Google Wear OS’e çevrimdışı haritalar özelliği geliyor!

0

Google, akıllı saatler için geliştirdiği başarılı işletim sistemi Wear OS‘e önemli bir güncelleme getirdi. Yeni güncelleme, Google Maps üzerinden çevrimdışı harita kullanımına olanak tanıyor ve böylece kullanıcılar, internet bağlantısı olmadan da haritalara erişim sağlayabilecek.

Akıllı telefon teknolojisinin gelişmesiyle birlikte popülerliği artan akıllı saatler, günümüz teknoloji pazarında büyük bir yer edinmiş durumda. Bu pazarda Apple‘a benzer bir konum elde etmek isteyen Google, özellikle son yıllarda bu segmentte ciddi yatırımlar yapmaya başlamıştı. Şirket, bu yatırımlarını kesintisiz bir şekilde sürdürüyor.

Geçtiğimiz günlerde, Google yeni Pixel akıllı cihazlarını ve aksesuarlarını tanıtırken, Wear OS işletim sistemine çevrimdışı haritalar özelliğinin ekleneceğini duyurmuştu. Söz konusu özellik, aradan yalnızca birkaç gün geçtikten sonra kullanıma sunuldu. Bu yenilikle birlikte kullanıcılar, sadece akıllı saatlerini kullanarak yön bulma işlemlerini kolaylıkla gerçekleştirebilecekler.

Yeni çevrimdışı harita özelliği, telefonunuzda indirdiğiniz Google Maps bölgelerini ve mevcut konumunuzu otomatik olarak saatinize indiriyor. Haritalar, cihazınız Wi-Fi’a bağlıyken ve şarj olurken senkronize ediliyor, bu da kullanıcının işini büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Akıllı saatinin depolama kapasitesine dikkat eden kullanıcılar ise bu özelliği ayarlar menüsünden kapatma seçeneğine sahip. 11.140.0701.W sürüm numaralı Google Maps uygulamasına eklenen bu yenilik, önümüzdeki haftalarda tüm Wear OS kullanıcılarına sunulacak

Google, Android 15 ile yeni hırsızlık önleme özelliğini tanıttı

Google, Android 15 ile telefonları hırsızlıklara karşı koruyan yeni bir özelliği kullanıma sunmaya başladı. “Hırsızlık Algılama Kilidi” olarak adlandırılan bu yenilik, telefonunuzun kapkaç ve gasplardan korunmasını sağlamak amacıyla geliştirildi.

Bu yılki I/O etkinliğinde tanıtılan özellikler arasında hırsızlık algılama kilidiçevrimdışı cihaz kilidi ve uzaktan cihaz kilitleme gibi işlevler bulunuyor. Google, hırsızlık algılama kilidini şu anda Brezilya’daki beta kullanıcılarına kademeli olarak sunuyor. Brezilya, yüksek akıllı telefon hırsızlığı oranları nedeniyle bu özelliğin test edilmesi için seçilen ilk ülke oldu.

Hırsızlık algılama kilidi özelliği, telefonun çalındığını algıladığında devreye girerek cihazı otomatik olarak kilitliyor. Gelişmiş yapay zeka, cihazın ani hareketler gibi şüpheli durumları tespit etmek için kullanılıyor. Ayrıca, alışılmadık ağ etkinlikleri de göz önünde bulunduruluyor. Örneğin, telefon daha önce bağlanmadığı bir ağa bağlanırsa veya bağlı ağdan uzun süre uzak kalırsa, güvenlik otomatik olarak artırılıyor.

Google, bu yeni hırsızlık önleme işlevini Android 15 ile kullanıma sundu ancak planlarına göre eski Android sürümlerine de bu özelliği getirmeyi hedefliyor. Bu adım, kullanıcıların gizlilik ve güvenliğini artırmayı amaçlıyor.

Huawei’nin yeni akıllı saati Watch D2 sertifikasyon sürecini geçti

Akıllı saat pazarında önemli bir oyuncu olan Huawei, yeni nesil akıllı saati Watch D2 ile ilgili heyecan verici gelişmeleri duyurdu. Şirketin yeni giyilebilir cihazı, sertifikasyon süreçlerinden geçerek tıbbi cihaz lisansı aldı. Bu, Watch D2’nin Çin’de tıbbi ekipman olarak satışa sunulabilmesi için gerekli düzenleyici incelemelerden geçtiğini ve belirli tıbbi cihaz standartlarını karşıladığını gösteriyor.

Weibo’da paylaşılan sızıntılara göre, Watch D2’nin Çin’de tıbbi cihaz lisansı aldığı bilgisi, saatin “Bilek Ambulatory Kan Basıncı Kaydedici” olarak tanımlandığını ortaya koyuyor. Lisans, LCA-B10, LCA-B11 ve LCA-B12 model numaralarına sahip üç farklı saat varyantını içeriyor. Bu, Watch D2’nin, Watch D modelinin bir ardılı olabileceğini işaret ediyor.

Henüz tasarım ve işlevsellik hakkında detaylı bilgiler bulunmamakta. Ancak lisans bilgileri, cihazın ana ünite, bileklik ve kablosuz şarj tabanı gibi parçalara sahip olduğunu doğruluyor. Huawei Watch D2 kan basıncını ölçme, hem sistolik hem de diyastolik basıncı izleme ve kalp atış hızını ölçme gibi özellikler sunması bekleniyor. Bu özelliklerin 18 yaş ve üzeri kullanıcılar için statik bir durumda geçerli olacağı belirtiliyor.

Huawei Watch D2’nin, Huawei Mate 70 amiral gemisi ile aynı dönemde tanıtılabileceği düşünülüyor. Bu, saatin bu yıl içinde piyasaya sürülebileceğine işaret ediyor. Watch D modelini tanıyan kullanıcılar, Watch D2’nin nasıl bir gelişme sunacağını merak ediyor. İlk modelde kare ekran tasarımı, 1.64 inç AMOLED ekran, kan basıncı hatırlatıcıları ve EKG analizigibi özellikler bulunuyordu ve cihazın 7 günlük bir pil ömrü vardı. Watch D2’nin bu temelin üzerine nasıl bir performans sergileyeceği, pil ömründe iyileştirmeler yapılıp yapılmadığı, daha şık bir tasarım sunup sunmadığı ya da tamamen yeni sağlık izleme özellikleri getirip getirmediği merak konusu.

Instagram profil sayfalarında büyük değişiklik 

Instagram, profil sayfalarında büyük bir değişiklik yapmayı planlıyor. Şirket, Instagram’a yüklenen içeriklerin büyük çoğunluğunun dikey formatta olduğunu göz önünde bulundurarak, profil ızgarasında köklü bir değişiklik testi başlattı. Bu yeni düzenleme ile, profil ızgarasında kare formatında olan içerikler, dikey dikdörtgenler haline getiriliyor.

Instagram’ın ürün sorumlusunun Adam Mosseri, yapılan testin nedenini açıkladı. Mosseri, Instagram’a yüklenen içeriklerin çoğunun dikey formatta olduğunu ve kare formatın, özellikle de 4×3 oranındaki fotoğrafların veya 9×16 oranındaki videoların kırpılmasının kullanıcılar için zorlu olabileceğini belirtti. Mosseri, Instagram’ın 2015 yılında kaldırdığı kare sınırlamasının artık geri getirilmek istendiğini, ancak bu testin sadece uyumlu ve düzenli profillere sahip kişiler için zorluk oluşturabileceğini ifade etti.

