Apple, DMA uyumluluğu doğrultusunda geliştiricilerine yeni bir ücret politikası uyguluyor!

Apple, halihazırda AB Komisyonu tarafından DMA’ya uyum sağlamadığı gerekçesiyle soruşturma altında.

DMA, pazar rekabetçiliğini artırmayı amaçlayan bir düzenleme olup ihlaller için yıllık küresel cironun %10’una kadar veya tekrar eden ihlallerde %20’ye kadar para cezası öngörmekte.

Haziran ayında AB, Apple’ın DMA iş şartlarının ücret yapısını doğrudan inceleyeceğini doğrulamıştı, çünkü şirketin “gizli ücretler” kullanarak AB kurallarını aşmaya çalıştığına dair şikayetler vardı. Apple, bu uyum planındaki değişiklikleri, geliştiricilerden aldığı geri bildirimler doğrultusunda gerçekleştirdiğini belirtiyor.

Öne çıkan değişiklerden biri ise, Apple’ın geliştiricilere harici teklifleri tanıtma ve bu teklifleri iletişim kurma yöntemlerinde daha fazla esneklik tanıması. Apple, geliştiricilerin tekliflerini yalnızca kendi web sitelerinde değil, başka uygulamalar ve uygulama pazarlarında da duyurabileceğini söyledi. Ayrıca, geliştiricilerin kullanıcıları bu tekliflere yönlendirmek için birden fazla URL kullanmasına izin verecek. Bununla birlikte Apple, kullanıcıları reklam hedeflemesi için izleme ve profil oluşturma amacıyla URL parametreleri kullanmamaları gerektiğini belirtti.

Apple ayrıca, harici bağlantılarla ilgili bildirimlerinden kullanıcıların çıkış yapmalarına olanak tanıyan bir seçenek ekliyor. Bu bildirimler, kullanıcıları App Store dışındaki bir kanalda işlem yapacakları konusunda bilgilendiriyor. Kullanıcılar bu bildirimleri devre dışı bırakmadıkları sürece bu bildirimler varsayılan olarak gösterilmeye devam edecek.

App Store

Harici bağlantılar için yeni ücret yapısı

Apple, geliştiricilere harici bağlantılarla iOS kullanıcılarını harici tekliflere yönlendirme özgürlüğü tanımanın yanı sıra, ücret yapısını da gözden geçiriyor. İki yeni ücret, kullanıcıların harici bağlantılar üzerinden tamamladıkları satın alımlara uygulanacak.

Apple, ilk yeni ücreti “İlk Satın Alma Ücreti” olarak adlandırıyor ve bu ücret, App Store’un geliştiricileri AB’deki müşterilerle buluşturma değerini yansıtıyor.

İkinci ücret ise “Mağaza Hizmetleri Ücreti” olarak adlandırılıyor ve bu ücret, geliştiricilere sunduğu uygulama dağıtımı, güvenlik, tanıtım araçları ve uygulama analitiği gibi sürekli hizmetlerin karşılığını yansıtıyor.

Bu yeni çift ücret yapısı, Apple’ın yeni AB iş şartlarında uyguladığı azaltılmış komisyonun yerini alıyor. Apple, İlk Satın Alma Ücreti’nin yalnızca bir uygulamayı App Store’dan ilk kez indiren yeni kullanıcılara uygulanacağını ve mevcut iOS uygulama kullanıcılarına uygulanmayacağını belirtiyor. Mağaza Hizmetleri Ücreti ise, uygulama güncellemeleri ve yeniden yüklemeler dahil olmak üzere, kurulum tarihinden itibaren 12 aylık bir sabit süre içinde yapılan dijital ürün ve hizmet satışlarına %10 komisyon halinde uygulanacak. Bu ücret, App Store küçük işletme programına kayıtlı geliştiriciler için %5’e düşürülecek.

Apple, bu revizyonların geliştiricilerin App Store üzerinden harici tekliflere bağlantı vermeleri için daha düşük oranlar ödemelerini sağlayacağını öne sürüyor, özellikle de mevcut kullanıcılar için.

Girişimci ve yatırımcılar Azerbaycan’da buluştu!

Baku Crystal Hall, 27-28 Haziran 2024 tarihlerinde düzenlenen BakuID Yenilikçilik Zirvesi’ne ev sahipliği yaparak, yenilikçiliği şekillendirmek, paylaşmak ve öncülük etmek isteyen girişimcileri, yatırımcıları ve endüstri liderlerini bir araya getirdi. Bu etkinlik, yalnızca bir zirve olmanın ötesinde, geleceğin yenilikçilerini bir araya getiren ve onları destekleyen bir platform oldu.

Pitch Yarışması: $1.000.000 Ödül

Zirvenin en heyecan verici bölümlerinden biri olan pitch yarışması, girişimciler arasında büyük bir ilgiyle karşılandı. Katılımcılar, projelerini sunma fırsatı buldukları bu yarışmada, inovatif fikirleriyle jüriyi etkilemeye çalıştılar. Yarışmanın sonunda, en iyi projeler $1.000.000 değerindeki büyük ödülle taçlandırıldı. Bu ödül, girişimcilik ekosistemine yeni ve parlak fikirler kazandırmayı amaçlarken, genç girişimcilerin hayallerine ulaşmalarında önemli bir rol oynadı.

Katılımcılar ve Sponsorlar

BakuID Yenilikçilik Zirvesi, bu yıl 5000’in üzerinde katılımcıyı ağırladı. Etkinlik, geniş bir yelpazede sponsor ve ortaklarla desteklendi. 40’tan fazla sponsor ve ortak, etkinliğin başarısına katkıda bulundu. Ayrıca, 150’den fazla startup ve 300’den fazla uluslararası misafir, zirvede yer aldı. Bu katılımcılar, bilgi ve deneyimlerini paylaşarak, yenilikçi projelerin geliştirilmesine katkı sağladılar.

Konuşmacılar

Zirvede, alanında uzman pek çok konuşmacı yer aldı. SpinLab CEO’su ve Kurucusu Eric Weber, Halal Booking CEO’su Elnur Seyidli ve Women in Tech® Global’in Kurucusu ve CEO’su Ayumi Moore Aoki gibi isimler, ilham verici konuşmalar gerçekleştirdiler. Ayrıca, Google Mühendislik Lideri Fuad Malikov ve SOCAR Enerji Dönüşümü Başkan Yardımcısı Teymur Guliyev gibi önemli isimler de etkinlikte konuşmalarını yaptı. Konuşmalar, katılımcılara yeni perspektifler kazandırdı ve inovasyonun önemini vurguladı.

Yatırımcı Profilleri

Etkinlik, yatırımcılar için de büyük bir fırsat sundu. Nomadic Minds CEO’su Francesco Cracolici, SWG Genel Ortağı Dag Ainsoo ve Intuitio Ventures LLC Kurucusu ve Yönetici Ortağı Walied Albasheer gibi önemli yatırımcılar, yenilikçi projeleri değerlendirdiler. Bu yatırımcılar, gelecekteki işbirlikleri için girişimcilerle görüşmeler gerçekleştirdiler ve potansiyel işbirliklerinin temellerini attılar. Bu tür etkinlikler, girişimcilerin projelerini geniş kitlelere tanıtmaları ve yatırımcılarla buluşmaları için benzersiz fırsatlar sunmaktadır.

