Açık bankacılık nedir ve nasıl çalışır?

0

Açık bankacılık, “açık banka verileri” olarak da biliniyor. Açık bankacılık, üçüncü taraf finansal hizmet sağlayıcılarına, API’ler kullanılarak bankalar ve banka dışı finansal kuruluşlardan tüketici bankacılığı, işlem ve diğer finansal verilere açık erişim sağlayan bir uygulamadır. Bu sistem, hesaplar ve verilerin kurumlar arasında tüketiciler, finansal kuruluşlar ve üçüncü taraf hizmet sağlayıcılar tarafından kullanılmak üzere ağ oluşturmasına olanak tanıyor. Bu sistem, finans sektörünü yeniden şekillendirmeye hazır büyük bir inovasyon kaynağı haline geliyor.

Açık bankacılık ve inovasyon

Açık bankacılık kapsamında, bankalar müşterilerin kişisel ve finansal verilerine erişim ve kontrol yetkisini genellikle teknoloji girişimleri ve çevrimiçi finansal hizmet sağlayıcıları olan üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarına verir. Müşterilerin normalde bankanın bu tür bir erişime izin vermesi için bir tür onay vermesi gerekir, örneğin çevrimiçi bir uygulamada hizmet şartları ekranında bir kutucuğu işaretlemek gibi. Üçüncü taraf sağlayıcı API’leri daha sonra müşterinin verilerini (ve müşterinin finansal muhatapları hakkındaki verileri) kullanabiliyor. Kullanımlar arasında müşterinin hesaplarını ve işlem geçmişini çeşitli finansal hizmet seçenekleri yer alıyor. Pazarlama profilleri oluşturabilirsiniz veya katılımcı finansal kurumlar ve müşteriler arasında veri toplayabilirsiniz. Bununla birlikte müşteri adına yeni işlemler ve hesap değişiklikleri yer alabiliyor.

Bu, bankacılık sektöründe inovasyonun itici gücüdür. Açık bankacılık müşterilerin, finansal verilerini diğer finansal kuruluşlarla güvenli şekilde paylaşmalarını sağlayacak. Örneğin, API’leri bazen zahmetli olan bankanın çek hesabı hizmetinden başka bankanınkine geçiş sürecini kolaylaştıracak. API ayrıca tüketicilerin işlem verilerine bakacak. Böylelikle onlar için finansal ürünleri ve hizmetleri belirleyecek. Örneğin mevcut tasarruf hesabından daha yüksek faiz oranı kazandıracak yeni tasarruf hesabı önerebilecek.

Ağ bağlantılı hesapların kullanımıyla, açık bankacılık, daha karlı kredi koşulları sağlıyor. Bunun için borç verenlerin tüketicinin finansal durumu hakkında daha doğru resim elde etmesine yardımcı oluyor. Ayrıca, tüketicilerin borca ​​girmeden kendi finansları hakkında daha doğru resim elde etmelerine yardımcı oluyor. Ev satın almak isteyen müşteriler için açık bankacılık uygulaması bazı avantajlara sahip. Örneğin, müşterilerin hesaplarındaki tüm bilgilere dayanarak neyi karşılayabileceklerini otomatik hesaplayabiliyor. Belki de şu anda ipotek kredisi yönergelerinin sağladığından daha güvenli bir resim sağlayabiliyor.

Nova Launcher’ın sonu mu yaklaşıyor? 

Android’in en sevilen başlatıcılarından Nova Launcher, şu anda büyük bir darboğazla karşı karşıya. Geliştirici firması Branch‘in gerçekleştirdiği büyük çaplı işten çıkarmalar, Nova’nın geleceğini belirsiz hale getirdi.

Android’in özelleştirme yeteneği, Nova gibi başlatıcılar sayesinde kullanıcılara telefonlarını kişiselleştirme imkanı sunuyordu. Ancak, Branch’teki bu ani değişim, bu özelleştirme dünyasının geleceğini de sorgulatıyor. Cliff Wade, Nova Launcher’ın kurucusu olarak, projede çalışan yüzlerce geliştiricinin işten çıkarıldığını ve geriye sadece tek bir geliştiricikaldığını açıkladı. Bu durum, Nova’nın güncellemeler almayı bırakma olasılığını gündeme getiriyor.

Bu krizin Android ekosistemi üzerindeki etkileri büyük olabilir. Uzmanlar, Nova’nın yaşadığı sorunların diğer özelleştirme uygulamalarının geleceği hakkında da soru işaretleri oluşturduğunu belirtiyor. Android’in daha kapsamlı hale gelmesiyle birlikte, kullanıcıların üçüncü parti uygulamalara olan ihtiyacının azalması, özelleştirme dünyasınındaralmasına yol açabilir. Bu durum, kullanıcıların telefonlarını kişiselleştirme yöntemlerini sınırlayabilir ve bu da özelleştirme tutkunu kullanıcılar için bir kayıp anlamına gelebilir.

Sonuç Krizin Android ekosistemi üzerindeki etkileri büyük olabilir. Uzmanlar olarak, Nova Launcher’ın yaşadığı bu kriz, Android ekosisteminde önemli bir dönüm noktası olabilir. Özelleştirme meraklıları, en sevdikleri başlatıcının geleceği konusunda endişeler taşırken, geliştiriciler de bu yeni zorluklarla başa çıkmak zorunda kalacak. Eğer Nova’nın yaşadığı bu sıkıntılar çözülemezse, diğer özelleştirme uygulamaları ve başlatıcılar da benzer sorunlarla karşılaşabilir, bu da Android’in özelleştirme özelliklerinde köklü değişikliklere neden olabilir.

Patreon’a Apple’dan Şok Uyarı: Ya Bizim Sistemi Kullanın, Ya da App Store’dan Çıkın!

Apple, Patreon uygulamasını App Store’dan kaldırmakla tehdit etti. Patreon’un, Apple’ın kendi uygulama içi satın alma sistemini kullanmasını istiyor. Bu değişiklikle, Patreon yaratıcılarının destekçileriyle etkileşim kurmak için kullandıkları üçüncü parti ödeme yöntemleri engellenecek. Apple, Patreon yaratıcılarının bu geçişi yapmazsa iOS uygulaması üzerinden işlem yapmalarını durduracağını belirtti.

Patreon, bir blog yazısında ve Patreon yaratıcılarına gönderdiği e-postada bu değişiklikleri duyurdu. Şirket, tüm yaratıcılarını Kasım 2025’e kadar Apple’ın abonelik faturalandırma sistemine geçirecek 16 aylık bir geçiş sürecine başladığını açıkladı. Patreon ayrıca, yaratıcılarının Kasım 2024’ten itibaren abonelik faturalandırmasına geçeceğini belirtti. Yaratıcılar, Apple’ın komisyonunu karşılamak için abonelik fiyatlarını artırmayı veya bu ücreti kendileri üstlenmeyi tercih edebilecekler.

