CATL Trump’ın izniyle ABD’de batarya fabrikası kuracak!

Dünyanın en büyük batarya üreticisi olan Çin merkezli CATL‘nin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Robin Zeng, ABD’de yeniden Başkan seçilen Donald Trumpın, Çin yatırımlarına izin vermesi halinde ABD’de bir batarya fabrikası kurmayı değerlendireceğini açıkladı. Elektrikli araç sektöründeki kritik rolüyle bilinen CATL Trump, ABD pazarındaki varlığını güçlendirme fırsatlarını araştırıyor.

Zeng, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Başlangıçta ABD’ye yatırım yapmak istediğimizde hükümetten olumsuz yanıt aldık. Ancak ben her zaman açık fikirliyim,” dedi. Trump ise seçim sürecinde yaptığı açıklamalarda, Çin’den yapılan otomobil ithalatını kısıtlama planlarından bahsetmiş ancak Çinli otomobil üreticilerinin ABD’de üretim yapmalarına karşı olmadığını dile getirmişti. CATL Trump başkanlığında Trump, “Teşvik vereceğiz ve eğer Çin ve diğer ülkeler burada üretim yapmak isterse, fabrikalarını burada kuracaklar ve Amerikalı işçileri işe alacaklar” şeklinde konuşmuştu. Zeng, Trump’ın bu açıklamalarının kendisini ABD’de bir genişleme düşüncesine yönlendirdiğini belirtti ve “Umarım gelecekte yatırımlara açık olurlar,” diye ekledi.

CATL Trump

CATL Trump, şu anda ABD pazarında batarya üretim lisans anlaşmaları yoluyla sınırlı bir varlık gösteriyor. Bu kapsamda Ford, CATL ile yaptığı anlaşma doğrultusunda Mustang Mach-E ve F-150 Lightning modelleri için uygun maliyetli lityum fosfat bataryalar üretecek bir fabrika kurmayı planlıyor. Tesla‘nın da benzer bir lisans anlaşması ile batarya üretmeye hazırlandığı ve bu fabrikanın 2025’te faaliyete geçmesinin beklendiği bildiriliyor.

CATL Trump ile dünya elektrikli araç batarya pazarında %36,7’lik pazar payıyla lider konumunda bulunuyor. Şirket, Tesla’nın Şangay fabrikasına batarya tedarik etmekle kalmayıp, Çin’in önde gelen elektrikli araç üreticilerinden Nio, Li Auto ve Xiaomi’ye de batarya sağlıyor.

Samsung, çip üretim hedefini yakalayamadı!

Samsung Foundry’nin 3nm GAA teknolojisi ile ilgili üretim hedeflerini karşılayamaması, şirketin yarı iletken yarışında önemli bir dezavantaj yaşamasına yol açıyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Samsung, çip üretim hedefini gerçekleştiremedi

İlk ve ikinci nesil 3nm süreçleri için hedeflenen %70’lik verim oranına yaklaşamayan Samsung, ilk nesilde %50-60 arası verim oranı elde ederken, ikinci nesilde bu oran %20 seviyesinde kalarak hedefin üçte birine bile ulaşamıyor. Bu düşük verim oranları, Qualcomm gibi büyük müşterilerin TSMC’ye yönelmesine neden oluyor ve Samsung’un 3nm GAA sürecine yönelik talebin azalmasına yol açıyor.

Samsung, çip üretim hedefini gerçekleştiremedi.
Samsung, çip üretim hedefini gerçekleştiremedi.

Samsung, 3nm GAA sürecinde yaşadığı sıkıntılar nedeniyle 2nm düğümü geliştirmeye daha fazla odaklanabilir. Rapora göre, Samsung, 2027’de piyasaya sürülmesi planlanan Galaxy S27 modellerinde kullanılmak üzere ‘Ulysses’ kod adıyla 2nm SF2P teknolojisiyle bir Exynos çipi geliştiriyor. Eğer bu süreçte başarı sağlayabilirse, Samsung, gelecek yıllarda yarı iletken pazarında daha güçlü bir konuma gelebilir.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Samsung firmasının yeni nesil ürünleri sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Siz daha önce hiç Samsung marka bir elektronik cihaz kullandınız mı? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

F-16 savaş uçaklarına 3 boyutlu uzamsal ses gelecek!

ABD Hava Kuvvetleri, F-16 savaş uçaklarına, pilotların savaş alanında daha yüksek farkındalıkla görev yapabilmelerini sağlamak amacıyla 3D uzamsal ses teknolojisi entegre ediyor. Bu kapsamda, Danimarkalı havacılık şirketi Terma ile 9 milyon dolarlık bir anlaşma yapılmış durumda.

F-16 savaş uçaklarına resmen 3 boyutlu uzamsal ses geliyor

Apple ve Sony gibi sivil alandaki büyük markaların uzamsal ses teknolojisinden ilham alan bu sistem, askeri kullanıma özel olarak geliştirildi. Yeni ses sistemi, geleneksel kokpit ses düzenindeki “kalabalık oda” etkisini azaltarak, pilotların çevresel seslere daha odaklı bir şekilde tepki verebilmesini amaçlıyor. 3D sesin yönsel özelliği, tehdit algısını güçlendirecek şekilde ayarlanmış durumda; örneğin bir füze uyarısı geldiğinde, pilot uyarının geldiği yönü anında algılayabilecek.

Bu gelişmiş teknoloji, pilotların kokpitte farklı radyo ve ses kaynaklarını konuma bağlı olarak duyabilmesini sağlıyor. Baş izleme teknolojisi ile entegre edilen sistem, pilotun baş hareketlerine göre seslerin yönünü sürekli güncelleyerek oldukça gerçekçi bir ses deneyimi sunuyor. Ayrıca, aktif gürültü engelleme özelliği sayesinde motor gibi arka plan sesleri azaltılarak, kritik uyarıların daha net duyulması sağlanıyor. Bu özellik, özellikle füze uyarıları ve hava trafik kontrol talimatları gibi hayati sesleri öncelikli hale getirirken, gereksiz seslerin geri planda kalmasına olanak tanıyor.

aşağıya yazacaklarımı özgün bir şekilde Türkçe dilinde yeniden ifade et. alt başlıklar ve maddeler olmadan sadece paragraflar şeklinde yaz

Terma’nın sunduğu verilere göre, bu sistemle donatılan F-16’larda, pilotların önemli uyarı seslerine tepkisi 1,5 saniye daha hızlı gerçekleşiyor. Bu hızlı tepki süresi, çatışma anlarında pilotların güvenliğini artırmak ve daha hızlı karar almalarını desteklemek açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca, Terma’ya göre yeni ses sistemi, pilotların yorgunluğunu ve stres seviyesini azaltarak daha verimli kararlar almalarını sağlayacak bir avantaj sunuyor.

