Yapay zekalı çıplaklık siteleri kapatılacak

0

San Francisco Şehir Savcısı David Chiu Perşembe günü düzenlediği bir basın toplantısında en popüler 16 yapay zekalı çıplaklık sitesini kapatmayı planladığını açıkladı.  

Yapay zekalı çıplaklık siteleri tüketicilere zarar veriyor 

Şehir Savcısı bu siteleri intikam pornografisi, deepfake pornografi ve çocuk pornografisi ile ilgili federal yasaları ihlal etmekle suçluyor. Chiu’nun ofisi ayrıca siteleri Kaliforniya eyaletinin haksız rekabet yasasını ihlal etmekle de suçluyor. Çünkü Kaliforniya’daki bir üst mahkemeye sunulan ihtiyati tedbir talebine göre “tüketicilere verdikleri zarar, bu uygulamalarla ilişkili her türlü faydadan çok daha ağır basıyor”. 

Şikayet, Chiu’nun çıplaklık web sitelerini işlettikleri için dava açmayı planladığı toplam 50 sanığa odaklanıyor. Bazı sanıkların ve web sitelerinin isimleri redakte edildi ancak Florida’da bulunan Sol Ecom, New Mexico’daki Briver ve İngiltere merkezli Itai Tech Ltd. gibi “kadın ve kızların görüntülerini çıplaklaştırmayı teklif eden dünyanın en popüler web sitelerinden bazılarını” işleten birkaç şirket de açıkça tanımlanıyor. Şikayette adı geçen tek sanık Estonyalı Augustin Gribinets, kadın ve çocukların rıza dışı görüntülerini içeren bir yapay zeka soyunma sitesinin sahibi olmakla suçlanıyor. 

Bu web siteleri altı aylık bir süre içinde 200 milyondan fazla ziyaret almıştır. Şikayete göre, bu sitelerdeki kadın ve çocukların rıza dışı görüntüleri, daha fazla ziyaretçi kazandıkça “kadınları ve kız çocuklarını zorbalık etmek, tehdit etmek ve aşağılamak için kullanılıyor” ve bu üzücü eğilim hiçbir azalma belirtisi göstermiyor.  

Şehrin avukatı, Şubat ayındaki yasal şikayetinde, bir yapay zeka soyunma sitesinin Kaliforniya’daki bir ortaokulda 16 sekizinci sınıf öğrencisinin görüntülerini oluşturduğu bir vakaya atıfta bulunuyor. Bu olay muhtemelen Beverly Hills’teki bir lisede meydana gelen ve 16 öğrencinin diğer öğrencilerin sahte çıplak görüntülerini yaydığı bir olaya atıfta bulunuyor. Los Angeles Times’a göre okul bölgesi, yasadışı görüntülerin yayılmasına karıştıkları gerekçesiyle beş öğrenciyi okuldan uzaklaştırdı. 

Deepfake teknolojisi özellikle federal düzeyde önemli bir yasal sorun haline gelmiştir. Geçtiğimiz ay ABD Telif Hakları Ofisi dijital kopyalarla ilgili bir rapor yayınladı ve “yeni bir yasaya ihtiyaç olduğu” sonucuna vardı. Sadece birkaç gün sonra, iki partili bir grup senatör, bireyleri seslerinin, yüzlerinin veya vücutlarının rızaları olmadan yapay zeka ile yeniden yaratılmasına karşı koruyacak yeni bir yasa oluşturacak NO FAKES Yasasını tanıttı. 

Neden Her Kuruluş Genişletilmiş Tespit Ve Yanıt (XDR) Kullanmalı?

ALEV AKKOYUNLU / Laykon Bilişim Operasyon Direktörü

Günümüzün gelişmiş tehditleri, XDR çözümlerinin sağladığı erken tespit ve müdahale sayesinde artık yeterince güvenli olmayan uç noktaları ihlal edemiyor ve ağ içerisinde kontrolsüz bir şekilde yayılamıyor. Elbette bu tehditler hala mevcut ancak XDR, saldırının amacına ulaşmasını önlemek için güvenlik ekiplerine kabiliyet kazandırıyor.

Ezber bozan yapısına rağmen XDR çözümleri, endüstri genelinde yaygınlaşmadı. Bunun en büyük sebebi ise XDR’ın yalnızca büyük işletmeler tarafından ihtiyaç duyulduğu algısı. Ancak tedarik zinciri saldırılarının artması, küçük kuruluşları kurumsal ağlara sızmaya çalışan kötü niyetli aktörler için cazip hedefler haline getirdi.

Tedarikçilerle, hizmet sağlayıcılarla ya da diğer ortaklarla iş yapan tüm kuruluşların günümüzün sofistike saldırılarına karşı risk altında olduğunu bilmesi, kendilerini ve ortaklarını saldırganlardan korumak için en iyi araçlardan yararlanması önem taşıyor.

1. Gelişmiş Tehdit Algılama: Günümüzün tehdit aktörleri, geleneksel güvenlik araçlarını aşmak için farklı birçok hileli ve kapsamlı taktikler kullanıyor. Genellikle yapay zeka ve makine öğrenimi ile desteklenen XDR ise gerçek zamanlı tehdit istihbaratına ve bilinen güvenlik açıklarına dayalı olarak hangi davranışların aranacağını biliyor. Anormal bir konumdan ağa giriş yapan bir uzaktan çalışan ile yetkisiz bir ağ bağlantısı arasındaki farkı anlamak, False-Positive algılamaları ve gereksiz iş akışlarını azaltırken savunmanızı güçlendiren istihbarat

üretir. XDR’ınız iş operasyonlarını etkilemeden bu sofistike tehditleri tespit edebilecek gelişmiş tehdit algılama yeteneklerine sahip olduğundan emin olun. Anormal bir konumdan ağa giriş yapan bir uzaktan çalışan ile yetkisiz bir ağ bağlantısı arasındaki farkı anlamak, yanlış pozitifleri ve gereksiz iş akışlarını azaltırken savunmayı da güçlendiren önemli bir istihbarat türü.

2. Otomatik Yanıt: Otomasyon, güvenlik iş akışlarını düzene sokmanın ve operasyonel verimlilik yaratmanın anahtarı olarak kabul ediliyor. Doğru XDR çözümü, ister güvenliği ihlal edilmiş bir kullanıcı hesabını devre dışı bırakmak, ister bilinmeyen bir makineyi ağdan izole etmek olsun, kritik olaylara otomatik yanıtları tetikleme yeteneğine sahip olması gerekiyor. Bağımsız olarak veya döngüde bir insanla birlikte hızlı hareket etme yeteneği, kuruluşların saldırganları yüklerini teslim etmeden önce saldırı zincirinin erken aşamalarında durdurmalarına ve iş operasyonları üzerindeki etkilerini azaltmalarına olanak tanıyor.

