Türk Telekom, Alaian ağına katıldı!

0

Türk Telekom, telekomünikasyon sektöründeki global iş birliklerini güçlendirmek amacıyla, dünya genelinde 70’ten fazla ülkede faaliyet gösteren dokuz büyük operatörün yer aldığı “Alaian” adlı global ağın bir parçası oldu. Bu katılımla birlikte Alaian ağındaki şirket sayısı 10’a yükselirken, Türk Telekom, sektöre yön veren yenilikçi çözümler geliştirme ve girişimlerin uluslararası düzeyde desteklenmesi konularında önemli bir adım attı.

Alaian, telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren büyük operatörlerin açık inovasyon yoluyla yeni teknolojileri değerlendirmesini ve sektördeki dönüşümü desteklemeyi hedefleyen bir yapı. Türk Telekom’un bu ağa katılmasıyla birlikte, Cellnex, KPN, MTN, NOS, Omantel, Orange, STC, TIM ve Telefonica gibi önde gelen global telekomünikasyon şirketleriyle birlikte ortak projeler geliştirme imkanı doğdu.

Türk Telekom, girişimlerin global arenada taranması, yenilikçi çözümler geliştirilmesi ve sektöre fayda sağlayacak projelere yatırım yapılması gibi konularda Alaian ile iş birliği yapacak.

Türk Telekom Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan, bu gelişmeyi değerlendirirken Türkiye’nin teknoloji üreten ve ihraç eden bir ülke olma vizyonuna katkı sağlama hedeflerini vurguladı.

Özhan, “Alaian’a dahil olan ilk Türk şirketi olarak, yenilikçi çözümler sunan girişimlerin desteklenmesi ve dünya standartlarını belirleyen inovasyonların geliştirilmesi için uluslararası iş birlikleri kuracağız. Bu ağ, girişim ekosistemimizi globale açmak ve yeni teknolojilere erişimi kolaylaştırmak adına önemli bir köprü görevi görecek,” dedi.

Türk Telekom, Alaian ile yaptığı bu iş birliği sayesinde girişimcilik ekosistemini uluslararası düzeyde daha geniş bir ağa yaymayı ve Türkiye’nin dijital dönüşümünde öncü bir rol üstlenecek.

Ayrıca şirket, girişim hızlandırma programı PİLOT ve girişim sermayesi şirketi TT Ventures aracılığıyla geleceğin teknolojilerine yatırım yaparak yenilikçi fikirlerin dünya pazarlarına açılmasına destek olmaya devam ediyor. Şirket ayrıca, ABD Silikon Vadisi’nde kurduğu ofis ile Türk girişimlerinin global arenaya ulaşmasına olanak sağlıyor.

Alaian ağına katılım, Türk Telekom’a global girişimcilik ekosisteminde daha fazla görünürlük ve etki alanı sağlarken, girişimlerin uluslararası düzeyde seçilmesi, değerlendirilmesi ve açık inovasyon projelerinin geliştirilmesi konusunda önemli fırsatlar sunacak. Ağ, periyodik toplantılar aracılığıyla en iyi uygulamaların ve başarılı iş modellerinin paylaşılmasına da olanak tanıyor.

Küresel bilgisayar satış rakamları belli oldu! Büyük sürpriz

0

2024 yılı üçüncü çeyrek resmi bilgisayar satış rakamları açıklandı ve sektörü yakından ilgilendiren bazı önemli sonuçlar ortaya çıktı. Genel olarak baktığımızda, küresel bilgisayar pazarı, 2023’ün aynı dönemine kıyasla hafif bir daralma yaşadı. Geçen yıl 70,5 milyon adet olan toplam satış rakamı, bu yıl 68,8 milyona geriledi. Bu düşüşte, teknoloji devi Apple’ın yaşadığı büyük düşüşün payı yadsınamaz.

Küresel bilgisayar satış rakamları netleşti

Bir önceki yılın aynı döneminde 7 milyon adet bilgisayar satan Apple, bu yıl bu rakamı 5,3 milyona düşürerek %24,2’lik ciddi bir daralma yaşadı. Bu düşüş, Apple’ın marka sıralamasında da gerilemesine neden oldu. Geçtiğimiz yıl dördüncü sırada yer alan şirket, bu yıl yerini Asus’a kaptırdı. %10’luk bir büyüme yakalayan ve 5,5 milyon satış gerçekleştiren Asus’un bu başarısında, uygun fiyatlı ürün gamının ve agresif pazarlama stratejilerinin etkili olduğu düşünülüyor.

Öte yandan sektörün genel liderliği, uzun süredir olduğu gibi yine Lenovo, HP ve Dell arasında paylaşıldı. Bu üç dev marka, güçlü satış rakamlarıyla pazar hakimiyetlerini korumayı başardılar.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, teknoloji dünyasında yeni bir dönem başlatan yapay zeka destekli bilgisayarlar da dikkat çekici bir yükseliş trendi sergilemeye devam ediyor. Yılbaşından bu yana satışlarını ikiye katlayan bu yeni nesil bilgisayarlar, önümüzdeki dönemde pazar dinamiklerini tamamen değiştirebilecek bir potansiyele sahip. Özellikle Microsoft’un geliştirdiği Copilot+ AI gibi yapay zeka destekli işletim sistemleriyle donatılmış dizüstü bilgisayarların, önümüzdeki dönemde satış rakamlarını katlayarak artırması ve bilgisayar kullanım alışkanlıklarında köklü değişimlere yol açması bekleniyor.

Uzmanlar, yapay zeka destekli bilgisayarların yanı sıra Apple’ın yeni nesil M4 işlemcileriyle donatılmış Mac modellerinin de premium bilgisayar pazarında önemli bir hareketlilik yaratacağını öngörüyor. Kullanıcılara yüksek performans ve enerji verimliliği sunan bu üst segment cihazların, önümüzdeki dönemde hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılardan yoğun talep görmesi bekleniyor.

Xiaomi Otomobil üretimini hızlandırıyor!

Teknoloji dünyasında kendini kanıtlamış olan Xiaomi, sürpriz bir hamleyle otomotiv sektörüne adım atarak büyük ilgi topluyor. Şirketin Çin’deki otomobil fabrikasında ikinci faza geçildiği açıklandı. Xiaomi’nin üretim kapasitesini artırmayı hedeflediği bu adım, sadece iki ay gibi kısa bir sürede fabrikadaki çelik iskeletin tamamlanmasıyla dikkat çekiyor. 2025 yılında faaliyete geçmesi planlanan bu genişleme, şirketin gelecekteki üretim hacmini önemli ölçüde yükseltecek.