Instagram sözcüsü Christine Pai ise, testin yalnızca sınırlı bir kullanıcı kitlesiyle yapıldığını ve topluluk geri bildirimlerinin toplandıktan sonra herhangi bir genişletme veya değişiklik yapılmadan önce değerlendirileceğini belirtti. Eğer profil ızgaranızı kareler etrafında düzenlediyseniz, bu yeni değişikliğe hazırlıklı olmanızda fayda var.

Bu değişiklik, Instagram kullanıcıları için profil görünümünü yeniden şekillendirecek ve içeriklerin dikey formatta daha etkili bir şekilde sunulmasına olanak tanıyacak. Kullanıcılar, test sürecinde yaşadıkları deneyimleri Instagram’a geri bildirebilecekler.

Dünyanın en büyük demir-hava bataryası ABD’de inşa ediliyor

Form Energy, Amerika Birleşik Devletleri Enerji Bakanlığı’nın sağladığı 147 milyon dolarlık önemli bir hibe ile, dünyanın en büyük demir-hava bataryasını inşa etmek üzere eski bir kağıt ve hamur fabrikasını dönüştürüyor. Bu yenilikçi proje, özellikle rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının enerjisini depolamak için önemli bir adım olarak görülüyor.

Yenilenebilir enerjide devrim

Demir-hava bataryaları, demirin paslanma sürecini kullanarak enerji depolayan ve bu enerjiyi uzun süre boyunca serbest bırakabilen çevre dostu bir teknoloji. Geleneksel lityum-iyon bataryaların aksine, demir-hava bataryaları 100 saate kadar kesintisiz enerji sağlayabiliyor. Bu özellik, özellikle rüzgar ve güneş enerjisi gibi aralıklı enerji kaynaklarının enerjisini depolamak için ideal hale getiriyor.

demir-hava bataryası

demir-hava bataryası Maine eyaletinde inşa edilecek olan bu devasa batarya, 8.500 megavat-saatlik bir kapasiteye sahip olacak. Bu, mevcut batarya tesislerinden çok daha büyük bir kapasite ve bölgedeki enerji güvenliğini önemli ölçüde artıracak. Özellikle kış aylarında artan enerji talebini karşılamak için bu tür yenilikçi çözümlere ihtiyaç duyuluyor.

Demir, su ve hava gibi güvenli ve bol bulunan malzemelerden üretilen demir-hava bataryaları, lityum-iyon bataryalarda görülen yangın riskini taşımıyor. Bu da, hem çevre hem de insan sağlığı açısından daha güvenli bir seçenek olduğu anlamına geliyor.

Geleceğin enerji depolama çözümü

Form Energy’nin demir-hava bataryası projesi, demir-hava bataryalarının ticari ölçekte ilk büyük uygulaması olacak. Şirket, 2028 yılına kadar projenin tamamlanmasını hedefliyor. Bu gelişme, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin kullanılması ve sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Özetle, Form Energy’nin demir-hava bataryası projesi, enerji depolama teknolojilerinde yeni bir çığır açıyor. Bu proje, hem yenilenebilir enerjinin yaygınlaşmasına katkı sağlayacak hem de enerji güvenliğini artırarak daha sürdürülebilir bir geleceğe doğru önemli bir adım atılmış olacak.

StartupCentrum, 10 milyon dolar değerleme ile yatırım aldı!

0

Teknoloji ekosistemini güçlendirme hedefiyle yola çıkan global startup ve veri platformu StartupCentrum, son yatırım turunu başarıyla tamamladı. 2021 yılında Nizamettin Sami Harputlu ve Müge Bezgin tarafından kurulan StartupCentrum, son turda 10 milyon dolar değerleme üzerinden 440 bin dolar yatırım aldı. Bu yatırım turuna Arz Portföy, H2O Investment, Nomos Ventures ve mevcut yatırımcılardan Yeşim Sümerkan katıldı.

StartupCentrum, 2021 yılında tohum öncesi turda 2 milyon dolar değerleme üzerinden önemli isimlerden oluşan bir grup yatırımcıdan 135 bin dolar toplamıştı. Bu yatırımcılar arasında Hande Enes, EGİAD Melekleri, Yeşim Sümerkan, Hakan Erten, İzel Levi Coşkun, TechVenture, Emine Erdem, Sanem Oktar ve Bahar Kayserilioğlu gibi ekosistemin önemli isimleri yer alıyor. Girişim, yeni yatırımıyla özellikle global büyümesini hızlandırmayı, daha güçlü bir veri platformu ve algoritma ile teknoloji şirketlerine yatırım yapma alanında önemli bir oyuncu olmayı hedefliyor.

StartupCentrum, startupları, yatırımcıları, hızlandırıcı programları ve yetenekleri bir araya getiren veri odaklı dijital bir startup platformu olmanın yanı sıra, yatırımcılara, girişimlere, kurumlara ve hızlandırıcı programlara özelleştirilmiş hizmetler sunarak teknoloji ekosisteminin büyümesine katkı sağlıyor.

StartupCentrum ayrıca, geçtiğimiz Kasım ayında Türkiye’nin önemli portföy şirketlerinden ARZ Portföy ile birlikte StartupCentrum Alpha Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nu hayata geçirdi. Bunun yanı sıra, Hazine ve Maliye Bakanlığı onaylı akredite Melek Yatırım Ağı ile bireysel yatırımcıları potansiyel teknoloji şirketleri ile buluşturuyor.

Yatırım hakkında açıklamalarda bulunan Nomos Ventures Yönetici Ortağı Kadir Yiğit, “StartupCentrum’un girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıları uzun süredir takip ediyoruz. Yenilikçi ve girişimcilik ruhunu destekleyen bu platformun bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Yiğit Group olarak, 45 yıldır hizmet veren bir aile firmasıyız. Üç yıl önce startup ekosistemindeki potansiyeli görerek bir VC kurup teknoloji şirketlerine yatırım yapma kararı aldık. Öncelik verdiğimiz alanlar fintech ve proptech olsa da, etkileyici ve oyun değiştirici iş modellerine de yatırım yapmaya çalışıyoruz. Şu ana kadar üç yatırım yaptık ve yatırımlarımızı önümüzdeki süreçte artırmayı hedefliyoruz. Girişimcilerin ekosistemlerinde sürdürülebilir bir değişim yaratmalarına yardımcı olma hedefimiz doğrultusunda StartupCentrum’a yatırım yaptık ve bu yatırımın her iki taraf için de değer yaratacağına inanıyoruz,” dedi.

StartupCentrum Kurucu Ortağı Müge Bezgin ise, “StartupCentrum olarak, Türkiye başta olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya ve Azerbaycan gibi ülkelerle çalışıyoruz. Girişimcilik ekosisteminin oyuncularını desteklemek ve ülkeler arası köprü görevi görmekten mutluluk duyuyoruz. Bu yatırımla teknolojimizi daha ileriye taşıyarak, veri odaklı sunduğumuz 360 derece hizmeti daha fazla ülkeye yaymayı hedefliyoruz,” şeklinde konuştu.