3. Merkezi Yönetim ve Proaktif Öngörü: Son olarak, XDR çözümünüzün size tek bir yönetim paneli ile tüm BT ortamınızın merkezi ve bütünsel bir görünümünü sağlaması önem taşıyor. Ağınızdaki sistemleri, verileri, kullanıcıları ve bağlantıları, nerede savunmasız olduğunuzu ve tehditlerin sistemden sisteme nasıl geçebileceğini bilmeniz gerekiyor. Doğru XDR çözümü, vektörler ve izleme araçları arasında değerli proaktif öngörüler oluşturmak için eğilimleri belirleyerek ve farklı olayları ilişkilendirerek merkezi yönetimin ötesine geçiyor. Günümüzün tehditleri, bulutta başlayıp şirket içi altyapıya yayılmadan önce sistemler arasında yayılacak kadar karmaşıktır. Bu nedenle XDR çözümlerinin ilgisiz olayları tespit etmesi, müdahale ekiplerine uygun bir yanıt oluşturmaları için ihtiyaç duydukları bağlamı sağlayan eksiksiz bir saldırı zincirini bir araya getirmesi ve bunu saldırganlar çoktan harekete geçip yüklerini teslim ettikten sonra değil, neredeyse gerçek zamanlı olarak hızlı bir şekilde yapması önem taşıyor.

Alev Akkoyunlu
Laykon Bilişim Operasyon Direktörü

23 yıla yakın bir süre siber güvenlik sektöründe satış ve pazarlama alanında ustalaşan Alev Akkoyunlu, şu an Bitdefender Antivirüs’ün de aralarında bulunduğu birçok güvenlik ürününün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörlüğü görevini yürütmektedir. 1979 doğumlu olan Akkoyunlu, Süleyman Demirel Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı ve Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunudur. Akkoyunlu, 1 çocuk sahibidir.

Koku alan yapay zekâ geliyor!

Yapay zeka girişimi Osmo, kokuları “ışınlamaya” hazırlanıyor. Şirketin iddialı teknolojisi, bir zamanlar hayal edilen dijital kokular kavramını gerçeğe dönüştürebilir ve aynı zamanda hastalık tespiti gibi alanlarda çığır açıcı yenilikler sunabilir.

CEO Alex Wiltschko liderliğindeki Osmo, kokuyu görüntüler ve sesler gibi dijital olarak işlenebilir hale getirecek bir yapay zeka geliştirmeye odaklanıyor. Bu, sadece Smell-O-Vision’a duyulan nostaljiyle ilgili değil; kokuları yorumlamak ve yeniden yaratmak için yapay zekayı kullanmak, geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilecek bir başarı olabilir.

Bu teknoloji, bilgisayarlara kokularla ilişkili spesifik moleküler desenleri tanımayı öğretmeye dayanıyor. Mikrofonlar ve kameralar gibi cihazlar uzun süredir bilgisayarlara veri sağlarken, koku algılama konusunda bu tür bir donanım bulunmuyor. Mevcut sensör cihazları, örneğin alkol testi için belirli molekülleri analiz edebiliyor, ancak geniş bir koku spektrumunu tanımlayıp sınıflandırmak için gereken kapasiteye sahip değiller.

Osmo’nun yenilikçi yaklaşımı, yapay zekanın çalışabileceği bir “koku haritası” oluşturmayı içeriyor—bu, moleküler bağ birlikteliklerinin etiketlendiği bir veri seti geliştirmeyi gerektiren büyük bir görev. Wiltschko, molekül yapısında en küçük bir değişikliğin bile kokuyu tamamen farklı bir şeye dönüştürebileceğini, bunun da yapay zekayı kokuları doğru bir şekilde tanıması ve yeniden yaratması için eğitmenin ne kadar zor olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

Kokulara bakarak hastalıkları tespit edebilir

Teknik başarısının ötesinde, Osmo’nun teknolojisi sağlık alanında da derin etkiler yaratabilir. Yapay zeka, belirli hastalıklarla ilişkili kokuları tespit ederek kanser gibi hastalıkları saptayabilir. Örneğin, diyabet hastalarında düşük kan şekerini koklayabilir ve bu sayede erken uyarı sistemi olarak kullanılabilir.

Ayrıca, kokuları sentezleyip internet üzerinden iletme yeteneği, dijital pazarlama ve marka oluşturma alanlarında da yeni kapılar açabilir. Şirketlerin bir gün kendi marka kimliklerinin bir parçası olarak kokuları kullanabileceği veya tüketicilerin bir ürünü çevrimiçi satın almadan önce kokusunu deneyimleyebileceği bir dünya hayal edin.

Osmo’nun çalışması, sadece teknolojik bir merak olmanın ötesinde; kokunun, sağlık hizmetlerinden tüketici etkileşimine kadar dijital deneyimlerde önemli bir rol oynayacağı bir geleceğe doğru atılmış bir adım.

Bitcoin madenciliği karlılık konusunda dipte! 

0

Coindesk’in haberine göre, JPMorgan tarafından yapılan bir analiz, yapay zeka kazançlarının peşine düşen ve bu süreçte kriptoyu terk eden yatırımcılar sayesinde elit kripto para birimini çıkarmak için gereken hesaplama gücünün değerini aştığını ortaya koydu. 

Bitcoin madenciliği karlılık nedeniyle tercih edilmiyor 

Sonuç: Bitcoin madenciliğinin kârlılığı tüm zamanların en düşük seviyesinde ve daha da düşüp düşmeyeceği henüz belli değil. 

Bu bulguların özü “hashrate” olarak bilinen ve kripto dünyasında belirli bir para biriminin madenciliğini yapmak için gereken hesaplama gücüne dayanıyor. Bitcoin ve Ethereum gibi iş kanıtı para birimlerinde madenciler, her bir madeni parayla ilişkili uzun hash kodlarını hızlı bir şekilde tahmin etmek için giderek daha büyük miktarlarda bilgi işlem gücü kullanmak zorundadır ve bunu yaptıklarında yeni basılmış bir madeni parayla ödüllendirilirler. 

Bu yaz Bitcoin’in değerinin düşmesinin ardından hashrate o kadar yükseldi ki Ağustos ayı itibariyle Amerika Birleşik Devletleri’nde listelenen 18 milyondan fazla madenci yüzde 18’lik bir piyasa değeri kaybı kaydetti. Esasen, tam madenciler yanmayı hissederken, seçkin kripto para biriminin fiyatı düştü ve durumu daha da kötüleştirdi. 

Coindesk’in belirttiği üzere, Bitcoin’in madencilik karlılığı, kıtlığı korumak ve enflasyonla mücadele etmek için dört yıllık programa göre her bir madeni paranın değerini yarıya indiren bu yılki yarılanma olayından bu yana sürekli olarak düştü.  

Aslında, Bitcoin’in madencilik karlılığını ölçen hashprice’ı Aralık 2022’ye kıyasla yüzde 30, yarılanma öncesine kıyasla ise yüzde 40 daha düşüktü. 