Xiaomi, Mart 2024’te satışına başladığı ilk elektrikli otomobil modeli SU7 ile sektörde büyük bir talep patlaması yaşadı. Hem tasarımı hem de teknolojik donanımlarıyla dikkat çeken SU7, kısa sürede büyük ilgi gördü. Ancak, bu yüksek talep teslimat sürelerinin uzamasına neden oldu; şu an SU7’nin teslimatı sekiz aya kadar sürebiliyor. Xiaomi’nin fabrikanın ikinci fazını tamamlamaya yönelik bu hamlesi, teslimat sürelerini kısaltmak ve talepleri daha hızlı karşılamak için stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Planlara göre, ikinci faz tamamlandığında fabrika yer üstünde 391.500 m², yer altında ise 8.503 m² kapalı alana sahip olacak. Ayrıca, fabrikanın yüzde 15’i yeşil alan olarak ayrılırken, binden fazla araçlık park yeri de inşa edilecek. Fabrikanın maksimum bina yüksekliği ise 16 metre olarak belirlendi.

Bu genişleme aynı zamanda Xiaomi’nin ikinci elektrikli SUV modeli olan MX11’in piyasaya sürülmesini de hızlandıracak. MX11’in piyasaya çıkış tarihi yaklaştıkça, şirketin otomobil sektöründeki varlığı daha da güçleniyor. Bunun yanında, Xiaomi 1525 beygir gücündeki SU7 Ultra modelini de önümüzdeki yıl piyasaya sürmeyi planlıyor. Bu yeni modelin, şirketin elektrikli araç portföyünü daha da güçlendirmesi bekleniyor.

Xiaomi’nin SU7 modelinin Çin’deki fiyatı yaklaşık 31 bin dolar civarından başlıyor. Çinli teknoloji devi, 2024 yılı için belirlediği 100 bin adetlik satış hedefine ise Kasım ayında ulaşmayı planladığını duyurdu. Bu büyük hedefe ulaşma yolunda Xiaomi, genişlettiği üretim kapasitesiyle rekabetçi fiyatlar sunmaya devam ediyor.

Xiaomi’nin otomotiv dünyasındaki bu hızlı yükselişi, şirketin sadece teknoloji değil, otomotiv sektöründe de ciddi bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini gösteriyor. Fabrikanın ikinci fazının tamamlanmasıyla birlikte, şirketin daha fazla model piyasaya sürmesi ve elektrikli araç pazarında kendine sağlam bir yer edinmesi bekleniyor.

Webrazzi, yenilenen Online: Demo Day canlı yayın serisiyle geri döndü!

0

Webrazzi, girişimcilik dünyasında heyecan uyandıran yeni bir duyuru yaparak yenilenen Webrazzi Online: Demo Day canlı yayın serisinin geri döndüğünü açıkladı. İlk olarak 2017 yılında başlatılan ve girişimcilerin projelerini geniş kitlelere tanıtma fırsatı bulduğu bu seri, yeniden yapılandırılarak 10 Ekim tarihinde canlı yayınlara başladı. Serinin ilk bölümü saat 11.00’de gerçekleşti ve beş girişim sahne alarak projelerini tanıtma şansı yakaladı.

Webrazzi Online: Demo Day canlı yayınları geri döndü!

Arda Kutsal’ın sunumuyla gerçekleşen Webrazzi Online: Demo Day, her iki haftada bir düzenlenecek. Dört farklı girişimin sahne alacağı canlı yayınlarda girişimciler, projelerinin detaylarını beş dakikalık sunumlarla paylaşacak.

Sunumların ardından ise soru-cevap bölümü ile girişimciler, projeleri hakkında daha fazla bilgi sunarak Arda Kutsal’ın sorularını yanıtlayacak. Programın amacı, henüz geniş kitlelere ulaşmamış yenilikçi girişimleri ve projeleri tanıtarak yatırımcılarla buluşturmak ve girişimcilere daha fazla görünürlük sağlamak.

Webrazzi, geçmiş yıllarda elde edilen deneyimlerin ışığında Demo Day formatını geliştirerek daha fazla girişimciye ulaşacak. Yayınlar, Webrazzi ofisinden canlı olarak gerçekleştirilecek ve sürpriz konukların katılımıyla zenginleştirilecek.

Programın yenilikleri arasında farklı dikeylerdeki girişimlere açık olması ve herhangi bir alan kısıtlamasının bulunmaması dikkat çekiyor. Böylece teknoloji, sağlık, finans ve daha birçok alandaki girişimler Webrazzi Online: Demo Day sahnesinde yer alabilecek.

Seriye katılmak isteyen girişimciler için başvuru süreci de başladı. Webrazzi’nin editoryal ekibi başvuruları detaylıca inceleyerek programa katılacak girişimleri seçecek. Seçimlerin ardından canlı yayın tarihleri ve katılımcı girişimlerle ilgili tüm bilgiler kamuoyuyla paylaşılacak.

Tesla’da Robotaksi etkinliği öncesi istifa depremi: 4 üst yönetici görevinden ayrıldı

Tesla, büyük bir merakla beklenen Robotaxi etkinliğine hazırlanırken, şirketten dört üst düzey yöneticinin ayrılması gündeme bomba gibi düştü. Son bir hafta içinde Elon Musk’a doğrudan rapor veren dört yönetici, görevlerinden istifa etti. Bu gelişmeler, Tesla’nın Perşembe günü gerçekleştirmeyi planladığı Robotaxi Günü etkinliği öncesinde dikkat çekici bir sarsıntıya neden oldu.

Tesla’da ayrılık dalgası: 12 yıllık isim veda etti

Tesla’nın üst düzey yöneticilerinin ayrılık haberleri ilk olarak 3 Ekim’deki genel toplantıda duyuruldu. Şirketin Bilgi Teknolojileri Müdürü Nagesh Saldi, yaklaşık 12 yıl süren görevinden ayrıldığını açıkladı. Ayrıca, Tesla’nın Kamu Politikası ve İş Geliştirme Direktörü Jos Dings1 Ekim’de LinkedIn üzerinden şirketten ayrıldığını duyurdu. Dings, kariyerine bir süre ara vereceğini belirtti.

C

6 Ekim’de küresel araç otomasyonu ve güvenlik politikaları lideri Marc Van Impe de LinkedIn’den ayrılığını açıkladı ve SpaceX’te danışman olarak devam edeceğini duyurdu. Van Impe ve Dings, Nisan ayında Tesla’dan ayrılan Kamu Politikası ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Rohan Patel‘e bağlı çalışıyordu.

Tesla’da yaprak dökümü: eski program yöneticileri de gidiyor

Yalnızca birkaç gün sonra, Tesla’nın eski Model S ve Model X program yöneticisi David Zhang4 Ekim’deLinkedIn’de şirketten ayrıldığını açıkladı. Zhang’ın profiline göre, Tesla’dan Temmuz ayında ayrıldığı, ancak bu ayrılıkla ilgili daha önce bir açıklamada bulunmadığı görüldü. Ayrıca, Tesla’nın eski Araç Programları Başkanı Daniel Ho da 29 Eylül’de Tesla’dan ayrıldığını ve Google’ın otonom araç girişimi Waymo’ya katıldığını duyurdu.

