Yapay zeka girişimi HyperWrite’dan yeni model: Reflection 70B

Yapay zeka girişimi HyperWrite, Meta’nın açık kaynaklı Llama 3.1-70B Instruct’ına dayanan ve dikkat çekici bir performans sergileyen yeni dil modeli Reflection 70B’yi tanıttı. Matt Shumer liderliğindeki HyperWrite, Reflection 70B’nin, hatalarını kendi kendine düzeltebilen benzersiz bir hata düzeltme tekniği içerdiğini duyurdu.

Meta’nın Llama 3.1-70B üzerine kurulu

Reflection 70B, MMLU ve HumanEval gibi çeşitli kıyaslama testlerinde üstün başarı gösterdi. Bu testler, Reflection 70B’nin Meta’nın Llama serisindeki diğer modellerden sürekli olarak daha iyi performans sergilediğini ve önde gelen ticari modellerle yakın rekabet içinde olduğunu ortaya koydu. Ancak, duyurunun ardından modelin demo sitesine olan yoğun ilgi nedeniyle şu anda trafikte sorun yaşanıyor.

Özgün hata düzeltme teknikleri

Reflection 70B’nin adında yer alan “Reflection” ifadesi, modelin ürettiği metinleri değerlendirme ve doğruluğunu artırma yeteneğini ifade ediyor. Model, “Reflection ayarlaması” adı verilen bir teknik kullanarak kendi muhakemesindeki hataları tespit edebilir ve yanıtı sonlandırmadan önce düzeltmeler yapabilir.

Gerçek zamanlı akıl yürütme ve hata düzeltme

Bu yenilikçi özellikler, modeli yüksek doğruluk gerektiren görevler için özellikle uygun hale getiriyor. Model, akıl yürütme sürecini özel etiketler içinde görüntüleyerek gerçek zamanlı düzeltmeler yapılmasına olanak tanıyor, bu da hassasiyeti artırıyor.

Shumer ayrıca, Reflection 70B’nin geliştirilmiş versiyonu Reflection 405B’nin önümüzdeki hafta piyasaya sürülmesinin planlandığını açıkladı. HyperWrite, Reflection 70B’yi birincil yapay zeka yazma asistanı ürününe entegre etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Shumer, modelin Meta’nın Llama 3.1-70B Instruct’ı üzerine kurulu olduğunu ve stok Llama sohbet formatını kullandığını, böylece mevcut araçlarla uyumluluğun sağlandığını belirtti.

Glaive’in katkıları

Glaive adlı girişim, kullanım senaryolarına özgü veri kümeleri oluşturma konusunda uzmanlaşarak Reflection 70B’nin geliştirme sürecini hızlandırdı. Glaive tarafından üretilen sentetik veriler, modelin eğitimini önemli ölçüde hızlandırdı ve bu katkı takdir topladı.

Elon Musk’tan Black Myth: Wukong’a büyük övgü: “başyapıt!”

Elon Musk, sosyal medya platformu X’te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda Black Myth: Wukong oyununa övgü yağdırdı ve oyunu “etkileyici bir Çin AAA yapımı” olarak nitelendirdi. Çin yapımı bu oyun, piyasaya sürüldüğünden bu yana global ölçekte büyük yankı uyandırmaya devam ediyor. Görsel kalitesi ve yenilikçi oynanış dinamikleriyle dikkat çeken Black Myth: WukongÇin oyun endüstrisinin dünya çapındaki etkisini kanıtlayan bir başarıya imza attı.

Oyun, Çin mitolojisine dayanan zengin hikaye anlatımı ve muhteşem grafikleriyle birçok oyuncunun ilgisini çekmiş durumda. Elon Musk da bu ilgiyi göz ardı etmeyen isimlerden biri olarak, kendini oyundaki ana karakterlerden biri olan “Heavenly Destiny” karakteri yerine fotoşopladığı bir görselle yorumunu destekledi. Musk, bu görsel paylaşımında oyunun sunduğu görsel şöleni ve oyuncuya yaşattığı deneyimi vurguladı.

Rekor satış rakamları ve gelecekteki beklentiler

Black Myth: Wukong, piyasaya sürülmesinin ardından sadece iki hafta içinde 18 milyon kopya satarak yaklaşık 870 milyon dolar gelir elde etmeyi başardı. Bu etkileyici satış rakamları, oyunun ömrü boyunca 30 milyon kopya satışa ulaşabileceği yönündeki tahminleri güçlendiriyor. Oyun, bu başarısıyla hızla popülerlik kazanırken, geliştirici ekip tarafından ileride çıkacak DLC (ek içerik) paketleri de şimdiden büyük bir merak uyandırmış durumda. Oyuncular, bu ek paketlerle birlikte oyunun dünyasına daha da derinlemesine dalmayı dört gözle bekliyor.

Black Myth: Wukong, sadece bir oyun olmaktan öte, Çin oyun endüstrisi için de büyük bir adım olarak kabul ediliyor. Oyun, Çin’deki AAA oyun yapımlarının global pazarda ne kadar etkili olabileceğinin somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Elon Musk’ın da belirttiği gibi, Black Myth: Wukong, hem görselliği hem de oynanışı ile adeta bir başyapıt olarak tanımlanıyor. Bu başarı, Çin’in dünya oyun sahnesinde artan etkisini ve potansiyelini gözler önüne sererken, oyunun yakaladığı ivme, gelecekte daha büyük başarıların habercisi olarak görülüyor.

Bu tür Çin yapımı AAA oyunlar, sadece yerel değil, aynı zamanda global oyun pazarında da rekabetçi olabileceğini kanıtlayarak, uluslararası arenada da adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Black Myth: Wukong, bu anlamda, Çin’in oyun sektöründeki yükselişinin sembollerinden biri olarak oyunseverlerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

Oxford PV, tandem güneş panellerini piyasaya sürecek

Oxford PV, standart silikon güneş panellerinden %20 daha fazla enerji üreten tandem güneş panellerinin ilk ticari satışını gerçekleştirerek önemli bir başarıya imza attı. Oxford Üniversitesi’nden doğan bu şirket, silikon üzerine perovskit tabakalar entegre ederek güneş panellerinin verimliliğini önemli ölçüde artırmayı başardı. Bu teknoloji, güneş enerjisi sektöründe büyük bir atılım olarak görülüyor.