Uluslararası Para Fonu’nun, insanları büyük ölçüde enerji yoğun ve kirletici bir çabaya girmekten caydırmak için kripto madenciliği elektriğinin maliyetini yüzde 85’e kadar artırmayı düşündüğü raporlarıyla, Bitcoin madencisi olmak için hiç bu kadar kötü bir zaman olmamış gibi görünüyor. 

Ancak Bitcoin kardeşlerin bu durumu gelecekteki bir dalgalanmanın işaretinden başka bir şey olarak görüp görmeyeceklerini kimse tahmin edemiyor. 

ChatGPT doktorluk işinde kötü performans gösterdi! 

0

ChatGPT’yi sıkıcı bir iki e-posta yazmak için kullanmakta sakınca görmeyebilirsiniz, ancak ChatGPT doktorluk konusunda ona güvenir miydiniz? Yeni araştırmalar muhtemelen güvenmemeniz gerektiğini gösteriyor. 

ChatGPT doktorluk mesleğini yapamıyor 

Plos One dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmada ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 150 tıbbi vaka sunulduktan sonra, ChatGPT doktorluk yeteneklerinden yoksun olduğunu gösterdi. Yapay zekalı chatbot yalnızca zamanın yarısından daha azında doğru tanı koydu. 

Araştırmacılar, bulguların ChatGPT’nin mevcut haliyle “bir teşhis aracı olarak doğru olmadığını” gösterdiğini ve bunun da Google gibi şirketlerin hastanelerde kullanılan ChatGPT doktorluk chatbotlarıyla ilgili denemelerini sorgulanır hale getireceğini yazdı. Yapay zeka modelleri özellikle tıbbi amaçlar için piyasaya sürüldüğünden, yazarlar halkın teknolojinin yeteneklerini abartacağından endişe ediyor. 

Çalışmanın eş yazarı ve Western Üniversitesi yardımcı doçenti Amrit Kirpalani Live Science’a verdiği demeçte, “İnsanlar korkmuş, kafası karışmış ya da bakıma erişememişse, kendileri için ‘kişiye özel’ tıbbi tavsiyeler sunuyormuş gibi görünen bir araca güvenebilirler” dedi.

Kirpalani: “Tıp camiası olarak (ve daha geniş bilim camiası içinde) genel nüfusu bu araçların sınırlılıkları konusunda eğitme konusunda proaktif olmamız gerektiğini düşünüyorum. Henüz doktorunuzun yerini almamalılar” dedi.  

Araştırmacılar deneylerinde ChatGPT’nin büyük dil modeli GPT 3.5’i, tıp uzmanları için çevrimiçi bir kaynak olan Medscape’ten halihazırda doğru bir şekilde teşhis edilmiş çeşitli tıbbi vakalarla beslediler. ChatGPT doktorluk uygulamasında başarısız oldu. Ayrıca, ChatGPT’nin eğitim verilerine dahil edilmediklerinden emin olmak için yalnızca Ağustos 2021’den sonraki vakaları seçtiler. İşleri adil hale getirmek için ChatGPT ayrıca hasta geçmişine, fizik muayenelerden elde edilen bulgulara ve laboratuvar ve görüntüleme sonuçlarına da baktı. 

 Her vakada bot, yalnızca biri doğru olmak üzere dört farklı çoktan seçmeli cevap arasından seçim yapmak zorundaydı. Ayrıca teşhisin arkasındaki mantığı açıklaması ve bazı durumlarda alıntılar sunması gerekiyordu. 

ChatGPT bir tıp öğrencisi olsaydı, tam bir F alırdı: zamanın sadece yüzde 49’unda doğru teşhisi koydu ve zamanın sadece yüzde 52’sinde “tam ve ilgili” cevaplar verdi. Ancak genel doğruluk oranı çok daha iyiydi. Bu kriter, ChatGPT’nin tüm çoktan seçmeli seçenekler arasında yanlış seçenekleri atma becerisini değerlendirdi. Yüzde 74 puan aldı. Yani ChatGPT doktorluk yapmadaki başarısızlığına rağmen, neyin yanlış olduğunu fark etmede şaşırtıcı derecede iyiydi. 

Hafıza sırları çözülüyor: anılar değiştirilebilir mi?

0

Basel Üniversitesi Biozentrum’daki araştırmacılar, farelerin beyinlerinde yaptıkları görüntüleme çalışmalarıyla, anıların nasıl depolandığını ve zamanla nasıl değiştiğini gözlemleyerek çarpıcı bulgulara ulaştılar. Yapılan araştırma, insan beyninin tıpkı yedekli bilgisayar sistemleri gibi, tek bir anıyı depolamak için üç farklı nöron seti kullandığını ortaya koydu.

Hafıza için üç farklı nöron seti harekete geçiyor

Araştırmaya göre, anıların depolanması sırasında erken doğan, orta evredeki ve geç doğan nöronlar olmak üzere üç farklı nöron grubu devreye giriyor. Erken doğan nöronlar, fetüsün en erken gelişen nöronları olarak bilinirken, geç doğan nöronlar ise embriyonik gelişimin geç dönemlerinde ortaya çıkıyor. Orta evredeki nöronlar ise rahimdeki büyümenin ortasında oluşuyor.

Hafızanın aman içerisinde güçlenmesi ve zayıflaması

Görüntüleme çalışması, anıların depolandığı nöron grubunun hafızanın gücü ve kalıcılığı üzerinde etkili olduğunu ortaya koydu. Erken doğan nöronlarda depolanan anılar, başlangıçta hatırlanması zor olabilirken, zamanla güçleniyor. Geç doğan nöronlarda depolanan anılar ise başlangıçta çok güçlü olsa da, zamanla zayıflayarak beyin tarafından erişilemez hale geliyor. Orta evredeki nöronlar ise diğer gruplara kıyasla daha yüksek bir stabilite gösteriyor.

Araştırma grubunun başkanı Flavio Donato, beynin hafıza oluşumundaki bu esnek yapısının, hafızanın hem geçmişi hatırlamamıza yardımcı olduğunu hem de değişen dünyaya uyum sağlamamıza imkan tanıdığını vurguluyor.

Araştırmacılar, bu bulguların travmatik anılardan muzdarip kişilerin tedavisinde önemli etkileri olabileceğineinanıyor. Özellikle hafızanın depolanma sürecinin başlangıcında, yani geç doğan nöronlar etkinleştirildiğinde, anıların hala değiştirilebilir olduğu belirtiliyor. Ancak hafıza daha uzun süre depolandığında, onu değiştirmek giderek zorlaşıyor.