Ho’nun ayrılığı aslında Nisan ayında Elon Musk tarafından duyurulmuştu. Bu dönemde Musk, Tesla’daki çalışan sayısını yüzde 10 azaltma planını açıklamıştı. Nisan ayında, Tesla’nın güç aktarma ve elektrik mühendisliği kıdemli başkan yardımcısı Drew Baglino ve Supercharging kıdemli direktörü Rebecca Tinucci de şirketten ayrılan isimler arasında yer almıştı.

Son bir yılda 8 üst yönetici gitti

Tesla’daki üst yönetim kadrosu, son bir yıl içinde sekiz kritik ismi kaybetti. Elon Musk’ın doğrudan rapor aldığı bu isimlerin ayrılması, şirketin üst düzey kadrosunda büyük değişimlere yol açtı. CNBC-e’nin haberine göre, Musk şu anda 30’dan fazla doğrudan raporu denetliyor.

Tesla’dan yapılan açıklamalarda, bu üst düzey ayrılıklara ilişkin resmi bir yorum yapılmadı. Ayrılan dört yönetici de konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçındı.

Musk’ın liderlik tarzı ve iç huzursuzluk

Eski çalışanlar, bu ayrılıkların Tesla’daki değişken yapının bir parçası olduğunu belirtiyor. Bir eski yönetici, “Her birkaç yılda bir Elon gelir ve personel sayısını azaltır ya da yeniden yapılanma olur. Bu, her şeyi baştan inşa etmeniz gerektiği anlamına gelir,” dedi. Çalışanlar, Musk’ın bu hızlı temposuna ayak uydurmanın zorlaştığını ve tükenmişlik hissininyaygınlaştığını ifade ediyor.

Özellikle Musk’ın 2022 yılında Twitter’ı satın alması, Tesla içinde huzursuzluğa neden oldu. Şirket içindeki bazı çalışanlar, Musk’ın bu satın almayla dikkatini dağıttığını ve Tesla’nın vizyonundan uzaklaştığını düşünüyor.

Microsoft Azure, yapay zeka devrimini hızlandırıyor

Microsoft’un bulut platformu Azure, yapay zeka (AI) sektöründe merakla beklenen Nvidia’nın Blackwell tabanlı yapay zeka GPU’larını kullanmaya başladı. Şirket, Nvidia’nın en yeni Blackwell GB200 işlemcilerini sunucularında kullanarak, bu alandaki teknolojik gücünü bir adım ileri taşıdı. Microsoft Azure, bu güçlü donanımı entegre eden ilk bulut hizmet sağlayıcısı olduğunu açıkladı.

Yeni nesil yapay zeka çipleri ile daha güçlü modeller

Microsoft tarafından yapılan duyuruda, Nvidia’nın GB200 çiplerini kullanan yapay zeka sunucularının devreye alındığı ve bu sunucuların gelişmiş sıvı soğutma sistemi ile donatıldığı belirtildi. GB200 çipi, iki Blackwell B200 GPUve bir Grace CPU’dan oluşan süper çip olarak tanımlanıyor. Her bir GPU, 192 GB HBM3E belleğe sahipken, CPU ise 512 GB LPDDR5 belleğe erişiyor. Bu, toplamda 896 GB birleşik bellek kapasitesi anlamına geliyor ve bileşenler NVLINK ile birbirine bağlanarak yüksek hızlı veri aktarımı sağlıyor.

Nvidia’nın yeni B200 GPU’ları, bir önceki nesil H100 işlemcilerine göre 2.5 kat daha yüksek FP8 ve INT8 performansı sunuyor. 4.500 TFLOPS/TOPS seviyesine ulaşan bu çipler, büyük dil modellerinin (LLM) daha hızlı ve verimli bir şekilde eğitilmesine olanak tanıyor. Ayrıca, FP4 veri formatında 9 PFLOPS işlem gücüyle dikkat çekiyor. Bu gelişmiş donanım, Microsoft’un yapay zeka alanındaki projelerini ve özellikle OpenAI tarafından geliştirilen ChatGPT modellerini destekleyecek.

Sıvı soğutma ile yüksek performans

GB200 tabanlı NVL72 sunucuları, yüksek performanslı yapay zeka işlemleri sırasında yaklaşık 120 kW enerji tüketiyor. Bu nedenle Microsoft, bu sunucularında gelişmiş bir sıvı soğutma sistemi kullanarak performans kaybı olmadan ısı yönetimini sağlıyor. Görsellere bakıldığında, NVL72 platformunun üçte ikisinin soğutma sistemine ayrıldığı görülüyor. Bu soğutma altyapısı, yapay zeka eğitimi sırasında enerji ve performans optimizasyonunumümkün kılıyor.

Ticari kullanım 2024 yılında

Nvidia’nın Blackwell tabanlı bu sunucularının ticari kullanıma sunulması 2024 yılının sonu veya 2025’in başında gerçekleşecek. Microsoft18-22 Kasım 2024 tarihlerinde düzenleyeceği Ignite konferansında daha fazla detay paylaşmayı planlıyor. Bu adım, Microsoft’un OpenAI ve Copilot projelerini daha da ileriye taşıyacak.

Nvidia’nın Blackwell tabanlı yapay zeka GPU’larının Microsoft Azure’da kullanıma girmesi, yapay zeka dünyasında büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu güçlü donanım, yapay zeka eğitim süreçlerini hızlandıracak ve daha karmaşık modellerin geliştirilmesine olanak tanıyacak.Microsoft Azure, Yapay Zeka Devrimini Hızlandırıyor

ABD’de Google’a karşı açılan antitröst davasında geri sayım başladı

ABD Federal Mahkemesi Yargıcı Amit P. Mehta’nın, Google‘ın arama motoru pazarındaki tekelleşme stratejilerini yasadışı olarak nitelendirmesinin ardından Adalet Bakanlığı (DOJ), ABD’de Google’a karşı teknoloji devine yönelik önerilerini mahkemeye sundu. DOJ, Google’ın Chrome, Play Store ve Android gibi ürünlerinin, arama motoruna haksız avantaj sağlamasıiçin kullanılmasını engelleyecek çeşitli davranışsal ve yapısal çözümler önerdi.

DOJ’un Google’a yönelik önerileri

DOJ’un önerileri arasında, Google’ın yapay zeka tabanlı arama sonuçlarında üçüncü taraf içeriklerini kullanmasına yönelik sınırlamalar getirilmesi öne çıkıyor. Ayrıca, DOJ, ABD’de Google ve onun varsayılan arama motoru anlaşmalarına da kısıtlamalar getirilmesini istiyor. Özellikle 2022 yılında Apple ile Safari tarayıcısında varsayılan arama motoru olmak için Google’ın ödediği 20 milyar dolar gündeme taşınmış durumda. DOJ, bu tür anlaşmaların, daha küçük oyuncuların ana dağıtım kanallarına erişimini engellediğini savunuyor. Bu özellikle, ABD’de Google’ın piyasadaki hakimiyetini azaltmak amacıyla önemlidir.