Yaratıcılar, Patreon ayarlarından geçişi Kasım 2025’e ertelemeyi tercih edebilirler. Ancak bu durumda, Apple’ın abonelik faturalandırma sistemini benimseyene kadar iOS uygulamasında üyelik sunamayacaklar. Bu duyuru, Apple’ın App Store kurallarının nasıl tutarsız uygulandığına dair eleştirilerin yeni bir örneği olarak dikkat çekiyor.

Geçmişte Epic Games gibi eleştirmenler, Apple’ın bu kuralları keyfi şekilde uyguladığını iddia etmişti. Epic Games, Apple’a karşı tekelcilik suçlamasıyla dava açmıştı. Mahkeme, Apple’ın tekel olmadığına karar verdi ancak iPhone üreticisinin uygulamalar içinde diğer ödeme seçeneklerine bağlantı vermesine izin vermesi gerektiğine hükmetti. Apple şimdi geliştiricilerin aboneliklerini bir web sitesi bağlantısı ile tanıtmalarına izin veriyor, ancak bu durumda komisyon oranı %27 yerine %30 oluyor. Otomatik yenilenen aboneliklerde ikinci yılda %12 yerine %15 komisyon alınıyor.

Patreon CEO’su Jack Conte, 2021’de The Verge’e verdiği röportajda, kullanıcıların içerik ve yaratıcıları keşfetmek için doğrudan Patreon’a gelmediklerini, diğer kanallar aracılığıyla keşif yaptıklarını belirtmişti. Patreon, App Store ücretlerinden kaçınmak için Apple ile özel bir sözleşmesi olmadığını kabul etmişti. Ancak uygulama, Apple’ın uygulama içi faturalandırma gereksinimlerinden bir süreliğine kaçmayı başarmıştı.

Patreon, Apple’ın politikalarına uymak zorunda kalmasından dolayı memnuniyetsiz. Blog yazısında, yaratıcıların çoğunun abonelik faturalandırmasını kullandığını belirtti. Ancak, Apple’ın zaman çizelgeleri ve kısıtlamaları nedeniyle, tüm yaratıcıları Apple’ın zaman çizelgesine göre taşımak zorunda olduklarını ifade etti.

Şirket, Apple’ın ücretlerinin yalnızca iOS uygulamasına uygulandığını ve yaratıcıların web ve Android üzerinden aynı fiyatları sunmaya devam edebileceklerini hatırlattı. Ayrıca, yaratıcıların destekçilerine iOS ücretlerini açıklayan bir Yardım Merkezi makalesine yönlendirmelerini tavsiye etti.

Apple akıllı gözlük ve ucuz Apple Vision Pro üzerinde çalışıyor

0

Apple, sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojilerine yönelik çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Son gelen bilgilere göre, şirket Apple Vision Pro’nun daha uygun fiyatlı bir versiyonu üzerinde çalışırken, aynı zamanda akıllı gözlükgeliştirme sürecine de odaklanmış durumda.

Apple Vision Pro, geçtiğimiz yılın WWDC etkinliğinde tanıtılmış ve bu yılın başlarında ABD’de satışa sunulmuştu. Ancak, cihazın yüksek fiyatı nedeniyle, tüketiciler arasında beklenen ilgiyi göremedi. 3.499 dolarlık fiyat etiketi, cihazın geniş kitlelere ulaşmasını engelledi ve satış rakamları beklenenin altında kaldı. Bu durumun farkında olan Appledaha uygun fiyatlı bir Apple Vision modelini geliştirmek için kolları sıvadı. Şirketin bu yeni modelde maliyetleri nasıl düşüreceği henüz net değil, ancak ön ekrandan tasarruf edilebileceği öngörülüyor. Ayrıca, ikinci nesil Apple Vision Pro’nun da geliştirilme aşamasında olduğu, ancak piyasaya sürülme tarihi konusunda belirsizliklerin devam ettiği belirtiliyor.

Öte yandan, Apple’ın akıllı gözlük geliştirme çalışmaları da dikkat çekiyor. Bloomberg’den Mark Gurman’a göre, AppleMeta‘nın Ray Ban akıllı gözlüklerine benzeyen, ekranı olmayan ve sıradan bir güneş gözlüğü gibi görünen bir cihaz üzerinde çalışıyor. Apple Glass olarak adlandırılması muhtemel bu gözlüklerin, Apple’ın artırılmış gerçeklik teknolojilerini kullanarak geliştirdiği bir ürün olması bekleniyor. Ancak, bu çalışmaların somut bir ürüne dönüşüp dönüşmeyeceği hala belirsizliğini koruyor. Gurman’a göre, Apple, artırılmış gerçeklik gözlükleri için karşılaşılan teknik zorlukları aşmaya çalışıyor, bu da ürünün piyasaya sürülme sürecini uzatabilir.

Meta‘nın Ray Ban akıllı gözlükleri, mevcut pazardaki en popüler akıllı gözlüklerden biri olarak öne çıkıyor. Ekranı bulunmayan bu gözlükler, hareket halindeyken fotoğraf ve video çekmeyapay zeka asistanı olarak kullanılabilme gibi özelliklere sahip. Dahili kamera sayesinde, kullanıcılar Meta AI’ye baktıkları nesneler hakkında sorular yöneltebiliyorlar. Üstelik, cihazın fiyatı da 329 dolar gibi erişilebilir bir seviyede bulunuyor.

SanDisk hafıza ve depolamada çığır açan yeni ürünlerini tanıttı

0

Western Digital, 2024 Future of Memory and Storage Conference‘da hafıza ve depolama alanındaki en son yeniliklerini tanıttı. Şirket, teknoloji dünyasında devrim yaratacak 8TB SD kart ve 16TB harici SSD ile dikkatleri üzerine çekti.

Yeni duyurulan ürünler arasında yer alan SanDisk 8TB SDUC UHS-I SD kartSecure Digital Ultra Capacity (SDUC)standardını destekliyor. Bu kart, veri aktarım hızını 100MBps’ye kadar çıkartabiliyor ve büyük veri depolama ihtiyaçları olan tüketici cihazları için mükemmel bir çözüm sunuyor. Geniş kapasiteleri sayesinde, özellikle profesyonel fotoğrafçılar ve videografikerler için ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Ayrıca, SanDisk hafıza 4TB kapasiteli MicroSD kart da tanıtıldı. Bu ürün, taşınabilirlik ve geniş depolama kapasitesi arayan kullanıcılar için büyük bir avantaj sağlıyor. Özellikle yüksek çözünürlükte video çekimleri ve büyük veri dosyaları ile çalışan profesyonellerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlandı.

Şirketin tanıttığı diğer önemli yenilik ise SanDisk hafıza 16TB SanDisk Desk Drive harici SSD. Bu model, yüksek performans ve güvenilirlik arayan kullanıcılar için özel olarak geliştirildi. Geniş kapasitesi sayesinde, veri yoğunluğu yüksek projeler ve büyük dosya depolama ihtiyaçları için mükemmel bir seçenek sunuyor. Henüz bu ürünlerin fiyatları ve çıkış tarihlerine dair kesin bilgiler bulunmuyor; ancak, yüksek teknoloji ve kapasiteleri göz önüne alındığında, bu ürünlerin yüksek fiyat aralığında olacağı öngörülüyor.