Oxford PV, tandem güneş panelleri satmaya başlayacak

Oxford PV’nin ticari satışa sunduğu tandem güneş panelleri, silikon ve perovskit malzemelerinin bir arada kullanıldığı bir yapı sunuyor. Perovskit tabakası güneş ışığının mavi dalga boylarını, silikon ise daha çok kırmızı dalga boylarını emer. Bu iki malzemenin bir arada kullanılması, enerjiyi daha geniş bir spektrumda yakalayarak, geleneksel silikon panellerin tek başına sağlayabileceği verimliliği aşan sonuçlar ortaya koyuyor. Standart silikon paneller genellikle %22-23 verimlilik sunarken, Oxford PV’nin tandem panelleri %24,5 verimlilik sağlıyor.

Haziran 2024’te, Oxford PV’nin tandem panelleri %26,9 verimlilikle dünya rekoru kırdı. Şirket, bu yüksek verimli panelleri şebeke ölçeğinde projelerde kullanmak üzere ABD’li bir müşteriye ilk ticari teslimatını gerçekleştirdi.

NASA’nın güneş yelkenleri uzaya açılmayı başardı!

Oxford PV’nin tandem panelleri, İngiltere merkezli bir tesis tarafından üretiliyor ve Almanya’daki 100 MW kapasiteli bir fabrikada ticari üretime başlanmış durumda. Şirket, gigawatt ölçeğinde üretime geçmek için planlarını sürdürüyor ve gelecekteki yüksek hacimli projelere yönelik üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor.

Oxford PV CEO’su David Ward, “Perovskit teknolojisinin ekonomik olarak uygulanabilir hale gelmesi, güneş enerjisi sektöründe yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Yüksek verimli teknolojiler, karbon emisyonlarını azaltmak ve küresel enerji talebini karşılamak için hayati önem taşıyor” diyerek bu teknolojinin gelecekteki potansiyeline dikkat çekti.

Oxford PV, tandem panellerini şebeke ölçeğinde büyük projelerde kullanmaya başladı, ancak gelecekte konut uygulamaları ve özel projelerde de kullanılabilecek. Şirketin uzun vadeli hedefi, güneş enerjisinde gigawatt ölçeğinde üretim yaparak küresel enerji ihtiyacını karşılayacak projelere katkı sunmak. Bu, güneş enerjisi alanında daha yüksek verimlilikle daha düşük maliyetli enerji üretimine olanak tanıyacak ve perovskit teknolojisinin geniş çapta benimsenmesini hızlandıracak.

Tandem güneş panellerinin ilk ticari satışını yaparak sektörde lider konuma gelen Oxford PV, güneş enerjisinde verimlilik ve maliyet avantajlarıyla yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

Mubadala, Getir’in tam kontrolünü devralmak istiyor!

Birleşik Arap Emirlikleri’ne bağlı yatırım fonu Mubadala Investment Company, yerli hızlı teslimat şirketi Getir’in tam kontrolünü devralmak için Rekabet Kurumu’na başvuruda bulundu.

Mubadala, Getir’in tam kontrolünü devralmak için başvuru yaptı

Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayımlanan bu duyuru, Mubadala’nın Getir üzerindeki etkisini daha da artırma planlarını gözler önüne seriyor. Ancak şu an itibarıyla, Getir ve Mubadala tarafından resmi bir açıklama yapılmadı.

Mubadala, Getir’in tam kontrolünü devralmak için başvuru yaptı. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Haziran 2024’te gerçekleşen bir yatırım turunda, Mubadala, Getir’in kontrol hissesini zaten eline almış ve şirkete 250 milyon dolarlık bir yatırım yapmıştı. Bu yatırım süreciyle birlikte, Getir iki ayrı bağımsız şirkete bölünmüştü.

Melek yatırımcılar ve girişimciler İSTKON 2024’te bir araya geliyor!

İlk şirket, Türkiye’deki yemek ve market dağıtım operasyonlarını sürdüren Getir Yemek iken, ikinci şirket Getir’in diğer varlıklarını yöneten bir yapı haline geldi. Mubadala, Getir’in Türkiye’deki market ve yemek teslimatı işini yöneten birimin çoğunluk hissesini aldı.

Aynı dönemde, Getir Yemek şirketinin CEO’luk görevine Batuhan Gültakan getirilmişti ve bu şirket, online market ve yemek teslimatı hizmetlerine odaklanıyor. Diğer bağımsız şirket ise Getir’in e-ticaret (n11), finans, mobilite (GetirBiTaksi) ve ABD’deki FreshDirect gibi farklı iş kollarını yönetiyor. Bu grubu ise Nazım Salur ve diğer Getir kurucularının büyük ortak olarak yöneteceği açıklanmıştı.

Micron, bellek teknolojisinde devrim yapıyor

0

Micron, bellek teknolojisinde önemli bir adım atarak 12 katmanlı ve 36 GB kapasiteli HBM3E bellek çözümünü üretime hazır hale getirdiğini duyurdu. 12-Hi tasarımı ile geliştirilen bu yeni bellek, yapay zeka ve veri merkezi uygulamaları için yüksek performans sunarak dikkat çekiyor. Şirket, yeni belleğin kalifikasyon için önemli endüstri ortaklarına, Nvidia gibi firmalara gönderildiğini açıkladı.

Micron, bellek teknolojisinde önemli bir yeniliğe imza attı

Bu yeni nesil bellek, mevcut 8 katmanlı HBM3E çözümlerine göre %50 daha fazla DRAM kapasitesi sunuyor. 36 GB kapasitesi sayesinde daha büyük yapay zeka modelleri, örneğin 70 milyar parametreye sahip Llama 2 gibi modeller, tek bir işlemci üzerinde çalıştırılabiliyor. Bu da işlemci ile GPU arasındaki veri aktarımını azaltarak daha hızlı sonuçlar elde edilmesini sağlıyor.

Micron’un 12-Hi HBM3E bellek çözümü, 9.2 Gbps pin hızı ve 1.2 TB/s bant genişliği ile sektörün en hızlı belleklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu yüksek hız, özellikle veri merkezleri ve yapay zeka hızlandırıcıları için büyük veri kümelerinin hızlı bir şekilde işlenmesini mümkün kılıyor. Aynı zamanda, Micron’un bu 36 GB kapasiteli çözümü, rakiplerinin 24 GB kapasiteli belleklerine kıyasla daha düşük enerji tüketimi sunuyor, bu da enerji verimliliği açısından önemli bir avantaj sağlıyor.