Sponsorlar ve Ortaklar

BakuID, SOCAR, Pasha, ABB ve Startup Wise Guys gibi büyük sponsorlar ve ortaklarla işbirliği yaptı. Bu işbirlikleri, etkinliğin başarısına önemli katkılarda bulundu. Sponsorlar ve ortaklar, etkinliğin organizasyonunda ve katılımcılara sağlanan imkanlarda büyük rol oynadılar. Bu tür destekler, yenilikçi projelerin hayata geçmesi ve girişimcilerin desteklenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Etkinlik Hakkında Genel Bakış

BakuID Yenilikçilik Zirvesi, yalnızca bir etkinlik olmanın ötesinde, katılımcılarına büyük fırsatlar sundu. Girişimciler, yatırımcılar ve endüstri liderleri arasında değerli bağlantılar kuruldu ve yenilikçi fikirlerin ön plana çıkması sağlandı. Etkinlik, yenilikçiliğin ve girişimciliğin önemini bir kez daha vurguladı. Zirvede yapılan konuşmalar ve sunumlar, katılımcılara ilham verdi ve onları motive etti. Ayrıca, pitch yarışması gibi etkinlikler, genç girişimcilerin yeteneklerini sergilemeleri ve projelerini geliştirmeleri için büyük bir platform sağladı.

Gelecek İçin Yenilikçilik

BakuID Yenilikçilik Zirvesi, geleceğin yenilikçilerini bir araya getirmeye ve onları desteklemeye devam edecek. Bu tür etkinlikler, yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesi ve girişimcilerin desteklenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Etkinlik organizatörleri, gelecek yıllarda da aynı başarıyı sürdürmeyi ve daha fazla katılımcıya ulaşmayı hedeflemektedir.

BakuID Yenilikçilik Zirvesi 2024, yenilikçiliğin ve girişimciliğin ön planda olduğu bir etkinlik olarak, katılımcılarına benzersiz deneyimler sunmaya devam edecektir.

Yapay Zekâ Destekli Bilgisayarlarla Teknolojide Yeni Dönem Başlıyor!

Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Teknoloji dünyasında on yıl önce “son teknoloji” olarak kabul edilen bir bilgisayar, en az bir yıl boyunca sınıfının en iyisi olarak kalabiliyordu. Ancak, günümüzde neredeyse her hafta piyasaya sürülen yeni cihazlarla bu durum değişti. Haziran ayının ortasında, bu değişimin en önemli örneklerinden birine tanıklık ettik: İlk yapay zekâ destekli bilgisayarlar piyasaya çıktı.

Yapay Zekâ destekli bilgisayarların yükselişi

Yapay zekâ destekli bilgisayarlar, Üretken Yapay Zekâ modellerini ve Yapay Zekâ asistanı uygulamalarını cihaz üzerinde yerel olarak çalıştırabiliyor. Daha önce bulutta işlenmesi gereken birçok işlem, artık tamamen bağımsız bir şekilde kişisel dizüstü bilgisayarlar, masaüstü bilgisayarlar ve tabletlerde gerçekleştirilebiliyor. Bu, yapay zekâ destekli cihazların hızla diğer bilgisayarların yerini alacağı anlamına geliyor; böylece YZ desteği olmayan cihazlar eski model sayılacak.

Gartner’ın tahminlerine göre, 2024 yılında üretilen tüm bilgisayarların yüzde 22’si yapay zekâ destekli olacak. Gartner, başlangıçta yalnızca üst düzey cihazlarda mevcut olması beklenen bu teknolojinin, 2026’nın sonuna kadar üretilecek tüm bilgisayarlarda yer alacağını öngörüyor.

Bu yeni nesil bilgisayarların diğer bilgisayarlardan en büyük farkının, “Sinirsel İşlem Birimi” (NPU) olduğu biliniyor. NPU’lar, yapay zekâya özgü iş yüklerini üstlenerek, GPU ve CPU gibi diğer işlem birimlerinin asıl işlevlerine odaklanmalarını sağlıyor. Bu, YZ bilgisayarlarının birkaç yıl öncesine göre çok daha hızlı çalışması anlamına geliyor; hızlar bazen saniyede 40 trilyon işlem (TOPS) kapasitesine ulaşabiliyor.

İş yükleri azalıyor, güvenlik ve gizlilik artıyor

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin yanı sıra büyük kuruluşlar için de birçok fayda sunan bu cihazlar, maliyet tasarrufu ve daha yüksek güvenlik sağlıyor. İş yüklerinin istemci cihazlarda işlenmesi, daha pahalı bulut bilişim ihtiyacını azaltırken, verilerin buluta taşınıp geri getirilmesi yerine doğrudan cihazda tutulması, güvenlik ve gizliliği artırıyor. Bu avantajlar, KOBİ’lerin ve orta büyüklükteki firmaların ilgisini çekiyor. Techaisle tarafından yapılan bir araştırmaya göre, KOBİ’lerin yaklaşık üçte biri ve orta büyüklükteki firmaların neredeyse üçte ikisi yapay zekâ destekli bilgisayarlar satın almayı planlıyor.

YZ destekli bilgisayarlarla sınırsız üretkenlik imkanı

Dell Technologies olarak bizler, bu konuda büyük bir adım attık. Kurucumuz ve CEO’muz Michael Dell, bu konuda “Temelde her şirket bir zekâ üreticisidir. Geçmişte bir zekâ veya biyolojik zekâ üreticisiyseniz, gelecekte bunu dijital zekâyla güçlendirmek isteyeceksiniz” diyor. Çok haklı!

Mayıs ayında gerçekleştirilen Dell Technologies World etkinliğinde, endüstrideki en geniş yapay zekâ bilgisayar serisini duyurduk; bu seride Microsoft’un Copilot+ özellikli beş dizüstü bilgisayar yer alıyor. Yapay zekâ destekli bilgisayarlarımız, üretkenliği artırmak üzere akıllı arama, geliştirilmiş stüdyo efektleri ve 40’tan fazla dilde canlı çeviri özelliklerine sahip. İnternet bağlantısının olmaması durumunda bile bu özellikler çevrimdışı modunda aynı şekilde çalışmaya devam ediyor.

KOBİ’ler yapay zekâ destekli bilgisayarlara geçiş yapılmasını talep ediyor

Gelecekteki iş yükleri bu bilgisayarlarda yerel bulunan yapay zekâyı gerektireceğinden bu fırsattan yararlanmak önemli. Yapay zekâ destekli bilgisayarlar, iş yüklerini bulutta işlemek yerine donanım, yazılım ve hizmetlerle verimli bir şekilde çalışarak tüm kullanıcılara kesintisiz üretkenlik sunuyor.

Şirketler, bu fırsatı sadece analist çalışmalarından ve teknoloji kongrelerinden değil, kendi çalışanlarından da duyuyorlar. Techaisle araştırmasına göre, KOBİ’lerin yüzde 58’i çalışanlarının yapay zekâ destekli bilgisayarlara geçiş yapılmasını talep ediyor. Yaratıcı ve tasarım profesyonellerinden (yüzde 45) satış ve pazarlama çalışanlarına (yüzde 26) kadar, yapay zekâ destekli bir cihazın faydaları oldukça geniş bir yelpazedeki rolleri kapsıyor.

Cihaz üzerindeki yapay zekâ ile buluttaki yapay zekâ arasındaki hibrit işleme ortaklığı ise devam edecek. Yapay zekâ destekli bilgisayarların kullanımı arttıkça, iş yükü yerleşimi de hangi yapay zekânın daha mantıklı olduğunu belirlemeye çalışan kuruluşlarla birlikte evrilecek.

Dell Technologies yeniliklerin öncüsü olmaya devam edecek

Yaklaşık 50 yıl önce ilk bilgisayarın piyasaya sürülmesinden bu yana muazzam bir teknolojik değişim yaşanmış olsa da, Michael Dell’e göre henüz başlangıç aşamasındayız. Kendisi, “Dünyadaki tüm zekâdan yararlanmanın, bilimsel ilerlemeyi hızlandırmanın, keşifleri artırmanın ve insanlığı yeni bir fırsat ve potansiyel dönemine taşımanın henüz başındayız,” diyor. Biz de Dell Technologies olarak, bu yenilikçi sürecin öncüsü olmayı ve müşterilerimizin bu yeni çağda başarıyı yakalamalarına yardımcı olmayı hedefliyoruz.

Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Dell Technologies Türkiye’de iş strateji ve yönlendirmeden sorumlu olan Işıl Hasdemir, Temmuz 2020’de görevine başladı. Hasdemir; Türkiye’de satış, servis ve destek fonksiyonlarını birbirinden ayıran ve şirketin, kuruluşların dijital dönüşüm gündemlerini hızlandırmalarına yardımcı olma misyonunu başarıyla yürüten bir ekibe liderlik ediyor. Hasdemir’in liderliğindeki Dell Technologies, Türkiye’nin ICT sektöründeki güçlü konumunu korumaya devam ediyor. Türkiye’nin öne çıkan teknoloji liderlerinden biri olan Hasdemir, aynı zamanda Dell Technologies bünyesinde “teknolojiyi dünyanın daha iyi bir yer haline getirilmesi adına kullanma” misyonuyla çeşitli projelere imza atıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Elektrik ve Elektronik Mühendisliği lisans derecesine sahip olan Hasdemir, Dell Technologies’e katılmadan önce 2005’te Cisco Ülke Lideri ve ardından 2009’da Genel Müdür Yardımcısı olarak atanmış ve kariyerinin öncesinde ise NCR Türkiye’de çeşitli liderlik görevlerinde bulunmuştur.

Anduril, 1.5 milyar dolar yatırım aldı!

Anduril, Lockheed Martin, RTX, Northrop Grumman, Boeing ve General Dynamics gibi ABD Savunma Bakanlığı ile milyarlarca dolarlık iş yapan, savunma üretimi üzerinde neredeyse tam bir hakimiyete sahip beş büyük savunma firmasına katılma yolunda.

Palmer Luckey tarafından kurulan savunma girişimi, bu köklü devlere ciddi bir rakip olmayı hedefliyor ve son zamanlarda kazandığı başarılar dikkat çekmeye başladı. Şirket, bu yılın başlarında küçük insansız savaş uçağı prototipleri geliştirme ve test etme programında Lockheed, Northrop ve Boeing’i geride bıraktı. Anduril, aynı zamanda savunma üretimine Silikon Vadisi hızını getirerek rakiplerinden daha hızlı hareket edebileceği iddiasında bulunuyor.

Bu son yatırım turu, Anduril’in Aralık 2022’deki 8.5 milyar dolarlık değerlemesinden sonra oldukça büyük bir sıçrama. Şirket, yatırımcılara gelirini geçen yıla göre ikiye katlayarak yaklaşık 500 milyon dolara ulaştığını bildirdi. Bu, şirketin mevcut değerlemesinin 28 kat gelir çarpanına sahip olduğu anlamına geliyor ki bu, birçok geç aşama girişim için yüksek bir oran. Karşılaştırıldığında, Lockheed Martin’in gelir çarpanı yaklaşık 1.9x ve Boeing’in ise 1.3x civarında. Ancak, bu düşük çarpanlar, milyarlarca dolar daha yüksek gelirlere dayanmaktadır; Lockheed Martin, 2023 yılında 67.6 milyar dolar, Boeing ise 78 milyar dolara yakın gelir elde etti.

Anduril’in yeni yatırım turu, Founders Fund ve Sands Capital tarafından ortaklaşa yönetildi. Founders Fund, Anduril’in 2017’deki tohum turu ve A Serisi yatırım turunu da yönetmişti. Bu turda ayrıca Fidelity Management and Research Company ve Baillie Gifford gibi önemli kurumsal yatırımcılar da yer aldı.

Şirket, yeni yatırımla “Arsenal” adını verdiği yazılım tanımlı yeni bir üretim platformunu ölçeklendirmeyi planlıyor. Bu platform, her yıl “on binlerce otonom askeri sistem” üretmek üzere 5 milyon metrekareden fazla üretim alanını artıracak ve 1.500’den fazla kişilik bir iş gücüne sahip olacak.

Anduril’in amacı, savunma üretimini “hiper ölçeklendirmek” ve savunma sistemlerini, şu anda yalnızca birkaç çok pahalı sistemin üretildiği bir ölçekte üretmek. Arsenal, bu amaca hizmet edecek şekilde tasarlanmış esnek ve tekrarlanabilir bir model olacak.

Yedi yıllık şirketin hükümet ve özel yatırımcılarla elde ettiği başarı, daha önce hükümet sözleşmelerinin uzun süreleri nedeniyle yatırım yapılamaz olarak görülen savunma teknolojisi sektörüne olan ilgiyi artırdı. Ancak, Anduril’in başarısının diğer şirketleri de aynı şekilde etkileyip etkilemeyeceği henüz belli değil.

Hayhay 18 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı

0

Geçtiğimiz yıl en hızlı büyüyen fintek şirketi ödülü alan ve son bir yılda işlem hacmini yüzde 460, gelirlerini ise yüzde 340 oranında artırarak büyük bir başarıya imza atan Hayhay, 800.000’i aşan kullanıcısına finansal işlemlerini hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirme imkânı sunuyor. Hayhay; fatura ödemelerini, fatura taksitlendirme seçeneklerini, ihtiyaç kredilerini, para transferlerini ve dijital cüzdana dair diğer pek çok işlemi kullanıcılarına sağlıyor.

Finberg Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Elgin yaptığı değerlendirmede şöyle dedi: “Hayhay’ın kısa sürede gösterdiği etkileyici büyüme ve inovatif yaklaşım, yatırım yapma kararımızda belirleyici oldu. Hayhay, gelecekte de büyük başarılara imza atacaktır. Finberg’in bu yatırım ile Hayhay’ın stratejik hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayacağına ve bu ortaklığın uzun vadeli başarılar getireceğine inanıyorum.”

Bu yatırım ile birlikte güçlü ve sürdürülebilir bir fintek markası olmayı hedeflediklerini belirten Hayhay’ın Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Emre Torun, “Hayhay olarak, sermaye yatırımlarını çok kıymetli görmekle beraber, yatırımcının bilgi ve deneyimden alacağımız katkının çok daha öncelikli olduğunu düşünüyoruz. Bu yaklaşımımız doğrultusunda; Finberg gibi fintek sektörünün liderlerinden olan bir kuruluşun yatırımının inovatif vizyonumuzu daha da ileriye taşıyarak büyüme ve yenilikçilik hedeflerimize büyük katma değer sağlayacağına inancımız tam” dedi.

Hayhay Genel Müdürü Berk Çağlayan yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Finberg’ten aldığımız bu yatırım, Hayhay’ın sektördeki yükselişini pekiştirmesi ve daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için önemli bir adım. Ayrıca bu stratejik adım ile Ar-Ge çalışmalarımızı hızlandırarak, yeni ürün ve hizmetlerin devreye alınmasını sağlayacak ve finansal teknoloji alanında öncü olma hedefimizi sürdüreceğiz.”

Çağlayan, Hayhay ile sadece bireysel kullanıcılara değil, aynı zamanda KOBİ’ler ve büyük işletmelere de çeşitli finansal çözümler sunarak, Türkiye ekonomisine katkıda bulunmayı amaçladıklarını söyleyerek, bu doğrultuda yapılacak iş birliklerinin ve projelerin, sektördeki diğer oyunculara da ilham kaynağı olacağını ifade etti.

Çin dünyanın en hızlı trenini geliştirdi!

Çin, ulaşım teknolojilerindeki devrimi hızlandırmaya devam ediyor. Ülke, geliştirdiği ultra yüksek hızlı (UHS) maglev treninde önemli bir aşamaya ulaştı. Deneme testlerini başarıyla tamamlayan bu yeni nesil tren, mevcut en hızlı trenlerin hızının iki katına ulaşmayı hedefliyor.

Düşük vakumlu bir tüp içinde hareket eden süper iletken maglev aracı, 2 kilometrelik bir test pistinde başarılı bir şekilde çalıştı. Tren, belirlenen hızda seyir, dengeli duruş ve güvenli manevralar gibi tüm testleri başarıyla geçti. Bu gelişme, Çin’in uzun mesafeli yüksek hızlı ulaşım hedeflerine bir adım daha yaklaştığını gösteriyor.