Diğer Kurucu Ortak Nizamettin Sami Harputlu da, “StartupCentrum’un hem Türkiye’deki hem de globaldeki etkisini artıracak önemli bir adım attık. Girişimcilerin doğru ekip arkadaşlarını bulmasından, doğru yatırımcılara ulaşmasına kadar her aşamada destek oluyoruz. Ayrıca, platformumuz üzerinden sunduğumuz kapsamlı veriler, yatırımcılara potansiyel fırsatları değerlendirme imkanı sunuyor. Her çeyrekte yayımladığımız startup yatırım raporlarıyla ekosistemin güncel durumunu ve trendlerini gözler önüne seriyoruz. Önümüzdeki süreçte, teknolojimizi, topluluğumuzu ve operasyonel gücümüzü kullanarak yatırım tarafımızı daha da aktifleştirip büyük değer yaratmayı hedefliyoruz,” ifadelerini kullandı.

Google’ın Gemini yapay zekası artık android tabletlerde!

Google, Android tablet kullanıcıları için geliştirdiği yeni yapay zeka uygulaması Gemini AI’yi kullanıma sundu. En son yapılan Made by Google etkinliğinde duyurulan bu yenilikle birlikte, Android tablet sahipleri artık Gemini uygulamasını Play Store üzerinden cihazlarına indirebilecekler. Bu adım, Google’ın yapay zeka teknolojisinin daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmasını sağlıyor.

Google’ın resmi Play Store listelemesinde her ne kadar Pixel Tablet uyumluluğuna dair bir bilgi yer almasa da, uygulama yüklendiğinde sorunsuz bir şekilde çalışıyor. Ayrıca, Gemini’nin Pixel Tablet kullanıcılarına sunduğu bazı ilginç özellikler dikkat çekiyor.

Google’ın Gemini arayüzü ve özellikleri

Google’ın Gemini kullanıcı arayüzü, Pixel Fold cihazında bulunan arayüzle benzerlik taşıyor ancak büyük ekranlar için tam anlamıyla optimize edilmemiş durumda. Bununla birlikte, Gemini paneli, daha iyi bir kullanılabilirlik sağlamak amacıyla ortalanmış bir tasarıma sahip.

Hub modunda, tablet şarj edilirken kullanılan Hoparlör Bağlantı İstasyonu’nda “Hey Google” sesli komutu, Gemini yerine Google Asistan’ı etkinleştirmeye devam ediyor. Bu durum, muhtemelen Asistan’ın akıllı ev komutları ve temel işlevlerde daha etkili olmasından kaynaklanıyor. Google, Gemini’nin Pixel Tablet’e entegrasyonunu ilk olarak Mayıs ayında Circle to Search’ün lansmanı sırasında duyurmuştu.

Google’ın Gemini Her ne kadar Gemini’nin Android tabletler ve Pixel Tabletlerdeki lansmanı, Google’ın yapay zeka stratejisinde önemli bir adım olarak değerlendirilebilse de, uygulama bazı sınırlamalara sahip. Örneğin, Google Home ev otomasyonunun yerel kontrolü uzantılar aracılığıyla sağlanamıyor ve kilit ekranından erişim imkanı sunulmuyor. Bu eksikliklerin gelecekteki güncellemelerle giderilmesi bekleniyor.

Google’ın Gemini uygulamasının Android tabletlerde kullanıma sunulması, kullanıcılar için yeni olanaklar ve deneyimler vaat ediyor. Uygulamanın gelecekte yapılacak güncellemelerle daha da geliştirileceği öngörülüyor.

Dünyanın en büyük 3D baskılı mahallesi tamamlanmaya yaklaşıyor 

0

Yeni bir girişimde, ICON’un Vulcan yazıcısı, Teksas, Georgetown’da inşa edilen 100 evle dünyanın en büyük 3D baskılı mahallesini tamamlamanın eşiğinde. 

3D baskılı mahalle tamamlanmak üzere 

 Bu evler şu anda 45 fitten geniş ve 4,75 tona kadar ağırlığa sahip devasa Vulcan yazıcısı tarafından son rötuşlardan geçiyor. Vulcan, her evi ustalıkla katman katman inşa ediyor ve masaüstü 3D yazıcıya benzer şekilde ancak çok daha büyük ölçekte çalışıyor. 

 ICON’da Kıdemli Proje Yöneticisi olan Conner Jenkins, 3D baskının inşaat sektöründe verimliliği nasıl artırdığını vurguladı. Geleneksel yöntemleri kullanarak bir duvar sistemi inşa etmek için gereken çok sayıda ekibin yerini bir ekip ve bir robotun alabileceğini açıkladı. Jenkins, bu teknolojinin inşaat sürecini nasıl hızlandırdığını vurguladı. 

Jenkins: “3D baskı, bir duvar sistemini inşa etmek için birden fazla ekibe ihtiyaç duyulmasını tek bir ekip ve tek bir robotla ortadan kaldırarak ticaret pazarına önemli bir verimlilik getiriyor” dedi. 

Beton tozu, su, kum ve çeşitli katkı maddeleri karıştırılıp baskı sürecini başlatmak için yazıcıya konur. Fırçadaki diş macununa benzer şekilde, bir nozul karışımı belirlenmiş bir rota boyunca dışarı atarak kadife dokulu duvarlar oluşturur. Jenkins, bu duvarların mükemmel yalıtım sağlamak, sert hava koşullarına dayanmak ve termitleri, küfü ve suyu savuşturmak için tasarlandığını belirtti. 

 Üç veya dört yatak odalı tek katlı evlerin her biri için baskı süreci yaklaşık üç hafta sürüyor. Temel ve metal çatılar geleneksel teknikler kullanılarak kuruluyor. Lawrence Nourzad ve Angela Hontas gibi yakın zamanda orada bir ev satın alan Wolf Ranch sakinleri, 3D yazdırılmış evlerinin sağlamlığına ve dayanıklılığına değer veriyor. 

 Nourzad, “Ev bir kale gibi hissettiriyor,” dedi ve evin çoğu kasırgaya dayanacağına inandığını ekledi. Kalın duvarlar ayrıca kavurucu Teksas sıcağına karşı mükemmel yalıtım sağlıyor ve klima tam kapasitede çalışmadığında bile iç mekanı serin tutuyor. Ancak çift, bu sağlam duvarların kablosuz internet sinyallerine müdahale edebileceğini keşfetti. “Sinyal bu duvarlardan çok iyi geçmiyor,” diye ekledi. 

OpenAI, seçimleri hedef alan İranlı ChatGPT hesaplarını kapattı!

OpenAI, operasyonun yapay zeka tarafından üretilen makaleler ve sosyal medya gönderileri oluşturduğunu ancak bu içeriklerin geniş bir kitleye ulaşmadığını açıkladı.

Bu, OpenAI’ın devlet destekli aktörlerin ChatGPT’yi kötü niyetle kullanmasını engellediği ilk olay değil. Mayıs ayında şirket, kamuoyunu manipüle etmek amacıyla ChatGPT kullanan beş kampanyayı daha engellemişti.