Çin Nvidia ambargosunu bulut hizmetleriyle deliyor

Micron’un HBM3E 12-Hi belleği, tam programlanabilir MBIST özelliklerine sahip. Bu sistem, belleğin gerçek kullanım senaryolarında test edilmesini hızlandırarak doğrulama sürecini daha etkin hale getiriyor.

HÜRJET, başarılı performansına devam ediyor

0

Türk Havacılık Uzay Sanayii’nin (TUSAŞ) gururu jet eğitim uçağı HÜRJET, Uluslararası Mısır Havacılık Fuarı’nda gökyüzündeki yerini aldı ve Mısır piramitlerinin semalarında nefes kesen bir gösteri uçuşu gerçekleştirdi.

HÜRJET, başarılı performansına son hızıyla devam ediyor

Mısır Savunma Bakanlığı ve Mısır Hava Kuvvetleri ev sahipliğinde düzenlenen fuarda, dünyanın dört bir yanından savunma sanayii şirketleri en yeni teknolojilerini sergilerken, tüm gözler gösteri uçuşlarını gerçekleştiren uçaklara çevrildi.

Fuarın üçüncü gününde ise HÜRJET, tarihi Mısır piramitlerinin üzerinde uçarak izleyenleri büyüledi. Üstelik HÜRJET’i deneyimleme fırsatı bulan Mısırlı bir F-16 pilotu, uçak hakkında övgü dolu sözler sarfetti. Yaklaşık 10 dakika süren gösteri uçuşunun ardından Mısırlı F-16 pilotu Ahmed Elmallah,

“Türk ve Mısır hava kuvvetleri arasında yapılacak işbirliklerini büyük bir heyecan ile bekliyorum. Ben F16 pilotuyum. HÜRJET ile uçmak benim için harikaydı. Başlangıç için çok iyi bir uçak. İleride daha da iyi bir hale gelecek” dedi. TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ise Afrika pazarının önemine dikkat çekerek, “Afrika gelişen bir pazar. Cumhurbaşkanı’mızın da 10 yıl önce bizlere hedef olarak gösterdiği gibi büyüme potansiyeli çok yüksek bir pazar. Mısır, Afrika kıtasında olması, potansiyelinin çok yüksek olması, Arap Birliği’nin etkili bir üyesi olması, tarihi ilişkilerimizin çok güzel olması ve beraber hareket edersek gelecekte de umut vadetmesi sebebiyle önem verdiğimiz bir ülke. Bu fuar ilk defa düzenleniyor ve biz de buraya katıldık. Çalışmalarımız devam edecek” ifadelerini kullandı.

NASA’nın güneş yelkenleri uzaya açılmayı başardı!

HÜRJET, ileri teknoloji özellikleri ve üstün performansıyla Türk havacılık sanayisinin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Google sanal deneme kabinlerini evlere getiriyor!

Google, yapay zeka destekli sanal deneme aracını artık elbiseleri de kapsayacak şekilde genişlettiğini duyurdu. Bu yenilikle kullanıcılar, Maje, Boden, Sandro, Simkhai ve Staud gibi yüzlerce markanın binlerce elbisesini sanal olarak deneme imkânına sahip olacaklar. Dijital ortamda sunulan bu yenilik, geleneksel deneme kabinlerinin yerini alarak kullanıcı deneyimini dijitale taşıyor.

Şirket, en çok aranan giyim kategorileri arasında elbiselerin öne çıktığını belirtti. Google’ın bu özellik genişlemesi, Adobe, Amazon ve Walmart gibi diğer teknoloji devlerinin kendi sanal deneme teknolojilerini piyasaya sürmesinin ardından geldi. Google, blog yazısında mevcut yaygınlaştırma tekniğinin karmaşık detaylar ve yapılar nedeniyle elbiselere uygulandığında zorluklar yaşadığını kabul etti.

Geçen yıl Google Alışveriş tarafından kullanıma sunulan sanal deneme aracı, üstler ve bluzların yüksek çözünürlüklügerçekçi görüntülerini oluşturarak gerçek insanların çeşitli pozlardaki kıyafetlerinin nasıl döküleceğini, katlanacağını veya kırışıklıklar ve gölgeler oluşturacağını taklit ediyor. Elbiselerin vücudun büyük kısmını kaplaması ve farklı uzunluklarının yarattığı zorluklar nedeniyle Google, bu sorunları gidermek amacıyla VTO-UNet Difüzyon Transformatörü (VTO-UDiT) adı verilen yeni bir teknik geliştirdi. Bu yöntem, kişinin özelliklerini korurken elbiseyi silmeyi veya değiştirmeyi hedefliyor.

Bu sayede, hem elbisenin hem de kullanıcıların daha net ve doğru bir portresi elde edilecek. Google’ın sanal deneme teknolojisinin amacı, her vücut tipine sahip müşteriler için doğru bedeni bulma sürecini tahmin yürütmekten kurtarmak ve kullanıcıların kendilerine en uygun kıyafeti kolayca bulmalarını sağlamak olarak belirlendi.

Yapay zeka, veri merkezlerinin karbon salınımını 3’e katlayacak!

Morgan Stanley’nin yaptığı araştırmaya göre, veri merkezleri, bu on yılın sonuna kadar 2,5 milyar ton sera gazı (GHG) emisyonu üretecek. Bu miktar, yapay zeka teknolojisi geliştirilmemiş olsaydı, üçte biri kadar olacaktı.

Morgan Stanley’nin “Global Veri Merkezleri: Karbon Salınımını Ölçeklendirme ve Çözme” başlıklı raporunda, 2030 yılına kadar veri merkezlerinin inşası ve enerji gereksinimlerinin, Amerika Birleşik Devletleri’nin yıllık emisyonlarının yüzde 40’ına denk gelen 2,5 milyar ton CO2 eşdeğerine ulaşacağı öngörülüyor.

Özellikle yapay zeka uygulamalarına yönelik artan talep, yeni veri merkezlerinin inşasını teşvik ediyor, bu da karbon salınımını artırıyor.

Veri merkezlerinin karbon emisyonları, Scope 1, 2 ve 3 olarak adlandırılan kategorilerde değerlendirilirken, rapor bu emisyonların yaklaşık yüzde 60’ının bu tesislerin enerji gereksinimlerinden, geri kalanının ise inşaat malzemelerinin üretiminden kaynaklanan emisyonlardan oluştuğunu belirtiyor. Özellikle Microsoft’un bu yıl yayınladığı sürdürülebilirlik raporu, firmanın karbon emisyonlarının büyük bir kısmının yeni veri merkezleri inşasından kaynaklandığını ortaya koymuştu.

