Yaklaşan iPhone SE 4’te bizi neler bekliyor?

0

Bu modelin gelecek baharda piyasaya sürülmesi bekleniyor, yani altı ay içinde yeni bir iPhone SE görebiliriz. Bu, son üç yıldaki ilk SE güncellemesi olacak ve muhtemelen iPhone SE 4, serisinin bugüne kadarki en büyük yenilenmesi olacak.

Yeni tasarım ve gelişmiş ekran

Apple, 2020’den beri iPhone SE modellerinde iPhone 8 tasarımını kullanıyordu. Ancak iPhone SE 4 ile bu tasarımdan uzaklaşıp, iPhone 14’e benzer bir tasarım sunmayı planlıyor. Yeni SE modelinde 6.1 inç OLED ekran, düz kenarlar ve Face ID özelliği bekleniyor. Ayrıca, tek kameraya sahip olması bekleniyor. Ekran analisti Ross Young’a göre, bu modelde iPhone 14’ün ekranıyla aynı panel kullanılacak.

USB-C’ye geçiş

iPhone SE 4’ün Lightning bağlantısından USB-C’ye geçmesi bekleniyor. Bu değişiklik, AB’nin tüm cihazlarda birleşik bir şarj portu talep etmesinden kaynaklanıyor. Apple, geçen yıl iPhone 15 serisi ile USB-C’ye geçmişti ve iPhone SE 4 bu geçişi tamamlayan son model olacak.

Daha iyi kameralar

iPhone SE 4, muhtemelen iPhone 15’te kullanılan 48 MP arka kamera sensörünü içerecek. Bu, iPhone SE 3’teki 12 MP kameraya kıyasla büyük bir yükseltme olacak. Ayrıca, ön kamera da 12 MP olacak ve bu da önceki SE modeline göre önemli bir gelişme sağlayacak.

Apple’ın ilk 5G modemi

Apple, uzun zamandır geliştirdiği kendi 5G modemini iPhone SE 4’te ilk kez kullanacak. Bu modem, Qualcomm’un pahalı modemlerinden bağımsız olarak Wi-Fi, Bluetooth ve GPS işlevlerini de destekleyecek. Apple’ın bu adımı, cihazın düşük fiyatını korumaya yardımcı olabilir.

Fiyat ve beklentiler

iPhone SE 4ün fiyatının 499 dolar olması bekleniyor. Bu, modern bir iPhone için oldukça uygun bir fiyat olarak görülüyor. Apple’ın, iPhone SE 4’ün piyasaya çıkışıyla iPhone 14’ü üretimden kaldırması da muhtemel.

SİHA’lar için GÖKKURT akıllı mühimmat sistemi geliyor!

Türk savunma sanayisi, insansız hava araçları (SİHA) için geliştirdiği yeni teknolojilerle dünyayı etkilemeye devam ediyor. Astech Defence tarafından geliştirilen GÖKKURT Akıllı Mühimmat (GAM) Ailesi, SİHA’ların vurucu gücünü bir üst seviyeye taşıyacak önemli bir adım olarak görülüyor.

SİHA’lar için GÖKKURT akıllı mühimmat sistemi gelecek

GAM ailesi, 20, 40 ve 80 kilometre menzilli üç farklı modelden oluşuyor: GAM-A, GAM-B ve GAM-D. Bu akıllı mühimmatlar, hem SİHA’lar hem de sabit kanatlı hava araçlarında kullanılabilecek şekilde tasarlanmış. Modüler yapıları sayesinde farklı görev gereksinimlerine göre özelleştirilebilen GAM mühimmatları, gelişmiş güdüm ve arayıcı başlık teknolojileri ile hem sabit hem de hareketli hedeflere karşı yüksek hassasiyet sağlıyor.

SİHA’lar için GÖKKURT akıllı mühimmat sistemi gelecek.
SİHA’lar için GÖKKURT akıllı mühimmat sistemi gelecek.

GAM-D modeli, menzil artırıcı itki sistemi ve “dolanma” yeteneğiyle öne çıkıyor. Bu sayede hedefe ulaşmak için daha uzun süre havada kalabiliyor ve daha stratejik bir şekilde kullanılabiliyor. 16 kilogram harp başlığı kapasitesine sahip olan GAM ailesi, muharebe sahanında kullanıcılarına önemli bir avantaj sağlayacak.

GAM mühimmatlarının en dikkat çekici özelliklerinden biri de iki yönlü iletişim desteği sunması. Bu sayede mühimmat, pilot ile anlık olarak iletişim halinde kalabiliyor ve hedef güncellemeleri yapılabiliyor. Bu özellik, mühimmatın daha esnek ve etkili bir şekilde kullanılmasını sağlıyor.

GAM ailesinin en büyük üyesi olan GAM-X (Extra) ise, özellikle zırhlı ve korumalı hedeflere karşı yüksek tahribat gücüyle fark yaratacak. Daha büyük bir harp başlığı taşıyan GAM-X, delicilik, yüksek tahribat ve yıkım için tasarlanmış.

GAM ailesi, özellikle milli SİHA sistemleriyle entegre bir şekilde çalışarak harp ortamında önemli bir “oyun değiştirici” olma potansiyeline sahip. Sektördeki muadillerine göre 2-3 kat daha güçlü harp başlıkları, uzun menzilleri ve geniş atış zarfıyla dikkat çeken GAM mühimmatları, sürü operasyonlarına da uyum sağlayabilecek şekilde tasarlanmış.

Eski OpenAI CTO’su Mira Murati, yatırımcı arıyor!

Yapay zeka dünyasının önde gelen isimlerinden Mira Murati, OpenAI’dan ayrılışının ardından sessizliğini bozarak kendi yapay zeka girişimini kurma yolunda önemli bir adım attı. Eski OpenAI CTO’su Murati, yeni şirketi için yatırım arayışına başladı ve iddialara göre yatırımcıların ilgisini çekmeyi de başardı.

Eski OpenAI CTO’su Mira Murati, yatırımcı arayışında

Henüz ismi açıklanmayan girişim, Murati’nin OpenAI’da edindiği tecrübeyi ve vizyonu yansıtacak şekilde tescilli yapay zeka modellerine odaklanacak. Bu modellerin, ChatGPT ve DALL-E gibi çığır açan teknolojilerden farklı ve daha ileri düzeyde olması bekleniyor.

Eski OpenAI CTO'su Mira Murati, yatırımcı arayışında.
Eski OpenAI CTO’su Mira Murati, yatırımcı arayışında.

