Microsoft, Excel için özel yapay zekâ geliştiriyor!

0

Microsoft, veri analistleri ve muhasebecilerin dikkatini çekecek yeni bir büyük dil modeli (LLM) tanıttı. SpreadsheetLLM, çeşitli tablo görevlerinde son derece etkili olduğu belirtilen bu model, veri yönetimi ve analizinde devrim yaratma potansiyeline sahip. Bu model, kullanıcı etkileşimlerini daha akıllı ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor.

Geçen hafta yayımlanan bir ön baskı makalesinin ardından, X’de “Karen işsiz kalabilir” gibi esprili yorumlar dikkat çekti. Bazı kullanıcılar, “SaaS ciddi bir tehlikede” ve “Bu, finans dünyası için büyük olacak” şeklinde paylaşımlarda bulundu.

Pennsylvania Üniversitesi Wharton Okulu’ndan Doçent Ethan Mollick, “Bu, LLM’lerin yapılandırılmış ve yapılandırılmamış tablo verileriyle çalışabilecekleri başka bir işaret. Bu, birçok kullanım senaryosunu açacak ve bir tablo veri kaynağı olması, yanılsamaları azaltma eğiliminde olacak,” dedi.

SpreadsheetLLM tablo görevlerinde performansı artırıyor

LLM’ler, genellikle iki boyutlu ızgaralar, esnek düzenler ve çeşitli format seçenekleriyle karakterize edilen tablolarla çalışmada zorlanıyordu. Microsoft, bu sorunu aşmak için SheetCompressor adında yenilikçi bir kodlama çerçevesi geliştirdi. Bu çerçeve, tablo görevlerinde performansı önemli ölçüde artırıyor.

SheetCompressor, üç ana modülden oluşuyor: yapısal-çapa tabanlı sıkıştırma, ters dizin çevirisi ve veri formatı farkındalıklı toplama. Bu modüller, LLM’lerin tabloları daha iyi anlamalarına yardımcı oluyor ve gereksiz veri satır ve sütunlarını kaldırarak sıkıştırılmış bir tablo oluşturuyor. Böylece, LLM’lerin tablo verilerini anlaması ve işlem yapması kolaylaşıyor.

Microsoft, bu yöntemle tablo kodlaması için kullanılan token sayısını %96 oranında azalttığını belirtiyor. SpreadsheetLLM, tablo verilerini anlama konusunda üstün performans gösteriyor ve Chain of Thought metodolojisi üzerine inşa edilen “Chain of Spreadsheet” (CoS) adı verilen bir çerçeve sunuyor. Bu çerçeve, tablo analizini bir tespit-eşleştirme-akıl yürütme zinciri olarak ele alıyor.

Apple UTM emülatörünü App Store’a ekledi!

Apple’ın son dönemde platformunu esnetmesiyle birlikte, iOS ve iPadOS’ta heyecan verici gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmelerden biri de, sevilen sanal makine uygulaması UTM’nin App Store‘a eklenmesi. Uzun zamandır beklenen bu gelişme ile birlikte, iPhone ve iPad kullanıcıları, artık bilgisayarlarında kullandıkları Windows ve Linux işletim sistemlerini iOS cihazlarında da çalıştırabilecekler.

Apple UTM, QEMU açık kaynak projesi ile geliştirilmiş olup, x86, PPC ve RISC-V gibi çeşitli sistemleri emüle edebiliyor.Bu sayede, kullanıcılar eski oyunları oynayabilir, farklı işletim sistemlerini deneyebilir ve hatta programlama yapabilirler.

Uygulamanın maalesef JIT (anında derleyici) özelliği bulunmadığı için yüksek performans sunamadığını belirtmek gerekiyor. Buna rağmen, UTM, iOS cihazlarında sanal makine kullanmak isteyenler için oldukça güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor.UTM’nin App Store’a eklenmesi, iOS’un daha açık bir platform haline gelmesi açısından önemli bir adım. Bu sayede, kullanıcılar cihazlarında daha fazla özgürlüğe sahip olacak ve farklı işletim sistemlerini keşfedebilecekler.

Apple UTM’nin öne çıkan özellikleri:

  • Windows ve Linux işletim sistemlerini iOS cihazlarda çalıştırma
  • x86, PPC ve RISC-V gibi çeşitli sistemleri emülasyon
  • Eski oyunları oynama
  • Farklı işletim sistemlerini deneme
  • Programlama yapma

UTM’yi App Store’dan ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Not: UTM SE, yüksek performans için JIT özelliğine ihtiyaç duyuyor. Bu özellik şu anda mevcut değil, ancak gelecekte eklenmesi bekleniyor.

Samsung Exynos 2500 verimlilik problemleri aşıldı

Samsung’un yeni amiral gemisi çipseti Exynos 2500, 3nm GAA üretim süreciyle iddialı bir şekilde karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. İlk etapta verimlilik problemleri nedeniyle ertelendiği veya iptal edileceği söylenen işlemciyle ilgili son haberler ise Samsung’un iddialarını doğruluyor.

Exynos 2500, Apple A15 Bionic’i geride bıraktı mı?

Sızıntılara göre Exynos 2500’ün son prototipi, 3.2 GHz frekansta çalışarak Apple’ın A15 Bionic işlemcisinden daha yüksek güç verimliliği sunuyor. Bu, oldukça etkileyici bir başarı, zira A15 Bionic 2021 yılında piyasaya sürülmüş ve TSMC’nin 5nm üretim süreciyle üretilmişti. Güncel rakiplerle kıyaslama sonuçlarını görmek için sabırsızlanıyoruz.

Exynos 2400’ün halefi olan 2500, 10 çekirdekli bir tasarıma sahip olacak. Yeni 3nm GAA üretim teknolojisi sayesinde selefinden daha yüksek performans ve enerji verimliliği sunması bekleniyor.

Samsung’dan 3nm işlemci hamlesi

Samsung geçtiğimiz hafta yeni akıllı saatleri için 3nm üretim süreciyle üretilen Exynos W1000 işlemcisini piyasaya sürdü. Bu durum, Exynos 2500’ün de yakın zamanda piyasaya çıkacağına dair bir işaret olarak yorumlanıyor.

Samsung Exynos 2500, iddialı özellikleri ve rakiplerini geride bırakma potansiyeliyle merak uyandırıyor. Önümüzdeki aylarda bu yeni amiral gemisi çipsetiyle ilgili daha fazla bilgi edinmeyi bekleyebiliriz.