Intel çalışanlarına kahve ikram ederken binlerce kişiyide işten çıkardı

Son dönemde mali zorluklarla gündeme gelen işlemci devi Intel, çalışanlarına ücretsiz kahve ve çay ikramını yeniden başlattı. Ağustos ayında, şirketin 1,6 milyar dolarlık zarar açıklamasının ardından, maliyetleri kısmak adına sonlandırılan bu uygulama geri geldi. Intel’in ücretsiz yiyecek ve içecek programının yılda 100 milyon dolardan fazla maliyete yol açtığı belirtilirken, programın yalnızca kahve ve çay bölümünün yeniden devreye girdiği açıklandı.

Çalışanlarına gönderdiği mesajda Intel, “Günlük rutinlerimizde konforu artıran küçük detayların önemli bir rol oynadığının farkındayız. Ücretsiz içecek programının küçük bir adım olduğunu biliyoruz, ancak işyeri kültürümüzü desteklemek için anlamlı bir adım olmasını umuyoruz” ifadesini kullandı.

Intel, geçtiğimiz dönemde yalnızca mali sorunlarla değil, aynı zamanda toplu davalarla da gündemde yer aldı. Ocak 2023’te Core i7-13700K işlemci satın alan bir müşteri olan Mark Vanvalkenburgh, Intel’e karşı dava açarak şirketi kusurlu işlemci satmakla suçladıDovel & Luner hukuk firması tarafından açılan dava, diğer Intel müşterilerinin de katılımını bekliyor.

Vanvalkenburgh, Intel’in 13. ve 14. nesil Raptor Lake işlemcilerinde ekran kararmaları ve beklenmedik yeniden başlatmalar gibi sorunlar yaşadığını belirtti. Şirket, işlemcilerdeki bu sorunları kabul edip bir güncelleme sunmuş ancak bu güncellemenin, sorun yaşayan işlemcilerin problemlerini çözmediği iddia edilmişti. Davacı, Intel’in işlemcilerdeki kusurlardan haberdar olduğunu öne sürerek, şirketin ciddi bir tazminat ödemesini talep ediyor.

Intel’in mali sıkıntıları ve hukuki sorunlarla dolu bu dönemde ücretsiz içecek ikramını geri getirmesi, şirketin çalışan memnuniyetini artırmaya yönelik bir adım olarak görülüyor.

Plüton’un en büyük uydusunda karbondioksit izleri bulundu!

0

NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu, Plüton’un en büyük uydusu Charon’da karbondioksit ve hidrojen peroksit izlerini tespit ederek bilim dünyasına önemli bulgular sundu. 1978 yılında keşfedildiğinden bu yana dikkat çeken Charon, aşırı soğuk yüzeyi ve yaşam barındırma ihtimalinin yok denecek kadar az olmasıyla bilinirken, James Webb’in genişletilmiş dalga boyu sayesinde yüzeyden yansıyan ışığın detaylı analizi yapılabiliyor. 2022 ve 2023 yıllarında gerçekleştirilen dört gözlemde, Charon’un kuzey yarımküresinde bu gazların izlerine rastlanması, uydunun kimyasal yapısı hakkında derin bilgiler sağladı.

Plüton’un en büyük uydusunda karbondioksit izleri tespit edildi

Uzun süredir araştırmacılar, Güneş Sistemi’nin birçok bölgesinde yaygın bulunan karbondioksitin Charon’da da bulunduğundan şüpheleniyorlardı. Ancak bu gazın yüzeyde nasıl dağıldığı ve nerede yoğunlaştığı belirsizdi. Son analizler, karbondioksitin büyük ihtimalle uzay kayalarının çarpması sonucu yüzeye püskürdüğünü ve üst katmanlarda biriktiğini ortaya koydu.

Plüton'un en büyük uydusunda karbondioksit izleri tespit edildi.
Plüton’un en büyük uydusunda karbondioksit izleri tespit edildi.

Öte yandan, hidrojen peroksit izlerinin varlığı, uydunun yüzeyindeki su moleküllerinin güneş rüzgarları ve UV ışınları gibi radyasyon kaynaklarıyla etkileşime girmesi sonucu oluşabileceğini gösteriyor. Southwest Research Institute’dan Dr. Silvia Protopapa, bu durumun karbondioksitin iç katmanlardan yüzeye çıkmasıyla ilişkili olduğunu, çarpışmaların bu gazı yüzeye taşıdığını belirtiyor. Protoplaneter diskte yer alan karbondioksit, Charon ve diğer cisimlerin oluşum sürecinde önemli bir yer tutuyor.

Bu gözlemler, Charon’un kimyasal yapısı ve evrimsel süreci hakkında bilgi sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda Kuiper Kuşağı’ndaki diğer buzlu cisimlerin oluşumu hakkında da ipuçları sunuyor. Bu nedenle, Güneş Sistemi’nin dış kısımlarındaki buzlu yapılar ve onların evrimsel kökenleri hakkında yeni bilgiler edinmek açısından büyük bir önem taşıyor.

Japonya, çip üretimi için 65 milyar dolarlık teşvik paketi hazırlıyor!

0

Japonya, çip endüstrisini yeniden canlandırmak ve bu alanda güçlü bir rekabet avantajı yakalamak amacıyla 65 milyar dolarlık (yaklaşık 10 trilyon yen) büyük bir teşvik planı hazırlığında. Hükümetin hazırladığı bu planda, önümüzdeki yıllarda çip üretimi alanında faaliyet gösteren şirketlere milyarlarca dolarlık sübvansiyonlar ve mali destekler sağlanması öngörülüyor.

Japonya, çip üretimi için 65 milyar dolarlık teşvik paketi sunuyor

Son yıllarda özellikle gelişmiş ülkeler, çip üretimini kendi sınırları içinde geliştirmek ve olası jeopolitik risklerden kaynaklanabilecek sorunları önlemek için ciddi yatırım ve teşvik paketleri açıklıyor. ABD ve Çin arasında süregelen ticaret savaşları da yerli çip üretiminin stratejik önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Japonya, çip üretimi için 65 milyar dolarlık teşvik paketi sunuyor.
Japonya, çip üretimi için 65 milyar dolarlık teşvik paketi sunuyor.

