ChatGPT, beyin tümörü teşhisinde göz doldurdu!

0

OpenAI’nin GPT-4 LLM modeline dayanan ChatGPT, beyin tümörlerinin teşhisinde radyologlardan daha iyi sonuçlar elde ederek dikkat çekici bir başarıya imza attı. Osaka Metropolitan Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar, 150 ameliyat öncesi beyin tümörü MR raporunu analiz ederek ChatGPT’nin tanısal doğruluğunu radyologlarla karşılaştırdı. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, ChatGPT yüzde 73’lük bir doğruluk oranı yakalarken, nöroradyologlar yüzde 72, genel radyologlar ise yüzde 68 oranında başarı sağladı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

ChatGPT, beyin tümörü teşhisinde önemli bir başarı yakaladı

Çalışmanın önemli bir bulgusu, ChatGPT’nin doğruluğunun klinik raporları yazan radyologun uzmanlık seviyesine göre değişmesiydi. Nöroradyologların raporlarını yorumlarken yapay zeka modeli yüzde 80 doğruluk oranına ulaşırken, genel radyologların raporlarında bu oran yüzde 60’a kadar düştü. Bu, raporun yazıldığı uzmanlık seviyesinin, ChatGPT’nin teşhis performansını önemli ölçüde etkilediğini gösteriyor.

ChatGPT, beyin tümörü teşhisinde önemli bir başarı yakaladı.
ChatGPT, beyin tümörü teşhisinde önemli bir başarı yakaladı.

Araştırma ekibi, lisansüstü öğrencisi Yasuhito Mitsuyama ve Doçent Daiju Ueda liderliğinde, bu tür büyük dil modellerinin diğer tanısal görüntüleme alanlarındaki potansiyelini daha derinlemesine incelemeyi planlıyor. Amaçları, doktorların iş yükünü hafifletmek, teşhis doğruluğunu artırmak ve tıbbi eğitim ortamlarını iyileştirmek için yapay zekanın gücünden yararlanmak.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Tesla yeniden yükselişe geçti! Peki nasıl?

Tesla, iki çeyreklik düşüşün ardından satışlarında yeniden yükseliş kaydetti ve 2024’ün üçüncü çeyreğinde %6,3 artışla 462.890 araç teslim ettiğini duyurdu. Aynı dönemde, şirket 469.796 araç üreterek bir önceki yıla göre %9,1, geçtiğimiz çeyreğe göre ise %14,4 üretim artışı gerçekleştirdi. Bu artış, hem üretim hem de teslimat rakamlarında iyileşmeyi işaret ediyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Tesla yeniden yükselişe geçiyor

Tesla’nın en çok satılan modelleri Model 3 ve Model Y oldu. Diğer modeller (Model S, Model X, Cybertruck ve Tesla Semi) ise toplam üretim ve satış rakamlarında oldukça düşük bir paya sahipti.

Her ne kadar satışlardaki bu artış olumlu bir gelişme olsa da Tesla hala önemli zorluklarla karşı karşıya. Elektrikli araç pazarındaki büyümenin yavaşlaması ve hibrit araçlara olan talebin artması, geleneksel otomobil üreticilerine karşı Tesla’yı dezavantajlı bir konuma sokuyor. Özellikle Çinli otomobil üreticilerinin küresel pazardaki baskısı, Tesla’nın rekabet gücünü zorlamaya devam ediyor.

Tesla, 10 Ekim’de uzun zamandır beklenen “robotaksi” projesini duyurmayı planlıyor ve üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını 23 Ekim’de açıklayacak. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Tesla firmasının yeni nesil araçları sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Yerli teknolojiyle üretilen elektrikli ambulanslar kurtarma operasyonlarına yeni bir soluk getiriyor

Mersin’de faaliyet gösteren AKY Teknoloji tarafından tasarlanan elektrikli askeri ve afet ambulanslarıTEKNOFEST Adana‘da büyük ilgi gördü. Araçların girmekte zorlandığı bölgelerde kurtarma operasyonlarını kolaylaştıracak özellikteki bu ambulanslar, sedye, oksijen tüpü ve sağlık çantası gibi gerekli tüm ekipmanlara sahip. Otonom ve uzaktan kumandalı sürüş seçenekleriyle öne çıkan araçlar, zorlu arazi koşullarında bile kullanılabiliyor.

AKY Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Gökmen Akyürek, ambulansların hem askerler hem de siviller için kolay erişimli olduğunu belirterek, “Normal araçların giremediği tüm alanlara hızlıca erişim imkanı bulunuyor. Sivil ambulansımız yere daha yakın tasarlandı. Askeri aracımız ise arazi ve eğimli alanlarda kullanılabilmesi için hem yükseltilmiş hem de tekerleri daha büyük olarak geliştirildi.” dedi.

İnsansız kurtarma özelliği

Akyürek, ambulansların 3 farklı fonksiyonla kullanılabildiğini vurgulayarak, “Bunlar sayesinde mevcut kaza ve kurtarma operasyonlarında insansız olarak insanı geri getirme özelliğine sahip. Hem uzaktan kumanda hem de tarif edilmiş bir rotayı sürekli hiç durmadan tekrar edebilen, otomatik dümenleme sistemi ve konsol yardımıyla sınırsız uzaklıktaki erişimi yapabiliyorsunuz.” şeklinde konuştu.

Seri üretim başladı

Artık seri üretime geçen ambulansların, zorlu koşullardaki kurtarma operasyonlarına önemli katkılar sağlayacağı öngörülüyor. AKY Teknoloji’nin kendi markası olan Ortimobil ile sivil kullanıma yönelik satışlara başlandığı, askeri ihtiyaçlar için de hazırlıkların tamamlandığı belirtildi.

TEKNOFEST Adana’da tanıtıldı

Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesinde üretilen ambulanslar, Türkiye’nin en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST Adana‘da ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Festival kapsamında sergilenen araçlar, yerli teknolojinin gelişimi ve savunma sanayine katkıları konusunda önemli bir örnek teşkil ediyor.

Özetle, yerli üretim elektrikli ambulanslar, otonom ve uzaktan kumandalı özellikleriyle kurtarma operasyonlarında yeni bir dönem başlatıyor. Zorlu arazi koşullarında bile kullanılabilirliği ve insansız kurtarma özelliği ile öne çıkan bu araçlar, hem askeri hem de sivil kullanıma uygun olarak tasarlandı.

AMD Adrenalin 24.9.1 sürücüsü yayınlandı: AFMF 2 geliyor

AMD, Radeon ekran kartları için yeni Adrenalin 24.9.1 sürücü güncellemesini duyurdu. Bu güncellemeyle birlikte hem oyun deneyimi iyileştiriliyor hem de çeşitli hata düzeltmeleri yapılıyor. Yeni sürücü, özellikle Counter-Strike 2oyuncuları için heyecan verici yenilikler içeriyor.

AFMF 2 ve vulkan desteği

Adrenalin 24.9.1 sürümü, Counter-Strike 2 için AMD Fluid Motion Frames (AFMF) 2 ve AMD Radeon Anti-Lag 2’nin Vulkan desteğini getiriyor. Özellikle AMD’nin Anti-Lag 2 teknolojisi, Vulkan API’si üzerinde daha hızlı ve akıcı bir oyun deneyimi sunarak oyuncuların tepkime sürelerini azaltmayı hedefliyor.

Düzeltmeler ve iyileştirmeler

Yeni güncelleme, Warhammer 40,000: Space Marine 2 ve FINAL FANTASY XVI gibi oyunlarda RX 5700 XT ve RX 6600 XT grafik kartlarında yaşanan çökme sorunlarını çözüyor. Ayrıca AV1 video codec’i ile ilgili sapma sorunları ve sistemin uyku moduna geçtiğinde yaşanan beklenmedik yeniden başlatma problemleri de düzeltilmiş durumda.

HYPR-RX ve FSR 2 ile performans artışı

AMD’nin testlerine göre Adrenalin 24.9.1 sürücüsü, AMD FSR 2 ile birleşen HYPR-RX teknolojisini de destekliyor. Bu kombinasyonun oyunlarda performansı ortalama 2,5 kat artırdığı belirtiliyor. Özellikle Baldur’s Gate 3 ve F1 24 gibi oyunlar, HYPR-RX etkinleştirildiğinde iki katından fazla performans sunabiliyor.

Yeni oyunlara destek

Adrenalin 24.9.1 sürücüsü, birçok popüler oyun için optimizasyonlar sunuyor. Güncellemenin desteklediği oyunlar arasında Frostpunk 2God of War RagnarökWarhammer 40,000: Space Marine 2 ve The Sims 4 DirectX 11 sürümü yer alıyor. Ayrıca, Black Myth: Wukong ve Creatures of Ava oyunları için AMD FidelityFX Super Resolution (FSR) 3‘ün kare oluşturma desteği de eklenmiş durumda.