Yapay zeka bağımsız öğrenme

Morgan Stanley, veri merkezi sektöründe karbondan arındırma çözümleri için büyük bir pazar oluşacağını öngörüyor. 2030 yılına kadar bu alanda 260 megaton CO2 eşdeğeri karbonsuzlaştırma için 15-45 milyar dolar arasında bir yatırım yapılması gerektiğini belirtiyor. ABD’de veri merkezi yatırımlarının önemli bir kısmının gerçekleşmesi beklenirken, karbondan arındırma çözümleri için en uygun pazarlardan birinin ABD olduğu vurgulanıyor.

Sonuç olarak, yapay zeka ve bulut bilişim talebi arttıkça, veri merkezlerinin çevresel etkileri de artacak. Bu durum, 2030 net sıfır hedeflerine ulaşmak isteyen büyük teknoloji şirketleri için önemli bir zorluk teşkil edecek.

Apple Watch Series 10’un detayları ortaya çıktı

0

Apple’ın merakla beklenen Glowtime etkinliği yaklaşırken, yeni Apple Watch Series 10‘un detayları da netleşmeye başladı. iPhone 16 ve 16 Pro modelleriyle birlikte tanıtılması beklenen Apple Watch Series 10, kullanıcılara birçok yenilik sunacak.

Uyku apnesi takibi

Apple Watch Series 10, uyku apnesi tespit özelliğiyle dikkat çekiyor. Saat, uyku takibi özelliğini kullanarak kullanıcıların uyku apnesi yaşayıp yaşamadığını belirleyebilecek. Bu özelliğin, watchOS 11 ile birlikte gelen Yaşam Bulguları (Vitals) uygulamasındaki sistemle benzer şekilde çalışacağı belirtiliyor. Kullanıcılar, bu özelliğin doğru çalışabilmesi için birkaç gün boyunca saati uyurken takmak zorunda olacaklar. Apple’ın, sağlık verilerinin işlenme şeklini de güncellediği söyleniyor.

Daha büyük ekran ve yeni kadranlar

Apple Watch Series 10, daha büyük ekranıyla dikkat çekecek. Küçük modelin 41mm – 45mm kasa boyutlarına sahip olması beklenirken, büyük modelin ise 49mm boyutlarında olacağı tahmin ediliyor. Saat, 44 mm ve 48 mm seçenekleriyle sunulabilir. Yeni ekran büyüklüğü, “Reflections” adlı ortam ışığına tepki veren saat yüzü ve “Regatta”gibi yenilikçi kadranları kullanıcılara sunacak.

Apple Watch Series 9’un su geçirmezlik derecesi 50 metreyle sınırlı iken, yeni modelin su geçirmezlik özelliği de artırılacak. Apple Watch 10, yüksek hızlı su sporları için 20 metre derinliğe kadar dayanabilecek ve şu anda sadece Watch Ultra’ya özel olan Apple Derinlik uygulamasıyla birlikte sunulacak.

Tasarım ve diğer tenilikler

Apple Watch Series 10’un daha ince bir tasarıma sahip olması beklenirken, Apple Watch Ultra 3‘ün önceki neslin tasarımını koruyacağı öngörülüyor. Ayrıca, güncellenmiş bir Apple Watch SE modelinin de duyurulması bekleniyor.

Apple’ın yeni akıllı saatleriyle ilgili bu detaylar, teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratıyor. Apple’ın Glowtime etkinliğinde daha fazla bilgi paylaşması bekleniyor.

OpenAI’nin yeni yapay zeka modelleri için aylık 2000 dolar abonelik ücreti isteyecek

OpenAI, yapay zeka hizmetlerinin fiyatlandırmasında önemli bir değişiklik yapmayı planlıyor. Şirketin, yakında piyasaya sürmesi beklenen Strawberry ve Orion kod adlı büyük dil modelleri (LLM) için aylık 2000 dolara kadar abonelik ücreti talep edebileceği belirtiliyor. Bu olası fiyat artışı, yapay zeka teknolojilerinin yüksek performansını yansıtmayı amaçlıyor, ancak fiyatlandırma stratejisine dair detaylar henüz netleşmiş değil ve OpenAI’nin konu hakkındaki açıklamaları bekleniyor.

Şu anda, OpenAI’nin ChatGPT Plus hizmeti aylık 20 dolara sunuluyor ve kullanıcılara özel GPT’ler, yeni özellikler ve DALL-E 3 görüntü oluşturma teknolojisine öncelikli erişim sağlıyor. Ancak, yeni Strawberry modelinin, mevcut yapay zeka sistemlerinden daha yüksek performans sergilemesi bekleniyor. Strawberry’nin, daha önce hiç karşılaşmadığı matematik problemlerini çözme, pazarlama stratejileri oluşturma ve derinlemesine araştırmalar yapma gibi yeteneklere sahip olması öngörülüyor. Bu gelişmiş özellikler, özellikle büyük veri ve karmaşık görevlerde yüksek performans arayan işletmeler için cazip olabilir.

OpenAI'nin yeni yapay zeka

Ayrıca, OpenAI’nin kurumsal yapısında önemli değişiklikler yapmayı planladığı ve bu değişikliklerin, şirketin yatırımcılar için daha çekici hale gelmesini sağlayacağı ifade ediliyor. Şirketin, değerinin 100 milyar doların üzerine çıkabileceği bir finansman turu gerçekleştireceği duyuruldu. Bu yaklaşan finansman turuna, teknoloji dünyasının dev isimleri arasında yer alan Apple, NVIDIA, Microsoft ve Thrive Capital gibi potansiyel yatırımcıların katılması bekleniyor.

Bu gelişmeler, OpenAI’nin yapay zeka alanındaki liderliğini sürdürme ve teknolojik yenilikleri hızla piyasaya sunma konusundaki kararlılığını gösteriyor. Öte yandan, ChatGPT’nin günlük aktif kullanıcı sayısının geçtiğimiz hafta 200 milyonu aşması, yapay zeka teknolojilerine olan yüksek ilgiyi ve talebi ortaya koyuyor.

OpenAI’nin gelecekteki adımları ve fiyatlandırma stratejileri, hem kullanıcılar hem de yatırımcılar için büyük bir merak konusu olmaya devam ediyor.