Teknoloji devleri enerjide devleşti: Google ve Microsoft 100 ülkeden fazla enerji tüketiyor!

Teknoloji devlerinin gelirleriyle birlikte tükettikleri enerji de giderek artıyor. Yeni bir analize göre Google ve Microsoft, halihazırda 100’den fazla ülkeden daha fazla enerji tüketiyor.

Özellikle üretken yapay zekanın büyük önem kazandığı bugünlerde, kurulan özel veri merkezleri, önceki benzerlerine kıyasla çok daha yüksek enerji tüketimi gerçekleştiriyor. Bu bağlamda yapılan yeni bir analize göre Google ve Microsoft’un enerji tüketimi, dünya genelindeki 206 ülkenin 100’den fazlasının tüketimini aşmış durumda.

Google ve Microsoft, Azerbaycan kadar elektrik tüketiyor

Analize göre, 2023 yılında Google ve Microsoft’un her biri 24 TWh elektrik tüketti. Bu miktar, Azerbaycan, İzlanda, Gana ve Tunus gibi ülkelerin de bulunduğu 100’den fazla ülkenin enerji tüketimini geride bıraktı. Örneğin, yaklaşık 10 milyonluk nüfusa sahip Azerbaycan da 24 TWh enerji tüketerek Google ve Microsoft’la eşleşti. İzlanda, Gana, Dominik Cumhuriyeti ve Tunus ise 19 TWh, Ürdün ise 20 TWh enerji tüketti. Karşılaştırma açısından; Türkiye’nin enerji tüketimi 280 TWh seviyesinde bulunuyor.

Google ve Microsoft’un toplamda 48 TWh elektrik tüketimi, dünyadaki çoğu ülkenin tüketimini geride bırakırken, bu iki şirketin her biri, ürettikleri ekonomik değerle de birçok ülkeyi geride bırakıyor. İrlanda (533 milyar dolar) ve Nijerya (473 milyar dolar) hariç olmak üzere, listede yer alan tüm ülkelerin gayri safi yurt içi hasılası (GSYH), Google ve Microsoft’un gelirlerinin altında kalıyor.

2023 yılında Google, 305,6 milyar dolar, Microsoft ise 211,9 milyar dolar gelir elde etti. Aynı enerji tüketimine sahip Azerbaycan ise 2023 yılında 78 milyar dolar GSYH elde etti. Daha fazla enerji tüketen Slovakya’nın GSYH’si 172 milyar dolar, İzlanda’nın ise yaklaşık 30 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu veriler, her iki şirketin enerji tüketimine kıyasla ne kadar büyük bir ekonomik çıktı ürettiklerini gösteriyor.

Parker güneş sondası, en hızlı insan yapımı nesne rekorunu egale etti

NASA’nın Parker Güneş Sondası, Güneş’in dış korona tabakasını yakından incelemek için görevlendirildi ve şimdiye kadarki en hızlı hareket eden insan yapımı nesne rekorunu tekrar kırdı. 29 Haziran’da Parker Güneş Sondası, saatte 635.266 kilometre hıza ulaşarak bir önceki rekorunu egale etti. Bu hız, ses hızından yaklaşık 500 kat daha hızlı olduğu anlamına geliyor. 2018’de fırlatıldığından beri bu hızına ulaştığı ikinci sefer olarak kaydedildi.

Parker Güneş Sondası2025 yılında Güneş’e en yakın konuma geldiğinde yaklaşık 692.000 km/s azami hıza ulaşması bekleniyor. Bu hız, Washington DC’den Tokyo’ya bir dakikadan kısa sürede ulaşmak için yeterli. Bu inanılmaz hızlara ulaşmak tamamen zamanlama ve momentumla ilgili.

Parker Güneş Sondası, Güneş’in etrafında dönerken Venüs’ün yörüngesiyle hizalanarak gezegenin yerçekimini kullanıyor. Güneş’i çevreleyen ultra sıcak plazma kütlesine yaklaşacak ve bilimsel anlayışımızı geliştirmeye yardımcı olmak için birçok farklı ölçüm yapacak. Parker, Güneş’in yüzeyi olduğu düşünülen iyonize gaz tabakasına 7,26 milyon kilometre yaklaşarak 20. yakın geçişini tamamladı. Görev sonunda ise 6,12 milyon kilometreye kadar yaklaşması bekleniyor.

Sondanın bu inanılmaz hızlara ve aynı zamanda inanılmaz ısıya ve radyasyona dayanacak kadar sağlam olması gerekiyor. Uzay aracının koruması, yaklaşık 1.371 santigrat derece (2.500 Fahrenheit derece) sıcaklığa dayanabilen 11,4 santimetrelik (4,5 inç) karbon kompozit bir kalkan içeriyor.

En hızlı insan yapımı nesne ünvanının yakın gelecekte Parker Güneş Sondası’nın elinden alınması pek olası görünmüyor. Bu rekor bir kez daha kırıldığında, büyük ihtimalle bu ünvanı başka bir uzay aracı alacak.

OpenAI, çalışanlarına yönelik uygulamalarıyla ihbarcıların hedefinde!

The Washington Post tarafından elde edilen bir mektuba göre, anonim OpenAI ihbarcıları temsil eden avukatlar, bu mektubu Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) Başkanı Gary Gensler’a gönderdi.

Mektup, SEC’den OpenAI’in kıdem tazminatı, kötülememe ve gizlilik anlaşmalarını incelemesini isteyen ayrı, resmi bir şikayete atıfta bulunuyor.

Mektupta, “Anlaşmalar, hem çalışanların hem de yatırımcıların menkul kıymet ihlalleri konusunda SEC ile iletişim kurmasını yasaklıyor ve caydırıyordu; çalışanları ihbarcı teşvikleri ve tazminatlarından feragat etmeye zorluyor, çalışanların hükümet düzenleyicileriyle iletişim kurduklarında şirketi bilgilendirmelerini şart koşuyordu.” ifadeleri yer alıyor.

Ayrıca, mektup SEC’ye, “OpenAI’in önceki gizlilik anlaşmalarının, çalışanlarının işe alınmak, kıdem tazminatı ve diğer mali karşılıkları almak için yasa dışı derecede kısıtlayıcı sözleşmeler imzalamasını gerektirerek yasaları ihlal ettiğine.” dair kanıtlar sağlandığını belirtiyor.

Senatör Chuck Grassley’nin (R-Iowa) sözcüsü, The Post’un mektubun bir kopyasını Senatör Grassley’nin ofisinden elde ettiğini doğruladı. (Kopyalar Kongre’ye gönderildi.)