Yatırım turlarıyla ilgili detaylar henüz netlik kazanmasa da Murati’nin, yatırımcılarla erken aşama görüşmeler yaptığı ve 100 milyon doların üzerinde bir yatırım alabileceği konuşuluyor. Bu da, Murati’nin yeni girişimine olan güvenin ve yapay zeka dünyasındaki saygınlığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Mira Murati, OpenAI’da çalıştığı 6 yıl boyunca yapay zeka alanında önemli başarılara imza attı. ChatGPT ve DALL-E gibi devrim niteliğinde projelerde liderlik yapan Murati, şirketin teknolojik vizyonunun şekillenmesinde kilit bir rol oynadı. Hatta 2023’ün Kasım ayında, o dönem OpenAI CEO’su olan Sam Altman’ın geçici olarak görevden alınmasının ardından şirketin yönetimini devralarak liderlik vasıflarını da kanıtladı.

Şimdi ise Murati, yeni bir heyecan ve tutkuyla kendi girişimine odaklanıyor. Eski OpenAI çalışanlarından oluşan bir ekip kurduğu bilinen Murati’nin, OpenAI’da birlikte çalıştığı yapay zeka araştırmacısı Barreth Zoph’u da ekibine katmaya çalıştığı söyleniyor.

Murati’nin yeni girişiminin, OpenAI ile rekabet edebilecek bir potansiyele sahip olduğu konuşuluyor. Yapay zeka alanındaki hızlı gelişmeler ve artan yatırımlar göz önüne alındığında, Murati’nin girişiminin başarılı olması ve sektöre yeni bir soluk getirmesi sürpriz olmayacaktır.

Perplexity AI, yeni yatırım arıyor!

Yapay zeka odaklı arama motoru denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Perplexity AI, büyüme hedeflerini oldukça yüksek tutuyor. The Wall Street Journal’ın haberine göre şirket, 8 milyar dolar gibi dikkat çekici bir değerleme üzerinden 500 milyon dolarlık yeni bir yatırım turu için görüşmelere başladı.

Perplexity AI, yeni yatırım aramaya başladı

Eğer bu girişim başarılı olursa Perplexity AI’ın değeri, kısa bir süre içinde iki kattan fazla artmış olacak. Hatırlatmak gerekirse Silikon Vadisi merkezli girişim, bu yıl içinde üç ayrı yatırım turunda toplam 136.3 milyon dolar fonlama almış ve son olarak SoftBank’tan aldığı yatırımla 3 milyar dolar değerlemeye ulaşmıştı.

Perplexity AI, yeni yatırım aramaya başladı.
Perplexity AI, yeni yatırım aramaya başladı.

Perplexity AI’ın bu iddialı yatırım hedefi, sektördeki rekabeti bir üst seviyeye taşıyacak gibi görünüyor. Özellikle de yapay zeka destekli arama motoru pazarının lideri konumundaki OpenAI’ın kısa bir süre önce 6.6 milyar dolarlık yatırımla değerlemesini 157 milyar dolara çıkarması, diğer oyuncuları da harekete geçirmiş durumda.

Yıllık geliri 50 milyon dolar civarında olan Perplexity AI’ı rakiplerinden ayıran en önemli özelliği ise basit ve kullanıcı dostu arayüzü. Tıpkı ChatGPT gibi soru-cevap şeklinde çalışan platform, kullanıcıların girdiği sorulara web’i tarayarak hızlı ve doğru cevaplar buluyor. Üstelik platform, premium abonelik ve kurumsal müşteriler için özel çözümler gibi farklı gelir modelleri de geliştiriyor.

Ancak tüm bu olumlu gelişmelere rağmen Perplexity AI’ın önünde bazı engeller de bulunuyor. Bazı haber kuruluşları tarafından haber kazıma, izinsiz içerik kullanma ve intihal gibi suçlamalarla karşı karşıya kalan girişim, The New York Times’tan “Dur ve Vazgeç” bildirisi almasıyla zor bir dönemden geçiyor. Yine de Perplexity AI CEO’su Aravind Srinivas, yayıncılarla iş birliğine hazır olduklarını ve sektördeki tüm paydaşlarla uyum içinde çalışmak istediklerini dile getiriyor.

Türk girişimi Clean & Carry, yeni yatırım alıyor!

Yıllardır girişimcilik dünyasında başarılarıyla tanıdığımız Gülay Mirzai ve Barış Adrin Mirzai, Amerika Birleşik Devletleri’nde hayata geçirdikleri Clean & Carry girişimiyle yine adlarından söz ettiriyor. Çamaşır yıkama hizmetlerine getirdikleri teknoloji odaklı yaklaşım ve “Uber for Laundry” modeliyle dikkatleri üzerine çeken Clean & Carry, Amerikalı melek yatırımcılardan 2 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım almayı başardı.

Türk girişimi Clean & Carry, yeni yatırım aldı

Peki Clean & Carry tam olarak ne yapıyor? ABD’de yaygın olan self servis çamaşırhane kültürünü dijital platformlarla buluşturan girişim, müşteriler ile çamaşırhaneler arasında hızlı ve pratik bir köprü kuruyor. Tıpkı Uber Eats veya DoorDash gibi hizmet veren Clean & Carry, kullanıcıların çamaşırlarını evlerinden alıp, yıkanıp ütülenmiş bir şekilde geri teslim ediyor. Üstelik tüm bu süreç, kullanıcı dostu mobil uygulama üzerinden kolayca yönetilebiliyor.

Türk girişimi Clean&Carry, yeni yatırım aldı.
Türk girişimi Clean & Carry, yeni yatırım aldı.

Clean & Carry, sadece müşteriler için değil, aynı zamanda çamaşırhane işletmeleri için de kazançlı bir sistem sunuyor. Girişim sayesinde çamaşırhaneler, ek bir yatırım yapmadan teknoloji altyapısına sahip oluyor ve daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşıyor. Yani Clean & Carry, hem tüketicilerin hayatını kolaylaştırıyor hem de çamaşırhane işletmelerinin kazançlarını artırmalarına yardımcı oluyor.

Kısa sürede 1.500’den fazla siparişe ulaşan Clean & Carry’nin hedefleri oldukça büyük. ABD’nin 38 büyük şehrinde hizmet vermeyi hedefleyen girişim, milyarlarca dolarlık çamaşır yıkama pazarında iddialı bir oyuncu olmaya aday gibi görünüyor.

Samsung’un yeni lüks telefonu W25 Flip, sertifikasıyla ortaya öıktı

Samsung, katlanabilir telefon pazarında sunduğu lüks modellerle dikkat çekmeye devam ediyor. Çin pazarında uzun yıllardır prestijli bir konuma sahip olan W serisinin en yeni üyesi W25 Flip21 Ekim’de tanıtılmadan önce TENAA sertifikası alarak gündeme geldi. Bu yeni cihaz, Galaxy Z Flip 6’nın Çin pazarına özel bir versiyonu olarak karşımıza çıkacak.