Bu olaylar, devlet aktörlerinin Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformlarını kullanarak önceki seçim döngülerine müdahale etme girişimlerine benzerlik gösteriyor. Şimdi, benzer gruplar (veya belki de aynı gruplar), sosyal medya kanallarını yanlış bilgilerle doldurmak için üretken yapay zeka kullanıyor. Sosyal medya şirketlerinde olduğu gibi, OpenAI de bu çabaları ortaya çıktıkça yasaklama yaklaşımını benimsemiş görünüyor.

OpenAI, bu hesap grubuna yönelik soruşturmasının, geçen hafta Microsoft Threat Intelligence tarafından yayınlanan bir rapordan faydalandığını belirtti. Bu raporda grup, 2020’den beri ABD seçimlerini etkilemek için faaliyet gösteren daha geniş bir kampanyanın parçası olarak tanımlandı.

Microsoft, Storm-2035 olarak adlandırdığı bu grubun, ABD’deki seçmen gruplarını başkan adayları, LGBTQ hakları ve İsrail-Hamas çatışması gibi konularda kutuplaştırıcı mesajlarla hedeflediğini açıkladı. Bu operasyonların amacı, belirli bir politikayı teşvik etmekten ziyade, anlaşmazlık ve çatışma yaratmak olarak görülüyor.

OpenAI, Storm-2035 için hem ilerici hem de muhafazakar haber siteleri olarak görünen beş siteyi tespit etti. Grup, “X Trump’ın tweetlerini sansürlüyor” gibi makaleler yazmak için ChatGPT’yi kullandı. OpenAI, sosyal medyada bu operasyonun kontrolünde bir düzine X ve bir Instagram hesabı tespit etti. Şirket, ChatGPT’nin çeşitli politik yorumları yeniden yazmak için kullanıldığını ve bu yorumların daha sonra bu platformlarda paylaşıldığını belirtti.

OpenAI, Storm-2035’in makalelerinin geniş çapta paylaşılmadığını ve sosyal medya gönderilerinin çoğunluğunun az beğeni, paylaşım veya yorum aldığını kaydetti. Bu tür operasyonlar genellikle hızlı ve ucuz bir şekilde yapay zeka araçlarıyla oluşturulabildiği için bu durum yaygındır. Seçim yaklaştıkça ve çevrimiçi partizan tartışmalar yoğunlaştıkça bu tür uyarılar daha sık görülebilir.

Meta, seçim öncesi Rus dezenformasyonuyla boğuşuyor!

Meta tarafından işaret edilen Rus etki operasyonlarında; yapay zeka vasıtasıyla sahte gazeteci kimlikleri oluşturularak haber sitelerinde, gerçek makalelerin çarpıtılmasıyla yaratılan bilgileri içeren sahte haberler yayınlandı.

Geçmişte ABD politikalarını etkilemeye yönelik Rus çabaları, belirli bir ülkedeki sosyal ve kültürel sorunlara odaklanarak ilgi çekerken; mevcut “aldatıcı kampanya”, ağırlıklı olarak Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına destek toplama çabalarına odaklanıyor.

2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana, Rusya’nın Meta ile ilişkisi gergin. Facebook, işgalden kısa bir süre sonra Rusya’daki tüm reklamları durdurdu ve Rus reklamlarını engelledi. Aylar sonra, Rusya Meta’yı aşırılıkçı ve terörist bir örgüt olarak kategorize etti.

Meta raporunda, “Şimdi ve Kasım ayında yapılacak ABD seçimleri arasında, Rusya merkezli operasyonların Ukrayna’ya yardım etmeye karşı çıkan adaylarla ilgili destekleyici yorumları teşvik etmelerini ve Ukrayna’nın savunmalarını desteklemeyi savunanları eleştirmelerini bekliyoruz.” denildi.

“Bu, ABD’deki ekonomik zorlukları Ukrayna’ya mali yardım sağlamaya bağlamak, Ukrayna hükümetini güvenilmez olarak göstermek veya savaş ve geleceği konusunda Rusya yanlısı görüşleri dile getiren sesleri yükseltmek şeklinde olabilir.”

Meta, yapay zekaya yoğun şekilde dayanan veya sahtekarlık kampanyaları yürüten daha aldatıcı gönderi ve hesapları hedef alıp kaldırdığını belirtti. Meta’ya göre, bu operasyonlar “düşük kaliteli, yüksek hacimli” olup operasyonel güvenlikte aksaklıklar yaşandı.

Meta raporunda, GenAI destekli taktikler, tehdit aktörlerine yalnızca kademeli verimlilik ve içerik üretme kazançları sağlıyor; etki operasyonlarını bozma yeteneğimizi engellemedi.” denildi.

“Aslında, gerçek insanların bu ağları troller olarak nitelendirdiğini ve otantik kitlelerle etkileşime geçmekte zorlandıklarını görüyoruz.”

National Public Data güvenlik ihlalini doğruladı 

0

National Public Data, Amerikalıların sosyal güvenlik numaralarını ifşa eden ihlali doğruladı. Şirketten çalınan milyarlarca kayıt çevrimiçi olarak sızdırılmıştı. 

National Public Data güvenlik açıklaması yaptı 

ABD’de yaşayan kişilerin Sosyal Güvenlik Numaraları da dahil olmak üzere 2.7 milyar kişisel bilgi kaydı içeren bir veri dökümü yakın zamanda çevrimiçi olarak sızdırıldı. Veri dökümünün içeriği, kamuya açık olmayan kaynaklardan bilgi toplayan ve bunları geçmiş kontrolleri için satan bir şirket olan National Public Data ile ilişkilendirildi. Şimdi şirket, insanların adlarının, e-postalarının, adreslerinin, telefon numaralarının, sosyal güvenlik numaralarının ve posta adreslerinin çalındığı bir “veri güvenliği olayı” yaşadığını doğruladı.

National Public Data’nın Güvenlik Olayı raporundaki ifadeleri biraz belirsiz ve dolambaçlı, ancak güvenlik ihlalini üçüncü taraf bir kötü aktöre yükledi. Kötü aktörün “Aralık 2023 sonlarında verilere girmeye çalıştığını” ve “belirli verilerin olası sızıntılarının” Nisan 2024 ve 2024 yazında gerçekleştiğini, bunun da bilgisayar korsanının sistemine başarıyla sızdığını gösterdiğini söyledi. Nisan ayında, USDoD olarak bilinen bir tehdit aktörü, ABD, İngiltere ve Kanada’da yaşayan kişilerin 2,9 milyar kaydını 3,5 milyon dolara satmaya çalıştı. Bilgileri National Public Data’dan çaldığını iddia etti. O zamandan beri kayıtlar parçalar halinde çevrimiçi olarak sızdırıldı ve daha yeni olanı daha kapsamlıydı ve daha hassas bilgiler içeriyordu. 

Şirket, potansiyel olarak etkilenen kayıtları incelemek için kolluk kuvvetleriyle birlikte çalıştığını ve “onlar için geçerli başka önemli gelişmeler varsa” bireyleri “bildirmeye” çalışacağını söyledi. Ayrıca, potansiyel olarak etkilenenlerin harekete geçebilmesi için bildirimi yayınladığını söyledi. Şirket, insanlara hileli işlemler için finansal hesaplarını izlemelerini tavsiye ediyor ve ayrıca onları ücretsiz kredi raporları almaya ve dosyalarına bir hile uyarısı koymaya teşvik ediyor. 