Japonya’nın bu yeni planı, özellikle en ileri teknolojilere sahip çiplerin seri üretimini mali açıdan desteklemeyi amaçlıyor. Geçen yıl Japonya, çip sektörüne yönelik yaklaşık 13 milyar dolarlık bir destek tahsis edeceğini açıklamışken, bu kez hazırlanan teşvik paketi daha büyük bir ekonomik plana dahil edilerek 22 Kasım’da hükümetin kabine onayına sunulacak. Bu plan kapsamında, önümüzdeki on yıl boyunca çip sektörüne kamu ve özel sektör eliyle toplamda 325 milyar dolarlık bir yatırım çağrısında bulunulacak. Hükümet, bu teşviklerin ekonomik anlamda 1 trilyon dolarlık bir etki yaratmasını bekliyor.

2022 yılında, Japonya’nın son teknoloji çip üretimi konusunda geride kalmasının ardından birçok Japon şirketi bir araya gelerek Rapidus isimli bir girişimi hayata geçirmişti. Rapidus, ABD’li teknoloji devi IBM ve Belçika merkezli araştırma enstitüsü Imec ile kurduğu ortaklıkla 2027’den itibaren Hokkaido adasında 2 nanometre çiplerin seri üretimine başlamayı hedefliyor.

Waymo yapay zeka modeli araştırıyor

0

Waymo, otonom sürüş için yeni bir yapay zeka araştırma modeli başlattı. Otonom Sürüş için Uçtan Uca Çok Modlu Model (EMMA), karmaşık yol senaryolarını daha iyi anlamak için Gemini’nin dünya bilgisinden yararlanılarak otonom sürüş için özel olarak eğitildi ve ince ayarlandı.

Waymo yapay zeka modelini tamamen entegre etmek istiyor

Waymo, şirketin yeni modeli hakkında bir araştırma raporu yayınladı. Şirket, bu raporun multimodal modellerin otonom sürüşe nasıl uygulanabileceğini gösterdiğini ve aynı zamanda saf uçtan uca yaklaşımın artılarını ve eksilerini araştırdığını söyledi.

Waymo duyuruda: “Gemini’nin üzerine inşa ederek ve onun yeteneklerinden yararlanarak, hareket planlama ve 3 boyutlu nesne algılama gibi otonom sürüş görevlerine özel bir model oluşturduk” ifadelerine yer verdi.

Şirket, EMMA’nın temel otonom sürüş görevlerinde etkili görev aktarımı gösterdiğini söyledi. Waymo, planlayıcı yörünge tahmini, nesne algılama ve yol grafiği anlayışı konusunda eğitilen EMMA’nın her görev için ayrı modeller eğitmeye kıyasla gelişmiş performans gösterdiğini söyledi.

Waymo, araştırmanın “benzer, ölçeklendirilmiş bir kurulumda daha da fazla temel otonom sürüş görevinin birleştirilebileceği, gelecek için umut verici bir araştırma yolu” önerdiğini söyledi. Waymo başkan yardımcısı ve araştırma başkanı Drago Anguelov: “EMMA, otonom sürüş için çok modlu modellerin gücünü ve önemini gösteren bir araştırmadır” dedi. “Çok modlu yöntemlerin ve bileşenlerin daha da genelleştirilebilir ve uyarlanabilir bir sürüş yığını oluşturmaya nasıl katkıda bulunabileceğini keşfetmeye devam etmekten heyecan duyuyoruz” dedi.

Waymo’nun araştırmaları arasında EMMA’nın ham kamera girdilerini ve metinsel verileri işleyerek çeşitli sürüş çıktıları üretme yeteneği, EMMA’nın Gemini’nin dünya bilgisini en üst düzeye çıkarmasına olanak tanıyan birleşik bir dil alanı ve karar alma sürecini geliştirmek ve uçtan uca planlamayı iyileştirmek için düşünce zinciri muhakemesi yer alıyor.

Madencilik atıkları elektrikli araçlarda kullanılacak

0

MIT girişimi madencilik atıklarını elektrikli araçlar ve savunma teknolojisi için değerli metallere dönüştürüyor. MIT mezunlarının kurduğu Phoenix Tailings şirketi, maden atıklarını kritik metallere dönüştürüyor.

Madencilik atıkları için yeni strateji

Rüzgar türbinleri ve elektrikli araçlardaki mıknatıslar için olmazsa olmaz olan nadir toprak elementlerine olan talep giderek artıyor. Ayrıca şu anda Çin, üretimlerine hakim. Tek bir kaynağa olan bu bağımlılık önemli jeopolitik ve ekonomik riskler oluşturuyor. İyi haber şu ki, bu değerli metaller genellikle maden atıklarında saklıdır. MIT mezunları tarafından kurulan bir şirket olan Phoenix Tailings bu potansiyeli açığa çıkarıyor. Pilot üretim tesisi Massachusetts, Woburn’da bulunmaktadır.

Yenilikçi süreçleri, maden atıklarından nadir toprak metallerini çıkarmak için su ve geri dönüştürülebilir çözücüler kullanır. Metaller daha sonra hem verimli hem de çevre dostu olan benzersiz bir elektrokimyasal işlem kullanılarak saflaştırılır.

Bu devrim niteliğindeki yaklaşım, toksik yan ürünleri ortadan kaldırarak ve karbon emisyonlarını azaltarak gelecek için sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Şirketin iddialı hedefi, 2026 yılına kadar bu kritik metallerden 3.000 tonun üzerinde üretim yapmak. Enerji Bakanlığı’nın desteğiyle Phoenix Tailings, metal üretim kapasitesini genişletiyor ve ikinci tesis için planları hızlandırıyor. Şirketin kurucu ortağı Tomás Villalon: “Kendi malzemelerinizi yurtiçinde üretebilmek, yabancı bir tekelin emrinde olmadığınız anlamına geliyor” dedi.

Şirketin rafinerisi, nadir toprak metalleri açısından zengin olan maden atıklarını 1.300 Fahrenheit dereceye kadar ısıtıyor.Bu işlemde, bir elektrot üzerindeki karışımdan elektrik akımı uygulanarak saf metal elde ediliyor ve geride minimum atık yan ürün bırakılıyor.

Woburn tesisi, mıknatıs üretiminde önemli bileşenler olan neodimyum ve disprozyum da dahil olmak üzere müşterilere çeşitli nadir toprak elementleri sağlıyor. Bu malzemeler rüzgar enerjisi, elektrikli araçlar ve savunma teknolojisi gibi çeşitli alanlarda uygulama alanı bulmaktadır.