W25 Flip, SM-W7025 model numarasıyla ortaya çıkarken, Galaxy Z Flip 6 ile benzer boyutlara sahip olmasına rağmen kullanılan malzemelerin farklılığı nedeniyle 198 gram ağırlık sunuyor. Bu özellik, cihazın hem şık hem de dayanıklı bir tasarıma sahip olduğunu vurguluyor.

Cihazın ekran özelliklerine baktığımızda, 6,7 inç büyüklüğünde ve 1080×2640 piksel çözünürlüğünde bir katlanabilir dokunmatik ekran bulunuyor. Bu ekran, kullanıcıların multimedya içeriklerini daha keyifli bir şekilde deneyimlemelerini sağlarken, arka taraftaki 3,4 inçlik kapak ekranı ise bildirimleri hızlı bir şekilde kontrol etme imkanı sunacak.

Performans tarafında, W25 Flip, Snapdragon 8 Gen 3 işlemcisi ile güçlendirilmiş. 12 GB RAM ve 512 GB depolama alanı ile kullanıcılarına yüksek performans ve geniş depolama seçenekleri sunarak, yoğun kullanım senaryolarında bile akıcı bir deneyim vaat ediyor. Oyun oynamak, video düzenlemek veya çoklu görevler yapmak isteyen kullanıcılar için ideal bir seçenek olabilir.

Kamera özellikleri de dikkat çekici. W25 Flip, 50 MP ana kamera12 MP ikincil kamera ve 10 MP selfie kamerası ile donatılmış durumda. Bu kamera seti, kullanıcıların hem gündüz hem de düşük ışık koşullarında yüksek kaliteli fotoğraflar çekmelerine olanak tanıyacak. Ayrıca, video çekim özellikleri ile içerik üreticilerine de hitap eden bir cihaz olacağı öngörülüyor.

Samsung’un 21 Ekim’de tanıtması beklenen W25 Fliplüks ve performansı bir araya getiren yapısıyla Çin pazarındaki yerini güçlendirecek. Özellikle, markanın lüks segmentteki güçlü imajını koruma çabası, bu cihazla daha da pekişecek gibi görünüyor. Kullanıcılar, yüksek teknolojiyi şık bir tasarımla buluşturan bu yeni modeli sabırsızlıkla bekliyor. W25 Flip, yalnızca bir telefon değil, aynı zamanda bir moda aksesuarı olma iddiasını da taşıyor. Samsung’un katlanabilir telefon alanındaki yenilikleri, sektördeki rekabeti artırırken, lüks teknolojilere olan talebin artmasına da katkıda bulunuyor.

Snapdragon 8 Elite: mobil işlemcilerde yeni bir dönem

Qualcomm, önümüzdeki pazartesi günü önceden Snapdragon 8 Gen 4 olarak bilinen Snapdragon 8 Elite işlemcisini resmen duyuracak. Ancak resmi tanıtım öncesinde işlemciyle ilgili ilk performans sonuçları sızdırıldı ve dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Özellikle AnTuTu benchmark testlerinde elde ettiği sonuçlar, bu yeni çipsetin mobil işlemci dünyasında adeta bir devrim niteliği taşıyacağını gösteriyor.

Apple A18 Pro’ya fark atıyor

Prototip bir Realme GT7 Pro cihazı üzerinde gerçekleştirilen AnTuTu testinde Snapdragon 8 Elite, tam 3.025.991 puan alarak şimdiden rekor kırdı. Bu skor, Qualcomm’un en büyük rakiplerinden biri olan Apple’ın A18 Pro çipsetini ciddi anlamda geride bırakıyor. Apple A18 Pro, aynı testte yalnızca 1,65 milyon puan elde edebilmişti, bu da Snapdragon 8 Elite’in Apple’ın en güncel ve güçlü işlemcisinden çok daha üstün olduğunu gösteriyor. Ayrıca Qualcomm’un diğer önemli rakibi MediaTek’in yeni tanıttığı Dimensity 9400 çipseti de bu testte 2,8 milyon puan alabiliyor, ancak bu da Snapdragon 8 Elite’in gerisinde kalıyor.

Snapdragon 8 Elite’in özellikleri

Snapdragon 8 Elite, iki farklı versiyonla gelecek. İlk versiyonunda, 4,09 GHz’e kadar çıkabilen iki performans çekirdeği ve 2,78 GHz’de çalışan altı verimlilik çekirdeği bulunacak. İkinci versiyon ise performans açısından biraz daha güçlü olacak; bu sürümde performans çekirdeklerinin hızları 4,32 GHz’e kadar çıkabilecek. Her iki versiyonda da Adreno 830 GPU yer alıyor, bu da grafik performansında büyük bir sıçrama olacağı anlamına geliyor. Tüm bu donanım, TSMC’nin 3nm üretim süreciyle inşa ediliyor, bu da çipin hem daha verimli hem de daha güçlü olmasını sağlıyor.

Geekbench sonuçları ve performans artışı

Snapdragon 8 Elite, yalnızca AnTuTu testlerinde değil, aynı zamanda Geekbench testlerinde de oldukça etkileyici sonuçlar elde etti. Geekbench’te de daha önceki Qualcomm çiplerine göre önemli bir performans artışı gösteren bu işlemci, Snapdragon serisinin en güçlü üyesi olma yolunda ilerliyor. Özellikle CPU ve GPU performansındaki gelişmeler, yeni işlemcinin Snapdragon 8 Gen 3 gibi seleflerine kıyasla büyük bir sıçrama yapacağını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Bu yeni işlemcinin resmi tanıtımıyla birlikte, mobil cihaz dünyasında yepyeni bir performans standardı belirlemesi bekleniyor. Snapdragon 8 Elite, yalnızca Apple ve MediaTek gibi büyük rakiplerine karşı değil, aynı zamanda oyun ve yapay zeka işlemleri gibi zorlu görevlerde de fark yaratacak gibi duruyor.

Microsoft’tan ASUS kullanıcılarına kritik uyarı

Microsoft, son günlerde Windows 11’in yeni 24H2 güncellemesi ile ilgili önemli bir uyarıda bulundu. Microsoft’tan ASUS dizüstü bilgisayar kullanıcıları bu konuda ekstra dikkatli olmalı. Şirket, bazı ASUS cihazlarında güncellemeyle birlikte mavi ekran (BSOD) sorunları yaşandığını duyurdu.

Microsoft, bu sorundan etkilenen ASUS cihazları için güncellemeyi otomatik olarak durdurma kararı aldı. Microsoft’tan ASUS kullanıcılarına, bu cihazlara zorla güncelleme yüklememeleri konusunda ciddi uyarılar yapıldı. Microsoft’tan ASUS dizüstü sahiplendiyseniz, bu uyarıyı dikkate almanız faydalı olacaktır.

Hangi modeller etkilendi?