National Public Data, Ağustos ayının başlarında kimlik hırsızlığı koruma hizmetlerinden kişisel bilgilerinin karanlık web’de yayınlandığı bildirimini alan bir davacı tarafından açılan önerilen bir toplu dava davasıyla karşı karşıya. Şirketin “düzenli iş uygulamalarının bir parçası olarak topladığı ve sakladığı kişisel olarak tanımlanabilir bilgileri uygun şekilde güvence altına alma ve korumada başarısız olduğunu” savundular. 

Deri altı implantı hayat kurtaracak 

0

Deri altı implantı, opioid aşırı doz ölümlerini önlemek için nalokson dağıtıyor. Birisi opioidlerden aşırı doz aldığında, opioidi tersine çeviren ilaç olan naloksondan mümkün olan en kısa sürede bir doz alması kritik önem taşır. Aksi takdirde, ölüm kesin bir olasılıktır. İşte tam bu noktada yeni bir implant devreye girer, çünkü naloksonu vücudun içinden otomatik olarak dağıtır. 

Deri altı implantı iSOS 

İsmi “Opioid Güvenliği İçin İmplante Edilebilir Sistem” ifadesinin kısaltması olan iSOS implantı, MIT ve Harvard’a bağlı Brigham ve Kadın Hastanesi’nden bir bilim insanları ekibi tarafından geliştiriliyor. 

Cihaz 78 mm uzunluğunda, 12 mm genişliğinde ve 8 mm kalınlığındadır. Entegre bir haznede 10 miligram nalokson içerir, ayrıca pil, vibratör ve Bluetooth modülü gibi elektronik aksamlar, ayrıca birden fazla EKG elektrodu ve bir dizi başka sensör içerir. İdeal olarak, solar pleksus yakınındaki cildin hemen altına implante edilir. Bu prosedür, lokal anestezi kullanılarak bir klinikte hızla gerçekleştirilebilir. 

Yerine yerleştirildiğinde, iSOS hastanın vücut sıcaklığını, kalp atış hızını, solunum hızını ve kan oksijen satürasyonunu izler. Bu parametreler bir opioid aşırı dozunun gerçekleştiğini gösterecek şekilde değişirse, cihaz hem dokunsal hem de işitsel bir uyarı üretmek için titreşim cihazını etkinleştirir.  

Ayrıca hastanın akıllı telefonundaki bir uygulamaya bir uyarı gönderir. Yanlış pozitif olması durumunda, hasta bu uygulama aracılığıyla implantın “durmasını” sağlayabilir. Ancak bunu hemen yapmazlarsa, iSOS hızla kan dolaşımına bir doz nalokson pompalamaya devam eder. Uygulama ayrıca önceden belirlenmiş bir acil durum irtibatına bir uyarı gönderecektir. 

Laboratuvar testlerinde cihaz, fentanil aşırı doz alan domuzların %96’sını ortalama 3,2 dakika içinde başarıyla canlandırdı. Pilinin şu anda 16 günlük hayati belirtilerin izlenmesi için yeterli olduğu ve gerektiğinde kablosuz olarak şarj edilebildiği belirtiliyor. 

Nalokson haznesi, implantın üstündeki bir porta deri yoluyla yerleştirilen bir hipodermik iğne ile doldurulabilir. İlacın vücut sıcaklığında en az 14 gün sürdüğü gerçeği göz önüne alındığında, hastaların pil şarjı ve yeniden doldurma için iki haftada bir kliniğe gitmeleri öngörülüyor. 

T-Mobile Starlink uydu hizmeti eleştiri alıyor

AT&T ve Verizon, T-Mobile’ın Starlink uydu hizmetinden şikayetçi. AT&T ve Verizon, SpaceX’in uygulamasının kendi mobil geniş bant ağlarına zarar vereceğini savunarak SpaceX ve T-Mobile’ın yaklaşan doğrudan hücresel uydu teklifine karşı çıktı. Federal İletişim Komisyonu’nu SpaceX’in bant dışı emisyon sınırlarından feragat etme talebini reddetmeye çağıran dosyalar bu hafta AT&T ve Verizon tarafından sunuldu ve uydu şirketleri EchoStar ve Omnispace’in benzer muhalefetine katıldı.  

T-Mobile, SpaceX ortaklığını 2022 yılında duyurmuş ve cep telefonlarının Starlink uydularına bağlanmasına izin vererek ölü bölgeleri ortadan kaldırma sözü vermişti. SpaceX şimdi, AT&T’ye göre karasal mobil operasyonlarda “kabul edilemez zararlı parazitlere neden olacak” Uzaydan Ek Kapsama (SCS) teklifini yürürlüğe koymak için bant dışı emisyonlar için mevcut güç akı yoğunluğu sınırlarının “dokuz kat artırılmasını” istiyor. 

 Özellikle AT&T’nin teknik analizi, SpaceX’in teklifinin operasyonel ve temsili bir AT&T PCS C Blok pazar dağıtımında ağ aşağı bağlantı veriminde ortalama yüzde 18’lik bir azalmaya neden olacağını göstermektedir. Birincil karasal lisanslar ve ağlar SCS girişiminden korunmalı SpaceX’in Feragat Talebi kapsamındaki operasyonlar bunu başaramayacak. 

AT&T, geçtiğimiz yılın Mayıs ayında FCC’ye yaptığı bir önceki şikayette de benzer endişeleri dile getirmişti. Hem Verizon hem de AT&T, AST SpaceMobile ile 2025’ten önce kullanıma sunulması muhtemel olmayan kendi uydudan telefona hizmetlerini de duyurdu. T-Mobile ve SpaceX hizmetinin, bu şikayetlerin gecikmelere yol açmaması halinde, bu sonbaharda başlatılması bekleniyor. 

AMD, ZT Systems’i 4,9 Milyar Dolarlık Anlaşmayla Satın Alıyor!

0

Dünyaca ünlü çip üreticisi Advanced Micro Devices Inc. (AMD), devrim niteliğinde bir adım atarak sunucu üreticisi ZT Systems’i 4,9 milyar dolar değerinde bir nakit ve hisse senedi anlaşmasıyla satın alma kararı aldı. Bu hamle, AMD’nin Nvidia Corp. ile rekabetinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

New Jersey, Secaucus merkezli ZT Systems, AMD’nin Veri Merkezi Çözümleri İş Grubu’na dahil olacak. AMD, ZT Systems’in tasarım ve müşteri ekiplerini koruyacak ve üretim bölümünü satmayı planlıyor. Anlaşma fiyatı, belirli hedeflerin gerçekleştirilmesine bağlı olarak 400 milyon dolarlık ek bir ödeme içeriyor.

Veri merkezi yapay zeka sistemlerini güçlendirecek

ZT Systems, büyük veri merkezi sahipleri için sunucu bilgisayarları üretme konusunda geniş deneyime sahip bir şirket olarak biliniyor. Bu, özellikle yeni yapay zeka yeteneklerine milyarlarca dolar yatıran müşteriler için büyük bir avantaj sağlıyor. AMD’nin CEO’su Lisa Su, bu satın almanın veri merkezi yapay zeka sistemlerini “önemli ölçüde güçlendireceğini” vurguladı.