Grassley yaptığı açıklamada, AI’ın yarattığı tehditleri izlemek ve hafifletmek, ulusal güvenliğimizi koruma konusundaki anayasal sorumluluğumuzun bir parçasıdır ve ihbarcılar bu görevde çok önemli olacaktır.” dedi.

“OpenAI’in politikaları ve uygulamaları, ihbarcıların konuşma ve korunan açıklamalar için hak ettikleri tazminatı alma haklarına soğutucu bir etki yapıyor gibi görünüyor.”

Grassley bir açıklamasında, “Yapay zekanın oluşturduğu tehditleri izlemek ve azaltmak, ulusal güvenliğimizi koruma konusundaki anayasal sorumluluğumuzun bir parçasıdır ve ihbarcılar bu görevde önemli olacaktır.” dedi.

“OpenAI’in politikaları ve uygulamaları, ihbarcıların konuşma hakkını ve korunan açıklamaları için hak ettikleri tazminatı almalarını engelleyici bir etki yaratıyor gibi görünüyor.”

Grassley, “Federal hükümet yapay zekanın bir adım önünde kalacaksa, OpenAI’in gizlilik anlaşmalarını değiştirmesi gerekiyor.” diye ekledi.

Şirketin çalışan çıkış anlaşması, eski çalışanların belgeyi imzalamayı reddetmeleri veya gizlilik anlaşmalarını ihlal etmeleri durumunda, kazanılmış hisselerinin ellerinden alınacağına dair hükümler nedeniyle bu yılın başlarında zaten eleştirilmişti.

CEO Sam Altman, bu durum için “çok üzgün” olduğunu belirterek, şirketin “hiçbir şeyi geri almadığını” ve “standart çıkış belgelerini düzeltme sürecinde olduğunu” iddia etmişti.

Çin füzyon enerjisi yarışında lider konumda

Çin, uzun zamandır hayal edilen ve yeni yatırımlar çeken temiz enerji kaynağı ticari füzyona hakim olmak istiyor. Bu alanda Çin’in harcamaları ABD’nin önünde yer alıyor. Yıldızlardaki doğal tepkimeyi Dünya’da ölçeklendirebilir bir şekilde gerçekleştirme yarışı hız kesmeden devam ediyor.

Güneş ve diğer yıldızlar, kendilerini ayakta tutabilmek için sürekli olarak füzyon tepkimeleri gerçekleştirerek inanılmaz miktarlarda enerji üretiyor. Bilim insanları ise bu tepkimeyi Dünya’da taklit ederek uzun zamandır aranan sınırsız enerjiye ulaşmaya çalışıyor. Ve görünüşe göre füzyon enerjisindeki yarışta Çin, lider konumda ilerliyor.

Çin’in füzyon yatırımları

Aktarılanlara göre Çin, devasa bir füzyon teknolojisi kampüsü inşa etti ve en büyük sanayi şirketlerinden bazılarını içeren ulusal bir füzyon konsorsiyumu başlattı. Çinli bilim insanları ve füzyon alanında çalışan insanların projeleri tamamlamak için üç vardiya halinde, günün her saati çalıştığı belirtiliyor. Bununla birlikte Çin’in füzyon bilimi ve mühendisliğinde ABD’den 10 kat daha fazla doktoraya sahip işgücünün olduğuna dikkat çekiliyor.

ABD ve Çin arasındaki yarış

ABD Enerji Bakanlığı’nın Füzyon Enerjisi Bilimleri Ofisi’nin başında bulunan JP Allain, Çin’in füzyon için yılda yaklaşık 1,5 milyar dolar harcadığını ve bunun ABD hükümetinin füzyon bütçesinin neredeyse iki katı olduğunu söyleyerek yarışın kaybedilmekte olduğuna değiniyor. Uzmanlara göre Çin, bu şekilde para harcamaya devam ederse üç veya dört yıl içinde ABD ve Avrupa’nın manyetik füzyon yeteneklerini geçecek.

Bilmeyenler için füzyon, en basit anlatımla, iki hafif atom çekirdeğinin birleştirilerek daha ağır bir atom çekirdeğinin oluşturulmasıyla meydana geliyor. Bu süreçte de inanılmaz miktarda (atomların bölündüğü fisyondan çok daha fazla) enerji açığa çıkıyor. Ayrıca herhangi bir karbon salınımı yapılmıyor ve çok sınırlı radyoaktivite üretiliyor.

Dünya çapında füzyon çalışmaları

Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları füzyon reaksiyonlarının nasıl sürdürüleceğini anlamaya ve bu enerjiyi net güce dönüştürmenin bir yolunu bulmaya çalışıyor. ABD, füzyon reaksiyonları yaratmak için lazer kullanan bir teknolojiye öncülük ediyor. Öte yandan manyetik füzyon – plazmayı sınırlamak için manyetik alanlar kullanmak – birçok uzman tarafından ticarileştirme için en mantıklı yöntem olarak değerlendiriliyor. Çin, manyetik füzyon yani tokamaklarıkullanan reaktörler üzerinde çalışıyor.

Çin, ABD ve aslında AB arasındaki yarış devam ediyor olsa da dünyanın önde gelen ülkeleri (Avrupa Birliği, Çin, Hindistan, Japonya, Kore, Rusya ve ABD) Fransa’daki devasa füzyon projesi ITER‘de birlikte çalışıyor.

Çin’in bu alandaki ilerlemeleri, küresel enerji dengelerini değiştirebilecek potansiyele sahip ve füzyon enerjisindeki gelişmeler, temiz enerji geleceği için büyük önem taşıyor.

Minyonlar ve Çılgın Hırsız serisi tarihe damga vurdu: 5 milyar dolar barajı aşıldı!

Minyonlar ve Çılgın Hırsız serisi, animasyon tarihinde bir ilke imza atarak dünya çapında 5 milyar dolar gelir elde etti.Bu, bu rekoru kıran ilk animasyon serisi olma özelliğini taşıyor. Serinin son filmi Çılgın Hırsız 4, uluslararası gişede büyük bir başarı yakalayarak 88 milyon dolarlık muazzam bir hasılat elde etti. Bu sayede animasyon filminin küresel hasılatı 437,8 milyon dolara yükseldi. Bu da Çılgın Hırsız serisini, tüm serileriyle birlikte 5 milyar dolar barajını aşan ilk animasyon serisi yapıyor.