Özellikle X415KA (Intel Pentium Silver N6000 Vivobook 14) ve X515KA (Celeron N4500 Vivobook 15) modelleri bu sorunla karşı karşıya. Microsoft’tan ASUS cephesine gelen bilgiye göre, bu cihazlar, Windows 11 24H2 güncellemesi sırasında uyumluluk sorunları yaşıyor ve mavi ekran hatası alıyor. Güncelleme işlemi bu cihazlarda tamamlanamıyor.

Ne yapmalı?

Microsoft, bu cihazlar için geçici bir güncelleme kısıtlaması getirdi, bu nedenle güncellemeyi otomatik olarak yükleyemeyeceksiniz. Microsoft’tan ASUS kullanıcılarına gelen en iyi seçenek, Windows Update üzerinden gelen uyarıları dikkate alarak güncellemeyi ertelemek. Şirket, bu sorun için bir çözüm üzerinde çalışıyor.

Bazı kullanıcılar manuel olarak güncelleme yapmak isteyebilir, ancak Microsoft bu noktada özellikle zorla güncelleme yapılmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Güncelleme kısıtlamalarını aşarak sistemi zorlamak, daha fazla soruna yol açabilir. Şu an için en mantıklı yol, sabırlı olup Microsoft’tan ASUS cihazları için bu durumu çözmesini beklemek.

Mavi ekran hatasıyla karşılaşmamak için, zorla güncelleme yapmaktan kaçınmak gerekiyor. Microsoft’un sorunu çözdüğünde cihazlar için güncellemeyi yeniden yayınlaması bekleniyor.

WhatsApp Meta AI ile yeni özelliği test ediyor

Dünyanın en popüler mesajlaşma platformlarından biri olan WhatsApp, kullanıcıların Meta AI ile daha derin ve kişiselleştirilmiş bir iletişim kurmasını sağlayacak yeni bir özellik üzerinde çalışıyor. Sohbet hafızası adı verilen bu özellik, Meta’nın yapay zeka yeteneklerini kullanıcı deneyimiyle birleştirerek mesajlaşma deneyimini daha akıllı ve dinamik hale getirmeyi hedefliyor. Özellik, WhatsApp’ın Android için geliştirdiği beta 2.24.22.9 güncellemesi ile test edilmeye başlandı.

WhatsApp, daha önceki beta 2.24.18.18 sürümü ile Meta AI destekli bir sesli sohbet modu sunarak kullanıcıların yapay zeka ile sesli etkileşim kurmasını mümkün hale getirmişti. Ancak, yeni test edilen sohbet hafızası özelliği, bu deneyimi bir adım daha öteye taşıyor. Kullanıcıların yapay zeka ile yaptıkları önceki sohbetlerin kaydedilmesi sayesinde, Meta AIkullanıcıları daha iyi anlayarak, kişisel tercihlere göre optimize edilmiş yanıtlar verebilecek.

Meta AI’nın sohbet hafızası özelliği neler sunuyor?

WhatsApp’ın geliştirdiği bu yeni özellik, yapay zekanın kullanıcıların tercihlerine göre daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmasına olanak tanıyor. Meta AI, kullanıcıyla yapılan sohbetlerde paylaşılan bilgileri hafızasında tutarak, gelecekteki etkileşimlerde bu bilgileri kullanabilecek. Örneğin, bir kullanıcının vegan olduğunu, doğum gününü ya da belirli bir konuşma tarzını tercih ettiğini hatırlayan yapay zeka, bu detaylara göre daha alakalı yanıtlar verecek. Böylece, kullanıcılar Meta AI ile daha kişisel, onların ihtiyaçlarına daha uygun bir sohbet deneyimi yaşayabilecek.

Bu özellik, özellikle kullanıcıların Meta AI ile etkileşim kurarken daha verimli ve anlamlı diyaloglar gerçekleştirmelerini sağlayacak. Meta AI’nın, bir kullanıcının önceki sorularını ve tercihlerine göre oluşturduğu yanıtları analiz etmesi, daha doğal bir sohbet süreci yaratacak. Ayrıca, bu yapay zeka tabanlı gelişmiş özellik, işlevselliği artırarak kullanıcıların günlük yaşamlarını kolaylaştırmayı hedefliyor.

Sohbet hafızası İle kişiselleştirilmiş yanıtlar

Meta AI‘nın bu yeni özellik sayesinde sunduğu sohbet hafızası, kullanıcıların daha önce yapay zeka ile paylaştığı bilgilerin hafızada saklanmasına olanak tanıyor. Örneğin, bir kullanıcı iş dünyasıyla ilgili daha resmi bir dil kullanıyorsa, Meta AI bunu hatırlayacak ve gelecekteki sohbetlerde buna uygun bir dil kullanacak. Aynı şekilde, bir kullanıcının kişisel tercihleri doğrultusunda yanıtlar üretebilecek, böylece yapay zeka ile daha anlamlı bir ilişki kurulabilecek.

Bu özellik, kullanıcıların ihtiyaçlarına ve tercihlerine daha uyarlanmış bir sohbet deneyimi sunarak Meta AI ile olan etkileşimlerini daha faydalı hale getirmeyi amaçlıyor. Meta AI’nın kullanıcılara sunduğu bu kişiselleştirilmiş yaklaşım, teknolojiyle olan bağları daha da güçlendirebilir. WhatsApp’ın bu yeni geliştirmesiyle birlikte kullanıcılar, daha doğal ve gerçek zamanlı bir yapay zeka desteği alarak günlük yaşamlarında Meta AI’nın sunduğu imkanlardan daha fazla faydalanabilecekler.

WhatsApp’ın sohbet hafızası özelliği ile ilgili bu gelişmeler, gelecekte yapay zeka destekli mesajlaşma uygulamalarında kişiselleştirmenin ne kadar derinleşebileceğine dair ipuçları veriyor. Kişisel bilgiler ve tercihler yapay zeka tarafından daha etkin bir şekilde kullanılarak, kullanıcıların her etkileşimde daha anlamlı sonuçlar elde etmeleri sağlanacak. WhatsApp’ın bu test aşamasındaki yeniliği, ilerleyen dönemlerde daha geniş kullanıcı kitlesine sunularak Meta AI ile kurulan iletişimi bambaşka bir boyuta taşıyabilir.

Apple, BYD ile pil teknolojisi alanında işbirliği mi yaptı?

Teknoloji devi Apple’ın uzun süredir merakla beklenen elektrikli otomobil projesi suya düşmüş olabilir ama perde arkasında yaşananlar hala konuşulmaya devam ediyor. Ortaya çıkan bilgilere göre Apple, düşük maliyetli ve güvenli yapılarıyla bilinen LFP piller konusunda uzmanlaşmış Çinli otomotiv devi BYD ile yıllarca süren gizli bir işbirliği yürütmüş. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Apple, BYD ile pil teknolojisi üzerine işbirliği mi yaptı?