Android 16 hakkında ilk detaylar ortaya çıktı

Android kullanıcıları büyük bir heyecanla Android 15‘in çıkışını beklerken, teknoloji dünyasında Android 16‘ya dair ilk dedikodular ortaya çıkmaya başladı. Özellikle Android Authority’den Mishaal Rahman’ın son keşifleri, Android 16’nın bildirimler ve hızlı ayarlar panelinde önemli değişiklikler içerebileceğini gösteriyor.

Google’ın Android 16 için planladığı değişikliklerin başında, bildirim ve hızlı ayarlar paneline yönelik yeni bir yaklaşım bulunuyor. İddialara göre, Google, kullanıcı deneyimini farklılaştırmak amacıyla bildirimleri ve hızlı ayarları ayırmayı düşünüyor. Android 16’daki bu değişiklikle birlikte, ekranın üst kısmında tek bir parmak hareketiyle açılacak ince bir bildirim paneli üzerinden kullanıcılar bildirimlerini kontrol edebilecek. Ancak, hızlı ayarlara erişim için iki parmakla ekranı aşağı kaydırmak gerekecek. Bu yenilik, kullanıcılar tarafından nasıl karşılanacak henüz belirsiz, çünkü daha karmaşık bir kullanım deneyimi sunabilir.

Yeni hızlı ayarlar panelinde yapılan değişiklikler ise oldukça dikkat çekici. Parlaklık kontrolü için ayrı bir alan tasarlanırken, diğer ayarların boyutları biraz küçültülmüş. Android 16 ile bu panelde daha fazla ayara kaydırarak ulaşma imkanı sunulacak. Ancak, bu tasarımın hala geliştirme aşamasında olduğunu ve Android 16’nın nihai sürümünde yer alıp almayacağının kesinleşmediğini belirtmekte fayda var.

Öte yandan, Android 15’in Pixel cihazlarına çok yakında sunulması bekleniyor. SamsungHonor ve OnePlus gibi büyük üreticiler ise Android 15’i önümüzdeki aylarda kullanıcılarına ulaştırmayı planlıyor. Android 16’ya dair ortaya çıkan bu yeniliklerin teknoloji dünyasında nasıl karşılanacağı ise büyük bir merak konusu. Özellikle Android 16 ile ilgili bu erken dedikodular oldukça heyecan verici.

Google’ın Android dünyasına getireceği bu yenilikler, Android 16 kullanıcı deneyimini nasıl şekillendirecek hep birlikte göreceğiz.

BMW, hareketsiz rüzgar türbini teknolojisi üzerine çalışıyor

BMW, İngiltere’deki MINI fabrikasının çatısına kurduğu “hareketsiz” rüzgar türbini sistemini test etmeye başladı. Bu teknoloji, geleneksel rüzgar türbinlerine alternatif olarak öne çıkıyor ve rüzgar enerjisini daha sessiz ve etkili bir şekilde toplamak amacıyla tasarlanmış.

BMW, yeni rüzgar türbini teknolojisi ile karşımıza çıkacak

Hareketsiz rüzgar türbinleri, adından da anlaşılacağı gibi, hareketli parçaları bulunmayan ve rüzgar enerjisini farklı bir şekilde toplayan sistemlerdir. BMW, bu teknolojiyi ABD’li Aeromine Technologies’in kanatsız rüzgar türbini teknolojisi ile test ediyor. Sistem, çatının kenarlarına yerleştirilen kanat benzeri dikey kanatçıklar ve havayı çekmek için dahili bir pervane kullanıyor. Rüzgar bu kanatçıklar aracılığıyla vakum etkisi yaratılarak iç mekanlarda güç üretiliyor.

BMW’nin Oxford’daki tesiste kurduğu sistemin gücü hakkında ayrıntılar paylaşılmamış olsa da, Aeromine Technologies’in verilerine göre, 15 metre yüksekliğindeki bir binada kurulan 10 ünitelik bir sistemin yılda yaklaşık 100 MWh enerji üretebileceği belirtiliyor. Bu, rüzgar hızının yıllık ortalama 6 metre/saniye olduğu bölgelerde geçerlidir.

Tesla, “Actually Smart Summon” özelliğiyle aracınızı ayağınıza getiriyor!

BMW, hareketsiz rüzgar türbini sistemini kullanarak tesislerinde yenilenebilir enerji üretimini artırmayı ve karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Güneş enerjisi sistemleriyle birlikte çalışacak bu teknoloji, BMW’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayabilir.

Bu tür yenilikçi enerji çözümleri, otomobil üreticilerinin ve diğer endüstriyel oyuncuların çevre dostu enerji kaynaklarına geçiş yapmalarını desteklerken, aynı zamanda enerji verimliliğini de artırıyor.

Telegram gizlilik konusunda geri adım attı!

Telegram, kullanıcıların özel sohbetlerinin moderasyon taleplerine karşı korunduğunu belirten açıklamayı sessizce Sıkça Sorulan Sorular (SSS) sayfasından kaldırarak yeni bir yaklaşım benimsedi. Bu değişiklik, Telegram’ın CEO’su Pavel Durov’un tutuklanmasının ardından geldi. Durov, mesajlaşma platformunun suç faaliyetleri için kullanıldığı iddialarına karşı kamuoyuna ilk açıklamasında, platformdaki içeriklerin daha sıkı bir şekilde denetleneceğini söyledi. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Telegram gizlilik konusunda geri adım mı atıyor?

Durov, Telegram’ın hızla 950 milyon kullanıcıya ulaşmasının, suçluların platformu kötüye kullanmasını kolaylaştırdığını belirtti. Bu büyüme sancılarına yanıt olarak, içerik denetim sürecini iyileştirmeyi kişisel bir hedef haline getirdiğini ve bu konuda çalışmaların başladığını vurguladı.

Telegram gizlilik konusunda geri adım mı atıyor? İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Telegram’ın SSS sayfasında daha önce, sohbetlerin özel olduğu ve moderasyon taleplerinin işleme alınmadığı ifade ediliyordu. Ancak bu yazı, yasadışı içerikleri raporlamak için artık uygulamalarda “Raporla” düğmelerinin mevcut olduğunu ve içeriklerin nasıl raporlanacağına dair talimatları içeren bir açıklamayla değiştirildi.

Elon Musk’ın Twitter yatırımcıları milyarlarca dolar kaybetti!