AMD, Nvidia’nın pazar liderliğine meydan okuma hedefiyle donanım ve yazılım yeteneklerini artırmaya çalışıyor. Şirket, son 12 ayda yapay zeka pazarındaki etkisini genişletmek için 1 milyar dolardan fazla harcama yaptı. Temmuz ayında 665 milyon dolara yapay zeka model üreticisi Silo AI’ı satın alan AMD, şimdi de ZT Systems’i bünyesine katıyor.

Santa Clara, Kaliforniya merkezli AMD, yapay zeka işlemcileri konusunda Nvidia’nın en yakın rakibi olarak görülüyor. Yeni MI serisi hızlandırıcı çiplerinin bu yıl 4,5 milyar dolardan fazla yeni gelir getireceği öngörülüyor. Ancak, Nvidia’nın 100 milyar dolarlık veri merkezi gelir beklentisinin yanında bu rakam küçük kalıyor.

Nvidia, yapay zekayı ekonominin her alanına yaymayı amaçlayan çipler, ağlar, sunucular, yazılımlar ve hizmetler sunarak genişlemesini sürdürüyor. AMD, Su’nun liderliğinde bu genişlemeye ayak uydurmak için kararlılığını gösteriyor. AMD hisseleri, Cuma günü New York borsasında %1’in altında bir artış gösterdi ve bu yıl için büyük bir değişiklik yaşanmadı. Ancak son yıllardaki kazançlar, şirketin piyasa değerini 240 milyar dolara taşıdı. Bu rakam, AMD’nin uzun süredir rakibi olan Intel Corp.’un iki katından fazla.

Titan yaşamın izlerini taşıyor olabilir mi?

0

Uzay araştırmalarında tarihi bir gelişme yaşandı. Bilim insanları, Satürn’ün en büyük uydusu Titan’da şaşırtıcı yeni keşifler yaptı. Titan’ın yoğun atmosferinde karmaşık organik moleküller tespit edildi. Bu buluş, bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Titan’da yaşam olasılığı, artık hiç olmadığı kadar gerçekçi bir senaryo olarak karşımıza çıkıyor.

Titan, Güneş sistemimizdeki en büyük ikinci uydu. Yüzeyi kalın bir sis tabakası ile örtülü. Ancak Cassini-Huygens misyonu, Titan’ın sırlarını ortaya çıkarmada büyük bir adım oldu. NASA, ESA ve ASI’nin ortaklaşa yürüttüğü bu görev, Titan’ın yüzeyine indi ve benzersiz veriler topladı.

Cassini-Huygens misyonu sırasında toplanan veriler, Titan’ın yüzeyinde sıvı hidrokarbonlardan oluşan göller ve nehirler olduğunu gösterdi. Bu göller, Dünya’daki su döngüsüne benzer bir hidrolojik döngü ile besleniyor. Ancak Titan’da yağmur olarak yağan sıvı, su değil metan ve etan. Bu durum, Titan’ı hem Dünya’ya benzeyen hem de ondan tamamen farklı kılan bir ortam yaratıyor.

Titan’da Yaşam İçin Umut Verici İşaretler

Satürn'ün en büyük uydusu Titan

Titan’ın yüzeyinin altında, su ve amonyak karışımından oluşan bir yer altı okyanusu olabileceği düşünülüyor. Bu yer altı okyanusu, yaşam için potansiyel bir ortam oluşturabilir. Bilim insanları, Titan’da tespit edilen karmaşık organik moleküllerin, bu yer altı okyanusu ile bağlantılı olabileceğini düşünüyor. Bu moleküller, yaşamın temel yapı taşları olarak kabul edilen bileşiklere benziyor.

Titan’da yaşam olasılığı, bilim dünyasında büyük bir ilgi uyandırıyor. Titan’ın yüzeyinde su bazlı yaşamın gelişmesi pek olası değil. Ancak Titan’ın aşırı soğuk koşullarında, metan bazlı yaşam formları gelişmiş olabilir. Bu tür bir yaşam, Dünya’daki biyolojik süreçlerden tamamen farklı olabilir. Bu nedenle, Titan’da yapılacak keşifler, yaşamın evrensel olarak nasıl oluşabileceğine dair yeni anlayışlar sunabilir.

NASA, Titan’daki keşifleri daha da ileriye taşımak için yeni bir misyon planlıyor. Dragonfly adı verilen bu görev, 2027 yılında fırlatılacak. Dragonfly, Titan’ın atmosferinde ve yüzeyinde detaylı incelemeler yapacak. Bu görev, Titan’daki potansiyel yaşam izlerini arayacak ve bu dev uyduya dair bilinmeyenleri gün yüzüne çıkaracak.

Bilimsel Önemi ve Gelecekteki Misyonlar

Titan’daki keşifler, Güneş sistemi dışındaki gezegenlerde yaşam arayışına da ışık tutabilir. Titan, atmosferi ve yüzeyiyle Dünya’ya benzeyen nadir gök cisimlerinden biri. Bu yüzden Titan, bilim insanları için adeta bir laboratuvar niteliğinde. Titan’daki keşifler, evrendeki diğer yaşam formları hakkında yeni ipuçları sağlayabilir.

Cassini-Huygens misyonu, Titan’ın sırlarını açığa çıkarmak için atılan ilk adımdı. Ancak bilim dünyası, Titan’daki keşifleri derinleştirmek için sabırsızlanıyor. Dragonfly misyonu, Titan’daki yaşam izlerini araştırmak için yeni teknolojilerle donatıldı. Bu yeni misyon, Titan’ın atmosferini ve yüzeyini daha detaylı bir şekilde inceleyecek.

Titan, sadece Satürn’ün değil, tüm Güneş sisteminin en gizemli uydularından biri. Bilim insanları, Titan’da yapacakları yeni keşiflerle, yaşamın evrendeki kökenine dair en büyük soruları yanıtlamayı umuyor. Titan’daki her yeni keşif, bizleri evrendeki diğer potansiyel yaşam formlarına bir adım daha yaklaştırıyor.

IoT satış konusunda hangi yenilikleri sağlıyor?

Nesnelerin İnterneti (IoT) tüm sektörleri dönüştürüyor ve satış da bunun bir istisnası değil. Satış hunisini optimize etmekten müşteri etkileşimi için yeni fırsatlar yaratmaya kadar IoT, işletmelerin satış stratejilerine yaklaşımlarını yeniden şekillendiriyor. IoT teknolojisi gelişmeye devam ettikçe, satış üzerindeki etkisi de derinleşecek ve yeni verimlilikler ve olanaklar sağlayacaktır. 

IoT satış dünyasını değiştiriyor 

Günümüzün satış ortamında IoT, müşterilerin farkındalıktan satın almaya kadar geçirdiği yolculuğu temsil eden bir model olan satış hunisinin geliştirilmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. IoT’nin entegrasyonu, işletmelerin bağlı cihazlardan büyük miktarda veri toplamasına ve analiz etmesine olanak tanıyarak satış hunisinin her aşamasında müşteri davranışları, tercihleri ve ihtiyaçları hakkında içgörüler sunar. 