Geometrik ölçeklendirme ile görüntü kalitesi

AMD, video oynatma sırasında oluşan görüntü kusurlarını gidermek ve kaliteyi artırmak amacıyla Geometrik Ölçeklendirme özelliğini kullanıma sundu. Ancak bu özellik yalnızca RDNA 3 mimarisine sahip GPU’lar için geçerli olacak.

Düzeltilen diğer sorunlar

  • Warhammer 40,000: Space Marine 2 oynarken aralıklı sürücü zaman aşımı veya uygulama çökmesi.
  • FINAL FANTASY XVI‘de ara sahneler sırasında RX 6600 XT gibi kartlarda sürücü zaman aşımı.
  • Ghost of Tsushima DIRECTOR’S CUT‘ta Adrenalin Edition ile HDR açıkken görüntü bozulmaları.
  • Sistem uyku modundan çıktığında AMD yazılımının beklenmedik şekilde yeniden başlatılması.
  • AV1 codec’i ile yapılan kayıtlarda ses ve görüntü senkron sorunu.

Bu sürümle birlikte kullanıcılar, daha stabil bir deneyim ve daha yüksek performansla oyunların keyfini çıkarabilecek.

Western Digital ile Sandisk ayrılıyor! Peki neden?

0

Geçtiğimiz yıl Western Digital (WD), hard disk ve NAND bellek işini ikiye ayırma planlarını duyurmuş ve bu planını hayata geçirmeye başlamıştı. Şirket, iki bölümün web sitelerini sessizce ayırarak bu süreçte önemli bir adım attı. Artık kullanıcılar, sabit disk almak istediklerinde wd.com’u, SSD ve flash bellek almak istediklerinde ise sandisk.com’u ziyaret etmek zorunda. Bu bağlamda wd.com, şirketin tüm sabit disk ürünlerinin yanı sıra SanDisk Professional adını alan G-Technology’nin harici HDD’lerine de ev sahipliği yapacak. Öte yandan sandisk.com, WD markalı ürünler de dahil olmak üzere her türlü NAND flash tabanlı ürünün merkezi haline gelecek.

Western Digital ile Sandisk ayrılacak

Ürün hatlarını bölmenin yanı sıra Western Digital, destek hizmetlerini de ikiye bölecek. Western Digital tüm HDD’lerin, SanDisk ise tüm NAND tabanlı ürünlerin desteğini sağlamaya devam edecek. Resmi bölünmenin 2024’ün ikinci yarısında tamamlanması planlanıyordu, bu nedenle muhtemelen önümüzdeki birkaç hafta içinde gerçekleşecek. Bu süreç tamamlandığında her iki şirket de kendi sermaye yapılarına sahip halka açık şirketler olarak faaliyet gösterecek.

Yüksek performanslı kuantum hesaplama

Mevcut CEO David Goeckeler’in muhtemelen SanDisk adını alacak olan yeni NAND odaklı şirketi yöneteceği belirtiliyor. Şu anda küresel operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı olan Irving Tan ise Western Digital markası altında faaliyet göstermeye devam edecek olan bağımsız sabit disk şirketinin CEO’su olacak. Şirketin bu bölünme kararı, farklı ürün hatlarını yönetmedeki zorluklar ve rekabetçi pazardaki durgun büyüme rakamlarından kaynaklanıyor.

Western Digital, SanDisk ve HGST’yi satın aldıktan sonra dikey olarak entegre bir depolama şirketi haline gelmişti. Ancak özellikle sabit disklere olan talebin azalması ve NAND pazarındaki dalgalanmalar nedeniyle gelirlerini artırmakta zorlanıyordu. Bu bölünme ile her iki şirketin de daha odaklı, çevik ve rekabetçi hale gelmesi ve kendi alanlarında daha başarılı olması hedefleniyor.

Green Card başvuruları başladı! Nasıl başvurulur?

0

ABD’de oturum ve çalışma hakkı kazanma girişimlerinden birisi olan Green Card başvuru süreci, bugün 19:00 itibariyle başladı. Süreçle ilgili pek çok detay bulunuyor. Peki kimler başvurabilir? Nelere dikkat etmek gerekiyor? Başvuru adımları ve daha fazlası içeriğimizde.

Green Card başvurusu için son tarih: 5 Kasım 2024, saat 20:00

Green Card başvurusu için öncelikli olarak bilinmesi gereken bazı önemli detaylar bulunuyor. Başvurunun tamamen ücretsiz olduğunu belirtelim. Herhangi bir yere ücret ödeyerek şansınız da artmıyor. Başvuru yapma tarihiniz de sırayı etkilemiyor. Öyle ki çekiliş tamamen rastgele yapılıyor. Bu tarzda önünüze gelen bilgilere itibar etmeyiniz.

Başvurular sadece dvprogram.state.gov adresinden yapılıyor. Başvuru, 2 Ekim günü (bugün) Türkiye saatiyle 19:00’da başladı ve 5 Kasım saat 20:00’da sona erecek. Elbette başvuru yapabilmek için belirli şartlar ve ayrıntılar bulunuyor. Öncelikli olarak geçtiğimiz yıllarda pasaport şartının kaldırıldığını belirtelim. Kimlik kartınız ile başvurularınızı gerçekleştirebilirsiniz.

İşte başvuru yapabilmek için bilmeniz gereken ayrıntılar

  • Öncelikli olarak başvuru yapabilmek için 18 yaşından büyük ve en az lise mezunu olmanız gerekiyor.
  • Eğer lise mezunu değilseniz, eğitim veya deneyim gerektiren bir işte 2 yıl çalışmış olmanız gerekiyor. Ancak bu çalışma süreci son 5 yıl içinde olmalı.
  • Evli olan kişilerin yaptığı başvurularda eşleri ve 21 yaş altındaki çocukları da bu haktan yararlanıyor. Ancak başvuru sürecinde onları eklemek gerekiyor.
  • Başvuruda kullanılan fotoğrafın güncel olması önemli.
  • Başvuru için İngilizce dil şartı aranmıyor.
  • Başvuru sonrasında verilen Onay Numarası (Confirmation Number) mutlaka saklanmalı

DV2026 Green Card çekilişi başvuru adımları ve dikkat edilmesi gerekenler

  • Başvuruların sadece dvprogram.state.gov adresinden yapıldığını tekrar belirtelim. Başvuru sayfasına gitmek için tıklayınız !
  • Başvuru adresinde karşınıza çıkan ekranda 3 adet buton görünecek. Üstte yer alan DV-2026 Instructions butonu başvuru şartları için ayrıntılı bilgiler içeren PDF dosyasına gidiyor.
  • İkinci sırada Photo Tool ya da Photo Instruction yazılı bir seçenek yer alıyor. Burada da yüklenmesi gereken fotoğraflar ile ilgili ayrıntılı bilgiler mevcut.
  • Gelelim başvuru ekranına… Üçüncü sırada yer alan Begin Entry ile giriş yapınız.
  • Doğrulama kodunun sorulduğu ekranda kodu girip Submit dedikten sonra başvuru ekranına yönlendiriliyorsunuz. Burayı eksiksiz olarak doldurmalısınız.
  • Formu doldurduktan sonra sayfanın altında yer alan Submit butonuna tıklayarak başvurunuzu tamamlayınız. Size verilen Confirmation Number ile başvuru sonucunuzu öğrenebilirsiniz.
  • Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu İngilizce karakter konusu. Forumda dolduracağınız karakterleri İngilizce karakter düzeninde yazmalısınız.
  • Soyadı ve adı girerken küçük bir ayrıntı daha yer alıyor. Eğer ikinci bir isminiz yoksa No Middle Name kutucuğunu işaretlemelisiniz.

Borsa ve kripto vergisi planı rafa kalktı!

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, daha önce gündeme getirilen borsa ve kripto paralara yönelik vergi planının rafa kalktığını duyurdu. Vergilendirme çalışmalarının durdurulduğunu belirten Şimşek, borsa ve kripto varlıklarla ilgili yeni bir vergi düzenlemesi yapılmayacağını açıkladı. Bu adım, özellikle yatırımcılar arasında merakla beklenen bir konuydu. Şimşek, genel vergi politikalarıyla ilgili de önemli mesajlar vererek, yeni yasama döneminde genel vergi oranlarının artırılması ya da indirilmesine yönelik bir paket hazırlığı olmadığını vurguladı.

Şimşek, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Borsa ve kripto varlıkların vergilendirilmesi hususu gündemimizden çıktı. Yeni yasama döneminde, genel vergi oranlarını artırmaya ya da indirmeye dönük bir vergi paketimiz olmayacak. Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde, vergi istisna ve indirimlerini etkinlik ve verimlilik perspektifiyle gözden geçirmeye devam edeceğiz. Hedefimiz, vergi politikasında daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmaktır.”

Daha önce medyada çıkan haberlere göre, kripto para borsalarına yatırılan nakit paraların binde 0.04’ü oranında, borsada hisse senedi alımlarında ise binde 0.02 oranında bir vergi uygulanması planlanıyordu. Bu işlem ücreti adı altında alınacak olan vergiler, yatırımcılar arasında tartışmalara yol açmıştı. Ancak son açıklamayla birlikte bu planın tamamen rafa kalktığı kesinleşmiş oldu.