Şirket, ABD Enerji Bakanlığı’ndan toplamda 2 milyon doların üzerinde iki hibe aldı. Bu hibeler, karbonizasyon ve geri dönüştürülmüş karbondioksit kullanarak madencilik atıklarından nikel ve magnezyum çıkaran bir sistemin geliştirilmesini destekleyecek.Phoenix Tailings’in süreci çeşitli cevher türlerini ve maden atıklarını işleyebilir. Dahası, şirket ABD madencilik endüstrisi her yıl yaklaşık 1.8 milyar ton atık ürettiğinden bol miktarda kaynağa erişebilir.

Rice yeşil hidrojen için ışık kullanıyor

0

Rice, yeşil hidrojen üretmek için ısı değil ışık kullanan yeni bir katalizör geliştirdi. Yeni bir bakır-rodyum fotokatalizörü, belirli bir ışık dalga boyuna maruz kaldığında dışarıdan ısıtmaya gerek kalmadan metan ve su buharını parçalamak için bir anten-reaktör tasarımı kullanıyor.

Rice yeşil hidrojen için çalışıyor

Temiz yanan, güçlü ve çok yönlü bir enerji ürünü olan hidrojen, sürdürülebilir bir enerji ekosistemine geçişte kritik öneme sahip olabilir. Ancak küresel hidrojen üretiminin yarısından fazlasında kimyasal işlem önemli oranda sera gazı emisyonuna katkıda bulunuyor. Bunu engellemek için Rice Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, reaksiyonu yürütmek için ısı yerine ışık kullanarak buhar metan reformasyonunu (SMR) tamamen emisyonsuz hale getirebilecek bir katalizör geliştirdiler.

SMR, doğal gaz ve diğer metan kaynaklarından hidrojen ve karbon monoksit üreten bir kimyasal reaksiyondur.Araştırmanın, katalizörleri devre dışı bırakabilen bir tür karbon birikimi olan koklaşmadan etkilenen çeşitli endüstriyel süreçlerde katalizör ömürlerini uzatmak, verimliliği artırmak ve maliyetleri düşürmek için önemli olabileceği belirtiliyor.

Yeni bakır-rodyum fotokatalizörü, belirli bir ışık dalga boyuna maruz kaldığında harici ısıtmaya ihtiyaç duymadan metan ve su buharını parçalayan bir anten-reaktör tasarımına sahip. Bu işlem, kimya endüstrisi için değerli hammaddeler olan ve sera gazı emisyonlarına katkıda bulunmayan hidrojen ve karbon monoksit üretiyor.

Rice’ın Wiess Kürsüsü Başkanı ve Fizik ve Astronomi Profesörü, ayrıca elektrik ve bilgisayar mühendisliği, malzeme bilimi ve nanomühendislik profesörü Peter Nordlander: “Bu, şu ana kadar elde ettiğimiz en etkili bulgulardan biri, çünkü modern toplum için tartışmasız en önemli kimyasal reaksiyona gelişmiş bir alternatif sunuyor” dedi.

Yeni SMR reaksiyon yolu, Rice Üniversitesi’ndeki Halas ve Nordlander laboratuvarları tarafından 2011’de yapılan keşfi kullanır . Plazmonların (metal nanopartiküllerdeki elektronların ışığa maruz kaldıklarında toplu salınımları) kimyasal reaksiyonları yönlendirebilen yüksek enerjili elektronlar ve delikler olan “sıcak taşıyıcılar” yayabileceğini buldular.

Çalışmanın ilk yazarlarından biri olan Rice doktora öğrencisi Yigao Yuan: “Pzlamonik fotokimya yapıyoruz; plazmon burada gerçekten bizim anahtarımız çünkü plazmonlar gerçekten etkili ışık soğuruculardır ve geleneksel termokatalizden çok daha etkili bir şekilde ihtiyaç duyduğumuz kimyayı yapabilen çok enerjik taşıyıcılar üretebilirler” dedi.

Amazon akıllı gözlük ile paket teslimini hızlandıracak

0

Reuters’ın yakın zamanda yayınladığı bir rapora göre Amazon, sürücülerine sadece bir yere ulaşmak için adım adım navigasyon göstermekle kalmayıp aynı zamanda binaların içinde de yol tarifi veren, asansörden nerede inileceği gibi bilgiler veren ve kapılar veya saldırgan köpekler konusunda uyarılar gösteren akıllı gözlükler geliştirme sürecinde. 

Amazon akıllı gözlük ile personellerin performansını artıracak

Biildirildiğine göre cihaz Meta’nın Ray-Ban gözlükleri gibi, önemli bilgileri göstermek için küçük bir gömülü ekrana sahip olacak. Ayrıca, Amazon’un mevcut Echo Frame gözlüklerinin  yaptığı gibi sesli talimatlar da verebilir ve fotoğraf çekmek için yerleşik kamera yeteneğini kullanabilir ve şu anda kullanılan elde taşınabilir cihazın yerini alabilir.

Gerçekçi olarak, bu gözlükler her rutin teslimatta yalnızca birkaç saniye veya bir sürücü kaybolursa birkaç dakika kazandırabilir. Ancak ortalama bir sürücü günde yaklaşık 300 paketle ilgilendiğinde ve her gün dünya çapında milyonlarca paket teslim edildiğinde, bu saniyeler toplanır ve sürücülerin her gün birkaç tane daha işleyebilmesi anlamına gelir.

Proje henüz kamuoyuna açıklanmasa da Reuters, birkaç isimsiz çalışanın varlığını doğruladığını söyledi. Bu kaynaklar ayrıca gözlüklerin muhtemelen hala birkaç yıl uzakta olduğunu ve amaçlandığı gibi çalışmazlarsa veya çalışanlar benimsemezlerse asla gün yüzü göremeyecekleri konusunda uyardı. Rahatlık bir endişe kaynağı, ancak ZDNET kıdemli inceleme editörü Kerry Wan, Meta’nın son giyilebilir ürününü denediğinde, gözlüklerin reçeteli lenslerini değiştirebilecek kadar rahat olduğunu gördü.