Google’dan sert tepki

ABD’de Google’a karşı açılan davalara ilişkin olarak, Google, DOJ’un önerilerine sert bir dille karşı çıktı. Şirketin düzenleyici işlerden sorumlu başkan yardımcısı Lee-Anne Mulholland, DOJ’un önerilerinin hem tüketicilere hem de işletmelere zarar vereceğini ifade etti. Mulholland, Chrome veya Android’in ayrılmasının bu platformların işleyişini bozacağını ve güvenlik sorunlarına yol açacağını belirtti. Özellikle Play Protect ve Chrome’un Güvenli Tarama gibi güvenlik özelliklerinin Google hizmetlerine bağlıolduğunu vurgulayan Mulholland, bu hizmetlerin ayrılmasının kullanıcı cihazlarını tehdit altında bırakabileceğinisavundu.

ABD’de Google ayrılmasının, ayrıca arama motoru verilerinin rakiplerle paylaşılmasınınkullanıcı gizliliği ve güvenliği açısından ciddi riskler oluşturacağını belirtiyor. Şirket, bu verilerin şu anda korunduğunu, ancak üçüncü tarafların erişim sağlamasıdurumunda kötüye kullanım ihtimallerinin doğabileceğini ifade etti. DOJ’un, Samsung ve Apple gibi büyük şirketlerle yapılan varsayılan arama motoru anlaşmalarına yönelik kısıtlamalarının ise kullanıcı deneyimini zorlaştıracağı ve cihaz fiyatlarını artırabileceği öngörülüyor. ABD’de Google’a karşı yapılan tartışmalarda, varsayılan arama motoru olarak kalmasının sonuçları çok tartışılıyor.

Google, DOJ’un önerilerine yönelik detaylı yanıtını gelecek yıl mahkemeye sunacağını duyurdu. Bu nedenle, ABD’de Google ile DOJ arasında süregelen hukuki savaşın, birkaç yıl daha devam edebileceği tahmin ediliyor.

Avrupa’da Ay’a yolculuk başladı!

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Alman Havacılık ve Uzay Merkezi, Ay yüzeyinin zorlu koşullarını simüle eden bir eğitim alanı olan LUNA (Lunar Analog) tesisini kurdu. Almanya’nın Köln kentindeki Avrupa Astronot Merkezi‘nde yer alan LUNA, astronotlara Ay’da karşılaşacakları ortamı deneyimleme imkânı sunuyor. Avrupa’da Ay’a yönelik bu hazırlıklar, insanlığı yeni ufuklara taşımak için önemlidir.

Ay’ın Zorlu yüzey koşullarının simülasyonu

LUNA tesisinde, volkanik toprak ve kayalardan elde edilen 900 ton regolit (yapay ay toprağı), yaklaşık 700 metrekarebüyüklüğünde bir alana yayılmış durumda. Bu yapay toprak, Ay yüzeyindeki tozlu ortamı taklit ediyor ve astronotların örnek toplamakrater keşfi gibi Ay görevlerinde ihtiyaç duyacakları yetkinlikleri kazanmalarını sağlıyor. Bu eğitim, Avrupa’da Ay’a yönelik çalışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

LUNA Tesis Mühendisi ve Ay Stratejisi Lideri Juergen Schlutz, bu projeyle Ay’ın yüzeyindeki tozlu ve düşük yerçekimli ortamın birebir simüle edilebildiğini vurguladı. Tesis, hareketli tavana monteli araçlar sayesinde, düşük yerçekimi koşullarında astronotların veya gezici araçların hareketlerini de gerçekçi bir şekilde taklit ediyor. ESA astronotu Alexander Gerst, bu tesisin “Ay yüzeyiay tozukayalar ve ışığı” başarılı bir şekilde simüle ettiğini belirtiyor.

Gerçekçi eğitim deneyimi sunan LUNA ttesisi

LUNA’daki volkanik toprak, İtalya’nın Etna Yanardağı, Almanya’nın Eifel bölgesi ve Norveç’ten getirilen malzemelerle hazırlanıyor. Bu malzemeler, Ay’ın yüzeyine olabildiğince yakın özelliklere sahip olacak şekilde işleniyor. Ayrıca, tesisin aydınlatması gerçek bir Ay görevi sırasında astronotların görüşünü engelleyecek olan güneş ışığını taklit edecek şekilde ayarlanmış. Uzay giysilerine bağlı kablolar, astronotların yürüyüş ve zıplama hareketlerine direnç oluşturarak, düşük yerçekimli bir ortamın etkisini artırıyor.

Alman astronot Matthias Maurer ve Fransız astronot Thomas Pesquet, burada gelecekteki Ay görevlerine yönelik eğitimler alarak, Ay yüzeyinde örnek toplama ve krater keşfi yapma gibi önemli beceriler kazanıyorlar. Avrupa’da Ay’a gitmeye hazırlanan astronotlar bu merkezde detaylı eğitim alıyor.

Ay’da kolonileşmeye giden yolda bir adım

ESA, yıllardır bu özel yapay ay regoliti üzerinde deneyler yapıyor ve bu malzeme, gelecekteki ay kolonilerinde inşaat malzemesi olarak kullanılmak üzere araştırılıyor. EAC-1 adı verilen yapay regolit, Almanya’nın Eifel bölgesindekivolkanik tozlardan üretiliyor. Bu malzemenin, Ay yüzeyinde “ay tuğlaları” üretmek gibi kolonileşmeye yönelik projelerde kullanılması hedefleniyor.

ESA’nın LUNA tesisi, astronotlara Ay’da karşılaşacakları benzersiz koşullara hazırlanma imkânı sunarken, aynı zamanda insanlığın Ay yüzeyinde kolonileşme hayalini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştırıyor. Avrupa’da Ay’a gidiş yolundaki bu adımlar, büyük önem taşıyor.

YouTube’un bu yeniliği, mobil kullanıcıları üzebilir!

0

YouTube, mobil kullanıcıları için reklamları atlamayı biraz daha zorlaştıran yeni bir arayüz değişikliği test ediyor. Daha önce, mobil uygulamada bir reklamı ne zaman atlayabileceğinizi gösteren belirgin bir geri sayım zamanlayıcısı bulunuyordu. Ancak yeni güncellemeyle bu görünür zamanlayıcı kaldırılarak yerine gri renkli bir atlama düğmesi getirildi. Ancak bu düğme, reklamın belirli bir bölümünü izlemeden aktif olmuyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

YouTube’un bu yeniliği, mobil kullanıcıları üzecek mi?