Şimşek’in bu açıklaması, kripto para piyasaları ve borsa yatırımcıları için olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Hükümetin vergi politikalarını, etkinlik ve verimlilik temelinde yeniden gözden geçirme çabalarının süreceği vurgulanırken, mevcut vergi yapısında da kısa vadede bir değişiklik olmayacağı ifade edildi.

Vergilendirme ile ilgili daha önce yapılan çalışmaların durdurulması, piyasalarda rahatlama yaratırken, hükümetin ekonomik politikalarının gelecekte nasıl şekilleneceği ise merak konusu. Ekonomistler, Türkiye’nin büyüme ve mali disiplin hedefleri doğrultusunda atılacak adımları yakından takip ediyor.

Microsoft HoloLens 2’nin üretimini durdurdu: yeni bir model için plan yok

Teknoloji devi MicrosoftHoloLens 2 karma gerçeklik başlığının üretimini durdurduğunu resmen açıkladı. Şirket, mevcut durumda herhangi bir halef model üzerinde çalışmadığını ve gelecekte de HoloLens serisinin devamına ilişkin bir planının olmadığını belirtti. Bu gelişme, Microsoft HoloLens 2’nin sonunun geldiği anlamına geliyor.

HoloLens 2 üretimi sonlandırıldı

2019 yılında piyasaya sürülen HoloLens 2, ilk modelin gelişmiş bir versiyonu olarak tanıtılmıştı. Ancak 3.500 dolarlıkyüksek fiyat etiketi, cihazın yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyordu. HoloLens 2 ile kurumsal pazara odaklanmış ve bu alanda bazı başarılar elde etse de, karma gerçeklik teknolojisibeklenen geniş çaplı popülariteye ulaşamadı.

Son gelen bilgilere göre, HoloLens 2’nin üretimini tamamen durdurdu ve stoklar tükenmeden önce son bir satış fırsatı sundu. Şirket ayrıca, HoloLens 2 için 2028 yılına kadar yazılım desteği sağlamaya devam edeceğini açıkladı. Ancak, ilk nesil HoloLens için 10 Aralık 2023 tarihinden itibaren yazılım güncellemeleri ve desteği sona erecek.

HoloLens 3 planları reddedildi

HoloLens serisinin geleceği hakkındaki belirsizlikler, HoloLens 3 projesinin 2022 yılında iptal edilmesiyle başlamıştı. Microsoft HoloLens 2 beş yıldır piyasada olmasına rağmen, karma gerçeklik teknolojisinin sınırlı kabul görmesi, bu serinin sonunu hazırladı.

Bununla birlikte Microsoft, ABD Ordusu ile Anduril adlı savunma teknolojisi şirketiyle birlikte HoloLens tabanlı IVAS (Entegre Görsel Artırılmış Sistem) başlıkları geliştirmeye devam ediyor. Ancak HoloLens 2 bu projeler, ticari pazar yerine askeri kullanım için özel olarak geliştirilen sistemler olacak.

HoloLens’in sonu ile birlikte Microsoft HoloLens 2’nin karma gerçeklik alanındaki geleceği merak konusu olmaya devam ediyor.

Yapay zeka ve veri akışı Türkiye’de buluşuyor!

0

Yapay zeka ve veri yönetimi alanında yenilikçi SaaS Bulut çözümleri sunan Digital Brain, veri akışı ve gerçek zamanlı veri analitiği konusunda dünya lideri Confluent ile güçlerini birleştirerek Türkiye’de yeni bir veri çağını başlatıyor. Bu stratejik ortaklıkla, Apache Kafka teknolojisinin geliştiricisi Confluent’in gelişmiş veri akışı yetenekleri, Digital Brain platformuna entegre ediliyor.

Amaç, Türkiye’nin kritik sektörlerindeki işletmelere güvenli ve etkili bir SaaS Bulut veri akışı teknolojisi sunarak dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmak ve küresel rekabet gücünü artırmak. Digital Brain, Türkiye pazarına özel olarak geliştirdiği yapay zeka ve veri yönetimi çözümlerine Confluent’in gücünü ekleyerek önemli bir adım atıyor.

Bu iş birliği, özellikle yerel veri güvenliği ihtiyaçlarına duyarlı bir yaklaşımla, Türkiye’deki işletmelere gerçek zamanlı verinin gücünden faydalanma olanağı sunuyor. Digital Brain’in dünya standartlarındaki yapay zeka çözümleriyle entegre edilen Confluent’in veri akışı teknolojisi, işletmelere rekabet avantajı sağlayacak önemli bir potansiyel barındırıyor.

Confluent’in “Tam Veri Akış Platformu”, işletmelere verilerini gerçek zamanlı olarak aktarma, bağlama, işleme ve yönetme imkanı sunarak verimliliği artırıyor. Bu platform sayesinde, farklı uygulamalar arasında veri erişimi ve yeniden kullanımı sorunsuz hale geliyor.

İşletmeler, kendi kendini dengeleyen, çok bölgeli kümeler ve kademeli depolama gibi özelliklere sahip kurumsal Kafka platformuna erişerek operasyonel yüklerini azaltabiliyor. Confluent ayrıca, 120’den fazla önceden oluşturulmuş kaynak ve hedef bağlayıcısıyla, Apache Flink ile akış işleme, veri kalitesi kontrolleri, güvenlik kontrolleri ve bulut tabanlı izleme gibi kritik özellikleri içeren kapsamlı bir özellik seti sunuyor. Bu özellikler, işletmelerin Kafka’nın toplam sahip olma maliyetini %40’a kadar düşürmelerine yardımcı oluyor.

Digital Brain, Confluent ile yaptığı iş birliğinin yanı sıra, Türkiye’nin teknoloji ekosistemiyle de güçlü ortaklıklar kurarak yenilikçi iş modelleri geliştirmeyi hedefliyor. Türkiye’nin önde gelen teknoloji ve inovasyon merkezi MEXT ile yapılan iş birliği, yerel teknoloji şirketleri ve üniversitelerle daha yakın bir çalışma ortamı yaratmayı amaçlıyor. Bu sayede, Türkiye’deki teknoloji ekosistemine entegre olarak gerçek zamanlı veri akışı ve yapay zeka çözümlerinin daha hızlı benimsenmesi hedefleniyor.

Digital Brain, yapay zeka ve veri alanında genç yeteneklerin gelişimine büyük önem veriyor. Bu doğrultuda, genç profesyonellere yönelik saha projeleri, özel oturumlar ve mentorluk programları gibi kapsamlı bir yetenek geliştirme programı oluşturuldu. Türkiye’deki teknoloji merkezleri ve üniversitelerle iş birliği yapılarak, yeni nesil yapay zeka ve veri teknolojilerine hakim, yetkin bireylerin yetiştirilmesi hedefleniyor.

Dünyada ilk: Türk Telekom’dan 1 Terabit hız

0

Türk Telekom ve Nokia, Türkiye’de internet ve veri iletişiminin geleceğine yön verecek bir teste imza attı. İstanbul ve Ankara arasında gerçekleştirilen denemede, Nokia’nın geliştirdiği yeni nesil DWDM (Dense Wavelength Division Multiplexing/Yoğun Dalga Boyu Bölmeli Çoklama) teknolojisi kullanılarak tek bir optik kanalda 1 Terabit (Tbps) hıza ulaşıldı.

İnternet hız sınırları zorlanıyor: 1 Terabit

Bu başarı Türkiye’yi uzun mesafelerde 1 Tbps optik iletim hızı testini gerçekleştiren ilk ülke yaparken, mevcut optik iletim teknolojisinin hızını 2.5 katına çıkarması ve enerji verimliliğini artırmasıyla sektörde yeni bir standart belirliyor.

Dijitalleşmenin hızla ilerlediği günümüzde, artan veri trafiği ve yüksek hız ihtiyacı, iletişim teknolojilerinin sınırlarını zorluyor. Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik etme misyonuyla hareket eden Türk Telekom, bu ihtiyaca cevap verebilecek yenilikçi çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Nokia ile gerçekleştirilen 1 Tbps hızında bağlantı testi, bu vizyonun önemli bir göstergesi niteliğinde.

1 Tbps gibi yüksek hızlar, özellikle veri yoğun uygulamaların yaygınlaştığı günümüzde büyük önem taşıyor. Dijital oyun, otomotiv, enerji, tarım, akıllı şehir yönetimi, sağlık ve üretim gibi sektörler, yüksek hızlı ve güvenilir veri iletişimine giderek daha fazla ihtiyaç duyuyor. 1 Tbps bağlantı, bu sektörlerdeki iş süreçlerini hızlandırarak verimliliği artırma potansiyeline sahip.