Saatte 1000 kilometre hıza ulaşması planlanan UHS maglev tren, havacılık ve uzay teknolojilerini demiryolu taşımacılığı ile birleştiriyor. Bu sistemin gelecekte Çin’in büyük şehirleri arasında ulaşımı devrim niteliğinde değiştirmesi bekleniyor. Özellikle Pekin ve Şanghay gibi megakentler arasındaki seyahat süresi, bu tren sayesinde sadece 1.5 saate inebilir.

Çin’in bu başarısı, dünya genelinde yüksek hızlı demiryolu sistemlerine olan ilgiyi artıracağı gibi, diğer ülkelerin de benzer teknolojiler geliştirmelerine ilham verecek. UHS maglev trenleri, gelecekte daha hızlı, daha güvenli ve daha sürdürülebilir bir ulaşım sistemi sunma potansiyeline sahip.

Yapay zeka çipi girişimi Groq yatırım aldı

0

Yapay zeka çipi girişimi Groq, Nvidia’ya rakip olmak için 640 milyon dolar yatırım aldı. Geleneksel işlemcilerden daha hızlı üretken yapay zeka modellerini çalıştırmak için çipler geliştiren bir girişim olan Groq, Blackrock liderliğindeki yeni bir finansman turunda 640 milyon dolar topladığını söyledi. Neuberger Berman, Type One Ventures, Cisco, KDDI ve Samsung Catalyst Fund da katıldı.

Yapay zeka çipi girişimi Groq

Groq’un toplam topladığı miktarı 1 milyar doların üzerine çıkaran ve şirketi 2.8 milyar dolar değerinde kılan dilim, başlangıçta biraz daha düşük (2.5 milyar dolar) bir değerlemeyle 300 milyon dolar toplamayı planladığı bildirilen Groq için büyük bir kazanç. Groq’un önceki değerlemesini (yaklaşık 1 milyar dolar) iki katından fazla artırıyo. Şirket, Tiger Global Management ve D1 Capital Partners liderliğindeki bir turda 300 milyon dolar toplamıştı.

Meta’nın baş yapay zeka bilimcisi Yann LeCun, Groq’a teknik danışman olarak hizmet verecek ve Intel’in dökümhane işinin eski başkanı ve HP’nin eski CIO’su Stuart Pann, Groq’un duyurduğu üzere, girişime baş operasyon görevlisi olarak katılacak. LeCun’un atanması, Meta’nın kendi AI çiplerine yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında biraz beklenmedik bir durum. Ancak şüphesiz Groq’a acımasız bir alanda güçlü bir müttefik sağlıyor.

2016’da gizlilikten çıkan Groq, LPU (dil işleme birimi) çıkarım motoru adını verdiği bir şey yaratıyor. Şirket, LPU’larının OpenAI’nin ChatGPT ve GPT-4o’suna benzer mimariye sahip mevcut üretken AI modellerini 10 kat daha hızlı ve onda bir enerjiyle çalıştırabileceğini iddia ediyor.

Groq CEO’su Jonathan Ross’un şöhret iddiası,  Google’ın modelleri eğitmek ve çalıştırmak için kullanılan özel AI hızlandırıcı çipi olan tensör işleme birimini (TPU) icat etmeye yardımcı olması. Ross, yaklaşık on yıl önce Groq’u kurmak için Google’ın ana şirketi Alphabet’in X moonshot laboratuvarında girişimci ve eski mühendis olan Douglas Wightman ile birlikte çalıştı.

Groq, Meta’nın Llama 3.1 ailesi, Google’ın Gemma, OpenAI’nin Whisper ve Mistral’in Mixtral gibi “açık” modeller sunan ve müşterilerin bulut örneklerinde yongalarını kullanmalarına olanak tanıyan bir API sunan GroqCloud adlı LPU destekli bir geliştirici platformu sağlıyor. Temmuz itibarıyla GroqCloud’un 356.000’den fazla geliştiricisi vardı. Groq, turdan elde edilen gelirin bir kısmının kapasiteyi ölçeklendirmek ve yeni modeller ve özellikler eklemek için kullanılacağını söylüyor.

Dalgaların gücüyle elektrik üretimi başlıyor

Kıyı sularının enerjisini elektrik enerjisine dönüştürme teknolojileri hızla gelişirken, İsrail merkezli Eco Wave Power şirketi bu alanda önemli bir adım atıyor. Şirket, kıyı sularının yükselip alçalmasıyla çalışan bir sistem kullanarak, ilk megavat ölçekli dalga enerjisi tesisini inşa etmeye hazırlanıyor. Bu gelişme, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve sürdürülebilir enerji üretimi hedeflerine ulaşılmasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Nasıl çalışıyor?

Eco Wave Power’ın sistemi, dalgakıranlara veya kıyı altyapısına bağlı platformlar üzerinden çalışıyor. Dalgaların hareketiyle yükselip alçalan bu platformlar, hidrolik pistonları harekete geçirerek sıvıyı bir akümülatöre taşıyor. Sıkıştırılan bu sıvı daha sonra serbest bırakılarak bir jeneratörü çalıştırıyor ve elektrik enerjisi üretiyor. Sistemin en önemli avantajlarından biri, fırtına gibi olumsuz hava koşullarında şamandıraların kaldırılarak olası hasarların önlenebilmesi. Ayrıca, kurulumu ve bakımı kolay olması ve kapsamlı denizaltı kablolama ihtiyacı olmaması da dikkat çekiyor.

Eco Wave Power, Türkiye’de OREN Ordu Enerji ile yaptığı anlaşma kapsamında Ordu’da 77 MW’lık dünyanın en büyük dalga elektrik santralini kurmayı planlıyor. Ancak bu projenin mevcut durumu henüz netlik kazanmış değil.

İlk Megavatlık tesis Portekiz’de

Şirketin ilk megavat ölçekli projesi ise Portekiz’in kuzeyindeki Porto şehrinde hayata geçirilecek. Bu tesis sadece elektrik üretimi için değil, aynı zamanda dalga enerjisi üzerine eğitim ve araştırma yapılacak bir merkez olarak da hizmet verecek.

Eco Wave Power CEO’su Inna Bravermann, bu projenin dünyada dalgaların gücünden önemli ölçüde enerji üretimi sağlayan ilk dalga enerjisi projesi olacağına inanıyor. Şirket, Porto’daki tesisini önümüzdeki iki yıl içinde tamamlamayıve daha sonra kapasitesini 20 megavata kadar artırmayı hedefliyor.

Yenilenebilir enerjide yeni bir dönem

Dalga enerjisi, güneş ve rüzgar enerjisi gibi diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına kıyasla daha az incelenen bir alan. Ancak Eco Wave Power gibi şirketlerin çalışmalarıyla bu alanda önemli ilerlemeler kaydediliyor. Dalga enerjisi, özellikle kıyı şeridi uzun olan ülkeler için sürdürülebilir ve temiz bir enerji kaynağı olarak büyük potansiyel taşıyor.

Huawei’den devrim yaratan üçe katlanabilir telefon!

0

Huawei, katlanabilir akıllı telefon pazarında çığır açan bir yenilikle karşımıza çıkıyor. Şirket, uzun süredir üzerinde çalıştığı üçe katlanabilir telefonuyla teknoloji dünyasında dikkatleri üzerine çekmeyi sürdürüyor. Bu yeni cihaz, katlanabilir teknoloji konusunda Huawei’nin yıllar süren çabasının bir sonucu olarak, sektördeki dengeleri değiştirme potansiyeline sahip.