Film, 35.000 ekranda ve 11.000 lokasyonda gösterime girerek 80’den fazla yabancı pazarda, ilk kez gösterildiği Çin de dahil olmak üzere izleyicilerle buluştu. Son seri, Universal ve Illumination tarafından ortaklaşa üretildi.

5 Milyar dolarlık başarının ardından Minyonlar 3 geliyor!

5 milyar dolarlık gişe başarısının ardından Universal, Minyonlar 3 filminin vizyon tarihini 30 Haziran 2027 olarak belirledi. Brian Lynch tarafından yazılacak olan filmin yönetmen koltuğunda ise ilk üç Çılgın Hırsız filminin ve ilk Minyonlar filminin arkasındaki isim olan Akademi Ödülü adayı Pierre Coffin oturacak.

Illumination’ın kütüphanesi bu başarıyla birlikte küresel gişede 10 milyar dolardan fazla hasılat elde ederek müthiş bir rakama ulaştı. Ayrıca animasyon prodüksiyon stüdyosunun Universal Pictures ile özel finansman ve dağıtım ortaklığı da devam edecek.

Bu tarihi başarı, Minyonlar’ın ve Çılgın Hırsız serisinin dünya çapındaki popülerliğini ve izleyiciler üzerinde yarattığı etkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor. 2027 yılında vizyona girecek olan Minyonlar 3’ün de bu başarının devamını getirmesi bekleniyor.

Güney Kore, İHA düşürmek için lazerler sipariş etti!

Bu proje, Perşembe günü Güney Kore Savunma Tedarik Programı İdaresi (DAPA) tarafından duyuruldu ve bu tür lazer destekli hava savunma silahlarının bir ülkenin ordusu tarafından ilk kez kullanılması bakımından oldukça önemli.

DAPA, projeyi “Bu lazer hava savunma silahı, bir optik fiberden üretilen ışık kaynağı lazeriyle hedefleri doğrudan ışınlayarak etkisiz hale getiren yeni bir konsept gelecek silah sistemidir; küçük insansız hava araçları ve multi-kopterleri yakın mesafeden hassas bir şekilde vurabilir.” şeklinde açıkladı.

Ajans, lazerlerin görünmez ve sessiz olduğunu; çalıştırmak için mühimmat gerektirmediğini, sadece elektrikle çalıştığını ekledi. Şu anda sadece bir prototip mevcut olsa da, savunma ajansı bu teknolojiyi seri üretime geçirmek için üretici firma Hanwha Aerospace Co. ile bir sözleşme imzaladı.

Bu yıl içinde orduya teslimatların başlaması planlanıyor. DAPA‘nın güdümlü silahlar bölümü başkanı Lee Dong-seok’a göre, bu teknoloji Kuzey Kore’nin gelecekteki “drone provokasyonlarına” karşı ülkenin askeri yanıtını güçlendirecek.

Silahın her atışı yaklaşık 1,45 $ enerji maliyetine sahip. Bir İHA‘yı düşürmek için kaç atış gerektiği net değil; ancak ajans, canlı atış testlerinde %100 başarı oranına ulaşıldığını belirtti. Silahın, 10 ila 20 saniye süresince hedeflenen motorlar veya diğer elektrikli ekipmanlar üzerine ışık ışınları göndererek çalıştığı bildiriliyor.

Google Güney Kore

İşletme maliyeti ucuz olsa da, 2019 yılında başlanan geliştirme sürecinde inşa edilmesi için yaklaşık 63.2 milyon $ yatırım yapıldı. DAPA, gelecekte bu silahın uçaklar ve balistik füzelerle başa çıkabilmesini sağlamak amacıyla lazer osilatörünün çıktısını artırmayı planladığını belirtti.

Hem Kuzey hem de Güney Kore, gözetim ve keşif amacıyla dronları zaten kullanıyor. Kuzey Kore, bu dronları provokatif bir şekilde de kullanıyor; sayısız roket ve füze testi gibi saldırgan kapasitelerini gösteriyor. Ayrıca, Kuzey Kore’nin son zamanlarda güneydeki bölgelere çöp dolu balonlar göndermesi, önemli rahatsızlık ve havacılıkta kesintilere neden oldu.

Google yapay zekası skandalı: Gemini, izinsiz drive belgelerine erişti!

Google’ın yapay zeka asistanı Google yapay zekası  Gemini, kullanıcıların Google Drive ve Google Docs gibi bulut uygulamalarındaki kişisel ve hassas belgelere izinsiz eriştiği iddialarıyla gündemde. Geçmişte de gizlilik ve yapay zeka ile ilgili birçok sorun yaşanmıştı, ancak bu kez sorun, kullanıcıların ayarları kapalı olmasına rağmen belgelerinin analiz edilip özetlenmesiyle ilgili.

Kevin Bankston isimli bir kullanıcı, X (eski adıyla Twitter) platformunda yaptığı paylaşımda, Gemini’nin kişisel ve hassas belgelere izinsiz eriştiğini belirtti. Bankston, vergi belgelerinden birini özetleyen Gemini’nin bu özelliği nasıl kapatabileceğini sorduğunda, onu olmayan bir ayar sayfasına yönlendirdiğini fark etti. Manuel bir arama yaparak ilgili seçeneği buldu, ancak bu seçenek zaten devre dışıydı. Bu durum, Google Gemini’nin engellere rağmen dosyalara erişebildiğini gösteriyor. Neowin de yaptığı bir testte bu sorunu doğruladı ve Gemini’nin devre dışı bırakılmış olmasına rağmen Google Drive içerisindeki tüm belgeleri analiz edip özetlediğini tespit etti.

Google yapay zekası

Google yapay zekası, olayla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. Google Cloud uygulamalarında Gemini’yi kullanmak istemeyenler için ise şirket, sadece Workspace-Labs programından tamamen çıkmalarını öneriyor. Bu, kullanıcılar için “ya hep ya hiç” durumu yaratıyor ve her durumda, Google’ın kullanıcı gizliliğini ciddi şekilde ihlal ettiği izlenimini veriyor.

Yapay zeka teknolojileri hızla yaygınlaşırken, gizlilik ve veri koruma sorunları da aynı hızla artıyor. MicrosoftMeta ve Google gibi büyük şirketler, yapay zeka modellerini ve asistanlarını sistemlerine daha derinlemesine entegre ediyor. Ancak bu süreçte, kullanıcı gizliliği ve veri koruma konularında ciddi sorunlar yaşanabiliyor.