Çalışmanın ilk yazarı Vilde Kveim, “Anıların beyinde dinamik bir şekilde depolanması, beynin muazzam bellek kapasitesinin temelini oluşturan esnekliğin bir kanıtıdır” dedi. Kveim ve ekibi, bu esnekliğin anlaşılmasının, bilim insanlarının gelecekte insanların kaybettiklerini düşündükleri anılara nasıl erişebileceklerini veya acı verici anıları nasıl susturabileceklerini anlamalarına yardımcı olabileceğini ifade ediyor.

Ucuz Tesla Model 3 satışa çıktı!

Elektrikli araç üreticisi Tesla, daha uygun fiyatlı bir Model 3 versiyonunu tanıtarak otomobil pazarında yeni bir hamle yaptı. Şu an sadece Meksika‘da satışa sunulan bu yeni versiyon, iç mekanda yapılan bazı önemli değişikliklerle dikkat çekiyor. Eğer bu model, Meksika’da tüketicilerden olumlu geri dönüş alırsa, Tesla’nın bu stratejiyi diğer pazarlara da yayma ihtimali oldukça yüksek.

Tesla, yeni ve daha uygun fiyatlı Model 3 versiyonunda maliyeti düşürmek amacıyla bazı iç mekan özelliklerinden feragat etmiş durumda. Standart Model 3’te sunulan siyah veya beyaz iç mekan seçenekleri, bu modelde yalnızca siyah renk ile sınırlandırılmış. Bunun yanı sıra, genellikle lüks bir özellik olarak görülen deri koltuklar yerini kumaş koltuklarabırakmış. Bu değişiklik, Tesla’nın daha geniş bir müşteri kitlesine hitap etme çabası olarak yorumlanabilir.

Arka koltuk ekranı gibi son model Tesla’larda standart olarak sunulan bazı teknolojik özellikler, bu versiyonda yer almıyor. Ayrıca, özellikle soğuk iklimlerde tercih edilen ısıtmalı direksiyon ve koltuklar da bu yeni modelden çıkarılmış durumda. Yeni Model 3’ün kokpitini çevreleyen RGB ortam aydınlatması ise sadece beyaz ışıkla sınırlandırılmış, bu da maliyetleri düşürmek için yapılan bir diğer önemli değişiklik olarak öne çıkıyor.

Diğer değişiklikler ve performans

Yeni Model 3’te dikkat çeken bir diğer unsur ise akustik camlardaki değişiklik. Standart versiyonda tüm camlar akustik özellik taşırken, bu daha ucuz modelde yalnızca ön camda akustik özellik bulunuyor. Bu tür detaylar, Tesla’nın maliyeti daha da düşürme amacıyla yaptığı yeniliklerden sadece birkaçını oluşturuyor.

Ancak tüm bu değişikliklere rağmen, aracın performansı ve sürüş dinamikleri, Tesla Model 3 RWD (arkadan çekişli) ile büyük ölçüde aynı kalmış durumda. Bu da, Tesla’nın fiyatı düşürürken temel sürüş deneyiminden ödün vermediği anlamına geliyor.

Meksika’da piyasaya sürülen bu yeni Tesla Model 3, 40.100 dolarlık bir fiyat etiketiyle satışa sunuluyor. Ancak Meksika’daki vergi indirimleri göz önüne alındığında, aracın fiyatı 35.000 dolara kadar düşüyor. Bu fiyat, Tesla’nın ABD pazarında sattığı Model 3 RWD versiyonundan yaklaşık 4.000 dolar daha düşük.

Tesla, bu yeni versiyonu Meksika pazarında test ederken, başarılı olması halinde aynı stratejiyi diğer pazarlara da taşıyabilir. Daha düşük maliyetli bir Model 3, Tesla’nın küresel pazarda daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayabilir ve şirketin elektrikli araç pazarındaki liderliğini pekiştirebilir.

Tesla’nın bu yeni model hamlesi, firmanın piyasa stratejisi hakkında önemli ipuçları veriyor. Elektrikli araçların popülaritesi arttıkça, daha fazla tüketici bu teknolojiye erişim sağlamayı hedefliyor. Tesla‘nın bu girişimi, hem marka imajını güçlendirebilir hem de elektrikli araç pazarındaki rekabeti daha da kızıştırabilir. Eğer bu model, Meksika‘da beklenen ilgiyi görürse, Tesla’nın diğer pazarlarda da benzer hamleler yapması bekleniyor. Bu da, Tesla’nın global stratejisinde esneklik ve yenilikçilikten vazgeçmediğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Microsoft, BitLocker cihaz şifrelemesini varsayılan haline getirecek!

Bu, 24H2 sürümü ile birlikte gelecek ve önümüzdeki aylarda kullanıcılara sunulacak. Eğer bu sürümü sıfırdan yükler ve bir Microsoft hesabı veya iş/okul hesabı ile oturum açarsanız, cihaz şifrelemesi otomatik olarak etkinleştirilecek.

Cihaz şifrelemesi, Windows makinelerinin güvenliğini artırmak için tasarlandı ve Windows yüklü diske BitLocker şifrelemesini otomatik olarak uygularken, kurtarma anahtarını da Microsoft hesabınıza veya Entra ID’ye yedekliyor.

Windows 11 sürüm 24H2 ile Microsoft, otomatik cihaz şifrelemesi için donanım gereksinimlerini azaltarak Home sürümünü kullananlar dahil olmak üzere daha fazla cihaza bu özelliği açıyor. Artık Cihaz Şifrelemesi için Hardware Security Test Interface (HSTI) veya Modern Standby gibi gereksinimler aranmayacak. Ayrıca, güvenilmeyen doğrudan bellek erişim (DMA) arabirimleri tespit edilse bile şifreleme etkinleştirilecek.

Bu en son Windows 11 sürümü, Microsoft’un Copilot Plus PC’lerinde önceden yüklü olarak geliyor ve mevcut cihazlarda eylül ayının sonlarında kullanılabilir olacak. Eğer yılın ilerleyen zamanlarında Windows 11’i sıfırdan yükler veya 24H2 yüklü bir yeni bilgisayar satın alırsanız, BitLocker cihaz şifrelemesi varsayılan olarak etkinleştirilecek. Ancak sadece 24H2’ye yükseltme yaparsanız, Microsoft otomatik olarak cihaz şifrelemesini etkinleştirmeyecek.

Bu özellik, bazı cihazlarda SSD performansını olumsuz etkileyebilir. Tom’s Hardware, geçen yıl bu BitLocker sürümünü test etti ve sürücülerin hızında yüzde 45’e kadar bir yavaşlama tespit etti. Microsoft, bu konuda yorum yapmaktan kaçındı ve yalnızca destek belgeleri aracılığıyla planlarını doğruladı. Ancak, bu belgelerde olası performans etkilerinden bahsedilmedi.