Huawei’nin bu yenilikçi telefon tasarımı, iki menteşeye sahip ve dışa doğru katlanabilen esnek ekranıyla öne çıkıyor. Şirket, katlanabilir ekran teknolojisi üzerine birçok patent almış ve bu alanda öncülük etmeye devam ediyor. Son zamanlarda ortaya çıkan bir patent, ekranın dayanıklılık testlerinden başarıyla geçtiğini ve yalnızca 28 mikrometrelik bir kıvrım derinliği geliştirdiğini gösterdi. Bu test, ekranın defalarca katlanmasının ardından oluşan kırışıklıkları ve ekranın bütünlüğünü koruma çabalarını değerlendiriyor.

Huawei’den devrim yaratan  üç katlanabilir telefonunun, tabletlerin ve kitap tarzı katlanabilir cihazların yerini alabilecek bir potansiyele sahip olduğu belirtiliyor. Cihaz, HarmonyOS NEXT işletim sistemi ve yeni nesil Kirin 9 işlemciyledesteklenecek. Bu özelliklerle birlikte, PC seviyesindeki birçok uygulamayı çalıştırabileceği ve Huawei’nin ürün ekosistemini daha da güçlendireceği öngörülüyor. Kullanıcılar, bu telefonla tabletlerin sunduğu geniş ekran deneyimini katlanabilir bir formda yaşayabilecekler.

Huawei’den devrim yaratan, cihazın yüksek fiyatlı ve sınırlı sayıda üretileceği de gelen bilgiler arasında yer alıyor. Bu durum, telefonun geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmeden, daha çok şirketin teknolojik gücünü sergilemek amacıyla piyasaya sürüleceği anlamına geliyor. Ayrıca, cihazın yapay zeka alanındaki en son yenilikleri sunacağı ve seri üretiminin bu yılın son çeyreğinde başlayacağı iddia ediliyor.

X San Francisco ofisini kapatıyor

Elon Musk’ın sahibi olduğu sosyal medya şirketi X, reklam etkileşimlerinde yaşanan ciddi düşüş ve artan operasyonel zorluklar nedeniyle San Francisco’daki ofisini kapatma kararı aldı. Şirketin CEO’su Linda Yaccarino, bu adımın uzun vadede şirketin yararına olacağını vurguladı.

Son dönemde X’in reklam etkileşimlerinin %78 oranında düştüğü bildirilmişti. Bu gelişmenin ardından şirketin San Francisco’daki ofisinin önümüzdeki birkaç hafta içinde kapatılacağı duyuruldu. Yaccarino, çalışanlara gönderdiği e-postada, San Francisco ofisinde görev yapan personelin şirketin diğer ofislerine yönlendirileceğini açıkladı. Çalışanlar, mevcut San Jose ofisi ile Musk’ın yapay zeka girişimi xAI ile ortak kullanılan Palo Alto ofislerine taşınacak.

Şirketin operasyonlarını Texas’a taşımayı planladığı daha önce açıklanmıştı ve yeni merkezin Austin olacağı belirtilmişti. Elon Musk, bu taşınma kararının, Kaliforniya’da yürürlüğe giren yeni yasalar ve San Francisco’daki güvenlik sorunları nedeniyle alındığını ifade etti. Musk, bu sorunların şirketin operasyonel süreçlerini olumsuz etkilediğini belirtti.

San Francisco’nun Mid-Market bölgesi, 2011 yılında Twitter’ın buraya taşınmasıyla teknoloji şirketlerinin ilgisini çekmişti. Ancak pandemi süreci ve ofis boşluk oranlarının artması, bölgedeki canlılığı olumsuz etkiledi. X’in San Francisco’daki ofisinin üzerine yerleştirdiği devasa X tabelası kısa süre önce kaldırılmıştı. Ayrıca, X’in kira ödemelerinde sorun yaşadığı ve çeşitli tedarikçilere borçlandığı iddiaları da gündemde.

Şirketin San Francisco ofisini kapatıp çalışanları diğer ofislere yönlendirmesinin arkasında, maliyetleri düşürme ve operasyonel verimliliği artırma çabalarının yattığı düşünülüyor.

4o mini

NASA, ISS’de mahsur kalan astronotları nasıl kurtaracak?

Eğer NASA, Felaket Kapsülü olarak anılan Starliner’ın mürettebatlı bir geri dönüş için uygun olmadığına karar verirse, bir kurtarma planı devreye sokulabilir.

Dün gerçekleştirilen brifingde NASA’nın Ticari Mürettebat Programı yöneticisi Steve Stich, Uluslararası Uzay İstasyonu Programı yöneticisi Dana Weigel ve Uzay Operasyonları Misyon Direktörlüğü’nden Ken Bowersox; mühendislerin ve yöneticilerin Starliner’ın tek parça halinde geri dönmesini sağlamanın güvenli olup olmadığına karar verememesi durumunda kullanabilecekleri alternatif planları açıkladı.

Starliner şu anda istasyona bağlı durumda ve podun iticilerindeki sorunlar ile helyum sızıntıları nedeniyle istasyondan ayrılmasına izin verilmiyor. Bu durum, iki mürettebat üyesi Butch Wilmore ve Suni Williams’ı ciddi bir tehlike altına sokabilir. Starliner, Haziran ayında iki mürettebatıyla birlikte yörüngeye fırlatılmış ve istasyona planlanan bir haftalık bir görev için bağlanmıştı ancak güvenlik endişeleri nedeniyle geri dönmek yerine o zamandan beri orada mahsur kaldı.

Eğer Starliner mürettebatlı bir geri dönüş için uygun bulunmazsa plan, SpaceX Crew Dragon kapsülünü planlandığı gibi ISS’ye göndermek; ancak sadece iki astronot ve gerekli ekipmanla sınırlı tutmak. Boeing’den Wilmore ve Williams, Crew-9 ekibine katılarak 2025 Şubat’ında SpaceX kapsülüyle Dünya’ya dönecekler.

NASA Mikropları

Starliner ise insansız bir geri dönüş yapacak. NASA ekibi, kapsülde yüklü yazılımın otomatik geri dönüş için mükemmel bir şekilde uygun olduğunu, ancak bazı parametrelerin mürettebat eksikliğine göre değiştirilmesi gerektiğini açıkladı. Buna ek olarak, değiştirilen prosedürlerin doğrulanması için yerde bazı simülasyonlar ve eğitimler yapılması gerekecek.

Sorunun özü, NASA ekibinin, donanımla ilgili daha önce gözlemlenen anormalliklere (itici sorunlar ve helyum sızıntıları) dair kesin bir açıklama olmadan insanları Starliner ile geri döndürme konusunda bir fikir birliğine varamaması.

Brifing sırasında Stich, tartışmaların “hararetli” olduğunu belirtti ve sorunlar hakkında “Bazı ekip üyeleri bu seviyedeki riski kabul edilemez buluyor.” dedi.

NASA, Jet Propulsion Laboratory, Glenn Research Center ve Goddard Space Flight Center’dan ek tahrik uzmanlarını çağırarak kesin bir öneri sunmaları için çalışmalara başladı.

Stich, Crew-9 ekibinden kimlerin çıkarılacağına dair bir açıklama yapmadı; nihayetinde birincil plan hala mürettebatı Starliner ile geri getirmek.

İnsansız bir dönüşün Starliner’ın operasyonel bir mürettebat taşıma aracı olarak sertifikalandırılması anlamında ne anlama geleceği konusunda da kesin bir cevap verilmedi.

Ancak NASA ekibi, Starliner pilotlarını bir Crew Dragon uzay aracıyla geri döndürmenin uzak bir olasılıktan aktif ve acil bir şekilde değerlendirilmekte olan bir seçeneğe dönüştüğü izlenimini verdi.

3 Milyar kişinin verisi sızdırılmış olabilir!

Nisan ayında gerçekleşen büyük bir hack saldırısıdünya nüfusunun üçte birinden fazlasını etkileyebilecek bir veri ihlaline neden olmuş olabilir. Neredeyse üç milyar kişinin kişisel bilgileri, kimlik koruma ve veri güvenliği alanında büyük bir krize yol açabilecek şekilde ifşa edildi.