OpenAI yapay zeka sistemleri için yeni bir zeka ölçeği oluşturdu

Yapay zekalar günümüzün en popüler konularından biri ve OpenAI, bu alanda öncü bir şirket olarak dikkat çekiyor. Ancak, yapay zeka sistemlerinin zekasını belirleyen küresel bir kategori sistemi eksikliği, bu alanda bazı belirsizliklere yol açıyor. OpenAI, bu sorunu çözmek için yeni bir kategori sistemi geliştiriyor.

OpenAI sözcüsünün yaptığı açıklamalara göre, OpenAI, ChatGPT gibi yapay zekalara güç veren büyük dil modellerinin yapay genel zeka (AGI) ya da insan benzeri zekaya sahip yapay zekaya doğru kaydettiği ilerlemeyi izlemek için bir ölçek sistemi oluşturdu. Bu yeni sistem, yapay zeka sistemlerinin ne kadar akıllı olduğunu belirlemek amacıyla Seviye 1’den Seviye 5’e kadar değişen bir sınıflandırma sunuyor.

Seviye 1: Günümüz sohbet botları.
Seviye 2: Doktora seviyesinde bilgili yapay zeka sistemleri.
Seviye 3: Kullanıcı adına eylemde bulunabilen yapay zeka.
Seviye 4: Yeni buluşlara imza atabilen yapay zeka.
Seviye 5: Tüm insanlığın işlerini gerçekleştirebilen yapay genel zeka (AGI).

OpenAI, şu anda Seviye 1‘de yer alan sohbet botlarının, Seviye 2‘ye yaklaşmakta olduğunu belirtiyor. Seviye 2, temel sorunları o alandaki doktora derecesine sahip bir kişi düzeyinde çözebilen sistemler olarak tanımlanıyor. Seviye 3, bir kullanıcı adına eylemde bulunabilen yapay zeka aracılarını ifade ederken, Seviye 4, yeni buluşlara imza atabilen yapay zekaya işaret ediyor. Son olarak, Seviye 5AGI‘ye ulaşmanın son adımı anlamına geliyor ve tüm insan organizasyonlarının işlerini gerçekleştirebilen yapay zeka olarak tanımlanıyor.

Google Deepmind araştırmacıları da benzer bir beş seviyeli skala kullanmıştı. 2023 yılında yayınlanan araştırmada, ChatGPT, Bard, Gemini ve Llama gibi sohbet robotları Seviye 1‘e yerleştirilmişti. Google, Seviye 5 yapay zekaların tüm insanların toplamından daha zeki olacağını belirtiyor.

OpenAI CEO’su Sam AltmanAGI‘ye ulaşmanın süresinin “5 yıl” gibi kısa bir dönem olabileceğini belirtirken, bazı uzmanlar bu sürecin on yıllar alabileceğini düşünüyor.

Kaynaklar ve Daha Fazlası

OpenAI‘nin bu yeni kategori sistemi ile yapay zekaların ilerlemesi daha net bir şekilde izlenebilecek. Gelecek yıllarda yapay zeka alanında neler olacağını hep birlikte göreceğiz.

Oyun devi, Intel işlemcilerinin kusurlu olduğunu iddia ediyor!

Avustralya merkezli bağımsız oyun stüdyosu Alderon Games, kurucusu Matthew Cassells tarafından yazılan “Intel is selling defective 13-14th Gen CPUs” başlıklı bir yazıyla Intel’in son çipleriyle ilgili hayal kırıklıklarını kamuoyuna duyurdu.

Cassels, “Ekibim, çok oyunculu dinozor hayatta kalma oyunu Path of Titans üzerinde çalışırken Intel CPU kararlılığı ile ilgili önemli sorunlarla karşılaşıyor.” dedi.

“Bu sorunlar, çökme, kararsızlık ve bellek bozulması dahil olmak üzere yalnızca 13. ve 14. nesil işlemcilerde görülüyor. Yayınlanan tüm mikro kod, BIOS ve donanım yazılımı güncellemelerine rağmen sorun çözülmedi.”

Raptor Lake işlemcilerdeki kararlılık sorunları ilk kez Şubat ayında geniş çapta dikkat çekti ve ilk olarak 2022’nin sonlarında piyasaya sürülen bazı 13. nesil Raptor Lake CPU’larına bağlandı. Intel’in en üst düzey modelleri olan Core i9-13900K ve Core i9-14900K en çok etkilenen modeller gibi görünüyor ve bazı raporlar, azaltılmış Core i7-13700K ve Core i7-14700K’nın da sorun yaşadığını belirtiyor.

Raptor Lake’deki bu kararlılık sorunlarının belirgin işaretlerinden biri, Fortnite gibi oyunlarda ortaya çıkan “out of video memory” hata mesajı. Cassells, stüdyosunun 13. ve 14. nesil Core çipleri kullanan oyunculardan binlerce çökme raporu aldığını ve geliştirme ekibinin kendi Raptor Lake destekli bilgisayarlarında “sık sık kararsızlık” yaşadığını iddia ediyor. Stüdyo kurucusu, bu Intel CPU’larda çalışan sunucuların “sürekli çökmeler” yaşadığını söylüyor.

Intel, anakart BIOS güncellemeleri aracılığıyla dağıtılan yeni mikro kodlarla bu sorunları çözmeye çalıştı ve ayrıca anakart üreticilerine aşırı güç modlarını varsayılan olarak etkinleştirmemelerini söyledi. Örneğin, bazı durumlarda MSI anakartları 4.096 watt ve 512 amper güç sınırı belirler; hiçbir Intel CPU bu kadar gücü kullanmaz, ancak bu durum çipin otomatik frekans artırma teknolojisi üzerinde hiçbir kısıtlama koymaz ve bu da çökmelere neden gibi görünüyor. Bununla birlikte, kararlılık sorunları devam ediyor ve Intel, sorunun kök nedeni hakkında tamamen açık olmadı.

Cassells, burada anakart yapılandırmalarıyla çözülebilecek basit kararsızlık sorunlarından daha önemli bir temel sorunun olduğunu düşünüyor ve “Son 3-4 ayda, başlangıçta iyi çalışan CPU’ların zamanla bozulduğunu ve nihayetinde başarısız olduğunu gözlemledik.” diyor.

“Kendi testlerimizde gözlemlediğimiz arıza oranı neredeyse %100, bu da etkilenen CPU’ların arızalanmasının sadece bir zaman meselesi olduğunu gösterir.”