Durov’un tutuklanması, Fransız yetkililerin Telegram’ın çocuk cinsel istismarı materyali ve uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığı yönündeki iddiaları ve Telegram’ın müfettişlerle işbirliği yapmadığı suçlamalarıyla ilişkilendiriliyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Realme’nin yeni akıllı telefonu sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

iPhone 16’da depolama kapasitesi artıyor, fiyatlar yükselecek mi?

0

Apple, teknoloji dünyasının merakla beklediği büyük etkinliğini 9 Eylül‘de gerçekleştirecek. Bu etkinlikte en dikkat çeken ürünlerden biri ise yeni iPhone 16 serisi olacak. iPhone 16 serisiyle ilgili detaylar yavaş yavaş ortaya çıkarken, özellikle iPhone 16 Pro modeli depolama kapasitesiyle dikkat çekiyor. iPhone 16’da depolama kapasitesinin artırılması bekleniyor. Gelen sızıntılara göre, iPhone 16 Pro, önceki modellerde 128 GB olan başlangıç depolama kapasitesini 256 GB‘a çıkararak kullanıcılarla buluşabilir. Bu durum, Apple’ın Pro modellerinde depolama alanını yükseltme stratejisinin bir devamı olarak değerlendiriliyor.

Pro ve Pro Max arasındaki farklar azalıyor

Apple, geçtiğimiz yıl tanıttığı iPhone 15 serisinde Pro Max modelinde başlangıç kapasitesini 256 GB’a çıkarmış, ancak iPhone 15 Pro modelinde 128 GB seçeneğini sunmaya devam etmişti. Ancak bu yıl Trendforce tarafından ortaya atılan iddialara göre, Apple, iPhone 16 Pro modelinde de 256 GB’lık başlangıç depolama kapasitesine geçerek, Pro ve Pro Max modelleri arasındaki bu farkı ortadan kaldıracak. iPhone 16’da depolama kapasitesine dair bu iddialar, Apple’ın kullanıcı ihtiyaçlarına hitap etmek için yaptığı değişikliklerden biridir. Bu kararın, Apple’ın daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmek ve depolama alanına olan artan ihtiyacı karşılamak amacıyla alındığı düşünülüyor. Bu durum, depolama farkını ortadan kaldırarak iki model arasındaki ayrımı daha da azaltacak.

Fiyat artışı beklenebilir mi?

Depolama kapasitesinin artması, Apple’ın fiyatlandırma stratejisinde bir değişiklik yapıp yapmayacağı sorusunu gündeme getiriyor. iPhone 16’da depolama kapasitesinin artırılmasıyla birlikte, fiyat değişiklikleri de merak konusu. Şu an için Apple’ın iPhone 16 Pro’nun başlangıç fiyatını artırıp artırmayacağı bilinmiyor. Ancak bu tür bir kapasite artışının, fiyatlara yansıması olasılıklar arasında yer alıyor. Apple’ın her yıl düzenlediği etkinliklerde yaptığı değişiklikler genellikle hem teknolojik yenilikleri hem de fiyatlandırmayı etkilediğinden, bu yıl da benzer bir durum yaşanabilir.

Kamera tarafında da büyük yenilikler geliyor

Sızıntılar sadece depolama alanıyla sınırlı değil. iPhone 16 Pro’nun kamera özelliklerinde de önemli güncellemelerolacağı iddia ediliyor. Özellikle Pro Max modellerinde bulunan tetraprizma periskop kameranın, iPhone 16 Pro modeline de entegre edilmesi bekleniyor. Bu yenilik, fotoğrafçılık ve video çekiminde daha yüksek performans sunarken, Pro ile Pro Max arasındaki farkı iyice azaltacak. Kamera teknolojisindeki bu yükseltmelerin, iPhone 16’da depolama kapasitesiyle birlikte sunulması kullanıcılar için büyük bir avantaj olacak. Kamera teknolojisindeki bu yükseltmelerin, iPhone 16 Pro kullanıcılarına daha profesyonel bir fotoğraf deneyimi sunması hedefleniyor.

Apple etkinliğinde merakla beklenen anlar

Tüm bu yenilikler ve iddialar, Apple’ın 9 Eylül’de düzenleyeceği etkinlikte netlik kazanacak. iPhone 16’da depolama konusunda birçok detay bu etkinlikte açıklanacak. Apple’ın her yıl gerçekleştirdiği bu büyük etkinlik, hem teknoloji dünyasında hem de tüketiciler arasında büyük ilgi görüyor. iPhone 16 serisi ile birlikte gelecek diğer yenilikler ve fiyatlandırma politikası, birçok kişi tarafından yakından takip ediliyor. Depolama kapasitesindeki artışın, kamera özelliklerindeki iyileştirmelerin ve fiyatlardaki olası değişikliklerin teknoloji dünyasında nasıl karşılanacağını hep birlikte göreceğiz.

YouTube, yeni AI araç seti ile herkes için daha güvenli bir ortam sağlayacak!

Perşembe günü YouTube tarafından yapılan açıklamada, AI tarafından üretilen içeriklerin, özellikle yüz ve ses kopyalamalarının tespit edilmesine yönelik adımlar atılacağı belirtildi.

Bu yeni teknolojilerden biri, halihazırda telif hakkı koruması sağlayan YouTube’un mevcut Content ID sisteminin genişletilmesi olacak. Bu sistem, yapay zeka ile oluşturulan şarkı söyleme seslerini tanımlayabilen yeni bir teknolojiyi içerecek. Ayrıca, yapay zeka ile oluşturulan yüz simülasyonları da tespit edilebilecek.

YouTube, içeriklerinin AI modelleri eğitimi için izinsiz kullanılmasını önlemek amacıyla da yeni çözümler geliştirdiğini belirtti. Bu konu, Apple, Nvidia, Anthropic, OpenAI ve Google gibi firmaların içerik üreticilerinin eserlerini izinsiz kullanmaları nedeniyle uzun süredir tartışma yaratıyordu.

YouTube, bu sorunu çözmek için geliştirilen planları henüz tam olarak açıklamasa da, içerik üreticilerine içeriklerinin üçüncü taraflarca nasıl kullanılacağı konusunda daha fazla kontrol sağlama niyetinde olduğunu duyurdu. Şirket, yıl sonuna kadar daha fazla bilgi paylaşacağını söyledi.