Western Digital’in bu yeni ürünleri, hafıza ve depolama çözümlerindeki sektördeki güçlü konumunu pekiştirirken, kullanıcıların veri yönetimi ve depolama ihtiyaçlarına yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Şirket, inovasyon ve teknoloji alanındaki liderliğini sürdürme konusundaki kararlılığını bu ürünlerle bir kez daha kanıtlamış oldu.

Ukrayna Zaporijzhya’da nükleer santralinde yangın tehlikesi

0

Ukrayna’nın güneyindeki Zaporizhzhia Nükleer Enerji Santrali, arazisinde çıkan yangın nedeniyle büyük endişe yarattı. Avrupa’nın en büyük nükleer enerji tesisi olarak bilinen Zaporizhzhia’da meydana gelen yangın, Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaların ortasında nükleer felaket riskini yeniden gündeme taşıdı. Her iki taraf da yangın için birbirini suçlarken, yüksek radyasyon seviyelerine dair herhangi bir belirti olmadığı bildirildi.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK), birkaç patlamanın ardından santralin kuzey kısmından yoğun ve koyu duman çıktığını belirtti. UAEK Başkanı Rafael Grossi, “Bu pervasız saldırılar santraldeki nükleer güvenliği tehlikeye atmakta ve nükleer kaza riskini arttırmaktadır. Bu saldırılar derhal durdurulmalı” açıklamasını yaptı. Grossi, ayrıca hasar tespiti için acil değerlendirme yapılması çağrısında bulundu.

Rusya ve Ukrayna birbirini suçluyor

Rus devlet haber ajansları TASS ve RIA, ana yangının gece yarısından hemen önce söndürüldüğünü duyurdu. Rosatom‘a atıfta bulunan RIA, soğutma kulelerinden birinde çıkan yangının bir insansız hava aracı saldırısı sonucu başladığını öne sürdü. Öte yandan, Ukrayna’nın nükleer enerji şirketi Energoatom, soğutma kulesi ve diğer ekipmanlarda hasar meydana geldiğini bildirdi. Energoatom, yangının Rusya’nın ihmali ya da kasıtlı kundaklamasından kaynaklanmış olabileceğini iddia etti ve Rusya’nın santralin soğutma kulelerini askeri teçhizat ve patlayıcı depolamak için kullanıyor olabileceğini öne sürdü. Ancak her iki taraf da iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt sunmadı.

Nükleer reaktörler soğuk kapatma durumunda

Zaporizhzhia tesisinde bulunan altı adet VVER-1000 basınçlı hafif su nükleer reaktörü (PWR), toplamda 5.700 MW elektrik gücü üretme kapasitesine sahip. Bu reaktörler, 2020 yılında Ukrayna’nın nükleer enerjiden elde edilen elektriğinin yaklaşık yarısını ve ülke genelinde üretilen toplam elektriğin beşte birinden fazlasını karşılıyordu. Ancak, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin hemen ardından Rus güçleri hem nükleer hem de termik santralleri ele geçirmiş ve santralin kontrolü Rosatom’a devredilmişti. O zamandan bu yana Zaporizhzhia tesisinde enerji üretimi durduruldu. Şu anda tesis, soğuk kapatma durumunda bulunuyor, ancak nükleer malzemesini soğuk tutmak ve olası felaketleri önlemek için harici güç kaynaklarına bağımlı. Devam eden çatışmalar, santralin güvenliğini kritik bir endişe haline getiriyor.

Bu belirsizlik ortamında, santraldeki yangının kesin nedeni hala açıklığa kavuşmuş değil. Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy, yangın için Rusya’yı suçlarken, Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova tam tersi bir açıklama yaparak suçlamaları reddetti. Nükleer güvenlik riski, bölgede devam eden çatışmaların bir sonucu olarak uluslararası toplum tarafından yakından izlenmeye devam ediyor.

Elon Musk, Donald Trump ile röportaj yapacak: İşte detaylar!

Hem sosyal medyanın hem de tüm dünyanın en popüler isimlerinden Donald Trump ve Elon Musk, X (Twitter) platformunda gerçekleştirilecek olan canlı yayınla bir araya geliyorlar. ABD Başkanlık Seçimi sürecini de etkilemesine kesin gözüyle bakılan bu röportaja ilişkin detayları sizlere sunuyoruz.

Elon Musk – Donald Trump ikilisi karşı karşıya!

SpaceX, Tesla ve X’in (eski adıyla Twitter) sahibi, tüm dünyanın en popüler simalarından biri olarak kabul edilen Elon Musk, resmi sosyal medya hesabı aracılığıyla belki de asrın buluşması olarak niteleyebileceğimiz röportajı resmileştirdi. Buna göre Musk, 14 Ağustos 2023 tarihinde, Türkiye saati ile 03.00’da Donald Trump ile bir röportaj gerçekleştirecek.

elon-musk-donald-trump-ile-roportaj-yapacak-iste-detaylar-2

Bildiğiniz üzere Donald Trump, geçtiğimiz ay içerisinde bir suikast girişiminden kurtulmuş ve eski rakibi Joe Biden’ın da adaylıktan çekilmesiyle rahat bir seçim zaferine gidiyor gibi görülüyordu. Buna karşın anketler, Joe Biden’ın yerine başkanlığa adaylığını koyan Kamala Harris’in günden güne oylarını artırdığı ve başkanlığa daha yakın olan isim konumuna geçtiğini gösteriyor.

Bu aşamada Trump’ın, Elon Musk’ın bu röportaj talebine olumlu yanıt vermiş olması da çok şaşırtıcı değil. Ünlü iş insanı Musk, X üzerinden yayınladığı bir gönderide, röportajda herhangi bir konu veya süre sınırı olmayacağını, hatta X üzerinden gönderisinin altına gelen tweet’lerden de Trump’a çeşitli sorular yönelteceğini açıkladı.

Eğer her iki taraf da görüşmeden bir şekilde vazgeçmezse, 14 Ağustos 2023 tarihinde, Türkiye saati ile 03.00’da bu röportaj hem Trump’ın hem de Musk’ın sosyal medya hesaplarından canlı olarak yayınlanacak.

Made By Google etkinliğinde bizleri neler bekliyor?

0

Etkinlik, spekülasyonlar ve sızıntılarla oldukça ilgi çekiyor. Ancak Google Pixel 9 serisi, muhtemelen beklenenden erken bir çıkış tarihi nedeniyle, tanıtımların odak noktasında kalmayı başardı.

Kullanıcıları, bu yeni seri dışında önemli ürün güncellemeleri ve yapay zeka geliştirmeleri de bekliyor.

Google, 13 Ağustos’ta Pixel 9, Pixel Watch 3 ve daha fazlasını tanıtacak

Etkinlik tarihi yaklaşıyor ve Google, tanıtmayı planladığı birçok ürünle ilgili hazırlıklarını hızlandırıyor. Son zamanlarda ortaya çıkan sızıntı ve raporlar sayesinde, bu ürünlerin çoğu zaten biliniyor.