İddiaya göre iki şirket, 2017 yılında başlayan bu ortaklıkta Apple mühendislerinin gelişmiş batarya yönetim sistemleri konusundaki tecrübesiyle BYD’nin LFP pilleri ve üretim gücünü birleştirmeyi amaçlıyordu. Hatta Apple’ın, BYD’nin kendi elektrikli araçlarında kullandığı ve “Blade” olarak adlandırılan yenilikçi pil tasarımına hayran kaldığı ve bunları kendi otomobilinde kullanmak istediği belirtiliyor.

Apple, BYD ile pil teknolojisi üzerine işbirliği mi yaptı?
Apple, BYD ile pil teknolojisi üzerine işbirliği mi yaptı?

Ancak her iki şirket de bu iddiaları şimdilik doğrulamıyor. BYD, özellikle Blade pil teknolojisinin tamamen kendi özgün tasarımı olduğunun altını çiziyor. Peki ama Apple, neden BYD ile yollarını ayırdı?

Kesin bir cevap vermek zor olsa da Apple’ın, kendi otomobil projesi için en uygun ve rekabetçi pil teknolojisini bulmak amacıyla farklı seçenekleri değerlendirmeye aldığı tahmin ediliyor. Sonuç olarak Apple’ın elektrikli otomobil hayali şimdilik gerçekleşmemiş olsa da bu gizli iş birliği, teknoloji dünyasının kulislerinde konuşulmaya devam edecek gibi görünüyor.thumb_upthumb_down

Intel, Altera’nın hisselerini satışa çıkarıyor!

0

Teknoloji dünyasının devlerinden Intel, fırtınalı bir denizde yol almaya çalışıyor desek abartmış olmayız. Şirket, tarihinin belki de en zorlu dönemecini yaşıyor; düşen hisse senedi fiyatları, ana pazarlardaki rekabetin acımasız yüzü ve rakipleri karşısında yaşanan pazar payı kayıpları… Tüm bunlar, Intel’in üzerinde kara bulutlar gibi dolaşıyor.

Intel, Altera’nın hisselerini resmen satışa çıkaracak

Peki ama bu noktaya nasıl gelindi? Bir zamanlar işlemci dünyasının tartışmasız lideri olan Intel, son yıllarda özellikle mobil işlemciler ve yapay zeka çipleri pazarında yaşanan hızlı değişimlere ayak uydurmakta zorlandı. Rakipleri AMD ve Nvidia’nın agresif stratejileri karşısında istediği başarıyı yakalayamayan Intel, yatırımcılarının gözünden de düşmeye başladı.

İşte tam da bu noktada, Intel yönetimi radikal ve cesur bir karar alma aşaması. Gündemde ise 2015 yılında 16.7 milyar dolar gibi büyük bir bedelle satın alınan Altera’nın geleceği var. Ancak bu sefer Intel, Altera’nın tamamını satmaktansa azınlık hisselerini elden çıkararak milyarlarca dolarlık bir kaynak yaratmayı hedefliyor. Hatta iddialara göre Intel, özel sermaye şirketleri ve stratejik yatırımcılarla gizli görüşmelere başladı bile.

Peki ama Intel neden böyle bir karar aldı? Aslında cevap oldukça açık. Intel, Altera’nın kontrolünü tamamen kaybetmeden, hem kısa vadede finansal bir nefes almak hem de uzun vadeli yatırım planları için kaynak yaratmak istiyor. Elbette bu hamle, Intel’in daha önceki açıklamalarıyla çelişiyor. Unutmayalım ki Intel CEO’su Pat Gelsinger, geçtiğimiz aylarda Altera’nın Intel’in gelecek stratejilerinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamıştı.

Ancak görünen o ki Intel, değişen pazar koşulları ve rakiplerinin yarattığı baskı karşısında esnek davranmak zorunda olduğunu fark etti. Altera’nın azınlık hisselerinin satışı, Intel’in bu zorlu mücadelede ne kadar kararlı olduğunu ve her türlü seçeneği değerlendirmeye hazır olduğunu gösteriyor. Yine de bu hamlenin Intel’e beklenen finansal rahatlamayı sağlayıp sağlamayacağını ve şirketin geleceğini nasıl etkileyeceğini zaman gösterecek.

MUSIWARS, ilk yatırımıyla müzik sektörüne damgasını vuruyor!

0

Müzik sektörü, Türkiye’nin yenilikçi dijital platformu MUSIWARS ile dönüşüm geçiriyor. Şarkı sözü yazarları ve beste üreticileri için küresel çapta benzersiz bir dijital tescil ve eser satışı pazaryeri olan MUSIWARS, 3 milyon dolar değerlemeyle aldığı ilk yatırımla uluslararası arenada büyüme yolculuğuna hız kazandırıyor. Yerelden globale uzanan bu stratejik adım, müzik dünyasında oyunun kurallarını değiştirecek bir inovasyonu beraberinde getiriyor.

2022 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan aldığı ‘Yapımcı Sertifikası’ ile akredite işletme statüsüne kavuşan MUSIWARS, aynı yıl T.C. Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Ticaret Odası’nın ‘Milli Katılım’ organizasyonuyla MWC Las Vegas 2022’de Türkiye’yi temsil etti. Beta sürümü ile kullanıcılarıyla buluşarak, eser sahiplerinin yasal haklarını güvence altına alan ve dijital ortamda tescil ile çevrimiçi satış imkanı sunan yenilikçi bir pazaryeri olarak konumunu pekiştirdi. Şimdi ise, edindiği bu tecrübeler ve sağlam altyapısı ile uluslararası pazarlarda daha büyük hedeflere ulaşmayı amaçlıyor.

MUSIWARS’ın yenilikçi vizyonu ve ilk yatırım

MUSIWARS, girişimcilik yolculuğunda önemli bir dönüm noktasını geride bırakarak Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Startup Universe’den ön kuluçka, TİM-TEB Girişim Evi’nden ise kuluçka mezuniyetlerini başarıyla tamamladı. Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Toracı, aldıkları yatırımın MUSIWARS’un uluslararası başarı hikayesine büyük katkı sağlayacağını belirterek, platformun teknoloji ve hukuku bir araya getirerek sektörde fark yarattığını ifade etti.

Toracı, açıklamasında “Şimdi ekibimizle daha büyük adımlar atma zamanı. CEO’muz Av. E. Melis İstikbal, ABD’den CTO’muz R. Barış Taşkıran, CLO’muz Av. G. Can Akdağ ve Katar’dan CMO’muz Beste Eşerler Bozdağ’a sarsılmaz çabaları için en derin şükranlarımı sunuyorum. Birlikte çok daha büyük başarılara imza atacak ve daha parlak günlere doğru emin adımlarla ilerleyeceğiz.” dedi.