Örneğin, sağlık sektöründe yüksek çözünürlüklü tıbbi görüntülerin hızlı bir şekilde paylaşılması, uzaktan ameliyatlar ve hasta takibi gibi uygulamalar daha etkin hale gelebilir. Akıllı şehir yönetiminde ise, gerçek zamanlı trafik verilerinin analizi ve akıllı trafik yönetim sistemlerinin geliştirilmesiyle şehirler daha yaşanabilir hale getirilebilir.

Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, bu başarının önemini vurgulayarak, Türkiye’nin dijital dönüşümünde öncü rol oynadıklarını ve ülkenin dijitalleşme sürecinde artan veri hızı ihtiyaçlarına cevap verebilecek yenilikçi teknolojiler geliştirmeye devam ettiklerini belirtti.

Türk Telekom’un bireysel ve kurumsal müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamak için şebekesini en gelişmiş fiber optik teknolojileriyle güçlendirdiğini ve dijital dönüşüm yolculuklarında onları geleceğe hazırladığını ifade etti.

Nokia Türkiye Genel Müdürü Erensoy Bilgin ise, Nokia’nın altıncı nesil süper-coherent Photonic Service Engine (PSE-6s) teknolojisinin devasa ölçeklerde veri iletimi yaparken enerji verimliliğini en üst düzeye çıkardığını belirtti.

Bilgin, PSE-6s ile veri aktarımını hızlı ve minimum enerji kullanarak yapabilen bir çözüm sunduklarını ve Türk Telekom ile birlikte optik teknolojinin sınırlarını zorlayarak çıtayı yükseltmekten büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.

1 Tbps hızında bağlantı, sadece internet ve veri iletişiminde bir hız artışı anlamına gelmiyor; aynı zamanda akıllı şehirler, otonom araçlar, akıllı ulaşım sistemleri, sağlık hizmetleri ve Endüstri 4.0 uygulamaları gibi birçok alanda yeni olanaklar sunuyor.

Bu yeni nesil veri iletim teknolojisi, Türkiye’nin dijital geleceği için büyük önem taşıyor ve ülkenin küresel dijital dönüşümde daha güçlü bir konuma gelmesine katkı sağlayacak. Türk Telekom ve Nokia’nın bu iş birliği, Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor.

Enerji sektörü girişimcileri ödüllendirildi!

BEDAŞ, AEDAŞ ve ÇEDAŞ’ın desteğiyle hayata geçirilen; elektrik dağıtım sektörünü yeni girişimler, yenilikçi enerji çözümleri ile buluşturmayı hedefleyen “Dinamik Hızlandırma Programı”nda finale kalan 9 proje arasında ilk 3’e giren projeler toplam 1,5 milyon TL’lik ödülün sahibi oldu.

Elektrik dağıtım sektörünü yeni girişimler, yenilikçi enerji çözümleri ile buluşturmayı hedefleyen Dinamik Hızlandırma Programını BEDAŞ, AEDAŞ ve ÇEDAŞ AR-GE Müdürü Seyit Cem Yılmaz ile değerlendirdik.

Türkiye’nin üç bölgesindeki 7 ilde, 8,4 milyondan fazla aboneye elektrik dağıtım hizmeti sunan Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş (BEDAŞ), Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş (AEDAŞ) ve Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş (ÇEDAŞ) ile Viveka İnkübasyon Merkezi’nin iş birliğiyle hayata geçirilen Dinamik Hızlandırma Programı’nın Demo Day etkinliği, 2 Ekim Çarşamba günü İstanbul’da gerçekleştirildi.

Dinamik Hızlandırma Programı’nın Demo Day etkinliği

Elektrik dağıtım sektörü ve dağıtım teknolojileri konularında yenilikçi, teknolojik, ekonomik ve çevresel açıdan çözümler üreten akademisyen, öğrenci ve start-up’ların prototip seviyesindeki Ar-Ge projelerini hayata geçirmelerine destek olmayı amaçlayan Dinamik Hızlandırma Programı’nın Demo Day etkinliğinde sahneye çıkan 9 proje arasından ilk 3’e giren projelere toplam 1 milyon 500 bin TL’lik nakdi ödül verildi. Jürinin oyları ile birinci seçilen Smart City and Partners, uydu görüntüleri ile enerji nakil hatlarındaki ağaç yaklaşımı kaynaklı riskleri tespit projesi ile 750 bin TL, ikinci olan Bomensoft, drone’lar ve yapay zeka algoritmaları kullanarak enerji nakil hattı bileşenlerindeki anomalilerin tespit projesi ile 500 bin TL ve üçüncü olan Buluttan da dağıtım operasyonlarında hava kaynaklı arızaları, kesintileri ve gecikmeleri önlemek, insan ve varlık güvenliğini sağlamak için hiper-yerel ve yüksek doğrulukta hava durumu tahminlerinin sunan projesi ile 250 bin TL ödülün sahibi oldu.

1. PROJE: Smart City and Partners

Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş.  bölgelerinde seçilen belirli uzunluklardaki enerji nakil hatlarında ağaç yaklaşımı kaynaklı riskleri tespit edebilmek amacıyla uydu görüntüleri üzerinden risk analizi çalışmaları gerçekleştirildi. Belirlenen risk grupları koordinatsal olarak web arayüzünde gösterildi.

2. PROJE: Bomensoft

Drone’lar kullanarak enerji nakil hatlarındaki direklerin görüntüleri toplandı ve bu görüntülerle yapay zeka modelleri eğitildi. Sonrasında, Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. sahasında seçilen bir pilot bölgeden alınan yeni görüntüler ile modeller test edildi. Sistem, izolatörlerdeki anomalileri, hattın çevresindeki ağaç yoğunluğunu ve kuş yuvalarını otomatik olarak tespit edebiliyor. Bu analizler, geliştirilen arayüz üzerinden kullanıcılara gösterilebiliyor.

3. PROJE: Buluttan

Skywatch ve Rainwatch bulut tabanlı hava zekâsı servisleri, dağıtım şirketinin ihtiyaçlarına göre alarmlar tanımlanarak ve görselleştirme yapılarak özelleştirildi. Akdeniz, Boğaziçi ve Çamlıbel EDAŞ hizmet bölgelerinde kullanıcı sorumluluk alanları belirlendi ve kullanıcılara web ile mobil servisler üzerinden hava koşullarıyla ilgili bildirimler iletildi.

AR-GE’ye 600 Milyon TL kaynak ayrıldı

Dinamik Hızlandırma Programı’nda finale kalanlarının projelerinin sahne aldığı Demo Day etkinliğinde konuşan CK Enerji Genel Koordinatörü Utku Guruşçu, son yıllarda farklı alanlarda yenilikçi girişimlere odaklandıklarını belirterek, “2024 güncel fiyatlarıyla 3 dağıtım bölgemizde Ar-Ge çalışmalarımıza son 4 yılda 600 milyon TL kaynak ayırmış bulunmaktayız. Hayata geçen ve yaygınlaşan Ar-Ge ürünlerimizin yanı sıra “Başka Dünya Yok” sloganıyla start verdiğimiz karbonsuzlaşma programımıza kadar birçok konuda enerji sektörünü dönüştürmeye devam ediyoruz. Teknolojisini kanıtlamış ve ürünü faydaya dönüşmüş girişimleri destekleme konusundaki heyecanımız ve kararlılığımız her geçen gün artıyor. Girişimcilik ekosistemine olan bu bağlılığımız, sadece sektördeki yeniliklerin gelişimine katkıda bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğin enerji çözümlerine de ışık tutuyor. Girişimcilik, yaratıcı düşünceyi, cesareti ve kararlılığı bir araya getirerek hem bireyler hem de toplumlar için ekonomik ve sosyal değer yaratma potansiyelini ifade eder. Başarının anahtarının sadece büyük fikirler değil, o fikirleri hayata geçirme cesaretinde yattığını biliyoruz. Bugün burada sunulan projelerin, PoC uygulaması yapılmış ürünlerin geleceğin şekillenmesine katkı sağlayacağı muhakkak, şimdiden tüm arkadaşlarımızı cesaretleri için tebrik ediyorum” dedi.