Pixel 9 serisi genellikle sonbaharda piyasaya sürülür, ancak bu yıl bu gelenek değişiyor ve tüm dikkatler bu yeni modeller üzerinde. Google, üç modelden oluşan önceki trendini terk ederek, bu sefer dört model, bunlar arasında bir katlanabilir versiyon da sunacak.

Pixel 9

Pixel 9’un temel modeli, geliştirilmiş kamera özellikleriyle donatılacak. Çift arka kamera kurulumu, 50MP ana kamera ve 48MP ultra geniş açılı lens ile düşük ışık koşullarında bile daha kaliteli fotoğraflar çekmeye olanak tanıyacak. Ekran boyutu 6,3 inç olacak ve 12GB RAM ile 128GB depolama kapasitesi sunacak.

Pixel 9 Pro

Pixel 9 Pro, standart modelle aynı ekran boyutuna sahip olacak, ancak daha gelişmiş özellikler sunacak. Yenilenen kamera modülü daha fazla çıkıntı ile daha iyi bir performans sunacak. 50MP ana sensör, 48MP ultra geniş açılı kamera ve 48MP telefoto lens ile donatılacak. Selfie kamerası ise 42MP olacak. 16GB RAM ve 512GB’a kadar depolama seçeneği ile gelecek.

Pixel 9 Pro XL

Pixel 9 Pro XL, Pixel 8 Pro’ya benzer şekilde 6,8 inç ekranla gelecek. Daha büyük bir batarya ve ek bir telefoto kamera ile kamera performansını geliştirecek. Diğer modeller gibi, Tensor G4 SoC ile güçlendirilecek. Pro XL, fiyat olarak Pixel 8 Pro’nun üzerinde olacak.

Pixel 9 Pro Fold

Geçen yıl katlanabilir pazarına giriş yapan Google, yeni modeli Pixel 9 Pro Fold’u tanıtmayı planlıyor. Bu model, güncellenmiş bir kamera modülüne sahip olacak. Arka panelde kare şeklinde bir kamera düzenine sahip olacak ve önceki modelden daha hafif ve ince olacak. 8 inç ana ekran ve 6,3 inç kapak ekranı ile piyasaya sürülecek.

Pixel Watch 3

Pixel 9 serisiyle birlikte tanıtılacak olan Pixel Watch 3, 41mm ve 45mm olmak üzere iki boyutta gelecek. İnce çerçeveler, daha parlak bir ekran ve daha uzun pil ömrü gibi önemli iyileştirmeler içeriyor.

Pixel Buds Pro 2

Pixel Buds Pro 2 ile ilgili bilgiler sınırlı olsa da, Google’ın büyük etkinlikte tanıtacağı yönünde raporlar var. Aynı tasarım ve şarj kutusunu koruyacak, ancak kablosuz kulaklıklar için yeni renk seçenekleri ekleyecek. Ses kalitesinde de büyük bir iyileşme sunarak rakipleriyle daha iyi rekabet edecek.

Gemini AI

Google’ın keynote konuşmasının merkezinde Gemini AI olacak ve bu sefer sunduğu yenilikler ve özellikler genişletilecek. Şirket, daha kişiselleştirilmiş ve sorunsuz bir deneyim sunmak için yeni özellikler ekleyecek.

Bunlar, Google’ın tanıtması beklenen ürün ve özelliklerden bazıları; ancak şirket bizi yeni cihazlarla da şaşırtabilir.

Türk girişimciler Londra’da yatırımcıların karşısına çıkacak

Teknoloji girişimlerinin uluslararası hub’lar aracılığıyla globalleşme süreçlerini artırması için yeni bir yolculuğa başlayan İTÜ ARI Teknokent, Türkiye’nin en iyi girişimlerine sahne olan ve yatırımcılarla buluşmalarını sağlayan Big Bang Startup Challenge etkinliğini de globale taşıyor. İlk olarak, 26 Eylül’de Londra’da düzenlenecek olan Big Bang London Demo Day’de 15 teknoloji girişimi, fiziksel olarak 60’ın üstünde online olarak da 1000’nin üzerinde global yatırımcıyla bir araya gelecek.

İTÜ ARI Teknokent, geçtiğimiz günlerde teknoloji girişimcileri için başlattığı “global hub’lar” ile girişimlerin globalleşme süreçlerine desteklerini artıracağını duyurmuştu. Aynı bakış açısıyla, 12 yıldır düzenlediği Türkiye’nin en büyük girişimcilik etkinliği Big Bang Startup Challenge etkinliğini de bu yıl Türkiye sahnesine ek olarak, Londra’da düzenleyecek. Big  Bang London Demo Day, 26 Eylül’de Londra’da iş dünyasının merkezlerinden olan Canary Whorf bölgesindeki Level 39’da gerçekleşecek. Türkiye’den seçilen alanında öncü 15 girişim, online ve fiziksel olarak 1000’i aşkın global yatırımcıyla bir araya getirilecek.

22 Mart 2023, Istanbul – Turkiye. Atilla Dikbas (ITU)

Big Bang Global Demo Day İlk Kez Gerçekleştirilecek

Yer ve zaman sınırının kalktığı günümüzde globalde etki alanını genişlettiklerini ifade eden ve “global ekosistem kurma” misyonuyla hareket ettiklerini belirten İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, “2012 yılından bu yana teknoloji girişimcilerini yatırımcıların, basının ve kamuoyunun karşısına çıkardığımız ve milyarlarca kaynak ile buluşturduğumuz Big  Bang Startup Challenge etkinliğinin etki alanını genişleterek, girişimcilerimiz için globalde yeni bir fırsat başlatıyoruz. İTÜ ARI Teknokent’in 2024’te başlattığı globalleşme stratejileri ve faaliyetlerinin bir parçası olarak global pazarlarda Demo Day’ler düzenleyeceğiz. İlk global demo day’imizi 26 Eylül’de Londra’da gerçekleştireceğiz. ‘Türkiye’den ihracat’ hedefiyle seçilmiş 15 teknoloji girişimini 60’dan fazla yatırımcıyla fiziksel ortamda, 1000’den fazla yatırımcıyla ise online ortamda buluşturacağız. 250 bin pound ila 2 milyon pound aralığında yatırım arayan girişimleri 1-20 Eylül arasında yatırıma hazırlık kampına alacağız. 26 Eylül’de ise Big Bang London Demo Day’de çok etkili ve etkin bir network ile buluşturacağız. İnanıyorum ki, İTÜ ARI Teknokent’in yürüttüğü Innogate uluslararası programları, tüm Türkiye için İstanbul’dan globale açılan bir inovasyon kapısı olacaktır.” dedi.

Big Bang London Demo Day hakkında detaylı bilgi almak ve başvuruda bulunmak için innogate.org/london-demo-day/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Startup’larda pazarlama stratejileri: Nasıl müşteri kazanılır?