Anonim şirket olarak yeniden yapılanan MUSIWARS, ilk yatırımını Assessment System Türkiye’nin Kurucusu ve Şirket Ortağım Melek Yatırımcı Ağı’ndan Bireysel Katılım Yatırımcısı Dr. Levent Sevinç’ten aldı. Bu destekle birlikte MUSIWARS, küresel pazarda daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmaya ve uluslararası büyüme hedeflerini gerçekleştirmek için sağlam adımlar atmaya hazırlanıyor. Ayrıca bu stratejik destek, platformun küresel müzik sahnesindeki konumunu daha da güçlendiriyor.

Müziğin geleceğini şekillendiriyor

MUSIWARS, bu stratejik yatırım ile dijital müzik alanındaki etkisini artırmayı ve şarkı sözü yazarları ile beste üreticileri için daha fazla fırsat yaratmayı hedefliyor. Eser sahiplerinin çalışmalarını küresel pazarda güvenle tescil ettirip satabilmelerini sağlarken, yaratıcılığı sınırların ötesine taşıyan bir platform olma vizyonuyla müzik dünyasında devrim yaratmayı amaçlıyor. Böylece, Türkiye’nin bu alandaki öncü konumunu güçlendirirken, uluslararası müzik sahnesinde de kalıcı bir iz bırakmayı hedefliyor.

X, kullanıcı verilerini izin dahi almadan kullanacak!

0

Sosyal medya platformları, yapay zeka eğitiminde kullanıcı verilerini kullanma konusunda daha kararlı adımlar atıyor. Meta’nın kullanıcı verilerini yapay zeka geliştirme sürecinde kullanacağını açıklamasının ardından, şimdi de X (eski adıyla Twitter) benzer bir yol izlemeye başladı. Platform, hizmet şartlarını güncelleyerek verilerin yapay zeka modellerini eğitmek için kullanılacağını duyurdu.

X, Grok yapay zeka modeli için kullanıcı verilerini toplayacak!

X platformunun, yapay zeka eğitiminde kullanıcıların içeriklerini kullanacağını açıklaması, içerik üreticileri ve sanatçılar arasında tedirginlik yarattı. 15 Kasım itibarıyla yürürlüğe girecek olan yeni şartlarda, paylaşılan tüm içeriklerin yapay zeka modellerinin eğitiminde kullanılabileceği ifade ediliyor.

Grok 2 beta Türkiye

Özellikle görsel sanatçılar ve dijital içerik üreticileri, eserlerinin yapay zeka sistemlerini beslemek için kullanılacak olmasından oldukça rahatsız. Pek çok X kullanıcısı, kişisel verilerini ve paylaşımlarını platformdan kaldırmaya başladıklarını açıkladı.

X’in yapay zeka modeli Grok ile ilgili tartışmalar sürerken, platformun veri toplama politikası daha karmaşık hale geliyor. Önceden kullanıcılar, ayarlardan veri paylaşımını devre dışı bırakabiliyordu ancak yeni şartlarda bu seçenek sınırlanmış olacak.

Gizlilik uzmanları, özel hesapların yeni veri politikasıyla nasıl etkileneceği konusunda endişeli. Eski politikalarda özel hesaplar bu tür eğitimlerde kullanılmıyordu, ancak yeni düzenlemede böyle bir ayrım bulunmuyor. Şirketlerin yasal haklarının, uygulamada daha geniş kapsamlı olabileceği belirtiliyor.

Meta’nın ardından X’in de bu adımı atması, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka rekabetinde kullanıcı verilerini nasıl değerlendireceği konusundaki tartışmaları daha da artıracak gibi görünüyor.

Ticaret Bakanlığı vergi kaybını YZ ile önledi!

Ticaret Bakanlığı, teknolojinin gücünden yararlanarak gümrüklerde vergi kayıplarını önlemede önemli bir başarı elde etti. Yapay zeka destekli yeni bir risk analizi sistemi kullanıma sokan Bakanlık, 2024’ün ilk 9 ayında yaklaşık 3 milyar TL’lik vergi kaybının önüne geçtiğini açıkladı.

Ticaret Bakanlığı, yapay zeka aracılığıyla vergi kaybının önüne geçti

Bu başarının sırrı ise yapay zekanın karmaşık veri örüntülerini anlama ve analiz etme yeteneğinde gizli. Sistem, veri madenciliği teknikleri kullanarak gümrük ve dış ticaret verilerini detaylı bir şekilde inceliyor. Yapay zeka algoritmaları, bu veriler arasındaki ilişkileri ve anormallikleri tespit ederek potansiyel riskleri ortaya çıkarıyor.

Ticaret Bakanlığı, yapay zeka aracılığıyla vergi kaybının önüne geçti.
Ticaret Bakanlığı, yapay zeka aracılığıyla vergi kaybının önüne geçti.

Böylece gümrük memurları, daha önce fark edilmesi güç olan kaçakçılık girişimlerini ve vergi kaçakçılığını daha kolay bir şekilde tespit edebiliyor. Sistem, ayrıca riskli gönderileri ve şirketleri önceden belirleyerek, gümrük denetimlerinin daha etkili ve hedef odaklı bir şekilde yapılmasını sağlıyor.

Bu teknoloji, sadece vergi kayıplarını önlemekle kalmıyor, aynı zamanda gümrük işlemlerini de hızlandırıyor. Yapay zeka, riskli gönderileri otomatik olarak belirleyerek, düşük riskli gönderilerin daha hızlı bir şekilde gümrükten geçmesine olanak tanıyor. Böylece hem zaman kazanılıyor hem de ticari faaliyetlerin daha verimli bir şekilde yürütülmesi sağlanıyor.

Ticaret Bakanlığı, yapay zeka destekli bu sistemin başarısından oldukça memnun ve bu teknolojiyi daha da geliştirmeyi hedefliyor. Bakanlık, gümrüklerde vergi kaçakçılığını engellemek ve yasal ticareti kolaylaştırmak için veri analitiği ve yapay zeka destekli risk analizi çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.

Bu gelişme, yapay zekanın kamu sektöründe giderek daha fazla kullanılacağının ve devlet hizmetlerinin daha etkin, verimli ve güvenli bir şekilde sunulmasına katkıda bulunacağının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Amazon, YZ destekli teslimat araçlarını hizmete alıyor!

VAPR, Amazon teslimat sürücülerinin teslim edilecek paketleri araç içerisinde daha hızlı bulmasını sağlarken, hem zaman hem de efor kaybını minimuma indiriyor.

