümler sunmaya devam ediyor.

Sabiha Gökçen Havalimanı, yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy’i tanıttı!

0

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG), Antalya’da düzenlenen “AI in the Sky” konferansında yapay zeka tabanlı dijital asistanı SAVVy’i tanıttı. Bu yeni dijital asistan, havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı asistan olacak.

Yeni yapay zeka asistanı: SAVVy!

Türkiye’nin ikinci, Avrupa’nın dokuzuncu en yoğun havalimanı olan Sabiha Gökçen Havalimanı, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) düzenlediği konferansta “Havacılık Sektöründe Yapay Zeka Çözümleri: CRM ve Yolcu Deneyimi” başlıklı oturumda SAVVy’i tanıttı.

İSG CEO’su Alp Er Tunga Ersoy SAVVy’nin müşteri hizmetleri kalitesini artırma ve süreçleri optimize etme amacıyla hayata geçirildiğini belirtti. Asistanın isminin Sabiha Gökçen’in IATA kodu olan “SAW”dan türetildiğini ve misafirperver bir karakter yansıttığını ifade etti.

Ersoy, yolcu taleplerine hızlı yanıt vermeyi amaçlayan SAVVy’nin 7/24 destek sağlayarak Sabiha Gökçen SAW Care Çağrı Merkezi çalışanlarının daha karmaşık sorunlara odaklanabilmesine olanak sunduğunu açıkladı.

SAVVy, doğal dil işleme (NLP) gibi konuşma yapay zeka tekniklerini kullanarak yolcularla insan benzeri sohbetler gerçekleştiriyor ve anlık yanıtlarla kişiselleştirilmiş çözümler sunuyor. Bu teknoloji sayesinde Sabiha Gökçen yolcuları müşteri temsilcisini beklemeden SAVVy ile işlemlerini hızlı ve sorunsuz bir şekilde gerçekleştirebilecek.

Spotify video içerik üreticilerine para ödemeye başlıyor!

Spotify, video içerik üreticilere yönelik önemli bir adım atarak 2 Ocak 2025 itibarıyla içerik üreticilerine ödeme yapmaya başlayacağını duyurdu. Bu yeni hamle, Spotify ile YouTube arasındaki rekabeti bir üst seviyeye taşıyacak.

Spotify’ın CEO’su Daniel Ek tarafından yapılan açıklamada, platformda video podcast yayımlayan içerik üreticilerin paylaşımlarına aldıkları etkileşimlere göre para kazanmaya başlayacakları belirtildi. Video podcast ne kadar çok görüntüleme alırsa, içerik üreticilerin kazancı da o kadar artacak. Ek, Spotify’ın video içerikler konusunda rakiplerinden daha iyi bir deneyim sunabileceğini ifade etti.

Video Podcast’lerde büyük artış

Spotify, video podcast özelliğini her bölgede aktif etmemiş olsa da bu format büyük ilgi görüyor. Güncel verilere göre, platformda yer alan video podcast sayısı 300 bini aşmış durumda. Kullanıcıların video podcast’lere olan ilgisinin hızla arttığı belirtiliyor ve izlenme süreleri, müzik ve sesli podcast dinleme sürelerinden daha yüksek bir hızla yükseliyor.

İlk etapta dört ülkede başlayacak

Video içerik üreticilere ödeme sistemi, ilk aşamada ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya’da hayata geçecek. Ayrıca Spotify, video podcast içeriklerinde ücretli abonelere reklamları kaldırarak reklamsız bir deneyim sunacak. Bu sayede, video podcast’lere olan kullanıcı ilgisinin daha da artması hedefleniyor.

Spotify’ın bu yeni stratejisi, özellikle YouTube ile rekabetinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. 2 Ocak 2025 itibarıyla geçerli olacak bu uygulamanın, içerik üreticilere daha fazla kazanç sağlarken kullanıcı deneyimini de iyileştirmesi bekleniyor.

Çin uçan taksilerle geleceğe adım atıyor!

Çinuçan taksiler ve teslimat dronları için büyük ölçekli yatırımlar yaparak, 2026 yılına kadar ülkenin güneyindeki teknoloji üssü Shenzhen ve doğudaki ticaret merkezi Şanghay’da bu teknolojileri günlük hayata entegre etmeye hazırlanıyor. Bu iki şehirde yapılacak dev yatırımlarla alçak irtifa ekonomisi canlandırılacak ve uçan araçların günlük ulaşımda kullanılmasının önü açılacak. Özellikle Çin uçan taksilerle ilgili büyük beklentilere sahip.

Shenzhen’de 1,7 milyar dolarlık altyapı yatırımı

Shenzhen, alçak irtifa ekonomisini geliştirmek amacıyla 12 milyar yuan (yaklaşık 1,7 milyar dolar) yatırım yaparak 1.200’den fazla kalkış ve iniş platformu kurmayı hedefliyor. Şehir, mevcut durumda 249 tesise sahip ve bu sayıyı yıl sonuna kadar 500’e çıkarmayı planlıyor. 2025’e kadar 658 tesis daha inşa edilerek, hava yolculuğu, lojistik, topluluk teslimatları ve kent yönetimi gibi alanlarda yeni bir ağ oluşturulması bekleniyor. Çin uçan taksilerle büyük değişimler yaratmayı amaçlıyor. Shenzhen, yatırımlarını 2030 yılına kadar 20 milyar yuan (yaklaşık 2,7 milyar dolar) seviyesine çıkararak bu alanda öncü olmayı amaçlıyor.

Shenzhen’de dünyanın en büyük tüketici dron üreticisi DJI, otonom uçan taksi üreticisi EHang, yemek teslimat devi Meituan ve elektrikli araç üreticisi Xpeng gibi önemli sanayi oyuncuları bulunuyor. Şehir, 2025’e kadar dron sektörünün 100 milyar yuan (13,8 milyar dolar) hacmine ulaşmasını hedefliyor.

Şanghay’da 100 hizmet alanı kurulacak

Şanghay, uçan araç teknolojilerinin ticari kullanıma geçebilmesi için 100’den fazla hizmet alanı kurmayı planlıyor. 40’tan fazla şirketin, uçan araç teknolojilerini turizmlojistikgözetim ve taşımacılık alanlarında hizmete sunmak üzere hazırlık yaptığı biliniyor. Şanghay’daki yetkililer, eVTOL adı verilen dikey kalkış ve iniş yapabilen elektrikli araçların kullanımı için gerekli altyapıyı hızlandıracak.

Çin’in alçak irtifa ekonomisi, 2021 yılında Pekin’in sektörü destekleyen düzenlemeler yapmasıyla hızlı bir ivme kazandı. Şanghay‘daki geliştiriciler, bu uçan araçları şehir içi ulaşımda trafiği hafifletecek bir çözüm olarak sunmayı hedefliyor. Ancak, batarya performansıaraç güvenliği ve yasal düzenlemeler gibi konularda bazı belirsizlikler bulunuyor. Çin uçan taksilerle bu tür sorunları aşmak için çalışmalar yürütüyor.

Bu alanda Çin’in öncü şirketleri arasında EHang ve Xpeng‘in yan kuruluşu AeroHT yer alırken, Almanya merkezli Lilium ile ABD merkezli Joby ve Archer Aviation gibi küresel şirketler de rekabet içerisinde. Çin, bu yenilikçi sektörün potansiyel olarak yüz milyarlarca dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşabileceğine inanıyor. Çin uçan taksilerle rekabetin içinde kalmayı planlıyor.