0

Bir pazarlamacı olarak hedefiniz, müşteri edinme maliyetlerini düşük tutarken marka bilinirliğini ve satışları artırmaktır. DTC pazarlaması bunu yapmanın harika bir yoludur. Büyük perakendecilerle ortaklık kurmanın avantajları var. Ancak DTC markaları kendi pazarlama kanallarına sahip olarak çeşitli avantajlar elde ediyor:

Ürün markalaması, konumlandırma, pazarlama ve dağıtım kanalları üzerinde daha fazla kontrol

Müşteriler hakkında birinci taraf verileri, böylece alıcılarınızın kim olduğunu daha iyi anlarsınız

Daha düşük fiyatlarla yeni ürünler piyasaya sürmek için daha hızlı pazarlama süresi

Daha yüksek marjlar, çünkü perakendecilere indirimli ürün satmanıza gerek kalmaz

Startup pazarlama stratejilerinde dikkat edilmesi gerekenler

DTC markaları pazarlama çabalarına gelince daha proaktiftir. Walmart gibi mega perakendecilerin sunabileceği yerleşik kitlelere sahip değillerdir. Bu nedenle kendilerini tanıtmak için etkileyici pazarlama, SMS pazarlama, topluluklar ve e-posta gibi çeşitli stratejiler kullanırlar. Bu durum startuplar için de geçerli.

Doğrudan tüketiciye (DTC) pazarlama, ürünleri perakende işletmesi aracılığıyla değil, doğrudan tüketicilere tanıtmak için kullanılan tüm taktikleri ifade eder. Örneğin Everlane gibi bir marka, ürünleri için Walmart veya Amazon gibi markalarla çalışabiliyor. Bunun yerine, aracıyı tamamen ortadan kaldırarak ürünlerini potansiyel müşterilere tanıtır.

Ürününüzün ve markanızın pazarda nasıl temsil edileceği konusunda kontrol sahibi olmak istersiniz. DTC ürünlerinin pazarlanması, değer teklifinizin, markanızın ve mesajlaşmanızın kimsenin rekabet edemeyeceği benzersiz kesişimidir. Shopify ortağı olan Fifth & Cor’da marka ortaklığı uzmanı olan Lexie Becker, “Pazarlamaya istediğiniz şekilde yaklaşabilir ve sadık bir müşteri tabanı oluştururken en fazla satışı sağlayabilirsiniz. Müşteriler sizi rafta yanınızda oturan kişiyle karşılaştırmıyor. Böylelikle size ve onlara nasıl fayda sağlayabileceğinize bakıyorlar.” diyor.

DTC’yi işleten iş modelleri daha yüksek kar marjlarını koruma fırsatı sağlıyor. Kendi ürününüzü üreterek ve pazarlayarak, tedarikçilere göndermek yerine işinizde daha fazla para tutarsınız. AI hedefleme çözümü Proxima’nın kurucusu Alex Song, “DTC modelinin avantajları, öncelikle marka bilinirliğini oluşturmak ve yüksek hacimli müşteriler edinmek için dijital kanallar aracılığıyla ölçeklenebilen son derece ölçülebilir birim ekonomileri etrafında merkezlenmiştir” diyor. Bu nedenle startup pazarlama yöntemleri arasında girişiminizin kültürüne uygun yöntemi bulmanız gerekiyor.

Microsoft tarafından yayınlanan istihbarat raporu, İran’ın ABD seçimlerini hedef aldığını ortaya çıkardı!

Microsoft tarafından Cuma günü yapılan açıklamada, İranlı aktörlerin bir başkanlık kampanyasını e-posta kimlik avı saldırısıyla hedef aldıkları bildirildi.

İranlı aktörler, son aylarda sahte haber siteleri oluşturup aktivistleri taklit ederek özellikle kilit eyaletlerde Amerikalı seçmenleri etkileyecek ve bölünme yaratacak bir ortama zemin hazırlıyorlar.

Microsoft’un en yeni tehdit istihbarat raporunda, İran’ın önceki ABD seçimlerinde de aktif olduğu ve bu seçimde taktiklerini nasıl geliştirdiği gösteriliyor. Rapor, İran’ın bu çabalarının, eski Başkan Donald Trump’a özellikle karşı olduğunu öne sürüyor.

ABD Adalet Bakanlığı, Trump da dahil olmak üzere birçok yetkiliye suikast düzenlemeye çalışan İran bağlantılı bir Pakistanlıya karşı suçlamaları açıkladı.

Microsoft raporu, oldukça kritik detayları gözler önüne serdi!

Microsoft’un raporu, İran, Rusya ve Çin’in ABD’deki siyasi kutuplaşmayı kendi ayrılıkçı mesajlarını yaymak için nasıl kullandığını da ortaya koyuyor.

Microsoft, İran’ın Devrim Muhafızları ile bağlantılı bir grubun Haziran ayında üst düzey bir ABD başkanlık kampanyası yetkilisini kimlik avı e-postasıyla hedef aldığını belirtti. Grup, e-postanın kökenini gizlemek için eski bir üst düzey danışmanın e-posta hesabını kullanarak saldırıyı gerçekleştirdi.

Microsoft İspanya

Ayrıca, İranlı bir grubun ABD tabanlı haber siteleri gibi görünen web siteleri oluşturduğu bildirildi. Bir site, Trump’ı “çılgın” olarak nitelendirirken, başka bir site Cumhuriyetçilere hitap etmek amacıyla LGBTQ konularına odaklanıyor.

İran’ın BM misyonu, “İran, altyapısını, kamu hizmet merkezlerini ve endüstrilerini hedef alan birçok saldırıya maruz kalmıştır. İran’ın siber yetenekleri savunma amaçlıdır ve tehditlerle orantılıdır. ABD başkanlık seçimi, İran’ın karışmadığı iç bir meseledir.” dedi.

Microsoft, yabancı aktörlerin yapay zeka teknolojisini nasıl kullandığını izlemeye devam ettiğini belirtti. Ucuz ve kolay erişilebilir araçların, saniyeler içinde gerçekçi sahte görüntüler, fotoğraflar ve videolar oluşturabileceği, bu nedenle bazı uzmanların seçmenleri yanıltmak için kullanılmasından endişe duyduğu bildirildi.

Microsoft’un raporu, İran’ın ABD seçimlerini etkilemeye yönelik çabalarının arttığını ve bu çabaların ABD’nin siyasi gerilimlerini artırmayı amaçladığını gösteriyor. Bu, özellikle Trump gibi İran’la gerginlikleri artırabilecek adaylara yönelik bir çaba olarak öne çıkıyor.

Clipchamp, iki yeni özellik alıyor!

Clipchamp, yeni gürültü bastırma özelliği ile kullanıcıların rüzgar, kalabalık gürültüsü ve diğer istenmeyen arka plan seslerini otomatik olarak filtrelemesine olanak tanıyor.