Görünüşe göre YouTube, bu değişiklikle kullanıcıların dikkatini ne zaman atlayabileceklerine değil, reklamın içeriğine yönlendirmeyi hedefliyor. Bu hamle, ilk bakışta kullanıcıların reklamın atlanamaz olduğunu düşünmelerine neden olabilecek bir tasarım taktiği gibi görünüyor. Ancak kullanıcılar, bir reklamın atlanabilir hale gelip gelmediğini ekranın alt kısmındaki sarı arama çubuğunu izleyerek anlayabilirler.

YouTube'un bu yeniliği, mobil kullanıcıları üzecek mi?
YouTube’un bu yeniliği, mobil kullanıcıları gerçekten üzecek mi?

Şu an için bu değişiklikler yalnızca belirli bir kullanıcı grubunda test ediliyor ve YouTube tarafından resmi olarak duyurulmadı. Dolayısıyla, özelliğin ne zaman tüm kullanıcılara sunulacağı veya kullanıcı geri bildirimlerine bağlı olarak değiştirilip değiştirilmeyeceği ise henüz belirsiz.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce YouTube’u ne kadar sıklıkta ziyaret ediyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Hayat Pay ile finansal teknolojide yeni dönem

0

Türkiye’nin ilk dijital bankası olan Hayat Finans, kuruluşunun birinci yılını geride bırakırken önemli bir adım daha atarak dijital cüzdan uygulaması Hayat Pay’i kullanıcılarına sundu. Yenilikçi hibrit iş modeliyle dikkat çeken Hayat Pay, dijital sadakat platformu ile mobil cüzdan uygulamasını tek bir çatı altında buluşturuyor.

Dijital cüzdan uygulaması: Hayat Pay

Hayat Holding’in bir yatırımı olan Hayat Finans ve iştiraki Hayat Fintek iş birliğiyle hayata geçirilen Hayat Pay, dijital ödeme çözümleri ile avantajlı alışveriş deneyimini birleştiriyor. Platform, kullanıcıların günlük ödeme ve harcamalarını kolaylaştırmayı, bunun yanı sıra kazanç sağlayan avantajlar sunmayı amaçlıyor. Alışverişler sırasında temel ödeme hizmetlerini çeşitli ödül ve sadakat programlarıyla entegre ederek sektörde fark yaratmayı hedefliyor.

Hayat Pay’in lansmanında konuşan Hayat Finans Genel Müdürü Galip Karagöz, bu yeniliğin finansal teknolojilere getirdiği dönüşüme dikkat çekti. Karagöz, “Türkiye’nin ilk dijital bankası olarak sektöre yön veren bir dijital cüzdanı hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Hayat Pay, dijital sadakat platformları ile mobil cüzdan uygulamalarını bir araya getiren hibrit iş modeli sayesinde, finansal hizmetlerde yeni bir çağın başlangıcını simgeliyor” dedi. Ayrıca, bu yeniliğin Hayat Holding ve Hayat Finans’ın güçlerini birleştirerek finans sektöründe öncü bir adım attığını belirtti.

Hayat Fintek Genel Müdürü Doğan Tanrıseven ise uygulamanın geliştirilmesi sırasında müşteri deneyiminin ön planda tutulduğunu vurguladı. “Hayat Pay, her yerde geçerli olan mobil cüzdan fonksiyonu ile avantajlı alışverişi kolaylaştırıp hızlandırıyor. Amacımız, herkesin finansal fayda ve yenilikçi hizmetlere anında erişebileceği bir ekosistem oluşturmaktır” şeklinde konuştu. Tanrıseven ayrıca, kullanıcıların hayatın doğal akışında alışveriş yaparken finansal avantajlardan faydalanmalarını sağlamayı hedeflediklerini ifade etti.

Hayat Pay, kullanıcılarına sunduğu çeşitli avantajlar ve ödül programlarıyla dikkat çekiyor. Platform, günlük harcamaları kolaylaştırırken aynı zamanda kullanıcıların kazanç sağlamasına olanak tanıyor. Uygulamanın genişletilmiş ödeme seçenekleri ve ortak markalarla yapılan iş birlikleri sayesinde kullanıcılar her yerde ödeme yapabilecek ve çeşitli sadakat avantajlarından faydalanabilecekler.

BM raporu, artan siber suçlara dikkat çekiyor!

0

Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan yeni bir rapor, siber suç örgütlerinin 2023 yılında yaklaşık 37 milyar dolarlık devasa bir gelir elde ettiğini ortaya koyuyor. Bu durum, kolluk kuvvetlerinin artan çabalarına rağmen, özellikle Güneydoğu Asya’da siber suçun korkutucu yükselişini gözler önüne seriyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde Mekong bölgesinde yasadışı siber aktivitelerde büyük bir patlama yaşandı. Myanmar, Kamboçya ve Laos gibi ülkeler, romantik dolandırıcılıklardan kripto para sahtekarlıklarına ve yasadışı kumar operasyonlarına kadar çeşitli suç faaliyetleri yürüten siber suç örgütleri için yeni merkezler haline geldi.

BM raporu, artan siber suçlara dikkat çekti

Endişe verici bir şekilde, bu örgütler sadece yenilikçi dolandırıcılık yöntemleri geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda operasyonlarını güçlendirmek için ileri teknolojileri de benimsiyor. Kötü amaçlı yazılımlar, deepfake’ler ve yapay zeka destekli araçlar, bu grupların taktiklerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Üstelik, kara para aklama faaliyetlerini kolaylaştırmak için yeni yeraltı pazarları ve kripto para çözümleri oluşturuyorlar.

BM raporu, artan siber suçlara dikkat çekti.
BM raporu, artan siber suçlara dikkat çekti.

Raporda, bölgedeki yasadışı ekonominin yarattığı muazzam servetin, kara para aklama faaliyetlerinde daha sofistike ve karmaşık yöntemlerin ortaya çıkmasına yol açtığı vurgulanıyor. Bu durum, Güneydoğu Asya’daki suç gruplarının küresel kara para aklama ağlarında önemli oyuncular olarak konumlanmasına neden oluyor.

Bu suç merkezlerinde çalıştırılmak üzere yüz binlerce insanın kandırılarak veya zorla götürüldüğü tahmin ediliyor. Oteller, kumarhaneler ve özel ekonomik bölgeler gibi yapılar, bu karanlık sektör için paravan görevi görüyor ve mevcut yönetimsel zaafları daha da derinleştiriyor. 2023 yılında, Doğu ve Güneydoğu Asya’daki bireylere yönelik bu siber dolandırıcılıkların 18 milyar ila 37 milyar dolar arasında şaşırtıcı bir mali kayba yol açtığı tahmin ediliyor. Örneğin Singapur, finans profesyonellerini hedef alan ilk ceza davasını açtı ve ülkenin tarihindeki en büyük kara para aklama soruşturmalarından birini başlatarak 2,3 milyar doları aşan bir meblağın izini sürdü.