Bu büyük ihlalin ardındaki şirket, National Public Data adlı geçmiş kontrol şirketi olarak faaliyet gösteren Jerico Pictures Inc. olarak belirtiliyor. Bloomberg Law tarafından bildirilen ve Kaliforniya’dan Christopher Hofmanntarafından açılan bir dava, 8 Nisan 2024‘te USDoD adlı bir hacker grubunun karanlık webdeki Breach Forums adlı siteye “National Public Data” olarak adlandırılan bir veritabanını yüklediğini iddia ediyor. Bu 277 GB boyutundaki veritabanının, yaklaşık 2,9 milyar kişiye ait hassas bilgileri içerdiği söyleniyor.

Sızdırılan bu veriler arasında Sosyal Güvenlik numaraları, ev adresleri, tam yasal isimler ve hatta soyağacı gibi oldukça kişisel ve doğrudan kişilerle ilişkilendirilebilecek bilgiler yer alıyor. Dahası, National Public Data‘nın bu verileri topladığı kaynaklar kamuya açık olmayan kaynaklar olarak nitelendiriliyor ve bu verilerin anonim olmadığı da belirtiliyor.

Eğer bu ihlal doğrulanırsa, bu, bugüne kadar yaşanan en büyük veri ihlallerinden biri olarak tarihe geçebilir. 2013 yılında yaşanan Yahoo! ihlaline rakip olacak bu durum, dünya genelinde üç milyar kişiyi etkileyebilir.

Davacı ve talepleri

Dava açan Christopher Hofmann, kimlik koruma hizmetinin kendisini veri ihlali konusunda uyarmasının ardından bu durumdan haberdar olduğunu belirtiyor. Hofmann, mahkemeden National Public Data‘nın etkilenen kullanıcılardan topladığı tüm verileri silmesini, şirketin güvenlik önlemlerini artırmasını ve ihlalin tekrarlanmasını önlemek için gerekli adımların atılmasını talep ediyor.

Ne yapabilirsiniz?

Bu tür büyük ölçekli veri ihlalleri, bireysel olarak alınabilecek önlemleri sınırlı hale getiriyor. İhlal edilen veriler, aktif olarak kullandığınız bir hizmetten çalınmadığı için, şifre değiştirmek veya hesap kapatmak gibi geleneksel güvenlik önlemleri yeterli olmayabilir.

Ancak, kredi izleme hizmetlerine kaydolmak bu gibi durumlar için iyi bir seçenek olabilir. National Public Data, etkilenen kullanıcıları uyarma konusunda bir girişimde bulunmadığından, kişisel verilerinizin bu ihlale dahil olup olmadığını öğrenmek için profesyonel hizmetlerden yararlanmanız önerilir. Bu hizmetler, çalınan verileri çevrimiçi olarak arayabilir ve size ileriye dönük atmanız gereken adımlar konusunda rehberlik edebilir.

Bunları yapın, akıllı cihazınız sizi takip etmesin!

Akıllı telefonlar, saatler, tabletler ve akıllı hoparlörler günümüzün vazgeçilmez parçaları haline geldi. Ancak, bu cihazların gizlilik konusunda endişe yaratabileceği biliniyor. Özellikle, cihazlarımızın bizi dinlediğiizlediği ve takip ettiği iddiaları sıkça gündeme geliyor. Örneğin, bir akşam yemeği için pizza veya Meksika mutfağı hakkında konuştuğunuzda, aniden restoran bilgileri karşınıza çıkabilir. Yeni bir araba almayı planladığınızda ise finansman bilgileri ve bayiler önerilebilir.

Bu cihazlar, sesli komutlarınızı algılamak ve size yardımcı olmak üzere tasarlanmış olsa da, gizlilik kaygıları nedeniyle bazı kullanıcılar bu özellikleri devre dışı bırakmak isteyebilir. İşte akıllı cihazlarınızın sizi dinlemesini, izlemesini ve takip etmesini nasıl engelleyebileceğiniz konusunda bazı ipuçları:

Akıllı telefonlar ve tabletler

Takip Sisteminizi Kapatın: Cihazınızın her hareketinizi takip etmesini istemiyorsanız, GPS ve konum takip sisteminikapatabilirsiniz. Ayarlar menüsüne gidin, gizlilik bölümüne erişin ve konum izlemeyi kapatın. İhtiyacınız olduğunda tekrar açabilirsiniz.

Mikrofonunuzu Kapatın: Sesli komutların algılanmasını istemiyorsanız, mikrofonunuzu kapatabilirsiniz. Ayarlar, gizlilik ve mikrofon bölümüne gidin ve mikrofonu kapalı konuma getirin. Sesli komutlara ihtiyaç duyduğunuzda mikrofonu tekrar açmanız gerekecek.

Kameranızı Kapatın: Kameranın aktif olmasını istemiyorsanız, ayarlar menüsünden gizlilik ve kamera bölümüne giderek kamerayı kapatabilirsiniz. Video görüşmeleri gibi durumlarda tekrar açmanız gerekecektir.

Evdeki cihazlar

Amazon Alexa: Alexa’nın sizi dinlemesini istemiyorsanız, çevrimiçi hesabınıza girerek ayarlar sayfasına gidin ve ev cihazları geçmişini yönetmeye veya verilerinizi yönetmeye erişin.

Google Home: Google Home cihazınızın sesli komutları dinlemesini kapatmak için, çevrimiçi hesap sayfanıza gidin, veri ve gizlilik bölümüne geçin, ardından ses ve ses etkinliğini dahil et seçeneğini kapatın.

Apple HomePod: HomePod’un sesli komutları dinlemesini engellemek için, hesap sayfanıza gidin ve Siri seçeneklerinikontrol edin.

Akıllı cihazlarımızın bizi dinlemesi, veri toplaması ve izlenmesi sıklıkla kabul edilen bir durum olabilir. Ancak, gizliliğinizi korumak ve cihazlarınızın izleme işlevlerini kontrol altında tutmak sizin elinizde.

YouTube’dan iki yeni özellik!

YouTube, video alanındaki liderliğini sürdürürken, yeni özellikler ile kullanıcı deneyimini geliştirmeye devam ediyor. Şirket, “Community Notes” (Topluluk Notları) adlı yeni bir özelliği şu anda sınırlı bir kullanıcı kitlesi üzerinde test ediyor. Bu özellik, videolara bilgi notları ekleyerek içerikteki hataları veya yanlışları düzeltmeye olanak tanıyor.

Kullanıcılar, belirsiz veya hatalı olduğunu düşündükleri videolarla ilgili notlar gönderebilecek ve bu notlar, çeşitli bakış açılarına sahip kullanıcılar tarafından değerlendirildikten sonra videonun altında yayınlanabilecek. Özelliğin gelecekte tüm kullanıcılara açılması bekleniyor.

YouTube’dan yeni özellikler “ses aracı” ile ilgili. YouTube, içerik üreticilerine telif hakkıyla korunan müzikleri yalnızca kaldırabilen yeni bir ses aracı sundu. Bu araç, diğer sesleri bozmadan telif hakkıyla korunan müzikleri sessize alabiliyor veya tamamen kaldırabiliyor.

Şirket, bu yeni özellik hakkında şu açıklamayı yaptı: “Yalnızca hak talebinde bulunulan şarkının sesini kapatır. Diyalog veya ses efekti gibi diğer sesler kapatılmaz.” Ancak, bu düzenlemenin bazı durumlarda uzun sürebileceği ve şarkının kolayca kaldırılamayabileceği belirtildi.

YouTube, ayrıca müzik şirketleri için yeni bir adım atarak, yapay zeka temelli içeriklerin kaldırılmasını sağlayacak bir yol sunacağını duyurdu. Bu önlem, sanatçıların kendine has seslerini taklit eden yapay zeka içeriklerini hedef alacak.