Bu özellik, karmaşık bir düzenleme sürecini basit bir geçiş düğmesiyle çözülür hale getiriyor. Kullanıcılar, bir video yükledikten sonra Audio paneline giderek bu seçeneği etkinleştirebilirler. Aynı zamanda, bu özelliği devre dışı bırakarak ortam seslerini korumayı da tercih edebilirler. Araç, video ve ses dosyaları üzerinde çalışarak ayrı video ve ses parçalarıyla sık sık çalışanlar için daha esnek bir kullanım sunuyor.

Clipchamp’in diğer yeni özelliği ise video klipler için arka plan kaldırma. Zoom gibi uygulamalarda bulunan arka plan değiştirme araçlarına benzer şekilde çalışan bu özellik, kullanıcıların videodaki ön planı ve nesneleri dijital olarak izole etmelerine olanak tanıyor. Ardından, yeni bir görüntü veya başka bir video klip arka plan olarak eklenebilir. Microsoft, kullanıcıların bu özellik sayesinde eğlenceli çıkartmalar veya grafikler oluşturabileceğini belirtiyor.

Tabii ki, her iki araç da günümüzde yaygın olarak kullanılan birçok özellik gibi AI tarafından destekleniyor. Ancak, asıl dikkat çekici olan, bu özelliklerin sadece Clipchamp’in ücretli sürümüne özel olmaması. Microsoft, bu özellikleri hem kişisel hem de iş hesaplarına sahip kullanıcılar için ücretsiz bir güncelleme olarak sunuyor.

Bu temel AI özellikleri, yalnızca bir başlangıç. Microsoft, yakın bir gelecekte tamamen AI tarafından oluşturulmuş videolara otomatik olarak senaryo yazma, stok görüntü/ses bulma, grafikler ekleme, geçişler, müzik ve hatta seslendirmelerle tamamlama yeteneği sunmayı planlıyor. AI ile oluşturulan proje, daha sonra düzenlenmek üzere Clipchamp’te açılacak ve ardından dışa aktarılacak. Microsoft, bu özelliği Eylül ayında yayınlamayı hedefliyor.

Qualcomm’un Adreno GPU’ları önemli güvenlik açıkları barındırıyor!

Qualcomm’un Adreno GPU’ları, Snapdragon SoC’lerde yaygın olarak kullanılıyor ve mobil telefonlar ile dizüstü bilgisayarlar için gelişmiş görüntü işleme yetenekleri sağlıyor.

Snapdragon X Elite gibi modellerde yüksek performanslı Adreno X1 GPU bulunuyor ve bu da onu Intel ve AMD’nin iGPU’larıyla doğrudan rekabete sokuyor.

Adreno GPU, çekirdek ayrıcalıklarına sahip olduğu için bu güvenlik açıkları, saldırganların bir cihazın tam kontrolünü ele geçirmesine olanak tanıyabilir. Araştırma, GPU sürücülerine odaklanıyor çünkü güvenilmeyen uygulamalar, ek izinler olmadan bu sürücülere erişebilir ve bu da onları hackerlar için çekici hedefler haline getiriyor. Bu sürücülerin doğası gereği karmaşık ve işletim sistemleriyle derin entegrasyona sahip olması, güvenlik açıklarına olan hassasiyetlerini daha da artırıyor.

Google’ın Android Red Team yöneticisi Xuan Xing, yaptığı açıklamada, ekibinin Android ekosistemine kıyasla küçük olduğunu ve bu nedenle en büyük etkiyi yaratabilecekleri alanlara odaklanmaları gerektiğini belirtti. Hackerlar, Qualcomm’un Adreno ve Arm’ın Mali GPU’larında bulunan güvenlik açıklarından giderek daha fazla yararlanıyor.

Bu açıklar, GPU belleğinde depolanan verilere yetkisiz erişime yol açarak Android akıllı telefonlar ve tabletler gibi cihazlarda önemli riskler yaratıyor. Qualcomm, Google’ın bulduğu açıkları yamaladı ancak kullanıcıların tedbiri elden bırakmaması gerekiyor.

Otomatik güncelleme özellikleri genellikle güncellemelerin manuel kurulumundan daha yavaş çalışır ve üretici yamaları ile işletim sistemi güncellemeleri arasında hafif bir gecikme olabilir. Android kullanıcıları, bu güncellemeleri olabildiğince çabuk kontrol etmeli ve kurmalıdır, özellikle de hackerların bu açıkları sınırlı ve hedefli bir şekilde zaten kullandığı bildirilmişken.

Bu güvenlik açıklarının keşfi, mobil GPU’ların güvenliğine odaklanma gereğini vurguluyor. Tarihsel olarak, dikkatler daha çok üst düzey PC ve sunucu işlemcilerine odaklanmıştı. Ancak, Adreno’nun açıkları, mobil GPU’ların da önemli güvenlik riskleri sunduğunu ve üreticilerin bu konulara dikkat edip çözüm üretmeleri gerektiğini gösteriyor.

Elon Musk’ın yapay zeka modeli Grok 2 açılıyor!

0

Tesla CEO’su Elon Musk, X üzerinden yaptığı paylaşımla birlikte xAI şirketinin sürekli geliştirdiği Grok 2 yapay zeka modelinin test sürümünün yakında yayınlanacağını duyurdu. Büyük dil modeli (LLM) kategorisinde yer alan Grok 2’nin önceki versiyonlara göre önemli iyileştirmeler içerdiği belirtildi. İşte detaylar…

Musk: Grok 2 yapay zeka modelinin test sürümü yakında yayınlanacak

Musk, Mart ayında yaptığı bir açıklamada, Grok 2 modelinin mevcut AI modellerini “tüm metriklerde” geride bırakacağını söylemişti. Grok 2’nin hemen ardından Grok 3 modelinin de geliştirileceği ve duyurulacağını belirten Musk, yıl sonuna doğru yapay zeka modelinin piyasaya sürüleceğini açıkladı.

Grok 3’ün, OpenAI tarafından geliştirilen ve henüz piyasaya sürülmemiş olan GPT-5 seviyesinde veya daha üzerinde performans göstereceği iddia ediliyor. Grok modeli ilk olarak Kasım 2023’te tanıtılmıştı ve Musk tarafından xAI şirketi altında OpenAI ile rakip olması için geliştirilen yapay zeka modelinin Grok 2 sürümünün tanıtılacağı duyuruldu.

xAI, kurulduktan kısa bir süre sonra 6 milyar dolar fon toplamış ve şirketin değeri 24 milyar dolara ulaşmıştı. Nisan ayında piyasaya sürülen Grok 1.5 modeli ise, geliştirilmiş çıkarım yetenekleri ve daha uzun metin girişlerini işleyebilme kabiliyeti ile dikkat çekmişti.

Bu gelişmeler ışığında, Musk ve xAI’nin AI alanındaki rekabeti nasıl şekillendireceğini merakla bekliyoruz. Sizce Grok 2 ve Grok 3 modelleri, mevcut AI modellerini geride bırakabilecek mi? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.

California, Nvidia işbirliğiyle eyalet çapında yapay zeka atılımı başlattı!