Eğer Windows 11 24H2 sürümünü sıfırdan yüklerken bir yerel hesap kullanıyorsanız, otomatik cihaz şifrelemesinden kaçınabilirsiniz. Yeni bir cihaz kurduğunuzda ve yerel bir hesapla oturum açtığınızda, cihazı şifrelemeyi tamamlamak için bir Microsoft hesabı ile oturum açmanız istenecek. BitLocker, yine de yerel hesaplarda manuel olarak BitLocker Kontrol Paneli üzerinden etkinleştirilebilir. Ayrıca, cihaz şifrelemesini Windows 11’in gizlilik ve güvenlik ayarları bölümündeki bir geçiş anahtarıyla devre dışı bırakabilirsiniz.

Microsoft, Windows 11’de güvenliği anlamlı bir şekilde artırmayı hedefledi ve bu amaçla modern işlemciler, Secure Boot ve TPM (Güvenilir Platform Modülü) çipleri gibi gereksinimleri zorunlu kıldı.

Bu gereksinimler tartışmalı olsa da, Microsoft’un iki yıl önce sanallaştırılmış Bellek Bütünlüğü özelliğini varsayılan olarak etkinleştirmesine olanak sağladı ve bu sayede Windows 11 sistemlerini zararlı yazılımlardan daha iyi koruma amaçlandı.

Düzenleyicilerle uzlaşamayan X, Brezilya’daki operasyonlarını sonlandırıyor!

Bu duyuru, X ile Brezilya Yüksek Mahkemesi Yargıcı Alexandre de Moraes arasında süregelen bir hukuki mücadelenin ortasında geldi.

Moraes, seçimle ilgili yanlış bilgi yaydığı ve “dijital milislerle” bağlantılı olduğu iddia edilen bazı hesapları X’te engellemeye çalışıyordu.

X’in küresel hükümet ilişkileri hesabından yapılan bir paylaşımda; Moraes’in, sansür emirlerine uymaması durumunda, Brezilya’daki yasal temsilcisini tutuklamakla tehdit ettiği ifade edildi. Şirket, “Çalışanlarımızın güvenliğini sağlamak için Brezilya’daki operasyonumuzu derhal kapatma kararı aldık. X hizmeti Brezilya halkı için erişilebilir kalacaktır.” açıklamasını yaptı.

X’in daha önceki bir gönderisinde, hedef alınan hesapların arasında “bir papaz, bir Parlamento üyesi ve eski bir Parlamento üyesinin eşi” olduğu belirtildi.

Bu yılın başlarında Yargıç Moraes, X’in sahibi Elon Musk’ın belirlenen hesaplardaki kısıtlamaları kaldırarak bir mahkeme emrine karşı çıkacağını söylemesi üzerine bir ceza soruşturması başlattı. Ardından şirket, hesapları engelleyeceğini belirterek kararını değiştirdi.

Elon Musk'ın 56 milyar

Brezilya’nın eski aşırı sağcı başkanı Jair Bolsonaro’nun destekçileri, Moraes’i eleştirdi ve görevden alınmasını talep etti. Bolsonaro, 2022 seçimlerini kaybetti ve Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesi, seçimde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla kendisini sekiz yıl boyunca yeniden aday olma hakkından mahrum bıraktı.

2022 yılında Brezilya’yı ziyaret eden ve Bolsonaro ile görüşen Musk, Moraes’in “istifa etmesi veya görevden alınması gerektiğini” de ifade etmişti.

Bugünkü paylaşımında X, “Brezilyalı çalışanlarımızın platformumuzda içeriğin engellenip engellenmediği konusunda hiçbir sorumluluğu veya kontrolü yoktur.” ve “Brezilya halkının bir tercih yapması gerekiyor; demokrasi mi yoksa Alexandre de Moraes mi?” ifadelerine yer verdi.

Tesla Model Y’e büyük yenilik geliyor: Juniper

Tesla’nın yeni Model Y’si, “Juniper” kod adıyla testlere devam ediyor ve sızıntılar, bu modelin önemli değişiklikler getireceğini ortaya koyuyor. Yeni Model Y, mevcut versiyonundan belirgin bir şekilde farklı bir arka tasarıma sahip olacak. Şirket, arkadaki tasarımı baştan aşağı değiştirecek ve logoyu geniş bir aydınlatma şeridinin üzerine yerleştirecek.

Far tasarımı daha keskin hale getirilirken, iç mekanda ise yeni Model 3’te olduğu gibi LED ambiyans aydınlatmalarınayer verileceği belirtiliyor. Juniper, yeni Model 3′ün üzerine inşa edilecek ve mevcut Model Y’nin önemli eksikliklerinden biri, ısıtmalı ve soğutmalı koltuklarla giderilecek. Ayrıca, akustik camlar sayesinde ses yalıtımının önemli ölçüde artırılması bekleniyor.

Yeni Model 3’ün sade kokpiti, Juniper’e de aktarılabilir. Direksiyon sisteminde ise önemli bir değişiklik yaşanacak: Geleneksel sinyal kolu kaldırılacak ve yerine direksiyon üzerindeki sinyal butonları konulacak. Aynı şekilde, kör nokta uyarı ışıkları aynanın yanındaki bölüme yerleştirilecek ve vites değişimi ana ekrandan veya dokunmatik butonlardan yapılacak.

Juniper’in arka tarafında da bir ekran yer alacak ve bu ekran sayesinde arkadaki yolcular sürüş sırasında video izleyebilecek. Ses sistemi, daha fazla hoparlör ile iyileştirilecek ve yeni Model Y, tek veya çift motorlu versiyonlarla sunulacak. Aracın menzil bilgileri ise henüz netlik kazanmış değil; ancak arkadan itişli versiyonun yaklaşık 520 kmçift motorlu “Long Range” sürümünün yaklaşık 630 km, “Performance” versiyonunun ise yaklaşık 530 km WLTP menzil sunması bekleniyor.

Juniper’in ülkelere göre değişen özel sürümleri de olabilir. Tesla, Meksika’da satılan Model 3’te bazı donanım değişikliklerine gitmişti ve benzer değişikliklerin Türkiye’de de yapılabileceği düşünülüyor.

Ne yazık ki, Juniper’in 2024 yılında satışa sunulması beklenmiyor. Tesla CEO’su Elon Musk, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, “Tesla Model Y bu yıl içinde yenilenmeyecek” demişti. Yeni Model Y’nin 2025’te piyasaya çıkmasıbekleniyor ve Türkiye’ye gelmesi ise biraz zaman alabilir.

Öte yandan, Model Y 2023’te 1 milyon 223 bin adetlik satışla yılın en çok satan otomobili oldu. Model Y’yi 1 milyon 75 bin adetle Toyota RAV4 takip etti. Üçüncü sırada 846 bin adetle Honda CR-V yer aldı.

X, Şifre Anahtarları desteğini Android cihazlara da getiriyor!

Bu yenilik, X platformunun Nisan ayında tüm iOS kullanıcılarına şifre anahtarları desteği sunmasının ardından geliyor.