Amazon’un son dönemde paketlerinizi bir saatten kısa sürede teslim edebilen drone teslimat programını genişletmesiyle de kanıtlandığı üzere, şirket özellikle son birkaç kilometrede teslimatlardan saniyeler kazandırmaya odaklanıyor.Akıllı gözlükler henüz ana akım popülerlik kazanmakta zorlanıyor, bu nedenle Amazon’un bunları çalışanları için kullanıp kullanamayacağını görmek ilginç olacak.

Avustralya Hükümeti, 16 yaşın altındaki çocuklara sosyal medyayı yasakladı!

Başbakan Anthony Albanese’nin hükümeti, gençlerin çevrimiçi zararlardan korunmasına yönelik adımlar kapsamında bu düzenlemeyi önümüzdeki iki hafta içinde parlamentoya sunmayı planlıyor. Ancak, yasa bir yıl sonra yürürlüğe girecek.

Yasak; TikTok, Instagram, Facebook, X (eski adıyla Twitter) gibi popüler platformları kapsarken, eğitim ve sağlık hizmeti sunan sosyal platformlar yasağın dışında tutulacak.

eSafety Komiserliği, gözetim ve yaptırımlardan sorumlu olacak

Avustralya’nın eSafety Komiserliği, yasanın uygulanmasından ve ihlallerin denetiminden sorumlu olacak. Avustralya İletişim Bakanı Michelle Rowland, platformların kullanıcı davranışlarını analiz etme yeteneklerinin yasanın uygulanmasına destek vereceğini belirtti. Buna göre, sosyal medya platformları, kullanıcılarının yaşlarını doğrulama sorumluluğunu üstlenecek.

Yasanın yürürlüğe girmesi öncesinde, Avustralya hükümeti 6.5 milyon dolarlık bir yaş doğrulama pilot programı başlattı. Bu program, biyometrik yüz analizi, ses analizi ve davranışsal veri incelemesi gibi teknolojilerle kullanıcı yaşının tespit edilmesini test ediyor.

Başbakan Albanese, kullanıcılar için bir ceza öngörülmediğini, ancak ebeveyn izninin de yasağı aşmak için yeterli olmayacağını vurguladı. Albanese, ebeveynlerin yasaya uymak zorunda kalacaklarını ve çocuklarına, “Yasal olarak yapmam mümkün değil.” diyerek sosyal medya hesaplarını açmalarını engelleyebileceklerini belirtti.

Meta ve diğer şirketler farklı çözümler öneriyor

Meta (Facebook, Instagram), Avustralya hükümetinin yaş sınırlamalarına saygı duyduklarını ifade ederken, sosyal medya kullanımı için ebeveyn onayının daha etkili bir çözüm olabileceğini savundu.

Şirket, ebeveynlerin uygulama mağazaları aracılığıyla 16 yaş altındaki kullanıcılar için onay verebileceği bir sistemin, hem ebeveynlerin hem de gençlerin gizlilik haklarını koruyabileceğini belirtti. Meta ayrıca, yasak yerine ebeveynlerin gençlerin çevrimiçi hayatlarında daha fazla söz hakkı olmasını desteklediğini belirtti.

New York

Sosyal medyanın gençler üzerindeki olumsuz etkileri

Sosyal medyanın gençler üzerindeki zararlı etkileri uzun süredir tartışma konusu. ABD Sağlık Bakanı Dr. Vivek Murthy, sosyal medyada günde üç saatten fazla zaman geçiren ergenlerde depresyon ve anksiyete riskinin iki kat arttığını belirterek, sosyal medyada sağlık uyarı etiketlerinin kullanılmasını önerdi.

İngiltere’nin iletişim düzenleyici kurumu Ofcom da yaş doğrulama konusunda rehberler sunarken, bazı İngiliz milletvekilleri 16 yaşına kadar akıllı telefon kullanımının yasaklanmasını önerdi.

Avustralya’nın yeni yasası, gençlerin çevrimiçi güvenliğini artırmak adına bir ilki temsil ediyor.

Suudi Arabistan’ın NEOM projesi neyi amaçlıyor?

0

NEOM, Suudi Arabistan’ın ekonomik çeşitliliğini artırmayı ve petrole olan bağımlılığı azaltmayı amaçlayan iddialı bir projedir. Bu proje, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın vizyonuyla şekilleniyor ve 1.5 trilyon dolarlık devasa bir yatırımı ifade ediyor. NEOM, 26.500 km²’lik bir alana yayılacak şekilde tasarlanmış ve ülkenin batısındaki Tabuk vilayetinde yer alacak. Proje, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 stratejisinin önemli bir parçası olarak ülkenin gelecekteki ekonomik yapısını dönüştürmeyi hedefliyor. Başlangıçta 500 milyar dolarlık bir proje olarak öngörülen NEOM’un maliyeti, zamanla 1.5 trilyon dolara yükseldi. Proje, 2039 yılında tamamlanması öngörülen pek çok alt bileşene sahip.

Suudi Arabistan’ın dev NEOM projesi neyi hedefliyor?

NEOM’un en dikkat çeken bölümleri arasında The Line, Oxagon, Trojena, Sindalah ve Magna yer alıyor. The Line, 170 kilometre uzunluğunda bir aynalı şehir hattı olarak tasarlanmış ve tamamen yenilenebilir enerjiyle çalışması planlanıyor. Bu şehirde 9 milyon nüfusun yaşaması bekleniyor.

Suudi Arabistan'ın dev NEOM projesi neyi hedefliyor?
Suudi Arabistan’ın dev NEOM projesi neyi hedefliyor?

Oxagon, sekizgen şeklinde inşa edilecek entegre bir sanayi kenti olacak ve burada üretim, araştırma geliştirme faaliyetlerine odaklanılacak. Trojena, Arap Yarımadası’nın ilk açık hava kayak merkezi olarak tasarlanmışken, Sindalah, Suudi Arabistan’ın lüks turizminde yeni bir dönemin kapılarını aralayacak. Magna ise sürdürülebilir turizmi hedefleyen bir yaşam alanı olarak planlanıyor.

Ancak NEOM, tüm bu büyük hedeflere ulaşırken çeşitli zorluklarla karşı karşıya. Yerel halkın zorla yerinden edilmesi, projelerin yavaş ilerlemesi ve işçi ölümleri gibi olumsuzluklar, projenin etrafında tartışmalara yol açmış durumda. Ayrıca, devasa ölçekli projelerin çevresel etkilerinin tam olarak ne olacağına dair belirsizlikler bulunuyor. NEOM’un tasarımı, ölçeği ve iddialı hedefleri, dünya çapında dikkat çekerken, tamamlanması için gereken zamanın uzaması ve karşılaşılan engeller projenin geleceğini belirsiz kılabiliyor.