California eyalet yönetimi ile Nvidia’nın işbirliğinden doğan ve Cuma günü duyurulan girişim, öğrencilerin yanı sıra eğitimcilere ve çalışanlara da yeni yapay zeka becerileri kazandırarak kariyerlerini ilerletmelerini sağlamayı hedefliyor.

California Valisi Gavin Newsomun ofisinden yapılan açıklamaya göre; bu ortaklık, yeni müfredatlar ve sertifikalar, donanım ve yazılım olanakları, yapay zeka laboratuvarları ve atölye çalışmaları kazanımını da içerisinde barındırıyor.

Newsom, “California’nın dünya lideri şirketleri, yapay zeka alanında çığır açan yenilikler yapıyor; bu teknolojiyi kullanmak ve kariyerlerini ilerletmek için daha fazla Kaliforniyalıya fırsat yaratmamız önemli.” dedi.

Nvidia ile yapılan gönüllü anlaşma kapsamında; California eyaleti, kamu istihdamı için yeni yapay zeka uzmanları yetiştirmeyi planlıyor. Yapay zeka uygulamalarını desteklemek için kullanılan Nvidia’nın yarı iletkenlerine olan talep hızla artıyor.

Nvidia soruşturma

Santa Clara, California merkezli çip üreticisinin grafik işlem birimini (GPU) icat etmesi, PC oyun pazarının büyümesini teşvik etmiş ve bilgisayar grafikleri tanımını yeniden şekillendirmişti. Şimdi ise Nvidia’nın bu özel çipleri, ChatGPT ve Google’ın Gemini gibi en son nesil yapay zeka sohbet robotları dahil olmak üzere çeşitli yapay zeka formlarını destekleyen temel bileşenler arasında yer alıyor.

Nvidia’nın kurucusu Jensen Huang, “Dünyanın dört bir yanındaki trilyon dolarlık endüstrileri dönüştürecek yeni bir sanayi devriminin erken aşamalarındayız.” dedi. Bu iş birliği ile California, yapay zeka eğitimine erişimi artırmayı ve bu alandaki yetenek havuzunu genişletmeyi hedefliyor.

Kripto para birimleri ve geleceği

0

Kripto para endüstrisi, kısa bir süre içinde nispeten düşük bir temel seviyeden finansal hizmetlerdeki en büyük ve en yıkıcı trendlerden birine dönüştü. Bu teknolojinin ne kadar yeni olduğu nedeniyle, endüstrinin hızlı büyüme patlamasını bağlamlandırmak zor.

Peki kripto için gelecekte ne var ve teknoloji ne kadar ileri gidecek? Rakamlarla başlayalım. Çeşitli araştırma raporları, kripto para sahipliğinin bugün yaklaşık 200-300 milyon kişide olduğunu ve Vietnam’ın kripto benimseme konusunda genellikle en olgun pazar olarak gösterildiğini gösteriyor.

Kripto para sektörünün geleceği

Allied Market Research’e göre, kripto para piyasasının değeri 2030 yılına kadar üç katına çıkacak. Neredeyse 5 milyar ABD dolarına ulaşmasını bekliyoruz. Allied, ana itici güçlerin havaleler ve küresel ödemeler olacağını söylüyor. Yani, eğer gerekirse, kripto paranın büyümeye devam edeceği ve gelecekte finansal hayatlarımızın merkezi yönlerinden biri haline geleceğine dair bir kanıt var.

Peki Kripto 2050 tam olarak nasıl olacak? Sanal paralar kullanarak günlük olarak mallar için ödeme yapacak mıyız? Kripto paralar, genç yetişkinler ve büyükanne ve büyükbabaları tarafından kolayca anlaşılabileceği gibi, nesiller arası bir kavram mı olacak yoksa teknoloji meraklılarının tekelinde mi olacak?

E-ticaret çözümü Sellix’in CEO’su Daniele Servadei, daha zayıf operatörlerin uzun vadede sarsılacağını söyledi. Servadei: “Kripto meraklıları ve inananları olarak, kendi sektörümüze daha eleştirel bakmaya başlamalıyız. Bugün bildiğimiz haliyle kriptoyu oluşturan temelden dolandırıcıların ve dolandırıcıların otlarını temizlememiz gerekiyor.” dedi.

Kripto sektörünün geleceğinin güvenle tanımlanacağını bekliyoruz. Güven belgelerini zaten oluşturan şirketlere büyümeleri için alan sağlıyor. Yeni katılımcıları titizlik ve incelemeye tabi tutacağını söylüyor. Servadei: “Bazı düzenleyici sıkılaştırmalar kaçınılmaz. Ancak belki de bu iyi bir şey. Çünkü sektör güvenini artıracak. Yatırımcıların kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlayacak” diye düşünüyor.

Dijital bankacılık dönemi: Geleneksel bankacılığa veda mı?

0

 Dijital bankacılık inovasyonu, teknolojik olarak etkinleştirilmiş kültürel, kurumsal ve işlevsel bir değişim. Dijital dönüşüm, en basit temel haliyle, İnternet üzerindeki dijital müşteri hizmetlerine doğru ilerlemedir. Daha derin bir bağlamda, dijital dönüşüm teklifler, otomasyon sistemleri, kullanıcı deneyimi, gelişmiş analizler, ekip oluşturma ve pazarlama gibi çeşitli alanlarda iyileştirmeler gerektirir.

Dijital bankacılık gelişimi

Bu teknoloji trendiyle, sektörün geleceğini görüyoruz. Bu nedenle bankalar stratejilerine kaliteli yenilikler uygulamalı. Gartner’a göre, yönetim kurullarının %69’u pandeminin dijital planlarını hızlandırdı. Bu, dijital dönüşüm bankacılık sektörü ve diğer ticari kurumlar hakkında çok sayıda endişeye yol açıyor. Gelenekselden moderne geçişi hesaba katarak, bankacılıkta dijital sürecin nasıl başladığını inceleyerek başlayalım.

Teknolojik gelişmeler nedeniyle, geleneksel bankacılık dijital bankacılığa doğru bir paradigma değişimine yol açtı. Birçok geleneksel banka, tüketicilerinin taleplerini aşma ihtiyacını fark etti ve hizmetlerini dijital alana kaydırdı.

Geleneksel bankacılık, insanların finansal ihtiyaçlarını karşılamak için bankaları ziyaret ettiği yıllardır yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu, para toplama, yatırım yapma veya bir banka hesabından diğerine para aktarma için olabiliyor. Finansal ihtiyaçlarını karşılamak için muazzam kuyruklarda beklemek zorundaydılar. Tüm bu süreç zaman aldı. Çeşitli sektörlerin dijitalleşmesiyle birlikte bankalar çevrimiçi bankacılık süreçlerine geçme gerekliliğini fark ettiler.

Finansal hizmet sağlayıcıları, dijitalleşmenin kendilerine birçok yönden yardımcı olabileceğini anladılar. Bunlar arasında gelişmiş üretkenlik, gelişim ve kullanıcılara getireceği kolaylık ve bunun sonucunda ek potansiyel müşteriler edinme yer alıyor.