Ayrıca, içerik üreticilerinin 2025 yılından itibaren yapay zeka tarafından üretilen içerikleri etiketlemeleri gerekecek. Platform, yapay zeka tarafından oluşturulan içeriklerin doğru şekilde etiketlenmemesi durumunda içerik kaldırma ve para kazanma kapatma yaptırımları uygulayacak.

Bu yeni gelişmeler, YouTube’un hem içerik doğruluğunu artırmayı hem de telif hakkı konularında daha fazla kontrol sağlamayı hedeflediğini gösteriyor.

Android kullanıcıları dikkat! kritik güvenlik açığı ve yeni trojan tehlikesi

2024 Ağustos Android güvenlik yaması, kullanıcıların güvenliğini sağlamak amacıyla çok sayıda önemli açığı kapatıyor. Samsung, geçen hafta bu konuda bir uyarıda bulunarak, güncellemenin hemen yapılmasının büyük önem taşıdığını belirtti.

Bu güncelleme, başta Pixel cihazları için özel olduğu düşünülen CVE-2024-32896 açığını kapatıyor. Ancak bu açık, daha sonra tüm Android cihazlarını etkilediği ortaya çıktı. Yamanın, toplamda 46 farklı güvenlik açığını gidermesi bekleniyor. Bu açıklar arasında özellikle CVE-2024-36971 dikkat çekiyor. Bu sıfır gün açığı, kernel seviyesinde bir güvenlik zafiyeti içeriyor ve telefonların ele geçirilmesine neden olabilecek potansiyel bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle, kullanıcıların güncellemeyi derhal yapmaları öneriliyor.

Güvenlik alanında dikkat çeken bir diğer gelişme ise Türkiye’deki kullanıcıları hedef alan yeni bir Android trojan’ı olan BlankBot. Intel 471 Malware Intelligence araştırmacıları tarafından 24 Haziran 2024 tarihinde tespit edilen bu zararlı yazılım, ekran kaydı, keylogging (klavye girdilerinin kayıt altına alınması) ve uzaktan kontrol özelliklerine sahip. BlankBot, kullanıcıların banka bilgilerini çalmak amacıyla tasarlanmış ve şu anda geliştirme aşamasında bulunuyor.

Google, bu zararlının Google Play Store‘da şu anda barındıran bir uygulama bulunmadığını belirterek, kullanıcıların bu tür tehditlere karşı dikkatli olmalarını önerdi.

Bilişim 500 Araştırması’nın sonuçları açıklandı

0

Türkiye bilişim sektörünün yıllık performansını mercek altına alan ve 25 yıldır düzenlenen Bilişim 500 Araştırması’nın 2023 yılı sonuçları açıklandı. Araştırma, sektörün büyüme hızını, trendlerini ve geleceğine dair önemli ipuçları sunuyor. 716 milyar TL’lik rekor gelire ulaşan ilk 500 bilişim şirketi, %93’lük büyüme oranıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Yüzde 93’lük Büyümeyle Rekor Gelir: Sektör Rüzgarı Arkasına Aldı

2023 yılı, Türkiye bilişim sektörü için büyük bir başarı yılı oldu. İlk 500 bilişim şirketinin toplam geliri, bir önceki yıla göre %93 artarak 716 milyar TL’ye (yaklaşık 30 milyar dolar) ulaştı.

Bu büyüme, dolar bazında da %30’un üzerinde gerçekleşti. Bu rekor gelir, sektörün ekonomik dalgalanmalara rağmen dirençli olduğunu ve büyüme potansiyelini koruduğunu gösteriyor.

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, yapay zeka yatırımlarındaki olağanüstü artış oldu. İlk 500 bilişim firmasının yapay zeka gelirleri, 2022 yılına göre %185 gibi etkileyici bir büyüme kaydetti. Bankacılıktan sağlığa, perakendeden eğitime kadar birçok sektörde yapay zeka çözümlerine olan talep hızla artıyor.

Bilişim 500 listesinde bu yıl 74 yeni şirket yer aldı. Sıralamaya giren 140 şirket ise %100’ün üzerinde büyüme göstererek dikkat çekti. En yüksek büyüme oranı %1.468 ile Prime Teknoloji’ye ait olurken, en yüksek büyüme gösteren ilk 5 şirketin ortalama büyümesi %680 olarak gerçekleşti.

Araştırma sonuçları BT donanımı gelirlerinin daralmaya devam ederken, yazılım ve hizmet gelirlerinin büyüme ivmesini sürdürdüğünü ortaya koydu. Bu trend, küresel bilişim sektörüyle paralellik gösteriyor.

Bulut bilişim, siber güvenlik, veri analitiği gibi alanlardaki yazılım ve hizmetlere olan talep, sektörün büyümesini tetikliyor. Türkiye merkezli teknoloji üretici kategorisindeki gelirler de %125 artışla 309 milyar TL’ye ulaşarak, yazılımın sektörün itici gücü olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Türkiye bilişim sektörü, sadece iç pazarda değil, küresel pazarlarda da başarılarını artırıyor. Yazılım ihracatı gelirleri %107 artarak 7 milyar TL’yi aşarken, hizmet ihracatı gelirleri de %60’ın üzerinde büyüdü. Bu rakamlar, Türk bilişim şirketlerinin rekabetçi fiyatlarla kaliteli ürün ve hizmetler sunarak küresel pazarda daha fazla yer edinmeye başladığını gösteriyor.

Bilişim 500 Ödül Töreni’nde konuşan sektör temsilcileri ve yetkililer, Türkiye bilişim sektörünün geleceği konusunda oldukça iyimser olduklarını dile getirdiler. 2025 yılına kadar 100 bin ek istihdam ve 10 milyar dolarlık ihracat potansiyeli olduğu vurgulandı. Ancak, bu potansiyelin tam olarak gerçekleşmesi için sektörün bazı temel alanlara odaklanması gerekiyor.

  • İnovasyon: Sürekli olarak yeni teknolojiler geliştirmek ve mevcut teknolojileri iyileştirmek, rekabetçi kalabilmek için olmazsa olmaz.
  • Ar-Ge Yatırımları: Geleceğin teknolojilerini geliştirmek için Ar-Ge yatırımlarını artırmak ve bu alanda yetenekli insanları istihdam etmek gerekiyor.
  • Nitelikli İnsan Kaynağı: Sektörün büyümesiyle birlikte nitelikli insan kaynağına olan ihtiyaç da artıyor. Üniversiteler ve özel sektör işbirliğiyle bu ihtiyacın karşılanması gerekiyor.

Sektörün Liderleri Ödüllerini Aldı

Bilişim 500 Araştırması kapsamında düzenlenen ödül töreninde, farklı kategorilerde başarı gösteren şirketlere ödülleri takdim edildi. Turkcell, genel sıralamada zirvedeki yerini korurken, Türk Telekom ve Vodafone onu takip etti. Ayrıca, 35 Yıl Emek Ödülleri ve BThaber Özel Ödülleri de sahiplerini buldu.

Bilişim 500 Araştırması, Türkiye bilişim sektörünün dinamik, büyüyen ve gelecek vadeden bir sektör olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Yapay zeka, yazılım ve hizmetler gibi alanlardaki hızlı büyüme, sektörün geleceği için umut vadediyor.

İnovasyon, Ar-Ge ve nitelikli insan kaynağına odaklanarak, Türkiye bilişim sektörü küresel pazarda daha da güçlü bir konuma gelebilir. Sektörün önümüzdeki yıllarda da büyümeye ve Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlamaya devam etmesi bekleniyor.

Dell büyük çaplı işten çıkarmalar yapıyor!

Pazartesi günü çalışanlara gönderilen “Küresel Satış Modernizasyonu Güncellemesi” başlıklı bir iç yazıda Dell, satış ekiplerini merkezileştirme ve “yapay zeka dünyasına” hazırlık amacıyla dahili operasyonları modernize etme planlarını açıkladı.