Elektrikli tekne, 600 km uzaktan kontrol edildi! Peki nasıl?

0

Otonom deniz taşımacılığında çığır açan bir gelişme yaşandı. İsveç’te, daha önce ticari olarak yolcu taşımacılığında kullanılan bir elektrikli tekne, ilk kez 600 km uzaktan başarıyla kontrol edildi. Bu başarı, otonom teknolojilerinin denizcilik sektöründe ne kadar ileri gidebileceğinin önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Elektrikli tekne, tam 600 km uzaktan kullanıldı

MF Estelle adı verilen 12 metre uzunluğundaki elektrikli katamaran, Norveçli Brødrene Aa şirketi tarafından üretildi ve 25 yolcu taşıma kapasitesine sahip. Tekne, 4 adet elektrikli motorla donatıldı ve 188 kWh kapasiteli bir batarya paketi sayesinde 11 km/sa hızla 15 saate kadar kesintisiz çalışabiliyor.

Elektrikli tekne, tam 600 km uzaktan kullanıldı.

MF Estelle’i diğer teknelerden ayıran en önemli özellik ise sahip olduğu gelişmiş otonom sürüş sistemi. Zeabuz isimli bir Norveçli teknoloji şirketi tarafından geliştirilen bu sistem; radar, lidar, kameralar, ultrasonik sensörler ve GPS gibi çok sayıda sensörden gelen verileri bir araya getirerek teknenin çevresini 360 derecelik olarak algılamasını sağlıyor. Bu verileri yapay zeka algoritmalarıyla işleyen sistem, teknenin güvenli bir şekilde rota takibi yapmasını, engellerden kaçınmasını ve hedefine ulaşmasını mümkün kılıyor.

Test sürüşü sırasında, MF Estelle 600 km uzaklıktaki Trondheim şehrindeki bir kontrol merkezinden yönetildi. Kontrol merkezindeki operatörler, teknenin kameralarından aldıkları canlı görüntüler ve sensör verileri sayesinde teknenin durumunu gerçek zamanlı olarak takip edebildiler. Test sürüşü boyunca herhangi bir müdahaleye gerek kalmadı ve MF Estelle, Stockholm’ün Kungsholmen adasından Södermalm bölgesine kadar olan rotayı sorunsuz bir şekilde tamamladı.

Bu başarılı test sürüşü, otonom deniz taşımacılığının geleceği açısından büyük bir umut vaat ediyor. Otonom teknolojilerinin denizcilik sektörüne entegre edilmesiyle birlikte daha güvenli, verimli ve çevre dostu bir deniz taşımacılığı mümkün olabilir. İlerleyen yıllarda otonom gemilerin yük ve yolcu taşımacılığında daha aktif rol alması bekleniyor.

Foxconn’un yeni elektrikli aracında entegre iPad ve iPhone olacak!

0

Dünyaca ünlü teknoloji devi Foxconn, elektronik cihaz üretiminden elde ettiği deneyimi otomotiv sektörüne taşıyor. iPhone gibi ikonik cihazların üreticisi olan şirket, %100 elektrikli yeni MPV modeli Model D ile dikkatleri üzerine çekiyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Foxconn’un yeni elektrikli aracında entegre iPad ve iPhone mevcut

Pininfarina tarafından tasarlanan Model D, sadece şık dış tasarımıyla değil, aynı zamanda teknolojik özellikleriyle de öne çıkıyor. Geniş iç mekanıyla 7 kişiye kadar konforlu bir seyahat imkanı sunan Model D, ZF Chassis Modules tarafından geliştirilen bir platform üzerine inşa edilmiş ve güçlü bir elektrikli aktarma organına sahip.

Foxconn'un yeni elektrikli aracında entegre iPad ve iPhone mevcut.
Foxconn’un yeni elektrikli aracında entegre iPad ve iPhone mevcut.

Ancak Model D’yi diğer elektrikli araçlardan ayıran en önemli özelliği, Foxconn’un teknoloji birikimini yansıtan iç mekan tasarımı. Minimalist bir tasarım yaklaşımının benimsendiği iç mekanda neredeyse hiçbir fiziksel düğme bulunmuyor. Bunun yerine, araç içi eğlence ve kontrol sistemleri, entegre edilmiş iPad ve iPhone’lar aracılığıyla yönetiliyor. Bu sayede sürücü ve yolcular, alışkın oldukları kullanıcı arayüzü ve uygulamalarla kesintisiz bir dijital deneyim yaşayabiliyor.

Foxconn’un Model D’yi doğrudan piyasaya sürmesi beklenmiyor. Şirket, daha çok araç geliştirip bunları diğer üreticilere lisanslama modeliyle hareket etmeyi planlıyor. Bu nedenle, Model D’nin tasarım öğelerini ve teknolojilerini taşıyan araçları gelecekte farklı markaların ürün gamında görmemiz mümkün olacak.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

SSD’lerin depolama kapasitesi 4 katına çıkabilir!

0

Hard disklerin tahtını ele geçiren SSD’ler, kapasitelerini artırmaya ve daha uygun fiyatlarla karşımıza çıkmaya devam ediyor. Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE), bu eğilimin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini ve 2029 yılına gelindiğinde SSD depolama kapasitelerinin en az 4 katına çıkacağını öngörüyor.

SSD’lerin depolama kapasitesi 4 katına mı çıkacak?

SSD’lerdeki bu hızlı gelişimin temelinde 3D NAND bellek teknolojisindeki ilerlemeler yatıyor. 3D NAND belleklerde, katman sayısı her geçen yıl artmaya devam ediyor. Bu da aynı fiziksel alana daha fazla veri sığdırılabilmesi anlamına geliyor.

SSD'lerin depolama kapasitesi 4 katına mı çıkacak?
SSD’lerin depolama kapasitesi 4 katına mı çıkacak?

Kapasite artışındaki bir diğer etken ise NAND bellek hücreleri başına depolanan bit sayısının artması. İlk SSD’lerde SLC (tek seviyeli hücre) teknolojisi kullanılıyordu ve bu hücrelere sadece 1 bit veri kaydedilebiliyordu. Daha sonra MLC (2 bit), TLC (3 bit) ve son olarak da QLC (4 bit) hücrelerin geliştirilmesiyle veri yoğunluğu artarken maliyetler de düşmeye başladı.

IEEE’nin yol haritasına göre 2023 yılında 1 TB kapasiteli TLC bellekler standart iken, 2027 yılında 2 ve 4 TB’lık TLC+ bellekler standart hale gelecek. 2029 yılına gelindiğinde ise 4 ve 8 TB kapasiteli NAND belleklerin yaygınlaşması bekleniyor.

Günümüzde 2 TB kapasiteli SSD’ler yaygın olarak kullanılıyor. Yani önümüzdeki 5 yıl içerisinde SSD kapasitelerinin 4 katına çıkması ve 4-8 TB’lık SSD’lerin yeni standart haline gelmesi bekleniyor.