Yapay zeka bağımsız öğrenme

Ayrıca YouTube, geçtiğimiz yıl yapay zeka müzik üretiminde kullanılan sanatçılara ödeme yapılması konusunda bir çözüm geliştirme sözü vermişti. Bu bağlamda Universal Music Group (UMG) ile çalışmalara başlayan şirket, Content ID sistemini genişleterek AI müziği tarafından kullanılan eserlerin hak sahiplerinin kim olduğunu belirlemeye yönelik çalışmalar yürütüyor. YouTube, bu sistemi gelecek yılın başlarında test etmeye başlayacağını duyurdu.

YouTube ayrıca, yüksek profilli kişilerin yüzlerinin yapay zeka tarafından oluşturulmuş versiyonlarını tespit ve yönetmelerini sağlayacak bir sistem üzerinde çalıştığını belirtti. Bu teknoloji, ünlülerin yüzlerinin izinsiz olarak yanlış yönlendirme, ürün veya hizmetlerin tanıtımında kullanılmasını önlemeye yardımcı olacak. Şirket, bu sistemin ne zaman test edileceği hakkında kesin bir bilgi vermedi.

YouTube’un açıklamasında, “AI’ın insan yaratıcılığını artırması ve onu değiştirmemesi gerektiğine inanıyoruz. Gelecekteki gelişmelerin ortak sesimizi güçlendirmesini sağlamak için ortaklarımızla çalışmaya kararlıyız ve bu amaçlara ulaşmak için gerekli önlemleri almaya devam edeceğiz.” denildi.

OpenAI, 1 milyon kurumsal kullanıcıya ulaştı!

Yapay zeka dünyasının öncü şirketlerinden OpenAI, ChatGPT’nin kurumsal kullanımda önemli bir başarıya ulaştığını duyurdu. Şirket, ChatGPT’nin kurumsal sürümlerinin dünya genelinde 1 milyon ücretli kullanıcıyı geçtiğini açıkladı. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

OpenAI, 1 milyon kurumsal kullanıcı barajını aştı

Bu büyüme, ChatGPT Team, ChatGPT Enterprise ve ChatGPT Edu gibi hizmetlerin geniş çapta benimsenmesiyle gerçekleşti. Özellikle üniversiteler ve şirketler, bu hizmetlerden faydalanarak yapay zeka teknolojilerini iş süreçlerine entegre ediyor.

OpenAI, 1 milyon kurumsal kullanıcı barajını aştı.
OpenAI, 1 milyon kurumsal kullanıcı barajını aştı. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

OpenAI, Nisan ayında kurumsal kullanıcı sayısının 600.000 olduğunu belirtmişti. Ancak ChatGPT Edu hizmetinin Mayıs ayında kullanıma sunulmasıyla bu sayı hızla arttı. Kurumsal kullanım için özel fiyatlandırmalar sunan ChatGPT Enterprise, büyük şirketler için gelişmiş özellikler ve güvenlik önlemleri ile öne çıkıyor. Küçük işletmeler ise ChatGPT Team hizmetini aylık 25 dolar karşılığında kullanabiliyor.

Yapay zeka genom çalışmalarında öncü olacak

OpenAI, gelirini artırmak ve yapay zeka geliştirme maliyetlerini dengelemek amacıyla bu hizmetleri genişletirken, rakip yapay zeka şirketleri de benzer çözümler sunuyor. Ancak, OpenAI’ın hızlı büyümesi dikkat çekici.

Ayrıca, OpenAI’ın daha gelişmiş yapay zeka özellikleri sunacak Strawberry ve Orion adlı hizmetler için yüksek fiyatlı abonelik planlarını değerlendirdiği belirtiliyor. Bu yeni aboneliklerin aylık 2.000 dolara kadar çıkabileceği öngörülüyor.

Frekans alanında devrimsel keşif!

0

İletişim teknolojileri yepyeni bir çağa girmek üzere! Massachusetts Institute of Technology (MIT) araştırmacıları, bilgi iletimini ve işlemeyi inanılmaz hızlara taşıyacak çığır açan bir teknoloji geliştirdi. Geliştirilen petahertz (PHz) frekanslı mikserler sayesinde ışık hızına yakın bir seviyede iletişim kurmak artık mümkün olacak.

Frekans alanında devrimsel bir keşif yapıldı!

Günümüzde radyo, Wi-Fi ve diğer iletişim teknolojileri gigahertz (GHz) ve terahertz (THz) frekans aralıklarında çalışıyor. Bu frekanslar, milyarlarca ila trilyonlarca kez titreşen elektronik sinyallerin uzun mesafelere iletilmesini sağlıyor. Petahertz frekanslı mikserler ise devreye girerek sinyalleri bir katrilyon (10¹⁵) kez titreşim yapabilen optik frekanslara taşıyor ve bu sinyallerin çok daha hızlı ve daha fazla veri iletebilmesini sağlıyor.

Bu durum sadece hız artışı anlamına gelmiyor, aynı zamanda yepyeni iletişim olanaklarının da kapılarını aralıyor. Işık dalgası elektroniği (veya petahertz elektroniği) olarak adlandırılan bu yeni alan, ışık dalgalarının elektriksel alanlarının inanılmaz derecede hızlı titreşimlerinden faydalanarak elektronik sistemlerin ve optik bileşenlerin tek bir çipte birleştirilmesini hedefliyor. Işık dalgalarının titreşim hızları femtosaniye (10⁻¹⁵ saniye) ölçeğinde olduğu için, bu teknolojiler mevcut elektronik cihazların hızlarını katbekat artırıyor. Dolayısıyla petahertz mikserler, daha büyük veri setlerinin gerçek zamanlı olarak analiz edilmesini ve işlenmesini mümkün kılarken, aynı zamanda hava üzerinden veri aktarımını da hızlandırıyor.

Meta yüzeyler malzeme biliminde çığır açacak

MIT’deki araştırmacılar, petahertz (0,350 PHz) ölçekli frekanslarda çalışan bir ışık dalgası-elektronik frekans mikserini bağarıyla geliştirdi. Bu çalışma, hem optik hem de elektronik sinyalleri eş zamanlı olarak işleyebilen ve analiz edebilen bir çip teknolojisi için atılan ilk adım olarak kabul ediliyor. Geliştirilen mikser, nano antenler (nanometre ölçek, metrenin milyarda biri) kullanarak farklı frekanslardaki ışık sinyallerini karıştırabiliyor ve bu sinyalleri analiz edebiliyor.