Enerji sektörünün dönüşümünde AR-GE ve inovasyonun rolü büyük

BEDAŞ Genel Müdürü Murat Yiğit
BEDAŞ Genel Müdürü Murat Yiğit

BEDAŞ Genel Müdürü Murat Yiğit de, sektörün dönüşümünde Ar-Ge ve inovasyonun oynadığı önemli role işaret ederek, “Bu alanlarda yapılan çalışmalar, enerji dünyasında büyük değişimlere öncülük etmekte ve bizi daha sürdürülebilir, daha verimli bir geleceğe taşımakta. Dijital dönüşüm ve akıllı şebekeler konusu, enerji sektöründeki operasyonları daha güvenli, verimli ve esnek hale getirmek için büyük öneme sahip. Bu kapsamda, dağıtım şirketleri olarak bizler de çeşitli Ar-Ge projeleri yürütüyoruz ve bu projelerin somut sonuçlarını almaya başladık. İnovatif çözümlerimiz hem sahadaki operasyonları hem de enerji arz güvenliğini güçlendirmeye odaklanıyor” diyerek geliştirdikleri bazı projeleri şöyle sıraladı:

“Örneğin, faydalı model belgesi aldığımız “Akıllı Sepet Projesi” ile, enerji nakil hatlarında olası belirsizlikler ve aksaklıklar sonucu ortaya çıkabilecek hayati, teknik ve mali zararları en aza indirmeyi hedefliyoruz. Bir diğer önemli Ar-Ge projemiz, İTÜ MATAM Merkezi ile yürüttüğümüz “MASS-Afet Mukavemet (Deprem) Projesi”. Bu projede, trafo merkezlerine karot örneği ve zemin etüdü yerine, sensör teknolojileri kullanarak deprem dayanıklılığını ölçmeyi hedefliyoruz. Bu da deprem sonrası enerji arz güvenliği ve acil müdahaleleri hızlandıracak önemli bir gelişme. Son olarak, “Afet Uydu Projesi”sini vurgulamak istiyorum. BEDAŞ yürütücülüğünde, İTÜ UHUZAM Merkezi ile ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz bu projede, Marmara Bölgesi’nde faaliyet gösteren bizim dışımızdaki 4 dağıtım şirketini daha projemize paydaş olarak eklemiş bulunmaktayız. Proje, afet sonrasında uydu görüntüleri kullanılarak geliştirilecek yapay zekâ tabanlı sistemler aracılığıyla enerji arz güvenliğini ve tehlike oluşturan envanterlerin hızlı müdahale süreçlerini optimize etmeyi amaçlıyor. Sektörümüzün yeni fikirlere, bizi çok daha ileriye götürecek projelere ihtiyacı var. Bu sektörde var olan bizler bu yeni projelerin ortaya çıkmasını sağlayacak fırsatları kendimize görev olarak kabul ediyoruz. Bugün burada bizlere sunulacak startup ekosistemimizdeki projelerin elektrik dağıtım sektöründe atacağımız yeni adımlar için önemli bir hızlandırma yaratacağını düşünüyorum.”

Yenilenebilir enerji kaynakları sisteme entegre edilmeli

 AEDAŞ Genel Müdürü İlkay Baydar
AEDAŞ Genel Müdürü İlkay Baydar

Elektrik dağıtım sektörünün en kritik konularından birinin yenilenebilir enerji kaynakları dağıtım sistemlerine entegrasyonu olduğuna işaret eden AEDAŞ Genel Müdürü İlkay Baydar da, “Enerji sektöründeki dönüşüm açısından; net sıfır şeklinde ifade ettiğimiz karbonsuz enerjiye geçiş nasıl varılması gereken büyük bir kilometre taşı ise aynı şekilde dağıtım ve iletim sektörleri için yenilenebilir enerji sistemlerinin, özellikle güneş ve rüzgâr gibi kaynakların, şebekelere entegrasyonu sırasında ortaya çıkan problemleri ve teknik zorlukları aşmak da, tüm dünyada bu sektörün en önemli “Ar-Ge – İnovasyon” konusu. Bugün sürdürülebilir enerji çözümlerinin geliştirilmesi hem mükemmeliyet odaklı hizmet anlayışımız hem de çevre hassasiyetimiz açısından hayati öneme sahip. Girişimcilerimizin projeleri, bu hedeflere ulaşmamıza yardımcı olacak ve enerji sektörünün ilerlemesine katkıda bulunacaktır. Bu nedenle, burada sunumlarını yapacak, finale kalmış her bir girişimciyi tebrik ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

ÇEDAŞ Genel Müdürü Mustafa Altun
ÇEDAŞ Genel Müdürü Mustafa Altun

Projenin bir diğer destekçisi olan ÇEDAŞ’ın Genel Müdürü Mustafa Altun ise konuşmasında şunları söyledi: “Enerji sektöründeki gelişmeler, toplumun her kesimini etkiliyor. Bizler, enerjiye erişim sağlayan şirketler olarak, toplumumuzun ihtiyaçlarını karşılamakla sorumluyuz. Bu nedenle, girişimcilerimizin fikirlerine büyük önem veriyoruz. Onların yaratıcı çözümleri, sektördeki en büyük ihtiyaçlara cevap verebilir ve Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayabilir. Enerji dağıtım sektöründe hem regülasyonlar hem de müşteri beklentileri alanında önemli değişimler yaşanıyor. Bu değişimler; enerji verimliliğinden, talep tarafı katılımına ve toplayıcılık faaliyetlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Artık sadece enerji arzını güvenli ve sürdürülebilir şekilde sağlamak yeterli değil; aynı zamanda tüketicilerin beklentilerine cevap verebilen ve enerji kullanımını optimize eden çözümler üretmemiz gerekiyor. Enerji maliyetlerinin yükseldiği, çevre bilincinin arttığı günümüzde, tüketiciler ve regülasyonlar bizden daha verimli çözümler talep ediyor. Tüketiciler, enerji kullanımını azaltmak, karbon ayak izini düşürmek ve maliyetleri kontrol altına almak istiyor. Biz de bu talepleri karşılayabilmek için akıllı sayaç ve OSOS teknolojilerini hayata geçiriyoruz. Aynı zamanda, dağıtım şirketleri olarak altyapı modernizasyonuna odaklanıyoruz. Bu sayede kayıpları en aza indirirken, verimliliği artıracak çözümleri devreye sokuyoruz. Biz dağıtım şirketleri olarak, dönüşümü en iyi şekilde yönetmek ve müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmak için inovatif çözümler üretmeye devam edeceğiz. Bu noktada, girişimcilik ekosistemini desteklemek ve teknoloji geliştiren şirketlerle iş birliği yapmak da geleceğin enerji sektörünü şekillendirmemize yardımcı olacaktır.”

Samsung Galaxy S25 Ultra’nın tasarımı ortaya çıktı: büyük değişiklik yok

Samsung’un yeni amiral gemisi Samsung Galaxy S25 Ultra’nın maket görselleri sızdırıldı. Sızıntıya göre, Galaxy S25 serisinde büyük tasarım değişikliklerine gitmeyeceği görülüyor. Şirketin Ocak 2024’te tanıtmayı planladığı yeni model, selefi Galaxy S24 Ultra’ya kıyasla birkaç küçük farklılıkla gelecek.

Tasarımda küçük dokunuşlar

Ortaya çıkan alüminyum maket görüntüleri, Samsung Galaxy S25 Ultra’nın tasarımı hakkında önemli bilgiler sunuyor. Cihazın boyutları 162.82 x 77.65 x 8.25 mm olarak paylaşılırken, bu ölçülerle S24 Ultra’ya kıyasla daha uzun, daha dar ve daha ince bir model göze çarpıyor. Ayrıca, Samsung Galaxy S25 Ultra’nın köşelerinin biraz daha inceltildiği ve arka kamera düzeninin büyük ölçüde aynı kaldığı belirtiliyor. Arka bölümde beş lens için oyuk ayrılmış durumda.

Ön tarafta ise simetrik çerçeveler dikkat çekerken, Samsung’un klasikleşmiş Infinity-O ekran tasarımı korunmuş. Kamera tarafında ise, ultra geniş sensörün geliştirilmiş bir versiyonunun yer alacağı ve Galaxy S25 Ultra’nın tasarımı içerisinde 50 megapiksellik ultra geniş kamera3x telefoto ve 5x periskop sensör bulunacağı iddia ediliyor.

Android 15 ve One UI 7.1 İle gelecek

Galaxy S25 Ultra, Android 15 tabanlı One UI 7.1 kullanıcı arayüzü ile gelecek. Samsung S25 Ultra’nın tasarımı güncellemesiyle birlikte sistem animasyonlarını ve genel akıcılığı iyileştirmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Yeni Galaxy S25 Ultra’nın resmi tanıtımına az bir süre kala ortaya çıkan bu sızıntılar, Samsung Galaxy S25 Ultra’nın tasarımı dair ilk ipuçlarını sunarken, teknik özellikler konusunda daha fazla bilgiye ulaşmak için Ocak ayındaki tanıtımı beklememiz gerekecek.

Dijital dünya herkese açık mı? Görünmeyen engelleri kaldırın!

0

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2021 verilerine göre ülkemizde 5 milyondan fazla kişi engellilikle yaşıyor. Bu bireylerin dijital dünyaya erişimi, artık temel bir insan hakkı olarak görülüyor.

Dünya genelinde ise 1 milyardan fazla engelli birey bulunuyor. Bu da dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’ine denk geliyor. Bu kişilerin 190 milyonu ise günlük yaşamlarını ciddi şekilde etkileyen engellerle mücadele ediyor. Dolayısıyla, internet siteniz erişilebilir değilse, çok büyük bir kitleyi görmezden geliyor olabilirsiniz.