Örneğin, IoT cihazları ürün kullanımına ilişkin gerçek zamanlı veriler sağlayarak satış ekiplerinin bir müşterinin ne zaman bir üst satış için hazır olabileceğini veya desteğe ihtiyacı olduğunu belirlemesine yardımcı olabilir. Bu veriler, pazarlama mesajlarını ve tekliflerini uyarlamak için kullanılabilir ve müşteriye en uygun zamanda ulaşmalarını sağlar. Ayrıca IoT, kişiselleştirilmiş bildirimler veya hatırlatıcılar göndermek gibi satış sürecinin bazı kısımlarını otomatikleştirmeye yardımcı olabilir, bu da potansiyel müşterilerin katılımını sağlar ve onları dönüşüm hunisinde daha da ileriye taşır. 

Perakende, IoT’nin özellikle etkili olduğu bir sektördür. Örneğin akıllı raflar, envanter seviyelerini ve müşterilerin ürünlerle etkileşimlerini izleyebilir. Bu veriler satış ekiplerinin şunları anlamasına yardımcı olabilir. 

Geleceğe baktığımızda, IoT’nin satışa entegrasyonu muhtemelen daha da sofistike hale gelecek ve işletmelerin müşterilerle daha önce hayal edilemeyen şekillerde bağlantı kurmaları için yeni fırsatlar yaratacaktır. 

Potansiyel gelişmelerden biri, IoT’nin öngörücü satışlarda kullanılmasıdır. Daha fazla cihaz bağlandıkça, üretilen veriler gelecekteki satın alma davranışlarını tahmin etmek için analiz edilebilir. Bu öngörü yeteneği, işletmelerin satış fırsatlarını daha ortaya çıkmadan önce belirlemelerine olanak sağlayabilir. Örneğin bir şirket, bir müşterinin kullanım alışkanlıklarına dayanarak bir ürünü ne zaman değiştirmesi gerektiğini tahmin edebilir ve proaktif olarak mükemmel zamanda bir değiştirme önerebilir. 

Decacorn Angels Silikon Vadisi’nden Exin Health’e yatırım yaptı

0

Hastane ameliyathaneleri için “ORGenie” adlı akıllı yapay zeka platformu ile ameliyathaneleri sürekli ve objektif olarak destekleyen, buradaki cerrahi operasyonların verimliliğinin artırılmasına ve hasta güvenliği risk faktörlerinin azalmasına yardımcı olan Exin Health, Decacorn Angels yatırımcılarından yatırım aldı. Exin Health Silikon Vadisi’nin en önemli merkezlerinden biri olan Palo Alto’da çalışmalarını sürdürüyor.

Ürün geliştirme çalışmalarına 2023’ün üçüncü çeyreğinde başlayan ve Palo Alto, Kaliforniya merkezli bir ticari kuruluş olan Exin Health, cerrahiye yönelik yapay zeka (AI) alanında öne çıkıyor. Hem klinik hem de operasyonel konulardaki kapsamlı uzmanlığıyla, ameliyathane güvenliğini, verimliliğini artıran, aynı zamanda önlenebilir hataları azaltan ve yeni personel eğitim yeteneklerini artıran son teknoloji çözümler geliştirmede ön saflarda yer alıyor. Exin Health’in temel teknolojileri arasında yapay zeka, bilgisayarla görme, makine öğrenimi, iş akışı optimizasyonu ve eyleme dönüştürülebilir ön görüler oluşturulması var. Hastane ameliyathaneleri için “ORGenie” adlı akıllı yapay zeka platformu geliştiren Exin Health, ameliyathaneleri sürekli ve objektif bir şekilde gözlemleyerek kurumların ameliyathane devir sürelerini azaltmalarına ve hasta güvenliği risk faktörlerini azaltmalarına yardımcı oluyor. ORGenie AI platformu tarafından otomatik olarak üretilen uygulanabilir ön görüler, hastanelerin ameliyat hizmet kalitesini ve ameliyathane verimliliğini aynı anda artırmasına olanak tanırken, HIPAA uyumlu bir şekilde çalışıyor. Hastaneler, her ameliyathane başına sabit bir aylık ücret karşılığında ORGenie platformuna abone olup, Exin Health servisinden yararlanabiliyor.

Temel olarak, cerrahi prosedürlerin hastalar, personel ve hastane liderleri için daha az varyasyon ve sürpriz faktörlerle zamanında ve daha güvenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlayan Exin Health, Decacorn Angels yatırımcılarından Techventure VC tarafından yatırım alarak yoluna devam ediyor.

Exin Health kurucuları Hasan Ertaş ve Metin Sezgin uzun dönemli aşkın tecrübeleriyle kendi alanlarında uluslararası uzmanlar. Hasan Ertaş 20 yıldan fazladır minimal invaziv cerrahi platformları sektöründe çalıştığını belirterek, “Intuitive ve Stryker gibi büyük tıbbi cihaz ve platform firmalarında çalışmak bana bu pazarı çok iyi tanıma fırsatı verdi. Intuitive’de da Vinci genel cerrahi prosedürlerini ekibimizle sadece 7 yılda 20 kat büyütmeyi başardık. Exin Health’de de vizyonumuz, yapay zeka aracılığıyla ameliyathanelerde çalışan cerrah, hemşire, anestezi personeline görevlerinde yardımcı olabilmek, ameliyat kalite ve güvenliğini ilerletmektir. Amacımız, yapay zekayı kullanarak hastanelere gerçek işletme ve iş değeri getiren bir sektör lideri olmak” dedi.

Saniyede 1 milyardan fazla hesaplama yapabiliyor

Yapay zeka alanında 25 yılı aşkın bir süre akademik ve endüstriyel çalışmalarıyla uluslararası aranan bir lider olan Prof. Dr. Metin Sezgin de “Platformumuz güçlü yapay zeka GPU’ları ve kullandığı algoritmalar sayesinde saniyede 1 milyardan fazla hesaplama yapabilme kapasitesine sahip. ORGenie, bir hastanede bulunan tüm ameliyathaneleri 7/24 etkili bir şekilde gözlemleyebilir, her prosedürdeki iyileştirme fırsatlarını objektif olarak değerlendirip ve bunları hastane liderlerine uygulanabilir ön görüler olarak sunabilmektedir. ORGenie ile diğer platformlardan farklılaşmayı, ameliyathane video ve ses veri akışlarını anonimleştirebilen patent başvurusu sürecindeki kimlik gizleme algoritmalarımızla sağlıyoruz. Hasta ve personel gizliliğine bu kadar önem veren bir sistem tasarlamak, müşterilerimiz tarafından büyük bir takdirle karşılanıyor. Ayrıca, ORGenie’nin gözlemleme ve değerlendirme yetenekleri açısından genişliği de teknolojimizi farklı kılıyor.” dedi.

11 girişimciye 300 bin TL’ye kadar hibe desteği!

Lonca Girişimcilik Merkezi, 10. dönem programına başladı. İlk dokuz döneminde binlerce başvuru arasından seçilen ve 6 aylık eğitim döneminin ardından 90 girişimi mezun eden Lonca Girişimcilik Merkezi, yeni döneminde de girişimcileri iş dünyasına hazırlayacak. 300’ü aşkın başvurunun yapıldığı Lonca’nın yeni dönemine 11 startup seçildi.