Yazıda, satış bölümlerinin birleştirileceği ve yeni bir AI Select Sales ekibinin oluşturulacağı belirtildi. Bu hamlenin bir parçası olarak, açıklanmayan sayıda çalışan işten çıkarıldı.

Üst düzey yöneticiler Bill Scannell ve John Byrne, “Kendimizi inceltiyoruz. Yönetim katmanlarını sadeleştiriyoruz ve yatırım yaptığımız yerleri yeniden önceliklendiriyoruz.” dedi.

“Bunu hafife almıyoruz çünkü bu değişikliklerin insanları ve ekiplerimizi etkilediğini biliyoruz. Hedefe ulaşmak buna değecek. Bu, büyük kazanmakla ilgili!”

BI’ya konuşan bir Dell temsilcisi, satış ekiplerinin yeniden organize edildiğini ve şirketi daha ince hale getirmek için bir dizi eylemin sürdüğünü söyledi. Satış bölümünden beş çalışan BI’a ya işten çıkarıldıklarını ve birden fazla iş arkadaşlarının da işten çıkarıldığını bildiklerini söyledi. Etkilenenler genellikle 20 yılı aşkın deneyime sahip yöneticiler ve kıdemli yöneticilerdi.

BI’a anonim olarak konuşan bir çalışan, “Çoğunlukla yöneticiler, direktörler ve VP’ler etkilendi. Ayrıca pazarlama ve operasyonlar da hedef alındı. Organizasyonları birleştirdiler ve yöneticiler için oranı da yükselttiler. Artık her yöneticinin en az 15 çalışanı var.” dedi.

Bir başka satış çalışanı, “Uzun süredir burada olan birkaç yönetici işten çıkarıldı. Bu durum, işe ne kadar emek harcadığınızın önemli olmadığını gösteriyor. Bu durum şirketin alt satırını iyileştirdiği sürece işten çıkarılıyorsunuz.” dedi.

BI’a konuşan bir Dell çalışanı, şirketin “çok fazla orta yönetim” rolüne sahip olduğu ve bu nedenle bazı direktörlerin ve kıdemli direktörlerin işten çıkarılacağını belirtti. Bu kişi, yaz aylarında daha fazla işten çıkarma beklendiğini ve bunun “tarihteki en büyük kesinti” olacağını da sözlerine ekledi.

Bir Dell çalışanı, işten çıkarmaların satış, operasyonlar, insan kaynakları ve AI organizasyonu hariç neredeyse her diğer organizasyonu” etkileyeceğini söyledi. Şirket, yeniden yapılandırma ile ilgili herhangi bir sayı açıklamayacağını belirtti.

Dell, Şubat 2023’ten bu yana birkaç tur işten çıkarma gerçekleştirdi ve toplam iş gücünü 130.000’den yaklaşık 120.000’e indirdi. Bir Dell satış çalışanı, süreçten dolayı tükenmiş ve hayal kırıklığına uğradığını ifade etti. Çalışan, “Her altı ayda bir işten çıkarmalarımız oluyor. İlerlemek için hiçbir fırsat yok. Dokuz aydır Dell dışında yeni bir iş arıyorum.” dedi.

Samsung, Android 15 güncellemesini sonsuza kadar erteledi!

Samsung kullanıcılarını hayal kırıklığına uğratan bu bilgi, tanınmış sızıntı kaynakları IceUniverse ve Chun Bhai tarafından paylaşıldı. Chun Bhai, güncellemenin yakın zamanda piyasaya sürülmesinin planlanmadığını ve süresiz olarak ertelendiğini belirtti.

Görünüşe göre Samsung, yeni bir dizi görsel değişiklik ve özellikler içeren bu güncellemeyi çalışır duruma getirmekte zorluk yaşıyor. Bu özellikler arasında yeniden tasarlanmış bir kamera arayüzü, çeşitli yeni temalar ve Apple’ın Dinamik Ada’sından ilham alan bir özellik bulunuyor.

Bu haber, Samsung’un Galaxy S24 serisi için One UI 6.1.1’in kamuya açık sürümüne odaklanmaya karar vermesiyle Android 15 beta sürümünü Temmuz ayının sonunda ertelediği önceki bir gecikmenin ardından geliyor.

Gecikmenin nedeni henüz net değil. 9to5Google, güncellemeyle ilgili bazı hatalardan ve sorunlardan bahsedildiğini ancak ana sorunun One UI 6.1.1’in gecikmeli yayılması olduğunu belirtiyor. Şu anda, Android 15 güncellemesinin Ağustos ayında bile hazır olması pek olası görünmüyor.

Samsung için iyi haber, bu gecikmelerde yalnız olmadığı. Google da Android 15’in piyasaya sürülmesini erteledi ve Pixel 9 serisinin Android 14 ile piyasaya sürüleceği söylentileri var. En son Ağustos yaması da Android 14’e dayandığından; Android 15’i en erken Eylül ayında görmemiz muhtemel, bu da Samsung için daha geç bir tarih anlamına gelebilir.

Şu anda bu gecikmenin ne kadar süreceği veya ne zaman beklenmesi gerektiğine dair somut bir bilgi yok. Güncellemelerin Android 15 yerine Android 14’e dayanarak gönderilmeye başladığını görmek, güncellemenin yakın zamanda geleceğine dair ilk işaret olabilir.

Amazon, AI görüntü oluşturma aracında büyük değişiklikler yaptı!

Amazon tarafından Titan Image Generator v2 olarak adlandırılan bu yeni model, kullanıcılara sunduğu bir dizi yenilikçi özellik ile dikkat çekiyor.

AWS baş geliştirici avukatı Channy Yun, bir blog yazısında kullanıcıların referans görüntüler kullanarak oluşturdukları görselleri “yönlendirebileceklerini”, mevcut görselleri düzenleyebileceklerini, arka planları kaldırabileceklerini ve görüntülerin farklı varyasyonlarını oluşturabileceklerini belirtti.

Yun’a göre, Titan Image Generator v2, birden fazla ön plan nesnesini algılayıp segmentlere ayırabilme yeteneğine sahip. Ayrıca kullanıcılar, bir renk paleti temel alınarak renk koşullu görseller oluşturabilir ve “image conditioning” (görüntü şekillendirme) özelliği ile yaratımlarını istedikleri şekilde şekillendirebilirler.

Model, opsiyonel olarak bir referans görsel alarak o görseldeki kenarlar, nesne sınırları ve yapısal unsurlar gibi belirli görsel özelliklere odaklanabilir. Ayrıca model, bir ürün ya da şirket logosu gibi referans görseller kullanılarak ince ayar yapabilir, böylece üretilen görsellerin tutarlı bir estetik sağlaması mümkün olur.

AWS, Titan Image Generator modellerini eğitmek için hangi verileri kullandığını açıklamak konusunda genel olarak belirsiz kalmayı sürdürüyor. Şirket daha önce, modelin eğitimi için kullanılan verilerin özel ve lisanslı verilerin bir kombinasyonu olduğunu belirtmişti. Bu tür bilgilerin çoğu satıcı tarafından açıklanmaması, rekabet avantajı ve fikri mülkiyet davalarıyla ilgili potansiyel risklerden kaynaklanıyor.

AWS, şeffaflık yerine, Titan Image Generator v2 gibi bir Titan modelinin potansiyel olarak telif hakkıyla korunan bir eğitim örneğini aynen kopyalaması durumunda müşterileri koruyan bir tazminat politikası sunuyor.

Şirketin yakın dönemdeki ikinci çeyrek kazanç çağrısında, Amazon CEO’su Andy Jassy, AWS’in Titan modelleri gibi üretken yapay zeka teknolojilerine dair hala oldukça iyimser olduğunu belirtti. Jassy, “Üretken yapay zeka alanı hızla büyüyecek ve bu büyük ölçüde bulutta inşa edilecek.” dedi.