3D NAND bellek teknolojisi de hızla gelişmeye devam ediyor. Günümüzde 200-300 aralığında değişen katman sayısının, 2027 yılında 500’ün üzerine, hatta Samsung ve SK Hynix gibi önde gelen üreticilerin hedeflerine ulaşması halinde 1.000’in üzerine çıkması bekleniyor. Ayrıca ileriye dönük olarak PLC (hücre başına 5 bit) içeren yongaların da geliştirilmesi gündemde.

Sonuç olarak, bilgisayarlardan telefonlara kadar birçok elektronik cihazda kullanılan SSD’ler, kapasitelerini ve performanslarını artırmaya devam edecek ve gelecekte de veri depolama alanında önemli bir rol oynamaya devam edecekler.

Intel Core Ultra 5 235 görücüye çıktı! İşte özellikleri

0

Intel, yeni nesil işlemcileri olan Arrow Lake-S serisini ve bu işlemcilerle uyumlu 800 serisi anakartları yakında piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Yeni serinin merakla beklenen üyelerinden Core i5-14500 modelinin yerini alacak olan Core Ultra 5 235 modeli de sonunda görücüye çıktı. Sızdırılan bilgilere göre bu yeni işlemci, 6 adet performans odaklı Lion Cove çekirdeği ve 8 adet verimlilik odaklı Skymont çekirdeği ile gelecek. Bu noktada, serinin en güçlü modeli olan Core Ultra 9 285K’nın 8 performans ve 16 verimlilik çekirdeği sunduğunu hatırlatmakta fayda var. Yeni Core Ultra 5 235, 4.9-5.0GHz saat hızına ulaşabiliyor ve 65W güç tüketiyor.

Intel Core Ultra 5 235 gün yüzüne çıktı

Yapılan Geekbench 6 testlerine göre, Core Ultra 5 235, tek çekirdek performansında 2.634 puan, çoklu çekirdek performansında ise 13.293 puan elde ediyor. Bu sonuçlar, Core i5-14500 modeline kıyasla tek çekirdekte %3’lük bir performans artışını gösteriyor. Çoklu çekirdek performansındaysa iki model arasında önemli bir fark bulunmuyor. Ancak, yeni işlemcinin Hyperthreading özelliğini desteklemediğini belirtmek önemli. Bu nedenle, Core Ultra 5 235’in performans alanında devrim niteliğinde bir gelişme sunmayacağını söyleyebiliriz.

Intel Core Ultra 5 235 gün yüzüne çıktı.
Intel Core Ultra 5 235 gün yüzüne çıktı.

Beklentilere göre Intel, Arrow Lake-S işlemcilerini önümüzdeki hafta tanıtacak. Ancak bu ilk etapta sadece K serisi modellerle sınırlı kalacak. Hız aşırtma özelliği sunmayan K’sız modellerin ise 2025’in başlarında düzenlenecek CES fuarında tanıtılması bekleniyor. Arrow Lake işlemciler hakkında şu ana kadar epey bilgi sahibi olduk.

Bu yeni işlemciler, Lunar Lake serisi gibi Lion Cove P-çekirdekleri ve Skymont E-çekirdeklerini bir arada kullanacak. Ancak, Arrow Lake işlemcileri, yapay zeka odaklı NPU birimi de dahil olmak üzere, mobil cihazlarda gördüğümüz üst düzey performansa odaklanacak. Intel’in yeni işlemci serisiyle AMD’nin Ryzen 9000 serisine rakip olması bekleniyor.

Ubisoft satışa mı çıkıyor? Tencent Games gündemde!

Oyun dünyasının dev isimlerinden Ubisoft, son dönemde finansal sorunlarla gündemde. Öyle ki, Ubisoft satışa hazırlanıyor olabilir. Özellikle düşen hisseleri ve büyük yatırımlar yaptığı son oyunlarından istediği verimi alamayan Fransa merkezli stüdyo, bir türlü belini doğrultamadı. Hatta son günlerde ortaya çıkan bazı raporlar, şirketin Tencent Games’e satılabileceğini öne sürdü. Ubisoft satışa gerçekten mi hazırlanıyor? Peki, bu iddialar ne kadar gerçek?

Ubisoft, Tencent Games’e satılacak mı?

UbisoftTencent Games ile ilgili iddialara kapalı bir şekilde yanıt verdi. Şirket, hali hazırda yaklaşık %10’luk bir hisseye sahip olan Çinli şirketle bir satış anlaşması yapılıp yapılmayacağını doğrulamasa da, “Paydaşlarının çıkarları doğrultusunda tüm stratejik seçeneklerini düzenli olarak gözden geçiriyoruz ve uygun olduğunda piyasayı bilgilendireceğiz” şeklinde bir açıklama yaptı. Bu açıklama, satışa yönelik ciddi bir hazırlık yapıldığına işaret ediyor.

Bu açıklama, oyun dünyasında fazla şaşkınlık yaratmadı. Zira daha önce Tencent Games ve Ubisoft’u kuran Guillemot ailesinin, şirketin %49,9’luk hissesine sahip olduğu biliniyor. Aile, stüdyoyu istikrara kavuşturmanın yollarını araştırmaya başladığına yönelik raporlar ortaya çıkmış durumda. Bu da, Ubisoft satışa yönelik sürecin bir parçası olarak görülebilir.

Son gelişmeler

Son gelişmeler doğrultusunda, Ubisoft satışa hazırlanıyor olabilir. Ubisoft’a darbeyi vuran son olaylar arasında Assassin’s Creed Shadows’un çıkışının ertelenmesi ve büyük umutlarla piyasaya sürülen Star Wars Outlaws’un satış beklentilerinin altında kalması yer alıyor. Bu gelişmeler, şirketin hisselerinin geçtiğimiz ay %19 değer kaybetmesine yol açtı. Ubisoft’un böyle bir durumda satışa yönelmesi beklenebilir.

Henüz resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, ilerleyen dönemlerde geleceği belirtilen bir satın alma duyurusu oyun dünyasında büyük yankı uyandırabilir. Ubisoft satışa yönelik adımlar atıyor olabilir.

Google dökümanlar’a yeni sekmeler özelliği geldi!

Google, son dönemde geliştirdiği yenilikçi çözümlerle kullanıcı deneyimini iyileştirmeye devam ediyor. Nisan ayında duyurulan ve şimdi yavaş yavaş tüm kullanıcılarla buluşmaya başlayan ‘Sekmeler’ (Tabs) özelliği, Google Dökümanlar’ı daha düzenli ve verimli hale getirmeyi hedefliyor.