Bu da femtosaniye ölçeğinde sinyallerin yakalanmasını gerektiren spektroskopi ve görüntüleme gibi alanlar için devrim niteliğinde bir gelişme anlamına geliyor. MIT araştırmacıları tarafından geliştirilen nano anten tabanlı mikser, ticari olarak temin edilebilen lazerler ile çalışabiliyor ve optik sinyalleri nanosaniye ölçeğinde işlemeyi mümkün kılıyor.

Daha önceki çalışmalarda ise özel olarak üretilmiş lazerlere ihtiyaç duyuluyordu. Bu gelişme, sadece optik sinyallerin işlenmesinde bir sıçrama yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda elektronik ve optik alanlar arasındaki sınırları da ortadan kaldırıyor. Araştırma ekibi, farklı frekanslardaki ışık darbelerini karakterize etmeye odaklanırken, benzer cihazların ışık dalgaları kullanarak devreler oluşturabileceğini öngörüyor. Bu çığır açan araştırmanın özellikle spektroskopi, görüntüleme ve iletişim gibi alanlarda yeni kapılar açması bekleniyor.

Satürn’ün halkaları yakında kaybolabilir!

0

Gaz devi Satürn’ün göz alıcı halkaları, Güneş Sistemi’nin en büyüleyici simgelerinden biri. Ancak bu ikonik halkalar 2025 yılında geçici bir süreliğine ortadan kaybolacak. İtalyan astronom Galileo Galilei, 17. yüzyılda Satürn’ü ilk kez gözlemlediğinden beri bu gizemli gezegen insanlığı büyütmeye devam ediyor. Satürn’ün halkaları hakkında yapılan son araştırmalar ve gözlemler bizlere önemli bilgiler sunuyor.

Satürn’ün halkaları yakın zamanda kaybolabilir

Şimdi ise Satürn, yaklaşan bir kozmik olayla hepimizi bir kez daha şaşırtmaya hazırlanıyor. İddialara göre Satürn’ün halkaları 2025 yılında kısa bir süre için gözden kaybolacak. Güneş Sistemi’nin altıncı gezegeni olan Satürn, ihtişamlı halkalarıyla tanınıyor. Bu halkaların milyarlarca buz parçası ve küçük kaya parçalarından oluştuğu biliniyor. Fakat Satürn’ün bu göz alıcı halkaları, önümüzdeki altı ay içinde görünürlüğünü yitirecek. 23 Mart 2025’te, gezegenin halkaları Dünya’dan bakıldığında neredeyse tamamen görünmez hale gelecek. Bu durum, Satürn’ün ekseninin özel eğikliğinden kaynaklanıyor.

Halkalar, bizim görüş açımıza göre tam olarak kenar dönecekleri için görünmez olacaklar. Bunu, bir kağıdı gözünüzün tam karşısına hizaladığınızda onu neredeyse göremez hale gelmenize benzetebiliriz. Satürn’ün ekseni tıpkı Dünya’nınki gibi eğik. Yılın yarısında gezegen Güneş’e doğru eğik bir şekilde ilerliyor ve bu esnada halkalarının üst kısmı aydınlanıyor. Yılın diğer yarısında ise gezegen geriye doğru eğiliyor ve Güneş, Satürn’ün güney kutbuna ve halkalarının alt kısmına ışık tutuyor.

NASA’nın güneş yelkenleri uzaya açılmayı başardı!

İlginç bir şekilde, Satürn’ün yörüngesinde iki kısa dönem bulunuyor. Bu kısa dönemlerde halkalar doğrudan Güneş’e bakıyor ve bu olaya “ekinoks” deniyor. Ekinoks sırasında hem kuzey hem de güney yarımküreler kısa bir süre eşit miktarda güneş ışığı alıyor. Neyse ki halkaların kaybolması kalıcı bir durum değil. Bu durum, her 29,5 yılda bir tekrarlanan geçici bir kozmik olay.

Bu süre, Satürn’ün Güneş etrafındaki dönüş süresine denk geliyor. Mart 2025’ten sonra Satürn’ün eksen eğikliği halkaları tekrar görünür hale getirecek. Daha sonra Kasım 2025’te halkalar yeniden kaybolacak. Satürn’ün eksen eğikliği nedeniyle, halkalar 2032 yılına kadar tam olarak görünür olmayacak. Unutmayalım ki halkaların kaybolması bir süreç ve bu süreç içerisinde halkalar giderek daha görünür hale gelecek.

Lenovo, yapay zekalı laptop modelini duyurdu!

0

Teknoloji dünyası sınırları zorlamaya devam ediyor! Lenovo, Berlin’deki IFA 2024’te tanıttığı Auto Twist AI PC konseptiyle geleceğe göz kırpıyor. Ses komutlarıyla yönetilebilen ve motorize bir menteşe yapısına sahip olan bu dizüstü bilgisayar, kendiliğinden katlanabiliyor ve ekranını kullanıcının hareketlerine göre döndürebiliyor. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Lenovo, yapay zekalı laptop modeliyle gündem oldu

Lenovo’nun bu yenilikçi konsepti, 20 yılı aşkın süredir kullanılan döndürülebilir 2si1 arada laptop tasarımına yeni bir soluk getiriyor. Günümüzdeki çoğu 2’si 1 arada dizüstü bilgisayar, 360 derece dönebilen menteşeler sayesinde tablet moduna geçebiliyor. Ancak Lenovo’nun Auto Twist AI PC modeli, eski tip merkez menteşe üzerine dönen tasarımı motorize hale getirerek fark yaratıyor ve kullanıcının hareketlerini algılayarak ekranını otomatik olarak döndürebiliyor.

Lenovo, yapay zekalı laptop modeliyle gündem oldu. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Örneğin, odada dolaşırken ekranın sürekli size dönük kalması özellikle video görüşmelerinde büyük kolaylık sağlayabilir. Özellikle bir sunum yaparken bu özellik oldukça kullanışlı olabilir. Auto Twist AI, sadece bir dönüş mekanizmasından ibaret değil. Aynı zamanda ses komutlarına da yanıt verebilen bir yapıya sahip.

Intel yönetiminden sürpriz karar!

Kullanıcının sesli talimatlarını algılayabilen cihaz, farklı modlar arasında kolayca geçiş yapabiliyor. Bu özellik, özellikle fiziksel engelli kullanıcılar için büyük kolaylık sağlayabilir. Lenovo’nun İletişim Direktörü Jeff Witt, bu tür konseptlerin henüz nihai bir amaca hizmet etmeyebileceğini, ancak gelecekteki ürünlerde bu teknolojilerin bazı unsurlarını görebileceğimizi belirtiyor.