Makromusic, 15 milyon dolar değerlemeyle yatırım alıyor!

Makromusic, Türkiye’de 8 milyon indirmeye ulaşarak büyük bir başarıya imza atmış bir müzik ve arkadaşlık uygulaması. Hem müzik zevki benzer kişileri eşleştirerek bir flört platformu olarak hem de müzisyenlerin şarkılarını tanıtabileceği bir araç olarak faaliyet gösteren makromusic, aldığı yatırım sayesinde global pazarlara açılmayı planlıyor. Uygulama, kullanıcıların müzik tercihlerine göre birbirleriyle bağlantı kurmasına olanak tanırken, müzisyenler de Spotify’daki şarkılarını tanıtarak daha geniş bir kitleye ulaşma fırsatı buluyor. Şirket, tohum turunda 15 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım alarak, büyüme stratejisini hızlandırmayı hedefliyor.

Makromusic, 15 milyon dolar değerlemeyle yatırım alacak

Makromusic’in yatırım turuna, qAngels grubu gibi tanınmış yatırımcılar katıldı. İlker Diker, Ufuk Sarı, Volkan Biçer, Kaya Diker, Sercan Alıcı ve İhsan Elgin gibi isimlerin yer aldığı bu grup, girişimin potansiyeline olan güveni gösteriyor. Yatırımın ardından, makromusic, Türkiye’de elde ettiği başarısını global çapta sürdürmeyi amaçlıyor. Özellikle ABD, girişimin odaklandığı ilk uluslararası pazar olacak. Şirket, mevcut kullanıcı tabanını ve iş modelini global pazarlara adapte etmeyi planlarken, yeni partnerlik anlaşmalarıyla da büyümesini devam ettirecek.

Makromusic’in CEO’su ve Kurucu Ortağı Ataberk Özaydın, yatırım sonrası yaptığı açıklamada, şirketin genç ve dinamik ekibine dikkat çekti. 20 kişilik ekibinin yaş ortalamasının 23 olduğunu belirten Özaydın, bu genç ekibin hız ve çeviklik kazandırdığını vurguladı. 2019 yılında kurulan makromusic, bugüne kadar 500’e yakın uygulama güncellemesi yaptı ve bu süreçte kazandığı deneyimle odağını global pazarlara çevirdi. Şirket, kullanıcıları müzik zevklerine göre eşleştirerek, müzik ve flört dünyasının kesişiminde hızla büyüyor.

Makromusic’in bu yatırımla elde ettiği kaynak, uygulamanın daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmasını sağlayacak ve girişimin büyüme sürecini hızlandıracak. Özaydın, şirketin sunduğu hizmetin pazardaki benzersiz konumuna dikkat çekerek, müzikle ilgilenen insanlar arasında daha güçlü bağlantılar kurmayı ve flört uygulamalarına yeni bir soluk getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Bu yatırım, makromusic’in globaldeki başarısını pekiştirmeye yardımcı olacak önemli bir adım.

Discord teröristi 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı!

0

“Rabid” olarak bilinen Richard Densmore, Discord üzerinden çocukları çevrimiçi platformlarda hedef alarak onları cinsel içerikli eylemlere, kendine zarar verme davranışlarına ve şiddete zorlayan bir grup oluşturdu. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Discord teröristi tam 30 yıl hapis cezası aldı

Michigan eyaletinde yaşayan Densmore, FBI tarafından “764” adlı çevrimiçi terör ağına üye olarak suçlu bulundu ve 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu suç, çocukları istismar etme ve onları tehlikeli eylemlere yönlendirme suçlamalarını içeriyor.

Discord teröristi tam 30 yıl hapis cezası aldı.
Discord teröristi tam 30 yıl hapis cezası aldı.

Densmore, sosyal medya ve çevrimiçi oyun siteleri üzerinden çocukları avlayarak, onları zararlı eylemlere zorladı. Ayrıca, kendine “Rabid” takma adıyla “Sewer” adlı gruplarda yer alarak şöhret kazanmayı amaçladı ve mağdurlarını canlı yayınlar aracılığıyla kendilerine zarar verme gibi aşırı eylemleri gerçekleştirmeye zorladı.

FBI, çevrimiçi ortamda çocukları hedef almanın cezai sorumluluğu olduğunu belirterek, bu tür suçlarla mücadele etmek için tüm kaynaklarını seferber edeceklerini açıkladı. Adalet Bakanlığı, aileleri çocuklarının çevrimiçi etkinliklerini dikkatle izlemeleri ve olası zararlı içeriklere karşı uyanık olmaları konusunda uyardı. Ailelerin çocuklarıyla bu tür tehditler hakkında açıkça konuşmaları ve ani davranış değişikliklerini gözlemlemeleri gerektiği vurgulandı.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Akıllı ev sistemleri: Konfor ve güvenlik bir arada

0

Akıllı ev teknolojisi, ev sahiplerine akıllı ev sistemleri sayesinde akıllı ev uygulamalarını veya ağa bağlı başka bir cihazı kullanarak akıllı cihazlarını kontrol etme olanağı sağlayarak güvenlik, konfor, kolaylık ve enerji verimliliği sağlar.

Akıllı ev sistemleri ve konfor ihtiyacı

Nesnelerin internetinin (IoT) bir parçası olan akıllı ev sistemleri ve cihazları çoğu zaman birlikte çalışarak tüketici kullanım verilerini kendi aralarında paylaşıyor ve ev sahiplerinin tercihlerine göre eylemleri otomatikleştiriyor.

Tüm cihazlar genellikle akıllı ev merkezi olarak adlandırılan ana ev otomasyon kontrolörü tarafından kontrol ediliyor. Bu merkez, akıllı ev sistemlerinin merkezi noktası olarak hareket eden ve verileri algılayabilen, işleyebilen ve kablosuz olarak iletişim kurabilen bir donanım aygıtıdır. Tüm farklı uygulamaları, ev sahiplerinin uzaktan kontrol edebileceği tek bir akıllı ev uygulamasında birleştirir. Akıllı ev merkezlerine örnek olarak Amazon Echo, Google Home ve Wink Hub verilebiliyor. Birçok akıllı ev ürünü akıllı ev ağına bağlanmak için Wi-Fi ve Bluetooth kullanıyor. Bununla birlikte Zigbee veya Z-Wave gibi kablosuz protokoller de tercih ediliyor. Akıllı ev cihazları çok çeşitli sistemlerle iş birliği yaparak mükemmel bir ekosistem oluşturur.