Uzun belgelerde düzen sağlanacak

Yeni Sekmeler özelliği, özellikle uzun belgelerle çalışırken bilgiye erişimi kolaylaştırmayı amaçlıyor. Bu özellik sayesinde kullanıcılar, belgeler içinde sekmeler oluşturarak içeriği farklı kategorilere ayırabilecek ve böylece belirli bir bilgiye hızla ulaşabilecekler. Google Workspace ekibi, özellik hakkında yaptığı açıklamada, “Sekmeler, içerik oluştururken hem kullanıcılara hem de okuyuculara büyük kolaylık sağlayacak. Artık belgelerde gezinti yapmak ve ilgilenilen bölümlere ulaşmak daha pratik olacak” ifadelerini kullandı.

Sekmelere kolay erişim

Google Dökümanlar’ın masaüstü web sürümünde, belgelerin sol üst köşesindeki madde işaret simgesine tıklayarak Sekmeler özelliğine erişilebiliyor. Bu simge, eskiden ‘belge taslağını göster’ olarak biliniyordu; şimdi ise ‘Sekmeleri ve taslağı göster’ olarak güncellenmiş durumda. Kullanıcılar bu simgeyi kullanarak belgelerinde birden fazla sekme oluşturabilir ve hatta alt sekmelere ayrılmış kapsamlı bir yapı kurabilirler. Örneğin, bir bütçe dokümanında ‘yemek’ ve ‘seyahat’ gibi alt başlıklara sahip sekmeler oluşturmak mümkün olacak.

Düzenleme yetkisi belirli kullanıcılarda olacak

Sekmeler özelliği, yalnızca belgede düzenleme yetkisine sahip olan kullanıcılar tarafından yönetilebilecek. Diğer kullanıcılar ise sekmeler arasında gezinebilir ve öneri modunda düzenlemeleri görebilirler; ancak sekmeleri değiştirme yetkileri olmayacak.

Google’ın bu yeni özelliğiyle Google Dökümanlar’ın kullanım oranlarını artırması ve kullanıcıların verimliliğini desteklemesi bekleniyor.

General Catalyst, 1 milyar dolarlık fon hedefliyor!

Girişim ekosisteminde halka arzların ve şirket birleşmelerinin azalmasıyla birlikte, yatırım fonları yeni stratejiler geliştirmeye başladı. Teknoloji odaklı girişimlere yaptığı yatırımlarla tanınan General Catalyst de bu doğrultuda yeni bir adım atmaya hazırlanıyor.

General Catalyst, tam 1 milyar dolarlık bir fon hedefliyor

Edinilen bilgilere göre, General Catalyst 800 milyon ila 1 milyar dolar arasında bir meblağı “devam fonu” olarak adlandırılan bir yapıya dönüştürmeyi planlıyor. Yönetimi altında yaklaşık 25 milyar dolarlık bir portföyü bulunan General Catalyst, yeni fonun kurulması ve yatırımcıların belirlenmesinin ardından ortaklarına iki seçenek sunacak.

General Catalyst, tam 1 milyar dolarlık bir fon hedefliyor.
General Catalyst, tam 1 milyar dolarlık bir fon hedefliyor.

İlk seçenek, Stripe, Gusto ve Circle gibi önemli girişimlerdeki mevcut hisselerini nakde çevirerek yeni yatırımcılar için yer açmak. İkinci seçenek ise “rolling” olarak adlandırılan ve girişimlere aşamalı olarak yatırım yapma imkanı sunan bir yöntemi benimsemek.

Devam fonları, genellikle mevcut portföy şirketlerinin büyümelerini desteklemek ve yeni yatırım turlarına katılım için kullanılıyor. Bu fonlar, yatırımcılara daha düşük riskle ek getiri elde etme imkanı sunarken, girişimlerin de büyüme sermayelerine daha kolay ulaşmasını sağlıyor. Aynı zamanda, yatırım fonlarının mevcut hisselerini ellerinde tutarak şirketler üzerindeki etkilerini sürdürmelerine imkan tanıyor.

Devam fonları genellikle mevcut değerlemelerin %20 ila %30 altında bir indirimle hisse satışı yaparak oluşturuluyor. 6 ay ile 1 yıl arasında sürebilen karmaşık bir süreç olsa da, halka arzların ve şirket birleşmelerinin azalmasıyla birlikte son dönemde oldukça popüler hale geldi.

Samsara, Canva, Instachart, Snapchat, Airbnb, Stripe, HubSpot ve Take Two gibi birçok başarılı girişimi portföyünde bulunduran General Catalyst, henüz devam fonu planlarıyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı.

Apple Watch series 10’un iç sırları ortaya çıktı!

Apple’ın bugüne kadarki en ince saati olarak tanıttığı Apple Watch Series 10iFixit tarafından adım adım parçalarına ayrıldı. 46mm modelinin iç yapısına dair detaylı bir rehber video paylaşan iFixit ekibi, yeni modelin tasarım ve tamir edilebilirlik açısından nasıl bir performans sergilediğini gözler önüne serdi.

Daha ince tasarım, daha zor tamir

Apple Watch Series 10, önceki nesillere kıyasla daha ince bir kasa ve daha büyük ekran ile geliyor. Ancak bu ince tasarım, saatin sökülmesi ve tamir edilmesi işlemini oldukça zorlaştırıyor. iFixit’in videosunda da görüldüğü gibi, bileşenlere erişmek için ekranı ısıtarak açmak gerekiyor. Apple’ın yeni modelde su geçirmezlik özelliğini geliştirdiği de dikkat çekiyor. Ekran ile metal çerçeve arasındaki yalnızca 0,176 mm’lik boşluk, saatin suya karşı daha dayanıklı olduğunu kanıtlıyor.

Pil kapasitesinde değişiklik yok

Ekran çıkarıldıktan sonra ilk görülen bileşenler Taptic Engine ve batarya. iPhone’dan farklı olarak Apple Watch Series 10’un pili, sıradan bir yapıştırıcıyla kolayca yerinden çıkarılabiliyor. Bununla birlikte, saatin pil kapasitesinde önceki nesillere göre bir artış olmadığı belirtiliyor. Ancak Apple’ın yayınladığı watchOS 11.0.1 güncellemesiyle, pil ömrünün yazılım desteğiyle iyileştirildiği de ekleniyor.

OLED ekran aynı kaldı

Apple, yeni modelde daha geniş açıdan görülebilen bir panel kullandığını iddia etse de iFixit, OLED ekranın yapısının önceki nesille neredeyse aynı olduğunu belirtiyor. Saatin sensörleri, tüm diğer bileşenlerin altına konumlandırılmış, bu da tamir işlemlerini daha karmaşık hale getiriyor.

iFixit, Apple Watch Series 10’un tamir edilebilirlik açısından düşük bir puan almasının sebeplerinden biri olarak, bataryaya erişimin ve camın değiştirilmesinin oldukça zor olmasını gösteriyor. Yeni Apple Watch modeli, tamir edilebilirlik açısından 10 üzerinden 3 puan alarak bu konuda çok da başarılı olmadığını ortaya koyuyor.