Bu sistem, teslimat noktasına ulaşan sürücünün hangi paketleri alması gerektiğini otomatik olarak belirliyor. Paketler üzerine yeşil “O” işareti yansıtılarak alınacak paketler gösterilirken, diğer paketler kırmızı “X” ile işaretleniyor. Sürücü doğru paketleri aldığında ise sistem, sesli bir uyarı vererek paketlerin eksiksiz toplandığından emin olunmasını sağlıyor.

VAPR teknolojisi, sürücülerin teslimat sırasında telefon kullanma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Amazon, sürücülerin duraklara göre paketleri düzenlemek, etiketleri okumak veya alıcının bilgilerini kontrol etmek gibi zaman kaybettiren adımlarla uğraşmadan, sadece yeşil işareti takip ederek paketleri toplayabileceğini belirtiyor. Bu sayede, teslimat süreci hızlanıyor ve sürücülerin fiziksel ve zihinsel yorgunluğu azalıyor.

Sistem, hem zaman hem de efor faydası sağlıyor

Amazon’un bu yeni yapay zeka sisteminin testlerinde sürücülerin fiziksel ve zihinsel çabasının %67 oranında azaldığı, her rota için ise ortalama 30 dakika tasarruf sağlandığı belirtiliyor. İlk etapta 1.000 yeni elektrikli teslimat aracına entegre edilecek olan bu sistemin, başarılı sonuçlar vermesi halinde daha geniş bir filoya uygulanması planlanıyor.

Amazon, dünya genelinde 390.000’den fazla sürücüye ve 100.000’den fazla teslimat aracına sahip. VAPR gibi teknolojilerin, milyonlarca paketin her gün teslim edildiği bu devasa operasyonun verimliliğini artırması bekleniyor. Ancak Amazon’un, bu teknolojinin getirdiği ekstra zaman kazancını çalışanlarının daha iyi çalışma koşullarına kavuşması için kullanıp kullanmayacağı tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Chery, uçan otomobilini tanıttı! Otonom uçuş kabiliyeti ile rakiplerini geride bırakacak!

‘Kara ve Hava Aracı’ olarak adlandırılan bu prototip, herhangi bir direksiyon ve gaz pedalına sahip olmayıp tamamen otonom sürüş yeteneklerine sahip. Chery bünyesinde geliştirilen yenilikçi araç, 80 kilometrelik test uçuşunu başarıyla tamamlayarak şirketin küresel otomotiv pazarındaki konumunu güçlendirme hedefini öne çıkardı.

Direksiyonun yanı sıra gaz pedalının da bulunmadığı bu üç gövdeli hibrit kanatlı uçan araç, üç ana bileşenden oluşuyor: Hava aracı, akıllı kokpit ve akıllı şasi. Cheryye göre uçan araç, otonom uçuş ve kara sürüş modları arasında geçiş yapabiliyor. Özellikle şehir içi kısa mesafeli yolculuklarda trafik sıkışıklığını önlemek amacıyla tasarlanan araç, dikey iniş ve kalkış yapabilme yeteneğine sahip.

Son yıllarda, çoğunlukla Çin merkezli şirketler tarafından birçok uçan araç projesi duyurulmasına rağmen, bunların birkaçı konsept aşamasını geçmeyi başardı. Daha da azı yolcu taşıyarak test edildi. Bu tür araçların operasyonel kullanıma girmesi için yıllar alabileceği tahmin ediliyor.

İleri Seviye Batarya Teknolojisi Tanıtımı

İnovasyon konferansı kapsamında Chery, gelişmiş katı hal bataryalarının da tanıtımını yaptı ve Kunpeng adını verdiği yeni batarya markasını piyasaya sürdü. Kunpeng’in, 6C şarj kapasitesine sahip üç seri batarya ile tanıtılacağı belirtilirken, bu bataryaların 2025 yılına kadar 600 Wh/kg enerji yoğunluğuna ulaşması hedefleniyor. İlk araç uygulaması ise 2026’da planlanıyor ve 2027’de seri üretime geçilerek elektrikli araçlar için 1.500 km menzil sağlanabileceği öngörülüyor.

Kunpeng Bataryaları NEV’leri Güçlendirecek

Kunpeng markası altında kare lityum demir fosfat, kare ternary ve büyük silindirik ternary olmak üzere üç batarya serisi yer alıyor. Bu bataryalar, 600-800 km menzilli elektrikli araçlar (EV’ler) ve 150-300 km elektrikli menzile sahip plug-in hibritler (PHEV’ler) için tasarlandı.

Intel Core 200H/U mobil işlemciler geliyor!

0

Intel’in merakla beklenen Arrow Lake-S masaüstü işlemcileri 24 Ekim’de piyasaya çıkmaya hazırlanırken, daha düşük TDP’ye sahip mobil ve masaüstü işlemcilerinin 2025’e kadar bekleyeceği biliniyordu. Bu beklenti sürerken Intel Core 200H/U mobil işlemci serisine dair yeni bilgiler ortaya çıktı.

Intel, düşük güçlü ve hafif sistemler için tasarlanan Core Ultra 200H serisi işlemcilerini daha önce doğrulamıştı ve bu serinin 2024’ün ilk çeyreğinde piyasaya sürülmesi planlanıyor. Bu yeni işlemciler, Xe-LPG grafik birimleriyle Lion Cove ve Skymont çekirdeklerini birleştiren, Arrow Lake kod adlı yepyeni bir mimariye sahip olacak. Ancak “Ultra” olmayan, yani alt modellerde, mevcut Raptor Lake işlemcilerin güncellenmiş versiyonlarını göreceğiz.

Intel Core 200H/U mobil işlemciler yakında karşımıza çıkacak

Henüz resmi olarak tanıtılmayan 14. Nesil Core-H serisi işlemcilerle ilgili sızıntılar, 200H serisinin 13. Nesil Core-H serisini temel alacağını gösteriyor. Sızdırılan bilgilere göre Intel, 7 farklı model üzerinde çalışıyor. Bu modellerden ikisi 15W TDP değerine sahip U serisi işlemciler olurken, kalan beş tanesi ise 45W TDP değerine sahip H serisi işlemciler olacak.

Intel Core 200H/U mobil işlemciler yakında karşımıza çıkacak.
Intel Core 200H/U mobil işlemciler yakında karşımıza çıkacak.

Sızdırılan bilgilere göre serinin en güçlü modeli olan Core i9-270H, 14 çekirdek ve 20 iş parçacığına (6 P çekirdeği + 8 E çekirdeği) sahip olacak. Bu, selefiyle aynı çekirdek ve iş parçacığı sayısını koruduğu anlamına geliyor. Ancak yeni nesil işlemci, mevcut 13. Nesil Core-H serisine kıyasla 400 MHz daha yüksek, 5.8 GHz’e kadar boost frekansı sunacak. Yani yeni seride ufak çapta frekans artışları göreceğiz.