İşte tam da bu noktada, İTÜ Çekirdek girişimi olan Corpowid – Dijital Erişilebilirlik devreye giriyor. Corpowid, dijital erişimde zorluk yaşayan kullanıcılara yapay zeka destekli çözümler sunuyor.

Engelli bireylerin internet sitenize erişebildiğinden emin misiniz?

Engelli, geçici veya yaşa bağlı erişim sorunları yaşayan kullanıcılar, Corpowid’in özelleştirilebilir araçları sayesinde sitelere daha kolay erişebiliyor. Görme bozukluğu, dikkat dağınıklığı, motor beceri kayıpları gibi farklı engel gruplarına yönelik teknolojilerle dijital dünyayı herkes için daha kapsayıcı hale getirmeyi hedefliyoruz.

Corpowid çözümleri sayesinde, görme engelli bireyler Braille klavyeleriyle sitenizi rahatlıkla kullanabilirken, disleksi yaşayan kullanıcılar için renk kontrastı ve özel font seçenekleri sunuluyor.

Epilepsi, bilişsel bozukluklar gibi farklı engelleri olan kişiler için de kapsamlı erişilebilirlik fonksiyonları sağlıyoruz. Ayrıca, çok dilli çeviri özelliği sayesinde, kullanıcılar site içeriğini kendi dillerine çevirebiliyor ve daha keyifli bir deneyim yaşıyorlar. Önemli bir detay ise, tüm bu özelliklerin internet sitelerinin mobil versiyonları için de geçerli olması.

Corpowid’in çözümünü entegre etmek oldukça kolay ve hızlı. İnternet sitenizin altyapısı, boyutu veya diğer teknik özellikleri ne olursa olsun, erişilebilirlik çözümlerimiz 1 dakikadan kısa sürede entegre edilebiliyor. Teknik zorluklarla uğraşmadan, sitenizi herkes için erişilebilir hale getirebilirsiniz.

Dijital erişilebilirlik sadece engelli bireyler için değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik için de büyük önem taşıyor. Herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu bir dijital dünya, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir toplum inşa etmenin temel taşlarından biri. Erişilebilir siteler, SEO açısından da avantaj sağlıyor ve arama motorlarında daha üst sıralarda yer alarak daha geniş bir kitleye ulaşabiliyor.

Erişilebilirlik, kullanıcı deneyimini de önemli ölçüde iyileştiriyor ve ziyaretçilerin sitenizde daha uzun süre kalmasını sağlıyor. Bu da hem kullanıcı memnuniyetini artırıyor hem de dijital pazarlama stratejilerinizi güçlendiriyor.

Corpowid, sivil toplum kuruluşlarına ücretsiz erişilebilirlik hizmeti sunarak, dijital uçurumu kapatma ve toplumsal eşitliği sağlama misyonunu da sürdürüyor. Bu hizmetten yararlanmak isteyen sivil toplum kuruluşları, Corpowid ile iletişime geçebilirler.

OpenAI rekor gelirlere rağmen büyük zarar açıkladı!

Yapay zeka sektörünün liderlerinden OpenAI, 2024 yılına dair finansal raporlarını açıkladı ve bu raporlar, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. ChatGPT gibi başarılı yapay zeka modellerinin arkasındaki şirket, bu yıl 3,7 milyar dolar gelir elde etmeyi öngörürken, bunun karşısında 5 milyar dolarlık bir zarar beklentisiyle karşı karşıya kaldı. Bu durum, OpenAI’nin hızlı büyümesine rağmen ciddi finansal zorluklarla mücadele ettiğini gösteriyor. OpenAI rekor gelirlere ulaşmayı hedeflemekte.

OpenAI’nin hızlı büyümesi zorlukları beraberinde getiriyor

Her ne kadar zarar bekleniyor olsa da, OpenAI son dönemde önemli gelir artışları elde etmeyi başardı. Geçtiğimiz ay, şirket 300 milyon dolar gelir elde etti ve bu, bir önceki yılın aynı dönemine göre %1700’lük bir artış anlamına geliyor. 2025 yılı için şirketin hedefi ise oldukça iddialı: 11,6 milyar dolar satış hedefi. Bu agresif büyüme stratejisi, OpenAI’nin yaptığı planlarla OpenAI rekor gelirlere ulaşmak istiyor.

Ancak bu büyümenin büyük bir maliyeti var. OpenAI, tahmini zararını şirketin hizmetlerini çalıştırma maliyetleri, çalışan maaşları ve ofis giderleri gibi kalemlere bağlıyor. Özellikle Nvidia grafik işlem birimlerine yapılan yüksek yatırımlar, şirketin en büyük giderlerinden biri olarak öne çıkıyor. OpenAI rekor gelirlere rağmen maliyetleri kontrol etmelidir.

Bu olumsuz finansal tabloya rağmen, yatırımcıların OpenAI‘ye olan ilgisi sürüyor. Şirket, değerini 150 milyar dolarınüzerine çıkarmayı hedefleyen yeni bir finansman turuna başlamış durumda. Bu turun, Thrive Capital tarafından 1 milyar dolarlık yatırımla yönetileceği ve Tiger Global gibi önemli yatırımcıların da katılacağı bildiriliyor.

Kârlılık ve büyüme dengesi

Son olarak, OpenAI yönetim kurulunun şirketi kâr amacı güden bir yapıya dönüştürme planları yaptığı söylentiler arasında. Bu adım, yatırımcılar için daha basit bir yapı oluştururken, çalışanlar için likidite imkânı sağlayacak. OpenAI rekor gelirlere ulaştığında bu daha da önemli hale gelecektir.

OpenAI’nin finansal verileri, yapay zeka sektöründeki hızlı büyüme ve rekabetin yansımaları olarak değerlendiriliyor. Kısa vadede büyük zararlar yaşasa da şirket, uzun vadeli stratejisinin meyvelerini toplamayı umuyor. Ancak, bu süreçte finansal sürdürülebilirlik ile teknolojik inovasyon arasında hassas bir denge kurmak zorunda kalacak gibi görünüyor.

Toplum için değer yaratan projeler

Kendi ürünlerini, kendi fabrikalarında, kendi özgün teknolojilerini kullanarak ve yüksek çalışma standartlarını benimseyerek üreten Epson, toplum için değer yaratmayı amaçlayan projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Epson olarak tüketiciler ve kurumlarla iş birliği yaparak dünya için faydalı olabilecek projeler geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Epson CISMETA Başkan Yardımcısı Neil Colquhoun, “Yerel felsefemizin özünde sürdürülebilir bir vizyonla hareket etmek yer alıyor. Bu kapsamda hem iş ortaklarımız hem de toplum için değer yaratmaya devam ediyoruz.” diyor.

“Bir organizasyon, parçalarının toplamı kadar başarılıdır”

Epson CISMETA Başkan Yardımcısı Neil Colquhoun
Epson CISMETA Başkan Yardımcısı Neil Colquhoun

Epson’un amaçları konusunda açıklamalarda bulunan Epson CISMETA Başkan Yardımcısı Neil Colquhoun, “Her zaman bir organizasyonun parçalarının toplamı kadar başarılı olduğuna inanmışımdır. Bu inanç, Epson’u bu bölgede yüksek performanslı ve verimli bir organizasyon olarak konumlandırma vizyonumuzu da şekillendiriyor. Çalışanlarımız için değer yaratmaya çalışırken bir yandan da hem iş ortaklarımız hem de toplum için değer yaratmaya devam ediyoruz.” diyor.

Verimli, kompakt ve inovatif

En kritik hedeflerinin başında tüm takım arkadaşlarının Epson’da çalışmaktan keyif almaları geldiğinin altını çizen Neil Colquhoun, “Amacımız, iş arkadaşlarımızın Epson’un vizyonuyla uyumlu bir kültür içerisinde keyif alarak çalışmaları. Bu yaklaşımımızla daha iyi bir dünya yaratmak için hareket ederken diğer yandan da birlikte hareket eden bir ekip olmayı da başarıyoruz. Köklü bir gelenekten gelen markamız; verimli, kompakt ve inovasyonu benimseyen yaklaşımıyla hareket etmekte. Tüm bu ilkelerin dünya standartlarında bir organizasyonu inşa etmek için önemli olduğuna inanıyoruz. Bu ilkeler bizler için finansal performans kadar büyük önem taşıyor.” dedi.

Çalışanlarının fikirlerine büyük önem verdiklerini belirten Colquhoun, “Çalışma arkadaşlarımız arasında gerçekleştirdiğimiz anket sonuçları; ekip arkadaşlarımızın yüzde 93’ünün Epson’un amaçları, öncelikleri ve hedeflerine güven duyduklarını gösteriyor. Orta Doğu, Afrika, Batı Orta Asya’da ve Dubai’de 10 ofis ile 320’den fazla profesyonelle faaliyetlerimize devam ediyoruz. Güney Afrika’daki operasyonlarımızı üçüncü kez genişleterek yetenekler için fırsatlar sunan bir strateji geliştirdik ve bunu uyguladık. Geçtiğimiz bir yıllık süreçte, bu misyonu ileriye taşımak için bölgedeki liderliğimizi de güçlendirdik.” şeklinde sözlerine devam etti.