Akıllı ev cihazları belirli programları veya komutları takip edecek şekilde programlanabiliyor. Ayrıca asistanları aracılığıyla sesli komutlara yanıt verecek şekilde ayarlanabiliyor. Örneğin, akıllı bir termostat ev sahibinin alışkanlıklarını öğrenebilir. Bununla birlikte bir akıllı ev sistemine bağlı olarak sıcaklığı belirli programına göre otomatik olarak ayarlayabilir.

Zigbee ve Z-Wave, günümüzde kullanılan en yaygın ev otomasyonu iletişim protokollerinden ikisidir. İkisi de örgü ağ teknolojileri ve kısa menzilli, düşük güçlü radyo sinyalleri kullanıyor. Her ikisi de aynı akıllı ev uygulamalarını hedefliyor. Ancak Z-Wave’in menzili Zigbee’nin 10 metresine kıyasla 30 metre. Zigbee genellikle ikisinin daha karmaşık olanı olarak algılanıyor. Zigbee çipleri birçok şirketten temin edilebiliyor. Z-Wave çipleri yalnızca Sigma Designs’dan temin edilebiliyor. Ayrıca, Kasım 2022’de piyasaya sürülen en yeni akıllı ev standardı olan Matter ivme kazanıyor.

Kripto paraların geleceği: Yatırımcılar için stratejiler

0

Önümüzdeki birkaç yıl içinde kripto para piyasasına tam olarak ne olacağını söylemek imkansız. Hala cevaplardan çok sorular var. Ancak birkaç genel kripto temasını takip ederek, piyasa geliştikçe daha iyi yatırım kararları verebileceksiniz.

Kripto paraların geleceği

Özellikle birkaç önemli ayrıntıya dikkat etmelisiniz:

  • ABD ve yurtdışında kripto düzenlemesi
  • Kripto para ödemelerinin ve merkezi olmayan finansın kitlesel pazarda benimsenmesi
  • Bitcoin, Ethereum ve muhtemelen diğer dijital para birimlerine dayalı kripto para ETF’lerinin piyasa tarafından benimsenmesi
  • Bitcoin veya diğer kripto paraları yasal ödeme aracı olarak benimseyen ülkeler

Bu sorunlar gelişip çözüldükçe, kripto para sektörünün uzun vadeli geleceği şekillenecektir. Hükümetler ve blok zinciri geliştiricileri uzun vadeli kripto planlarını zorladıkça resim oldukça yakında netleşmeye başlayacak. Bitcoin’in 2009’da yaratılmasıyla başlayan düzenleyici ve teknik küçük adım muhtemelen daha uzun yıllar devam edecektir.

Uzun vadede en iyi senaryoda, dünya çapındaki düzenleyiciler kripto düzenlemesi için küresel bir çerçeve üzerinde bir araya gelecek. Ancak, kriptoya ilişkin uluslararası görüşler El Salvador’da “Bitcoin resmi bir para birimidir”den Çin’de “Kripto işlemleri yasadışıdır”a kadar uzandığından, bugün bu pek olası görünmüyor. Konuyla ilgili küresel birlik kısa vadede olası görünmüyor.Ancak kripto düzenlemeleri federal düzeyde ilerliyor.

ABD hükümeti, kripto düzenleme sürecini yönlendirmek için son derece nitelikli bir ekip oluşturdu. Ayrıca spot Bitcoin ETF’lerinin ve benzeri Ethereum fonlarının piyasaya sürülmesi de etkili oldu. Hem kurumsal yatırımcıları hem de kripto paraya şüpheyle yaklaşan kişileri blockchain piyasasına davet etti.

Kripto alanında yasal ve düzenleyici netlik artıyor. Ancak bu sürecin kat etmesi gereken daha çok yol var. Gelecekteki düzenlemeler için tonu belirleyen son derece bilgili kişilerle birlikte, yatırımcılar, tüketiciler, kripto para işletmeleri ve geleneksel bankalar için uygulanabilir bir sistemin geliştirilebileceğine dair umut var.

Hükümet kuruluşları yasal bir çerçeve ve vergi sistemi üzerinde çalışıyo. Bununla birlikte, kripto paralar büyük ölçekte ABD tüketicilerinin dijital cüzdanlarına girebilir. Bitcoin 2021’de El Salvador’da yasal ödeme aracı haline geldi. Ancak ABD’nin yakın zamanda bu yolu izlemesi pek olası değil.

2025’te teknoloji trendleri: Neler bekleniyor?

Yapay zeka önümüzdeki yıl en önemli teknoloji olacak. 2025’te teknoloji trendleri arasında yapay zeka en üst sıralarda yer alacak. Yapay zeka IEEE’nin Teknolojinin Etkisi yıllık anketinde zirveye yerleşti. Peki yapay zeka en çok hangi sektörü etkileyecek?

2025’te teknoloji trendleri

Bu yılın eylül ayında Brezilya, Çin, Hindistan, İngiltere ve ABD’deki 350’den fazla CIO, CTO, BT yöneticisi ve diğer teknoloji liderlerinin katılımıyla IEEE anketine yapıldı. Katınlanlardan, 2025’te teknoloji trendleri arasında en önemli olmasını bekledikleri ilk üç teknolojiyi seçmeleri istendi.

Yaklaşık %60’ı yapay zekayı, %26’sı bulut bilişimi ve %24’ü robotiği seçti. Katılımcıların %91’i, 2025’in üretken yapay zeka için bir hesaplaşma yılı olacağını seçti. Teknoloji trendleri arasında yapay zekanın önem kazanacağını belirtti. Ayrıca “kamuoyunun hayranlığının ve algısının, teknolojinin neler yapabileceği ve yapması gerektiği konusunda daha fazla anlayış ve beklentiye doğru kayacağını” belirtti.

Ankete katılanların çoğu, kuruluşlarının jeneratif yapay zekayı daha fazla benimsemesini bekliyor. Yaklaşık %20’si genAI benimsemesinde zorluklarla karşılaştıklarını belirtiyor. Ayrıca teknolojiye yönelik yaklaşımlarını yeniden gözden geçireceklerini söylüyor.

AI’dan en çok hangi endüstrilerin etkileneceği konusunda, en çok tercih edileni %45 ile telekomünikasyon oldu. Bu, geçen yılki ankete göre %4’lük bir artış anlamına geliyor. Bankacılık ve finans, medya ve eğlence, imalat, AI’dan en çok etkilenmesi beklenen önemli dikeyler arasındaydı.