Alderon Games, Raptor Lake CPU’larına sabrını kaybetmiş gibi görünüyor ve tüm sunucularını AMD işlemcilere geçirdiğini belirtiyor, çünkü bunlar, kusurlu olduğu tespit edilen Intel CPU’larına kıyasla 100 kat daha az çökme yaşıyor.

Cassells ayrıca, sunucularını kendi başına barındıran veya sadece oyun oynayan oyunculara Raptor Lake işlemcilerden kaçınmalarını tavsiye ediyor. Geliştirici, kullanıcılarına 13. ve 14. nesil Intel çiplerinin iyi olmadığını bildirmek için oyun içi bir bildirim bile uygulamış durumda.

CDK Global, 25 milyon dolar fidye ödedi!

Geçen hafta CDK, ABD genelindeki otomobil bayilerine, iki haftalık bir kesintiye neden olan ve “fidye yazılımı enfeksiyonu” gibi görünen bir “siber olay” sonrasında hizmetlerini yeniden sağladı.

CDK’nın yazılım platformunun kapatılması, Asbury, AutoNation, Group 1, Lithia ve Sonic zincirleri dahil olmak üzere, satışların durmasına ve bazı eyaletlerde kayıtların yapılmamasına neden olarak 15.000’e kadar otomobil bayisi için kaosa yol açtı.

CDK’nın işini nasıl yeniden çevrimiçi hale getirebildiği henüz açıklanmadı; ancak CNN, yazılım firmasının fidye yazılımı operatörlerine 25 milyon dolarlık fidye ödemek zorunda kaldığını iddia eden kaynakları alıntıladı.

Bu arada, kripto adli tıp firması TRM Labs, 387 Bitcoin işleminin; Nisan ayında Octapharma Plasma’yı vuran aynı grup olan BlackSuit olarak bilinen fidye yazılımını dağıtan suçluların kontrol ettiği bir hesaba gittiğini tespit ettiğini söyledi.

Bitcoin‘lerin doğrudan CDK’dan gelmediği, bunun yerine siber fidye talepleriyle ilgilenen bir firmadan geldiği iddia ediliyor. Fidyenin, saldırıdan sadece iki gün sonra ödendiği belirtiliyor. Bu, CDK’nın, fidyecilerin çalınan verileri sızdırmamasını sağlamak ve geri çekilmelerini sağlamak için hemen fidyeyi ödediğini ve ardından hizmetleri yeniden kurmak ve geri yüklemek için birkaç gün gerektiğini gösterebilir. CDK, yedeklerden geri yükleme yapabilmiş olabilir ve/veya fidye yazılımı tarafından şifrelenen bilgisayarlardaki bazı bilgilere ihtiyaç duymuş olabilir, bu da kurtarma süresini uzatabilir. Hala birçok bilinmeyen var.

Genel olarak, ele geçirilmiş makineleri silmek veya değiştirmek iyi bir fikirdir, bu da genellikle operasyonların yeniden başlamasını geciktirir.

Günümüzde, fidye yazılımı kurbanlarının çoğu saldırganlara ödeme yapmamaktadır; geçen yılın dördüncü çeyreğinde sadece %29’u ödeme yapmıştır. CDK’yı sarsan fidye yazılımı saldırganları, Change Healthcare’den 22 milyon dolar fidye alan gruptan daha fazla kazandı.

Yine de, 25 milyon dolar, bu olayın neden olduğu endüstri çapındaki zararların yanında hiçbir şeydir. Anderson Economic Group, kesintinin ilk iki haftasında bayilere verilen toplam finansal zararın 600 milyon doların biraz üzerinde olduğunu ve fidyenin 24 katı olduğunu iddia ediyor. Ve bu, itibar kaybı, kızgın müşteriler ve bu tür bir kesintinin yasal sonuçları gibi hesaplanması zor faktörleri içermediği için etkileri küçümseyebilir.

Ayrıca, Sonic Automotive’in Amerika’nın finans gözlemcisi SEC’e yaptığı 8-K dosyalamasına göre, tüm durum hala çözülmemiş olabilir.

Google, tüm kullanıcılara ücretsiz Dark Web izleme hizmeti sunuyor

Google, bu ayden itibaren tüm Google hesap sahiplerine ücretsiz dark web izleme hizmeti sunacağını duyurdu. Bu sayede kullanıcılar, kişisel bilgilerinin dark web’de sızdırılıp sızdırılmadığını kontrol edebilecek.

Daha önce sadece Google One üyelerine sunulan bu hizmet, artık tüm kullanıcılara ücretsiz olarak sunulacak. Dark web, geleneksel arama motorlarıyla erişilmesi zor olan şifreli çevrimiçi ağları ifade ediyor. Bu ağlar genelde yasa dışı faaliyetler için kullanılıyor ve siber suçlular, çalınan kimlik bilgilerini ve kredi kartı bilgilerini dark web’de satabiliyor.

Google’ın dark web izleme aracı, kullanıcıların adlarını, adreslerini, e-posta adreslerini ve telefon numaralarını dark web’de tarayarak, bu bilgilerin sızdırılıp sızdırılmadığını kontrol ediyor. Bir eşleşme bulunursa Google, kullanıcıyı bilgilendiriyor ve şifrelerini değiştirmek veya çalınan kredi kartlarını bankaya bildirmek gibi gerekli adımları atmaları için uyarıyor.

Dark web raporu, “Sizinle ilgili sonuçlar” özelliğiyle de entegre edilerek kullanıcıların online varlıklarını daha iyi korumalarına yardımcı oluyor. Bu özellik, kullanıcıların kişisel bilgilerini arama sonuçlarından kaldırma imkanı da sunuyor.

Google’ın dark web izleme hizmeti, 48 ülkede, Türkiye de dahil olmak üzere, yakında tüm Google hesaplarında kullanıma sunulacak.

Bu hizmetten nasıl yararlanabilirsiniz?

  • Google hesabınıza giriş yapın.
  • “Hakkınızdaki Sonuçlar” sekmesine gidin.
  • “Dark web raporu”nu seçin.
  • İzleme profilinizi oluşturun ve izlemek istediğiniz bilgileri ekleyin.
  • Google, dark web’i tarayarak bilgilerinizin sızdırılıp sızdırılmadığını kontrol edecek ve sizi herhangi bir eşleşme olması durumunda uyaracaktır.