“Cinsiyet eşitliğine önem veriyoruz”

Cinsiyet eşitliğine büyük önem verdiklerini açıklayan Epson CISMETA Başkan Yardımcısı Neil Colquhoun, “Yönetici pozisyonlarımızın neredeyse yarısı kadınlardan oluşmakta. Bu da Epson’un cinsiyet eşitliğine verdiği önemin en büyük kanıtlarından biri. BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile uyumlu şekilde, toplum için faydalı olabilecek aksiyonlar almayı sürdürüyoruz. Orta Doğu ve Afrika’da BM’nin bu hedefleri paralelinde eğitimi odak noktasına alan girişimlerimize devam ediyoruz. Ekibim ve ben bölgedeki okulların ihtiyaçlarını anlamak ve bu ihtiyaçları karşılamak üzere bölgeyi ziyaret ettik. Tüm bu çabalarımız sonucunda; topluma faydalı olmayı ve toplumda kalıcı izler bırakmayı hedefliyoruz.” dedi.

Microsoft Copilot’a yapay zeka gücüyle yeni özellikler eklendi

Microsoft, yapay zeka asistanı Copilot’u baştan aşağı yenileyerek kullanıcılarına daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmayı hedefliyor. Şirket, Microsoft Copilot’a yapay zeka sesli ve görüntü yetenekleri ekleyerek, yapay zekayı sadece bir arama motoru veya görsel oluşturma aracı olarak değil, günlük iş akışlarının önemli bir parçası haline getirmek istiyor.

Copilot’a yeni yetenekler: sesli etkileşim ve WhatsApp desteği

En dikkat çekici yeniliklerden biri olan Copilot Voice, kullanıcıların Microsoft Copilot’a yapay zeka asistanıyla sesli olarak etkileşim kurmasına olanak tanıyor. Bu özellik, kullanıcıların daha doğal ve konuşmaya dayalı bir şekilde Copilot ile iletişim kurmasını sağlıyor. Microsoft ayrıca Copilot’un WhatsApp üzerinden de kullanılabileceğini duyurdu, bu da kullanıcıların Meta’nın AI asistanından kaçınmak istemesi durumunda alternatif bir seçenek sunuyor.

Copilot Labs: gelişmiş deneysel özellikler

Microsoft, Copilot Labs platformu üzerinden deneysel yapay zeka özelliklerini kullanıcılarına sunmayı hedefliyor. Bu kapsamda tanıtılan Copilot Vision, Microsoft Copilot’a yapay zeka ve kullanıcıların tarayıcıda gezdiği web sitelerini “görebilmesini”sağlıyor. Bir diğer yenilik olan Think Deeper ise, karmaşık sorunlar üzerinde derinlemesine çalışabilmesi için Copilot’a eklenen yeni bir yetenek. Örneğin, kullanıcılar “İstanbul’a mı taşınmalıyım yoksa Rize’ye mi?” gibi sorular sorduğunda bu özellik en iyi yanıtı bulmak için devreye giriyor.

Copilot Labs’in sunduğu bu yeni yetenekler, kullanıcı gizliliği ve güvenliği konusundaki soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Microsoft, özellikle geçmiş hatalarından ders aldığını ve Copilot Labs oturumlarının geçici olduğunu belirtiyor. Şirket, bu oturumlarda toplanan verilerin oturum sonrasında silindiğini vurgularken, Copilot Vision’ın yalnızca sınırlı sayıdaki popüler web sitelerinde çalışacağını belirtiyor.

Günlük haberler ve kişisel asistan: Copilot Daily

Copilot Voice’un bir diğer dikkat çekici özelliği ise Copilot Daily. Bu özellik, kullanıcılara günlük haber özetleri, hava durumu ve görev hatırlatmaları sunuyor. Kullanıcılar, bu bilgileri yapay zeka asistanının bir haber spikeri gibi okumasını da tercih edebiliyor.

Yenilikler kademeli olarak sunuluyor

Copilot’un yeni özelliklerinin büyük bir kısmı şimdilik sınırlı bir kullanıcı kitlesine sunulmuş durumda. Örneğin, Copilot Voice şu anda sadece İngilizce konuşulan ABD, Kanada, Avustralya, Birleşik Krallık ve Yeni Zelanda’da kullanılabiliyor. Copilot Daily ise yalnızca ABD ve İngiltere’de aktif. Copilot Vision ve Think Deeper özellikleri ise Copilot Pro aboneleri için yakında kullanıma sunulacak.

Copilot’un güncellenmiş versiyonu, iOS ve Android’de, web’de ve Windows uygulamaları aracılığıyla Microsoft Copilot’a yapay zeka kullanıcılarına sunulmaya başlandı.

Siber suçlar Dünya ekonomisini tehdit ediyor!

Dijital çağın getirdiği yenilikler, şirketlerin veri toplama ve işleme süreçlerini kolaylaştırırken aynı zamanda kimlik sahteciliği için yeni fırsatlar yarattı. Günümüzde kimlik sahteciliği, hızla artan siber tehditler arasında öne çıkıyor. Küresel firmaların 2024 yılında yaptığı anket sonuçlarına göre, 2023 yılında tüketicilerin yüzde 50’si kişisel verilerinin ifşa edildiğini bildirdi. Başka bir rapora göre ise 2024 yılında deepfake saldırılarında yüzde 3000 oranında bir artış yaşandı. Yine aynı raporda, dijital doküman sahteciliğinde yüzde 18’lik bir artış kaydedildi. Bu veriler, tüketici davranışlarına da yansımış durumda; tüketicilerin yüzde 68’i ödemelerini kimlik sahteciliği risklerini göz önünde bulundurarak gerçekleştirdiğini belirtiyor.

“Daha güçlü siber güvenlik önlemleri ile daha kolay ve hızlı kullanıcı deneyimi arasındaki denge, bizim için çok önemli. Kullanıcıları hem daha az şifre kullanarak hem de daha güvenli kimlik doğrulama sistemleriyle buluşturarak kullanıcı deneyimini ve veri güvenliğini iyileştirebiliriz. Bireysel bankacılık, kredi kartı, online alışveriş, mobil ödeme ve uzaktan müşteri edinimi veya hesap açma gibi finansal ve dijital süreçlerin bir arada bulunduğu hassas işlemler, 2023 yılında tüketicilerin en sık dolandırıldığı alanlar arasında yer aldı. Yapay zeka tecrübemizi kullanıcı deneyimiyle birleştirerek, tüketicilerin kritik bilgilerini doğrulama ve koruma konusunda büyük adımlar attığımıza inanıyoruz” diyen Sodec Technologies Kurucusu Hasan Dertli, müşterilerinin verilerini doğrulamak ve güvenli tutmak için geliştirdikleri hızlı ve esnek çözümlerin altını çiziyor.

Sodec Technologies Kurucusu Hasan Dertli
Sodec Technologies Kurucusu Hasan Dertli

Yapay zekanın kötüye kullanımının bir örneği, bir ya da birden fazla kişiye ait kimlik bilgilerinin birleştirilerek oluşturulan sahte kimliklerdir. Hacker’lar, yasadışı yöntemlerle bu verilere ulaşıp tüketicileri yanıltarak bu bilgileri elde edebiliyor. Kimlik sahtecileri, ortalama bir tüketiciye yılda 6 kez farklı kanallar aracılığıyla ulaşmaya çalışıyor. En sık kullanılan yöntemler arasında e-mail, telefon, SMS ve sosyal medya kanalları bulunuyor. Dark web, yapay zeka ve deepfake teknolojisi, sahte profiller ve lokasyon maskeleme araçları, sahtecilerin sıkça başvurduğu yöntemlerdir. Kimlik sahteciliği riski en yüksek sektörler arasında ise finans, telekomünikasyon, perakende/e-ticaret, kamu ve dijital oyun sektörleri yer alıyor. Kimlik sahteciliğinin finansal etkileri şirketleri ciddi anlamda olumsuz etkileyebilir. Küresel firmaların 2024 raporuna göre, siber suçların 2024 yılında dünya ekonomisine 9.5 trilyon ABD dolarına mal olacağı öngörülüyor. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 33’ü, kimlik sahteciliğiyle ilgili giderlerinin 25.000 ila 125.000 ABD doları arasında olduğunu belirtiyor.

Yüz Sahteciliği ve Pasif Canlılık Algılamanın Önemi

Kimlik doğrulama ve yüz tanıma süreçlerinde en büyük tehditlerden biri, sahtecilik yöntemlerinin hızla gelişmesidir. Başkalarının vesikalık fotoğrafları, kağıt veya karton maskeleri, dijital görüntüler veya videolar, üç boyutlu silikon ve balmumu maskeler sahtecilik için kullanılabiliyor. Son yıllarda gelişen deepfake teknolojisiyle, sahte baş hareketleri ve mimikler kullanılarak kimlik doğrulama sistemleri kandırılabiliyor. Bu tür saldırılar, güvenlik zafiyetlerine yol açarak kimlik doğrulama süreçlerini ciddi anlamda tehdit ediyor.