Şifre anahtarı girişleri, standart giriş yöntemlerine göre hesaplarınıza uzaktan erişimi zorlaştırır çünkü kötü niyetli kişilerin telefonunuza fiziksel erişime de ihtiyacı olur. Standart girişlerden farklı olarak, şifre anahtarları Face ID veya Touch ID, bir PIN ya da fiziksel bir güvenlik kimlik doğrulama anahtarı kullanarak girişleri doğrular.

Şifre anahtarları, kimlik avı ve diğer güvenlik sorunlarına karşı hassas olabilen kullanıcı adı ve şifre kombinasyonlarına ihtiyaç duymayan yeni bir teknoloji. X, son hamlesiyle bir yıl içinde şifre anahtarları desteği sunan çok sayıda teknoloji şirketinin arasına katıldı. Bu teknolojiyi benimseyen diğer büyük isimler arasında Apple, Microsoft, Amazon, Google, PayPal, TikTok, WhatsApp ve GitHub bulunuyor.

deepfake

X’e şifre anahtarı desteğinin eklenmesi, geçen yıl ücretsiz kullanıcılar için SMS 2FA (iki faktörlü kimlik doğrulama) seçeneğini kaldıran kullanıcılar için faydalı olabilir. X’te şifre anahtarlarını etkinleştirmek için uygulamaya giriş yaptıktan sonra gezinme çubuğunda “Hesabınız” seçeneğine tıklayın ve ardından “Ayarlar ve gizlilik” seçeneğini seçin. Sonrasında “Güvenlik ve hesap erişimi” ve ardından “Güvenlik” sekmesine tıklayın. “Ek şifre koruması” seçenekleri altında “Şifre anahtarı”nı seçin. “Şifre anahtarı ekle” seçeneğine tıklayın ve özelliği etkinleştirmek için yönergeleri izleyin.

Şifre anahtarlarının eklenmesi, kullanıcıların hesap güvenliğini artırmak ve hesaplarının kötü niyetli saldırılara karşı korunmasına yardımcı olmak amacıyla önemli bir adım olarak görülüyor.

Meta uyuşturucu reklamlarıyla tekrar gündemde

Sosyal medya devi MetaFacebook ve Instagram platformlarında yayılan yasadışı uyuşturucu reklamlarıyla ilgili olarak ABD Kongresi‘nin merceğine takıldı. Tech Transparency Project‘in gerçekleştirdiği araştırmaya göre, Meta’nın bu iki platformunda kullanıcıları üçüncü taraf uyuşturucu satıcılarına yönlendiren yüzlerce reklam tespit edildi. Araştırmanın bulguları, sosyal medya platformlarının denetim mekanizmalarının yetersiz olduğunu ortaya koyuyor.

Bu gelişmelerin ardından ABD Kongresi‘nden 19 üyeMeta CEO’su Mark Zuckerberg‘e hitaben bir mektup gönderdi. Mektupta, Kongre üyeleri Zuckerberg’ten, şirketin bu yasadışı reklamlara nasıl izin verdiğini ve platformlarda böyle içeriklerin nasıl yayıldığını açıklamasını talep etti. Kongre üyeleri, Meta’nın sosyal sorumluluk ilkelerinden kaçındığını ve platformlarında kendi belirlediği kuralları ihlal ettiğini vurguladı. Özellikle Meta’nın geçmişte de benzer suçlamalarla karşı karşıya kalmasına rağmen bu tür sorunlara karşı yeterli önlemleri almadığına dikkat çekildi.

Meta’dan savunma

Meta ise bu iddialara yanıt olarak, şirketin yasadışı uyuşturucu reklamlarına karşı ciddi bir mücadele yürüttüğünü ve bu çerçevede yüz binlerce reklamı reddettiğini belirtti. Şirket, platformlarında bu tür içeriklere karşı etkili bir denetim mekanizması uyguladığını savundu. Ancak Kongre üyelerinin Meta’nın bu konuda yeterli önlemleri alıp almadığına dair şüpheleri devam ediyor. Bu durum, Meta’nın denetim politikalarının ne derece etkili olduğunu sorgulayan önemli bir tartışmayı tetikledi.

Mark Zuckerberg’in Kongre üyelerinin sorularına 6 Eylül‘e kadar yanıt vermesi bekleniyor. Bu süre zarfında, Zuckerberg’in açıklamaları Meta’nın uyuşturucu reklamlarına karşı ne kadar ciddi bir tutum sergilediğini ve gelecekte bu konuda nasıl bir strateji izleyeceğini ortaya koyacak. Kongre’nin Meta’ya yönelik bu baskısı, sosyal medya platformlarının içerik denetimi konusunda daha yüksek standartlar uygulamaları gerektiğini ve yasadışı faaliyetlerin engellenmesi için daha etkili önlemler almaları gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Özetle, Meta, platformlarında yayılan yasadışı uyuşturucu reklamlarıyla ilgili olarak ciddi bir soruşturma ve denetim süreciyle karşı karşıya. Kongre’nin bu konuya gösterdiği hassasiyet, sosyal medya şirketlerinin içerik kontrolü ve denetimi konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğini bir kez daha vurguluyor.

Google yapay zeka özelliği AI Overviews dünyaya açılıyor!

Google, yapay zekâ destekli arama özelliği ‘Google yapay zeka AI Overviews ABD’deki ilk lansmanından sonra, altı yeni ülkede daha kullanıma sunmaya hazırlanıyor. AI Overviews, kullanıcıların karmaşık sorularına web’den özet yanıtlar sunarak, geleneksel arama sonuçlarının üstünde gösterilen yeni bir arama formu olarak dikkat çekiyor.

Google yapay zeka AI Overviews, Hindistan, Japonya, Meksika, Endonezya, Brezilya ve Birleşik Krallık’ta da kullanıma sunulacak. Bu ülkelerde İngilizce’nin yanı sıra, yerel dillerde de destek sağlayacak olan özellik, daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmayı hedefliyor.

Google yapay zeka AI Overviews , ABD’de yaşanan bazı olumsuz deneyimlerden ders çıkararak, AI Overviews’un daha güvenilir ve kullanıcı dostu olmasını sağlamak için ek önlemler aldı. Yapılan açıklamaya göre, farklı dillerde potansiyel sorunları önceden ele alan şirket, yeni korkuluklar ekleyerek bu sorunların tekrar yaşanmasını engellemeyi amaçlıyor.

Özellik ayrıca, yapay zekâ tarafından oluşturulan her cevabın yanında, ilgili kaynaklara belirgin bağlantılar sunarak kullanıcıların cevabın kaynağına kolayca ulaşmasını sağlıyor. Ayrıca, bazı kullanıcılar, metin içi bağlantılar ile doğrudan ilgili kaynaklara yönlendirilme imkanına da sahip olacak. Google Arama Ürün Yönetimi Kıdemli Müdürü Hema Budaraju, bu yeni yaklaşımın daha fazla trafik çekmede etkili olduğunu ve kullanıcı deneyimini iyileştirdiğini belirtti.