Bu nedenle, çoğu bankacılık hizmetinin çevrimiçi ortama taşınmasıyla insanlar bankalara gitmeden hesaplarını izleme kolaylığını benimsiyor. Bankacılıkta dikkate değer birkaç dijital dönüşüm örneği arasında çevrimiçi uygulamaları gösterebiliriz. Beri şifreleme yazılımları, sohbet robotları, KYC, uygulama/web sitesi optimizasyonu ve daha fazlası yer alıyor. Yenilikçi dijital bankacılık çözümlerinin metodolojisi, tüm sektörlerde ivme kazanıyor.

Artan akıllı cihaz kullanımı, gelişmiş internet ve üst düzey tüketici deneyimi gereksinimi, hizmetleri tüketicinin kapısına getiren dijital dönüşüm dalgasını ilerleten en büyük itici güçler arasında yer alıyor.

Fintech sektöründe son trendler

0

Huawei Cloud, Fintech Saudi ile iş birliği yaptı. Krallık’taki hızla gelişen fintech sektörü için yenilikçi bulut çözümlerini sergiledi. Huawei Cloud Fintech Day Saudi Arabia 2024’e başarıyla ev sahipliği yaptı. Etkinlik, finansal hizmetlerin geleceğini şekillendiren en son trendleri ve teknolojileri keşfetmeyi sağladı. Ayrıca sektör liderlerini, hükümet yetkililerini ve fintech öncülerini bir araya getirdi.

Huawei Cloud Fintech Day Saudi Arabia 2024, Huawei Cloud ile Suudi Arabistan’ın fintech ekosistemindeki iş birliğinde önemli oldu. Ayrıca etkinlik, Fintech sektöründe son trendleri inovasyonu ve dijital dönüşümü teşvik etme konusundaki taahhüdü vurguladı.

Fintech trendleri ve sektöre genel bakış

Etkinliğin öne çıkan noktası olarak Huawei Cloud, Suudi Arabistan’daki fintech şirketlerine özel indirimler sunan Fintech Pioneer Programını tanıttı. Bu girişim, Huawei Cloud’un fintech sektörünü destekleme ve Krallık’ta dijital dönüşümü hızlandırma taahhüdünü vurguluyor.

Etkinlikte, Huawei Cloud’un fintech şirketlerinin karşılaştığı zorlukları için tasarlanmış kapsamlı çözüm paketi sergilendi. 33 bölge, 93 kullanılabilirlik bölgesi ve 2800’den fazla CDN düğümüyle kapsamlı küresel kapsamı ele alındı. Ayrıca Huawei Cloud KooVerse, daha sorunsuz ödeme deneyimleri için tutarlı düşük gecikme süresi sağlar. Böylelikle bu sağlam altyapı, müşterilerine sorunsuz finansal hizmetler sağlamayı amaçlayan fintech şirketleri için hayati önem taşıyor. Huawei Cloud Riyad Bölgesi, Suudi Arabistan’da ultra düşük gecikme süresine sahip 3 kullanılabilirlik bölgesine sahip.

Güvenlik uyumluluğu finans sektöründe en önemli öncelik olmaya devam ediyor. Huawei Cloud, sektörün katı gereksinimlerini karşılama konusundaki kararlılığını vurguladı. Buna yerel güvenlik uyumluluk sertifikaları almak ve işlem ve geçiş güvenliğini sağlamak için sağlam önlemler uygulamak dahil.

Etkinlikte ayrıca, satıcıya bağımlılığı önleyen Huawei Cloud’un bulut tabanlı veritabanı da vurgulandı. Böylelikle bulut tabanlı veritabanı çözümü, fintech şirketleri için oyunun kurallarını değiştiriyor. Performans veya veri bütünlüğünden ödün vermeden hızla büyüyen fintech işletmelerinin ihtiyaç duyduğu esnekliği ve ölçeklenebilirliği sağlıyor.

Siber güvenlik tehditleri ve korunma yolları

0

KOBİ’ler siber güvenliği sadece teknik bir sorun olarak değil, bir iş sorunu olarak görmeli. Buna göre stratejik seçimler yapmalı. Hükümet politikaları ve sektör iş birliği, beceri açığını daraltmaya ve siber güvenlik eğitimini ve farkındalığını teşvik etmeye yardımcı olabiliyor. Yapay Zeka, siber tehditlere karşı savunmada güçlü bir müttefik olabiliyor.

Siber güvenlik tehditleri

Günümüzün dijital ortamında, bir işletmenin büyüklüğü artık siber tehditlere karşı savunmasızlığını belirlemiyor. Siber suçlular genellikle daha büyük müşterilere hizmet eden daha küçük şirketleri hedef alıyor. Daha kazançlı hedeflere açılan bir kapı olarak daha zayıf güvenlik önlemlerini kullanıyor. Düzenlenmiş endüstrilere, kritik altyapıya ve büyük küresel şirketlere hizmet veren KOBİ’ler özellikle risk altında. Daha küçük şirketlerin risk profilleri, büyüme ve genişlemeyle önemli ölçüde değişiyor. Örneğin, kartvizit basarak işe başlayan, plastik ve akıllı kartlar üretmeye başlayan ve daha sonra sim ve e-sim kartlar geliştiren küçük bir birim kuran küçük bir şirketi ele alalım. Bu şirketin gelirleri ve kârları önemli ölçüde değişmese de, siber riskleri ve tanık olduğu siber saldırı sayısı katlanarak arttı. Bunlar basit bir gerçeğe işaret ediyor. Boyut veya gelirden bağımsız şekilde, hassas verilerle uğraşan veya büyük şirketler tarafından işletilen sistemlere erişimi olan herhangi bir kuruluş, siber güvenliğe öncelik vermeye başlamalı. Bunun için yalnızca şirketi içeriden tehdit etmekle kalmıyor. Aynı zamanda faaliyet gösterdiği daha geniş ekosistemi de tehdit eder.

Bu yılki Küresel Siber Güvenlik Görünümü Raporu 2024 bu argümanı daha da güçlendiriyor. Rapora göre, siber saldırılara verilen yanıt iyileşmeye devam ediyor. Kuruluşların yüzde 30’undan fazlası bu saldırılarla başa çıkma becerilerinde tersine dönme olduğunu bildiriyor.

Dünya çapındaki KOBİ’ler siber güvenlik zorluklarıyla boğuşuyor. Bu küçük kuruluşlar için bütçe kısıtlamaları genellikle kapsamlı siber güvenlik politikalarının uygulanmasını engelliyor. Eğitimli profesyonellerin eksikliği sorunu daha da kötüleştiriyor. Dahası, kuruluşlar içinde siber önlemlere ilişkin düşük farkındalık, yetersiz güvenlik protokollerine yol açıyor. Makro düzeyde, KOBİ sektörü için özel politikaların olmaması, etkili koruma stratejilerinde daha fazla eşitsizliğe yol açıyor. KOBİ’ler küresel dijital ekosisteme entegre oldukça, başa çıkılması gereken yeni riskler ve güvenlik açıklarıyla karşılaşıyor.