Intel Core Ultra 200H işlemcilerin 2025’in ilk çeyreğinde, “Ultra” olmayan modellerin ise daha sonraki bir tarihte piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Helikopter limanları eVTOL araçlarla uyumlu hale geliyor

0

New York City’deki 34. Cadde Helikopter Limanı’nın işletmecisi, helikopter limanını eVTOL (elektrikli dikey iniş kalkış) araçlarını destekleyecek şekilde yükseltmeyi planlıyor. Atlantic Aviation, 2025’in başlarında hizmete girebilecek erken eVTOL araçlarıyla uyum sağlamak için zamanında elektrik şarj istasyonları kurmayı planlıyor. New York City’nin Ekonomik Kalkınma Kurulu ve New York Şehri, Atlantic Aviation ile helikopter limanı operasyonları için beş yıllık imtiyaz anlaşmasını uzattı.

Helikopter limanları eVTOL araç tasarımlarına uygun hale geliyor

Helikopter alanı işletmecisi, kalkış, iniş ve elektrik şarjı dahil olmak üzere elektrikli hava araçlarının (EAV) ihtiyaçlarına göre tesisi uyarlamak için Beta Technologies, Archer Aviation ve Joby Aviation ile birlikte çalışıyor. Atlantic Aviation’ın ticari ve sürdürülebilirlikten sorumlu başkanı John Redcay: “Atlantic Aviation, iş havacılığı sektöründe inovasyon ve sürdürülebilirlik alanında lider konumumuzu korumaya kararlı” dedi.

Doğu 34. Cadde Helikopter Limanı’ndaki varlığımızı sürdürmek ve eVTOL operasyonlarını desteklemek için oradaki altyapıyı genişletmek, topluluk yararına ulaşım çözümlerine olan bağlılığımızla uyumludur ve New York Şehrini sessiz ve sürdürülebilir havacılık operasyonlarını kolaylaştırma yolculuğunda destekleyecek. Geçtiğimiz yılın sonlarında Manhattan’daki Downtown Heliport’ta düzenlenen bir basın toplantısında, New York Şehrinde eVTOL araçları için helikopter limanı altyapısının geliştirilmesi duyuruldu.

Bu etkinlikte, Joby Aviation, New York Şehri üzerinde bir gösteri uçuşu gerçekleştiren araçlarından birini sergiledi ve medya kalabalığının önünde havada asılı kaldı. oby, Federal Havacılık İdaresi (FAA) tarafından onaylandıktan sonra, erken başlatma pazarlarından biri olarak New York’u içeren Delta Air Lines ile bir ortaklığa sahip.

Dört yolcu kapasiteli Joby EAV, hızlı, ardışık uçuşlar için tasarlanmıştır ve tek şarjla 160 kilometreye kadar uçabilir. Joby’nin kurucusu ve CEO’su JoeBen Bevirt, o zamanlar Manhattan’dan JFK Havaalanına seyahatin yedi dakika içinde yapılabileceğini söylemişti. Vermont, Burlington’dan Beta Technologies, New York helikopter pistinde şarj istasyonu kurdu.

Midjourney YZ ile görüntü düzenlemede yeni bir çağ açıyor

Midjourney, kullanıcıların yükledikleri görüntüleri yapay zeka kullanarak düzenlemelerine olanak tanıyan yeni bir web aracını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Gelecek hafta başında sınırlı sayıda kullanıcının erişimine açılacak bu yenilikçi araç, kullanıcıların görüntüler üzerindeki hakimiyetini önemli ölçüde artıracak. Bu sayede, kullanıcılar yükledikleri görsellerdeki nesnelerin renklerinidokularını değiştirebilecek ve görüntülerin ayrıntılarını yeniden çizme gibi gelişmiş işlemler gerçekleştirebilecek. Araç, hem profesyonel tasarımcılar hem de amatör kullanıcılar için yaratıcı süreçleri daha erişilebilir ve güçlü hale getirmeyi hedefliyor.

Sahte görsellerin yayılmasına karşı güçlü tedbirler

Midjourney’nin CEO’su David Holz, bu yeni aracın başlangıçta sınırlı bir kullanıcı kitlesi ile test edileceğini ve moderasyonun hem insanlar hem de gelişmiş yapay zeka moderatörleri tarafından sağlanacağını duyurdu. Bu, özellikle sahte görsellerin oluşturulması ve telif hakkı ihlalleri gibi kötüye kullanımları engellemek adına atılan önemli bir adım. Holz, görüntülerin yapay zeka tarafından üretilen içerikler olduğunu belirtmenin yanı sıra, sahte ürünler ve yanıltıcı içeriklerin yayılmasını önlemek için çeşitli önlemlerin alınacağını vurguladı. Şirket, özellikle siyasi figürler ve hassas konularla ilgili içeriklerin yayılmasını engellemek amacıyla filtreler geliştirdiğini açıkladı.

Son yıllarda yapay zeka ile oluşturulan sahte görsellerde büyük bir artış yaşandı ve bu, dijital içeriklerin güvenilirliği konusunda ciddi endişelere yol açtı. Bu soruna karşılık olarak Midjourney, geçen yıl IPTC Dijital Kaynak Türüstandardını devreye sokarak, üretilen görüntülerin yapay zeka tarafından oluşturulduğunu işaretleme zorunluluğunu getirdi. Ancak, henüz görüntülerin orijinal kaynağını izleme işlevini sağlayan C2PA teknolojisini kullanmıyorlar. Holz, bu alanda da gelecekte daha ileri teknolojilere geçiş yapmayı planladıklarını belirtti.

Kullanıcı deneyimini güçlendiren yenilik

Yeni araç, sadece sahte içeriklerle mücadele etmekle kalmıyor, aynı zamanda yaratıcı süreçlerin sınırlarını genişletiyor. Kullanıcılar, görüntülerdeki detayları değiştirme, görsellerin renk tonlarını ve dokularını yeniden oluşturma gibi işlemleri birkaç tıklamayla yapabilecek. Bu, tasarım süreçlerini hızlandırmanın yanı sıra sanatsal özgürlüğü artırarak dijital dünyada yeni bir çağın kapılarını aralayabilir.

Midjourney’nin yapay zeka ile güçlendirilmiş bu yeni aracı, görsel düzenleme teknolojilerinde önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor. Dijital içeriklerin üretimi ve düzenlenmesinde yapay zeka desteğinin giderek daha büyük bir rol oynadığı bu dönemde, Midjourney’nin sunduğu bu araç, hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılara büyük avantajlar sunacak. Güvenlik ve içerik doğruluğu konusundaki sıkı tedbirlerle birlikte, Midjourney bu yeni aracıyla kullanıcılarına daha güvenliyaratıcı ve esnek bir deneyim sunmayı amaçlıyor.