Kişisel bilgilerinizi korumak için yapabileceğiniz diğer şeyler:

  • Güçlü ve benzersiz şifreler kullanın.
  • Şifrelerinizi düzenli olarak değiştirin.
  • Bilgilerinizi yalnızca güvendiğiniz web sitelerinde paylaşın.
  • Antivirüs ve anti-malware yazılımı kullanın.
  • Hesaplarınızda olağandışı bir etkinlik olup olmadığını kontrol edin.

Dark web’de sızdırılan bilgiler, kimlik hırsızlığı ve diğer dolandırıcılık türlerine yol açabilir. Bu nedenle, kişisel bilgilerinizi korumak için adımlar atmak önemlidir. Google’ın ücretsiz dark web izleme hizmeti, bu konuda size yardımcı olabilir.

Avrupa X’in dijital hizmetler yasasını ihlal ettiğini tespit etti!

Avrupa Komisyonu, Elon Musk’ın sahibi olduğu X sosyal medya platformunun Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası‘nı (DSA) ihlal ettiğini tespit etti ve bu durum cezai tedbirlerin yolunu açtı. Komisyonun bu kararı, X’in AB yasalarına uygun davranmadığına yönelik aylar süren bir soruşturmanın sonucunda alındı. Elon Musk ise bu karara sert tepki gösterdi ve Avrupa Komisyonu hakkında ciddi suçlamalarda bulundu.

Avrupa komisyonu ve X arasındaki mesele

Olayın başlangıcına dönersek, Avrupa Komiseri Thierry BretonAralık 2023’te X’in DSA kurallarını ihlal etme olasılığına ilişkin geniş çaplı bir soruşturma başlatmıştı. Bu soruşturma kapsamında, özellikle nefret söylemiyanlış bilgilendirme ve terörizmin yüceltilmesi gibi konularda X’in mücadele çabaları incelendi. Ayrıca, Komisyon, X’in yanlış bilgilere karşı mücadele etmek için kullanılan ve oldukça beğenilen Topluluk Notları özelliğinin etkinliğini de değerlendirdi. Soruşturma sırasında, X’in kullanıcılarına yönelik yasa dışı ve hassas içerikleri işaretlemek için tasarlanan araçlarının etkinliği de araştırıldı. Ayrıca, X’in ücretli abonelikle birlikte gelen mavi onay işaretlerinin aldatıcı olup olmadığını incelemek istedi.

Bugün erken saatlerde Avrupa Komisyonu, X’in kullanıcılarını aldatmak için “karanlık modeller” kullandığını tespit eden ön araştırma sonuçlarını açıkladı. Ayrıca, reklam şeffaflığı ve araştırmacılar için veri erişimi konusunda endişelerini dile getirdi. Komisyon, X’in mavi onay işaretleriyle belirtilen “doğrulanmış statüsünü kötüye kullanan kötü niyetli aktörler” olduğuna dair kanıtlar olduğuna inanıyor. Ayrıca, X’in DSA kapsamında zorunlu olan “arama yapılabilir ve güvenilir bir reklam deposunu” korumadığını ve AB kurallarına aykırı olarak araştırmacıların kamuya açık verilere erişimini engellediğini bildirdi.

Eğer Komisyonun ön görüşleri nihayetinde doğrulanırsa, platform küresel yıllık satışlarının %6’sına kadar para cezasına çarptırılabilir. Ayrıca, Komisyon, X’in operasyonel prosedürlerinde belirli değişiklikler yapılmasını zorunlu kılabilir.

Elon Musk’tan sert iddialar

Avrupa Komisyonu’nun X aleyhindeki bulgularına yanıt olarak Elon Musk, Komisyonu X’i gizli sansürü benimsemesi karşılığında para cezalarından kaçınmasına izin verecek yasadışı bir gizli anlaşma teklif etmekle suçladı. Musk, diğer platformaların bu anlaşmayı kabul ettiğini, ancak X’in bu anlaşmayı kabul etmediği için Komisyon tarafından suçlu bulunduğunu iddia etti. Musk’un bu ciddi iddiası sonrası nasıl gelişmelerin yaşanacağı merak konusu.

Avrupa Komisyonu’nun bu konuda nasıl bir adım atacağı ve Musk’ın iddialarının nasıl yanıt bulacağı, önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.

Google siber güvenlik devi Wiz’i satın alıyor!

0

Google’ın ana şirketi Alphabet Inc., 23 milyar dolarlık dev bir anlaşma ile siber güvenlik devi Wiz’i satın alma eşiğinde. Konuya yakın kaynaklar, çoğunlukla nakit olarak finanse edilen anlaşmanın son aşamalarında olduğunu doğruladı. Bu satın alma gerçekleşirse, Alphabet’in bugüne kadarki en büyük satın alması olacak.

İsrail’de kurulan ve şimdi New York’ta faaliyet gösteren Wiz, siber güvenlik alanında hızla yükselen bir yıldız olarak dikkat çekiyor. Şirket, yapay zeka destekli gerçek zamanlı tehdit tespiti ve yanıtları sunan bulut tabanlı siber güvenlik çözümleri ile öne çıkıyor. Etkileyici büyüme grafiğiyle Wiz, yazılım startup alanında lider konuma hızla yerleşti.

Google ve Wiz ortaklığı, cesur bir hamle

Alphabet’in Wiz’i satın alması, özellikle ABD Başkanı Joe Biden yönetimi altındaki artan düzenleyici inceleme ortamında dikkat çekici. Düzenleyiciler, büyük teknoloji firmalarının satın almalar yoluyla büyümesine giderek daha temkinli yaklaşıyor. Alphabet’in bu hamlesi, teknoloji endüstrisinde cesur bir açıklama niteliğinde.

Wiz’in finansal performansı, cazibesini daha da artırıyor. 2023 yılında yaklaşık 350 milyon dolar gelir elde eden şirket, Fortune 100 şirketlerinin %40’ını müşterileri arasında bulunduruyor. Şirket, yakın zamanda 12 milyar dolar değerlemeyle 1 milyar dolar özel fon topladı.

Ne Alphabet ne de Wiz, devam eden müzakereler hakkında yorum yapmadı.

Wiz’in Microsoft ve Amazon gibi önde gelen bulut sağlayıcılarıyla güçlü ortaklıkları ve Morgan Stanley ile DocuSign gibi yüksek profilli müşterileri, firmanın sektördeki önemli etkisini vurguluyor. Şirket, ABD, Avrupa, Asya ve İsrail’de 900 çalışanı istihdam ediyor ve 2024’te global olarak 400 çalışan daha eklemeyi planlıyor.