Lonca Girişimcilik Merkezi, başta nakit hibe desteği olmak üzere 6 aylık program boyunca özel eğitim ve danışmanlık, proje bazlı mentörlük, etkinlik ve fuarlara katılım, açık ofis ve Ar-Ge desteği, PoC imkânı, Kuveyt Türk’le iş birliği fırsatıyla birlikte API erişimi gibi önemli avantajlar sunuyor.

Toplamda 300 bin TL’ye varan hibe

Lonca Girişimcilik Merkezi, yeni dönemde girişimlere 250 bin TL nakit hibe ve 50 bin TL Ar-Ge desteği olmak üzere toplamda 300 bin TL’ye kadar katkıda bulunacak. Programda yer alan ekipler, Lonca’nın sunduğu kişiselleştirilmiş destek modeliyle işlerini geliştirerek Kuveyt Türk’ün yatırımcısı olduğu Lonca Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile yatırım almakta önceliğe sahip olacak. Ayrıca Lonca, erken aşama girişimlerin hızla gelişip büyümelerine destek olacak olan yeni bir fonla girişimcilerin ihtiyaç duydukları finansal desteği sağlayarak daha hızlı bir büyüme ve ölçeklenme süreci yaşamalarına olanak tanıyacak.

Lonca’nın 10. dönem programına seçilen 11 startup:

Carbon Gate: İşletmelere, karbon ayak izlerini takip ederek raporlama hizmeti sunan, şirketlerin çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için etkili bir araç sunan çevresel sürdürülebilirlik girişimidir.

CorPal: Kronik hastalığı bulunan kişilerin fiziksel ve mental rehabilitasyona istedikleri zaman istedikleri yerden ulaşabilmelerini sağlayan, yapay zekâ destekli çözümleriyle hastaların kişiselleştirilmiş sağlık hizmetlerine ulaşmalarını destekleyen bir sağlık teknolojisi girişimidir.

Cynte: SoftPOS çözümleriyle NFC destekli mobil cihazları POS cihazına dönüştürerek geleneksel POS cihazlarına gerek kalmadan güvenli ve hızlı ödeme alınmasını sağlayan; ödeme süreçlerini dijitalleştiren ve basitleştiren bir finansal teknoloji girişimidir.

Kampania: Kullanıcıların, farklı bankaların kredi kartı kampanyalarını tek bir platformda karşılaştırmasını sağlayarak en uygun fırsatları bulmalarını kolaylaştıran bir finansal teknoloji girişimidir.

Madlen: Öğrencilerin öğrenme stillerine uygun kişiselleştirilmiş eğitim süreçleri sunan, öğretmenlerin ise iş yükünü azaltarak verimliliklerini artıran bir eğitim teknolojisi girişimidir.

Meditechlabs: Hasta raporlarının ses kullanarak hızlı ve doğru bir şekilde otomatize edilmesini sağlayan, sağlık profesyonellerinin iş yükünü azaltan bir sağlık teknolojisi girişimidir.

Shipsider: Deniz ticaretinde operasyonel optimizasyon sağlayarak zaman, para ve karbon tasarrufu sunan; akıllı ve modüler sistemlerle navlun hesaplamalarını basitleştiren bir lojistik teknolojisi girişimidir.

Skymod: Şirketlerin takımlar halinde çalışabilecekleri, istedikleri dil modelini seçip tek tıkla asistan oluşturabilecekleri, AI çözümlerini güvenle kullanmalarını mümkün kılan bir üretken yapay zekâ platformudur.

Stash: Yazılım geliştirme ekiplerinin sorun çözüm süreçlerini hızlandırmak için yapay zekâ destekli çözümler sunan; geliştiricilerin iş akışlarını optimize ederek daha hızlı çözümler üretmelerini sağlayan bir yazılım analitiği platformudur.

Upsonic: Kod bakımını gereksiz kılarak Data ve ML ekiplerinin zaman kazanmasını sağlayan; dokümantasyon ve test süreçlerini otomatize eden; fonksiyonların tekrar kullanımını artırarak verimliliği yükselten bir codebase teknolojisidir.

Urth: Markaların müşterileriyle duygusal bağ kurabileceği özgün tasarımlar sunan; yapay zekâ teknolojisiyle markaların kendine özgü imzalarını oluşturmalarına yardımcı olan bir yapay zekâ girişimidir.

Küresel akıllı sayaçlar 3.4 milyar adede ulaşacak

Küresel akıllı sayaçlar 2033 yılına kadar ikiye katlanarak 3.4 milyar adede ulaşacak ve yıllık 40 milyar dolar gelir elde edecek. Dünyanın önde gelen IoT analist firması Transforma Insights, küresel akıllı sayaçların 2023 yılında 1.7 milyardan 2033 yılında 3.4 milyara çıkacağını ve bu tarihe kadar akıllı ölçümün yılda 40 milyar dolar gelir getireceğini tahmin ediyor. Akıllı elektrik ölçümü baskın olmaya devam edecek ancak akıllı su ölçümü de giderek önem kazanacak. 

Küresel akıllı sayaçlar ile IoT destekli enerji 

Transforma Insights, devam eden IoT pazar tahminlerinin bir parçası olarak akıllı su, gaz ve elektrik ölçümü pazarları hakkında bir dizi rapor yayınladı. Araştırma, akıllı ölçümün en önemli IoT kullanım alanlarından biri olmaya devam edeceğini gösteriyor. 

Bugün, küresel olarak tüm Nesnelerin İnterneti bağlantılarının yüzde 10’undan fazlası akıllı sayaçlardır. Diğer kullanım alanlarının daha hızlı büyümesiyle birlikte bu oran 2033 yılına gelindiğinde biraz azalarak yüzde 9’a düşecektir. 

Bugün 1,15 milyar bağlantı (yüzde 68) ile elektrik akıllı sayaçları baskınken, 2023 sonunda 245 milyon gaz akıllı sayacı (yüzde 14) ve 296 milyon su akıllı sayacı (yüzde 17) bulunmaktadır. Bu rakamlar 2033 yılına kadar sırasıyla 2,1 milyar (yüzde 62), 510 milyon (yüzde 15) ve 789 milyon (yüzde 23) olacaktır. 

Dünya genelinde akıllı sayaçlardan elde edilecek toplam gelir 2023 yılında 17 milyar USD iken, bu rakam 2033 yılında 40 milyar USD’ye ulaşacaktır. 

Akıllı sayaçları bağlamak için tercih edilen teknolojiler oldukça hızlı bir şekilde gelişecektir. Bugün elektrik sayaçlarını bağlamak için elektrik hattı iletişimi ve RF ağı dahil olmak üzere çok çeşitli teknolojiler kullanılmaktadır. Zamanla bu durum, hem hücresel mMTC teknolojileri (örn. NB-IoT) hem de LoRaWAN ve Sigfox gibi lisanssız teknolojiler olan Düşük Güçlü Geniş Alan (LPWA) teknolojilerinin kullanımına doğru kademeli olarak geçiş yapacaktır.