Aktif canlılık algılama sistemlerinde, kullanıcıdan belirli baş hareketleri veya mimik talep edilmesi güvenlik zafiyetlerine neden olabilir. Pasif canlılık algılama teknolojileri ise kullanıcıdan herhangi bir komut istemeden sahtecilik ataklarını tespit ederek güvenliği sağlamakta ve kullanıcı deneyimini iyileştirmektedir. Bu yöntem, sahteciliğin yaygın olduğu sektörlerde güçlü bir çözüm sunar.

Kimlik sahteciliğine oldukça açık olan telekom, bankacılık, fintech ve sigorta gibi sektörler başta olmak üzere birçok sektöre hizmet sunan Sodec Technologies; insan faktörü olmadan, yapay zeka teknolojileri kullanarak kişi ve belgelerin gerçekliğini doğrulayabiliyor. Yüz ve kimlik doğrulama alanında dünya markalarıyla rekabet gücüne sahip olan Sodec Technologies, Türk mühendisler tarafından geliştirilen teknolojilerle, Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü (NIST) tarafından yüz tanıma alanında yapılan testlerde, milyonda bir hata payından daha düşük bir oranla ilk 10’da yer aldı.

NIST Testleri ve Sertifikasyonun Önemi

Kimlik doğrulama ve biyometrik doğrulama süreçlerinde sertifikasyon ve testler büyük önem taşıyor Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü (NIST) tarafından yapılan yüz tanıma testlerinde, Sodec Technologies milyonda bir hata payı ile ilk 10’a girmiştir. Bu tür testler, biyometrik doğrulamanın güvenilirliğini kanıtlarken, kimlik doğrulama süreçlerinde güvenlik ve doğruluğun ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.

Yapay Zeka ve Güvenlik Çözümleri

Yapay zeka, kimlik sahteciliğiyle mücadelede güçlü bir araç olarak öne çıkıyor. KYC (know your customer) süreçlerinde biyometrik verilerin doğrulanması ve belgelerden veri çıkarılması gibi konularda yapay zeka teknolojileri güvenilir ve hızlı çözümler sunuyor. Yapay zekanın kullanımı, sahtecilik ataklarını önlemede önemli bir rol oynuyor.

Sodec Technologies Kurucusu Hasan Dertli, “Mevcut kimlik doğrulama ve uzaktan müşteri edinimi süreçlerinde yüz sahteciliği güvenlik açığı yaratıyor. Aktif canlılık algılama yöntemleri yetersiz kalırken, yapay zeka destekli pasif canlılık algılama teknolojileri sahtecilik ataklarını tespit edebiliyor ve kullanıcı deneyimini koruyarak güvenliği artırabiliyoruz. NIST tarafından yapılan yüz tanıma testleri, biyometrik doğrulamanın güvenilirliğini ispatlamış durumda ve güvenlik sertifikalarının önemi her zamankinden daha büyük” dedi.

Yiyecek-İçecek sektörüne yeni yazılım çözümü

Yiyecek-içecek sektöründe kepenk indirme oranları yüzde 38’e ulaşmış durumda. Sektörün en büyük sorunlarından biri olan bu yüksek kapanma oranını düşürmek amacıyla Türk mühendisler tarafından geliştirilen NarPOS yazılımı, sektörde yeni bir dönemi başlatıyor. NarPOS, işletmelerin maliyetlerini azaltmayı ve verimliliklerini artırmayı hedefleyerek, sadece işletmelerin değil, uzun vadede ülke ekonomisinin de enflasyonla mücadelesine katkıda bulunmayı planlıyor.

NarPOS’un sunduğu çözümlerle sipariş yönetimi, ödeme alma ve stok takibi gibi süreçler tek bir platformda birleşiyor. Bulut tabanlı altyapısı sayesinde restoranlar, tüm operasyonlarını anında ve kolayca yönetebiliyor. Böylece işletmeler, farklı uygulamalara ihtiyaç duymadan tüm süreçlerini tek bir sistem üzerinden yürütebiliyor.

NarPOS’un Kurucu Ortağı ve CEO’su İlyas Akça, “Türkiye genelinde yaklaşık 200.000 yiyecek-içecek işletmesi bulunuyor ve bu işletmelerin yüzde 38’i 3 ila 6 ay içinde kapanma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Biz de NarPOS olarak işletmelerin maliyetlerini düşürmek ve verimliliklerini artırmak amacıyla çözümler geliştiriyoruz. Bu sayede daha fazla işletmenin ayakta kalmasını sağlamak istiyoruz,” diyor.

NarPOS’un Türkiye’de sunduğu yenilikler sadece bu kadarla sınırlı değil. Türkiye’de ilk kez el terminali ve yazar kasayı birleştiren hibrit sistem, restoranlara benzersiz bir operasyonel avantaj sağlıyor. Siparişten ödeme almaya, stok yönetiminden raporlamaya kadar her adımın entegre bir şekilde yönetilmesine olanak tanıyor.

NarPOS, Türkiye’nin yanı sıra 8 farklı ülkede 14.000 işletmeye hizmet vererek global ölçekte de büyümeye devam ediyor. Türkiye’nin geleceği için bu yazılım, sektörün en büyük sorunlarına çözüm getirerek işletmelere nefes aldırmayı amaçlıyor.

Yapay zekâ girişimi Novus, 1,5 milyon dolar yatırım aldı

İstanbul ve Boston merkezli yapay zekâ girişimi Novus, tohum yatırım turunda 1,5 milyon dolar yatırım aldı. Vestel Ventures ve Tacirler Portföy Yönetimi ortaklığıyla yönetilen Gelecek Etki Fonu liderliğindeki turda, Sabancı Ventures, Inveo Ventures, DeBa ve uluslararası fonların katılımıyla şirket, 14 milyon dolarlık bir değerlemeye ulaştı.

Yapay zekâda öncü kurumlardan biri olmayı hedefleyen Novus, öncesinde NVIDIA Inception, 2022 yılında MIT Sandbox, Google for Startups ve North America programlarından başarıyla mezun olarak, aynı yıl Startup Wise Guys’tan 5 milyon dolar değerlemeyle önemli bir yatırım daha aldı. Yeni yatırım turu ile yapay zekâ alanındaki liderliğini pekiştiren Novus, yapay zekâ çözümlerini daha geniş bir kitleye sunma ve teknolojik inovasyonlarını ileriye taşıma hedeflerine doğru büyük bir adım attı.

Novus Kurucu Ortağı ve CRO’su Vorga Can yeni yatırımla ilgili, “Türkiye’de yatırımcılar ve iş ortaklarıyla yürütülen iş birliği süreçlerinin, DOT ürünümüzün ülke genelinde yaygınlaştırılmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Ayrıca, BIST50 seviyesindeki kurumsal şirketlere yönelik on-prem çözümler sunmaya devam edeceğiz. DOT ile SaaS modelimiz üzerinden KOBİ’lere ve startup’lara da yenilikçi teknolojiler sunmayı hedefliyoruz. Bu yeni fonlama turu, şirketimizin sürdürülebilir büyüme ve yenilikçilik yolundaki ilerlemesini simgeliyor” şeklinde konuştu.

Yapay zekâ ajanları arasındaki iletişimi mümkün kılıyor

Bu yeni fonlamayla birlikte, yeni yapay zekâ ürünü DOT’u piyasaya süreceklerini belirten Novus Kurucu Ortağı ve CEO’su Rıza Egehan Asad: “DOT, işletmelerin büyük dil modellerinin tam potansiyelini kullanmalarını sağlayacak şekilde tasarlanmış, gelişmiş bir AI platformu. Yapay zekâ ajanları arasındaki iletişimi mümkün kılarak, kullanıcıların kodlama yapmadan yeni ajanlar oluşturmasına olanak tanıyan DOT, işletmelerin verimliliğini arttıracak ve daha akıllı iş süreçleri geliştirecek bir yapı sunuyor. 100’den fazla yapay zeka ajanı ve modeli barındıran ve ajanlar arası iletişimi mümkün kılan bu platformu, global pazarda duyurmayı hedefliyoruz” dedi.

Novus, on-premise ve hybrid çözümleriyle Fransa, İtalya ve Almanya’da başladığı yurt dışı pazarlarına açılma çalışmalarını genişleterek, ABD’de, özellikle East Coast bölgesinde 2025’in ikinci yarısında operasyonlarını yoğunlaştırmayı planlıyor. Türk yapay zekâ sektörünün öncüsü olarak, Türkiye’nin yapay zekâ alanında dünya çapında tanınan bir ülke olmasını hedefleyen Novus, etik yapay zekâ teknolojilerini herkes için ulaşılabilir kılmak ve bu alandaki araştırmalarını sürdürerek çalışmalarına devam edecek.