Buna ek olarak, Google yapay zeka AI Overviews’un bazı sürümlerinde, kullanıcıların tek bir dokunuşla dili basitleştirme seçeneği sunulacak. Bu özellik, özellikle yeni bir konuda bilgi arayan kullanıcılar için faydalı olabilir ve bilgiyi daha kolay sindirme olanağı sağlayabilir.

Google, kullanıcıların AI Overviews özelliğini tercih ettiklerini ve bu sayede arama sonuçlarını daha yararlı bulduklarını söylüyor. Şirket, bu özelliği daha fazla ülkeye yayarak, yapay zekâ destekli arama deneyimini küresel çapta geliştirmeyi hedefliyor.

Windows ve Android arasında dosya paylaşımı artık çok kolay

enilik sayesinde, kullanıcılar sağ tık menüsünden hızlı ve kolay bir şekilde dosya paylaşımı yapabilecekler.

Yeni özellik, Windows’un Link to Windows ve Phone Link uygulamaları aracılığıyla çalışacak. Özellik, Windows 10 ve üzeri sistemlerde kullanılabilecek ve ilk olarak Release Preview Channel üzerinden Windows Insider’larasunulacak. Bu yeniliği kullanabilmek için, Android telefonlarda Link to Windows uygulamasının 1.24032.518.0 veya üzeri sürümüne, bilgisayarınızdaki Phone Link uygulamasının ise 1.24032.156.0 veya üzeri sürümüne sahip olmanız gerekiyor.

Kolay dosya paylaşımı için sağ tık yeterli

Bu yeni özellik, dosya paylaşımını oldukça pratik hale getiriyor. Windows’ta bir dosyayı paylaşmak istediğinizde, dosyaya sağ tıklayıp “Paylaş” seçeneğini seçmeniz, ardından açılan paylaşım penceresinde “Phone Link” simgesine tıklayarak bilgisayarınıza bağlı Android telefonunuzu seçmeniz yeterli olacak. Eğer telefonunuz bağlı değilse, bu adımda eşleştirme yapmanız gerekecek.

Aynı şekilde, Android telefonlarda da paylaşım menüsünden “Link to Windows” seçeneğini kullanarak Windows bilgisayarınıza dosya gönderebilirsiniz. Bu yeni özellik, dosya paylaşımını hızlı ve sorunsuz hale getirerek kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirecek.

Elon Musk eski çalışanına 550 Bin avro tazminat ödeyecek

0

Elon Musk2022’de attığı sıra dışı bir adımla gündeme oturan ‘Evet’ butonu kararının bedelini ağır ödeyecek. Dünyanın en zengin insanlarından biri olan Musk’ın, eski çalışanı Gary Rooney’e haksız yere işten çıkarma nedeniyle 550 bin avroluk rekor bir tazminat ödemesine karar verildi.

Her şey, Musk’ın Twitter’ı satın almasının ardından çalışanlarına gönderdiği bir e-posta ile başladı“Bir Yol Ayrımı” başlıklı bu e-posta, yeni ve zorlu çalışma şartlarını kabul edip etmeyecekleri yönünde çalışanlardan bir cevap bekliyordu. E-postanın en dikkat çekici detayı ise altındaki tek bir butondu: “Evet”.

Elon Musk eski çalışanına Çoğu çalışan, işini kaybetme korkusu ile bu butona tıklamışken, Gary Rooney bu talebi reddetti. Bu reddi üzerine kısa sürede işten çıkarılan Rooney, haklı olduğunu düşündüğü bu durumu mahkemeye taşıdı.

Elon Musk eski çalışanına 2 yıl süren bir hukuk mücadelesinin ardından İrlanda Çalışma İlişkileri Komisyonu (WRC), Rooney’in lehine karar verdiKomisyon, Twitter’ın eski üst düzey yöneticisinin, Musk’ın e-postasındaki “Evet” butonuna tıklamayı reddettiği için haksız yere işten çıkarıldığına hükmetti ve X’e (eski adıyla Twitter) Rooney’e 550 bin avroluk rekor bir tazminat ödemesini emretti.

Bu karar, iş dünyasında büyük yankı uyandırdı ve çalışan hakları konusunda yeni bir tartışmayı alevlendirdiMusk’ın bu sıra dışı işten çıkarma yöntemi, hem yasal hem de etik açıdan sorgulanmaya devam ediyor.

Lockheed Martin, 450 milyon dolara uydu üreticisi satın alıyor!

Lockheed Martin, Terran’ın mevcut borçlarını kapatıp hisse başına 0.25 dolarlık ödeme yapacak. Şirket, Terran Orbital’da %28,3’lük bir hisseye sahip ve 2017, 2020 ve 2022 yıllarında Lockheed Martin Ventures aracılığıyla Terran’a stratejik yatırımlar yapmıştı.

Bu satın alma, Lockheed Martin Ventures’ın 2007’de kurulmasından bu yana ilk kez bir portföy şirketini bünyesine katması anlamına geliyor. Lockheed için uydu üretim sözleşmeleri, Terran Orbital’ın gelirlerinin %70’ini ve birikmiş işlerinin %91’ini oluşturuyor.

Terran Orbital, 2023’ün başında Rivada Space Networks için 300 uyduyu kapsayan 2.4 milyar dolarlık bir anlaşma duyurarak büyük bir destek kazanmıştı. Ancak Rivada, siparişe yönelik ödemeleri erteledi ve Terran Orbital, son kazanç raporunda Rivada anlaşmasını birikmiş işler listesinden çıkardığını açıkladı.

Lockheed Martin, Mart ayında şirketi 500 milyon dolardan fazla bir teklifle satın almayı önermişti; ancak Terran Orbital, bu teklifi önlemek için bir “zehir hapı” planı uygulamaya koydu. Lockheed, bu teklifini Mayıs ayında geri çekmişti.

Terran Orbital, 31 Temmuz itibariyle 14,6 milyon dolarlık nakit rezervine sahip olduğunu ve bu miktarın Haziran sonundaki 30,6 milyon dolardan düştüğünü açıkladı. Şirket, 12 Ağustos’ta düzenleyicilere nakit ihtiyacını karşılamak için “bir dizi stratejik seçenek” üzerinde çalıştığını bildirdi.

Terran Orbital, milyar dolarlık değerlemelerle halka açıldıktan sonra özel sektöre geri çekilen ikinci uzay şirketi oldu. Şirket, halka açıldığında 1.8 milyar dolar değerindeyken, diğer uzay şirketi Astra Space, yaz aylarında tamamladığı özel sektöre dönüş anlaşmasıyla 2.1 milyar dolarlık bir değerlemeye sahipti. Ancak her iki şirket de özel sektör anlaşmalarında bu değerlemelerin sadece bir kısmını koruyabildi.

Cisco, iş gücünün yüzde 7’sini işten çıkarıyor! Bu yılki ikinci işten çıkarma!