Bu potansiyel satın alma, Alphabet’in yakın zamanda çevrimiçi pazarlama yazılımı şirketi HubSpot’u satın alma teklifini terk etmesinin ardından geldi. Wiz’e yönelmek, Alphabet’in artan dijital tehditler karşısında siber güvenlik yeteneklerini güçlendirmeye yönelik stratejik odaklanmasını gösteriyor.

Yeni uzay giysisi astronotların idrarını içilebilir suya dönüştürecek!

Yeni bir uzay giysisi tasarımı, atılan idrarı özel bir filtreleme sistemiyle geri dönüştürerek astronotların uzay görevlerini daha uzun ve hijyenik hale getirebilir. Weill Cornell Tıp ve Cornell Üniversitesi’ndeki bilim insanları tarafından geliştirilen giysi, idrarın özel bir sırt çantasındaki filtrelerle arıtılmasını sağlıyor.

Nasa ve Axiom Space tarafından Ay görevleri için onaylanan mevcut uzay giysisi tasarımına ek olarak, yeni filtreleme sisteminin de kullanılması planlanıyor. Bu giysiler, önümüzdeki yıllarda Ay görevleri ve 2030’larda planlanan insanlı Mars misyonu için de potansiyel olarak kullanılabilecek.

Sofia Etlin‘in açıklamalarına göre, yeni giysiler aynı zamanda astronotların hijyen seviyelerini artırarak idrar yolu enfeksiyonları gibi tıbbi sorunları da azaltabilir. Geleneksel NASA uzay kıyafetlerinde kullanılan eski atık yönetim sistemi ise sadece idrarı emerek depoluyordu, bu da bazı hijyen ve sağlık sorunlarına yol açıyordu.

NASA’nın yeni uzay giysisi tasarımını gelecekteki uzay görevlerinde kullanıp kullanmayacağı ise henüz netlik kazanmış değil.

Bu yenilikçi tasarım, astronotların uzaydaki sürdürülebilirlik ve performansını artırmayı hedefliyor, aynı zamanda uzun süreli uzay görevlerinde suyun verimli kullanımını sağlayarak önemli bir adım olabilir.

Tesla’nın sanal enerji santrali doğalgaz santrallerine rakip oluyor!

az aylarında artan klima kullanımı, elektrik şebekelerini zorluyor ve doğalgaz santrallerinin devreye girmesine yol açıyor. Tesla, bu sorunu çözmek için çatı güneş panelleri ve Powerwall bataryalarını bir araya getirerek sanal enerji santralleri (VES) kuruyor. Bu santraller, şebekenin ihtiyaç duyduğu zamanlarda dağıtılmış enerji kaynaklarından güç sağlayarak doğalgaz kullanımını azaltıyor.

Nasıl çalışıyor?

Tesla, ilk olarak 2021 yılında Kaliforniya’da bir pilot program başlattı. Pilot programa katılan Powerwall sahipleri,şebekenin ihtiyaç duyduğu zamanlarda bataryalarından güç çekilmesine izin verdi ve herhangi bir tazminat almadılar.Programın başarısının ardından Tesla ve PG&E, Tesla uygulaması üzerinden ilk resmi sanal enerji santrali hizmetini başlattı.

Bu yeni programda, Powerwall sahipleri, acil durum yük azaltma durumlarında şebekeye katkıda bulundukları her kWh için 2 dolar ödeme alıyor. Ev sahiplerinin her olay başına 10 ila 60 dolar arasında kazanç elde etmeleri bekleniyor.

Tesla'nın

Başarılar ve gelecek planları

Tesla, sanal enerji santrallerini Güney Kaliforniya’ya kadar genişletti ve geçtiğimiz günlerde 100 MW’ın üzerinde kapasite sağlayarak şebekeyi rahatlattı. Şirket, programı kademeli olarak daha fazla eyalette ve ülkede sunmayı ve Powerwall kurulumları arttıkça ölçeği büyütmeyi planlıyor. Tesla, şu ana kadar dünya çapında 600.000’den fazla Powerwall batarya sistemi kurulumu gerçekleştirdi.

Tesla’nın sanal enerji santralleri, şebekeleri doğalgaza olan bağımlılıktan kurtarmaya ve temiz enerjiye geçişi hızlandırmaya yardımcı olma potansiyeline sahip. Bu yenilikçi çözüm, hem çevreye hem de ekonomiye fayda sağlayarak enerji sistemimizi dönüştürmeye katkıda bulunabilir.

ABD’nin yeni gizemli İHA’sı XRQ-73 ilk kez görüntülendi!

Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından geliştirilen ve Northrop Grumman tarafından üretilen XRQ-73 insansız hava aracı (İHA) ilk kez görüntülendi. X-Prime programı kapsamında geliştirilen bu prototip, son derece verimli ve sessiz hibrit-elektrik tahrik sistemiyle dikkat çekiyor.

9 metrenin üzerinde kanat açıklığı ve 567 kilogram ağırlığa sahip olan XRQ-73, şu anki İHA’lara kıyasla oldukça büyük. 463 km/saate ulaşabilen ve 5.500 metre irtifaya çıkabilen İHA, 180 kg’a kadar yük taşıyabiliyor. İlk uçuşunun 2024’ün sonlarında yapılması beklenen iha, hibrit-elektrikli tahrik sistemi sayesinde daha uzun menzil ve daha yüksek verimlilik sunuyor.

Düşük gözlemlenebilirlik ve çeşitli görevler

Düşük gözlemlenebilirlik özelliklerine sahip olan XRQ-73, radarlar tarafından tespit edilmeyi zorlaştırıyor. Önceden belirlenmiş rotaları takip edebilen veya insan operatör tarafından kontrol edilebilen İHA, istihbarat, gözetleme, keşif (ISR), silahlı saldırı ve elektronik harp gibi çeşitli görevlerde kullanılabiliyor.

Görüntüler gizemi arttırıyor

Northrop Grumman tarafından paylaşılan ilk fotoğraflar, XRQ-73’ün gizemli tasarımını gözler önüne seriyor. Uçan kanatlı tasarıma sahip olan İHA, gövde ve kanatlarında keskin hatlara sahip. Bu tasarım, XR-73’ün havadaki manevra kabiliyetini ve sessizliğini artırıyor.

XRQ-73, havacılık teknolojisinde önemli bir adım olarak görülüyor. Hibrit-elektrikli tahrik sistemi, düşük gözlemlenebilirlik özellikleri ve geniş görev yelpazesi ile XRQ-73, gelecekteki askeri havacılığın önemli bir parçası olmaya aday.