Peki 2025’te AI için en önemli potansiyel kullanım durumları neler? Gerçek zamanlı siber güvenlik kullanımları seçeneklere öncülük etti (%48 katılımcı). 2025’te teknoloji trendleri içinde güvenlik uygulamaları ön planda olacak. Ardından özel öğrenme ve akıllı eğitim gibi eğitim faaliyetleri geldi. Ayrıca %35’i AI’nın yazılım geliştirmeyi hızlandırmak veya desteklemek için kullanıldığını gördü.

Anket ayrıca insan işgücünün AI ile ilgili rollerde hangi becerilere ihtiyaç duyduğunu da sordu. 2025’te teknoloji trendleri hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için en iyi dört anket yanıtı yazılım geliştirme becerileri, AI etik uygulamalarının anlaşılması, veri analizi becerileri ve veri modelleme/işleme becerileriydi.

Dell Technologies Forum 2024, teknoloji dünyasını bir araya getirdi

0

12 Kasım’da “Yapay Zeka Destekli İnovasyonu Hızlandırma” temasıyla gerçekleştirilen Dell Technologies Forum 2024, teknoloji dünyasının liderlerini ve profesyonellerini İstanbul’da bir araya getirdi. Bu yılki forumda, yapay zekanın iş dünyasındaki dönüştürücü etkisi üzerinde duruldu. Katılımcılar, yapay zekanın sektörel dönüşüme nasıl ivme kazandırdığı, verimliliği nasıl artırdığı ve iş süreçlerini nasıl dönüştürdüğü üzerine derinlemesine tartışmalar yaptı.

Dell Technologies Forum 2024, teknoloji dünyasının liderlerini buluşturdu

Forumda, yapay zeka, uç bilişim, bulut teknolojileri ve siber güvenlik gibi alanlarda en son gelişmeler ele alındı. Ayrıca, perakende, sağlık, eğitim ve telekomünikasyon gibi çeşitli sektörlerden profesyoneller, dijital dönüşüm süreçlerini başarıyla yönetmek için pratik öneriler aldı. Uzmanlar, dijital dönüşümün her aşamasında işletmelere rehberlik edecek bilgiler sundu.

Dell Technologies Türkiye ve eCIS Genel Müdürü Işıl Hasdemir, forumda yaptığı açıklamada, yapay zekanın iş yapış biçimlerini köklü bir şekilde değiştiren bir teknoloji olduğunu vurguladı. Dell olarak, yapay zeka destekli depolama ve ağ çözümlerinden hızlandırılmış işlem gücüne kadar geniş bir teknoloji yelpazesi sunduklarını belirtti. Şirketin amacı ise, müşterilerine inovasyon yapma ve potansiyellerini ortaya çıkarma gücü sağlamak olarak öne çıktı. Dell Technologies Forum’da, masaüstünden veri merkezine ve buluta kadar sundukları yapay zeka çözümlerinin işletmelere dijital geleceği benimsemelerinde nasıl katkı sağlayacağını gösterdiklerini ifade etti.

Forumun açılış oturumunda, Dell Technologies EMEA CTO’su Elliott Young, Dell Technologies Türkiye ve eCIS Genel Müdürü Işıl Hasdemir ve yapay zeka uzmanı Deniz Türkeri’nin yanı sıra pek çok uzman isim ve konuk konuşmacılar da yer aldı.

Singapur, pasaportsuz geçiş teknolojisini kullanmaya başlıyor!

0

Singapur, yakın zamanda ülkeye giriş ve çıkışlarda pasaport kullanma zorunluluğunu ortadan kaldıran yenilikçi bir biyometrik geçiş sistemi kullanmaya başladı. Bu teknoloji, yüz ve iris taramasıyla kimlik doğrulaması yaparak pasaporta olan ihtiyacı büyük ölçüde azaltıyor. Ülkeye gelen veya ülkeden ayrılan yolcular, pasaport göstermeye gerek kalmadan bu biyometrik doğrulama teknolojisi sayesinde daha hızlı bir şekilde işlemlerini tamamlayabiliyor. 30 Eylül 2024’te Singapur Changi Havalimanı’ndaki tüm terminallerde aktif hale getirilen sistem, her bir yolcunun sınırdan geçiş süresini ortalama 25 saniyeden 10 saniyeye düşürerek işlemleri önemli ölçüde hızlandırdı. Bu süreç, özellikle yoğun yolcu trafiği yaşanan dönemlerde bekleme sürelerini kısaltmak ve seyahat deneyimini iyileştirmek için büyük bir adım olarak değerlendiriliyor.

Singapur, pasaportsuz geçiş teknolojisini kullanmaya başladı

Singapur Göçmenlik ve Kontrol Kurumu’nun (ICA) yaptığı açıklamaya göre, 15 Ekim itibarıyla yaklaşık 1,5 milyon yolcu bu pasaportsuz geçiş teknolojisinden yararlanarak işlemlerini başarıyla tamamladı. Biyometrik tarama teknolojisinin temelinde, her bir yolcunun yüz ve iris gibi benzersiz özelliklerinin taranması ve bu bilgilerin kimlik doğrulama amacıyla kullanılması yatıyor. Güvenlik önlemlerine büyük önem veren Singapur, tüm bu verileri yüksek güvenlik standartlarıyla koruma altına aldığını da belirtiyor.

Ancak pasaportsuz geçiş imkanına rağmen, ICA tüm yolcuların yine de pasaportlarını yanlarında getirmeleri gerektiğini vurguluyor. Pasaport, gidilen ülkede göçmenlik işlemleri veya kimlik doğrulaması gerektiğinde kullanılabileceğinden seyahat sırasında her yolcunun yanında bulundurulması önem taşıyor. ICA yetkilileri, yolculuk sırasında beklenmedik durumlar için pasaportun gerekli olabileceği ve biyometrik doğrulama sisteminin bazı durumlarda yeterli olmayabileceği uyarısında bulunuyor.

Pasaportsuz geçiş teknolojisinin sunduğu hız ve kolaylığın yanı sıra bu yeni uygulamanın uluslararası yolculuklarda güvenliği sağlama amacıyla tasarlandığı belirtiliyor. Singapur, bu teknolojiyi uygulayan ilk ülkelerden biri olarak havalimanlarındaki güvenlik ve verimliliği artırırken diğer ülkelerin de benzer uygulamalara geçiş yapmasını teşvik ediyor.