Cisco, yeniden yapılanmanın bir parçası olarak ağ, güvenlik ve iş birliği segmentlerini tek bir organizasyonda birleştiriyor. Şirketin mevcut ağlar bölümünün başkanı Jonathan Davidson, CEO’ya danışmanlık yapacağı yeni bir role geçecek.

Güvenlik iş kolunun artan önemini gösteren bu yeniden yapılanmada, Jeetu Patel, yeni genişletilmiş grubun başına geçecek ve Güvenlik ve İş Birliği’nden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapacak.

Şirket, bu yeniden yapılanmanın bir parçası olarak, yılın ilk çeyreğinde 700 milyon ila 800 milyon dolar arasında, toplamda ise 1 milyar dolara kadar bir ön vergi yükü öngörüyor. Cisco, bu kesintilerin maliyet tasarrufu ile ilgili olmadığını, daha çok şirket içindeki verimliliği artırarak kaynakları yapay zeka, bulut ve siber güvenlik gibi hızla büyüyen alanlara yönlendirmek amacıyla yapıldığını belirtti.

cisco güvenlik

Cisco’nun, yapay zeka ile optimize edilmiş ağ teknolojileri geliştirmek için Nvidia ile bir iş birliği yapması ve Mart ayında analitik firması Splunk’ı 28 milyar dolara satın alması, bu stratejik değişimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Şirketin 2024 mali yılı için açıkladığı sonuçlara göre, toplam gelir %6 düşerek 53.8 milyar dolara gerilerken, net gelir %18 düşüşle 10.3 milyar dolara indi.

İşten çıkarmalar, Cisco’nun bu yıl içindeki ikinci büyük iş gücü kesintisi olacak. Şirket, Şubat ayında da yaklaşık 4.000 çalışanını işten çıkarmıştı. Cisco, artan bulut bilişim talebi ve yapay zeka destekli teknolojilere geçişe uyum sağlamak amacıyla stratejik bir dönüşüm geçiriyor.

Ferretly, başkanlık seçimi için AI destekli sosyal medya tarama aracı sunuyor!

2019 yılında kurulan Ferretly, sosyal medyayı ve kamuya açık çevrimiçi verileri tarayarak geleneksel arka plan kontrollerinin gözden kaçırabileceği potansiyel riskleri ve davranışları ortaya çıkarmak amacıyla yapay zekayı kullanıyor.

Ferretly’nin kurucusu Darrin Lipscomb, daha önce Pipestream ve Avrio adlı iki yazılım girişimi kurdu; ardından, bu şirketleri BMC Software ile Hitachi’ye sattı. Lipscomb, Ferretly’nin işe alım yöneticilerinin işe aldıkları kişinin şirketin değerleriyle uyumlu olup olmadığını kontrol etmelerine yardımcı olmak amacıyla tasarlandığını belirtiyor.

Ferretly, başkanlık seçimi için özel bir platform sunuyor

Şirket, 2024 başkanlık seçimlerinin yaklaşmasıyla; adaylar, sandık görevlileri ve diğer seçim personelini taramak için yeni bir Seçim Personeli Tarama Platformu sunuyor. Bu platform, rahatsız edici davranış risklerini azaltmak için dijital kırmızı bayrakları değerlendiriyor. Bunlar arasında kışkırtıcı söylemler, nefret söylemi, aşağılayıcı veya zorbalık davranışları, uyuşturucu kullanımı, şiddet gibi şüpheli davranışlar ve aşırılık yanlısı gruplarla bağlantılar yer alıyor.

Ferretly’nin aracı, sosyal medya platformlarını tararken, aynı zamanda web sayfalarını ve haber makalelerini de inceleyerek ek bilgiler sağlıyor. Taramalar sonucunda elde edilen bulgular, işe alım yöneticilerine hızlı bir şekilde içgörü sunan raporlarla özetleniyor.

Ferretly, sosyal medya taraması ve veri koruması konusundaki tüm federal/eyalet yasalarına uyduğunu belirtiyor. Girişim, 32 ülkede müşterilere sahip; Deloitte, Blizzard Entertainment ve Paramount Global gibi önemli müşterilerle işbirliği yapıyor. Ayrıca, araçları kamu sektörü kuruluşları ve siyasi partiler tarafından da kullanılıyor.

Yeni fonlama, girişimin pazarlama çabalarını desteklemek ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini finanse etmek için kullanılacak.

Yapay Zeka talep patlaması DDR5 fiyatlarını artırıyor

SK hynix, sektörün önde gelen DRAM üreticilerinden biri olarak, DDR5 bellek fiyatlarında önemli bir artışa gideceğini duyurdu. Şirket, bu fiyat artışının yüzde 15-20 bandında olacağını belirtirken, sektörün diğer devleri Samsung ve Micron‘dan da benzer hamleler bekleniyor.

Neden fiyatlar artıyor?

Bu fiyat artışının temel nedeni, yapay zeka alanındaki hızlı gelişmeler ve artan talep. Özellikle üretken yapay zeka uygulamalarının temelini oluşturan donanımlarda yoğun olarak kullanılan HBM bellekler, üreticilerin öncelikli odak noktası haline geldi. HBM belleklerdeki bu yüksek talep, DRAM üretim kapasitesini sınırlayarak DDR5 gibi diğer bellek türlerinin fiyatlarını da yukarı çekiyor.

Sektör devlerinin stratejileri

  • SK hynix: Şu anda HBM pazarının lideri olan SK hynix, Nvidia gibi büyük müşterilere HBM3E belleklerini tedarik ediyor. Şirket, bu yüksek talepten en iyi şekilde yararlanmak için HBM üretim kapasitesini artırırken, DDR5 gibi diğer bellek türlerindeki üretimi azaltmayı planlıyor.
  • Samsung ve Micron: Bu iki dev üretici de HBM bellekler üzerinde yoğunlaşıyor. Samsung, Nvidia ile HBM3 için anlaşma imzalarken, HBM3E için görüşmeler sürüyor. Micron ise hem HBM3E belleklerini Nvidia’ya tedarik edecek hem de üretim kapasitesini artırmak için diğer alanlarda azaltımlar yapacak.

NanyaADATA ve TEAMGROUP gibi diğer üreticiler ise düşük fiyatlı envanterlerinden faydalanarak bir süre daha rekabetçi fiyatlar sunabilir. Ancak sektördeki genel eğilim, DDR5 ve hatta DDR4 fiyatlarında artış olacağı yönünde.

Yapay zeka teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, bellek sektöründe önemli bir dönüşüme neden oluyor. HBM belleklerdeki yüksek talep, DDR5 gibi diğer bellek türlerinin fiyatlarını artırırken, üreticiler de bu yeni duruma göre stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Önümüzdeki dönemde, özellikle yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte bellek fiyatlarındaki bu artışın devam etmesi bekleniyor.